PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kürt Milliyetçi Hareketi, Devrimcilere Saldırmaya Devam Ediyor


gnost
14.06.2006, 06:41
[Only Registered Users Can See Links]

1) DTP’liler bir kez daha devrimcilere saldırdılar. 31 Mayıs’ta Diyarbakır’da Dicle Gençlik Derneği’nden iki devrimci öğrenci, Kürt milliyetçi hareketinin saldırısına uğradı. İki öğrenci 10-15 kişilik DTP’li bir grup tarafından dövüldü.

10 Mayıs 2006’da bir açıklama yapmıştık. Açıklamamızın başlığı şöyleydi: “Kürt Milliyetçi Hareketi Devrimcilere Saldırıyor”... Mayıs ayının başında sadece bir hafta içinde HÖC’lülere karşı dört ayrı saldırı düzenlenmiş, iki demokratik kurum basılmış, birçok devrimci yaralanmıştı.

Geçen süre içinde ne Kürt milliyetçi hareketi bu sorumsuzluğa, aymazlığa son verdi, ne de devrimci, demokratik kurumlardan bu sol içi şiddetin karşısına dikilen bir irade ortaya çıktı. Ve sonuç: Saldırı sürüyor.

.....

yorumsuz

Yurek_Cagrisi
14.06.2006, 11:22
Bu bir-iki meselesi değil. Yaklaşık 2 yıldır PKK yanlısı gruplar önlerine gelen sol gruba saldırmaya devam ediyor. Hoşlarına gitmeyen her solcuya şiddet uyguluyorlar. 2 yıldır HÖClülere Yunanistanda saldırıyorlar. Bu yıl kapalı bir odaya molotof kokteyli atıp içeridekileri yakmaya çalıştılar. Diyarbakırda yaklaşık 1 yıldır terör estiriyor ve höc ile tkpnin siyaset yapmasına izin vermiyorlar. bir tane sol grup güçlü olduğu bir mahallede bunu yapsaydı hemen FAŞİST ilan edilirdi. höclülere defalarca saldırdılar. ekim gençliği isimli grubu dergilerinde apoya laf atıyorlar diye birkaç gün boyunca üniversitelerde demir sopalarla dövdüler. bir isim takıntıları yüzünden tkpli öğrencilere defalarca saldırdılar. ayrıca geçenlerde itüde izlediğimiz LİNÇ girişiminin baştan sona sorumlusu kürtçülerdir. şenlik başlangıcında önce bazı sol gruplara saldırı tehditi yapmış ve şenliği ikiye bölmüşlerdir. daha sonra kampüs içinde çeşitli saçmalıklar yapıp diğer sol gruplarıda şenlikten uzaklaştırdılar. 20 yıllık bir geleneği tarihin çöplüğüne gömdüler.

kürt faşistlerine artık dur denmeli. höcün açıklaması biraz geç. yıllardır bu saldırılar var. ama kimse çıtını çıkarmıyordu. en sonunda baktı höc bu işlerden yırtamayacak sesini çıkarmaya karar verdi sanırım.

geçen yürüyüş dergisinde birşey okudum. höc (tayad)lülere trabzonda pkklı diye, diyarbakırda türkçü diye saldırılıyor yazıyordu. sol gruplar, kürt milliyetçiliği ile ilişkilerine son versinler. memlekette solu bitirdiler. sokağa çıkamaz hale getirdiler. bu kadar kuyrukçuluk tiksinti yaratıyor artık bende.

KIZILBANT
14.06.2006, 15:09
Milliyetçilik ilkel bir güdüdür bunun sonucuda soyalizmden uzak bir örgütlenmenin neticeside ancak bu mafyavari harketleri doğurur. İşin kötü olan tarafı ise insanlara PKKyi sol oalrak göstermeye çalışmaları.

Ceyhun
14.06.2006, 20:12
Konuyla ilgili birşey söylemem ama lütfen "eleştiri" ekseninden, "hakaret" eksenine geçmeyelim. Kim olduğunun bir önemi yok. Lütfen eleştiri yapan ve fikir belirten arkadaşlar üzerine alınmasın. Tartışmaya bir itirazım yok. Sadece bazı arkadaşlardan biraz daha düzeyli tartışma bekliyorum. Konuyu dağıtmak istemem.

moycan
14.06.2006, 20:20
Milliyetçilik mi?

"Benden uzak, sağcıya yakın olsunlar"

KızılKilise
14.06.2006, 20:20
Milliyetrçiliğe karşıyım

boikot
14.06.2006, 21:02
( Bu yazı Ekmek ve Adelet dergisinin 142'nci sayısından alınmıştır. )

Tarihi ve bir anlayışı, kısaca hatırlatmak istedik. Çünkü, Kürt milliyetçiliği, her şeyi yok sayıyor veya herkesi kör, sağır ve aptal yerine koyuyor. Hatırlatacaklarımız aslında uzak tarih değil. 12 Eylül öncesinden başlıyor. 12 Eylül oldukça gerilerde kalmış bir tarih derseniz, 90'lı yılları hatırlatıyoruz. Dün gibidir. Dökülen kanlar tazedir.
Türkiye solunda sol içi şiddetin iki ana kaynağı vardı. Sol içi çatışmaların bir odağı, birbirlerini "Maocu bozkurt", "sosyal faşist" ilan eden ÇKP-AEP çizgisindeki örgütlerle, SBKP çizgisindeki örgütlerdir.

Çatışmaların ikinci ana kaynağı ise, kendini Türkiye solunun "babası" olarak gören, her şey benden sorulur anlayışındaki Devrimci Yol'un ve Kürdistan'da kendisinden başkasına hayat hakkı tanımak istemeyen PKK'nın siyaset yasakçılığıdır.
Bu anlayışın doğal sonucu olarak, Türkiye Kürdistan'ındaki sol içi çatışmaların merkezinde hep PKK olmuştur. Bu anlayış, milliyetçi, milliyetçi olduğu için mülkiyetçi ve iflah olmaz bir benmerkezcidir. Benmerkezciliğin ve mülkiyetçiliğin halka karşı eylemlere ve sola yönelik şiddete yol açmadığı hiçbir örnek yoktur.
İşte bu tarihin ve bu anlayışın köşe taşları:
PKK-Aydınlık çatışması... 1978-79.
PKK-Devrimci Halkın Birliği (TKP/ML Hareketi) çatışması: 1979-1980. Dersim, Diyarbakır, Gaziantep... 1980'in ilk yarısındaki çatışmalarda ondan fazla devrimci öldürüldü.
PKK-İGD(TKP) çatışması... 1978'de başlayan çatışmalarda, Diyarbakır, Ergani, Batman'da birçok saldırı ve öldürme gerçekleştirildi.
PKK-Halkın Kurtuluşu çatışması... 1978-79 boyunca süren bu çatışmalarda Elazığ, Dersim, Diyarbakır, Gaziantep, Kars'ta birçok devrimci yurtsever öldü. PKK "benim bölgemde faaliyet yürütemezsiniz" dayatmasındaydı. Halkın Kurtuluşu, PKK'yı "karşı-devrimci", "ajan-provokatör", "cinayet örgütü", "faşist provokasyon çetesi"... olarak görüyor ve aralarındaki çatışmanın da "sol içi" olmadığını söylüyordu. (Halkın Kurtuluşu'nun sürdürücülerinin bugün Kürt milliyetçilerinin peşinden ayrılmamaları da tarihi bir ironi olsa gerek)
PKK-Devrimci Yol çatışması: 1979: Dersim'de PKK'lilerin Devrimci Yol'a saldırısı bu çatışmanın ilk olaylarından biridir... 1985-86'da bu çatışma yurtdışında da devam etmiştir.
PKK-DHKD çatışması... 1979: Doğubeyazıt
PKK-DDKD çatışması... 1978-80.
PKK-Beşparçacılar çatışması... 1977'de başladı.
PKK-Tekoşin çatışması... 1979'da başladı. Gaziantep, Ankara, Elazığ, Dersim'de yoğunlaşan saldırılar, 1993'te Dersim'de Tekoşin'in önder kadrolarından Kamer Özkan'ın öldürülmesiyle sürdü.
PKK-Özgürlük Yolu çatışması... 1979'da başlayan ve 1980'e kadar süren saldırılar, 1980 sonrasında Avrupa'da da sürmüş, birçok Özgürlük Yolu mensubu öldürülmüştür.
PKK-Denge Kawa çatışması... 1978'de başladı.
PKK-KUK çatışması... Öncesinde de karşılıklı saldırılar olmakla birlikte, çatışmalar 80'de yoğunlaştı... Karşılıklı büyük silahlarla çatışılıyor, bir çatışmada iki taraftan da 6-7 yurtseverin öldüğü oluyordu. KUK'cular otuzu aşkın PKK'liyi öldürdüler; 12 Eylül 1980'e kadar sürdü.
PKK-TDKP çatışması... 1993'te Dersim'de dört TDKP gerillası, PKK tarafından öldürüldü...
PKK-MKP çatışması... Çizgisi, hedefleri, her şeyi değişen PKK'nin siyaset yasakçılığı ve mülkiyetçiliğinin hiç değişmediği 2004'te MKP'li gerillalara saldırılarıyla ortaya çıktı.
Kategorik olarak "çatışma" deyimini kullandık; ancak sözünü ettiğimiz olayların birkaç istisna dışında hepsi PKK'nin diğer siyasetlere saldırıları şeklindedir. Karşı saldırılar genellikle istisnadır. Ölenler, diğer siyasetlerden insanlardır... Burada onu aşkın alt başlığa sığan çatışmalar, yüzlerce saldırıdan, öldürme ve yaralamadan, dernek, kahve, okul, mahalle baskınlarından oluşuyor.
Tabloya tekrar bakın: PKK'nin çatışmadığı, saldırmadığı kim kalmıştır?
Kaç siyasi harekete saldırdılar? Kaç siyasi hareketten kaç kişiyi öldürüp yaraladılar? Kaç siyasi harekete siyaset yasağı koydular?
Kürt milliyetçi hareketi, oligarşiyle birlikte, sola karşı savaşarak varolmuş ve bunu anlayış olarak da varlığının bir parçası haline getirmiştir.
Bu kadar çok siyasi hareketle çatışma içinde olan bir başka hareket yoktur;
Türkiye solunun büyük bölümüyle çatışmışlardır. Devrimci hareket başta olmak üzere, sadece birkaç istisnası vardır bunun. Devrimciler ilkeli tavırları ve ideolojik olarak kendine güvenleriyle bu sürecin dışında kalmışlardır. Başından beri sol içi çatışma mahkum edilmiş ve devrimciler arasındaki çelişkilerin ideolojik mücadele yolu ile çözümleneceğinde ısrar edilmiştir.
Türkiye Kürdistan'ında olup da PKK'nin çatışmadığı neredeyse hiçbir devrimci, yurtsever örgüt yok gibidir. Kimi örgütlere karşı açıkça "yoketme" siyaseti izlemiş, onların liderlerini öldürmüştür. Halk düşmanlarına karşı uygulanan yöntemleri rahatlıkla halk güçlerine karşı uygulayabilmiştir. Çünkü mantık, kendisi dışındaki herkesi sindirerek, yokederek Kürtler'in olduğu her yerde tek hakim olmaktır. Kendisine tabi olmayanlara gücü yettiği oranda hayat hakkı tanımaz. Güçle herkesi sindireceğini düşünür; çünkü küçük-burjuvazi güce tapar, kendisi dışındakilerin de hep güce tapacağını düşünür.
PKK ideolojik mücadeleyi bilmez ve inanmaz. Hep uzak durmuştur ideolojik mücadeleden. Uzlaşmacılık çizgisi derinleştikçe, ideolojik mücadeleye tahammülsüzlüğü artmış, kendisine soldan yönelen ideolojik eleştirileri "düşmanlık" olarak görmüştür. Bu bakış açısının sonucu bellidir; ideolojik eleştirilere, politikalarıyla, ideolojisiyle değil, sopayla, silahla, tehdit ve gözdağıyla cevap(!) vermiştir.
Her şeyin merkezinde kendisi vardır. Her gelişmeyi kendisiyle açıklar. Kendisi dışındaki her gelişme onu rahatsız eder. Başka örgütlerin gelişimini engellemek için her yol mübahtır. Düşmanla olan çelişkileriyle, solla olan çelişkileri arasında öz olarak bir fark görmez; gerekçesi de hazırdır, saldırdığı her güç zaten "düşmanın ajanı" ilan edilir.
PKK için falan örgütü, falan kişiyi ajan, provokatör, TC'nin uşağı ilan etmek, çok ucuz ve çok kolaydır. Hiçbir kanıta, açıklamaya ihtiyaç duymaz. O öyle söylüyordur, herkes öyle kabul etmelidir. Bu kendi içinde de böyledir, dışındaki sola karşı da. Kendi içinde de hain, ajan ilan eder, sonra aradan zaman geçer, yanlışlık olmuş denilip "iade-i itibar" yapılır. İnsanın değeri yoktur. Düne kadar çeşitli zeminlerde bir araya geldiği devrimci örgütler için, ertesi gün "ajan, provokatör örgüt" diyebilir. Yapacağını yaptıktan sonra, o değerlendirmeden de aynı kolaylıkla çark eder.
Böyle bir anlayışa sahip olduğu için de PKK'nin solla ilişkilerini, ittifaklarını belirleyen, kullanma mantığıdır; gerçekte solu ciddiye almaz, sola hesap vermez, her türlü sıfatı yakıştırmayı, her türlü hakareti yapmayı kendi hakkı görür. Kavramların da önemi yoktur çünkü, bugün hakaret eder, yarın çıkarlarına uygun düşerse, pohpohlayabilir de. Solun çeşitli kesimlerinin PKK'nin bu tavırları karşısındaki ilkesizlikleri, faydacılıkları da yıllardır PKK'yi bu tavırlarını sürdürmekte cesaretlendirmiş, pervasızlaştırmıştır.

PKK MANTIĞININ AYNASI: DERSİM'DE
DÖRT TDKP'LİNİN KATLEDİLMESİ
Yapar üstlenmez
Yapar haberimiz yok der
Yapar, ajandı, onlar saldırdılar deyip kendini aklamaya çalışır
Yapar, "olmuş!" deyip özür diler
Ve beyninden hep şu geçer:
"SİZ SONUCA BAKIN"

9 Ekim 1993'te, Dersim'de dört TDKP'li PKK tarafından katledilir. TDKP'liler, PKK'lileri dostça buyur etmiş, karşılığında kurşunlanmışlardır. Olayın sonraki aşamalarının gelişimi şöyledir:
1. Manevra: Haberimiz yok, ama nedenleri var! ARGK, bu gelişmeler karşısında yayınladığı bildiride "böyle bir çatışmayı istemediklerini, ama gerillaların mecbur kaldığını" açıkladı.
2. Manevra: Olayı tersine çevir! PKK halkın tepkisi karşısında olayı çarpıtmaya çalışarak, TDKP'lilerin kendilerine saldırdığını iddia etti.
3. Manevra: Yalan yanlış açıklamalar yap! Bu "mazerete" halkı, solu inandırmaları güçtü, katliamdan sağ kurtulanlar vardı. Bu kez, PKK Dersim Eyaleti adına yapılan açıklamada "TDKP'nin kendi aralarına ajan soktuğu, Milli Köyü'ne yakın bir yerde üç gerillalarını şehit ettikleri" açıklandı. Gerçekle hiçbir ilgisi yoktu bu iddianın da. Madem öyle bir olay olmuştu, PKK o ana kadar neden halka ve devrimci örgütlere bu konuda hiçbir açıklama yapmamıştı? Bu soru da boşlukta kalıyordu tabii.
4. Manevra: O da olmazsa, ajan ilan et! Ama en sonunda saldırı üstlenildi: Dersim Eyaleti Askeri Konseyi imzasıyla Ekim 1993'te yayınlanan açıklamada aynen şöyle deniliyordu:
"HK (TDKP), mücadelemizin Dersim'de kök salmasıyla devreye sokulmuş provokatif bir güçtür. ... Bu nedenle bu güçlere karşı-devrimci faaliyetlerinden vazgeçmeleri için sert bir uyarı yapılmış ve ... çağrımıza uymayan HK'lilere ateş edilmek zorunda kalındı. Karşı-devrimci güçten 6 kişi ölürken iki kişi de esir alınmıştır... Aynı yolda ısrar ederlerse tavrımızın daha da sertleşeceği bilinmelidir."

Burası benim, Kürtler benim mülkiyetim, benim, benim, ben... Aynı açıklama, TDKP'lilere ve genel olarak sola karşı saldırının ideolojik, politik kökenini de oldukça net ortaya koyuyordu:
"Kendisine 'sol, ilerici, devrimci, demokrat' diyenler, Kürdistan'da faaliyet gösteren her güç, PKK ve Kürt halk gerçekliğini kabul etmek zorundadır. Egemenlik sahamızda yürütülecek tüm faaliyetlerden sorumlu tek güç PKK'dir. Diğer güçler alacağı tüm kararlarda partimizi bilgilendirmek ve onay almak durumundadırlar. Her örgüt bölgede PKK'den izin almak zorundadır. Aksi takdirde olacaklardan kendileri sorumludur."
Anlayış işte budur.
Bu kafada, sola saygı, demokratik işleyişe, ideolojik mücadeleye saygı olur mu?
PKK'nin bu katliamı gerçekleştirdiği dönemde, Dersim'deki gazete bayiilerinde sosyalist basın sattırılmıyordu. Çünkü bu kafa, gazete bayiilerine "Gündem sattırılmıyorsa, hiçbir gazete, dergi satmayacaksınız, sosyalist basın da dahil" diyordu.
"Türk solu"na karşı her şey mübahtı; Dersim katliamına halkın, solun tepkisi büyürken, onlar yayın organlarında tüm solu ajanlıkla suçlamaya, sola tehditler yağdırmaya devam ediyorlardı. Her şey yazıldığı yerde duruyor. Kürt milliyetçiliğinin mantığını hiç unutmamak için bunları da unutmamak gerekiyor. Evet, bu mantık, Dersim'de dört devrimciyi katletmelerinin özeleştirisini vereceği yerde, hala üste çıkarak şunları yazmıştı:
"PKK'nin Kürdistan'daki sömürgeci partilerin faaliyetlerini yasaklama kararına uyarak Türk solu (...) Kürdistan'ı terk etmeliydi. Kürdistan'da hala zemin arayan Türk solu, bundan böyle işgalci güçlerin yarattığı zemine dayanarak solcu politika yapamayacaktır." (Ö. Gündem, 29 Ekim 1993)
İki gün sonra da şunlar yazılacaktı:
"Bilindiği gibi özel savaş Dersim'e sadece askeri gücüyle, asimilasyoncu Kemalist politikasıyla yönelmiyor. Alan itibariyle kimi bölgesel ve sosyal özelliklerini dikkate alarak çeşitli 'sol' güçleri örgütleyip özgürlük mücadelesinin karşısına çıkarmaktadır." (Özgür Gündem, 31 Ekim 1993)
Kim vardı Dersim'de? Devrimci Sol, TKP-ML, TDKP ve diğerleri. Hepsini özel savaş örgütleyip PKK'nin karşısına çıkarmıştı!!!

Bu kafa, halkın tepkilerinden, demokrasiden anlar mı? Bu kafa, dostu düşmandan ayırdeder mi? Bakın, karar verin!.. Bu katliam üzerine, PKK'nin aynı dönemde ifrata varan dayatmaları, yasakları karşısında zaten tepkili olan halk, Dersim şehir merkezinde, Hozat'ta, Ovacık'ta, Mazgirt'te PKK'yi protesto gösterileri yaptı... Esnaf PKK'yi protesto için kepenk kapattı. Pertek'te öğrenciler boykot ve yürüyüş yaptılar.
PKK, halkın tepkisi üzerine sola karşı şiddet anlayışını gözden geçirmek yerine "kepenk kapatma ve gösterilerin provokasyon olduğunu" ilan ederek, halka karşı gözdağı açıklaması yayınladı. Halkın açıkça tehdit edildiği açıklamada da aynen şunlar söyleniyordu: "iznimiz ve onayımız dışında kepenk ve kontak kapatmak suçtur ve bu suça bulaşanlar cezalarını çekeceklerdir. Hangi gerekçeyle olursa olsun, kontak ve kepenkleri kapatanların tümünü biliyor ve elebaşlarını tanıyoruz. Bunlar en sert şekilde cezalandırılacaklardır."
Bu anlayış, halkın tepkisinden, tavrından anlar mı? Bu anlayış, Gazi halkının provokasyon saldırısının karşısına dikilmesini anlayabilir mi? "Provokasyon" der geçer. Olmadı, yarın "bizim saldırılarımızı protesto etmek de suçtur" diye bir açıklama da yapabilirler. Her şeyi tersine çevirip geçiştirmeye çalışır.
Küçük, büyük, dağda, şehirde, okulda, mahallede, legalde, illegalde, yurtiçinde, yurtdışında, Kürt milliyetçiliğinin sola yönelik her saldırısında bu yöntemler, bu manevralar geçerlidir. Halka yönelik eylemlerinde de, sola yönelik şiddet politikasında da, eleştirilere karşı "siz sonuca bakın" mantığında olmuşlardır. Eğer yaptıklarıyla sonuç almışlarsa, yapılan doğrudur. Pragmatizm böyle bakmaktadır sorunlara. Böyle olduğu içindir ki, bu saldırılar yıllardır solun her kesimine karşı sürmektedir. PKK'nin veya ARGK'nin veya HADEP'in veya bir başkasının "özür"leri hiçbir şeyi değiştirmemektedir.
Çok kısaca özetlediğimiz tarih ve benmerkezci, pragmatist, milliyetçi zihniyet böyle söylüyor. Ama pragmatizmin gelip duvara çarptığı bir nokta olduğunu da yine tarih söyler bize.

akinocakli
14.06.2006, 22:10
Milliyetçilik [ ALINTI]



Dünya üzerinde insan toplulukları milletler hâlinde yaşamaktadırlar. Her millet kendi özelliklerini korumaya, geliştirmeye gayret etmekte ve kendi topluluğunu diğer milletlerden daha ileri, daha yüksek, daha refahlı yapmaya çalışmaktadır. Milletler arasındaki bu rekabet ve karşılıklı yarışma, milleti meydana getiren insanların müşterek duygular hâlinde birleşmeleri ve müşterek bir millî şuur etrafında toplanarak kendi toplum varlıklarını belirli hedeflere yöneltmek şuuruna sahip olmalarıyla mümkündür. Milletlerin faaliyetlerinde, yükselmelerinde ve kendi toplumlarını refaha kavuşturmak, geliştirmek çabalarında milliyetçilik şuuru ve milliyetçilik duygusu başlıca tesir yapan faktör olmaktadır. Milliyetçilik duygusundan yoksun olan bir toplumun millet manzarası göstermesi mümkün değildir. Milliyetçilik duygusuna sahip olmayan, millî şuura sahip olmayan bir topluluğun bir arada yaşaması mümkün değildir. Böyle bir duygudan ve şuurdan mahrum toplulukların dış olayların en ufak bir tesirine karşı kendilerini koruyamadıklarını, hatta dış tesirler olmasa dahi kendi kendilerine dağıldıklarını ve belirli vasıfları olan, belirli hedefleri olan bir topluluk hüviyetinden çıktıkların görmekteyiz.

Türk milletini yükselmesi ve tehlikelerden korunması, Türk milletini meydana getiren kişilerin teker teker millî şuur sahibi olmasına ve kalplerini millet sevgisi, vatan sevgisi ile çarpmasına bağlıdır. Bunun için millî doktrin Dokuz İşık'ın birinci ilkesi olarak milliyetçiliği koymuş bulunmaktayız. Şüphesiz burada bahis konusu edilen milliyetçilik Türk milliyetçiliğidir. Türk milliyetçiliği ne demektir? Türk milliyetçiliği, Türk milletine karşı beslenen derin sevgi, bağlılık duygusunun, müşterek bir tarih ve müşterek hedeflere yönelme şuurunun ifadesidir. Türk milliyetçiliği insani duygularla beslenen bir anlayıştır. Türk milliyetçiliği ki ne garazı esas kalmayan, sevgiyi esas alan bir düşünce tarzıdır. Milliyetçilik, milletinin sevmek, vatanının sevmek ve milletinin tehlikelere karşı korunması için her fedakarlığı göze almak duygusu ve düşüncesidir. Türk milliyetçiliği bütün Türkleri kardeş sayan bir düşüncedir. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan ve kendisini Türk milletinin bir mensubu kabul eden herkesi kardeş sayan bir düşünce ve görüştür.

Türk milliyetçiliği Türk milletinin gözüyle olayları görmek ve değerlendirmek zihniyetini ifade etmektedir. İster Türkiye içinde olsun, ister Türkiye dışında olsun, cereyan eden her olayın Türk milletine zarar getirmemesini istemek, düşünmek ve denilebilir. Bunun yanı sıra Türk milletinin gerek Türkiye'de gerek Türkiye dışında meydana gelen olaylardan azamî ölçüde yararlanmasını istemek,meydana gelen her olayın Türkiye'ye azami ölçüde yarar sağlamasını düşünmek ve bunun için çaba harcamakta Türk milliyetçiliğinin bir gereği olarak görülmelidir. Millet tarifini ele almakta Türk milliyetçiliğini belirlemek için yarar vardır.

Türk millet dediğimiz gerçek nedir? Bugün Türk milleti dediğimiz gerçeği şu şekilde tarif etmek mümkün. Müşterek bir tarihten gelen ve müşterek bir tarih şuuruna sahip bulunan, aynı dine mensup, aynı kültürle yoğrulmuş, aynı devleti kurmuş, yaşatmış ve bugün de aynı devletin sahibi ve bayrağı altında yaşayan, sınırları içinde yaşayan insan topluluğu Türk milletini teşkil etmektedir. Yani Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan ve Türklüğü benimseyen, aynı tarihe mensup, aynı tarih şuurunu taşıyan ve aynı kültürle yoğrulmuş, aynı dine mensup insan topluluğu bugünkü milletimizi meydana getirmektedir. Türk milleti tarifi, bu çizilen çizgilerin dışına ayrıca taşmaktadır. Türk milleti büyük bir millet olduğu için bugün dünya yüzerinde geniş sahalara yayılmış ve dağılmıştır. Bugün dünya üzerinde yaşayan aynı dine mensup, aynı tarihe mensup ve aynı dili konuşan Türk topluluklarının sayısı yüz yirmi milyon civarında tahmin edilmektedir. Bunların ancak üçte biri Türkiye sınırları içinde bulunmaktadır. Bugünkü Türkiye sınırları dışında kalan Türkleri Türk milletinden saymayacak mıyız? Bugünkü Türkiye Cumhuriyet sınırları dışında kalan Türkler de Türk milletindendir. Onlar da Türk milleti deyiminin içindedirler. Ancak Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında kalan Türkler başka topraklarda, başka milletlerin idaresi altında bulunmaktadırlar. Bugün dünya üzerinde biricik bağımsız Türk Devleti olarak Türkiye Cumhuriyeti bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti bütün Türklük meselelerini sahibi ve temel varlığıdır. Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyetinin birinci plânda ele alınması ve korunması, yüceltilmesi başlıca konuyu teşkil etmelidir. Türk milletinden olmak, Türk milletini sevmek ve Türk devletine sadakatle hizmet aşkı taşımak, vatana bağlılık duygusu içinde bulmak ve Türk Milletinin yükselmesi için elinden gelen her fedakârlığı yapmak ve çalışmak duygusu ve şuurudur. Bu duygu ve bu şuuru taşıyan herkes Türk'tür. Kalbinde yabancı başka bir milletin özlemini özentisini taşımayan,kendisini Türk hisseden Türklüğü benimseyen ve Türk milletine, Türk devletine hizmet aşkı taşıyan herkes Türk'tür. İşte Türk milliyetçiliğinin temel görüşü budur. Bu görüş ışığında olayları değerlendirmek zorunluluğu vardır. Türk milliyetçileri sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan Türklerle mi ilgilenecektir?

Türkiye Cumhuriyeti sınıriarı dışında kalan Türklerle münasebetlerimiz ve bunlara karşı tutumumuz ne olmalıdır? Bu sorulara verilecek cevap şudur: Türk milliyetçiliği, dünya üzerinde nerede Türk varsa onlarla ilgilidir. Onlara karşı derin bir sevgi ve ilgiyle doludur. Dünyanın neresinde Türk varsa bu Türklerin iyi durumda olmaları, bu Türklerin yükselmeleri, korunmaları, kendilerine mümkün olan her çeşit yardım ve desteğin sağlanması Türk milliyetçiliğinin şaşmaz düsturudur. Ancak Türk milliyetçiliği Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında bulunan Türklerle ilgisinde ve münasebetlerinde, bu ilgi ve münasebetlerin Türkiye Cumhuriyetimi tehlikeye sokmayacak, Türkiye Cumhuriyeti'ne zarar vermeyecek şekilde yürütülmesi prensibini esas alır.

Yurdumuzda iç politika mücadeleleri, politika menfaatleri dolayısıyla Türk milletinin yüksek davaları çiğnenmiştir; zarara sokulmuştur. Türkiye'de Turancılık görüşleri hakkında yalan yanlış iddialar ortaya atılmış ve Turancılık düşüncesi, Turancılık fikri kötü, zararlı bir düşünce olarak Türk milletine tanıtılma yoluna gidilmiştir. Yunanlılar için Enosis neyse, Ruslar için Panislâvizm neyse, Almanlar için Alman Birliği neyse, Araplar için Arap Birliği neyse, İranlılar için Panaryanizm neyse, Türkler için de Turancılık odur.

Milliyetçilik, Türk milletine karşı beslenen derin sevginin ifadesidir. Kalbinde başka bir ırkın gururunu taşımayan ve kendisini samimî olarak Türk hisseden ve Türklüğe adayan herkes Türk'tür. Biz; Türk milletine mensup olduğumuza göre, bu milletin içinden çıkmış insanlar olduğumuza göre, elbette ki kendi milletimize karşı derin bir bağla bağlı olacağız ve bu milletin yükselmesi için, bu milletin haklarını daima her çeşit tesirlerden uzak, her şeyin üstünde bulundurulması için çalışmayı görev tanıyacağız. İşte bu sebeplerden dolayı bizim milliyetçiliğimiz, Türk milletine karşı duyulan derin, köklü bir sevgi ve Türk milletinin içinde bulunduğu müşkül durumdan bir an önce, en modern uygarlığın en ön safına geçirilmesini sağlamak duygusundan kuvvet alır. Milliyetçiliğimiz başkalarına karşı kin, garez duygularıyla beslenmez. Demek ki, Türk milliyetçiliği, Türk milletine karşı duyulan derin sevgi, bağlılık ve onu güç durumdan, baskıdan uzak, şerefiyle yaşayan, müreffeh, mutlu ve modern uygarlıkta en ön safa geçmiş bir hâle getirmek isteği ve bu isteğin yarattığı duygudur. Birinci prensibimiz olan milliyetçiliğimizin özet olarak tarifi budur.

Bunun yanında Türkçülük kelimesini de ilâve ediyoruz: Milliyetçiyiz, Türkçüyüz. Neden Türkçüyüz? Çünkü milletimiz Türk milletidir. Türkçülük ne demektir? Türkçülük, Türk milletinin hayatının her safhasında yapacağı her şeyin Türk ruhuna, Türk geleneğine uygun olması ve Türk'e yararlı olması amacının, fikrinin ön plânda tutulmasıdır, Türkçe konuşacağı, Türkçeyi daima her şeyin üstünde tutacağız. Yapılacak her işte Türklük ruhuna, Türk'ün özelliğine uygun ve Türk milletine yararlı olması şartını göz önünden kaçırmayacağız. Türkçülüğün de kısaca tarifi budur. Birinci prensibimiz olarak aldığımız Milliyetçilik ve Türkçülük, kısaca yaptığımız bu izah ve tarifle işte bu şekilde ortaya konmuş oluyor

moycan
15.06.2006, 23:44
Arkadaşlar sanırım Kürt milliyetçiliğini savunup fikrini açıklayamayan arkadaş/arkadaşlarımız var.

Bu forumda geçirdiğim süre içinde forumu yanlış tanımadıysam her türlü fikir tartışmaya açıktır. (Hakaret içermediği ve T.C. yasaları dahilinde )

Bende Milliyetçiliğin her türlüsüne olan karşıt fikirlerimi çeşitli konularda yazdığım mesajlarda dile getirmiştim. Burada da bir kısa bir mesajla düşüncemi ifade ettim. Ama elbette ki herkes aynı düşüncede olmak zorunda değil.

Aynı düşüncede olmayan arkadaşımız/arkadaşlarımız düşüncesini dile getirmek yerine sadece değerlendirme puanı vermiş. Elbette ki istediği şekilde,isim yazmadan ve herhangi bir açıklama yapmadan puanlaya bilir.

Ama eğer bir düşüncesi varsa ve bunun doğruluğuna inanıyorsa, buraya mesaj yazabilen her medeni arkadaşlarımız gibi fikirlerini buraya mesaj yazarak yada ilgili bir konu açarak açıklasın. Belki bizde eğer yanlış biliyorsak yanlışlarımızı sayesinde düzeltiriz.

Ayrıca Sevgili Kızılkilise yazdıklarının altına aynen imzamı atıyorum,

Saygı ve sevgilerle...

Yurek_Cagrisi
15.06.2006, 23:49
türkçülük-kürtçülük hepsi uzak olsun bizden. türkçü neyse, kürtçüde o işte. biri türk biri kürt. aralarında bölge farkından başka bişey yok. kafa aynı kafa.

gnost
17.06.2006, 10:53
Evet yanlışları olabilir ama hakaret ederek eleştirmek yanlış.

Önce yanlışa kesin bir dille YANLIŞ demekle işe başlanmalıdır.Hele hele bu forumun genel ilkelerinden olan milliyetçilik ve ırkçılık gibi temaların reddedilmesi konusunda kesin bir tavır gösteremeyenler ve ağzının ucuyla konuşanlar bilsinlerki insanlığın en büyük düşmanı kökten milliyetçilik ve etnik ayrımcılık ve buna dayalı örgütlenmelerdir.Ayrıca hakaret yada küfür temelli bir yazı olmuş olsaydı sanırım forum yöneticileri buna duyarsız kalmazlardı.Forumun ana ekseninin dışında ancak genel Alevilik ilkelerinin kapsamında olan bu konuyu tartışırken yada herhangi bir konuyu tartışırken elbette hakaret ve küfür olamaz ancak ortada görünen yanlışa YANLIŞTIR diyebilmek basiretini gösterenlere teşekkürlerimi sunarım.

EŞİTLİK PARTİSİ
17.06.2006, 17:44
Değerli Devrimciler...

Vatan yoksa,gezegenlerde henüz yaşanabilir şekilde tespit edilmediğine göre ve bize de bir vatan gerektiğine göre acaba buna ne diyeceğiz...
FAŞİSTLER ve Halkın samimi Din duygularını türlü biçimlerde istismar edenlerin en aşşağılık uygulamalarından biri önce bu değerlere sahip çıkar gözüküp arkasından içini boşalttıktan sonra başlarlar yaygaraya...
Bilindiği üzere ATATÜRK'ün belirlediği ilkelerden birisi MİLLİYETÇİLİKTİR,ama gelin görün ki MHP tüm halkın malı olan bu değeri slogan yaparak ortaya çıktı,esas kuruluş gayesi NATO tarafından KOMİNİZMLE Mücadele olarak belirlenen bu örgüt işi bitip paçavra olarak kenara atılınca bir ara MAFYACILIĞA soyundu olmayınca şimdilerde taşaronluk yapmakta...
Yine Dindarlık değil Dincilik yapan,MNP ile başlayıp AKP de son bulacağı artık kesinleşen diğer Yeşil Kuşakçı,BOP çu kuruluş bu günlerde bir söylem geliştirdi...IRKÇILIĞA karşıyız,bu slogan,Devrimcilerin hayat boyu tekrarladığı,Irk,Din,Dil ve Bölge ayırımcılığını ret edişlerini sulandırmaya çalışyor kendi akıllarınca,ama uygulamalarına bakınca IRKÇILIĞIN,DİNCİLİĞİN,DİLCİLİĞİN ve bölgeciliğin daniskasını yapıyor...
Kendim de o bölgeden birisi olarak, Doğulu,Güney Doğulu insanlarımızı yıllarca ve sinsice adaletsiz kalkınma planına tabi tutanlar,Ağaların,Beylerin,Aşiret Reislerinin,Şıhların İnsafına terk edip ÇILDIRACAK düzeye getirdikten sonra,Kenan Evren döneminde örgütlenmesi hazırlanan ve asla ve asla KÜRT Vatandaşlarımızla ilgisi alakası olmayan bu örgütlenme bu günlerde revaşta maşallah...
Bu ağır FEODAL koşullarda yaşayan insanlarımıza dayatılan güya çözümün olmayacağını anlayan İŞ BİRLİKÇİLER,bölge halkınının desteğini yitirdikçe şimdilerde sağa sola saldırmaktadır...
On binlerce Resmi ve Sivil Halk çocuklarının ölümüne neden olan bu olaylar tek merkezden yönetilmekte dir...
Biz DEVRİMCİLERİN bu olay karşısındaki temel görevi,her türlü olumsuz koşullara rağmen bu halkın yanında olmak,FEODALİZMİN azgın temsilcilerinin bu işin sorumluları olduğunu anlatmaktır...
Olaya genelleme yaparak yaklaşmak HALKI bu işbirlikçilerin kucağına atmaktır...
Hele hele IRK adı vererek konuyu tartışmak başlı başına bu işi yapmaktır...
Evet Devrimciler elinde bulunan ve her SİYASİ derde deva çözümlerin uygulanması biraz sabır istesede,başarılmayacak diye umutsuzluğa kapılmak sanırım,başarmamanın başlangıcını oluşturur diye düşünüyoruz...
Siyasetimizin adı ne olrsa olsun tüm DEVRİMCİLER bu bölgeye özel olarak yaklaşmalı der,Saygılar sunarız...

Bektaş ÇELEBİ

Ulas68
20.06.2006, 04:05
Türkiye'ye özgü 'zeytindalı'

VEYSİ SARISÖZEN

Günlerden beri pek çok köşe yazarı bir araştırma hakkında yorum üstüne yorum yaptı. Prof. Kalaycıoğlu’nun yönetiminde yapılan araştırma, özetle merkezin eridiğini, toplumun sağa kaydığını, solun küçüldüğünü, deneklerin en sağda AKP’yi ve en solda da DTP’yi gördüğünü ortaya koydu.

Araştırmanın bütün verilerini ince eleyip sık dokuyarak yorumlayanlar, kamuoyu yoklamasının, Türkiye’de sol parti olarak Demokratik Toplum Partisi’ni gösterdiğini sessizlikle geçtiler.

Demokratik Toplum Partisi’nin siyasal yelpazemizin solunda yer aldığı verisi, kendilerini solda sanan, ancak Kürt sorunundaki milliyetçi çizgileri yüzünden halk tarafından sol olarak kabul edilmeyen çevreleri belli ki rahatsız etti. DTP’yi ‘Kürt milliyetçiliği’ ile tanımlayanlar, onun Türkiye’de solu en büyük güçle temsil ediyor olmasına şaşırmamalılar. Bunun biricik anlamı şudur: Özellikle son Diyarbakır serhildanından bu yana Kürt toplumu sola, Türk toplumu sağa kayıyor.

Günümüzün Türkiyesi’nde tartışılan konu, ‘solun iktidar adayı’ olup olamayacağıdır. CHP ve DSP’den umut kesenler, bu soruya yanıt ararken, Türk toplumundaki sağa kayışı durduracak somut bir çözüm yolu bulamıyor.

Milliyetçiliğe kayan Türk toplumunda yeniden güç elde etmenin milliyetçiliğe kayış olduğu görüşleri çoktan iflas etmiş bulunuyor.

İşte büyük yankılar uyandıran araştırmanın ortaya koyduğu gerçek de, özel olarak DTP’yi ve genel olarak Kürt toplumundaki sola kayışı hesaba katmayan her türlü ‘solu iktidar adayı yapma’ girişiminin başarısızlığa uğramaya mahkum olduğu gerçeğidir.

.....

Kürt Milliyetciler ve saldirilarla ilgili yorumlari okudugumda,biz anadolu insanina özgü "elestirme fakat cözüm getirememe"anlayistan hareketle,konunun muhattabi olup olmadigim konusunda epeyce düsündükten sonra V.Sarisözenin yazisi ile beraber birkac seyi yazmayi uygun buldum.
Sol ve solcu olabilmenin keskin elestirilerle ispati olmaz,pratik sol ve solcu olmayi belirler.Cogu Sol forumlari takip etmekteyim ve itiraf etmeliyim ki hic kimse karsisindakini dinlememekte ve bir sagirlar diyalogu yasandigini söylemeliyim.Bu söylemim yanlis anlasilmasin,Türkiye yillarca Sag politikalarla ucurumun kenarina kadar getirildi ve yanlizca birilerinin bir parmak darbesi ile ucurumdan asagiya itilebilir noktaya getirildi.Türkiye toplumu sol politikalara ihtiyac duymakta ve bu acil bir ihtiyac halini almistir.

Yapilan elestirilere karsi muhattaplarinin yazmasini bekledim ve sanirim bir eksikligimizde burada aciga cikmakta ve Ceyhun arkadasin kurallarla ilgili uyarisi ve bir arkadasin elestirileri yumusatma yazisi disinda,daha önce elestirinin dozunu keskin tutan bir arkadas biraz utangacca olsa forumumuzda Kürt Milliyetci arkadaslarin varligini hatirlamasi ve konu hakkinda kisa bir notu disinda yazilanlar diger üyeleri mutlu etmis gibi görünüyor veya öyle bir izlenim ediniyorum.

Arkadasin söylemi elestirilerinden daha fazla hosuma gitti ve ruhumu oksadi diyebilirim."Forumumuza üye Kürt Milliyetci Arkadaslar "Kürt sorunu Ortadogu ve dünyada bir sorun olarak öncelikle kendisine ilericiyim diyen insanlarin dogru bir bakis acisini ve cözüm üretmelerini gerektirir.Bu konuda düsüncelerimi sanirim "eger kendisini gizleyen baska arkadaslar yoksa"bu tanima yakin bulmaktayim."Saka saka"Ve cevap vermenin bana düstügünü gördüm.

Sol guruplar icerisindeki saldirilari onaylamiyorum ve bu tür saldirilar kimden gelirse gelsin,dogru bir politik yaklasim ve bunu yapan guruplarin önünü acacak dogru politik cözümler sunulmalidir.Kendinizi sol olarak tanimliyorsaniz ve gelinen asamada Türk Halkininda soldan olabildigince uzaklastigi ve umudunu yitirmesi durumuna dogru tahliller getirebilmelisiniz.Herkesin kendisini daha cok solcu tartismasi at basi gitmekte ve X ve Y guruplarinin yüceltildigi tartisma forumlari halini almakta.Dogu toplumlarina özgü tüm davranis bicimleri Türk ve Kürt tede ayni ve birbirine benzemektedir.Sol ici tartisma ve saldirilarda ayni katogoride degerlendirilebilinir.

Forumu düzenli takip etmekteyim ve gerek DTP ve gerekse Kürt Hareketine yönelik elestiriler bazen siniri zorlamakta diye düsünmekteyim.DTP yi sol görmeme,Kürt Hareketini MHP ile özdeslestirme vb.yaklasimlar her forumda oldugu gibi bu forumda da yerini almis olan bazi virus diye tanimlanabilecek kisileri mutlu etmekte ve forumlari farkli noktalara cekmeye calisirlar.Hic bir sey elestirilmesin demiyorum.Elestiriler yapici ve birlige hizmet etmeli ve yanlislari dogrulara cevirebilme yetenegini tüm bireylerde bilince cikarabilmelidir.

Saglicakla Kalin.

Yurek_Cagrisi
20.06.2006, 17:37
Forumu düzenli takip etmekteyim ve gerek DTP ve gerekse Kürt Hareketine yönelik elestiriler bazen siniri zorlamakta diye düsünmekteyim.DTP yi sol görmeme,Kürt Hareketini MHP ile özdeslestirme vb.yaklasimlar her forumda oldugu gibi bu forumda da yerini almis olan bazi virus diye tanimlanabilecek kisileri mutlu etmekte ve forumlari farkli noktalara cekmeye calisirlar.Hic bir sey elestirilmesin demiyorum.Elestiriler yapici ve birlige hizmet etmeli ve yanlislari dogrulara cevirebilme yetenegini tüm bireylerde bilince cikarabilmelidir.


dtp yi solmu göreceğiz. bunun sınırla ne alakası var. solla falan alakası yok. kürtçü-milliyetçi bir parti. araştırmayla falan olmaz bu işler. son 1 yıl içinde birçok solcu grupla çatıştılar. dergilerinde işlerine gelmeyen yazı yazana vahşice saldırıyorlar. olanları SOL İÇİ ÇATIŞMA olarak değerlendirmek büyük yanlışlıktır. türkiyede solun güç kaybetmesinin en büyük sebebide zaten dtp ve kürt milliyetçileridir. dtp işine gelince SOLCU kimliği arkasına saklanan ama işine gelmeyince solculara en vahşi şekilde saldıran ilkel milliyetçi bir parti. tesadüf lokal olaylar falan değil artık bu. neredeyse 2 yıldır başta höc, tkp ve ekim olmak üzere birçok sol gruba düzenli olarak saldırılar düzenleniyor. bununla ilgili bilgiler için yürüyüş, ekmek adalet ve kızıl bayrak dergileri takip edilebilir. özünde işine gelmeyen herkese düşman bu parti ve yandaşlarından sol kurtulmak zorundadır. yoksa zaten çıkamadığı bataklıkta iyice yokolup gidecek.

moycan
20.06.2006, 19:18
.....

Kürt Milliyetciler ve saldirilarla ilgili yorumlari okudugumda,biz anadolu insanina özgü "elestirme fakat cözüm getirememe"anlayistan hareketle,konunun muhattabi olup olmadigim konusunda epeyce düsündükten sonra V.Sarisözenin yazisi ile beraber birkac seyi yazmayi uygun buldum.
Sol ve solcu olabilmenin keskin elestirilerle ispati olmaz,pratik sol ve solcu olmayi belirler.Cogu Sol forumlari takip etmekteyim ve itiraf etmeliyim ki hic kimse karsisindakini dinlememekte ve bir sagirlar diyalogu yasandigini söylemeliyim.Bu söylemim yanlis anlasilmasin,Türkiye yillarca Sag politikalarla ucurumun kenarina kadar getirildi ve yanlizca birilerinin bir parmak darbesi ile ucurumdan asagiya itilebilir noktaya getirildi.Türkiye toplumu sol politikalara ihtiyac duymakta ve bu acil bir ihtiyac halini almistir.

Sol guruplar icerisindeki saldirilari onaylamiyorum ve bu tür saldirilar kimden gelirse gelsin,dogru bir politik yaklasim ve bunu yapan guruplarin önünü acacak dogru politik cözümler sunulmalidir.Kendinizi sol olarak tanimliyorsaniz ve gelinen asamada Türk Halkininda soldan olabildigince uzaklastigi ve umudunu yitirmesi durumuna dogru tahliller getirebilmelisiniz.Herkesin kendisini daha cok solcu tartismasi at basi gitmekte ve X ve Y guruplarinin yüceltildigi tartisma forumlari halini almakta.Dogu toplumlarina özgü tüm davranis bicimleri Türk ve Kürt tede ayni ve birbirine benzemektedir.Sol ici tartisma ve saldirilarda ayni katogoride degerlendirilebilinir.

Forumu düzenli takip etmekteyim ve gerek DTP ve gerekse Kürt Hareketine yönelik elestiriler bazen siniri zorlamakta diye düsünmekteyim.DTP yi sol görmeme,Kürt Hareketini MHP ile özdeslestirme vb.yaklasimlar her forumda oldugu gibi bu forumda da yerini almis olan bazi virus diye tanimlanabilecek kisileri mutlu etmekte ve forumlari farkli noktalara cekmeye calisirlar.Hic bir sey elestirilmesin demiyorum.Elestiriler yapici ve birlige hizmet etmeli ve yanlislari dogrulara cevirebilme yetenegini tüm bireylerde bilince cikarabilmelidir.

Saglicakla Kalin.

DTP ve Sol

Kusurabakmayın ama ben bu iki kavramın tamamı ile zıt olduğunu düşünüyorum.

Yazınızın alıntı yaptığım kısmından ilk paragrafta çözümden bahsetmişsiniz. Ancak solun bu durumda oluşu,sol içi kavga ve karşılıklı saldırıların nasıl çözüleceği ile ilgili net cevaplar getirmemişsiniz.

---------------------------------------------------

Ayrıca bu forum belli bir ideoloji üzerine değil, Alevilik üzerine kurulu bir forumdur.

Elbetteki bende dahil olmak üzere Alevilerin büyük bir kısmı Sol ile kaynaşmış vaziyettedir.

Aleviliğin sol ile kaynaşmasında ki en önemli etken, Aleviliğin ezilenlerin yanında oluşudur. Bu nedenle Aleviler; köyü yakılan Kürt içinde, Filistinde babasının kucağında vurulan Arap çocuğu içinde, K.Irakta Peşmergelerin eziyetine uğrayan Türkmen içinde göz yaşı döker.

Ancak Alevilerin en sevmediği şey, birilerinin ezilenlerin hakkını arıyoruz diyerek ortaya çıkıp başkalarının haklarını göz ardı etmesidir. Ayrıca Aleviliğin temel felsefesi "Hoşgörüdür" ve bundan hareketle kendisini savunma dışında saldırgan şiddet hareketlerine karşıdır.

------------------------------------------------------

Sizin deyiminizle "Kürt Harekatı ve bunu çözeceğini belirten DTP" acaba bu ülkedeki İşsizlik, Gelir adaletinin dağılımında ki eşitsizlik, Eğitimde ki verimsiz ezbercilik uygulamaları, Türkiyenin dış borçları v.s. bu ülkenin Kürt sorunu dışında ki diğer sorunları ile ilgili ne gibi ÇÖZÜMLER üretiyor.

Kusurabakmayın DTP bu ülkenin partisi olmadığı sürece, belli bir zümrenin,belli bir halkın partisi olduğu sürece solcu demek kolay, ama doğru değil. Ayrıca barajı aşıp tek başına iktidar olması da...

Eğer bir parti akşam X milleti diye yatıp, sabah X milleti diye kalkıyorsa, o parti o X milletinin partisidir ve X milliyetçisidir. Yan yana yaşadığı Y,Z,M,O... milletlerini unutur ve herkesi kapsayacak çözümler üretemez.

Oysa ki solculuğun temel felsefelerinden biri Halkların Kardeşliği değilmidir?

O zaman bu fikirden hareketle solcu olduğunu iddia eden bir parti, sadece X milleti ile değil Y,Z,M,O... milletlerinide beraber yanyana yaşatmayı planlar, hepsinin sorunları ile ilgilenir ve bunu çözer.

Bu ülkede ki bir sol partininde yapması gereken; akşam Kürt yada Türk mileti diye yatıp, sabah Kürt yada Türk mileti diye kalkması değil, artık Türkiye Cumhuriyeti mi dersiniz, Anadolu Halklarımı dersiniz, Türkiyeliler mi dersiniz ne derseniz deyin bu sınırlar içinde yaşayan bütün halklar için yatıp kalkmasıdır.

---------------------------------------------


Neden Sol bu durumda, eşitlik, özgürlük, kardeşlik sloganları neden bu toplumun ilgisini çekmiyor.

- Bunun nedeni yukarıda belirtiğim, DTP ye yönelik "sol parti kavramına ters düşmektedir" eleştirisi, aslında sadece DTP ye yönelik değil bütün sol partilere yöneliktir. Şuan solda bu kavrama net olarak uyan, bu ülkede ki bütün sorunları net tespit etmiş ve bu sorunlara gerçekçi çözümler üretebilmiş sol parti bulunmamaktadır, siz bulduysanız lütfen bizide net olarak bilgilendirin.

- İçlerinde ki şiddet ve kargaşa yaratma duygusunu "Aşırı Sol" maskesi altında gizlemiş olan insanların eylem ve hareketleri ,Eşitlik,kardeşlik,sevgi,savaşma seviş v.s. gibi söylemlerin sadece sloganlarda kalmasına ve toplumun geneline samimi gelmemesine sebeb olmaktadır. Solun içinde ki çözümü şiddetle,kargaşayla getirme yanlıları ayıklanmalıdır.

-Solun bu toplumda pik yaptığı zamanlarda ki imajı; topluma umut veren, Aydın insanlardı.Devleti yönetenlerle karşı karşıya kalınırken devletin temel değerlerine saldırılmıyordu,yönetenler eleştiriliyor ve net çözümler sunuluyordu. Halkla arasında uçurum yoktu. Halkın değerlerine ve saflığına saygılıydı. Şimdi ise halkla aramızda bu değer ve saflığı kullanan irticacılar var, halkın kolay yoldan zenginlik hayalleri var, ezberlenmiş slogan ve polis,askerle çatışmacılığı var.

- Ben, bir çok Alevi ve sol görüşlü gibi, siz sol parti deyin yada demeyin ortanın solu CHP ile bu yoldayım. Ancak partinin icraatları ve gerçekler ortada. Ya partinin içinde köklü değişiklikler olmalı-ki bu imkansız gözüküyor- yada başka bir sol parti bu partinin içinde ki gerçek bir sol parti arayan kitleye seslenebilmeli. Bu parti şuan mevcut olan partiler olabilir,DTP de olabilir. Ama bir gerçek var ki,gerek DTP nin gerekse mevcut sol partilerin solu arayan kitleye ulaşmasında bir kopukluk var. Bu kopuklukları ve çözümlerini kendi çapımda sıraladım.(Elbetteki bunlar net çözümler değil, zaten ben bunlara net çözümler getirebilecek bir parti olmasından bahsediyorum) Beğenin yada beğenmeyin, ama emin olun sadece sol değil,hangi görüşten olursa olsun, hangi parti bu ülkede yaşayan toplumlara EŞİT MESAFEDE davranırsa, hangi partinin adı ŞİDDET ve KARGAŞA ile az anılırsa, hangi parti bu ülkenin toplumsal,işsizlik,sağlık,eğitim v.s. temel konulardaki sorunları ile ilgili AKILCI ve NET ÇÖZÜMLER ÜRETİRSE, o parti bu kitlenin oyunu alacaktır. İktidara geldiğinde de başarılı olacaktır.

Saygı ve sevgilerimle...

Ulas68
22.06.2006, 03:20
Yukarida kimi arkadaslarin DTP yi sol görmeme konusundaki düsüncelerine karsi,hic bir siyasi partinin üyesi olmamakla beraber forum kuralarina uygun bir dille cevap vermek zorundayim.

....
Konu basligi acilmis ve tartisildiktan sonra yapilan keskin elestirilere verilen cevaplardan memnun olunmayinca "bana göre kurnazca bir davranis"Bu forumun herhangi bir idolojik forum olmadigi,Alevilik ile ilgili oldugu hatirlatmasini yapmak ilginc.

...Kimisinin rejimi savunma güdüsüyle ve kimisininde idolojik aykiriliklarini ve yetersizliklerini gizleyip begenmedikleri yapilari sol görmeme ve onlara "ezilen bir halkin temsilcisi iddiasinda olan"fakat yetersizlikleri ve uygulamalari ile sizinde mensup oldugunuz parti ve guruplarla ülkede yasanan ayni olumsuzluklari tasiyan Dtp ve benzeri yapilara saldirilarini anlamak mümkün.Filanca partiden hoslanmamak sizi solcu yapmaz.Türkiyeli oldugu iddiasinda olan ve kendilerine sol terminolojide en yüksek kimligi layik gören hareketler dahi kendilerine en yakin bulduklari gurup ve partilere yaklasimlarini görünce, Ulusal sövenizmi kabul etmeselerde bile duygu ve davranislarinda bunu hissettiren yapilarin Dtp ve gibi partilere yaklasimini daha iyi anlayabiliyorum.

...Dtp ve Türkiyelilesme kavramina gelince...Dtp bunu basarabilirmi???Gercekci olmak gerekirse mevcut bicimiyle zor görünüyor.Önünde hem geleneksel devlet ve siyaset barikati var,hemde bünyesinde ciddi eksiklikler ve problemler söz konusu.Kendi icerisinde yasadiklari sorunlarin ötesinde,disaridan kaynaklanan ve onlarin gücünü asan sorun ve yapilanmalari cözmek isini devlet dahi cözememekte ve sorunu "iyi cocuklar "olarak nitelendirilen yapilara havale etmektedir.

....Birakiniz bu iyi cocuklarin marifetlerini burda dahi Alevilik iddiasinda olan 72 millete ayni gözle bakmayi ilke edinmis olan bir üye Solun bunlardan kurtulmasini temenni etmektedir.

...Konu basligi Sol -Dtp ve yasanan olumsuzluklar iken,bu konudaki catismalari onaylamamakla beraber sorunu catisan taraflar icerisinde sagduyusunu yitirmemis yapilarin cözecegine olan inancim tamdir.Bu konu birileri tarafindan bilerek veya bilmeyerek cesitli forumlarda tartisilmakta.Cok olumsuz düsünce belirtenlerin varligina ragmen bir sitede yazan bir arkadas"Dtp ile sorunlarinin olmasina ragmen"onlari müttefikler konusunda dost gördüklerini ve abartildigini aciklamasi olumlu idi.

...Bir arkadas Dtp nin tüzük ve programini ve bazi konulardaki cözüm önerilerimi sormus.Dtp ile hic bir bagim olmadigi icin merakta olsa sayfalarina girip bakmadim.Taaki sorulana kadar.Kisada olsa gözgezdirdigimde sunu gördüm.Türkiyede siyaset yapmak isteyen diger parti programlarindan farkli degil.Ayrintili inceleyemedigim icin fazla birsey söyleyemeyecegim, fakat kadin kotasi ve birkac konuda ileriliklerini gördüm.

...Bir arkadas Dtp yi Türkiyede Solun güc kaybetmesinde en önemli neden olarak gördügünü yazmis.Bu arkadas soruna hangi cepheden bakiyor bilmiyorum ama eger sol ve sosyalist tanimlarinin arkasina siginiyorsa ve böyle bir tanimlamaya gitmesini gözden gecirmesini salik veririm.L.Ilkelerinde Ulusal soruna bakis acisi cok güzel tanimlanmis ve ezen ve ezilen uluslara ait bireylerin nasil davranmasi ve düsünmeleri aciklanmis.Ezilen ulus mensuplarinin beraber yasama ilkesini dogru anlamalarini ve ezen ulusa mensup olanlarinda,ezilen ulusun ayrilma ve ayri devlet kurma haklarini kabul etme ilkesini okuyabilirsin.Bu ilke farkli yol ve bakis acisiymis gibi görünsede birbirlerini dogru anlamalarini getirir.

Saglicakla Kalin.

boikot
22.06.2006, 03:35
herkes bilmeli ki Komünizm ''su katılmamış vatanseverliktir.'' Türkiye işgal altındadır ve ülkenin onurlu yurtsever insanları anti-emperyalist temelde birleşmektedir.ABnin veye ABD nin uydusunda olanlarla bağımız yok bizim,biz yurdumuzu seviyoruz..Suphilerin, Nazımların, Denizlerin yani yurtseverlerin yolundayız ..Türk ve Kürt emekçisi yurduna, onuruna, emeğine,kavgana sahip çık. Bu memleket bizim ,Kahrolsun emperyalizm ..

Ulas68
22.06.2006, 03:56
Sevgili boikot,
alintidir.

"Sorun söyle konulmalidir;ezilen ülkelerin devrimci kurtulus hareketlerinin devrimci olanaklari tükenmismidir,tükenmemismidir?Ve eger tükenmemis ise,bu olanaklari,proleterya devrimi yararina kullanmak,bagimli ülkelerin ve sömürgelerinemperyalist burjivazisinin yedek gücü olmalarini önleyip,devrimci proleteryanin yedek gücü olmalarini,proleteryanin müttefiki olmalarini saglamak umudu varmidir?"

Saglicakla Kal.

Yurek_Cagrisi
22.06.2006, 20:22
"Sorun söyle konulmalidir;ezilen ülkelerin devrimci kurtulus hareketlerinin devrimci olanaklari tükenmismidir,tükenmemismidir?Ve eger tükenmemis ise,bu olanaklari,proleterya devrimi yararina kullanmak,bagimli ülkelerin ve sömürgelerinemperyalist burjivazisinin yedek gücü olmalarini önleyip,devrimci proleteryanin yedek gücü olmalarini,proleteryanin müttefiki olmalarini saglamak umudu varmidir?"

Yoktur. Tam aksine. PKK güçlendikçe sol zayıflamaktadır. Ve pkk güçlendikçede sola saldırıları artmaktadır. Geçmişte sadece doğuda yapıyorlardı. şimdi istanbulda bile solculara saldırıyorlar hoşlarına gitmeyene yasak koymaya çalışıyorlar. çözüm türkiyedeki türk,kürt,çerkez,laz herkesin eşit olduğu demokratik ve bağımsız bir türkiyedir. kürtçülük, gerici bir akımdır ve bunu solculara saldırarak kanıtlıyor zaten. solcuların artık pkkya karşı net tavır alma vakti gelmiştir. pkk birçok sendikaya mahalleye derneğe vs sızmasına solcular hep gözyummuştur. bugün bunun bedelini ödüyorlar. halktanda tecrit oluyorlar pkk ve taraftarlarıyla hareket edince. bunu en son eğitimsende gördük. artık pkk ve kürtçülük akımı ile ilişkisini kesme zamanıdır solun.

Ulas68
23.06.2006, 03:56
Sevgili Yürek Cagrisi,
Sanirim yukarida alintidir diye yorumsuz verdigim yaziyi okumadan es gecmis olmalisin.Ben kendimi Sosyalist olarak tanimlamiyorum.Bunu yazmama tepki gösterenler olacak biliyorum.Ilk genclik yillarimda babamin bana sinirli bütcesini zorlayarak ve zaman zaman borc edip verdigi harclikla okudugum dönemlerde cok iyi bir sosyalist oldugumu düsünmekteydim.Simdi calisan ve emek gücünü kullanan ve sosyalist söylemde adina Proleter denilen "isciyim".Bencillestigimi sanma.Paylasimi ve insana deger vermekten yanayim.Fakat Paylasim düsüncesini pratikte uygulamakta artik zorlaniyorum veya bunu yapacak güc ve inancta kalmadi diyebilirim.Bunu bir özelestiri veya itirafta kabul edebilirsin.

...Tartistigimiz konu ve belirtilen düsünceler konusunda belirttiginiz düsünce ve öneriler bana hicte yabanci degiller.Verdigin cevapta sunu görmekteyim.Yazilani göz ucu ile okuyup en kisa cevabi yani "yoktur" kelimesini yazman senin idolojik tartismalardaki dar bakis acini ele veriyor.Oysa ulusal sorun ve o yöndeki tartisma ve düsünceler tek bir cümle ile gecistirilemez.Asagida senin kendini tanimladigin düsüncelere uygun alinti yapacagim.Sen bunlari yorumlarsin veya yorumlamazsin sana kalmis.Ulusal hareketlerin ne zamam ve hangi sartlarda desteklenecekleri cok acik olarak belirtilmis.


...ezilen uluslarin kurtulus hareketine proleter partilerinin dogrudan dogruya destegi olmaksizin,"uluslarin esitligi"ne iliskin demeclerin bos ve ikiyüzlü sözler oldugunu ....

...kuskusuz ki bu proleterya her ulusal hareketi,her zaman ve her yerde,her özel somut durumda desteklemelidir anlamina gelmez...
...bazi somut durumlarda parcanin bütün ile celismesi olanagi vardir;o zaman parca atilir.


...Yukarida farkli acilardan bakis acilarini yazdim.Hangi kosullarda desteklenmesi ve tarafsiz kalinmasini görebilirsin.

...Afgan emirinin Afganistan in bagimsizligi icin savasimi,emirin ve yandaslarinin kraliyetci niteligine karsin,nesnel olarak devrimci bir savasimdir.
...ayni nedenlerle Misirli tüccarlarin ve burjuva aydinlarinin Misirin bagimsizligi icin savasimi,Misir ulusal hareketinin burjuva niteligine karsin,nesnel olarak devrimci bir savasimdir.

...Bu yazilanlar birebir Kürt burjuvazisi ile uyusmayabilir.Fakat ayni özellikleri tasimaktadirlar.Kendisini ve idolojisini Kürt burjivazisinin ilerisinde gören sol hareketler halen devrimci dinamigi olan yapilari reddetmemelilerdir.

...Pkk güclendikce sol zayifliyor diye yazmissin...???Sana bu yazdigin hic ilginc gelmiyor mu?Burada tersten isleyen bir mantik var bana kalirsa.Devlet Pkk yi bitirerek solumu güclendirmek istiyor yoksa???Böyle düsündügümü sanma.Öyle bir mantik kabul edilir degil bence.Veya Solun güclenmesi icin pkk nin sol tarafindan bitirilmesini mi öneriyorsun....."Tanrim,ben öldürdükce cogaliyor insanlar"...sözü cok hosuma gider.


...Kürtcülük gerici bir akimdir...demissin...Seni alkislamak gerekir sanirim .Cünkü söyleyecek fazla birsey bulamiyorum bu cümle karsisinda.Sol argümanlari kullanan biri icin oldukca geri.Sana önerim..Uluslarin Kendi Kaderini Tayin Hakki Ilkesini oku ve okurken Kürt ve Kürt ulusal hareketlerinin hic birini düsünme ve onlarin yerine dünyanin en uzak bir kösesinden bir ulusun adini anarak oku ve degerlendir.Belki onyillar sonra Kürt cümlesini o buldugun Ulus adinin yerine yerlestir ve o zaman degerlendir.Belki o zaman ustalarinin yazdigi cümleyi o zaman anlamis olursun.

Sonuc olarak,baslarda yazdigim ve benim samimi düsüncelerim olan "kendimi sosyalist hissetmiyorum"cümlesinin üyeler arasindaki yansimasini ögrenmek istiyorum.

Saglicakla Kalin.

boikot
23.06.2006, 09:32
Kürt sorunu, her şeyden önce, yoksul Kürt emekçilerinin daha ağır bir sömürüye maruz kalmasından kaynaklanan bir sorundur.

Cumhuriyet tarihi boyunca, sermaye sahiplerinin temel derdi, Kürt emekçilerini boğaz tokluğuna çalıştırabilmek ve onları istedikleri zaman işe alıp istedikleri zaman atabilmek olmuştur.

Bu amaca ulaşmak için iki temel politika izlediler:

Birincisi, Kürt aşiret reisleriyle işbirliği yaparak, geri toplumsal ilişkileri ayakta tutmaya çalıştılar. Aşiret reisleri meclise bile girebilirken, Kürt emekçilerine daha fazla yoksulluk ve daha fazla sefalet düştü.

İkincisi, Kürt emekçilerini baskı altında tutabilmek için, bir yandan dillerine ve kültürlerine yasak getirirken, diğer yandan da ırkçılığı körüklediler.

'80'li yıllarda ortaya çıkan Kürt hareketinin ardında da, yoksul Kürt emekçilerinin birikmiş tepkileri vardı. Ve sermaye düzeni, bir kez daha, sorunu çözmek yerine, baskı ve şiddet yolunu tercih etti.

Bugün de, Türkler, Kürtler ve diğer etnik kökenlerden insanlarımızın kardeşçe yaşamasının önündeki en büyük engel, tarihi boyunca emekçileri bölmeye çalışmış olan sermaye düzenidir. Bu ülkedeki en ciddi "bölücü" güç, sermaye sahipleridir. Diğer yandan, Kürt aşiret reisleri ve Kürt kökenli sermaye sahipleri, Türkiye'deki egemen sınıfın ayrılmaz bir parçası durumundadır. TKP'nin yaklaşımı son derece açık: Kürt emekçilerinin sorunları da, Türk emekçilerinin sorunları da, toplumun çok küçük bir azınlığını oluşturan sermaye sahiplerinin iktidarda olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, Kürt ve Türk emekçileri, ancak ve ancak, sermaye düzenine karşı birlikte mücadele ederek kurtulabilir. Kürt emekçilerinin kurtuluşu da, sosyalizmdedir.

İşte bu nedenle, Türkiye Komünist Partisi, ulusal ve etnik kökenleri ne olursa olsun, Türk ve Kürt emekçileri başta olmak üzere Türkiye topraklarında yaşayan ve aynı sermaye düzeninin sömürüsüne maruz kalan tüm emekçilerin partisidir. TKP emekçilerin sermaye düzenine karşı birlikte mücadelesinin önüne dikilen her türden ırkçı, şoven ve gerici yaklaşıma karşı mücadele eder.

ATEŞ06
23.06.2006, 13:47
Milliyetçiligin her türlüsüne karşı olan arkadaşlar M.Kemal Atatürk'ün İlke ve İnkilablarından bırı olan Milliyetçilik kavramını hiçe saymış oluyorlar onca kürtler bugun alevi subayını,erbaşını erini şehit etmişlerdir burası alevi sitesi olduguna göre bunları söyleme hakkım oldugunu düşünüyorum M.Kemal Atatürk'ü unutmayalım ona faşist diyen kürtler degılmıdır bugun her zamanda demişlerdir

boikot
23.06.2006, 19:36
M.Kemal döneminde Dersimde katledilenlerin hiç biri alevi değilmiydi yani , inanmayın resmi devletin okullarda öğrettiklerine önemli olan gerçeklerdir ve Kemalistlerin katlettiği alevilerdir..
ben ülkesini, yurdunu ve halkını seven tüm yurtsever insanları bu ayrılıkçı,faşist zihniyetli kemalistlere asla prim vermemesini öneririm..halklarımızın verdiği onurlu kurtuluş savaşından sonra bizi milli sermayenin avcuna atan da ta kendileridir .. yabancı sermaye,milli sermaye farketmez ikiside biz YOKSULLARA ve EMEKÇİLERE düşman.

Kürt milliyetçileri ve Kemalist faşistler devrimcilere,yurtseverlere Saldırmaya devam ediyor !!!

moycan
23.06.2006, 20:04
Milliyetçilik dediğin kavramın Atatürk tarafından ilk söylemi Ulusçuluktur.

İnkilap dediğin kavramın Atatürk tarafından ilk söylemi Devrimciliktir. Ulusçuluk ve Devrimcilik kavramları 82 Anayasasıyla Atatürk milliyetçiliği ve inkilapçılığı olarak adlandırılmıştır.

Gerek Türklerin içinden gerekse Kürtlerin içinden Atatürk'e çeşitli ithamlarda bulunanlar vardır. Bu ithamlar Kürt ulusuna yada Türk ulusuna mal edilmemelidir.

Atatürk'ün ulusçuluk kavramı bugünkü sözde milliyetçilerin kafatası ırkçılığı ve turancılığı ile karıştırılmamalıdır. Gerek PanTuranizim, gerekse Panİslamizim kavramlarına açık ve net olarak Nutukta karşı çıkmıştır.

Atatürk haklıdır,mükemmeldir,faşistir,devrimcidir,şeriatçı dır...öyledir,böyledir tartışmalarına gerek yok. Herkesin tarihe bir bakış açısı var ve hepsinden öte oda bir insandır. Bu tarihe bakış açısına göre Atatürk'ün yaptıklarına aşık olanda var kin duyanda var.

Birilerinin bakış açısını bütün bir topluma mal etmeyin.

------------------------------------------------------

Nasıl oluyorda 72 millete bir bakan toplum ezilenlerin yanında olmak adına MİLLİYETÇİLİK yapıyor. Hem hepimiz canız,biriz diyeceğiz, hemde bir ırkı başka bir ırktan üstün göreceğiz. Bu çelişkidir.

-----------------------------------------

Sayın Ulaş can,

Yukarıdaki yazım sizinle ilgili değil. Sizinle ilgili olan kısmı siz direkt cevaplamadınız.

Yürek çağrısının nedemek istediğini ya hiç anlamamışsınız, yada çok iyi anlamışsınızda,yaratığınız yada yaratmaya çalıştığınız anlam kargaşası ile kendi içinizde çelişki yaşamaktasınız.

Ben en başta dediğim gibi Alevi olarak ezilenin yanıdayım. Ama eziliyorum deyip insanlara çözümü kanla getirenin ve bunu savunanın yanında değilim. Ayrıca bir ulusu değil bütün Anadolu ulusları sıkıntıdan kurtaracak,çağ atlatacak bir partiden yanayım. Böyle bir partide yok, DTP de bugün olmadığı gibi gelecektede olabilecek bir parti umudunu vermemekte. Bunu siz kendiniz de belirtmişsiniz. Bunun suçlusu olarak artık düzeni göstererek kolaya kaçmayalım. Bunun sorumlusu düzen değil, düzeni yaratanda biziz, düzeni bozanda biziz. Geleceği düşünmeden, şovenist,çıkarcı,şiddet yanlısı bir tutumla solu bu hale getirende bizleriz ve eskiden sosyalistim diyen sizlersiniz.

Sanırım ikimizde konudan yeterince saptık ve ikimizde aynı noktada duramayacağımızı anladık.

Kırıcı olmadan yazı yazdığınız için teşekür ederim. Milliyetçi birisinin kırıcı olmaması şaşırttı beni.

Sevgi ve saygılarımla...

Yurek_Cagrisi
23.06.2006, 20:07
...Kürtcülük gerici bir akimdir...demissin...Seni alkislamak gerekir sanirim .Cünkü söyleyecek fazla birsey bulamiyorum bu cümle karsisinda.Sol argümanlari kullanan biri icin oldukca geri.Sana önerim..Uluslarin Kendi Kaderini Tayin Hakki Ilkesini oku ve okurken Kürt ve Kürt ulusal hareketlerinin hic birini düsünme ve onlarin yerine dünyanin en uzak bir kösesinden bir ulusun adini anarak oku ve degerlendir.Belki onyillar sonra Kürt cümlesini o buldugun Ulus adinin yerine yerlestir ve o zaman degerlendir.Belki o zaman ustalarinin yazdigi cümleyi o zaman anlamis olursun.

Ulusların kendi kaderini tayin hakkı asla milliyetçilik olarak yorumlanmamalıdır. sen sosyalist olmayabilirsin ama ben sosyalistim. meseleyide sosyalistler açısından tartışıyorum. kürtçülük gerici bir akımdır, her türlü milliyetçilik gibi. bu gayet basit. ukkth okumaya hiç gerek yok. herhangi bir sosyalist yayını takip eden biri bile milliyetçiliğin gerici bir akım olduğu tespitini anlayabilir.

...Pkk güclendikce sol zayifliyor diye yazmissin...???Sana bu yazdigin hic ilginc gelmiyor mu?Burada tersten isleyen bir mantik var bana kalirsa.Devlet Pkk yi bitirerek solumu güclendirmek istiyor yoksa???Böyle düsündügümü sanma.Öyle bir mantik kabul edilir degil bence.Veya Solun güclenmesi icin pkk nin sol tarafindan bitirilmesini mi öneriyorsun....."Tanrim,ben öldürdükce cogaliyor insanlar"...sözü cok hosuma gider.

ben buradaki mantığı anlayamadım. devletin düşmanı olan solun dostumu olmuş oluyor. kürtçülük, kendi varlığını milliyetçilik gibi bazı değerler üzerine kurmuş olanların işine gelmez. her milliyetçilik birbirine düşmandır. ama bunlardan herhangi birine solun dost olacağı anlamını taşımıyor.

pkk zaten ırk temelli olduğu için bir ırk dışında ülkedeki bütün ırklar tarafından nefret ediliyor. saldırgan ve ilkel hareket tarzı, çıkarcılığıdır bunun sebebi. trabzonda tayadlıları linç etmeye çalışanlar neden BUNLAR KOMÜNİST değilde BUNLAR PKKLI diye linç etmeye kalktı. Çünkü Kürt etnisitesinden olmayan bütün halk pkkdan nefret ediyor. ve kendi işini gücünü bırakıp kürtçülüğün icazetinde hareket eden solculardanda nefret ediyor. buna karşın sol ülkedeki diğer halklardan tecrit oluyor. yabancılaşıyor. nasıl diğer halklar arasında gericilik yani milliyetçilik güçlendikçe sol zayıflıyorsa kürtler arasında gerici milliyetçilik güçlendikçede pkk güçleniyor.

pkknın sola saldırmasının sebebide solu kendi elinde bir kukla olarak görmek istemesi. hoşuna gitmeyen istediği gibi davranmayan bütün sol gruplara saldırmasının sebebide bu.

pkk memlekette solun güçlü olduğu 80 öncesinde kuruldu. sol zayıfladıkça pkknın özündeki milliyetçilik dahada güçleniyor. sola bugün pervasızca şiddet uygulayabilmesinin yasak koyabilmesinin sebebi budur zaten.

Milliyetçiligin her türlüsüne karşı olan arkadaşlar M.Kemal Atatürk'ün İlke ve İnkilablarından bırı olan Milliyetçilik kavramını hiçe saymış oluyorlar onca kürtler bugun alevi subayını,erbaşını erini şehit etmişlerdir burası alevi sitesi olduguna göre bunları söyleme hakkım oldugunu düşünüyorum M.Kemal Atatürk'ü unutmayalım ona faşist diyen kürtler degılmıdır bugun her zamanda demişlerdir

Atatürkün zamanında horlanmış bir halk vardı anadoluda. türk deyimi aşağılanmak için kullanılıyordu. Atatürk Anadoludaki en kalabalık grup olan türk insanına güven aşılamıştır. Türk olmanın utanılacak birşey olmadığını, övünülecek birşey olduğunu söylemiştir. osmanlının türkü hor görme ve arapçılık/farsçılık politikasına karşı milliyetçiliği uygulamıştır. şimdi böyle bişey yok. dolayısıyla milliyetçiliğede ihtiyaç yok. milliyetçilik ayrımcılıktır. atatürk pozitif ayrımcılık yapmıştır. o zaman ihtiyaç vardı. şimdi yok. konuları harmanlamayalım. 100 yıl öncede yaşamıyoruz.

Kürt milliyetçileri ve Kemalist faşistler devrimcilere,yurtseverlere Saldırmaya devam ediyor !!!

Kendini Atatürkçü gören birçok insanın devrimcilerle bir sorunu yok. ama böyle laflarla muhtemelen olacaktır. atatürkçülük anti-emperyalistliktir, bağımsızlığını kazandırmıştır bu ülkeye atatürkçülük. ikide bir atatürkçülüre laf atmanı anlamsız buluyorum.

Ulas68
24.06.2006, 20:51
Sevgili Moycan,
Forumda yazdigin bir yazinda Kürt Milliyetci arkadaslarinda foruma katkilarinin olmasini ve yazmalarini istemistin ve o cümle bana biraz ilginc geldigi icin baska yazan olmadigindan espiri ile karisikta olsa yazdim.Her ulus icerisinde oldugu gibi Kürt ulusununda milliyetcisi olacaktir.Fakat Kürt hareketi icerisinde ve disinda olsalarda kendilerini tanimlamada zorlandiklarindan olsa gerek acik acik o tür söylemlerle cikamamaktadirlar diye düsünmekteyim.
...Bu yürek hep SOL da carpti ve sessizlige gömülünceye kadar SOL da carpmaya devam edecektir.Sol ce solcu olmayi yüzeysel degerlendirenler ve kendi kücük dünyalarinda yasayanlar icin bu sözlerimin anlami olmayabilir.
...Milliyetcilik her zaman sonunda kendi halkina dönecek tehlikeli bir silahtir ve milliyetciligi dogru tanimlayabilecek biriyim.Türkiyede milliyetciligin vardigi nokta gibi Kürt milliyetciligide ayni süreci izleyecektir.
...Diger yazilarimda israrla Uluslarin Kendi Kaderini tayin Hakki ilkesini yazmama ragmen,cözüm konusunda kendisine solum diyen yapilarin yüzeysel yaklasmalari halklarimiza birsey kazandirmayacaktir.
..."ezilen uluslarin kurtulus hareketine proleter partilerin dogrudan dogruya destegi olmaksizin,"uluslarin esitligi"ne iliskin demeclerin BOS ve Ikiyüzlü sözler oldugunu göstererek,ulusal sorunu,TUMTURAKLI demeclerin yüksekliginden topraga indirdi...
...eskiden ukkth ilkesi genellikle yanlis yorumlanirdi.bu ilkenin uluslarin özerklik haklari derecesine düsürüldügüne tanik olunurdu.Bazi 2.Enternasyonal önderleri,ukkth kültürel özerklikle yani ezilen uluslarin siyasal iktidarinin tamamini egemen ulusun elinde birakarak,kendi kültürel kurumlarina sahip olma hakkiyla bir tutmaya kadar vardirdilar.Böylelikle kaderlerini kendilerinin tayin etmeleri fikri,ILHAKLARA karsi savasim silahi olmaktan cikiyor,ILHAKLARI mesru gösterme araci olmasi tehlikesine düsüyordu.."

...Milliyetci oldugum ve milliyetci birinin yazarken davranislarinin seni sasirttigi düsüncene yanlizca gülümsemekle yetiniyorum.Yukarida milliyetcilik konusunda kisada olsa yazdim,yeterli oldugu düsüncesindeyim.
...Yürek Cagrisi üyenin yazdiklarini ya hic anlamadigimi veya anlayipta carpittigimi düsünmen yanlis.Bu üyenin diger yazilarini takip edersen benim kendimi samimi bir sekilde sosyalist biri olmadigimi tanimlamama ragmen o üyeyle aramizdaki bakis acisini anlaman gerekir.O üyenin sosyalist olmadigini söylüyorum.Kendisine uygun düsen baska tanimlara itirazim olmayacak ama Sol ve sosyalist tanimlarinin uzaginda oldugunu düsünmekteyim...Solun gözyummasi ile pkk nin sivil toplum örgütlerine sizdigini vb.ve o kuruluslari zan altinda birakmasina ne dersin?
...Genelde Milliyetcilik ve özelde de Kürt Milliyetciligi konusunda kendisine ilericiyim diyen tüm yapilarin tasidigi endiseyi bende tasiyorum,fakat bagrinda halen devrimci bir ruh tasiyan yapilanmalara gözünü kapamak ve onlari hak etmeyecekleri tanimlamalar ile suclamak ve Halklarimizin birarada yasama hösgörüsünü saglamak öncelikle sol yapilara düsmektedir.Ben Kürt Hareketi kuyrukculugu yapilsin demiyorum fakat devrimci yaklasimini göstermek zorundasiniz.
...Bunun cok zor oldugunu bilmekteyim.Yanlislar hem Kürt cephesi ve hem de Sol yapilardan kaynaklanmaktadirlar.Birinin yanlisinin eksik veya fazla olmasi bir sey ifade etmez.Kürt sorununun cözümünün uzamasi ve begenseniz veya begenmesenizde AB -ABD destegi ile Güneydeki Kürt olusumu kuzeyde yansimasini bulacaktir ve Kürt Hareketi icerisindeki milliyetci yapilar veya Kürt burjuvazisinin temsilcilerinin istahini kabartmakta ve o yönde duygu ve düsünceler olusacaktir.Türkiyede Kürt sorununa inkarci cözüm yaklasimi devam ettikce bu akimlar güclenecek ve ileride farkli bir rotaya girecektir.
...Gecenlerde su an adini hatirlayamadigim bir yorumcu aynen sunlari söylemekteydi.Kürt sorununun uzamasi ve dagdakileri bitirmek icin cözümünüz 250 binlere varan bir operasyon olursa,pkk de ilk daga cikan guruplar genellikle üniversite kökenlilerdir ve siz bunlarla cözümü saglayamazsaniz ve yerine gelecek milliyetci ardillari ile sorunu hic cözemezsiniz...olmustu.

...Sorunu dagdakiler ile cözecek yapi ve anlayis Türkiyede yerlesmis degil biliyorum.Yasal siyaset yapmak isteyen yapilarda gerek kendilerinden ve gerekse devletin ve yerlesik anlayisin "rant cevrelerinin"yaklasimi ile bogulmaktadir.
...Sevgili Moycan..diger yazilarimda da belirttim.Dtp li olmadigim icin dtp adina görüs bildirmem dogru degil.Kendi düsüncelerimi yazmakla yükümlüyüm.Konu Dtp,sol ve saldirilar oldugu icin bu sorunu cözecek taraflar icerisinde sagduyulu yaklasacaklarin olacagina inancim oldugunu yazmistim.Fakat forumda bu konuda yazan arkadaslar saldirilar ile ilgili Dtp ve kürt hareketini tanimlayacak onca farkli anlam varken,milliyetcilikle,fasist olmakla ve terör örgütü gibi lanse etmelerini kabul etmedigimi belirtmek icin yaziyorum.
...Türkiye´`nin sag politikalarla geldigi yeri daha öncede yazmistim,Sol politikalara ihtiyac duyuldugunuda.Cözümün isim vermeden samimi,iyi niyetli ve halklarimiz icin siyaset yapabilecek ve farkli düsünselerde "farklliliklarimiz zenginligimizdir"espirisi ile yaklasiyor ve genis katilimli bir demokrasi cephesi ile basarilabilinecegini düsünmekteyim.

...Saglicakla Kal.

boikot
25.06.2006, 16:26
Sol ve Kürt sorunu üzerine ..

Emperyalistlerin ve sermaye düzeninin Kürt sorununa dönük tüm açılımları, Kürt hareketinin yükseliş döneminde biriktirilmiş olan tüm anti-emperyalist ve devrimci bilinç öğelerini mutlak olarak yok etmeye yöneliktir. Tersinden bakıldığında ise, Kürt siyasetinin emperyalistlerin bölge planlarında bir yer edinerek sermaye düzenini belirli açılımlar yapmaya zorlama girişimlerinin de aynı amaca hizmet ettiği söylenebilir.

AB’ye uyum sürecinin gereği olarak verilen “hak”ların içlerinin ne şekilde boşaltılabildiği konusunda bir hayli deneyim birikmiştir. Örneğin bugün, Türkiye’de “Kürtçe yayın” yapılmaktadır! Bunun ne denli büyük bir ilerleme anlamına geldiği ise apayrı bir konudur.

Yerelleştirme sürecinin Kürt sorununun çözümüne katkıda bulunabileceği de doğru değildir. Tabii, Kürt sorunu, yoksul Kürt emekçilerinin bir sorunu olarak görülüyorsa... Yerelleştirme ile birlikte tarikat, aşiret ve cemaat yapılarının güçlendirilmesi, yoksul Kürt emekçileri açısından, kurtuluş umudunun ortadan kaldırılması demektir.

Diğer taraftan, Irak’ta ABD’nin işbirlikçiliğini yapan Kürt siyasetçilerin Türkiye’deki Kürtlere yönelik girişimleri de, yoksul Kürt emekçilerinde boş ya da yanlış beklentiler yaratmaya yöneliktir.

Kürt siyasetinin emperyalizme karşı yürütülen mücadeleden uzak durması, ciddiye alınması gereken bir işarettir. Son dönemde Kürt siyasetine damga vuran ayrışmalardan hiçbirinde anti-emperyalist ya da devrimci yönelimlerin açığa çıkmamış olması da, emperyalistlerin ve sermaye sınıfının bir başarısı olarak görülebilir.

Bu tablonun değiştirilmesi gereklidir. Yoksul Kürt emekçilerinin 1960’lardan bu yana toplumsal mücadelelerin içinde önemli izler bırakan direnişçi birikiminin yozlaştırılıp bitirilmesini engelleyecek olan, Türkiye işçi sınıfının ortak kurtuluş mücadelesinde gerçekleştirilecek bir ileri atılımdır. Kürt yoksulları hem böylesi bir ileri atılımın gerçekleşmesinde olmazsa olmaz bir unsur hem de böylesi bir ileri atılıma kendi varlık mücadelesi bağlamında ihtiyaç duyan bir sınıf kesimidir.
__________________

ATEŞ06
28.06.2006, 10:10
100.yılda yaşamıyorsan Atatürk'ün yüm ilke ve inkılaplarını kaldır gerek duymayalım hiçbirine o zaman yürek çagrısı M.Kemal Atatürk tüm ilke ve inkılapları Türkiye Cumhuriyeti var oldukca sonsuza kadar milliyetçilikde dahıl devam edecektir dünya yok olana kadar faşistlikle neden karıştırıyorsunuz M.Kemal Atatürk ileriyi görerek konuştu ona göre hareket etti açta bıraz Atatürk'ün nutuklarından oku

IZMIR418
29.06.2006, 17:13
Yunanistan Lavrion Kampında Kürtler Devrimcilere Molotoflarla Saldırdı

“Çıkıyor musunuz, çıkmıyor musunuz? Yoksa biz mi çıkartalım?”

“Odanızı su doldurup sizi boğacağız, hadi görelim bakalım ne yapacaksınız.”

“Yanacaksınız, gebereceksiniz, tamam mı devam mı?”

Yukarıdaki sözler, oligarşinin bir operasyonunda söylenen sözler değil. Bu sözler, ne yazık ki, halk saflarında yer alan bir gücün devrimcilere karşı saldırısında sarfedildi.

1 Ocak 2006’da, Yunanistan’ın Lavrion Mülteci kampında PKK’liler, taraftarlarımıza saldırdı. PKK’lilerin, kamptaki DHKC komününün tabelasını indirip, Cephelileri kamptan atmak istemesi üzerine, yüze yakın PKK’li karşısında kamptaki odamızda bulunan az sayıda yoldaşımız, odaya barikat kurarak direnmişlerdir.

Bunun üzerine PKK’liler, önce odanın pencerelerini kırarak, duvarını delerek odaya girmeye çalışmış, bunu başaramayınca, odaya su sıkarak yoldaşlarımızı boğmaya çalışmış, bunun ardından da odaya peşpeşe 5 adet molotof atılmıştır. Atılan molotoflardan iki yoldaşımız tutuşmuş, ancak hemen söndürülmüştür.

Saldırı, 4,5 saat sürmüştür. Molotofların haricinde yoldaşlarımızın üzerine taşlarla, cam kırıklarıyla, sopalarla saldırılmış, odadaki yoldaşlarımız yaralanmıştır. Yoldaşlarımız 4,5 saat boyunca komün odasında direnirken, PKK’liler, bu süre boyunca yoldaşlarımızı çıkarıp kamptan atmak için akıllarına gelen ve halk güçleri arasında kullanılması asla düşünülemeyecek olan her türlü saldırı yöntemini kullanmış ve ağza alınmayacak ve buraya aktarmaktan bile imtina edeceğimiz hakaretler, küfürler, tehditler yapılmıştır.

Hatırlanacağı gibi, bundan tam bir yıl önce, 2004 yılının 25 Aralık’ında da yine Lavrion kampında, aralarında ölüm orucu gazilerimizin de olduğu 4 yoldaşımız yine aynı şekilde PKK’lilerin saldırısına maruz kalmıştı. Bu saldırının ardından Yunan solunun devreye girip “Bundan böyle Cepheli arkadaşlara yapılan saldırıyı kendimize yapılmış bir saldırı olarak algılayacağız” uyarısından sonra ortam kısmen sakinleşmişti.

Son üç aydır ise, PKK’lilerin Cephelilere yönelik tehdit ve tacizleri yeniden yoğunlaşmıştı; dergi satışı yapan arkadaşlarımızı gördükleri her yerde çeşitli biçimlerde tehdit etmekteydiler. Hemen her yerde ve her arkadaşımızla aynı cümlelerle tartışmaktadırlar: “Siz Kürt olduğunuzu söyleyemezsiniz, Kürdistan adını kullanamazsınız, dergilerinizde Kürtlere ve önderliğimize küfür ve hakaret ediyorsunuz bunu yanınıza bırakmayacağız, sizi buradan sileceğiz...” vs.vs.

Gerekçelerden anlaşılacağı üzere, sorun ülkemizde Gazi’de, Nurtepe’de yaşanan -ve çözülmüş olduğunu umduğumuz- sorunla, Diyarbakır’da devrimcilerin faaliyetlerini engellemek istemeleriyle aynıdır. Yoldaşlarımız, burada üç aydır süren tehdit ve tacizler karşısında, “provokasyona meydan vermemek için tartışmama” kararımıza uymuş ve durumu sakinleştirmeye çalışmışlardır.

1 Ocak 2006 günü karşı karşıya kaldığımız saldırı ise, tüm bu tehdit ve tacizlerin ötesinde bir saldırıdır. Yoldaşlarımızın canına kastedilmiştir. Yoldaşlarımızın direnişi karşısında, komün odamıza el koyup Cephelileri kamptan atma planı gerçekleşmeyen PKK, yine her zamanki gibi “kitlemiz tahrik oldu”, “kitlemize hakim olamıyoruz” bahanelerine sarılmış, sanki saldırı merkezi, planlı bir saldırı değilmiş gibi, PKK’nin kamp sorumlusunun dışında bir yöneticisi devreye sokularak, saldırının sorumluluğunu sırtlarından atmak istemişlerdir.

Türkiye solu ve halkı, artık PKK’nin bu yöntemini tanıyor ve artık bu gerekçeye kimse kanmayacaktır. Karar alınmış ve saldırılmıştır. “Kitle” de bu kararı yerine getirmiştir. Önce geçen yıl Lavrion’da, sonra Gazi’de, Nurtepe’de, Alibeyköy’de, sonra İzmir’de, sonra Diyarbakır’da ve şimdi yine Lavrion’da sürüp gelen saldırıların “kendiliğinden” olduğuna kimseyi inandıramaz PKK.

Peki neden saldırıyor?

Nedeni mülkiyetçiliktir. Benmerkezciliktir. Tüm sola kendine tabi olmayı dayatmaktır.

Bunun dışında hiç bir nedenleri ve gerekçeleri yoktur. Gerekçe olarak söylenen herşey uydurmadır.

PKK, devrimci hareketin ideolojik mücadelesinden, devrimci hareketin kendisine tabi olmamasından, boyun eğmemesinden rahatsız olmakta ve saldırmaktadır. Diyarbakır saldırısına bağlı olarak yürütülen tartışmalarda ortaya çıkmıştır ki, PKK’nin tek sorunu Cephe değildir, kendilerine karşı ideolojik mücadele yürüten herkese karşı aynı tahammülsüzlüğü duymaktadırlar. Türkiye Kürdistanı’nı, Kürtlerin yaşadığı her yeri ve tüm Kürtleri kendi “mülkü” olarak görmekte, hiç kimsenin devrimci, demokrat faaliyetlerine tahammül edememekte, siyaset yasakçılığı uygulamaya çalışmakta ve bu dayatmaya boyun eğmeyenlere karşı da, her türlü spekülasyonu, kışkırtmayı malzeme yaparak şiddet uygulamaktadır.

Tüm solu, ilericileri, demokratları, aydınları, bu saldırılara, bu anlayışa dur demeye çağırıyoruz. Hepimiz biliyoruz ki, bu anlayış, Türkiye solunda onlarca insanın ölümüne neden olmuştur. Bu anlayış, “sol içi şiddet”i gelenekselleştirerek Türkiye soluna güven ve prestij kaybettirmiştir. Bu anlayış, egemen sınıfların, karşı-devrimcilerin, şovenistlerin eline sola karşı kullanabilecekleri malzeme vermiştir.

Halkın mücadelesine karşı sorumluluk duyan herkesi, bu saldırıların karşısına çıkmaya, bu anlayışı mahkum etmeye çağırıyoruz.

Herkes bilmelidir ki: Devrimciler bu saldırılara karşı da direnecektir. Tarihimizi bilen herkes, değerlerimizden, sembollerimizden, devrimci faaliyetimizi yürütmekten hiç bir koşul altında vazgeçmeyeceğimizi de bilir. PKK’ye bunu yeniden hatırlatmak gereksizdir. Onlar da en az bizim kadar, devrimci faaliyetini yürütmenin her örgüt için varlık koşulu olduğunu bilirler.

Tüm spekülasyonlara karşı burada bir kez daha tekrar ediyoruz: Ne PKK’nin önderliğine, ne de başka bir hareketin önderliğine yönelik yazılı veya sözlü herhangi bir küfür ve hakaret sözkonusu değildir. Bu spekülasyonla saldırılarını gerekçelendirmek isteyen PKK de, aylardır bunları söyleyip durmasına karşın bunu gösteren tek bir kanıt gösterememektedir. Gösteremez de. Çünkü hiç bir dergimizde, kitabımızda, bildirimizde, asla böyle bir şey yoktur.

Bu anlayışı sorumlu ve özeleştirel davranmaya çağırıyoruz: 2005 yılının Ekim ayında, yani bundan sadece iki ay önce, Türkiye solunda uzun yıllardır yapılamayan bir şey yapılmış, sol içi şiddete karşı Devrimci ve Demokratik Yapılar Arası Diyalog ve Çözüm Platformu oluşturulmuştur. Bu platformun altında DEHAP’ın da imzası vardır. Fakat bu imzaların mürekkebi kurumadan saldırılar yaşanmaktadır. Bu imzaya sahip çıkılmalıdır. Kürt milliyetçi hareketten de beklenen budur. Türkiye solu nezdinde saygınlıklarını korumak istiyorlarsa, devrimci demokratik güçler arasında yeralmaya devam etmek istiyorlarsa, birlikte mücadeleyi geliştirmek gibi bir amaçları varsa, bu imzalarına sahip çıkmalıdırlar.

PKK, bütün halka ve sola bu saldırılarının özeleştirisini yapmak zorundadır.

Lavrion’daki saldırı, herkesin gözleri önünde, farklı siyasetlerin de tanıklığında yaşandı. Gizli, belirsiz hiç bir yanı yoktur. Mızrak çuvala sığmaz haldedir. Saldırılarda ileri sürülen hiç bir gerekçeyle, devrimcilere karşı şiddet kullanmak izah edilemez. PKK bunu bilmelidir.

su_62
29.06.2006, 17:23
avatarın pek hoşuma gitmedi yazdığın yazıya bak bide avatarına bak ''TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR DİYE '' yazmışssın pek samimi gelmedi bana

IZMIR418
29.06.2006, 18:10
ArkadaŞim Alinti Zaten.İlgİnİzİ Çekebİlecek Bİr Konu OlduĞunu DÜŞÜndÜm.

vassili
29.06.2006, 18:59
IZMIR418 bu konu zaten vardı açtığın konuyu buraya taşıdım

Emek
29.06.2006, 19:04
Avatarını bilmiyorum ama, yazdığı yazı doğrudur arkadaşın.

Ulas68
30.06.2006, 19:10
Izmir418 arkadas yaziyi bir dergi veya gazeteden alinti yapmis olabilirsin.Konu basligi ve avatarin birbirlerini tamamliyor,orda bir eksiklik yok bence.
...Farkli guruplara mensup insan ve guruplar arasinda yer yer catisma ve gerginlikler yasanmis ve yasanmaktadir.Konuyu genis tartisma amacinda degilim.Alinti yaptigin derginin adini yazarsan gercek niyet anlasilir sanirim.Neden konu basligi yazinin icerisinde ismi bolca gecen örgüt veya parti degilde;KÜRTLER.
...Emek isimli arkadasin yazilanlari konu basligi ile onaylamasida ilginc.Konu basliklari ve icerikleri konusunda daha secici olunmali diye düsünmekteyim.

Saglicakla Kalin.

Emek
30.06.2006, 20:10
Izmir418 arkadas yaziyi bir dergi veya gazeteden alinti yapmis olabilirsin.Konu basligi ve avatarin birbirlerini tamamliyor,orda bir eksiklik yok bence.
...Farkli guruplara mensup insan ve guruplar arasinda yer yer catisma ve gerginlikler yasanmis ve yasanmaktadir.Konuyu genis tartisma amacinda degilim.Alinti yaptigin derginin adini yazarsan gercek niyet anlasilir sanirim.Neden konu basligi yazinin icerisinde ismi bolca gecen örgüt veya parti degilde;KÜRTLER.
...Emek isimli arkadasin yazilanlari konu basligi ile onaylamasida ilginc.Konu basliklari ve icerikleri konusunda daha secici olunmali diye düsünmekteyim.

Saglicakla Kalin.

Ben yazinin iceriginin dogru oldugunu soyledim. Yazi aylar once Yuruyus dergisinde ya da Ekmek ve Adalet de olabilir, yayinlandi. Herhangi bir yalanlama gelmedi. Yasananlarin dogru oldugunu soyledim ben.

Ayrica yasananlar normaldir, gruplar arasinda surtusme olur tavrinizi hic tasvip etmiyorum. Yukarida bir vahset anlatiliyor. 100-150 kadar pkkli 10 kadar sosyalisti bir odada yakmaya ve oldurmeye calisiyor. Bu surtusme degil, sinir krizi olur ancak. Ayrica gecen sene de ayni kampta benzer olaylar olmustu. O kampta sosyalisti gruplara saldirmayi gelenek haline getirdi pkkliler.

Derginin adinin da bi onemi yok. Benzer saldirilar daha birkac ay once ekim gencligi isimli sosyalist gruba ya da TKPli ogrencilerede yapildi. Ayni yazilari o gruplarin dergilerinde de bulmak mumkun. Bir iki basit olay oldugunu dusunsem zaten bu kadar buyutmem. Ama iki yildir ayni kampta benzer olaylar oluyor. Ayni gruba yonelik baska saldirilar da oluyor. Bunun disinda farkli gruplara yonelik saldirilarda da artis var. Dogal olarak artik bir solcu olarak bu grubun saldirganliklari beni rahatsiz etmeye basladi. Tepkim bundandir. Yoksa Kurtler Solculara Saldiriyor gibi bir basligi elbette onaylamiyorum. Orasi ayri. Bu isin Turku Kurdu yok. Halklarin kardesligine inaniyorum. Ama bir grup sirf TURK SOLU diye istedigini yapmadigi anda baska gruplara saldiriyorsa bu elbetteki beni rahatsiz ediyor. Bundan dogal bisey yok.

Ulas68
01.07.2006, 03:59
Izmir418 adli üyenin yazdiklarina cevap verirken diger arkadaslarinda yazilanlar konusunda görüslerini belirtirlerken daha secici olmalarini yazmistim.Emek nickli arkadasa da bu konuda baslik ve icerik konusunda daha dikkatli olabilecegi konusunda sezerniste bulunmustum.
..."ayrica yasananlar normaldir,guruplar arasinda tartisma olur "tarzinda bir cümle kullanmadim."farkli gurup ve insanlar arasinda yer yer catisma ve gerginlikler yasanmis ve yasanmaktadir"diye bir cümle kullandim.O cümleye catismalari hakli gösterecek tarzda bir anlam yüklemedim.Eger daha önceki yazdiklarim okunursa,bu tür saldirilar kimden gelirse gelsin onaylamadigimi anlayacaksiniz.Halklarin kardesligi ve ukkth. ilkesi konusunda yaptigim alintilarda da belirttim,ezen ve ezilen ulus devrimcilerinin görev ve sorumluluklarini ve davranislari konusunda net bir düsünceye sahip biriyim.
...Izmir 418 adli üye gercek kimligini foruma yazdigi son yazi ile netlestirdi sanirim.Onu tartismak amacinda dahi degilim.

Saglicakla Kalin.

halil
02.07.2006, 05:18
saldiranları kınıyorum insanlık düşmanları

maxmur
03.07.2006, 13:36
işinize gelmedimi kürt milliyetcileri oluyor siz öle görüyor buyuruyorsanız öledir efendiler :)

boikot
03.07.2006, 13:57
Avrupa Birlikçisi liberal Kürt hareketi yaptığı bu utançla kalmıyor bir de ülkenin yurtsever insanlarına saldırıyor .. Bu ülkenin onuru,sahibi yurtsever insanlar hiç bir baskıyla susmayacak yoluna devam edecektir..
Komünistlere,yurtseverlere afiş asarken alçakca saldırıda bulunan bu grup bilmelidir ki bizi bu ülkede kimse yıldıramadı yolumuzdan..öyle alçakca sindiremeyecekler...yurtseverlik kelimesini de tekelinde sananlar bilmelidir ki bu kelime 20lerden beri bizim...
kürtlerin çok olduğu illerde örgütlenmeyecekmişiz , niye ??? belli sebepleri de neyse

Ulas68
03.07.2006, 17:11
Forumdan ayriliyorum kendinize iyi bakin.Sevgili Vassili üyeligimi iptal edersen sevinirim.Ben yapamadimda.

sivaspiri
03.07.2006, 22:43
merhaba bu benim ilk mesajim bu forumda.
Birkac alevi forumuna kayit oldum, anti türkcülük hisetim, ayni bu sorular terse cevirip türklük ve milette karsi kullanildi. ben demi anlayis hatasi var yoksa baska bir yorummu var bu sorularin arkasinda.

Nedim
12.07.2006, 14:02
merhaba bu benim ilk mesajim bu forumda.
Birkac alevi forumuna kayit oldum, anti türkcülük hisetim, ayni bu sorular terse cevirip türklük ve milette karsi kullanildi. ben demi anlayis hatasi var yoksa baska bir yorummu var bu sorularin arkasinda.

biz türkçülerden de kürtçülerden de hoşlanmıyoruz. aynı soruların hepsine sorulmasının sebebi bizim her türlü milliyetçilikten uzak olmamızdır. bütün milletlere bir gözle bakıyoruz.

Türkü
12.07.2006, 14:33
arkadaşlar tamam ırkçılık kötüdür çirkindir ama sonucunda onlarında bir davası var oda insanca yaşamak sırf türkler ve sünnilerin degil bu ülke bence haklılar tek sorunum dagda olmaları needen fikir bazında tartışmak yerine kan dökmeye gittiler bizede ödettiler yakınlarımdan şehit olanlar var güzel bişey degil ama birazda sorumlusu bu sistem sadece kendisi dogru yanlış yok düzeltme kabul etmiyor bu arada kürt degilim aama farkı yok bence türklükle insanca yaşam hakları verilsin kan dökülmesin