PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : sadece dört tümce.........


35_58
06.07.2008, 01:48
KOKLA BENİ ANNE

"Ölmek ne garip şey anne"
Dört tümce ne çok şeyler anlatıyor.
Koca bir yaşamın son fısıltıları gibi.
Ölmek ya da öldürülmek, yakılmak ne garip şey
Ölen neler düşünür acaba?
Neler geçer aklından?
Kimi düşler en son?
Bir bilinmezliği ölümüyle birlikte alır götürür düşünceleri.
Ölümün sessizliğinde beyaz atına biner gider, bir daha geriye dönmeksizin.
Ne bir satır mektup, ne de boş bir kağıt gönderir.
Yokluğun denizinde, varla yok arasında kaybolur gider.
"Ölmek ne garip şey anne"
Öldürülmek ya da yakılmaz YOBAZLARCA
Ne garip şey anne!
İşte böylesi ölümlerde anne olmak ne zor iştir.
Nasıl katlanır yürek bu ölüm acısına
Nasıl dayanır bu can bu zulme
Üstelik genç ise,
Yarından umutları çok ise,
Bu dünyadan alacağı fazla ise,
Nasıl dayanır, nasıl dayanır bir ananın yüreği bu işkenceye?
Onbeş yıl geçmiş Madımak katliamının üstünden
Onbeş yıl dile kolay
Onbeş yılın her günü yürekleri yakan acı
Her lokmada boğazına düğümlenen sancı
Gözyaşı
Umutsuzluk
Hasret
Anne olmak ne zor iştir anne
"Yak ula yak" diyen bir hayvan sesi.
Yağmur gibi yağan taşlar
Kırık camlar
Nefes kesen duman
Madımak'ta olmak nasıl bir iştir anne?
Onbeş yıl geçmiş dile kolay
Çeken bilir hasreti
Uykusuz geceler
Kundaklar,
Beşikler,
Emeklemeler
İlk yürüyüşler,
Bir bir gelir geçer gecenin karanlığında
Işıklar sunularak hayatın içine
Bir kızıl gül gibi düşer annenin eline
Yanmış bir kızıl gül.
Koklar doyasıya ölümüne
Başlar feryatlar
Acılar,
Ağıtlar,
Çığlıklar,
Bu nasıl iştir anne?
Anne olmak ne zor iştir anne
Unut der birileri düşlerin hasretini
Unut.
Dönülmeyen yolculuğun son yolcusu onlar
Hasret ekse de senin yüreğine
Unut.
Bu ne garip sözdür anne
Onbeş yıl geçmiş dile kolay
Otuz beş can sarılmış bir bedene
Devlet suskun,
Toplum suskun,
Diller suskun,
"Yak ula yak diyen bir hayvan sesi
Ulur it yuvalarının derinliğinde
Şükür bir şey yok der devletin başı
Bir başka başı Erzurum zanneder yanan ateşi
Yürekler sağır,
Vicdanlar sağır,
Diller sağır,
Her yan bir utanç yuvası
Bu nasıl iştir anne.
Unutma anne unutma
Unutturma anne unutturma
Madımak denilen o yeri
Bir utanç duvarı ör üstüne
Bir kara şal çek
Bütün dünya tükürsün üstüne
Ölmek ne garip şey anne
Yıldızlarda seninle dolaşmak ne garip şey
Tut ellerimi
Al yüreğine koy
Yanmış bir kızıl gül gibi kokla beni anne.

35_58
10.07.2008, 15:23
Yaşamaktan utanıyorum,güneş hala eskisi gibi doğuyor ama aydınlık aynı aydınlık değil,karanlıklarda boğuluyorum ruhum darda içim sıkıntıda.Nasıl uyuyabilirim ki ,zaten hep gece hep karanlık utanıyorum,yemek yerken ,su içerken boğazımda birşeyler düğümleniyor lokmalar geçmiyor boğazımdan ,midem bulanıyor ,utanıyorum.Güneşten aydan yıldızlardan,yaşadığım yeryüzünden utanıyorum.Sessizlikten umursamazlıktan ikiyüzlülükten,herşey dört dörtlükmüş gibi yaşamaktan utanıyorum.Bahar geldi ,ağaçlar çiçek açtı meyvelerini verdi ,kuşlar herzamanki gibi salına salına uçuyor,karıncalar yine harıl harıl çalışıyor,ama ben onlara baktığımda utanıyorum.
canım vatanıma ,taşına toprağına dikenine,dağlarına cennet ovalarına şırıl şırıl akan ırmaklarına serin, serin esen rüzgarına baktığımda içim eziliyor utanıyorum.Soluk aldığımda yürüdüğümde küçük çocukların yüzüne baktığımdaki masumiyetten ,hala mutlu mesut yaşayan gülümseyen yüzlerden utanıyorum.Dağdaki askerimden,ulu çınarlar gibi yatan şehitlerimden,tarihe destan yazmış atalarımdan,yüce kurucumuz Atatürk'ten Atam'dan utanıyorum....Televizyon seyrederken halkı uyutmaya çalışan proğramlardan gazeteciyim diyen,herşeyi ballandıra ballandıra anlatan yalancı aydınlardan kendi çıkarları için herşeye göz yumanlardan utanıyorum. Çiftçimden ,çocuklarımdan ,oyunu bir çuval kömüre satan fakir halkımdan ,onlara güzel bir gelecek hazırlamayan ,hatta ellerindekini son damlasına kadar almaya çalışanlardan utanıyorum.Nasıl bir utanç içindeyim anlatamam ki.Benim ülkemde benden daha çok söz sahibiymiş gibi herşeye karışan sömürgecilerden ülkeleri insanları mahveden gözü dönmüş kan emicilerden utanıyorum.Teröristleri dize getiren kahraman paşalarımızın tutuklanmasından şuçlanmalarından ,aydınlarımızın ışıklarımızın susturulmasından geleceğimizin karartılmasından utanıyorum.Yıllardır uyuduğum uyutulduğum için utanıyorum.Hala sessiz ,sessiz izlemekten ,hala birbirimizle tartışırken,vatanımın elimden alındığına özgürlüğümün uçup gittiğine seyirci kalmaktan utanıyorum....
Ey Türk Milleti bu yaşadıklarımız kabus gibi....bu kabusu yaşatanlardan onlara bu fırsatı verenlerden bizlerden utanıyorum....
Artık bu sessizlik yeter !Artık bu utanç yeter! Artık bu çaresizlik yeter!Artık bu suskunluk Yeter!Artık yaşayan bir ölü olmak yeter!
Uyan Türkiyem! Uyan kınalı kuzularım uyan ! Şehitlerimiz Çocuklarımız Geleceğimiz Özgürlüğümüz ,Tarihe destan yazan atalarımız için ,Soluduğumuz hava, bastığımız topraklar için .Hergün inadına doğan güneş için UYAN TÜRKİYEM UYAN !!!!.....

HEVİDARIM
10.07.2008, 22:12
Bu anlamlı paylaşımlar için yüreğinize emeğinize sağlık...

ernesto43
12.07.2008, 14:57
Güzel yazılar devamını bekleriz :ok:

gülşah06
12.07.2008, 15:04
yüreğine sağlık

mavra
16.07.2008, 18:20
Yüreğine sağlık basarılarının devamını dilerim..

35_58
21.07.2008, 18:50
İŞİN SIIRI ORTADA!!!!!

Hazine düzenli olarak tahvil, bono, ihale vb. araçlarla piyasadan para çeker ve borçlanır.
Bu borçlanmalarda geri ödemeyi de düzenli olarak aylık 5 Milyar YTL ile 9 Milyar YTL arasında yapar.
Yani her ay 5 ile 9 Milyar YTL arası geri ödeme yapar.
2-3 yıldır yapılan borçlanmalarda Temmuz ve Ağustos 2008'e öyle bir yük oluşturuldu ki.
Cumhuriyet tarihinde görülmemiş büyüklükte.
Hazine'nin borç ödemelerinin 43 Milyar YTL'si Temmuz 2008 ve Ağustos 2008'de.
Yani 5 ile 9 Milyar YTL'yi öderken güçlük çeken,
hatta ödeyemeyen, tekrar borçlanan hazine,
Temmuz ve Ağustos'ta 43 Milyar YTL ödeyecek.
Bu rakam (43 Milyar YTL) yaklaşık 6 aylık ödemeye denk geliyor.
Hazine bu parayı bulabilmek için yine borç alma yoluna gidecek ve bulamayacak.
Nereden bulsun piyasada para yok.
Para bulamayınca ne olacak ekonomik kriz.
YTL olarak para kimde, 2001 krizinden beri bizlere 1.70'lerden $ satan yabancı fonlarda.
Bu krizin tarihini önceden hazırladılar.
Bilinçli bir şekilde hazırladılar.
Öyle bir tarihe denk getirdiler ki, sorumlusu AKP olmasın istediler.
Yani Temmuz, Ağustos 2008'de kim ne yaparsa yapsın kriz kaçınılmazdı.


En önemlisi;

Bu krizin sorumlusu kim olacak biliyor musunuz?
AKP'nin kapatılmasını isteyen Yargıtay Başsavcısı, belki de (kapatılırsa) Cumhuriyetin Anayasa Mahkemesi ve AKP'ye hayır diyen yurtsever muhalefet.
Kapatma davası, tesadüf bu ya Temmuz, Ağustos aylarında görülecek. Belki de kapatma kararı çıkacak.
Diyecekler ki, AKP'ye açılan dava siyasi belirsizlik yarattı, piyasa tedirgin oldu, krizin nedeni budur.
Diyecekler ki, AKP'ye açılan dava nedeniyle siz esnaflar, siz çiftçiler, siz memurlar, siz işçiler battınız.
Diyecekler ki, AKP'ye açılan dava nedeniyle sizler borçlarınızı ödeyemediniz, işleriniz durdu, 10 yıllardır çalıştırdığınız işyerleri kapanmak zorunda kaldı.
Halbuki öyle değil.
Her şey ne kadar güzel olursa olsun, 43 Milyar YTL gibi ödeyemeyeceğiniz bir borcu 2 aya özellikle toplarsanız kriz gelir.


Temmuz, Ağustos 2008'i hazırlayan AKP'dir.
Kapanma davasını da özellikle hızlandırmak isteyen AKP'dir.
Neden başbakan çırpınıp duruyor bir an önce bitsin şu dava diye.
Çünkü dava olmasa kriz kendi kafalarında patlayacak.
Bu durumda sorumlunun AKP olduğunu dağdaki koyun bile anlayacak.

35_58
21.07.2008, 19:18
BU BİR ÇOCUK PROĞRAMI SADECE!!!!!
"Şeytana uyup" hırsızlık yapan "Tavşan Assud"un cezası, şeriat hükümlerine göre elinin kesilmesi...

Gazze’de iktidarı ele geçiren Hamas’ın denetimindeki El Aksa TV’sinde yayınlanan çocuk programında "Şeytana uyup" hırsızlık yapan "Tavşan Assud"un elinin kesilmesine karar veriliyor.

TV’deki "Yarının öncüleri" adlı program kapsamında yayınlanan ve tavşan kılığındaki bir aktörün canlandırdığı "Assud", parayı çaldıktan sonra yayına katılan çocuklar tarafından el kesme cezasına çarptırıldı. Yayında, şu konuşmalar yer aldı:

- Tavşan Assud: Allahın izniyle inşallah babam beni görmez. Allahım ben biraz para alırken ne olur onu uyut. Ne çok para var burada. Ama almamalıyım. Çalmak haramdır.

- Şeytan: Assud ne yapıyorsun? Sana söz veriyorum, seni kimse görmeyecek. Paraları al, korkma.

- Kız sesi: Assud, şeytana uyduğun için yanlış yaptın. Çalanın cehennemlik olduğunu bilmiyormusun. Hz. Muhammed ne dedi: ’Eğer kızım Fatma çalsa, elini keserim.’ Sen Suudi Arabistan’da yaşasaydın, elini keserlerdi. Kuran, "Kadın olsun erkek olsun hırsızın elini kesin" der.

- çocuk sunucu: Assud’un davranışı hakında ne düşünüyorsunuz?

- Esma: Yanlış yaptı. Hırsızın eli kesilir.

- Assud: Allahım. Yani elimin kesilmesi gerektiğini mi söylüyorsun Esma?

- Esma: Evet.

ceritlı
21.07.2008, 19:50
güzel paylaşı teşekürler

35_58
26.07.2008, 20:21
UMUDUN KAVGASI BİTMEYECEK

Umudun kavgası bu...Yaşamın güzelliklerini görmeye devam etmek adına,gözlerimize vurulmaya çalışılan yalnızlık perdesini silip,yeniden doğumun ilk işaretlerini vermek adına kavgamız,mücadelemiz el birliğiyle ve içimizdeki hevesle yaşamayı tekrardan öğrenebilmek...Nefes alabilmeyi düşlemek ve yürüyüşlerimizdeki kendine güveni adımlarla sayabilmek...Umudun kavgası özgürlüğün çığlığı demek...İçimize işleyen özgürlüğün hasretini yeniden inşa edebilmek demek ...

Birey olduğumuzu, bilinçli olduğumuzu, bağımsızlıktan yana tavrımız olduğunu umudun kavgasıyla öğreteceğiz...Umudun kavgası geleceğin yaşama heveslisi çocukları için,el ele dolaşan gençlerin yürek yüreğe sevdası için...Binlerce yılllık kardeşliğin medeniyete akıp gitmesi için...Umut ve onun kavgası...sonbaharda eğilip kışın büzülen insanımızın mevsimlerini dört dörtlük yaşayabilmesi için...Dayatılan kimsesizliğine çare olabilmek için...Umut açlıkların,sefaletin yollarına engel koymak özgür nefes ile mutlu yaşamanın karın tokluğuna ulaşabilmek için en azından...Ve daha fazlası için yürümek durmadan...

Umut kavgası onurun savaşının yanı başında filizleniyor bugün...Aynı cephede açan sevgi tomurcuklarının silahını sıkıyorlar düşmanlarına...Biz daha ölmedik varolmak adına savaşımız onur adına yürüyüşümüz umudun kavgasında esenlik bulacaktır...İnsanlığın son savaşı olmayacaktır bu...Savaşlar umut için,yarınlar için varsa barıştır...Kıyımlar toprağa düşürürken bedenleri, umut savaşıyla diriltiyor ölü bedenleri...Buna ancak barışın savaşımı denir...Ve sonunda güneşin adıyla konulacak zaferlere gebedir...

Elveda esaretin yarasa uçuşları...Kendi karanlığınıza mahkum olacaksınız...Korkmuyoruz karanlık ötüşlerden...Uçmanın dilini öğreniyoruz paylaştıkça sevdamızı...Gökyüzünün derinliklerine bırakıyoruz tohumlarımızı...Yağacak bilirizki milyonlarca gelecek sevdalısı...Engebeli yolların yağmur kokulu topraklarında,sergileyecek beyinler Anadolunun haykırışını ...

35_58
27.07.2008, 23:07
HAYATI YAŞAMAK SANATTIR

Hayattan büyük beklentileriniz ve hırslarınız yoksa yaşamak çok keyiflidir.Eğer öyle bir beklenti içindeysiniz işiniz çok zordur.Ama basit ufacık şeylerden mutlu olabilliyorsanız yaşamak daha kolaydır. Herşeyi seversiniz herşeye aşık olursunuz, sonra mı sonrası gelen içinizdeki mutluluk duygusu, işte budur yaşam.Sabahları erken saatlerde yaptığınız bir yürüyüş,bir küçük sarı karıncayı ezmemek için yaptığınız bir sıçrayış.Küçük bir su birikintisinde banyo yapan tombul bir serçeyi izlemek ne keyiflidir. Yüzünüzü aydınlatan güneşle birlikte rasladığınız bir dosta selam vermek,hafif hafif bir şarkı mırıldanmak nasılda hoştur.İğde ağaçlarından yaseminlerden gelen mis gibi kokularla,güne başlamak.İşte ben bu manzaralar yüzünden hayata yaşama aşığım.
Genelde aşkı karşı iki cinsin birbirlerine hissettiği çoşkulu tutku diye düşünebiliriz.Hayatta aşklar çeşitlidir,eğer hayatınızdaki bu çeşitlilikler fazlaysa mutlusunuzdur.Güzel bir gündeki kuş cıvıltılarını duyabiliyor ,tomurcuk bir güldeki çığ tanesini görebiliyor,sahibini görünce kuyruk sallıyan bir köpeğin mutluluğunu farkedebiliyorsanız, balkonda keyifle kahvesini yudumlayan bir yaşlıyı farkedebiliyorsanız sizde hayata aşık olanlardansınızdır.
Birde hayatı yaşamın kıyısından seyredenler vardır.Onlar için hep aynıdır, hayat hep tek düzedir.Kendi doğrularının kendi bildiklerinin dışına çıkmazlar.Belli bir rutinde gider hayatları..Birde küskünler vardır,hep mutsuzlardır.Hayat onlara hiç gülmemiştir.En ufak bir olayda kabuklarına çekilir hayattan hiç zevk almazlar.Bir bahaneleri vardır ,kendilerine göre kötü üzücü olaylar hep onları bulur. Ya kızgın olanlar onlara göre hep suçlu karşıdakilerdir.Hiç kendilerini eleştirmez hiç kabahatli bulmazlar.Hep sinirli agresiflerdir.Hayatın güzelliklerini hiç farketmeden yaşar giderler.Birde hayatı deli
dolu yaşayanlar vardırki sormayın onlar çok hızlı yaşamak isterler.Hiç bir şeyi sorgulamazlar hiçbirşeyden endişe etmezler.Hayat onlar için bir macera bir oyundur.Aaa.. evet hayır yok unutmadım birde işkolikler vardır,varsada yoksada hayatta iştir onlar için.Her saniye her dakika çalışıp daha fazlasını isterlerken ,yaşam ellerinden uçup gider.Aslında hayat içinde bize biçilen bir ömürle sınırlıdır.Ah ! bunu bir anlıyabilsek, herşeyi bir kenara itip hayatı yerli yerinde yaşayabilsek.
Önümüzde bir çok seçenek var, istersek bir bakışla bir gülüşle mutlu oluruz.İstersek küskün bezgin olmakiçin bir bahane uydurur,yada kızgın olmakiçin karşımızdakini suçlar
işin içinden çıkarız.Yada hayatı umursamaz çılgın gibi yaşar bitiririz.Veya hırslarımıza kapılıp daha fazla başarı daha fazla kariyer derken hayatın aslında nasılda tükendiğini çok geç anlarız. Kısacası öümüzde çok seçenek var.Size hangisi uygunsa onu seçer yaşarsınız.Bana mı bana gelince hayatta basit ama küçük mutluluklarla dolu bol şeçenekli bir hayat düşlerken,herşeye aşık ,herşeyle mutlu olan biri olmak isterim.Ama başarabilirmiyim ,bilinmez.Size gelince hayalleriniz mutluluklarınız hep bol , hayatınız hep bol seçenekli olsun.....

35_58
28.07.2008, 15:34
First Lady...

Halı.
Koltuk.
Avize.
Sehpa.
Vazo.
Biblo.
Tablo.
Gümüş.
Porselen.

*
Nedir bunlar?
'Hayrünnisa Gül'ün Dolmabahçe Sarayı'ndan istediği eşyalar'diyenler,yanı ldı... Semra Sezer'e 'hediye edilen' ve Semra Sezer'in evine götürmektense,Çankaya Köşkü'ne bıraktığı eşyalar....
1.243 parça.

*
Halı.
Koltuk.
Avize.
Sehpa.
Vazo.
Biblo.
Tablo.
Gümüş.
Porselen.
İşte bunlar,Hayrünnisa Gül'e 'hediye edilmeyen'ama,Hayrünnisa Gül'ün Dolmabahçe Sarayı'ndan istediği eşyalar...
35 parça.

*
Aslında bakarsanız,Kaşıkçı Elması'nı istemediğine şükredin...Çünkü,prensip olarak,Topkapı Sarayı'ndaki Kaşıkçı Elması ile Dolmabahçe Sarayı'ndaki ibrik arasında
bir fark yok...İkisi de müze eseri olduğuna göre ikisi de satılamaz,dolayı sıyla fiyatı yok,farkı da yok.
*
bakın'fark'dedim,aklıma geldi.
*
46 trilyon lira nedir?
Ahmet Necdet Sezer'in 7 yıllık görev süresi boyunca harcamak yerine,tasarruf edip,Maliye Bakanlığı'na iade ettiği para.

*
30 trilyon lira nedir?
Abdullah Gül'ün,Henüz 1 yılını bile doldurmadan,Çankaya Köşkü'nde tadilatiçin MAliye Bakanlığı'ndan aldığı para.

yılmaz özdil

Pınar_34
28.07.2008, 17:45
First Lady...

Halı.
Koltuk.
Avize.
Sehpa.
Vazo.
Biblo.
Tablo.
Gümüş.
Porselen.

*
Nedir bunlar?
'Hayrünnisa Gül'ün Dolmabahçe Sarayı'ndan istediği eşyalar'diyenler,yanı ldı... Semra Sezer'e 'hediye edilen' ve Semra Sezer'in evine götürmektense,Çankaya Köşkü'ne bıraktığı eşyalar....
1.243 parça.

*
Halı.
Koltuk.
Avize.
Sehpa.
Vazo.
Biblo.
Tablo.
Gümüş.
Porselen.
İşte bunlar,Hayrünnisa Gül'e 'hediye edilmeyen'ama,Hayrünnisa Gül'ün Dolmabahçe Sarayı'ndan istediği eşyalar...
35 parça.

*
Aslında bakarsanız,Kaşıkçı Elması'nı istemediğine şükredin...Çünkü,prensip olarak,Topkapı Sarayı'ndaki Kaşıkçı Elması ile Dolmabahçe Sarayı'ndaki ibrik arasında
bir fark yok...İkisi de müze eseri olduğuna göre ikisi de satılamaz,dolayı sıyla fiyatı yok,farkı da yok.
*
bakın'fark'dedim,aklıma geldi.
*
46 trilyon lira nedir?
Ahmet Necdet Sezer'in 7 yıllık görev süresi boyunca harcamak yerine,tasarruf edip,Maliye Bakanlığı'na iade ettiği para.

*
30 trilyon lira nedir?
Abdullah Gül'ün,Henüz 1 yılını bile doldurmadan,Çankaya Köşkü'nde tadilatiçin MAliye Bakanlığı'ndan aldığı para.

Hürriyet Gazetesi yazarlarıdan Yılmaz Özdil'e ait bu yazıyı bizlerle paylaştığın için teşekkür ederim.

alev_2005_2005
28.07.2008, 18:07
Üyelerimizin Makaleleri Üyelerimizin Alevilik, Siyaset ve Yaşam konusundaki makaleleri, denemeleri, edebi yazıları. Lütfen sadece KENDİ yazılarımızı paylaşalım ve MAKALE tarzında olmasına dikkat edelim.

Sevgili 35_58,

Lütfen makale bölümünde konu başlığına uygun olarak kendi düşüncelerimizden oluşan yazı(ları)nızı paylaşırsanız konunun amacından sapmamış ve tam rotasında ilerlemiş olacaktır.

Ve yine alıntı yapacağınız mesajların altına alıntı ibaresini ilave edip uygun başka ilgili başlık adı altında toplarsanız,

örneğin; Bloğ açıp payalaşabilirsiniz alıntı mesajlarını

örneğin; Siyasetse siyaset başlığında paylaşabilirsiniz alıntı mesajlarını.

vs...vs...