PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şah İsmaİl Hatayİ İnanÇ DerneĞİ Kuruldu.


heterodoks
27.09.2006, 03:09
ŞAH İSMAİL HATAYİ İNANÇ DERNEĞİ KURULDU.

Aleviliğin 7 Ulu Ozan’ından biri olan, tüm cemlerimizde, törenlerimizde deyişlerini düvaz-ı imamlarını seslendirdiğimiz şah ısmail / şah Hatayi Alevi inancındaki ulvi kişiliğinin yanı sıra aynı zamanda Alevi tarihi açısından sosyal ve siyasal simgeler taşıyan bir kişidir.

Anadolu’da bulunan tüm Alevilerin derin saygı ve hürmet duyduğu şah Hatayi bir çok anlamda yüzeysel, yalın bilgilerle toplumca bilinmektedir. şah Hatayi kimdir? Nerede yaşamıştır? Ne yapmıştır? Soyu nereye dayanır gibi bir çok soru karşılıksız durmakta yanıtını beklemektedir.

Hiç şüphesiz Alevi cemlerinde ismi en çok anılan ozan şah Hatayi, toplumun birçok kesiminde kabul görürken kimi yurtaşlar tarafından da farklı tanınmakta farklı algılanmaktadır. Resmi tarih derslerinin “Osmanlının Türk Birliğini bozmaya çalışan ıranlı” şeklinde aktardığı, anlattığı şah ısmail acaba öylemidir? Gerçekten Türk birliğine düşman bir ıranlı mıdır? Yoksa Türklerin Arap anlayışı altına girmesine karşı çıkan bir Türkmen beyi midir? Pir Sultan, Kul Himmet, Hubyar Sultan gibi bir çok çağdaşı ile yaşayan şah Hatayi neler yapmıştır, neler yapmaya çalışmıştır?

1517 yılında yapılan Çaldıran Savaşı Sünni Türk olan Osmanlılar ile Alevi Türk olan Safeviler arasında geçmiştir. Safeviler, ıranlı, Fars değil Türk / Türkmendir.

Derneğimiz kuruluş amacı, şah ısmail’le ilgili karanlıkta kalan noktaları aydınlığa kavuşturmak, Alevi ve Türk toplumunun bu bilge kişiyi daha iyi tanımasını sağlamaktır.

Tamamı genç yüreklerden oluşan dernek kurucularımızın bir kısmı daha önce kimi kuruluşlarımızın gençlik kollarında, yönetim kurullarında yer almış kişiler. Derneğimiz, kuruluşunun ardından en kısa sürede etkin çalışmalarına başlayacak, Alevi toplumunun ortak sesler çıkarması yönünde diğer kuruluşlarımızla eşgüdüm halinde olacaktır. Derneğimiz merkezi ıstanbul Sultanbeyli’de Alevilerin en yoğun yaşadığı Yavuz Selim mahallesindedir.

Geçici Yönetim Kurulu Üyelerinin

Adı ve Soyadı : Görev Unvanı : Eğitim :

Murat KANTEKıN Başkan Üniversite

Yücel YILDIRIM Başkan Yrd. Ortaokul

Uğur SAğDIÇ Sekreter Lise

Selçuk ALAN Sayman Üniversite

Can YARGI Üye ılkokul

Elvan KILIÇ Üye Lise

Kenan SUCUğ Üye ılkokul

Bayram AKSOY Üye Lise

Özgür ERDEM Üye Üniversite

Ercan KOM Üye Üniversite

Kizilbas 66
27.09.2006, 07:32
Yeni kurulan Sah Ismail Inanc Dernegine basarilar dilerim..Bu dernek ilerdeki sürecte Alevilerin sorunlarina ve gaspedilen haklarinin alinma mücadelesine ne gibi katkilari olacagini merakla bekliyoruz..Yalniz yönetim kurulundakilere özellikle Baskana dikkat cekmek istiyorum.Bir zamanlar AABF yönetimine ve Baskanimiz Turgut Ökere aylarca ikrarsiz,Alevi taciri, diyerek aylarca saldiran Ismail Engin nin yaninda yer almis bir zattir..!!!.

onurcan
27.09.2006, 17:24
Öncelikle sunu söylemek istiyorum, "Kazan Yuvarlanmis kapagini bulmus"

Son bir kac yildir, Hubyarsultan catisi altindaki örgütlenmenin icinde gördügümüz sivri dilli cok bilmis yazilari ile tanidigimiz, 20 yaslarindaki Murat Kantekin, bugüne kadarki ugraslarinda alevilige destek degil, köstek olanlarin saflarinda durmus, her yazdigi yazida, omurga kemigi egri duran duruslar sergilemistir.Kendisinin yetistigi bölge olan sultanbeyli de sünni ve dincilerden oldukca etkilenen bu genc, yolunu bulmakta sasirmis bir sekilde arayislar icin dedir. Benim onun hakkindaki söyleyeceklerim bundan ibaret. Son iki yil icerisindeki yazdiklari okunursa, yapilacak olan özet budur.

Gelelim bundan sonraki ugrasi olacak olan Sah Ismail, Neden Sah Ismail?, Cünkü, aleviligi bölünebilecek kilan, zayif halkalara bugüne kadar,sahip cikilarak ve bu kisileri ön plana cikartarak, alevilik parcalara ayrilmaya calisilmistir. Hani su 1980 öncesindeki, bin bir cesit sol örgütlenmesi vardiya "böl parcala yönet". Ve arkasinda duran devlet ile resmi ideloji destegi.Peki bu arkadasimiza ve onun arkadaslarini var olan bircok alevi kurumu azmi gelmis te yeni bir katil sah ismail'e ihtiyac duyulmus? Ana'sinin ölüm fermanini veren, bir kisinin arkasina mi takilacak simdide aleviler? Onun kendisine siginan anadolu alevilerini kaynayan büyük kazanlarda haslattigini tarih yazmaktadir bilinen gerceklerdir. Hersey bitmis te bir bu sah ismail mi eksikmis? Buraya kadar söylediklerim Sah Ismail'e ait olan bilgiler idi.. Simdi gelelim Sah Hatayi'ye..

Sah Hatayi tek bir kisi degildir.Hatayi mahlasli siirler yazan, En az 6 tane daha Hatayi vardir.Bu kisilerin yasayis ve tarih , yazin edebiyati ile genis bir arastirma yapip Hatayi'lerin ayristirilmasi sarttir.

Sah ismail'in, iktidara gelmeden önceki dönemi ile geldikten sonraki dönemi cok farkli olarak karsimiza cikmaktadir.Iktidardaki sah ismail yanlilarinin yarattiklari bugün Iran'nin resmi dini olan molla iktidaridir.
Murat Kantekin ve arkadaslarinin gidecegi yer de Iran mollalarinin kucagidir. Hayirli olsun...

Hubyar
28.09.2006, 12:28
Son bir kac yildir, Hubyarsultan catisi altindaki örgütlenmenin icinde gördügümüz
Hangi kurumu kast ediyordun Onurcan?

Rayber
28.09.2006, 23:03
Sevgili Pir Sultanca

Bu güncel yeni oluşumu, sitemizde tanıtman ve tartışmaya açman önemli aynı zamanda Yolumuz daki bu kamburu neşterleyip atmamız için iyi bir fırsat,ve tamda zamanı.

Yolumuzun Ozanlarından olan ve Şah Hatayi mahlasını kullanan , sevgili Onurcan'nın dedigi gibi 6 dan fazla Ozan var. Bunlar incelendiginde karşımıza
İran Şahı Şah İsmail degil Türkmen Ozanlar çıkıyor ve hepside hece ölçüsüyle
deyişler yazıyorlar. Yolumuz'dan ve yolagından ayrılmıyorlar. Aruz ölcüleriyle yazılan siirler Şah Hatailere ait olmadıgı gibi icerigi olan Şialık ve Şerdüşlük ögeleri de yolumuznan çelişiyor. Bunlar Şah İsmailin Erzincana gönderdigi mürütlerinin ve misyonerlerinin tahrifleri olup İran Şahı İsmaile yakıştırılıyor.

Her şeyden önce İran Şahı İsmail Türkmen degil Türkçede bilmiyor.ve Yolumuz olan Hızır İnancından olmayıp (yani Yolumuzun talibi ve ruhani önderi degildir.)
Ayrıca da Aruz ölcüleriyle şiir yazıp, Serdüst ögretisiyle İslamı harmanlayıp Şia meshebini kuran ve kurumlaştıran İran Safevi Şahıdır. Mürütleri ve Misyonerleri Erzincana gelir gelmez , Derviş Yunusun deyişlerini tahrif etmişlerdir Yunusu kendilerne emellerine karşı en büyük engel olarak görmüşlerdir. Başaramayınca da yine tahriflerle Molla Yunus diye hayali bir ozan cıkarmışlardır. Yunusa saldırarak, Yolumuzu yolagında saptıracagını sanan mollalar yenilmiş yine darbeleme zamanıdır.ve darbelenmişlerdir. Yolumuzun Canları her Sivas anmalarında onlara dogru adresi göstermiştir.
"Mollalar İrana "

Yolumuzun canlarını Osmanlıya olan hegemonyal kavgasında kullanan İran Şahı İsmail (Hakkın naleti üzerine olsun) Mürütleri ve Misyonerleriyle Yolumuza en büyük zararı vermiştir. Günümüzde yine aynı oyunları Sunnilerle yardımlaşarak oynamaya çalışıyorlar biri Sünnüleşterip İslamlaştırmaya digeri Şiileşterip İslamlaşmaya el birligiyle devem ediyorlar. Tarihte başaramadıkları gibi yine yüzleri kara çıkacaktır. Yolumuzun Talibleri buna izin vermiyecek ve yolumuzu Yolagımızı her zaman ki gibi savunucaklardır. Yolumuzu asırlardır,yolagından ayırayamayanların, yine saçları önlerine düşecektir.

Yeri degil ama 7 ulu Ozanlar palavrası ve yalanı Yolumuzun yüzlerce ulu Ozanını görmemektir. Zaten okonuyu ayrı işlememiz gerekiyor. at iziyle it izini
birbirine karıştırmamak gerekiyor. Fuzuli ve İran şahı İsmail bizim ozanımız degildir.

Yolumuzun Şahı Şah Kulu'nun başına gelenler, unutulmadı. Yolumuzun canlaının İran Şahı İsmaile inanmaları, onbinlerin canlarına mal olmuştur.daha bu kalleşlikler unutulmadı. unutmuyacagız.

Tabi bu görüşlerimizi kaynaklarla destekleyecegiz . Ayrıca pirim Ali Baba'da ve
yine can dost yolumuzun degerli neferi Onurcan da bu konuları dahada açacak. Şimdi sıra Molla takımının ve Şurakkası ve Hampalarının, çömezlerinin gerekcelerine, manipulasyonlarına ve tahriflerine gelecek. Hordi meydan eteklerinizdeki taşları dökün de görelim.

İriş Baba Sultan İriş
Bismişah Hak Hak

onurcan
28.09.2006, 23:04
Sevgili Hubyar,

Kurum olarak nerede üye oldugunu tam bilmiyorum. Ama Hubyar sultan Alevi kültür dernegine ait, Web sayfasinin ziyaretci bölümünde, sayisiz Hubyar hakkindaki yazilari ve Aleviyol'daki Hubyar'la ilgili Ismail Engine yazdiklari yazilardan taniyorum.

Asagidaki ifadeler Kendisine ait olan bir yazidan alinti.

Murat Kantekin
Aleviliğin Türkiye'deki sınırları içinde temsil ettiği kitle itibariyle Hace Bektaş Ocağı'ndan sonra gelen Hubyar Ocağı'na mensup bir can olarak 1983 yılında Tokat-Almus-Hubyar Köyü'nde dünyaya geldim.

Not;Omurga kemigi egri olanlarin yaninda derken kasdettigim kisiler ve kurumlar Aleviyol ve Aleviyolu gibi kurumlardir.

Tabi bu görüşlerimizi kaynaklarla destekleyecegiz . Ayrıca pirim Ali Baba'da ve
yine can dost yolumuzun degerli neferi Onurcan da bu konuları dahada açacak. Şimdi sıra Molla takımının ve Şurakkası ve Hampalarının, çömezlerinin gerekcelerine, manipulasyonlarına ve tahriflerine gelecek. Hordi meydan eteklerinizdeki taşları dökün de görelim.

Sevgili rayber ben yazmaya basladim. Elimdeki var olan kaynaklari burada toplayacagim. Onun aslinin Sii oldugunu bütün aleviler bu saatten sonra bilmelidir.Anlasilan Murat Kantekin bir yerlerden Icazaat aldi..Birileri ona yürü kulum dedi..Görelim bakalim.

Ayrica, PirAli Baba da yazarsa bilgilerin bir araya toplanarak karsilastirilmasi acisindan daha iyi olur.
Katkilarinizdan dolayi simdiden tesekkürler.



Seyh Torunu Sah Ismail Safevi Alevilerin Hükümdari midir? ( I )

(Kaynak Kitap Ünsal öztürk Alevilerin Büyük sirri, Sayfa 256)


Bir sii olan Alevilikle ve alevilerin sirri ile hicbir ilgisi bulunmayan Fuzuli’nin alevilerin yedi ulu ozanindan birisi olarak propaganda edilmesini reddediyorum.

Ayni konu Sah Ismail Safevi’de cok daha carpici bir sekilde karsimiza cikmaktadir.

Nejat Birdogan, „Alevilerin büyük hükümdari olan Sah Ismail Hatai“ baslikli bir kitap yayinladi (Can yayinlari Nejat Birdogan 1991) bir yil sonrada Ibrahim Arslanoglu „ sah Ismail Hatayi ve Anadolu Hatayileri“ baslikli kitabini yayimladi.(Ibrahim Arslanoglu Der yayinlari 1992) Iki arastirmacinin ayni konuda yazdiklari kitaplardaki konuya bakislari, duygu ve düsünceleri temelden farklidir.

Nejat Birdogan, Sah Ismail Hatayi’nin Alevilerin büyük hükümdari oldugunu düsünmekte ve tek bir Hatayi olup olmadigi konusunda bir soru isareti bulunmamaktadir. Kitabini yazdigi önsözde farkili bir görüse yer
vermemistir. „Cesitli divanlari karsilastirarak, Anadolu kirsal kesiminin belleklerini ve cönklerini tarayarak yapitlarin yani sira aruzla 317, hece ile 28 deyisini, Nasihatname ve hele hele Dehname mesnevilerinin tümünü ilk kez yayinliyoruz demektedir.

Sah Ismail’in dedesi Cüneyt Sii’dir. Uzun Hasan’in da damadidir. II Murat döneminde (1240-1451) Erdebi’i terk ederek Sivas’a gelmistir. Birkac müridine seccade, tesbih,Mushaf gibi armaganlar vererek Osmanli padisahina göndermistir. Padisah Cüneyd’in niyetini bildigi icin onun Kurtbeli denilen yerde oturmasina izin vermistir. Bunun üzerine Cüneyd Konya’ya gitmis orada da tutunamamistir.Uzun Hasan’nin yanina siginmis 1460 yilinda yapilan bir savasta ölmüstür.

Nejat Birdogan Cüneyd’in ölümünden sonra Erdebil’deki seyhlik postuna oglu Haydar’in oturdugunu anlatiyor. Haydar, dayisi Uzun Hasan ‚nin kizi Alemsah Halime Begim ile evlenmis. Bu evlilikten 17 Temmuz 1487’de Sah Ismail Safevi dogmus.

Sey Haydar Anadolu’yu kendine baglamk icin müridlerini siki bir egitimden gecirdikten sonra belirli yerlere göndermis. Müridlerine 12 dilimli kizil börk takmalarini ve özel giysiler giymelerini emretmis. O siralar II Beyazit halka agir baskilar yapiyormus Haydar’in yandaslari Anadolu’da cogalmis. Yoksul halk Seyh Haydar’a peygamber üstü bir gözle bakmaya baslamis.

Seyh Haydar 1488 yilinda dayisinin oglu Yakup Bey’in komutanlarindan Süleyman’la yaptigi savasta öldükten sonra yerine büyük oglu yar Ali geciyor. O da 1493 yilinda öldürülüyor.

Bundan sonraki süreci Nejat Birdogan Cosku ile anlatmaktadir.

„Müridleri Ismail’i ve Ibrahim’i kacirip gizlediler. Ismail bu siralarda alti yasinda idi.Onu Erdebil’in Anadolu (Rum) Mahallesinde Ebe adindaki bir kadin gizliyordu. Ancak bulunmasi olasiligi belirince Ismail, Gilan’a kacirildi. Orada da alti yil kaldi.Hep ziyaret edildi. Bu aralarda Akkoyunlu yönetiminde bas gösteren saltanat bogusmasi Ismail’in isine yaradi.1499’un Agustos’unda 12 yasinda iken Gilan’dan ayrildi. Hazar deniz’inin batisindaki Tarum’a geldi. Yaninda müridleride vardi. Yolculugu Halhal üzerinden Erdebil’e dayandi. Ancak Erdebil valisi kendini iceri almadi. Ismail, Hazar kiyisina Ercuvan’a gitti.1500 yilinin amansiz visini orada gecirdi.Amaci Anadolu#ya gitmekti.Anadolu’daki yandaslarina Erzincan ‘a gelmeleri icin ulaklar yolladi.Kendiside bir gece yola cikip Sa’d cukuru (Erivan-Igdir), Kagizman, Erzurum, Tercan üzerinden Sarikaya yaylasina geldi. Bu yolculuk sirasinda hicbir zorluga ugramadigi gibi on üc yasindaki bu kisilik Anadolu'yu sevincten ve umuttan ayaga kaldiriyordu. Anadolu Erzincan ‘a akiyordu. Sivas, Amasya,ve Tokat’tan Ustacalu, samlu, Rumlu Türkmenleri, Antalya’dan tekeli Türkmenleri, Maras’tan Zülkadr Türkmenleri bölük bölük geliyorlardi.Iste Safavi Devleti’ni, bu Orta ve Güney Anadolu Türkmenleri kurdular.

Nejat Birdogan, Sah Ismail ile II Beyazid’in arasinin iyi oldugunu, Sah Ismail’in Beyazid’a “Baba” diye hitap ettigini de anlatiyor. Ta ki Yavuz Sultan Selim tahta cikana kadar..

Bu arada Elmali- tekke bölgesininde ayaklanan Sah Kulu’nun basina gelenler cok acidir, ibret vericidir. Alevi Türkmenlerin Sah Ismail’e inanmalari kaynar kazanlara atilarak, iskencelerle katledilerek son bulmustur.

(Devam Edecek, Sah Kulu halkinin Basina Gelenler..)

erat
02.10.2006, 00:03
Yalniz yönetim kurulundakilere özellikle Baskana dikkat cekmek istiyorum.Bir zamanlar AABF yönetimine ve Baskanimiz Turgut Ökere aylarca ikrarsiz,Alevi taciri, diyerek aylarca saldiran Ismail Engin nin yaninda yer almis bir zattir..!!!.
Çok dogru bir yaklaşım.

Öncelikle sunu söylemek istiyorum, "Kazan Yuvarlanmis kapagini bulmus"

Son bir kac yildir, Hubyarsultan catisi altindaki örgütlenmenin icinde gördügümüz sivri dilli cok bilmis yazilari ile tanidigimiz, 20 yaslarindaki Murat Kantekin, bugüne kadarki ugraslarinda alevilige destek degil, köstek olanlarin saflarinda durmus, her yazdigi yazida, omurga kemigi egri duran duruslar sergilemistir.Kendisinin yetistigi bölge olan sultanbeyli de sünni ve dincilerden oldukca etkilenen bu genc, yolunu bulmakta sasirmis bir sekilde arayislar icin dedir. Benim onun hakkindaki söyleyeceklerim bundan ibaret. Son iki yil icerisindeki yazdiklari okunursa, yapilacak olan özet budur.

Aynen öyle.Egri oturup dogru yazmalı.

Murat Kantekin ve arkadaslarinin gidecegi yer de Iran mollalarinin kucagidir. Hayirli olsun...

onurcan'dan alıntı.

HUBYAR'I da karıştırmışlardır.
erat.

onurcan
02.10.2006, 00:18
Erat'can senin Hubyar'i ne kadar tanidigini bilmiyorum ama, sana helal olsun..Egri oturup dogru konusalim cok dogru, ben bu tahlilleri, alevi örgütlenmesine uzun yillarini vermis bir kisi olarak hissediyorum.Elim vijdanimda degerlendiriyorum.
Hubyar'i karistirdilar..2 yil öncesinde kendime örnek alip yazilarini merakla okudugum o güzel siteye, sirf o insan icin ugramaz olmustum. Son bir aydir tekrar ugruyorum.

heterodoks
02.10.2006, 01:39
Sevgili dostlar;

Bir iki noktayı belirtmekte fayda var:

ŞAH İSMAİL HATAYİ İNANÇ DERNEĞİ'nin kurulduğu yer -yani merkezi - İstanbul Sultanbeyli Yavuz Sultan Selim Mahallesi.

Hatırlanacağı üzere kısa bir süre önce Sultanbeyli ilçesi Başaran Mahallesinin ismi AKP'li belediye tarafından Yavuz Sultan Selim Mahallesi olarak değiştirilmişti.Sultanbeyli'de Alevilerin en yoğun yaşadığı mahalleye, tarihe alevi katliamları ile özdeşleşmiş bir kişinin yani Yavuz Sultan Selim'in isminin verilmesi bizlere açık bir mesajdır.

Şimdi gelelim asıl konuya:

ŞAH İSMAİL HATAYİ İNANÇ DERNEĞİ neden bu mahallede kuruldu?

Dostlar;

PSAKD tarafından Sultanbeyli'de yaptırılmak istenen cemevine karşı olan iki ana grup vardı.

Birincisi; Sultanbeyli Belediyesi

İkincisi; Murat KANTEKİN ve saz arkadaşları

Sultanbeyli Cemevi temel atma töreninden önce Murat KANTEKİN bir yazı yazmış, PSAKD'ne demedğini bırakmamış, orada cemevi açmanın 2. Gazi Olaylarının çıkmasına neden olacağını, Sultanbeylideki alevilerin proveke edildiğini, marjinal grupların konuyu istismar ettiğini vb. şeyler yazmıştı.

Yani Murat KANTEKİN'e göre Alevilerin ibadet yeri olan Cemevini açmak yanlıştı. O da Sultanbeyli Belediye Başakanın ağzıyla konuşuyor, Cemevinin yapılacağı yerin su havzası olduğunu söylüyor, asıl amacın cemevi açmak olmadığını, alevilerin proveke edilmesi olduğunu söylüyordu.Ne yazıkki Murat KANTEKİN o su havzasındaki kaçak camiyi-okulu görmüyor, görmek istemiyordu.

Kantekin yazısının sonunda; Sultanbeylide bir dernek kuracaklarını ve Sultanbeyli Belediyesi ile omuz omuza bir cemevi açacaklarını söylüyordu.

Kantekin kendisine karşı gelişen tepkilere karşı hemen bir yazı yazdı:İşte yazı isteyen tıklayıp okusun.

Sultanbeyli ' ye bir değil birden çok Cemevi yapılmalı ([Only Registered Users Can See Links])

Adamın düştüğü komik duruma bakın.Bir gün önce söylediklerini nasılda yalayıp yutuyor. valla bu kıvraklık alkışı hakediyor.


Murat KANTEKİN'i dinleyelim:

Yaklaşık son 10 gündür Alevi kamuoyunu meşgul eden Sultanbeyli ve Yavuz Selim Mh. konusunda sanırım 18 yıl önce buraya gelen son 12 yıldır da burada oturan hele hele Alevi ve dede olarak bir kaç satır yazma hakkım var.

Şahsım nacizane, bölgede hem dinsel olgulardan hem de siyasal gelişmelerin ve Sivil Toplum Örgütleri'nin içerisinde yeraldığı için tanınan biri. Bundan ötürü de gerek AKP kanadında gerekse de diğer siyasal çevrelerde tanıdığım kimi dostlar var.

İşte karşımızda duran dernek bu dernek:ŞAH İSMAİL HATAYİ İNANÇ DERNEĞİ

Şimdi AKP'li dostları ile kol kola Cemevi yapacaklar. Ama iddia ediyorum, bu cemevinin camiden bir farkı olmayacak.

Asimilasyon cephesi bir mevzi daha açtı. Şimdi bizim daha çok çalışmamız gerek. Haydi herkes örgütlenmeye.

SON OLARAK TÜRKÜLERİN SESİ'İNDEN KANTEKİN'E İLİŞKİN YAZI:

Yazar Türkülerin Sesi

Saturday, 08 April 2006

Merhabalar,Alevi örgütleri. Belki birkaç yıl önce telafuzu bile zor yapılacak bir gerçeklik bugün dikilmiş karşımızda duruyor. Alevi halkı, tarihi katliama uğramalarla, aşağılanmalarla, dışlanmalarla yazılmış bir halk. Alevi örgütlerinin tarihi de kapatmalarla, çeşitli mücadelerle bugüne geliyor. Çok değil, 4-5 yıl önce adında “Alevi” ibaresi geçiyor diye dernek kapatmaları hatırlarsınız. Bugün ise bu dernekler kendini kabul ettirmiş durumlardalar. ABF, PSAKD, Hacı Bektaş Vakfı, Cem Vakfı gibi Alevi kuruluşlarını birçok insan tanıyor artık.

İşte bu kuruluşlardan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) bir cemevi açmaya çalışıyor bugünlerde, Sultanbeyli’de. Çeşitli bürokratik problemler yaşıyorlar. Derneğin Sultanbeyli şubesi bu problemleri aşmak için büyük çaba sarfediyor. Hatta fiili olarak cemevinin temel atma törenini 8-9 Nisanda yapacaklarını bile açıklamışlar. Bugün bu ülkede istediğiniz yere cami yaptırabilirsiniz. Bırakın sorun çıkarmayı, her türlü yardım yapılır size. Bedava arazi de verilir, elektriğiniz suyunuz bedava olur. Ama PSAKD Sultanbeyli Şubesi, para toplamış bir arazi satın almış. Şimdi o arazinin devlet arazisi olduğu ve oraya yapı yaptırılmayacağı söyleniyormuş yetkililer tarafından onlara. Şimdi sormaz mı insanlar? Camiye yaptığın yardımları bile istemiyor bu insanlar senden. Neden köstek oluyorsun? Bu yüzden 8-9 Nisan tarihleri anlamlıdır. Bugün ülkemizde Alevi-Bektaşi Federasyonu isimli bir kurum bile varsa; bu açtıkları federasyon kapatılınca onun için mücadele edenlerin emeğiyle olmuştur. Eski ve klasik bir söz vardır “Hak verilmez, alınır.” Eğer bir hak istiyorsan onun için mücadele etmelisin.


İşte Sultanbeyli’deki Aleviler de bu hakları için mücadele ediyorlar. 8-9 Nisan tarihlerinde birçok sanatçının da katılacağı bir şenlikle, temel atma töreni yapacağını duyurdu. Bu yasaldır, değildir vs. Bunlar dernek yöneticileri ile bürokrasi arasındaki konulardır. Şöyle veya böyle Alevilik adına, Alevi inancının meşrulaşması adına önemli iki gündür 8-9 Nisan.


Peki bu durumda Alevi mücadelesi içinde yeralan insanlara düşen görev nedir? “Aleviyim” diyen bir insana, Alevilik için kaygı duyan bir bireye düşen nedir? Şu yazıları okuyalım o zaman:


Yaklaşık 10 yıl önce kurulan PSAKD Sultanbeyli Şubesi 2 yıl öncesine kadar çeşitli binaların altında bulunan dükkanlarda faaliyetine devam ediyordu. 2003 yılı itibariyle Sadegül Çavuş'un başkan olarak seçilmesinden sonra dernek, dere yatağında bulunan bir arsaya el koydu ve 2 günde bu arsa üzerine küçücük bir gecekondu yaptı.


Yazı devam ediyor.

Sultanbeyli'nin kuruluşundan bu yana (15 - 20 yıllık süreç) çarpık yapılaşmaya göz yuman yerel idare son 2 yıldır ilçe genelinde tüm inşaat faaliyetlerini durdurdu ve büyükşehir belediyesi ile birlikte tasarlanacak olan İmar Yapılanması'nı beklemeye başladı. Hal böyle iken PSAKD, kendilerine ait olmayan bu arsaya inşaat yapma isteminde olduklarını sürekli vurgulamaktalar. Belediye kanadı ise, "Sultanbeyli'de 2 yıldır hiç bir inşaat faaliyeti yok. İzin veremeyiz. Kaldı ki dere yatağında bulunan bir kısım evleri ve PSAKD'nin hemen yanında yer alan mescidi de yıkacağız" demektedirler. Yani bir inşaata izin verilmeyeceği gün gibi aşikardır. Sultanbeyli'de bulunan Alevi kitlenin ise birçoğu direkt köyünden gelen ve güncel durumlarla pek fazla ilgilenmeyen sadece ibadetini yapabilme amacı güden kişilerdir. Bu kişilere, "Devlet cemevine izin vermiyor. Nasıl ki Hz. Hüseyin bu yol için kelle verdi ise biz de bu uğurda bedel ödemeye hazırız" denilerek propaganda yapılmaktadır.
“Belediyenin sitesinden aldığın yazıları niye aktarıyorsun kardeşim. Ne diyecekti sanki bunlar” demeyin. Devam ediyor. Belediyeyi arayabilirsiniz daha.

9 Nisan günü oraya yığılacak kitlenin arasına katılabilecek bir kaç tahrikçinin neden olacağı olaylarda polis ve halk karşı karşıya gelebilir, Allah korusun 2. bir Gazi vakası yaşanabilir. Fakat, Gazi Olayları'nda haklı konumda olan Alevi kitlesi burada haksız olacaktır.
Bakın ağza bakın. Uyarı mıdır, gözdağı mıdır? Kim yazıyor bunu sizce?

Dün, ilçe kaymakamı Terörle Mücadele Şube Ekipleri ile birlikte PSAKD'ne bir yazı göndererek, yapılanın yasal olmadığını, Sultanbeyli genelinde imarın durduğunu belirterek, "Yapmaya çalıştığınız olayların neticesinde halkı devletle karşı karşıya getirmeyin" demiştir.
“Ha. Bunu yazsa yazsa terörle mücadele gibi bir şey yazar zaten demiştik zaten” mi dediniz? Onlar da değil.

Sultanbeyli Alevi kamuoyu son 10 gündür diken üstünde oturuyor. Herkes de gergin bir bekleyiş var. İnsanlar o gün halkın arasına karışacak provakatörlerin ortamı germesinden çekiniyorlar. Herkesin bu anlamda çok ciddi korkuları var. Alevi aydınları ve kamuoyu bu konuya duyarlı olmalıdır. İnatlaşma ile hele hele haksız bir inatlaşma ile çok vahim gelişmeler yaşanabilir.
Bakın. Kimin ağzı bu. Bu yazıyı yazan sözde Sultanbeyli Alevilerine tercüman oluyor. Ama tanıdık gelmiştir bu ağız size. Sivas’ta “Devletle halkı karşı karşıya getirmeyin” diyen, Maraş’ta “Milliyetçi insanları zaptetmekte zorlanıyorum, vahim gelişmeler olabilir” diyen ağzı hatırlatmadı mı bu sözler size?


Bu yazıya dikkat edin. İyi okuyun. Ve gelecek dönemde Alevilik’i ne gibi sorunların beklediğini iyi tahlil edin. Bu kafa yapısı, 8-9 Nisan’da kitleye saldırmayı meşrulaştıran kafa yapısıdır. Ondan sonra da üzücü olaylar sonrası “Ben size demedim mi?” diye caka satacak işbirlikçi kafa yapısıdır. Halkını, inancını yalnız bıraktığı yetmezmiş gibi; bir de ortamı germeye, provoke etmeye çalışıyor. Küçük siyasi çıkar hesapları için Alevilik adına yapılan bir cemevi faaliyetini baltalamaya çalışıyor. Önce belediyenin ağzıyla girip yapılan işin hukuksuzluğunu anlatmaya çalışıyor. Sonra olayı “terörle mücadele” eksenine kadar çekerek provokatif kafa yapısını apaçık ortaya koyuyor. Bu kafa yapısı ki cemevi inşaatına yıkım ekiplerinden önce ilk kazmayı vuracak kafa yapısıdır. Tarih, çokca küçük insan çıkarmıştır bizim karşımıza. İşgalcileri memleketinde ağırlayıp onlara rehberlik eden mi dersin, onu yetiştiren pirlerini sırf büyüklerine yaranmak için ispiyonlayanlar mı dersin, halkının bir değerine saldırılırken göbek atıp bir darbe de kendisi vuranlar mı dersin? Tarihte, büyük mücadelelerin hep küçük insanları olmuştur. Kullanılan, figüran yapılıp sonra bir köşeye atılan çok insan görmüştür insanlık ailesi.


Aleviyim diyen insana düşen görev 8-9 Nisanda cemevine sahip çıkmaktır. Muhasebe zamanı çoktan geçmiştir. Yapılan hareket doğru veya yanlış yapılmaktadır. Ki zaten “arsa gaspetmek” vs gibi iddiaları PSAKD yalanlıyor. Alevilik adına yapılan bir işi beğenmeyebilirsin ama ortada bir iş varsa destek olmalısın. Hadi diyelim ki o kadar yanlış buldun ki destek de olmadın. Ama ortamı provoke etmeye çalışmak, sanki belediye “cemevi yeri vermeye can atıyormuş” da zorla başka biryere yapmak isteniyormuş gibi bir hava yaratmaya çalışmanın anlamı nedir? Hatta daha da ileri gidip “olacak vahim olaylardan cemevi yapanlar suçludur” gibi çirkin, işbirlikçi bir ağzı nasıl kullanabiliyorsun? Ondan sonra çıkıp Alevilik adına hareket ettiğini nasıl söyleyebiliyorsun insanlara?


Yukarıda alıntılanan yazı bir Alevi gazetesinde yayınlanıyor. Aleviyol isimli internet gazetesinde Murat Kantekin isimli şahıs tarafından yazılıyor. Artık Alevilik adına bir şeyler yapmaya çalışmanın, Alevilikte birlik adına yapılacakların vs vahimliğini siz düşünün. Siyasi çıkar hesapları yüzünden kendi halkının cemevi inşaatına bu denli saldırılan bir Alevilik hareketi düşünün. Ve Alevilik hareketinin önünde ne kadar engebeli ve sarp yollar olduğunu birkez daha anlayın.

Bulent74ankara
02.10.2006, 18:24
Şah İsmail Derneğine başarılar diliyorum

Rayber
02.10.2006, 20:25
Sayın Bülent

Yukardaki çelişkiyi anlayamadiniz galiba. Yukarda Şah Ismail Hatayi Inanç Derneği
eleştiriliyor. Ve her eleştiriyi Onaylayarak, Tesekkür ediyorsunuz.

Fakat yazınız'da Akp işbirlikci bu dernege başarılar diliyorsunuz.

Bu ve buna benzer çelişkilerden dolayı seni uyarmak istiyorum.
Olaya siyasal ve inançsal bakıyorum. Tabiki her olaya benim gibi bakmak zorunda
değilsin. Ama belirli bir duruşun olmalı.

Hızır yardımcın olsun.

onurcan
03.10.2006, 00:03
Sah Ismail Alevilerin Hükümdarimidir? ( II )


Sah Kulu halkinin Basina Gelenler.

Hoca Sadettin Efendi, Tacü’t-Tevarih Baslikli kitabinin 4. cildinde bu olayi anlatmaktadir.Hoca saadettin Efendi, Alevilerin „yaradilistan sapkin kisiler“ olarak nitelemektedir.Antalya tekke yöresinin alevilerinin 19 Nisan 1510 tarihinde Sah Kulu’nu kendilerine bas ilan etikleri bilgisini vermektedir. Agir vergilere ve baskilara bas kaldiran Sah kulu ve yoldaslari Sultan Korkud’un hazine ve mallarini götürenlere saldirdilar. Devlet’e mal ve vergi toplayan görevlilere engel oldular ve ellerindekileri aldilar. Kisa zamanda sayilari cogaldi. Kütahya ya dogru yürüyüse gectiler. Anadolu beylerbeyi Karagöz pasanin kuvvetlerini Kütahya önünde yenilgiye ugrattilar.ve Karagöz Pasa yi öldürdüler. Kütahya’yi yakip yikip geri döndüler.

Sah kulu ve yoldaslari Antalya hisarini kusattilar. Ali Pasa’nin büyük bir ordu ile hareket ettigini duyduklarinda Kizilkaya denilen daglik bölgeye cekildiler. Ali pasa kuvvetleri Sah Kulu’nu kusattilar. Savas oldu. Sah kulu Karaman taraflarinda bir gedik birarak carpisa carpisa ,Karaman beyi Haydar’i öldürerek Kayseri üzerinden Sivas taraflarina yöneldi.

Ali Pasa takipteydi.Temmuz 1511 tarihinde Gökcayi denilen mintikada Sah Kulu kuvvetlerine yetisti. Savasta Ali Pasa öldü. Sah Kulu da yaralandi.Ozan Telli Sah Kulu’nun son anlarini su sekilde anlatmaktadir.

„Babalarin ulusu
agir yaralandi
Indirdiler atindan
gözleri aralandi
Erenleri erleri
basina siralandi
Dediki;
-Savasimiz san bize
Bu il perisan bize
Madem yar degil devran
Olunsun yola revan
Varilsin sah yurduna.

Büyük bir hasretle, sevincle, umutla dösleri yarali Aleviler Azerbaycan’a dogru daglardan, bellerden, vadilerden savasarak yürüyüse gectiler. Sah kulu ölmüstü.

Hoca Saadettin Efendi’nin kitabindan

Sah Kulu denilen cehennemlik tepelenince, yoldaslari olan asagilik onun yardimcisina bas egip göc Acem diyarina, Azerbaycan’a vardilar. Sah Ismail o günlerde Irak’ta idi. Bunlarin ululuk ve üstünlüklerini ve bunca kalabalikla ülkesine gelislerini haber alacak, askerlerin cogu cesitli yerlere dagilmis oldugundan, korku ve kuskuya kapilip önlem olmak üzere Irak’tan Azerbaycan’a dogru agir agir yola cikti ve ol devletsizleri karsiladi. Ol kan sacanlar ise domuzlar gibi ugradiklari yerin altini üstüne getirip yagmalaya yagmalaya Tebriz’e vardilar. Yolda büyük bir kervanla karsilasip bin kadar kervanciyi öldürdüktan sonra mallarini aldilar.

Sözün özü ol asagilk, Sah Ismail ile bulustuklarinda, Sah bu kalabaligi dagitmak icin her bölüge beylerinden birine agirlatip kondurdu ve tolasunlar deyu fermen eyledi. Böylece onlarin güclerini dagitip parcaladi. Meydanin ortasinda iki büyük kazan kurdurup su ile doldurttuktan sonra, altlarina pek cok ates yaktirip cehennem suyu ile kaynattirarak, sip sicak eyledi. Görenler as pisirilmesi icin hazirlanmis sanip toplanti yerine uzaktan bakarlardi. Meger birini mirdar bas buglari, birinide kiskirtici vezirleri icin (Kara iskender ve Sofu Isa halife oglu) hazirlatmiski ol cigleri pisire.

Onlari bin türlü itibar ve saygiyla toy alani olan bahceye getirip arada kurulan gönül olan otaga ve süslü gölgelige indirterek görünüste büyük ilgi gösterdi. Olan bitenler üzerine sohbete girisip yavastan bas kaldirmalarinin nedenlerini arastirdi. Dedi ki, “ Babam Sultan Beyazit Han hazretlerinin koruyucu gölgesinde bunca zamandan berü coluk ve cocugunuzla ferahlik icinde yasarken neden gerektiki boynunu baglilik lalaesinden cikarup ayaklanma doruguna tirmandin? O da karsilik olarak, Ol padisah yaslandigindan vücudünün rahatsizligi ülkenin kargasasina yol acti. Ülkeye düzen getirecek önlemleri almaktan el cekti.Vezirlerinin ellerini uzatmalariyla ortaya nice zulümler cikti. Onlarin ettiklerine dayanamayip bu yolu sectik.Özellikle Sah hazretlerinin kapisina yüz sürmek ve güzel varligini görmek de muradimiz ve gönlümüzün tek dilegi idi. Kapilarinda kul olmayi hora gecer hizmet sanip kalkip geldik. Sah da aytti, memleketini yakip yikmaya ne gerek vardi idi? Ana da böyle yanit verdini cekegeldügümüz bunca zulmün öcünü almak ve cevremize adam toplamayi kolaylamak icin yagma ve taluna cesaret olundu. Sah aytti. Bu yanit da gecerli degildir. Hosa giden anlayis üzere bizden yana hod sevgi duydugun iddia idersin.

Sah emir verip onlari kazana attirdi, Sah öteki beylerinide öldürtüp geride kalan askerlerini elden gecirdi. Begendigine görev verip ötekileri azad eyledi. Mal ve esyalarini, at ve rahtlarini toy verenlere armagan edip saliverdi. Bunlarda kadin ve cocuklariyla köse bucak sokaklari dolasip, el acip dilenerek dagildilar. Yaptiklari kötülüklerin cezasini buldular..Alinti, Hoca Saadettin Efendi, Tacü’t-Tevarih IV. Hazirlayan Ismet Parmaksizoglu, Kültür Bakanligi yayinlari, Ankara 1992. Sayfa 64-68

Bu katliamlar öncesinde Anadolu’da ayaklanan alevi kizilbaslar’a da Sah Ismail yardim etmemistir.

Sah ismail'in, Alevileri kaynar kazanlarda haşlayacak kadar acımasız bir katildir. Bu sözü yani onun bir acımasız katil olduğunu söyleyen kişi de öz annesi olan Alemşah dır. Şah ismail öz annesi Alemşah 'a bile acımamıştır.

Şu söz Alemşah'ın Şah İsmail'e söylediği sözdür..Bir toplantı anında içeriye giren öz annesi Alemşah, hiddetle kendisine şöyle bağırır.

- "Bu cinayetleri ne zaman durduracaksın KATİL!"

Şah ismail, Annemiz buyruğumuza karşımı gerliyor?

- Sende buyruklarında yerin dibine batsın! Görmüyormusun masumlar öldürülüyor, herkes birbirini ihbar ediyor.Sende burada durmuş başkalarının cinayetlerini işliyorsun.. İki cihan da ellerim yakanda olacak İsmail.. Sana nekadar ana sütü verdiysem haram olsun; aklına hep bu sözlerim gelsin, içini kemirsin.. diyerek bulunduğu yeri aynı hışımla terk ediyor.

Şah ismail bir saat sonra kararını Orada bulunan Emir Zekeriya'ya bildiriyor.

Yaz bakalım Zekeriya, ama güzel bir yazıyla yaz. Hayatın boyunca bir daha böyle bir yazı yazamazsın. Safevi şah' ismail'in buyruğudur.Müteveffa Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan'nın kızı Alemşah Begüm, 17 Eylül 1501 sabahı Tebriz de idam edilecektir. Soylu kanının akıtılmaması, yay kirişiyle boğulması buyrulmuştur. Kaynak Ismail Hakki Uzuncarsili Osmanli targhi c. 2 s. 296

Şah ismail böyle bir kişidir. Ve bu şahsın aleviliği tartışılır.. Öz annesini boğduran bir kişinin, tahtı için öz kardeşlerini boğduran yavuz dan ne farkı var?

Şah ismail ve Yavuz Hilafet yarışına girmiş iki şahsiyettir. Bunun zararını 40 bin alevi, kanı ile ödemiştir. Şah kulu ayaklanmasının ardından Alevilere destek olmamıştır. Onların katledilişine göz yummuştur. Arda kalanları da sudan bahanelerle, beyazıt bahane edilerek kaynar kazanlarda haşlanmalarını buyurmuştur.

Sonuc olarak;

1509-11 yılları arasında iki yıl süren Şah Kulu Sultan ayaklanması: Şah İsmail Safevi'yi dayanak alıp başlayan, ama kısa zamanda bağımsız gelişerek, Anadolu ve Rumeli'yi saran ve doğrudan siyasal iktidara yönelik bir Alevi halk hareketiydi. Yenilgiden yenilgiye uğrayan Osmanlı kuvvetleri, ancak Vezir Hadım Ali Paşa'nın yönetiminde Sivas yakınlarında Gedikhan'da yapılan savaşta Şah Kulu'nu öldürerek ayaklanmayı bastırabilmistir. 1511 Haziran'ında yapılan bu savaşta Ali Paşa da ölmüs. Şahkulu Sultan'ın ölümüyle de halk birlikleri dağılmis , 15 bin kadarı İran'a geçmistir. Şah İsmail daha başlardayken, bu hareketten desteğini çekmiş sudan bahanelerle bir çoğunu katletmistir...
Şah İsmail ciddi bir şekilde, Şah kulu ayaklanmasından sonra kendisine sığınan alevileri acımasız bir şekilde katlediyor.Bu tarihi gercek hicbir sekilde kabul edilemez. Hic bir alevi yol önderi kendisine siginan ve onun kiskirtmalari ile ayaklanan alevi insanina böyle bir kalleslik yapamaz..


Sah Ismail ve Osmanli savasinin ardindan,

Sah Ismail, Yavuz selim ile yaptığı savaş sonrasında, yaralı olarak kaçmış daha sonrada ona biat edercesine mektup yazmıştır. savaş öncesinde kadın elbisesi gönderdiği meydan okuduğu Yavuz'a ,savaş sonrası yumuşak bir dil kullanmıştır.

Yavuz'a yazılan mektup şöyledir,

"Sen bir çok belde ve tebaaya( yönetilen uyruk topluluğu) malik (sahip) oldun; bilhassa Mısır'ı almakla Hadim-i Haremeyn-i Şerifeyn (mekke ve medine gibi kutsal iki kentin hizmetlisi) unvanını aldın. Şimdi sen arzın( dünyanın) İskender' isin. Aramızda geçen geçmiştir; bir daha avdet etmez (geri gelmez) sen memleketine git, bende memleketimde kalayım, aramızda çekişerek Müslüman kanı dökmeyelim. Arzun (isteğin) ve maksadın (amacın) ne ise, onu ben yerine getiririm..."

"Dönen dönsün ben dönmezem diyen, urganı boynuna kendisi takan Bir Pir Sultan Abdal olamamıştır".


Daha sonra kendisini, siirlerine verdigi söylenmektedir, hatalarini anlayip özünü dar’a cektigi ile ilgili, su siir’ini yazdigi söylenilir.

Gece gündüz hata etmektir işimiz,
Tövbe günahlarımıza estağfirullah,
Muhammed Ali’ye bağlıdır başımız,
Tövbe günahlarımıza estağfirullah.

Hasan Hüseyin sır içinde sır ise,
İmam Zeynel nur içinde nur ise,
Özümüzde kibir benlik var ise,
Tövbe günahlarımıza estağfirullah.

Muhammed Bakır’ın izinden çıkma,
Yükün Cafer’den tut gayriye bakma,
Hatıra değip gönüller yıkma,
Tövbe günahlarımıza estağfirullah.

Benim sevdiceğim Musa-i Kâzım,
İmam Rıza’ya bağlıdır özüm,
Eksiklik noksanlık hep kusur bizim,
Tövbe günahlarımıza estağfirullah.

Muhammed Taki İle varalım şaha,
Ali Naki emeğimizi vermeye zaya,
Ettiğimiz kem işlere bed huya,
Tövbe günahlarımıza estağfirullah.

Hasan Askerinin gülleri bite,
Mehdi gönlümüzün gamını ata,
Ettiğimiz yalan gova gıybete,
Tövbe günahlarımıza estağfirullah.

Şah Hatayi ’m eder Bağdat Basra,
Kaldık zamaneye böyle asra,
Yâ Ali Kerem kânisin kalma kusura,
Tövbe günahlarımıza estağfirullah.

Sah ismail bunca katliamdan sonra bunca can’a kiyimdan sonra kendisinin bagislanmasini istiyor. Alevi cemlerine can’a kiyanlarin alinmadigi bir gercek iken , öz annesini bile acimadan öldürtmüs, bir cok ocaklari söndürmüs bir kisi nasil bagislanabilir oldukca düsündürücü..

Yararlanilan Kitaplar, Aleviligin sirri Ünsal Öztürk, sah hatayi ve Pir sultan Abdal Lütfü Kaleli, Ismail Hakki Uzuncarsili Osmanli tarihi, Hoca Saadettin Efendi Tacü’t- Tevarih,

(Devam edecek HATAYILER; ve UZUN HASAN KIMDIR?,Uzun Hasan Bizans krali ile olan iliskileri..)

candacan
03.10.2006, 00:32
Derneğimiz kuruluş amacı, şah ısmail’le ilgili karanlıkta kalan noktaları aydınlığa kavuşturmak, Alevi ve Türk toplumunun bu bilge kişiyi daha iyi tanımasını sağlamaktır.
Bunun için dernek kurulmaz.
Öğrenmek istiyorlarsa gerçekleri açıp okusunlar Ünsal Öztürkleri, Nejat Birdoğanları... Daha da yetmedi sevgili rayberi, onurcanı okusunlar...
Bunların amaçları farklı. Görevlerini ifa ediyorlar. Aleviler alevi inancını yüceltmeye çalışır, Şah İsmail inancını değil. Bize ne Şah İsmail inacından.
Ama bunlara da hak vermek gerek. Örgütlü alevi inancı ve hareketi yükselip güçlendikçe boş duracak değiller ya... Elbette bunlar ve bunlar gibiler daha çok çıkacaktır.

Bulent74ankara
03.10.2006, 06:19
Sayın Rayber

Önce size saygı, sevgi. Yeni kurulan Şah İsmail Hatayi İnanç Derneğine başarılar diliyorum demişim. Şah İsmail Hatayi Derneğine başarılar dileyen dostları göz önüne almıyorsunuz, Bülent Ünver'i göz önüne alıyorsunuz. Amaçınız belli. Yakışmaz insanoğluna!

Bakınız can dost Kızılbaş66:" Yeni kurulan Şah İsmail İnanç Derneğine başarılar dilerim" demiş. Bende kısaca başarılar diledim. Ama neden başarılar diledim? Haydi bakalım bana yazdıklarınızı, bir de Kızılbaş 66 can dostta yazınız?

Neden başarılar diledim? Açıklayım.

1. Alevi kültürünü yozlaştırdıkları için,
2. Güzel kültürümüzü çıkarları uğruna kullandıkları için,
3. Haysiyetsiz karaktere sahip oldukları için,
4. Yüreksiz oldukları için,
5. Birlik, beraberlik ve güç birliği inançına sahip olmadıkları için,
6. İnsanlarımıza Alevi kültürünü yalan yanlış öğretmeye çalıştıkları için,
7. Alevi kültüründe önce insan vardır, Bunlarda insanlık onuru olmadığı için,
8. Dinci, imamcı takımlarına kucak açtıkları için,

Ben diyorum ki, AABF yönetimine ve Başkanı Turgut Öker'e Alevi taciri diyerek saldıran bu adamın Şah İsmail Hatayi Derneğine Başkan olmaması gereken bir insandır düşüncesine vararak ve bir tavır koyarak Şah İsmail Hatayi Derneğine başarılar diledim. Amaçlarının farklı olduğunu da biliyorum.

Murat Kantekin bana göre Aleviliğe destek degil, tıpkı 13. İmam İzzettin Doğan gibi köstekçilerin saflarında durmuştur. İran Mollalığına soyunmuştur.

Ben sizin düşüncelerinize katılmışım, teşekkür etmişim, Kızılbaş66 dostun düşüncelerine katılmışım, teşekkür etmişim, aynı şekilde Onurcan dostta da....

Mesajınızda: "Tabiki her olaya benim gibi bakmak zorunda değilsin. diyorsunuz. Ben sizin düşüncelerinize katıldığım için, size Aw'den teşekkür ettim. Demek ki aynı düşünce de buluşuyoruz.


Bir örnek vermek istiyorum. Hüseyin Gazi Derneği Başkanı Gülağ Öz'ün düşüncelerine kesinlikle katılmam. Yaptığı uygulamaları hoş görmem. Gülağ Öz de 13 İmam İ.Doğandan aşağı kalır yanı yok! Aleviyol sitesini bilirsiniz, İslam motifleriyle dolu. Bunların amacı Alevi İslam, İslam Alevi. Alevi kültürünü insanlarımıza yalan yanlış anlatmaları. Bunun yanında birde Alevi kültürünü ticarete çevirmeleri. Bunu kendi gözlerim gördü. Düşünün bir defa, Hüseyin Gazi Türbesinde bulunan Cemevinin hemen yanına Cami yapmışlar. Ve bu olumsuzluğu yapan Gülağ Öz ve onun takımları.

Gülağ Öz'e sormak gerek!
Ey Gülağ Öz, Alevi köylerine cami değil cem evi yapılsın diyorsun, peki neden Hüseyin Gazi Türbesine camiyi kendi ellerinle yaptın?

Büyük insan Nazım Hikmet'in şiir kitabında belirttiği gibi" Memleketimden İnsan Manzaları".


Lütfen hele şu düşüncelerinize bir bakınız, Kendi vicdaninizin sesini dinleyiniz ve akıl sorgulamasından geçirin!

" Sayın Bülent

Yukardaki çelişkiyi anlayamadiniz galiba. Yukarda Şah Ismail Hatayi Inanç Derneği
eleştiriliyor. Ve her eleştiriyi Onaylayarak, Tesekkür ediyorsunuz.

Fakat yazınız'da Akp işbirlikci bu dernege başarılar diliyorsunuz.

Bu ve buna benzer çelişkilerden dolayı seni uyarmak istiyorum.
Olaya siyasal ve inançsal bakıyorum. Tabiki her olaya benim gibi bakmak zorunda
değilsin. Ama belirli bir duruşun olmalı.

Burada ne sonuç çıkıyor? Düşüncesi sabit olmayan, ideolojik düşünceye sahip olmayan bir insan profili çıkıyor.

Tamamen ön yargılarla dolu düşünceler. Beni Aw de farklı bir konuma sokmaya çalışıyorsunuz. Aydın düşünceli ve de Alevi insanına bu yakışmaz. Alevi kültürü insanı insan merkezine koyan, ve insanı en üstün bir varlıktır diyen güzel bir kültüre yakışmayan hal ve davranışlarda bulunuyorsunuz.

Diyorsunuzki:" Ve her eleştiriyi Onaylayarak, Tesekkür ediyorsunuz.
Bende diyorum ki:" Onay vermiyorum. Bana sorsaydınız bu kadar yargılı bir tavır içinde olmazdınız.

Bu yazımı ön yargılarınızı çürütmek için yazıyorum.


Ön Yargılarınız:

1. Mesajınızda:" Yukarda Şah İsmail Hatayi İnanç Derneği
eleştiriliyor. Ve her eleştiriyi Onaylayarak, Tesekkür ediyorsunuz."diyorsunuz. Şah İsmail Hatayi İnanç Derneğinin eleştirildiği biliyorum. Ve bu eleştiri onaylayarak da teşekkür ettiğim yok! Ben bu dernek hakkında açıklamamı yukarı da yapmışım. Yine haklı çıkan ben oldum. Ve hala da haklı olduğuma inanıyorum.

AABF yönetimine ve Başkanı Turgut Öker'e Alevi taciri diyen bir adamın bu derneğe başkan olmamasından yanayım ve tavır sergileyerek, teşekkür ettim. Neden mi? Alevi kültürü çıkarları uğruna yozlaştırdıkları için, Tüm canların bu gibi insalara inanmamalarını rica ediyorum.

Bu konu ile ilgili Atilla Erdenle çok konuşmamız geçmişti.

2. Diğer Yazında:" Bu ve buna benzer çelişkilerden dolayı seni uyarmak istiyorum. Anlayışılan o ki, siz benim kendi fikrim olan yazılarımı okumadınız sanırım. Okumuş olsaydınız, benim çizgimi anlardınız.

Onurcan, Kızılbaş66 anladı da, siz neden anlamazsınız? Yada Bülent Ünver'i başka bir konuma sokmaya ve hatta karalama politikasına gidersiniz. Politikaların özelliğini bilirsiniz. Ne kadar numaraları varsa gösterirler. Politikacılarımız insanlarımızın yüzüne sayın derler arkalarından tonlarca olumsuzluk yaparlar. Çünkü yüzlerinde maske vardır. Bu maske olduğu için Türkiye bir adım ileriye gidememektedir. Ve demokrasiye de kavuşamamaktadır.

Birde Beni uyarma yetkisini kim verdi size? Görev belgeniz nerde? Bunu kanıtlayacak belgeniz var mı? Uyarılacak insan varsa o da sizsiniz. Neden mi? Beni Aw' de farkı konuma sokuyorsunuz. Bir nevi provekasyon. Yani neredeyse beni İslamcı edeceksiniz. Halbuki ben Müslüman bile değilim, Materyalistim, Sosyalistim, özellikle şunu da beyan edeyim Kemalist olmadığım için, Kemalist de değilim.

Ben Nakilci değil, tahkikciyim,
Hayalci değil gerçekçiyim,
Vahiyci değil, akılcıyım,
Ruhçu değil materyalistim,
Hemde demokratim, laiğim,
Cenneti de, cehennemi yaşarken görmekteyim,
Ben gerçeğin peşindeyim,
Sanal Allah'ın cenneti de cehennemini de istemem,

Ben on yedisinde uyanmış,
Yirmisinde aramaya başlamış,
Yirmi beşinde bulmuş,
Otuzunda aydınlanmış,
Asıl önemlisi el görmüş biriyim.

Nasıl, yetmez mi bu niteliğim,
Söyle bana daha ne deyim.

Bu söz sizin için;

Eğer varsa insanın: Aklı, sağduyusu, vicdanı,
Sorumluluğu, birde duyarlılığı...
Hiç bir zaman sıkıştırılmamalı o insan denen değerli varlığı.

İnsan denen varlığın olmalı: aklı
Olmalı birde sağduyusu, vicdanı,
Olmalı içinde kendisini yönlendiren duyguları

İnsan dediğin böyle olmalı,
İşte ben böyle tanımlarım,; bilge, erdemli, sorumlu, duyarlı insanı.

İnsan-ı kamil denen oldun ermiş insan
Her şeyin en iyisine yaşaşır inan!
Ancak bunun için; doğru dürüst, iyi ve de güzel olmalıdır insan...

Size sonuna sonuna kadar saygı duyuyorum. Ve özellikle de ön yargılı bir tutum da bulunmam. Kendi yapıma yakıştıramam, Alevi inancına terstir yargılar, bilirsiniz.

Beni yanlızca tutum ve davranışlarınız ilgilendirir,
Kötü davranışlarınız üzer, iyi davranışlarınız sevindirir,

Beğenirim sizi; doğru, dürüst, güzelseniz,
Doğru değil, eğri iseniz; iyi değil kötü iseniz, akrepten, yılandan, çıyandan kaçar gibi kaçarım sizden,
Nerde güzel insan görürsem ona taparım, nerede bir çirkin görürsem kaçarım.

Önemli olan bilge ve olgun insan olmaktır,
Kendimizi geliştirerek iki günü bir olmamaktır,
Kim olursa olsun söyleyen, söylenene körü körüne inanmamaktır.

Önemli olan aklını özgürleştirmiş, her türlü bağnazlıktan, ön yargılardan, tabulardan, riteüllerden kendini kurtarmış, kendini kendinde bularak özgürleşmiş insan önemli....

Diyorsunuz ki: Ama belirli bir duruşun olmalı. Benim çizmiş olduğum bir yol var. Ve yoldan dimdik giden insanım desem siz ne dersiniz? Benim duruşum bellidir, eğilmem, baş eğmem, alnım ak gögsüm diktir.

Ama belirli bir duruşun olmalı. diyorsunuz. Kendi kendinize bir karara varmışsınız. Bu düşüncenizi neden bana açıklamaktan sakınırsınız anlam veremedim. Bana danışabilirdiniz.

Bana dost insan gerek, bana insanın kendisi gerek.

Sevgili Rayber

Yaş olarak benden büyüksünüz. Size kesinlikle en ufak saygısızlığı yapmayı aklımın uçundan bile geçiremem. Ben size dostum. Ama harbi dost. Dost cemalin insanıyım. Ben her zaman Alevilerin köroğlu olmalarını önerdim. Böyle yargılarla, suçlamalarla, karalamalarla bir yere varamayız. Güç birliği sağlayamayız.

Yunus Emre Tahtuk Emre'nin öğrencisiyken odun kıyarmış. Biri sormuş, ya erenler neden odunları böyle özenerek kıyarsın demiş. Yunus'da: Bizim dergamıza eğri odun gimez demiş. İnsan her konuda mükemmeliğe erişmesi insanın kamil olmasıdır demiş.

Ben imla kurallarına çok uyarım. Çünkü gerçek bir yazar, imla kurallarını bilmesi lazım. Eğer ki imla kurallarını bilmiyor, cümle kurma bozukluluğu yapıyor ise, bu kendisinin büyük bir eksikliğidir. Bu eksiklik bir zamanlar bende de vardı. Nejat hoca beni bir gün uyardı. Ve dedi ki:" Üniversite okumuş bir insan imla kurallarını bilmiyor ise, o insanın büyük eksikliğidir demişti. Ve o eksikliği tamamladım. Bunu sizin için demiyorum.

Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz.


Tüm eleştirilere açığım.

Can dostlara saygılarımla

Bülent ÜNVER

İşcanbaba
03.10.2006, 09:08
Sevgili Bülent
Reyber Dostumuza tepkin biraz abartılı olmuş
dostane uyarıları veya yanlış anlaşılmaları daha sakin geçiştirmek gerek diye düşünüyorum
Dostca Kal

Bulent74ankara
03.10.2006, 09:32
Sevgili Bulentişcan

Önce saygı, sevgi sunarım. Düşüncelerim abartılı değil, o dostumuz benim düşüncelerimi almadan beni farklı konuma sokuyor. Resmen ön yargı. Yaptıkları hoş değil ve çok sakin insanım. Sadece haksızlığa tahammül edemem. Evet daha sakin bir şekilde yazabilirim, ama bu yapılanı insanlığa kesinlikle yakıştıramam. Ben kendisini hiç tanımıyorum, düşüncelerine katılmama rağmen, kendisinin bu tavrı göstermesine hiç anlam veremedim. Aşırı bir şüphecilik olduğu görüyorum. Yapılan karalamayı protesto ediyorum. Ben kendisine cevabımı vermişim, artık bu durum konusunda ne düşünüyor? Kendisine saygım var. Ve kırgın da değilim. Ancak bu haksızlığa karşı çıkmak benim en doğal hakkımdır.

Dostluklarımla

heterodoks
07.10.2006, 19:52
Yavuz Sultan Selim Mahallesi'nde Şah İsmail Hatayi Derneği

Geçtiğimiz günlerde Sultanbeyli Yavuz Sultan Selim Mahallesi'nde Şah İsmail Hatayi İnanç Derneği kuruldu. Başkanlığına Hubyar Ocağı Dedelerinden Murat Kantekin getirildi.

Şah Hatayi İnanç Derneği Başkanı Murat Kantekin yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

"Derneğimizin kuruluşundan itibaren verdiğiniz destek ve gösterdiğiniz yakınlık için yürekten teşekkür ederiz. Bizler, yurdumuzda ŞAH İsmail / Hatayi adıyla bir kurumu oluşturmanın zorluğunu bilmekteydik. Fakat yola çıkarken, sizlerin sunacağı desteği ve katkıyı tahmin ettiğimiz için bu zorluğu seve seve göze aldık. Bundan sonra da siz değerli yol fakirlerinin katkıları ile daha iyilerini yapabileceğimizi ümit ediyoruz. Bu bağlamda sizlere ve sizlerin göstereceğiniz desteğe olan inancımız tam."

Bir süre önce, Sultanbeyli'de Başaran Mahallesi'nin adı Yavuz Sultan Selim Mahallesi olarak AKP'li Belediye Başkanı Alaattin Ersoy öncülüğündeki Belediye Meclisi'nde değiştirilmiş ve akabinde Alevi kamuoyunda geniş tepkilere neden olmuştu. Ardından konu, CHP İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek’in yazılı soru önergesiyle TBMM’de gündeme getirilmiş ve AKP'li Belediye Başkanı Alaattin Ersoy tarafından yönetilen Sultanbeyli’de; özetle, 20 bine yakın Alevinin yaşadığı belirtilerek; mahallenin adının değiştirilmesine neden gereksinme duyulduğunun açıklığa kavuşturulması ve mahallenin adının değiştirilmesinde herhangi bir kasıt olup olmadığının da ortaya çıkması istenmişti.

Sultanbeyli'de Pir Sultan Abdal Derneği Genel Merkezi'ne bağlı bir şube de bulunuyor.

[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])