PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bu Film Çok Konuşulacak!


Specialist
01.11.2006, 14:40
[Only Registered Users Can See Links] 12 Eylül Döneminde Yaşanan Gerçek Hayat Öykülerinin Beyazperdeye Aktarıldığı 'Eve Dönüş'ün Galasında İşkence Sahnelerinden Etkilenen Bazı Seyirciler Salonu Terk Etti.

Merakla beklenen 'Eve Dönüş' filminin galası, önceki gün Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda yapıldı. Ömer Uğur'un yönetmenliğini üstlendiği filmin galasına oyncular Mehmet Ali Alabora, Sibel Kekilli, Perihan Savaş, Savaş Dinçel'in yanı sıra Tarık Akan, Erdal Özyağcılar, Mine Çayıroğlu, Kerem Alışık, Çolpan İlhan, Mustafa Alabora, Eşber Yağmurdereli ve Akın Birdal gibi ünlü simalar da katıldı.

Filmin yönetmeni Ömer Uğur "26 yaşındayken ben de arkadaşlarımla birlikte işkenceye maruz kalmıştım. Filmi o arkadaşlarıma adadım" dedi. İşkence sahnelerinin gerçekçi olduğunu söyleyen Mehmet Ali Alabora ise 'Yaşadıklarımız o dönemde gerçek işkenceyi yaşayan insanların yanında devede kulak kalır' ifadesini kullandı. Filmdeki işkence sahneleri yüzünden, bazı izleyiciler çok rahatsız oldu ve filmi yarım bırakıp çıktı.

Kaynak:Gecce.com

denizözkan
03.11.2006, 00:21
bir yandan bunların anlatılması gerekli gibi, öte yandan da ticari kaygılara gebe projelerin malzemesi olmaları üzüyor insanı. bakalım ne kadar hızla tüketebilecekler bu konuyu da. sanırım iki üç sinema filmi bir iki diziyi daha idare eder bu konu. keşke sadece konusuna sahip çıkılıp ticari amaç güdülmese de, o zamanın tüm gerçekleri şimdiki apolitik gençliğe bu çok elverişli yol olan sinemayla anlatılabilinse. babam ve oğlum ve çemberimde gül oya nın bunlara hizmet ettiğini pek sanmıyorum. bakalım eve dönüş bunu başarabilecek mi? tabi ki parasal kaygı mecburiyet ama bizim kaygılarımız başka olmalı sanırım

Alina
05.11.2006, 21:58
Yaşamın dönen şeridi, insanı alıp bir yerlere götürüyor, ama nereye 'götürdüğünü' bilen var mı? O günden sonra, Türkiye aydınlık sabahlarını bütünüyle yitirdi. O günden sonra, bu ülkede insan, yaşayan bir canlıdan çok, bir nesneye dönüştürüldü. Nesneler insanı aştı, insanların dünyası nesneler dünyası olarak donup kaldı. Araç amaca dönüştü. İnsanın, 'dolaysızlığa' yönelik duyduğu şiddetli istek azaldı. Hız ve sınırsızlık özlemi insanı yaraladı. Artık, her yerde sınırsız ve hızlı olanı arıyoruz. Sınırsız internet, sınırsız aşk, sınırsız özgürlük, sınırsız cinsellik... Ama hep nesnelerle karşılaşıyoruz. Nesneleşmemizi sezgi yoluyla algılayarak, bir 'dolaysızlığın' cansız aracı haline dönüştürüyoruz kendimizi. O günden beridir nesne kalıbında yaşayıp gidiyoruz. Oysa, yaşamanın anlamı biraz da başkalarının bize anlattıkları hikayelerde gizlidir. Başkalarının hikayeleriyle hatırlarız nerden gelip nereye gittiğimizi, belki başkalarının hikayeleri bir kimlik kazandırabilir bize. Başkalarının hikayeleri bizi biçimlendirir.

Devlet insan sevmez mi?

Bütün bunları bir sinema filmine giriş yapabilmek için yazdığımı itiraf edeyim. Filmin adı: 'Eve Dönüş.' 26 yıl öncesinin Türkiyesi'nde sadece 22 günü konu alan sıradan bir işçi ailesinin hikayesi. Türk Silahlı Kuvvetleri üst komuta kademesince bir ülkenin nasıl bir karanlığın cenderesine sokulduğunu 'başkalarının' hikayeleriyle yüzümüze vuran sert bir film. Yaşadıkları şehrin kıyısında tutunmaya çalışan bir işçi ailesinin 22 günlerinin hikayesi. Mustafa ve Esma'nın. İkisi de bir fabrikada işçi. İkisi de sıradan insanlar. Aldıkları siyah-beyaz televizyonun taksitlerini ödemek için fazla mesaiye kalan ve dört yaşındaki kızlarıyla bile zar zor vakit geçirebilen bir işçi ailesi. Politikayla, sağla-solla bir ilgileri yok. Bir sabah uyandıklarında darbe olduğunu öğrenirler. İşyerinde ve mahallede tutuklamalar, gözaltına almalar başlar. Mustafa'ya göre her tutuklamanın mutlaka bir 'gerekçesi' vardır. Yoksa insanları niçin gözaltına alsın ki devlet? Ancak, bir gece, polis otomatik silahlarla ve olanca hışmıyla basar evlerini Mustafa ile Esma'nın. Hayatlarını teslim ettikleri televizyonları polis aramasında kırılır ve Mustafa gözaltına alınır.

'Darbeci çılgın Türkler'

Devlet dediğimiz 'mekanizma' genellikle yurttaşına kuşkuyla bakar. Kuşkuludur her yurttaş. 12 Eylül'ün paşaları bekası için bu anlayışı daha da yaygınlaştırdı. Her şeyi yurttaşı için bilen devlet, elbette bütün yurttaşlarının kendisine karşı olduğunu düşünecek. Devletin bekçiliğini yapan görevliler de elbette her yurttaşı 'düşman' görecek. Filmin hikayesi de Mustafa'nın gözaltına alınmasından sonra başlıyor zaten. Çünkü, yurttaşı olduğu devlete göre, artık o Mustafa değil, Örnektepe Halk Komitesi Başkanı 'Şehmuz' kod adlı siyasi bir 'suçludur.' Ardından gözaltında işkenceler, sorgulamalar, soruşturmalar, yüzleştirmeler gelir... 22 gün sonra serbest bırakıldığında Mustafa artık kim olduğu konusunda kuşkuludur. İşsiz, yalnız ve yitiktir. 12 Eylül faşist darbesinin yaratıcıları genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının karanlığın cenderesine soktuğu Türkiye'nin yitik bir kişisidir Mustafa. Üstelik içeride tanıştığı ve işkencede öldürülen öğretmene verdiği bir sözü yerine getirmek ister, ama bu istek de bela olur başına. 'Eve Dönüş', özellikle yaşları 35 ve 35'in altında olan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının kesinlikle izlemesi gereken bir film. Kenan Evren gibi 'Çılgın Türkler'in bu ülkeye neler yaptıklarının bilinmesi açısından önemli bir film.

Ahde vefa filmi

Elbette, sinema sanatının estetik inceliklerini bir kenara bırakırsak, görselliğin, aksiyonun, şiirsel ifadenin, görüntünün pelikülden akıp gitmesindeki fotoğrafsal inceliklerin oluşturduğu imgeleri bir kenara bırakırsak, bu ülkenin yurttaşlarının 12 Eylül darbesinin yarattığı bu 'çılgınlığı' bilmeleri ve asla unutmamaları için muhakkak görmeleri gereken bir film 'Eve Dönüş.' Hollywood sinemasında olduğu gibi kurgusal mekanlarda geçen, aksiyona dayalı, fantastik olayların, teknolojik imkanlar dahilinde beyazperdede canlandırılmasının yarattığı büyüleyicilik ya da Avrupa sinemasının romantizmi çağrıştıracak kadar içli dinginliği yok 'Eve Dönüş'te. Hele hele Uzakdoğu'nun, Ortadoğu'nun derin manalar ifade eden mistizmlerinin günümüz hayatındaki izdüşümlerinden hareketle yaratılmış sinema filmlerine hiç benzemiyor. Sanatsal tartışmalarda kullanılan ve 'Kaba Gerçekçilik' diye de adlandırılan kimi işkence sahnelerinin gerçeğine neredeyse birebir uygunlukta yer aldığı bir ahde vefa filmi 'Eve Dönüş.' Belki çoğu insanın, ne kendisine, ne de bir başka insana yapılmasına asla ve asla katlanamayacağı ve hatta anlatılmasına dahi tahammül edemeyeceği olayları, çırılçıplak bir şekilde beyaz perdeye yansıtılıyor. Yakın gerçeğimizde, 'Çılgın Türkler'in, apoletli generallerin, paşaların ve polis şeflerinin 'vatanı kurtarmak' adına yaptıkları ve Türkiye tarihine kara bir leke olarak kazandırdıklarını anlatmaya çalışan mütevazı bir film. Bu filmi izlerken Türkiye'yi bütünüyle zindana çevirerek yüzlerce insanın öldürülmesine neden olan generallerin yargılanmalarına izin vermeyen 12 Eylül Anayasası'yla yönetildiğimizi de unutmamalı. Bir başka noktaysa, bütün polis şefleri ve silahlı kuvvetlerinin bütün mensuplarının da filmi izlemeleri gerekir

bayram balcı

Bulent74ankara
07.11.2006, 01:07
Eve Dönüş adlı filmi bu gün Hürriyet Gazetesinde gördüm. 12 Eylül faşist cunta bir an önce yargılanmalıdır.

t_ozgur
16.11.2006, 15:33
Arkadaşlar bence bu film yeni neslin geçmişi öğrenmesi açısından çok iyi oldu. AYrıca şöyle bir durum var. Filmin yapımcısının söylediğine göre senaryo Sibel Kekilli' ye gönderildiğinde Kekilli' nin tepkisi direk şu olmuş:
-O dönemde Türkiye' de gerçekten böyle olaylar oldu mu? demiş.
Ne ilginç değil mi? O dönemde yapılanlar o kadar acımazsız ve zalimce ki o dönemde Türkiye' de bulunmayan insanların tepkisi işte bu. Ben şahsen Babam Ve Oğlum filminden sonra ilk defa sinemaya giderek bu filmi izleyeceğim ama daha uygun bir fırsat bulamadım.

bağdat kafe
24.07.2008, 14:57
bu film insanı baya etkiliyor 12 eylül cuntasının suçu çok büyük !.. sözde bu günlerde sanki darbecilerden hesap soruluyo gibi bi hava yaratılıyor :) işte asıl suçlu bunlar , kenan evren ve ekibi ..