Pir Ali Baba
11.06.2006, 23:19
NUH TUFANI VE AŞÜRA ORUCU
Nuh, Tevrat’daki Noé, Kur-an‘da ve islam enbiya kıssalarında ehemiyetli bir mevki işkal eden bir peygamberin adı. Ayrıca Nuh, Kur-an‘ın Hüd, Araf, Müminün, Şuara, Ankebut, Kamer ve kendi adıyla adlandırmış olan Nuh süresinde uzunca zikredilmiştir. 1. Kur-an (Ankebüt süresi/ayet 14)‘da Nuh, 1000 yıldan 50 yıl eksik onların arasında kaldığı kayıt? 2. Kur-an (Hud süresi/ayet 44)‘da Nuh sulara yatışmasını emredince, gemi Cüdi dağına iner. Fakat ay ve günden söz edilmez. 1. Nuh’un 950 yıl yaşamış olduğunu zikreden Tevrat (Takvin Bap 9/ayet 29)? 2. Tevrat (Takvin Bap 8/ayet 4)’da ise, Nuh’un gemisi Ararat dağları üzerine iner?.
Yukarıda belirtmiş olduğum Tevrat ta ve Kur-an‘da küçük değişikliklerle anlatılan Nuh tufanı, edebiyatta, ilahiyatta ve mitolojide uzun yorumlara ve eserlere konu olmuştur. Bu konuları tek-tek tetkik etmekten ziyade, işaret edilmesi gereken ünemli bir husus da, Talib toplumu arasında dilden-dile sözlü olarak anlatıldığına göre: Kabil ile Şit’in ahfadının birleşmesinden günahkar bir kavim meydana geldi ki, bu kavim Nuh’un ikazlarına ehemmiyet vermedi. Bunun üzerine Nuh, bu durumu Hak‘a arzeyledi. Hak ona, kavim sularla helak edileceğini, bunun için bir gemi yapmasını emreder. Bunun üzerine Nuh, Hak‘ın emrine uyarak kendi yetiştirdiği ağaçlardan bir gemi yaptı. Nuh çekiç darbeleri ile çalışıp gemiyi yaparken, kavmi onunla, önce nebi idi; şimdi de marangoz oldu; bu gemi herhalde karada yüzecek diye, alay ediyordu. Geminin baş ve arka kısmı bir horozu, gövdesi de bir kuşu andırıyordu.
Nuh gemiyi şöyle yapmış idi, altta dört ayaklı hayvanlar, üstünde insanlar ve en üstte de kuşlar bulunuyordu. Zira arslanın yanında öküz, kurdun yanında koyun, yırtıcı kuşların yanında güvercinnin yaşayabilmesi için, Hak onların yırtıcı amellerini körletti. Nuh tufan‘ın gelişini haber veren alamet olarak, tendur‘dan su kaynamaya başlayınca, Hak, Nuh’a her tür hayvanda erkek ve dişi olarak birer çift, lüzumlu saire ve aile caamiyasını gemiye bindirmesini emreder. Nuh Hak‘ın emrine uyarak, her tür hayvanda, erkek ve dişi olmak üzere birer çifti, lüzumlu saireyi gemiye bindirmişti. Nuh ile eşi viyal, Sam. Ham, Yafet adlarındaki üç oğlu ve onların eşleride olmak üzere toplam sekiz kişi gemiye binmişti ki, işte bu sırada, gökten yağan yağmur ve yerden fışkıran su birleşerek, yeryüzünde, gemidekilerin dışında hiç bir canlı varlığın sağ kalmasının mümkün olmadığı bir şekilde yeryüzü tamamen sular altında bırakmıştı.
Nuh sulara yatışmasını emredince, gemi hicri takvirnine göre, muharrem ayın yedinci gününde tufandan kurtulup, selametle Ararat dağı'na iner. Bu sırada Nuh, evvela karğayı gemiden dışarıya salar ve karğa, bir leş üzerine inerck, Nuh’u unutur. Nuh sonra gövercini salar, gövercin gagasında zeytin yaprağı ve ayaklarında yosun taşıyarak gelir; nişan olarak, boynunda bulunan gerdanlık şeklindeki çizgiyi alır ve ahli bir kuş olur. Nuh tufandan kurtulduklarını anlayınca aile fertlerine şükür için oruç tutmasını emretmişti. Gemidekiler Nuh‘un bu emrine uyarak iki gün oruç tutup, üçüncü günü bir şükran ayini olarak geminin anbarında arta kalan hububat ve saireden mürekkep tatlı bir çorba pişirilmiş ve orucunu bu tatlı çorbası ile açıp, Hak‘a şükür etmişler.
Aşüra orucu ve Aşüra adlı çorbanın menşe-i, Nuh kıssasına dayanır. Talib toplumu Nuh nebiden kalma bu adeti tebcil maksatı ile, her sene hicri takvirnine göre, muharrem ayın 8, 9’ncü günlerinde oruç tuttulur; onuncu günü bayram eder. Bayram günü muhtelif hububattan mürekkep aşüra çorbası pişirilir komşulara ve fıkaraya dağıtılır. Ayrıca akraba ve komşu ziyaretleri yapılarak, insan oğlunun yer yüzünden var olamanın mutluluğu paylaşılır.
Şu noktaya da dikkati çekmek gerekir ki, Nuh nebiden kalma 2 günlük Aşüra orucu ve Aşüra pişirmek adetti hakkında Hz Muhammed'den ne sahih, ne de zayıf bir hadis olmadığı gibi, müteber kitapların hiç birinde de buna dair bir kaynak yoktur.
Nuh, Tevrat’daki Noé, Kur-an‘da ve islam enbiya kıssalarında ehemiyetli bir mevki işkal eden bir peygamberin adı. Ayrıca Nuh, Kur-an‘ın Hüd, Araf, Müminün, Şuara, Ankebut, Kamer ve kendi adıyla adlandırmış olan Nuh süresinde uzunca zikredilmiştir. 1. Kur-an (Ankebüt süresi/ayet 14)‘da Nuh, 1000 yıldan 50 yıl eksik onların arasında kaldığı kayıt? 2. Kur-an (Hud süresi/ayet 44)‘da Nuh sulara yatışmasını emredince, gemi Cüdi dağına iner. Fakat ay ve günden söz edilmez. 1. Nuh’un 950 yıl yaşamış olduğunu zikreden Tevrat (Takvin Bap 9/ayet 29)? 2. Tevrat (Takvin Bap 8/ayet 4)’da ise, Nuh’un gemisi Ararat dağları üzerine iner?.
Yukarıda belirtmiş olduğum Tevrat ta ve Kur-an‘da küçük değişikliklerle anlatılan Nuh tufanı, edebiyatta, ilahiyatta ve mitolojide uzun yorumlara ve eserlere konu olmuştur. Bu konuları tek-tek tetkik etmekten ziyade, işaret edilmesi gereken ünemli bir husus da, Talib toplumu arasında dilden-dile sözlü olarak anlatıldığına göre: Kabil ile Şit’in ahfadının birleşmesinden günahkar bir kavim meydana geldi ki, bu kavim Nuh’un ikazlarına ehemmiyet vermedi. Bunun üzerine Nuh, bu durumu Hak‘a arzeyledi. Hak ona, kavim sularla helak edileceğini, bunun için bir gemi yapmasını emreder. Bunun üzerine Nuh, Hak‘ın emrine uyarak kendi yetiştirdiği ağaçlardan bir gemi yaptı. Nuh çekiç darbeleri ile çalışıp gemiyi yaparken, kavmi onunla, önce nebi idi; şimdi de marangoz oldu; bu gemi herhalde karada yüzecek diye, alay ediyordu. Geminin baş ve arka kısmı bir horozu, gövdesi de bir kuşu andırıyordu.
Nuh gemiyi şöyle yapmış idi, altta dört ayaklı hayvanlar, üstünde insanlar ve en üstte de kuşlar bulunuyordu. Zira arslanın yanında öküz, kurdun yanında koyun, yırtıcı kuşların yanında güvercinnin yaşayabilmesi için, Hak onların yırtıcı amellerini körletti. Nuh tufan‘ın gelişini haber veren alamet olarak, tendur‘dan su kaynamaya başlayınca, Hak, Nuh’a her tür hayvanda erkek ve dişi olarak birer çift, lüzumlu saire ve aile caamiyasını gemiye bindirmesini emreder. Nuh Hak‘ın emrine uyarak, her tür hayvanda, erkek ve dişi olmak üzere birer çifti, lüzumlu saireyi gemiye bindirmişti. Nuh ile eşi viyal, Sam. Ham, Yafet adlarındaki üç oğlu ve onların eşleride olmak üzere toplam sekiz kişi gemiye binmişti ki, işte bu sırada, gökten yağan yağmur ve yerden fışkıran su birleşerek, yeryüzünde, gemidekilerin dışında hiç bir canlı varlığın sağ kalmasının mümkün olmadığı bir şekilde yeryüzü tamamen sular altında bırakmıştı.
Nuh sulara yatışmasını emredince, gemi hicri takvirnine göre, muharrem ayın yedinci gününde tufandan kurtulup, selametle Ararat dağı'na iner. Bu sırada Nuh, evvela karğayı gemiden dışarıya salar ve karğa, bir leş üzerine inerck, Nuh’u unutur. Nuh sonra gövercini salar, gövercin gagasında zeytin yaprağı ve ayaklarında yosun taşıyarak gelir; nişan olarak, boynunda bulunan gerdanlık şeklindeki çizgiyi alır ve ahli bir kuş olur. Nuh tufandan kurtulduklarını anlayınca aile fertlerine şükür için oruç tutmasını emretmişti. Gemidekiler Nuh‘un bu emrine uyarak iki gün oruç tutup, üçüncü günü bir şükran ayini olarak geminin anbarında arta kalan hububat ve saireden mürekkep tatlı bir çorba pişirilmiş ve orucunu bu tatlı çorbası ile açıp, Hak‘a şükür etmişler.
Aşüra orucu ve Aşüra adlı çorbanın menşe-i, Nuh kıssasına dayanır. Talib toplumu Nuh nebiden kalma bu adeti tebcil maksatı ile, her sene hicri takvirnine göre, muharrem ayın 8, 9’ncü günlerinde oruç tuttulur; onuncu günü bayram eder. Bayram günü muhtelif hububattan mürekkep aşüra çorbası pişirilir komşulara ve fıkaraya dağıtılır. Ayrıca akraba ve komşu ziyaretleri yapılarak, insan oğlunun yer yüzünden var olamanın mutluluğu paylaşılır.
Şu noktaya da dikkati çekmek gerekir ki, Nuh nebiden kalma 2 günlük Aşüra orucu ve Aşüra pişirmek adetti hakkında Hz Muhammed'den ne sahih, ne de zayıf bir hadis olmadığı gibi, müteber kitapların hiç birinde de buna dair bir kaynak yoktur.