PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Akp Alevİlerİn ÇiĞliĞini Duymadi


heterodoks
14.04.2006, 15:10
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Başkanı Kazım Genç ile Alevi Bektaşi Federasyonu Başkan Yardımcısı Ali Kenanoğlu, 2004te cemevlerinin Alevilerin inanç merkezi olduğuna dair 600 bin, zorunlu din dersinin kaldırılması için de 1 milyon imza toplayıp hükümete verdiklerini, ancak AKPnin bunu duymayarak asimilasyonu hızlandırdığını söyledi. Alevi temsilciler, hızlı asimilasyona karşı çocuklarını din derslerine sokmayacak, hazine arazisi üzerine cemevi inşa edecek, meydanlarda gösteriler yapacak.

www.gundemimiz.com Talip KAYNAR 13.04.2006




Alevi kurum temsilcileri, daha önce Alevilerin hak talep etmekten ziyade çoğunlukla muhalif bir kimlikle hareket ettiklerini ama, bundan sonra hak verilmez hak alınır öğretisinden yola çıkarak haklarını alacaklarını söylüyor. Pirsultan Abdal Kültür Dernekleri Başkanı Kazım Genç ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Ali Kenanoğlu, Alevileri sivil itaatsizlik eylemleri yapma kararına iten sebepleri ve hangi tarzda eylemler yapacaklarına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Alevileri sivil itaatsizliğe iten sebepleri nelerdir?


Pirsultan Abdal Kültür Dernekleri Başkanı Kazım Genç: Alevi toplumunun üzerinde yüzyılları aşan bir toplumsal baskı var. Aleviler ne yazık ki kendi haklarını talep etmekte mahçuplar. Kendi haklarını talep etmekte korkak davranıyorlar. Demek ki yüzyılları aşan toplumsal baskı yüzünden kendi inanç mabetleri olan cemevini talep etmekte ürkek davranıyolar. Yaklaşık 10-15 yıllık bir mücadele, insanlara kendi haklarını talep etme noktasında özgüven vermiş durumda. Bu özgüvenin yeterli noktada olmadığını görüyoruz. 12 Eylül Askeri Darbesi sonucu 12 Eylül Anayasası'nın getirdiği zorunlu din dersleri bizim gençlerimizi şeriatın pençesine itmiştir. Bu bağı koparmak gerekiyor. İnanç kişiye özgüdür, kişi belirler ve inancını kişi yaşar. Daha on yaşında kendi hakkını kullanmada yetersiz, reşit olmayan bir çocuğa at gözlüğünü taktıracak tarzda bir bakışı aşılatırsanız bu kişi özgür olmaz. Beyinsel olarak özgür olmaz. İnanç olarak özgür olmaz. Aleviler hiçbir zaman şiddete bulaşmadılar. Bu son 20-30 yıl içerisinde Aleviler Maraş'ta, Sivas'ta, Gazi'de daha birçok yerde katliama şiddete uğramalarına rağmen şiddete başvurmadı. Bundan sonra da şiddete yönelmeyecek. Şiddete yönelmeden kendi haklarımızı dönem dönem sivil itaatsizliği de ön plana çıkararak uygulamaya kalkacağız.


Sivil itaatsizlik yoğunca tartışılıyor. Hangi tarzda ve nasıl bir eylemliliği benimseyeceksiniz?


K. Genç: Bunu somutlaştırmak gerekirse birincisi, zorunlu din dersleri kapsamında çocukların zorunlu din dersi almamaları için gerekirse derslere girmemelerini sağlayacağız. Bu konuda Hasan Zengin adlı yurttaşımızın başlatmış olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Pirsultan Abdal Kültür Derneği tarafından taşınmış olan zorunlu din dersinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) aykırı olduğu dava kuvvetli bir ihtimalle karara bağlanacak. Sözleşmeye aykırı olan bu durum yüzde 99'luk bir şekilde kabul edilecektir. Bu kabul edilmişlik bizim elimizde hukuki bir dayanak oluşturacaktır. Bu hukuki dayanakla insanlarımız zorunlu din derslerine çocuklarını göndermeyeceklerdir. Zorunlu din dersinin AİHS'e aykırı olduğuna dair Hatice Köse adlı arkadaşımızın kendi oğlu ile açmış olduğu davayı mahkeme reddetti. Temiz ettik şu an Danıştay'dadır. Keza Ali Kenanoğlu arkadaşımızın oğlu ile ilgili açmış olduğu dava halen sürmektedir. Bunları da AİHM'e taşıyacağız. Gelecek günlerde insanlarımızı sivil itaatsizliğe ikna ederek yüzlerce, binlerce, on binlerce insanımız çocuklarının zorunlu din dersine gönderilmemesi noktasına gelip göndermeyeceklerdir. Zorunlu din dersi bu ülkede yaşayan herkesin temel hak ve hürriyetlerinin ihlalidir. Bu nedenle zorunlu din derslerinin kaldırılması için sivil itaatsizliği en üst noktaya çıkaracağız.

İkincisi, nüfus kağıtlarındaki din hanesinin kaldırılması gerekmektedir. Nüfus kağıtları insanların kimliğidir. İnancın inanç özgürlüğü sebebiyle açıklanması zorunlu olmamalıdır. Bu konuda da AİHM'e açtığımız bir dava var. İzmir'den Sinan Işık arkadaşımızın nüfus kağıdının din hanesindeki İslamı kaldırın Alevi yazın diye açtığı davanın reddetilmesi üzerine, bizim nüfus kağıtlarında din hanesi olmasının temel hak ve özgürlüklere aykırı olmasından dolayı açmış olduğumuz dava da sürmektedir. Bu konuda da sivil itaatsizlik olacaktır. Mesela insanlarımız çocuğunu götürüp, 'Kardeşim din hanesinin kaldırılmasını istiyorum' diyecekler.

Keza Alevilerin inanç merkezlerinin cemevi olduğu konusunda şimdiye kadar yürütülen bir mücadele vardır. Bu mücadelede en güzel örneği Sultanbeyli'de temel atarak vermiş olduk. Bu da bir sivil itaatsizlik örneğidir. Biz bundan sonra cemevine izin verilmemesi durumunda belediyenin veya hazinenin arazisine gidip cemevi inşa edeceğiz. Burada yapmak istediğimiz insanları hukuksuzluğa teşvik etmek değildir. Köhnemiş çağdışı kanunları bu yöntemle ortadan kaldırmaktır.

Biz cemevlerinin Alevilerin inanç merkezi olduklarına dair 2004 yılında 600 bin imza topladık. Avrupa bunu kabul ederken, AKP ise çığlığımızı duymadı ve hiçbir şey yapmadı.

Sivil itaatsizliğin birçok boyutu var, bazılarını değerlendirdiniz. Bunlardan daha aktif olan sokak eylemliliğini de yapmayı planlıyor musunuz?


K. Genç: Biz bundan sonra haklarımızı talep etmek için sokak eylemliliklerine başlayacağız. Zorunlu din dersinin kaldırılması için 2004'te başlatmış olduğumuz bir milyonluk imzayı hükümete sunduk, fakat hükümet bunu duymadı. O zaman biz de kitlesel eylemliliklerle sokağa döküleceğiz. Pasif eylemlilikler sonuç almadı, daha aktif eylemliliğe geçeceğiz. Gelecekte daha somut eylemleri tüm Alevi kurumları ile tartışıp programlaştıracağız. Sivil itaatsizliğin kamuoyunda ve Alevi toplumunda tartışılmasına ihtiyaç vardır.


Alevi Bektaşi Federasyonu olarak hangi nedenler sizi sivil itaatsizlik kararını almaya itti? Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?


ABF Genel Başkan Yardımcısı Ali Kenanoğlu: Alevi Bektaşi Federasyonu'nun Danışma Kurulu toplantısında Türkiye çapındaki cemevlerinin başkanlarının katıldığı toplantıda çeşitli kararlar alındı. Bu kararlardan bir tanesi de sivil itaatsizliktir. Ve sivil itaatsizliğin eyleme konmasıydı. Buna iten sebepler şunlardır. Hak verilmez hak alınır öğretisini bugün burda Sultanbeyli'de yaşıyoruz. Verilen haklar bir lütuf olarak sizden kolaylıkla geri alınabilir. ABF bugüne kadar yasallık çerçevesinde haklarını almak için hukuki mücadeleler verdi. Bu mücadeleyi vermeye de devam edecektir. Zorunlu din dersi, Diyanet İşleri ve Aleviliğin tüm hakları konusunda hukuki mücadelesini verdi. Son süreçte özellikle AKP iktidarının Alevileri asimilasyona yönelik politikaları yani Aleviliği tanıyıp kendi çizdikleri çerçevede tanımaları bizleri bu noktada düşündürmüştür. Ya da yeni tedbirler almamız gerektiği kanısını uyandırmıştır. AKP, Alevileri yok saymıyor ama, Alevileri İslam'ın bir alt tarikatı yani mezhebi de değil bir alt tarikatı olarak değerlendiriyor. İbadethanesinin cami olduğunu, ibadetinin namaz olduğunu haccın, zekatın Alevi inancı olduğunu belirtiyorlar. Alevilerin Müslümanlığın bir parçası olduğunu söylüyorlar. Cemevlerinin de bir ibadethane olamayacağını bir tarikatevi olabileceğini söylüyorlar. Zorunlu din derslerine Alevilikle ilgili bölümleri İslamın Sünni yorumu şeklinde müfredata koyarak Alevi gençlerine okutmaya çalışıyorlar. Bunun karşısında ivedilikle alınması gereken tedbirler var. Bu uygulamalar karşısında ABF sivil itaatsizlik kararı aldı.

Aleviler haklarını talep ederlerken daha pasif bir eylem tarzını bugüne kadar denediler neden daha aktif eylem yapma kararı aldınız?


A. Kenanoğlu: Bizleri bu karara iten sebeplerin başında asimilasyonun çok hızlı bir şekilde yapılmaya başlanmasıdır. İslamlaştırma, sünnileştirme politikasına bir hız verilmesinden kaynaklanıyor. AB sürecende AKP ustaca bir manevra çiziyor. Alevilerin haklarını vermekten ziyade bu süreci asimilasyonun bir parçası olarak kullanıyor. Böyle bir sinsi planın içerisindedir, onun için sivil itaatsizliği kullanmamız lazım. Demokratik ve meşru çerçevede, yurttaşlığın bir gereği olarak sivil itaatsizlik doğrultusunda sokağa çıkacağız. n İSTANBUL

Alevi köylerinde cami kampanyası sürüyor

ABF Danışma Kurulu'nun toplantı sonucunda 'Sivil itaatsizlik' kararını almaya iten sebepler şöyle sıralandı:


1- Demokrasinin ve siyasi hakların 'yukarıdan aşağıya', yani resmi ideolojinin sunduğu oranda kullanılmasını dayatan zihniyet kurgusunda bir değişim olmamıştır. Türkiye'ye özgü 'demokrasi' ve 'laiklik' düşüncesinin sadece elit bir kesimin çıkarı lehine kullanıldığı gerçeği halen değişime uğramamıştır.

2- AB üyeliği sürecinde; bireysel özgürlüklerin, farklı kimliklerin tanınması için demokratik zihniyet kurgusuna ihtiyaç vardır. Özgürlükçü, eşitlikçi ve çoğulcu, katılımcılığı esas alan bir Anayasa, Türkiye için 'olmazsa olmaz' bir zaruriyet olarak karşımıza çıkıyor. AKP hükümetinin Alevilere dönük ayrımcı, inkarcı ve asimilasyoncu tavrında bir değişim olmamıştır. Alevi örgütlenmeleri, ulusal ve uluslararası ölçekteki diplomatik girişimleri ve mücadelesi ile AKP hükümetinin Alevileri taraf olarak görmeyen tavrını teşhir edecektir.

3- Alevi köylerine cami yapma girişimleri devam ediyor. Alevi köylerine cami yapma girişimlerinin özellikle İç Anadolu Bölgesi'nde, bu dönem daha da artmaya başladığını belirtmeliyiz. En somut örnek ise Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesine ve Ardahan ilimize bağlı köylerde yaşanmaktadır. İğdeli köyünde de caminin temeli atılmış ama cami inşaatına, Alevilerin imza kampanyaları ile ciddi itirazlar var.

4- 82 yıldır var olan Diyanet İşleri Başkanlığı, Sünni-Hanefi inancın temsilcisi olarak, politik bir yapılanma haline gelmiştir. Bu kurum anti laik yapılanması ile Türkiye'nin çağdaş ve laik geleceğinin önünde engeldir.

5- AKP nüfus cüzdanlarındaki din hanesinin çıkarılması talebine ilişkin, Müslümanları 'kimliksizleştirmeye' ve 'kişiliksizleştirmeye' kadar gideceği iddiası ile 'Müslüman ailelerin İslam ibaresini kullanması gerekir' demektedir.

6- Partiler, bir yandan laik devletten yana ve laikliği savunur görünürken, diğer yandan Sünni/Hanefi inancının devlet eliyle egemenliğine itiraz etmemektedirler.


www.gundemimiz.com Talip KAYNAR 13.04.2006

heterodoks
14.04.2006, 19:07
ALEVİLER SOKAĞA ÇIKIYOR!

Cuma, Nisan 14, 2006

TALİP KAYNAR


Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), düzenlediği Danışma Kurulu toplantısında Alevilerin taleplerinin dikkate alınmadığı görüşünde birleşerek, sivil itaatsizlik kararı aldı. ABF tarafından düzenlenen Danışma Kurulu toplantısı, 26 Mart 2006'da Hacıbektaş-ı Veli Kültür Vakfı'nda düzenlendi. Toplantıya Türkiye'deki 105 Alevi temsilcileri ile Avrupa Alevi Bekteşi Konfederasyonu ve Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu üyeleri katıldı. ABF Genel Sekreteri Fevzi Gümüş, Alevilerin haklı talepleri için önümüzdeki süreçte sokağa döküleceğini ifade ederek, 'Bugüne kadar Aleviler daha pasif olarak kendi taleplerini dile getiriyorlardı. Fakat görüldü ki hükümet göz boyamadan başka herhangi bir adım atmadı. Onun için biz önümüzdeki süreçte taleplerimiz yerine getirilene kadar sivil itaatsizlik eylemlerini geliştireceğiz' diye konuştu.


'Sıkıntılar zulme dönüştü'


Alevilerin inanç anlayışlarından kaynaklı asırlardır çözüm bekleyen sorunlarının bulunduğunu belirten Gümüş, hükümetlerin buna kayıtsız kaldığını dile getirdi. Alevilerin yaşadığı sıkıntıların 'zulüm noktasına geldiğini' vurgulayan Gümüş, şöyle devam etti: 'Alevi çocuk ve gençlerinin din derslerine girmeyerek boykot etmesini, toplu olarak mahkemelere dava açılmasını, devletin katılmış olduğu Alevi törenlerinde karşı eylemler düzenlenmesini, zorla cami yapılması istenen Alevi köylerinde binleri oraya yığarak eylem gerçekleştirilmesi gibi artık daha aktif bir eylemlilik sürecine gireceğiz. Sultanbeyli'de belediyenin izin vermemesine rağmen orada cemevinin açılışı yapılacaktır. Bu da sivil itaatsizliğe örnek teşkil etmektedir.'


İşte Alevilerin sıkıntıları


ABF Danışma Kurulu'nun toplantı sonucunda 'sivil itaatsizlik' kararını almaya iten sebepler şöyle sıralandı: 'Demokrasinin ve siyasi hakların 'yukarıdan aşağıya', yani resmi ideolojinin sunduğu oranda kullanılmasını dayatan zihniyet kurgusunda bir değişim olmadı. Türkiye'ye özgü 'demokrasi' ve 'laiklik' düşüncesinin sadece elit bir kesimin çıkarı lehine kullanıldığı gerçeği halen değişime uğramadı. AB üyeliği sürecinde; bireysel özgürlüklerin, farklı kimliklerin tanınması için demokratik zihniyet kurgusuna ihtiyaç var. AKP hükümetinin Alevilere dönük ayrımcı, ink‰rcı ve asimilasyoncu tavrında bir değişim olmadı. Alevi örgütlenmeleri, ulusal ve uluslararası ölçekteki diplomatik girişimleri ve mücadelesi ile AKP'nin Alevileri taraf olarak görmeyen tavrını teşhir edecek. Alevi köylerine cami yapma girişimleri devam ediyor. En somut örnek ise Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesine ve Ardahan ilimize bağlı köylerde yaşanıyor. İğdeli köyünde de caminin temeli atıldı, ama cami inşaatına, Alevilerin imza kampanyaları ile ciddi itirazları oldu. 82 yıldır var olan Diyanet İşleri Başkanlığı, Sünni-Hanefi inancın temsilcisi olarak, politik bir yapılanma haline geldi.'


Kaymakam da cemevine karşı çıktı


İstanbul Sultanbeyli'de yaşanan cemevi tartışması ilçe kaymakamının yazısıyla yeni bir boyut kazandı. Kaymakam Kaya Çıtak, 8-9 Nisan'da temeli atılacağı duyurulan ancak belediyenin izin vermediği cemevi inşaatının 'yasal olmadığını' savundu. Çıtak'ın yazısına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sultanbeyli Şube Başkanı Sadegül Çavuş ise, 3 yıldır yasal olarak girişimde bulunduklarını belirtirken, her seferinde kendilerine yeni engellerin çıkarıldığını öne sürdü. Çavuş, 'Biz üç yıldır yasal olarak girişimlerimizi yapıyoruz. Ancak, her seferinde bize zorluk çıkarılıyor. Parasını verip aldığımız arazi bile imar değişikliği ile elimizden alınmak isteniyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir' dedi. Çavuş, AKP'li belediyelerin inançlar arasında çifte standart uyguladıklarını belirterek, Göztepe'ye cami projesini anımsattı. Çavuş, 'Aynı iktidar yeşil olan Göztepe Parkı'na cami yapmayı planlıyor. Nedense iş cemevine gelince arazi yeşil alan ilan ediliyor. Bunu anlamak mümkün değil. Göz göre göre bizim mülkümüze el konulmaya çalışılıyor. Buna asla müsade etmeyeceğiz' diye konuştu.

Daha önce mahkemelik olan cemevinin bulunduğu arazi konusunda mahkeme, derneği haklı bulmuştu.