PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Telefonun ekranina aŞklar mi konar?


NEFRÜ:)
03.02.2009, 00:31
TELEFONUN EKRANINA AŞKLAR MI KONAR?

Küçükken annemden dinlerdim babamla olan aşk hikayelerini.Kendince zor ,zamanla mizahi bir hale bürünmüş yer yer trajikomik bir hikaye.Babam annemin dokuz abisi ve özelliklede babası ile sürekli bir savaş halinde olan bir aşk kahramanı.Annem ise çileli ve sabırlı genç kız.Öyle zamanlar olmuş ki kahramanlarımız aylarca görüşememişler.Avuntuları ise başka başka kendilerince ürettikleri o zamana has çareler.Babam annemin elinden yazılmış mektuplarla,annem ise abileri görmesin diye evlerinin arka bahçesinde bulunan ahırın duvarları arasındaki oyuklardan birine sakladığı babamın resmi ile avunurmuş.( )
Hatta öyle zorluklar çekmiş ki çiftimiz; esas oğlanımız sevdiği kızı köyüne giderken uzaktan dahi görebilmek için otobüsün arkasından koşmak zorunda kalmış.
Bu hikayeler aile meclisi toplandığı zamnlarda gülmece olsun diye anlatılırdı.Salt bu hikaye ele alındığı zaman komik; fakat şimdiki aşk hikayeleri ile ele alındığı zaman ise trajikomik bir hikaye halini alıyor.
Acaba içinde yaşadığımız dönemde sevgilisinin resmine bakıp hasret gideren biri varmıdır.Komik değilmi.Hangi devirde yaşıyoruz webcam denen birşey var.Hem o daha canlı,en azından hareket ediyor.Hele birde kulaklık varsa görüntülü konuşma ,daha ne resmiymiş o.
Gelin şöyle bir hikaye yazalım kahramanlarımız ise Berke Can ve İrem Su olsun.İrem Su yirmi dört saat uzaklıkta köyüne gitmektedir.Onu gömek isteyen Berke Can ise...Sizce ne yapar?Şıklar kolay;
A)Arabanın arkasından koşar(demode)
B)Koşmaya ne gerek var canım bir taksi tutup otobüsü takip ederken el sallar.(akıllıca)
C)Ne taksisi Berke Can'ın arabası var.Atlar arabaya otobüsle yan yana bir kaç kilometre giderken İrem' e el sallar(zengin aşık modeli)
D)Delirdin mi sen yahu bu devirde yirmi dört saat yol çekilirmi?İrem Su uçakla gider .Zaten Uçak kalkmadan öncede görüşmüşlerdir .Avrupalı oluyoruz artık babası kızacak değil ya.(son çağ aşk modeli)
Sizce hangisi?Bence cevap kolay (A) dışındakilerin hepsi.Teknoloji ne menem birşeydir böyle.Hayayımıza bir çok şey katarken dahada fazlasını nasılda alıyor

Bir düşünün içinde yaşadığımız zaman içinde kim eski mektuplarla avunur ki.Zaten gerekte yoktur buna her gün kısa mektup tadında yeni mesajlar alınır zaten sevgiliden.Hatta bazen mesajlaşma o kadar aralıksız dur durak bilmeden devam eder ki aşk sözleri yerini geyik muhabbetlerine bırakır.Gerçek aşklar ise mesaj trafiklerinde kayboluverir.
Birde şu yeni çıkan mesaj çılgınlığına ne demeli?39 kontöre 5000 sms.Duyanın gözleri parlıyor birden.Eeee aldık 5000'i bitirmek te lazım;

_Aşkım nasılsın?

_İyiyim aşkım sen nasılsın?

_İyiyim bende

_N'pıyosun?


Kullanılan Türkçe'de apayrı bir olaydır aslında.Asla böyle düzgün değildir.Mesajlaşma öyle uzun sürerki;

_Aşkım tam üç dakika oldu mesaj yazmadın küstüm bak (!)

_Aşkım lavabodayım

_Hehe n'pıyosun?

_(?) [Hönnnnnkk]

Uzayıp giden mesaj trafiği neticesinde aşkın büyüsü yerini nasılda abzürt geyiklere bırakmıştır.Ne dersiniz aşklar mı değer kaybetti yoksa eskiler bu aşk meşk işlerini fazlamı abartmışlardı?Eskiden bir bakış bir gülüş aylarca yetebilirken şimdiki kavga sebepleri;

_Beni kaç gündür aramadın.Nedeeennn!

_Neden mesajıma cevap vermeden uyudun

tadında devam ediyor.Şimdi dönüp bir sormak lazım aşk denen muamma gönülde mi yeşerir yoksa telefon ekranındamı?

bir.enstante
03.02.2009, 00:46
:) çok hoş bir paylaşım olmuş, durumumuzu iyi ifade eden bir paylaşım. Konuyla ilgili Hıncal ULUÇ'un bir yazısını okumuştum ve çok anlamlı gelmişti. Şöyle diyordu:
iki sevgili.. El ele yürüyorlar.. İkisinin de ellerinde birer telefon.. Hayır!.. Boş ellerinde değil.. El ele yürürken başkaları ile konuşan sevgililer artık vukuatı adiye benim için. Ortaköy'de Ertekin'de otururken, her gün en az böyle on çift geçiyor önümden..
Bunların telefonları, birbirlerinin elini tuttukları ellerinin içinde.. Yani el ele değil, telefon telefona yürüyorlar. Dokunan elleri değil, telefonları.. Aşkı elleri değil, telefonları yaşıyor..
.....
Romantik bir restoranda.. Deniz kenarında mehtabı seyrederken.. Bir aşk filmini el ele izlerken..
Birden çantaya uzanış.. Elde telefon.. Ya konuşuyor, ya mesaj çekiyor ve o anın tüm romantizmi sıfırlanıyor. Bir daha ayni yoğunluğa ulaşman mümkün değil.. Çünkü biliyorsun ki, kulaklarına fısıldadığın en güzel, en duygusal cümleleri bu kahrolası aletin titreşimleri biraz sonra gene bozabilir..
Çünkü biliyorsun ki, onun hayatında senden, seninle yaşadığı o duygu anından çok daha önemli bir şeyler var. O yüzden telefonu yanında.. O yüzden telefonu açık.. O yüzden telefon çalar çalmaz, o duygu anında bile seni piç gibi yalnızlığına bırakıp, alete sarılıyor.
Sen onun hayatında ikincisin.. Birinci telefon!.
Böyle bir aşk yaşanır mı?.. Yaşanması mümkün mü?.