PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Devlet ve Aleviler üzerine Bir Deneme


karayazı1983
24.01.2008, 15:29
Makale yazmak zor iş dostlar. Konuyu bulmak, ona hakim olmak, başlık, sonluk, söz söz, giriş, gelişme ,sonuç...Açıkçası tedirginim biraz. Benim anlatmaya çalışacağım konu; laikçi elit kesimlerin genelde muhaliflere, özelde Alevilere bakış açısıdır.
Bilindiği gibi devletin kökeni günümüzden yaklaşık 3000 yıl öncesine dayanır.İnsanlık, birlikte yaşamaya başlayınca geçmişten getirdikleri bazı alışkanlıklardan, çevre şartlarından ve topluluğun liderinin insiyatifiyle ya çiftçi-yerleşik ya da göçebe-savaşçı-çoban topluluk haline geldi.Bu grupların arasındaki hiyerarşi; herkesin yeteneği ölçüsünde çalışmasına, boş durmamasına dayalıydı.Hukuk insanların arasındaki genel-geçer kurallarla ( bu kurallar topluluğun yararını gözetiyor, bu yüzden şartlara göre değişiklik gösterebiliyordu) sağlanıyor, hukukun dışına çıkan topluluktan da dışlanıyordu. Bu binlerce yıl böyle devam etti. Bu süreçlerde çoban topluluklarla çiftçiler, çobanlarla çobanlar ya da çiftçilerle çiftçiler arasında savaşlar yaşanabiliyordu. Bu sonuncu daha seyrek görülen mücadeleydi.Genelde çoban- savaşçı topluluklar hayvanlara bulaşan hastalıklar ya da verimin azalmasından etkileniyorlar (buna sürekli artan nüfusu da eklemek gerekir), çiftçilik bilmedikleri için de kıtlıklar olabiliyordu. Bu durum onları yerleşik-çiftçiler üzerine savaşlara yöneltiyordu. Çoban topluluklar için birkaç seçenek vardı önlerinde; ya çiftçileri öldürüp mallarına el koymak -ki bu, o mallar bitinceye kadar işe yarardı- ya onlarla birlikte yerleşik yaşama geçmek - ki bu seçenek zahmetli çiftçi işlerini yapmayı gerektiriyordu, ya da onları korumak şartıyla çalışmadan biriken toplumsal artıya sahip olmak. Bu sonuncusu daha mantıklıydı elbette. Çiftçiler de savaşıp yok olmaktansa onların askeri üstünlüğünü kabul edip - ki bu onları diğer çoban toplulukların saldırılarından da koruyacaktı- toplumsal artılarını onlara teslim ettiler. İşte toplumsal artıdan beslenen askeri-bürokrat sınıfın temelleriydi bu. Bu günümüzde yaşayan bu sınıfın da temelidir. Ve böylece bu topluluklar dini de kullanıp tapınağa toplumsal ürün elde etmek suretiyle devleti oluşturdular.
Temeleri o zamandan atılan devlet yıllarca böyle devam etti. O günden bugüne toplumsal artıyı ellerinde tuttular. Her zaman kendisi ne muhalif olmayacak unsurları işlerine geldiği şekilde desteklediler. Ve ülkemizde de devlet Jakoben- cumhuriyetçiler ile laikçi-elit kesimi iktidara taşıdı. Modernleşme süreciyle Müslümanları, Uluslaşma süreciyle de Kürtleri bertaraf etmeye çalıştılar. İstiklal mahkemelerinde yüzlerce insanın idam edilmesi, Dersim'de akıtılan kanın Cumhuriyet'in ilk yıllarında olması bu açıdan değerlendirilmelidir. Alevilerin modernleşme tarihini iyi okumak gerekiyor bu noktada. Yıllarca Osmanlı'da asimilasyona maruz kalan Aleviler yeni elit kesime kurtarıcı gibi sarıldı. Devletle daha fazla uğraşmayı öze alamazlardı, bu yüzden Kürtlere ve müslümanlara yapılanlara sessiz kaldılar( bunda Kürtlerin çoğunluğunun hanefi- şafi sünni olmaları, müslümanlara da "oh olsun" mantığı egemen oldu tabi). Devlet ise kendisine muhalif olmayan Alevi toplumunun üzerine pek gitmedi doğal olarak; fakat ülkeyi Sünni-müslüman mezhep üzerine kurmaktan da beis görmediler. Ordu ise ilk yıllarda şeriatçıların üzerine akın ederken giderek onlara destek verip onları büyütmekten de geri durmadı. Alevilerin o çok güvendiği ordu, peşpeşe askeri darbelerle ülkede sünni dini egemen kıldı. Din derslerini zorunlu hale getirdi.Devlet Alevi köylerine zorla cami yaparken ordu ses çıkarmadı, laikçi-elitler ise finansman oldular. Fakat zamanı geldiğinde Alevi toplumunu "laik Türkiye'nin teminatı" addetmekten de geri durmadı. Öyle ki Aleviler kendilerine dikilen bu elbiseyi fazlasıyla benimseyip, kraldan çok kralcı olmaya başladılar.
Devlet bir ülkede basını mutlaka denetim altına almalıdır. Bu bizim ülkemizde de oldu. Yıllarca Alevi katliamlarına ses çıkarmayan ( pardon, Alevilere karşı ses çıkaran) gazetelerin, yıllarca rüşvet ve iltimasın anasını ağlattıktan sonra bunu yeni bir kesimin devralmasına dayanamayıp yükselen "rap" müziği de kullanarak, yapılan iltimasları laiklikle ilişkilendirip "tüm bunlardan utanç duyan herkesle gurur duyması", Alevilere bir göndermedir aslında. Ya da kanallarında muharrem sohbetleri yapması, cumhuriyet mitinglerinde Alevileri birşeylerin farkına vardırmaları bu bağlamda değerlendirilmelidir. Bu mahalledeki çocuklarla uğraşıp kavga çıkara haylaz bir çocuğun, bu kez de başa çıkamayınca ağabeyinden yardım istemesine benziyor. Yıllarca Alevilerin sünnülerden farkı üzerinden politika yapıp onları "teminat" yapmak isteyen zihniyet,Alevilerin haksızlıklara karşı olan taraflarından çekinip karşısındakileri onlara galebe çalmaya hazırlayan laik-elit kesim, yükselen tehlikeye de karşı Alevileri kalkan yapma ikiyüzlülüğünü göstermişlerdir.Devlet budur. Zihniyet, asla gerçekten laik olmamış olan bu zihniyettir. Peki Aleviler nedir?
Bir denemeydi arkadaşlar. Umarım beğenirsiniz. Sabırsızlıkla yorumlarınızı beklerim. Herkese SAYGILAR...
KARAYAZI1983 OCAK 2008

İşcanbaba
24.01.2008, 16:42
Karayazı,
Şu an Vakitsizim ancak,Cidden çok kötü bir tahlil
Alevilere de haksızlık edilmiş,
Ve uzun zamanım olduğunda, Nedenlerimi yazacağım.

karayazı1983
24.01.2008, 17:01
İlgilendiğiniz için teşekkür ederim İşcanbaba. Yorumunuzu bekliyorum.

fadike
24.01.2008, 17:11
Şimdi herkes makale yazabilir ve fikirlerini savunabilir; ancak savunulan fikirlerin belirli bir dayanağı olmalı, hiç değilse akıl ve bilimin ve de mantığın süzgecinden geçirilip geçmiş ile bugünü, geleceği iyi tahlil etmelidir.

Eleştirilerime gelince.

Laikçi-elit kesimin zaman içinde değiştiği doğrudur ve bilinmelidir ki, kentlerin merkezlerinde sermaye yoğunlaştıkça laiklik artış gösterirken, kırsal kesimlerden kaçan sermeye bu bölgelerin dinsel gerici güçlerin eline geçmesine neden olmuştur.

Dersim Katliamı, Şeyh Sait İsyanı ne ölçüde savunulabilir ki, bu isyanları birkaç esrarkeşin yapmadığı bilinir. Şunu unutmamak gerekir her devrim kendi çocuklarını yediği gibi yaşamasına ve düzenini oturtmasına engel olcak unsurları da bertarf etmek zorundadır. Örneğin Sovyet Rusya'da Kızılların Beyazları öldürmesi, Sibirya Steplerine sürmesi, Sovyetlerin her yerinin adeta açık cezaevine dönüştürülmesi ve kiliselerin zorla kapatılması.

Dinci-faşizmi darbeler ile palazlandıran ve Alevileri darmadağın eden, işçi sınıfını ve emek mücadelerini ezip geçen ordu ile Cumhuriyeti kuran ordu, asker, burokratların arasında dağlar kadar fark vardır. Meclis Gizli Celse Zabıtlarını okursanız ilk meclisin ve ordunun "istiklal-i tam, hürriyet-i tam; bizi mahvetmek isteyen emperyalizme ve bizi yok etmek isteyen kapitalizme karşı; egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu tam bağımsız bir Türkiye..." gibi hedefleri olduğu görülecektir.

Yıllar yılı yok sayılan Aleviler bugün kitle iletişim araçlarının çoğalması ile kullanılıyorlar mı? Evet, ama iktisatta dışsallıkların içselliklere dönüştürülmesi diye bir teori vardır ki, gelişmiş ya da azgelişmiş tüm ekonomilerde bu teori geçerlidir.

Aleviler bu durumdan faydalanarak kendilerini "azınlık" konumuna indirgemeyerek bugün kendi kaderlerininin tayini için emperyalizm ile işbirliği yapan, dinsel gerici güçlerin varlığına da asla ses etmeyen Kürtçülerin, Kürt Milliyetçilerinin durumuna düşmeden düzene kabul ettirebilirler. Tıpkı teori yüklü romantik devrimcilerin reddettikleri demokrasiyi kullanarak dünyada seçimle işbaşına gelen tek ve ilk Marksist lider Salvador Allende gibi...

Ayrıca modernleşme kaçınılmaz olarak sermayeyi ve bu birikimden beslenen burjuvaziyi, elit kesimi büyütecektir; süreç budur. İşçi sınıfı da bu modernleşmeden yararlanıp örgütlenerek devrimi gerçekleştirecektir.

karayazı1983
24.01.2008, 17:31
Yazdıklarımın senin değil benim mantığıma uyması temeldir önce. Olaylara bayağı bi iktisadi açıdan yaklaşmışsınız. Fakat bu daha çok siyasetin konusu. Neyse sermaye geçişinden bahsetmişsin de; tabi ki sermaye ilelebet laikçilerin elinde kalamazdı. Ayrıca paranın sadece başka yerlerde toplanması da doğru olmasa gerek. Bu ülkeni sermayesini yıllarca bu elit kesim yedi, kırsal kesimler hep geri kaldı ve dine sarıldı. Bu konuda hemfikiriz sanırım. Ama dinci olmak sadece parasızlıkla açıklanamaz. Keza eskinin bilinçsiz türbanlısı, bugün gerek bilgi birikimiyle, gerekse maddi açıdan elitlere yaklaşmıştır. Türbanın çok fazla sorun olması bundandır.
Devrim kendi çocuklarını falan yemedi.İşine gelmeyeni yedi, kendisinden farklı olanı. Birtakım siyaset retorikleriyle katliamları meşrulaştıramazsın.
Cumhuriyet parlementosunda tam bağımsızlık lafları edildiği doğrudur. Hatta mücadele de anti- emperyalisttir, katılırım. Fakat mecliste başka şeylerde konuşuldu: "Kürtler asli unsurdur" vs. 38'de Dersim'e gidilip, "siz aslında Türksünüz" demeler cumhuriyetten çok sonra da değildi. Atıla bildiriler hala belgelidir. Bir gecede binlerce köyün adının dğiştirilmesinden, bahsettiğin ordulardan hangisi sorumlu. Ülkede TKP'nin kurulup devrimden sonra üyelerinin öldürülmesi de herhalde çocuklarını yemedir. Bir Londra konferansında bir Lenin'le görüşmelerde, herhalde Kenan Evrenlerin işi.
Kürt sorununu dış güçlerin kullanmaya çalıştığı doğrudur. Fakat bir halkın KKTH hiçbir gerekçeyle sınırlanamaz. Bu sorunu dış güçlere de silahlı güçlere de bırakmadan çözmek emek ve demokrasi güçlerinin işidir.

karayazı1983
24.01.2008, 17:35
Ayrıca modernleşme kaçınılmaz olarak sermayeyi ve bu birikimden beslenen burjuvaziyi, elit kesimi büyütecektir; süreç budur. İşçi sınıfı da bu modernleşmeden yararlanıp örgütlenerek devrimi gerçekleştirecektir.

O zaman bi 100 yıl daha bekleyelim, sermaye palazlansın, tıksırıncaya kadar yesin yesin, sonra devrimi bekleyelim. Kuantum fiziği olgular arasındaki ilişkinin karmaşık olduğunu ve her şeyin evrimsel şekilde ilerleyemeyeceğini kanıtladı. Benim burjuvaziyi beklemeye niyetim yok. Sen bekleyebilirsin.

fadike
24.01.2008, 18:35
Ben zaten beklemiyorum, örgütleniyorum, örgütlüyorum. Endişen olmasın. Ancak yazdığım genellemeyi neden bireyselliğe indirgedin anlayamadım. Bunun yanı sıra devlete egemen olan burjuvazi ve sermaye içilerin, emekçilerin örgütlenmesini imkansız kılmış iken biz de kendimizi azınlık saymayacağımıza göre örgütleneceğiz ama, bunca yıldırı ve sindirme var iken nasıl?

Yazımın iktisadi yönüne gelince... İnsan ekonomik bir varlıktır: homo economicus ve verdiği tüm kararlar ile kaynaklarının paylaşılması, denetlenmesi, yönetilmesi ekonomiktir; çıkarlarını en çok kılmak amacındadır.

Siyaset ve ideolojinin çıkış noktası da ekonomidir.

Newman
24.01.2008, 19:07
Siyaset ve ideolojinin çıkış noktası da ekonomidir.

Bencede insanlık olarak icatettiğimiz en büyük günah paradır...

karayazı1983
24.01.2008, 19:51
Ben zaten beklemiyorum, örgütleniyorum, örgütlüyorum. Endişen olmasın. Ancak yazdığım genellemeyi neden bireyselliğe indirgedin anlayamadım. Bunun yanı sıra devlete egemen olan burjuvazi ve sermaye içilerin, emekçilerin örgütlenmesini imkansız kılmış iken biz de kendimizi azınlık saymayacağımıza göre örgütleneceğiz ama, bunca yıldırı ve sindirme var iken nasıl?

Yazımın iktisadi yönüne gelince... İnsan ekonomik bir varlıktır: homo economicus ve verdiği tüm kararlar ile kaynaklarının paylaşılması, denetlenmesi, yönetilmesi ekonomiktir; çıkarlarını en çok kılmak amacındadır.

Siyaset ve ideolojinin çıkış noktası da ekonomidir.

yanlışlık

karayazı1983
24.01.2008, 19:52
Ben zaten beklemiyorum, örgütleniyorum, örgütlüyorum. Endişen olmasın. Ancak yazdığım genellemeyi neden bireyselliğe indirgedin anlayamadım. Bunun yanı sıra devlete egemen olan burjuvazi ve sermaye içilerin, emekçilerin örgütlenmesini imkansız kılmış iken biz de kendimizi azınlık saymayacağımıza göre örgütleneceğiz ama, bunca yıldırı ve sindirme var iken nasıl?

Yazımın iktisadi yönüne gelince... İnsan ekonomik bir varlıktır: homo economicus ve verdiği tüm kararlar ile kaynaklarının paylaşılması, denetlenmesi, yönetilmesi ekonomiktir; çıkarlarını en çok kılmak amacındadır.

Siyaset ve ideolojinin çıkış noktası da ekonomidir.

Aslında aynı şeyden bahsediyoruz. Ben de bunu demek istedim Fadike. Aslında bu şeriat korkusu, aslında şeriat korkusu değil, sadece sermayenin el değiştirmesidir.Nasıl bir el değiştirme; Laikçi-kentli-elit kesimden "Anadolu Kaplanları" na doğru bir geçiş. Bilirsin Anadolu kaplanlarını. Yani benim bahsettiğim de bu idi. Mesele sermayenin toplandığı kısımdır. Bugüne kadar neden bazı çevreler Alevileri milyonluk mitinglere çağırmıyordu? Sebep temelde ekonomik. Yani biz bu aralar Homo Sapiens olduk :))

fadike
24.01.2008, 21:55
AYnı doğrultuda buluştuğumuza sevindim. Sermaye el değiştirebilir ama gün gelecek sermaye de iktidar da emekçilerin olcak. İşte o zaman devrimci demokrasinin gereği olarak ne ırksal, ne dinsel, ne de mezhepsel bölünmeyle, ayrılıklarla uğraşacağız...

Zaten bu bölünmelerin, ayrılıkların temelinde sömürgecilik yatar, dahası emperyalizm yatar.