PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ordu ve siyaset


gnost
04.03.2006, 03:00
Orduların tarih içinde şekillenişleri incelendiğinde her ordunun farklı süreçlerden geçtikleri görülebilir.Ordu işlevi açısından tam olarak bir savaş aygıtıdır.Ancak kime ve nereye hizmet ettiğiyle orantılı olarak değerlenir.

Dünya üzerinde yapılan sayısız savşlarda sayısız ordular yer almıştır.Ancak orduların asıl varlık nedenleri çoğu zaman unutulmaktadır.

Ordu savaşmak değil savunmak aygıtı olmalıdır.

Savaşan ordularımıza atıfta bulunan sayısız methiyeler bulunmaktadır.Osmanlı ordusunun viyana işgalinden övünç duyan nesiller yetiştirilmektedir ancak asıl kahramanlık bizim nazarımızda kurtuluş savaşımızdır.Her nekadar ordunun geçmişi Orta Asya'ya kadar dayandırılsada bu varlık mücadelsinde haklılık sağlayan şey hiç şüphesiz yaşanılan yerin "vatanın" savunulmasıdır.Vatan savunulurken vatan insanlarının kurduğu orduyu temsil eden kuvvacılar bizim için haklılığın temsilcileridir.Vatanı kurtarma siyaseti yapan Atatürk'ün yanında bu siyasal bilinç ile yer alan her insan (asker) bu milletin gönlünde apayrı bir yerdedir.Evet ordu ve siyaset iç içedir ve ordunun siyaseti vatan savunması üzerine şekillenmiştir.Ancak asıl iş dediğimiz mücadele yükünü üzerimizden atmak için yeterli bir açıklama olamaz bu çünkü bizim gibi gençlere verilen görevler var.Asıl emanet bizim omuzlarımızdadır.

Siyasetimiz ordudan farklı değil ve biz orduyu kendi alanında kalması ve biz gençlere güvenmesi için darbelere karşıyız diyoruz.Vatan satanlarla uğraşacak gençlerimiz kimseden icazet almadan ayağa kalkabilir.Artık bir gerçek vardırki savaşmak için halkına güveneceksin,halkını arkana alacaksın.Tamamı Anadolu'nun insanlarından müteşekkil Türk ordusunu kendi ego tatminlerinde kullanmaya çalışanlar asıl yiğitlikten ve sorumluluktan kaçmayı edep edinmişlerdir.

Türk Gençliği dostunu ve düşmanını tanımaktadır.Tam Demokratik ve Tam Bağımsız bir Türkiye sloganını haykıran bizler Orduya siyaset yapmayı gereksiz kılacak kadar bilinçli,baş eğmeyecek kadar vakarlıyız.Klasik sağ-sol ayrım politikalarının yerine eşitlikçi,özgürlükçü,demokratik hak ve özgürlüklerin teminat altına alındığı sol bir politik görüşe sahibiz.Bu bizim katledilmemiz anlamınada gelse bunu savunmayı erdem biliriz.Ne orduyla nede bu milletle kavgamız yoktur.Anti demokratik her uygulamanın karşısındayız.

Ordunun siyasetten elini çekmesi biz gençlerin sorumluluk içeren davranışlar geliştirmemizle orantılı olacaktır.Halka çok yakın bir ordumuz var ve halktan bir ordumuz var.Ordu içinden çıkan "her ağacın kurdu kendi içinden olur" misali oluşumlardan dolayı ordumuzla aramızı açmaya çalışan kim olursa olsun karşısındayız.Ayrıca üzerinde taşıdığı kamuflajın içini dolduramayanlarıda gördük.Ama bunuda Türk ordusunu aşağılamak adına kullananlardan olmayacağız.Ordu da yanlış yapabilir.Ancak bu ordumuzun içinde yetişen nice kahraman Türk ordusunu karalamak için kullnılmamalıdır.Ordunun yanlışını haykırıp bu yanlışı mahkum edecek cesareti bulunmayanların sığındıkları sutreden yazılar fırlatmalarına karşıyız.Ordu bu halktan bir parçadır.Halk kendisini düzeltirse ordu hayli hayli düzelecektir.Ayrıca bir gerçekliği vurgulayayım ki ordumuzun aydınlık saçan beyinere sahip subay astsubay sayısını gördükçe gelecekten umutlandım.Evet ordu içinde entellektüelite çok yüksektir.Bu durum askerlik süresi boyunca kesin kanaatlerime dayanmaktadır.

Bizler gençlik olarak orduyu siyasette bir malzeme yapacak acizlikte olmamalıyız ve vazifemizi tam yapmalıyız.

Türk ordusunun siyasetini şimdilik biz üstleniyoruz.Türkiye sosyalist harereketinde bu sahiplenişin yansımalarını çokca görmüşsünüzdür ama hiç biri darbelere karşı olmamıştır.Darbe yapıldığında ise ordu anti demokrasi ile suçlanmıştır.Ordu deyince aklımıza cunta sahipleri geliyor olabilir ama ordu deyince bizim aklımıza Mustafa Kemal gelir.Demokrasi gelir,vatan savunması gelir.Vatan tahlikedeyse hepimiz birer mehmetçik oluruz ama darbelerin taraftarlığı sorumsuzluktur,kolaycılıktır.Ayrıca darbeleri yapanların zihniyeti her zaman Mustafa Kemal zihniyeti ve onun ordusunun siyaseti olmuyorki.Her nekadar darbeciler bu darbeleri Mustafa Kemal dokrinleri adına yapmış olduklarını idda etselerde manzarai umumiye tam tersine olmuştur.

candacan
04.03.2006, 03:14
12 Eylül darbecilerinin Atatürk adına neler yaptığını herkes biliyor can.
Bir anekdot: Çorum olaylarında ordunun;polise karşı nasıl halkı koruduğunu da biz biliyoruz. Askerlik yapmadığım için rütbesini bilmiyorum, askarlerin başındaki bir komutanın vali ye ve emniyet müdürüne rağmen, polislere nasıl karşı koyduğuna bizzat şahit oldum.
Bizim Çorum halkı ordunun ve askerlerin kıymetini çok iyi bilir.
Ama bu demek değildir ki ordu sütten çıkmış ak kaşık.

gnost
04.03.2006, 04:24
12 Eylül darbecilerinin Atatürk adına neler yaptığını herkes biliyor can.
Bir anekdot: Çorum olaylarında ordunun;polise karşı nasıl halkı koruduğunu da biz biliyoruz. Askerlik yapmadığım için rütbesini bilmiyorum, askarlerin başındaki bir komutanın vali ye ve emniyet müdürüne rağmen, polislere nasıl karşı koyduğuna bizzat şahit oldum.
Bizim Çorum halkı ordunun ve askerlerin kıymetini çok iyi bilir.
Ama bu demek değildir ki ordu sütten çıkmış ak kaşık.

Solun 12 Eylülden önceki hali bu günden çok farklı değildir.Bir türlü halkın sorunlarını yazmaktan kurtulup halkı kapsayan pratiğe ulaşılamamıştır.O yada bu franksiyonun bir başka franksiyonun kurşunlarına hedef olduğu bir ortam bu gün bile yaşanmaktadır.Hekes yada her kesim kendi haklılığını savunmuştur.Militarizm ve gerillacılık ısrarıyla ortaya her gün yeni yeni franksiyonlar çıkmaktadır.Ancak günümüzde bu deneyimlerden süzülüp gelen analyışların gelip dayandıkları legalizm olmuştur ama neden hala militarizm savunulmaktadır.Yada neden bu legalize oluşlar sonucuna gelinecektide onlarca yüzlerce insan gerilla deneylerinde yok olmuşlardır?Darbelere haklı gerekçe bulmak değilsede maksadım bu yol ve yöntem tartışmalarından gürdüğümüz zararı herhalde Kenan Evrenden görmedik.Solda birlik neredeyse imkansız iken çuvaldızı batırmak kolaylıktır.Sol kendi özeleştirisini ve yol yöntemlerini bir kez daha masaya koymalıdır.

Ankara üniversitelerinde SİP-TKP ile BAGEH arasında bir süredir devam eden gerginlik hafta içinde çeşitli kampüslerde çatışmaya dönüştü.

[Only Registered Users Can See Links]


Sol-İçi İlişkiler ve Devrim Ufku

[Only Registered Users Can See Links]

Sol İçi Şiddet Ve PKK

[Only Registered Users Can See Links]

KİM HAKLI, KİM HAKSIZ, KİM SALDIRGAN,
ELBETTE BELLİ OLACAKTIR

[Only Registered Users Can See Links]

"YENİLGİ, YOZLAŞMA VE DEVRİMCİ TARZ ÜZERİNE..."

[Only Registered Users Can See Links]

Solda
Kuzular
ve Kurtlar

[Only Registered Users Can See Links]

'DEVRİMCİLERE YÖNELİK ŞİDDETİ PROTESTO EDELİM

[Only Registered Users Can See Links]

Çatışma 290 %56,8
İşkence 35 %6,8
Yargısız İnfaz 27 %5,4
Faşist Saldırı 27 %5,4
Hastalık 31 %6,1
Trafik Kazası 15 %2,9
Çeşitli Kazalar 17 %3,3
Sol içi Çatışma 12 %2,3
Ölüm Orucu 11 %2,2
Donma Sonucu 6 %1,2
Diğer 6 %1,2
Bilinmeyen 32 %6,3
[Only Registered Users Can See Links]

TAŞLI SOPALI KONGRE

[Only Registered Users Can See Links]

Çoğaltılabilir.


Ancak

candacan
04.03.2006, 05:04
Sevgili can,
Solda birlik neredeyse imkansız iken çuvaldızı batırmak kolaylıktır.Sol kendi özeleştirisini ve yol yöntemlerini bir kez daha masaya koymalıdır.Bunu yapınca da,Ancak günümüzde bu deneyimlerden süzülüp gelen analyışların gelip dayandıkları legalizm olmuştur diyorsun. Geçmişte legaliteyi de illegaliteyi de yaşayan insanların çıkardığı dersler bunlar. Biz 78'liler kuşağındanız. 68'liler kuşağının kendi çıkardığı derslere inanmadık, kendimiz dersler çıkardık. Bölündük, parçalandık. Hatta birbirimizi öldürdük. Ama ne zaman kenetlenmemiz gerektiğini çok acı deneylerle öğrendik. Normal zamanlarda, kendimizi güçlü hissetiğimiz zamanlarda ahkam kestik, mangalda kül bırakmadık. Ama ne zaman ki sıkıştık, ne zamanki zor durumda kaldık, beğenmediğimiz o 68'liler kuşağından kalma insanlara başvurduk. Kenetlenmeyi gene onlardan öğrendik.
Bizim kuşaktan kimi döndü, kimi ticarette çok önemli yerlere geldi. İdeolijisiyle sapasağlam ayakta kalanların çıkarttıkları dersler de bu.

gnost
04.03.2006, 22:35
Türk ordusunun hangi şartlar altında oluştuğuna biraz bakalım.

Osmanlı Devletinin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuştu. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele, bunun da taksimini teminle uğraşılmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, padişah, halife, hükûmet, bunlar hepsi anlamı kalmamış birtakım mânasız sözlerden ibaretti. O halde ciddî ve hakikî karar ne olabilirdi? Bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da millî egemenliğe dayanan, kayıtsız ve şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti tesis etmek! İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar, bu karar olmuştur.
1927 (Nutuk I, s. 12)


Memleketin durumunun en özet tahlili bu cümlelerde gizli.Durum bu olunca teşkilatın adı Kuva-i Milliye olmalıydı ve bir avuç insan savunmalıydı yudunu,yaşadığı yeri.

Aydın cephesinde, mübarek vatanı istilâ etmeye çalışan düşmanla Kuva-yi Millîye çarpışmakta ve her karış toprağına sadık ve fedakâr evlâtlarının nâ’şlarını gömmektedir. Hiçbir kuvvet, hiçbir salâhiyet, tarihin emrettiği bu vazifeden milletimizi menedemiyecektir.
1920 (Nutuk 1, s. 397)



Kuvva-i Milliye bu halkın kendi içinden çıkan direnme gücü,geleneği ve ateşçisidir.Kimseden artçıl bir beklenti ile oluşturulmamıştır.

Bir defa mevcudiyetimizi muhafaza ve millî emellerimizi temin için gerçek dayanağı dışarda değil içerde, kendi vicdanımızda bulmak prensibini Hükûmet kabul etmiştir. Çünkü, kendi kuvvetimizi göz önüne almaksızın dışardan, şuradan buradan gelecek kuvvetlere dayanarak emel takip edersek ve o kuvvetten ve o imdattan yardım da gelmezse hayal kırıklığına uğrarız. Bunun için her şeyden önce, kendi kuvvetimize önem veriyoruz.
1920 (G.C.Z. cilt: I, s. 48)


Türkün varlığı ve varlığına kavuşması hiç bir artçıl kuvvete dayanmamıştır ve kimseye diyeti yoktur.


Türkiye ve Türkiye halkı, bağımsızlığını ve varlığını imhaya yönelik acı darbeler karşısında kaldığı gün, insanlık dünyasında hiçbir dayanak noktasına sahip bulunmuyordu. Yalnız ve ancak kalp ve vicdanındaki azim ve imana güvenerek, ya bağımsızlığına sahip ve egemen olarak yaşamaya veyahut ölmeye karar verdi. Bu kararın tabiî gereği olmak üzere şu anda devam etmekte olan millî mücadelesine başladı.
1921 (Atatürk’ün S.D.II, s. 24))
Birinci T.B.M.M.’nin 12 Mayıs 1921 günkü gizli birleşiminde söylemiştir:




O halde amaç ve gayeyi net koymalıydı ve amaç aslında her insan için çok net idi.Sadece uygulayacak cesareti gerektiriyordu.Ve o cesaret amacı haykırdı..

Biz, Türkiye’nin bağımsızlığını ve bütünlüğünü kurtarmaya çalışıyoruz. Allah’ın yardımı ve Türk milletinin yenilmez kuvveti sayesinde gayemize ulaşacağız!
1921 (Atatürk’ün S.D. III, s. 28)




Silahlı bir mücadeleye karşı oluşan nifaklara en güzel cevap veriliyordu.Türk halkının en meşru müdafasını bile terör olarak lanse edenlere bakın M.Kemal ne dedi.

Bizi imha etmek görüşü karşısında mevcudiyetimizi silâhla muhafaza ve müdafaa etmek pek tabiîdir. Bundan daha tabiî ve daha meşru bir hareket olamaz.
1921 (Atatürk’ün S.D. I, s. 181)




Yurt genelinde örgütlenen Kuva-i Milliye moder ordunun çekirdeğiydi.Mustafa Kemal ise bu çekirdeğin ateşleyicisi.Bir sözü vardı ve söz onun için namustu

Amacımızın, yüce amaçlarımızın elde edilişi için düşmanlara silâh verecek her türlü husustan sakınmamız gerekir. Yalnız ve yalnız bir şey düşünmeye mecburuz; o da memleketin kurtuluşudur! Millete bağımsızlık temin edileceği güne kadar, bir fert olarak bütün mevcudiyetimle çalışmaya mukaddesatım namına söz vermişimdir. Bu sözü burada tekrar etmekle şeref kazanırım.
1920 (G.C.Z., cilt: I, s. 10


O sözünü tuttu.Şimdi söz vermek sırası bizde.Bu ordunun yine aynı seciye ve karakteri temsil ettiğini bilmek geekir.Ne ordumuzu nede milleti layık olduğu onurdan ayrı düşünmek niyetinde değiliz.Biz Türk gençliği ile ordumuzun arasına koyulmaya çalışılan dinamitlere rağmen kimseye boyun eğmedik eğmeyeceğiz.Gençlik tıpkı Mustafa Kemal'in Kuvvası gibi bedel ödemiştir ve bu bedel olabildiğince mütevazidir.Bedel ödedik öderiz.

gnost
19.05.2006, 12:40
Son gelişmeleri hepimiz nefeslerimizi tutmuş izliyoruz.Güven veren bir iktidar özlemine dair yazılarımızı yazarken meydana gelen Danıştay katliamı bir ayrışmayı halk nezdinde ekranlara taşıdı.Bu günün ikdidarı AKP ve Başbakan Tayyip ERDOĞAN bu süreçte çeşitli açıklamalarla konu hakkında görüşler ileri sürdüler ve terörü kınadılar.Oysa Danıştay üyesi ÖZBİLGİN'in cenaze töreni bir sınav bir turnusol oldu.Cenaze törenine katılan halkın iktidar temsilcisi Bakan Gül'ü protesto ederek "Hükümet istifa" sloganları atması,aynı halkın Ordu temsilcilerini alkışlaması bir beklentinin habercisidir.Şöyle bir bakınca Demokrasi kanallarıyla oluşmuş bir hükümete ordu tercih eiliyor havası gözlensede mesaj açıktır.Buradan alınabilecek bir ders vardır bu dersin adı M.Kemal ile perçinlenen Anadolu aydınlanmacı hareketinin, çağcıl düşüncenin,bilimsel metodların özleminde olanların bu düşünceleri taşımayanlara karşı oluşturduğu bir cephedir bu.Bu cepheyi o yada bu biçime sokmaya çalışmak doğru olmaz.Ordunun temsil ettiği semboller ve değerler itibariyle bu günün iktidarına yeğ görülmesi kimseyi şaşırtmamalı ve hiçbir yanlış tahlile sürüklememelir.Bu ülkenin aydınlık güçleri,Kemalistleri,Demokratları,Yurtseverleri,So syalistleri el ele verip tıpkı Atilla İlhan'ın vasiyetinde olduğu gibi HALK CEPHESİNİ KURMALIDIRLAR.Bu halk cephesi tarifinin açık şekli gericiliğe karşı ilericilik gibi basit bir formülle açıklanabilir.Emeğin,özgürlüğün,barışın ve kardeşliğin hakim değerler olabilmesi için,bağımsızlığı kölelikten kurtulmak anlayışı sayarak,Anadoluda mayası bulunan Kuvvacı ruhu canlı tutan bir anlayışla Demokrasiyi halkın gücüyle yeniden imar etmek için bu şarrttır.

Kısır tartışmaların hiç bir somut duruma etki etmediğini gören bizler bu birlikteliğin inşaası için somut adımlar atmak durumundayız.Bu gün orduya alkış seslerinin siyaseti örtmesini darbe gelenekçiliğinin devamı olarak yorumlayacak olanlara cevabım,sakın ama sakın bu yanlış tahlile düşmeyiniz.Bu alkışlar bu ülke topraklarında kanları akıtılan her Devrimci insan için her aydınlık savaşçısı için her cenaze törenlerinde çırpınan ellerdir.Bu eller Anadolunun barışa istekli elleridir,bu eller ordunun tarihsel misyonunu anımsata ellerdir,bu eller karanlığa ışık tutan ellerdir bu ellerden tutmak her birimize düşen en önemli görevdir.

Halk Cephesi kurulmalıdır.

Gazi'nin söylediği Müslümanlık lafları var. Şimdi Mustafa Kemal Paşa bir fırka kurmaya karar veriyor. Diyor ki, "Fırkalar Garp medeniyetlerinde sınıf esası üzerine kurulurlar ve bu gayet tabii bir şeydir" Bu kadarı bile 141-142'ye aykırı. Devam ediyor: "Ama bizim memleketimizde bunu yapamayız, çünkü bizde sınıf yok. Zenginimiz de işçimiz de fakir." Netice, halk kavramında mutabakat hasıl oluyor ve "Halk Fırkası diye bir şey yapalım" diyor. Tavsiye ettiği Halk Cephesi. Ondan sonra bir seyahate çıkıyor. Bazı yerlerde halkı camiye toplayıp konuşuyor. Bir fırka kuracağını söylüyor, inanılmaz sorular soruyor. Hepsine teker teker cevap veriyor. En çok din üzerine sorular soruyorlar. Verdiği cevaplara inanamazsın. Bir kere İslam tarihini çok iyi biliyor. Fevkalade saygılı bir dille cevap veriyor. Onların evetini aldıktan sonra partiyi kuruyor. Hatta bir hata yapıyor, hemen öteki partiler de olsun istiyor ama kurulan partiler gavurun oynattığı partiler oluyor. Buradan da başka bir şey çıkıyor: Batı'nın muhayyilesi yok. Sadece dini kullanalım, etnik ayrımcılığı kullanalım, bölelim. Saf. Hatta Amerikalılar için budala diyebilirim, çünkü Irak'ta kesinlikle böyle bir şey beklemiyorlardı.



Röportaj: Nuray Soysal
Tempo Dergisi
18 Ekim 2005 Sayı: 42/932

[Only Registered Users Can See Links]

boikot
19.05.2006, 16:23
Aydınlık, ADKF Provokatörlerini teşhir ve tecrit edelim!
Ne klüplerinin, ne dergilerinin adı, kimseyi yanıltmamalı, kimsenin uyguladıkları kontrgerilla yöntemlerini görmesine engel olmamalıdır. Örgütlenmedeki Aydınlık damgası, ve polisle, üniversite yönetimleriyle işbirliği içinde rahatlıkla örgütlenmeleri, onların niteliğini göstermeye yeter. Devrimci-demokrat öğrencilerin 'öğrenim hakkını' gasbetmeye cüret etmeleri de bu işbirliğinin sonucudur.

Bu provokasyon saldırısının, tüm burjuva medya tarafından olağanüstü bir biçimde öne çıkarılarak 'sol içi çatışma' diye sunulması da, provokasyonun bir parçasıdır. Solu ne kadar yıpratır, ne kadar zarar verirlerse, oligarşi için kardır. Gençliğin mücadelesinin karşısına çıkartılan bu güruhun önü kesilmediğinde, aynen önceki kontra örgütlenmelerinde olduğu gibi, yarın provokasyon başka alanlara sıçrayacaktır.

Provokasyonun önüne kesmek, açık net tavır almaktan geçer; bunların sol olmadığı tehir edilmeli ve bu güruh, her siyasal zeminde, tecrit edilmelidir. İkircikli, liberal her tür tavır onların, dolayısıyla oligarinin işine yarar.

Yurek_Cagrisi
19.05.2006, 16:49
Aydınlık, ADKF Provokatörlerini teşhir ve tecrit edelim!
Ne klüplerinin, ne dergilerinin adı, kimseyi yanıltmamalı, kimsenin uyguladıkları kontrgerilla yöntemlerini görmesine engel olmamalıdır. Örgütlenmedeki Aydınlık damgası, ve polisle, üniversite yönetimleriyle işbirliği içinde rahatlıkla örgütlenmeleri, onların niteliğini göstermeye yeter. Devrimci-demokrat öğrencilerin 'öğrenim hakkını' gasbetmeye cüret etmeleri de bu işbirliğinin sonucudur.

Bu provokasyon saldırısının, tüm burjuva medya tarafından olağanüstü bir biçimde öne çıkarılarak 'sol içi çatışma' diye sunulması da, provokasyonun bir parçasıdır. Solu ne kadar yıpratır, ne kadar zarar verirlerse, oligarşi için kardır. Gençliğin mücadelesinin karşısına çıkartılan bu güruhun önü kesilmediğinde, aynen önceki kontra örgütlenmelerinde olduğu gibi, yarın provokasyon başka alanlara sıçrayacaktır.

Provokasyonun önüne kesmek, açık net tavır almaktan geçer; bunların sol olmadığı tehir edilmeli ve bu güruh, her siyasal zeminde, tecrit edilmelidir. İkircikli, liberal her tür tavır onların, dolayısıyla oligarinin işine yarar.

Nasıl soliçi çatışma yok. Aydınlık AKDF neyse DTP de o. Daha 1 hatfa önce soldaki büyük gruplardan yürüyüş dergisi DTPlilerin birçok ilde kendilerine saldırılar düzenlediğini ve kendilerine 10 günlük siyaset yasağı koyma kalktıklarını söyledi. bunlara sol denirmi bilmiyorum. olan bitenede sol içi çatışmamı deniyor bilmiyorum. ama bu kürtçülerin soldan kesinlikle uzaklaştırılması gerek yeter artık. 2 yıldır saldırmadıkları sol grup kalmadı. gerçi bunlara destek veren bir takım solcular bunu hakediyorlar ama gene de insanın yaralanmış, dövülmüş solcu görmek hoşuna gitmiyor.

Saldırıları Durdurun
[Only Registered Users Can See Links]

HÖCden açıklama
[Only Registered Users Can See Links]

YÖGEH kimdir?
[Only Registered Users Can See Links]

kürt milliyetçileri devrimcilere saldırıyor
[Only Registered Users Can See Links]

İTÜ şenliklerindede 20 yıllık bir geleneği harcamışlardır. önce şenliklerde bir takım sol grupları almayacağını söyleyerek şenlikleri ikiye bölmüşler sonrada kampüste resmen terör estirmişlerdir. son gününde bir kişiye ülkücülerin yaptığı linç ile biz şenlikleri duyduk ama kampüste bu yögeh denen grubun yaptığının haddi hesabı yoktur

Ekim gençliğinden açıklama
[Only Registered Users Can See Links]

boikot
19.05.2006, 16:51
DTPnin programına bak bi solla ne alakası var..Liberal ve ABci politikalar tümü..Kemalistlerin de alakası yok medya sol içi çatışma var diyor..

Yurek_Cagrisi
19.05.2006, 16:55
DTPnin programına bak bi solla ne alakası var..Liberal ve ABci politikalar tümü..Kemalistlerin de alakası yok medya sol içi çatışma var diyor..

ama bütün sol gruplar eylemlerde, mitinglerde chpyi istemez ama dtpyi koşa koşa çağırırlar. chp ile işbirliği yapan sol grup görmedim ama dtp ile her türlü işbirliğini yapıyorlar.

boikot
19.05.2006, 16:58
benim görüşlerimin ve fikirlerimin DTP ile hiç alakası yok,,yanyana da gelmiyorum onlarla..



Ordu zaten "görev"de...

"Ordu Göreve" çağrısı yapanlar, ne istiyorlar? Açık ki, ordu zaten görevdedir. Katlediyor, zulmediyor, işgal ortaklığına karar veriyor. Herkes emin olmalıdır ki, emperyalizmin istediği tüm ekonomik ve siyasi kararlar, ordunun bilgisi ve onayı dahilinde alınıyor. Hatırlayın, daha geçenlerde Jandarma Genel Komutanı, 19 Aralık operasyonunu, siyasi iktidara da dayatarak yaptıklarını açıklıyordu. Daha ne yapacaklar?

Bunu kuşkusuz, ordu göreve diyenler de biliyor. Rektörler de biliyor. Ama onların derdi farklı. Onlar, Genelkurmayın "daha etkili" olmasını istiyorlar. AKP'ye karşı, AB'ye karşı statükolarının korunmasını istiyorlar. Bu noktada Genelkurmayla aynı düşünmesine rağmen, iç ve dış koşullar, en azından şimdilik, daha fazlasını yapmalarına izin vermiyor.

Bu yürüyüş, genelkurmay planıyla yapılmış bir yürüyüştür. Bu açık. Genelkurmay, 28 Şubat süreciyle aynı olmasa da, benzer biçimde, üniversiteleri, Türk-İş gibi kurumları yanına alarak AKP üzerinde bir baskı yaratıp iktidar savaşında güç kazanmak istiyor. (Bu arada bu genelkurmaycı yürüyüşte TMMOB'un yer alması da ilginçti; AKP-Genelkurmay kavgasında nasıl bir demokratik içerik gördü acaba TMMOB? 28 Şubatta reformist solun MGK'ya yedeklenmesinden hiç mi ders çıkarmadı. TMMOB bu mitinge katılımı konusunda üyelerine ve kamuoyuna bir açıklama borçludur.)

YÖK'cü rektörler, Genelkurmayın "hazır kıta"sı gibidir. YÖK, 12 Eylül'ün talimatıyla oluşturulmuş ve 1983'ten bu yana da 12 Eylül anlayışından bir milim sapmamıştır. Binlerce ilerici, vatansever öğretim üyesini, elemanını, onbinlerce öğrenciyi cuntanın emriyle üniversitelerden tasfiye edenler bunlardır.
Sırtlarını generallere dayayarak, üniversiteleri de polis işgaline açarak yönetiyorlar yirmi yıldır. AKP'nin koltuklarını sarsacak girişimi karşısında da sığınacakları tek yer ordudur.

ADKF'lıların açtığı "ordu göreve" pankartına miting sırasında müdahale ediş biçimleri bu zihniyetlerinin tezahürüdür. ADKF'lılara "haklısınız ama indirin o pankartı" diyen kafa, ne derse desin, kendini aklayamaz. YÖK-Genelkurmay işbirliği, anti-demokratik, katliamcı, işbirlikçi bir iktidardır.
Doğan ve Uzan Medyası da, bu yürüyüşte YÖK'cülerin yanındaydı! Hiç kuşkusuz "ordu göreve" çağrısı anti-demokratik, faşist bir çağrıdır. Ama Doğan Medya, nedense "Cumhuriyete saygı" yürüyüşünün bu yanını görmek istemedi ve tabii okurlarına da göstermedi. Genelkurmay karşıtı gibi görünmek istemezdi tabii. Doğan Medya, tam ikili oynuyor, hem vıcık vıcık AKP yağcılığı, hem Genelkurmaycılığı sürdürüyor. Uzan ise, yürüyüşü AKP'ye karşı olması nedeniyle destekliyordu. Kısacası, tüm düzen güçleri, yürüyüş karşısındaki tavırlarını, oligarşi içi çatışmadaki yerlerine göre belirlediler.

_alıntıdır_ekmek ve adalet

gnost
21.05.2006, 02:28
Şimdi;

Konu başlığıyla alakalı değilsede beni ve yazılarımı aklısıra boykot etmeyi kendisine ilke idinmiş boikot a artık söyleyecek sözüm yok ama onun iddaalrını boşa çıkaran çok yazım var bu sitede.

Henüz ne çevremdeki herhangi biri nede aklıselim olarak tanıdığım insanlardan biri buı gruba üyeliğiyle tanınmıyor.Meseleyi kendi gazetelerinden yada yayınlarından öğrenmek isteyenleri yanıltmak için sizinde bahsettiğiniz gibi sol argümanları ve solun idollerini kullanmaktalar.

Bizim memleketimizde birileri orataya siyasal görüş çıkaracaksa sola yaslanmadan yada en azından sol dan bir şeyler çalmadan yapamaz.Bu grup bu söylediklerimin ikisini birden yapmaktadır ve dahası öteye geçip sağdanda birşeyler çalarak bir ilke imza atmaktadır.Siyasi hırsızlığın bu kadarı olurmu demeyin.Siyasette hırsızlık şu ara teori hırsızlığından çıkıp pratik hırsızlığına doğru kaymaktadır.İlgili gurbun milis örgütlenmesi ve gerilla hareketi yaratmak gibi bir fikri açıktan güttüğü görülmektedir.Solun tarihsel misyonlarını sağın milliyetçi ve kökten turancı anlayışlarıyla süsleyen ve hatta Neo Nazilerden ilham almış bu örgüt benzerlerinin aksine işsiz güçsüz aylak insanların arasında değil üniversitelerde örgütlenme yoluna gitmektedir çünkü bizim ülkemizde direnme geleneğini yaratanların mevzisi üniversiteler bu grup tarafından yok edilirse sokaklarda bunlara kalacak.Her yazılarında ısrarla Orduyu tahrik etmeyi ve bir nevi Ordu yalakalığı türünden yazılarıda görmek mümkündür.Ben öyle inanıyorum ki bunlardan birine Hakkari'de bir mevzide 3-5 nöbeti yazsanız hiç biri gitmek istemez.Bu yoruma beni götüren şey ise sözde ABD karşıtı grubun ilk çatıştığı kesimlerin yine ABD ye en sert muhalefeti yürütenler olmasındandır.Asıl işlevlerini "Vatan savunması" olarak açıklayan bu grubun vatan düşmanı olarak çatıştığı grupların hiçbirisi ABD kökenli değildir.Ordu ile ittifak etmek isteyen bu grup üyeleri her manevradan kısmet edinmek huyundadır.Ordu yetkililerinin bu gruba ve pankartlarına hiç de sıcak bakmadıklarını dönemin Genel kurmay başkanının ağzından dinledik."Ordu görevinin başındadır" denildi.Ama bunlar orduyu görev yapmamakla suçlayıp orduyu bir nevi işlevsizleştirmek ve buradan boşalan yere kendilerini koymak işine girişeceklerdi ve yaptılar.Şimdi sopa onalarda ama bir fark var.Onların bu faşizane duruşlarına karşı bu ülkede turnusol olmuş bir sol hareket ve sol düşünce vardır.Bu sol düşünceye ışık tutanların her birinin bizlere bıraktıkları meşaleler önümüzü aydınlatmaktadır.Bu grup M.Kemal ATATÜRK'ü,Nazım Hikmet'i,Che yi kullanarak faşitlik yapamazlar çünkü kullandıkları argümanlar faşit olamayacak kadar soldurlar.





Belirtilen kullanıcı yozcay üyesine bu mesaj için teşekkür etti: boikot (12.05.2006)


Bakın boikot'un da teşekkür ettiği bir yazıdır bu.Peki sevgili boikot nerede yanılıyor ve beni neden her seferinde 28 Şubat sürecinden esinlenip Perinçekten ayrılan ADKF lilerle karıştırıyor.

Çünkü

Atatürk ortak paydasından hareket ediyoruz.Ancak Alevilerin gönlündeki Atatürk ile ADKF teşkilatının Atatürkçülüğü birbiriyle örtüşmez ama bunu boikot anlayamaz.O halde her biçime sokulan Atatürkçülüğü kendi değerler sistemiyle örtüşmüyor diye yanlış yorumlara sığınarak karalamak ve her defasında kontra yüzleri teşhir olmuş teşkilatlarla özdeşleştirmek olsa olsa siyasi seviyesizliğin göstergesidir.Şimdi kalkıp sol literatürün yanlış tahlil temsilcilerini solcu diyerek ortaya koymak yada dönek bazı simaları burada manşetten vermek ne kadar ahlaki ise Atatürk'e karşı bu günlerde yapılmış hakareten en büyüklerinden olanADKF oluşumuyla beni bir tutmak okadar ahlakidir.Bu kampanayanıza son veriniz.Site içinde bir çok yerde bu tarzınıza devam ettiniz ama artık sizi buradan son kez uyarmaktayım.

İnsanlara bazı konularda fikir vermek başka şey sapla samanı birbirine katmak başka şey.

boikot
21.05.2006, 03:03
Sevgili Yozcay senin bahsettiğin Kemalistler kimler,,bunlar dışında bir de CHP var iŞÇİ PARTİSİ VAR..bugün Çorludaki Baykalın konuşması ile Bahçelinin konuşmalarında fark var mı..Ben bütün bu grupların dışındaki Kemalistler kimler onu anlayamadım,,belki benim de karşı çıkmayacağım politikalar üreten Kemalistler vardır..ama Kemalizme bağlı bir grupsa katliamlarla başlattıkları tarihe ve yarattıkları ekonomik düzene ve burjuvaziye fazla da aykırı olmazlar sanırım..

gnost
21.05.2006, 03:57
Sevgili Yozcay senin bahsettiğin Kemalistler kimler,,bunlar dışında bir de CHP var iŞÇİ PARTİSİ VAR..bugün Çorludaki Baykalın konuşması ile Bahçelinin konuşmalarında fark var mı..Ben bütün bu grupların dışındaki Kemalistler kimler onu anlayamadım,,belki benim de karşı çıkmayacağım politikalar üreten Kemalistler vardır..ama Kemalizme bağlı bir grupsa katliamlarla başlattıkları tarihe ve yarattıkları ekonomik düzene ve burjuvaziye fazla da aykırı olmazlar sanırım..

Şu an sana bu yazıları yazan kişi CHP ve İP benzeri bir Kemalist çizgisini reddederek Anadolu kalkışmasının ilerici rolünü toplumsal mücadelemize bir eklemleme ve mücadelede bir köprü oluşturabileceğini savunur.Mustafa Kemal ve onun Anadolu isyanına verdiği şekli bu gün mahkum eden anlayışların belirli noktaları tahrip ederek ve belli alanlarda kültür dezenformasyonu yaratarak belleklere format etkisi yapmaları mümkün ve bunu belirli ölçülerde başardılar.Her önüne gelenin Kemalizm söylemiyle ortaya çıktığı son 50 yılda kimin bu olaylar zincirini doğru yorumladığına ise halk karar veriyor.

Kemalizm tartışması bir bilimsel tartışmadır ve bir doğrular yanlışlar bütünününü teşkil eder.Tek başına tüm doğruları benliğinde topladığı yanlışı kadar tüm yanlışların temsilcisi ilan edilmesi okadar yanlıştır.Bilim insanı olmak gereğidirki doğruya doğru yanlışa yanlış demek doğrudur.

Avatarımda bulunan adam bir kuvai milliyecidir ve kendi isteğiyle bu savaşa katılmıştır.Üzerindeki giysiler ve şapkasıyla Anadolu'da yapılmaya çalışılan aydınlanmaya kendi isteğiyle katılmış ve başındaki sarığı kaldırıp yere atmıştır.12 yıl savaşmış ve evine döndüğünde kendi evlatlarını tanımamıştır.Anadolu'nun kara bahtını alnının akıyla aklamış ve göğsündeki madalyayı bir ömür boyu onurla taşımıştır.Bu adam kuvvacıdır ve askerdir.Ordu mensubudur ve onun ordusu onurun ordusudur.Bizim orduya bakışımız onun mirası üzerindendir.Bu mirası yerle bir eden anlayışları (içerden dışarıdan olması değiştirmez)reddederiz.

Bu günün politik arenasında yer alan İP ve benzeri çıkar çevrelerinin kravatlı çetelerinin üzerinde konuştukları anlayışla eş değer tutulmak avatarımdaki adama hakarettir.Bunu kimseye yaptırmayız.

İlericiler her zaman için emekten ve emekçiden yana olacak ve gereksiz hasımcı tutumlara girmeyeceklerdir.

boikot
21.05.2006, 04:11
bu görüşlerine katılmamak elde değil (yani kuvvacılara,yurtseverlere , M.Kemal ve halklarımızın bağımsızlık savaşına saygım var tabiki de ,,Komünistler de dönem içersinde emperyalistlere karşı kurtuluş mücadelesini İLK başlatanlar olmuştur),peki şimdiki orduya karşı kısaca düşüncelerin neler..yani savunduğun politikaları var mı şu andaki ordunun..Kemalist grupların neredeyse tümü şimdiki orduyu savunmakta ve ondan beklenti içersinde , hatta onun yönetime el koymasını istemektedir..bu durum Sosyalistler , devrimciler ve Komünistler için ciddi bir tehlikedir bana göre , senin şu andaki orduyu nasıl analiz ettiğini çok merak ediyorum ve ayrıca ben senin fikirlerine saygı duyuyorum fakat kemalistler demesen yani öyle deyince takdir edersin CHPli İPli ve ADKFliler akla geliyor çoğunlukta olmalarından ve söz sahibi olmalarından bu konuda..onlarla sosyalist kesim kanlı bıçaklı ve yanyana bir grup dan bahsediyorsun ..yani sen bu grupları ayırıyorsan kemalistlerden bunu belirterek yanyana getirsen sosyalistlerle daha iyi olacak bence..Kemalistler derken grup tanıtımında , bu kesimleride koymuş oluyorsun..

gnost
21.05.2006, 04:26
Ordu konusunda size söyleyebileceğim çok şey var ama Ordu deyince aklımıza hemen darbelerin gelmesi sanırım sol açısından yadsınamaz.Hali hazırda devam eden toplumsal mücadelede sivil ile asker arasındaki ayrışmanın bu denli kanlı bıçaklı oluşunun izlerini yine tarih içinden bulup çıkarmak gerekir.Ama şu soru aklıma gelir hep darbeler sözkonusu olunca.Bizlere yani gençlere emanet edilen bu ülke neden bu genliğine bu denli güvensizlik içindedir?

İşte bu ve benzeri sorulara tarihin içinden cevaplar vermek adına buradan cevaplarımı yakında bulacaksın.

1.Dünya savaşına katılan Osmanlı İmp.’nun hayalperest İttahatçıları bu savaşta Alman Emperyalizminin oyuncağı durumundadırlar.Osamanlıyı yedeklemek amacında olan lmanya Osmanlıyı savaşa sürükleyerek Ortadoğu’da rahatlama telaşındadır ve bir oyun tezgahlayarak yerli işbirlikçi İttahat yanlılarıyla anlaşmaya gitmiş ve oldu bitti yapılarak Osmanlı savaşa sokulmuştur.Bu savaşın ileriki aşamasında yenilgi ile tanışan ittifak devletlerinin son dayanıklı noktası Osmanlı cephesidir ve cephe komutanı Mustafa KEMAL bu tezgahların tam ortasına çomak sokmuştur.Bu anlamda Çanakkale savaşlarını “Vatan Savunması” olmasından çok Mustafa Kemal’in savaşarak öğretmenlik yapması olarak görmek doğru olacaktır.Çünkü ortada henüz bir milletin varlığından ve bu milletin kendi vatanını savunasından bahsetmek olanaksızdır.Bu savaşlar neticesinde yenilmediği halde yenilmiş sayılan Osmanlı’ya imzalatılan anlaşma gereği Osmanlı yenik sayıldı ve Padişahın işbirliğiyle Osmanlı toprakları İtilafçılara terkedildi.16 Mart 1920 de işgal edilen İstanbul’da ciddi bir direniş yine padişah yanlılarınca önlendi ancak bir yer varki orada kafasına çuval geçirilmesine karşı çıkan Şehzadebaşı karakolu askerleri İngilizlerce katledildiler.Emperyalizmin İstanbul işgalini protesto etme geleneğini anımsayan anımsatanlar malesef yok denecek kadar az.Bu gün direndiklerimizle bir ittifak halindeyiz.İttifakın adı NATO..Şimdilik bu Türkiye’nin natoya griş hikayesine girmeyelim ama şu mutlaka bilinmelidir.

Şehzadebaşı karakolu ve şanlı direnişlerini anmak her onurlu insanın görevidir.Bu gün 16 Mart etkinliklerine bu direnişi eklemlemeyen her yurtsever bu tarihi geçte olsa hatırlamalıdır.Ordumuzun onurlu tarihi nasıl karalandı ve nasıl bir tarih unutturuldu bunu bu pencereden sızan ışığın aydınlığında bir kez daha aydınlatacağız.

Her yıl yapılması gerekir
Prof. Dr. İlber Ortaylı (Tarihçi): Karakol binasını Menderes yıktı. 50 yıl sonra geçmişi hatırladık, çok iyi oldu. Bu iş böyle günlük politikayla ilgili değil. Kendi çapında herkesin anması gerekir. Günlük politik çekişmelerden uzak, böyle bir olayın anılması çok önemli. Bu törenin her yıl yapılması gerekir.[Only Registered Users Can See Links]



Evet burada bir unutturmanın ve sistemli bir unutturmanın kimin eliyle yapıldığını görmektesiniz.

gnost
25.09.2006, 04:39
Hakkari'de Tugay Komutanı ve subaylar, aileleri ile belediyeyi protesto yürüyüşü yaptı

25.09.2006 00:23
Hakkari'de Tugay Komutanı ve subaylar, aileleri ile belediyeyi protesto yürüyüşü yaptı

Hakkari'de bir grup asker, eşleri, çocukları ve bazı vatandaşlarla birlikte kent merkezindeki çöpleri toplayarak, belediyeyi protesto etti.
Hakkari'de bir grup asker, eşleri, çocukları ve bazı vatandaşlar, kent merkezindeki çöpleri toplamak amacıyla başlattıkları kampanya kapsamında Cumhuriyet Caddesi'nde biraraya geldi.


Ellerindeki çöp poşetleriyle çöpleri toplayan grup, üzerinde ''Belediye bölücülük yapma işini yap'', ''Hakkari'nin temizliğini kim yapacak'', ''Artık çöplerle değil, çiçeklerle yaşamak istiyoruz'', ''Görülen yerleri değil, heryeri temizleyin'', ''Hakkari hepimizin temiz tutalım'', ''Hakkari Belediyesi temiz bir Hakkari nasıl olur hiç düşündünüz mü?'', '' Çöp kokulu değil çicek kokulu Hakkari istiyoruz'' yazılı pankartlar taşıyarak, Hakkari Belediyesi'ne olan tepkilerini dile getirdiler.
Kampanyaya katılan Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Azmi Utfan Cinek, kendi elleriyle sokaktaki vatandaşlara çöp poşeti dağıttı. Bunun üzerine bazı vatandaşlar da çöp toplayarak askerlere destek verdi.
Bu arada çöp toplanması sırasında grup ''Bizler buradayız belediye nerede'' biçiminde slogan attı.


Çöp toplanması sırasında vatandaşlara megafonlarla anons yapılarak, yapılan etkinlik anlatıldı.


Bir askerin yaptığı anonsta, ''Bu çöpleri belediyenin temizlemesi gerekiyor. Ama buyrun gelin beraber temizleyelim. Sevgili vatandaşlar, sevgili apartman sakinleri, bu kampanyanın amacı, temiz bir Hakkari yaratmak, temiz bir Hakkari görmek ve temiz bir ortamda yaşamak için buradayız. Çevre vergi parası veriyoruz, çöp parası ve su parası veriyoruz. Ama belediye çöp temizliği yapmıyor. Buyurun birlikte yapalım. Bu sokakları bizler değil, belediyenin temizlemesi gerekiyor. Ama biz duyarlı vatandaş olarak bu kampanyaya katıldık'' denildi.

Toplanan çöplerden bazılarının belediye binasının önüne bırakıldığı iddia edildi. Kampanya, belediye önünde son buldu.

[Only Registered Users Can See Links]

Yukarıdaki haber ve bu haberin geçtiği il Türkiye'de gelişen hadiselerin bir dönemeç noktasını oluşturur.Bu ilin adı Hakkari' dir..

Bilmeyenler için biraz tarif yapmak yerinde olacak.Hakkari ili denince aklımıza bazı kavramlar gelmelidir.Otlu peynir bunlardan biridir.Sümbül Dağı ise Hakkari manzarasını oluşturan asi bir manzaradır.Zap suyu yanı başından akar ve akarken bir götürdüğü verimli topraklarımızla geride yoksulluk bırakır.Hakkari ilimizin son 30 yıldır adı anılırken ülke içinde yaşadığımız bir "savaş" ile adının anılması bu yörede kurulmuş bir Tugay ile iç içelik gösterir.Bu tugay Hakkari Dağ ve Komando Tugayı'dır.Hakkarikent merkezine hakim bir noktada kurulmuş olan tugay Güney Doğu bölgesinde süren operasyonların (belkide) merkezidir.Tugay içindeki "Göğe yükselen şehitler anıtı" ile benim bahsettiğim "merkez" olma özelliği somut bir anlam kazanmıştır.Güney Doğu bölgesi ve sınır ötesi operasyonların merkezi konumundaki Tugayın adı adeta PKK ile mücadele ile özdeştir.Ancak bu tugayın askeri mücadelesinin yanısıra yörede sürdürdüğü sosyal ve insani konulardaki çalışmaları dile getiren bir haber henüz benim gözüme çarpmadı.Ancak askerliğini o tugayda yapmış biri olarak bu hizmetlerden bahsetmeyi bir insanlık görevi sayarım.

Mehmetçik okul onarıyor

[Only Registered Users Can See Links]çik, Irak sınır noktasında bulunan Hakkari'nin Çukurca İlçesi'nde bir taraftan terörle mücadele ederek huzuru sağlarken, bir taraftan da eğitime destek veriyor.

Çukurca Taktik Sınır Jandarma Alay Komutanlığı okulların bakım ve onarımıyla eğitim ve öğretimlerini sürdüren öğrencilere yönelik desteklerini sürdürüyor. Alay Komutanlığı'nda görevli Mehmetçikler, ilçenin Cumhuriyet Mahallesi'nde bulunan 18 derslikli 424 öğrencinin eğitim öğretim gördüğü Atatürk İlköğretim Okulu'nda yaklaşık 15 günden beri bakım ve onarım çalışmalarını sürdürüyor. Eğitim ve öğretimin sürdüğü okulda onarımlarını yapan askerler, tahrip olmuş tuvalet ve mutfağın fayanslarını söküp yerlerine yenilerini takarken, modern bir görünüme kavuşturdukları okulun her yerini boyadı. Mehmetçikler, okula Atatürk büstü de yaptırdı. Öğrencilerse teneffüs saatlerinde çalışmalarını izledikleri askerlere teşekkür ederek çiçek hediye etti.

Atatürk İlköğretim Okulu Müdürü Mehmet Emin İlk, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sadece sınır güvenliğini sağlamadığını, bunun yanında hayatın içinde özelikle eğitim işleriyle de yakında ilgilendiğini söyledi. Müdür İlk, "Çukurca Taktik Sınır Jandarma Alay Komutanı Kurmay Albay Cihandar Hasanhanoğlu, geldiği günden beri halkla kaynaşmasının yanında halkın gönlünde taht kurmuştur. Eğitim ve öğretime büyük önem vererek okulumuzu Ankara Anıt Tepe İlköğretim Okulu ile kardeş okul yaptı. Tahrip olan okulumuzu onararak bizlere büyük katkı sağlamıştır" dedi.
[Only Registered Users Can See Links]















[Only Registered Users Can See Links] İHAYayın Tarihi : 21 Eylül 2006 Perşembe

GüneyDoğu'nun bu ücra köşesinde yürütülen çalışmalara birebir iştirak etmiş bir asker olarak bu çalışmaların bir boyutuyla yörede yaşanan ilkler olduğuna hepinizin dikkat etmesi önemle rica olunur.Hala sürmekte olan bu çalışmaların yörede operasyon harici bir çözüm oluşturması beni derinden sevindirmekte.Hakkari yöresinde en etkin hizmet kurumu kim derseniz size açık yüreklilikle derim ki HAKKARİ DAĞ VE KOMANDO TUGAYI.Örnek olarak hizmet veren Mehmetçik Dersanesi Hakkari'nin ilk ve tek ücretsiz dersanesidir.Hakkari'de halka hizmet götüren sağlık mekanlarından tutun gösterimi yapılan Tiyatro oyunlarına varıncaya kadar bir çok hizmeti götüren Mehmetçiğin bu gayretini yok sayıp yada görmezden gelip entellektüel tartışmalarda Ordu ve onun faşizanlığından bahsetmeyi uygun bulmuyorum.Mehmetçik denilen olgu yani şu an burada bulunan herkestir.Kendi emeklerimizi görmezden gelmek ise garip bir ironidir.Şurada şunu ifade edeyim ki toplumun her biriminde kötüler vardır ve Ordu'da bu kötülüklerden zaman zaman nasiplenmektedir.Ancak binbir türlü dalavere ile ayrıldığı göreve geri dönen siyasi sahtekarların tersine ordudan atılan bir kişinin geri dönmesi imkansızdır.Pozitif yanlarının çokluğunu sıralamak mümkündür.Ancak şunuda hemen ifade edeyimki 12 Eylül mantığından kurtulmuş bir Ordu hepimizin özlemidir.Bu mantıktan kurtulmanın bir kaç şartı var.Sivillerin sorumlu ve özverili davranışları,Ordu'nun ulusal olmayan kurumlardan uzaklaşması (Nato..vs)Ordu içinde darbe zihniyeti taşıyanların yargı yolunda değerlendirilmeleri,şiddetin kesin bir dille reddedilmesi ve barışçıl bir yaşam biçimini önce kendimize sonrasında topluma hakim kılmak,Ordu'nun içimizden biri olduğunu unutmamak,Güney Doğu'da süren mücadeleyi iyi analiz edip Ordu'nun bu konudaki çabalarına anlayışla yaklaşmak ve yörede askeri çözüme gerek kalmayacak barış yollu çözümler için çabada bulunmak...gibi.

Aksi takdirde yukarıdaki haberde olduğu gibi tıpkı Demokratik kitle örgütlerinin yapması gereken yürüyüşleri subaylar yapar ve bizlerde kendi adımıza onları izlemekle yetiniriz.Hakkari Dağ ve Komando Tugayı ve Tüm yurdumuzda Güney Doğu'da süren mücadelede yaşamını yitiren mehmetçik kardeşlerimizi burada saygıyla anıyorum.PKK ve onun yanlısı olarak Mehmetçikle çatışarak yaşamını yitiren insanları bu memleketin evladı olmaları gerçeğinden hareketle ve insan olmaları kaydıyla bir söze havale ediyorum.

"Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar: Burada dost bir vatanın toprağındasınız.
Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar, gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır. Bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır..."


Güney Doğu'da Barış demek Türkiye'de barış demektir.Ordu sivil bir kurum gibi yürüyüşler yapmakta ve toplumsal meselelere seslenmeye çalışmaktadır.Peki sivil kurumlar yada bizler ne yapıyoruz?

gnost
26.09.2006, 05:27
Hakkari bir ilk değildir..

[Only Registered Users Can See Links]

Askerin Hakkari eyleminin anlamı ne?
Askerin Hakkari'deki sivil eylemi HABERTÜRK Ana Haber'de masaya yatırıldı.

25.09.2006 20:28
Hakkari'deki askerlerin yaptığı sivil eylem siyasi çevrelerde büyük yankı uyandırdı. Askerlerin sivil eylemini Sabah yazarı Mehmet Altan ve Hürriyet Gazetesi yazarı Cüneyt Ülsever HABERTÜRK Ana Haber'de Murat Ongun'a yorumladı.


Sabah Gazetesi yazarı Mehmet Altan: Siyasi bir meseleyi askeri bir kalıp içinde söylemek demokrasilerde pek görülen birşey değildir. Silahlı bir grubun siyasi algı yaratacak eylem içinde olması demokrasilerde pek görülmez. Ama biz bu katagorinin dışında bir ülkeyiz. Bizim anayasamızı askerler yapmış.Darbecileri hala yargılayamıyoruz. Dünya normlarının çok dışındayız.

Bu ülkenin bir ana muhalefet partisi yokmu da ordaki askeri güç bu görevi yükleniyor. Güneydoğu'yu o kadar geri bırakmak, bir kimlik sorununu çözememek kimin kabahati. İnsanlar ideolojik söylemler yerine ırk üzerinden kendini tanımlıyorlar. İnsanlar liberal olabilir, marksist olabilir ama geri kalmışlık o bölgede insanları ırk üzerinden kendini tanımlamasına neden oluyor. Ana muhalefetin görevini asker yaparsa askerin görevini kim yapacak. Bura da laik olduğunu ilerici olduğunu sosyal demokrat olduğunu söyleyen ana muhalafet partisinin ne işe yaradığını sormak lazım. Asker müdahale ettiği için Güneydoğu sanayi toplumu düzeyine ulaşamamıştır.


Hürriyet Gazetesi yazarı Cüneyt Ülsever: Belediye görevini yapıyor ya da yapmıyor olabilir. Ama buna tepki vermek askerin işi değildir. Bu doğrudan doğruya askerin siyasete bulaşmasıdır. Bu durumdan vazife çıkarmaktır. Asker görevinin dışına çıkmıştır. Orada açılan pankartlara bakıldığında bu net görülüyor. Ordaki Belediye başkanı bölücülük yapıyorsa bunu soruşturmak askerin görevi değildir. Bu eyleme karar veren komutan kendi görevinin dışına çıkmıştır. Yarın birileri de çıkıp ben bu komutanı beğenmiyorum dese ne olur. Bu olay bir yara açmıştır. Bunun haber olması bu işte bir gariplik olduğunu zaten gösteriyor.



Askerin siyasal alana müdahalesi sivillerce her zaman reddedilir ve bencede doğru değüildir.Ancak her gün ölümlerle ve çatışmalarla geçen bir yaşamın içinde kimin neye nasıl tepki gstereceğini tahmin etmek mümkün değildir.Öyleki Türk ordusunun siyasi alana müdahalesine elbette taraf değiliz ancak tarihimiz ne yazıkki siyasi iradenin temsil yeteneğini kaybettiği ve ordunun müdahaleci olduğu sayısız örneklerle doludur.Eğer bizler bu tarihten biraz ders almış isek barışın en iyi mücadele aracı olduğunu bilmemiz gerekmektedir.Aksi takdirde şiddet yanlısı yaklaşımlardan en çok zararı yine bizler görüyoruz.Topyekün bir Anadolu İlericiliği örgütlenecekse bunu Ordu ile çatışarak yapmak fikri bu güne kadar sayısız zararlar ve onarılmaz yaralar açmıştır.Çağrımız o durki Orduyu kendi alanında kalmaya zorlayacak ve ordunun yürümesine gerek kalmayacak girişimleri halkın kendisi yapmalıdır.Türküye'de barışı inşaa etmekadına aktif çabalara ihtiyaç var. İşte bütün bu nedenlerden dolayı..Aşağıdaki etkiniklerin tüm yurda yayılması lazım.

[Only Registered Users Can See Links]