PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bos Kösem


NEFER
08.09.2008, 13:11
Burasi benim kösem dostlar , beni seven ve sevmeyende hos geldiniz
konu açip tartisma kösesi degil paylasma kösem olacak burasi.konularda yazdiklarimi buraya tasiyacagim .
Kesinlikle kopya ve ilgisiz seyleri kabul etmiyorum.zaten kopyardan usandigim için bu köseye çekildim.
Gelen dostlar yüregiyle gelsin, hiç bir sey yazmasada yüreginden gelen küçük bir noktada da koysa degerlidir benim için.
ama kesinlikle boy boy kopya yazilar istemiyorum.
anlayisiniz için simdiden tesekür ederim bütün canlara.
Burda 12 köse var ayni sevgili 12 imamlar gibi buraya gelen dostlarada bir kösede yeri vardir , her kösede diger köselerle esit oldugu için her oturanda bas köseye oturmus gibi oluyor.

kendime ait bir siir:)

Brükselin ihtiyar kaldirimlarinda biraktigim , gençligimle beraber.
Beyhude geçen zamani tutsam
saksida solmus bir gül sanki.
Suya dokunsam.
Seklini semalini sardi yine kör duman, Bahar gelsede o körpe sarmasiklara dolansam.

Her sey bize Yabanci özüme ters, Vahsi Tek disli medeniyet .
Ensemde irkçilik kokan nefesi
Bunalim katmer katmer , sensizlik cayir cayir.
Yorgun benligimde dalgalanan hayalin ,saçlarin rüzgarla raks.
Pembe bir firtina ve bahar yagmuru olsamda O sicak yanaklarindan süzülsem.

ooofffff offfffff

Atasam bedenimi yollara çamurlu sokaklara
yuvarlansam kaldirimlarda , tepeden tirnaga belensem mile, kapi önlerine pas pas olsam.
çitirdasada kemiklerim ayak altlarinda , yinede issiz köselerde hatiram kalir.
Ulu doruklarda kopar firtina yer yarilir tas kirilir kehribar kalir.
Gönül sever göz yasarir aci bir tebessümle,
yillar geçer ömür biter,ruh içinde bir inilti kalir
Alli morlu bahçeler yesil vadiler,
Zemheride bir kuru agaç kalir, sevda kordur , yana yana tükenir
öze derman yar kokulu kül kalir

hasanhüseyin
08.09.2008, 16:49
sevgili nefer
forumu acar acmaz ilk senin yeni yazin varmi diye bakyiorum cünkü biliyorumki dogrulari gercekleri yaziyorsun. bir konuyu en ince detailine kadar arastiriyorsun.

simdi bu bos kösende yazilarini sabirsizlikla beklyiorum bilyiorum ki bu kösen sevgiyle ,dogru olanla dolacaktir
simdiden abonesi oldum kösenin

alev_2005_2005
08.09.2008, 16:49
Arasıra hayatın tüm yoğun akışına rağmen insanın kendini dinlemeye ihtiyarcı var katılıyorum size bu konuda.
Ve ne güzelki baş köşeye oturtmak tüm konukları :)

NEFER
08.09.2008, 23:38
Ne kadar becerebilecem bilmiyorum . Rahmetle andigim Cem karacadan bahs etmek istiyorum.
12 Eylül askeri darbesinde yurt disina çikan Cem karaca yillarca vatanindan ayri kalir. bu hasret öyle yakicidirki bunu ancak vatanindan ayri kalanlar anlar, insanin içini yakar vatan aklimiza gelince, umulmadik seylerini özlersiniz. Zarzor yokus yukari tirmaman kamyonlar ve kamyoncular bile özlenir.
Bir türkü vardir yine Almanyadaki bir gurbetçimizin eseridir. Özlem özdil'in babasidir bunu yazan .çok güzel alatmistir gurbeti.Türkünün ismi bile güzel "Uzaklarin Türküsü"

Karanlik bir aksam üstü
Hüzünlü gezer olmusum
Gözüm dalar uzaklara
Bir hayli ziyan olmusum

Hava soguk deniz susar
Fabrikalar ölüm kusar
Bize benzemez buralar
Kendime sila olmusum.

Bildiginiz gibi Cem karaca koyu bir kominist idi , dini inançlada hiç ilgili degildi. Annesi ermeni , Babasi Türk olan Cem karaca. yurt disinda yaptiklarindan pismanlik duydugunu ve vatana dönmek istedigini sürekli tekrarliyordu.
Hatta bir söyleyisinde Bulgaristana kadar gelip Kapikule gümrük kapisinda Vatanini seyretmeye geldigini söylemistir. Benimde gözlerimi dolduran bu olayda Cem karaca Ay yildizli bayraga bakarak gözlerinin doldugunu söyler. dönemin basbakani Turgut özalin affiyla türkiyeye döndü.
Ne garip bir olayki, Cem Karaca gibi Vatanindan ayri kalanlar hep geri döndüklerinde Vatan topragini öper.
Ne gariptirki ordaki yasayanlar bu Aziz vatanin kiymetini anlayamazlar.

Yurt disindan Dönen , O zamanki çevresindeki dava arkadaslari,Döndügü için , Hatta özaldan özür dileyip Memlekete döndügü için eski dava arkadaslari tarafindan Döneklikle suçlandi.
Bu suçlamalara Cem karaca, Pir sultan abdalin , Dönen dönsün ben dönmesem yolumdan türküsüyle cevap verir. onun hiç bir zaman dönmedigini ama gelistigini ,Hatalarindan dödügünü yaptiklari bazi seylerin hata oldugunu söylemistir. ve onun içindirki dönen dönsün demistir. Rahmetli son dönemlerinde Baskilara ve ona küsen arkadaslarina sitem edercesine Allaha olan inancini söylerdi Büyük bir heyecanla.

Hatta Su Biten Nesvesi Taam Olsun Erenler
ilahi seklinde olan Tasavvuf eserini okumustur
Dinlemenizi öneririm. Cem Karacanin yorumu Muhtesem
zaten onun sesi ve yorumu tek ve kendine özeldi . Ona benzer Biraz Baris Akarsu sivriliyordu malesef o'da Rahmetli oldu.
velasil o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler
Nur içinde Yatin, Kabriniz Cennet olsun

[Only Registered Users Can See Links]

NEFER
09.09.2008, 12:00
Umudun ve özgürlügün sarkisi

Manhatan -Kabul

Küçük portorikali, iyice integre olmus , sanki bir New-yorkl'u
Gökdelenimde, her yer Demir ve Cam kapli
çalisiyor hemde kek ve kahvemi yudumluyordum

Dünyanin öbür ucundaki .Küçük Afgan kizi..
Manathan'dan habersiz, adini dahi Duymamis.
Günlügü, Felaketler, ve savaslar

Dünyanin degisik uçlarinda , iki yabanci, ikiside, farkli
iki taninmadik, iki anonim ...
Püskürtülmüsler bilinmeze ayni sonsuz izdirapli kader..sonsuz iskence

bir 7.47 pencerelerimde patladi
zavallilarin Bombalari küyümü kökten kaziyinca..
O güzel Mavi gökyüzümü firtinalar kapladi

Dünyanin degisik uçlarinda , iki yabanci, ikiside, farkli
iki taninmadik, iki anonim..
Püskürtülmüsler Bilinmeze ayni sonsuz izdirapli kader..sonsuz iskence

onun uzun veda'lari , elveda Amerikan rüyalarim
Hiç bir zaman Köpegin kölesi olmayacagim
çabuk..dayatin Tiran'larin islamini
Bunlar hiç okumadilarmi Kuran'i.

Geri takrar toz oldum..
Olamayacam evrenin efendisi
tutkuyla sevdigim bu ülkem yoksa ??
sonunda ayaklari kil'den bir heykelemi döndü.

Tanrilar.. ve dinler....
Medeniyetler savasi...
Silahlar, bayraklar, vatanlar, Milletler...
sonuçta sadece. silahlarina etten mermiler oluyoruz

Dünyanin degisik uçlarinda , iki yabanci, ikiside, farkli
iki taninmadik, iki anonim....
Püskürtülmüsler bilinmeze, ayni sonsuz izdirapli kader..sonsuz iskence

sarki hakkinda


Manhattan-Kaboul bir fransiz sarkisi ,sözleri Renaud. Bestesi Jean-peire Bucolo'ya ait.
"Gürültülü cehennem"adli albümde .Renaud , Axelle Red ile duo yapiyorlar ,
Albüm . 11 Eylül 2001 den ve ikinci Afganistan savasindan sonra,2002 de çikiyor .
Bu sarki, 2003 de Müzigin zaferi adli , Müzigin oscar'i diyebilecegimiz kurulusun seçtigi yilin en iyi sarkisi seçiliyor.
ayni yil fransada NRJ Music Awards tarafindan.En iyi fransiz sarkisi seçiliyor,

sarki sözleri, Afganisatan ve 11 eylül 2001 deki olaylari anlatir.
sarkida Renaud ,ikiz kulelerde çalisan portorikali genc olur.
AxelleRed ise2001 de amerikalilar tarafindan öldürülen Genç bir Afkan kadin olur, onu dillendirir.
Renaud, sarkida" hiç bir zaman köpege köle olmayacagim sözü", kökten dinci Talibanlari kasteder. ve onlarin kura'ni anlamadiklarini söyler.
Amerikan imperyalizmi ni elestirir
Ayrica sarkida Yabanci olmanin izdirabi anlatilir. bu iki yabancinin birincisi 11 eylül saldirisinda ölen portorikali genç .digeride Kabulda amerikan saldirisinda ölen afganli kadindir
Renaud.. Fransada bu Yüzyilin en iyi 10 sarkicisi içindedir.
görüs olarak sosyalist, kominist görüstedir, 70'li yillarda sol gençligin önderlerindendi , O yillarda kimsenin Moskovaya gidimedigi bir zamanda .Renaud zamanin SSCB sinde konser vermis, belkide Tek batili sarkicidir.
Sarkilari genellikle siyaset içerikli , Toplumsal sorunlari dile getirir.

sarkiyi Dinlemeniz için

[Only Registered Users Can See Links]

Baska güzel bir sarki klibi
Senegal-Manhatan, Fast Food, Dakar'da....

mutlaka dinleyip izleyin ..
[Only Registered Users Can See Links]

dergah
10.09.2008, 13:48
Merhaba Nefer Can. Boş köşende nice güzellikleri, konuklarınla birlikte paylaşacağına inanıyorum. Bende sana bir nefes getirdim bakalım beğenecek misin?

Bir gerçeğe bel bağladım erenler
Aldı benliğimi bitirdi beni
Damla idim bir ırmağa karıştım
Denizden denize götürdü beni

Nice kaptan kaba boşaldım doldum
Karıştım denize deniz ben oldum
Damlanın içinde evreni buldum
Yine benden bana getirdi beni

Daimi'yem ermişlerin ereği
Böyle idi tabiatın gereği
ölmez bir ananın oldum bebeği
Aldı dizlerine yatırdı beni

Sevgilerimle, saygılar

Amistofes
10.09.2008, 14:20
Sevgili Nefer Can:



Insan gönlün deki yer hazinelerin en büyügüdür.
Gönül Kabesidir, en yüce Kösk.
Sah damaridir en yakinin olan.

Bu Insanlik sofrasinda kendine yer edindigin sofraya bir nebze de olsa katki amaciyla sizden niyaz eyleyerek,
Asagidaki Ulvi Pir Pirsultan Abdaldan adven
siiri ile siz dostlara sunmak amaclidir.


Sefasina cefasina dayandim
Bu cefaya dayanmayan gelmesin
Rengine hem boyasina boyandim
Bu boyaya boyanmayan gelmesin


Rengine boyandim meyinden ictim
Nice canlar ile didar görüstüm
Muhabbet eyleyip candan sevistim
Muhabbeti küfür sayan gelmesin

Muhabbet eyleyip yokla Pirini
Yusun senin namus ile arini
Var bir gercek ile kil pazarini
Kildigin pazardan ziyan gelmesin


Kirklar bu meydanda gezer dediler
Evliyayi yola dizer dediler
Destini destinden üzer dediler
Nefsaniyetine uyan gelmesin


Pir Sultanim eydür dünya fanidir
Kirklar´in sohbeti ask mekanidir
Kusura kalmayan kerem kanidir
Gönlünde karasi olan gelmesin


Gercegin demine hüü.
Bu sözler bir Umman deryasinin gizemleridir,
Buna vakif olanlara ne mutlu.
Saygilarim insan sevgilerimle Amistofes

'Serhan'
10.09.2008, 14:56
sevgili nefer köşen hayırlı olsun.güzel yazılarını bekliyoruz.

NEFER
12.09.2008, 00:29
Cadidan Mektup var


[Only Registered Users Can See Links]

hey insan

görüyormusunuz su genç cadiyi ölüm tadiline çikarken
sizi beklemekte, hayirmi diyorsunuz?
korkmayin
sadece size hikayesini anlatmak istiyor
hafifce oksayin
binin tuhaf bir hayvan üzerine
çok eskilerden toz halinde düstügü bedeninden
zamanin karanlik gecelerinden geçirecek
hafifce oksayin
gündüz ferahliginin çoktan yok oldugu
zamanin zindan karanligindan ve atesinden
size bir mektup getiriyor


bizler halkin kadinlariydik, bazilari için eksik kadindik .
biz insan bile denilmeyen kadinlariz.
arkamizda bir mezarda birakmadik
sadece külleri dört bir tarafa savrulan kadinlariz
bize yakindan bakin
kitapi mukaddes hakkimizda hüküm verdi"efsuncu kadini yasatmayacaksin" dediler bizlere siz gökten inen
seytanlarla iliskiye giriyorsunuz, sizler ugursuzssunuz diye kaynar kazanlara atildik
hiç bir suç islemediydik,suçta aranmiyordu, sadece kadin olmamiz yetiyordu
bizi cadi diye ihbar edenler bazen kocamiz,çocuklarimiz,üvey annemiz,üvey kardeslerimiz ve komsularimizdi.
yüz binimiz agir engizisyon iskenceleri çarkina bedenimizin parçalarini biraktik
su gördügünüz dizilerde, çizgi filmleririnde kaynayan kazanlarda bizim bedenlerimiz kaynatildi
elli binimiz meydanlarda kilisenin verdigi fetvalarla diri diri yakildik
onlari günahlarindan kurtardik ,suçumuz kadin olmakti sadece
tarihin üzerine düsen kül olmus bedenlerimizi silin
hey insan biz kimiz tanimadinmi ?
korkmayin ,biz sadece unutturulmak,hatirlanmamak istenen dilsiz kadinlariz

(çeviridir fransizcadan "cadidan mektup var")

hasanhüseyin
12.09.2008, 00:34
hiristiyan dininin aci bir gercegi , cok korkunc birsey meydanda canli canli atesde yakilmak.

Joker
16.09.2008, 00:22
sevgili nefer
forumu acar acmaz ilk senin yeni yazin varmi diye bakyiorum cünkü biliyorumki dogrulari gercekleri yaziyorsun. bir konuyu en ince detailine kadar arastiriyorsun.
simdi bu bos kösende yazilarini sabirsizlikla beklyiorum bilyiorum ki bu kösen sevgiyle ,dogru olanla dolacaktir
simdiden abonesi oldum kösenin

gelde şimdi bu güzel yorumun altına imza atma.....
iyiki varsın NEFER bu forumda "İLK" edindiğim arkadasım sensin ,arastırmaya bilime tarihe verdiğin önemle ve yine bizlere ulastırdığın bilgilerle bizim için büyük bir kazancsın ,inşallah ilerde senin gibi arkadaslardan daha cok cıkar karsımıza.....

Joker
16.09.2008, 00:24
ve şair kişiliğinide unutmayalım ,forumumuzun şairi :)

NEFER
23.09.2008, 03:49
Tasavvuf, insanın kendi içine yaptığı yolculuktur. İslam tasavvufunda bu yolculuğa sülûk denir ve tasavvufta varılması gereken nokta İslam’da“Kendini hiçlikle bilen Rabbini varlıkla bilir”noktasına ulaşmaktır.

Hiçlik, kişinin her sahip olduğu özellikte (isim ve sıfat) dengelenmesi ve yaratıcının sonsuzluğunda kendi yerini idrak etmesidir. Bu hal, şahsiyetsiz, tembel bir kişilik yaratmaz. Bilâkis, yaratıcısından emin olan, maddi olayların yıkamadığı kuvvetli şahsiyetler oluşturur.

Böyle dengeli, kişilikli insanın beşer halinden varolabilmesi için mesela;

1. Ben bir bedene sahibim ve bedenimin sağlıklı, yorgun, enerji dolu ya da hasta hali beni etkilemez çünkü bedenim sadece, içinde Allah’ın manasını taşımak için vardır, ve bu yüzden ben bedenime değer veriyorum ama tapmıyorum,

2. Ben duygulara sahibim ama bu duygular bende yaratıcının manasını idrak etmem için, üzerimde hak olan yaratıcıya ait isim ve sıfatları ortaya çıkarmak için vardırlar yani aracıdırlar,

3. Ben bir akla sahibim ama aklımı kural koymak için değil, yenilikleri öğrenmek ve algılayabilmek için (tefekkür) kullanırım. Kıyasların, aklı işlettiğini bildiğim halde, zıddı olan bir şeyin aslında var olmadığını idrak ettiğimden, kıyasları birliğe ulaşmada aracı olarak kullanırım,

4. Ben bir egoya sahibim, ama ben sonsuza nisbetle hiçim. Buna rağmen hiçlikte tecelli edene göre herşeyim. Allah’ın beni saymış olması ve yaratmış olması ve benden tecelli etmesi bana güven sağlar. Buna rağmen mükemmel olma isteğimde hiçbir zaman başarılı olamayışım bana hiçliğimi öğretir,

5. Ben bir kalbe sahibim. Ancak bilirim ki kalbim bir et parçası olmayıp, Allah’ın ışığının vurduğu yerdir. Çünkü Kuran’ da Allah, “Ben yerlerin ve göğün nuruyum, ışığıyım” buyuruyor. İşte bu ışık sayesinde kalbim, aklımın algılayamadığı derinlikleri ve sonsuzluğu idrak eder. Ve kalbim, Allah’ın mekânı olur. Orada tecelli eder. Bu tecelli sayesinde ben herşeyin Bir’den ibaret olduğunu ve bütün sayıların birin tekrarı olduğunu idrak ederim,

6. Ben Allah’ın ruhumdan ruh üfledim dediği sonsuz bir zenginliğe sahibim ve bunu idrak ettiğim zaman huzurlu olurum ve Allah’ın huzurunda olurum
der.
Bütün bu idrakler, insanın vücudu içinde dengeyi kurmasıyla alakalıdır. O halde önce, bedenimizi sağlam ve esnek tutmak, midemizi yeterli ve dengeli gıdalarla beslemek, tutkularımızı aşırılıktan korurken, tutkusuz olmaktan da kaçınmaktır. (Mesnevi’ de Hz. İsa’ya sorarlar; “En korktuğunuz şey nedir?” “Allah’ın gazabıdır” der. “Peki bundan nasıl korunuruz?” deyince,“Kendi öfkenizi yenerek.” diye cevap verir. Korkular nefsin eseridir diyor Hz. Mevlâna. Allah’ına güvenen ve Allah’ın evebeyn olarak hakiki koruyucu olduğuna inanan kişi için tek korku, bu yüce sevgiliyi kırma korkusudur.
O bile, annesinin ilgisini çekmek için şımaran çoçuğun korkusuna benzerse insanı acı çekmekten uzak tutar.
Ama bu hal ve bu idrak tedbirsiz kalmak değildir.
Tedbiri alıp sonucu hakkında üzüntü duymamaktır. Dünyadaki bize ait gözüken şeylerin, yok olabileceğini düşünerek, Epiktet’in dediği gibi “Çömlek seviyorsan itiraf et, kırılınca üzülmezsin” diyebilmektir. Kuran’ ın cehennemin kapıcısına verdiği adın Malik, yani mülk sahibi, cennetin kapıcısına verdiği adın da Rıdvan, yani razı olan olduğunu bilerek, dünyada bize verilen şeylerin emanet olduğunu hissedip, mülk haline geçirmemek (benim dememek) ama korumak, başımıza gelen hadiselerde ise sıkıntı ve bela duyma yerine terbiye olduğumuzu hissederek sevinmek derecesine ulaşmaktır

O halde insan bütün bu özelliklerinden dolayı, kendinde var olana göre var, kendine göre yoktur. Bu yüzden gururlu değil, vakarlı olur. Gurur, “Ben üstünüm” demek, vakar ise “Var olmamın sebebi var” demektir.

Bu anlayış insanı içindeki huzura, yani Allah’ın huzuruna götürür. Ve insan, bu anda pratik akla kavuşur
Kendi manalarının kılavuzluğuyla, belli bir düzeye ulaşan kişi dünyadan etkilenmez. Övüldüğünde sevinmez, yerildiğinde incinmez. Aç gözlü değildir. Kaybetmekten korkmaz. Yalnız Allah’a güvenir. Bu hal tasavvufu birebir hayatında yaşayan Hz. Musa’da aşikâr olmuştur. Kuran’da ve Ahd-i Atik’te belirtildiğine göre Musa, güven makamına böyle çıkar.
Yaratıcı ona elinde ne olduğunu sorar.
Musa;“Bu benim asam, ben ona dayanırım.”der, ve onunla neler yaptığını anlatır.
Allah asayı atmasını emreder. Asa yılana dönüşür.
Böylece Hz. Musa dayanılacak tek gücün Allah olduğunu öğrenir.
Daha sonra Musa asasını Allah’ın emri ile Firavun ve sihirbazların önünde yere atar.
Yılana dönüşen asa, sihirbazların yılanlarını yutar.
Bu da Allah’ın emrinin insan irade ve çabasından daha güçlü olduğunu ispat eder.
Allah, Musa’ya, “Yere attığında atan sen değilsin.” buyurur. Bu da insana, kendi irade ve arzularımızla Allah’ın iradesini bozmaksızın mevcudata hizmet etmenin zevkini öğretir

Bunların sonucunda insan, insan olmanın zevkini yaşar. Hedefimiz kendimizi yok etmek değil, kendimiz aracılığıyla insanî ve gizli ruhları görebilmektir.

Tasavvuf, hakkında konuşulması gereken değil, yaşanması gereken içsel yolculuktur. Tassavvuf şeriatın iç yüzünü araştırır ve insanı şeriata değil, şeriatı insana hizmet eder hale geçirir

Kelime-i Tevhid, “La ilahe illallah” olup,“La”, yok diyenleri, (ateistleri, benden başka herşey yok) kabul, ikinci kısmında, önümüze gelen herşeye taptığımız devreleri kabul, üçüncü kısmında taptığımız şeylerin bir bir yok olduğunu gördüğümüz, tapılacak hiçbirşey yokmuş; “la ilahe”devresini kabul, ve sonunda“nefsini bilen Rabbini bilir” haliyle “yalnız var olan Allah’tır”ı kabuldür.

Namaz bütün sufizm yollarında geçerli olan içsel huzur, kendindeki yaratıcıyı bulmak, (Hak) o yaratıcı önünde eğilmek ve onunla birlikte miraçta bulunmaktır.

Zekat, insanın toplum içinde yaşayabilmesi için tek çarenin fazlalıklarını onlarla paylaşmanın zevkine varmak olduğunu öğretir.

Oruç, vücudu aşırılıklardan alıkoyan ve sabrı öğreten, fakirin halini idrak ettiren ve lâyıkıyla yapabilen için Kuran’la müjdelenen ibadettir. , yani Allah, kendi manasını taşıyan ilmi insanlara lütfetmiştir.

Hac, insanlar arasındaki ayırımı ortadan kaldırarak Allah’ın manasını taşıyan ve içi putlardan (Allah’tan gayrıdan) temizlenmiş gönül etrafındaki tavaftır.

Görüyoruz ki tasavvuf, maden, bitki ve hayvan vasıflarıyla yaratılmış beşerin insan olma sanatıdır. Günümüzde dinler, tasavvufun birleştiriciliğinde ve gözlükleriyle birbirlerinin tamamlıyıcısı olarak görülebilirlerse, herşeyin tekten ibaret olduğu bilinir. Bu bakış açısından farklılıklar birliğin güzelliğini yansıtan aynalar olarak kabul edilir ve sloganlar atılarak yaşanmak istenen savaşsız toplumlar, kendi iç savaşlarını bitirmiş insanlar sayesinde sağlanabilir

Yani Kulluk var olan Mutlak varligin içinde Hiç olup,Tek olanla birlikte bir olmanin idrakine varmaktir.

Not.alitilardir

nazey
30.09.2008, 23:35
Nefer
yazilarinizi begenerek okuyorum bende artik kösenizim bi abonesiyim
hayrili olsun

bektaşksk
30.09.2008, 23:43
[Only Registered Users Can See Links]

benden sana kucuk bı hedıye herkes gıbı bende yazılarını merakla beklıyorum nefer:)

Amistofes
01.10.2008, 11:49
Sevgili Nefer.
Alintiladigin yazi Türk Islam Sentezi sinin yazisidir,
Bak bizimkiler ne diyor.

Bu dünyada aradigin
Insan Haktan baska degil
Behey Gafil bil yaptigin
Insan önünde egil

Hak dedigin o insanda
Arayipta durma yabanda
Secde edilen adamda
O da senden baska degil.


Secde ademe kilindi
Kilmayanlar iblis bilindi
Yedi divandan sürüldü
Haksiz bundan baska degil

Seriat´tan tarikat´a
Tarikat´tan Marifet´e
Olgun ol gir o sifat`a
O da senden baska degil

Adil Ali Hak katina
Secde Ademin zatina
Bindin ise Ask atina
Hak ademden baska degil.
Saygilarim Insan sevgilerimle

NEFER
03.10.2008, 22:56
Felsefe ve Mu dinini savunup aleviligi bu karanlik delhizlere çekmeye çalisanlarin çikmazlari.

Ezotorizmden yola çikip inanç sekillendirmeye çalisanlar, ezotorizmin karmasik zitliklar zincirinde kaybolmaya mahkumdurlar.

Ezotorizm ,Bilimsel olmayan Her tür insanin düsünce ,
sihir, meditaston ve trans halindeyken bu bilgilere ulastiklarini iddia etmeleri birbirlerini yalanlar mahiyetindedir.
hiç bir bilim adamanin ciddiye almadigi bu görüsleri aslinda Felsefe savunucular'in tezlerini Felsefenin temel tas'i olan aristot'un görüsü çürütüyor .
Her nedense din'i inanca karsi çikanlar Jammes churward'in uydurdugu Mu dini Osiris'i inançlarinin kaynagi olarak gösteriyorlar.
Din'i inanci red eden bu insanlar'in kullandigi diger kaynaklarin temelini olusturan diger görüs ise ,Hipnoz veya baska bir trans haliyle bir kisinin geçmis yasamlarini ögrenebilme yöntemi ile Yapmis oldugu binlerce okuma sonucunda kitaplar yazilmis olan
Edgar Cayc'dir, bu insan Kendini Peygamber ilan edip çevresinde Muridler toplamistir.
Atlantis 'ten böylelikle bilgiler topladigini iddia eden bu sahisin görüslerini, ezotorizm adi altinda Alevilik gibi sunmaya çalisan insanlar'in aslinda sormak gerekiyor
Din olgusunu kabul etmediginizi söylüyorsunuz, lakin Kendini Peygamber ilan eden Hipnozcu ve taransçi birinine iman edip görüslerini Aleviligin Temeliymis gibi bilim disi efsaneleri gerçekmis gibi cilali sözlerle atesli bir sekilde neden sunuyorsunuz.
Hem din'i inanciniz olmayacak ama Mu din'i osiris'i Alevilikmis gibi savunup iman edeceksiniz ve birde Bilimi red edip Aydin ve ileri görüçü oldugunuzu söyleyeceksiniz.
ezotorizmde her sey olunuyor ama su'dur denilemiyor ,
denilemezde çünkü ezotorizm temelsiz hayal ürünü zitliklar yumagidir.

Efsane ve bilim kurguyu bilimsel diye sunanlarin çikmazliklarini yine Bilim çürütüyor.
Avustralya'nin kuzeyinde olduguna bilim disilikla savunulan Mu kitasindan ve Atlantis'in oldugu yer olarak söyledikleri yer ise karayip adalarindan avrupa yakinlarina kadar uzandigini söylüyorlar idi.
Güney Amerika kitalari kadar büyüklügünde oldugu savunulan bu kitalar'dan simdiye kadar hiç bir iz bulunamamistir, lakin bilim
1.5 buçuk milyon yil önce yasamis insan neslinin ayak izlerini bulmustur.

Ezotorizm Masalina en büyük darbe yine bilim adamlarindan geldi.
Mu kitasinin oldugu yer olarak belirttikleri yerde Dünya kara canlilarinin yüzde 75'ni deniz calilarinin yüzde 95'nin yok olmasina sebep olan 65 milyon yil önce dünyaya düsmüs ve 20km çapinda gök tasinin açtigi krater bulundu.
iddia edildigi gibi 15 bin sene önce batmis koca bir kitadan iz bulunmazken,65 milyon yil önce olusmus 20km çapinda bulunan krater, Mu , ezotorizm ve Atlantis masallarini tarihin çöplügüne gönderiyor.
Bilim adamlarinin deney ve tespitleriyle Dünyaya düsen göktaslarinin çarpmasi sonucu dünyanin öbür ucunda dünyanin merkezinde olan çekirdekten çikan enerjiyle Volkanik patlamalara sebep oldugunu tespit etmislerdir.
Atlantisin oldugu yer ve o kitalarin kalintilari oldugu öne sürülen Karayip adalari ise Avustralya kuzeyine düsen göktasinin siddetli çarpmasinin sonucuyla olusan Volkanik patlamalarla meydana çikan ada'lar oldugu tespit edildi.
Bilim adamlarinin ölçümleri ve tespitleri Dünyaya düsen büyük çapli göktasi ayni paralellikte dünyanin öbür ucunda Volkanin patlamalar'a neden oldugunu tespit ve ispat etmislerdir.
Simdi Daha iyi anlasiliyorki ne Mu kitasi , nede Atlantis kitasi hiç bir zaman olmadi.
Bu kitalarin olmamasi bilimsel olarak ispat edildigine göre aslinda ezotorizmin bir hayal ürünü oldugunu bize gösteriyor.
Hiç kimsenin kavrayamayacagi bir Umman'dir diye tanimlanan ezotorizm'in Temelde hiç olmadigi bir kaç insanin uydurmalarindan ibaret oldugu açikça ortadadir.
iste görünüyorki Alevilik adi altinda Umman diye savunulan James Churward ve Edgar cayce'in Masallari bilimsel olarak hepsinin birer hayal ürünü oldugu ispat edilmistir.

Alevilik budur deyip Umman dedikleri hayal perest insanlarin astarsiz uydurmalaridir ve gerçek umman olan bilim Aleviligi Ezotorizmmis gibi gösteren insanlarin savunduklarini temelden sarsip yok etmistir.
Bilimden gidilmeyen yolun karanlik oldugu yine bilim ispatlamistir.
Biz bunlarin hayal ürünü oldugunu hep söyledik ispatlarimizla, tarihçileri ve bilimi yalanlayan bu insanlar'in tepkileri hep siz resmi tarihçilerin fikirleriyle konusuyorsunuz diye bir sürü itham ve üstü kapali hakaretlere ugradik.

Dini inanç'la Alakasi olmayan bu bilim ve bilim insanlarinin tespitleri'ni kabul etmemek Akilli ve Mantikli bir insanin yapacagi bir davranis degildir.
Bilimi kabul etmeyen hayal ürünü görüsler ,karanlik çikmaz kör kuyularda eninde sonunda bogulmaya mahkumdur.

Amistofes
04.10.2008, 08:40
Sevgili Nefer,
Bir baska topicte bakiniz Ali Yolu nasil yorumlamis, düsünmege deger.
Saygilarimla Insan sevgilerimle Amistofes.

NEFER
12.10.2008, 19:07
[Only Registered Users Can See Links]


Bir imparatorluk çöktügünde her kes iyi bilirki, yüzbinlerce insan yanlarina aldiklari bir kaç esya ile tozlu yollarda bir yerlere kaçarlar; yekun halindeki uzun yollardaki Mülteciler bilinmez ovalara dogru giderler.
Ve bir çogu bu yollarda ölürler.
Osmanli imparatorlugunda da bu olgu ilk balkanlardan baslamistir, Kirim ve Kafkaslar ve Rusyanin uydu ülkelerinden yedi Milyon insanin Anadoluya göç ettigini söyler Türkler, yani simdiki Türkiyeye.

1914 'de birinci dünya savasi patlak verince Ermeniler simdiki Türkiyede bulunuyorlar idi, ve yeni bir devlet yaratmayi denediler.
Ermeniler Osmanli imparatorluguna karsi isyan etmeye baslayarak, simdi deyimimizle Türklere karsi Etnik temizlige basladilar.
Güvenligi saglama girisimleri sonuçsuz kalinca, imparatorluk Ermenileri sinir güvenliginden dolayi bu bölgeden çekmistir,
Bu zorunlu göçte çektikleri acilar bilinmektedir.

Günümüzde ABD' deki Ermeni çikarlari dailindeki çalismalar iyi organize edilmektedir.
Onlari, Tarihlerindeki aci olay birlikte olmalarini saglamaktadir, bu olaylara hiç bir zaman kendilerinin neden oldugunu düsünmezler,
Etnik olarak temizlenmis sade bir Ermenistan denemeleri sonuçsuz kalmasi, sadece Türklerin onlara soykirim yaptigi için gerçeklesmedigine inanirlar.

ilk cinayetler olarak anililan zaman ingilizlerin istanbul'u iskal ettikten sonra söylenmeye baslanmisti, ingilizlerin istanbul'u 4 senelik iskal sürelerinde osmanli devlet arsivlerinin tümünü incelemisler idi, ellerinde savas suçlusu oldugu iddia edilen ancak 100 kisiden baska bir sey bulamamistir, daha sonra dogu vilayetlerden geldigi tahmin edilen telegraflar'da basbakanin Ermenilerin hepsini yok etmeli dedigi iddia edilmistir lakin, imzalar'in sahte oldugu gibi, arsiv siralamalarinda numaralar yanlis ve hiç osmanli sistemine uymamakta idi

çok degisik argumanlar var bu soykirim iddiasinda, 1914 de sorumlu bir masa kurulmustu ermeniler sorununa dair.
Tecrit baslayinca isanbul ,izmir, halep gibi büyük sehirlerde çogunlukta yasayan ermeniler'in elinde tarihi belgeler bulunmaktaydi
bu belgelerde katledilmekten bahs ediliyordu ve burda 1916'da 1.300 kisi yargilanip öldürüldügü yaziyordu.

Burdan çikan sonuç, iddia edilenle hiç bir sekilde bagdasmiyor.

Olaya bütün bakmakta yarar var sorkirim olup olmadigini anlamak için.
Konuyu bilen tarihçi ve dil bilimciler( osmanli dili baya zor bir dil) ayriliyorlar, soykirim tezini kabul etmeyenler daha çogunlukta,
Ermeni lobisi nin itirazi sadece sunu demekteler, serbest Tarihçiler büyük ve saygin osmanlicilar , baska bir delil sunmadan ,rezilce yapilan iftirayla red ediyorlar.

Malesef, konu hiç bir zaman serbest bir mahkemede tartisilip karara baglanmadi, eger Ermeniler kendilerinin hakliliklarina inananmis olsalar idi , mahkemeye bas vurup haklarini ararlardi, lakin bunun yerine Ermeni lobisi yandaslari ile baski yaparak parlemento meclislerine soykirimi tanimalari için çalismakta.

Parlementolar konu hakkinda iki tarafinda söylemlerini kabul etmeden taraf olmadan haraket ederek tarihçilerin yolunu açmalilar
Bu konuyu Tarihçiler arastirip karar vermeliler.Türkiye bunu senelerdir istemekte.
Tarihçilerin konuyu arastirip konu üzerine çalisma baslatmalarina Hep ermeniler karsi çikiyorlar.
üstelik Mükemmel bir organizasyonla ,saygin akademisyenlerce tarafsiz olmasina ragmen ,böyle bir organisyana yanasmiyorlar
En güzel izlenilecek yol Tarihi arastirmayla olur, ancak bu sekilde dogrulari bulup ileri gidebiliriz.
Temsiler meclisinin kararlariyla böyle sorun çözülmeyecegi gibi, ancak intikam duygulariyla alinmis olan bir karar olmaktan öteye gidemez,
bu davranis Tarihi arastirip meydana çikaracak tarafsiz ögrencilerin üzerine bu utanci atmak olur , hiç bir avataj saglamadigi gibi
Bu davranis, Ermeni fasistlerin'in sözüyle Dünyayi utançla dalga geçmelerine sebebiyet vermek olur

Norman stone

kaynak site [Only Registered Users Can See Links]

ERMENİLERİN İSTEDİĞİ OLMAZ

Birinci Dünya Savaşı’na ilişkin yeni kitabında ’Ermeni soykırımı’ yerine ’katliam’ ifadesi kullandığı için Ermeni lobisiyle karşı karşıya geldiğini söyleyen İngiliz tarihçi şöyle devam etti: “Kitabımın basılmaması için Ermeni lobisi çok büyük uğraş verdi. ABD’deki Ermeniler histeri içinde. Katliam kelimesine razı olmuyorlar. Anneleri tarafından fırından yeni çıkarılmış, sıcak, güzel bir bir soykırımları olsun istiyorlar.”

NORMAN STONE KİMDİR?

İngiltere’nin en renkli bilim adamlarından biri olarak tanınan Norman Stone, 1941’de Glasgow’da doğdu. 1959-62 arasında Cambridge’de okuyan Stone, master çalışmasını 1962-65 yıllarında Viyana ve Budapeşte’de, Orta Avrupa Tarihi üzerine yaptı. 1984’te de Oxford’da Modern Tarih profesörü oldu. 1987-1992 arasında Sunday Times’da köşe yazıları yazdı. 1987-1990 arasında da İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’a dış politika danışmanlığını yaptı. Stone 1995’ten beri Bilkent Üniversitesi’nde ders veriyor.

NEFER
14.10.2008, 00:06
Une page sombre de l’histoire d’Arménie : la collaboration avec les Nazis
lundi 18 juin 2007, par Stéphane Barkarian
Ermeni tarihinde karanlik bir sayfa: Naziler ile isbirligi
pazartesi 18 Temmuz 2007 yazan Stephane Barkarian.

Bien qu’un fort mouvement antisémite existe toujours en Arménie, la coopération avec les Nazis reste en effet une des pages méconnues de l’histoire arménienne. Un reportage du New York Times publié le 24 juillet 1941 nous révèle toutefois que, contre la Turquie et l’Iran, les Arméniens coopérèrent étroitement avec des officiers nazis en Iran et en Syrie durant la Seconde Guerre Mondiale.
Anti semitizm bu gün bile hala Ermenistanda Kuvvetli bir sekilde varligini sürdürmekte, Nazilerle isbirlikleri Ermeni tarihinin bilinmeyen bir sayfasidir,
24 Temmuz 1941 de NeW York Times'de çikan bir reportaj bize ikinci dünya savasi yillarinda Türkiye ve irana karsi Ermenilerin iran ve suriyede Nazi komutanlariyla isbirligine girdiklerini göstermekte.

L’article, intitulé "Les Arméniens d’Iran enflammés par les Nazis", affirme que les Nazis ont promis une "Grande Arménie" aux nationalistes arméniens :
Makale basligi : "iran Ermenileri Naziler tarafindan atesleniyor" Naziler Ermeni milliyetçilerine "büyük ermenistan" vaad ediyorlar.

Des agents allemands, infiltrés à Téhéran, tentent de fomenter des troubles en essayant de pousser la communauté arménienne au sabotage et à la révolte contre l’actuel gouvernement iranien, en leur promettant aujourd’hui de l’argent et demain, après la guerre, un territoire pour la ’Grande Arménie’, selon des révélations de sources diplomatiques étrangères de haut niveau. Les irrédentistes Arméniens (partisans de la grande Arménie) ont reçu des engagements en faveur de la création d’une Arménie indépendante qui se composera de l’Azerbaïdjan et de parties de l’ancienne Arménie d’Iran…ce sont les Allemands qui pourvoient au financement de la propagande et des terroristes arméniens. Ces derniers sont formés pour provoquer des désordres et des incidents à la frontière, comme celui qui est arrivé il y a cinq jours à la frontière turco-syrienne"
Ray Brock, ’Arméniens d’Iran enflammés par les Nazis’, New York Times, 24 juillet 1941, page 4
Tahrana gizlice süzülen Alman ajanlari iran hükümetine karsi kaos yaratarak ermenileri sapotaj ve baskaldiriya tesvik ederek isbirligine girmislerdir, Ermenilere bu gün para , yarin savastan sonrada, içine Azerbeycanin tümünü eski ermenistan dedikleri iran'in bir parçasinida alan Büyük ermenistan için topraklar vaad 'i yapilmistir.
yüksel Yekileri olan yabanci diplomatlara göre milliyetçi fasits Ermenileri ( büyük ermenistan partizanlari) bagimsiz ermenistani kurabilmek için naziler ile isbirligine girmislerdir, bu propagandayi ve Ermeni teröristlerini Almanlar finans etmislerdir , bunlar kaos yaratip sinirlarda olaylar çikarmak için özel egitilmisleri idi .bu çete ayni 5 gün önce Türkiye-suriye sinirinda olaylar çikarmislardir.
Ray Brock, "iran Ermenileri Naziler tarafindan atesleniyor" New York Times 24 Temmuz 1941 sayfa 4


Biz ermenilere degil Bu zihniyette olan Fasist Diaspora zihniyetine karsiyiz
Biz böyle Emelleri olup Aleviler içinde Maskeli pkk savunuculari ve Pkk destekçisi Diaspora fasizmine karsiyiz.
Biz Böyle gizli emelleri olupta Alevileri Devletine ve Milletine düsman etmeye çalip, bundan Nemalanmak isteyen
örümcek kafali kinci diasporaya karsiyiz
Stéphane Barkarian gibi baris ve insanliktan yana tüm insanlar bizim can dostumuzdur
Kiytirik yalan ve demogojilerle düsmanca tavir takilanlar, yine o kinlerinde bogulmaya mahkumdurlar.

[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])

Bu Ermeni gazetesi Şubat 1945’de,
yani Nazi Almanyasının koşulsuz tesliminden iki ay önce, er geç “Son Zafer”den (Endsieg) söz ediyor.Gazetenin isim yazan yerinde Agri dagi silueti görünüyor
çarlik rusyasiyla Feodal
Sovyet Rusyasiyla Kominist
Fransizlarla emperyalis
Almanlarla nazi olan Fasist diaspora
Bu gün Pkk ilede Terörist olmustur

NEFER
21.10.2008, 16:10
1973 -1985 yillarinda kendinden en çok söz ettiren Ermeni terör örgütü olan Asala idi
Bu örgütün yapisi,kurallari, neyi amaçladiklari hakkinda tamamamlayici bir bilgi hala edinilemedi.
Bazi gazete ve dergiler örgüt ile ilgili yazilar yazip sonuçlar çikartip fikirler ileri sürüyorlar.
bunlar sadece örgütün bilinmesi gereken bilgiler olup yayinlanmasini istedigi bilgilerdir.

Bazi yazarlar için Lübnandaki olaylar Asala'nin kurulus nedeni gibi görüyorlar
Asala Lübnanda baslayan Filistin kurtulus hareketine katiliyor ve bu hareketten ilham alarak kuruldu iddiasinda bulunuyorlar
Bazilari içinde Ermenilerin kurdugu bu organisasyon Dünyada ses getiren ,kusursuz terör eylemleri yapiyor .
Bunlarin hiç biri Gerçek ! ne amaçla Asala'nin kuruldugunu bize göstermiyor
Bu örgütün Neden ve niçin kuruldugu esas amacini gün yüzüne çikaramaz isek ,
Daha çok çekimser kalip derin arastirmlarla ögrenmeyi bekleyecegiz.

Her seyden önce yeni bir Ermeni terörü anlayisi zamani içindeyiz, ilk çalkantilarda terörist eylemler tasnaklar'in politik söylemleriyle örtüsüyordu. bildigimiz bir sey vardi tarihsel süreçte Tasnak komitelerince Türkiye üzerine terörist faliyetlerde bulunuyordu ve bu Batili ülkelerce desteklendigi gibi bazilariylada iliski içindelerdiki bu argumanlarindan anlasiliyor.
nitekim öncelikle yapisi geregi ve tarihi bakimindan baska türlü hareket etmesi beklenemez idi.
Emperyalis ortamda bir bosluk var idi, Bu bosluk sovyetler ve Batili ülkeler'in ilgisini çekmekteydi ve Markist-Devrimci söylemlerle ve olusum asamasinda olan yeni ermeni örgütlerini , Yeni ermenistan direnis'i altinda boslugu bunlarla doldurulmayi amaçladilar.
Yani tam anlamiyla uzun zamandan beri Meydan sadece Hincak'larin elindeydi.
1960'dan sonra hincak'lar yeni bir Terör anlayisi içine girmislerdi , lakin Hinçaklar her yerde kendileri göstermiyor gizli tutuyorlar idi ,geri planda gizli kalan hincak'lar Yeni bir olusumla degisik bir örgütmüs gibi Asala'yi ileri sürdüler ve Asala'da kendinden böylelikle söz ettirmeye baslamis idi.
Tarihi sürec ve ulasilmak istenen amaç iyi incelendigi zaman Ermeni terörü yeni bir yapilanmaya girmis ve Siyasi çikarlarini öne sürmek için biraz beklemede kalip Asala Terör örgütünü ileri sürmüslerdi.
Bütün bunlar sunu gösteriyordu Markizmi, sosyalizmi,demoktarisiyi kullanan Hincak'lar , Asala'ninda hincak'lara bagli bir örgüt oldugunu göstermekte.
Lakin Lübnandaki olaylar ve gelismeler Dünya kamuoyu'un görüsü bu örgütleri yeni Ermeni terör örgütü olarak tanimlamislar idi, zaten yaptiklari eylemlerle kendileride kabul etmislerdi Terör örgütü olduklarini.
Tarihi süreçte hiç bir sey degismedi, bu iki Ermeni Terör örgütü baska isimlerle hala sahnede yerini almakta.
Belirledikleri Ortak Stratejiyle pkk ile antlasma imzalayan bu örgüt hala varligini sahne arkasinda sürdürmekte.
Birisi Açik faliyetler'le eylem ve yönlendirmeyle Diasporanin içinde , digeri ise geri planda kalip adindan söz ettirmeyerek gizli faliyetler içinde, Gizli faliyet içinde olan hincak gurubu, digerlerine moral destegi vererek lobi faliyetleriyle Faal olan guruplara
Maddi ,Manevi ve siyasi destek vermekte.

Asala'nin Kurulusu

1975'de kurulan asala'nin 6-7 kurucu üyelerinden biri olan Agop Agopyan bu örgütün lideri oldugu gibi en aktif'te üyesiydi.
ikinci lider konumundaki kisi ise Agop tarakçiyan'di ki liderinden sonra en ölümcül terörist faliyetlerde yer almis idi.
1981'de ölen Tarakçitandan sonra örgütün tek hakimi Agop agopyan, di ve örgüt tamamen bu kisinin eline geçmis idi.
Amaç olarak Geleneksel Ermeni anlayisiyla Terörist faliyet için kurulan Asala üs ve Merkez olarak Lübnani seçmisti, 1980'de bu olusum yeniden yapilanmayla yeni bir sekil verme yoluna girdi ve degisik komitelere bölündü , Merkeze bagli olan bu komiteler sunlardi : siyasetle ilgili komite, finansmanla ilgili komite, Propaganda ve basinla ilgili komite, Haber alma komitesi,
Askeri kanat komitesi olarak yeni strateji berlirlendi bu sekilde.

Amaci ve Hedefi

1981 'de Uluslararasi kamuoyuna Asala'nin siyasi programini söyle söylemekteydi , Asalanin hedefi Devrimci Demokrat sosyalist Yeni bir Birlesik Ermeni devleti kurmak.
Burdaki yönetim seklinden hemen su anlasiliyordu, Sovyet Rusyanin ve sosyalist devletlerin destegini alip , Sovyet Ermenistanda üslenip uzun soluklu bir savas vermeyi amaçlaniyordu.

Asala'nin prorograminda Düsmanlar iki grupa ayrilmisti birincisi Asala'ya karsi olan ermeniler ilk dönemde Tasnaklar'da bu ilk grup'un içindeydiler, ikinci düsman grup ise Türkiye ve Türkiye'yi destekleyenler.

Asala altini çizerek Ermenistan topraklarinin geri alinmasinin tek yolu Devrimci ve siddet kullanarak gerçeklesebilecegini söylüyordu.
Asala programinda Güçlülerin hegemonyasindaki her haraketi destekleyeceklerini söyleyerek uluslararasi destek bularak dahada güçlü olmayi hedeflemisti, Amaçlarinin gerçkelestirmenin tek yolu Terör ve siddetten geçmekte oldugunu açikça beyan ediyordu.

Asala ulasmak istedigi amaç için , Türklere ve dostlarina karsi Terörist faliyetlerde bulunmakti, sivillerin ölmesi hiç önemli degildi.
önemli olan Amaca ulasmakti, iste bunun için bastan siddet'le basliyorlar ve esas amaci ikinci planda koyuyorlardi.
iste bunun için bastan katliamlar , suikastlar , bombalama olaylariyla baslamislardi bu olaylar dünya medyasinda mansetlere tasiniyordu ve böylelikle adlarini duyurup kendilerinden söz ettiriyorlardi. ölenlerin çocuk , kadin ve herhangi bir milletten olmasinin hiç bir önemi yoktu , ama öncelik Türk'lere ve türkiyeye verilmisti .
Ankara ve Paris havalanlarinda , istanbul kapalisçarsidaki Terör faliyetleri bekledikleri gibi ses getirmisti.

Siyasi Stratejisi

Asala'nin öncelik verdigi strateji, Lübnanda üslenip ,Bütün Ermeni örgütlerini ve faliyetleri bu Merkezden yönetmekti.
Birlikten kuvvet dogar söylemleriyle Amacina ulasan Asala ,diger Ermeni örgütleri Asala çatisi altinda toplamayi basarmis ve kendine yeni bir isim vermisti
ismini "Asala Halk hareketi"olarak degistirmisti.
Asala hareketini güçlendirmek için 1981'de Tüm ermeni örgütlerine çagri yaparak Lübnanda toplanmalarini saglamistir.
"sosyalist-Markist" olan bu örgüt bu terimleri kullanmayarak "ilericiler" terimini kullaniyordu , Böylelikle bütün ermenilerin destegini almak amaçlanmisti vede basarili olunmustu.

Stratejinin ikinci plani sosyalist devletlerin destegi ve yardimlariyla dünyanin her yerinde siddete basvurarak
yeni bir Terör savasi baslatmakti .
Orta doguda sekillenen yeni Ermeni Terörizmi Türkiye'ye karsi her faliyete destek verererek
Asala ile Pkk'nin ortakligi ayni strateji üzerine bina edilerek bu sekilde gerçeklesmistir.

siyasi Gelismesi


Asala'nin siyasi kanati 1975'de kuruldugu anlasiliyor ve bu iki kanata ayrilarak genislemeye baslamistir.
1979'da pariste gerçeklestirdigi Ermeni konferansinda yeni isimler Asala'ya katilmislardi.
1981 de En üst seviyesine çikan Asala 1983'de ikiye ayrilmisti.

Asala'nin ilk eyleme 16/02/1976'daTürkiye Beyrut konsolusu Oktay Cerit cinayetiyle baslamisti , bu cinayet içinde lider konumundaki agop tarakçiyan tarafindan gerçeklestirimisti.
Asala Filistinlilere karsi da Mücadeleye girmisti Taki 1979 da liderleri Agopyan yaralanmasindan sonra bu Mücadeleden vaz geçilmistir.
1979'da paris konferansinda Fransada yasayan Ermeniler ile görüsen Asala ,bu sekilde Fransadaki ermenilerin desteginide alarak örgüte yeni üyeler almayi basarmistir. bunlarin en taninmislari Alex Yenikomsiyan ve Monte Melkonian'di.

1981'de Asala bir tarafta Fransa ve diger tarafta isviçrede Terör eylemlerine baslamisti.
Fransadaki "Yeni Ermenistan organize direnisçileri" Kanada'da " Azad Hay" ingilterede "Gaitzer" Asala'ya katildiklarini deklare etmislerdi.
Yillarca devam eden bu Terör dalga dalga yayilarak genislemekteydi, Asala masum insanlari Hedef aliyordu'ki bu Dünya kamuoyunda tepki aldigi içinde örgütte lider konumunda olan bazi insanlar bu imajdan rahatsiz olmaktaydilar.
israilin Lübnani iskalinden sonra Asala liderleri Lübnani Terketmek zorunda kaldigi için 1983'de örgüt iki kanata ayrildi, Birinci kanat Agop agopyanin liderliginde ortada doguya ve yunanistana yerleserek , kadin çocuk ayrimi yapmadan terör eylemlerine devam ettiler , en ses getiren eylemleri Orly havalani katliamiydi..
ikinci kanat Bati avrupa kanadiydi ve "Asala devrimci hareketi" ismini almisti. bu grup baska hedeflere yönelmeden direk Turkiyeyi hedef aliyordu.
Bu kanatin liderleri Monte Melkoyan ve Ara Toranian'i
Bu gün yani 2008'de bile genel merkezi pariste olan " Milli Ermeni Hareketi"nin lideri olan Ara Toranian, Sirin görünmek için Orly havalimani katliamini Fasist bir hareket demek zorunda kalmistir.
ayni Ara Toranian Fasist Tasnak partisinin Yayin organi " Yeni Ermenistan magazin" in genel yayin yönetmenidir.
Monte Melkonian ise yukari karabag katliamcisi ve 1983'deki istanbul kapali çarsi Terör eylemini gerçeklestiren canidir.

Melkonian Büyük Ermenistani gerçeklestirmek için iki yol oldugunu deklare etmistir
1) Ermenileri Provoke etmek
2) Türkiyeye karsi savasan pkk terör örgütüyle ortaklik kurmak.
iran dogumlu Melokonian yeni ortaklar bulma stratejisini ileri sürüp Türkiyede kitleleri devlete karsi kullanmayi amaçliyordu.

Destekleri ve iliskileri.

Asala' kendine siyasi destekçiler bulmustu, bu destekler üç merkezden geliyordu , bunlar :
1) Sovyetler birligi ve dogu blok Devletlerinden.
2)Yunanistan ve Suriye gibi ülkelerden ki bu ülkeler jeopolitik sebeplerden dolayi disardan ve içerden yapilan Terörist faliyetlerini destekleyerek Türkiyeyi zayiflatma siyaseti gütmekteydiler.
3)kominist partiler ,Hincak Ermeni terör örgütü militanlari, Ve Ermeni kiliseleri üstelik teöröre karsi olduklarini söylemelerine ragmen Asala'ya destek verdikleri gibi Finansman yardimda bulunup Ermenileri yardim için tesvik ediyorlardi.

Asala Stratejisi ve iliskileri daha çok Türkiyeyi Tehdit edecek potonsiye olarak gördügü Kürtlere dogru yönlenmis ve odaklanmisti. ve bu yönde propaganda yapip Halklarin milli ve dini duygularini kullanma stratejisi gelistirmekteydi.
1975-1980 arasi Tarihi süreçte Filistin kurtulus örgütü, Kominist Partileri ve Bazi devletlerin Gizli servisleriyle iliskiye girmisti.
Nisan 1980'de Asala iliskilerini dahada genisleterek Lübnan Beka vadisinde Pkk'ile görüserek ortak hareket etme antlasmasi imzalayarak pkk gibi Türkiye'ye karsi örgütlere lojistik ve maddi imkanlar sagliyordu.
Bu antlasma geregi Asala ve Pkk güç birligi yaparak ortak Hareket etme karari aldi, Halklarin milli ve dini duygularini kullanan bu terörist faliyet Aleviler içinde de gizli propaganda yapmaktalar.

1983'den Sonraki asamalar Monte Melkonyan'in stratejisi dogrultusunda devam etti ve Asala Türkiyede Yasa disi örgütlerle iliskiye girip Türkiye içinde Terör ve siddet eylemleri yapmaya basladi.
Bunlarin basini çekenler Pkk , Tkp ve diger örgütleri taseron olarak kullanan Asala eylemlerini devam etttirdi.



Asala'nin en bilinen yayin organi "Hayastan"ve "Hay-baykar" "Armenina" ve "Kiytser" Londrada basilan bu dergiler Asala için çok önem arzediyordu.
Asala ilk radyo yayinina 1981 de Beyrut'ta basladi sonra Lübnan resmi radyosunda "Lübnandaki Ermenilerin sesi" adi altinda günde 2 saat yayin yapmaya basladi ve iliskide oldugu diger devletlerde de bu sekilde radyo yayinlari yapiliyordu.

Seçtigi eylem ve Hedefleri

Ermeni terör örgütü Asala'nin simdiye kadar bütün eylemleri Türkiyeye yönelikti ,
en çok ta Fransadaki Türkler ve kuruluslar hedef seçilmisti.
Yaptigi eylem ve buldugu destekten dolayi Fransa Lübnandan sonra Asala'nin ikinci üs'sü konumundaydi.
Bu ülkede Fransiz hükümetinin Ermeni derneklerine sagladigi kolayliktan yararlanan Asala militanlari, Serbest hareket ettikleri gibi , Eylemleride kolayca gerçeklestirebiliyorlardi.
Ayni kolayligi ve Serbestligi, Abd, Yunanistan, Kibris Rum kesimi Suriye, iran ve Kanada'da buluyorlardi.

iliskiler ve kopmalar

Agop Agopyanin radyoya verdigi demece göre , israilin Lübnani iskalinden sonra Beyrut'ta 3 komuta merkezini kaybettigini söylüyordu.
isviçre Dis isleri bakanligina göre Asala ortadogu kanadi üç merkeze bölünmüstü
1)Yunanistan , Atina ve Lefkosayi üs olarak kullaniliyordu
2)Suriye .
3)iran'daki Ermeniler içinde yer edinmisti

Filistin kurtulus örgütünün yaptigi açiklamada Asala Militanlari , Cezayir, Tunus, Sudan ve Kuzey yemene gitmislerdi.
Bu arada ingilterede Ermenilerce 1980 de kurulan Politik suçlulari destekleme adindaki sivil örgüt Asala militanlarina kolaylikla iltica etmelerini sagladigi gibi Maddi destekte sagliyordu, Bu Maddi ve Manevi destekler diger Arupa devletlerindeki sivil ermeni örgütlerinden de geliyordu.
Bu sözede sivil örgütlerin amaçlarini dört baslikta Toplayabiliriz.

1) Maddi ve Manevi yardim,2) Toplum içinde propaganda yardimi , 3)baska Milletler içinde propaganda yardimi
4)Milli kurtulus Hareketine Yardimci olmak.

Monte Melkonian ,Asala lideri Agop agopyan tarafindan kapali çarsida eylem yapmasi için görevlendirilmisti.
1983 kapali çarsida Eylemini gerçeklestiren Melkonian kadin arkadasi Suzy Mashararjyan la kaçmayi basarmislasdi.
15 Temmuz 1983 de Orly Havalimani Türk Havalimani kontrol standinda bir Valizin patlamasi sonucunda Halit Yilmaz ile sekiz yabanci hayatini kaybetmis ve yirmisi agir ,56 kisi yaralanmisti.
Kapaliçarsi Teröristi Monte Melkonian aymazlikla bu Asala eylemini kör Terörizm diye yorumlayarak agustos 1983'de Asala'dan ayrildigini söylüyordu ve "Asala Devrimci Hareketini" kurdugunu deklare ediyordu.
Asala kurucusu ve lideri ve bu günbile (ekim 2008) Fasist irkçi Tasnak partisinin yayin organi "Yeni Ermenistan Magazin"nin genel yayin yönetmeni "Milli Ermenistan hareketi" lideri Ara Toranian , Orly olayindan sonra Asala'yi desteklemeyecegini açikliyordu .

28 aralik 1988'de Atina'da öldürülen Asala lideri Agop agopyan'dan sonra Asala üç'e bölünüyordu Bunlar :
Asala devrimci hareketi. Asala Halk hareketi. ve Sasson isimleriniyle aniliyordu.
19 aralik 1991 Macaristan Budapusta Türkiye konsolosu cinayetini Sasson kanadi üstlenmisti.

insanin içini bulandiran bu kirli oyun "Asala Halk hareketi"nin Egina adasinda gizli üssü oldugu biliniyordu ve Bu üs'te Pkk militanlarina egitimleri Yunan Generali Matafias'in kendisi veriliyordu.

Asala'nin Lübnan'da bildindigi gibi isim degistirererek "ANJAR "district'i olarak bilinen komuta Merkezi bulunmakta.
ve " Ermeni Boy-scoots dernegi" adi altinda Asala ve pkk militanlari Beka vadisinde silahli egitim yapmaktalar.
Kibris Rum kesiminde 60'a yakin Asala örgüt üyesi bulunmakta, Yunan ordusunun kontrolünde olan Eyanapa bölgesinde üssü olan Asala'nin üs Sorumlusu Harut Agbasyan'dir .
Bilindigi gibi pkk ve Dev-sol'la iyi iliskileri olan Harut Agbasyan Ermeni ve pkk Militanlarini bu üste egitimlerini vermekte.

ruzgar
21.10.2008, 16:41
sevgili Nefer köşen hayırlı olsun
dolu dolu bir köşe olucagına eminim
ilk başda şunu söyleyeyim ben eski üyeyim ama yeni yeni aktif oluyorum
ve bende gerçekden inanılmaz bir saygınlık var size karşı
yazılarınızı okumaya çalışıyorum
ögrenecegim birşeyler olduguna inanıyorum

bende gönlümden geçenleri yazarak paylaşımda bulunmak istedim :)

NEFER
22.10.2008, 06:36
sevgili rüzgar can
öncelikle inceligin ve güzel cümlelerin için tesekür ederim.
kösemizde dostlarimiz hep bas kösededir,
birbirimizden ögrenecegimiz çok sey var, paylasarak bilgi hazinemize katkilar saglayarak gelisecegiz muhakkak.
gönlünden geçenleri ve sunmak istediklerini bizimle paylasirsan, sohbet bab'inda tabiki çok menmun olurum.
böylelikle geliserek insanliga güzellikler sunabiliriz.
hos ve sefalar getirdin sevgili rüzgar can

NEFER
23.10.2008, 09:36
insan, hem incil’de“Tanrı’nın eliyle ve ona benzer sekilde sekillendirilerek yaratılmıstır ve O’na geri dönecektir. (Romalılara Mektup 8, 19-25)” hem Kitab-ı Mukaddes’te Ve Allah insanı kendi suretinde yarattı (Kitab-ı Mukaddes, Tekvin Bab 1)” hem de Kur’an da “Biz insanı en güzel surette yarattık”(Tin, Ayet 4) seklinde ifade edilmistir.

iste bu kitapların iç manalarını bize ögretip yasanır hale getiren tasavvuf, insanın Allah’ın manasının özü oldugunu ve Allah’ın alemleri yaratıs sebebinin de kendi özünü asikar etmek oldugunu açıklar. O halde insan yani Adem, her seyin sahibinin dünyadaki tecellisidir. Dünyaya gelisinden itibaren her beser, gerçek insan yani Adem olmak yolunda mücadele verir.Allah’ın her yarattıgı insanda isim ve sıfatları, yani hakkı vardır. insan kendi özü ile karsılasma yolunda Allah’ın hakkını Allah’a teslim etme mücadelesini verir. Yani insan denen varlık yaratıcı kudretin özünü tasıma serefine sahiptir.
Biz emaneti göklere, yere ve daglara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler (sorumlulugundan) korktular. Onu insan yüklendi. Dogrusu o çok zalim, çok cahildir.(Ahzab, 72) . Ama insan, kendinde tasıdıgı bu emanetten haberdar ise insan olur.

Kisinin hosgörü sahibi olabilmesi için hem kendinde olanın degerini hem de herkesteki tecellinin kıymetini bilmesi lazımdır. Herkeste demek bile eksik kalır; yaratılan her zerrede Allah’ın hakkı vardır. O halde kamil olan, eserden müessire geçen ve muamelesini ona göre yapan kisidir.

insan yaratanla yaratılan arasında bir noktada oturmaktadır. Hz. Mevlana Divan-ı Kebir de “insandır desem, asktan utanırım; Tanrıdır desem, Tanrı’dan korkarım” diyor

Eserden sahibine geçmek insanın hiç bitip tükenmeyen arzu ve isteklerinin gerçek hedefine dönmesini saglar. Yani insan, yok olmaya mahkum olanın degil daima var olacak olanın pesinde kosar. Yaptıgı her seyi Allah için yapar, baktıgı her seyde Allah’ı görür. O zaman kırmak ve kırılmaktan vazgeçer. iste islam tasavvufunun özü budur. Kırmamak ve kırılmamak. Çünkü kisi kıracagı kalbin Allah’ın mekanı oldugunu idrak etmisse kelimelerini ona göre seçer, baskasının kendisine yönelen hareketinin bu baskasından degil de Allah’tan geldigini idrak ediyorsa “Güzel sevgilim benim için bu kisiyi aracı kullandı ve beni uyardı” der. Vasıtayı görmez, muamelesi Allah’ladır. Bu bakıs açısı insanı tolere etmeye karsı silahlandırıp, yani zorlamalı affı degil kendiliginden kabulü getirir.

Hosgörü sözlüklerde her seyi anlayısla karsılamak, olabildigi kadar hos görme hali seklinde tarif edilir. İfade gücü bakımından müsamaha ve tolerans kelimelerinden daha ileridir. Çünkü müsamaha ve toleransta görmezlikten gelmek ve katlanmak, tahammül etmek gibi manalar vardır. Hosgörüde ise bunları asarak düpedüz hos görmek, hosnud olmak, iyi bulmak söz konusudur. Tasavvuf terimleri içinde sabır ve rıza kavramları yer alır. Sabır, katlanmak sikayet etmemek demektir. Rıza ise, seve seve kabullenmek, hos görmek demektir. Kisi sevdiginin kendisini azarlaması ile sevdigine olan saygısını kaybetmez, bilakis onun için Allah’ın biri vasıtası ile ona ulasması pozitif de negatif de olsa sevgilinin selamı gibidir. Böyle bakınca herkes ve her sey sevgilidir .

Kays, Leylaya asıkmıs. Leyla beyin kızıymıs. Kays da onların yanında çalısan bir isçi. Bir gün bütün isçilere Leyla yemek dagıtıyormus. Sıra Kays’a gelince kepçenin arkasıyla Kays’ın çanagına hafifçe vurmus ve yemek vermemis. Kays bu muameleden mest olarak sarhos olmus. Yanındakiler sen deli misin? Seni sevseydi bol bol yemek verirdi. Bu nasıl sevgi? Demisler. Kays onlara su cevabı vermis: “Bana da sizin gibi mi davransaydı?”. Gerçek asık için sevgilisinden gelen sefa da cefa da birdir.

islam tasavvufu dinler arasında fark gözetmez. O yüzden kisiyi su dine veya bu dine mensup diye ayırmaz. Sadece müslümanca yasayıp yasamadıgına bakar. Nice hıristiyanın, nice musevinin, hatta ateistin adı müslüman olandan daha çok islamı yasadıgını görür çünkü Hz. Peygamber“Din nedir ya Resulullah?”sorusuna,“Din güzel ahlaktır.” Cevabını vermistir.

Güzel ahlaklı olan herkes dindardır ve Muhammedidir. Çünkü Muhammedi (Hakkel yakin) olabilmek Musevi (ilmel yakin)ve isevi (aynel yakin)olabilmekten geçer. Musevi ve İsevi olmadan Muhammedi olmak mümkün degildir. Amentü de dendigi gibi Allah’ın kitaplarına, peygamberlerine iman müslümanlıgın sartlarındandır.

Mevlana gibi mutasavvıfların herkesin sevgilisi olması ve Urfi’nin kendine dedigi gibi“Ey Urfi, sen o kadar güzelles ki mecusiler öldügün zaman seni ateste yakmak istesinler, müslümanlar ise hayır o bizdendir diye zemzemle yıkamak istesinler” onların dinin en yüksek noktası olan tevhide ulastıklarını ve her yaratılmısta Allah’ı gördüklerini bize ögretir. seb-i Arus günü Mevlana vücudunu topraga, manasını Allah’a teslim edisini “Dügün gecem” diye nitelendirdigi günde musevilerin, isevilerin, müslümanların hatta ateistlerin birlikte sema edisleri islam’ın gerçek tevhid noktasını bize göstermektedir.

Aynı Mevlana “Ben pergel gibiyim. Bir ayagımla islam seriatında saglamca durdugum halde diger ayagımla yetmis iki milletle beraberim. Bütün milletler kendi sırrını bizden dinlerler demekle islam’ın Rabbül Alemin anlayısının tasavvufta nasıl anlatıldıgını bize göstermektedir. islam’ın bu kadar derin ve engin manasına erisemeyen ve sadece müslüman olarak dogdugu için adını kullanan kisiler ise bu tevhidi yasayamayınca bunun intikamını içlerinde yasadıkları cehennemi dısa tasıyarak insanları yok etmeye kadar giden ahlak ve din dısı davranıslarını maalesef müslümanlık adına sergilemektedirler. O halde önemli olan dinin adını kullanmak degil manasını yasamaktır.

Mevlana tevhidi uygulamaya cesaret edemeyen yani zıtlara hürmet etmeyen kisileri“Küfrün kefinden bile haberin yok iken imanın gerçeklerini nereden anlayacaksın?” diye Divan-ı Kebir de azarlıyor. Ama onun azarlaması hosgörü sınırları içerisindedir. Hosgörüsü yanlısı göstermesini engellemez.

Birlik kisinin günah isleyisini tekamül için gerekli sayarken günahın tekrarlanısından korunmayı öneriyor. “De ki , ey nefisleri aleyhine haddi asan kullarım ;Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bagıslar. Süphesiz ki O, çok bagıslayan, çok esirgeyendir”(Zümer, 53) Hadis-i şerif de Peygamber insanın yaratılısında günah islemeye meyil olabilecegini ve onlara hosgörülü davranmak zorunda oldugumuzu söyle beyan etmektedir: “Eğer günah islemeseydiniz, Allah sizi yok eder yerinize günah isleyip tövbe eden bir topluluk getirirdi”.

Tevhid, her yerde Allah’ı görme kabiliyeti, insanı korku ve pasiflikten kurtaran bir güçtür. Gerçek müslüman korkusuzca yalnız Allah’a hesap verecegi düsüncesi içinde dogru bildigini yapmaktan çekinmeyen ve risklere atılmaktan korkmayan aktif kisidir. Peygamberin eminligi Allah’tan emin olusundandır. Hosgörü tevhidin neticesinde olusur. Emin olan hosgörü sahibidir.

Peygamber Efendimiz davet üzerine Taif’e gitmis ancak Taiflilerce edebsizlik ve ihanete maruz kalmıstır. Çocuklar tarafından da taslanmıslardır. Onlara beddua etmesini isteyen sahabeye karsılık Hz. Resul: “Onlar bilmiyorlar. Allah’ım onlara yollarını göster ve onların soyundan anlayan ve bilen bir nesil meydana getir” diye dua etmistir.


Bir gün huzuruna islam’ı ögrenmek için gelen bir kabile reisi ile sohbet ederken reis: “Bir dakika, def-i hacet edeyim de öyle devam edin” deyince sahabe kılıçlarına davranmıslar fakat Hz. Resul onlara sakin olmalarını söylemistir. Reis ihtiyacını peygamberin huzurunda giderdikten sonra tekrar devam etmesini söylemistir. Hz. Muhammed de kendisine islamı anlatmıstır. Böyle bir muameleye maruz kalan reis tüm kabilesi ile birlikte müslüman olmustur.

Bir gün Hz. Ali sabah namazına yetismek için evinden çıkmıs yolda giderken önünde yaslı bir yahudinin yürümekte oldugunu görmüs. Acelesi de oldugu halde yaslı bir kisinin önüne geçmeyi Allah’a saygısızlık ve hürmetsizlik olarak gördügünden yaslı yahudinin arkasından yavas yavas yürümeye baslamıs. Bu esnada mescidde Hz. Peygamber sabah namazının ilk rekatına baslamıs ve rükuya gittigi anda Hz. Cibril gelerek omuzlarından bastırmıslar ve kalkmasını engellemisler. Bu hareketin hikmetini peygamber Efendimiz Cebrail’e sordukları zaman: Ali yoldadır, hürmeten yaslı bir yahudinin arkasında yürümekte ve ona saygı göstermektedir. Bu hürmet Allah’ın çok hosuna gitti. Zikiri kaçırmasını istemedigi için sizi bekletiyor” demistir.

Hz. Mevlana ise Konya sokaklarında karsısına çıkan fahiseler kendisine selam verdiklerinde O da onlara aynı sekilde mukabele ediyor ve onlara en büyük kadın veli olarak bilinen Rabia’nın adıyla “Rabia, Rabia, sizler ne yigit kisilersiniz, kahramanlarsınız. Siz olmasanız, azmıs nefisleri kim susturur, namusluların namuslarını kim kurtarırdı? Diyor.

Yine bir sema meclisinde sarhos bir hıristiyan yalpalayarak Mevlana’ya çarpıyor ve sürekli onu rahatsız ediyor. Çevresindekiler engellemeye kalkısınca “Dokunmayın ona. Şarabı o içmis, sarhoslugu sizler yapıyorsunuz”.

Bir gün hamamdan aniden dısarıya fırlıyorlar. “Daha yeni girmistiniz, neden çıktınız?” dedikleri zaman; “Tellak bana yer açmak için oradan birilerini uzaklastırmıstı. Bu mahcupluk bizi terletti, dayanamadım, hamamı terkettim” cevabını veriyorlar.

Hoşgörünün sonucu hiçliktir. Hiçlik her sey olmak demektir.

Bir gün bir dervis bir devlet dairesinde oturuyormus. İçeriye zamanın kaymakamı girmis. Dervis kaymakamı tanımadıgı için halinde ve durusunda hiçbir degisiklik olmamıs. Kaymakam bu ilgisizlige sinirlenerek,, “Sen beni tanımıyor musun?” demis. Dervis; “Tanıyamadım efendim” deyince, “Ben kaymakamım” demis. “Peki sonra?” demis dervis. “Belki vali, belki basbakan hatta cumhurbaskanı bile olabilirim.” Demis. “Peki daha sonra?” demis dervis. “Eh daha ne olsun, hiç!” demis kaymakam. “iste efendim, ben sizin dediginiz o hiçim” demis dervis.

Tek Allah’a inanan Firavun, bir gün evladına bos beyaz bir duvar göstermis. “Evladım bu duvarda ne var?” diye sormus. Evladı “Hiç” diye cevap vermis. “Peki bu duvara ne yapabilirsin ?” diye sormus. “Her seyi yapabilirim Efendim.” Cevabını almıs. “iste evladım, her sey bu hiçin içindedir”. Demis firavun.

insanın özü insan, dogumu beser, tekamülü hosgörü, sonu aczini idraktir.

bektaşksk
23.10.2008, 21:43
kaderimi yaşıyorum

bitmeyen karanlıklarda

dogmayan güneşlerimle,esmeyen rüzgarlarımla

yaşanmamış geceler ötesinde;

kaderimi yaşıyorum ben...

kaderimi yaşıyorum

akşamları, hüzünle batan güneşle

kırılan ümitlerle, yıkılan hayallerle

sabah olmayan gecelerde

kaderimi yaşıyorum ben

NEFER
03.12.2008, 12:52
[Only Registered Users Can See Links]


Bas kaldirip isyan etmissin veya etmemissin.
Önüne geçilmeyen kadermi, talihmi deyip boyun egmek suna , buna!
Ne ifade eder ? ne anlatir? pisirikliktan baska .
teselli aramak surda , burda.
Seçilmemis , bulunmamis belalari kim yapistirmis yakana ?
Ara bakalim engelleri kim koymus ?
Yalniz yolun yolcusu...
Sasirmissan yolunu sikayet kime ?
Feryat etsen ne yazar.
istersen dal kalabaliga çik kürsüye
imkani varmi yalnizligin ve çaresizlihin izahina?
Anlat anlatabilirsen istersen yutmus ol 90 bin heceyi.
Hiç düsündünmü nasil kuracaksin cümleyi ?
Farzetki kendini ifade edebildin
seni yakan ötekini donduracak
belkide degil , muhakkak büyük çogunlugu mutlu edecek çaresizligin.
isyan etmekmi ? kime neye ne için ?
bagir bagira bildigin kadar
yirtin dövün parçala beynini, patlat cigerini
Ya bedel ödenmemisse !!çilen dolmamissa !!
Ah edip sizlanman saçmaliktan öte nedirki ?
Dön bir arkana , yasdiklarim dediklilerinden ne kalmis bir kaç kuruntudan baska
eger yoksa,
Var olan neki ?
idrak edememissen baki olani
askini bencillikten öte nasil geçireceksin ?
Anlamamissan ölümün yeni bir dogus oldugunu
nasil yönlendireceksin bu hayat akintisini
Nasil ayak uyduracaksin bu ritimli sanatsal akisa.

NEFER
04.12.2008, 08:18
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])


Geldi geçti bin ah ile titrek ses
geldi geçti bin mihnetle yasli göz
ömür bir bekleyis
ömür bir didinis
ömür bir tükenis
yürekte yangin,yürekte vurgun
gönül bezmis, beyin bezmis, ayak bezmis
gözler yilgin , umut dingin , yolcu yorgun
Nefer maglup , nefer vuruk , düsman hazir
gelmez hizir.
Vücut sanin , urgan senin , ferman senin , Kurban benim.
yollar uzun, yolcu kirgin , yolcu yorgun
yürek zayif, iman zayif , karne zayif
yürek sende , gönül sende ,umut sende
Tohum sende ,toprak sende ,su sende
Düzen senin ,nizam senin , mülk senin
Kagit senin , kalem senin , söz senin
insan oglu bos bir kamis ses sende
biz davuluz tokmak sende güç sende
Kemal senin , murat senin
Arzu benim , istek benim , aciz benim
Fizan senin , sürgün benim

insanin özü insan, dogumu beser, tekamülü hosgörü, sonu aczini idraktir.

Joker
04.12.2008, 22:48
foruma nezaman girsem neferin sayfasına mutklak bakarım ,o denli kaliteli bilgilendirici yazılar ,sağol varol nefer

NEFER
06.12.2008, 19:01
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])

Arzu hal etmeme gerek varmi ?
Bu dünyaya baglayan bir kaç hayel vardi çok sükür onuda çok gördün
Bilerek hangi canlina kiydim , hakli oldugum halde kime zulüm ettim ?
Simdiye kadarki musibetlerden sana isyanmi ettim.
Beni yikmaya çalisanlarda dahil , cümle alem için yapici olmadimmi
ilminden süphe edilmez her seyden haberdarsin
yaptigim acizane iyilikleri senin rizan için yapmadimmi
Senden baska kimden medet umdum , her an seninleydim
beni sevdigini sannediyordum
tek dostum seni biliyordum
niçin benden uzaklasiyorsun, senin sevgilin olmak bu kadar zormu ?
kimi çaresiz biraktim
elimden geldigi kadar bir seyleri basarmaya çaba sarfetmedimmi
her hangi bir canlina tiksinerek küçükmü gördüm
hangi zayifi alaya aldim
hangi canlina sefkatsiz , merhametsiz davrandim
bütün varliga kendimden bir parçaymis gibi bakmadimmida beni böyle izdiraplar içinde birakiyorsun
mutlu olmak yasakmi bana, niçin bütün kapilar kapaniyor
umurumda degil su yarim yamalak isleyen bedeni alsanda
umurumda degil aç suzuz biraksanda, ama su masum yavrularin suçu ne
bilmiyorum cehennem nasil bir yer, cenneti ise hiç merak etmiyorum
bir defa cennette degilim
su yeryüzü cehennem olmadigina göre , bu iskence niye ?
ne umudum nede bir beklentim kaldi
bir mucize olsaz ise , eminim yine bir musibet bir yerlerime bulasacak
tek dayanagim olan o habersiz gelen sey vardi ya
biraz olsun onunla avunuyordum , iste olan oldu
lakin sormadanda edemiyecegim
niçin gözlerim yillarca nemli dolasti , halada nemli
niçin yüregim durmadan yandi , halada yaniyor
niçin beynim hala onu düsünüyor
ya Rab senin sefkatinle senin sevginle samimi duygulardan baska ne besledimde niye böyle oldu
madem böyle olacakti , düzen buydu niçin sevdirdin
hangisi hak hangisi batil . yön hangisi taraf neresi
biliyorum amenna biz eksigiz sen tam'sin
biliyorum amenna senden gelen iyi ve güzeldir muhakkak
ama su hayati bozan zehir edenlerin hainliklerini tahammül edemiyorum artik
biliyorum amenna biz parçayiz sen bütün
acizlik bizde , yikma bizde yapma sende
biz soruysak cevap sensin
ne yapayim nereye dönsem hep sen varsin . mümkünmü senden kopmak
bir sey bir baska seyle ilgili , her seyde senle ilgili olduguna göre dert bensem dermande sensin
baska çare yok

Joker
12.12.2008, 10:01
sevgili nefer ,alevi içerikli şiirleden oluşan bir şiir kitabı yada kaseti yapmayı düşünüyomusun? ,eğer düşünüyosan ve pratiğe gecirisen ,imzalısından isterim peşinen söylim:ok::)

NEFER
12.12.2008, 14:11
sevgili Joker dostum
keske öyle bir yetenegim olsaydida bir seyler yazabilseydim
daha kurdugum cümlelerin düzgün olup olmadigini bile bilmiyorum
Edebiyat ayri bir dal olsa gerek, benim gibi yazmayi bile beceremeyen birinin kitap yazmaya kalkismasi yazar edebiyatçilara hakaret olur sannedersem.
evet bende biliyorum her önüne gelen bazi sarlatanlar kafalarina göre bir seyler yaziyorlar
ne üzücü ki bunlarin senden benden çokta bilgili arastirmaci olmadiklari ortada
Lakin yaziyorlar iste, her topal atin bir kör alicisi misali onlarinda küçükte olsa bir okur kitleleri olusmakta
ama bu okur kitlelerine sattiklari kitaplar bu kadar masraflari karsilarmi orasi belli degil.
Baska yerlerden Finans edildikleri insanin aklina gelmiyor degil.
neyse fazla uzatmadan ben Türkçe hiç egitim almamis bir insanim, benim kitap yazmam imkansiz gibi
iste gördügün gibi Aw çatisi altinda senin gibi dostlarla fikir alisverisinde bulunarak ufkumuzu genisletiyoruz.
Bilgilerimizi paylastikça daha çok Aleviligini anliyor anladiklarimizi aktararakta Alevilige katkimiz oluyorsa ne mutlu bizlere.
Bazen içimden geçenleri yaziyorum, birkaçtanesi sizinle paylastim hepsi o kadar
Alevilik yolunun önderi O büyük ulumuz sahi merdan Ali'nin ayaginin tozuyken.
O'nu O'nunla onun terbiyesi O'nun ahlakiyla yasamak varken
O nasil cümlelere sikistirilip anlatilirki ?

DALGIÇ
12.12.2008, 14:41
Nefer can ,köşen hayırlı ve örnek olsun.biraz geç oldu ama kusura bakma:)

NEFER
02.01.2009, 02:59
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])

Tamam anladim artik sevmek benim neyime
anladim artik güzellikler yaratacamayacagima
ulasmak zorlasiyor o güzel sahim merdan Ali'me
kirilmis , bozulmus, yikilmislari kucaklamaktan baska ne yaptim, illa düsene bir tekmede bendemi vurmaliydim.
Kimse bilmesede sen biliyorsun , ya hak...
sehveti , seytani arzularimmi oldu
malk mülk hirsiyla gözümmü döndü
yetimi tokatlayip ihtiyari tekmeledimmi
hiç kimse bilmesede sen biliyorsun.
iyi niyetim bol bol kazik yemekten baska neye yaradi ?
Tamam anladim su insan oglunun hücrelerinde hainlik varsa gücü yettiginde gözlerimi oyacak
Ve lakin su basini oksadigin kuzularin isirmalarina ne demeli
sen sabir diyorsun , tamam anladimda
Muhammedi sevkatla kucakladiklarim bir yerlerimi yemeye basladi
Ne tadi kaldi nede tuzu su verdigin hayatin
bana iskence yapiyorsun gibime geliyor
aynadaki surattan tiksinmeye basladim, kendimi lanetlenmis gibi hissediyorum dedigim anda
sen diyorsun sadece sabredenler ........ ............ ..........
Bu kadar zor olmamaliydi
yoket parçala lime lime et, artik kalleslikleri hazmedemiyorum
Dogru dürüst düsünemiyorum artik, Lanetlenmis gibi bir hal aldi düsüncelerim
Karar verdim bu gece bütün hücrelerimi gaddarlikla dolduracagim
yok artik .. bitti , bir sey istemiyorum
her sey ters yüz olmus, degerler bir pul bile etmiyor artik
Dedimya lanetlenmis gibi kendimden tiksinmeye basladim
Mehtabi seyredilen geceler kalmamis, karanligi ise gündüz pisliklerini gizlemekten baska bir seye yaramiyor
Nereden geldim hatirlamiyorum, nereye gidecegimide bilmiyorum
Sah-i Merdan Ali'ye yönümüzü döndük Kerbalayi sevdik , sana ilani ask ettik diye hiç sevenimiz olmamalimi ?
Gönülü iyiye ve güzele yönelttik diye hiç gülmememizmi lazim.
Biliyorum Mükemmel biri degilim , muhakkak çokta eksigim var
Senin muradin olan insan olmak için elimden geleni yapmadimmida
beni neden böyle yalanin dolanin içinde oyaliyorsun
hep nedenlerde soruda sensin niçinlerin içinde olanda sensin
ses de sen , sözde sen,
yorgun parmaklar klavyeye dokunur yazida sen görünürsün

NEFER
02.01.2009, 22:04
Hz Hüseyin mana itibariyle dedesine çok benziyordu
Evinede Emirleri davet etmislerdi, onlara yemek verecekti, bunlarda müslümanligi sorguluyorlardi
Emirler kibirli kisilerdi. kölelik o dönemde tam olarak kalkmis degildi , köleler evlerde hizmetçilik görevi üsleniyorlardi
köle sicak çorbayi getirirken ayagi takiliyor ve çorba Hz Hüseyinin basindan asagiya dökülüyor.
tabi hz Hüseyin aci çekiyor, bir de karsinda kibirli insanlar var.
merrak ediyorlar hz Hüseyin ne yapacak diye.
kibirli emirlerin bekledikleri söz kölenin basini vurun sözünü bekliyorlardi.
o sirada köle kuran'dan bir ayet okuyor, "Allah kizginliklarini yenenleri sever " ayetini okuyor.
Hz Hüseyin yendim ya köle diyor.
köle devam ediyor " Allah Af edenleri sever"
Hz Hüseyin Af ettim ya köle diyor.
bunun üzerine köle devam ediyor "Allah ihsan edenleri sever" diyor
Hz Hüseyin azadsin ya köle diyor.
bunun üzerine köle sah'in önünde egilerek söyle diyor siz öyle bir sultansinizki sizin huzurunuzdan uzaklasmak köleliktir.
burda cömertligin vericiligin gazap aninda gazabini allah için yenmenin ne kadar güzel bir örnegi var .
cömertlik malindan mülkünden vermek demek degildir
cömertlik en sykildigin en sinirlendigin en kizdigin anda onu vermektir.
Hz isa'ya soruyorlar Allah'in en korktigun yani nedir diye O'da gazabidir diyor
Peki biz bu gazaptan nasil korunuruz diye soruldugunda
biz gazabimizi yenersek Allah 'ta bize gazap etmekten edep eder diyor.

NEFER
03.01.2009, 17:36
sunu bilmeliki insan infak ettigi zaman aslinda hiç bir zaman baskasina vermiyor ,
söyle bir hadis var hz peygamber söyle buyuruyor
"benim bir dilenciye verdigim dilencinin degil Allah'in eline gidiyor"
Allah söyle hitap ediyor " benim sana seni seviyorum deme firsatimdir" senin birine yardim etmen
ayrica o kisiye bizi Allah'la yakinlik kurdurdugu için mütesekkil olup ayaklarina kapanmamiz lazimdir.
dolayisiyla bizi yardim etmek lütfunda bulundurttugu kisinin Allah indinde ne kadar dua'larla karsilamamiz gerekir
yani biz bir sey verdigimizde Allah'a vermis oluyoruz.insani mutlu kilmak allahi mutlu kilmak oldugu için yapilan yardimlar
Allahin sizi seviyorum demesi anlamina geliyor.
o halde açilan eli az da olsa asla bos çevirmemek lazim, az da olsa ne olursa olsun açilan eli bos çevirmemek gerekir.
Hz Ali bir yerde çok önemli bir seyden bahs ediyor " Halvetteysek "
Halvette olmak nedir ?
Allah'la en yakin oldugumuzda namusumuzu korumaktir! acaba bu ne demektir
bunun en güzel örnegi miraç hadisesidir.
hz Peygamber Alla'ha dogru ilerlerken Allah'tan bir nida gelir "dön bak her sey senin ya Muhammed " dediginde O hiç bir seye dönüp bakmadi. iste insanin Allah'la irtibat kurdugu anda her seyden uzak olmasi ve namusunu korumasi budur.
bu Aleviligin en temel prensiblerindendir.
O zamanda Allah'tan su nida geliyor ayni recm süresinde buyurdugu gibi "O yildiz adina yemin ederimki O asmadi ve sasmadi "
bana yakinken gözünü baska tarafa döndürmedi buyuruyor Allah.
Bu bakimdan insanin Allah'la yakinliginda evladini, malini,mülkünü,ilmini,bilgisini, her seyini bir kenara birakmasi gerekiyor.
her seyin ondan oldugunu idrak ederek halvet etmemiz gerekiyor.
harkulade güzel bir deyisi dinlerken aslinda o sevgili Allah, o bize yazisip hitap ediyor. o bize sevme ve yakinlasma iznini veriyor
O bize peygamberi ve ehlibeyti sevme zevkini veriyor.
Ehlibeyti anma firsatini bize nasip ediyor. Hüseyin demek Allah indinde bir lütuftur bizlere, Onun bize bir ihsanidir bizim bir sükrümüzdür ehlibeyt sevgisini kalbimizde yasamak.
Hz Ali çok Mühim bir özellikten bahs ediyor.
En korktugunda Hak'ki söylemek ..Dar agacina gidecegini bilsende yalan söylemeyeceksin.
Peygamber efendimize soruyorlar " zina yapan müslümanmidir " diye peygamberimizde dua ve nasihat edelimde bir daha yapmasin diyor, müslüman degildir demiyor .
Ama yalan söyleyen müslümanmidir diye sorulunca, hayir degildir diyor.
Düsünün biz zinadan kaçinirken yalan söyleye biliyoruz, Hz Alinin bize anlattigindan yalan söylemenin Allah indinde ne kadar büyük bir günah oldugunu anliyoruz.
Demekki bizim Hak'korumamiz ve savunmamiz en korttugumuz yerde kovulacagimizi bilsekte söylememiz lazimdir.
Nefret edilecegimizi bilsekte dogrudan vaz geçmememiz lazimdir.
Hz Hüseyin ve Ailesi dogrudan , dürüstlükten vaz geçmediler. Canlari pahasinada olsa zulmün karsinda bir an'da olsa ne egildiler nede bir ah çekip iç geçirdiler ve Dogru yollarindan asla hiç sasmadilar.
Hz Ali'nin ilminin kapisinda yumusaklik ilim ve sevgi vardir.
Hz Mevlana buyuruyorlarki ; Allahin en çok sevdigi seytaninda en çok korktugu yumusaklik ve ilim sahibi olan kisilerdir buyuruyor.
O yüzden Hz Ali gibi olmak iste o noktayi bulmak gerekir , Hz Ali "Nun" harfinde zuhur ediyorsa bizde "kun" yani onun ilmiyle var oluyoruz , onun ilmiyle yasamaya baslariz , aydinlaniriz, nurlaniriz.
Bu bakimdan Hz Ali'nin ilmin kapisi oldugunu çok iyi bilmek gerekir.
onun mesrebindeki kamil insanlarin ilminden de yararlanmak gerekir.

NEFER
04.01.2009, 07:45
Zaman . Zaman aslinda Allah'tir
Yüce pirimiz böyle buyurmus.
zaman varsa eger yasiyorsak'ki yasiyoruz
hepsi sadece Allah'in manasi var olandir , hepsi zamanin içindedir
öncede sonrada O'dur ,O'ndan gayri öncede ve sonrada yoktur bu manada
her an var olan Allah'in kendi nur'undan yarattigi peygamberin nur'udur
hz Ali'de tecelli eden sonsuz nur hak'kin bu nurudur.
Allah bütün saçilarini peygambere ve o nur'un tecelisi olan Hz Ali'ye saçti
Eger sen bir hediye almak istiyorsan hz Ali'ye yanasmalisin
Hz Ali'de, Hz Fatima'da gördügümüz , Hz Hüseyinin haksizliga karis hayir deyisinde Hz Hasan'in evet deyisinde gördügümüz bu nur'dan baskasi degildir.
Hz Ali söyle buyuruyor "insanlara öyle yaklasinki öldügünüzde aglasinlar , görmediklerinde arasinlar" diyor.
zaten insan kelimesinin anlami insiyet eden , iyi geçinen demektir
insanlarla iyi geçinmeyene insan denmez beser denir.
O halde bizler iyi bir Alevi olmak için , Hak'kin rizasini kazanmak için kendi içsel mutlulugumuz için insanlarla iyi geçinmemiz gerekir.
Hz peygamber bir hadisinde ; "Benim ehlibeytim Nuh'un gemisi gibidir o'na binen kurtulur "diyor.
Binen kurtulurun manasi ; ehlibeytin söylediklerini uygulamaktir.
Bunlari uyguladigimizda kurtulusa eriyor ve Huzura kavusuyoruz.

Türkmendagi
04.01.2009, 10:43
Emegine saglik Nefer can, yazilarini severek ve begenerek okudum. Sen baya yetenekliymissin can, devamini dileriz.

sevgi ve saygilarla.

NEFER
04.01.2009, 23:39
sevgili Türkmendagi
kendimden bir sey yok , bende okuyarak arastirarak pirlerimizin ve Yol önderlerimizin dediklerini tekrarliyorum
gücüm yettigi dilimin döndügü kadar
ne kadar izah etmeye çalissakta kapasidemiz sinirlidir ama iste O sonsuz nur etten kemikten olan ulularimizda tecelli ediyor
Hak nur'u tecellisiyle O kevser çesmesi akiyor bizlerede gücümüz yettigi kadar nur'lanmak düsüyor.
musluk açilinca konusuluyor sevgili can Muslugu açana sükretmek lazim.
kendimden bir sey yok , önderlerimizin bizlere vasiyet edip nasil olmamiz gerektigini tekrarlamaya çalisiyorum sadece dilimin döndügü kadar

NEFER
05.01.2009, 17:57
Kerbela ve Hz Hüseyin
bazi hadiseler vardirki önceden gerçeklesmistir, Peygamber efendimize Cebrail iki torununuzda sehit olacagini müjdeliyor
Bunu bir müjde olarak veriyor.
cümledeki müjde kelimesini iyi anlamak lazimdir. müjdeden kasit baska , bizi yaniltan bizim ölümü yanlis anlamamizdan kaynaklaniyor. Bu ölüm kelimesi bizim hakiki ölü gibi var olmamiz demek degildir.
Hakiki hayata kavusmak demektir.burda aci olan kisim ölümün seklidir.
Hz Hüseyinin mübarek basina gelen seklidir , Hz hüseyinin ezel aleminde bu sekli kabul edisinin hatirda edisinin sebebi hatirda kalmasidir. eger hadise bu kadar korkunç olmasaydi biz bu hadiseyi bu günlerde hatirlamayacak ve içimizde ayni seylerin tekrarlandigini hissetmeyecektik.
Hz Hüseyin haksizliga hayir demekle herkesin yasadigi sürece Allah'in manasina edilen haksizliklara hayir denmesi gerektigini,
bas vermekse eger vermek gerekiyorsa böyle olmasi gerektigini ,ayni zamanda nefsimizinde ayni sekilde susturulmasi gerektigini bize ögretmistir.
Zaten kendilerine Kardesi ve kizinin "gitme babacigim sehit olacaksin" sözlerine karsilik , Aileminde kendiminde sehit olacagini biliyorum , Bu benim vazifemdir, ben Allah'in mana kevserini dedecigimin elinden öbür alemde karsilasacagim diyor.
Bu lütüf su alemde Hz Hüseyin hariç kaç kisiye nasip olmustur ??
Tabi bu asla affettirmez yezidin yaptiklarini.
bu hal korkunç bir hadisedir, biz burdan ibret almaliyiz.
Bizler çogu zaman haksizliga susuyoruz neden ? Bazen birilerine mecbur oluyoruz. Maddi olarak bize fayda saglayacagi için O'nun yaptigi yalana , dalavereye ve harama susuyoruz.
iste Hz Hüseyin burda hayir demistir. bunun için haksizliklara karsi hayir demeyi bilmeliyiz.
Zulme karsi susmakta O zulme ortak olmak manasina gelir.
Hz Hüseyinin manasi bize bu sekilde korkunç hatirlatiliyorki her muharremde olsun diger günlerde olsun her zulme karsi susarak kayitsiz kaliyorsak her sususumuzda yezid oluyoruz.
bunu hatirdan çikarmamak lazim.
Bunun için kerbela hadisesine çok hörmet edip saygiyla karsilayip Hz hüseyine dualar edip, bizim için yaptigi bu büyük lütufa sükürler edip onun manasiyla biz nasil adam olacagiz diye bu bu hali yasamak lazim.
Nefsimizin her haksizligina susmamak lazim hiç bir zaman kulun istegini Hak'kin isteginin önüne geçirmemek gerekir.
Hakkaniyettten vaz geçip kula hos görünmek için yapilan isler bizi manevi olarak felakete götürür.
kulun istegini Allah'in isteginin önüne geçirmemek lazimdir.
zaten Hz hüseyin hadiseside budur. yezid böyle topladi insanlari size Mal verecegim, mülk verecegim sizi besleyecegim diye topladi. kulun istegini Allah'in istegine , Allah'in sevgilisini kulun isteklerine tercih etti insanlar, iste bu bakimdan yezidin Saf'larinda yer alan insanlar ve bilinçli ve bilinçsiz bu yoldan giden insanlarin Ahirette felakete ugramalari kesin gibi görünmektedir.

NEFER
23.01.2009, 16:16
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])


çocuklugumun Hosça kal zamanlarindan kalan,
Bir yudum zehir, Bir tutam zakkum ,bir parmak bal.
Sir'lari SIMSIKI bagrina basarcasina ortaçag sarmasiklarinin gizledigi gizem
Nene Hatun ve kara Fatma'larin göz yaslariyla sulanan kara topraktan sizan agitlar
Gelinciklerin boy boy bas kaldirdigi boz kirlardan gelen tezek kokusu
Nasirli ellerin , patlamis ayaklarin yogurdugu bu toprak.
Tras olmamis solgun yüzlü kamyoncularin elinde bir oyuncak
Dolasir boydan boya , katar katar yirtarak gece sessizligini, öterken cirtlan böcegi
Bir özlem bir tutku
Bir ayrilik bir ölüm
Sevda ask karismis birbirine
Anadolu bir Sofra Anadolu bir asure
Biraz tuz biraz seker
Dadaloglu , Pir Sultan
Gelir bir Türkü uzaklardan ,sarp kayalardan , kepenekli omuzlardan.
Akar damarlarin ücra köselerine.
Bir koku sarar genizleri , yel vurdukça ardiç dallarina
Ayaz gecelerde kavrulur karacaoglan gelir odunlari Taptuk'lu Yunus'tan
Kasketi Avrupa , alti Adana salvar
çarikli ayaklari çigner bütün zamanlari
ülke içinde Vatan
Zamanlardan bir tutam
Her sevgiden bir damla , yasiyor benligimde
Sevgili Anadolum

NEFER
30.01.2009, 14:02
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])

Farkinda olmali insan
Bu dünyada sadece ama sadece bir kul oldugunun , kendisinin , hayatinin , olaylarin ve gidisatinin farkinda olmali.
Farki fark etmek gerekiyor. fark ettiginide fark ettirmemeli bazen
Mesela bir damlacik sudan nasil yaratildigini fark etmeli
Anne karnina sigarken , su kocaman dünyaya neden sigmadigini ve en sonunda da bir metre karelik yere nasil sigmak zorunda kalacagini fark etmeli .
Mesela kefenin cebinin bulunmadigini fark etmeli
Malin mülkün her seyin sadece bu dünyada kalacagini fark etmeli ,sonrada Azrailin o'na her an bir sürpriz yapacagini
Nasil yasiyorsa öyle ölecegini fark etmeli ve bunun içinde ölmeden önce ölebilmeli.
hayvanlarin sokakta , kaldirimda , çöplükte ama kendisinin güzel hazirlanmis mükellef bir sofrada yemek yedigini fark etmeli
Yaradilanlarin en güzeli oldugunu bilmeli ve onada göre yasamali
gülün hemen dibinde dikenini , dikenin hemen yani basinda gülü görebilmeli.
Evinde dört kedi iki köpek besledigi halde çocuk sahibi olmaktan korkmanin mantiksizligini bilebilmeli ve esine seni çok seviyorum diyebilmenin ve o mutluluk yolunda müthis gücünü fark etmeli mesela.
Dolabinda asili yirmi bes gömlegin sadece üç'ünü giydigini ama arka sokaktaki komsununun o begenmedigi gömleklere
ne kadar muhtaç oldugunu bilebilmeli .
Zenginligin ve bereketin sadece Allah'i anarak ve ona sükür ederek gele bildigini düsüne bilmeli
Fark etmeli insan , ve sunuda fark etmeliki ömür dedigin üç gündür ,
dün geldi geçti , yarin ise meçhuldur ,
öyleyse ömür dedigin sadece bir gündür ,
O'da bu gündür

Pınar_34
30.01.2009, 15:25
Mösyö de la Nefer :) Köşen hayırlı olsun, elim boş geldim ilk ziyaretine ama bir dahaki ziyaretimde telafi edeceğim :)

NEFER
30.01.2009, 16:23
Oh la la , madmazel de la pinar tesrif etmisler
biraz mon cher olmak gerek :D
madmazel rakici ama
yaninda kan kirmizi bir bordeaux sarap açmak gerek
madmazel der ben bayanin Rose olmasi lazim
bende derim ben anadoluluyum ne dersem o olmasi gerek

bien venue madmazel
beni çok de la honere ettiniz:):):D

NEFER
11.03.2009, 13:43
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])

Kaybolabilmeli
kaybolabilmeli bazen insan
su koskoca alemde kendi hiçliginde kaybolmayi becerebilmeli.
kirk yillik aci kahve, unutulmus dostluklar olsada damakta kalan o tad misali aci bir hatirada olsa dostlarin uzun sohbetlerinde güzel bir seda birakarak kaybolabilmeli bazen.
her hatirladigimizda içimizi kanatan yarada kaybolabilmeli.
bazende ismini hatirlamasakta dudaklarimiz arasinda mirildandigimiz sarki nagmeleri arasinda gezinirken,
notalarin kivrildigi melodiler arasinda içimize döktügümüz gözyasinda neden kayboldugumuzun farkina varabilmeli.
bazende sehir hayatina sessiz sedasiz giren kitab evinin sessiz cümlelerine dalip o kagit kokan sayfalarda aydinliga yol alabilmeli.
Ara sirada sadece ve sadece yasli bir bayanla Nagmelerin sihirli dünyasinda raks ederken onun hiç ihtiyarlanmamis bakislarinda ona Semah döndügünü Fark ettirip Her hangi bir melodide Hu diyebilmeli insan