PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tema Vakfı Çalışmaları!... (sevecenbaba2005'in 2005'inci Mesajıdır!...)


sevecenbaba2005
01.10.2007, 22:12
Meşe Projesi



[Only Registered Users Can See Links]


Meşe Projesi nedir?

Tarihte "Meşe Denizi" olarak bahsedilen Anadolu'da bugün 6.500.000 hektar alanı kaplayan meşe ormanlarının 5.750.000 hektar alanı bozuk ve çok bozuk meşe ormanlarından oluşmaktadır.

TEMA Vakfı - Orman Bakanlığı işbirliği ile1998 yılından beri sürdürülen "Meşe Projesi" dünyanın en büyük ağaçlandırma projelerinden biridir.


[Only Registered Users Can See Links]


Yurt çapında 1 milyon hektar alanda sağlıklı meşe ormanları oluşturmayı hedefleyen "Meşe Projesi" meşe tohumu ekimi, meşe fidanı dikimi ve canlandırma kesimi (meşe rehabilitasyonu) çalışmalarını hedeflemektedir. Projenin toplam maliyeti 1,8 milyar $'dır.

TEMA Vakfı'nın Orman Bakanlığı ile işbirliği sonucu, başta halkımız olmak üzere özel - kamu sektörü, Türk Silahlı Kuvvetleri, Eğitim Kurumları'nın destekleriyle 1998-2004 yılları arasında 640 milyon adet tohum toprakla buluştu.
Bu proje dünyamızın içinde bulunduğu küresel ısınma tehdidine karşı mücadeleye, Türkiye’nin katkı projesidir.

Neden Meşe ?

1. Ülkemizin her coğrafi bölgesine yayılmış 18 türü vardır.
2. Derin ve saçak kök sistemi ile toprağı korur, erozyonu önler,
3. Yeraltı sularının geçirgenliğini artırır, yağış sularını yeraltına indirerek yeraltı sularının, kaynakların ve akarsuların beslenmesini, sürdürülebilirliğini sağlar,
4. Çeşitli hayvanlara doğal barınak olur,
5. Yaprakları ve meyveleri ile toprağı ve hayvanları besler, ıslah eder. Ekolojik, ekonomik ve biyolojik değere sahiptir.
6. TEMA Vakfı, 1992 yılında Türkiye'nin geleceğini tehdit eden erozyon ve çölleşme tehlikesine karşı toplumsal duyarlılığı arttırmak ve bu mücadelenin bir devlet politikası haline getirilebilmesi sağlamak için kurulan 265 bini aşkın gönüllüsü bulunan bir sivil toplum kuruluşudur. TEMA Vakfı bu mücadelesini kamuoyunun desteğiyle ağaçlandırma projeleri, erozyon önleme amaçlı kırsal kalkınma, mikro havza, mera ıslahı, doğal varlıkları koruma amaçlı örnek projeler uygulayarak sürdürmektedir. TEMA Vakfı'nın projeleri ile ilgili ayrıntılı bilgilere ulaşmak için ([Only Registered Users Can See Links] kirsal_kalkinma_projeleri .htm) tıklayınız.

Ben de Meşe Projesine katılmak istiyorum !

Şubelerden Katılım:

En az 9 adet tohum için 3,00 YTL. ve katlarını aşağıdaki hesap numaralarına tüm şubelerden ücretsiz havale yapabilirsiniz. Talep etmeniz durumunda en az 15 YTL tutarındaki 45 tohumluk bağışınıza sertifika hazırlanmaktadır. Sertifika istiyorsanız, bağış bilgilerinizi içeren dekontu ve irtibat bilgilerinizi 0212 281 11 32 nolu faksa göndermeniz yeterlidir.

Banka Şube Hesap No
Ziraat Bankası Levent 1576822-5001
Halkbankası Beyoğlu 16000001
HSBC Merkez 706-012-0412-282

Kolay Katılım:

Yapı ve Kredi Bankası, İş Bankası, Garanti Bankası, Denizbank, Akbank ve Tekfenbank’ın ATM makinelerinden tek tuşla projeye katılabilirsiniz.
İnternet yoluyla katılım:

İş Bankası , Akbank, ve HSBC Bank’ın internet sitelerindeki Meşe Katılım Formu'nu tıklayarak kredi kartı bilgilerinizle güvenli biçimde katılabilirsiniz.

Kredi Kartı Yoluyla Katılım:

Dilersiniz Kredi Kartınızla Online Meşe Bağışında bulunabilirsiniz.

[Only Registered Users Can See Links] Yoluyla Katılım:

"Türkiye İçin 100 Milyon Mesaj: TEMA Vakfi, ozyasar.NET arasında imzalanan protokolle, TEMA Vakfı'nın 1998 yılından bu yana Çevre ve Orman Bakanlığı işbirliği ile sürdürdüğü Meşe Projesi çerçevesinde meşe tohumlarını toprakla buluşturacak "Türkiye için 100 milyon mesaj" kampanyası başlatılmıştır.

Proje çerçevesinde herhangi bir ücret ödemeksizin adınıza 20 sms reklam gönderilmesine izin verdiğiniz takdirde, adınıza 9 meşe tohumu toprakla buluşturulacaktır. Türkiye de ilk defa uygulanan hedef kitle temelli Türkiye İçin 100 Milyon Mesaj Projesi'nde amaç yüksek katılım sağlanması ve reklâm verecek sponsorlar ile meşe tohumlarının ekimi için gerekli desteğin teminidir.

Bu projede ozyasar.NET, TEMA Vakfi ile arasında imzalanan protokol gereğince bağışçıdır. TEMA Vakfi tüzel kişiliğinin protokolde geçen işbirliği sınırları dışında; [Only Registered Users Can See Links] web sitesi ile ilgili herhangi bir hukuki ilişkisi yoktur. TEMA Vakfının bu web sitesi veya sahipleri ile herhangi bir ortaklığı yoktur. Projedeki tüm çalışmalar TEMA tarafından sürekli denetlenmektedir.

Siz de Meşe Ekin!

[Only Registered Users Can See Links]


------------------------------- * * * * * -------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
01.10.2007, 22:47
Ağaçlandırma Projeleri ([Only Registered Users Can See Links])


Kırsal Kalkınma Projeleri ([Only Registered Users Can See Links])


Yasal Çalışmalar ([Only Registered Users Can See Links])



TEMA Vakfı'nın Hukuksal Çalışmaları



TEMA Vakfı'nın hukuksal çalışmaları, "Mevzuat Çalışmaları" ve "Davalar" olarak iki ana başlıkta değerlendirilebilir. Eylül 1992 yılında kurulan TEMA Vakfı'nın hukuksal alandaki ilk ve en büyük başarısı 38 yılda çıkartılamayan dört kez kadük olan "Mera Yasası" nın TBMM'de 1998 yılının Şubat ayında "oybirliği" ile kabul edilmesi olmuştur. Nisan 1998 yılında da Ankara'da geniş katılımlı bir toplantıda, mera, toprak ve su ve orman için mevzuat komisyonları oluşturulmuş ve bu komisyonlara ilgili bürokratlar, öğretim üyeleri ve hukukçular katılmışlardır. Bunlardan mera komisyonu "Mera Yönetmeliği"ni hazırlamış ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Toprak - su Komisyonu "Toprak Yasaları"nı hazırlamıştır. Bu taslakların yasalaşması için gayretler devam etmekte olup, orman komisyonu da çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıca su ile ilgili olarak da, "Çerçeve Su Yasası" ve "Havza Yönetimi" konularında çalışmalar sürdürülmektedir.

TEMA Vakfı'nın ilk davası 1997 yılının Eylül ayında ve gönüllü destekle açılmıştır. Bilahare Vakıf Yönetim Kurulu kararıyla "Hukuk Danışmanlığı" 01 Ocak 1998 yılında faaliyete başlamıştır. Prensip olarak ülke genelini ilgilendiren idari eylem ve işlemler için dava açılmakta, bölgesel sorunlarda ise açılan davalara müdahil olunarak destek olunmaktadır. Ülkenin orman ve toprak varlığını ilgilendiren idari işlemlere (yönetmelikler) karşı açılan davalar, dokuz adet turizm merkezi iptali için açılan davalar ile, yüzer gezer santraller için toplam dört dava ve doğal sit alanlarına her tür enerji santrali yapımına izin veren idari eylemler için açılan davalar bunların kamuoyunda en ilgi çekici olanlarıdır. Davalar hakkında ayrıntılı bilgi TEMA İnternet Sitesi ile TEMA Vakfı'nın Açtığı Davalarda Son Gelişmeler ekinde mevcuttur. Açılan davalarda en çok kamu yararı değerlendirilmesi ve karşılaştırılması sonucu ÜSTÜN KAMU YARARI gerekçe olarak gösterilmiş ve ilk defa Danıştay 6ncı Dairesinin karar gerekçesi ÜSTÜN KAMU YARARI'na dayanmıştır. Bu da hem ülke, hem İdari Yargılama ve hem de TEMA Vakfı adına çok önemli bir başarıdır.


TOPRAĞA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER İÇİN GEREKÇE


[Only Registered Users Can See Links]



1. SUNUŞ :


Ekonomik kalkınma ve toplumsal gelişme sürecinde, etkinlikle kullanılması gereken politika araçlarının başında "doğal üretim kaynaklarının korunması, gelişimi ve verimli kullanılması" işlevi gelmektedir.

Evren ölçeğinde geçerli olan bu gereklilik, ülkemizin özel koşulları ve bu alanda yaşanan çok yönlü ve boyutlu sorunlardan ötürü, ivedi bir zorunluluk özelliği göstermektedir.

Bütünlükçü bir yaklaşımla ele alınması gereken bu kaynaklar kapsamında, hem işlevsel etkinlik hem de ülkemiz özelinde hızlanan olumsuz süreç nedeniyle, toprak kaynaklarının öncelikle gündeme getirilmesi gerekmektedir. Üretilmesi ve yenilenmesinin olanaksızlığı, toplumun yaşam ve besin güvenliğini sağlaması ve ekonomiye değer yaratmak misyonu gibi, temel ve yaşamsal işlevler, toprağa yönelik koruma ve geliştirme çabalarının zaman yitirilmeden yerine getirilmesini zorunlu kılmaktadır.

"Koruma - geliştirme ve verimli kılma" süreci, kuşkusuz "ekonomik – toplumsalteknolojik – yönetsel – finansal - hukuksal ve bütün bu nedenlerle siyasal" boyutları bulunan, çok yönlü ve boyutlu, politika ve stratejileri gerektirmektedir. Bu politika ve stratejiler bütününün, etkili ve belirleyici temellerinden birisini ise yasal düzenlemeler oluşturmaktadır". "Koruma – geliştirme - kullanma süreçlerinin bir hukuki dayanağa oturtulması gereği, sorunların bir bölümünün yeterli yasal düzenleme bulunmamasından doğmuş olması ve kimi sorunlara var olan hukuki düzenlemelerin kaynaklık etmiş bulunması" gibi nedenlerle, çözümleyici - gerçekçi yeni yasal düzenlemelerin yapılması, bütünlükçü stratejinin temel bir ön koşulu niteliğini taşımaktadır.

"Korumacı-geliştirmeci ve verimli kılıcı" bütünlükçü stratejiye hukuki temel oluşturacak böylesi düzenlemelerin niçin gerekli olduğunu açıklamak amacıyla, bu rapor hazırlanmıştır. Yasal düzenlemelerle ilgili "genel gerekçeleri-çözüm üretilmesi gereken sorun alanlarını-çözümleyici ilke ve doğrultuları-çözümleme yöntem ve araçlarını - bu yöntem ve araçların hangi işlevlerle yerine getirileceğini – bu işlevlerin ne tür kamusal ve toplumsal örgütlemelerle uygulanacağını" açıklamak için hazırlanan bu değerlendirme, ilgili kesimlerin katkılarıyla geliştiği ölçüde, amacına ulaşmış olacaktır.


2. TOPRAK VE YASAL DÜZENLEME GEREĞİ :



[Only Registered Users Can See Links]



Dünya ölçeğinde yaygınlaşan ve giderek geçerlik kazanan SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA ilkesi, toplumsal, ekonomik ve siyasal tüm gelişme – kalkınma yaklaşımlarının, bu temelde yönlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Kalkınmanın maddi temelini oluşturan ve başta toprak, su, hava ve canlılar topluluğu olmak üzere, tüm doğal üretim kaynak ve olanaklarıyla, tüm çevresel değerlerin öncelikle KORUNMASI ve daha sonra GELİŞTİRİLEREK VERİMLİ KULLANILMASI ise bu ilkesel yaklaşımın "yönlendirici ve belirleyici" bir ön koşulu niteliğini, kazanmış bulunmaktadır.

Özetlenerek tanımlanmaya çalışılan bu yaklaşım, kuşkusuz, karşılıklı olarak birbirini etkileyen bu kaynak ve değerler bütününün , ortaklaşa kavranmasını gerektirmektedir.

Ne var ki, "DOĞAL DENGEYİ" gözeten bütüncül yaklaşımın gerektirdiği bu stratejinin, tümden, eş zamanlı ve eş etkili bir süreçle yaşama geçirilmesi, oldukça güçtür. O nedenle, kimi kaynaklar özelinde öncelik seçimlerinin yapılması, kaçınılmaz görünmektedir.

Bu öncelik kapsamında ele alınması gereken ilk kaynak topraktır. "Üretilmesi ve yenilenmesinin olanaksızlığı, üretimin gerçekleştirildiği ilk kaynak olması ve olumsuz kullanımları güdüleyici özel mülkiyete konu oluşturması" gibi özellikleri ve giderek hızlanan - yaygınlaşan bozulma ve yok olma süreci, toprağın diğer kaynaklar karşısında, daha duyarlı bir anlayışla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

- Ekonominin gelişmesi ve toplumun refahının sağlanması gereği ile toprağın korunması, yapısal verimliliğinin sağlanması ve amaca uygun - rasyonel kullanımı arasında, açık ve doğrusal ilişki bulunmaktadır. Toplumun besin güvenliğinin sağlanması, sanayi ve dış ticaretin girdi ve mal gereksiniminin karşılanması işlevleri öncelikle toprağın KORUNMASI ve VERİMLİ KILINMASI'na bağlıdır.

- Toplum ve ekonomi için bu ölçüde yaşamsal önem taşıyan toprak, yüz yüze bulunduğu doğal ve yapay sorunlar yumağı nedeniyle, trajik nitelikte bir bozulma ve yok olma sürecine girmiştir. Erozyondan - yanlış tarım uygulamalarına, amaç dışı toprak kullanımı talanından - toprak, su ve bitki kirlenmesine, çarpık toprak – insan ilişkilerinden - hukuki düzenlemelerin kaynaklık ettiği olumsuzluklara kadar, bir dizi sorun, topraklara öncelikle SAHİP ÇIKILMASINI ötelenemez bir ULUSAL SORUMLULUK haline getirmiştir.

- Üstelik, karşı karşıya bulunulan bu sorunların varlığı ve önemi konusunda, ilgili - yetkili karar süreçlerinde yeterli ilgi, duyarlık ve sorumluluk gösterilmediği için, sorun giderek daha da ağırlaşmaktadır. Ülkemizin toprak bakımından çok zengin olmadığı gerçeğine karşın, toprak savurganlığına, toprağa yönelen saldırılara karşı, önleyici nitelikte yasal - yönetsel etkinliklerin geliştirilememesi ve yaşananlara seyirci kalınması tavrı, tanımlanan bu olumsuzlukları daha da derinleştirmektedir.

Toplumun geleceği adına dramatik nitelik kazanan bu sorunlara daha fazla duyarsız kalınmamalıdır, kalınamaz. "ÜRETİLEMEYEN KAYNAK, BİR AVUÇ TOPRAK" anlayışının, toplumun tüm kesimleri ve öncelikle de "karar verenplanlayan - süreci etkileyen" sorumlu kesimleri tarafından, paylaşılması, ortaklaştırılması, bir canlı bilinç niteliğine dönüşmesi gereklidir. Kalkınma ve gelişme sürecinin tüm aşamalarında bu bilincin canlı tutulması, bu kaygının sorumlulukla yaygınlaştırılması, toplumun ve ekonomimizin sağlıklı geleceği bakımından zorunludur.

Karşı karşıya bulunduğu çok sayıda soruna rağmen, Türkiye toprağı, Türkiye'nin geleceğinin de umududur. Türkiye, bu toprakları kullanarak bitkisel ve hayvansal üretimini artıracaktır. Artan tarımsal üretim, kırsal toplumun gelirinin ve refahının gelişmesinin, kişinin doğduğu ortamda mutlu olmasının ve çağdaş koşullarda yaşamasının yolunu açacaktır. Böylesi gelişmeci bir süreç, kırsal alandan bir kopuş - bir kaçış biçiminde hızlanan sağlıksız göçü de, kent varoşlarında ortaya çıkan toplumsal, ekonomik, siyasal kaosu da önemli ölçüde engelleyebilecektir. Bütün bu nedenlerle Türkiye toprağı, geleceğin umudu olmanın yanında ülkenin toplumsal barışının sağlanmasının da temel güvencesidir.

Tanımlanmaya çalışılan nesnel zorunluluklar, toprağın KORUNMASI GELİŞTİRİLMESİ VE VERİMLİ KULLANIMI işlevlerinin ÜLKESEL ÖLÇEKLİ - ULUSAL NİTELİKLİ temel bir DEVLET sorumluluğu olmasını gerektirmektedir. Ekonomik-toplumsal-teknolojik-finansal ve hukuksal boyutlarıyla bütünleşmiş, yeni bir anlayış, bu temel sorumluluk doğrultusunda, daha fazla ertelenmemelidir. Böylesi, yeni – ilkeli - bütünlükçü bir yaklaşımın geçerli kılınması durumunda, topraklarımızın Türkiye'nin ihtiyaçlarına yetebileceğini görmek gerekmektedir.

Böylesi bütünlükçü bir stratejiyi gerektiren bu yaklaşımın, öncelikle atılması gereken adımlarından birisini yasal düzenlemeler oluşturmaktadır. KORUMA-GELİŞTİRME VE VERİMLİ KULLANMA amaçları, bir yandan bu amaçların somut plana nasıl yansıyacağını belirleyici temel ilke ve kuralların oluşturulmasını, öte yandan ise kural ve ilkeler doğrultusunda yerine getirilmesi gereken kamu işlevleri ile bireysel ve toplumsal sorumlulukların tanımlanmasını ve bunlara eş düşen yönetsel düzenlemelerin gerçekleştirilmesini, gerektirmektedir.

Bu rapor, süreçte doğal üretim kaynaklarının tümünü kapsayıcı olması düşünülen KORUMACI - GELİŞTİRMECİ VE VERİMLİLİĞİ GÖZETİCİ yaklaşımın, toprak boyutuna yönelik yasal düzenlemeleri gerektiren maddi temelleri açıklamak, nesnel göstergeleri özetleyerek sergilemek ve yasal zorunlulukları ortaya koymak, amacıyla hazırlanmıştır.

Aşağıda, "YASAL DÜZENLEME NİÇİN GEREKLİDİR" sorusuna yanıt niteliği taşıyacak, nesnel gerekçeler sunulmaya çalışılmıştır.

- Toprakların KORUNMASI - GELİŞTİRİLMESİ VE VERİMLİ KULLANILMASI amaçları aynı zamanda "üretkenlik - katma değer artışı - kalite gelişimi - kırsal toplumun refahının sağlanması" gibi, EKONOMİK NİTELİKLİ sonuçları da, beraberinde üretecektir.

- Bu amaçlar doğrultusunda sağlanacak gelişme, süreç içerisinde "kırsal toplumun çağdaşlık yönünde dönüşmesi, toprak - insan ilişkilerinin dengeli ve insan onuruna yaraşır biçimde değiştirilmesi, toplum yararına kullanım ve mülkiyet düzenlenmesi" gibi TOPLUMSAL ÖZELLİKLİ öngörülere de somut katkıda bulunacaktır.

- Bu amaçlara erişilebilmesi ölçüsünde, "doğal kaynakların toplumun geleceği olduğunu kavrayacak bilincin yaygınlaşması, bu anlamda demokratik örgütlülüğün ve etkinliğin sağlanması ve kırsal alanın demokratikleşmesi" gibi SİYASAL ÖZLÜ kazanımlara da katkı sağlanacaktır.

İlgili tüm bilim - uzmanlık çevreleri ve yönetim yetkililerinin katılımlarıyla başlatılan "yasal düzenleme" çalışmaları sonucunda hazırlanan taslak nitelikli ön değerlendirme raporları, konu ile ilişkili bütün kamu kuruluşları, üniversiteler ve sivil toplum örgütlerinin görüşlerine açılmıştır. Çok sayıda kurum ve kuruluşumuzun ortaya koydukları eleştiri - görüş ve öneriler gözetilerek taslak metinler yeniden değerlendirilmiştir.

Bu değerlendirme sonucu oluşan görüşler doğrultusunda, TOPRAK KORUMAGELİŞTİRME VE VERİMLİ KULLANMA AMAÇLARI için, öncelikle gerçekleştirilmesi gerekli, çerçeve nitelikli TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU ile kamu örgütü özellikli TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KANUNU gibi düzenlemelerin, ivedilikle T.B.M.M. gündemine taşınmasının gerekli olduğu görüşüne varılmıştır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

__G E N C O__
01.10.2007, 22:49
Çok duyarlı bir İnsansınız..Sizi Kutlarım :)

Bütün huzur Yeşillikte gizli :) ATATÜRK ağaçlık bir alanda oturup sohbet ederken ''Bu,rüzgarda hışır hışır ses veren yapraklar bana huzur veriyor.'' Demiş..

Emeğinize sağlık !..

sevecenbaba2005
01.10.2007, 22:57
3. KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE TANIMLAR :


Gerçekleşmesi düşünülen yasal düzenlemelerde, toprakla ilgili tüm boyut - öğe ve ilişki biçimleri konusunda kavramsal bir uzlaşıya gerek vardır. O nedenle, bu başlık altında terminolojik bir değerlendirme yapılmaya ve ilgili kesimlerce üzerinde uzlaşılan kavramsal tanımlar yapılmaya çalışılacaktır.

- Toprak : Kayaların ve organik artıkların parçalanarak ayrışması sonucu oluşan, yeryüzünü ince bir tabaka halinde kaplayan, biyolojik ve genetik kaynaklarla bitkilere yaşama, beslenme, gelişme ve dayanma ortamı oluşturan, yaşamın istikrarlı biçimde sürmesini sağlayacak ekonomik-toplumsal ve ekolojik maddi temel özelliğini taşıyan, yok edilebilir, bozulabilir, canlı bir doğal kaynaktır.

- Arazi : İklim, topoğrafya, hidroloji ve canlıların etkisi altında bulunan toprağın doğası, konumu ve niteliğinin belirlediği yeryüzü parçasıdır.

- Tarım Arazisi : Toprak ve topoğrafik özellikleri tarımsal üretim (bitkisel, hayvansal üretim) için uygun olan veya imar, ıslah ve ihya edilerek bitkisel ve hayvansal üretim yapmaya uygun niteliğe dönüştürülebilen, orman rejimi dışındaki arazilerdir.

- Orman Arazisi : Doğal olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık topluluklarının bulunduğu ve 6831 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımı yapılan alanlardır.

- Çayır Arazisi : Taban suyunun yüksek olduğu veya sulanabilir alanlarda biçilmeye elverişli, yem üretilen ve genellikle kuru ot üretimi için kullanılan arazilerdir.

- Mera Arazisi : Hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerdir.

- Mutlak Tarım Arazisi : Tarımsal üretim için fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin kombinasyonu sınırlayıcı olmayan ve tarım dışı amaçlarla kullanılmaması gereken arazilerdir.

- Öncelikli Tarım Arazileri : Mutlak tarım alanları dışında yöresel önemi bulunan ve yerel koruma komisyonları tarafından, tarımda kalması uygun görülen arazilerdir.

- Özel Ürün Arazileri : Mutlak ve öncelikli tarım arazileri dışında kalan, yöresel ve ekolojik özelliklerden ötürü yüksek gelir sağlayan bitkilerin yetiştirildiği arazilerdir.

- Potansiyel Kültür Arazileri : Toprak işlemesine açılmamış, ancak üzerinde mutlaka arazi ıslah çalışmaları yapılarak, geliştirilmeye elverişli potansiyel sergileyen arazilerdir.

- Büyük Ova Koruma Alanları : Tarımsal üretim potansiyeli ve arazi özellikleri göz önünde bulundurularak, sorumlu kamu kuruluşları ve kamu kuruluşlarının katılımcı kurullarının görüşleri sonucunda, ilgili Bakanlığın önerisi ile Bakanlar Kurulu'nca koruma altına alınması uygun bulunan büyük ovalardır.

- Erozyona Hassas Alanlar : Toprak, topoğrafya, iklim, çevresel etmenler, yanlış kullanımlar ve diğer nedenlerle toprak kayıplarının yüksek olduğu veya kaybolma riski yüksek bulunan alanlardır.

- Tarım Dışı alanlar : Üzerinde doğal toprağı bulunmayan veya çok az olan çıplak kayalık araziler, sürekli karla kaplı alanlar, ırmak yatakları, hareketli sahil kumulları, göl yüzeyleri ve endüstriyel amaçla ya da kentsel yerleşim ve benzeri amaçlarla kullanılmakta olup da, tarım arazisi niteliğini kaybetmiş veya eski zamanlarda bu amaçlarla kullanılmış ve üzerinde tarihi yapılar bulunan arazilerdir.

- Özel Koruma Alanları : Kültürel, tarihsel, turistik ve biyolojik çeşitliliğin korunması ile nadir tehlikeye açık veya kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler veya türler ile doğal olayların oluşturduğu seçkin örnekleri kapsayan, mutlak koruma altına alınmış alanlardır.

- Yaşlık Sorunu Olan Alanlar : Doğal ve yaban hayatın önemsiz olduğu, taban suyunun kullanımı engelleyecek düzeyde yüksek veya yüzeyde olduğu ya da bitkisel üretime olanak vermeyecek derecede sık taşkın alan ve yalnızca bu nedenlerden ötürü, tarımda kullanılmayan arazilerdir.

- Sulak Alanlar ve Bataklıklar : Doğal ve yaban hayatının önemli olduğu, sazlık, bataklık, turbalıklar ile doğal veya yapay, sürekli veya geçici, durgun veya akar, tatlı, acı ve tuzlu karasularını ve gelgit bölgelerinde suların çekildiği dönemlerde, 6 metreyi geçmeyen kıyı kesimlerini de kapsayan, suyla kaplı alanlardır.

- Arazi Yetenek Sınıflaması : Arazi bozulmasına ve toprak kaybına neden olmayacak biçimde, arazinin en uygun ve optimum kullanımını sağlayan koruma ve kullanım verilerinin ortaklaşa değerlendirilmesiyle yapılan ve toprakların tarımsal üretime uygunluk derecesi ile tarım dışı amaçlar için kullanım olanaklarını ortaya koyan ve toprak etütlerine dayandırılmış arazi sınıflamasıdır.

- Arazi Kullanım Planlaması : Ülke, bölge ve yöre çevre düzeni planları ve sürdürülebilirlik ilkelerini temel alan, ekonomik, toplumsal, teknolojik ve fiziksel koşullara göre arazinin farklı kullanım biçimlerini belirleyecek toprak ve su potansiyelini sistematik olarak değerlendiren, bu süreç ve öğeler arası ilişkileri ortaya koyan ve her kesim için bağlayıcılığı olan, süreklilik özelliği taşıyan ve katılımlı bir süreçle oluşturulmuş, rasyonel arazi kullanım kararlarıdır.

- Yerel Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kurulu : Katılımcı bir anlayış temel alınarak, ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları dahil, ilişkili bütün sivil toplum örgütlerinin yetkiyle ve gerektiğinde sorumlulukla katıldıkları, sosyal ve kırsal altyapı hizmetleriyle tarımsal altyapıların gerektirdiği arazi kullanımları için karar verme ve hizmetlerin gerekli kıldığı arazileri belirleme yetkisi kullanan, özerk yapılı ve il bazında oluşturulmuş yerel kurullardır.

- Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu : Katılımcı bir anlayış temel alınarak, ülkesel ölçekte toprak koruma ilke, kural ve kararlarını oluşturmak; bu doğrultudaki uygulamaların teknik ve yönetsel yönlendirmesini yapmak ve yerel, yöresel ve havza bazında ortaya çıkan toprakla ilişkili teknik nitelikli anlaşmazlıkların çözümünde teknik kurulu özelliği ile görev üstlenmek amacıyla, yetkili kamu kuruluşunun sekreteryasıyla ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarının, ilişkili bütün sivil toplum örgütlerinin yetkiyle ve gerektiğinde sorumlulukla katıldıkları, özerk yapılı, merkezi bir danışma birimidir.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
01.10.2007, 23:09
4. TANIMLAYICI GÖSTERGELERLE SORUN ALANLARI VE SORUNLAR :



Bilindiği gibi, genelde arazi ya da tarım arazisinin, özelde toprağın karşı karşıya bulunduğu sorunlar, doğal ve yapay olmak üzere iki ayrı temelden kaynaklanmakta ve çok sayıda değişken etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Evren genelinde yaşanan doğal denge bozulmasının görüntüleri, bir başka anlatımla bozulma sürecinin sonuçları niteliği taşıyan bu olumsuzlukların, genelde "yapısal yetersizlik - kaynak yitirilmesi ve kaynak bozulması" gibi farklı boyutlarda biçimlendiği gözlenmektedir. Özetle belirtilen bu sorunlar demeti aşağıda,

1. Toprağın doğal yetenek ve niteliklerinin yetersizliği
2. Toprak kaynaklarının yitirilmesi
3. Toprak kaynaklarının bozulması
4. Bunların giderilmesine yönelik korumacı ve geliştirmeci süreçlerin yetersizliği bazında ve ayrı başlıklar altında aktarılmaya ve belirleyici göstergelerle tanımlanmaya çalışılacaktır.

Sorunların nitel ve nicel boyutlarıyla ve gerçekçilik temelinde tanımlanması ve çözümlemeci olacağı düşünülen yaklaşımların maddi temeli ve gerekçeleri ortaya koyulacaktır. Bu çözümlemelerin amacına ulaşması ise sorun olarak belirlenen olguların gerçek neden ve kaynaklarının doğru saptanabilmesi ve "neden – sonuç çözüm" ilişkisini sergileyebilen bir tutarlılık anlayışının ortaya koyulabilmesiyle, bağlantılı biçimde somutlaşacaktır. O açıdan, aşağıda sorunları kaynaklarıyla, özelliklerini tanımlayıcı bir durum saptaması yapılmasına çaba gösterilmiştir.

Toprak kaynaklarıyla ve sorunlarıyla ilgili göstergeleri özetlemeden önce, iki önemli noktanın altını çizmek ve bu hususların toprakla ilgili sürecin her aşamasında geçerli olduğunu belirtmek gerekmektedir.

Bunlardan birincisi, "toprağın, diğer kaynaklara göre yenilenmesinin son derece zor ve çok uzun bir süreci gerektirdiği ya da özet bir anlatımla üretilmesinin olanaksız olduğu" somut gerçeğidir.

İkincisi ise her anlamda bir kısıt olan bu olumsuzluğun yalnızca ülkemize özgü olmadığı, evren genelinde yaşanan ve giderek hızlanan bir olumsuzluk olduğu, hususudur.

Tanımlama - betimleme-yorumlama ve çözümlemeci her aşamada, bu iki olgunun göz önünde bulundurulması, gerçekçi çözümler ve önermeler üretilmesi açısından gerekli bulunmaktadır.



4.1. DOĞAL POTANSİYEL YA DA YETERLİLİK SORUNLARI :


4.1.1. DÜNYA, TOPRAK KAYNAKLARI BAKIMINDAN ÇOK ZENGİN DEĞİLDİR :


- Dünyanın toprak kaynakları sınırsız, Türkiye'nin toprak potansiyeli sanıldığı kadar zengin değildir.

- Dünyada işlenebilir toplam tarım arazisi 3 milyar 200 milyon hektardır. Ne var ki bu potansiyelin yarısına yakınında 1 milyar 475 milyon hektar alanda işlemeli tarım yapılmaktadır.

- İşlemeli tarım arazisi son yüzyılda önemli artış göstermiştir. 1970 - 1990 kesitinde bu miktar % 4.3 oranında yükselmiştir. Artış, gelişmiş ülkeler ölçeğinde % 0.3 olurken, gelişmekte olan ülkeler özelinde, genel ortalamanın çok üzerinde, % 9 düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu durum, tarıma yeni açılan alan bazında, gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarının çok daha şiddetli olduğunu göstermektedir.

- Belirtilen bu artışa karşın, kişi başına düşen tarım arazisi miktarında, nüfus artışının hızlı olmasına bağlı olarak, azalma meydana gelmiştir.

Geçirilen on beş yıllık dönemde, kişi başına tarım arazisi miktarı gelişmiş ülkelerde % 14.3, gelişmekte olan ülkelerde ise % 40 oranında azalmıştır.

- Nüfus projeksiyonları önümüzdeki yirmi yılda, dünya nüfusuna 1.7 milyar yeni insan ekleneceğini ve toplam nüfusun 7 milyara ulaşacağını göstermektedir. Bu eğilimle bağlantılı olarak FAO tarafından yapılan tahminlere göre, işlenebilir toplam tarım alanı olan 1 milyar 475 milyon hektar alanın, daralmaması ve bozulmaması koşuluyla, kişi başına tarım arazisi 2000 yılında 0.23 Hektara, 2050 yılında 0.15 hektara düşecektir. Bir başka anlatımla, önümüzdeki elli yılda, kişi başına tarım arazisi payı, yaklaşık yarı yarıya azalacaktır.

İşlenen tarım alanlarının, daralması, yok edilmesi, kirlenmesi ve bozulmasına yönelik ve hızla devam eden olumsuz süreç gözetilecek olursa bu miktarların çok daha azalacağı açıkça ortaya çıkacaktır.

- Özet bir anlatımla yinelemek gerekir ise hızla çoğalan ve buna bağlı olarak gereksinimleri hızla çeşitlenen ve artan insanlık için esasen kısıtlı olan dünya toprak kaynaklarının yetersiz kaldığını ve yetersizliği açık bu kaynakların giderek azaldığını ifade etmek zorunludur.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
01.10.2007, 23:28
4.1.2. SANILDIĞININ TERSİNE, TÜRKİYE'NİN TOPRAK KAYNAKLARI OLDUKÇA KISITLIDIR :



- Türkiye tarım arazisi potansiyeli bakımından sanıldığı kadar zengin değildir ve toprak rezervi kalmamış on dokuz ülke arasına girmiştir.

- Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün belirlemelerine göre, toplam arazinin % 30.2'si orman ve fundalık, % 28'i çayır - mera ve benzeri alan ve ancak % 35.6'sı işlenen tarım arazisidir.

- 1991 Genel Tarım Sayımına göre ise tarım amacıyla kullanılan arazi 23.451 milyon hektardır. Aynı sayım, tarıma elverişli olduğu halde kullanılmayan arazinin 615.766 hektar olduğunu göstermiştir. Yani, tarım amacıyla kullanılan alanın, yalnızca % 2.6'sı kadardır.

- Tarıma açılmış alanların bir kısmının bu amaçla kullanılmaması gereken mera ve benzeri alanlar olduğu gözetilecek olur ise, Türkiye'de toprak kullanım potansiyelinin kalmadığı ve aslında aşılmış olduğu ortaya çıkacaktır.

- Kimi kaynaklar cumhuriyetin başlangıcında, işlenen tarım arazisinin 5 milyon hektar civarında olduğunu göstermektedir. 1925'e ilişkin bir saptamaya göre nadas ve bağ - bahçe arazisi hariç işlenen alan 5.5 milyon hektardır. 1913 sayımına ilişkin veriler ise bir milyon tarımsal hanenin 7.7 milyon hektar alan işlediğini ortaya koymaktadır. Başka saptamalara göre 1925'de ekilen alan 10.2 milyon hektardır.

- 1991 Genel Tarım Sayımı, 23.451 milyon hektar tarım arazisini, toprak kullanan 3.966.822 ailenin işlediğini ve aile başına 59.1 dekar alan düştüğünü göstermektedir. Bu veriler ile cumhuriyetin başlangıcına ilişkin bilgiler birlikte değerlendirilince, geçen zaman içerisinde işlenen tarım alanının yaklaşık iki buçuk katına ulaştığı ve fakat tarımla uğraşan hane sayısı dört katına vardığından, hane başına tarım arazisinin 77 dekardan % 24 azalışla 59.1 dekara indiği anlaşılmaktadır.

- Türkiye yüzeyinin % 13.5'i sarp, % 17.2'si çok dik, % 14.7'si dik, % 13.6'sı orta eğimli, % 10.3'ü hafif eğimli ve % 11.3'ü düzdür. Arazinin üçte ikisinin eğimi % 15'den fazladır. 47 milyon hektar alan, yani toplamın % 60'ı, dik, çok dik ve sarp eğimlerden oluşmaktadır.

- Ortalama arazi yüksekliği 1132 metredir.

- Bu veriler açıkça, Türkiye arazisinin tarım amacıyla kullanım açısından, önemli topoğrafik kısıtlarının bulunduğunu göstermektedir.

- Toplam arazinin üçte ikisinin derinliği 50 cm'den daha azdır. Tarım amacıyla kullanılan arazinin 90 cm'den daha derin olan kısmı, ancak 11 milyon hektar, yani toplam alanın % 15'i kadardır. Oysa, arazinin tarıma elverişli sayılabilmesi için 90 cm'den daha derin olması gerekmektedir.

- Ülke topraklarının % 3.8'inde (837.405 hektar) çoraklık, % 9'unda (1.970.538 hektar) drenaj, % 13.6'sında (2.989.033 hektar) taşlılık gibi, doğal sorunlar bulunmaktadır.

- Verimli diye nitelenen I. ve II. sınıf topraklar, tüm kara yüzeyimizin % 15.2'sini (11.772.239 hektar) oluşturmaktadır. I - II ve III. sınıf kategorisinin toplama oranı % 24.5'dir (19.345.569 hektar). I – II - III ve IV. sınıf diye tanımlanan tarıma uygun diye nitelenen arazinin toplama oranı ise % 34 (26.6 milyon hektar) kadardır. Yani kesinlikle korunması, tarım amacının dışında kullanılmaması gereken arazi, toplam kara yüzeyimizin ancak üçte biri düzeyindedir. Ya da tarım amacıyla kullanılamayacak topraklar, toplamın üçte ikisini oluşturmaktadır.

- Üstelik, tarıma uygun arazinin % 30'u kentleşme ve endüstri yatırımlarının yoğunlaştığı Marmara ve Orta Kuzey Anadolu bölgelerinde bulunmaktadır. Örneğin I - II ve III. sınıf , yani tarım için en uygun nitelikte olduğu bilinen verimli topraklar, Trakya'da toplam toprakların % 73.8'ini oluşturmaktadır.

- Genel anlamda tarım arazisinin % 92'sinin sulanabilir nitelikte olduğunun belirtilmesine karşın, bu alanın ancak üçte biri, 8.5 milyon hektar alan ekonomik ve teknik anlamda sulanabilir nitelik taşımaktadır.

- Türkiye tarım arazilerinin üçte ikisi organik madde bakımından yetersizdir. Ancak % 5.6'sı iyi, % 3.0'ü yüksek oranda organik madde içermektedir.

- Potasyum sorunu bulunmamakla birlikte, toprakların üçte ikisi fosfor açısından da yetersizdir.

- Kısaca yüzyıllar boyu süren kullanım ve yaratılan sorunlarla bağlantılı olarak, topraklarımız adeta yorulmuştur ve üretim yetenekleri gerilemiştir.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

şahımmerdan
01.10.2007, 23:36
Sevgili sevecenbaba 2008 olmuş:)

2008 kere maşşallah

Paylaşımlarınız dolu dolu, bu konuda gerçekten kutluyorum...

Toprağa gelince ondan geldiğimiz bilinmez ama ona gideceğimiz kesin...

Toprağı korumak için öncelikle suya ihtiyaç vardır, zaten su olmayınca hayat da olmayacak, ama işin ilginç yanı şudur ki;

Aslında dünyanın tamamı su olunca hayat bitecek, baksanıza buzullar çözülmekte...

İnsanoğlu, doğanın dengesini bozup, kıyametvari bir paradoksla kendini kendisiyle başbaşa bıraktığı için seviniyor mudur acaba?

sevecenbaba2005
01.10.2007, 23:48
4.2. TOPRAK KAYNAKLARININ YİTİRİLMESİ SÜRECİ :



Doğal kullanım yeteneği ve gücü üstte özetlendiği gibi kısıtlı olan toprak kaynakları gerek dünya genelinde gerekse Türkiye özelinde çok ciddi bir yitim ve yok olma süreciyle karşı karşıyadır. Doğal yapıdan, çeşitli kullanım yanlışlarından ve gerekli önlemlerin alınmamasından kaynaklanan sorunlar, insanlığın geleceğini çok açık olarak tehdit etmektedir.


4.2.1. DÜNYA ÖLÇEĞİNDE GÖZLENEN YİTİM SÜRECİ :


- Bir önceki bölümde de sunulduğu üzere, birey başına tarım arazisi miktarı dünyada da, ülkemizde de giderek azalmaktadır. Bu olgu, nüfusu artan ve gereksinimleri bu nedenle çeşitlenerek çoğalan toplumun, bundan böyle daha az toprakla yetinerek yaşamını sürdürmek durumunda olduğunu açıkça göstermektedir.

- Bilimsel saptamalara göre, yeryüzü karasal alanının % 15'i insanların yarattığı sorunlardan dolayı tahrip olmuştur. Degrade olan bu alanların % 55.7'si su erozyonu, % 28'i rüzgar erozyonu, % 12.5'i kimyasal değişimler (besin kaybı, tuzlanma, kirlenme, asitleşme) % 4.2'si fiziksel değişimler (su baskını, sıkışma, çökme vb.) ile tahrip olmuştur.

- Toprak niteliğine göre değişmekle birlikte, bir yılda bir hektar alandan erozyonla taşınan toprak miktarı 0.5-2.0 ton arasındadır.

- Bu nedenle dünya ölçeğinde oluşan üst toprak materyali kaybı her yıl 25 milyar 400 milyon tona ulaşmaktadır.

- Çayır meralar dahil, toplam kara yüzeyinin dünya ölçeğinde yaklaşık % 26'sı (1 milyar 230 milyon hektar) yanlış yönetim nedeniyle degrade olmuştur. Bu degradasyonun ; % 34.5'i aşırı otlatma, % 29.5'i ormansızlaşma % 28.1'i tarımsal uğraşlar % 7.1'i toprak istismarı % 1.2'si biyo - endüstriyel aktiviteler nedeniyle meydana gelmiştir.

- Dünya ölçeğinde tarımda kullanılan kuru alanların % 70'i çölleşme ve arazi bozulması yoluyla etkilenmektedir.

- 1977'de Birleşmiş Milletler tarafından toplanan Dünya Çölleşme Konferansına sunulan raporlara göre, Arjantin ve Şili'nin % 60'ına, Peru'nun %25'ine karşılık gelen 2.2 milyon Km2 arazi, çölleşme ile karşı karşıyadır. UNESCO verilerine göre, çölleşme riski yüksek arazilerin genişliği 3.5 milyon Km2 dolayındadır. Çölleşme olasılığı çok olan yerlerle birlikte, toplam 20 milyon Km2 alan, canlıların yaşayamayacağı bir ortama dönüşmek üzeredir.

- Daha ayrıntılı belirlemelere göre, dünyada her yıl 60.000 Km2 alan çölleşmektedir. Değişik şiddette çölleşmekte olan alanlar yeryüzünün % 36'sına, yani 48.3 milyon Km2'ye varmaktadır. Afrika'nın % 55'i, Asya'nın % 34'ü Güney Amerika'nın % 20'sinde çölleşme düzeyi, büyük ölçüde ilerlemiştir.

- Benzer saptamalar yalnızca insanların etkilerinden dolayı dünyada 9.1 milyon Km2 alanın çölleştiğini göstermektedir. Çölleşme süreci yaşayan bu alanda, 900 milyon insan yaşama savaşı vermektedir.

- Birleşmiş Milletlerin "Ortak Geleceğimiz" isimli raporuna göre, "dünyada artık dönülmez biçimde çölleşen alanlar yılda 6 milyon hektarlık artış göstermektedir."

- FAO saptamaları, bu nedenlerle her yıl 1.5 milyon hektar sulanır alanın kaybedildiğini ve yaklaşık 216 milyon hektar yağışa bağımlı kuru ürün alanının su ve rüzgar erozyonundan etkilendiğini ortaya koymaktadır.


4.2.2. EROZYON VE TÜRKİYE :


Toprak yitimi sürecinin en önemli sonucu, dünyada olduğu gibi, ülkemizde de erozyon boyutunda ortaya çıkmaktadır. Arazi eğimi ve iklim etkileşimi sonucu oluşanın yanında, yer kabuğunun ani hareketleri, heyelan, sel ve çığ gibi doğal etkenler de, erozyonun doğal nedenlerini oluşturmaktadır. Doğal nitelikli etkenler yetmezmiş gibi, insanın doğaya müdahalesi temeline dayalı bir dizi yapay etmen, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.

- Türkiye kara yüzeyinin % 86.5'inde çeşitli şiddetlerde erozyon yaşanmaktadır. Arazinin, % 63.17'si çok şiddetli ve şiddetli, % 20.4'ü ise orta şiddetli erozyonla karşı karşıyadır. Yaklaşık 67 milyon hektarlık bir arazide, toprak giderek yok olmaktadır.

- Erozyon büyük ölçüde tarım arazilerinde yaşanmaktadır. İşlenen tarım alanlarının % 73'ünde, yani yaklaşık 20 milyon hektar alanda yoğun erozyon görülmektedir. Bir başka anlatımla, Türkiye tarım arazilerinin ancak 4.8 milyon hektarlık bölümünde erozyon sorunu bulunmamaktadır.

- Bu erozyon tüm toprakların % 75'inde, tarım arazilerinin ise % 60.1'inde su erozyonu biçiminde ortaya çıkmaktadır.

- Hiçbir toprak koruma önlemi alınmayan ve işlemeli tarım yapılan 15.9 milyon hektar I - II - III ve IV. sınıf alanda ve tarıma uygun olmayan 41.3 milyon hektar V - VI ve VIII. sınıf arazide, ortadan şiddetliye kadar değişen düzeyde erozyon yaşanmaktadır.

- İşlemeli arazilerde, "eğim yönünde işleme yapılması, nadas alanlarında koruma önlemi alınmaması , şeritvari ekim yapılmaması ve anız alanlarının yakılarak toprak organik fraksiyonlarının, biyolojik aktivitenin ve fiziki özelliklerin bozulması" gibi nedenlerle, erozyon süreci giderek hızlanmaktadır.

- Bütün bu nedenlerle, Avrupa'nın onüçte biri büyüklüğe sahip olmamıza karşın, ülkemizde erozyonla bir yılda taşınan toprak Avrupa'da taşınandan 320 milyon ton daha fazladır ve yılda 500 milyon tona ulaşmaktadır.

- Türkiye'de birim alandan akarsularla taşınan toprak, Kuzey Amerika'nın 6, Avrupa'nın 17 ve Afrika'nın 22 katı düzeye çıkmıştır.

- Yalnızca Fırat Nehri yılda 108 milyon ton, yalnızca Yeşilırmak yılda 55 milyon ton toprak taşımaktadır.

- Her yıl Keban Barajına 32 milyon ton, Karakaya Barajı'na 31 milyon ton toprak birikmektedir.

- Erozyonla yılda 9 milyon ton bitki besin maddesi yitirilmektedir.

- Yitirilen toprak , her yıl 25 cm kalınlığında 150.000 hektar alana eş düşmektedir.

- Erozyonun yalnızca bitkisel üretim bazında yol açtığı zarar 1996 fiyatlarıyla yılda 3.8 trilyon TL'dır. Yitirilen organik madde maliyetinin ise yılda 7.6 trilyon TL'lık gübreye eşdeğer olduğu saptanmıştır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 00:07
4.2.3. AMAÇ DIŞI TARIM ARAZİSİ KULLANIMI, AÇIK BİR TOPRAK TALANINA DÖNÜŞMÜŞTÜR :



- Alan bakımından çok geniş olmadığı, üretim gücü ve yeteneği açısından çok zengin olmadığı ve verimli diye nitelenebilecek bölümünün toplamın çok azını oluşturduğu üstteki göstergelerle tanımlanmaya çalışılan kısıtlı tarım arazileri, üstelik çok hızlı biçimde "tarım dışı amaçlarla" adeta talan edilmekte, yağmalanmaktadır.

- Üstelik "tarım dışı amaçlarla" yapılan bu talan, çoğunlukla ve yoğunlukla, toplam arazinin ancak % 15'i düzeyinde olan ve verimli diye nitelenen I. ve II. sınıf tarım arazilerinde ve hatta sulanan ve sulamaya açılacak alanlarda gerçekleştirilmektedir.

- Bir yandan, kuru toprakları verimli kılmak için GAP ve benzeri yatırımlara trilyonlarca lira harcama yapılırken, öte yandan büyük yatırımlar gerçekleştirilerek, sulama şebekesi döşenen verimli topraklar, acımasızca yok edilmektedir.

- Çeşitli kent, endüstri, ulaşım, turizm, altyapı ve benzeri nitelikli yatırımlar, "yalnızca ve yalnızca" düşük yatırım maliyeti hesabına verimli topraklara yöneltilmektedir. Kısa geleceğin hesabını yapan bu tercih uygulanırken, söz konusu yatırımların altyapının götürüldüğü her sınıftan toprakta gerçekleşebileceği, oysa "üstün tarımsal verimin ancak nitelikli topraktan sağlanabileceği gerçeği", bilinerek göz ardı edilmektedir. Türkiye topraklarının ancak % 15'inin verimli olduğu bilindiği ve geride % 85'lik büyük bölüm kaldığı halde "seçenek alan bulunmadığı gibi gerçekçi olmayan gerekçelerle", verimli alanlar betona dönüştürülmektedir.

- Aşırı kâr ve rant hesaplarıyla ve hevesleriyle, "Bir dekar fabrika bir dekar meyve bahçesinden daha ekonomiktir" gibi, tek boyutlu, toplumun geleceğini göremeyen, toprağın yeniden üretilmesinin olanaklı olmadığının ayırtına varamayan ve anlamayan sorumsuz yaklaşımlarla, ülkenin ve toplumun sağlıklı geleceğine açıkça ipotek koyulmaktadır.

- Karayolu sekiz ya da on kilometre farklı bir güzergâhtan geçirilmediği için, yalnızca Trakya'da 250.000 dekar verimli toprak yok edilmiştir. Aynı nedenle Bolu ve Düzce'de sulanan 30.000 dekar I. - II. sınıf toprak yitirilmiştir. Adana - İçel Karayolu güzergâhının yok ettiği verimli arazi 170.000 dekardır.

- Organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri için, tahsis edilen 200.000 dekar arazinin, üçte ikisi I - IV. sınıf tarım arazileridir.

- Türkiye'nin en verimli topraklarının bulunduğu ve I - II ve III. sınıf toprakların toplamının % 73.8'ine vardığı Trakya'da, amaç dışı kullanımlarla yok edilen verimli toprak 457.560 dekara ulaşmıştır. Bu alan, tek tek Ordu, Trabzon, Rize Giresun ve Tunceli gibi illerin işlemeli tarıma açılmış arazilerinden daha çoktur.

- Amaç dışı kullanımlarla yok edilen toprağın yetenek sınıfları gözetilerek yapılan bir değerlendirme, 457.560 dekar verimli alanın, Türkiye toprakları ortalama yetenekleri açısından, 120.000 dekar toprak kaybına eşdeğer olduğunu göstermiştir.

- Ülke ölçeğinde verimli toprakların amaç dışı kullanım boyutu 1978'den 1996'ya % 333 oranında artmış ve yok edilen arazi 5.732.390 dekara ulaşmıştır.

- Ortaya çıkan bu büyüklük, illerimizin arazi varlığı sıralamasında Konya, Sivas ve Ankara'dan sonra, dördüncü sıraya yerleşmektedir.

- Bu alanın tümü çok verimli ve çoğunluğu sulanabilen alandır. Verimli ve sulanabilen alanlarda hektara ortalama 4-5 ton buğday üretildiği yaklaşımıyla, betonlaşan verimli alandan ötürü Türkiye'nin yıllık buğday kaybı 2.5-2.8 milyon ton düzeyindedir. 1998 yılı fiyatları gözetilecek olursa yitirilmiş verimli topraktan ötürü Türkiye buğday bazında her yıl 150-170 trilyon TL ekonomik kayba uğramaktadır. Benzer bir hesabın endüstri bitkisi bazında yapılması durumunda, katlanılan zararın çok daha yüksek olacağı açıktır.

- DSİ'nin 1985-1993 dönemini kapsayan bir çalışması, sulamaya açılan alanlardan Ankara'da % 16, Erzurum'da % 9, Eskişehir'de % 8'lik alanların, betonlaştığını göstermektedir.

- Saptamalar yalnızca 47 il merkezinde kentsel alan yüzünden 1.2 milyon dekar verimli alanın yok olduğunu göstermektedir.

- Tuğla fabrikaları her yıl 20.000 dekar, çok verimli, alüvyal toprağı yok etmektedir. Tokat Erbaa'dan - Manisa Turgutlu'ya kadar birçok yörede bu talanın dramatik örnekleri sergilenmektedir. Bu nedenle yitirilen verimli tarım alanı, Trakya'da 1400, Erbaa'da 2000, Gediz'de 4400 dekardır.

- Kum - çakıl ocakları, yol-baraj-gölet yapımında dolgu maddesi olarak toprak kullanımı madencilik nedeniyle tahrip edilen alanlar, amaç dışı kullanımın bir başka boyutunu oluşturmaktadır.

- Hem iç tüketim hem de dış satım bakımından çok önemli ekonomik kaynak olan sup - tropikal ürünlerimizin yetiştiği tek alanımızı oluşturan Akdeniz Bölgesi toprakları ve narenciye bahçeleri hiçbir seçenek tartışması yapılmadan, turizm adına betonlaşmıştır. Turizm yatırımları için kullanılan 7.7 bin hektar arazinin üçte ikisi I - II. sınıf tarım arazisidir.

- Amacı doğrultusunda ve yerinde kullanılan tarım arazisi ancak % 65.9 oranındadır.

- Amaç dışı kullanımlarla diğer sektörlerin örttüğü verimli tarım alanı, bir hesaplamaya göre 12 milyon hektar orman ve otlak arazisine eşdeğerdir.

- Varılan noktada somut sonuç şudur. Kişi başına tarım toprağı son yirmi yılda üçte bir oranında, son beş yılda % 10 düzeyinde azalmıştır. 1970'lerde 4.4 dekar olan kişi başına tarım alanı, bugün 3 dekara inmiştir.

- Kimi göstergelerle tanımlanmaya çalışılan bu olumsuz tırmanışa, ne yazık ki devlet de katkı yapmakta ve Anayasa'nın 45. maddesinde "devlete tarım topraklarının korunması konusunda özel görev" verilmiş olmasına karşın, çoğu kez amaç dışı kullanıma bizzat devlet yatırımları neden olmakta, hatta öncülük etmektedir.

- Daha hazini, toprakların korunması ve amaç dışı kullanımını önlemeyi öngören, TARIM ALANLARININ TARIM DIŞI GAYE İLE KULLANILMASINA DAİR YÖNETMELİK'te 1990 - 1991 ve 1998 yıllarında, bizzat devlet tarafından gerçekleştirilen değişikliklerle, verimli tarım alanlarının adeta amaç dışına nasıl çıkarılacağının ipuçları verilmiş, yolları gösterilmiştir ve bu doğrultuda olanaklar sağlanmıştır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 11:58
4.2.4. TARIM AMAÇLI YANLIŞ TOPRAK KULLANIMI, TOPRAK KULLANIM VERİMLİLİĞİNİN AZALMASI VE EROZYON SORUNLARINI AĞIRLAŞTIRMIŞTIR :




Potansiyel gücü ve yetenekleri esasen kısıtlı olan, trajik boyutlarda erozyon afetiyle karşı karşıya bulunan ve tarım dışı amaçlarla yok edilen tarım arazileri, ne yazık ki tarımsal üretim sürecinde yaşanan kullanım yanlışlıkları nedeniyle de, ayrıca yeni sorunlarla yüz yüze bırakılmıştır.

- Cumhuriyetin başlangıcında 7 milyon hektar civarında olan işlenen tarım alanları, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 1981-1991 kesitine ilişkin saptamalarına göre toplam içinde % 35.6'lık pay ile 27.699.003 Hektara, 1991 Genel Tarım Sayımı sonuçlarına göre ise 23.451.000 Hektara ulaşmıştır. İki veri arasındaki farklılaşmanın yöntemsel yaklaşımların farklılığından doğduğu anlaşılmakla birlikte, değerlendirmelerde Tarım Sayımı sonuçlarının baz alınması daha uygun bulunmuştur.

- 1938'lerde 41 milyon hektar olan çayır ve mera alanlarımız, büyük ölçüde tarlalaşma süreci nedeniyle, 1991 sayımına göre 21.745.690 hektara inmiştir. FAO tahminlerine göre bu alan 12 milyon hektardır. Tarla arazisi lehine, çayır - mera aleyhine gelişen bu süreç, beraberinde "tarla tarımı için uygun olmayan arazilerin verimsiz kullanılması," yeşil örtünün bozularak erozyona açık alanların artırılması gibi, önemli sorunları da üretmiştir.

- Üstelik, kalan mera alanları, yanlış ve yoğun otlatma, ilgisizlik ve bakımsızlık nedeniyle, önemli oranda çıplaklaşmış, kıraçlaşmış ve erozyona açık alanlar haline gelmiştir.

- 1938'de % 90.9, 1970'de % 88.8 olan işlenen alan içerisindeki tarla alanı 1995'de ancak % 87.9'a inebilmiştir. Yani, toprak koruma ve erozyonla mücadele anlamında daha fazla katkı sağlayacak bağ – bahçe alanı yeterince artmamış, özellikle kuru tarımda erozyona açık olan tarla tarımı ağırlığını dönem boyunca korumuştur.

- 1938'de %32.4, 1970'de % 31.8 olan işlenen alan içerisindeki nadas alanı 1995'de % 19.1'e gerileyerek önemli düşüş göstermiş ise de mevcut durumuyla da nadas alanları önemli yer kaplamaktadır. Uygun yetiştirme teknikleriyle bu alanları azaltacak bitkisel üretim modeli geliştirilemediği ölçüde, erozyon riski artmış olacaktır.

- Tarla bitkileri üretiminin 1995 yılı dağılımında, alan olarak hububat % 75, bakliyat % 10, endüstri bitkileri % 7, yağlı tohumlar % 4, yumru bitkiler % 2 ve yem bitkileri % 2.9 oranında yer almaktadır. Hububata dayalı bu bitki paterni, toprak koruma anlamında daha avantajlı olan yem bitkileri, bakliyat, yağ ve sanayi bitkileri doğrultusunda yeterince değişmemiştir. Özellikle, erozyon riskinin azaltılması bakımından yem bitkileri tarımında gerekli değişimin olmaması hem doğrudan etkileri, hem de meralara aşırı baskı yönelmesine neden olması yönünden dolaylı etkileri ile ciddi toprak koruma sorunlarının kaynağı olmuştur.

- Arazinin yeteneğine uygun bitkisel üretim yerine, dileyenin istediği yerde istediği bitkiyi üretmesi sonucunu yaratan düzensizlik ve başıboş kullanım modeli nedeniyle, bir yandan arazinin verimli kullanımı yeterince başarılamamış, öte yandan toprak niteliğinin bozulması ve erozyon riskinin artması gibi sorunlara neden olunmuştur.

- Toprak işleme yanlışlıkları, toprak koruma anlamındaki bir başka sorunu oluşturmaktadır. Toprağın verimliliğinin sürdürülmesi, toprak neminin ve bitki besin maddelerinin optimal ölçüde bitkiye yararlı olması için korunmasının sağlanması açılarından çok önemli olan toprak işleme, yanlış yapıldığı ölçüde hem bu amaçlara ulaşamamış, hem de yüzey toprağının yağışla yitirilmesi gibi yeni sorunlar yaratmıştır. Arazi eğimi yönünde toprak işleme uygulamaları nedeniyle, verimli yüzey topraklarının akıp gitmesinin sayısız örneği, ülkenin birçok yöresinde gözlenmektedir.

- Yanlış ve yoğun sulama bir başka yanlış tarım uygulamasıdır. Ege'den - Çukurova'ya, hatta günümüzde Harran'a kadar birçok yörede örnekleri görülen aşırı ve yanlış sulama uygulamaları, fazla su kaybı, bu nedenle maliyet yükselmesi, suyun ekonomik kullanılamayışı, drenaj sorunları ve daha önemlisi çözümlenmesi son derece güç toprak çoraklaşması gibi olumsuzlukları da yaratmaktadır. Bu nedenle, topraktan besin elementleri mikrobesin iz elementleri yıkanmakta, alkalileşme sorunları artmaktadır.

- Yanlış ve aşırı biçimde uygulanan gübreleme ve tarımsal ilaç kullanımı toprak - bitki,su dengesini olumsuz etkileyerek, arazi niteliğinin bozulmasına yol açmaktadır. Çukurova, Nevşehir gibi kimi yörelerde gözlenen aşırı gübre kullanım sonuçları, yoğun kullanımın olduğu yörelerde de yaygınlaşmaktadır.

- Tarım amaçlı yanlış toprak kullanımı kapsamında çok önemli bir boyutu ise tarıma açılmaması gereken alanların bu amaçla ve üstelik verimsiz biçimde kullanılması oluşturmaktadır. Tarıma açılmaması gereken marjinal alanlar bu amaçla kullanılmaya başlanmıştır. Son yılların bilimsel saptamalarına göre, "nitelikleri nedeniyle toprak işlemesine uygun olmayan, erozyon duyarlığı fazla olan, toprak derinliği bakımından tarım yapılmaması gereken, çölleşme riski yüksek olan ve verimli katmanlarını bir süre sonra yitirmesi beklenen", birçok arazi tarım amacıyla ve yanlış bir anlayışlar işlemeye açılmıştır. Aynı saptamalara göre bu nitelikte alanların toplamı 6.274 milyon hektara, yani kullanılan tarım alanlarının dörtte birine varmaktadır.

- Öte yandan, arazi kullanım yeteneğine uygun olmayan tarımsal üretim tercihleri ile de yetenek bozulması ve verimsizlik sorunları yaratılmıştır. Araştırmalara göre yetenek sınıflamasına uygun olmayan kullanım, ülke ölçeğinde 4.787 milyon hektara, bir başka ifade ile kullanılan tarım arazisinin beşte birine varmaktadır.

- Aynı araştırmalar, ülke düzeyinde tarım dışı amaçlarla kullanım ve tarım amaçlı yanlış kullanım alanının , toplam karasal alanımızın % 32.6'sına ulaştığını göstermektedir.

- % 73'lük erozyon dahil, yanlış toprak kullanımıyla birlikte sorunlu tarım alanlarımızın oranı % 82.8'e çıkmaktadır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 12:07
4.2.5. YETERİNCE FARKEDİLEMEYEN TEHLİKE: TOPRAK VE BİTKİ ÖRTÜSÜ KİRLİLİĞİ :




Toprak kaynaklarına yönelen ve kaynak üretkenliğini azaltan olumsuz bir başka süreci de kirlenme oluşturmaktadır. Üstelik bu sorun , erozyon ve amaç dışı kullanım süreçlerinde olduğu gibi, yeterince algılanamadığı, görülemediği, fark edilemediği için, sanıldığından da çok önemlidir.

- Kentsel atıklar, endüstri kaynaklı gaz, sıvı ve katı atıklar, yanlış, yoğun bilgisiz tarım kimyasallarının kullanımı gibi nedenlerle, topraklar,su kaynakları ve bitki örtüsü giderek kirlenmektedir.

- Atmosfere bırakılan kükürtdioksit, nitrozoksit ve amonyum gibi gazlar, form değiştirerek asitleşmekte, her üç kaynağı da yoğun düzeyde kirletmektedir. Murgul ve Yatağan örneklerindeki gibi, kimi zaman bitki örtüsünü yok etmektedir. Atmosfere her gün 80-120 ton kükürt dioksit verildiğinden, Murgul'da 40 km.'lik alanda canlı bitki kalmamıştır. Yatağan termik santralı 160.000 hektar ormanı kurutmuştur.

- Kepsut, Karacabey ovalarında 64.000 hektarda yoğun bor kirliliği yaşanmaktadır.

- Kentsel ve endüstriyel atıkları nedeniyle, akarsular, göller, hatta sulama amaçlı kimi barajlar ağır metallerle yoğun olarak kirlenmiştir. Çarpıcı örnekleri, Ergene, Meriç, Dicle, Porsuk , Seyhan ırmakları, Ankara, Nilüfer ve Nif çaylarında görülen ağır kirlenmeden ötürü, toprağa can suyu, bereket kaynağı olan akarsularımız, günümüzde toprağı ve bitki örtüsünü zehirleyen patojen unsurlar haline dönüşmüştür. Benzer olumsuzluklar, Sapanca'dan - Beyşehir'e, Marmara'dan Eber'e kadar birçok gölde ve sulama amaçlı gölette de geçerlidir.

- Üstelik bu sorun, yalnızca toprağın ve bitki örtüsünün kirlenmesi boyutuyla da kalmamış, geçmişte bu kaynaklarda gerçekleştirilen sulamaların artık yapılamaması nedeniyle, sulanmakta olan arazilerin, sulanamayan kuru alanlara dönüşmesi gibi, hazin bir sonucu da beraberinde yaratmıştır.

- Benzer sorun, kıyılarımız için de geçerlidir. İzmir, İzmit Körfezleri gözler önündedir. Dalaman'dan - Taşucu'na kadar birçok yörede, sanayi atıkları denizleri yaşam ortamı olmaktan çıkarmak üzeredir.

- Tarım toprakları ve su kaynaklarına yönelen ilginç bir olumsuz süreci de, tarım amaçlı kimyasalların, yoğun ve yanlış kullanımı oluşturmaktadır.

- Toprağı tanımadan, gereksinimini belirlemeden gerçekleştirilen yanlış ve yoğun gübreleme, hem toprağın fiziksel ve kimyasal yapısını bozmakta, hem de biriken nitrat ve nitrit bileşikleri, yer altı sularını bozmakta, hatta bu sular aracılığıyla insan besin zincirine girmektedir. Yoğun amonyum sülfat kullanımı Rize topraklarını, patates için yoğun azotlu gübre kullanımı Nevşehir topraklarını asitleştirmiştir.

- Çoğunluğu sentetik yapılı olan, uzun etkili sistemik tarım ilaçlarının yoğun ve yanlış kullanımı, özellikle sebze ve meyve üretim alanlarında, yaygın toprak ve bitki örtüsü kirliliğine neden olmaktadır. Bu ilaçlarda kullanılan etkili maddelerin bir bölümünün, bir çok ülkede yasaklanmasına karşın, ülkemizde kullanılması ise bu kirlenme sürecini daha da tehlikeli kılmaktadır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 12:27
4.2.6. TARIMSAL YAPI VE TOPRAK/İNSAN İLİŞKİLERİ, TOPRAĞA YÖNELİK BASKIYI ARTIRMIŞ, YENİ KULLANIM SORUNLARINA YOL AÇMIŞTIR :



Üstteki bölümde tanımlayıcı göstergelerle özetlenmeye çalışılan doğal ve yapay kökenli fiziksel sorunların yanında, bir önemli sorun alanını da "toplumsal nitelikli yapı olumsuzlukları" meydana getirmektedir. Yapı ve toprak - insan ilişkilerinden kaynaklanan bu olumsuzluklar sorunlar yumağına eklenen bir toplumsal boyut olarak ortaya çıkmaktadır.

- Cumhuriyet boyunca gerçekleştirilen tüm kentleşme ve sanayileşme çabalarına karşın, tarım toprakları üzerindeki nüfus yoğunluğu azaltılamamış, tersine ağırlaşmıştır. Aşağıda, tarıma açılan alanların potansiyel sınıra yaklaştığı 1960 ile son tarım sayımının yapıldığı 1991'i baz alan bir karşılaştırma verilmiştir.


KIRSAL NÜFUS VE İŞLENEN ALANDA DEĞİŞME


[Only Registered Users Can See Links]

(DİE KAYNAKLARI)


- DİE Genel Tarım Sayımı sonuçları veri sayılır ise 1960 - 1991 arası dönemde, kırsal nüfusun toplam % 22.5 oranında, işlenen tarım alanlarının ise % 1 dolayında arttığı, KMGM tarım alanları göstergesi gözetilince ise tarım alanlarının % 19.0 dolayında büyüdüğü anlaşılmaktadır.

- 1950'de 2.5 milyon olan tarım işletmesi sayısı, 1991 Genel Tarım Sayımına göre toplam 4.1 milyona çıkmıştır.

- 1991 sayımında % 40.9 olan kırsal nüfus oranı 1997'de ancak % 34.93'e gerilemiş, fakat mutlak değer olarak sayısını korumuştur.

- Çalışan nüfus içerisindeki tarım payı bu orandan da yüksektir. 1995 verilerine göre toplam nüfusun % 44.5'i tarımda istihdam edilmektedir. Bir başka saptama, 1996'da ekonomik aktif nüfusun % 44.87'sinin tarımda olduğunu göstermektedir.

- Özetlenen bütün bu göstergelerin sergilediği gerçek, kırsal alanda nüfus baskısının sürmekte oluşudur. Sanayi ve hizmetler gibi tarım dışı sektörler beklenildiği ölçüde gelişememiş, bu nedenle istihdam olanaklarını artıramamış olduklarından, kırdan - kente, bir başka anlatımla tarımdan-tarım dışına nüfus aktarımı yeterince gerçekleşememiş, kır nüfus yükü devam etmiştir. Tarım, entansif koşullarda bir sanayi üretimi niteliğine dönüştürülemediği ve tarıma dayalı sanayi kırsal alanda yaygınlaştırılamadığı için, istihdam gücü yeterince geliştirilememiştir.

- Bu nüfus yoğunluğu beraberinde mirasta hızla bölünmeyi ve işletmelerin küçülmesi hatta cüceleşmesi sonucunu yaratmıştır. 1950 - 1991 dönemine ilişkin işletme yapı değişimi göstergeleri aşağıdadır.


TARIM İŞLETMELERİNİN BÜYÜKLÜKLERİ VE DAĞILIMI (%)


[Only Registered Users Can See Links]

(KAYNAK: DİE)


- Yukarıdaki çizelge, total anlamda toprağa baskısı sürmekte olan kırsal nüfusun, arazi dağılım dengesi ve işletme yapısı (ölçeği) bakımından da sorunlu olduğunu ve bu soruna dayalı çok yönlü yeni toprak sorunları doğduğunu da ortaya koymaktadır. Görüldüğü gibi 100 dekarın altında toprağa sahip işletmeler, toplamın %85’idir. Veriler, toplam işletmelerin üçte ikisini, %67’sini oluşturan 50 dekardan (yani ortalama işletme genişliğinden 59.1) küçük işletmelerin, toprakların ancak beşte birini, %22.1’ini kullanılabildiklerini göstermektedir. Toplam işletmelerin üçte birini, %34.9’unu oluşturan 20 dekardan küçük işletmeler toprakların ancak yirmide birini, %5.6’sını kullanabilmektedir.

- Öte yandan 1991’de bile, toplam işletmelerin yirmi beşte birini, %4.4’ünü oluşturan 200-500 dekarlık işletme dilimi, toprakların beşte birini, %19.9’unu kullanmakta ve toplam işletmelerin binde birini, %0.9’unu oluşturan 500 dekar üstü dilim ise toprakların altıda birini, %17.1’ini işlemektedir.

- 1991 tarım sayımı 5 dekardan az toprağa sahip kırsal hanelerin toplamın %6.3’ünü oluşturduğunu göstermektedir.

- Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü envanter etütlerine göre topraksızların oranı %30.9 düzeyindedir. Özetlenen bu tablo, Türkiye tarımında toprak dağılım dengesizliğinin önemli bir sorun olmaya devam ettiğini, ama ondan da önemlisi tarımda küçük aile işletmeciliğinin işletme sayısı bazında ağırlığını devam ettirdiğini ve giderek cüceleşme eğiliminin arttığını, açıkça sergilemektedir. Üstelik bu olumsuz tablo, aşağıda belirtilen yeni boyutlardan ötürü, toprak kullanımı açısından daha önemli sorunları da beraberinde üretmektedir. Son derece küçülmüş işletmelerin, üstelik arazileri de çok parçalıdır. 1991 sayımına göre ortalama arazi parsel sayısı 5.5, ortalama arazi parsel büyüklüğü 10.85 dekardır. Toprak kullanan 3.966.822 işletme, 21.6 milyon parça arazide tarım yapmaktadır. Tarım işletmelerimizin % 90.5’inin arazisi iki veya daha çok parçadan oluşmaktadır. İşletmelerin beşte birinin %19.7’sinin, parça sayısı 16’dır. Sayısı 4 milyonlara varmış, ortalama büyüklüğü 59.1 dekara düşmüş, üçte ikisinin alanı ortalamadan da düşük, ortalama arazi parçası 5.5’e çıkmış bir fiziki işletme yapısı ile modern tarım yapmak mümkün değildir. Sermaye, girdi ve teknolojiyi yeterince kullanmak ve kullanılanları, verimli kılmak, kesinlikle mümkün değildir. Doğaldır ki tanımlanan bu yapı ile toprakları ne korumak, ne ıslah etmek ve ne de verimli kılmak hiç mümkün değildir. Koruma, ıslah ve verimli kullanma anlamında ciddi sorunlara neden olan bu yapı, bir yandan topraklara aşırı yükleme yapılmasına yol açıp, toprağı verimsizleştirirken, öte yandan iyice daralmış arazisinden hiçbir beklentisi kalmayan insanların arazilerini kullanmaktan vazgeçip, terk etmeleri nedeniyle de yeni olumsuzluklara da yol açmaktadır. Bir yanda küçüldüğü için aşırı kullanılan topraklar sömürülmekte, kötü kullanılmakta, öte yandan boş bırakılarak, terk edilen alanlarda erozyon hızlanmaktadır.

- Toprak / insan ilişkilerinin tarım arazileri açısından yaratabileceği sorunlar kapsamında değinilmesi gereken bir boyutu da, çok büyük alanlara sahip işletmelerin verimli kullanılmasının güçlüğü oluşturmaktadır. Özellikle Güneydoğu Anadolu'da gözlenen çok büyük topraklı işletmelerin verimli kullanılamaması olgusu, beraberinde toprakların kötü kullanımı sonucunu da yaratmaktadır. Yapılan araştırmaların, sulu tarımda çok büyük arazilerin rasyonel kullanımının zor olduğunu göstermesi hususu ile bölgede yaygınlaşacak olan GAP sulamaları birlikte değerlendirilince, toprak kullanım verimliliği için optimal ölçeklerin gerekliliği daha iyi ortaya çıkmaktadır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 12:45
4.2.7. KORUMA - ISLAH VE VERİMLİ KULLANIMA DÖNÜK KAMU İŞLEVLERİ GEREĞİNCE ETKİN KILINAMAMIŞTIR :




Toprak kaynaklarının kısıtlılığı, korunması, ıslahı ve verimli kullanılması koşulları, bu işlevlerin temel bir devlet sorumluluğu olmasını gerektirmektedir. Sorun, geçmişte bu anlamda ele alındığından, hizmet başarıları tartışılsa bile gerek Tarım, gerekse Köyişleri Bakanlığı bünyelerinde, konuyla özel görevli kurumsal yapılanmalara geçilmiş, kuşkusuz önemli hizmetler de verilmiştir.

Ne var ki, özellikle seksenli yılların sonrasında, geçmişte coşkuyla oluşturulmuş, çalışanlarının özverileriyle son derece değerli ve belirleyici hizmetler üretmiş kamu kuruluşlarının yapıları değiştirilmiş, iddiaları azaltılmış, hizmet kapsamları daraltılmıştır.

Toprak ve su kaynaklarının korunması, ıslahı ve verimli kılınması amacı açısından son derece kalıcı ve etkili hizmetler üretmiş olan TOPRAK SU Genel Müdürlüğü gibi başarılı bir kuruluş, kapatılarak hizmetleri daha küçük üniteler bazında güdükleştirilmiştir.

Yeni yapısıyla, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının konuya ilişkin görev ve hizmet sorumlulukları belirsizleşmiş, etkisizleşmiştir. Sorun adeta, sahipsiz bırakılmış, çok sayıda yasal düzenlemeyle yetkili, çok sayıda kuruluş güya sorumlu kılınmış, aslında açık bir görev ve hizmet kargaşası yaratılmıştır.

Günümüzde toprak koruma ve arazi iyileştirme genel amaçlarına dönük işlevlerle yüklenmiş çok sayıda kuruluş bulunmaktadır. Bakanlık ölçeğinde Tarım ve Köyişleri, Orman ve Çevre Bakanlıkları, özel statülü kuruluş niteliğinde Başbakanlık GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, genel müdürlük düzeyinde Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı diğer hizmet genel müdürlükleri, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrol Genel Müdürlüğü gibi özel ödevli kuruluşlar görev yapmaktadır.

Ancak gerek yasal düzenlemelerin yetersizliği, gerekse kamu yapılaşmalarının yanlışlık ve yetersizliği nedeniyle, hizmetler arasında beklenilen eşgüdüm ve işbirliği sağlanamamış, tersine hizmet girişlikleri, yetki tartışmaları vb. nedenlerle, işlevsel etkinlik yerine, kargaşaya ve hizmetlerin sahipsiz kalmasına neden olunmuştur.

Oysa, kamu yönetiminin toprak kaynaklarının korunması ve iyileştirilmesine yönelik, planlayıcı, yönlendirici, altyapı oluşturan, destekleyici, eğitici, araştırıcı, teknoloji aktarıcı ve benzeri işlevleri günümüz için de, gelecek için de zorunlu bulunmaktadır.

- Özetlenmeye çalışılan nedenlerden ötürü, Türkiye’nin toprak potansiyelini ve arazi varlığı niteliğini tam olarak belirleyen, detaylı toprak etütleri bulunmamaktadır. Yeterince güvenilebilir toprak ve arazi veri tabanı ve envanteri yoktur. Önceki bölümlerde de belirtildiği gibi, tam sayım yöntemine göre gerçekleştirilen 1991 Genel Tarım sayımında işlenen tarım arazilerinin 23,451 milyon hektar olduğu belirtilmesine karşın, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı verilerinde bu miktarın 27 - 28 milyon hektar olduğu belirtilmektedir. Yani, sorumlu kuruluşların envanterlerine güvenmek de oldukça, zordur.

- 1966 - 1971 yıllarında TOPRAKSU Genel Müdürlüğü tarafından istikşafi düzeyde yapılan ve yayınlanan çalışmadan sonra, 1982 - 1994 arası güncelleştirme çalışmaları yapılmış ise de henüz yayınlanmamıştır.

- Bilgisayar ve uzaktan algılama teknikleri kullanılarak, ülkesel ölçekte, güvenilir bir saptama, henüz yapılamamıştır.

- Hangi arazilerin ne amaçla kullanılacağını, nerelerin tarım, nerelerin tarım, dışı amaçlarla kullanılacağının ölçütlerini veren ve belirleyen bir Arazi Kullanım Planlaması ya da Kırsal İmar Planı, şimdiye kadar yapılmamıştır.

- Toprağı amaca uygun ve rasyonel kullanarak, koruyacak bir bitkisel üretim yaklaşımı somutlaştırılamamış, bunu sağlayacak destekleyici ve özendirici araçlar geliştirilememiştir.

- Tarım işletmelerinin küçülme ve cüceleşme süreci, toprakların rasyonel kullanımı ve korunması için tarım üreticilerinin bu amaçla da örgütlenmelerini gerektirmesine karşın, bu doğrultuda ciddi bir çaba gösterilmemiştir.

- Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü saptamalarına göre 57.148.886 hektar arazide orta, şiddetli ve çok şiddetli su erozyonu yaşanmasına karşın, erozyonla mücadelede ulaşılan düzey %2’ler düzeyindedir.

- 1.970.538 hektar alanda drenaj sorunu bulunmasına karşın, 1996 sonuna kadar ancak, 853.852 hektar alanda drenaj çalışması yapılabilmiştir.

- Toprak ıslahı yapılabilen alan, yalnızca 30.530 hektardır.

- Sekileme, taş toplama, taşkın koruma ve dere ıslahı gibi toprak koruma önlemleri, ancak 355.683 hektarda yapılmıştır.

- Yılda ancak 3000 hektar alanda yapılan taşlılık çalışması hızıyla, bu sorun ancak 1000 yılda çözülebilecektir. (2.989.003 Ha / 3000 Ha)

- Ekili dili alanın %78.9’unda kuru tarım %21.1’inde sulu tarım yapılmaktadır. Meyve alanının %36.9’u, sebze alanının %78.3’ü sulanmaktadır.

- Genel anlamda tarım arazisinin %92’sinin sulanabileceği ilgili bilim adamlarınca belirtilmesine ve sulama yatırımlarına ilişkin teknolojik gelişmelere karşın, ekonomik olarak sulanabilecek alan, hâlâ 8.5 milyon hektar olarak gösterilmektedir. Bu miktarın, hangi yaklaşımlarla, hangi yörelerde ne ölçüde artabileceğine ilişkin yeterli çalışmalar yoktur.

- Üstelik, ekonomik olarak sulanabilir bulunan 8.5 milyon hektar alanın da 1998 başına kadar ancak yarısı, 4.543 milyon hektar arazi sulanabilmiştir.

- Sulanabilecek, 8.5 milyon hektar arazinin, yalnızca %10’una, 823 bin hektarlık kısmına tarla içi geliştirme hizmetleri verilebilmiştir.

- Sulamaya açılan devlet şebekelerinde sulama oranları % 60 - 65, sulama oranları ise %25 - 55 düzeyindedir. Sulama alanlarında arazi toplulaştırmalı tarımsal altyapı hizmetleri yeterince veya hiç verilemediğinden oranlar olması gerekenlerin altında kalmaktadır.

- Sulamaya açılan alanların önemli bölümünde, sulamayı etkin ve verimli kılacak olan, tarla içi geliştirme hizmetleri (tesfiye, drenaj, temizleme, yol vb.) yeterince gerçekleştirilememiştir.

- Verimli bir tarımsal üretim için arazi toplulaştırması bir temel ön koşuldur. O açıdan Türkiye tarım arazilerinin bütünü için toplulaştırma, şu ya da bu ölçüde olmak üzere gereklidir. Ekonomik ve teknolojik olarak sulanabileceği bilinen 8.5 milyon hektar alan toplulaştırmanın ana hedefidir. 1997 yılı sonuna kadar sulamaya açılmış 4.543 milyon hektar arazi ise bu temel hedefin önceliğidir. Nitekim DSİ tarafından bu öncelik daha da daraltılmış, GAP hariç 1.250 milyon hektar olarak belirlenmiştir.

Ulaşılması gereken bu hedefler karşısında, şimdiye kadar Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından toplam 208.000 hektar, Tarım Reformu Genel Müdürlüğünce ise toplam 92.000 hektar alanın toplulaştırılması tamamlanmıştır. Yaklaşık 45.000 hektar alanda ise Tarım Reformu Genel Müdürlüğü toplulaştırma çalışmaları devam etmektedir. Görüldüğü gibi, toplulaştırma çabaları ile ulaşılan düzey, sulanan alan açısından da, sulanması beklenen 8.5 milyon hektar bakımından da, tarım arazilerinin bütünü açısından da, son derece yetersizdir.

- GAP’ta yılda 100.000 Hektar alanda toplulaştırma yapılması öngörülmektedir. Bu öngörünün gerçekleşmesi ve 1.7 milyon hektar GAP alanının bir yana bırakılması halinde bile, geriye kalan 6.8 milyon hektarlık ana hedefin gerçekleşmesi, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yıllık 49.000 Hektarlık hedefine göre, yaklaşık 140 yılda tamamlanabilecektir. Kısacası, toprak koruma açısından da, toprakları sulamayla verimli kılmak bakımından da zorunlu olan toplulaştırma çalışmaları, bu hızla çok uzun zaman alacaktır.

- Sulama konusunda olduğu gibi, toplulaştırmada da, yapılan çalışmanın verimli olması için tarla içi geliştirme hizmetleriyle bütünleşmesi gerekmektedir. Oysa, özellikle Tarım Reformu Genel Müdürlüğünce gerçekleştirilen toplulaştırmaların, bir “parsel düzenlemesi” niteliğini fazla aşamadığı, tarla içi geliştirme hizmetleriyle tamamlanamadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yapılan toplulaştırmalardan da, tarla içi geliştirme hizmetlerinin eksiksiz yerine getirildiğini söylemek, olanağı bulunmamaktadır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 12:57
4.2.8. YASAL DÜZENLEMELER, TOPRAĞIN KORUNMASI, GELİŞTİRİLMESİ VE VERİMLİ KILINMASI AMAÇLARI AÇISINDAN YETERLİ DEĞİLDİR :




- Doğal koşullar ve insan etkileriyle ortaya çıkan olumsuzluklar nedeniyle, çok yönlü ve çok sayıda sorunla karşı karşıya bulunan toprak kaynaklarımız için, "toprak koruma ve arazi iyileştirme" amaçları açısından, yeterli Anayasal ve yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmiş olduğunu söylemek olanağı yoktur.

- Başta 44 ve 45. maddeler olmak üzere "toprağın verimli kullanımı, korunması, geliştirilmesi, erozyonun önlenmesi, tarım arazileri ve meraların amaç dışı kullanılmaması, kamu mallarının korunması, mülkiyetin kamu yararına kullanımı, kıyı ve sahillerden yararlanmada kamu yararının gözetilmesi, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının sağlanması, tabiat varlık ve değerlerinin korunması, kalkınma için ülke kaynaklarının verimli kullanılması ve doğal değer ve kaynakların devletin sorumluluğunda olması gibi," çok sayıda kaynak korumacı geliştirmeci hüküm Anayasamızda bulunmasına karşın, beklenilen olumlu sonuçlar sağlanamamıştır.

Anayasa'da yer alan hükümlerin, iyi niyetli olmalarına karşın, yeterli açıklığı, netliği taşıyamaması, gerekli yaptırımcı erki somutlayamaması ve var olan hükümlerin gerektirdiği yasal düzenlemelerin gerçekleştirilememiş olmasından ötürü, sorun alanı çözümleyici yasal düzenlemelere kavuşamamış bulunmaktadır.

- Uzun yılların çabaları sonucu 1998 yılında Mera Kanunu çıkarılmıştır ama, bu yasanın uygulama etkinliğini tek başına sağlaması olanağı, ne yazık ki bulunmamaktadır.

- Genelde araziyi ve tarım arazilerini, özelde toprağı her boyutuyla amaçlayan, koruma, ıslah - geliştirme ve verimli kullanmayla ilgili temel doğrultuları öngören, genel ve özel kuralları belirleyen, bir Toprak Yasası yoktur.

- Ülkenin geleceği için yaşamsal önemi giderek artan su kaynaklarımızı amaçlayan, benzeri nitelikli bir temel yasa yoktur.

- Toprak ve su kaynaklarının korunması, ıslahı ve verimli kullanımı işlevlerinin nasıl yerine getirileceğini kapsamlı ve bütünlükçü anlayışla ortaya koyan, bir kamu örgütlenmesi yasası yoktur.

- Gerekli olduğu halde birçok temel yasanın çıkarılamamasının yanında, yürürlükte olan kimi yasal düzenlemeler ise sorun çözmek yerine, yeni sorunlara kaynaklık etmektedir. Çok sayıda kamu kuruluşunun, aynı sorunla sorumlu olmasını öngören, örgüt ve kurum yasaları, hizmet karmaşıklığı sorunları yaratmaktadır. Medeni Kanun'un mirasla ilgili hükümleri, toprak parçalanması ve işletmelerin cüceleşmesi sürecini adeta hızlandırmaktadır.

- Tarım arazilerinin amaç dışı kullanılmasının önlenmesi gibi çok zorunlu ve temel bir amaç, değişik niyetlerle saptırılması, değiştirilmesi kolay olan, yönetmelik gibi bir düzenlemeye oturtulmuştur.

Nitekim, bu çok temel nitelik taşıyan amaç için, yönetmelik gibi gücü yetersiz bir düzenleme yapıldığından, hem amaca uygun yeterli etkinlik sağlanamamış ve amaç dışı kullanımı caydırıcı mekanizmalar işletilememiş, hem de yönetmelik amaca aykırı doğrultularda sık sık değiştirilebilmiştir.

1989 tarihini taşıyan Tarım Alanlarının Tarım Dışı Gaye ile Kullanılmasına Dair Yönetmelik, daha bir yıl geçmeden "verimli alanlara sanayi tesisi kurmak için" 1990'da değiştirilmiş, aynı amaçlı ikinci değişiklik 1991'de yapılabilmiştir.

Üstelik, bu değişikliklerin "kamu yararına aykırılığı gerekçesiyle DANIŞTAY'ca iptal edilmesine karşın, benzer bir niyetle bu kez 1998 yılında yeni bir değişiklik daha yapılarak, güya tarım girdisi üretmek için alan tahsisi" amacıyla verimli alanların talanı için, adeta yasal kılıf hazırlanmıştır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

aliko1969
02.10.2007, 13:14
Merhaba sevecanbaba2005,
verdigin emekten dolayi tesekkürler. Toprak yasam için en önemli elementlerden biridir. Bundan dolayi topragi korumak zorundayiz.

Ulu Ozanimiz Asik Veysel bu eseriyle topragi ne güzel anlatiyor:

KARA TOPRAK

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sâdık yârim kara topraktır

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sâdık yârim kara topraktır

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sâdık yârim kara topraktır

Âdem'den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yedirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sâdık yârim kara topraktır

Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sâdık yârim kara topraktır

İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yârim kara topraktır

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sâdık yârim kara topraktır

Dileğin varsa iste Allah'tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
Benim sâdık yârim kara topraktır

Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul da Allah'a
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sâdık yârim kara topraktır

Bütün kusurumuzu toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarımı düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sâdık yârim kara topraktır

Her kim ki olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sâdık yârim kara topraktır

Aşık Veysel ŞATIROĞLU

sevecenbaba2005
02.10.2007, 13:23
5. ÇÖZÜMLEYİCİ İLKELER VE YASAL DÜZENLEME GEREKÇELERİ :




Raporun SUNUŞ ve GİRİŞ başlıkları altında genel anlamda belirtilmeye çalışılan "yasal düzenleme zorunluluğu", aşağıda dört ayrı başlık altında ayrıntılı olarak açıklanan sorun alanları ve sorunlar çerçevesinde, gerekçelendirilecektir. Doğal nedenlere ve yapay etmenlere dayalı olarak ortaya çıkan bu sorun demetinin, son tahlilde gündeme getirdiği çözümleme gereği, EKONOMİK – TOPLUMSALYÖNETSEL - HUKUKSAL ve SİYASAL nitelikli alt başlıklara göre gruplandırılmış, "gerekçelerle" tanımlanmaya çalışılacaktır.


5.1. EKONOMİK GEREKÇELER :


- Kalkınma ile çevre arasında denge kurulmasını amaçlayan ve bu hedef için küresel ortaklığı öngören SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA yaklaşımının temel nitelikle olmazsa - olmaz ön koşulu; "başta toprak olmak üzere tüm doğal üretim kaynak ve olanaklarının" korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanılmasıdır.

- Esasen kısıtlı olan, üretilmesi ve yenilenmesi mümkün olmayan ve giderek hızlanan bozulma ve yok olma olumsuzluğuyla karşı karşıya bulunan toprak, bu kapsamda öncelikli kaynağı, oluşturmaktadır.

- Ekonomik gelişme gereği, önce toprağın doğru ve amaca uygun kullanımını gerektirmektedir.

- Tarım sektörünün gelişmesi veya bir başka deyişle, topluma besin, sanayiye hammadde, ihracata ürün yetiştiren tarımsal sürecin etkin ve verimli olması, öncelikle toprak kaynaklarının korunarak doğru kullanımını zorunlu kılmaktadır. Türkiye öngörülen gelişmeyi bu toprakları kullanarak gerçekleştirmek durumundadır.

- Gerek dünya gerekse Türkiye'nin toprak kaynakları sanıldığı kadar zengin değil, tersine oldukça kısıtlıdır.

- Nüfus artış hızı ve toprakların yitimi sürecine bağlı olarak, Dünyada kişi başına tarım arazisi azalmaktadır. Tahminler, önümüzdeki elli yılda bu miktarın yarı yarıya azalacağını göstermektedir.

- Türkiye, toprak rezervi kalmamış ondokuz ülke arasına girmiştir.

- Türkiye topraklarının ancak % 35.6'sı, yani üçte bir tarıma elverişlidir.

- Tarım açılmaması gereken alanların da bu amaçla kullanılmasından ötürü, aslında ülkemizde toprak kullanım potansiyeli de, artmıştır.

- Bu işletme yapısının, sermaye - girdi - teknoloji ve toprağı verimli kullanacak optimum ekonomik işletme dokusuna, dönüşmesi gerekmektedir.

- Türkiye arazisinin üçte ikisi eğimlidir ve ortalama yükseklik 1132 metredir. Bu topoğrafik özellikler, arazinin verimli tarım açısından önemli kısıtını oluşturmaktadır.

- Tarıma elverişlilik bakımından, optimum toprak derinliğine sahip alanlar yetersizdir.

- Çoraklık, drenaj, taşlılık gibi doğal sorunlar, bir başka kısıtı oluşturmaktadır.

- Tarım için kullanılabilir sayılan I - IV. sınıf topraklar toplamın % 34'ü, tarım açısından verimli sayılan I - II. sınıf topraklar ise toplamın % 15'ini oluşturmaktadır.

- Üstelik tarım açısından verimli arazilerin çoğunluğu, kent, altyapı, sanayi v.b. yatırımlarının yoğunlaştığı bölgelerde bulunmaktadır.

- Ekonomik ve teknolojik olarak sulanabilen topraklar, işlenen alanın üçte biri kadardır.

- Topraklarımızda organik madde yetersizliği yaygındır.

- Üstte tanımlayıcı boyutlarıyla verilen ve doğal yapıdan kaynaklanmış bulunan ekonomik gerekçeler toprakların, özellikle de tarım arazilerinin esirgenme derecesinde sahiplenilmesini, kesinlikle ve her koşulda korunmasını zorunlu kılmaktadır. Amaca ulaşmak açısından yalnızca korumak da yeterli olmayacaktır.

Korunması zorunlu toprakların kısıtlı potansiyelinden optimum yararın sağlanması bakımından, kullanım yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik ıslah çalışmalarının ve en uygun kullanımı sağlayacak, bağlayıcı - kesin toprak kullanım planlarının kılınması gerekli bulunmaktadır. Bu zorunluluk yaşanmakta olan toprak yitirilmesi süreci nedeniyle, daha da ağırlaşmıştır.

- Dünya genelinde gözlenen toprak yitimi olumsuzluğu, ekonomik gelişme ve kalkınmanın, bundan böyle daha az toprakla yetinilerek gerçekleştirilmesi gerçeğini ortaya koymaktadır.

- Bilimsel saptamalar, yeryüzü karasal alanının % 15'inin insanlardan kaynaklanan sorunlar nedeniyle bozulduğunu göstermektedir.

- Dünya ölçeğinde yılda 25 milyar 400 milyon ton üst toprak kaybına yol açan boyutuyla, erozyon bir afet niteliğini almıştır.

- Dünya tarım arazilerinin % 70'i çölleşme riskiyle yüz yüzedir. 20 milyon km2 alan, canlıların yaşayamayacağı bir ortama dönüşmüştür. Her yıl, Dünyada 60.000 km2 alan çölleşmektedir.

- Çölleşme ve erozyon nedeniyle, Dünyada her yıl 1.5 milyon hektar sulanan alan kaybedilmektedir.

- Ülkemizde, topoğrafya, ekoloji gibi doğal nedenlere bağlı, biçimde esasen yoğun olan erozyon, insanın doğaya müdahalesinden kaynaklanan yapay nedenlerle, giderek ağırlaşmaktadır.

- Kara yüzeyimizin % 86.5'i, işlenen tarım alanlarının % 73'ü yoğun erozyonla karşı karşıyadır.

- Avrupa'nın onüçte biri büyüklükte olmamıza karşın, ülkemizdeki erozyonla toprak kaybı Avrupa toplamından fazladır ve yılda 500 milyon tona ulaşmaktadır.

- Her yıl, 25 cm kalınlığında 150.000 Hektara eş düşen bu kayıpla, aynı zamanda her yıl 9 milyon ton bitki besin maddesi yok olmaktadır.

- Böylesine çok çeşitli ve çok sayıda doğal sorunla karşı karşıya bulunan kısıtlı alanlarımız, üstelik tarım dışı amaçlarla hızlanarak talan edilmektedir.

- Kullanım olanağı bulunan çok geniş alanlar olmasına karşın, tarım amacı dışı kullanım daha çok verimli tarım arazilerinde yoğunlaşmaktadır. Bir yandan GAP gibi büyük projelere sulama için büyük kaynaklar ayrılırken, öte yandan sulama şebekesi döşenmiş verimli alanlar betonlaştırılmaktadır.

- 1978'den 1996'ya % 333 oranında artış gösteren amaç dışı kullanımla, yaklaşık 600.000 hektar verimli tarım arazisi yok olmuştur, bir Ankara ya da bir Konya ili arazisi yok edilmiştir.

- Amaç dışı kullanımla Türkiye'nin, buğday türünden yıllık ortalama ürün kaybı 2,5 - 2,8 milyon ton düzeyindedir.

- Amacı doğrultusunda ve yerinde kullanılan tarım arazisi ancak % 66 oranındadır.

- Bütün bu olumsuz sürece bağlı olarak, kişi başına tarım arazisi, son yirmi yılda üçte bir oranında azalmış, 4,5 dekar / kişi büyüklüğünden 3 dekar / kişi büyüklüğüne inmiştir.

- Kimi örneklerle tanımlanmaya çalışılan, doğal kökenli ya da yapay etmenlere dayalı toprak yitim süreci, karşımıza yasal düzenleme bakımından ikinci bir temel ekonomik gerekçe olarak çıkmaktadır. Giderek ağırlaşan boyutlarla tırmanan sorun, "toprak koruma yaklaşımının daha da önemsenmesi yanında arazi kullanım rasyonelinin kesinlikle yakalanmasını ve hangi amaçlarla hangi arazilerin kullanılacağını belirleyen kesin - değiştirilemeyecek yasal kuralların oluşturulmasını" ana çözümleme doğrultusu olarak ortaya koymaktadır.

Aynı nedenler, kısıtlı olan ve giderek daralan bu kaynaklardan optimum yararın sağlanması bakımından, toprak ıslahı ve geliştirilmesi çabalarını da aynı ölçüde zorunlu kılmaktadır. Koruma ve amaca uygun kullanım için belirleyici ekonomik gerekçeler olarak yukarıda belirtilen "yetersizlik - kısıtlılık ve yitim süreci" sorunu yanında, bir başka ekonomik gerekçeye de "tarım amaçlı yanlış kullanım olayı" kaynaklık etmektedir.

- İşlemeli tarıma açılmaması gereken mera ve benzeri alanların önemli bölümü bu amaçla kullanılmış ve var olan erozyon eğilimi hızlandırılmıştır.

- Daralan mera alanlarına yönelen ağır otlatma ve sorumsuz kullanma olumsuzluğu, bu alanların önemli bölümünü kıraç – çıplak - erozyona açık alanlar haline getirmiştir.

- Toprak koruma ve erozyon kontrolü açısından daha uygun bir tarımsal süreç olan bağ - bahçe tarımı yeterince artırılamazken, özellikle kuru tarımda erozyonu hızlandıran tarla tarımı alanları çok hızla büyümüştür.

- Uygun yetiştirme teknikleriyle azaltılması mümkün nadas alanları gereğince daraltılamamış, hem arazi boş bırakılarak ekonomik zarara, hem de erozyon riskine neden olunmuştur.

- Tarla tarımı içerisinde, toprağı daha ekonomik kılan sanayi bitkilerinin ve özellikle erozyon riskinin azaltılmasına yarar sağlayacak yem bitkilerinin oranı gereğince artırılamamıştır.

- Toprakların yeteneğe uygun kullanımını realize edecek, uygulanabilir bir üretim yönlendirmesi başarılamamıştır.

- Bilimsel saptamalara göre işlemeli tarıma açılmaması gereken alanlar, tarım amaçlı kullanılan alanın dörtte birine varmıştır. Üstelik, bu alanlar tarıma uygun olmadığından, ortaya verimsiz bitkisel üretim gibi yeni bir sorun da çıkmıştır.

- Toprak kullanım yeteneklerine uygun olmayan yanlış tarım uygulamaları da ayrı bir ekonomik sorunun kaynağını oluşturmuştur. Araştırmalar toplam tarım alanının beşte birinde, bu tür yeteneğe aykırı kullanım olduğunu göstermektedir.

- Tarım dışı amaçlarla kullanım ve tarım amaçlı yanlış kullanım, toplam karasal alanın üçte birine ulaşmıştır.

- Kullanım amacı anlamında yapılan yanlışlıkların yanında, toprak kullanım yöntem yanlışlıkları da, benzer ekonomik sorunlar yaratmıştır. Toprak işleme yanlışlıkları, yoğun ve yanlış sulama yöntemleri, yoğun ve yanlış gübre ve ilaç kullanımları, yüzey toprağın yitirilmesi, drenaj, çoraklaşma, toprak niteliğinin bozulması ve kaynakların ekonomik kullanılmaması gibi çok sayıda soruna kaynaklık etmiştir.

- Tanımlayıcı ana başlıklarla açıklanmaya çalışılan "tarım amaçlı yanlış arazi kullanım süreci" kesinlikle durdurulmalıdır. Toprakların yeteneğe göre en uygun kullanımını sağlayacak, kullanım planlama ve yönlendirmelerinin yapılması toprağı hem koruyacak hem de verimini optimize edecek kullanım ve geliştirme tekniklerinin uygulanması, kesinlikle gerçekleştirilmelidir.

Bu önlemler, gerekli ıslah ve geliştirme çabalarıyla bütünleştirilmeli ve bu amaçları sağlayacak yasal – yönetsel kurallar geliştirilmelidir. Toprakların korunması, ıslahı ve etkin kullanılmasını kısıtlayıcı özellik taşıyan bir olumsuzluk tablosu da, toprak ve bitki örtüsü kirlenmesi bazında ortaya çıkmaktadır.

- Kent, endüstri, tarım dışı etkinlikler ve yanlış - yoğun tarım kimyasalı kullanımı, toprağı, suyu ve bitki örtüsünü çok tehlikeli biçimde kirletmekte, bu kaynakların üretim gücünü zayıflatmakta, yer yer üretemez hale getirmektedir.

- Bu nedenle, geçmişte toprağa bereket kaynağı olan birçok akarsu, şimdi toprağı zehirleyen patojen unsur olmuştur.

- Aynı nedenle, dün sulanabilen birçok arazi, bugün su kirliliği yüzünden sulanamayarak, kurumuştur.

- Toprak ve bitki gereksinimini gözetmeyen, yanlış ve yoğun kimyasal kullanımı, üretkenlik gücünü geriletmiş, insan besin zincirine yansıyan tehlikeleri gündeme getirmiştir.

- Birkaç başlıkla belirtilen ve ilgili-yetkili hiçbir çevre tarafından yeterince ayırdına varılamayan toprak su ve bitki örtüsü kirlenmesi, toprakların ıslahı ve kirletici etmenlerin önlenmesi doğrultusunda çözülmesi gereken bir başka ekonomik nitelikli sorunu ve gerekçeyi oluşturmaktadır. Toprak koruma, ıslah geliştirme ve verimli kullanma sürecinde yeni yasal düzenlemeleri gerektiren önemli bir başka gerekçeyi ise, toprak/insan ilişkilerinin ekonomik boyutu gündeme getirmektedir.

- Nüfusun hızla artması, buna bağlı bölünme süreci ve tarım alanlarının aynı oranda büyümemesi olayı, aile başına düşen tarım arazisi büyüklüğünü küçültmüştür.

- 1991 Genel Tarım Sayım verilerine göre, ortalama işletme büyüklüğü 59.1 dekar, ortalama parsel sayısı 5.5 adettir. Böylesine küçülmüş ve parçalanmış toprak potansiyeline sahip işletme yapılarında, verimli toprak kullanımı mümkün değildir.

- Ortalama büyüklüğün de altına düşen, cüceleşen birçok tarım işletmesinde, yeter gelir sağlamadığı için topraklar boş bırakılıp, kullanılmamakta, köyler terk edilmektedir.

- Öte yandan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun birçok yöresinde, çok büyük topraklı aile gerçeği devam etmekte, sulanan alanlarda büyük topraklı işletmelerin verimli tarım yapmaları ve toprakları ekonomik kullanmaları mümkün olmamaktadır.

- İşletme yapısı, büyüklüğü ve toprak dağılımında gözlenen dengesizlik, toprakların kullanım verimliliğinin ve işletme optimizasyonunun sağlanması açısından, giderilmesi gereken bir sorun ve yasal düzenlemeyi öngören bir ekonomik gerekçe niteliğini taşımaktadır. Toplulaştırmadan - topraklandırmaya, miras hükümlerinin değiştirilmesine kadar uzanan bir dizi çözümleme yaklaşımı, yasal temellere kavuşturulmalıdır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 13:32
5.2. TOPLUMSAL GEREKÇELER :




Türkiye topraklarına sahip çıkılmasının, korunarak doğru kullanımının sağlanmasının en temel ve genel toplumsal gerekçesi, Türkiye toplumunun besin güvenliğinin sağlanması ve Türkiye insanının insanca beslenmesinin gerçekleştirilmesidir.

- Türkiye, "kendine yeten yedi ülkeden birisi olmak" özelliğini çoktan yitirmiştir. En temel besin olan ekmek için gerekli buğday üretiminin artış hızı, nüfus artış hızından geri kalmıştır. 1983 - 1996 döneminde yıllık üretim artışı buğdayda % 1.55, meyvelerde % 1.97, sütte % 1.5 ve ette %0.18 olmuştur.

- 1985 - 1998 arasında Türkiye 530.000 ton kasaplık sığır, 255.000 ton et, 87.000 ton süt tozu ithal etmiştir. Birçok temel besin açısından Türkiye net ithalatçı haline gelmiştir.

- Araştırmacılar kişi başına günlük besin maddesi tüketiminin azaldığını göstermektedir.

- İnsanlarımızın onda biri proteince, altıda biri enerji açısından yetersiz beslenmektedir.

- Üstelik bu ölçüde yetersiz beslenen ve bu nedenle kitlesel sağlık sorunları yaşayan Türkiye toplumu, hızla büyümeye devam etmektedir.

- Özetle, Türkiye büyüyen ve çağdaş koşullarda insanca yaşam sürdürmesi gereken toplumunu, bu toprakları koruyarak ve doğru kullanarak yaşatmak durumundadır. Tümü önemli olan diğer ekonomik ve toplumsal nedenler bir yana bırakılsa dahi Türkiye toplumunun insanca yaşamasını sağlayacak besin güvenliği misyonu, toprakların toplumun geleceği için korunması ve doğru kullanılmasının temel toplumsal gerekçesini oluşturacaktır.

- Toplumsal nitelikli ikinci temel gerekçe ise "tarım toplumunun yaşam düzeyinin geliştirilmesi ve refahının sağlanmasıdır". Toprak kullanan işletme sayısı 3.996.822 adet olan, nüfusu 21.870.000'e varmış bulunan tarım üreticisi kitlenin, kısa zamanda tarım dışı sektörlere aktarımı söz konusu değildir. O nedenle, Türkiye tarımının daha uzun zaman yoğun üretici kitlesine katlanması kaçınılmazdır. Emeği ile mal üreten bu geniş toplum kesiminin daha verimli üreterek refahını artırması bakımından da, toprakların korunup - doğru kullanılması ve bunun yasal temellere kavuşturulması zorunluluğu vardır.

- Artan nüfus yoğunluğunun topraklara yönelik olumsuz baskı ve etkilerinin azaltılması açısından da, toprak kullanımı rasyonel kılan toprak düzenlemelerine gerek bulunmaktadır.

- Nüfus artışı ve miras hükümleri nedeniyle hızlanan bölünme, çok küçük, cüce ve fakat tümü verimsiz işletmelerin yaygınlaşmasına neden olmuştur. Verimsiz çalışan ve toprağı çok kötü kullanan bu yapının optimal tarım işletmesi ölçeğine dönüşmesi, ekonomik açıdan olduğu kadar, küçük işletmelerin yaşayabilir tarım işletmesi toplumsal dokusuna dönüşmesi bakımından da önemlidir. Dolayısıyla, küçük ve cüce yapıları optimize edecek bir toprak düzenlemesi, kırsal toplumun yararları anlamında da önemli bir toplumsal gerekçeyi oluşturmaktadır.

- (4.2.6) no.lu başlık altında tanımlayıcı göstergeleri verilen, toprak dağılım dengesizliğinin giderilmesi ve toplumsal dengenin kurulması bakımından da, toprak kullanım ve korumanın yeni yasal temellere kavuşturulması gerekmektedir.

- Verimli üretim koşullarını yitirdikleri için terk edilen ve kullanılmayan toprakların, demokratik yaklaşımlarla az topraklı kitleleri insanca üretecek ölçeklere kavuşturmak amacıyla tahsisi de toprak kullanımının düzenlenmesine ilişki ayrı bir toplumsal gerekçeyi oluşturmaktadır.

- Birkaç temel noktada toplanan toplumsal gerekçeler, toprakların korunması - ıslahı ve verimli kullanılmasının, ekonomik olduğu kadar bir toplumsal zorunluluk, hatta Türkiye toplumunun yaşamsal zorunluluğu olduğunu ve toplumun geleceğinin güvenliği ile toprakları korumak ve doğru kullanmanın eş anlama geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 13:56
5.3. YÖNETİMSEL VE TEKNİK GEREKÇELER :




Toprakların koruması - ıslahı ve verimli kullanımı çerçevesinde, temel sorun alanlarından birini de yönetim süreci oluşturmaktadır. Bu olumsuzluk bir yandan yönetimin üstlendiği hizmetlerin etkisizliği, bir yandan yönetim yapılarının yetersizliği, öte yandan ise kamu yönetiminin bizzat toprak kaynaklarının bozulması sonucunu yaratan karar ve eylemleriyle ortaya çıkmaktadır. Ana başlıklarıyla tanımlanan bu kargaşa, toprak konusundaki yönetsel işlevlerin, yeni bir anlayışla ele alınıp, örgütlenmesini, tüm işlevlerin çağdaş, kullanılabilir yasal temellere kavuşturulmasını gerekli kılmaktadır.

- Toprak kaynaklarının korunması - ıslahı ve kullanımına ilişkin kamu işlev ve örgütlenmesi tam bir kargaşa içerisindedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan - Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden - Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne kadar, daha sayılabilecek birçok kuruluşa, konuyla ilgili ödev ve sorumluluklar verilmiştir.

Sonuçta ne öngörülen hizmetlerde bütünlük ve verimlilik ne de işbirliği - eşgüdüm sağlanabilmiştir. Ortaya çıkan, kamu hizmeti etkisizliğini gidermek, kuruluşlar arası yetki ve görev girişik ve çelişkilerini azaltmak bakımından, toprakla ilgili her türlü hizmet gereğinin ve hizmet örgütlenmesinin yeni bir anlayışla ele alınması gerekmektedir.

- Toprak kaynaklarına yönelik korumacı - geliştirmeci ve etkin kullanımı öngörücü kamu hizmet ve etkinlikleri toprak - insan ilişkilerini düzelten, kırsal toplum gelişme gerekleri ile, tarım sektörü gelişme gereklerini bir arada kavrayan bir sentez anlayışına oturtulmalıdır.

- Bu kapsamda ele alınması gereken ilk boyut, kavramsal çerçevenin çizilmesidir. Toprakla ilişkili her boyut ve süreç konusunda, bilimsel ve terminolojik bir uzlaşı sağlanması, bu uzlaşıyı tanımlayıcı, betimleyici, açıklayıcı çerçeve, yasal düzenleme kapsamında yapılmalıdır.

- Tanımlamanın ardından gelen gereklilik, toprak kaynaklarının, tüm boyut, olanak ve kısıtlarıyla potansiyelinin belirlenmesi, saptanması ve bunların bir veri tabanına dönüştürülmesidir. Belirlemelerin hangi doğrultularda yapılacağı kavramsal anlamda temel yasada yer almalı, nasıl gerçekleştirileceği örgüt - kurum yasasında tanımlanmalıdır.

- Detaylı toprak etütlerine dayalı kaynak envanteriyle ve veri tabanıyla tanımlanmış toprağın, korunması, ıslahı ve geliştirilmesi ile verimli kullanımını sağlayıcı, ilke ve kurallar yasal kesin hükümlerle ortaya koyulmalıdır.

- Belirlenmiş kural ve ilkelerin yol göstericiliğinde, toprak kullanımını belirleyici sınıflama göstergeleri tanımlanmalı, hangi amaçlar için ne tür toprakların kullanılacağı, değiştirilemez kesinlikte yasal kurallar haline getirilmelidir.

- Hangi amaçla olursa olsun, kullanımın teknik ve yönetsel esasları yasal güvenceye bağlanmalıdır.

- Bu çerçevede, ekonomik, toplumsal, ekolojik, teknolojik tüm koşulları birlikte kavrayan "arazi kullanım planlarının" makro ölçekte, bölge ve havza ölçeğinde yapılması ve kesinlikle uygulanması, yasal kural haline getirilmelidir.

- Toprağı ekonomik kullanacak, toprak için yeni bozulma sorunları yaratmayacak, yetenek ve niteliklere göre optimal kullanım verimliliğini sağlayacak ve ekonomi ve toplumun gereksinimini birlikte gözetecek bir tarımsal üretim yönlendirmesi, yasalarda yer almalı, üretimin yönlenmesine baz olacak kısıtlama, caydırma, cezalandırma ya da özendirme yaklaşımları tanımlanmalıdır. Bu doğrultuda, münavebeli tarım yapılması ve gerekirse nadaslı tarım için, yasal yetkiler kullanılmalıdır.

- Toprağın koruma ölçütleri yasal güvenceye kavuşturulmalı ve her türlü kullanım amacının bu ölçütlere bağlılığı gözetilmelidir.

- Toprak kullanım verimliliğinin sağlanması açısından, miras ve benzeri yöntemlerle arazinin bölünmesini önleyecek yasal kurallar getirilmelidir.

- Verimli toprağa yönelik, amaç dışı kullanım niyetlerini caydırıcı ve amaç dışı kullanımı niteliksiz topraklara yöneltilecek özendirici yaklaşımlar, yasal anlayışlara dönüştürülmelidir.

- Toprağın korunması - ıslahı ve verimli kullanımı çerçevesinde, bu anlayışların tersine eğilimleri kırmak ve geriletmek açısından, cezalandırma dahil, etkili yasal yaptırımlar getirilmelidir.

- Kentsel, endüstriyel, turistik ve benzeri tarım dışı unsurlarla yanlış tarımdan kaynaklanan ve sonuçta toprağı bozarak üretkenliğini azaltan kirletici, bozucu tüm süreçlerin önlenmesi için, yasal yetkiler genişletilmeli, caydırıcı mekanizmalar geliştirilmelidir.

- Toprak / insan ilişkilerinin olumsuzluğu ve mirasla bölünmenin hızlanması nedeniyle oluşan ve Türkiye tarımına damga vuran küçük cüce işletmeciliğin toprağa yönelen olumsuz ve bozucu baskısını azaltmak, sonuçta da gidermek açısından, toprağı verimli kullanacak, toprağa yönelik her türlü yatırımı sahiplenerek etkili kullanacak, bir demokratik üretici örgütlenmesi, yasalarla öngörülmelidir.

- Üretici örgütlenmesinin, korumacı ve geliştirmeci yatırımlar yanında, sulama yönetimi doğrultusunda da demokratikleştirilmesi için yasal yetkiler oluşmalıdır.

- Yasal düzenlemeler, toprağın korunup doğru kullanılmasına dönük araştırma ve üretici eğitim ve yayımını öngörecek kuralları taşımalı, bu amaca dönük kurumlaşmaları da önermelidir.

- Toprağın korunmasını, ıslah ve gelişimini ve verimli kullanılmasını sağlayacak teknolojik ve fiziki yatırım ve hizmet etkinliklerini yeni bir yaklaşımla ele alıp örgütlenmesini öngörecek yasal hükümler getirilmeli ve hizmetlerin kapsamı sorunu çözecek ölçeklere çıkarılmalıdır.

- Bu kapsamda, toprak korumacı önlemlere özel önem verilmelidir. Erozyon kontrolü birincil koruma hedefi olarak, yasal temellere kavuşturulmalı ve örgütlendirilmelidir.

- Üretimi kısıtlayan, drenaj bozukluğu, tuzluluk, alkalilik ve taşlılık gibi sorunların giderilerek, bu alanların tarıma kazandırılması için, gerekli yasal mekanizmalar kurulmalıdır.

- Tarla içi geliştirme ve toprak ıslahına yönelik çalışmalar koruma önlemleriyle eklemleşecek biçimde öngörülmeli ve örgütlenmelidir.

- Tarıma uygun olmayan ve fakat bu amaçla kullanılan arazilerin, tarım alanı dışına çıkarılması için yasal yetkiler oluşmalıdır.

- Tarıma uygun olduğu halde, başka amaçlarla kullanılan alanların, tarıma açılması açısından, yetki kullanımı yasallaştırılmalıdır.

- Koruma ve ıslah çabaları, ekonomik nitelikli ve çağdaş teknikleri kullanan sulama çalışmaları ile bütünleştirilmeli, bunu sağlayacak örgütsel ve yasal temel oluşturulmalıdır.

- Sulama ile tarla içi geliştirme hizmetlerinin eş zamanlı ve birbirini bütünleyecek biçimde yürütülmesi, yasal - yönetsel kurallara bağlanmalıdır.

- Toprağın korunması ve verimli kılınması açısından zorunlu olan toplulaştırma süreci, öncelikli kamu fonksiyonlarından birisi durumuna getirilmeli, bu alanda var olan hizmet dağınıklığı giderilmeli, buna uygun örgüt yapısı oluşturulmalıdır.

- Toplulaştırmadan beklenen yararın sağlanması için, bu çalışmaların tarla içi geliştirme hizmetleriyle ve sulama etkinlikleriyle bütünleştirilmesini sağlayacak, yasal - yönetsel düzenlemeler yapılmalı, uyulması zorunlu kurallar oluşturulmalıdır.

- Mera ve orman alanlarındaki üretim artışı ve sürekliliği için, gerekli koruma ve ıslah çabalarını sağlayacak yasal yetkiler getirilmelidir.

- Toprak koruma - ıslah ve verimli kullanıma dönük finansman gereksiniminin karşılanması ve kullanım etkinliğinin sağlanması için, tarımsal nitelikli kredi ve yatırım planlaması konusunda, örgüt yasasında yönlendirici kurallar yer almalıdır.

- Demokratik katılımcı anlayış, yasal düzenlemelerin öngördüğü tüm süreçlerde yaşama geçirilmelidir. Katılımcılığın yeterince sağlanamaması durumunda, koruma - ıslah ve verimli kullanımın zorlaşacağı unutulmadan, amaca dönük bütün kurum ve örgüt mekanizmalarında, toprakla ilişkili kitle ve grupların demokratik katılımcılığı gerçekleştirilmeli, kararlar katılımcı, çoğulcu yapılarda oluşmalıdır. Bu anlayış, yasal düzenlemelerin tümüne yansıtılmalıdır.

- Katılımcılığın etkili olması için, yalnızca yönetim ve karar süreçlerinde söz hakkı boyutunda kalmaması, yatırım maliyetlerine katılma boyutuyla da somutlaşması açısından, yasal düzenlemelerde özendirici ve caydırıcı hükümler yer almalıdır.

- Tarımsal gelişme/kırsal kalkınma amaçlarını ortaklaşa kavrayan bir anlayışla, tarımsal altyapı hizmetlerinin yanında, kırsal - sosyal altyapı etkinliklerinin ve yerleşim birimlerinin iyileştirilmesi çabalarının da gösterilmesi gerekir. Böylesi bir bütünlük anlayışıyla, mülkiyet düzenlemeleri, arazi iskan işlemleri ve kırsal alan yaşamının çağdaşlaştırılması gibi değişmeci - dönüşmeci önlemlerin alınmasının, yasal hükümlerle özendirilmesi yararlı olacaktır.

- Ekonomik - toplumsal - yönetsel nitelikli yasal düzenleme gerekçelerinin ortaya koyduğu işlev, görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi açısından kaynak yaratılması zorunludur. Çıkarılması öngörülen yasal düzenlemelerde, yapılacak çalışmaların maliyetini sistemden karşılayacak bir fon oluşturulması gerekli bulunmaktadır.

- Tanımlayıcı başlıklar ile açıklanmaya çalışılan yönetsel özellikli gerekçelerin öngördüğü yönetim yapısı, bu konularla görevli ve tek yetkili yeni bir kurumsal düzenlemeyi zorunlu kılmaktadır. Geçmişte bu anlamda son derece başarılı hizmetler vermiş TOPRAKSU Genel Müdürlüğü benzeri bir kamu örgütünün, yaşanan deneylerden olumlu sonuçlar çıkarılarak, çağdaş bir anlayışla oluşması ve konu ile ilgili olarak Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ve DSİ Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlarda bulunan hizmetlerin de bu çatı altında toplanması, yasal düzenlemenin genel ve temel bir gerekçesi olarak öne çıkarılmalıdır.

- Ülkemizde toprak kaynaklarının korunması-ıslahı ve verimli kullanımı genel amacına yönelik kamu işlevlerinin çok başlı, karmaşık, etkisiz, yetersiz ve kimi zaman çözüm yerine yeni sorun yaratan özelliği, bir an önce yeni bir yönetsel anlayışın oluşmasını gerektirmektedir.

Ekonomik ve toplumsal gerekçeler çerçevesinde önerilen öngörülerin yaşama geçmesi, bütünlükçü, kavrayıcı, etkin, işleyebilen, ekonomik çalışan, yeni ve çağdaş bir yönetim düzenlemesi ve uygulamasını zorunlu kılmaktadır. Değinilen nedenlerle, toprak kaynaklarına yönelen tüm yönetsel süreçlerin, yeni bir yasal çerçeve içerisinde öngörülmesi ve yaşama geçirilmesi kaçınılmazdır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 14:09
5.4. HUKUKSAL GEREKÇELER :




- Türkiye'de "toprak koruma - ıslah ve verimli kullanma" ya da "koruma ve arazi geliştirme" amaçlarını duyarlılıkla kavrayan, bu amaçlara ulaşılmasını öngören ve gerekli araç ve yöntemleri tanımlayan, net - açık - uygulanabilir hukuksal düzenlemeler yoktur, olmalıdır.

- Bu konuda ilk yetersizlik Anayasada bulunmaktadır. Her ne kadar, bu raporun toprakla ilgili Anayasa maddeleri değişimi gibi bir öngörüsü yok ve amacı bu alandaki yasal düzenlemeler ise de, Anayasada var olan yetersizliğe de değinmek gerekmektedir. (4.2.8) no.lu başlık altında belirtilen 44 ve 45. maddelerdeki yetersizlikler, çıkarılacak yeni yasal düzenlemelerin net ve uygun hükümleriyle giderilebilir. Anayasada yer alan ve fakat toprak kaynakları koruma ve arazi iyileştirme amaçlarına yetemeyen hükümlerin eksiklikleri, yeni yasalarla ortadan kaldırılabilir.

- Anayasanın aşağıda özetlenen maddeleri, koruma ve iyileştirme genel amacının yerine getirilmesi için yeterli hukuki zemini oluşturmaktadır.

- 23. madde; yerleşme özgürlüğünün kullanılması sürecinde, kamu mallarının korunmasını öngörmektedir.

- 35. maddede mülkiyet ve miras haklarının kamu yararı amacıyla kısıtlanabileceği, açık hükmü vardır.

- 43. madde kıyıların, Devletin hüküm ve tasarrufunda olduğunu, kıyı ve sahil şeridinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceğini, açıkça ortaya koymaktadır

- 44. maddede, toprağın korunması, geliştirilmesi, verimli işletilmesi ve erozyonla kaybedilmesinin önlenmesi işlevleri, Devlete net görevler olarak verilmiştir. Aynı madde, Devletin toprağı bulunmayan çiftçilerin topraklandırılmasını da emredici bir yaklaşımla, öngörmüş bulunmaktadır.

- 45. madde, Devletin, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemekle ödevli olduğunu açıklamakta ve tarım üreticilerinin korunmasını öngörmektedir.

- 46. maddede, toprak kamulaştırmalarında, özel koşulların uygulanabileceği öngörülmüştür.

- 47. madde, kamu hizmeti niteliği taşıyan özel girişimlerin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda, devletleştirilebileceğini belirtmektedir.

- 56. maddede, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirmenin ve korumanın bir Devlet sorumluluğu niteliğini taşıdığı, hükme bağlanmıştır.

- 57. madde, konut gereksiniminin karşılanması sırasında, Devletin çevre koşullarını gözetmesi gereğini ortaya koymaktadır.

- 63. maddede, Devletin tabiat varlık ve değerlerini koruması hükmü getirilmiştir.

- 166. madde, Devletin kalkınma için ülke kaynaklarının verimli kullanılmasını planlayacağını, açık bir görev olarak tanımlamıştır.

- 168. maddede, doğal değer ve kaynakların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu açıklamaktadır.

- 169. madde, Devletin ormanları korumak ve genişletilmesi için gerekli önlemleri almasını öngörmektedir.

- 170. maddede, orman köylüsünün korunmasının Devlet sorumluluğu olduğu belirtilmiştir.

- 171. madde, Devletin üretimin artırılması ve tüketicinin, korunması için kooperatifçiliği geliştirmesini öngörmektedir.

- Görüldüğü gibi, açıklık - netlik anlamında yeterlilikleri tartışılabilir olmasına rağmen, Anayasa'nın birçok maddesinde, "toprakların korunması - ıslahı ve verimli kullanılmasına" hukuksal zemin oluşturacak hükümler bulunmaktadır. Tek başına bu hukuki zemin dahi toprağa yönelik korumacı ve iyileştirmeci yasal düzenlemelerin yapılması için, yönlendirici ve yeterli bir gerekçe niteliği taşımaktadır.

- Toprak kaynaklarının korunması ve geliştirilmesi ile bunlarla ilişkili kamu fonksiyon - görev ve örgütlenmesi konularında yürürlükte bulunan birçok yasal düzenleme olmasına rağmen, sorun çözülememiştir.

"Yönetsel Gerekçeler" bölümünde bir bölümünün isimleri belirtilen bakanlıklardan genel müdürlüklere kadar ilgili çok sayıda ve fakat bölük - pörçük hüküm vardır ama, bütünlükçü – kapsayıcı - sorunu çözücü bir Toprak Yasası ya da toprakla ilgili tüm kamu işlevlerinden tek sorumlu bir örgüt için herhangi bir yasa yoktur.

Üstelik, yürürlükte bulunan yasal hükümler sorun çözmek bir yana, yeni sorunlara kaynaklık etmekte, kuruluşlar arası çelişki ve çatışmalara yol açmaktadır.

Tanımlanmaya çalışılan kargaşa giderilerek, genelde araziyi ve tarım arazilerini, özelde toprağı her boyutuyla kavrayan, koruma - ıslah ve kullanma amaçlarının yerine getirilmesi doğrultularını öngören bu anlamda ilke ve kurallar getiren, ilke ve kurallara uygun uygulamaların nasıl yapılacağını ve nasıl örgütleneceğini tanımlayan, bütün bunları bütünlükçü bir anlayışla ortaya koyan, yeni yasal düzenlemelere hukuki açıdan da gerek bulunmaktadır.

Çıkarılacak temel nitelikli bir toprak yasası ve bununla uyumlu bir kurumsal yapı yasası, amaçlara ulaşılmasının hukuki temelini oluşturmaktadır.

- Hukuki anlamda bir başka gerekçe de, VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı'dır. Yasa niteliği taşımamasına rağmen, TBMM kararıyla ortaya koyulduğu için genel nitelikli yönlendirici, emredici bir yasal düzenleme özelliği taşıyan Plan, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün, tarımsal faaliyetlere ilişkin işlevlerinin ayrı bir genel müdürlük halinde yerine getirilmesini öngörmektedir.

- Hukuksal gerekçe bazında bir başka konuyu da yönetmelik düzenlemelerinin yetersizliği, etkisizliği ve istenildiğinde değiştirilerek, amaca aykırı kullanılması süreci, oluşturmaktadır.

Örneğin, tarım arazilerinin amaca aykırı kullanımını önlemek amacıyla 1989'da çıkarılmış olan Yönetmelik, o tarihten bu yana, verimli alanların tarım dışı amaçlara tahsisine olanak yaratacak doğrultuda, tam üç kez değiştirilmiştir.

Bu süreç, toprakları korumanın, amaç dışı kullanımı önlemenin, yönetmelikle olamayacağını açıkça ortaya koymuştur. Değinilen nedenle, koruma ve amaç dışı kullanmayı önleme hedefi, kesin - değişemez bir yasa hükmü olarak ortaya koyulmalıdır.

- Üstte birkaç ana başlık altında ortaya koyulan hukuki gerekçeler; koruma - ıslah ve kullanma amaçlarını kavrayacak temel yasa ve örgüt yasası düzenlemelerinin, başta Anayasa olmak üzere, kalkınma planları dahil hukuki bir temele dayandığını, yürürlükteki yasal düzenlemelerin yetersizliği, etkisizliği ve hatta yeni sorunlara yol açan özellikleri nedeniyle de ayrıca zorunlu olduğunu, açıkça ortaya koymaktadır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 14:30
5.5. SİYASAL GEREKÇELER :




- Sorunun, ekonomik - toplumsal - yönetsel ve hukuksal nitelik taşıması, doğal olarak "siyasal özellik" taşınması sonucunu da beraberinde getirmektedir.

Bir sorun, bu süreçlerin ortak sonucu ise o soruna o süreçlerin tümünü kavrayan makro siyasetler sorgulanmadan çözüm üretilmesi mümkün değildir.

O açıdan, ülke kalkınması ve toplumun gelişerek çağdaşlaşmasını öngören politika ve stratejilerin, doğmuş bulunan toprak sorununda önemli etkileri bulunduğunu da bundan böyle bulunacağını da gözden uzak tutmamak gerekmektedir.

- Uygulanan sanayileşme yaklaşımı, sanayinin konumlanması stratejisi, toprak yitimi sorununu hızlandırmıştır.

- Uygulanan, ilkesiz tarım politikaları, meralardan başlayarak, işlemeli tarıma açılmaması gereken alanların bozulup, verimsizleştirilmesine yol açmıştır.

- Aynı politikalar, ekonominin - toplumun istemleri ile toprağın yetenek ve niteliklerini ekonomik optimumda bütünleyen bir üretim stratejisini başaramadığı için, tarım arazilerinin yanlış kullanımı ve bozulması sorunlarını yaratmıştır.

- Önce özel çıkarı gözeten, kamu yararını önemsemeyen ve dışlayan, toplum yararını özel yararın önüne koymayan ekonomik siyaset ve yaklaşımlar nedeniyle, verimli araziler talan edilmiş toplumun geleceği ipotek altına sokulmuştur.

- Kalkınma ve gelişme stratejilerinde, tüm çevresel değerler ve başta toprak olmak üzere doğal üretim kaynaklarının korunup verimli kılınmasını öngören "sürdürülebilirlik" yaklaşımları, hiçbir zaman egemen olamamıştır.

- Yaşanan bunca soruna rağmen, ülke yönetiminde etkili ve yetkili siyasal ve yönetsel karar süreçlerinde, sorunu kavrayıcı, algılayıcı ve çözüm üretici yeterli bir ilgi ve duyarlılık görülememektedir.

- Bu olmadığı için, alınan ekonomik ve toplumsal nitelikli kararlarda, kaynak koruma kaygısı gereğince yer almamaktadır.

- Oysa, toprak kaynaklarının kullanılmasında, toplum yararını-özel yararların önüne koyacak bir genel siyasal anlayışa gerek vardır.

- Toprağı korumacı - geliştirmeci ve verimli kılıcı anlayışın, toplumca ortaklaştırılmış, paylaştırılmış bir siyasal bilince dönüştürülmesi gerekmektedir.

- Toplumun geleceği adına gösterilmesi gereken duyarlığın, toprak özeline yansıyan korumacı bir siyasal tavra dönüşmesi gerekmektedir. Kısa başlıklarla belirtilmeye çalışılan genel nitelikli siyasal sorunlar, toprak kaynakları konusunda özel siyaset yaklaşımlarının olumsuz etki yapamayacağı yasal düzenlemelerin, ne kadar zorunlu olduğunu, bir kez daha ortaya koymaktadır.

Türkiye bu topraklarını koruyarak, verimli kılarak toplumunu insanca besleyecek ve geliştirecektir. Türkiye bu toprakları koruyup, verimli kılarak, var olacak, kalkınacak, gelişecektir.

Bu ölçüde yaşamsal misyonu bulunan toprak kaynaklarının korunup, geliştirilip ve verimli kılınması ÜLKESEL ÖLÇEKTE BİR ULUSAL SORUMLULUK'tur.

Sorunun bu kapsamda ayırdına varılması ve bu öneme düşen bir sorumluluk anlayışı ile toprak kaynaklarına sahip çıkan bir yaklaşımı somutlaştıracak yasal düzenlemelerin, zaman geçirilmeden ortaya koyulması, ULUSAL BİR GÖREVDİR.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 14:43
6. İŞLEVLER - SORUMLULUKLAR VE GÖREVLER :




RAPOR'un 4. no.lu başlığını oluşturan SORUN ALANLARI ve SORUNLAR bölümünde sergilenen sorunlara dayalı olarak 5. bölümde tanımlanan SOMUT GEREKÇELER, aşağıda belirtilen işlevlerin, sorumlulukların ve görevlerin maddi temelini oluşturmuştur.

Bu temelden kaynaklanan işlev ve görevlerin, TOPRAK KORUMA, TOPRAK ISLAHI - GELİŞTİRİLMESİ ve ARAZİ KULLANIMI, ana başlıkları altında belirtilmesi uygun bulunmuştur. Bu başlıklar altında toplanan işlevlerin, temel yasada genel anlamda yer alması, örgüt yasasında ise nasıl yerine getirileceğinin belirtilmesinin, uygun olacağı düşünülmüştür.



6.1.KORUMACI İŞLEV SORUMLULUK VE GÖREVLER:



- Koruma dahil toprakla ilgili sürecin bütününde geçerli bir gereklilik, kavramsal bir çerçeve çizilmesi, kavramsal uzlaşma ve bütünlüğün sağlanmasıdır. O açıdan, öngörülen her iki yasada da öncelikle kavram kargaşası önlenecek, topraktan - tarım arazisine kadar tüm teknik olgular, tüm yönetsel süreçler ortaklaştırılmış, açık - net tanımlamalar olarak, ifade edilecektir.

- Toprak kaynaklarını korumanın ön koşulu, korunacak varlığın belirlenmesi, tüm boyut ve nitelikleri ile ortaya koyulmasıdır. O nedenle, koruma sürecindeki ilk adımı ve temel işlevi, toprak potansiyeli ve arazi varlığını bütün nitelik, yetenek, olanak ve kısıtlarıyla, kapsamlı biçimde ortaya koyacak ve "durum saptaması" anlamına gelecek, bir envanter belirleme süreci oluşturacaktır.

- Bu kapsamda, Türkiye'nin her amaçla kullanılabilir toprak rezervi ortaya çıkarılacaktır.

- Toprakla ilişkili, su kaynakları, biyolojik ve genetik çeşitlilik ve bitki örtüsünü tanımlayıcı envanter yapılacaktır.

- Detaylı toprak etütleri yapılacak, toprak ve arazi veri tabanı oluşturulacaktır.

- Bu çerçevede, arazinin mevcut kullanım profili çıkarılacaktır.

- Durumu belirleyici toprak haritaları yapılacaktır.

- Durum saptayıcı istatistikler gerçekleştirilecektir.

- Veri ve istatistikler, kullanılabilir bilgilere dönüştürülecektir.

- Toprağın ya da arazinin yeteneğine göre sınıflandırılması yapılacaktır.

- Toprak etütlerine göre yapılan sınıflandırmaya dayalı havza bazında toprak haritaları çıkarılacaktır.

- Toprak verimliliğinin belirlenmesi için yapılacak fiziksel ve kimyasal toprak analizlerinin yanında, tarımda kullanılacak su analizleri de gerçekleştirilecektir.

- Etüt, envanter, analiz ve benzeri çalışmalar, gerektiğinde kamu dışındaki özel uzman kuruluşlarına da yaptırılabilecektir.

- Olanak ve kısıtlarıyla kapsayıcı bir envanter olarak ortaya koyulan toprak kaynaklarının, korunmasını sağlayacak kesin, açık, bağlayıcı ilke ve kurallar oluşturulacaktır.

- Bu çerçevede, toprak koruma ölçütleri belirlenecektir.

- İlke, kural ve ölçütlere göre, toprak kaynaklarının, tarım ya da başka amaçlarla kullanılırken, korumasını sağlayacak esaslar belirlenecektir.

- Ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi ilkeleri gereği, çölleşme ve kuraklığın etkilerinin giderilmesi için gerekli stratejiler oluşturulacaktır.

- Ortaya koyulmuş ilke, kural ve ölçütlerin yol göstericiliğinde, toprağın yetenek ve niteliğine uygun kullanımını ve korunmasını amaçlayan planlamalar yapılacaktır.

- Bu Arazi Kullanım planları, her kesim için bağlayıcı, emredici ve yönlendirici kılınacaktır.

- Planlarda sürdürülebilirlik ilkelerine uygun olarak, kaynakların korunması için, farklı arazi kullanımlarıyla ilgili toprak ve su potansiyeli, sistematik olarak birlikte değerlendirilecektir.

- Planlar, özel koruma amaçlı alanları, tarım alanlarını, kentsel alanları, endüstriyel alanları, altyapı alanlarını, ulaşım yatırımı alanlarını, turizm alanlarını, ülke ve bölgeler ölçeğinde ve korumacılığı öne alan bir anlayışla belirleyecektir.

- Gerek temel yasa ile gerekse örgüt yasası ile boyutları ve nitelikleri belirlenmiş toprak kaynaklarının, doğal ve yapay etkenlere dayalı bozulma ve yitim sürecinin önlenmesi, korunması, öncelikli amaç sayılacaktır.

- Bu nedenle, ivedi olarak korunması gereken alanlar belirlenecektir.

- Tarım ya da başka amaçlarla gerçekleşecek arazi kullanımında, kaynak korumanın temel ilke edinilmesi, öngörülecektir.

- Erozyona hassas alanlar ortaya çıkarılacaktır.

- Erozyon önlemede, baraj ve göllerin dolmasının önlenmesi ve yeşil kuşak projeleri uygulanacaktır.

- Erozyonla mücadele için, teraslama, uygun toprak işleme, uygun sulama ve yeteneğe uygun üretim deseni uygulama yöntemleri de etkili kılınacaktır.

- Erozyonu önleyici ve azaltıcı her türlü toplumsal,ekonomik ve teknolojik mücadele için öncülük edilecektir.

- Erozyonla mücadele, katılımlı bir stratejiye oturtulacaktır.

- Toprak-su dengesinin kurularak korunması sağlanacaktır.

- Akarsuların erozyonu hızlandıran etkisini azaltıp, yok edecek önlemler alınacaktır.

- Toprak kullanan tüm yatırımların koruma önlemi almaları öngörülecektir.

- Verimli arazilerin, tarım amacı dışında kullanımına kesinlikle izin verilmeyecektir.

- Tarımda kullanılması gerekirken kamu yararıyla ilgili zorunluluklar nedeniyle tarım dışına çıkarılacak araziler için, yasa ile öngörülen yeni kamu kuruluşunun izni, mutlaka alınacaktır.

- I ve II. sınıf tarım arazileri için, her koşulda korunacak tarımsal SİT değerlendirmesi ve uygulaması yapılacaktır.

- Toprağın korunması için, gerektiğinde kamulaştırma yapılacaktır.

- Tarım işletmelerinin küçülmesi ve işletme topraklarının parçalanması ve giderek kullanılamaz haline gelmesini önlemek için, Medeni Kanun'un miras hükümlerinin değiştirilmesi öngörülecektir. Miras hükümlerine rağmen, arazinin optimum parselden daha küçük parçaya bölünmesi kesinlikle önlenecektir.

- Makro bir kıyı yönetim politikası çerçevesinde, kıyı alanlarının korunması sağlanacaktır.

- Kent, endüstri, turizm, alt yapı ve benzeri tarım dışı etkenlerin, toprağı, bitki örtüsünü ve sulama suyunu kirletmeleri önlenecektir. Bu amaçla, tüm yatırım planlamalarında toprakla ilgili kaynakları öncelikle koruyan yaklaşımlar özendirilecek, ÇED süreci bu doğrultuda etkin kılınacaktır.

- Gübre, ilaç ve benzeri tarım amaçlı kimyasalların, toprağı koruyacak ve kirletmeyecek biçimde kullanımını sağlayacak, yaptırım mekanizmaları geliştirilecektir.

- Drenaj bozukluğu, tuzlanma ve alkalileşmeyi önleyerek toprağın doğal yeteneklerini korumak için, uygun toprak işleme, uygun sulama, uygun gübreleme ve ilaçlama gibi, yetiştirme tekniklerinin yaygınlaştırılması için gerekli özendirme, eğitim ve yayım çalışmaları yapılacaktır.

- Kamu olanaklarıyla, erozyon, kirlenme, bozulma ve diğer olumsuzlukların giderilerek korumanın sağlanması için, gerekli fiziksel, kimyasal ve kültürel önlemler alınacaktır.

- Öngörülen kamu örgütü çerçevesinde, koruma amacını toplumsallaştırmak için, katılımcı yapılı koruma kurulları oluşturulacaktır.

- Koruma amacına varılmasına katkı doğrultusunda, özendirme çabaları yanında, caydırıcı ceza ve benzeri yaptırımlar da, etkili yöntemlerle, mutlaka uygulanacaktır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 14:49
6.2. ISLAH VE GELİŞTİRMEYE İLİŞKİN İŞLEV, SORUMLULUK VE GÖREVLER :




- Toprak kaynaklarının üretim güçlerinin artırılması ve sürdürülmesi için, doğal yetenek ve niteliklerinin geliştirilmesi, yaratılmış sorunların giderilmesine dönük ıslah ve iyileştirme çalışmalarının yapılması ve toprağın verimli işletilmesini sağlayacak teknolojik önlemlerin alınması, kısaca bu kaynakların ıslahı ve geliştirilmesi ya da bir başka deyişle arazinin iyileştirilmesi görevleri, temel bir Devlet sorumluluğu sayılacak, bu doğrultuda gerekli kamu görevleri üstlenilecek, gerekirse kamu adına yaptırılacaktır.

- Bu kapsamda, doğal etkenlere bağlı olarak ortaya çıkmış, drenaj bozukluğu, tuzluluk, alkalilik ve yüzey taşı gibi sorunlar, bu alanların tarım için elverişli olması amacıyla giderilecektir.

- Tarım topraklarının verimli kullanımı ve korunması amaçlarına dönük toplulaştırma etkinlikleri, dağıtım ve tarla içi geliştirme hizmetleriyle bütünleşmek , eş zamanlı gerçekleşmek koşuluyla, temel görevlerden biri olacaktır.

- Toplulaştırmanın esas ve yöntemleri yasal kurallar halinde belirlenecektir.

- Yağış ve sel sularını tarım amaçlı kullanmak için gerekli yatırımlar gerçekleştirilecektir.

- Sulama suyu gereksiniminin giderilmesi için gerekli yatırımlar yapılacak ve uygulanacaktır. Gerektiğinde büyük ve küçük su yapıları gerçekleştirilecektir.

- Mevcut sulama yatırımlarının geliştirilmesi, iyileştirilmesi ve gerektiğinde onarımı yapılacaktır.

- Su kullanımının ekonomik olması, toprak açısından drenaj, erozyon, tuzlanma gibi yeni sorunlara yol açmaması için gerekli teknik yönetsel ve finansal önlemler alınacaktır.

- Eğimli arazilerde, toprak korumayı esas alan sulama ve toprak işleme yöntemleri öngörülecektir.

- Erozyon kontrolüne yönelik, teraslama ve benzeri teknik yöntemler yaygınlaştırılacaktır.

- Su havzalarında, bitkilendirme ve yeşil kuşak çalışmaları gerçekleştirilecektir.

- Mera Yasası hükümleri gözetilerek, toprak koruma amaçlı mera ıslahı çalışmalarına katkıda bulunulacaktır.

- Aynı anlayışla, orman topraklarının ıslahına da yardımcı olunacaktır.

- Islah ve geliştirmenin çağdaş koşullarda yürütülüp, kitleye benimsetilmesine yönelik araştırma – eğitim – yayım çabaları etkin kılınacaktır.

- Islah ve geliştirme projelerinde, havza ölçeği esas alınacak, havzanın toprak - su kaynaklarıyla ilgili bütün sorunları, bitki – su – toprak ilişkileriyle birlikte değerlendirilecek, planlanacak ve projelendirilecektir.

- Islah ve geliştirme sürecinde de katılımcılık esas alınacak, bu yatırımlara öz kaynakları ile katılanlara ve bu yatırımlar için örgütlenenlere öncelik verilecek, gerekli kredi, donanım ve finans destekleri sağlanacaktır.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 15:06
6.3. ARAZİ KULLANIMINA İLİŞKİN İŞLEV, SORUMLULUK VE GÖREVLER :




- Toprak kaynaklarının doğal yetenek ve niteliklerine uygun amaçlarla kullanılması ve verimli kılınması için, ekonomik - teknolojik yönetsel - toplumsal - finansal ve yasal özellikli her türlü planlama yönlendirme – destekleme – araştırma – eğitim - yayım ve benzeri hizmetler, etkili olarak uygulanacak, bu hizmet dallarının bütününde yasal açıdan yetkili olunacak ve Devletin yanında gerekirse kamu dışı olanaklar da kamu adına kullanılacaktır.

- Bu sürecin ilk adımını, toprakların yetenek ve niteliklerine uygun kullanım stratejisini ortaya koyan ve kamu özel tüm kesimler için emredici – bağlayıcı - yönlendirici Arazi Kullanım Planı oluşturacaktır.

- Plan ülkesel ve bölgesel ölçekte, tarım için kullanılacak alanları, özel ürün arazilerini, çayır-mera arazilerini, kent – endüstri – altyapı – ulaştırma - turizm - kamu yatırımları gibi, başka amaçlarla kullanılabilecek alanları, açık - net ölçütlerle ortaya koyacaktır.

- Plan çerçevesinde, mera ve orman alanlarında bulunan ve tarımsal işletmeye uygun alanlar da belirlenecektir.

- Planla, toprakların kullanım öncelikleri de açık tanım ve göstergelerle ortaya koyulacaktır.

- Tarım amaçlı arazi kullanımında ortaya çıkmış bulunan yeteneğe aykırı kullanım olumsuzluğunu gidermek için ve sınıf ve ekolojiye uygun kullanımı sağlamak açısından, sınıflardaki farklı kullanımlar arası dönüşümler yapılacaktır.

- Tarım dışı amaçlarla verimli alanların kullanılmasını önlemek açısından, tarım için kullanılamayacak arazilere yatırım yapılmasını yönlendirecek, özendirmeler öngörülecektir.

- Tarım topraklarının verimli kılınmasının ve kırsal toplum gelirinin artmasının bir önemli gereği de, optimal koşullarda tarım işletmelerinin oluşmasıdır. Bu amaçla, "toprak ölçeği - üretim doğrultusu ve niteliği üretim araçları potansiyeli ve ekoloji ile uyumlu" optimum işletmeler kurulması, temel bir hedef olacak, bu yapının oluşumu için, ekonomik, teknolojik özelikli yönlendirici – destekleyici - caydırıcı önlemler getirilecek ve aynı amaca dönük diğer kamu kuruluşlarıyla işbirliği yapılacaktır.

- Optimizasyon bağlamında ikinci adımı ise "optimum parsel" büyüklüğünün belirlenmesi ve yaşama geçirilmesi oluşturacaktır. Yöresel ve ekolojik koşullar gözetilerek, küçüklük - çok parçalılık ve dağınıklık sorunlarının giderilmesi için optimum parsel belirlenmesi yapılacak, bu yönde yönlendirici - destekleyici ve caydırıcı yetkiler kullanılacaktır.

- Tarım için arazi kullanımı sürecinde, optimum parsel büyüklüğünün altına inilmesine izin verilmeyecek, bu konu kesin bir yasal hüküm olarak uygulanacaktır.

- İlgili başka kamu kuruluşlarıyla işbirliği yapılarak, tarım toprağı kullanımının verimliliği için, çok büyük ve çok küçük – cüce işletmelerin optimize olmalarına yardımcı olunacak, bu doğrultuda destek ve özendirmeler yapılacaktır.

- Optimum işletme ve optimum parsel oluşumuna dönük, mülkiyet düzenlemeleri yapılacak, gerektiğinde kamulaştırma ve rayiç bedelle toprak alımı yöntemleri kullanılacaktır.

- Hazine arazileri ve kamulaştırmayla edinilmiş topraklar dışında, cüce ölçeğe düştüğü ve verimli tarım yapamadığı için toprağını kullanmayan veya köyünü terk eden kitlelerin toprakları rayiç bedelle satın alınarak, kullanılabilir toprak rezervi oluşturulacaktır. Bu çerçevede, gerekirse toprağını verimli kullanamayan ve satmak isteyen çok büyük işletmelerin toprakları da satın alınabilecektir.

- Oluşan toprak rezervi, optimum işletme amacıyla ve optimum parsel ölçütü gözetilerek dağıtılacaktır. Toprak potansiyelinin yetersizliği gözetilerek, dağıtımda, az topraklı işletmelerin, optimum ölçülere çıkarılması için öncelikli sayılacaktır.

- Tarım topraklarının sahipsiz ve boş bırakılması önlenecek, topraklar sahiplendirilecektir.

- Optimal işletme ve verimli toprak kullanım sürecinin bütünlüğü, gerçekçi bir toplulaştırma uygulamasıyla sağlanacaktır.

- Toplulaştırma, yalnızca bir parsel düzenlemesi boyutuyla kalmayacak, tüm tarla için geliştirme süreçleriyle eş zamanlı olarak realize edilecektir.

- Optimal ölçütlere kavuşmuş ve toplulaştırması yapılmış arazilerin, parçalanması önlenecektir.

- Toprak dağıtımı uygulamalarında da, toplulaştırma gereklerine kesinlikle uyulacaktır.

- Dağıtılan ve fakat amacına uygun kullanılmayan araziler geri alınacaktır.

- Genel kullanım stratejisi belirlenmiş, optimal işletme yapısına yönelişmiş bir arazi kullanma sürecinin bir üçüncü temel boyutunu, "tarımsal üretimin yönlendirilmesi" oluşturacaktır. Bu konuda görevli tüm kuruluşlarla işbirliği yapılarak, toprakları yeteneklerine uygun ve verimli kullanacak bir üretim yapısı için her türlü özendirici – yönlendirici - destekleyici katkı sağlanacaktır.

- Topraklardan beklenen verimin sağlanması ve koruma amacı için, gerekirse, üretim türleriyle ilgili kısıt ve sınırlamalar getirilecek, toprak koruma sorunu yaratacak üretim yaklaşımları caydırılacaktır.

- Aynı amaçla ve toprak organik maddesi, nemi ve yarayışlılığının devamı için, ekim nöbeti ve nadas gibi yöntemlerin kullanımına gerektiğinde müdahale edilecek, özendirmeler uygulanacaktır.

- Optimal ölçeklere yönlendirilmiş ve uygun üretim desenine yöneltilmiş arazi kullanımının etkinliği ve verimliliği için, çağdaş tarım teknolojileri ve yetiştirme tekniklerinin yaygınlaştırılmasına çaba gösterilecektir.

- Bu anlamda ilk adımı, koruma ve toprağı verimli kullanma amaçlarını birlikte kavrayan bir toprak işleme yaklaşımının ülke çapında yaygınlaştırılması oluşturacaktır.

- Aynı yaklaşımın gereği, gübreden - ilaca, tüm kimyasal girdilerin uygun kullanımı özendirilecek, yanlış ve yoğun kullanımın yarattığı kirlilik önlenmeye çalışılacaktır.

- Toprak kullanım verimliliğini kısıtlayan, drenaj, tuzluluk, alkalilik ve taşlılık gibi sorunların çözümü özendirilecek, gerekirse kamu tarafından yerine getirilecektir.

- Aynı amaçla, her türlü tarla içi geliştirme etkinliği ve tarımsal altyapı hizmetleri de kamu ve özel kesim özendirmeleriyle uygulanacaktır.

- Kullanım verimliliğini en etkili biçimde belirleyen değişkenin sulama olduğu bilinci ve entegre plan yaklaşımıyla sulama projeleri uygulanacaktır. Toprakları verimli kılma amacı ile sulamayı ekonomik kılma amacı bütünlük içinde ve sistem yaklaşımıyla planlanıp yürütülecektir.

- Bu kapsamda, ana su yapıları, büyük pompa istasyonları, ana iletim ve tahliye kanallarını kapsayan projeler uygulamaya koyulacaktır.

- Sulamada verimlilik ve ekonomiklik için, su tasarrufu sağlayan ve toprağın bozulmasına yol açmayan, çağdaş, denetimli sulama teknikleri yaygınlaştırılacaktır.

- Aynı amaçla ve suyun ekonomi ve tekniğe uygun kullanımı için, toplulaştırma, kamulaştırma, dağıtım, tahsis, tarla içi sulama, drenaj, tarla içi yollar, toprak ıslahı, tesfiye ve benzeri tarla için geliştirme hizmetleri de, sulamayla eş zamanlı uygulanacaktır.

- Projeler havza bazında ele alınacak ve havzanın toprak - su kaynaklarıyla ilgili sorunları, bitki – su - toprak ilişkileri çerçevesinde değerlendirilerek, planlanacak ve projelendirilecektir.

- Küçük sulamalar ve küçük depolama ve tesisleri, tarımsal altyapı süreciyle birlikte öngörülecektir.

- Sulama amaçlı, etüt – plan – proje – ıslah – tevsii - onarım ve benzeri hizmetler yerine getirilecek ya da bu amaçlı girişimlere yardımcı olunacaktır.

- Girdi – teknoloji – sermaye ve toprak kullanımını ekonomik ve verimli kılmak için, üretici kitleye dönük etkin eğitim – yayım çalışmaları öngörülecektir.

- Sulama dahil, tüm girdi kullanımında toprağı verimli kılacak finansman gereğinin karşılanmasına katkıda bulunulacak, bu konuda işletilecek bir kredi sistemi için proje ve benzeri katkılar sağlanacaktır.

- Verimli toprak kullanımını sağlayacak uygulamalı araştırmalara özel önem verilecek, bu amaçla gerekli araştırma altyapısı geliştirilecek ve araştırma temel bir kamu işlevi sayılacak ülke ölçeğinde kurumsallaştırılacaktır.

- Çağdaş koşullarda bir kırsal yaşamın gerekli kıldığı, kırsal yerleşim yapı ve yönetimleri geliştirilecektir.

- Bu amaçla, gerekirse cazibe merkezli odaklarda toplu yerleşim altyapıları kurulacaktır.

- Kamu yatırımları nedeniyle taşınmazlarını yitirenlerin, iskanları sağlanacaktır.

- Bu amaçlarla, gerekirse kamulaştırma, toplulaştırma çalışmaları yapılacaktır.

- Göçebe ve gezginciler iskan edilecektir.

- Toplulaştırılması ve nakli gereken yerleşimlerle ilişkili planlama ve projeleme çalışmaları yapılacaktır.

- Köy içi tarımsal yatırımlar için, istem halinde proje ve teknik yardım katkısı yapılacaktır, köy imar planları hazırlanacaktır.

- İskan edilenlerin çağdaş tarım doğrultusunda yönlendirilmelerine katkıda bulunulacak, bu amaçla destekler uygulanacaktır.

- Toprak kaynaklarının amacına uygun kullanımı için, ülke gerçeklerini gözeten bir demokratik üretici örgütlenmesi öngörülecek, bu amaçla kamu işlev ve sorumluluklarında katılımcı bir yaklaşım yaşama geçirilecek ve toprak - su kaynak kullanımına dönük örgütlenmenin gerçekleştirilmesine katkı sağlanacaktır.

- Örgütler aracılığıyla, oluşturulacak yeni kamu kuruluşunda katılımcılık sağlanacak, kararlar üretici örgütlerinde yer aldığı, çoğulcu, katılımcı süreçlerde oluşturulacaktır. Kullanıcıların kararlara katılımı geliştirilecektir.

- Katılımcılık salt karar sürecinde kalmayacak, verimli kullanıma dönük hizmet ve yatırımların maliyetlerine emek ve finans boyutlarında katılma ile de somutlaştırılacaktır.

- Sulama dahil, verimli kullanıma yönelik tüm yatırımların etkili kılınması için, sulama ve yatırım yönetimlerinde, üreticilerin örgütleri eliyle, sorumluluk almaları özendirilecek ve desteklenecektir.

- Toplulaştırma ve ıslah edici altyapı girişimleri için, örgütlenenlere öncelik verilecektir.

- Toprağı ve suyu verimli kullanmak amacıyla örgütlenenlere, seçici teknik destekler öncelikle sağlanacaktır.

- Tarıma yönelik tüm desteklerin, örgütlenmiş ve optimal ölçeklere yönelmiş bir tarımsal yapı dönüşümüne seçici olarak yönelmesi için, ilgili ve yetkili kamu kuruluşlarıyla işbirliği yapılacaktır.

- Toprak koruma – ıslah / geliştirme ve verimli kullanma amaçlarının yerine gelmesi ve bu amaçla gerçekleştirilmesi öngörülen kamu kuruluşu hizmetlerinin etkinliğinin sağlanması için, bir özel fon oluşturulacaktır. İlkece, fonun sektörel süreçten kaynak sağlaması öngörülecektir.

- Koruma – ıslah / geliştirme ve verimli kullanmaya ilişkin ilke ve kurallara göre kamu ve özel kişiler açısından yerine getirilecek işlev ve sorumluluklar ise örgütlenme yasası ile tanımlanacaktır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 15:20
TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASARISI TASLAĞI





TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASLAĞI




BİRİNCİ KISIM



Amaç, Kapsam, Tanımlar


Amaç :

Madde 1- Bu Kanunun amacı; toprağın doğal ve yapay tüm yok edici, bozucu, kirletici etken ve süreçlerden korunması ve sürdürülebilir yaşam ilkesi doğrultusunda geliştirilerek verimli kullanılması için gerekli olan, koruma - geliştirme ve kullanma ilke, kural, yöntem ve uygulamaların belirlenmesidir.

Kapsam :

Madde 2- Bu Kanun; sınıf ve niteliğine bakılmasızın, ülkenin tüm arazi ve toprak kaynakları

çerçevesinde :

a) Toprakla ilgili kavram ve terimlerin tanımlanması,
b) Ülkenin arazi ve toprak kaynaklarının bilimsel yöntemlerle belirlenmesi,
c) Korumayı ve amaca uygun kullanmayı sağlayacak ilke ve kuralların oluşturulması,
d) Üretim potansiyeli ve kullanım yeteneğine göre, toprağın sınıflandırılması,
e) Koruma - kullanım kuralları ve sınıflandırmaya uygun kullanım planlarının hazırlanması,
f) Koruma - geliştirme ve verimli kullanmaya yönelik, ekonomik – toplumsal - hukuksal – yönetsel ve teknolojik yöntem ve önlemlerin geliştirilmesi,
g) Tarımsal amaçlı toprak kullanımında, koruma ve kullanım verimliliğini birlikte sağlayan, bilimsel - ekonomik ve hukuksal yöntemlerin öngörülmesi,
h) Amaç dışı ve yanlış kullanımın önlenmesi,
i) Bozucu ve kirletici süreçlerin etkilerinin giderilmesi,
j) Koruma - geliştirme ve verimli kullanma amaçlarına yönelik toplumsal katılımcılığın geliştirilmesi,
k) Amaç dışı, yanlış, kötü ve kurallara aykırı toprak kullanımını önleyerek korumayı sağlayacak özendirme ve yaptırım özellikli caydırma yöntemlerinin oluşturulması
l) Tanımlanan kapsam çerçevesine ilişkin sorumluluk görev ve yetkilerin hangi tüzel ve gerçek kişiliklerce üstlenileceği, konularıyla ilgili ilke, kural ve yöntemleri kapsar.

Tanımlar :

Madde 3- Bu kanunda geçen ;

a) Bakanlık : Tarım ve Köyişleri Bakanlığını,

b) Genel Müdürlük : Köy HizmetleriGenel Müdürlüğünü,

c) Toprak : Kayaların ve organik artıkların parçalanarak ayrışması sonucu oluşan, yeryüzünü ince bir tabaka halinde kaplayan, biyolojik, genetik ve fiziksel kaynaklar ile canlılara yaşama ortamı oluşturan ve yeniden üretilemeyen canlı doğal kaynağı ,

d) Arazi : İklim, topografya, hidrolojik koşullar ve canlıların etkisi altındaki toprağın, konumu, doğası ve niteliğinin belirlediği yeryüzü parçasını,

e) Tarım Arazisi : Toprak ve topografik özellikleri tarımsal üretim (bitkisel ve hayvansal üretim) için uygun olan ve imar, ıslah ve ihya edilerek tarımsal üretim yapılmasına uygun niteliğe dönüştürülebilen, orman, fundalık, yabani fıstıklık, makilik, harnupluk ile çayır - mera ve benzeri orman rejimi dışındaki arazileri,

f) Orman Arazisi : Doğal olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık topluluklarının bulunduğu ve 6831 sayılı Kanun’un 1nci maddesinde tanımı yapılan alanları,

g) Çayır Arazisi: Taban suyunun yüksek olduğu veya sulanabilen, hayvan yemi olarak biçilmeye elverişli ve ot üretimi için kullanılan arazileri,

h) Mera Arazisi: Hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan ve 4342 sayılı Mera Kanununda tanımı yapılan alanları,

i) Yaylak: Tarım üreticilerinin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerleri,

j) Kışlak: Hayvanların kış mevsiminde barındırılması ve otundan yararlandırılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerleri,

k) Mutlak Tarım Arazisi: Fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bileşimi açısından en verimli tarımsal üretime elverişli olan, topografik kısıtlamaları bulunmayan ya da çok az olan ve tarım dışı amaçlarla kullanılmaması gereken arazileri,

l) Öncelikli Tarım Arazisi: Mutlak tarım arazileri dışında kalan, yöre ekolojisi ve ekonomisi açısından önemi bulunan ve Yerel Kurullar tarafından tarımda kalması uygun görülen arazileri,

m) Özel Ürün Arazileri: Mutlak ve öncelikli tarım arazileri dışında kalan ve yöre ekolojisine uygun çok yıllık bitkilerin üretimi için gerek duyulan arazileri,

n) Sulu Tarım Arazisi: Bitkilerin ihtiyaç duyduğu sulama suyunun yağışlar, yerüstü ve yer altı su kaynaklarından elde edildiği, sulamanın doğal olanaklar ve yapay yöntemler kullanılarak sağlandığı ve nitelikleri sulamaya elverişli olan arazileri,

o) Potansiyel Kültür Arazileri: Toprak işlemesine açılmamış, ancak üzerinde toprak ıslah çalışmaları yapılarak, tarım arazisine dönüşmeye elverişli hale gelebilecek arazileri,

p) Büyük Ova Koruma Alanları: Arazi kullanım olanakları geniş, tarımsal üretim potansiyelleri yüksek, erozyon, kirlenme veya amaç dışı kullanımlardan korunması gereken ve Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu’nun olumlu görüşü doğrultusunda, Bakanlığın önerisiyle Bakanlar Kurulu tarafından korumaya alınan alanları,

q) Erozyona Duyarlı Alanlar: Toprak, topografya, iklim, çevresel etmenler, yanlış kullanımlar ve diğer nedenlerle toprak kayıplarının fazla olduğu veya kayıp riskinin yüksek bulunduğu alanları,

r) Tarım Dışı Alanlar: Üzerinde doğal toprağı bulunmayan veya çok az olan çıplak kayalık araziler, sürekli karla kaplı alanlar, hareketli sahil kumulları, akarsu yatakları, göl baraj gölet yüzeyleri, kentsel yerleşim, endüstri, turizm, rekreasyon ve benzeri amaçlarla tasarlanmış ve kullanılmakta olan alanlar, tarım arazisi niteliğini kaybetmiş ya da eskiden bu amaçla kullanılmakla birlikte üzerinde tarihi yapılan bulunan araziler ve tarımsal üretime elverişli toprağı olmayan diğer arazileri,

s) Özel Koruma Alanları: Kültürel, tarihsel ve turistik değerlerle biyolojik çeşitliliğin korunması için ayrılan alanlarla, Türkiye’ye özgü ve kaybolma riski taşıyan türleri barındıran ekosistemler ve doğal olaylar sonucu oluşmuş seçkin örnekleri kapsayan ve mutlak koruma altına alınmış alanları,

t) Yaşlık Sorunu Olan Alanlar: Doğal ve yaban hayatın önemsiz olduğu, taban suyu yüksekliğinin arazi kullanımını engelleyecek düzeyde veya yüzeyde olduğu ya da bitkisel üretime olanak vermeyecek derecede sık taşkın alan ve yalnızca bu nedenlerle tarımda kullanılmayan arazileri,

u) Sulak Alanlar ve Bataklıklar: Doğal ve yaban hayatının önemli olduğu, sazlık, bataklık, turbalıklar ile doğal veya yapay, sürekli veya geçici, durgun veya akar, tatlı, acı, tuzlu karasularını ve gelgit bölgelerinde suların çekildiği dönemlerde, altı metreyi geçmeyen kıyı kesimlerini de kapsayan, suyla kaplı alanları,

v) Arazi Yetenek Sınıflaması: Toprak bozulması ve kaybına neden olmayacak biçimde, arazinin en uygun kullanımını sağlayan, koruma ve kullanıma ilişkin verilerin ortak değerlendirilmesiyle gerçekleştirilen, arazinin tarımsal üretime uygunluk derecesini ve tarım dışı amaçlarla kullanılabilme özelliğini belirlemeye yönelik arazi sınıflamasını,

w) Arazi Kullanım Planlaması: Ulusal nitelikli ve ölçekli kalkınma strateji ve planlarını gözeten, çevresel değerlerin korunması ve sürdürülebilirlik ilkelerini temel alan, arazinin farklı kullanım biçimlerini ekonomik - toplumsal - teknolojik ve fiziksel koşullara göre belirleyen, toprak ve su potansiyelini bu doğrultuda, bütünlükçü yaklaşımla sistematik olarak değerlendiren, birbirleriyle ilişkilerini ortaya koyan, süreklilik niteliği taşıyan, resmi - özel her kesim için bağlayıcılığı olan ve katılımcı bir süreçle oluşturulmuş bulunan rasyonel arazi kullanım kararlarını,

x) Yeter Büyüklükte Tarım Arazisi: Bölge ve yörelerin ekonomik, ekolojik, teknik özellikleri ile toprağın üretim potansiyeli, kullanım yeteneği ve ürün desenleri gözetilerek belirlenmiş, ekonomik olarak işletilebilecek en küçük alana sahip ve daha fazla küçülmemesi ve parçalanmaması gereken arazi parsel büyüklüğünü,

y) Yerel Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kurulu (Yerel Kurul): Toprakla ilgili - ilişkili kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve ilgili sivil toplum oluşumlarının yetki ve sorumlulukla katıldıkları ve il ölçeğinde oluşturulmuş, özerk yapılı karar kurullarını,

z) Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu (Yüksek Kurul) : Toprakla ilgili - ilişkili kamu kurum ve kuruluşları, meslek kuruluşları ve ilgili sivil toplum oluşumlarının yetki ve sorumlulukla katıldıkları ve Genel Müdürlüğün sekreteryasıyla çalışan, özerk yapılı, merkezi danışma kurulunu, ifade etmektedir.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 16:39
TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASARISI TASLAĞI





TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASLAĞI




İKİNCİ KISIM



Hukuki Durum ve Örgütlenme


Hukuki Durum :


Madde 4- Türkiye arazisi mülkiyet açısından;

a) Devletin hüküm ve tasarrufu altından olanlar,
b) Devletin özel mülkiyetinde olanlar,
c) Kamu kuruluşuna tâbi, tüzel kişilere ait olanlar,
d) Özel hukuka tâbi tüzel kişilere ait olanlar,
e) Gerçek kişilere ait olanlar, olmak üzere gruplandırılır.

Arazi ve toprak mülkiyeti ile ilgili haklar kullanılırken, arazi kullanım planlamasına uyulması zorunludur. Bu hakların kullanılması, toprağın korunması ve fonksiyonlarını sürekli ve dengeli biçimde yerine getirmesi zorunluluklarına, aykırı olamaz.


Sorumluluk, Görev ve Yetki:


Madde 5- Devlet, toprak kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanımından sorumludur. Devlet bu sorumluluğun gereğini, “ilke ve kurallar oluşturmak, bilimsel – teknik kavram ve terminolojiyi tanımlamak, ölçüt ve standart belirlemek, strateji ve politika oluşturmak, gerekli yatırımları gerçekleştirmek, kaynak tabanını belirlemek, plan-program ve proje geliştirmek, sorumlu ve yetkili kamu örgütlenmesini sağlamak, yönlendirmek, desteklemek finans sağlamak, denetlemek, özendirmek ve yaptırım uygulamak” gibi fonksiyonlar ile yerine getirir.

Devlet bu görevleri yerine getirirken, toprakla ilişkili toplum kesimlerinin demokratik katılımcılığını da sağlar. Kanun’un devlete yüklediği sorumluluk, görev ve yetkiler, Bakanlık ve Genel Müdürlükçe yerine getirilir. Bu hizmetler, katılımcı kurulların demokratik katkıları ve eşgüdümü ile gerçekleştirilir.


Katılımcı Kurullar:


Madde 6- Kanunla devlete verilmiş sorumluluk görev ve yetkilerin, demokratik katılımcı anlayışla yerine getirilmesi amacıyla, illerde Yerel Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kuruları, merkezde ise Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu oluşturulur.


Yerel Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kurulu (Yerel Kurul) :


Madde 7- İllerde oluşturulacak Yerel Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kurulları:

a) Yerel ölçekte arazi kullanım ölçütleriyle ilgili öneriler geliştirmek,
b) Arazi kullanımını gerektiren tüm etkinlik ve yatırımları yönlendirecek yöresel ve bölgesel planlarla ilgili görüş oluşturmak,
c) Ülkesel arazi kullanım planları çerçevesinde, hizmetler ve altyapı yatırımları için gerekli alanları saptamak, tarım dışı amaçlı kullanımlar için görüş bildirmek,
d) Toprak korumacı önlemleri kitleye duyurmak ve sonuçlarını izlemek,
e) Tarım ve tarım dışı amaçlı toprak kullanımlarında aranan korumacı plan ve projelere uyulup uyulmadığını izlemek, plan ve projelere uymayanlarla ilgili önlem önerilerinde bulunmak, bu konuda ortaya çıkan uzlaşmazlıkları giderici kararlar almak,
f) Kanunun öngördüğü çalışma ve uygulamaları yerel ölçekte izleyerek, raporlamak,
g) Konuyla ilgili başvuruları değerlendirmek, çözümleyici önerileri geliştirmek,
h) Öneri geliştirme, görüş oluşturma, çözümleyici karar alma ve benzeri fonksiyonların sonuçlarını, Genel Müdürlüğün taşra örgütüne bildirmek ve örgütle eşgüdüm içerisinde çalışmak, görev ve sorumluluklarını yerine getirir.

Kurul; vali ya da görevlendireceği vali yardımcısının başkanlığı, Köy Hizmetleri Bölge Müdürlüğünün toprak korumadan sorumlu yetkilisinin başkan yardımcılığı ile Tarım ve Köyişleri, Orman, Çevre, Maliye, Turizm ve Bayındırlık ve İskan Bakanlıklarının il birimlerinin yetkili temsilcileri, DSİ Genel Müdürlüğünün taşra örgüt yetkili temsilcisi, büyükşehir veya il belediye başkanı ya da yetkili temsilcisi 3083 sayılı Kanun’a göre uygulama alanı ilan edilen yerlerde Tarım Reformu Bölge Müdürlüğü yetkili temsilcisi, il Ziraat Odası Başkanı, Ziraat, Çevre, Orman, Şehir Bölge Plancıları Odalarının il temsilcileri, TEMA Vakfı il temsilcisi ve toprak koruma ve sulama konularında oluşmuş kooperatif ve çiftçi birliklerinin il düzeyi yöneticisinin, üyelikleriyle oluşur.

Gerektiğinde Kurul’a bilim ve uzmanlık kuruluşları ve ilgili bulunan başka kurum ve kuruluşlardan da, yalnızca görüş açıklamak üzere temsilci çağırılır. Kurul’un sekreterya hizmetlerini Genel Müdürlüğün il bazında yetkili birimi yürütür.

Kurul’un çalışma düzen ve yöntemi yönetmelikle belirlenir.


Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu (Yüksek Kurul) :


Madde 8- Ülke ölçeğinde danışma birimi niteliği ile görev yapmak üzere, merkezde oluşturulacak Kurul;

a) Toprak koruma, arazi iyileştirme ve verimli kullanıma yönelik ilkesel görüş ve kurallar geliştirmek,
b) Devletçe yürütülecek koruma-ıslah-kullanım strateji ve politikalarına esas olacak görüşleri oluşturmak,
c) Sürdürülebilirlik ilkelerine göre, ülkesel arazi kullanım yöntemlerini belirlemek,
d) Koruma – geliştirme - kullanıma ilişkin ülkesel planları yönlendirecek görüşleri oluşturmak,
e) Zorunlu durumlarda, tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanımına karar vermek,
f) Kanun uygulamalarını ülke ölçeğinde değerlendirmek ve izlemek,
g) Ortaya çıkan ve yerel düzeyde çözülmeyen sorunları gidermek, anlaşmazlıkları çözmek ve yerel kurul kararlarına yapılan itirazları karara bağlamak,
h) Yapılan başvuruları değerlendirerek, sonuçlandırmak,
i) Kamu ve özel kesim hizmet ve yatırım tasarım ve uygulamaları için yön gösterici kararları almak, görev ve sorumluluklarını yerine getirir.

Kurul; Tarım ve Köyişleri bakanı veya görevlendireceği Müsteşar ya da müsteşar yardımcısının başkanlığı, Köy Hizmetleri Genel Müdürü veya yardımcısının başkan yardımcılığı ile Tarım ve Köyişleri, Orman, Çevre, Bayındırlık ve İskan ve Turizm bakanlıklarının ilgili genel müdür veya yardımcısı, DPT adına ilgili genel müdür veya yardımcısı, DSİ, Tarım Reformu ve TC Ziraat Bankası adına genel müdür veya yardımcısı, üniversitelerin ziraat ve orman fakülteleri adına birer temsilci, TMMOB Ziraat, Çevre, Orman ve Şehir Bölge Plancıları Odaları, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, ülkesel ölçekte örgütlenmiş üretici kooperatif ve birlikleri ile TEMA Vakfı adına birer temsilcinin, üyelikleriyle oluşur.

Kurula, gerektiğinde, ilgili başka kuruluş ve bilim - uzmanlık kuruluşlarından, yalnızca görüş belirtmek üzere temsilci çağırılabilir. Kurul’un sekreterya hizmetleri, Genel Müdürlük tarafından yerine getirilir. Kurul çalışma düzen ve yöntemi yönetmelikle belirlenir.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
02.10.2007, 16:55
TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASARISI TASLAĞI



TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASLAĞI


ÜÇÜNCÜ KISIM


Uygulama


BİRİNCİ BÖLÜM


Toprak Kaynaklarının Belirlenmesi Toprak ve Arazi Varlığının Belirlenmesi, Sınıflandırılması ve Tanımlanması:

Madde 9- Genel Müdürlük uluslararası geçerliliği ulunan bilimsel ve teknik ölçütleri gözeterek, arazi kullanımına temel oluşturan toprak etütlerini yapar veya yaptırır. Bunlara bağlı olarak, ayırıcı nitelik ve yeteneklerine göre ülkesel, bölgesel ve yerel ölçekte tarım arazilerini sınıflandırır. Bu kaynakları tüm özellik, nitelik ve yetenekleri ile tanımlar ve envanter yapar. Tanımlayıcı bilgileri kalıcı özellikli bir veri tabanına dönüştürür ve bunları belirli aralıklarla güncelleştirir.

Arazi kullanım Ölçüt ve Standartlarının Oluşturulması ve Toprak Haritalarının
Hazırlanması:

Madde 10- Toprak Koruma, toprak ıslahı, toprak etüdü, haritalama ve arazi kullanım amaç ve öncelikleriyle ilgili yönetsel ve teknik nitelikli ölçüt, standart ve koşullar, Genel Müdürlükçe oluşturulur. Detaylı toprak haritaları, bu koşul ölçüt ve standartlar gözetilerek, arazinin tarımsal üretim potansiyelini, yetenek sınıflarını, mevcut kullanım biçimlerini ve kullanımda gerek duyulacak diğer bilgileri içerecek biçimde hazırlanır veya hazırlatılır. Arazi kullanım ölçüt ve standartlarının oluşturulması ve toprak haritalarının hazırlanması kuralları, ilgili yönetmelikle belirlenir.

Tarım Arazilerinin Belirlenmesi:

Madde 11- Tarım arazileri belirlenirken, toprak, topografya ve yörenin diğer ekolojik özelliklerine göre, arazinin üretim yeteneği ve kapasitesi, sürdürülebilirlik koşulları gözetilerek değerlendirme yapılır.

Bu amaçla; Genel Müdürlük aşağıdaki çalışmaları gerçekleştirir.

a) Belirlemelerde; arazi etütleri, veri tabanı, toprak haritaları, ve yetenek sınıflamaları, temel öğeler olarak birlikte değerlendirilir.

b) Fiziksel ve kimyasal özelliklerinin bileşimi tarımsal üretim için en uygun olan, bu anlamda herhangi bir kısıtlayıcılığı bulunmayan ve eğimi % 6’dan az olan araziler, “Mutlak Tarım Arazileri” olarak belirlenir.

c) Çok yıllık bitkilerin üretimi için gerek duyulan, özel ekolojik koşullara sahip, derinliği yeterli olan ve yoğun amenajman önlemleriyle tarıma açılmış alanlardan “Özel Ürün Arazileri” saptanır.

d) Mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazileri dışında kalan, yörenin toplumsal, ekonomik ve ekolojik gereklilikleri için tarımsal üretime ayrılması uygun olan araziler, Yerel Kurulun önerisi üzerine, Öncelikli Tarım Arazileri olarak belirlenir.

e) Bitkilerin gerek duyduğu sulama suyunun yağış, yer üstü ve yer altı kaynaklarından sağlandığı, doğal olanaklar ve yapay yöntem ve yatırımlarla sulanabilen araziler, Sulu Tarım Arazileri olarak saptanır.

f) Arazinin teknik açıdan çayır-mera kullanımına uygunluğu, 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine göre tanımlanır.

g) Orman arazileri Orman ve Tarım ve Köyişleri Bakanlıkları tarafından birlikte belirlenir.

h) Bu maddeye göre belirlenmiş ve tanımlanmış arazi türleri, ülkesel ve bölgesel ölçekler temelinde ve uygun yöntemlerle halka duyurulur.

Yeter Büyüklükteki Tarım Arazilerinin Saptanması:

Madde 12- Toprağın üretim potansiyeli, kullanım yeteneği, ürün desenleri ve bölgelerin ekonomik, ekolojik, toplumsal koşulları birlikte gözetilerek, ekonomik olarak işletilebilecek ve daha fazla küçülmesi söz konusu olmayacak en küçük arazi parsel büyüklüğü yerel kurullar ve Yüksek Kurulun görüşleri alınarak Genel Müdürlükçe belirlenir.

Belirlenen büyüklükler ülke ölçeğinde kuru koşullarda yirmi dekar, sulu koşullarda on dekar, özel ürün arazilerinde beş dekar ve örtü altı tarım yapılan yerlerde bir dekardan az olamaz. Bu büyüklüklerden küçük parseller devletin destekleme uygulamaları kapsamında değerlendirilemez.

Tarla parselleri mirasçılar ve ortak paydaşlar arasında ifrazen bölünürken ya da arazi ıslahı, toplulaştırma ve diğer arazi düzenlemesi çalışmaları yapılırken, parsellerin uzun kenarı eğime dik olarak oluşturulur ve bu Kanun ile belirlenmiş en küçük parsel ölçülerinden daha küçük parçalara bölünemez.

Miras yoluyla intikallerde yapılacak ifrazlarda, en küçük parsel büyüklüğünde arazi parselleri oluşturulamıyor ise ifraz yapılmaz, satış, kiralama, iştirak veya ortak kullanımı yoluna gidilir. Yerel kurullar parsel büyüklüklerinin yeter büyüklükteki tarım arazisi ölçeklerinde oluşması için, kamu yararına arazi toplulaştırması yapılmasını Genel Müdürlüğe önerirler.

Gerektiğinde, yeter büyüklükteki tarım arazisi oluşumu için kamu hukukuna tabi tüzel kişilere ve hazineye ait olan ve tarımsal kullanıma elverişli arazilerden kredili koşullarla yararlanılır.

Bu yöntemlerle edinilmiş arazi rezervinin kredili satışında, yeterli tarım arazisi olmayan ve bu amaçla arazisi satın alınmış üreticilere öncelik tanınır.

Arta kalan araziler, öncelikle, örnek işletmeler oluşturmak koşuluyla ziraat mühendisleri ve teknisyenlerine, veteriner hekimlere ve veteriner sağlık teknisyenlerine satılır. Yeter büyüklükteki tarım arazileri ile ilgili işlemlerin nasıl yürütüleceği, ilgili yönetmelikle belirlenir.

Erozyona Duyarlı Araziler ve Büyük Ova Koruma Alanlarının Belirlenmesi :

Madde 13- Genel Müdürlük, Yüksek Kurulun görüşünü alarak, ülkesel ölçekte erozyona duyarlı arazilerle, korunması gereken ve üretim potansiyeli yüksek büyük ova alanlarını belirler.

Doğal ve yapay etmenler sonucunda, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri bozulmuş ya da bozulma olasılığı yükselmiş alanlar, erozyon şiddeti artmış veya bozulma olasılığı yükselmiş araziler ile siltasyondan önemli derecede etkilenen baraj, gölet ve su toplama havzaları , erozyona duyarlı araziler olarak belirlenir.

Toprak potansiyeli ve tarımsal üretim kapasitesi yüksek ve bu nedenle korunması gereken ovalarla, bunları etkileyen alanlar, sürdürülebilir tarım doğrultusunda bir üretim amacıyla, korunacak alanlar olarak belirlenir.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
04.10.2007, 00:36
TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASARISI TASLAĞI



TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASLAĞI


ÜÇÜNCÜ KISIM


Uygulama


İKİNCİ BÖLÜM


Toprak Kaynaklarının Korunması ve Verimli Kullanılması İlke ve Kurallar:

Madde 14- Bu kanunda yer alan hükümler doğrultusunda ve Yüksek Kurul tarafından yapılan değerlendirme esas alınarak, toprak kaynaklarının korunmasını ve amaca uygun kullanılmasını yönlendirecek ve kamu kesimi dahil her kesim için bağlayıcılık niteliği taşıyacak ilke ve kurallar, Genel Müdürlükçe oluşturulur.

Korumacı Strateji ve Politikalar:

Madde 15- Genel Müdürlük, Yüksek Kurulun görüşlerini alarak, toprağın korunması ve üretkenliğinin sürdürülmesi amacıyla, ekonomik - toplumsal - yönetsel - teknolojik ve ekolojik boyutlarla bütünlenmiş ülkesel ölçekli, korumacı strateji ve politikaları oluşturur. Bunların uygulanmasını gerçekleştirir, yönlendirir, denetler ve değerlendirir.

Arazi Kullanım Planları:

Madde 16- Ulusal nitelikli ve ölçekli kalkınma strateji ve planlarını gözeten, çevresel değerlerin korunması ve sürdürülebilirlik ilkelerini temel alan, ekonomik – toplumsal – teknolojik ve fiziksel koşullara göre arazinin kullanım biçimlerini belirleyen, toprak ve su potansiyelinin fonksiyonlarını dengeli biçimde yerine getirmesini öngören, bu kaynakları bütünlükçü bir yaklaşımla ve sistematik olarak değerlendiren, birbirleriyle ilişkilerini ortaya koyan, kamu - özel kesim için yönlendirici ve bağlayıcı nitelik taşıyan ülkesel Arazi Kullanım Planları, Yüksek Kurulun görüşleri gözetilerek, Genel Müdürlükçe yapılır.

Planların bölgesel ve yerel ölçekli oluşum ve uygulama sürecinde, yerel kurulların görüşleri alınır. İmar Kanunu ve Çevre Kanunu kapsamında hazırlanacak “çevre düzeni” planları, “arazi kullanım planları” hazırlanmadan yürürlüğe giremez. Planlarda, özel koruma amaçlı araziler, çayır - meralar, farklı özellik taşıyan tarım arazileri, kent, endüstri, alt yapı, turizm, ulaştırma, madencilik ve benzeri tarım dışı amaçlar için kullanılabilecek araziler, ülke, bölge ve yöre ölçeklerine göre saptanır.

Genel Müdürlük planların uygulanmasını sağlar, denetler ve değerlendirir.

Koruma ve Verimli Kullanımı Sağlama Amaçlı Plan ve Projelerin Hazırlanması,
Onaylanması, Uygulanması:

Madde 17- Arazi kullanımını gerektiren her türlü girişim, yatırım ve üretim sürecinde, bu Kanun hükümleri ile “korumacı ilke ve kurallar, strateji ve politikalar ve arazi kullanım planlarında” yer alan ölçüt ve standartlar doğrultusunda, Tarımsal Arazi Kullanım Planları ve Toprak Koruma Projelerinin hazırlanması ve uygulanması esastır.

Tarımsal Arazi Kullanım Planları, toprağın bünyesi, yapısı, organik madde içeriği ile diğer fiziksel, kimyasal, biyolojik özelliklerinin korunması ve yeteneğine uygun kullanılmasının sağlanması amacıyla hazırlanır.

Toprak varlığını tanımlayıcı etütlere dayalı veriler kullanılarak hazırlanan bu planlarda; erozyon, tuzlanma alkalileşme, kirlenme, amaç dışı kullanım ve benzeri nedenlerle, toprak kaybı ve bozulmasını önleyici ve yeteneğe uygun kullanımı sağlayıcı üretim deseni, tarla içi geliştirme, işleme, sulama, gübreleme, ilaçlama, otlatma gibi teknik yöntemler ile kimyasal fiziksel ve kültürel önlemler yer alır.

Tarım dışı amaçlarla arazi kullanımını gerektiren girişim, yatırım, üretim süreçlerinde geçerli olacak Toprak Koruma Projeleri, süreçlerin doğrudan ve dolaylı olarak etkileyeceği toprak kaynaklarının yok edilmemesi, bozulmaması, kirlenmemesi ve tasarlanan amacın dışında yanlış kullanılmaması amaçlarıyla hazırlanır.

Projelerde, tarım dışı süreçlerin kısa - orta - uzun dönemde etkileyeceği yakın ve uzak çevre arazilerin korunmasını sağlayıcı ve fiziksel, kimyasal ve biyolojik açıdan bozulmasına engel olucu yönetsel, teknik ve kültürel önlemler yer alır.

Bu projelerin hazırlanmasında, arazinin mutlak tarım, özel ürün, çayır - mera ve orman arazisi olup olmadığı gözetilir. Tarım veya tarım dışı amaçla arazi kullananlar, bu plan ve projelerin hazırlanması ve uygulanmasından sorumludur.

Plan ve projeler, Genel Müdürlüğün taşra örgütünün incelemesi ve değerlendirmesine dayalı olarak ve arazinin niteliğine göre ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınarak, Genel Müdürlükçe onaylanır.

Plan ve projelerin hazırlanması sırasında toprak konusunda uzmanlığı bulunan veya bu konularla iştigal etmiş en az bir ziraat mühendisinin yetkili olması zorunludur.

Tarımsal Arazi Kullanım Planlarıyla, Toprak Koruma Projelerinin hazırlanış usul ve yöntemleri, kapsayacakları ölçek büyüklüklerinin nasıl belirleneceği, proje hazırlamaya yetkili olacakların tanımları ve benzeri ayrıntılı uygulama hükümleri, Genel Müdürlükçe çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.

Tarım arazilerinin satışında ve miras hükümleri veya başka yollarla el değiştirmesi sırasında, ilgili tapu dairelerine plan ve projelerin sunulması zorunludur. Plan ve projelerin hazırlanması sırasında, çevresel etki değerlendirmesiyle ilgili mevzuat hükümleri de gözetilir.

Tarımsal Amaçlı Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma:

Madde 18- Bitki yetiştirme ortamı, hayvancılık ve diğer tarımsal amaçlarla arazi kullanımını gerektiren süreçlerde, toprağın korunarak, yeteneğine göre kullanılması esastır.

Devlet; toprağın bünyesi, yapısı, organik madde içeriği ile diğer fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin korunmasını ve üretim yeteneğinin sürdürülmesini sağlamak amacıyla, gerekli yönlendirme, özendirme, kısıtlama ve arazi geliştirme önlemlerini alır.

Devlet adına bu görev, Tarımsal Arazi Kullanım Planlarının öngörülüp, uygulanması, tarım arazilerinin aşırı küçülmesi ve parçalanmasını engelleyici önlemlerin alınması, uygun üretim desenlerini özendirici desteklemelerin yapılması, modern yetiştirme tekniklerini yaygınlaştırıcı eğitim 10 yayım çalışmalarının gerçekleştirilmesi, toprak ıslahı ve geliştirilmesini sağlayacak yatırımların yapılması ve benzeri teknik, yönetsel ve finansal yöntemler kullanılarak, Bakanlık ve Genel Müdürlükçe yerine getirilir.

Genel Müdürlük, tarıma elverişli olduğu halde kullanılmayan arazilerin, tarım amacıyla değerlendirilmesi için, gerektiğinde satın alma, kamulaştırma, toplulaştırma, arazi dağıtımı, arazi kiralanması ve arazi satışı gibi hizmetleri görür.

Ahır, ağıl, kümes, hara, sperm veya gen üretim ve koruma tesisi, mandıra, un değirmeni, tarımsal ürün deposu ve benzeri yatırımlar için , tarım arazisi kullanım kuralları uygulanır ve bu alanlar tarımsal amaçlı kullanım sayılır.

Hazırlanacak projelere uyulması koşuluyla, sera ve balık üretim işletmeleri için de, gerek duyulan büyüklükte arazi kullanılabilir. Diğer tarımsal yapılar, “yeter büyüklükte tarım arazisi” alanının, en fazla yüzde sekizini kapsayacak biçimde planlanır.

Bu oran, toprak koruma projeleri de dahil olmak üzere, yerel kurullarca ilgili, yönetmelik hükümlerine göre ve üst sınırı aşmayacak biçimde belirlenerek, Genel Müdürlükçe onaylandıktan sonra uygulanır.

Bakanlık ve Genel müdürlük, tarımsal amaçlı arazi kullanımı ve toprak koruma hizmetlerini, bu konularla ilişkili diğer kurum ve kuruluşlarla, işbirliği içerisinde yürütür.

Erozyonun Önlenmesi, Erozyona Duyarlı Arazilerin ve Büyük Ova Alanlarının Korunması:

Madde 19- Erozyonu önleyici, giderici ve azaltıcı önlemlerin alınması, bu amaçla ülkesel bölgesel yöresel ölçekte plan - program - projeler oluşturulması, bunların doğrultusunda ıslah, teraslama, uygun toprak işleme, uygun üretim deseni kurma, modern sulama ve benzeri teknik önlemlerle, aynı amaca yönelik yönetsel ve ekonomik önlemlerin alınması, temel devlet görevi sayılır.

Kanunun 12. Maddesine göre belirlenmiş, erozyona duyarlı arazilerle, büyük ova alanları, koruma, sorunları giderme, geliştirme ve verimli kullanımı sağlayıcı teknikleri yerleştirme amaçlarıyla, Bakanlığın önerisi üzerine, Bakanlar Kurulunca özel planlama ve koruma kapsamına alınır.

Bu alanların kullanım planları ve arazi geliştirme amaçlı alt yapı projeleri, yerel yönetimler, üretici örgütleri ve yerel kurulların görüşleri gözetilerek Genel Müdürlük ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından, eşgüdüm içerisinde yapılır veya yaptırılır ve uygulanır.

Planlama kural ve yöntemleri ilgili yönetmelikle belirlenir. Devlet, yağış, rüzgar, yer çekimi, deprem, sel, çığ ve diğer doğal olaylar sonucu meydana gelecek toprak aşınması ve yığılmalarını önleyici çalışmaları, Genel Müdürlük ve ilgili kamu kuruluşları eliyle gerçekleştirir.

Toprak Kirlenmesi ve Bozulmasının önlenmesi:

Madde 20- Kent, sanayi, ulaştırma, enerji, madencilik, turizm, alt yapı ve benzeri tarım dışı etkinliklerden kaynaklanan katı – sıvı - gaz atıkları ile gübre, ilaç ve benzeri tarım girdilerinin aşırı ve yoğun kullanımı sonucu oluşan kalıntıların, toprağı kirletici ve bozucu olumsuzluklarının önlenmesi ve giderilmesi önlemlerini almak, devletin ve ilgili bütün kişi ve kuruluşların sorumluluğudur.

Devlet, katılımcılık yaklaşımını geliştirerek, toprağa yönelik kirletici ve bozucu olumsuzlukları önlemek için, özendirici ve caydırıcı yöntemleri oluşturur ve uygulanmasını sağlar.

Tarım Dışı Amaçlı Arazi Kullanımı Koşulları:

Madde 21- Mutlak tarım arazileri, öncelikli tarım arazileri, özel ürün arazileri, sulu tarım arazileri, büyük ova koruma alanları, erozyona duyarlı alanlar, özel koruma alanları ve çayır mera alanları savunma amaçlı stratejik gereksinimler hariç, amacı dışında kullanılamaz.

Bu alanlar, alternatif yer bulunmaması koşulu ile “verimliliği belirlenmiş maden ve petrol arama ve işletme, doğal ve tarihi kültürel varlıkları koruma, doğal afetleri önleyici yatırımlar ve stratejik nitelikli" kamu yatırımları için kullanıma açılabilir.

Kullanım izin kararları yerel kurulun uygun görüşü, Yüksek Kurulun kararı üzerine Genel Müdürlükçe alınır.

Bunların dışında kalan araziler, Ülkesel Arazi Kullanım Planlarına uygun olmak ve onaylı Toprak Koruma Projeleri hazırlanmak koşulu ile yerel kurul uygun görüşü ve Genel Müdürlüğün izni ile başka amaçlarla kullanılabilir.

Yerel Kurul kararlarına yapılan itirazlar Yüksek Kurul tarafından sonuçlandırılır.

Tarım amacı dışındaki tüm arazi kullanım koşulları ayrıntılı olarak çıkarılacak olan özel bir tüzükle belirlenir.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
04.10.2007, 15:27
TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASARISI TASLAĞI


TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASLAĞI

ÜÇÜNCÜ KISIM

Uygulama

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Toprak Kaynaklarının Islahı ve Geliştirilmesi:

Islah ve Geliştirme Strateji ve Politikalarının Oluşturulması ve Uygulanması:

Madde 22- Ekosistem bütünlüğü temelinde, toprağın üretim gücünün korunması, geliştirilmesi ve sürdürülmesi ile arazinin iyileştirilmesi amacıyla, ülkesel ve bölgesel ıslah ve geliştirme strateji, politika, program, plan ve projeleri oluşturmak, bunların uygulanmasını sağlayacak teknik yöntemleri geliştirmek, yatırım, araştırma, eğitim ve yayım etkinliklerini yerine getirmek, gerekli kaynakları sağlamak, yönlendirici ve özendirici sistemleri oluşturmak ve tüm bu hizmetlerde halk katılımcılığını gerçekleştirmek görevleri Genel Müdürlük tarafından Bakanlık kuruluşlarıyla eşgüdüm halinde yerine getirilir.

Islah ve Geliştirme Çalışmaları:

Madde 23- Toprağın ıslah ve geliştirilmesine yönelik strateji, politika ve programlar çerçevesinde, tuzlu - alkali ve turbier topraklarda ıslah yapmak, drenaj hizmetlerini gerçekleştirmek, tarla içi geliştirme ve kurutulmuş arazilerde tarıma elverişlilik çalışmaları yapmak, sulama şebekeleri kurmak, eğimli arazileri ıslah etmek ve benzeri hizmetlerle ilgili olarak etüt, plan ve projelerin hazırlanması, gerekli kaynakların sağlanması, bu amaçlı üretici örgütlenmesinin desteklenmesi, gerektiğinde kamulaştırma ve toplulaştırma yapılması, arazi satın alınması, uygulamaların katılımcı yaklaşımla yerine getirilmesi, izlenmesi ve denetlenmesi görevleri Genel Müdürlükçe yerine getirilir.

Arazi Toplulaştırması:

Madde 24- Tarım arazilerinin korunarak verimli kullanılması, ıslah ve geliştirme çalışmalarının etkinliği ve tarımsal girdilerin yararlı kullanılarak verimli üretim yapılması amaçlarıyla, gerekli olan hukuksal, yönetsel, ekonomik, toplumsal ve teknolojik çalışmalar Genel Müdürlükçe yapılır. Toplulaştırma programlarının tasarlanıp uygulanması için, kaynak sağlamak, hukuksal – yönetsel - toplumsal alt yapı hazırlamak, kamulaştırma yapmak, gerektiğinde arazi satın alarak kredili koşullarda üreticilere aktarmak, üreticilere kredi kullandırmak, üretici örgütlenmesini özendirerek desteklemek, toplulaştırılan arazilerin parçalanmasını önleyecek hukuksal ve yönetsel yöntemleri oluşturmak, toplulaştırılan arazilerde ıslah ve geliştirme hizmetlerine öncelik vermek, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak ve tüm çalışmalarda katılımcılığı sağlamak gibi hizmetler Genel Müdürlükçe yerine getirilir.

Toplulaştırma çalışmalarının sulama ve tarla içi geliştirme etkinlikleriyle bütünlük içerisinde gerçekleştirilmesi esastır. Toplulaştırma yapılırken, belirlenmiş yeter büyüklükteki tarım arazisi miktarından daha küçük araziler, fon kaynakları kullanılarak satın alınır, gerekirse kamulaştırılır.

Bu uygulamanın yapılabilmesi için, toplulaştırma konusu arazilerin yarısından çoğuna sahip olan veya sayıca maliklerin yarısından fazlasını oluşturan arazi sahiplerinin yazılı muvafakati alınır.

Toplulaştırılan parsellerin ülke çapında koordinat sistemine dayalı 1/5000 ölçekli haritaları ve kadastral veri tabanı oluşturulur.

Parsellerin yeniden küçülmesi ve biçimlerinin bozulmasının önlenmesi için, gerekli izleme ve denetim bu veri tabanından yararlanılarak yapılır.

Arazi toplulaştırmasına ilişkin yöntem ve hizmetler, hazırlanacak özel bir yönetmelik hükümlerine göre yerine getirilir.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
04.10.2007, 15:40
TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASARISI TASLAĞI


TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASLAĞI

DÖRDÜNCÜ KISIM

Özendirme, Yaptırımlar ve Denetim

Tarımsal Arazi Kullanımına İlişkin Özendirmeler:

Madde 25- Tarımsal amaçlı arazi kullanımı, toprağın korunarak yeteneğine uygun kullanılması temelinde, ülkesel Arazi Kullanım Planı ve bunların bölgesel - yerel ölçütlerine göre gerçekleştirilir.

Uygulamada, Tarımsal Arazi Kullanım Plan ve Projelerine uyulması zorunludur. Arazinin bu doğrultuda kullanılması için, Bakanlık ve Genel Müdürlük üreticiyi yönlendirici, özendirici, destekleyici önlemleri alır.

Fon kaynakları kullanılarak arazi kullanarak tarımsal üretim yapanlara bu amaçla girdi destekleri ve uygun koşullarda kredi sağlanır.

Rüzgâr ve su erozyonunu önleme ve toprakta su biriktirme amaçlı, arazi sahiplerince yaptırılmış ve Genel Müdürlükçe onaylanmış, seki, sel oyuntusunu önleme yapıları, teraslama ve rüzgar perdeleri gibi fiziki yatırımların bedeli Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Fonundan karşılanır.

Tarımsal arazi kullanımında geçerli olacak özendirme ve destekleme bunların nasıl uygulanacağı, ilgili yönetmelikle belirlenir.

Yanlış Tarımsal Kullanımlara İlişkin Yaptırımlar:

Madde 26- Tarımsal amaçlı arazi kullanım plan ve projelerine aykırı davrananlar, kurallara uymaları için bir süre tanınarak Genel Müdürlükçe uyarılır.

Genel Müdürlük, tanınan sürede uyarıya uyulmaması durumunda, kullanılan arazi için nadas, zorunlu ekim nöbeti (münavebe) ve otlatma yasağı gibi önlemleri almaya yetkilidir.

Plan ve projelere uygunlara sağlanıp, arazi eski verim gücüne kavuşturuluncaya kadar, kullanıcıların devlet desteklerinden yararlanmaları askıya alınır.

Yerel kurulların izleme ve incelemeleriyle plan ve projelere uyulduğunun belirlenmesi durumunda, kısıtlamalar ve hak sınırlamaları Genel Müdürlükçe gerçekleştirilir. Plan ve projelere kasıtlı olarak uyulmayarak arazinin bozulmasına yol açılması ve diğer koruma ve üretim yapı ve yatırımlarına zarar verildiğinin yerel kurullarca saptanması durumunda, Genel Müdürlük zararlı üretim sürecini durdurur ve ortaya çıkan zararın giderilmesini sağlar.

Plan ve projelere uyulmayarak arazi zararına neden olan durumlarda Genel Müdürlükçe alınacak giderici önlemlerin ve maddi yaptırımların neler olacağı ve nasıl uygulanacağı, ilgili yönetmelikle belirlenir.

Tarım Dışı Amaçlı Arazi Kullanımına İlişkin Yaptırımlar:

Madde 27- Bu Kanunun yirmibirinci maddesi uyarınca, tarım amacı dışındaki girişim, yatırım ve üretim süreçleri için, arazi kullanım izni alınması ve bu kullanımlar sırasında toprak koruma projelerine uyulması zorunludur.

Yerel kurullarca, gerekli iznin alınmadığının ve izin alanların toprak koruma projelerine uymadıklarının belirlenmesi durumunda, aşağıdaki yaptırımlar uygulanır.

a) İzin alınmadan başlatılmış girişimler durdurulur. Başlatılan girişimin sonuçlanıp, yatırımın tamamlanması durumunda, Genel Müdürlükçe yatırımın kullanılmasına izin verilmez.

b) Genel Müdürlük, kullanım izni olanların toprak koruma projelerine uymadıklarının saptanması durumunda girişimcileri uyarmak, uyarıya rağmen projelere uyulmaması hallerinde sürmekte bulunan yatırımı durdurmak ve gerektiğinde verilen izni kaldırmakla yetkilidir.

c) Toprak koruma projelerine kasıtlı olarak uymadıkları, arazi bozulmasına neden oldukları ve diğer koruma ve üretim yapılarına zarar verdikleri yerel kurullarca saptanan girişimcilerin çalışmaları, yerel kurulların önerileri üzerine Genel Müdürlükçe durdurulur.

d) Toprak koruma projelerinin yetersizliği ve zamanında düzeltilmemesi nedenleriyle meydana gelen arazi kaybı ve bozulmalarından, girişimciler ve proje hazırlayıcıları ortaklaşa sorumludur.

e) Genel müdürlük, Kanunun yirminci maddesinde belirtilen nedenlerle toprak kirlenmesi ve bozulmasına yol açan girişim yatırım ve üretim çalışmalarını, yerel kurulların önerileri üzerine durdurur. Bozulma ve kirlenme nedenlerini ortadan kaldıran önlemler alınmadan girişim, yatırım ve üretim uygulamalarına izin verilmez.

f) Tarım dışı amaçlı kullanımlara ayrılan arazilerde, arazi edinme kolaylıkları, bu kullanımlara uygun yol, su, elektrik, kanalizasyon gibi alt yapı hizmetlerinin götürülmesi ve benzeri özendirici ve destekleyici hizmetler konularında, yerel kuruların önerileri üzerine, Genel Müdürlükçe yardımcı olunur.

Kanunun yirmibirinci maddesinde, tarım amacı dışındaki arazi kullanım koşullarını belirlemek için çıkarılması öngörülen tüzükte, izinsiz kullanım, arazi koruma projelerine uymamak, projelerin yetersizliği ve bozulma ve kirlenmeye yol açan girişimler nedeniyle ortaya çıkan toprak kaybı ve bozulmalarının nasıl giderileceği, parasal ve hukuksal yaptırım ve cezaların neler olacağı, sorumlulukların nasıl yerine getirileceği, genel hukuk kuralları doğrultusunda ayrıntılı olarak belirlenir.

Denetim:

Madde 28- Bu Kanunun uygulanmasında denetim görevini, toprakla ilgili resmi, özel tüm kurum, kuruluş ve toplum kesimleri adına yerel kurullar ve Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu yerine getirir.

Kurullar, toprak koruma, arazi geliştirme ve verimli kullanıma ilişkin ilke ve kurallara, hazırlanan ülkesel, bölgesel ve yerel plan ve projelere uymadıkları bildirilen tarımsal ve tarım dışı her türlü girişim, yatırım ve üretim süreçlerini izler, inceler, değerlendirir, denetler ve gerekli kararları alır.

Yerel kurulların önerileri ve Yüksek Kurulun kararları, Genel Müdürlükçe değerlendirilerek, gerekli uygulamalar yapılır. Kurullara denetim amacıyla yapılan başvurular, yerel kurullarca bir ay, Yüksek Kurulca kırkbeş gün içerisinde sonuçlandırılır.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
04.10.2007, 15:59
TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASARISI TASLAĞI


TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASLAĞI


BEŞİNCİ KISIM


Çeşitli Hükümler


Fon Kurulması ve Yönetimi:


Madde 29- Bu kanunla verilen görevlerin gerçekleştirilmesiyle ilgili olarak, Genel Müdürlüğün yönetiminde Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Fonu adıyla bir fon kurulur.

Fonun gelirleri TC Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü bünyesinde açılacak bir hesapta toplanır. Fon gelirleri, tahsilatın yapıldığı tarihi izleyen ayın onbeşine kadar, ilgili hesaba aktarılır. Fon ile ilgili gider gerçekleştirmeleri ve benzeri işlemlerde ita amirliği hizmeti Genel Müdür tarafından yerine getirilir.

Gerektiğinde Genel Müdürlüğe bağlı bölge müdürlüklerine ikinci derece ita amirliği yetkisi devredilir. Fonun işleyişi, ilgili yönetmelik hükümlerine göre gerçekleştirilir.


a) Fonun gelirleri şunlardır:


1) Tarım, ormancılık, ulaştırma, bayındırlık, çevre ve turizm sektörüne hizmet veren Bakanlık ve tüzel kişiliği bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerinden, en az binde bir oranında ayrılan ödenek,

2) Tarım dışı amaçlı arazi kullanımlarında hazırlanacak toprak koruma proje bedellerinin yüzde beşi,

3) Yurt dışından ithal edilen alkollü içki, tütün ve tütün ürünleri ithal bedelinin yüzde biri,

4) Yurt içinde gerçekleşen bitkisel ürün ve canlı hayvan ticaretinde, ürün satış bedelinin binde biri,

5) Çevre Koruma Fonundan, yüzde bir oranından az olmamak üzere Bakanlar kurulunca aktarılan miktar,

6) Mera Fonundan, yüzde beş oranından az olmamak üzere Bakanlar Kurulunca aktarılan miktar,

7) Arazi alım satımında, arazi satış bedelinin binde ikisi,

8) Arazi vergisinin binde ikisi,

9) Bu kanun hükümlerine göre tahsil edilen her türlü zarar karşılama bedel ve cezaları,

10) Fon kaynaklarıyla edinilmiş arazilerden sağlanan üretim gelirleri, her türlü satış ve kiralama v.b. gelirleri,

11) Konuyla ilgili finansman sağlayan ulusal ve uluslararası kuruluşlardan sağlanan hibe, yardım ve krediler,

12) Fon kaynaklarının işletilmesinden sağlanacak her türlü nema, faiz ve gelirler,

13) Her türlü bağış ve yardımlar,


b) Fonun giderleri şunlardır:


1) Toprak koruma ve arazi iyileştirmeye yönelik olarak, devletçe yapılacak her türlü proje, yatırım ve uygulama çalışmaları,

2) Tarımsal arazi kullanım planları ve toprak koruma projelerinin hazırlanması ve uygulanması için kullanılacak destekleme kredileri,

3) Bu kanun kapsamında yapılacak kamulaştırma, arazi satın alma harcamaları,

4) Hazırlanan koruma ve kullanım plan ve projelerinin uygulanmasında gerek duyulan araç, gereç ve diğer malzemelerin alımı,

5) Tarımsal amaçlı arazi kullanımında toprağın korunarak yeteneğine uygun kullanımını yönlendirip, özendirecek kredi desteklemeleri,

6) Arazi toplulaştırma projelerinin hazırlanması ve uygulanması,

7) Toprak koruma, arazi iyileştirme ve verimli kullanma amacına dönük üretici örgütlerinin kredi ve hibelerle desteklenmesi,

8) Toprak koruma, arazi iyileştirme ve verimli kullanmaya yönelik araştırmalar,

9) Toprak koruma arazi iyileştirme ve verimli kullanma amaçlı, personel, girişimci ve tarım üreticilerinin eğitimi,

10) Bu Kanunun uygulanmasının gerektirdiği diğer giderler,


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
04.10.2007, 16:16
TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASARISI TASLAĞI


TOPRAK KORUMA VE ARAZİ İYİLEŞTİRME KANUNU TASLAĞI


ALTINCI KISIM


Tüzük ve Yönetmelikler:


Madde 30- Bu Kanunun uygulanması amacıyla aşağıda belirtilen tüzük ve yönetmelikler, Kanunun yayının izleyen bir yıl içerisinde Bakanlık tarafından çıkarılır.

a) Bu Kanunun 21 ve 27 nci maddeleri uyarınca; Tarım Dışı Amaçlarla Arazi Kullanım Kural ve Yöntemlerinin belirlenmesine ve kural dışı kullanım yaptırımlarının saptanmasına ilişkin tüzük.

b) Bu Kanunun 7 ve 8 inci maddeleri uyarınca; Yerel Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kurulları ve Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu oluşum ve çalışma yönetmeliği.

c) Bu Kanunun 10 ncu maddesi uyarınca; Arazi Kullanım Ölçüt ve Standartlarının oluşturulması, Toprak Etüdü, Yetenek Sınıflaması ve Toprak Haritalarının hazırlanmasına ilişkin yönetmelik.

d) Bu Kanunun 12, 18 ve 25 nci maddeleri uyarınca; Yeter Büyüklükteki Tarım Arazilerinin Saptanması ve Tarımsal Arazi Kullanım Koşul ve Kurallarıyla bu Amaçlı Özendirme yöntemlerine ilişkin yönetmelik.

e) Bu Kanunun 17 ve 26 ncı maddeleri uyarınca; Tarımsal Arazi Kullanım Planlarıyla Toprak Koruma Projelerinin Hazırlanış Kural ve Yöntemleri ile Plan ve Projelere Uyulmaması Durumunda Alınacak Önlemlerle, Yaptırımların Tanımlanmasına ilişkin yönetmelik.

f) Bu Kanunun 19 ncu maddesi uyarınca; Erozyona Duyarlı Arazilerle, Büyükova Koruma Alanlarının Planlanması Kural ve yöntemlerine ilişkin yönetmelik.

g) Bu Kanunun 24 ncü maddesi uyarınca, Arazi Toplulaştırılması Yapılması Kural ve Yöntemlerine İlişkin yönetmelik.

h) Bu Kanunun 29 ncu maddesi uyarınca; Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Fonu Kurulması ve işleyişine ilişkin yönetmelik.


Geçici ve Son Hükümler


Geçici Madde 1- Bu Kanunda geçen Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, toprağın korunması, arazinin iyileştirilmesi ve verimli kullanımından sorumlu yeni Genel Müdürlük olarak örgütlenerek Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlanacaktır.

Geçici Madde 2- Bu Kanunda geçen yerel kurullar ve Yüksek Kurul oluşturuluncaya kadar, Genel Müdürlük ve valilikler kanunun uygulanmasıyla ilgili alt yapıyı öncelikle hazırlar.


Yürürlük:


Madde 31- Bu Kanun yayım tarihini izleyen altı ay içinde yürürlüğe girer.


Yürütme:


Madde 32- Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
04.10.2007, 16:33
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


BİRİNCİ KISIM


Amaç, Tanımlar, Görevler ve Örgüt Yapısı


Amaç:


Madde 1. Bu Kanun’un amacı; toprak, su, biyolojik ve genetik zenginlikler gibi, doğal üretim kaynak ve olanaklarının "korunması – geliştirilmesi ve verimli kullanılması" genel görevini yürütecek ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı olarak kurulacak olan, katma bütçeli, tüzel kişiliğe sahip Toprak Koruma ve Sulama Genel Müdürlüğü’nün, (TOPRAKSU) kuruluşu, örgütlenmesi, görev, sorumluluk ve yetkileri ile ilgili, kuralları ve temel öğeleri düzenlemektir.


Tanımlar :


Madde 2. Bu Kanun’da;

- Bakanlık : Tarım ve Köyişleri Bakanlığı

- TOPRAK-SU : Toprak Koruma ve Sulama Genel Müdürlüğünü ifade eder.


Görev :


Madde 3. Genel Müdürlüğün görevleri şunlardır:

a) Kalkınma plan ve programları, Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu doğrultusunda, kırsal bölgelerin geliştirilmesi için, toprak, su, biyolojik ve genetik zenginlik gibi doğal üretim kaynaklarının, “korunması-geliştirilmesi ve verimli kullanılmasını” sağlayacak önlemleri almak, bu amaçla gerekli alt yapı yatırımları ile fizibilite etütlerini yapmak ve yaptırmak, aynı amaca yönelik kredi sağlanması dahil, desteklenmeci uygulamaları gerçekleştirmek, tüm bunlara yönelik yöresel, bölgesel ve ülkesel strateji ve programları oluşturmak,

b) Tarım arazileri dahil, tüm toprak kaynakları konusunda potansiyel belirlemesi çalışmalarını yapmak, kullanılabilir toprak envanterini çıkarmak, toprakla ilişkili su kaynakları, biyolojik ve genetik çeşitlilik kaynaklarını saptamak, arazinin mevcut kullanım profilini belirlemek, bu amaçlarla detaylı etütler ve haritalamalar yapmak, toprak ve arazi veri tabanı oluşturmak, toprak ve potansiyelini sistematik olarak birlikte değerlendirmek,

c) Toprağın amaca uygun kullanımı için gerekli ilke ve kuralları oluşturmak, arazinin kullanım yeteneğinin belirlenmesi için sınıflandırma çalışmaları yapmak, ilke, kural ve yetenek sınıflarına uygun kullanımı sağlayacak bağlayıcı - kesin arazi kullanım planlarını, ülkesel ve bölgesel ölçekte yapmak, yaptırmak.

d) Sürdürülebilirlik ilkelerine uygun olarak, tarım arazilerinde toprağın korunması, geliştirilmesi ve verimli olarak işletilmesi için gerekli tüm teknolojik, kültürel ve fiziki önlemleri almak, üreticileri bu amaçla eğitmek, desteklemek, yönlendirmek,

e) Tarım arazilerinin korunarak amacına uygun kullanımını sağlamak, denetlemek, yönlendirmek, bu amaçla ilgili tüm kuruluşlarla işbirliği yapmak, öncelikli koruma alanlarını belirlemek, amaç dışı tarım arazisi kullanımını önlemek, kamu yararının gerektirdiği tarım arazisi kullanımı konusunda karar vermek, koruma amacı için tüm toprak kullanımlarında koruyucu önlemleri aramak, denetlemek, koruma amacıyla gerekirse kamulaştırma yapmak ya da toprak satın almak, tarım arazilerinin kamu yararının gerektirdiği hangi durumlarda tarım dışı kullanılabileceğini saptamak, bu konuda ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak,

f) Erozyona hassas alanları ortaya çıkarmak, erozyon önleyici ya da azaltıcı teknolojik, kültürel ve ekonomik önlemleri almak, ilgili kuruluşlarla eşgüdüm sağlamak,

g) Ekonomik ölçekte, yaşayabilir ve gelişebilir tarım işletmeleri oluşturmak için, az topraklı işletmeleri yeterli toprağa kavuşturmak, işletmelerin küçülmesini ve arazinin parçalanmasını engelleyecek önlemler almak, bu amaca yönelik ölçütler belirlemek,

h) Toprağa ve tarım arazilerine yönelik tarım dışı veya tarım kaynaklı her türlü bozucu ve kirletici etmene karşı caydırıcı ve yaptırımcı etkili önlemler almak, tarım girdilerinin toprağı koruyacak biçimde kullanımı için, gerekli eğitim ve yönlendirme çalışmaları yapmak,

i) Koruma amacına dönük, caydırıcı ceza gibi yaptırım niteliği taşıyan etkili mekanizmaları uygulamak,

j) Tarım arazilerinin üretim güçlerinin korunması, geliştirilmesi ve sürdürülmesi için, doğal yetenek ve niteliklerinin geliştirilmesini sağlayacak teknik önlemleri almak, yatırımları gerçekleştirmek, bu amaçla doğal etmenlere dayalı sorunlarla ilgili ıslah ve tarla içi geliştirme çalışmalarını yapmak, yaptırmak, sulama alanları dahil ülke ölçeğinde toplulaştırma çalışmalarını planlamak, yapmak, yaptırmak,

k) Toprak verimliliğinin artırılması amacıyla sulama suyu yatırımları yapmak, var olan sulama yatırımlarını geliştirmek, onarmak, bu yatırımlardan sağlanan suyun tarımda kullanım verimliliğinin sağlanması açısından, arazi tesfiyesi, tarla başı kanalları, tarla içi sulama ve drenaj tesisleri gibi sulama alt yapılarını ve bunlarla ilgili başka hizmetleri yerine getirmek,

l) Baraj ve elektrik üretimine yönelik regülatör inşası dışında, sulama suyu gereksimi saniyede 500 litreye kadar olan suların tesislerini kurmak ve işletilmelerini sağlamak, aynı nitelikte olup önceden gerçekleştirilmiş yatırımları ıslah etmek, tamamlamak, kapasitelerini artırmak, saniyede tüketimi 500 litreden fazla olan sular üzerinde yapılacak tesisler için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün olumlu görüşünü alarak, gerekli sulama şebekelerini yapmak, yaptırmak,

m) Genel Müdürlüğün görev alanına giren hizmet ve yatırımların gerçekleştirilmesi için, bu hizmet ve yatırımlardan yararlanacakların, etüt aşamasından başlayarak katılımlarını özendirmek ve yönlendirmek, tesislerin işletme, bakım, onarım ve yönetimini üstlenmek amacıyla üreticilerin kooperatif, birlik ya da ortaklıklar biçiminde örgütlenmelerini desteklemek ve yönlendirmek, hizmet ve yatırımlar için gerçekleştirilen tüm harcamaların yararlananlarca geri ödenmesini sağlayıcı yasal ve yönetsel düzenlemeleri oluşturmak,

n) Tarım arazilerinin korunarak verimli kılınmasını sağlamak amacıyla, tarımsal üretimin yönlendirilmesine katkıda bulunmak, bu amaçla ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak, gerekirse üretim türleriyle ilgili kısıtlamalar getirmek, tarımsal üretim verimliliği için çağdaş teknolojinin yaygınlaştırılmasına yardımcı olmak,

o) Koruma – geliştirme ve verimli kullanma amaçlarına yönelik araştırmalar yapmak, bu amaçlarla gerekli bilimsel teknolojik ve fiziki alt yapıları kurmak, geliştirmek, araştırma sonuçlarını üreticiye ve ilgili yayım kuruluşlarına aktarmak,

p) Kırsal yaşamı çağdaş koşullarda geliştirecek yerleşim alt yapılarını kurmak, geliştirmek, İskan Kanunlarına göre başka yere taşınacak veya toplulaştırılacak köyler için arsa üretmek, diğer kasaba ve köylerin imar planları ve gereksinim duyanların konut ve tarımsal yapıları için tip projeler hazırlamak, hazırlatmak, kendi evini yapanlara yardım yöntemiyle maddi katkı ve kredi sağlamak, köy içi alt yapılarını sosyal yatırımları ve istihdam yaratacak ekonomik yatırımları gerçekleştirmek ya da yaptırmak, yıllık harcama planları yaparak Özel İskan Fonunu kullanmak ve bu Fon’dan sağlanan kaynaklarla yatırımları gerçekleştirmek,

q) Deprem olasılığının fazla olduğu aktif deprem kuşaklarında bulunan köylerdeki nüfusun konutlarını ve tarımsal yapılarını depreme dayanıklı hale getirmek amacıyla kredi vermek,

r) Yasal sisteme göre önceden dağıtılmış arazilerde tashih, ıslah ve istirdat işlemlerini yapmak, mera yaylak ve kışlakların saptama, sınırlama ve kullanıma verme işlemlerinde Mera Kanunu’nun öngördüğü yönetsel süreçlerde hizmet görmek,

s) Genel Müdürlük hizmetlerinden, arazi toplulaştırılması, iskan ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu kurallarına göre dağıtılacak arazilerin, tapu, tescil, ifraz, kadastro işlemlerinin öncelikle tamamlanması için Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ile işbirliği yapmak,

t) Özel kanunlara dayalı olarak veya devletçe yaptırılacak baraj, havaalanı, fabrika ve savunma amaçlı tesisler ile tarih, doğa ve kültür varlıklarının korunması amacıyla yapılacak kamulaştırmalar sonucu taşınmazlarını kısmen ya da tümüyle yitirenlerden, yerleşim yerini terk etmek zorunda kalanlar ile yurt dışından gelen göçmenlerin, göçebelerin, milli güvenlik nedeniyle yerlerinin değiştirilmesine karar verilenlerin İskan Kanunu hükümlerine göre iskanını sağlamak, köylerin toplulaştırılması, nakli ve fiziksel yerleşimin düzenlenmesine ilişkin uygulama kural ve koşulları belirlemek bu amaçla gerekli önlemleri almak ve serbest göçmen işlerini yürütmek,

u) Hizmet sorumluluk ve görevlerin gerektirdiği her türlü harita, istikşaf, etüt, proje, rasat, istatistik, envanter, birim, fiyat, analiz, vb. işleri yapmak, yaptırmak,

v) Hizmetlerin görülmesi, yatırımların gerçekleştirilmesi, geliştirilmesi, onarımı, bakımı ve emniyetli işletilmesi için gerekli atölye, bakımevi, laboratuar, araştırma kuruluşu, telsiz istasyonu, yönetim birimi ve sosyal tesis gibi alt yapıların plan, proje ve inşaatlarını yapmak yaptırmak, onarmak, işletmelere kiralamak ve bakımlarını sağlamak, tesislerin verimli kullanımlarını sağlayacak kuralları saptamak, yürütmek ve denetlemek,

w) Her türlü araç-gereç, taşıt ve makineler ile tüm donanımın işletilmesini, onarımını sağlamak, gerekirse bunları üretmek ya da üretimini yaptırmak, arazi dahil bina ve taşınmazları geçici olarak kullanmak kamulaştırmak veya satın almak,

x) Koruma - geliştirme ve verimli kullanma amaçlarına bütünlükçü bir yaklaşım çerçevesinde varılmasına demokratik katılımın sağlanması için yerel ve merkezi nitelikli koruma kurullarını oluşturmak, kurulların hizmetlerine ilişkin alt yapıları kurmak, sekreterya işlerini yürümek,

y) Diğer Kurumlarla veya Bakanlıkça verilecek görevleri yapmak,


Örgüt Yapısı:


Madde 4. TOPRAK - SU Genel Müdürlüğü merkez ve taşra örgütünden meydana gelir.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
04.10.2007, 16:54
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


İKİNCİ KISIM


Genel Müdürlük Merkez Örgütü


Merkez Örgütü:


Madde 5. Genel Müdürlük Merkez örgütü; ana hizmet birimleri, danışma ve denetim birimleri ile yardımcı birimlerden oluşmuştur.

Genel Müdürlük Merkez Örgütü, EK-1' de gösterilmiştir.


BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Müdürlük


Genel Müdür:

Madde 6. Genel Müdür, Genel Müdürlük kuruluşunun en üst düzeydeki görevlisi ve yetkilisidir. Genel Müdürlük hizmetlerinin yürürlükte bulunan yasa, tüzük, yönetmelik gibi yasal düzenlemelere, Bakanlığın amaç ve politikalarına, milli güvenlik siyasetine, kalkınma planlarına ve yıllık programlara uygun olarak yürütülmesini ve Genel Müdürlüğün çalışma alanlarına giren konularda diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği ve eşgüdümü, sağlamakla görevlidir.

Genel Müdür, Genel Müdürlük personelinin çalışmaları, iş ve işlemlerinden sorumludur. Genel Müdürlük, merkez ve taşra örgütünün çalışmalarını, işlemlerini ve hesaplarını denetlemekle görevli ve yetkilidir.


Genel Müdür Yardımcıları:

Madde 7. Genel Müdüre yardımcı olmak üzere dört genel müdür yardımcısı görevlendirilir.


İKİNCİ BÖLÜM

Ana Hizmet Birimleri

Ana Hizmet Birimleri:

Madde 8. TOPRAK – SU Genel Müdürlüğü'nün ana hizmet birimleri şunlardır:

a) Toprak Koruma ve Havza Islahı Dairesi Başkanlığı
b) Toprak Etüt ve Haritalama Dairesi Başkanlığı
c) Göletler Dairesi Başkanlığı
d) Sulama ve Toprak Su Kredileri Dairesi Başkanlığı
e) Arazi Geliştirme ve Toplulaştırma Dairesi Başkanlığı
f) Arazi İşleri, Kamulaştırma ve Dağıtım Dairesi Başkanlığı
g) İskan ve Köyiçi İnşaat Dairesi Başkanlığı
h) Jeoloji ve Hidroloji Dairesi Başkanlığı
i) Toprak Su Kaynakları ve Gübre Araştırma Dairesi Başkanlığı
j) Fon ve İşletme Dairesi Başkanlığı


Toprak Koruma ve Havza Islahı Dairesi Başkanlığı:


Madde 9 . Toprak Koruma ve Havza Islahı Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır :

a) Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda tarım arazilerinde toprağın korunması ve üretkenliğini devam ettirmesini sağlayacak fiziki, teknolojik, ekonomik ve toplumsal nitelikli ve ülkesel ölçekli strateji ve programları oluşturmak, yönetmek, uygulamak, bu konularda ilgili kuruluşlar yanında üretici kitlesiyle de işbirliği yapmak, gerekli plan ve projeleri yapmak, yaptırmak,

b) Toprak kaynaklarının amaca uygun ve korunarak kullanılmasını sağlayacak ilke ve kuralları oluşturmak, toprak koruma ölçütlerini belirlemek,

c) Tarım arazilerinin korunarak amaca uygun kullanım doğrultusunda, öncelikli koruma alanlarını belirlemek, amaç dışı tarım arazisi kullanımını önleyecek caydırıcı ve yönlendirici yöntemleri oluşturarak kullanmak, kamu yararının gerektirdiği tarım arazisi kullanımları için karar vermek, arazi kullanan tüm yatırım girişimlerinde toprağı koruyucu önlemleri öngörmek, belirlenmiş ilke, kural ve ölçütlere göre, tarım ya da başka amaçlı toprak kullanımında koruyucu esasları saptamak, tarım dışı amaçlarla arazi kullanımı istemleri konusunda Yerel Toprak Koruma Kurulu ve Toprak Koruma Yüksek Kurulu görüşleri doğrultusunda uygulama yapmak,

d) Topraktan beklenen optimum verimin sağlanması yanında koruma amaçlarını da gözetecek bir tarımsal ürün deseni için yönlendirme yapmak, gerekirse bitkisel ürün paterniyle ilgili sınırlama ve kısıtlamalar getirmek,

e) Belirlenmiş ilke, kural ve ölçütlerin yol göstericiliğinde, toprağın nitelik ve yeteneğine uygun ve koruma amaçlarını gereğince gözeten, arazi kullanım planlamalarını yapmak, planlar kapsamında özel koruma amaçlı arazileri, tarım arazilerini kent, endüstri, alt yapı, turizm vb. arazileri ülke ve bölge ölçeklerinde ortaya koymak planların gerektirdiği yönlendirici, özendirici ya da caydırıcı yöntemleri oluşturmak, plan gereklerini aramak, izlemek denetlemek,

f) Planlar çerçevesinde, farklı arazi kullanımlarıyla ilgili toprak ve su potansiyelini, bir sistem bütünlüğü ile birlikte değerlendirmek, koruma amaçlarının gereklerini toprağın yanında , su kaynakları açısından da yerine getirmek, bu doğrultuda strateji ve program ve projeler oluşturarak, uygulanmasını yönlendirmek,

g) Tarım amaçlı arazi kullanımlarında, aşırı parçalanmayı önleyici yöntemleri geliştirmek, optimum parsel büyüklüğünün altına inilmesini engelleyici mekanizmaları oluşturmak, uygulamak, uygulatmak,

h) Ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi gereği, çölleşme ve kuraklığın etkilerinin giderilmesi için gerekli strateji ve programları oluşturmak,

i) Toprak erozyonunu önleyici giderici, azaltıcı, toprak ve su dengesinin kurulması ve korunmasını sağlayıcı önlemleri almak, erozyona hassas alanları belirlemek ve erozyonla mücadeleyi katılımcı bir stratejiye oturtmak için ilgili resmi özel tüm kurum kuruluş ve gerçek ve tüzel kişiliklerle ilişki kurarak, katılım ve destek sağlamak,

j) Erozyonla savaşta, teraslama, bitkilendirme, uygun toprak işleme, uygun sulama, toprak yeteneğine uygun tarım yöntemi ve bitki deseni oluşturma, akarsuların erozyon hızlandırıcı etkilerini azaltma , baraj ve göl havzalarını yeşil kuşakla bitkilendirme vb. kültürel, fiziki ve teknolojik önlemleri programlamak, projelendirmek, katılımcı yaklaşımlarla gerçekleştirilmesine çalışmak, bu amaçlara dönük özendirici yöntemleri geliştirmek,

k) Toprak ve su kaynaklarının korunmasına yönelik olarak, havza yönetimi konusunda etüt, plan ve proje uygulamalarını yapmak ve yaptırmak

l) Yan derelerin tarım alanlarında meydana getirdikleri zararları ortadan kaldıracak önlemleri almak, uygulamak, uygulatmak,

m) Toprak su kaynaklarının korunması konusunda envanter, tip proje ve standartlar hazırlamak veya hazırlatmak,

n) Tarım arazisi kullanımını gerektiren tüm yatırımların toprak korunmasını amaçlayan plan ve projeleri incelenmek, değerlendirmek onaylamak,

o) Var olan toprak koruma alt yapı ve fiziki yatırımlarının onarım ve yenileme işlerini yapmak, yaptırmak

p) Kent, endüstri, turizm, ulaşım alt yapı ve benzeri tarım dışı etkenlerin, toprağı suyu ve bitki örtüsünü kirletici olumsuzluklarını önlemek için, caydırıcı, özendirici etkili yöntemleri oluşturmak katılımcı bir yaklaşımla bu doğrultuda engelleyici somut programlar geliştirmek, uygulamak, uygulatmak,

q) Tarım girdilerinin aşırı ve yoğun kullanımı sonucu toprak ve su kaynaklarını kirletmelerini önlemek için, eğitici, öğretici etkin programlar oluşturmak, gerektiğinde yaptırımcı ve caydırıcı yöntemleri geliştirerek, uygulamak, uygulatmak,

r) Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya özel mülkiyetinde bulunan yabani fıstıklık, zeytinlik, sakızlık, harnupluk, fundalık ve makiliklerin ve Mera Kanunu hükümleri gözetilerek meraların alt yapılarının onarımı ve ıslahı için projeler yapmak, uygulamak, uygulatmak,

s) Genel Müdürlük göreviyle ilgili ve sınırlı olarak çevre korumasını sağlamak, görevli ilgili kuruluşlarla eşgüdüm sağlamak,

t) Koruma amaçlı tüm strateji, plan, program, proje ve uygulama süreçlerinin amacına ulaşmasını sağlamak açısından, katılımcı yaklaşımı, katılımcı - çoğulcu “koruma kurulları” yapılanmasını geliştirerek gerçekleştirmek, görev ve hizmet alanlarında, ilgili ilişkili tüm kamu kurum ve kuruluşları, tarım üreticisi örgütleri ve gerçek ve tüzel kişiliklerle eşgüdüm ve işbirliği sağlamak,

u) Yağış ve sel sularını tarım amaçlı kullanmak için gerekli yatırımları yapmak,

v) Genel Müdürlükçe verilecek benzeri görevleri yapmak.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

Sedat
04.10.2007, 18:22
Hassas bir konuda çok bilgilendirici bir çalışma. Emeğinize teşekkürler. Helede benimgibi taşa topraga bağlı birisi için güzel bir çalışma.

sevecenbaba2005
04.10.2007, 23:55
Hassas bir konuda çok bilgilendirici bir çalışma. Emeğinize teşekkürler. Helede benimgibi taşa topraga bağlı birisi için güzel bir çalışma.


Teşekkürler (Sedat1973) can;


2005 nci mesaj olarak Tema Vakfının çalışmalarını tanıtmayı özellikle seçtim. Çalışmaların devamı var. Zamanı geldikçe bu konuda kalan kısımları da yayınlayacağım.

Yaptığın katılım, katkı ve mesajın için teşekkür ederim.

Sevgi ve saygılarımla!...

sevecenbaba2005
05.10.2007, 10:54
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


İKİNCİ KISIM


İKİNCİ BÖLÜM


Ana Hizmet Birimleri


Toprak Etüt ve Haritalama Dairesi Başkanlığı:

Madde 10. Toprak Etüt ve Haritalama Dairesi Başkanlığı’nın görevleri şunlardır.

a) Toprak Kaynakları ve Tarım Arazileriyle ilişkili bilimsel ve kavramsal çerçeveyi oluşturmak, konu ve süreçle ilgili terim, kavram ve teknik tanımları belirlemek, bu anlamda ortaklaşmış açık - net terminolojiyi ortaya koymak,

b) Ülke toprak ve su kaynaklarının tüm boyut, nitelik, özellik ve yetenekleriyle tanımlanmasını ve teknik kavram, veri ve ölçütlerle belirlenmesini sağlayacak ülkesel havza ve bölge çapında detaylı etüt ve haritaları yapmak, yaptırmak, konuyla ilgili raporları hazırlamak , hazırlatmak, bu amaçla yapılanları denetlemek , araştırmak,

c) Bu kapsamda,ve sistem bütünlüğü anlayışı ile toprak ve su kaynaklarının potansiyelini biyolojik ve genetik çeşitlilik kaynakları da dahil, kavrayıcı bir envanter ve rezerv tanımı biçiminde ortaya koymak, bu çerçevede toprağın mevcut kullanım biçimini ortaya çıkarmak, bu kaynakları ülkesel, bölgesel, ve yerel ölçeklerde tüm olanak ve kısıtlarıyla tanımlamak, belirtilen amaçla veri tabanı oluşturmak, istatistiksel değerlendirmeler yapmak,

d) Toprak kaynakları ve tarım arazileri kapsamında nitelik ve yetenek ölçütlerine göre sınıflandırma yapmak, yetenek sınıflandırmalarına göre, toprak haritalarını çıkarmak,

e) Belirlenmiş yetenek sınıflamasına göre tarım ve tarım dışı amaçlı arazi kullanım ölçüt ve alanlarını belirlemek, hangi durumlarda arazinin tarım dışı kullanılacağını ortaya koyan standartları saptamak, bu doğrultuda gerekli etüt ve incelemeleri yapmak,

f) Toprak Koruma Dairesi Başkanlığı tarafından geliştirilip uygulanacak arazi kullanım planlarının gerektirdiği inceleme - etüt - analiz raporlama ve benzeri teknik çalışmaları yapmak, bu amacın gerektirdiği veri ve bilgi tabanını oluşturmak,

g) Toprak verimliliği ve yeteneğinin belirlenmesi amacıyla fiziksel, kimyasal, hidrolojik ve biyolojik toprak ve su inceleme ve analizleri yapmak,

h) Erozyona hassas ve erozyon riski bulunan alanları belirleyerek gerekli veri tabanını oluşturmak,

i) Her koşulda korunması gereken ve tarımsal SİT özelliği taşıyan verimli tarım arazileri için, koruma amacını güçlendirecek ayrıntılı tanımlamalar yapmak, bu tanımlamaları matematiksel verilerle açıklamak ,

j) Toprak kullanan tarım işletmeleri için, ölçek büyüklükleri , toprak kullanım yöntem ve biçimleri, parsel sayıları, parçalılık özellikleri gibi tarım işletmelerinde toprak kullanım profilini tanımlayıcı inceleme , araştırma ve etütleri yapmak, optimum parsel büyüklüğü konusunda ekolojilere göre belirlemeler yapmak ,

k) Toprak kaynaklarında meydana gelmiş, doğal ve yapay sorunları tanımlamak, taşlılık, tuzluluk alkalilik, drenaj gibi doğal kökenli sorun alanlarıyla, amaç dışı kullanım ya da yanlış tarım uygulamalarıyla bozulmuş ve tarım dışı elementlerle kirlenmiş alanları belirlemek, nitel ve nicel boyutlarıyla ve sayısal göstergelerle tanımlamak, yaratılan sonucu tanımlayıcı fiziksel, kimyasal ve biyolojik etüt ve incelemeleri yapmak, bunları ülkesel ve bölgesel ölçekte veri tabanına dönüştürmek,

l) Mera Kanunu’nun öngördüğü saptama - sınırlama ve dağıtım hizmetlerinin gerektirdiği teknolojik veri derlenmesi ve değerlendirilmesi çalışmalarını yapmak, Kanun’un gerektirdiği bilgilerin üretilmesine katkıda bulunmak,

m) Mera ve orman alanlarında bulunan ve nitelik bakımından işlemeli tarıma daha uygun alanları saptamak,

n) Toprak, etüt, sınıflandırma ve haritalanmasına ilişkin teknik esas ve standartları belirlemek, hazırlatmak,

o) Genel Müdürlüğün hizmet alanına giren sulama, drenaj, toprak koruma, havza ıslahı ve arazi toplulaştırma proje alanlarının ve diğer kuruluşlarca etüdü istenen alanların toprak ve haritalarını yapmak, yaptırmak,

p) Kamu ve özel sektör kuruluşlarınca gerek duyulan toprak etüt ve haritalarını yapmak, yaptırmak,

q) Toprak haritaları ile ilgili kartografik çalışmalar yapmak,

r) Hizmet alanlarıyla ilgili olarak ve katılımcılığı öne çıkaran bir anlayışla, ilişkili resmi özel tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve eşgüdümü sağlamak,

s) Genel Müdürlükçe verilen benzeri görevleri yapmak,


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
05.10.2007, 11:05
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


İKİNCİ KISIM


İKİNCİ BÖLÜM


Ana Hizmet Birimleri



Göletler Dairesi Başkanlığı:


Madde 11. Göletler Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır.

a) Yağış ve sel sularını depolayarak tarım arazilerine sulama suyu ve hayvanlar için içme suyu sağlayacak gölet ve diğer tesisleri yapmak ve yaptırmak,

b) Gölet konularında etüt, envanter, tip proje ve standartlarını yapmak ve yaptırmak,

c) Gölet, sulama tesisleri ile ilgili her türlü etüt ve projeleri yapmak, yaptırmak, uygulamak ve uygulatmak,

d) Kullanılmakta olan gölet ve sulama tesislerinin onarım, yenileme işlerini, gerektiğinde yapmak, yaptırmak,

e) Proje alanlarında gerektiğinde kamulaştırma kararları almak,

f) Genel Müdürlükçe gerçekleştirilen bu nitelikte yatırımların çevresinde park ve rekreasyon alanları kurmak, kurdurmak,

g) Hizmetlerle ilişkili olarak ilgili kurum, kuruluş, özel nitelikli gerçek ve tüzel kişiliklerle işbirliği yapmak,

h) Genel Müdürlükçe verilen benzeri görevleri yapmak,


Sulama ve Toprak - Su Kredileri Dairesi Başkanlığı:


Madde 12. Sulama ve Toprak - Su Kredileri Dairesi Başkanlığı’nın görevleri şunlardır:

a) Toprak ve su kaynaklarını sistematik olarak birlikte değerlendiren bütünlükçü yaklaşımın gereği, tarım amaçlı kullanılacak su kaynaklarının verimli kullanımını, sulama suyunun elde edilmesini, iletimini ve dağıtımını sağlayacak ülkesel strateji, plan ve programları hazırlamak, uygulamaya koymak, uygulatmak,

b) Tarım arazilerinin üretkenlik ve verimliliğinin sürdürülmesi ve geliştirilmesi için, entegre planlama yaklaşımıyla sulama suyu gereksinimini karşılayacak yatırımları programlamak, projelendirmek, uygulamak, uygulatmak,

c) Bu kapsamda, ana su yapıları, büyük pompa istasyonları, ama iletim ve tahliye kanallarını kapsayan projeleri geliştirmek, uygulamak, uygulatmak,

d) Sulama suyu gereksinimi saniyede 500 litreye kadar olan yer üstü ve yer altı suyu ile ilgili sulama yatırımlarının gerçekleştirilmesi, işletilmelerinin sağlanması, ıslahı ve tevsii ile bunlarla ilişkili etüt, planlama, proje uygulama programları yapmak, yaptırmak ve uygulanmasını sağlamak, saniyedeki tüketimi 500 litreden fazla olan sular üzerinde yapılacak tesisler için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün olumlu görüşünü alarak, gerekli sulama şebekelerini yapmak, yaptırmak,

e) Yer altı ve yer üstü su kaynaklarından terfili sulamalarla ilgili etüt, planlama, proje ve programlar yapmak, yaptırmak ve uygulanmasını sağlamak,

f) Gerektiğinde mevcut yer üstü ve yer altı sulama tesislerinin, yatırımlarının onarımı, geliştirilmesi ve yenilenmesi işlerini yapmak, yaptırmak,

g) Sulama hizmetleriyle ilgili etüt, envanter, tip proje ve standartlarını yapmak ve yaptırmak,

h) Halk sulama tesislerine elektrik ve ıslah projeleri hazırlamak, hazırlatmak, uygulamak, uygulatmak,

i) Sulama suyu etkinliği ve verimliliğinin artırılması için, çağdaş, denetimli, su tasarrufu sağlayacak yöntemleri geliştirmek, ülke ölçeğinde geçerli kılmak için yönlendirici, eğitici programlar hazırlamak, uygulamak, uygulatmak,

j) Proje alanlarında gerektiğinde kamulaştırma ve toplulaştırma kararları almak,

k) Sulama verimliliğinin sağlanması açısından, sulamaya özgü fiziki yatırımların yanında, entegrasyon yaklaşımı ile tarla içi geliştirme yatırımlarını da planlamak, uygulanmasını öngörmek, ilgili daire ile işbirliği yapmak,

l) Sulama yatırımlarının amacına ulaşması için, su kullanıcı üreticilere yönelik olarak, teknik yardım ve tarımsal kredi projeleri hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak, uygulamalara yardımcı olmak ve denetimlerini sağlamak,

m) Sulama yatırımlarının etkin ve ekonomik işletilmesi ile bakım ve onarımlarının gerçekleştirilmesi için, kullanıcıların katılımcılığını öngörmek, bu amaçla kooperatif, birlik, ortaklık ve benzeri demokratik üretici örgütlenmelerini yönlendirmek, desteklemek ve örgütler arası işbirliği ve eşgüdümü sağlamak, bu konuların ayrıntılı olarak yer alacağı yönetmelik düzenlenmelerini yapmak,

n) Hizmetlerle ilişkili olarak, resmi özel nitelikli tüm ilgili kurum ve kuruluş ve kişiliklerle işbirliği ve eşgüdüm içinde bulunmak,

o) Genel Müdürlükçe verilecek benzer görevleri yapmak,



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
05.10.2007, 14:27
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


İKİNCİ KISIM


İKİNCİ BÖLÜM


Ana Hizmet Birimleri



Arazi Geliştirme ve Toplulaştırma Dairesi Başkanlığı:


Madde 13. Arazi Geliştirme ve Toplulaştırma Dairesi Başkanlığı’nın görevleri şunlardır;

a) Toprak kaynaklarının üretim güçlerinin sürdürülmesi, artırılması ve arazinin iyileştirilmesi amacıyla, toprağın doğal yetenek ve niteliklerinin geliştirilmesi ve meydana gelmiş doğal ve yapay nedenlere bağlı sorunların giderilmesine yönelik ıslah geliştirme çalışmalarını ülkesel – bölgesel - yöresel ölçeklerde planlamak, bu amaca ilişkin teknolojik çözümlemeleri oluşturmak,

b) Bu genel program kapsamında, Devlet sulama şebekelerinde ve diğer tarım alanlarında sulama işleri ile ilgili tarla içi geliştirme hizmetlerini ve drenaj yatırımlarını programlamak, uygulamak, uygulatmak, bu amaca yönelik üretim eğitimi yapmak, yaptırmak,

c) Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya özel mülkiyetinde bulunan asitli, tuzlu, alkali, turbier vb. topraklarla, kurutulmuş alanları tarıma elverişli hale getirmek, özel kişiliklerin tarım arazileri için de aynı amaçla yönlendirici ve eğitici programlar geliştirmek ve desteklemek,

d) Eğimli arazide toprak korumayı esas alan toprak işleme yöntemlerini geliştirmek ve üreticiyi bu doğrultuda yönlendirerek, eğitmek,

e) Erozyon kontrolüne yönelik, teraslama ve benzeri teknik nitelikli önlemler için programlar yapmak, programların uygulanmasını katılımcı bir yaklaşımla yönlendirmek, gerektiğinde kamu kaynaklarını, kullanmak, üreticileri bu yönde eğitmek,

f) Mera Kanununun hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilecek mera ıslah çalışmalarına, teknik katkıda bulunmak, bu yönlü çabalara katılmak,

g) Aynı anlayışla, orman topraklarının ıslahına yardımcı olacak programlar oluşturmak,

h) Islah ve geliştirme projelerini havzanın toprak - su sorunlarını, “bitki-toprak – su ilişkileri” bütünlüğünde değerlendirerek, entegrasyon yaklaşımıyla geliştirmek,

i) Bütün ıslah - geliştirme program ve projelerinde katılımcılığı ön koşul sayarak özendirici yöntemleri geliştirmek, bu tür yatırımlara tarım üreticilerinin öz kaynaklarıyla katılımlarını yönlendirmek, desteklemek,

j) Tarım arazilerinin verimli kullanımının, korunmasının ve sulamanın etkinliği ve ekonomikliliğinin sağlanması ile işletme arazisinin kullanım bütünlüğünün gerçekleştirilmesi açısından, toplulaştırma çalışmalarını, “dağıtım - tarla içi geliştirme ve sulama yatırımlarıyla” bütünleştiren bir yaklaşımla, ülke ve bölge ölçeklerinde planlamak, programlamak, bu amaçla tüzük - yönetmelik gibi yasal yönetsel düzenlemeler yapmak,

k) Tarla içi geliştirme hizmetleri ve arazi toplulaştırma konularındaki dış kredili projelerin ön hazırlıkları ile bunların etüt, planlama, projeleme ve uygulamalarını yapmak, yaptırmak,

l) 3083 sayılı Sulama Alanlarındaki Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu uyarınca uygulama alanı ilan edilen yerler dahil, Devlet eliyle sulamaya açılacak alan ve diğer alanlarda, etkin ve ekonomik bir uygulama ve eşgüdüm sağlanması yönünde, kamu yararı göz önünde bulundurularak, maliklerin muvafakati aranmaksızın, ortak kamu tesislerinde kullanılmak üzere, gerektiğinde %10’a kadar katılım payı tanınmak suretiyle, arazi toplulaştırma için, etüt, plan ve projeler hazırlatmak, onay ve uygulama işlerini yapmak, yaptırmak ve gerekli durumlarda kamulaştırma yapmak, yaptırmak,

m) Toplulaştırılarak optimal ölçeklere kavuşturulmuş arazilerin, yeniden parçalanmasını önleyecek özendirici caydırıcı yöntemleri geliştirmek, uygulamak, uygulatmak,

n) Arazi toplulaştırılması, drenaj ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile ilgili her türlü etüt, plan, program ve projeleri hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak, uygulama işlerini yapmak, yaptırmak,

o) Ekonomik üretim yapılamayacak ölçüde parçalanmış arazileri toplulaştırmak ve üreticilerin geçimi sağlamaya yetmeyecek derece arazi parçalanması ve küçülmesine, 3083 sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre engel olmak,

p) Hizmetlerle ilişkili olarak resmi özel, tüm kurum, kuruluş ve kişiliklerle işbirliği yapmak,

q) Genel Müdürlükçe verilecek benzeri görevler, yapmak,


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
07.10.2007, 17:46
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


İKİNCİ KISIM


İKİNCİ BÖLÜM


Ana Hizmet Birimleri



Arazi İşleri, Kamulaştırma ve Dağıtım Daire Başkanlığı :

Madde 14. Arazi İşleri, Kamulaştırma ve Dağıtım Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır.

a) Toprak/insan ilişkilerinin çağdaş toplum ölçütleri doğrultusunda ve hem kaynakları koruyan, hem de tarım üreticisi kitleyi insanca yaşama koşullarına taşıyan bir anlayışla geliştirilmesine yönelik strateji ve politikaları oluşturarak, uygulamak,

b) Genel Müdürlük hizmet ve yatırımları için, gerek duyulan arsa ve arazi ile ilgili mülkiyet etütlerini yapmak, satın alma, kamulaştırma veya hazineden tahsis yoluyla arazi edinmek ve ifrazını yapmak,

c) Devletin hüküm ve tasarrufu alında bulunan veya özel mülkiyetinde bulunup da, kamu hizmetlerinde kullanılmayan, orta malı olup gereksinim fazlası olarak belirlenen, Devletçe ıslah edilen göl, nehir ve bataklıklardan kazanılan arazi ve arsaları tarım işletmelerinin kullanımına geçmesi amacıyla Hazine adına tescil ettirmek, belediyelere devredilen veya devredilecek olup da kullanılmayan arsa ve arazilerden uygulama, gelişme ve rezerv alanlarda dahil, belde imar uygulamaları gözetilerek, bedeli karşılığında satın almak ve tahsis işlemlerini yürütmek,

d) Arazi ile ilgili mülkiyet belirlemesi, ölçü ve harita yapılması, köy imar planı uygulaması ile Hazine adına tescil ve mülkiyet devrine esas ifrazın tescil işlemini yapmak, tarım arazisi alım - satım işlerini düzenlemek, gerektiğinde alım - satım işlerine yardımcı olmak,

e) Toprak yetenek sınıfı, iklim koşulları ve bitki örtüsü niteliği açılarından, köy ve belde halkının hayvan varlığının beslenmesi için uygun olan tarım alanlarının, bu kanun, Mera Kanunu ve bu kanunlara göre çıkarılacak yönetmelik düzenlemeleri uyarınca belirlenmesi çalışmalarına katılmak, bu konuda Mera Kanununca öngörülmüş komisyon ve ekip çalışmalarına yardımcı olmak,

f) Arazi işlemleriyle ilgili hususların incelenmesi ve sonuçlandırılmasını sağlamak, Yerel Toprak Koruma ve Arazi Geliştirme Kurullarının bu amaçla yapacağı teknik değerlendirmeye yardımcı olmak,

g) Toprağın korunması, verimli kullanılması ve üreticilerin optimum araziye kavuşturulmaları ile benzeri kamusal amaçlar için, arazi satın almak, gerektiğinde kamulaştırma yapmak ve arazi rezervi oluşturmak, arazi işletme talebi bulunanlara gerektiğinde arazi satmak, arazinin toprak yeteneklerine uygun ve rasyonel kullanımı amacıyla, gerektiğinde gerçek ve tüzel kişilerle, kendi toprakları arasında takas yapmak,

h) Toprak dağıtımı uygulamalarında, küçük, cüce ve yaşaması zor yeni işletmeler yaratmak yerine az topraklı işletmeleri, ekonomik optimum, ölçeğinde “yaşayabilir ve gelişebilir” işletme ölçeğine dönüştürmeyi ilke olarak geçerli kılmak, bu doğrultuda ölçütler standartlar geliştirerek uygulamak, bu amaca yönelik özendirmeler yapmak,

i) Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazine adına kayıtlı olup, kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere dağıtılmamış olan tarım arazisinin,topraksız veya yeter toprağı bulunmayan tarım üreticilerine dağıtılmasını veya kiralanmasını, ayrıca bu üreticilerin donanımlarının desteklenmesini, eğitilmesini sağlamak, bu amaçla örgütlenmelerini özendirmek ve desteklemek,

j) Tarıma uygun olduğu halde, bu amaçla kullanılmayarak boş bırakılan alanları saptamak, bu arazilerin korunarak verimli kılınması için, özendirici yaklaşımlarla satın alınması ya da kamulaştırılmasını gerçekleştirmek, çiftçilikten vazgeçmek isteyenlerin arazilerini satın almak,

k) Toprak dağıtımı uygulamalarında, toplulaştırma gereklerine uymak, topraklandırılan işletmelerin her doğrultuda gelişmeleri için projeler geliştirmek, kredi dahil desteklemeci uygulamaları gerçekleştirmek,

l) Önceden dağıtılmış arazilerde Danıştay, mahkeme ve yönetim kararları gereğince yapılması gerekli düzeltme ve ıslah işlemlerini, dağıtım tarihinde geçerli hükümlere göre yürütmek,

m) Dağıtım tarihinde geçerli bulunan yasal kurallara uygun olarak işletilmeyen arazinin, geri alınmasıyla ilgili işlemleri yürütmek,

n) İskâna tabi tutulanlarla, uygulama bölgelerindeki tarım üreticilerinin eğitilmelerini, tarım işletmelerinin örgütlenmelerini, desteklenmelerini, donatılmalarını sağlamak üzere, araştırma ve etüt yapmak, projeler hazırlamak, uygun bulunulanları uygulatmak üzere önlemler almak,

o) Tarım alanlarında imar, ihya ve ıslah hizmetleriyle, yeni tarım alanları kazanmak üzere önlemler almak, kazanılan bu arazi ile daha önce zilliyetleri tarafından imar ve ihya edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup Genel Müdürlüğe tahsis edilen arazinin 3083 Sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu esaslarına göre dağıtım ve tescil işlemlerini yapmak, yaptırmak,

p) Daire Başkanlığı görev ve hizmetleriyle ilgili olarak, resmi, özel, tüm kurum, kuruluş ve kişiliklerle işbirliği ve eşgüdümü gerçekleştirmek,

q) Genel Müdürlükçe verilecek, benzeri görevleri yapmak,



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
07.10.2007, 17:52
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


İKİNCİ KISIM


İKİNCİ BÖLÜM


Ana Hizmet Birimleri



İskân ve Köy içi İnşaat Dairesi Başkanlığı:

Madde 15: İskân ve Köy içi İnşaat Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Kırsal yaşamı çağdaş koşullarda geliştirecek bir yerleşim ve alt yapı stratejisini, ülkesel ve bölgesel ölçekte oluşturmak, planlamak, uygulamak, uygulatmak,

b) İskân kanunları ile ilgili olarak, yatırım uygulamasına alınacak hizmetlerin uygulama öncesi her türlü ön etüt ve kesin etüt çalışmalarını yapmak,

c) Devletçe yapılacak baraj, havaalanı, fabrika gibi ekonomik nitelikli savunma ile ilgili stratejik özellikli tüm kanun yatırımları, tarih ve doğa zenginliklerinin korunması amacıyla gerçekleştirilecek kamulaştırmalar ve özel kanunların uygulanması dolayısıyla taşınmaz mallarını kısmen veya tümüyle terk etmek zorunda kalanların iskânlarını sağlamak,

d) Köylerde ve kırsal alanda iç iskânın düzenlenmesi ve köy gelişme merkezlerinin kurulması amacıyla, ilgili mevzuata göre toplulaştırma, nakil ve iskân gelişme alanı belirlenmesiyle ilgili çalışmaları yürütmek,

e) Yeni yerleşim yerleri kurulması, gerektiğinde cazibe merkezli odaklarda toplu yerleşim alt yapılarının oluşturulması veya var olan yerleşim merkezlerinin geliştirilmesi, köy imar planlarının hazırlanması, gibi teknik nitelikli hizmetleri yapmak, yaptırmak,

f) Nakli ve toplulaştırılması gereken köy, mezra, kom vb. yerleşme üniteleri ile diğer iskân hizmetleri için fiziki yerleşmenin düzenlenmesi ile ilgili imar planlarını, ekonomik, toplumsal, fiziki alt yapı tesislerinin projelerini, yerleşme yerini, iklim ve fiziki özelliklerine uygun olarak hazırlamak, hazırlanan projeye göre bütün inşaat uygulamalarını yapmak ve yaptırmak,

g) Kurulacak yeni yerleşim merkezleri için arsa üretmek, bu amaçlarla gerektiğinde kamulaştırma ve toplulaştırma yapmak, arsa dağıtımı ve satışı ile ilgili işlemleri yürütmek,

h) Nakli ve toplulaştırılması gerekmeyen köylerde vatandaşların ahır, ağıl, kom vb. tarımsal yapılarını kendi güçleriyle yapamamaları durumunda proje ve teknik yardım desteğinde bulunmak, gereksinim duyanların konut ve tarımsal yapıları için tip projeler hazırlamak, kendi evini yapanlara yardım yapmak, kredi kullanımı için destek sağlamak,

i) Köy içi alt yapılarının, sosyal yatırımların ve istihdam yaratacak ekonomik yatırımların gerçekleştirilmesi için destek sağlamak, özel iskân fonu kaynakları kullanımı için Fon ve İşletme Dairesi ile işbirliği yapmak,

j) Genel Müdürlüğün her türlü bina ve tesislerini yapmak, yaptırmak, onarmak,

k) Hizmetlerle ilgili olarak resmi özel tüm kurum,kuruluş ve kişiliklerle işbirliği ve eşgüdüm sağlamak,

l) Genel Müdürlükçe verilen benzeri görevleri yapmak,


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
07.10.2007, 18:01
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


İKİNCİ KISIM


İKİNCİ BÖLÜM


Ana Hizmet Birimleri


Jeoloji ve Hidroloji Dairesi Başkanlığı :

Madde 16. Jeoloji ve Hidroloji Dairesi Başkanlığının görevliği şunlardır :

a) Genel Müdürlüğün görev alanına giren, ülke su kaynaklarının envanterini çıkarmak, sulama amacı ile sınıflandırmak, sınıflamaya esas olacak yöntem ve standartları saptamak,

b) Köy yerleşim alanlarıyla ilgili jeolojik hizmetleri yaptırmak,

c) Göletler ve havza ıslah projelerinin gerektirdiği jeolojik etütleri yapmak, yaptırmak,

d) Su kaynaklarının geliştirilmesiyle ilgili etüt, araştırma ve projelerini yapmak, yaptırmak,

e) Genel Müdürlük yatırımları için gerekli zemin etütlerinin yapmak, yaptırmak,

f) Genel Müdürlükçe verilecek benzeri görevleri yapmak,


Toprak Su Kaynakları ve Gübre Araştırma Dairesi Başkanlığı:

Madde 17. Toprak Su Kaynakları ve Gübre Araştırma Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Toprak ve su kaynaklarının tarımsal üretimde rasyonel ve ekonomik olarak kullanılması, korunması ve geliştirilmesi konularında strateji, politika ve program belirlemeye katkıda bulunacak verilerin sağlanması için, etüt, inceleme ve araştırma yapmak, yaptırmak, bunlara dayalı araştırma önceliklerini seçmek,

b) Toprak, su, bitki ilişkilerini birlikte değerlendiren uygulamalı yetiştirme tekniği araştırmalarını gerçekleştirmek,bu amaçla ülkesel ve bölgesel araştırma projeleri oluşturmak,

c) Toprak ve toprak verimliliğinin korunması, gübrelenmesi ve arazi ıslahıyla ilgili deneme ve araştırma yapmak, yaptırmak,

d) Tarımda su kullanımını verimli ve etkili kılacak yöntem ve teknikler konusunda deneme ve araştırma yapmak, yaptırmak, bilgili ve rasyonel sulama için yöntem ve teknikleri belirlemek,

e) Sulama alanlarında çoraklaşmanın önlenmesi için drenaj projeleme kriterlerini saptamak ve çoraklaşmış toprakların ıslah yöntemlerini saptayıcı araştırmalar yapmak, yaptırmak,

f) Tarım ve iş makinelerinin işletme değerlerini saptamak ve bunların geliştirilmesine yönelik araştırmalar, yapmak, yaptırmak,

g) Yıllık araştırma program ve projelerinin uygulamalarını izlemek, denetlemek ve yönlendirmek,

h) Genel Müdürlüğün hizmetleri ile ilgili olarak çevre korunması ve sorularını çözmek amacıyla araştırmalar yapmak, yaptırmak,

i) Genel Müdürlüğün görev alanına giren konularda ekonomik etüt, araştırma ve değerlendirmeleri yapmak, yaptırmak,

j) Toprak, su, biyolojik ve genetik zenginlik gibi doğal üretim kaynaklarının korunması geliştirilmesi ve verimli kullanılması konularında, bilimsel araştırmayla üretilmiş bilgi ve teknolojileri ülke koşullarında denemek, uygulamak, yörelerin agro - ekolojik ve sosyo - ekonomik koşullarına göre yeniden üretilmelerini gerçekleştirmek,

k) Araştırmaların gereksindiği kaynağın, kamu kesimi dışında, özel kesimden de sağlanması için gerekli özendirici yöntemleri geliştirerek uygulamak,

l) Araştırma sürecinde katılımı gerçekleştirmek, Genel Müdürlük, üniversite ve sektör temsilcilerinin yer aldığı ortamlar yaratarak, etkili işbirliği sağlamak, üretici örgütleri ve özel kesimle sözleşme yöntemiyle araştırma işbirliği yapmak,

m) Gerektiğinde kendi kuruluşları dışındaki araştırma kuruluşlarıyla “sözleşmeli araştırma” yapmak,

n) Araştırma servisi kurmak isteyen üretici örgütlerine yardımcı olmak,

o) Araştırma hizmetlerini geliştirici, düzenleyici, tüzük, yönetmelik, genelge ve yönergeleri hazırlamak,

p) Araştırmalardan sağlanan sonuçları toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesi ve korunması için planlama, projeleme ve uygulama yapan Genel Müdürlük birimlerine ve diğer yatırımcı kuruluşlara iletmek,

q) Gerçekleştirilen deneme, test ve araştırmalardan elde edilen sonuçları, çiftçi eğitimi, tarla günleri, demonstrasyonlar, teknik yardımlar ve çeşitli yayın ve yayım yöntemleri ile üretici kitle ve ilgili tüm kuruluşlara ileterek, araştırma bulgularının hızla yayıma dönüştürülmesini sağlamak, tanıtıcı ve özendirici yayınlar yapmak,

r) Diğer araştırma kuruluşları ve uluslararası araştırma kurumları ile eşgüdüm ve işbirliği sağlamak, uluslararası bilgi ağlarıyla ilişki kurmak, birlikte yürütülecek iç ve dış araştırma proje ve önerilerini incelemek ve uygulamaya koyulmasını sağlamak,

s) Genel Müdürlükçe verilecek benzeri görevleri yapmak,



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
07.10.2007, 18:07
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


İKİNCİ KISIM


İKİNCİ BÖLÜM


Ana Hizmet Birimleri


Fon ve İşletme Dairesi Başkanlığı:

Madde 18. Fon ve İşletme Dairesi Başkanlığı’nın görevleri şunlardır.

a) Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Fonu, İskan Kanunu’yla bağlantılı Özel İskan Fonu ve 3083 Sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ile oluşmuş Tarım Reformu Fonu’na ilişkin mali konularla ilgili uygulamaları yürütmek ve günün koşullarına göre değişiklik önerileri geliştirmek,

b) Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Fonu uygulamasını, gelir kaynaklarını ve harcama alanlarını belirleyen özel yönetmeliği hazırlamak, gerektiğinde değişiklik yapmak,

c) Yıllık harcama planları yaparak, fon kaynaklarının etkin ve verimli kullanımını sağlamak ve yatırımları gerçekleştirmek,

d) Çalışma programı ve harcama planına uygun plasman oluşumunu ve dağıtımını sağlamak, uygulamalarla ilgili parasal gerçekleşmeleri izlemek,

e) Merkez ve taşrada gerçekleşen harcamaların yasal kurallara uygunluğunu sağlamak ve denetlemek,

f) Merkez ve taşrada fon kaynakları kullanılarak yapılacak satın almalar için, gerekli yönergeleri hazırlamak, gider gerçekleşmesi işlemlerini yerine getirmek ve hesaplanmasını yapmak,

g) Fonların para, mal ve değerli belgelerini korumak, bunlarla ilgili kayıtları tutmak,

h) Diğer kuruluş ve fonlardan kaynaklanması ve Genel Müdürlükçe yerine getirilmesi istenen hizmetler için, fonlara yatırılacak paraların kayıtlarını tutmak, harcamalarını kapatmak veya yatırmak, hizmet sonunda kayıtlarını kapatmak,

i) Genel Müdürlük çalışmaları için, gerektiğinde kooperatifler, birlikler, ortaklıklar kurulmasına öncülük etmek, demokratiklik yaklaşımını özenle koruyarak tarım üreticilerinin bu örgütlere katılmalarını özendirmek, desteklemek, bunlarla ilgili tüzük ve yönetmelik düzenlemelerini gerçekleştirmek,

j) Onaylanan yıllık program ve projelere, fon kaynaklı konut, tarım işletme tesisi inşaatı kredisi açmak, borçlandırmak, geri ödemelerini izlemek,

k) Tarım arazilerini optimum ölçek için genişletmek isteyenlere, oluşmuş bulunan toprak rezervinden peşin ya da kredili koşullarla arazi satmak, satış gelirlerini fon kaynaklarına aktarmak,

l) Yıl sonlarında bilanço çıkartmak ve bilançoya esas saymanlık kayıtlarını tutmak, Merkez İhale Komisyonunun çalışmalarına katılmak ve ihale işlemlerini tamamlamak,

m) Köylerde ve kırsal alanda Genel Müdürlükçe gerçekleştirilen yatırımların, yapım, bakım, onarım, işletme ve geliştirme hizmetlerine ilişkin olan ve yatırımlardan yararlananların yapacakları geri ödemeleri izlemek, yönetmelik kurallarına göre ilgili işlemleri yapmak,

n) Toprak koruma, arazi ıslahı, sulama ve diğer çalışmalarla ilgili tesisler işletmek üzere, kooperatif, birlik, ortaklık gibi demokratik üretici örgütlenmesine ilişkin ilke, kural ve yöntemleri belirlemek,

o) Yurdumuza gelen göçmenlerin yurda kabulü ile ilgili işlemlerin yapılacağı süre içerisinde beslenme ve barınmalarını sağlamak, bunlardan yurt içinde iskan edileceklerin yasal kurallara göre iskanlarının gerektirdiği işlemleri yapmak,

p) Deprem olasılığının yüksek olduğu aktif deprem kuşaklarındaki köylerin konut ve tarımsal yapılarının depreme dayanıklı hale getirilmesi için kredi vermek,

q) Hizmetlerle ilgili olarak resmi, özel kurum, kuruluş ve kişiliklerle işbirliği ve eşgüdüm sağlamak,

r) Genel Müdürlükçe verilecek benzeri görevleri yapmak,




----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
07.10.2007, 18:19
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


İKİNCİ KISIM


İKİNCİ BÖLÜM


Danışma ve Denetim Birimleri


Danışma ve Denetim Birimleri:


Madde 19. Genel Müdürlük hizmetleriyle ilişkili Danışma ve Denetim Birimleri;


a) Teftiş Kurulu Başkanlığı,

b) Hukuk Müşavirliği,

c) Araştırma Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı,

d) Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu,

e) Yerel Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kurulu,



Teftiş Kurulu Başkanlığı:


Madde 20. Teftiş Kurulu, Genel Müdürün emri veya onayı üzerine Genel Müdürlük adına aşağıdaki görevleri yapar:

Genel Müdürlük merkez ve taşra kuruluşlarının her türlü çalışma ve işlemleri ile ilgili olarak;


a) İnceleme, teftiş ve soruşturma yapmak,

b) Kontrol ve denetleme işlerini yapmak,

c) Genel Müdürlüğün amaçlarını daha iyi gerçekleştirmek, mevzuata, plan ve programa uygun çalışmasını sağlamak amacıyla gerekli önerileri hazırlamak ve Genel Müdür tarafından verilen benzeri görevleri yapmak,

d) Özel kanunlarla ve Genel Müdür tarafından verilen benzeri görevleri yapmak,



Hukuk Müşavirliği:


Madde 21. Hukuk müşavirliğinin görevleri şunlardır ;


a) Genel Müdürlük merkez örgütünün düzenlediği sözleşme ve şartname taslaklarını incelemek ve bunların hukuka uygunluğu ile uygulamadan doğan anlaşmazlıkların sonuçlarını saptamak ,

b) Genel müdürlük görüşü istenen veya Genel Müdürlükçe hazırlanan yasa, tüzük ve yönetmelik taslakları ile diğer iş ve işlemler hakkında hukuki yönden görüş bildirmek,

c) Genel müdürlük taşra örgütündeki dava ve icra takip işlerini merkezden veya yerinden denetlemek,

d) Genel Müdürlükçe gerekli görüldüğünde ilgili merkez örgütünün görüşlerini de alarak ihbarname, ihtarname düzenlemek veya bunlara karşı cevap hazırlamak,

e) Adli ve idari davalarla her türlü icra takiplerinde gerekli bilgileri hazırlamak, adli, idari davalar ile takiplerinde mahkemeler, hakimle, icra daireleri, dava ve icra işleriyle ilgili sair merciler nezdinde Genel Müdürlüğü temsil etmek, Bu hizmetleri yürütmek amacıyla Genel Müdürlükçe istihdam edilecek avukatlar, avukat sıfatına haiz hukuk müşavirleri ile hizmette çalışan memurlara mahkemelerce takdir edilecek vekalet ücretleri hakkında 2 Şubat 1929 tarih ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat Vesaireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun Hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.

f) Genel Müdürlükçe verilecek benzeri görevleri yapmak,



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
07.10.2007, 18:31
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


İKİNCİ KISIM


İKİNCİ BÖLÜM


Danışma ve Denetim Birimleri


Danışma ve Denetim Birimleri:


Araştırma Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı:

Madde 22. Araştırma Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Genel Müdürlüğe hükümet programı, kalkınma planları, yıllık programlar, Bakanlar Kurulu kararları ve milli güvenlik siyaseti çerçevesinde verilen emir ve görevlerin yerine getirilmesi için çalışma esaslarını saptamak ve bu esaslara uygun olarak, ana hizmet politikasının ve planlarının hazırlanmasına yardımcı olmak,

b) Uzun vadeli planlarla, kalkınma planlarında ve yıllık programlarda öncelikle yer alması gerekli görülen hizmet ve önlemlerin ve bunlarla ilgili temel politikaların bilimsel araştırma esaslarına göre saptamak ,

c) Hizmet ve çalışmaların ekonomik ve etkin şekilde yerine getirilmesi için insan, para malzeme gibi mevcut kaynakların en uygun ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlamak üzere Genel Müdürlük bütçesini plan ve program esaslarına göre hazırlamak ve uygulanmasını izlemek,

d) Genel Müdürlüğün yıllık çalışma programlarını hazırlamak, gerekli istatistikleri toplamak ve değerlendirmek,

e) Kalkınma plan ve programları ile Genel Müdürlük yıllık çalışma programlarının uygulamaları sırasında Genel Müdürlük örgütünde ortaya çıkan ve çözümlenmesi gereken güçlükleri, aksaklıkları ve tıkanıklıkları Bakanlık ve Bakanlıklar arası düzeyde giderici önlemleri saptayarak makama sunmak, organizasyon ve metot hizmetlerini yürütmek,

f) Planlama ve koordinasyon konularında verilen diğer görevleri yerine getirmek, yıllık çalışma programlarının yürütülmesini izlemek,

g) Kanun, tüzük ve yönetmelik tasarıları ile kanun teklifleri hakkında Genel Müdürlük görüşünün saptamasına yardımcı olmak,

h) Genel Müdürlüğün tarihçesini hazırlamak,

i) Genel Müdürlük hizmet ve görevleri ile ilgili olarak birim fiyat analizleri ile şartnameler yapmak, yaptırmak,

j) Finansmanı dış krediden sağlanan ve ilgili dairece hazırlanarak onaya sunulan projelerin, eğitim, uygulama ve sonuçlandırmalarını yönlendirmek ve izlemek,

k) Genel Müdürlükçe verilecek benzeri görevleri yapmak,


Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu:

Madde 23. Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu’nun görevleri ve yapılanması aşağıda belirtilmiştir.
Görevleri:

a) Katılımcı bir yaklaşımla, ülke toprak kaynaklarının korunması- geliştirilmesi ve verimli kullanılmasını- sağlayacak ilke, kural ve esasların saptanması,

b) Sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir üretim ilkelerine uygun toprak kullanımı için, ülkesel ölçekte makro arazi kullanım yaklaşımlarını oluşturmak,

c) Kalkınma planlarına koşut bir anlayışla, koruma ve geliştirmeye ilişkin çalışmaların planlanması ve uygulamasıyla ilgili ilke ve politikaları içeren beş yıllık planları hazırlamak,

d) Gerçekleştirilen çalışmaları ülkesel ölçekte değerlendirmek, gözlenen olumsuzlukları giderici çözümleme yaklaşımlarını önermek,

e) Hizmet ve çalışmaların gerektirdiği yasal ve kurumsal düzenlemeler ile ilgili değerlendirmeler yapmak ,

f) Yerel, bölgesel ve ülkesel ölçekte ortaya çıkan ve yerel kurullar düzeyinde çözülemeyen, topraklarla ilgili teknik sorunlara çözüm getirmek, bu anlamdaki anlaşmazlıkları gidermek, ilgili kuruluşlar arası yetki ve sorumluluk sorunlarını çözmek ,

g) Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kanunu ilke, kural ve öngörülerinin uygulanmasını izlemek, araştırmak ve değerlendirmek, bu amaçla görevli kamu kurum ve kuruluşlarının çalışmalarını incelemek, irdelemek ve gerektiğinde yönlendirmek,

h) Özerk bir yönetim anlayışı ile görev kapsamı çerçevesinde bağımsız değerlendirmeler yapmak, katılımcı ve özerk bir işleyişle kamu kuruluşları bakımından bağlayıcı kamu kesimi dışı açısından ise yönlendirici nitelikte kararlar almak ve karar gereklerini izleyerek, değerlendirmek

i) Kurul’a ulaştırılan başvurular ve süreçte ortaya çıkacak konuyla ilgili yeni gündem ve durumlarla ilgili olarak karar nitelikli değerlendirmeler yapmak,



Kurul Üyeleri:


a) Başkan: Tarım ve Köyişleri Bakanı,

b) Başkan Yardımcısı: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşarı,

c) Sekreter: Toprak Koruma ve Sulama Genel Müdürü

d) Üyeler: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Orman Bakanlığı'nın AGM ve ORKÖY Genel Müdürlükleri, Bayındırlık ve İskan, Sanayi ve Ticaret, İçişleri, Ulaştırma, Maliye ve Çevre Bakanlıklarını temsilen ilgili birer genel müdür, DPT'dan ilgili bir genel müdür, Devlet Su İşleri Genel Müdürü, T.C Ziraat Bankası Genel Müdürü, üniversitelerin ziraat ve orman fakültelerini temsilen birer öğretim üyesi, Türkiye Ziraat Odaları Birliği ile TMMOB Ziraat, Orman, Şehir Planlama ve Çevre Mühendisleri Odalarından birer temsilci, TEMA Vakfı ve Türkiye Toprak İlmi Derneği adına birer temsilci ve ülkesel ölçekte örgütlenmiş üretici kooperatif ve birliklerinden birer temsilci,

e) Kurul sekreterya hizmetleri Toprak Koruma ve Sulama Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir. Kurul çalışmaları Genel Müdürlük bünyesinde gerçekleştirilir.




----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
07.10.2007, 18:47
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


İKİNCİ KISIM


İKİNCİ BÖLÜM


Danışma ve Denetim Birimleri


Danışma ve Denetim Birimleri:


Yerel Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kurulu:

Madde 24. Yerel Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kurulu’nun görevleri ve yapılanması aşağıda belirtilmiştir.

Görevler:

a) Sosyal ve kırsal alt yapı ile tarımsal üretimin gerektirdiği arazi kullanımları için ölçütler belirlemek, kararlar almak, hizmetlerin ve alt yapıların gerektirdiği arazileri saptamak,

b) Arazi kullanılan tüm süreçlerde, koruma geliştirme ve verimli kullanmaya yönelik inceleme, değerlendirme, izleme yapmak, ortaya çıkan olumsuzlukları belirlemek, toprak korumayı ve doğan sorunları gidermeyi sağlayan önlemleri geliştirmek, kitleye duyurarak uygulanmasını sağlamak,

c) Arazi kullanımını gerektiren tarımsal nitelikli ya da başka amaçlı tüm girişimleri yönlendirecek, yöresel bölgesel planlama yapmak,

d) Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kanunu’nun gerekleri ve öngörülerinin yerine getirilme sürecini yerel ve bölgesel ölçekte izlemek, değerlendirmek, raporlamak ve Yüksek Kurul’a iletmek,

e) Beş yıllık koruma-kullanma planları doğrultusunda, yerel ve bölgesel ölçekli yıllık iş programları hazırlamak,

f) Özerk bir yaklaşımla ve katılımcı bir anlayışla, koruma-geliştirme ve verimli kullanma amaçları doğrultusunda, yerel ve bölgesel ölçekteki kamu hizmetlerini izlemek, değerlendirmek, öneriler geliştirmek,

g) Kurul’a ulaşan başvurular ve oluşan yeni gündem ve durumlarla ilgili değerlendirmeler yapmak, kararlar almak,


Kurul Üyeleri:


a) Başkan: Vali ya da görevlendireceği yardımcısı

b) Başkan Yardımcısı: Toprak Koruma ve Sulama Bölge Müdürü

c) Üyeler: Tarım ve Köyişleri, Orman, Çevre, Maliye, Bayındırlık ve İskan, Sanayi ve Ticaret, İçişleri ve Ulaştırma Bakanlıklarının il birimlerinin birer üst düzey yöneticisi, DSİ Genel Müdürlüğü’nün il yöneticisi, Ziraat Odası İl Başkanı, TMMOB Ziraat, Orman, Şehir Planlama ve Çevre Mühendisleri Odalarının ilde bulunan şube başkanları veya il temsilcileri, toprak koruma - geliştirme - kullanma ve sulama amacıyla kurulmuş üretim kooperatif ve birlik il başkanları ve TEMA Vakfı'nın yetkilendireceği temsilcisi

d) Kurul sekreterya hizmetleri Toprak Koruma ve Sulama Genel Müdürlüğü’nün il düzeyindeki hizmet birimi tarafından yerine getirilir.



Yardımcı Birimler



Yardımcı Birimler:


Madde 25. TOPRAK - SU Genel Müdürlüğünün yardımcı birimleri şunlardır:

a) Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığı,
b) İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı,
c) Makine İkmal Dairesi Başkanlığı,
d) Savunma Uzmanlığı,


Personel Eğitim Dairesi Başkanlığı:

Madde 26. Personel Eğitim Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır;

a) Genel Müdürlüğün insan gücü planlaması ve personel politikasıyla ilgili çalışmaları yapmak, personel sisteminin geliştirilmesi ile ilgili önerilerde bulunmak,

b) Genel Müdürlük personelinin atama, özlük, emeklilik, izin ve sağlık işlemleri ile ilgili işleri yapmak,

c) Genel Müdürlüğe bağlı işyerlerinde işveren-işçi ilişkilerinin, mevzuat ve yürürlükteki toplu iş sözleşmelerinde belirtilen esaslarla ilgili olarak Bakanlık Personel Dairesi Başkanlığınca yürütülecek çalışmalarla gerekli eşgüdüm ve işbirliğini sağlamak,

d) Genel Müdürlük örgütünün eğitim planını hazırlamak, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim programlarını düzenlemek ve uygulamak,

e) Her türlü yayın ve tanıtma çalışmalarını yürütmek, baskı gereksinimini karşılamak, telif ve tercüme hakları ile ilgili işlemleri yürütmek,

f) Dış ilişkilerle ilgili iş ve işlemleri yapmak,

g) Genel Müdürlükçe verilecek benzeri görevleri yapmak,


İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı:

Madde 27. İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Genel Müdürlük için gerekli araç, gereç ve malzemenin sağlanması ile ilgili hizmetleri yürütmek,
b) Gerek duyulan bina ve arazinin kiralanma, satın alma işlemlerini yürütmek,
c) Genel Müdürlüğün mali işlerle ilgili hizmetlerini yürütmek,
d) Temizlik, aydınlatma, ısıtma, bakım, onarım ve taşıma hizmetlerini yapmak,
e) Sosyal tesislerin kurulması ve yönetimi ile ilgili hizmetleri düzenlemek ve yürütmek,
f) Genel Müdürlük personelinin ve ailelerinin sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını sağlamak,
g) Genel Müdürün yönerge ve emirlerini ilgililere duyurmak ve işlerini izlemek, Genel Müdürlüğün iç ve dış protokol hizmetlerini yürütmek,
h) Sürekli evrakın zamanında işleme konulmasını sağlamak,
i) Genel Müdürlük merkez personeli ile gerektiğinde taşra personeline ait tahakkukla ilgili bütün işlemleri yapmak,
j) Genel Müdürlüğü ilgilendiren toplantı, brifing ve görüşmeler düzenlemek, bunlara ait önemli not ve tutanakları tutmak ve yaymak,
k) Genel evrak arşiv ve dokümantasyon hizmet ve faaliyetlerini düzenlemek ve yürütmek,
l) Genel Müdürlükçe verilecek benzeri görevleri yapmak,


Makine İkmal Dairesi Başkanlığı:

Madde 28. Makine İkmal Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır;

a) Genel Müdürlük hizmetlerinin gerektirdiği iş makineleri, ekipman ve yedek parçaların ana teknik özelliklerini ve miktarlarını tespit etmek, satın alınması için öneride bulunmak,

b) Makine, ekipman ve yedek parçaların dağıtım ile transferini yapmak ve ikmal sistemini ihtiyacı karşılayacak şekilde geliştirmek,

c) Genel Müdürlük atölyelerinde malzeme, yedek parça ve teçhizat üretimini planlamak ve gerçekleşmesini sağlamak,

d) Makine, ekipman ve yedek parçalarda meydana gelen karakteristik arızaların giderilmesi için gerekli etüt ve tadilatları yapmak, yaptırmak,

e) Demirbaş ve tüketim malzemelerinin devir ve terkin işlemlerini denetlemek ve icra etmek, satış ve değerlendirilmesini sağlamak,

f) Makine parkı ile ilgili yıllık bütçe tekliflerini hazırlamak,

g) Genel Müdürlükçe verilecek benzeri görevleri yapmak,


Savunma Uzmanlığı:

Madde 29. Savunma Uzmanlığı Özel Kanunda ve diğer kanunlarda gösterilen görevleri yapar.




----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
07.10.2007, 19:09
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


İKİNCİ KISIM


İKİNCİ BÖLÜM


Taşra Örgütü


Taşra Örgütü:


Madde 30. Genel Müdürlük taşra örgütü hizmetlerinin özelliğinin gereği olarak havza bazında kurulacak bölge müdürlükleri ile il müdürlüklerden oluşur.

Taşra Örgütünün Kuruluşu:

Madde 31. Genel müdürlük taşra örgütü kuruluşlarından;

a) Bölge müdürlüğü ve müdürlüklerin kurulmasına ve kaldırılmasına Bakanlığın önerisi ile Bakanlar Kurulu,

b) Şefliklerin ve memurlukların kurulmasına, kaldırılmasına ve bunların iş hizmet birimlerinin belirlenmesine Genel Müdürlüğün önerisi üzerine Bakanlık yetkilidir.


DÖRDÜNCÜ KISIM


Sorumluluk ve Yetkiler


Yöneticilerin Sorumlulukları:

Madde 32. Genel Müdürlük merkez ve taşra örgütünün her kademedeki yöneticileri, yapmakla yükümlü bulundukları hizmet veya görevleri, Genel Müdürlük emir ve direktifleri yönünde, mevzuata, plan ve programlara uygun olarak düzenlemek ve yürütmekten bir üst kademeye karşı sorumludur.


Eşgüdüm ve İşbirliği Konusunda Genel Müdürlüğün Görev Yetki ve Sorumluluğu:

Madde 33. Genel Müdürlük, görevleri ile ilgili konularda diğer kamu kurumu ve kuruluşları ile gerekli işbirliği ve eşgüdümü sağlamaktan görevli ve yetkilidir.


Yerel Yönetimlerle Eşgüdüm Sorumluluğu:

Madde 34. Genel Müdürlük, hizmet alanına giren konularda yerel yönetimlerle eşgüdümü sağlamaktan sorumludur.


Genel Müdürlüğün Düzenleme Görev ve Yetkisi:

Madde 35. Genel Müdürlük, kanunla yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetleri, tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelgeler ve yönergelerle düzenlemekle görevli ve yetkilidir.


Yetki Devri:

Madde 36. Genel Müdür sınırlarını açıkça belirlemek koşuluyla yetkilerinin bir kısmını astlarına devredebilir. Ancak, yetki devri, yetki devreden amirin sorumluluğunu kaldırmaz.

Genel Müdür; avukat bulunmaması halinde, Genel Müdürlük leh ve aleyhine açılmış ve açılacak davalarda ve icra işlerini takipte görevlendireceği bir memuru yargı mercilerinde ve ilgili dairelerde kendisini temsile yetkili kılabilir.



BEŞİNCİ KISIM



Çeşitli Hükümler


Atama:


Madde 37. 23.4.1981 gün ve 2451 Sayılı Kanun hükümleri dışında kalan Genel Müdürlük merkez ve taşra örgütü memurlarından kadro dereceleri;


a) 1 - 4 derece olanlar Genel Müdürün önerisi ve Bakanın onayı ile;

b) 5 - 15 derece olanlar Genel Müdür onayı ile atanırlar,

c) Ancak, Bakan ve Genel Müdür bu yetkilerini gerekli gördüğü alt kademelere devredebilirler.

d) Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Teknik Daire Başkanı, Bölge, Araştırma ve İllerdeki Müdürler ile bunların yardımcısı görevlere atanacakların ilgili mühendislik dallarında lisans veya lisans üstü eğitim görmeleri ve Genel Müdürlük merkez ve taşra örgütünde en az üç yıl fiilen çalışmış olmaları gerekir.

e) İdari Daire Başkanlıkları kadrolarına atanacaklardan ilgili lisans eğitimi ve teşkilatta en az üç yıl çalışmış olmaları şartı aranır.


Kadrolar:

Madde 38. Kadroların tespit, ihdas, kullanılması ve iptali ile kadrolara ilişkin diğer hususlar 13.12.1983 gün ve 1190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre düzenlenir.


Plan ve Programlar:

Madde 39. Genel Müdürlük, kalkınma plan ve yıllık programlar çerçevesinde ve Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu kararlarını gözeterek, yatırım programını hazırlar. Bakanlık kanalıyla Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı'na gönderir. Yıllık bütçenin kanunlaşmasını izleyen yıllık yatırım ve çalışma programını hazırlar ve Bakanın onayı ile programları uygular.



Etüt ve Projelerin İncelenmesi ve Onayı:


Madde 40. Genel Müdürlüğün kendi çalışma konularında,


a) Kamu kuruluşlarıyla bağlı kuruluşlar ve diğer gerçek ve tüzel kişiler tarafından “Kamu Yararına” yapılan işlere ait proje ve keşif belgelerini incelemek ve onaylamak

b) İnşaatların proje teknik gereklere uygunluğunu denetlemek,

c) Bu işlerin etüt ve projelerini uygun görülecek ücret karşılığında yapmak ve yaptırmakla görevlidir.

d) Tarım arazisi kullanımını gerektiren bütün yatırımların ve girişimlerin, toprak korunmasını amaçlayan plan ve projelerini incelemek ve onaylamak,


Toprak Etütlerinin Denetlenmesi ve Onayı:

Madde 41. TOPRAK - SU ülkede toprak koruma ve tarımsal sulama amacıyla yapılacak her türlü toprak etütleri ve toprak haritalarının görev gereği saptadığı esaslarla ve bunların gerek ve sonuçlarına uygunluğunu inceler, denetler ve onaylar.



Mevcut Tesislerin Islahı ve İşletmesi:


Madde 42. Çalışan ve atıl durumdaki tesislerin ıslahı ve işletilmesi;

a) Bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce tesis edilip başarıyla işletilmiş olan tesislerin aynı şekilde işletilmesine devam olunur. Büyük onarım gerektiren hizmetlerin uygulanmasında bu konunun katılım ve geri ödeme ile ilgili hükümleri uygulanır.

b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce yapılmış fakat başarıyla işletilemeyip atıl durumdaki tesislerin ıslahı ile yeniden işletilmeye açılmaları için bu Kanunda yazılan yeni kurulacak tesislere ait hükümler uygulanır.


Hazineye Ait Arazilerin Tahsisi:

Madde 43. TOPRAK - SU Genel Müdürlüğünün ihtiyacı olup da üzerinde sabit tesis bulunmayan Hazineye ait arazi, Genel Müdürlüğün isteği ve Maliye Bakanlığının uygun görmesi halinde Genel Müdürlüğe tahsis olunur.


Anlaşmazlıkların Çözümü:

Madde 44. Bir sözleşme olsun, olmasın Genel Müdürlük ile Devlet daireleri, kamu kuruluşları veya gerçek ve tüzel kişiler arasında çıkan ve henüz yargı organına, mahkeme veya icraya intikal etmemiş bulunan uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümünde, anlaşma veya sözleşmelerin değiştirilmesinde veya bozulmasında, maddi ve hukuki sebeplerle dava ve icra takibi açılmasında veya açılan dava ve icra takibine devam edilmesinde veya aleyhte sonuçlananların yüksek dereceli makam ve mahkemelerce incelenmesini istemekte fayda umulmayan hallerde bunlardan vazgeçilmesinde, açılmış dava ve icra takiplerinin sulh yoluyla çözümünde yarar görüldüğü takdirde tanınacak veya önerilecek hak ve işin kapsadığı yararların gerçekleştirilmesinde; Yılları bütçe kanunlarının 1 cetvelinde saptanan miktarlara bağlı olarak, karşılarında gösterilen karar organlarının yetkileri geçerlidir.

Gereği kalmayan veya yanlışlıkla açıldığı anlaşılan davalara ilişkin icra takipleri miktar veya değeri yılı bütçe kanunlarında belirtilen parasal sınırlara tabi olarak iptal edilir. Dava ve icra kayıtları düşülür. Dava ve icra takiplerinde aleyhte verilen kararlara karşı yüksek dereceli makam ve mahkemelere başvurmadan vazgeçilmesi ile idarece müdahale olunan ceza davalarında suçun sabit olmaması, failinin tutulan şahıs olmadığının kesinleşmesi sebebi ile verilen aklama ve takipsizlik kararları hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

Karar düzeltme veya yargılamanın yenilenmesi veya 3533 sayılı kanuna göre hakemlerce verilmiş olan kararlara karşı itiraz yoluna gidilip gidilmemesinin takdiri, davayı izleyen daire amirine veya avukata aittir. İlgililer zaman aşımı ve hak düşürücü sürenin geçmesini önleyecek önlemleri almakla sorumludur.

Yukarıdaki fıkralar hükümlerine uygun bir karar alınmış olmadıkça dava ve icra takiplerinin açılması ve tamamen veya kısmen aleyhte sonuçlanan davalarla, icra takiplerinde yüksek dereceli makamlarca incelenmesi mümkün olanlar hakkında kanun yollarına gidilmesi zorunludur. Bu zorunluluğu yerine getirmemek suretiyle hukuki veya maddi sebeplerle bozulması mümkün bir hükmün kesinleşmesine ve bir hakkın kaybolmasına sebep olan avukatlarla, daire amirleri hakkında yasal kovuşturma yapılır ve meydana gelen zarar kendilerine ödettirilir.


Kamu Kurum ve Kuruluşları Tüzel ve Gerçek Kişilerle Hizmet İlişkileri :

Madde 45. TOPRAK - SU Genel Müdürlüğü; Devlet kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişileri, kooperatifler, kurumlar ve gerçek kişiler tarafından vaki olacak görevleri ile ilgili hizmet taleplerini, kendi olanakları ölçüsünde, yapılacak anlaşma esasları çerçevesinde ve karşılıkları adı geçen kuruluş ve kişilerden karşılanmak koşulu ile yerine getirmeye, tesislerin emniyeti bakımından gerekli düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]


[/SIZE]

sevecenbaba2005
16.10.2007, 16:20
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


BEŞİNCİ KISIM


Çeşitli Hükümler



TARIM - SU Genel Müdürlüğünün Tesis, Mal ve Değerleri:

Madde 46. TOPRAK - SU Genel Müdürlüğünün malları ve değerleri devlet malı hükmündedir. Bu mallar ve değerler aleyhinde suç işleyenler, devlet malları aleyhine suç işleyenler gibi ceza görürler.


Gelirler, Bağışıklıklar ve Gelir Devri:


Madde 47. Genel Müdürlüğün gelirleri şunlardır.


a) Hazine yardımı,

b) Her türlü gönüllü katkı, bağış, faiz ve diğer gelirler,

c) Ekonomik ve teknik yönlerden verimli olmayan ve hurdalaşan makine ve atölyelerin, araç ve gerecin her türlü eşyanın diğer taşınmaz mal ve malzemenin satışlarından elde edilen gelirler,

d) Yüklenicilere sözleşmeleri gereği verilecek malzeme bedeli ile araç, gereç, makine, donanım, depo, arazi vb. kiralardan alınacak bedeller,

e) Genel Müdürlüğün görevleri ile ilgili her türlü hizmet ve tesisin yapımı, bakımı, onarımı, ıslah, işletme ve geliştirilmesinden elde edilecek gelirler,

f) Yükümlülüklerini kısmen veya bütünüyle yerine getirmeyen yüklenicilerden alınacak gecikme ve diğer tazminat ve yüklenicilerin gelir kaydolunan güvence paraları,

g) Diğer gelirler, Genel Müdürlüğün görevleri ile ilgili hizmetlerde kullanılmak üzere bir taraftan Genel Müdürlük bütçesinde açılacak özel bir hesaba gelir kaydetmeye, diğer taraftan da bütçe cetvellerinin ilgili hesaplara Maliye Bakanlığı ödenek kaydetmeye yetkilidir.

Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen Genel Müdürlükçe yapılan ve yaptırılan tesislerin yapım, bakım, onarım, ıslah, işletme ve geliştirilmesine ilişkin bedellerinin ve faizlerinin faydalananlar tarafından geri ödenmesi ile ilgili usul ve esaslar; Bakanlıkça belirlenir.

Uygulama ile ilgili hususlar ise yönetmelikle sağlanır.


Geçici Yüklenme Yetkisi:

Madde 48. Genel Müdürlük, görev alanına giren her türlü proje, inşaat, benzeri hizmetler ve bu hizmetlerin gerektirdiği makine ve malzeme için her yıl ödenecek miktarı o yıla ait bütçe tutarının % 50'sini geçmemek şartıyla, Bakanlığın onayı ile gelecek yıllara ilişkin geçici yüklenimlere girebilir.


Toprak - Su Kredileri:

Madde 49. Toprak-su kredileri için T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünden aktarılmak üzere her yıl TOPRAK-SU Genel Müdürlüğü bütçesine ödenek konulur. Bu kredilerin miktarı, faizi, vadesi ve diğer koşulları Bakanlık ve T.C. Ziraat Bankası tarafından birlikte saptanır.


Döner Sermaye:

Madde 50. Genel Müdürlük gerek duyduğu merkezlerde Bakanlığın onayı ile görev ve hizmetleriyle ilgili olarak her birinin sermayesi 5 milyar liraya kadar Döner Sermayeli işletmeler kurabilir. Bu miktar Bakanlar kurulu kararı ile yükseltilebilir. İşletmeler dışarıdan da iş alabilir.

a) İşletmelerin sermayesi, TOPRAK-SU Genel Müdürlüğü bütçesinin bu amaçla konulan ödeneklerden, Döner Sermayeli İşletmelere dahil oldukları idarelerce verilen mallardan, mevcut sermayeleri ile işletmeler arası ayni ve nakdi sermaye transferlerinden, işletmelerin dönem sonu kârlarından ve bağış ve yardımlardan meydana gelir. Elde olunan yıl sonu kârları ödenmiş sermayeye ilave olunur. Sermaye üstü kârlar bilanço dönemi sonuçlandığında Katma Bütçe Saymanlıklarına yatırılır.

b) İşletmelerce alınmamış ve ödenmemiş veya zaman aşımına uğramış borç ve alacaklarının telkininde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. İşletmeler 1050 sayılı Genel Muhasebe Kanununa, Kurumlar Vergisine ve yapacakları ihalelerden Sayıştay vizesine tabi değildir.

c) İşletmelerin gelirleri Genel Müdürlüğün çalışma alanına giren iş ve hizmetlerden, dışardan alınacak işlerden, Genel Müdürlüğe ait her türlü makinelerin kira gelirlerinden ve diğer gelirlerden oluşur. Giderler ise yönetmelik ve Bakanın onaylayacağı Bütçe Uygulama Yönergesi kuralları doğrultusunda yapılır.

d) İşletmelerde çalışmaları zorunlu olan personelin kadroları ilgili yasal kurallara göre sağlanır. Kadro sağlanamayan hallerde bu görevler bağlı bulundukları kuruluş kadrolarındaki elemanlara yaptırılabilir.

e) İşletmelerin iş ve işletme ve diğer hususlar yönetmelik ile düzenlenir.


----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
16.10.2007, 16:34
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


BEŞİNCİ KISIM


Çeşitli Hükümler



Fonlarla ilgili Hükümler:

Madde 51. Bu kanun gereğince yerine getirilecek hizmetlerin fon kaynaklarıyla karşılanması durumunda, gerek duyulacak plasman T.C. Ziraat Bankasında açılacak Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme, Özel İskan ve Tarım Reformu Fonlarından sağlanır. Bu kanun ile T.C. Ziraat Bankasına verilen işler Bankanın temel görevlerindendir. Diğer Milli Bankalarla yapılan protokollere dayanarak fon hizmetleri yürütülebilir. Bu konuda görev verilen Bankalara hizmetlerine karşılık herhangi bir ödeme yapılamaz. Fon işlemleri ile ilgili idare, işletme harcama ve diğer hususlar Bakanlıkça düzenlenecek yönetmelikle belirlenir.

Yürürlükten Kaldırılan Hükümler:

Madde 52. 09.05.1985 tarih 3202 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 26.02.1985 tarih ve 3155 sayılı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ve diğer Kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Geçerliliği Süren Hükümler:

Madde 53. Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce kaldırılan 3155 ve 3202 sayılı kanunlar ile diğer çeşitli mevzuatta Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Tarım Reformu Genel Müdürlüklerine verilen görev, yetki, sorumluluk, hak ve bağışıklıklardan ilgili olanlar TOPRAK - SU Genel Müdürlüğüne ve Genel Müdürüne devredilir.

Geçici Hükümler:

Geçici Madde 1. 18.06.1984 tarih 235 sayılı Kanun Hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten Toprak İskan Genel Müdürlüğünün kadrolarının Toprak-Su Genel Müdürlüğünün kadroları ile 3155 Sayılı Kanunla kurulan Tarım Reformu Genel Müdürlüklerinde kullanılan kadrolar personeli ile birlikte TOPRAK - SU Genel Müdürlüğüne devredilmiştir.

Geçici Madde 2.Kadro ve görev unvanları değişenler veya kaldırılanlar, kişiye bağlı kadrolarda bulunanlar, yeni bir kadroya atanıncaya kadar her türlü mali ve sosyal hakları ile durumlarına uygun işlerde, görevlendirilirler. Bunların ve halen 3202 sayılı kanunun geçici 3.Maddesi kapsamında bulunan personelin durumlarına uygun yeni görevlerine atanmaları halinde eski kadrolarına ait aylık ek gösterge her türlü zam ve tazminatlar ile diğer özlük haklarının yeni görevlerinde kaldıkları sürece ödenmesine devam olunur.

Geçici Madde 3. Bu Kanunun öngördüğü tüzük ve yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar mevcut tüzük ve yönetmeliklerin bu kanuna aykırı olmayan hükümlerine uygulamasına devam edilir.

Geçici Madde 4. Genel Müdürlük merkez ve taşra örgütü bu Kanunda belirtilen esaslara göre yeniden düzenleninceye kadar görev ve hizmetler, harcama ve ödemeler yürürlükteki hükümlere göre Köy Hizmetleri ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra örgütleri tarafından yerine getirilir ve gerçekleştirilir.

Geçici Madde 5. Ekli 1 sayılı listede belirtilen kadrolar ihdas edilerek bu kanunun geçici 1. Maddesine göre devredilen kadrolarla birlikte 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye bağlı cetvellere, TOPRAK - SU Genel Müdürlüğü bölümü olarak eklenmiştir.

Geçici Madde 6. Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak ve 3155 sayılı kanunla kurulu Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne ait araç, gereç, taşınır, taşınmaz, ve diğer değerler hak ve sorumlukları ile birlikte hiçbir işleme gerek kalmaksızın TOPRAK – SU Genel Müdürlüğüne devredilir.

Geçici Madde 7. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde bulunan araç, gereç, taşınır, taşınmaz mal ve değerlerin TOPRAK - SU Genel Müdürlüğüne devri, yapılacak bir protokol ile düzenlenir.

Geçici Madde 8. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan tüm Döner Sermayeli İşletmeler aktif ve pasifleri, borç ve alacaklı ve mevcut personeli ve mal varlığı ile birlikte TOPRAK - SU Genel Müdürlüğüne devredilir.

Yürürlük:

Madde 54. Bu Kanun yayın tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme:

Madde 55. Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.




----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
16.10.2007, 16:49
TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK – SU) ÖRGÜTLENME VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI :


[Only Registered Users Can See Links]


EK-1



TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (TOPRAK-SU) MERKEZ VE TAŞRA ÖRGÜTÜ


[Only Registered Users Can See Links]



Genel Müdür Genel Müdür Yardımcıları Ana Hizmet Birimleri :


Genel Müdür Yardımcısı 1- Toprak Koruma ve Havza Dairesi Başkanlığı

Genel Müdür Yardımcısı 2- Toprak Etüt ve Haritalama Dairesi Başkanlığı

Genel Müdür Yardımcısı 3- Göletler Dairesi Başkanlığı

Genel Müdür Yardımcısı 4- Sulama ve Toprak Su Kredileri Dairesi Başkanlığı

5- Arazi Geliştirme ve Toplulaştırma Dairesi Başkanlığı

6- Arazi İşleri, Kamulaştırma ve Dağıtım Dairesi Başkanlığı

7- İskân ve Köyiçi İnşaat Dairesi Başkanlığı

8- Jeoloji ve Hidroloji Dairesi Başkanlığı

9- Toprak Su Kaynakları ve Gübre Araştırma Dairesi Başkanlığı

10- Fon ve İşletme Dairesi Başkanlığı



Danışma Ve Denetim Birimleri Yardımcı Birimler :


1- Teftiş Kurulu Başkanlığı 1- Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığı

2- Hukuk Müşavirliği 2- İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı

3- Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı 3- Makina ve İkmal Dairesi Başkanlığı

4- Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu 4- Savunma uzmanlığı

5- Yerel Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kurulu.




----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
20.10.2007, 21:39
TEMA Vakfı'nın Açtığı Davalarda
Son Gelişmeler



1997 Yılında Açılan veya Müdahil Olunan Davalar


[Only Registered Users Can See Links]


1) Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yönetmeliğin kısmen İPTALİ için, Danıştay 8 nci Dairede Başbakanlık ve Orman Bakanlığı aleyhine açılmış bulunan dava; 1998 yılı içinde kısmen kabul, kısmen (büyük çoğunlukla) redle neticelenmiş olup, İdari Dava Daireleri Genel Kuruluna yapılan TEMYİZ istemimiz de RED edilmiştir.

Dava kaybedilmekle birlikte 8 nci Dairenin kesinleşen kararında, 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 11/1 nci maddesindeki “satış” hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğunu, fakat yine Anayasa’nın Geçici 15 nci maddesi engeli nedeniyle, iddiamızın Anayasa Mahkemesine götürülemediği hükme bağlanmıştır.

Anayasa’nın 3.10.2001 tarih ve 4709 Sayılı Kanunla, Geçici 15 nci maddesinin son fıkrasının iptal edilmesi sonucu, Danıştay’a YARGILAMANIN YENİLENMESİ talebinde bulunulmuştur. Bu taleple birlikte yürütmenin durdurulması da istenmişse de, kabul edilmemiş, bilahare talebimiz de red edilmiştir. Maalesef orman alanlarının bu yönetmelik ve dayanağı yasadan kaynaklanan talanı önlenememiştir.

2) Marmaris İçmeler Belediye Başkanlığınca, re’sen yapılan imâr plânı değişikliğinin İPTALİ için Danıştay 6 ncı Dairede Bayındırlık ve Turizm Bakanlıkları aleyhine ayrı ayrı açılmış bulunan ve TEMA olarak davacı yanında MÜDAHİL olduğumuz davalar kazanılmış olup, temyiz aşamasında onaylanarak kesinleşmiştir.



1998 Yılında Açılan veya Müdahil Olunan Davalar


[Only Registered Users Can See Links]



1) Başbakanlık ve Turizm Bakanlığı aleyhine Danıştay 6 ncı Dairede,


1.1. Adana _______ Kıyı Bandı,
1.2. Antalya Alanya Kargıcak Kıyı Bandı,
1.3. İçel Anamur Mamure Kalesi,
1.4. İçel Kaladıran Kıyı Bandı,
1.5. Isparta Gölcük ,
1.6. Ordu Mesudiye Yeşilce Topçam Yaylası,
1.7. Trabzon Araklı Yılantaş Yaylası,
1.8. Antalya İbradı Maşata Yaylası,
1.9. Hatay İskenderun Kıyı Bandı, Turizm Merkezlerinin İPTALİ için dokuz adet dava açılmış, bunların tamamında KEŞİF icra edilmiş ve ilk beş sırada bulunanlar için BİLİRKİŞİ RAPORU lehimize diğer dördü için de aleyhimize olacak şekilde verilmiştir. Davaların tamamında bilirkişi raporları doğrultusunda kararlar oluşmuş olup, dosyaların TEMYİZ aşaması da tamamlanmış ve kesinleşmiştir. İstemimiz doğrultusunda verilen İPTAL kararlarındaki gerekçeleri; “Üstün Kamu Yararına Aykırılık” ve “Şehircilik ve Plânlama İlkelerine Aykırılık” dır.

2) Tarım alanlarının Tarım Dışı Gaye ile Kullanılmasına Dair Yönetmeliğin tamamen İPTALİ için Danıştay 10 ncu Dairede Başbakanlık Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü aleyhine dava açılmıştır. Davada, Düzce Ticaret Sanayi Odası MESS, TİSK, ve TOBB davalılar yanında davaya müdahale olmuşlardır. Tarafımızdan yapılan yürütmeyi durdurma istemleri red edilmiş ve yapılan duruşma sonunda, TEMA ile eş zamanlı olarak ayni konuda dava açan TZMO’nın davasında verilen İPTAL kararı, davamız için de geçerli olmuş ve anılan YÖNETMELİK İPTAL EDİLMİŞTİR.

(Yapılan bu hukuki mücadele sonunda, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığınca tarım alanlarını ve toprakları koruyucu içerikli bir yönetmelik TEMA Vakfı’nın katılımı ile hazırlanmış ve yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.)

3) Rize Dilek Güroluk Hidroelektrik Santralı yapımının (Fırtına Deresi/Çamlıhemşin) İPTALİ için bir grup vatandaşın Trabzon İdare Mahkemesinde Çevre Bakanlığı aleyhine açmış bulunduğu davaya, davacı yanında MÜDAHİL olma isteminde bulunulmuş, KEŞİF icra edilmiş ve bilirkişi raporu lehimize olacak şekilde gelmiştir.

Bir süre sonra Mahkeme müdahillik istemimizi red etmiştir. Dava, savunduğumuz ÜSTÜN KAMU YARARINA AYKIRILIK nedeni ile İPTAL ile sonuçlanmış, yapılan temyiz incelemesi sonucu karar usûli bazı işlemler nedeniyle bozulmuştur. Bilahare yapılan yargılama sonucunda tekrar İPTAL kararı verilmiş ve hüküm onanmıştır.

Bu davanın kazanılmasında, TEMA Vakfı tarafından açılıp kazanılan ve aşağıda 2000 yılı davalarının dördüncü sırasındaki dava çok önemli bir gerekçe teşkil etmiştir.



1999 Yılında Açılan veya Müdahil Olunan Davalar


[Only Registered Users Can See Links]


1) Mera Yönetmeliğinin kısmen iptali için bir madenci derneği tarafından Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı aleyhine Danıştay 8 nci Dairede açılmış bulunan davaya, davalı Bakanlık yanında MÜDAHİL olunmuş ve duruşmada savunma icra edilmiştir. Dava istemimiz doğrultusunda red edilmiştir. Davalılarca karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

2) Söke’de bir kötü örneği olmasına rağmen, yine Aydın’ın Dalama Bucağı, Kasar Köyü, Kâsımlar Mevkiinde “zeytinlikler içinde” çimento fabrikası yapımına izin veren ÇED raporu ve izin hakkında, Çevre Bakanlığı aleyhine Aydın İdare Mahkemesinde İPTAL davası açılmıştır.

KEŞİF icra edilmiş olup, bilirkişi raporu istemimiz doğrultusunda gelmiştir. Mahkemece YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI DA VERİLMİŞ olup, davalıların itirazları red edilmiştir. Asıl karar da İPTAL olarak gelmiş olup, davalıların TEMYİZ İSTEMİ RED EDİLMİŞ ve mahkeme kararı ONANMIŞ ve böylece ikinci bir Söke olayı önlenmiştir.

3) Trabzon’un Sürmene İlçesi Çamburnu Beldesi’nin Çevre Bakanlığı ve Valilik aleyhine açtığı, yerleşim merkezinin ve su kaynaklarının kenarına çöp toplama merkezi oluşturulması ile ilgili ÇED Raporu’nun iptali davasında, davacılar yönündeki müdahale istemimiz Trabzon İdare Mahkemesince RED edilmiştir.

Bilahare Danıştay’daki temyiz istemimiz kabul edilmiş ve TRABZON İDARE MAHKEMESİNİN KARARI LEHİMİZE OLARAK ŞEKİLDE BOZULMUŞTUR. Yapılan yargılama sonucunda taleplerimiz yeniden red edilmiş ve işbu red kararları tekrar temyiz edilmiş, temyiz sonucu red kararı onanmış, maalesef Çamburnu Tabiatı Koruma Alanı için koruma sağlanamamıştır.



2000 Yılında Açılan veya Müdahil Olunan Davalar


[Only Registered Users Can See Links]


1) KEŞAN İlçesinde, mera üzerine organize sanayi bölgesi yapılması işleminin İPTALİ için Edirne İdare Mahkemesinde açılan davaya davacılar yanında MÜDAHİL olunmuş KEŞİF icra edilmiş ve bilirkişi raporu talebimiz doğrultusunda gelmiştir. Rapor sonucu YÜRÜTMEYİ DURDURMA kararı verilmiş, davalıların itirazı sonucu Bölge İdari Mahkemesince bu karar kaldırılmışsa da, dava da yapılan duruşma sonrası , bilirkişi raporundaki ayrıntılı gerekçeler doğrultusunda DAVALI İDARELERİN YAPMIŞ OLDUĞU BÜTÜN İDARİ İŞLEMLER AYRI AYRI İPTAL EDİLMİŞTİR.

Davalıların temyiz istemleri üzerinde dosya Danıştay’da olup, Danıştay davalıların YÜRÜTMEYİ DURDURMA İSTEMLERİNİ RED ETMİŞTİR. Dosya Danıştay’dadır.

2) İstanbul Valiliğince, İstanbul 5 nci İdare Mahkemesinde, “Florya Atatürk Ormanı’nın bir özel şirkete kiralanması” işlemin İPTALİ için açılan davaya, davacı yanında MÜDAHİL olunmuş ve KEŞİF icra edilmiştir.

Bilirkişi raporu talebimiz doğrultusunda gelmiş ve Mahkeme YÜRÜTMEYİ DURDURMA kararı vermiştir. Buna yapılan itiraz red edilmiş ve neticede mahkeme İPTAL kararı vermiş ve böylece anılan doğa parçası kurtulmuştur.

Davalılarca dosya temyiz edilmiş olup, davalıların temyizle birlikte istedikleri YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEPLERİ RED EDİLMİŞTİR. Dosya Danıştay’da temyiz aşamasından geçmiş ve karar ONANMIŞTIR.

3) Denizli’de tarım alanlarının bir belediye idaresince imara açılması işleminin İPTALİ için Denizli İdare Mahkemesinde açılan davaya davacı yanında MÜDAHALE talebinde bulunulmuş, talep tarihinden kısa bir süre önce Mahkeme İPTAL kararı verdiğinden istemimiz usul yönünden red edilmiştir.

4) Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 659 sayılı SİT Alanları ve Tabiat ve Milli Parklar içine, “Çevreye zarar vermemek (?!)” koşulu ile her tür enerji santralleri yapımına izin veren kararı aleyhine Danıştay 6 ncı Dairede YÜRÜTMEYİ DURDURMA istemli İPTAL davası açılmıştır.

Yürütmeyi durdurma istemimiz red edilmiş ve buna Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu nezdinde itiraz edilmiştir. İtirazımız kabul edilmiş ve Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca YÜRÜTME DURDURULMUŞTUR.

Bu arada kısa adı FIRTINA DAVASI olan davanın DAVACILARI, TEMA VAKFI YANINDA DAVAYA MÜDAHALE İSTEMİNDE BULUNMUŞLARDIR. Yenilenebilir enerji kaynaklarının yıllardır destekçisi olan Vakfımız, bazı özel sektör kuruluşlarınca sanki rüzgar enerjisine karşıymış gibi nitelendirilerek ve bu asılsız gerekçe ile davalılar yanında davaya müdahil olmuşlardır.

Danıştay 1 nci Derece Doğal SİT’ler için davayı kabul etmiş, 2 ve 3 ncü derece SİT’ler için red etmiştir. Karar tarafımızdan TEMYİZ edilmiş olup, lehimize YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI verilmiştir.

Danıştay İdari Dava Daireleri lehimizde karar vererek 2 ve 3 ncü derece SİT alanları yönünde de kararı bozmuştur. Yargılama ilgili Danıştay Dairesi de karara uymuştur. Buradaki en önemli husus; DANIŞTAY KARARLARINDA İLK DEFA “ÜSTÜN KAMU YARARI” KAVRAMI İÇTİHADLARA GEÇMİŞTİR. Şimdilik DOĞAL SİT ALANLARI KURTULMUŞTUR.

5) ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) Yönetmeliğinin 28 nci madde birinci fıkrasına yapılan bir ilave ile, Bergama’daki siyanürle altın üretimine (ve ilerde benzerlerine) – kazanılmış ve kesinleşmiş yargı kararlarına rağmen – devam edilmesine olanak sağlayan bu değişikliğin iptali için Danıştay’da YÜRÜTMEYİ DURDURMA istemli İPTAL davası açılmıştır.

Yürütmeyi durdurma istemimiz red edilmiş olup, bu karara yaptığımız itiraz da red edilmiştir. Bilahare Danıştay benzer bir davada olduğu gibi talebimizi haklı bulmuş ve İPTAL kararı vermiştir.

6) Ankara Atatürk Orman Çiftliği arazisinden bir bölümünün kendisine 1983 yılında bir yasa ile tahsis edilmiş bulunan Gazi Üniversitesi’nin, bu alana, Çankaya Belediyesi’nin verdiği yapı ruhsatına dayanarak binalar inşaa etmek istediği basından öğrenilmiş olup, “ATATÜRK’ün VASİYETİNE AYKIRILIK”, “Tarım Alanlarının Amaç Dışı Kullanımı” , “Şehircilik ve Planlama İlkelerine Aykırılık” ve “ÜSTÜN KAMU YARARINA AYKIRILIK” nedenlerinden Ankara İdare Mahkemesinde, anılan Üniversite ve Belediye aleyhine YÜRÜTMEYİ DURDURMA istemli İPTAL davası açılmıştır.

Yürütmeyi durdurma istemimiz red edilmiş olup, bu karara yaptığımız itiraz da red edilmiştir. Bilahare davanın da red edildiğine dair karar alınmış ve bu karar TEMYİZ edilmiştir. Temyizle birlikte yürütmenin durdurulması da talep edilmişse de, bu kabul edilmemiştir. Dosyanın temyiz incelemesi tamamlanmış ve talebimiz red edilmiştir. Maalesef Atatürk Orman Çiftliği korunamamıştır.

7) Enerji açığını kapatmak gerekçesiyle yüzer – gezer (mobil) enerji santrallerinin yapılması ve bunların faaliyeti süresince çevreye zarar vermesine engel olacak yönetmeliklerin uygulanmasını, her birine birer ek geçici madde ekleyerek 31.12.2002 tarihine kadar askıya alan değişiklikler için; Danıştay 6 ncı Dairede Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ve Hava Kalitesinin Korunması Yönetmelikleri için Çevre Bakanlığı, Gayrı Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği için de Sağlık Bakanlığı aleyhine, ayrı ayrı dört adet YÜRÜTMEYİ DURDURMA istemli İPTAL davaları açılmıştır.

Sağlık Bakanlığı aleyhine açılan dava ile, Çevre Bakanlığına açılan davalar hakkındaki yürütmeyi durdurma istemlerimiz red edilmiş olup, Danıştay idari Dava Daireleri Genel Kurulu nezdinde İTİRAZ edilmiştir.

Danıştay Savcısının lehimizde görüş bildirmesine rağmen, İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, bu dört davadaki İTİRAZLARIMIZI OY ÇOKLUĞU İLE RED ETMİŞTİR. (Bu konuda aynı zamanda Çevre Mühendisleri Odası Başkanlığınca da dört ayrı dava açılmış olup, basından bu davaların kazanıldığı öğrenilmiştir.)

Çevresel Etki Değerlendirmesi, Su Kirliliğinin Kontrolü ve Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliklerinin değişikliği için açılan davalarla ilgili İPTAL kararları alınmıştır.

En son Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği ile ilgili dava için de İPTAL kararı alınmıştır. “MAALESEF KARARLAR YÖNETMELİĞİN SÜRESİNDEN SONRA GELDİĞİNDEN” ÖNEMLİ BİR YARARI YOKTUR.

8) Trabzon’un Sürmene İlçesinin Çamburnu Beldesinden bir grup vatandaşın Çevre Bakanlığı ve Valilik aleyhine açmış bulunduğu ÇED Raporu’nun iptali davasında, davacılar yanındaki müdahale istemimiz Trabzon İdare Mahkemesince RED edilmiştir.

Bilahare Danıştay’daki temyiz istemimiz kabul edilmiş ve TRABZON İDARE MAHKEMESİNİN KARARI LEHİMİZE OLACAK ŞEKİLDE BOZULMUŞTUR. Mahkeme temyiz sonrası red kararı vermiş olup, yeni karar temyiz edilmiştir. Dosya Danıştay’da incelenmiş ve red kararı onanmış, maalesef Çamburnu Tabiatı Koruma Alanı korunamamıştır.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
20.10.2007, 22:20
TEMA Vakfı'nın Açtığı Davalarda
Son Gelişmeler



2001 Yılında Açılan veya Müdahil Olunan Davalar


[Only Registered Users Can See Links]



1) Amik Gölü aynası üzerine yapılmak istenen Hatay Havaalanı hakkında doğal hayatı, sulak alanları ve tarım alanlarını hiçe sayan ÇED raporunun İPTALİ için Çevre Bakanlığı aleyhinde YÜRÜTMEYİ DURDURMA istemli olarak Adana 1 nci İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.

Verilen ara kararında, YÜRÜTMEYİ DURDURMA İSTEMİMİZİN davalı idarelerin savunması alındıktan sonra görüşülmesi hükme bağlanmıştır. Mahkemece keşif kararı alınmış olup, keşif 19.12.2002 tarihinde icra edilmiş olup, bilirkişi raporu ÇED raporunun iptalinin gerekeceği yönünde gelmiştir.

Bunun üzerine Adana İdare Mahkemesi önce ayrıntılı bir YÜRÜTMEYİ DURDURMA, bilahare de İPTAL KARARI vermiştir. Davalı İdarenin temyiz ve bilahare tashihi karar istemleri red edilmiş ve karar kesinleşmiştir.

2) Orman arazilerinin zeytin plantasyonu ile tarım için tahsisi hakkında, Orman Bakanlığı ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ve Tariş Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokoller ile, bunların dayanağı olan “Ağaçlandırma Yönetmeliği”nin 14 b maddesinin iptali için Danıştay 8 nci Dairede YÜRÜTMEYİ DURDURMA istemli iki ayrı İPTAL davası açılmıştır.

Davalarla ilgili yaptığımız yürütmeyi durdurma istemlerimizin red edilmesi üzerine İdari Dava Daireleri Genel Kurulu nezdinde itiraz edilmiş 10 / 7 oy çoğunluğu ile bu itirazlarımız da red edilmiştir.

Danıştay’da yapılan duruşma sonucunda, Danıştay Savcısı taleplerimizin kabulü yönünde görüş bildirmiş olup, HER İKİ DAVADA DA İPTAL KARARI VERİLMİŞTİR. Böylece ORMANLARIMIZIN ZEYTİNCİLİK GİBİ ÇOK ÖNEMLİ VE TEMA'NIN DA DESTEKLEDİĞİ BİR FAALİYET ARKASINA SIĞINILARAK TALAN EDİLMESİ ÖNLENMİŞTİR. Davalar temyiz aşamasındadır.



2002 Yılında Açılan veya Müdahil Olunan Davalar


[Only Registered Users Can See Links]


Karaköy Muhtarlığı (BİLECİK) tarafından, tarım alanını amaç dışı kullanıma açan ÇED raporunun İPTALİ için, Eskişehir İdare Mahkemesinde açılan davaya, davacı yanında müdahil olunmuştur. Davada yapılan yürütmeyi durdurma istemi red edilmiştir. Davacıların davayı takip edememesi nedeniyle dava red edilmiştir.



2003 Yılında Açılan veya Müdahil Olunan Davalar


[Only Registered Users Can See Links]


1) Antalya’nın Finike ilçesinde verimli tarım alanlarından narenciye bahçelerinin yerleşime aşılmasının iptali için açılan üç adet davaya, davacılar yanında Danıştay 6 ncı Dairede müdahil olunmuştur. Davalar kazanılmış olup, temyiz aşamasındadır.

2) Çevre ve Orman Bakanlığınca yenilenen “Ağaçlandırma Yönetmeliği” hakkında, TEMA Vakfının zeytincilik adı altında ormanların talanının önlenmesi için açtığı ve kazandığı davalardaki bir kısım kazanımları yok edici ögeler taşıması nedeniyle, Yönetmeliğin KISMEN İPTALİ İÇİN YÜRÜTMEYİ DURDURMA ve DURUŞMA İSTEMLİ olarak, Danıştay 8 nci Dairede dava açılmış olup, kısmen YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI verilmiştir. Yargılama devam etmektedir.



2004 Yılında Açılan veya Müdahil Olunan Davalar


[Only Registered Users Can See Links]


1) Amik Gölü aynası üzerine yapılmak istenip de, açtığımız dava sonucunda alınan ve bilahare de kesinleşen İPTAL kararı sonrasında İdare, yeni bir ÇED Raporu hazırlatarak sözde aksaklıkları gidermeye çalışmış, ama bunun sonucunda hem mevcut yargı kararını yok saymış ve hem de yargıyı dolanma gayreti içinde olmuştur.

Bu nedenle ikinci kez hazırlanan ÇED Raporu sonucu verilen ÇED olumlu kararının İPTALİ için yine Adana 1 nci İdare Mahkemesi’nde dava açılmış ve yeni karar için de YÜRÜTMEYİ DURDURMA istenmiştir.

Yapılan yargılamada yürütmeyi durdurma istemimiz reddedilmiş, buna Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan itirazımız da red edilmiştir. Yargılama devam etmektedir.

2) TMMOB Mimarlar, Şehir Plancıları ve Ziraat Mühendisleri Odaları tarafından Danıştay 6 ncı Dairede açılmış bulunan Formula-1 yarış pisti ile ilgili imar planının YÜRÜTMEYİ DURDURMA istemli İPTAL davasına davacılar yanında müdahale talebinde bulunulmuş, talebimiz kabul edilmiş fakat asıl dava, süresinde açılmadığı için usülden red edilmiştir.



2005 Yılında Açılan veya Müdahil Olunan Davalar


[Only Registered Users Can See Links]


1) Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yenilenen “Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılmasına Dair Yönetmelik” hakkında, tarım arazilerinin korunma ve kullanılmasına dair bir tek hüküm bulunmazken, yönetmeliğin adı ile bağdaşmayacak şekilde tamamen tarım arazilerinin amaç dışı kullanılmasını düzenlemesi nedeniyle, Yönetmeliğin TAMAMEN İPTALİ İÇİN YÜRÜTMEYİ DURDURMA İSTEMLİ olarak, Danıştay’da dava açılmıştır.

Daha önce davalının savunması alındıktan sonra yürütmeyi durdurma talebinin inceleneceği belirtilmiş ancak davalı idarenin savunması da gelmiş, yürütmeyi durdurma talebinin reddi yönünde karar verilmiştir. Yürütmenin durdurulması talebimizin reddi konusunda İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nda itirazda bulunulmuştur.

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca 3213 Sayılı Maden Kanunu’nda yapılan değişiklik sonucunda “Madencilik Faaliyetleri İçin İzin Yönetmeliği” yayınlanmış ve bu yönetmeliğin bir bölümü hakkında YÜRÜTMEYİ DURDURMA ve DURUŞMA istemli olarak İPTAL DAVASI açılmıştır.

Bu davada; 3213 Sayılı Maden, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma, 2872 Sayılı Çevre, 6831 Sayılı Orman ve 2873 Sayılı Milli Parklar Kanunlarının bazı maddeleri hakkında Anayasa’nın bir çok maddesine aykırılığı açıklanmış ve ANAYASAYA AYKIRILIK iddiamızın kabul edilerek , dosyanın Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi istenmiştir.

Bu davada ayrıca; Anayasa’nın değiştirilen 90 / son maddesi gereği aşağıda adları belirtilen 13 adet uluslararası sözleşmeye aykırılık ileri sürülmüştür.

Bilineceği üzere yapılan bu Anayasa değişikliği ile; temel hak ve özgürlükler ile ilgili ve T.C.nin taraf olduğu ve usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin Anayasaya aykırılığı ileri sürülemeyeceği gibi, bu sözleşmelerin iç hukuktaki diğer normlarla çatışması halinde bunların esas alınacağı düzenlenmiştir.


Buna göre bu davada incelenen uluslararası sözleşmeler şunlardır:


2.1. Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslar arası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme (1971-RAMSAR)

2.2. Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme (1972-PARİS)

2.3. Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunmasına Ait Sözleşme (1976-BARCELONA)

2.4. Akdeniz’in Kara Kökenli Kaynaklardan Kirlenmeye Karşı Korunması Protokolü ve Ekleri

2.5. Akdeniz’de Özel Koruma Alanlarına İlişkin Protokol,

2.6. Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (1979-BERN)

2.7. Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi (1985-GRANADA)

2.8. Karadeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi ve Eki Protokoller (1992-BÜKREŞ)

2.9. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (1992-RİO)

2.10. Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi (1992-VALETTA/MALTA)

2.11. Özellikle Afrika’da Ciddi Kuraklık ve/veya Çölleşmeye Maruz Ülkelerde Çölleşmeyle Mücadele İçin BM Sözleşmesi (1994-PARİS)

2.12. Avrupa Peyzaj Sözleşmesi (2000-FLORANSA)

2.13. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (1992-NEW YORK)

Danıştay 8. Dairede E. 2005/4198 sayılı dosyayla görülmekte olan davada Danıştay Dairesi tarafından Başbakanlığın da hasım konumuna alınmasına karar verilmiş; yürütmeyi durdurma talebinin ise davalıların savunması alındıktan sonra incelenmesine karar verilmiştir.


3) Side Turizm Alanı kapsamındaki Çevre Düzeni Planının 30.07.2004 tarihinde revize edilerek Sorgun Ormanı içinde yer alan 954 sayılı parseldeki taşınmazın “Golf Sahası” olarak düzenlenmesini içeren plan revizyonunun iptali için tarafımızdan; yürütmeyi durdurma ve duruşma istemli olarak Antalya İdare Mahkemesi’nde 24.10.2005 tarihinde dava açılmıştır.

Davada özellikle; Anayasamızın 90. maddesi hükmüne dayanarak idari işlemin uluslararası sözleşmelere aykırılığı üzerinde durulmuştur. Son olarak Antalya İdare Mahkemesi yetkili olmadığına karar vererek dosyayı Danıştay’a göndermiştir. Danıştay’daki dosya numarası henüz belirlenmemiştir.


4) Belek Çevre Düzeni Planının muhtelif tarihlerde birkaç kez revize edilerek Belek Ormanı içinde 5 adet “Golf Sahası” ve 5 adet de “Turizm Parseli” düzenlenmesi sonucunda oluşacak doğa tahribatını önlemek için Belek Çevre Düzeni Planının iptali için tarafımızdan; yürütmeyi durdurma ve duruşma istemli olarak Antalya İdare Mahkemesi’nde 12.12.2005 tarihinde dava açılmıştır.

Davada özellikle; Anayasamızın 90. maddesi hükmüne dayanarak idari işlemin uluslararası sözleşmelere aykırılığı üzerinde durulmuştur.



2006 Yılında Açılan veya Müdahil Olunan Davalar


[Only Registered Users Can See Links]


1) Çevre ve Orman Bakanlığı’nın istemi üzerine “Beydağları Sahil Milli Parkı”nın sınırlarını değiştiren Başbakanlık aleyhine başta Antalya Barosu Başkanlığı olmak üzere bir grup davacı gerçek ve tüzel kişi tarafından Danıştay 10. Daire’de açılmış bulunan davaya davacılar yanında davacılar yanında müdahale talebinde bulunulmuştur.

2) Dalaman Tarım İşletmesi arazisinin satışa çıkartılmasına gerekçe teşkil eden “Muğla-Dalaman Kültür ve Turizm Koruma Bölgesi” kararının iptali için Tarım-İş Sendikası tarafından, Başbakanlık ile Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine yürütmeyi durdurma istemli iptal davası açılmıştır.

Dalaman Tarım İşletmesi arazisi; Türkiye’nin en değerli ve en verimli topraklarına sahip olup Türk tarımının gelişmesi için fevkalade düzeyde gerekli bir kuruluştur. Bu nedenle Vakfımızın Yönetim Kurulu’nun aldığı karar doğrultusunda Danıştay 6. Dairesinde görülmekte olan davaya davacılar yanında müdahale talebinde bulunmuştur.




----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
20.10.2007, 23:01
Mera Kanunu


[Only Registered Users Can See Links]

38 Yıldır Çıkamayan Mera Kanunu Çıktı


Mera Kanunu



[Only Registered Users Can See Links]


TEMA Vakfı'nın 1997 yılı başlarında başlattığı "Mera Kanunu Çıkarılsın" başlıklı kampanya çerçevesinde gerçekleşen kamuoyu oluşturma çalışmaları ve bu doğrultuda TBMM ve Parti Grup Başkanı ve Vekilleri nezdinde girişimler sonuç vermiş ve "Mera Kanunu Tasarısı," TBMM'de, görüşülerek tüm partilerin oy birliği ile 25 Şubat 1998 Çarşamba günü kabul edilmiştir.

TEMA Gönüllüleri'nin aktif katılımları ve medyanın yardımları ile gerçekleştirilen kampanya sonucunda, iyi örgütlenmiş bir toplumun amacına ulaşabileceği bir kez daha kanıtlanmıştır.

"Mera Kanunu," bu işe gönül veren bilim adamları ve tüm parlamenterlerin desteği ve tüm partilerin onayı ile çıkmıştır. Gerek iktidar gerek muhalefet 6 partinin birden başkan vekillerinin onayı ve müşterek imzası ile 38 yıldır çıkamayan bu kanun, hiçbir partinin muhalefet etmemesi sonucu kısa bir sürede TBMM'nin gündemine yerleşebilmiştir.

TEMA Vakfı, Mera Kanun Tasarısı'nın hazırlanmasında ve özellikle Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda görüşülmesi sırasında yasanın verimli çıkması için görüşmelere uzmanları ile katkıda bulunmaya çalışmıştır.

İlk defa bir Hükümet dışı kuruluş olarak Vakfımız, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'ndaki çalışmalara fiilen katılmıştır. Bu katılımda ifade edilmesi gereken diğer bir husus da, TEMA'nın katkıları ile tüm partilerde, partisel çıkarlar dışında bir tutumla, bir konsensus içinde tasarının ülke yararına en verimli şekilde çıkarılması anlayışı oluşmuş ve bu anlayış, tasarının Genel Kurul gündemine öncelikle alınmasını da sağlamış ve Genel Kurul'daki görüşmeler sırasında da sergilenmiştir.

Bu gelişme, son yıllarda nadir görülen bir olgudur. Tasarının öncelikle görüşülmesinde TBMM Başkanı, Parti Genel Başkanları ile Başkan Vekilleri'nin ortak çabası da çok önemli bir katkı sağlamıştır.


[Only Registered Users Can See Links]


Kanunun amacı, meraların, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişileri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin arttırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini ve korunmasını sağlamaktır.



Mera Kanunu Neler Getiriyor?



• Öncelikle, ülkemizin büyük bölümünde erozyon engellenmiş olacaktır.

• Meraların geliştirilmesi ve verimli bir şekilde kullanılması sağlanacaktır.
Bir fon oluşturmak suretiyle meraların ıslahı ve geliştirilmesi imkan dahilinde olacaktır.


[Only Registered Users Can See Links]


• Meraların kullanımında, meralardaki ot kapasitesi üzerinde hayvan otlatılması önlenecektir. Meralarda düzenli ve münavebeli otlatma temin edilmek suretiyle meraların sürdürülebilirliği sağlanacaktır. Kanun ile, bu maddeye uymayıp, merayı tahrip edenlere ise tazminat getirilmiştir.

• Meralardaki ot çeşitliliğinin artması ile çok sağlıklı et ve süt üretimi sağlanacaktır.

• Kırsal kesimde, sosyo-ekonomik gelişme ve buna bağlı olarak kırsaldan kente göçün yavaşlaması, hatta geri dönüş sağlanmış olacaktır.

• Kırsal kesimde, sosyo-ekonomik gelişimin sağlanması, doğal varlıkların aşırı derecede kullanılmasını yavaşlatacaktır.

• Meralarda ot veriminin artması su rejimini düzenleyecek, bu durum da susuz kalmış pınarların akmasını sağlayacaktır.

• Çok fazla üretim artışı iş istihdamını arttıracaktır.

• Meralarda kiralama anlayışı getirilerek, bu konuda uzman olan kişi ve kuruluşlardan yararlanma olanağı elde edilecektir.


Mera Kanunu'nun bugünkü durumuna geliş sürecine bakarsak; TEMA Vakfı, meralarımızı bekleyen tehlikeyi daha önceden beri görmekte ve zaman zaman kamuoyunun gündemine getirmekte idi.

İlk kez bir gönüllü kuruluş olarak TEMA Vakfı, 16 Şubat 1995 tarihinde dönemin Meclis Başkanı Sn. Hüsamettin Cindoruk'un himayelerinde TBMM'de bir brifing vererek, aşırı ve düzensiz otlatma nedeni ile can çekişen meralarımızın yakın bir gelecekte ülkemizde hayvancılık faaliyetlerini fevkalade olumsuz şekilde etkileyeceği yönünde parlamenterleri ve Türk Halkı'nı uyarmıştır.

1935'li yıllarda 41 milyon hektar olan mera alanlarımız, 1950'li yıllarda 21.7 milyon hektara gerilemiştir. Bu rakam, bugün Tarım Bakanlığı'ndan alınan verilere göre, 12 milyona düşmüştür. Bu miktarın büyük bir kısmı aşırı ve düzensiz otlatmanın sonucu erozyona tabi olmuştur.


[Only Registered Users Can See Links]


Ayrıca, bugünkü hayvan sayısı dikkate alındığında kaba yem ihtiyacı 50 milyon ton iken, ülkemizde ancak 28 milyon ton üretilebilmektedir. Dolayısıyla, halkımızı besleyememekte ve et ithal etmekteyiz.

İthal edilen etlerde ise Deli Dana tehlikesi bulunmaktadır. Halbuki bizden 19 defa küçük olan Hollanda 20, Fransa ise 22 milyar dolar geliri hayvansal ürün ihracatından sağlamaktadır.

Meralarımızı ıslah edebildiğimiz takdirde hem özellikle genç nesli sağlıklı ve yeterli protein ile beslemiş olabileceğiz, hem de örnek verilen ülkeler gibi ihracat yaparak birkaç misli gelir elde edebileceğiz.


O Halde Ne Yapmak Gerek?


TEMA Vakfı'nın üç yıl evvel başlattığı Mera Islah Proje çalışmaları, meraların az bir kaynak ayrılarak ve otlatmayı disiplin altına alarak ıslah edilebileceğini, bunun yanında kırsaldaki insanın sosyo - ekonomik gelişiminde önemli bir katkı sağladığını kanıtlamıştır.

Bu proje uygulamaları, meraların sürdürülebilirliği için ilave yem bitkisi üretiminin gerekli olduğunu da göstermiştir. Bu projelerin gerçekleştirilmesinde köylülerin katılımı, ilgili Bakanlık birimleri ile üniversitelerin destek ve katkısı sağlanmıştır.

Projelerin gerçekleştirilmesi için işadamlarının sponsorluğu sağlanmış ve konunun kamuya mal edilmesinde ulusal ve yerel medyanın fevkalade önemli saydığımız desteği alınmıştır.

Mera Kanunu Tasarısı'nın yasallaşması, ülke açısından önemli olduğu derecede uygulaması da aynı öneme sahiptir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nda bu yönde yapılan hazırlıklar büyük önem taşımaktadır.

Ayrıca, yasa ile ilgili olarak görev alacak ilgili yerel yöneticilere büyük görev düşmektedir. TEMA Vakfı, uygulamaları ve uygulamalarla ilgili gelişmeleri takip ederek ve bu konuda kamuoyunu bilgilendirerek, konunun yakın takipçisi ve destekçisi olacaktır.



Mera Kanunu Uygulaması - "Umutlar ve Kaygılar"


Kalkınma ve Meralar


SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA ve SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM yaklaşımının, ülkemiz koşulları açısından yönelmesi gereken alanların başında, çayır, mera, yaylak, otlak ve benzeri doğal kaynaklarımız gelmektedir. Çünkü, bu alanlar bir yandan tarımın öncelikli sektörü olması gereken hayvancılığın gelişmesindeki belirleyici rol, öte yandan erozyonun azaltılarak toprağın korunmasına sağlayacağı katkılar nedeniyle, ülke ekonomisi bakımından yaşamsal önem taşımaktadır.

Belirtilen nedenle mera olayını yalnızca bir tarım ya da bir toprak koruma öğesi olarak görmemek, ülke kalkınması ve toplumun geleceğinde sayısız yararı olacak bir kaynak potansiyeli, korunarak geliştirilmesi gereken bir üretim ortamı, toplumun geleceğinin güvenliğine katkısı olacak bir stratejik olanak olarak, değerlendirmek gerekmektedir.


Tarım Öncelikli Alanı Olması Gereken Hayvancılığın Gelişmesinin Ön Koşulu Meraların Korunması ve Geliştirilmesidir.


• Tarımsal üretimin en fazla katma değer üreten kesimi hayvancılıktır.

• Türkiye toplumu hayvansal ürünler bakımından açık bir yetersizlik içindedir.

• Bu nedenle Türkiye bugün, net hayvansal ürün ithalatçısı bir ülke konumundadır.

• İmalat sanayinin önemli dalı gıda sanayinin gelişmesi, hayvancılığın atılımını gerektirmektedir.

• Hayvancılık tarım işletmelerinin çoğunluğunda geçerli olduğundan, bu alt sektörün gelişimi, aslında tarım üreticisi kesiminin kalkınması anlamına gelmektedir.

• Hayvancılık doğayı sömürmeyen, dahası onu yeniden üreten bir sektördür.

• Bütün bu nedenlerle Türkiye hayvancılığı, gelişmiş ülkeler karşısında tasfiye olmamak, ayakta durmak ve geleneksel çizgiyi aşan bir atılım yapmak zorundadır.

• Atılım yapması gereken bu yaşamsal sektörün ana sorunlarının başında ise, önemli ölçüde meralardan sağlanacak kaliteli kaba yem açığı bulunmaktadır.


Hayvancılık Bakımından Yaşamsal Önemi Bulunan Mera ve Benzeri Alanlar, Kalkınmanın Birinci Temeli Olan Toprak Kaynaklarının Korunması Açısından da Aynı Ölçüde Önemlidir.


• 1950'lerde 44 milyon hektar olan ve bugünlerde 12 milyon hektara düşmüş olan mera alanlarının azalmasına paralel olarak, erozyon da hızlanmıştır.

• Azalmanın yanında, yanlış ve ağır otlatma yüzünden bitki örtüsü zayıflayan, çıplaklaşan, kıraçlaşan mera alanlarında, bitkisizlikten ötürü yüzey erozyonu yaygınlaşmıştır.

• Bitki örtüsüyle kaplıyken erozyona sebep olan meralar, işlemeli tarıma açılmış, verimsiz kullanılmış ve yeni bir erozyon ortamı yaratılmıştır.

• Daralan alanlara yönelik otlatma baskısı hızlanınca, bir çok mera alanı çölleşmeye başlamıştır.


Kimi Başlıklarla Özetlenmeye Çalışılan bu Olgulardan Ötürü, Meraların Sahiplenilmesi, Korunması ve Geliştirilmesi, Yalnızca Tarımın-Toprağın Değil, Kalkınmanın, Ekonominin, Bütünüyle Türkiye'nin Sorunudur.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
20.10.2007, 23:18
Mera Kanunu


[Only Registered Users Can See Links]

38 Yıldır Çıkamayan Mera Kanunu Çıktı


Mera Kanunu



[Only Registered Users Can See Links]


Mera Kanunu Uygulaması - "Umutlar ve Kaygılar"


Mera Kanunu ve Getirdikleri


Uzun zamandan bu yana ilgili ortamlarda tartışılan mera yasasının çıkarılması gerekliliği, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yönlendirici çabaları, TEMA Vakfı'nın tüm partiler düzeyinde sürdürdüğü, ısrarlı gündeme getirme çalışmaları ve siyasal partilerimizin sorumlu işbirliği anlayışları ile sonuçlanmış ve 4342 sayılı Mera Kanunu 25.02.1998 tarihinde T.B.M.M.'nde 222 milletvekilinin evet oyu ile kabul edilmiştir.

28.02.1998 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Kanun ve Kanuna dayalı olarak hazırlanarak 31.07.1998 günlü Resmi Gazetede yayınlanan “uygulama” ve “fon” yönetmeliği hükümleri, olarak aşağıda sunulan genel doğrultuların yaşama geçmesi öngörülmektedir.

• Kanun ile mera ve benzeri alanlar sahipsizlikten kurtarılmış, başta devlet olmak üzere köy ve belediye tüzel kişilikleri ve toplumun bu kaynakları ortaklaşa sahiplenmesinin ilkeleri koyulmuştur. Meraları talan eden, sorumsuz ve olumsuz sürece, açıkça “dur” denilmiştir.

• Kavramsal kargaşanın giderilmesi öngörülmüş, mera, çayır, otlak, yaylak, kışlak nedir, neresidir, açıklığa kavuşturulmuştur.

• Tanımlanması öngörülen mera ve benzeri alanların, kapsamının çizilmesi, sınırlarının belirlenmesi, fiziki boyutlarının açıkça saptanması öngörülmüştür.

• Kavramsal çerçevesi çizilmiş, fiziki kapsam belirlemesi yapılmış bu alanları koruyacak ilke, kural ve yöntemler belirlenmiş, bu mekanizmaların nasıl, kimlerce yerine getirileceği tanımlanmıştır.

• Korunması öngörülen meraların, ıslahı, bakımı ve geliştirilmesine yönelik öngörüler geliştirilmiş, bu geliştirme görev ve yetki tanımlarıyla açıklanmıştır.

• Korunması ve geliştirilmesi öngörülen alanların, son aşamada amaca uygun ve verimli kullanımını sağlayan yol ve yöntemler tanımlanmış, bu doğrultuda kamu kesimine ödevler verilmiş, toplum kesimlerini özendirici yöntemler getirilmiştir.

• Kanun, “durum saptama, fiziki alan belirleme, koruma, ıslah-geliştirme ve verimli kullanma” aşamalarından oluşan sürecin nasıl yerine getirileceğini de tanımlamış, bu konuda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nı özel ödevli kuruluş saymıştır.

• Bununla birlikte, mera tahsisi ve meraların bakımı ve verimli kullanımının denetimi süreçlerinde “özerk komisyon” ya da “mera yönetim birlikleri” gibi katılımcı yapılara da yetki tanıyarak, demokratik katılımcı anlayış öngörülmüş bulunmaktadır.

• Kanun, uygulamanın gerektirdiği finansmanın sağlanmasını da ayrıca öngörmüş, sektörün kendi bünyesi, dış ticaret gelirleri ve genel bütçe kaynaklarından, otomatik sağlanan bir kaynak akışını tanımlamıştır.


Kanun Uygulaması ve Bazı Kaygılar


28.02.1998 tarihinde yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Kanunu ve 31.07.1998 tarihinde yürürlük kazanan Mera ve Mera Fonu Yönetmeliği hükümleri doğrultusundaki uygulamalara Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından başlanılmıştır.

Bakanlığa bağlı Tarımsal Üretimi Geliştirme Genel Müdürlüğü (TÜGEM) bünyesinde oluşturulan, yeni Çayır- Mera ve Yem Bitkileri Dairesi yönlendiriciliğinde başlatılan çalışmalar, giderek ülke genelinde yaygınlaşmaktadır.

• Bu çerçevede ilk alınan yol, Bakanlık bünyesinde konuyla ilgili bir birimin, daire başkanlığı düzeyinde oluşmuş bulunmasıdır.

• Bakanlık bu Daire aracılığı ile öncelikle kendi örgütünü bilgilendirmeyi öngörmüştür. Bu amaçla, bilim adamları ve konu uzmanlarının eğitimciliği ile bölgesel ölçekte teknik elemanların hizmet içi eğitimleri yapılmaktadır. Eğitim programlarında, çayır meraları korunması, geliştirilmesi, yem bitkileri tarımı konularında teknik donanım geliştirilmekte, Kanun'un getirdikleri ve yüklediği ödevlerle ilgili bilgilendirme yapılmaktadır.

• Bakanlıktan alınan bilgilere göre illerde kurulan Mera Komisyonları ve Teknik Ekiplerce, mera ve benzeri alanların saptanması ve sınırlanması (tespit-tahdit) çalışmalarına başlanılmıştır.(Md.6)

• Yasa ve ilgili yönetmelikle kurulan Mera Fonu'na öngörülen kaynaklardan, otomatik finansman aktarımı başlatılmış ve Fon Yönetimi tarafından konuyla ilgili harcamalara girişilmiş bulunmaktadır. (Md.30)

• Kanun'un 9. Maddesinde öngörülen, mera ve benzeri haritaların yaptırılması işlerine de başlanılmıştır.

• Sürdürülen çalışmalar kapsamında önemli bir görevi de “mera niteliği kazanılması ve yitirilmesine” ilişkin çalışmalar oluşturmaktadır. Kanun ile meraların sahiplenilmesinin sağlanması, beraberinde bu alanları amaç dışında kullanma heveslerini de kabartmıştır.

Bir çok yerde, yakın zamana kadar mera olarak kalan ve kullanılan alanlar, işlenerek tarla haline getirilmekte, güya “uzun zamandan beri tarla olarak kullanıldığı ve mera olmadığı” ortaya koyulmak istenmektedir.

Öte yandan, belediye mücavir alanları meralar da katılarak genişletilebilmekte, özel çıkarlar için aslında mera olan bir çok alanın “bu özelliği yitirdiğini” ortaya koyan teknik raporlar için, kamu kuruluşlarına, bürokratlara telkinler yapılmakta, baskılara yönelinmektedir.

Özel inşaattan, sanayi yatırımına, turistik tesisten- kentsel yapılara kadar bir çok amaçla, mera nitelikli alanların, bu özelliklerini kaybettikleri anlamında izinler alınmaya çalışılmaktadır.

• Bu konu Kanun'un, denilebilir ki “yumuşak karnı”dır. Bu olumsuz süreç bir kez başlatılır ise sonunu almak ve meraları kurtarmak son derece zor olacaktır.

• Belirtilen nedenle bu sorun toplumun güvenliği, besin güvenliği sorunudur. Meranın korunması sağlandığı ölçüde, toprağın korunmasının ve hayvancılığın gelişmesinin, dolayısıyla kırsal toplumun mutluluk ve refahının da sağlanacağı unutulmamalıdır.

• TEMA, bu doğrultudaki çabalara her türlü katkıyı yapmayı ulusal sorumluluk saymaktadır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın Kanun uygulamasına dönük çalışmalarına yardımcı olmayı, bir anlamda “kamu vicdanı” rolü ile demokratik katkıda bulunmayı, ödev bilmektedir.

• Kısaca belirtilen nedenlerden ötürü, mera olgusunun, bir toprak sorunu, toprağın “var olma yok olma” sorunu olduğu, kırsal toplumun yoksulluğunun giderilmesinde, dolayısıyla toplumsal barışın oluşmasında çok önemli fonksiyonlar görecek bir çözüm yolu olduğu düşünülmektedir.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
08.11.2007, 21:36
Eğitim Bölümü



[Only Registered Users Can See Links]



1996 yılında kurulmuştur.

• Eğitim Kadrosu

o Eğitim Bölümü Başkanı
o Program Geliştirme ve Yayın Uzmanı
o Materyal Geliştirme Uzmanı
o Eğitim Etkinlikleri Uzmanı
o Belge Bilgi Merkezi (BBM) Sorumlusu
olmak üzere 6 kişilik profesyonel bir kadro ile çalışmaktadır.

• Öğretim Kadrosu

o 18 Profesör
o 5 Doçent
o 7 Yardımcı Doçent,
o 2 Doktor
o 1 Araştırma görevlisi

olmak üzere 33 kişilik gönüllü eğitim kadrosu ile çalışmaktadır.Çeşitli seminer, konferans, panel, vb. gibi etkinlikler için yapılan planlamaya göre bir araya gelen üniversitelerdeki öğretim üyeleri ile, emekli olmuş öğretim üyelerinden oluşmaktadır. Ayrıca 100’ün üzerinde danışmandan yararlanılmaktadır.

TEMA Eğitim Yaklaşımı

Çevre sorunları temelde insan ve toplum kaynaklı olup, bu sorunların ortaya çıkmasında insanın tutum ve davranışları etkili olmaktadır. Bu tutum ve davranışları insanın sahip olduğu değer yargıları yönetmektedir. Toplumumuz dikkate alındığında görülür ki, doğal kaynaklara ilişkin değer yargılarımız dolayısıyla tutum ve davranışlarımız “kısa dönemli çıkar” ve “doğrudan çıkar” sağlama üzerine kurulmuştur. Uzun dönemli ve dolaylı çıkarlar pek dikkate alınmamaktadır. Böyle değer yargıları “halk” için olduğu kadar “aydın” kesim için de geçerlidir. Halkla siyasiler arasında kısa dönemli ve oy temeline dayalı çıkar ilişkisi geçerli olduğundan halkın ve yönetimin değer yargıları olumsuz bir noktada buluşmuştur. Bu bakımdan doğal kaynakların akılcı, ödünsüz ve uzun dönemli bilinç çerçevesinde kullanımı konusunda “toplumsal ve siyasi irade zayıflığı” ortaya çıkmıştır. Başka bir deyişle doğal kaynakları kullanırken yapılan yanlışlıkların giderilmesi yolunda ne halkta yeterli bir talep ne de yönetimde yeterli bir hareket vardır. Kuşkusuz demokrasimiz gelişip sivil toplum örgütlerinin etkinlikleri arttıkça ve “bilgi toplumu” niteliği kazanıldıkça bu tablo da değişecektir.

Bilgi toplumu olabilmenin en önemli unsuru, kuşkusuz olarak eğitimdir. Çünkü bu, temelde insanın doğaya bakışı, doğayla olan ilişkisi kısacası yaşam tarzı ile doğrudan ilgilidir. Bu yönde gerekli olabilecek tutum ve davranış değişikleri ise, ancak sistemli ve etkili bir eğitim desteği ile çabuklaştırılabilir ve gerçekleştirilebilir.

TEMA Vakfı’ nda eğitimin hedefi; erozyon, çoraklaşma, çölleşme ve yanlış arazi kullanımının sebep ve sonuçları, alınacak önlemler, toprağın ve doğal varlıkların korunması hususlarında baskı grubu oluşturacak bilinçli ve güçlü bir kamuoyu oluşturmaktır. Bu bilinçli toplumun; toprağın değerini bilen ve koruyan, ormanlar, meralar ve tarım önemini bilen ve onları koruyan, erozyon, çoraklaşma, çölleşme, yanlış arazi kullanımı ve bunların doğuracağı olumsuz sonuçlar konusunda bilgili, her türlü canlıyı (Biyoçeşitliliği) koruyan, bitkilendirme konusunda duyarlı ve aktif, çevre koruma bilincine sahip, tutum ve davranışları ile örnek, sorumlu vatandaşlık bilinci gelişmiş bireylerden oluşması hedeflenmektedir.

Kırsal kesimin örgütlendirilmesi ve örgüt bilincinin geliştirilmesi, mevcut çiftçi örgütlerinin kurumsal yapılarının güçlendirilmesi için de TEMA amaçları doğrultusunda eğitim çalışmaları yapılacaktır.

Eğitim Stratejisi; eğitim hedefine ulaşmada elde mevcut ve elde edilmesi mümkün tüm kaynakları uygun, sistemli ve etkili bir biçimde kullanma prensibine dayanmaktadır. Vakıf, bu doğrultuda, eğitim etkinlikleri düzenleyerek, çeşitli kurum ve kuruluşlarla eğitim işbirlikleri yaparak, bunları yayınlar ve eğitim materyali geliştirerek desteklemektedir.



TEMA Vakfı Eğitim Stratejisi


[Only Registered Users Can See Links]


TEMA eğitiminin misyonu, TEMA misyonuna ulaşmayı sağlayacak eğitim işbirlikleri, eğitim etkinlikleri ile bunlara destek sağlayacak eğitim yayın ve materyalini sistemli ve etkili bir biçimde gerçekleştirmektir.

TEMA Vakfı, topraklarımızın korunması demek olan erozyonla savaşın, bir "Milli Mücadele" olduğuna ve böyle bir davanın devlet millet elele, halkımızın katılımı ve gönüllü kuruluşlarımızın heyecan ve dinamizmi ile başarıya ulaşacağına inanmaktadır.

Böyle bir mücadelenin,en önemli unsuru , kuşkusuz olarak eğitimdir. Zira, bu mücadele, temelde insanın doğaya bakışı, doğayla olan ilişkisi, kısaca yaşam tarzı ile doğrudan ilgilidir. Bu yönde gerekli olabilecek tutum ve davranış değişiklikleri ise, ancak sistemli ve etkili bir eğitim desteği ile çabuklaştırılabilir ve gerçekleştirilebilir.

TEMA Vakfında eğitimin hedefi; erozyon felaketi, doğuracağı sonuçlar ve alınacak önlemler konusunda bilinçlenmiş bir kamuoyu oluşturmaktır.
Bilinçli bir kamuoyu oluşturulmasında öncelikli hedef kitleler;

• Orman Köylüleri
• Çiftçiler (Tarımcılar ve Hayvancılar)
• Okul öncesi ile İlk ve Orta öğretim öğrencileri ve öğretmenleri
• Kamu/Özel Kurum ve Kuruluş çalışanları
• Silahlı Kuvvetler personeli
• Üniversite Öğrencileri ve öğretim üyeleri
• Başta belediyeler olmak üzere tüm mahalli yöneticiler ve ilgililer
• TBMM Üyeleri
• Şehir ve kasaba halkı
• Diğer ülkelerdeki Türk vatandaşları


TEMA Eğitiminin Hedefleri


TEMA Vakfı' nda eğitimin hedefi; erozyon, çoraklaşma, çölleşme ve yanlış arazi kullanımının sebep ve sonuçları ile alınacak önlemler hususunda, bilinçli ve güçlü bir kamuoyu oluşturmaktır. Bu maksatla, toprağın ve doğal varlıkların korunması ve bunun için dengeli bir toplumsal bilinç oluşturulabilmesini esas alan bir eğitim stratejisi tespit edilmiştir. Eğitim faaliyetleri ayrıca TEMA Vakfı yayınlarıyla ve eğitim materyali geliştirmek suretiyle de desteklenmektedir.

TEMA Vakfı bu amaçla;

• İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim müfredatlarına erozyon konusunun 1998- 1999 öğretim yılından itibaren girmesini sağlama, (Yükseköğretim için seçmeli dersler, lisans ve lisansüstü programlar kapsamında). Bunun için standart ders notları ve yardımcı eğitim materyalini hazırlama,

• Erozyonla mücadelede görev alacak erozyon eğitmenlerinin yetiştirilmesini sağlama,

• Erozyon Eğitmenlerine yardım ve destek sağlayacak eğitim programları, ders notları, yansı ve dia setleri bilgi notları, kitaplar, video kasetleri hazırlama ve dağıtma,

• Çeşitli kurum ve kuruluşlarla eğitim işbirlikleri yapma,

• Kamuoyunu bilgilendirici, değişik illerde, seminerler düzenleme,

• TBMM üyelerine konferans vererek bilgilendirmek. Daha sonra gelişmeler ve alınması gerekli önlemler konusunda bilgi sunulmasına devam etme,

• Kırsal kesime yönelik, TV. programları .hazırlamak ve istifadelerine sunma,

• Erozyon Eğitmeni yetiştirildikçe, bunlar vasıtasıyla kırsal kesimi bilinçlendirmeye devam etme,

• Uygulamalı Eğitim için, Doğa ve Erozyon Kamplarının açılmasını sağlamak ve burada etkin bir biçimde eğitim verme,

• Eğitimin tek elden sistemli ve etkili bir şekilde gerçekleşebilmesi için "Doğa ve Erozyon Okulu'nun kurulmasına yönelik eğitimle ilgili plan ve projeleri gerçekleştirme,

• TEMA personelinin verimliliğini arttırmaya yönelik çalışmalarda İnsan Kaynakları Bölümü'ne eğitim desteği sağlama,

• Eğitici kadroyu, hedef kitleye ulaştıracak "Mobil Eğitim Sistemi"ni kurmak ve etkili bir biçimde kullanma faaliyetlerinde bulunmaktadır.




----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
08.11.2007, 21:44
POLİTİKALAR


a.) Sürdürülebilir "Yaşam" ilkesi

"Sürdürülebilir Kalkınma", ekonomik kalkınmanın ekolojik yapıyı yıpratmaksızın ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama haklarını ellerinden almaksızın gerçekleştirilen kalkınmayı ifade etmektedir. Fakat bütün canlı yaşamının devamının düşmanı olan, daha çok üretim ve tüketim "Sürdürülebilir Kalkınma" konusunda kuşkuları arttırmaktadır. Çünkü kalkınmanın içinde üretim ve tüketim mutlaka vardır. Her ikisi de sonuçta kirletmeyi beraberinde getirmektedir. O halde "Sürdürülebilir Yaşam" politikada hedef alınması daha uygun bir hareket tarzı olacaktır.

Amaç, insanın refahı ve mutluluğu ise, bunu bugün yaşayanların gelecekte yaşayacaklara da pay ayıracak düzeyde tutmaları ve bununla mutlu ve huzurlu olmayı öğrenmeleri olmalıdır.

b.) İşbirliği ilkesi

Çalışmalar, bütüncül bir yaklaşımla aynı amaçla çalışan STK'lar ve ilgili tüm taraflarla işbirliği içinde koordineli olarak yürütülecektir. Her kurum ve kişinin yaptığı ya da yapmakta olduğu katkılar özenle takdir edilip, daha da geliştirilebilmesi için yardımcı olunmaya çalışılacaktır.

c.) Siyasi tarafsızlık ilkesi

Hiçbir şekilde siyasi düşünceler içeren oluşumların içine girilmeyecek ve bunlardan büyük bir özenle kaçınılacaktır. Amaç ve hedefe ulaşmak için toplumun her kesimi eşit bir şekilde kucaklanarak ortak amaçta güç birliği yapılacaktır.

d.) Planlı hareket etme ilkesi

Uzun orta ve kısa vadeli "plan ve programlar" birlikte planlanıp uygulanacaktır. (Uzun: 5 yıllık, Orta: 2 yıllık, Kısa: 1 yıllık)

e.) Katılımcılık ilkesi

Bir şeyi koruma ve geliştirmenin ilk basamağının o konuda arzu edilen durumla ilgili bilgi, beceri ve tutumlara sahip olmak gerektiği gerçeğinden hareketle, erozyonla mücadelede kişilere doğrudan araştırma, eğitim ve uygulama deneyimi kazandırılmasına öncelik verilecektir. Bu anlamda, proje uygulama yerlerindeki çalışmalara o yerin insanı katılımcı olarak katıldığı gibi başka yörelerden de bu işleri yapacak insanların katılımcı ve izleyici olarak iştiraklerinin sağlanması teşvik edilecek kitap, broşür ve görsel eğitim materyali sağlanarak eğitimleri pekiştirilecektir.

f.) Uygulamalı eğitim ilkesi

Doğa ve Erozyon Eğitim Kamplarında ve arazi gezilerinde, katılımcılara gerekli bilgi ve beceriyi uygulamalı olarak vermek esas alınacaktır Eğitmen yetiştirme seminerlerinde de zaman ve mekan faktörleri dikkate alınarak uygulamalı çalışmalara yer verilecektir.

g.) Merkezi Planlama ve Yerel Uygulama ilkesi

TEMA Eğitim Bölümü, daha çok eğitim işbirlikleri ve etkinliklerin planlanması, hazırlanması ve koordinasyonuyla görevlidir. Planlama yapacak, eğitici kadroya program yapacak, eğitim yardımcı materyallerini hazırlayacak ve uygulamayı takip ve kontrol edecek, her eğitim etkinliğinin bir değerlendirmesini yapacaktır. Genelde ihtiyaç duyulacak araştırma, eğitim ve uygulamalar bu alanda temayüz etmiş kişi, kurum ve kuruluşlara yaptırılacaktır. Yerel uygulamalar planlamalar doğrultusunda, yetki verilen TEMA Temsilcileri aracılığı ile gerçekleştirilecektir.

h.) Tepkilerin yasal zeminde yapılması ilkesi

Her türlü tepki, yasaların hak tanıdığı ölçüde olacak, bu anlamda mücadele kavgasız olacaktır.




----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
08.11.2007, 22:20
Eğitim İşbirlikleri


[Only Registered Users Can See Links]


1. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu ile Eğitim İşbirliği

TEMA Vakfı; Erozyonla Mücadele ve Doğal Varlıkların Korunması ile ilgili mücadelesini sürdürdüğü konuların, öncelikle ilköğretim okullarında ve liselerde toplumsal bilinci oluşturacak şekilde yer alması hedeflenmiştir.

İlköğretim ve lise programlarına dahil edilmek üzere TEMA Vakfı'nca önerilen ve üniteler şeklinde hazırlanan konular, MEB Talim Terbiye Kurulu'nca benimsenerek planlamaya alınmıştır.

İlköğretim Sosyal Bilgiler 5. sınıf (Milli Eğitim Basımevi 1998 ve 2003 basımlı) ders kitabında Erozyon ve Önleme Çalışmaları konusunda TEMA Vakfı’nca hazırlanan ünitelerden yararlanılmış ve TEMA Vakfı’nın çalışmalarına da yer verilmiştir. Ayrıca, 2005 yılında basılan “İlköğretim Sosyal Bilgiler Dersi (4-5. Sınıflar) Öğretim Programı”nın 391. ve 392. sayfalarında da TEMA Vakfı’na yer verilmiştir.

MEB Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü’nün ilköğretim 4. ve 5. sınıflara yönelik olarak planladığı “Sosyal bilgiler Tanıtıcı Eğitsel Filmler Dizisi”nde TEMA Vakfı’na 15 dakikalık bir bölüm ayrılmış olup, filmle ilgili çekimler 10-11 Mayıs 2005 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir.

2. Milli Eğitim Bakanlığı Hizmet içi Eğitim Dairesi Başkanlığı ile Eğitim İş Birliği Milli Eğitim Bakanlığı Hizmet içi Eğitim Dairesi Başkanlığı ile yapılan işbirliği sonunda, lise ve ilköğretim öğretmenlerine erozyonla mücadele konusunda gerekli bilgileri vermek ve bunu dokümanlar ve görsel eğitim materyali ile destekleyerek, öğretmenlerimizin bulunduğu illerdeki öğretmen ve öğrencilerin bilinçlendirilmesini sağlayacak formatör öğretmenleri yetiştirmek amacıyla 5 gün süreli Erozyonla Mücadele Seminerleri düzenlenmektedir.

Erozyonla Mücadele Seminerleri, ilk kez 1999 yılı MEB Hizmetiçi Eğitim Programı'na alınarak, 1999 – 2005 yılları arasında aşağıda belirtilen tarihlerde ve yerlerde gerçekleştirilmiştir:

[Only Registered Users Can See Links]

1999 – 2005 yılındaki seminerlere 2.798 öğretmen katılmıştır.


MEB – TEMA Eğitim İşbirliği 2006 yılı seminer planı


[Only Registered Users Can See Links]


Eğitim seminerlerine katılan öğretmenler, MEB genelgesi gereği illerindeki diğer öğretmenlere seminerler düzenlemektedir.

Bu konu ilgili olarak MEB Hizmet içi Eğitim Dairesinden 26 Nisan 2002’de alınan bilgiye göre; bu seminerlere katılan 711 formatör öğretmen 188 etkinlik düzenleyerek 15.356 öğretmene seminer düzenlemiştir. Formatör öğretmenler ve diğer öğretmenler tarafından bir yılda toplam 614.260 öğrenciye eğitim verilmiştir.

[Only Registered Users Can See Links]


Coğrafya Öğretmenleri için Erozyonla Mücadele Semineri


HATAY


[Only Registered Users Can See Links]


Sosyal Bilgiler Öğretmenleri için Erozyonla Mücadele Semineri


ERZURUM


[Only Registered Users Can See Links]


Yönetici Öğretmenler için Erozyonla Mücadele Semineri İnceleme Gezisi


YALOVA


3. Milli Eğitim Bakanlığı Beden Eğitimi, Spor ve İzcilik Dairesi ile Eğitim İşbirliği


İzcilik teşkilatını bilgilendirmek ve bu teşkilat vasıtasıyla bilgilerin hem kendi teşkilatlarına, hem de ilişkide bulundukları diğer kurum ve kuruluşlara iletilmesini sağlamak maksadıyla; 1999 yılından başlayarak Doğa ve Erozyon Eğitim Kampları belirlenen dönemler lider izcilere tahsis edilmektedir.


4. Yükseköğretim Kurumları ile Eğitim İşbirliği


TEMA Vakfı’nın Anadolu Üniversitesi ile yaptığı işbirliği çerçevesinde Açıköğretim Fakültesi programına “Erozyon ve Doğal Varlıkları Koruma” dersi Mart 1998’de “Çevre ve İnsan” başlığı altında İlköğretim Öğretmenliği Lisans Tamamlama Programı’na alınmıştır. (Program 160.000 öğretmeni yetiştirmeyi hedeflemektedir).

Erozyon konusunun, lisansüstü ve lisans programlarına dahil edilmek üzere çeşitli üniversitelerle eğitim işbirliği çalışmaları sürdürülmektedir.

Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Fakültesi’ nin STK’ lar ile ilgili programa ders konusu koymuş, bu doğrultuda 21 Kasım 2001 tarihinde 2 saatlik bir ders TEMA Vakfı tarafından verilmiştir. Program devamlılık kazanmıştır.

Üniversite öğrencileri arasında teşkilatlanma çalışmaları ile eşgüdümlü olarak üniversitelerden; 2001 yılında 42, 2002 yılında 86, 2003 yılında 45, 2004 yılında 91 ve 2005 yılında da 52 öğrenciye Doğa ve Erozyon Eğitim Kampında birer hafta süreli eğitim verilmiştir. 2001 ve 2002 yıllarındaki dönemlere Azerbaycan Kafkas Üniversitesi ile eğitim işbirliği çerçevesinde 10 Azeri Üniversite öğrencisi katılmıştır.


5. Silahlı Kuvvetler ile Eğitim İşbirliği


a) Silahlı Kuvvetler ile yapılan eğitim işbirliği sonucunda, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri’ne bağlı büyük karargahlarda ve askeri okullarda ve birliklerde konferanslar verilmektedir. Bu konferanslara bugüne kadar toplam 65.000 subay, astsubay, erbaş ve er katılmıştır.

b) Ayrıca çevre dersi ve yurt sevgisi eğitimi kapsamında eğitici olarak görev yapan subay ve astsubaylara Eğiticilerin Eğitimi kapsamında 5 gün süreli Erozyonla Mücadele Seminerleri yapılmaktadır.

[Only Registered Users Can See Links]

Eğiticilerin Eğitimi kapsamında yapılan seminerlere bugüne kadar toplam 1580 subay ve astsubay katılmıştır.

c) Milli Güvenlik Akademisi’nde 4,5 saat süre ile konferanslar düzenlenmektedir. Bu suretle devletin üst kademesinde görev alacak olan Milli Güvenlik Akademisi kursiyerleri bilgilendirilmektedir. 1997–2004 yılları arasında 14 konferans düzenlenmiş ve bu konferanslara toplam 854 kursiyer katılmıştır.

d) Silahlı Kuvvetlerimizden yurtdışı görevlere atanan subaylarımıza bulundukları ülkede fırsat buldukları ortamlarda, Türkiye’deki çevre hareketleri ve TEMA hareketi konusunda bilgi vermeleri konusunda bilgilendirme konferansları düzenlenmektedir. İlk konferans 15 Mayıs 2001 tarihinde gerçekleştirilmiş olup 70 kişi katılmıştır.


[Only Registered Users Can See Links]


Silahlı Kuvvetler Erozyonla Mücadele Semineri


ANKARA


[Only Registered Users Can See Links]


Silahlı Kuvvetler Erozyonla Mücadele Semineri Katılımcıları


ANKARA


6. Diyanet İşleri Başkanlığı ile Eğitim İşbirliği


Geniş halk kitlelerine ulaşabilmek amacıyla, TEMA Vakfı, Diyanet İşleri Başkanlığı ile eğitim işbirliği çalışmaları gerçekleştirmiştir.

Bu işbirliği çerçevesinde, Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri ile 3 Şubat 1998 tarihinde Ankara çevresi müftülerine ve 12 Kasım 2001 tarihinde Kayseri’ de 81 il müftüsüne konferanslar düzenlenmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı ile yürüttüğümüz işbirliği ile Türkiye’nin her ilinden din görevlilerine Doğa Erozyon Eğitim kampında 1 hafta süreli eğitim verilmektedir. 1998 - 2005 yılları arasında, Doğa ve Erozyon Eğitim Kampları’na toplam 560 din görevlisi katılmıştır.


7. İçişleri Bakanlığı İle Eğitim İşbirliği


Kaymakam adaylarını bilgilendirme konferansları planlanıp uygulanmaktadır (1997–2002 tarihleri arasında 325 kaymakam adayı katılmıştır).

2002 yılında İçişleri Bakanlığı'nın onayı ile Doğa ve Erozyon Eğitim kampının 1 dönemi muhtarlara ayrılmıştır. Değişik illerden 30 muhtara 1 hafta süreli eğitim verilmiştir. Bu uygulama ileriki yıllarda da sürdürülecektir.


8. Adalet Bakanlığı ile Eğitim İşbirliği


Hakim ve savcı adaylarının bilgilendirme konferansları planlanıp uygulanmaktadır.


9. Emniyet Genel Müdürlüğü İle Eğitim İşbirliği


6 Polis Okulu ve Eğitim Merkezi'nde konferanslar planlanıp uygulanmaktadır (1999 – 2003 tarihleri arasında 10.800 polis ve polis adayı katılmıştır).


[Only Registered Users Can See Links]

Polis Okulu' nda Konferans, Etiler – İSTANBUL


10. TEMA - TURÇEV ( Türkiye Çevre Eğitim Vakfı) İşbirliği


Çevrenin Genç Sözcüleri Projesi çerçevesinde TEMA - TURÇEV eğitim işbirliği yapmış ve çeşitli ülkelerden gelen öğrencilere 18-26 Nisan 1998 tarihleri arasında BOLU-SEBEN Kozyaka köyündeki TEMA projesi tanıtılmış ve incelemeleri sağlanmıştır. Bu öğrenciler internet aracılığı ile çalışmalarını kendi ülkelerine duyurmuşlardır. Bu çalışmada yabancı öğrencilerden birinin yazısındaki başlık "Parlayan Kutup Yıldızı TEMA" olmuştur.


11. ARÇELİK-TEMA Eğitim İşbirliği


ARÇELİK-TEMA eğitim işbirliği çerçevesinde ARÇELİK fabrikası bulunan Ankara, Eskişehir ve Bolu illerinde, toplam 28 ilköğretim okulunda 20 Kasım - 07 Aralık 2001 tarihleri arasında eğitimler düzenlenmiştir (2800 öğrenci katılmıştır).


12. Ulusal Eğitime Destek Kampanyası Projesi


Sayın Cumhurbaşkanı ve eşleri Sn. Semra SEZER himayesinde başlatılan, Ulusal Eğitime Destek Kampanyası çerçevesinde, okuma-yazma bilmeyen kitlelerin Erozyonla Mücadele konularında bilinçlendirme sağlamak amacıyla, Gönüllü okuma yazma eğitmenlerine ve İstanbul bölgesinde bulunan tüm halk eğitim müdürlerine üç defa eğitim düzenlenmiştir.

16 Kasım 2001 tarihinde Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’ nde Ulusal Eğitime Destek Kampanyası çerçevesinde İSTANBUL ilindeki 33 Halk Eğitim Merkezi müdürü ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi kursiyerlerinin katıldığı 155 kişilik gruba eğitim verilmiştir.

25 Ocak 2002 tarihinde Bakırköy Halk Eğitim Merkezi’ nde 70 Gönüllü Okuma Yazma Eğitmenine ve 14 Mart 2002 tarihinde Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’ nde 80 Gönüllü Okuma Yazma Eğitmenine eğitim verilmiştir.

Ulusal Eğitime Destek Kampanyası çerçevesinde TEMA Vakfı İzmir Temsilciliği ve AÇEV işbirliği ile 1 Mayıs – 7 Haziran 2002 tarihleri arasında 36 öğretmene eğitim verilmiş olup bu öğretmenler tarafından Karşıyaka’da 7, Bornova’da 5 okulda 250 öğrenciye dia destekli eğitim verilmiştir.

14-30 Ekim 2002 tarihlerinde Gaziantep, 30 Eylül - 16 Ekim 2002 tarihlerinde Adana’da Gönüllü Okuma Yazma Eğitmenlerine eğitimler verilmiştir.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

hemavaz
09.11.2007, 16:00
Bu işbirlikleri toplumsal bilincin uyanması için çok faydalı girişimler....Türkiye çöl olmasın...

cemanlı
09.11.2007, 19:18
bu konuyu açtığın için saol sevecenbaba adın gibi ülkene karşı sorumlu ve sevecen bir yolda yürüyorsun evet temanın çalışmalarını ben de takip ediyorum ve tema başkanını çok ama çok takdir ediyorum konuşmalarının birkaçını dinleme olanağım oldu kendisinin hayatını da az çok biliyorum bu açıdan gerçekten kendini geliştirmiş biri olduğunu görüyorum ve ona katılıyorum yüzyılımızın sorunu açlık olacak biz o güzelim topraklarımıza apartman dikersek yol yaparsak ileride bu sıkıntılar ortaya çıkacak hem bu açıdan hem de toprağımızı doğru değerlendirme açısından temanın çalışmalarına bütün canların katılmasını isterim

Derinsu
09.11.2007, 21:02
Almanyada yasiyorum bu yazilarinizin üstüne sadece bir sey demek istiyorum.Bizim yasadigimiz yerde kendi sinirlariniz icindeki bahcenizde bir agaci kesmek isterseniz bile izin almak zorundasiniz.Verilen degeri düsünün artik.Sehrin ici yesillik agac dolu millet bahcelerini agaclandirmak ciceklendirmek icin yarisiyor mezarliklari bile yemyesil.

sevecenbaba2005
18.11.2007, 23:35
Eğitim Etkinlikleri




[Only Registered Users Can See Links]




Erozyon Eğitim Seminerleri


Erozyon eğitimini geniş kitlelere ulaştırmak ve bu konuda bilgi edinmek ve çevresini de bilgilendirmek isteyen gönüllülerimize eğitim vermek amacıyla çeşitli illerde halka açık iki gün süreli Erozyon Eğitim Seminerleri düzenlenmektedir.


1995 yılından itibaren 2 günlük eğitim seminerleri;


[Only Registered Users Can See Links]


Bugüne kadar erozyon eğitim seminerlerine 6.465 kişi katılmıştır...


[Only Registered Users Can See Links]


Gaziantep Erozyon Eğitim Semineri


[Only Registered Users Can See Links]


Tokat Erozyon Eğitim Semineri



TEMA Temsilcileri ve Yardımcıları İçin Eğitim Semineri


TEMA hareketinin amaç ve hedeflerine ulaşmasında kendilerine yardımcı olacak bilgileri kazandırmak ve bu konuda müşterek çözümler üretmek amacıyla TEMA Temsilcilikleri’ ne, 05 – 06 Mayıs 2001 tarihinde TEMA Vakfı tarafından ISPARTA’ da 2 günlük bir seminer yapılmıştır. Seminere 34 TT katılmıştır. TT eğitimi Doğa ve Erozyon Eğitim Kamplarının birinci ve ikinci döneminde de devam ettirilmiştir.

01 – 02 Aralık 2001 tarihlerinde İstanbul’ da İstanbul Bölge Temsilciliği’ nce organize edilen “Eğiticilerin Eğitimi Semineri” düzenlenmiştir. Bu seminere TT’ ler ve öğretmenler olmak üzere 29 TT ve TT Yardımcısı katılmıştır.

01 – 02 Haziran 2002 tarihinde Ankara’ da TT’ ler için 2 günlük bir seminer yapılmıştır. Seminere 53 TT ve TT Yardımcısı katılmıştır.

TEMA Temsilcileri, Temsilci Yardımcıları, Gönüllü Sorumlular ve Gönüllü Eğitmenlere yönelik bu eğitimler, 2002, 2003, 2004 ve 2005 yılı Doğa ve Erozyon Eğitim Kamplarında da devam ettirilmiştir. Katılım durumu ile bilgiler aşağıdaki çizelgededir.

[Only Registered Users Can See Links]


TEMA Temsilcileri, Temsilci Yardımcıları, Gönüllü Sorumlulaır ve Gönüllü Eğitimenlerin Doğa ve Erozyon Eğitim Kampı Katılım Durumu
Eğitim Etkinlikleri


Doğa ve Erozyon Eğitim Kampları (Yaz Okulu)


[Only Registered Users Can See Links]


Her yaştan gönüllülere, TEMA Temsilcileri ve yardımcılarına, TEMA Gönüllü Eğitmenleri'ne, öğretmenlere, din görevlilerine, üniversite öğrencilerine, izci liderlerine; erozyon, doğurduğu sonuçlar ve alınacak önlemler konusunda arazide uygulamalı ve görsel eğitim verilerek, eğitimin sonunda katılımcıların gerek görevli bulundukları kurum ve kuruluşlarda, gerekse kendi çevrelerinde ülkemizin erozyonla maruz kaldığı tehlikeyi ve erozyonun neden olduğu sosyo-ekonomik gerçekleri daha iyi bir şekilde anlatmaları amaçlanmıştır.


1997 yılından itibaren başlayan ve Temmuz - Ağustos aylarında uygulanan Doğa ve Erozyon Eğitim Kamplarına;


1997 yılında : 171 kişi ( BOLU-ANTALYA-AYDIN )
1998 yılında : 312 kişi ( ANTALYA- AYDIN )
1999 yılında : 287 kişi ( BOLU )
2000 yılında : 274 kişi ( BOLU )
2001 yılında : 358 kişi ( BOLU )
2002 yılında : 353 kişi ( BOLU )
2003 yılında : 301 kişi ( BOLU )
2004 yılında : 314 kişi ( BOLU )
2005 yılında : 355 kişi ( BOLU )
olmak üzere toplam 2722 kişi katılmıştır.

[Only Registered Users Can See Links]

Kamp yerinden genel bir görünüm


[Only Registered Users Can See Links]

Kampta bir arazi çalışması


[Only Registered Users Can See Links]

Kampta erozyon önleme çalışması


[Only Registered Users Can See Links]

Kampta bir gece


[Only Registered Users Can See Links]

Kampta bir inceleme gezisi


TEMA Vakfı Eğitim Planlaması ve Uygulaması


[Only Registered Users Can See Links]


TEMA Vakfı' nda eğitim çalışmaları Eğiticilerin Eğitimi (% 70' i) ve Bilinçlendirme Eğitimi (%30' u) olarak iki şekilde planlanıp uygulanmaktadır.

Eğiticilerin Eğitimi; TEMA Vakfı merkezince planlanmaktadır. Erozyon felaketi, doğurduğu sonuçlar, alınacak önlemler konusunda, öğretmenler, subay ve astsubaylar, din görevlileri, erozyon eğitmenleri, izci liderleri, TEMA Gönüllü Temsilcileri ve üniversite öğrencilerini bilinçlendirmeyi; birlik ve kurumlarda bu bilinçlendirmeyi yapacak eğiticileri bilgilendirmeyi, bunu dokümanlar ve görsel eğitim materyali ile destekleyerek, bu bilgilerin hedef kitlelere iletilmesini sağlamayı amaçlar.

TEMA Vakfı' nda Bilinçlendirme Eğitimi iki şekilde gerçekleştirilmektedir. Birincisi TEMA Vakıf Merkezi tarafından düzenlenen 1 ile 4 saat arasında değişen konferanslar ile yapılan bilinçlendirme eğitimidir. Diğeri ise TEMA Vakfı' nın düzenlediği Eğiticilerin Eğitimi seminerlerine katılan öğretmenler, subay ve astsubaylar, din görevlileri, erozyon eğitmenleri, izci liderleri, TEMA Gönüllü Temsilcileri ve üniversite öğrencilerinin kendi il veya ilçelerinde gerçekleştirdikleri bilinçlendirme eğitimidir.


Eğiticilerin Eğitimi kapsamında eğitilen kişilerin bulundukları kurumlarda uygulayacakları bilinçlendirme eğitimi şematik olarak aşağıda belirtilmiştir.


[Only Registered Users Can See Links]


Kırsal kesimi bilinçlendirme çabaları yukarıdaki şemadaki öğretmenler, subay ve astsubaylar, din görevlileri vasıtası ile çeşitli şekillerde devam ettirilirken ayrıca Çiftçi Örgütleri Yöneticileri de Eğiticilerin Eğitimi kapsamına alınarak kırsal kesim bilincinin geliştirilmesi çabalarına hız kazandırılacaktır.


Eğticilerin Eğitimi üç aşamalı olarak gerçekleştirilir:



Birinci Aşama:


(1) Temel Konular

• Toprak ve Toprak Erozyonu
• Yanlış Arazi Kullanımı
• Mera Erozyon İlişkileri (Mera Ekolojisi ve Erozyon)
• Tarım Erozyon İlişkileri
• Türkiye Tarımı ve Tarımsal Çevre Kirliliği
• Orman Erozyon İlişkileri
• Ekosistem ve Doğal Denge
• Biyolojik Çeşitlilik
• Organik Tarım
• Erozyonla Maruz Kalınan Tehlike
• Erozyon, Çevreye Verdiği Zararlar ve Alınabilecek Önlemler
• Toprak ve Orman Kaynaklarının Ekolojik İlişkiler Bakımdan Değerlendirilmesi
• Çevre ve Doğal Varlıklar Üzerindeki Baskının Sosyo-Ekonomik Nedenleri
• Temel Çevre Sorunları
• Suyun Önemi ve Ekolojik Sorunları
• Ağaçlandırma İçin Tür Seçimi, Fidan Dikimi ve Meşe Tohumu Ekimi Esasları
• TEMA Vakfı Çalışmaları
• Yeni Mera Mevzuatı ve Uygulamaları
• Toprak Yasası ve Öngörüleri
• TEMA Hukuk Çalışmaları
• Erozyonun Sosyo - Ekonomik Nedenleri ve Sonuçları
• Eğitim Materyalinden Faydalanma


(2) Çevre ve Çevre Eğitimi

• Sivil Toplum, Çevre, Çevre Eğitimi ve Eğitimin Gücü
• Çevre Ve Doğal Varlıkları Üzerindeki Baskının Sosyo - Ekonomik Nedenleri
• Aral Gölü Belgeseli ve Alınan Dersler


İkinci Aşama:


(1) Eğiticilerin Eğitimi ile İlgili Konular


(a) Öğretim Programı Geliştirme ve Uygulama

• Hedef kitlenin özellikleri belirleme
• İçerik Oluşturma
• Öğretim tekniklerini uygulama
• Öğretim ortamının düzenlenmesi


(b) Öğretim Araç ve Materyalinden Yararlanma

• Tepegöz, Dia ve sinevizyon kullanımı
• PowerPoint sunumlarından yararlanma

(1) Saydam yapımı ve kullanımı
(2) Dia yapımı ve kullanımı


(c) Etkili Sunum Teknikleri

• (1) Erozyonla Mücadelenin Sosyo-Ekonomik Boyutlar
• (2) 21. Yüzyılın Temel Çevre Sorunları



Üçüncü Aşama:


Eğitim Değerlendirme Toplantıları:


Her yılın Şubat, Mayıs, Ağustos ve Kasım aylarında eğitim değerlendirme toplantıları planlanmaktadır. Birinci toplantı 17 – 18 Mart 2001 tarihinde, ikinci toplantı 19 – 25 Ağustos 2001 tarihinde Doğa ve Erozyon Eğitim Kamplarının 8. döneminde yapılmıştır. Eğitim Değerlendirme Toplantıları’ nın üçüncüsü 11 – 16 Ağustos 2002 tarihlerinde Doğa ve Erozyon Eğitim Kamplarının 7. döneminde yapılmıştır. Bu toplantılara, Eğitim veren TT’ler ile TT Eğitim Yardımcıları katılmıştır. Bu toplantılar mali kaynak bulunabildiği ölçüde yapılabilmektedir.

EDREMİT Belediye Başkanlığı’nın sponsorluğunda 28-29 Eylül 2002 tarihlerinde EDREMİT / Akçay’da 55 kişinin katılımıyla yapılmıştır. Bu toplantılara, Eğitim veren TEMA Temsilcileri ile TEMA Temsilciliği Eğitim Yardımcıları katılmıştır.


12 İlde Eğitim Merkezi Projesi


TEMA Vakfı merkezince gerçekleştirilen “Eğiticilerin Eğitimi” seminerleri Türkiye’de ihtiyaç duyulan “Erozyon Eğitmeni” ihtiyacını zaman, mekân faktörleri ve çeşitli sebeplerle yeteri ölçüde karşılayamamaktadır. Bu nedenle; üniversitelerle işbirliği yapılarak orman, ziraat, çevre müh., iletişim, fen-edebiyat ve eğitim fakültelerinin bulunduğu 12 ilde Eğitim Merkezleri oluşturulacaktır. Burada görev yapan öğretim üyelerinin de eğitim destekleri ile TEMA Gönüllü Eğitmeni yetiştirilmesi sağlanacaktır.

Bu amaçla her coğrafi bölgeden bir veya iki il belirlenmiştir. Eğitim merkezi oluşturulması planlanan bölgeler ve iller aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Kaynak sağlandığında proje yürürlüğe sokulacaktır.


[Only Registered Users Can See Links]


Eğitim merkezi oluşturulacak illerde bir öğretim üyesi kadrosu oluşturulacak. Bu kadro bölgelerinde İl TEMA Temsilcilerinin koordinatörlüğünde eğiticilerin eğitimi kapsamında eğitimler vereceklerdir. Aynı zamanda bu kadro TEMA Temsilcilerinin çeşitli konulardaki danışmanlıklarını da yapacaklardır. Bu kadrolara eğitim materyali desteği sağlanacaktır. Öğretim üyelerinin ve eğitmen adaylarının yararlanmaları amacıyla her eğitim merkezine TEMA Vakfı yayınlarından oluşan 3’er set verilecektir. Eğitim aracı olarak her eğitim merkezinde bir PC , laptop ve bir projeksiyon cihazı bulundurulacaktır. Eğitim ortamı olarak, Eğitim merkezlerinin kurulduğu illerde varsa TEMA Temsilciliklerinin kullandığı salonlar kullanılacaktır. TEMA Temsilcilerinin salon imkanı yoksa üniversitelerden veya yerel yönetimlerden yardım istenecektir.

Eğiticilerin eğitimi kapsamındaki çalışmaları kurumlarla eşgüdümlü yürütmek amacıyla; başta Milli Eğitim Bakanlığı ve Silahlı Kuvvetler olmak üzere İçişleri Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Üniversiteler gibi çeşitli kurumlarla eğitim işbirlikleri yapılmaktadır.


Proje Bölgelerinde Eğitim


TEMA Vakfı’nın proje uyguladığı bölgelerinde yaşayanları, erozyon ve çölleşmeyi durdurma, bölge, iklim, ulaşım koşullarını dikkate alarak alternatif geçim kaynaklarının yaratılması, doğal kaynakların korunması ve istenilen biçimde yönetilmesi amacına yönelik eğitim ve destek çalışmaları Projeler Bölümü uzmanlarınca yürütülmektedir.

Aşağıda belirtilen 14 proje bölgesinde arıcılık, bağ-bahçe, yem bitkileri yetiştiriciliği, çevre ve doğa, hayvan yetiştiriciliği, mera alanlarında otlatmanın düzenlenmesi konularında eğitimler verilmiştir.

• Borçka - Camili Kırsal Kalkınma Amaçlı Doğal Varlıkları Koruma Projesi
• Bursa - Kelez Yağcılar Köyü Kırsal Kalkınma Projesi
• Bursa - Orhaneli-Şükriye Köyü Kırsal Kalkınma Projesi
• Edirne - Süloğlu 10 Köy Mera Islah Projesi
• Edirne - Süloğlu Tatarlar Köyü Kırsal Kalkınma Projesi
• Edirne İli Kırsal Kalkınma Çerçeve Projesi
• Eskişehir – Seyitgazi - Arslanbeyli Köyü Kırsal Kalkınma Projesi
• Kırıkkale - Keskin - Kavurgalı Köyü Kırsal Kalkınma Projesi
• Kırıkkale – Keskin - Kurşunkaya Köyü Kırsal Kalkınma Projesi
• Kırıkkale - Cankurtaran Köyü Kırsal Kalkınma Projesi
• Adıyaman – Gerger - Diran Çayı Mikrohavza Islah Projesi
• Afyon-Sincanlı - Tazlar Köyü Kırsal Kalkınma Projesi
• İzmit Merkez Balören Köyü Kırsal Kalkınma Projesi
• Bayburt Projesi




----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
26.11.2007, 23:54
TEMA Vakfı Yayınları





[Only Registered Users Can See Links]




TEMA Vakfı Yayınları


Yayın No 1: Orman Ormansızlaşma Toprak ve Erozyon
Orman Yük. Müh. Turhan Günay. (Detay Bilgi)

Yayın No 2: Yokettiğimiz Ormanlarımız Kaybolan Fonksiyonel Değerler ve Zamanımızın Orman Ölümleri
Prof. Dr. Necmettin Çepel. (Detay Bilgi)

Yayın No 3 : Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki Ormansızlaşma ve Sonuçları
Orman Yük. Müh. İsmet Erdoğan. (Detay Bilgi)

Yayın No 4: Dünyanın Durumu 93
Lester Brown ve Worldwatch Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 6: Çevre Koruma ve Ekoloji Terimleri Sözlüğü ( Türkçe-Almanca-İngilizce )
Prof. Dr. Necmettin Çepel. (Detay Bilgi)

Yayın No 8: Ormanların Korunması İçin Endüstriyel Plantasyonun Önemi
Orman Yük. Müh. Dr. Ali Sencer Birler. (Detay Bilgi)

Yayın No 9: Gerçekçi Yaklaşım "Çölleşmeyle Mücadele Anlaşması" nın Basit Metni
Geoffrey Lean ( Çeviri:Yaman Köseoğlu). (Detay Bilgi)

Yayın No 10: Dünyanın Durumu 94
Lester Brown ve Worldwatch Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 11: İslam ve Kur'an'da Ağaç, Yeşil ve Toprak
Orman Yük. Müh. Turhan Günay. (Detay Bilgi)

Yayın No 12: Enerjide Arayışlar
Cristopher Flavin ve Nicholas Lenssen. (Detay Bilgi)

Yayın No 13: Dünyanın Durumu 95
Lester Brown ve Worldwatch Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 14: Toprak Kirliliği Erozyon ve Çevreye Verdiği Zararlar
Prof. Dr. Necmettin Çepel. (Detay Bilgi)

Yayın No 15: Biyoçeşitlilik Önemi ve Korunması
Prof. Dr. Necmettin Çepel. (Detay Bilgi)

Yayın No 16: Türkiye’de Rüzgar Erozyonu Ve Çölleşme Sorunu
Prof. Dr. Bahri Çevik. (Detay Bilgi)

Yayın No 17: Türkiye Tarım Arazilerinde Erozyon Sorunu Ve Alınması Gerekli Önlemler
Prof. Dr. Bahri Çevik. (Detay Bilgi)

Yayın No 18: O Bizim Son Umudumuz
Serhat Taşpınar. (Detay Bilgi)

Yayın No 19: Dünyanın Durumu 97
Lester Brown ve Worldwatch Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 20: Yaprağın Dili
Prof. Dr. Necmettin Çepel. (Detay Bilgi)

Yayın No 21: Meşe ve Meşe Ağaçlandırması
Ali Erhan Özer. (Detay Bilgi)

Yayın No 22: Toprağın 7000 Yıllık Öyküsü
W. C. Lowdermilk. (Detay Bilgi)

Yayın No 23: Dünyanın Durumu 98
Lester Brown ve Worldwactch Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 25: Çevre Sorunları Biyolojik Çeşitlilik ve Orman Gen Kaynaklarımız
Prof. Dr. Kâni Işık. (Detay Bilgi)

Yayın No 26: Erozyonla Mücadele (Tema Eğitim Semineri Notları)
Düzenleme: Tema Vakfı Eğitim Bölümü. 8 Yazar, 13 Konu. (Detay Bilgi)

Yayın No 27: Dünyanın Durumu 99
Lester Brown ve Worldwatch Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 28: Orman ve Biz
Prof. Dr. Necmettin Çepel. (Detay Bilgi)

Yayın No 29: Saf Kafkas Ana Arılar Arıcıların Hizmetinde
TEMA Vakfı Broşürü. (Detay Bilgi)

Yayın No 30: Toprak Tuzlulaşması
Prof. Dr. Ural Dinç, Prof. Dr. Yıldırım Kumova, Prof. Dr. Metin Bahtiyar, Prof. Dr. Bahri Çevik, Doç. Dr. Mehmet Ali Çullu, Dr. İdris Bahçeci, Dr. Naili Özer, Zir. Yük. Müh. Mustafa Yanar. (Detay Bilgi)

Yayın No 31: Toprak İle Söyleşi
Prof. Dr. Necmettin Çepel. (Detay Bilgi)

Yayın No 32: Dünyanın Durumu 2000
Lester Brown ve Worldwatch Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 33: Ağaçlandırmalarda Tür Seçimi, Tohum Ekimi ve Fidan Dikiminin Pratik Esasları
Prof. Dr. Suad Y. Ürgenç - Prof. Dr. Necmettin Çepel. (Detay Bilgi)

Yayın No 34: Yeryüzü Gezgini
Mark Hertsgaard. (Detay Bilgi)

Yayın No 35: Dünyanın Durumu 2001
Lester R. Brown ve Worldwatch Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 36: Saf Kafkas Ana Arılar Arıcıların Hizmetinde
Zir.Yük.Müh. Ahmet İnci. TEMA Vakfı Broşürü. (Detay Bilgi)

Yayın No 37: Dünyanın Durumu 2002
Worldwatch Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 38: Toprağın Başı Dertte
A.Nihat Gökyiğit. (Detay Bilgi)

Yayın No 39: Ağaçlar
Tuğrul Mataracı. (Detay Bilgi)

Yayın No 40: Dünyanın Durumu 2003
Worldwatch Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 41: Finlandiya Ormancılığı İçin Yeni Çevre Programı
Çeviri: Prof. Dr. Ertuğrul Görcelioğlu. (Detay Bilgi)

Yayın No 42: Eko Ekonomi
Yazarı: Lester R. BROWN
Çeviri: A.Yeşim Erkan. (Detay Bilgi)

Yayın No 43: Ceviz Çalıştayı
Dr. Veli Erdoğan, Orm.Y. Müh. Ramazan Topak, Dr. Yaşar Erbil, Prof. Dr. Yaşar Akça, Neonatolog Prof. Dr. Asiye Nuhoğlu, Zir. Y. Müh. Lokman Avşar, Prof. Dr. Ramazan Kantay. (Detay Bilgi)

Yayın No 44: Dünyanın Durumu 2004
Worldwatch Enstitüsü Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 45: Dünyanın Durumu 2005
Worldwatch Enstitüsü Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 46: Türkiye İçin Tarım Sempozyumu
Zir. Y. Müh. Mahir Gürbüz. (Detay Bilgi)

Yayın No 47: Türkiye İçin Tarım
Zir. Y. Müh. Mahir Gürbüz. (Detay Bilgi)

Yayın No 48: TEMA Vakfı Arıcılık Çalışmaları
Zir. Y. Müh. Ahmet İnci. (Detay Bilgi)

Yayın No 49: Doğa İle Barışık Bir Kalkınma Uğraşısıı
Doç Dr. Bülent Gülçubuk. (Detay Bilgi)

Yayın No 50: Dünyanın Durumu 2006
Worldwatch Uzmanları. (Detay Bilgi)

Yayın No 51: Erozyon, Doğa ve Çevre
Düzenleme: Tema Vakfı Eğitim Bölümü. 8 Yazar, 18 Konu. (Detay Bilgi)

Yayın No 52: Kuraklık ve Türkiye Tarımı
Düzenleme: Tema Vakfı. (Detay Bilgi)

Yayın No 53: Dünyanın Durumu 2007
Düzenleme: Tema Vakfı. (Detay Bilgi)


TEMA Vakfı Çocuk Yayınları


Yayın No 1: Cennet Ülke
M. Sevil İrengü. (Detay Bilgi)

Yayın No 2: Meşe Ağaçı İle Çobanın Hikayesi
Mehmet Sadık Demirsoy. (Detay Bilgi)

Yayın No 3: Küçük Taş Parçası
Nur İçözü. (Detay Bilgi)

Yayın No 4: Dişlek İle Çıtır Hanım
Nur İçözü. (Detay Bilgi)

Yayın No 5: Tatile Gidiyoruz
Nur İçözü. (Detay Bilgi)

Yayın No 6: En Güzel Çiçek Yarışması
Nur İçözü. (Detay Bilgi)

Yayın No 7: Tospik Kaplumbağa
Nur İçözü. (Detay Bilgi)

Yayın No 8: Ormanda Gece
Nazire Kutsal. (Detay Bilgi)

Yayın No 9: Sonbaharda Geyikler
Nazire Kutsal. (Detay Bilgi)

Yayın No 10: Selin Ve Sihirli Kelebek
Nazire Kutsal. (Detay Bilgi)

Yayın No 11: Sevimli Tombul Palamutlar
Nazire Kutsal. (Detay Bilgi)

Yayın No 12: Küçük Su Perisi
Gülten Eraslan. (Detay Bilgi)


TEMA Vakfı Tubitak Yayınları


Sıra No 1: Çocuklar ve Gündem 21

21. Yüzyıla Doğru Kalkınma ve Çevre Konulu Dünya Zirvesi'nde Ele Alınan UNICEF Konularına İlişkin Rehber. (Detay Bilgi)

Sıra No 2: Dünya Ekonomisinde Sessiz Kriz - Toprak Erozyonu
Lester R. Brown, Edward C. Wolf. (Detay Bilgi)

Sıra No 3: Dünyanın Durumu 96
Lester R. Brown, Christopher Flavin, Hilary French. (Detay Bilgi)

Sıra No 4: Gezegenimizin Kurtarılması
Lester Brown, Christopher Flavın, Sandra Postel. (Detay Bilgi)

Sıra No 5: Ne Kadarı Yeterli?
Alan Thein Durnıng. (Detay Bilgi)

Sıra No 6: Yarını Düşünmek
Lester R. Brown – Hal Kane. (Detay Bilgi)

Sıra No 7: Son Vaha
Sandra Postel. (Detay Bilgi)


TEMA Vakfı T. İş Bankası Yayınları


Yayın No 1: Dünyayı Nasıl Tükettik?
Yazarı: Lester R. BROWN. (Detay Bilgi)




----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

canserdarım
27.11.2007, 00:07
Canlar bende yeşili çok seven, elinden geleni yapmaya çalışan birisi olarak bir anımı anlatmak istedim. Yine birgün bir parkta yürürken bir pankart dikkatimi çekti, sadece 2 ytl'ye fidan dikmek için insanları çağırıyorlardı.. Kulak kabarttım, hemen yamacına vardım. 2 ytl artık önemli bir para sayılmaz çoğu kimse için, neden olmasın dedim verdim. Herşey çok güzel, beni fidan dikimi için arayacaklarını bile söylediler. Mutlu mesut ayrılmıştım ordan. Aradan 2 ay geçti ama ne ses var ne soluk.. Korkarım paralar başka bir yere gitti, buna sadece üzüldüm. Umarım adımızı ve numaramızı satmamışlardır!..Canlar siz siz olun, bilmediğiniz yere bağışta bulunmayın ve numara isim bırakmayın.. Sağlıcakla kalın...

sevecenbaba2005
27.11.2007, 00:12
TEMA Vakfı Çalıştay Belgeleri




Kuraklık Etkilerinin Azaltılmasında Kurağa Dayanıklı Bitki Çeşit Islahı ve Kurak Koşullarda Yetiştirme Tekniği. Tıklayınız...

Dünya Ticaret Örgütü Cenevre Tarım Çerçevesi Çalıştay Değerlendirmesi ve Sonuçları (Zir. Y. Müh. Mahir GÜRBÜZ – TEMA Danışmanı) Tıklayınız...

Su Çalıştayı Raporu. Tıklayınız...


İl, İlçe ve Köylerde TEMA Temsilcileri'nce Eğitim Planlaması


[Only Registered Users Can See Links]


1. TEMA Temsilcileri'nin, bulundukları yerlerde, üniversite öğretim üyeleri ve konu uzmanlarıyla işbirliği yaparak, kendilerinden eğitim amaçlı istifade etmeleri

2. Gönüllüler için hafta içi veya hafta sonu 2'şer saatlik eğitimler planlanması

3. Ders verecek öğretim üyeleri ve uzmanlara "Bilgi Paylaşım Projesi" çerçevesinde hazırlanan CD' lerden ve "Seminer Ders Notu" kitaplarından verilmesi

4. Eğitim için, kamu ile özel kurum ve kuruluşların dershane ve toplantı salonlarından istifade edilmesi

5. Eğitim verilmesinde ve gerekli eğitim materyalinin hazırlanmasında sponsorlardan faydalanılması

6. Köylerde, sohbet toplantıları düzenlenmesi ve bu konuda üniversitelerden ve Tarım İl Müdürlüklerindeki çiftçi eğitim uzmanları ve diğer uzmanlardan yararlanılması.

7. Konu uzmanı olmayan eğitmenlerin, mutlaka TEMA Vakfı eğitim seminerleri ile "Doğa ve Erozyon Eğitim Kampları"ndan istifade etmelerinin sağlanması

8. TEMA eğitim yayınlarının gönüllülere ve halka tanıtılarak okunmasının sağlanması için etkinlikler düzenlenmesi.


TEMA Temsilcileri ve Gönüllü Sorumluları’nın yapacakları eğitim faaliyetleri için “EĞİTİM EYLEM PLANI”. Aşağıdaki dosyayı tıklayınız.

[Only Registered Users Can See Links]

[Only Registered Users Can See Links]


Köylerde Yapılacak Sohbet Toplantıları Konuları


1. Ağaçlandırmanın bölgeye sağlayacağı faydalar
2. Mera ıslahının bölgeye sağlayacağı faydalar
3. Yanlış arazi kullanımının meydana getireceği zararlar
4. Hatalı toprak kullanımının meydana getireceği zararlar
5. Usulüne uygun gübreleme yapılmasının faydaları
6. Ahır gübresi muhafazası ve uygulaması
7. Toprağı tekniğine uygun işlemenin faydaları
8. Tekniğine uygun sulamanın faydaları
9. Teraslama yapmanın faydaları
10. Anız yakmanın zararları
11. Ürünlerin uygun şekilde değerlendirilmesi ve işletmecilik
12. TEMA Vakfı'nın tanıtılması
13. Köylülerin yukarıda belirtilen tüm konulardaki düşünce, ihtiyaç ve önerilerinin alınması.


Köylerde Yapılacak Sohbet Toplantısı Planlaması


TEMA Temsilcileri tarafından köylerde yapılan TEMA Vakfı' nın çalışmaları ile ilgili tanıtımlar sonucunda, köylüler için öncelikli konular tespit edilir. Üniversite öğretim üyeleri ve konu uzmanları işbirliğiyle hazırlanan programlar, köylülere sohbet amaçlı toplantılarda sunulur.

[Only Registered Users Can See Links]


Köylerde Yapılacak Sohbet Toplantısı Planlaması


[Only Registered Users Can See Links]


Uluslararası İlişkiler


[Only Registered Users Can See Links]


TEMA Vakfı uluslararası alanda da etkin olarak faaliyet göstermektedir. Vakıf, Dünyada toprak erozyonu, çölleşme ve doğal varlıkların korunması alanlarındaki yeni araştırmalar, uygulamalar ve faaliyetler hakkındaki son gelişmeleri, içinde bulunduğu ağlar, takip ettiği yayınlar ve katıldığı uluslararası seminer ve konferanslar aracılığıyla izlemekte ve kamuoyunun bilgisine sunmaktadır.

TEMA Vakfı, çevre koruma ve sürdürülebilir kalkınma alanında faaliyet gösteren birçok kurum ve kuruluş ile işbirliği yapmaktadır:

• Birleşmiş Milletler ECOSOC (Ekonomik ve Sosyal Konsey) üyesi,

• Akdeniz ülkelerindeki çevre ve kalkınma STK'ları federasyonu olan MIO-ECSDE (Çevre Kültür ve Sürdürülebilir Kalkınma için Akdeniz Bilgi Ofisi) üyesi,

• Dünyanın en geniş çevre bilgi ağına sahip çevre birliği olan IUCN (Dünya Koruma Birliği) üyesi,

• 141 Çevre Sivil Toplum Kuruluşu Federasyonu olan EEB (Avrupa Çevre Bürosu) üyesi,

• Sürdürülebilir arazi yönetimi konusunda faaliyet gösteren EUROSITE üyesi,

• Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı Akdeniz Eylem Planı (UNEP-MAP), Birleşmiş Milletler Akdeniz Eylem Planı (UNEP)'in akredite olmuş üyesi,

• TEMA ayrıca, Worldwatch Enstitüsü'nün her yıl yayınlanan kitabı “Dünyanın Durumu” serisinin Türkiye yayın hakkı sahibidir.


Kardeş Vakıflar Almanya ve Hollanda’da Faaliyet Gösteriyor


TEMA misyonunu uluslararası platformlara taşımak amacıyla TEMA Türkiye'nin kardeş vakfı olarak 1998 yılında Almanya ve 2002 yılında Hollanda'da bu ülkelerin yasalarına göre faaliyet gösteren TEMA Almanya ve TEMA Hollanda isimli iki Vakıf kurulmuştur. 1998 yılında kurulan TEMA Almanya Vakfı’nın Merkezi Köln’de, 2002 yılında kurulan TEMA Hollanda’nın merkezi Rotterdam’dadır.




----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

sevecenbaba2005
27.11.2007, 00:52
Teşkilatlanma Çalışmaları





[Only Registered Users Can See Links]



Teşkilatlanma’daki Mevcut Durumumuz


• 72 TEMA İl Temsilcisi
• 13 İl de Mezun TEMA Yapılanması
• 46 İl ve 67 Üniversitede Genç TEMA Teşkilatı
• 564 İlk Öğretim Okulunda Yavru TEMA Teşkilatı
• 325.000 Kayıtlı Gönüllü


2007 Yılı Türkiye Geneli Genel Toplantılarımız Ve Faaliyetlerimiz


• 28 – 29 Nisan 2007 Yavru Tema Şenliği – Balıkesir
• 5-6 Mayıs 2007 Genç Tema Toplantısı – Kemer / Antalya
• 24 Haziran 2007 Mezun Tema Toplantısı – İstanbul
• 1-6 Temmuz 2007 Temsilciler Doğa Ve Erozyon Eğitim Kampı
• 15-20 Temmuz 2007 Genç Tema Doğa Ve Erozyon Eğitim Kampı
• 23-27 Temmuz 2007 Yavru Tema Doğa Ve Erozyon Eğitim Kampı
• 6-7 Ekim 2007 Temsilciler Toplantısı - Fethiye
• 9-11 Kasım 2007 Genç Tema Başkanlar Topantısı – K.K.T.C
• 8 Aralık 2007 Dünya Gönüllüler Günü - Ankara


Teşkilatlanma Bölümü


TEMA Vakfı’nın , ülke çapındaki faaliyetleri 72 il’de TEMA Temsilcileri ve İlçelerde, Gönüllü Sorumluları tarafından yürütülmektedir. Vakfın hedefine ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla gönüllülük esasına göre çalışırlar. Bazı illerimizde TEMA Büroları bulunmaktadır Temsilciler ve Gönüllü Sorumlularla yapılan Koordinasyon toplantılarında yıllık faaliyet planları ve çalışma şekilleri belirlenmiş olup aktiviteler buna göre düzenlenmektedir.


TEMA Vakfı Türkiye çapındaki tüm İl Temsilcileri ve İlçe Gönüllü Sorumluları ile şu çalışmaları gerçekleştirmektedir.


• İl ve ilçe bazında teşkilatlanma çalışmalarını gerçekleştirmek.
• İlk öğretim kurumlarında Yavru TEMA, lise ve üniversitelerde Genç TEMA ve Mezun TEMA çalışmalarını koordineli bir şekilde yürütmek.
• Talep eden kurumlara ( okullar, kamu ve özel kurumlar ) TEMA Vakfı eğitimlerini vermek ve kurumlarda eğitim talebi oluşturmak
• Çeşitli yerlerde tanıtım amaçlı stant açmak
• Yerel ve ulusal basında, radyo ve televizyon kanallarında tanıtım çalışmaları yapmak
• Gerekli toplantılara ev sahipliği yapma, önemli etkinlik günlerinde konferans, panel, yarışma, sergi, ziyaret, konser, yürüyüş vs. gibi faaliyetler düzenlemek ( Erozyonla mücadele haftası, orman haftası, çevre günü )
• Gönüllülükle ilgili çalışmalar yapmak ve gönüllü kazandırmak TEMA gönüllü sayısını artırmaya yönelik faaliyetler düzenlemek
• Fidan dikimi ve ağaçlandırma çalışmalarını gerçekleştirmek
• Her yıl gerçekleştirilen “Doğa ve Erozyon Eğitim " kampına katılımın sağlanması.(Temsilciler,Genç TEMA ve Yavru TEMA)
• Sponsorlar aracılığıyla çeşitli aktiviteler düzenlemek ve bu aktivitelerde broşür, afiş, pankart vb. yaptırılmasını sağlamak.


Temsilciler ve Gönüllü Sorumlular


Temsilci ve Gönüllü Sorumlularımızın 2007 yılında gerçekleştirdiği bazı çalışmalardan örnekler :

1. Madalyalı bahçe yarışmasına TEMA'yı temsilen jüri üyesi olarak katılım sağlandı, site içine su afişleri asıldı ve TEMA’yı tanıtıcı konuşmalar yapıldı. En güzel parka Hayrettin Karaca'nın ve Nihat Gökyiğit'in adını verme kararı alındı.

2. 10 köyün kırsal kalkınma projesine destek amacıyla kermes düzenlendi.

3. Yurt çapında çeşitli illerde İl Temsilcileri tarafından değişik konuları işleyen fotoğraf, resim, karikatür sergilerinde TEMA Vakfının faaliyetleri duyurululdu.

4. Sivil Toplum Geliştirme Merkezinin (STGM), iki yıldır sürdürdüğü çalışmalara İl Temsilcilerimiz ve İlçe Gönüllü Sorumlularımız katıldılar.

5. TEMA Vakfı İl Temsilcileri, Dünya Çevre Günü etkinlikleri kapsamında, siyasi partileri ziyaret edip İl Başkanlarına, TEMA Vakfı’nın hazırladığı çevre manifestosunu okuyup verdiler. TEMA Vakfı Temsilcilerinin organize ettiği eylemde (Seçim Manifestosu verilmesi ve Su Kampanyası) yerel basına Genç TEMA ve Yavru TEMA ile gidilip TEMA Vakfı mesajları kamuoyuna duyuruldu.

6. 17 Haziran 2007’de Konya - Karapınar’da Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü’nün önemini vurgulamak amacıyla gerçekleşen etkinliğe Temsilcilerimiz katılım sağladı.

7. 30 Haziran 2007’de Bursa’da “Erozyona Duyarlı Alanların Tespiti” konulu çalıştay gerçekleşti ve ülke çapında çeşitli illerin katılımı sağlandı.

8. Bir ilimizin, çevre köy ve beldelerden katılan misafirlerle birlikte gerçekleştirmiş olduğu “O Köy Bizim Köyümüzdür” projesiyle köy yaşamı, köylü sorunları ve istekleri yerel basında görsel ve yazılı olarak yer almıştır. (TOKAT)

9. “Suyunu Boşa Harcama” kampanyası temsilci ve gönüllü sorumlularımızın destekleri ve özverili çalışmaları ile tüm yurtta büyük ilgi görmüştür.


Temsilciler İle İlgili Önemli Bilgiler


• İlk Temsilcimiz Fevzi ÇOŞGUN – TAVŞANLI 1993
• TEMA Temsilcilerinin sayısı : 72
• 1.TEMA Temsilciler Kurultayı – KONYA – Mayıs 2004
• 2. TEMA Temsilciler Kurultayı – AFYONKARAHİSAR –11-12 Haziran – 2005
• Temsilciler Toplantısı – GEMLİK – BURSA – 16-17 Eylül 2006
• Temsilciler ve Gönüllü Sorumlular Toplantısı – ERZURUM – 14-16 Nisan 2007


Mezun TEMA Çalışmaları


Mezunlarla ilgili çalışmalar 2006 yılında da devam etmiştir. Belirlenen yönergeye göre yeni bir çalışma şekli oluşturulmuştur. Mezun olan Genç TEMA’cılarla iletişim kurulmaya devam edilmiştir. Bu bağlamda İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Erzurum ve Sivas illerimizde Mezunlarımızla ilgili çalışmalar başlamıştır. Erzurum da bulunan Mezun TEMA’lımız Işıl Bedirhanoğlu İl Temsilcisi olmuştur.


Mezun TEMA Vizyon Toplantısı – İSTANBUL – 24 Haziran 2007


Mezun TEMA Köye Gitti


18 Şubat 2007 Pazar günü Kocaeli/Gölcük/Siretiye köyü tarafımızdan ziyaret edildi.


Neden bir köy gezisi yaptık?


-Ekosistem hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için,
-Ülkemizde bir köyün ne gibi ihtiyaçları olduğunu yerinde görmek için,
-Köy halkının, ellerindeki doğal varlıkların değerinden ne kadar haberi olduğunu görmek için.


Bu çalışmanın Siretiye Köyünde yapılmasının sebebi nedir?


Mezun TEMA grubu olarak gitmeyi planladığımız köy, Beylikdüzü’ydü. Elimizdeki maddi kaynağı ve zamanımızı ekonomik kullanmak için İstanbul’a yakın sayılabilecek bu köyü tercih etmiştik. Gezi günü bu köyde bize rehberlik edecek kişinin orada bulunamaması sebebiyle yakınındaki Siretiye Köyü’ne gitme kararı aldık.


Köyde neler yapıldı?


Köy Güzelleştirme Derneği Başkanı, muhtar ve köyün yaşlıları ile görüşüldü. Köyün genç erkekleri, fabrikalarda çalıştıkları için o gün orada değillerdi. Köyün genç kadınları evlerinde bulunuyordu; ancak onları evlerinden çağırmadık. (Köy Güzelleştirme Derneği Başkanı, eğer önceden haber verip gidersek akşam saatlerinin köy halkı ile buluşmak için uygun olduğunu ve kendisinin bu konuda yardımcı olacağını söyledi.) Köy muhatarı ve güzelleştirme derneği başkanı ile yapılan birebir görüşmelerden sonra köy kahvesinde TEMA Vakfı tanıtımı Bora Ersezen tarafından yapıldı. Toplantıdan sonra köyün doğasını tanımak ve biraz da kendimizi mutlu etmek için Siretiye Köyü’nün tepelerine doğru, hafif çiseleyen yağmurun altında trekking yaptık.


Sinop’da Mezun TEMA oluşumu tamamlandı.


Sinop İlimizde Mezun TEMA ile ilgili olarak Yüksek Okul’da araştırma görevlisi olan arkadaşımız Oylum Gökkurt ve ekibi Mezun TEMA’yı oluşturdular ve faaliyetlere başladılar.


Genç TEMA Çalışmaları


Ulu Önder Atatürk'ün geleceğimizi emanet ettiği gençlerimiz, Türkiye'nin ve dünyamızın karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan biri olan erozyon ve çölleşmeyle mücadelede TEMA Vakfı çalışmalarına büyük destek olmaktadırlar. Çevre sorunlarına duyarlı gençler ülke genelinde 46 ilde ve KKTC’de, toplam 67 Üniversitede Genç TEMA Teşkilatlarını oluşturmuşlardır. Bu oluşumda, üniversite bünyesinde TEMA amaç ve hedefleri doğrultusunda çalışma ve faaliyet gösteren 8000 gönüllü gencimiz bulunmaktadır. Genç TEMA Teşkilatları üniversitelerde çalışmalarına 2000 yılında başlamış ve bugünlere gelmiştir. İllerimizde TEMA Vakfı Temsilcisiyle koordineli çalışan genç gönüllülerimiz, oluşturdukları teşkilatlarında sadece üniversiteli arkadaşlarıyla değil, lise öğrencileri de dahil olmak üzere 15 yaş üzeri tüm gençlerimizle gönüllü çalışmalar yürütmektedirler. Liselerde de Genç TEMA teşkilatlanma çalışmalarına, 2006-2007 öğretim yılında çeşitli illerde seçilen pilot liselerle başlanmıştır.

TEMA Vakfı amaç ve hedefleri doğrultusunda, erozyon sorununa karşı duyarlı, doğal varlıkların korunması konusunda hassas, bilinçli, ülkemizin geleceğinde söz sahibi olacak gençlerimizi etkin bir kamuoyu oluşturma çalışmaları için birlik olmaya davet ediyoruz. TEMA Vakfı olarak, Gönüllü katılımlarıyla mücadelemizde bizlerle birlik olmak isteyen gençlerimizi aramızda görmekten mutluluk duyacağız.


Genç TEMA Hakkında


• Genç TEMA çalışmaları 2000 yılında başladı.
• 67 Üniversitede Genç TEMA Teşkilatı bulunuyor.
• Genç TEMA gönüllülerinin sayısı tüm yurtta yaklaşık 8000 kişi.


Genç TEMA Ulusal Toplantıları


• I. Genç TEMA Başkanlar Toplantısı, 2004 yılında K.K.T.C – Lefke’de yapıldı.
• II. Genç TEMA Başkanlar Toplantısı, 2005 yılında K.K.T.C. – Lefkoşa’da yapıldı.
• III. Genç TEMA Başkanları Planlama ve Strateji Toplantısı, 2006 yılında Erzurum’da yapıldı.
• I. Genç TEMA Koordinasyon Toplantısı, 2002 yılında İstanbul’da yapıldı.
• II. Genç TEMA Koordinasyon toplantısı, 2003 yılında İstanbul’da yapıldı.
• III. Genç TEMA Koordinasyon Toplantısı, 2004 yılında İstanbul’da yapıldı.
• IV. Genç TEMA Koordinasyon Toplantısı, 2005 yılında Adana’da yapıldı.
• I. Genç TEMA Ulusal Çevre Kongresi 2006 yılında Ankara’da yapıldı.


Konu: Türkiye’de Su ve Sulak Alanlar Sorunu


• II. Genç TEMA Ulusal Çevre Kongresi, 2007 yılında Antalya - Kemer’de yapıldı.


Konu: Toprak Kirliliği ve Anıt Ağaçlar


Yavru TEMA Çalışmaları


TEMA Vakfı ilköğretim okullarında Yavru TEMA adı altında yürüttüğü çalışmalar ile:

İlköğretim okullarında kurulan Yavru TEMA teşkilatları aracılığı ile çocuklarda çevreye ve doğal varlıkların korunmasına dair bilinç geliştirmek; erozyon tehlikesinin farkında, toprağın önemini kavrayan dolayısıyla erozyonla ve çölleşme ile mücadele eden; içinde yaşadıkları çevreye karşı duyarlı ve çözüm üreten nesiller yetişmesine katkıda bulunmak amaçlanmaktadır.

Yavru TEMA çalışması ile, eğitim ve faaliyetlerden oluşan bir yıllık program izlenmekte; bu yol ile ilköğretim öğrencileri erozyonla mücadele, doğal varlıkların korunması ve çevre konularında önce bilgilendirilmekte , ardından etkinliklerle bu farkındalığın davranışa dönüşmesi hedeflenmektedir.
Yavru TEMA, talep eden ilköğretim okulları ile görüşülerek bu çalışmanın tanıtılması ile başlar. Okullarda erozyon ve çevre eğitimlerinin verilmesi, meşe palamudu tohumları toplanması ve yetiştirilmesi, fidan dikimi, çevre gezileri, ulusal ve uluslararası organizasyonlar ile çevre sorunlarının ele alınması, doğa ve erozyon eğitim kampının içinde yer aldığı faaliyetlerden oluşur. Bunun yanı sıra okullarda belgesel filmler izlenir, gönüllülük çalışmaları yürütülür, atık yönetimine dair çalışmalar, çevre temizliği yapılır; resim, kompozisyon, şiir yarışmaları, gösteriler düzenlenir.

Mayıs 2005, Ankara : Ulusal Yavru TEMA Kurultayı, “Küresel İklim Değişiklikleri, Sebepler, Sonuçları, Çözüm Önerileri”

Nisan 2006, Antalya : Uluslararası Yavru TEMA Kurultayı, “Küresel İklim Değişiklikleri, Sebepler, Sonuçları, Çözüm Önerileri”

Nisan 2007, Balıkesir : Yavru TEMA Şenliği, “Yakın Çevremizdeki Güncel Çevre Problemleri ve Çözüm Önerileri”


Gönüllülük Çalışmaları


TEMA'nın kamuyu oluşturulmasına yönelik diğer bir çalışması da Gönüllü kaydı yapmaktır. Gönüllüler TEMA’nın bir çok faaliyetlerinde ülke genelinde aktif destek vermektedir. Haziran 2007 tarihi itibariyle, TEMA Vakfının kayıtlı Gönüllü sayısı 320 bini geçmiştir. Gönüllülerimizle çeşitli dönemlerde motivasyon toplantıları düzenlemekte olup faaliyetler konusunda bilgiler kendilerine anlatılmakta ve onlarında görüşleri alınmaktadır.

• Gönüllü Mevcudumuz: 325.000 ( 1 Ağustos 2007 )
• 250.000 Gönüllümüz Tarsus-Yavru TEMA
• 300.000 Gönüllümüz Balıkesir-Aslıhan Tepecik Köyü-Yavru TEMA




----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

35_58
12.09.2008, 02:09
Tema 2B'lik orman arazilerini satılmaması icin imza kampanyası
baslattı. hükümet satarım diye ısrar ediyor.

Hayrettin Karaca ise 'verin bana bir milyon imza, sattırmam' diyor.

Lütfen imza atalım [Only Registered Users Can See Links]

İMZALADIKTAN SONRA DA BU LİNKİ LÜTFEN TANIDIKLARINIZA GÖNDERİN.

AZRALİNİM8189
12.09.2008, 15:43
tema ya tam destek...

sevecenbaba2005
16.03.2009, 19:13
“TEMA Vakfı’ndan
Yeni Kampanya”





Suyunu Boşa Harcama





4 kişilik bir aile, yılda 140 ton su kurtarabilir…

TEMA Vakfı evlerdeki gereksiz su tüketiminin önlenmesi için bireysel çabaların ne kadar büyük fark yaratacağına dikkat çekmek ve kamuoyunu bilinçlendirmek amacıyla “Suyunu Boşa Harcama” Kampanyası başlattı.

Bilimadamları, küresel ısınmanın son 50 yılda insan eliyle arttığını ve asırlarca süreceğini resmen ilan etti. Buna göre Türkiye, küresel ısınmanın etkilerini en şiddetli yaşayacak ülkeler arasında ve bu etkilerin en önemlilerinden biri de kuraklık. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkemizde yaşanan kuraklık, halkın bu konudaki duyarlılığını arttırdı. Bu duyarlılığı harekete geçirmeyi hedefleyen “Suyunu Boşa Harcama” Kampanyası, 25 Nisan 2007 tarihinde The Marmara Otel’de düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna duyuruldu.

Petrolsüz milyonlarca yıl yaşadık ama; susuz birkaç gün dayanabilir miyiz!

TEMA Vakfı Genel Müdürü Dr. Uygar Özesmi Suyunu Boşa Harcama Kampanyası Basın Toplantısı’nda Türkiye’nin su kaynakları ile ilgili sunum gerçekleştirdi. Dr. Özesmi toplantıda yaptığı açıklamada; “ TEMA Vakfı, 15 yıldan bu yana bilimsel raporlar ve başta toprak olmak üzere kendi deneyimlerine dayanarak kamuoyunu bilgilendiriyor, karar vericileri önlem almaya zorluyor. Çünkü bilim adamlarının yaptığı araştırmalar ülkemizin küresel ısınmanın etkilerini şiddetli bir biçimde yaşayacağının özellikle altını çiziyor. Bu nedenle hepimizin bireysel olarak göstereceği çabalar suyumuzun korunması için çok büyük önem taşıyor. TEMA Vakfı olarak evlerdeki gereksiz su tüketiminin önlenmesi için bireysel çabaların ne kadar büyük fark yaratacağını kamuoyuna anlatmak üzere “Suyunu Boşa Harcama” Kampanyası başlatıyoruz. Ülkemizde suyun önemli bir bölümü evlerde kullanılıyor. Kampanyamız ulusal kanallarda yayınlanacak bilgilendirme filmi, gazete ilanları ve el broşürleri ile desteklenecek.” dedi.

Dr. Özesmi sözlerini bitirirken; “Bir evde yılda 140 ton suyu kurtarabiliyorsak, Ayşe Hanım Figen Hanım’a söylese, Zeynep Hanım Muhsin Bey’i uyarsa, bu hareket haneden haneye sıçrasa, milyonlara yayılsa Türkiye’nin tonlarca suyunu kurtarabiliriz. Lütfen, suyumuzu kurtarmak için, hep birlikte harekete geçelim” çağrısında bulundu.

Bir ev bile fark yaratır...

TEMA Vakfı, 4 kişilik bir ailenin, musluğun gereksiz yere akmasına izin vermeyerek, kısa duş alarak, bulaşıklarını makinede yıkayarak, gereksiz yere sifon kullanmayarak, güneş battıktan sonra bahçe sulayarak, bir yılda 140 ton su tasarrufu yapabileceğini açıkladı. Kampanyanın iletişim mecralarından biri olan [Only Registered Users Can See Links] internet sitesini ziyaret edenler bireysel alabilecekleri önlemleri öğrenirken, kendi evlerindeki tasarruf miktarlarını da hesaplayabilecekler.

Evde suyumuzu kurtarmanın 10 basit yolu

1. Musluğu Açık Bırakmayın

Her gün sebzelerimizi elde yıkamak yerine, su dolu bir kapta yıkarsanız, çok daha az su tüketirsiniz. 4 kişilik bir aile bu yöntemle yılda ortalama 18 ton su kurtarabilir.

2. Bulaşıklarınızı Elde Değil Makinede Yıkayın

4 kişilik bir ailenin günlük bulaşığını elde yıkarsanız, ortalama 84 - 126 litre su harcarsınız. Oysa bulaşık makinesi aynı bulaşığı sadece 12 litre su ile yıkar. Bu da bir yılda ortalama 26 - 40 ton suyu kurtarmanız demektir.

3. Diş Fırçalarken, Tıraş Olurken Suyu Kapatın

Diş fırçalarken ya da tıraş olurken, kullanmadığımız halde açık bıraktığımız su gideri, yılda kişi başı ortalama 12 tondur. 4 kişilik bir ailede bu rakam ortalama 48 tondur.

4. Daha Kısa Duş Alın

5 dakikalık bir duş sırasında ortalama 60 lt su harcarsınız. 4 kişilik bir ailenin her bir ferdi duş süresini 1 dakika azaltırsa yaklaşık 18 ton su kurtarırsınız.

5. Gereksiz Yere Sifon Çekmeyin

Tuvaleti çöp olarak kullanmayın. Dört kişilik bir ailenin her bir ferdi, günde bir kez sifonu amacı dışında çekerse yılda 16 ton su harcamış olur.

6. Sifona Plastik Bir Şişe Yerleştirin

1,5 litrelik bir pet şişeyi su ile doldurarak sifonunuzun içine yerleştirin. Sadece bu basit bir önlemle bile yılda 2 ton su kurtarabilirsiniz.

7. Duş Başlığınız Değiştirin

Yeni çıkan suyu daha iyi bir şekilde püskürten ekonomik duş başlıklarından alın. Böylece suyu daha az açarak daha tazyikli bir duş alabilirsiniz.

8. Muslukları Tamir Ettirin

Evdeki tüm muslukları su kaçırmadığından emin olum. Gerekirse tamir edin. Her saniye bir damla damlayan musluk yılda 1 ton su harcar.

9. Su Kaçaklarını Engelleyin

Evinizdeki ya da apartmanınızdaki su borularını yenileriyle değiştirin ya da tamir ettirin. Eski tip borular tonlarca su harcar.

10. Çamaşır Makinesini Ekonomik Kullanın

Bir çamaşır makinesi tek bir çalıştırmada 176 litre su harcar. Makinenizi haftada bir kez bile az kursanız, yılda 9 ton suyu kurtarırsınız.




Saygılarımızla;

Toprağına Sahip Çık !

TEMA Vakfı




* * *

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Only Registered Users Can See Links]

haziran_AW
16.03.2009, 21:38
bu degerli bilgiler için teşekkürler Mustafa abi.kızımda TEMA vakfı gönüllülerinden.burada yayınladığınız mesajlardan slaytlar hazırlayıp okulunda arkadaşlarına sundu.minik yürekler 230 ytl para toplamışlar harçlıklarından.meşe projesine bir kaç damlada minik yavrularımızdan.