PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : seyduna ve şahrud (kavuşamayan iki aşık ırmağın öyküsü)


seyduna ve sahrud
25.10.2007, 15:24
:'( :'(

yitik öyküdür, tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan, iki yürekte durmadan kanayan

seyduna ile şahrud

yüreklerinin akarken bıraktığı izi birbirlerinin gözlerinde aradılar, yoktu

iki iklim farkıydılar...

ne zaman gözgöze gelseler yangın çıkmayacak denli uzaktılar

yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı üçüncü bir kente düşmüş suretleri.

şahrud gökyüzü geliniydi, yüzüne bulut inse donardı masal gözleri

bir solukluk rüzgarda bile kanardı usul usul gelincik bedeli

seyduna yeryüzü cehennemi ölüm çağırır uçurumlarda sınardı sevdasını

mağma yüreği

yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı.. onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi...

iki iklim ayrıldılar

"ya şahrud" dedi seyduna
"gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm, ardına bakma, gözyaşımla vurulursun, su gibi git"

şahrud'un yüzüne keder mayın gibi durdu

ve zaman gözlerinin su yeşiline kuruldu

hüzün bir buda heykeli gibi çırılçıplak yüzlerine oturdu..

rivayet odur ki, şahrud vardığı denizlerde hala seyduna türküleriyle uyanmakta

seyduna şahrud'un gözlerinden kalan masalla yaşlanmakta...
(mathillda, 17.05.2006 16:49 ~ 03.08.2006 15:10)#9552778 !?

"iki ayrı baharın dalıydılar; biri ilk, diğeri sondu ve kan ter içinde bir yaz aralarında duruyordu. bahara yenildiler. şahrud taptazeydi. filizdi. yüreği güneşi içecek denli kar yangınıydı. her ucu ayrı bir yeşile sevdalı .. cemreler yaşamla arasında ana sütüydü. toprak var gücüyle ayakta tutuyor kendini ve doğurganlığını ona sunuyordu.

şahrud ise her dal yeşile bir tomurcukla karşılık veriyordu. içtiği her damla güneşle çiçekleri çıtlıyordu. sanırsın rengarenk gülümseyen yeryüzüydü... seyduna ölüme ölümüne yakındı. çınardı. şahrud'un giyindiğini soyunuyordu ve gelinsi dalları soyundukça çıplaklığından utanıyordu. solan yüreğiyle her seher güne biraz daha sarı duruyor ve biliyordu; ten soğuması çoğu kez elinde ak keteniyle vaktinden önce geliyordu. seyduna'yla şahrud'un tek ve bütün bağları ayrılıkları da olan mevsimin en uzak uçlarında tutunmalarıydı. mevsim haziran sonunda kendini yakınca koptular...

artık birbirlerinin kışında bile yoktular..."

Deli_Nefes
25.10.2007, 15:34
Gözlerinin İçi


söğüt olsam eğilirim
nazlı dal veren toprağa
çiçek olsam meylederim
dağ başlarında kokmaya

güneş olsam tez doğarım
gökyüzüne çıkmaya
aras olsam yol bulurum
yattığın yere akmaya
aras olsam yol bulurum
yatağına akmaya

gözlerinin içini öpeyim
yüreğim serinlesin
şiirler yetmez sevdama
öylesi derinimsin
şiirler yetmez sevdama
türkünün demindesin.

damla olsam dökülürüm
ak ellerini yuğmaya
gözyaşıysam sabrederim
kirpiklerinde kalmaya
gel gör ki sevdakârım
aşk oduyla yanarım
bu hallere düşmemi gözlerine sayarım.

gözlerinin içini öpeyim
yüreğim serinlesin
şiirler yetmez sevdama
öylesi derinimsin
şiirler yetmez sevdama
türkünün demindesin

Seslendiren: Arzu Görücü

biz
25.10.2007, 16:51
:'( :'(



ne zaman gözgöze gelseler yangın çıkmayacak denli uzaktılar

"


Çok etkileyici bir öykü,
'' ne zaman gözgöze gelseler yangın çıkmayacak kadar uzaktılar''
özellikle bu cümle çok etkileyici.

Bununla ilgili daha çok şey öğrenmek isterim,anlatırsanız tabi ki :)

__G E N C O__
25.10.2007, 17:17
Anlatım çok etkileyici !..Betimlemeler çok güzel..Çok etkilendim..

Emeğine sağlık Değerli Arkadaşım..

şahımmerdan
25.10.2007, 19:38
:'( :'(

yitik öyküdür, tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan, iki yürekte durmadan kanayan

seyduna ile şahrud

yüreklerinin akarken bıraktığı izi birbirlerinin gözlerinde aradılar, yoktu

iki iklim farkıydılar...

ne zaman gözgöze gelseler yangın çıkmayacak denli uzaktılar

yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı üçüncü bir kente düşmüş suretleri.

şahrud gökyüzü geliniydi, yüzüne bulut inse donardı masal gözleri

bir solukluk rüzgarda bile kanardı usul usul gelincik bedeli

seyduna yeryüzü cehennemi ölüm çağırır uçurumlarda sınardı sevdasını

mağma yüreği

yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı.. onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi...

iki iklim ayrıldılar

"ya şahrud" dedi seyduna
"gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm, ardına bakma, gözyaşımla vurulursun, su gibi git"

şahrud'un yüzüne keder mayın gibi durdu

ve zaman gözlerinin su yeşiline kuruldu

hüzün bir buda heykeli gibi çırılçıplak yüzlerine oturdu..

rivayet odur ki, şahrud vardığı denizlerde hala seyduna türküleriyle uyanmakta

seyduna şahrud'un gözlerinden kalan masalla yaşlanmakta...
(mathillda, 17.05.2006 16:49 ~ 03.08.2006 15:10)#9552778 !?

"iki ayrı baharın dalıydılar; biri ilk, diğeri sondu ve kan ter içinde bir yaz aralarında duruyordu. bahara yenildiler. şahrud taptazeydi. filizdi. yüreği güneşi içecek denli kar yangınıydı. her ucu ayrı bir yeşile sevdalı .. cemreler yaşamla arasında ana sütüydü. toprak var gücüyle ayakta tutuyor kendini ve doğurganlığını ona sunuyordu.

şahrud ise her dal yeşile bir tomurcukla karşılık veriyordu. içtiği her damla güneşle çiçekleri çıtlıyordu. sanırsın rengarenk gülümseyen yeryüzüydü... seyduna ölüme ölümüne yakındı. çınardı. şahrud'un giyindiğini soyunuyordu ve gelinsi dalları soyundukça çıplaklığından utanıyordu. solan yüreğiyle her seher güne biraz daha sarı duruyor ve biliyordu; ten soğuması çoğu kez elinde ak keteniyle vaktinden önce geliyordu. seyduna'yla şahrud'un tek ve bütün bağları ayrılıkları da olan mevsimin en uzak uçlarında tutunmalarıydı. mevsim haziran sonunda kendini yakınca koptular...

artık birbirlerinin kışında bile yoktular..."

Eline sağlık can, çok etkileyici gerçekten...

SEYDUNA ve ŞAHRUT

Kavuşamayan İki Irmağın Öyküsü

Ve Bunun İçin Yazılan Güzel Bir Türkü

Öpüyorsam ayrılığı gözünden
Söküyorsam yüreğimi göğsümden
Geçiyorsam gözlerinin içinden
Sana olan sevdamdandır bilesin

Meğer ne yalnızız insan olmuşsak
Yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak
Yeri gelmiş acıya da gülmüşsek
Sana olan sevdamdandır bilesin


Biliyorum sen yine parmak uçlarında üşüyorsun.
Aramızda kıvrılıp yatan uzaklığa inat
Ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını
Ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun.
Sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta
Ve çırılçıplak bir ırmağa dönüşüyoruz yatağımızda...
Apansız pencerende gülümsüyor güneş ne güzel.
Bütün parmakların tıkır tıkır işliyor
İştahla biliyorsun yaşamaktır aşk
Geceyle gündüzün sesziz gecişimidir bir uyku boyunda.
Delice bir yangın parmaklarının buzulunda
Ah şahrut!
her yerimiz nasıl da şaşırıp kalmaya istekli.

Karşılıksız sevebilmekse sevda
Gerçek seven küle dönmüş her çağda
Elim kolum bağlanmışsa kıyında
Sana olan sevdamdandır bilesin
Sevdunayım gebermişsem kıyında
Sana olan sevdamdandır bilesin.

t_ozgur
25.10.2007, 19:46
Konu daha önce [Only Registered Users Can See Links] linkinde hasan_44_aw nickli üyemiz tarafından acılmıstır konuyu kilitliyorum.