PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Alevilik ve İslam'ın kadına bakışı


Naki
15.11.2006, 18:59
Alevi topluluklarında; üretim ilişkilerinden kaynaklanan nedenlerle inisiyatif kullanma, aile yönetimi ve toplumsal konum itibariyle erkek, kadına göre bir adım ileride olsa da diğer kesimlerle, özellikle de Ortodoks İslam’ı uygulayanlarla kıyaslanamayacak ölçüde kadının müstesna bir yeri vardır. Bu nedenle, doğu toplumları içinde kadın-erkek eşitliğine en yakın olanı Aleviler’dir. Örneğin cemde kadın-erkek tüm bireyler, candır. Sadece şöyle bir ayrım kullanıldığına tanık olmuştum: “Sofu canlar ve bacı canlar”…

Bu yönüyle Aleviler, kadın erkek eşitliğinde, günümüzün çağdaş uygar kabul ettiğimiz toplumların yeni yeni erişmeye başladığı seviyeye, yüzyıllar önce gelmişlerdir.

Kuran'da "ikişer, üçer, dörder alın..." derken, Alevilik'te esas olan "tek eşlilik" bile tek başına kadın-erkek eşitliğine önemli katkıda bulunan bir teamüldür.

Ancak günümüzde de kadının insan hakları konusunda önemli sorunlar varlığını sürdürürken, daha da vahim bir tablo olarak tüm toplumlarda görülen kadına yönelik şiddet de çok yaygın ve sık rastlanılan bir olgu olmaya devam ediyor. Bu, doğrudan kadının insan haklarının ihlalidir. İnsan hakları temelinde çağdaş uygarlık değerleri, genel anlamda bireye ve tüm canlılara yönelik şiddeti reddeder, görece daha uygar toplumlarda bu tür eylemler, cezai yaptırımlara bağlanmıştır. (Hayvanlara yönelik şiddet de dahil)

Şiddet, daha çok; statü olarak güçlü bile olsa, iç dünyasında kendisini aciz, güçsüz hisseden insanların kendini ifade tarzı ya da "sorun çözme yöntemi" olarak başvurduğu bir yoldur. Şiddeti fiziksel, ya da toplumsal statü açısından güçlü olan, güçsüz olana karşı uyguluyor. Örneğin öğretmenin öğrencisini, kocanın karısını, anne-babanın çocuğunu, patronun işçisini, çavuşun acemi eri dövmesi gibi durumlar geri toplumlarda bir hak, ya da en azından doğal bir durum olarak görülüyor.

Belki de bin yıllardır erkek egemen toplumlar yeryüzünde var olduğu içindir ki erkekler, kendilerinden statü ve fiziksel açıdan daha zayıf olan kadın ve çocuklara karşı şiddet uygulayagelmiş. Güç ve statülerine göre erkekler kendi aralarında da şiddet uygulamış. Tarihte ve günümüzde askeri bakımdan güçlü devletler, daha zayıf olanlara şiddet uygulamakta. (Örnek:ABD'nin Irak'ı işgali)

Erkeğin toplumsal yapı içindeki "güçlü" statüsünün, kadına yönelik şiddette önemli role sahip olduğunu belirtmiştim. Bu durum doğu-batı, Müslüman-Hıristiyan tüm toplumlarda az ya da çok vardır.

Ancak İslam toplumlarında erkeğin kadından üstün olduğu anlayışı da kadın üzerinde şiddet uygulama hakkının meşru kabul edilmesi de kaynağını, ne yazık ki doğrudan kitabından alıyor.

"Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır.Serkeşlik etmelerinde endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa onların aleyhine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür." (Nisa/34)

"Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinda belli hakları vardır.Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler." (Bakara/228)

"Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır."(Nisa/3)

"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz" (24/Nur/31)

"Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür"(Nisa/4/34)

" Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında onlara günah yoktur. Sulh (daima) hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve Allah'tan korkarsanız şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. "Nisa/4/128

Alina
15.11.2006, 20:37
islam alimlerinin gözüyle kadına bakış açısı İ.hakkı (Marifetneme)


Yabancı kadınlarla yalnız kalmamalıdır. Çünkü hem haram hem de sonu fenadır. Bir şair şöyle diyor: Kadınlar, bizim için şeytan olarak yaratılmışlardır. Şeytanların şerrinden ise Allah'a sığınırım.

Kadının sesi kocadan fazla çıkmayacak

Kocası kapıdan içeri girince hemen ayağa kalkıp karşılamak.

Karı kocasına merhaba efendim, hoş geldiniz demeli.

Karı kocasının her emrine itaatli olmalıdır.

Karı kocasının cinsi arzu ve isteklerine karşı gelmemek, nefsini teslim etmekte gecikmemek şeklinde hareket etmelidir.

Kadın sesini kocasının sesinden fazla yükseltmeyecek.




islamda kadın ve erkeğin eşit olduğunu söyleniyor ama

Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinda belli hakları vardır.Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler." (Bakara/228)

bu ayetle islam kendi için çelişkiye düşüyor

Pirabdalmusa
17.11.2006, 21:26
Kurana okadar gıcıksınız ki en iyi niyetle yazan ayette bile bir şey arasınız.

Bir kadından duysam şu ayetleri ya tabiki duyamam. Erkek heryerde daha asidir isyan edicidir. O halde karısını döven biri bile burda Kurana resti basacak niyeti kendinde bulacaktır.

Kadını dövün kelimesinden sonra öldürün diyen yada taşlayın diyen yada sopayı sırtından eksilme diyen bir ayet alabilirmiyim.

Canlar savaşınız neyle biz bu zamana kadar kadın muhabbetimi yaptık kuranda canınız sıkıldı bunuda yazacam dediniz canıma minnet diyerek.

İyi hoşta siz arap gibi bir milleti yola getirebilirmisiniz bilinmez ama siz kendinize bir yol dahi bulamamışsınız.
Bu ayetler daha nicesi Allahsız olan arapları Allah inanclı yaptı iyi kötü orası bırakında ama düzenlerini değiştirdiler. Kızlarını toprağa gömmek olayını bitirdi. İnsaflı iyilikte birbirinizle yarışın diyen bir kurana koca karı ağzıyla adeta bak döv diyor ben bu kuranı kabul etmem demeye getirmişsiniz ama yemezler. Bir yahudi olsaydınız karınızı bu gibi bazı suçlardan dolayı öldürmeniz gerekirdi.
Kuran tek eşliliğe sahip çıkar.
iyilikle kadınları nikahınıza alın der.
Zayı yaradılışlıdır susun özür diler derken sizin susmaya niyetinizin olmadıoğınızda gösterir.

neyse böyle konulara lastik denir uzaktıkça uzarrr da uzarrr neyse size Kuranla iyi dövüşmeler. Bzi Kuran ışındada gitmeye devam edelim.

Sevgiler kurana gıcık olan herkese sevgiler

ferhat_gs
17.11.2006, 22:59
Kurana okadar gıcıksınız ki en iyi niyetle yazan ayette bile bir şey arasınız.

Bir kadından duysam şu ayetleri ya tabiki duyamam. Erkek heryerde daha asidir isyan edicidir. O halde karısını döven biri bile burda Kurana resti basacak niyeti kendinde bulacaktır.

Kadını dövün kelimesinden sonra öldürün diyen yada taşlayın diyen yada sopayı sırtından eksilme diyen bir ayet alabilirmiyim.

Canlar savaşınız neyle biz bu zamana kadar kadın muhabbetimi yaptık kuranda canınız sıkıldı bunuda yazacam dediniz canıma minnet diyerek.

İyi hoşta siz arap gibi bir milleti yola getirebilirmisiniz bilinmez ama siz kendinize bir yol dahi bulamamışsınız.
Bu ayetler daha nicesi Allahsız olan arapları Allah inanclı yaptı iyi kötü orası bırakında ama düzenlerini değiştirdiler. Kızlarını toprağa gömmek olayını bitirdi. İnsaflı iyilikte birbirinizle yarışın diyen bir kurana koca karı ağzıyla adeta bak döv diyor ben bu kuranı kabul etmem demeye getirmişsiniz ama yemezler. Bir yahudi olsaydınız karınızı bu gibi bazı suçlardan dolayı öldürmeniz gerekirdi.
Kuran tek eşliliğe sahip çıkar.
iyilikle kadınları nikahınıza alın der.
Zayı yaradılışlıdır susun özür diler derken sizin susmaya niyetinizin olmadıoğınızda gösterir.

neyse böyle konulara lastik denir uzaktıkça uzarrr da uzarrr neyse size Kuranla iyi dövüşmeler. Bzi Kuran ışındada gitmeye devam edelim.

Sevgiler kurana gıcık olan herkese sevgiler
Öncelikle herkese iyi günler.Arkadaşım görüşlerine tamamen saygılıyım,bence çok doğru sözler.Diğer 2 arkadaşa da şunu söylemek istiyroum.Siz bence kendi işinize bakın.İslama ve kur'an ada çok laf atmayın,aman ha toplumda ağzınızdan fln kaçarsa böyle sözler yüzünden yobazlardan dayak yersiniz.Kur'an da hiç bir ayet kadını tamamıyla aşşalağyın dövün demez.Eğer karınız evin huzurunu bozarsa hafifçe dövün diyor.Şimdi ben size bir şey sormak istiyorum.Siz kur'andakilerin aksine şöyle bir kadın istermisiniz?:
-Toplumda size(yani kocasına)saygı duymasın,
-Ev huzurunu bozsun
-Eve geldiğinizde size ters cvplar versin(düşünün 9-10 saat çalışmışsınız,ama o eve geldiğinizde sizin getirdiğiniz paranın yeterli olmdaığını söyledi ve sizi aşşağıladı)siz böyle bir durumda ne yaparsınız?

Pi®oZKaN
18.11.2006, 00:27
islamda kadın ve erkeğin eşit olduğunu söyleniyor ama

Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinda belli hakları vardır.Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler." (Bakara/228)
bu ayetle islam kendi için çelişkiye düşüyor
<<<Ailenin reisi erkektir. Erkeğin görev ve sorumlulukları onun aile reisi olmasını tabii kılmıştır. Nitekim ayet-i kerimede: “Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlardan bir üstünlük derecesi vardır.” (Bakara, 228) buyurularak erkek ve kadının karşılıklı haklarına işaret edilmekte ve erkeğin reislik görevine dikkat çekilmektedir.

Ailenin geçimini sağlamak görevi erkeğe yüklenmiştir. Çocuk dünyaya getirmek ve büyütmekle görevli kadının ailenin rızkını teminle uğraşması çok tabii değildir. Dinimiz bu görevi erkeğe verir ve erkeğin ailenin rızkı için gösterdiği çabaya büyük önem atfeder. Bir hadis-i şerifte: “Bir erkeğin, Allah rızasını gözeterek aile fertlerine yaptığı her harcama onun için sadakadır.” buyurulmuştu>>>

Siz yine de dilediğiniz gibi yorumlayın...

Pir Ali Baba
18.11.2006, 00:28
Muhterem Naki Can,

Kısaca geçmiş tarihe bir göz atacak olursak, insanlık tarihi boyunca, kadının özgür seçim hakkının kısıtlandığı veya elinden alındığı, çarşaf, peçe, görücü usulüyle evlenme, başlık parası, duygularını, arzularını ifade etme, kendi yaşamını kendi iradesiyle belirleme hakkının hiçe sayıldığı, kadına yönelik şiddet, kadının özerkliğini yitirdiğini ve üzerinde bir iktidar kurulduğunun belirtileridir.

Şuna dikkati çekmek gerekir ki, cahili töre ve adetlerin hakim olduğu müddetçe, kadının için özgürlük ve eşitlik kelimeleri çok şey ifade etmiyor. Pir Bektaş Veli’nin de buyurduğu gibi:

Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde
Hak’ın yarattığı her şey yerli yerinde
Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok
Noksanlıkla eksiklik senin görüşlerinden.

Sevgilerimle
Xızır yoldaşın olsun

Alina
18.11.2006, 00:45
Ailenin reisi erkektir. Erkeğin görev ve sorumlulukları onun aile reisi olmasını tabii kılmıştır.

Ailenin reisi erkeğin olduğuna dair bana bir ayet gösterebilir misiniz?Bakara 228.
ayet erkeğin aileyi geçindirmekten dolayı bir üstünlük verdiğini söylüyorsunuz
o zaman bunu günümüze uyarlıyalım.Artık birçok yerde aile geçimini kadınlar
sağlıyor.Buna ne diyeceksiniz.Allah kadınları ve erkekleri ekonomiye göremi sınıflarını değerlendiriyor.Hani islam tüm zamanlar için gelmişti.
yani bu ayetide bu şekilde yorumladınız ya birşey diyemiyorum

Bir hadis-i şerifte: “Bir erkeğin, Allah rızasını gözeterek aile fertlerine yaptığı her harcama onun için sadakadır.” buyurulmuştu>>>


islamda ençok tartışılan konu hadislerdir.hadislerle konuşmayalım ayaet üzerinden açıklamlarınız varsa onu alalım.Herkes kafasından bir hadis uydurmuş
Hangisinin gerçek hangisinin yalan olduğu belli değil.Siz kuranın değiştiridiğine
karşısınız elimizde Kuran var kurandan ayetlerle konuşalım

Bulent74ankara
18.11.2006, 03:36
Dünya üç beş bilgisizin elinde
Onlarca her bilgi kendilerinde.
Üzülme, eşek eşeği beğenir
Hayır var sana kötü demelerinde.

Ömer Hayyam



Pir Abdal Musa

Yazında: "Kurana o kadar gıcıksınız ki en "iyi niyetle" yazan ayet'te bile bir şey ararsınız.” Diyorsun. Sana daha önce gösterdiğim ayetler hakkında neden tek kelime yazmadın? Ayrıca Kalenderi ve Haydari dervişlerinin düşüncelerini neden açıklayamadın?

Sevgili Ferhat bu yazı ayrı zaman da sana da bir cevaptır,

Zina edenlerin taşlanarak öldürülmesi Recm, bu konu için Kuran’ın; 5/44, 45 ve 2/159 ayetlerine ve Hadis kitaplarına bakabilirsiniz. Ben size (Kuran:5/44 ve 2/159) bir ipucu verdim, hele bir bakınız! Baktıktan sonra o taşlanma ayetini bana yazar mısınız?
Hadis kitaplarına bakınız, bizzat İslam Peygamberinin bir kadına Recm cezası uyguladığını görürsünüz.

Osmanlı döneminde de Sultan Ahmet’teki Dikili Taş önünde zina yapan bir kadına Recm cezası uygulanmıştır. Ne var ki dinciler, Türk İslam Sentezcileri, İslam’da Recm yoktur diyorlar.
Tarih boyunca uygulananları ve günümüzde şeriatla yönetilen ülkelerdeki uygulamaları görmezden gelerek Recm yok da Kırbaçlama cezası vardır diyorlar.
Oysa kırbaç cezası; evli olmadıkları halde zina yapan çiftlere verilir. Eğer zina yapanlarda biri bekar ise; ona kırbaç, diğeri evli ise ona Recm cezası uygulanır. İkisi de evli ise her ikisine de Recm cezası uygulanır.
İnsanları dinsel kandırmalarla ustalaşmış Yaşar Nuri Öztürk, ve Gaziantep'de Alevi Bektaşilerin içine girerek Polis'e ajanlık yapan, takma adıyla bay casus olan Zekeriya Beyaz gibileri bu konulara hiç değinmezler. İslam’da Recm yok!” diyerek işin içinden çıkmaya çalışırlar.

Hadi İslam’da Recm yok, kırbaçlama cezası var. Demelerini kabul edelim; İnsaf, kırbaçlama cezası yanında; kısasa kısas, hırsızın elinin kesilmesi, mirasta kadına erkek kardeşinin yarısının verilmesi, bir erkek yerine, iki kadının tanıklık yapması, karısını üç kere boşayan ve yeniden almak isteyen erkeğin Hulle'ye katlanması, bir adamın evlatlığının karısı ile evlenmesi, din değiştirenlerin öldürülmesi, Müslüman olmayanların kafir, müşrik (Hıristiyan ve Yahudiler, Putperest) olarak aşağılanıp suçlanması ve bu türden yüzlerce ayetler, günümüz hukuku ile ne oranda bağdaşır? Ve Anadolu Alevi kültürüyle ne oranda bağdaşır?


Pir Abdal Musa,

Diğer yazında:”Kadını dövün kelimesinden sonra öldürün diyen yada taşlayın diyen yada sopayı sırtından eksilme diyen bir ayet alabilir miyim? Diyorsun.


İyi niyetli diye nitelendirdiğin ayetlere buyurun bir bakın!

İşte Ayetler;

Nisa 34 ayet: Sadakatsiz ve iffetsizliğinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın, bulundukları yerden başka yere gönderin, dövün."

Not: Yaşar Nuri Öztürk 1994 tarihli Kuran çevirisinde, Nisa suresinin 34. ayetini "Sadakatsiz ve iffetsizliğinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın, bulundukları yerden başka yere gönderin, dövün." Diye yazdıktan sonra; 2000 tarihli Kuran çevirin de "DÖVÜN" emrini büsbütün çıkararak Kuran’ı dilediği şekle sokmuştur. Yine yazı yazdığı dergi ve gazetelerde: "Kuran’da Dövün diye bir şey yok!" diyerek iki yüzlülüğünü göstermiştir.

Nur 2 ayet. Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz sopa vurun.

Not: Günümüz hukuk kurallarında, zina eden kadın ve erkeğe sopa vurulmadan Mahkeme önünde önce savunmalarını alınır, sonra cezai işleme çarptırılır. İnsan Hakları ve Evrensel Bildirisini okuyun. Bu ayet'ti günümüz çağına, günümüz insanlığına yakıştırabilir misin? Eğer yakıştırıyor isen, fedodal düzenin savunuculuğuna soyunuyorsun anlamı gelir.

Maide 5/38. Erkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin.

Soru: Bu el kesme kuralını, Anadolu Alevi kültürüne ve günümüz hukukuna yakıştırabiliyor musun? Kuran’ın hikmetli olduğunu söylediğine göre, sen bu yaşına kadar Anadolu Alevi insanın el kestiklerini gördün mü? Ve ayrıca Ayin-i Cem'in de suç işlemiş bir insanın elini kesen bir dede'ye rasladın mı?

Tevbe 9/29. Kitap verilenlerden, Allah'a, ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye (Kafa Parası) verene kadar savaşın.

Soru: İslam, Hak dini kabul edinmeyenlerle savaşın diye ifade etmesi; Yahudilere, Hıristiyanlara, Putperestlere için demesidir. Burada şiddet kullanarak inanç zorlanması vardır. İslam, Ya bizim dinimizi kabul edeceksin, ya da kafa parası (Cizye) vereceksin, eğer ki kafa parası (Cizye) vermeyeceksen öldürüleceksin demektedir. Ve sen bu kuralı Anadolu Alevi kültürüyle bağdaştırır mısın? Hangi Anadolu Alevi insan tutup da arkadaş benim dineme gel, gelmez isen bana kafa parası ver, onu da vermiyorsan seni öldüreceğim diyeni gördün mü?

Şunu da unutulmalıdır ki senin Hikmetli dediğin Kuran: Tanrı İslam dinini, diğer bütün dinlere üstün olmak üzere indirmiş ve İslam’dan gayri gerçek din olmadığını söylemiştir. Ve İslam’dan başka bir dine yönelenleri (yani Musevi'leri ve Hıristiyanları) kafir ve dolayısıyla cehennemlik ilan etmiştir (Bk. Tevbe 1-40; Ali-imran 19; Fetih 28).

Bu nedenle Hacı Bektaş Veli:" 72 milletin hepsine aynı nazarda bak" demiştir.


Maide 5/33. Allah ve peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azab vardır.

Soru: Yine sen hangi Anadolu Alevi insanının, başka inançta olan insanların el ve ayakların kestiğini ve astırdıklarını gördün mü ? Pir Sultan Abdal Asan mıydı? Asılan mıydı?


Not: El ve ayakların çaprazlama kesilmesi aslında Hamurabi kanunlarından gelen bir gelenektir. Ayrıca, Firavun'un da insanları bu şekilde cezalandırdığını Kuran'da söyler. Araf / 124.

Yazında:" Kuran tek eşliliğe sahip çıkar". Diyorsun. Güldürme beni Pir Abdal Musa güldürme:) Aydın düşünen canlarımızı boş konuşmakla yargılıyorsun, önce sen kendini yargıla!

Sevgili Kuran'ın ne diyor bir bak!

Ayet: Kur. 4/3: “ Hoşunuza giden başka kadınlarla; iki, üç, dörde kadar evlenebilirsiniz...”

Soru: Hovarda Hasan yüzü aşkın kadınla evlendi mi? Evlenmedi mi? Bu nedenle kendisine neden Mutallaka Hasan (Boşayan Hasan) denmiştir?

Anadolu Aleviliğinde ana kural tek evliliktir. Birden fazla evlenen düşkün sayılır ve Ayin-i Cem’e alınmaz. Bu ayette dörte kadar kadınla evlenebilirsiniz demektedir. Bu ayet'te Anadolu Alevi kültürüne ters düşmektedir.

Soru: 4’e kadar kadın almakla sorarım sana, aklı başında hangi kadın üzerine kuma getirilmesini kabul edebilir? Bu ilkel kural, günümüz çağına uygulayabilir misin? Hangi Anadolu Alevi insanının dört tane karısı olanını gördün?

İşte ayet: Kur. 33/33: “Evlerinizde oturun, açılıp, saçılmayın...”

Bu ayette kadınların özgürlüğü elinden alınmaktadır. Yani değerli kadınlarımız makyaj yapamayacak, saçlarını açamayacak, güzelliği gösteremeyecek, Deniz'de mayo giyemeyecek, Düğünlere katılamayacak, topluma giremeyecek, toplumda söz hakkına sahip olmayacak. Bir iş yerinde çalışamayacak. Bir meslek sahibi olamayacak.


İşte ayet: Kur. 2/229-230: "Boşanma iki defadır, ya iyilikle tutma, ya da iyilik yaparak bırakmadır. Bundan sonra kadını boşarsa, kadın başka biriyle evlenmedikçe bir daha kendine helal olmaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah'ın yasalarını koruyacaklarını sanırlarsa eski karı-kocanın birbirlerine dönmelerinde bir engel yoktur."

Soru: Bu ayetin ne anlama geldiğini anladınız mı? Ben açıklayım, Hülle….Ve siz hangi Anadolu Alevi insanın Hülle yaptığını gördünüz?

Not: Yani, Koca karısına üç defa "boş ol, boş ol, boş ol" diyecek. Öylece Kadın kocadan ayrılacak. Eğer ki koca karısını tekrar nikahına almak isterse, kadın başka bir erkekle geçici olarak nikahlanacak ve o kocadan da ayrılacak, eski kocasına dönecek. Saçmalığa bakın!

İşte bu nedenledir ki; Şeriatçı Ali’nin oğlu Hasan böylece yüzü aşkın kadınla evlenmiştir. Bu nedenle kendisine Mutallaka Hasan (Boşayan Hasan) denmiştir.


Önemli bir konuyu yazmak istiyorum: İslam kaynaklarına göre aybaşı hali kadını pis kılıyor, bu nedenle kadınlar dinen eksik sayılıyor. Hayız gördükleri süre boyunca Kur'an'ı ele almak, ya da oruç tutmak, ya da mescide ayak atmak, ya da kabeyi tavaf etmek, ya da cenaze takip etmek gibi şeylerden yasaklanıyorlar; üstelik bu gibi hallerde erkeklerin kadınlara yanaşmaları haram kılınıyor.

Örneğin Kur'an'da: "Ey Muhammed Sana, kadınların aybaşı hali hakkında da sorarlar. De ki: O bir pisliktir. Aybaşı halinde iken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın" diye yazılı (Bakara ayet 222). Ve bundan dolayıdır ki güya Tanrı, Cennet'e girecek olan erkek kullarına, ebedı hayat arkadaşı olarak dünya kadınlarından değil fakat temiz, yani aybaşı adetinden olmamış cennet hurilerini vaad etmiştir. Bakın: Sahih-i Buharı Muhtasari Diyanet yaynlari cilt 9, sh 40, ayrıca bakın. Bakara suresi ayet 25.

Pistir diyerek kadına bütün bu ezaları müstahak gören bir Tanrı, neden acaba çok daha pis olan ve pis kokan kullarına (özellikle Arap kullarına) aynı şeyi yapmaz? Öte yandan Yüce ve Adil olduğu kabul edilen bir Tanrı, nasıl olur da kadını hem cennetlik yapar, hem de sonra pistir diye onu cehenneme atar. Sanki suç kadınınmış gibi? Rahman ve Rahım olduğu söylenen bir Tanrı, nasıl olur da dünya kadınlarını, sırf eza çeksinler diye hayızlı yaratır da Cennet'teki hurileri aybaşı adetinden arınmış huriler kılar?


Sevgili Alina çok güzel söyledi: İslam’a göre:” Kadının sesi kocadan fazla çıkmayacak, Kocası kapıdan içeri girince hemen ayağa kalkıp karşılayacak. Karı kocasına merhaba ağam, hoş geldin diyecek. Karı kocasının her emrine itaatli olacak. Karı kocasının cinsi arzu ve isteklerine karşı gelmeyecek, kadın sesini kocasının sesinden fazla yükseltmeyecek. Topluma giremeyecek, toplumda söz hakkına sahip olamayacak, Erkek arkadaşıyla gezemeyecek ve aşkı doya doya yaşayamacak, bu nedenledir ki İslam ülkerlerinde "Sevgililer Günü" yasaklanmıştır. İşte İslam’da ki kafa bu kafa!


İşte ayet: Kur. 4/34: "Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler."

Not: Anadolu Aleviliğinde kadın erkek eşitliği vardır. Kadın Anadolu Aleviliğinde yüceltilmiş, baş tacı edilmiştir. Ve bu nedenledir ki Hünkar:" Kadınlarınızı okutunuz, Kadınları okumayan milletler yükselemez demiştir. Ancak islam’da eşitsizlik hüküm sürer. Bu nedenle İslam ülkelerinde kadınların durumu içler acısıdır.


Tevbe / 28 Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir..

Soru: Müşrik diye tanımladığı Putperestlerdir. Bunun içine Ateistlerde girer. Putperestlik bir inanç değil midir yada Ateizm’de bir inanç değil midir? Dünya'ya uygarlık getirenler, kentleri inşa edenlerin putperestliğin ünlü mensupları ve yöneticileri olduğu biliyor musunuz? Nitekim İslam’a göre bunlar pisliktir. Niçin Ateistler, Deistler ve de Putperestler pislik bir varlık olsun? Anadolu Alevi kültüründe 72 millete bir gözle baktıklarını önemle vurgulamak isterim. Ancak Kuran (İslam); Hıristiyanları, Yahudileri, Putperestleri pislik olarak görür ve 72 millete de bir gözle bakmaz. Bu farklı inançta olan insanlar insan değil mi? Onların insancıl duyguları yok mudur? Anadolu Alevi insanı "Karşısınızdaki düşman bile olsa, onu insan olduğunu unutmayın" dememiş midir? Şu da unutulmamalı Anadolu Alevi kültüründe önce insan vardır, Ve Anadolu Alevi kültüründe, insan baş tacı edilmiştir ve yüceltmiştir.

Hacı Bektaş Veli:" Elllerin kabesi var, benim kabem insandır" sözünü de ayrıca hatırlamak isterim.


Tahrim /9. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir.

Not: İslam her ne kadar hoş görü dini olarak zemin bulmaya çalışıyorsa da, ayetlerdeki bazı ifadeler bu yaklaşımdan oldukça uzaktır.. İslam yandaşlarını, inanmayanların İslam'ı kendilerine din edininceye kadar onlarla savaşmaya çağırır.. İslam'ı kendisine din olarak seçmek istemeyenler ise, İslam'a cizye, yani kafa parası vergisi vermek durumunda bırakılır..


Soru: Kafirler diye tanımladığı; Hıristiyanlar, Yahudiler ve Putperestlerdir. Cihad’ın diğer anlamı savaş açmaktır. Şunu yazmak da yarar var. İlahiyatçılar, Türk İslam Sentezcileri; İslam’ın savunma amaçlı savaş yaptıkları söylemekteler. İslam savunma amaçlı savaş yapmamıştır. Çünkü İslam kendi sınırlarından dışarı çıkmıştır. Bu da İslam’ın yaptığı savaşlar da yayılma amaçlı savaş yaptığı gösterir.

Siz bu yaşınıza kadar Anadolu Alevilerin başka inançta olan insanlara savaş açtığını gördünüz mü? Gerek Şelçuklu, gerek Osmanlı, gerek Cumhuriyet döneminde; ezilen, horlanan, canlarını kurtarmak için ordan oraya sürülen, katledilen toplum değil miydi?


Ferman sende ama güzel yaşamak bizde
Senden ayığız biz sarhoş halimizle
Sen insan kanı içersin biz üzüm kanı
İnsaf be sultanım kötülük hangimizde

Ömer Hayyam


Muhammed / 4. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.

Soru: Bu ayet'te Anadolu Alevi kültürüne uymamaktadır. Sen hangi Anadolu Alevi insanının başka inançta olan insanlardan fidye istediklerini gördünüz? Yada boyunlarını vurduğunu gördünüz?

Daha önce ki, Yazında: "Bu konuda yorum yapmak Alilerle olmaz; Kuran, Tasavvufla olur can". Diyordun. Peki maden yorum yapmak Kuran'la oluyor, o halde yukarıda ki ayetleri yaşamına uygula diyorum!

Yaşar Nuri Öztürk, Kuran Müslümanlığı diye şarlatanlık yapar, Sende Kuran Aleviliği diye tutturmuş gidiyorsun. Seni sevgili Kuran'ınla başbaşa bırakıyorum:)

Gelelim Ferhat'a,

Yazında:” Yalnız herkesin bildiği gibi 3 halife efendimiz öldürüldüğünde de peygamber zaten çoktan ölmüştü.” Diyorsun. Doğru yazıyorsun, 3 halife öldürüldüğünde Muhammed hayatta değildi. Ancak şu var, Sayın Turan Dursun’ un ne demek istediğini anlamadan Muhammed’in hayatta olmadığı yazmışsın. Yazarken de çok gülünç duruma düşmüşsünüz. Nasıl?

Sayın Dursun diyor ki: "Peygamberin dört halifesinden üçü, Müslüman'ların bıçaklarıyla can vermişti" diyor. Siz tutuyorsunuz, 3 halife öldürüldüğü zaman Muhammed hayatta yoktu, mezarından mı çıktı diye alaycı bir tavır koyuyorsunuz.

Ferhat arkadaşım, önce şunu çok iyi bil ki, Muhammed’in ölümden sonra İslam’da büyük bir iç çatışma çıkar. Mezheplerin ortaya çıkması da Muhammed'in ölümünden sonra olur. Sünniliğe karşı olarak da Alevilik değil, Şialık doğmuştur. İslam dünyasında, birbirlerine sudan sebepten kılıç çekmeleri çok görüldüğü gibi, üç halifenin öldürülmesini sen tutuyorsun Muhammed hayatta değildi ki diyorsun. İslam dünyasında iç çatışmadan dolayı ki kaçanda kovalayan da Allah diyordu. Peki bu üç halifeyi öldürenler Müslüman değil miydi?

Pir Abdal Musa Kerbela'da öldürülenleri Alevi yaptı. Çok gülünç bir şey:) Ben 26 ay Irak'da kalmama rağmen, Kerbela'da "ben Aleviyim" diyen bir tane olsun insan görmedim. Size diyorum ki bilimsel araştırma yapmak için o bölgede yaşamak gerek, öz kaynakları inceleyip karşılaştırmak gerek, ve tek kitapta kalınmamalı, tüm dinlerin yapısı incelenmeli. Şiaların kutsal mekanı olan Kerbela'da yaşayan insanlar "Alevi" kelimesini bile bilmezsen, Pir Abdal Musa Kerbela'da öldürülenleri Alevi yapması tarihsel gerçeklerle uymadığı gibi çok glünçtür bir düşüncedir:) Kerbela'da öldürülenler Alevi değil, Şialardı.

Sevgili Aske1012

Sevgili büyüğüm İşcanbaba'ya: "Kur'an köleliği teşvik etmez, ettiğine dair en ufak bir kanıt gösterin bana, yanlış biliyorum diyeceğim". Diyorsun.

Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, köleliği doğal bir kuruluş olarak benimsemiş ve Kuran hükümleriyle o şekilde düzenlemiştir. Gerçekten de Nahl ve Rum surelerinde, rızkı bol ve hür kişilerle, bu kişilerin satın alıp sahip bulundukları kölelerden söz edilmekte, bunların birbirlerine eşit bulunmadıkları belirtilmektedir.

İşte Kanıt,

Nahl Suresinde şöyle yazılı: "Allah, hiç bir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile, katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi örnek verir. Bunlar hiç eşit olurlar mi? K. 16 Nahl 75

Görülüyor ki Muhammed'in tanımladığı Tanrı, güzel bir şekilde rızıklandırdığı kulları ile bu kulların sahip bulundukları köleler arasında eşitlik olamayacağını bildirmekte, ve bununla adeta övünmektedir.

Öte yandan Tanrı, yine Muhammed'in söylemesine göre, kölelik kuruluşunu getirmek yanında, kullarına köleler vermekle övünür. Başta Muhammed olmak üzere sevgili kullarına ganimet olarak köleler ve cariyeler verir. Bunun böyle olduğu şöyle belirtiliyor: " Ey Muhammed! Allahın sana ganimet olarak verdiği köleler ve elinin altında bulunan cariyeleri sana helal kıldık..K. 33 Ahzab 50


Sevgili Pirozkan

Yazında:" Ama illaki ayet inceleyelim diyorsanız, buyrun 6666 ayet" Diyorsun. Demek ayet sayıları 6666. İslam ülkelerinde Kuran'da var olan ayet sayıları birbirini tutmaz.

Şimdi bakalım Kuran’daki ayet sayıları birbirini tutuyor mu? Okuyalım:

Kuran’da: Yaygın İnanca göre: 6.666.

İbn-i Abbas’a göre:6.616.

Tertib-i Ziba’ya göre:6.273.

Eldeki Kuran’a göre:6.273.

Ö.Rıza Doğrul’a göre:6.243.

Refi Cevat Ulunay’a göre: 6.234

Küfelilere göre: 6.218.

Medinelilere göre: 6.214.

Mekkelilere göre: 6.210

ayet bulunmaktadır.

Görülüyor ki her topluluğa ve her araştırmacıya göre sayı değişmektedir. Yaygın inanca göre Kuran’da 6.666 ayet bulunmaktadır. Oysa ki elimizdeki Kuran’da 6.273 ayet vardır.




Sevgilerimle

Pi®oZKaN
18.11.2006, 09:30
Ailenin reisi erkeğin olduğuna dair bana bir ayet gösterebilir misiniz
Neden illaki bir ayet istiyorsunuz anlam veremedim?
Yaşanılan her eylemin apaaçık kuranda yazmasını mı bekliyorsunuz?
Örneğin"ey mü'minler belli saatlerde internete girin"gibi buna benzer tüm eylemlerin kuranda yazmasını mı bekliyorsunuz?
Kur'an da ana hatlara değinilir,peygamber bunu gerek sözleriyle gerek yaşamıyla bizlere gösterir,bizlere de o eylemlerde bulunmak düşer...

?Bakara 228.
ayet erkeğin aileyi geçindirmekten dolayı bir üstünlük verdiğini söylüyorsunuz
o zaman bunu günümüze uyarlıyalım.Artık birçok yerde aile geçimini kadınlar
sağlıyor.Buna ne diyeceksiniz.Allah kadınları ve erkekleri ekonomiye göremi sınıflarını değerlendiriyor.Hani islam tüm zamanlar için gelmişti.
yani bu ayetide bu şekilde yorumladınız ya birşey diyemiyorum
Evet İslam Tüm zamanlar için geldi sevgili insan.
Benim İslam'da bugüne kadar anladığım kadarıyla erkeğin çalışması,reislik yapması(reislikten ne anlarsanız artık,ama öcü değil söylemiş olayım ;) )
daha uygundur.
Lakin hanımlar yaradılış bakımından daha zariftir,genel itibariyle de daha zayıftır(aksini iddia edenler bilek güreşine gelsin :) )
Erkeğin gücü yetiyorsa,elden ayaktan düşmemişse geçimi sağlaması gerekir.
Ama erkek kötü durumda,çalışamıyorsa ya da durum iyiye gitmiyorsa,o halde de bayanın da çalışması daha uygundur kanaatimce.
Bu kısım yorum işidir,kişinin hayata bakış açısıyla ilgilidir.
Hanımının çalışmasını isteyen olur,çalışmasını istemeyenler olur.
Uygun ortamlar sağlanınca bayan da çalışabilir.

islamda ençok tartışılan konu hadislerdir.hadislerle konuşmayalım ayaet üzerinden açıklamlarınız varsa onu alalım.Herkes kafasından bir hadis uydurmuş
Hangisinin gerçek hangisinin yalan olduğu belli değil.Siz kuranın değiştiridiğine
karşısınız elimizde Kuran var kurandan ayetlerle konuşalım

Ben ayetlere de hadislere de inannırım,sana inançlarını sordugumda nasıl pirlerin olmadan eksik sayıyorsan bende hadisler olmadan eksik sayarım
bunu İslam olarak görmem!
Ama illaki ayet inceleyelim diyorsanız,buyrun 6666 ayet...
6666 ayeti günler,aylarca inceleyelim,lakin ben iman eden oldugum için her zaman pozitif açıklama yapacağım,siz iman etmediğinizden hep negatif yönünden bahsedeceksiniz....
Bu yüzden forumda bir çok yere yazdığınız ayetler hakkında yaptığınız yorumlar beni çok da ilgilendirmiyor,Tamamen hayata bakış açınızla,yaşama şeklinizle değerlendiriyorsunuz...

ferhat_gs
18.11.2006, 12:32
Arkadaşlar size bir şey söylemek istiyorum.Dünya'da kadına seçme ve seçilme hakkı veren ilk ülke türkiye'dir.Kim vermiştir bu hakkı;Atatürk ve onun ilkeleri.Yani düşünün modern dediğimiz çoğunluğu hristiyan olan devletler değil,bir müslüman toplum yapmıştır bunu.Avrupa'da kadına seçme ve seçilme hakkını ortaya çıkaran kadın bile her konuşmasında türkiye'yi kadınlara böyle bir hak vermesinden dolayı sürekli övmüş ve böyle bir hakkı veren türkiye'yi örnek aldığını söylemiştir.
İsterseniz gidin diğer dinleri de inceleyin.Kadına müslümanlık kadan önem veren bir din daha yoktur.Örneğin,yahudiler Hz.meryem(r.a)'i fahişelikle suçlamıştır.Bir başka örnek daha vermek istiyorum.Eğer islam kadınalra önem vermiyorsa,önem veren hristiyanlar porno yayınları neden çıkarmışlar.Onların kadınlara saygısı bu mu?Ayrıca kadına saygı kur'ana laf atmakla olmaz.Örneğin çok saygılıysanız açık saçık yayın yapanları da izlememek gerekir.Sonuçta orda da kadınalr 3 kuruş para için kullanıyorlar

Alina
18.11.2006, 12:54
Kardeşim toplumda dejenerasyonun kurana saygı veye saygısızlıkla ne alakası var.TR de ben sana fuhuşun ne kadar arttığını dair resmi raporları göstereyim.
Türkiye'nın % 90'nı müslüman diyorsun peki neden oluyor bu.

Bunları yapanların içinde müslüman yok mu.Peki diğer islam ülkelerinde fuhuşa geçmesin diye muta nikahı adı altında keyfini sürüp sonra ayrılanlarıda biliyoruz.
Bunlar islam olduğu için yaşanmıyor.

Biz bütün dinlere saygımız var.Kimsenin burada bir başkasının inancını aşağılamaya kalktığını düşünmeyin.

çopur
18.11.2006, 12:56
Eğer islam kadınalra önem vermiyorsa,önem veren hristiyanlar porno yayınları neden çıkarmışlar.Onların kadınlara saygısı bu mu?

Sayın ferhat gs. Böyle bir genelleme yapamazsınız. Kadının meta olarak görülmesi ve cinsel obje olarak kullanılması neredeyse insanlık tarihi kadar eski bir durumdur. Bu hırıstiyanlara özel bir durum da değildir. Bugün ülkemizde de porno sektöründe yaşamlarını idame ettiren pek çok kadın mevcuttur. Bu durumla hiçbir toplum ya da inanç gurubu söylediğiniz gibi yargılanamaz. Bu toplumların genel bir hastalığıdır.

Ayrıca kadına saygı kur'ana laf atmakla olmaz.

Bu iddianızı somutlayabilirmisiniz. Forumda laf atma tarzı bir eylem ben göremedim. Çeşitli ayetlerden örnekler verilerek konunun tartışılması laf atma değildir.


çok saygılıysanız açık saçık yayın yapanları da izlememek gerekir.Sonuçta orda da kadınalr 3 kuruş para için kullanıyorlar

Bu ifadenizdeki kastı açarmısınız.

Bulent74ankara
18.11.2006, 13:30
Sevgili Ferhat

Yazında: " Dünya'da kadına seçme ve seçilme hakkı veren ilk ülke Türkiye'dir. Kim vermiştir bu hakkı; Atatürk ve onun ilkeleri. Yani düşünün modern dediğimiz çoğunluğu Hristiyan olan devletler değil, bir müslüman toplum yapmıştır" Diyorsun.
Bu düşünceni bir Sol görüşlü aydınlarımıza söylesen inan sana gülerler. Ancak ezbere eğitiminle kafası kalıplaşmış, araştırma ruhuna sahip olmayan insan yazar bunları...

Birinci de Reform ve Ronesans döneminde dinler bir yana bırakılarak, akıl çağına geçilir. Bu döneme de "Aydınlanma Çağı" denir. Fransız Devrimi ilkelerini en başta "İnsan Ve Yurttaş Hakları Bildirgesiyle", ayrı zaman da kadınlara seçme ve seçilme hakkı doğar. Bildiri başta iki temel hak tanıyor: "Özgürlük ve Eşitlik". Bu aydınlanma çağı: "Edebiyatı, sanatı (Güzel Sanatlar, Tiyatro vs) , ve düşün alanında insanlara büyük özgürlükler getirdi.

Demek, Dünya'da kadına seçme ve seçilme hakkı veren ilk ülke Türkiye'dir. Öylemi....Hayır Türkiye değildir. Kadınlara seçme ve seçilme hakkını ilk veren Fransa'dır. Nitekim Mustafa Kemal'de Fransız devriminden alıntı yaparak, bu kanunları Türkiye'ye getirmiştir. Medeni kanunların Fransa'dan geldiğini bildirmek isterim.

Sevgili Ferhat
Türkiye herşeyini Batı'ya borçludur. Örneğin Demokrasi sözcüğü bile Yunanlıların eseridir. Yurttaşların özgürlüklerinin gerçek güvencelerinden biri de kanunlara saygı esasına dayanırdı Atina Demokrasisi. Böylece demokrasi düşüncesi gibi, kanun ve kanunlara saygı düşüncesi de Yunanlılar yaratmıştır.

Yunanlılar tek bununla kalmamıştır, Matematiğin ilkelerini de onlar koymuştur. Yunanlılar tıp'da da büyük ilerleme göstermiştir. Ve hala Tıp Fakültesini bitirenler Hipokrates'in yeminini ederler. Hipokrat yemini de bu insanın adından gelir. Yunanlılar mimarlıkta da çok önemli adımlar attılar. Felsefe aslında eski Yunan'da başlamıştır. Evrenin temeli ve kaynağı nedir? İnsan yaşamının amacı ve anlamı nedir? Gibi soruları akla dayanarak yanıtlamaya çalışan ilk düşünürler Yunan dünyasında yetiştirler.

Yunan felsefesinin ilk döneminde ele alınan temel soru, doğanın nereden geldiğini, varlıkların nereden ve nasıl türediği sorusu bu ilk dönemde Yunan felsefesi doğaya yönelmiş ve doğanın sırlarını açığa vurmaya çalışan bir düşünce çabasıdır ki doğa biliminde de büyük ilerlemeler göstermişlerdir.

Birincide Mustafa Kemal, İslam dünyasından hiç bir kanunları alıpta Türkiye'ye getirmemiştir. Altı ok ilkelerinden; bir kısmını Fransa'dan, bir kısmı da Sovyetlerden almıştır.

Yazında: Dinleri inceleyin" Diyorsun. Sevgili arkadaşım dinlerin yapısını çok iyi bildiğimi yazmak isterim. Yahudilik de Şiddet vardır. Ancak bu şiddet Hıristiyanlığın kutsal kitabı olan İncil'de göremezsin. Şimdi Hıristiyanlık İslam'dan öncedir. İslam daha sonraki dönemin ürünüdür. Kurallarına baktığımız zaman İslam Hıristiyanlıktan çok çok geridedir. Bu nedenle Hıristiyan ülkeler, İslam ülkelerinden çok ama çok ilerdedir. Az gelişmiş ülkelerin İslam ülkeleri olduklarını, çok gelişmiş ülkelerinde Hıristiyan ülkeleri olduğunu bilmeni isterim. Peki neden böyle? Hıristiyanlıkta el ayak kesme yoktur. Kısas yoktur. Çünkü kısas birebir anlayışa dayanır. O öldürdü sende öldüreceksin, ilkel kafa bunu böyle düşünür, gözünü çıkardı sende onun gözünü çıkaracaksın demez İncil. Ama Kuran der. Yani herşey kökünde gelir.

Sonra nice ayetler gösterdim. Neden aranızdan bir yürekli çıkıp da bana cevap veremedi? Gençsiniz. Böyle körü körüne inanmalarla, geniş düşünceye ve de araştırma ruhuna sahip olamazsınız.

Bilmediğin konularda konuşursan çok gülünç duruma düşersin ve ayrıca seni de ciddiye almazlar. Bilmek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır.

Hıristiyanlığın porno yayınlar çıkardığından söz ediyorsun. Ve çok gülünç bir durumu düşüyorsun. Senin eğitim'in nedir? Türkiye'de genç kızlarımızı motor gibi kullanan şeyh bozuntularından, Osmanlı Padişahların cariyelerinden neden söz etmiyorsun.

Ben yazayım:" Osmanlı saraylarında cinsellik adeta sektör haline gelmiştir. Sarayın cinsel politikasını yönlendiren, saraya cariye bulan padişaha cinsel tattikler veren, saraydaki cariyeleri giyindiren, cariyeri pahişaha sunan ve buna benzer bir sürü uzman kişiler sarayda görevliydi. Ve hatta sarayda oğlancılık bile vardı. Osmanlı paşası padişahın özel oğlanına göz koyabilmekte onun için şiirler yazmaktaydı. Savaşlarda esir alınan kızların en güzelin padişah ve paşalara hediye edilirdi. Bu yetmemiş gibi padişahların görevli çapkınları ülke ülke dolaşarak padişaha kadın kız ararlardı.

Ayrıca Hıristiyan dünyasını aşağılıyorsun. Sonra cinselliğin Hristiyanlıkla ne alakası var? Bu doğa'ya özeldir.

ferhat_gs
18.11.2006, 14:21
Sevgili Ferhat

Yazında: " Dünya'da kadına seçme ve seçilme hakkı veren ilk ülke türkiye'dir. Kim vermiştir bu hakkı; Atatürk ve onun ilkeleri. Yani düşünün modern dediğimiz çoğunluğu Hristiyan olan devletler değil, bir müslüman toplum yapmıştır" diyorsun.
Bu düşünceni bir Sol görüşlü aydınlarımıza söylesen inan sana gülerler. Ancak ezbere eğitiminle kafası kalıplaşmış, araştırma ruhuna sahip olmayan insan yazar bunları...

Birinci de Reform ve Ronesans döneminde dinleri bir yana bırakılarak, akıl çağına geçildi. Bu döneme de "Aydınlanma" dönemi denir. Fransız Devrimi ilkelerini en başta "İnsan Ve Yurttaş Hakları Bildirgesiyle", ayrı zaman da kadınlara seçme ve seçilme hakkı doğar. Bildiri başta iki temel hak tanıyor: "Özgürlük ve Eşitlik". Bu aydınlanma çağı: "Edebiyatı, sanatı, ve düşün alanında insanlara büyük özgürlükler getirdi.

Demek, Dünya'da kadına seçme ve seçilme hakkı veren ilk ülke Türkiye'dir. Öylemi....Hayır Türkiye değildir. Kadınlara seçme ve seçilme hakkını ilk veren Fransa'dır. Nitekim Mustafa Kemal'de Fransız devriminden alıntı yaparak, bu kanunları Türkiye'ye getirmiştir. Medeni kanunların Fransa'dan geldiğini bildirmek isterim.

Sevgili Ferhat
Türkiye herşeyini Batı'ya borçludur. Örneğin Demokrasi sözcüğü bile Yunanlılar eseridir. Yurttaşların özgürlüklerinin gerçek güvencelerinden biri de kanunlara saygı esasına dayanırdı Atina Demokrasisi. Böylece demokrasi düşüncesi gibi, kanun ve kanunlara saygı düşüncesi de Yunanlılar yaratmıştır.

Yunanlılar tek bununla kalmamıştır, Matematiğin ilkelerini de onlar koymuştur. Yunanlılar tıp'da da büyük ilerleme göstermiştir. Ve hala Tıp Fakültesini bitirenler Hipokrates'in yeminini ederler. Hipokrat yemini de bu insanın adından gelir. Yunanlılar mimarlıkta da çok önemli adımlar attılar. Felsefe aslında eski Yunan'da başlamıştır. Evrenin temeli ve kaynağı nedir? İnsan yaşamının amacı ve anlamı nedir? Gibi soruları akla dayanarak yanıtlamaya çalışan ilk düşünürler Yunan dünyasında yetiştirler.

Yunan felsefesinin ilk döneminde ele alınan temel soru, doğanın nereden geldiğini, varlıkların nereden ve nasıl türediği sorusu bu ilk dönemde Yunan felsefesi doğaya yönelmiş ve doğanın sırlarını açığa vurmaya çalışan bir düşünce çabasıdır ki doğa biliminde de büyük ilerlemeler göstermişleridir.

Birincide senin Atatürk İslam dünyasından hiç bir kanunu almamıştır. Altı ok ilkelerinden bir kısmını Fransa'dan bir kısmı da Sovyetlerden almıştır.

Yazında: Dinleri inceleyin" Diyorsun. Sevgili arkadaşım dinlerin yapısını çok iyi bildiğimi yazmak isterim. Yahudilik de Şiddet vardır. Ancak bu şiddet Hıristiyanlığın kutsal kitabı olan İncil'de göremezsin. Şimdi Hıristiyanlık İslam'dan öncedir. İslam daha sonraki dönemin ürünüdür. Kurallarına baktığımız zaman İslam Hıristiyanlıktan çok çok geridedir. Bu nedenle Hıristiyan ülkeler, İslam ülkelerinden çok ama çok ilerdedir. Az gelişmiş ülkelerin İslam ülkeleri olduklarını, çok gelişmiş ülkelerinde Hıristiyan ülkeleri olduğunu bilmeni isterim. Peki neden böyle? Hıristiyanlıkta el ayak kesme yoktur. Kısas yoktur. Çünkü kısas birebir anlayışa dayanır. O öldürdü sende öldüreceksin, ilkel kafa bunu böyle düşünür, gözünü çıkardı sende onun gözünü çıkaracaksın demez İncil. Ama Kuran der. Yani herşey kökünde gelir.

Sonra nice ayetler gösterdim. neden aranızdan bir yürekli çıkıp da bana cevap veremedi? Gençsiniz. Böyle körü körü inanmalarla geniş düşünceye ve de araştırma ruhuna sahip olamazsınız.

Tutuyorsun Hıristiyanlığın porno yayınlar çıkardığından söz ediyorsun. Türkiye'de genç kızlarımızı motor gibi kullanan şeyh bozuntularından neden söz etmiyorsun? Osmanlı Padişahların cariyelerinden neden söz etmiyorsun. Haremlerinden neden söz etmiyorsun?

Ben yazayım:" Osmanlı saraylarında cinsellik adeta sektör haline gelmiştir. Sarayın cinsel politikasını yönlendiren, saraya cariye bulan padişaha cinsel tattikler veren, saraydaki cariyeleri giyindiren, cariyeri pahişaha sunan ve buna benzer bir sürü uzman kişiler sarayda görevliydi. Ve hatta sarayda oğlancılık bile vardı. Osmanlı paşası padişahın özel oğlanına göz koyabilmekte onun için şiirler yazmaktaydı. Savaşlarda esir alınan kızların en güzelin padişah ve paşalara hediye edilirdi. Bu yetmemiş gibi padişahların görevli çapkınları ülke ülke dolaşarak padişaha kadın kız ararlardı.

Ayrıca Hıristiyan dünyasını aşağılıyorsun. Cinselliğin Hristiyanlıkla ne alakası var? Peki Muhammed'in bazı hadislere göre 9 bazı hadislere göre de 11 karısı var. Bunun yanında bir sürü cariyeleri var. Bundan neden söz edemiyorsun? 9 yaşında ki bir kızı koyununa alan adamdan ne hayır gelir.
Burda yapacağımız hiçbir tartışma birbirimizin görüşlerini değiştirmeyecek bu belli.Yalnız peygamberimizin 9 kadınla ewvlenmesi konusuna değinmişsin.Şöyle bir şey söylemek istiyorum peygamberimizin hz.hatice nin ölümündewn sonra yaptığı 4 evlilik,sevipte evlendiği kişiler değildir.Bunlar savaşta ölen sahabelerin kadınlarını korumak için yaptığı evliliktir.Ama neyse bu konuya fazla değinmek istemiyorum nasıl olsa yine bir atesistin bu konu hakkında asılsız yaptığı idaaları buraya yazacaksınız.Ama şunu unutmaytın ki hz.ali efendimizde ilk karısının ölümünden sonra 7 kadınla evlenmiştir.

Bulent74ankara
18.11.2006, 14:25
Sevgili Ferhat,

Yazında: "Ama şunu unutmaytın ki Hz.ali efendimizde ilk karısının ölümünden sonra 7 kadınla evlenmiştir."Diyorsun.

Bu düşünce sana aittir, bana değil. İslam tarihini biliyorum. Yani demek istediğim; Kuru, hiç bir bilgisi ve araştırması olmayan insan yazmadı size.

Düşüncenize saygı duyuyorum, sizde bana duyun!

Sevgilerimle....

Verdi Esvet
18.11.2006, 14:35
kadının sosyal hayatın dısında olmasının en büyük nedeni cocugudur.tüm evrendeki canlılar dogar dogmaz ayaga kalkabilirken insanoglu dogar dogmaz yürüyemez.cocuguna bakan kadın dolayısıyla toplum dısında kalmıstır.erkek te eve bakan rolü üstlenmistir.zaman degismekte artık.bugün kadın da erkekte sosyal hayatın icinde ve yanyanadır.kadına siddeti ya da kadının carsaf altına gizlenmesinin bence dinle bir ilgisi yok.olay tamamen kendine güvenmeyen erkegin ortak yaptırımıdır.KURAN I KERİM deki ayetlere gelince erkek egemen zihniyetin kendi yorumları diye düsünüyorum.

Alina
18.11.2006, 14:57
Ali'ninde 7 kadınla evlendiğini örnek vermişsiniz.İşte orda çuvallıyorsunuz.Alevili inanç ve ritüellerinde çok evlilik yoktur.Bunu ama islamda görüyoruz.

"Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır."(Nisa/3)


Kuran erkeklere çok eşliliği tavsiye ediyor.Burda hak meselesine gelince çok kuşkuludur.İslam inanç ve önderleri yaptıkları çok evliliklerde hakkı ve adeleti nasıl korudukları kişideister istemez şüphe uyandırıyor.

Korunmaya muhtaç kişilerin nikah altına alınması şartını mı gerektiriyor.Kadınları evlilik dışı koruyamıyorlar mı bunu sogulamak gerekiyor.Döneme bakarsınız saydığınız kişilerin güçleri inkar edilecek bir durum değildir.

Hiçbir alevi toplumunda çok evlilik görülmemiştir.Alevilik her zaman tek eşliliği
teşvik edip ve aksi halda toplumdan uzaklaştırmak için yaptırımları olmuştur

ferhat_gs
18.11.2006, 16:03
Arkadaşım cvp vermekten kaçmıyorum ama zaten ne kadar cvp yazarsam yazayım hiçbir düşüncenizi değiştirmeyecek,sizin yaptığınız herhangi bir yorum da benim görüşümü değiştirmeyecek.Size göre alevilik islamın dışındadır.Benim aileme ve çevremdeki alevilere göre alevilik islamın içindedir.Daha da isalmın kadın hakkındaki yaptırımı hakkında yorum yapmayacağım.Zaten siz de kur'anı okuduğunuza ve benden de iyi bildiğinizi söyledğinize göre bırakalım bu konuyu.Herkes kendi inancına göre kadına saygı göstersin,herkes birbirinin inanacına saygılı olsun.

Bulent74ankara
18.11.2006, 16:08
Ferhat

Ben senden: Zina edenlerin taşlanarak öldürülmesi Recm, bu konu için Kuran’ın; 5/44, 45 ve 2/159 ayetlerine ve Hadis kitaplarına bakabilirsiniz. Ben size (Kuran:5/44 ve 2/159) bir ipucu verdim, hele bir bakınız! Baktıktan sonra o taşlanma ayetini bana yazar mısınız? demiştim. Ama senden cevap gelmedi. Senin düşüncene saygım sonsuz Ferhat.

ferhat_gs
18.11.2006, 18:16
cvp versem ne olucak ki konu yine lastik gibi uzayacak ağabey

islamic_manifesto
18.11.2006, 18:32
Naki : Kuran'da "ikişer, üçer, dörder alın..." derken, Alevilik'te esas olan "tek eşlilik" bile tek başına kadın-erkek eşitliğine önemli katkıda bulunan bir teamüldür
Kur'an da 4 kadın alın diye bir emir ben bilmiyorum..
Bilen var mı?
Kur'an çok eşliliği zaruretler halinde yasaklamamışdır..Emir yok,yasak da yok..
Neden mi..Çünkü bazı hallerde insanın bir başka kişi ile evlenmesi kaçınılmazdır.
Mesela savaşda eşi ölmüş bir kadını düşünün yaşı 40 45.. çoluk çocuğu var..
Şimdi bu insanı hanesine alıp çoluk çocuğunun maişetini sağlamak insanlığa ter mi? hasta çocuğu olmayan bir kadını düşünün bir kişi onu boşayarak hem onun hayatının mahvına sebep olmadan başka bir kadın ile evlilik gerçekleştirerek onun da maişetini geçimini temin ederek kötü yollara düşmesine engel olmak insanlığa ters mi..
İslamda çok eşliliği ANLAMIYORSUNUZ..Daha doğrusu anlamak istemiyorsunuz.
İşinize geldiği gibi yorumluyorsunuz..

hüseyincem
18.11.2006, 18:52
Kur'an da 4 kadın alın diye bir emir ben bilmiyorum..
Bilen var mı?
Kur'an çok eşliliği zaruretler halinde yasaklamamışdır..Emir yok,yasak da yok..
Neden mi..Çünkü bazı hallerde insanın bir başka kişi ile evlenmesi kaçınılmazdır.
Mesela savaşda eşi ölmüş bir kadını düşünün yaşı 40 45.. çoluk çocuğu var..
Şimdi bu insanı hanesine alıp çoluk çocuğunun maişetini sağlamak insanlığa ter mi? hasta çocuğu olmayan bir kadını düşünün bir kişi onu boşayarak hem onun hayatının mahvına sebep olmadan başka bir kadın ile evlilik gerçekleştirerek onun da maişetini geçimini temin ederek kötü yollara düşmesine engel olmak insanlığa ters mi..
İslamda çok eşliliği ANLAMIYORSUNUZ..Daha doğrusu anlamak istemiyorsunuz.
İşinize geldiği gibi yorumluyorsunuz..

hakikaten bir tek siz işinize geldiği gibi yorumlamıyorsunuz.islamı öyle uyguluyorsunuz ama yüzünüze vurulunca hayır yok öyle bir şey diyorsunuz.

bütün islam alemine bakarak şunu söylüyorum...

ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

sevgiler..

islamic_manifesto
18.11.2006, 19:08
bütün islam alemine bakarak şunu söylüyorum...

ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Hah keşke bunu yapabilsen..
Yok nerede..
Türkiyede nekadar müslüman var?
Kaçı çok eşli ?
Kaçı? ben bizim çevrede bir iki tyane biliyorum hepsi o..
yani işine geldiği gibi yorumlayan sensin sanki.
Dünya müslümanlarınının ekserisi tek eşli..ama kimin umrunda..
İslama sövüp saymak için bir bahane..aha islamda çok eşlilik var..
siz yazıp siz inanıyorsunuz hepsi bu..

hüseyincem
18.11.2006, 19:17
Hah keşke bunu yapabilsen..
Yok nerede..
Türkiyede nekadar müslüman var?
Kaçı çok eşli ?
Kaçı? ben bizim çevrede bir iki tyane biliyorum hepsi o..
yani işine geldiği gibi yorumlayan sensin sanki.
Dünya müslümanlarınının ekserisi çok eşli..ama kimin umrunda..
İslama sövüp saymak için bir bahane..aha islamda çok eşlilik var..
siz yazıp siz inanıyorsunuz hepsi bu..

arkadaşım bu kadar kederlenmene gerek yok.eğer çok eşli olmak istiyorsan islami kurallarla yönetilen bir ülkeye iltica et.bahane de hazır.t.c. de müslümanlara eziyet ediliyor.çok eşlilike izin verilmiyor...

islamic_manifesto
18.11.2006, 20:19
Ne olmuş ?:)
Çok eşili olamak mı kötü :)
Fuhuş ve ZİNA içinde yaşamak mı?
Ayrıca çok eşlilik dinin tanıdığı bir genişklik ise o dine göre analiz edilir..
Elinden içki kadehi düşmeyenler burada çok eşliliği eleştiriyor..komik..
Gerek yok buna..
Ben ateistim deyip sıyrılın zaten herkez sizin için bir..
Ne gerek nikaha ne gerek aileye...Moskovalı yoldaşlar öyle yapmamışmıydı..
Bu devirde nikahda nesi biz aydın insanlarız birlikde yaşayabiliriz..:)

güldeniz
18.11.2006, 20:59
Öncelikle herkese iyi günler.Arkadaşım görüşlerine tamamen saygılıyım,bence çok doğru sözler.Diğer 2 arkadaşa da şunu söylemek istiyroum.Siz bence kendi işinize bakın.İslama ve kur'an ada çok laf atmayın,aman ha toplumda ağzınızdan fln kaçarsa böyle sözler yüzünden yobazlardan dayak yersiniz.Kur'an da hiç bir ayet kadını tamamıyla aşşalağyın dövün demez.Eğer karınız evin huzurunu bozarsa hafifçe dövün diyor.Şimdi ben size bir şey sormak istiyorum.Siz kur'andakilerin aksine şöyle bir kadın istermisiniz?:
-Toplumda size(yani kocasına)saygı duymasın,
-Ev huzurunu bozsun
-Eve geldiğinizde size ters cvplar versin(düşünün 9-10 saat çalışmışsınız,ama o eve geldiğinizde sizin getirdiğiniz paranın yeterli olmdaığını söyledi ve sizi aşşağıladı)siz böyle bir durumda ne yaparsınız?
ferhat arkadaş iki arkadaşımızda kendi işine bakıp burda görüşlerini anlatıyor zaten çokda güzel anlatıyorlar .Yobazlardan dayak yemeleri için illahada bu yazıyı yazmaları gerekmiyor yobaz yobazlığını her yerde gösteriyor.Kuran kadını tamamiyle aşağılayın dövün demez :) hafifçe aşağılayın dövün der öylemi güldürme beni .Kadının saygısını kazanmakta erkeğe bağlıdır saygıyı hak etmeyen birine saygıyı anca zorla duyurabilirsinki buda aciz yobazlara has bir harekettir.Kuran o dönemde kadına hak tanımış olabilir ama o bölgede. Alevilikle alakası yoktur.dönemini düzeltmeye çalışmış:)kaldı ki kadınları bukadar soyutlayan,bastıran,söz hakkı tanımayan ,eğitmeyen ülkeler geri kalmaya mahkumdur ki hepimizi yetiştiren bir ana elleri öpülesi, (analarımız)

Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde
Hak’ın yarattığı her şey yerli yerinde
Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok
Noksanlıkla eksiklik senin görüşlerinden.
ne güzelde söylenmiş noksanlık senin görüşünde (anlayana)

İşcanbaba
18.11.2006, 23:05
Sn.Manifesto,
Alina Can orda YETİ yazmış ,sen yok diyorsun,
o ayetmi yok? yoksa ne?
siz yok deyince yok olmaz hiçbirşey.

bozo
18.11.2006, 23:20
Ne olmuş ?:)
Çok eşili olamak mı kötü :)
Fuhuş ve ZİNA içinde yaşamak mı?
Ayrıca çok eşlilik dinin tanıdığı bir genişklik ise o dine göre analiz edilir..
Elinden içki kadehi düşmeyenler burada çok eşliliği eleştiriyor..komik..
Gerek yok buna..
Ben ateistim deyip sıyrılın zaten herkez sizin için bir..
Ne gerek nikaha ne gerek aileye...Moskovalı yoldaşlar öyle yapmamışmıydı..
Bu devirde nikahda nesi biz aydın insanlarız birlikde yaşayabiliriz..:)

Kullandığın üsluba dikkat et burası islami forum sitesi değil.
Verecek cevap bulamayınca kişilere saldırabileceğin bir site de değil burası amacın fikir alışverişi ise edep ve erkan çerçevesinde yap bunu yok amacınfarklı ise bunu burada yapamayacağını bil.

Türkan
19.11.2006, 00:03
Ne olmuş ?:)
Çok eşili olamak mı kötü :)
Fuhuş ve ZİNA içinde yaşamak mı?
Ayrıca çok eşlilik dinin tanıdığı bir genişklik ise o dine göre analiz edilir..
Elinden içki kadehi düşmeyenler burada çok eşliliği eleştiriyor..komik..
Gerek yok buna..
Ben ateistim deyip sıyrılın zaten herkez sizin için bir..
Ne gerek nikaha ne gerek aileye...Moskovalı yoldaşlar öyle yapmamışmıydı..
Bu devirde nikahda nesi biz aydın insanlarız birlikde yaşayabiliriz..:)

hobbbaa , misafir var yine, Ne güzel ne güzel.Arı vız vız vız....:D

Not: Al hakaretlerini cebine sok!!!

Alina
19.11.2006, 00:29
Hah keşke bunu yapabilsen..
Yok nerede..
Türkiyede nekadar müslüman var?
Kaçı çok eşli ?
Kaçı? ben bizim çevrede bir iki tyane biliyorum hepsi o..
yani işine geldiği gibi yorumlayan sensin sanki.
Dünya müslümanlarınının ekserisi tek eşli..ama kimin umrunda..
İslama sövüp saymak için bir bahane..aha islamda çok eşlilik var..
siz yazıp siz inanıyorsunuz hepsi bu..


Türiyede çok eşli olmamasının sebebi şeriat ile yönetilmediğinden kaynaklanıyor.
Osmanlı padişahları ve saray eşrafının haremlerini ne çabuk unuttunuz.halkın içinde bile üçer,dörder eşleri vardı.Osmanlı şeriat ile yönetilmiyor muydu.Onlar bu eşlerini islama göre almıyorlar mıydı.

İslam sadece Türkiye de mi.Araplarda hala bu devam ediyor.Doğuya gitseniz
orda yine aynı şekilde 2-3 eşli aileler var.iktidarda bile bazı milletvekillerinin
2.bir eşlerinin ortaya çıktığını biliyoruz.

Biz Aleviliğin ve islamın kadına bakışını konuşuyoruz.Alevi inanç ve ritüellerinde
çok evliliğin görülmediğini söylüyoruz.

"Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır."(Nisa/3)


al işte ayet istiyordur.İslam çok evliliği teşvik ediyor.Al kanıtı burada.
islam kadını sosyal hayattan stabilize etmiştir.

Çok eşili olamak mı kötü
Fuhuş ve ZİNA içinde yaşamak mı

Burada kimsenin fuhuşu ve zinayı desteklediği yok.al işte kişinin fikri neyse zikride odur.Erkeğe bu hak veriliyorda peki kadına neden verilmiyor.Bunu hiç sorguladın mı.İslamda namus sadece kadınlara biçilen bir rol mü?
Peki siz böyle birşey yaşasanız nasıl düşünürsünüz ne hissedersiniz

Elinden içki kadehi düşmeyenler burada çok eşliliği eleştiriyor

insanlarının elinden içki kadehinin düşüp düşmediği sizin haddinize düşmedi.
Müslüman olupta alkol alan,zina yapan sabahta camiye koşanları görmedik mi.
Daha geçen İstanbulda bir kadına camide tecavüz edildiği tvde boy boy yer aldı.

Pirabdalmusa
19.11.2006, 02:14
Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın

Bu ayet Araba Tek Eş Al diyorrrrr.

Bunu anlamamak için gözlerini vede kulaklarını sıkıca bastırıp görmemek vede duyananaya çalışmaktır. Alevilik bu nedenle tek eşli der vede savunur.

Ayrıca nikaha almak sadece evlenmek olarak algılamıyor sahip çıkmak himaye etmerk içinde algılanıyor. Bu nedenle Peygamberin resmi dini nikahı ile sürülerce eşi vardı. Çünkü bu kadınları nijkahına almasaydı sahipsilikten herşey başına gelebilirdi.

insaf derim ben bu anlayışa biraz insaflı düşünün birazda iyi niyetli olun yahu.

Sizin derdiniz 4 eş alanla ise dürütsçe bunu yapabilen zihniyet sadece parası olandır. Hala günlük sevgili boşayan Tv lerde sürülerce örneği varken nikahla bari seksi meşrulaştıranlara neden öcü gibi baktığınızı da anlamış değilim.

Alina
19.11.2006, 02:55
hakkı ve haksızlığı kim belirleyecek sorarım size.Şimdi adam haremini kadınlarla doldurmuş.kadınlar eşlerini 2. ve 3. hatta 4. kişilerle paylaşmaktan memnun olduklarını mı söylemişler.çok evlilik yapanlar ne kadar hakkı ve adeleti uyguladıkları şüpheli ya

Nikaha almak evlenmek değilse otoritesi var zaten bu kişilerin nikah dışıda bu kadınları koruyabilirler.üstelik evlenmek değildir demeyin herbirisin 20-30 kadar çocuğu var.herhalde bunları tek kadından yapmadılar.

Hala günlük sevgili boşayan Tv lerde sürülerce örneği varken nikahla bari seksi meşrulaştıranlara neden öcü gibi baktığınızı da anlamış değilim.


biz ne diyoruz siz ne diyorsunuz.Tvde yaşananlar toplumun yaşadıkları değildir.Ne farkı varki hem dediğinizden seksi meşrulaştırıp aldığını alıp
gidip boşanıyor.seksi meşrulaştırmak için imam nikahı yapılıyor onuda biliyorsunuz.
kimse şimdi burada bunu savundu mu?

hüseyincem
19.11.2006, 03:32
sayın pirabdalmusa...

Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın

Sizin derdiniz 4 eş alanla ise dürütsçe bunu yapabilen zihniyet sadece parası olandır.

yani islam kadınların alınma sayısını paraya göremi ayarlıyor.eğer bu ise islamın bir yönünü daha öğrendik.neyseki aleviyiz...

Bu ayet Araba Tek Eş Al diyorrrrr.

siz burada türklükten mi yırtıyorsunuz,yoksa parasızlıktan mı?

Ayrıca nikaha almak sadece evlenmek olarak algılamıyor sahip çıkmak himaye etmerk içinde algılanıyor. Bu nedenle Peygamberin resmi dini nikahı ile sürülerce eşi vardı. Çünkü bu kadınları nijkahına almasaydı sahipsilikten herşey başına gelebilirdi.

inanın burada bir şey önerecektim.ama yazacağım şeyleri kendime yakıştırmadığım için susuyorum....

Hala günlük sevgili boşayan Tv lerde sürülerce örneği varken nikahla bari seksi meşrulaştıranlara neden öcü gibi baktığınızı da anlamış değilim.

işte son nokta.seks meşru olsun diye nikah kıyılıyor..aile kurulsun,müşterek bir hayat yaşansız,acısıyla tatlısıyla bir ömür dostu için,hayırlı evlatlar için değil,seks için...

açık sözlülüğünüz için teşekkürler.ayrıca tvlerdeki örneklemeler için,kötü örneğin örnek olmadığını ve alevi toplumunun bu yozlaşmaya dersim başta olmak üzere nasıl tepki koyduğunu araştırmanız dileğiyle...

sevgiler...

İşcanbaba
19.11.2006, 10:25
Bu ayet Araba Tek Eş Al diyorrrrr.

Bunu anlamamak için gözlerini vede kulaklarını sıkıca bastırıp görmemek vede duyananaya çalışmaktır. Alevilik bu nedenle tek eşli der vede savunur.

Ayrıca nikaha almak sadece evlenmek olarak algılamıyor sahip çıkmak himaye etmerk içinde algılanıyor. Bu nedenle Peygamberin resmi dini nikahı ile sürülerce eşi vardı. Çünkü bu kadınları nijkahına almasaydı sahipsilikten herşey başına gelebilirdi.

insaf derim ben bu anlayışa biraz insaflı düşünün birazda iyi niyetli olun yahu.

Sizin derdiniz 4 eş alanla ise dürütsçe bunu yapabilen zihniyet sadece parası olandır. Hala günlük sevgili boşayan Tv lerde sürülerce örneği varken nikahla bari seksi meşrulaştıranlara neden öcü gibi baktığınızı da anlamış değilim.
Sayın Pirabdamusa,
Cidden sen nesin,Alevi misin,bu tip söylemide sevmem amma ,başka çare kalmadı, neyin peşindesin,
Sana bir kaç kez teklifde de bulundum,Snein şu meşhur ALEVİ İSLAM tezini bir başlık açta tartışalım,akla zaralar verecek şkile sokuyorsun ALEVİLİĞİ,
araba tembilerde sana serbestmi, Aleviye ne diyor,
Peki Peygamber,İlk Eşi Hatice sağ iken niye başka kadınları KORUMAK (nasıl koruma ise)için Resmi !!! dini nikahına almıyorda, eşi ölünce hemen AYŞA den başlayarak,23 Kadını ve Cariyeleri Korumaya alıyor,
Ne demişler YARM HOCA DİNDEN,YARIM DOKTOR CANDAN EDER diye ,dini nikahıda RESMİ yaptınya sana helal olsun,
Çok evliliği Zengin yapnca DÜRÜSTCE oluyor,Fakir yapınca KAHPECE,KALLEŞCE mi oluyor,
Yani kadına eşit davranmak,hepsine Para vermeklemi oluyor, sahi sen KAÇ EVLİSİN, araba tek eş öneriyorya, sen ARAAPDA değilsin,
Tv ile başlayan cümle ise tam bir fiyasko yazaçak kelime yok ,ben bulamadım can.

EYVALLAH
19.11.2006, 16:41
sevgili canlar kur'an-ı kerim öyle mükemmeldirki yaklaşık 1500 yıldır insanlara hitap edebiliyor. o nu eleştrir gözle bakarsak çok hata yaparız. şimdi hayalen 1400 yıl önceye gidelim arapların ve insanların kadına değer vermediği, çok evlilik yaptığı devirlere. erkeklerin savaşta öldüğü kadınların dul ve açıkta kaldığı zamanlara, kadın sığınma evlerinin olmadığı ve kadınların çalışacağı işlerin az olduğu zamanlara gidelim ve bakalım. şimdi kur'an direk onlara bitane evlen dememiştir, birsürü köle edinenlere birden köleliği yasak etmemiş ve su gibi şarap içenlere birden şarabı haram etmemiştir. ama kademe kademe öyle ayetler gelmiştirki erkekleri 1 eşle evlenmeye mecbur etmiş, köleliği bitirmiş, içkiye son vermiştir. miras meselesinde medeni kanunlar anneye hak vermezken islamiyet annelere de mirastan pay vermektedir.

hüseyincem
19.11.2006, 17:37
sevgili canlar kur'an-ı kerim öyle mükemmeldirki yaklaşık 1500 yıldır insanlara hitap edebiliyor. o nu eleştrir gözle bakarsak çok hata yaparız.

bu nedemek şimdi sevgili eyvallah.körü körüne inanalım mı.ben her şeye eleştirmeden bakmadım,hiç bir zaman koyun olmadım.eğer kuran eleştrel bir gözle bakılmadan incelenmesi gereken bir kitapsa,sizin ruh halinizi anlamak o kadar bait oluyor ki..

şimdi hayalen 1400 yıl önceye gidelim arapların ve insanların kadına değer vermediği, çok evlilik yaptığı devirlere. erkeklerin savaşta öldüğü kadınların dul ve açıkta kaldığı zamanlara, kadın sığınma evlerinin olmadığı ve kadınların çalışacağı işlerin az olduğu zamanlara gidelim ve bakalım

o zaman kuran sadece araplara inmiş.çünkü aynı devirlerde hala anaerkil yaşayan toplumlar var.kadına az değer veren arap zihniyeti sayesinde eskiden kadına değer veren toplumlar,islamla yaygınlaşan arap kültürüyle kadına değer vermemeye başlamışlar.islam o zaman bir devrim değil,karşı devrim yapmış...

şimdi kur'an direk onlara bitane evlen dememiştir, birsürü köle edinenlere birden köleliği yasak etmemiş ve su gibi şarap içenlere birden şarabı haram etmemiştir. ama kademe kademe öyle ayetler gelmiştirki erkekleri 1 eşle evlenmeye mecbur etmiş, köleliği bitirmiş, içkiye son vermiştir. miras meselesinde medeni kanunlar anneye hak vermezken islamiyet annelere de mirastan pay vermektedir.

o zaman kuranın tek eşliliği savunan ayetini,köleliği yasaklayan ayetini,buraya aktarırsan bizde öğreniriz.içkiye 1000 senedir bu topraklarda olan islamın gücü yetmemiş anlaşılan.aynı şey iran içinde geçerli,islam içkiyi yasaklamış ama hiç bir zaman yok edememiş.

bu gün içki yüzünden insanlığa gelen zarar,dinler yüzünden gelen zarardan çok daha azdır.

sevgiler..

Bulent74ankara
19.11.2006, 17:37
Sevgili Eyvallah

Sevgilerim sunarım. Kuran'ı biliyorsan, gel seninle ayetleri tartışalım. Hodri meydan diyorum. Tamam Kuran'ın en mükemmel olduğu söylüyorsun. Bana ayet gösterirsen sevinirim. Yani yazarken belgeli yaz diyorum. Birde defa olsun belgeli yaz Sevgili Eyvallah. Bana Kuran'ın mükemmel olduğunu ayetleri ortaya koyarak kanıtla!

En mükemmel Kuran dediğin; Kadını kapatmakla, mirastan; kadına bir, erkeğe iki vermekle, kadına dövme emri vermekle,Nisa Süresi 34 ayete bakınız. Kadını toplumdan soyutlamakla, zina ve hırsızlık yapanı taşlayarak recm, yada kırbaçlayarak cezalandırmakla, hırsızın elini kesmekle kısasa kısas uygulamakla, erkeğe dört kadın sunmakla, kafir mümin ayrımı yapmakla, dinden döneni öldürmekle, ve Fitne kalmayıp yalnız Alllah'ın dini kalıncaya değin kafirlerle savaşın K./193, 8/39 demekle bu katı kurallar Anadolu Aleviliğiyle ne oranda bağdaşır?

Mükemmelliğe gelince, bu nasıl mükemmellik: Kadın dövme var, kölelik var. Huri-Gılman var. Kadını tarla olarak görüp dilediği gibi girmek var. Geçici nikah kıymak var (Muta nikahı) Güzelliği hoşuna giden bir kadın için eş boşamak var. Hulle yapmak var. Zina yapanı taşlayarak öldürmek var. Mirasta kadına yarım, erkeğe tam var. Tanıklıkta iki kadın, bir erkek yerini tutar. Kadını erkekten aşağı görme var. Farklı inançtakileri aşağılama var. Hatta imana davet var. İmana gelmediği taktirde öldürmek de var. Dinini değiştireni öldürmek var. Daha neler neler.

Bütün bunlar günümüz hukukuna, İnsan Hakları Evrensel Bildirisine uymayan kurallardır. İnsanların yaptığı sözleşmelerdeki kurallar, kutsal kitaplardaki kurallardan daha insancıl ve daha akılcı kurallardır. Nasıl olur da insanların koyduğu kurallar Tanrının koyduğu kurallardan daha iyi ve gerçekçi olur. Bu durum düşündürücü değil mi? Gerçekten merak ediyorum, bu insanlar ne zaman düşünerek gerçeği araştıracak?

EYVALLAH
19.11.2006, 17:50
bu nedemek şimdi sevgili eyvallah.körü körüne inanalım mı.ben her şeye eleştirmeden bakmadım,hiç bir zaman koyun olmadım.eğer kuran eleştrel bir gözle bakılmadan incelenmesi gereken bir kitapsa,sizin ruh halinizi anlamak o kadar bait oluyor ki..
..

burdaki eleştriden kasdım yıkıcı olmak. genelleme subjektif,yıkıcı eleştiri.
kimse ayet yazıpta bu yanlış demiyor. uzaktan kur'an şöyle, böyle diye ahkam kesiyor. uzaktan yıldızada baksan yıldız böceği gibi görünür


o zaman kuran sadece araplara inmiş.çünkü aynı devirlerde hala anaerkil yaşayan toplumlar var.kadına az değer veren arap zihniyeti sayesinde eskiden kadına değer veren toplumlar,islamla yaygınlaşan arap kültürüyle kadına değer vermemeye başlamışlar.islam o zaman bir devrim değil,karşı devrim yapmış...

..
elbette ilk araplara inmiş, çünkü enbozuk toplumda, yani ençok ihtiyaç noktasında başlar. yani işe bataklığı kurutmaktan başlanır.
kadına eskiden değer veren toplumlarda çok az tarihi biraz inceleyen bilir. hatta avrupada dahada berbat. hatta şu anda bile birçok toplumda yine kadın layık olduğu değeri bulamıyor. birde eleştri yapılacaksa insanlara bakılıp islamiyet şöyle böyle denmez. islamiyette bir problem buluyorsan o nun kitabına bak yanlış bişey varsa oradan bul. bulamıyacaksın ve yorgun düşeceksin.
üçüncü olarak neyapalımki nerde gariban ezilmiş insanlar, köleler varsa hep onlar müslüman olmuştur. onlarda genel itibarıyla fazla düzelememişler ama bunu islamiyet yaptı diye suç atılmaz, çünkü onlar mükemmelken o hale düşmedi.

o zaman kuranın tek eşliliği savunan ayetini,köleliği yasaklayan ayetini,buraya aktarırsan bizde öğreniriz...

Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın. (eş hakkında)

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir

Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkan bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.

Sadakalar (zekatlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

daha verecektim ama çokfazla oluyor bukadar kafi

Sevgili Eyvallah

Sevgilerim sunarım. Kuran'ı biliyorsan, gel seninle ayetleri tartışalım. Hodri meydan diyorum. Tamam Kuran'ın en mükemmel olduğu söylüyorsun. Bana ayet gösterirsen sevinirim. Yani yazarken belgeli yaz diyorum. Birde defa olsun belgeli yaz Eyvallah. Bana Kuran'ın mükemmel olduğunu kanıtla!

En mükemmel Kuran dediğin; Kadını kapatmakla, mirastan; kadına bir, erkeğe iki vermekle, kadına dövme emri vermekle,Nisa Süresi 34 ayete bakınız. Kadını toplumdan soyutlamakla, zina ve hırsızlık yapanı taşlayarak recm, yada kırbaçlayarak cezalandırmakla, hırsızın elini kesmekle kısasa kısas uygulamakla, erkeğe dört kadın sunmakla, kafir mümin ayrımı yapmakla, dinden döneni öldürmekle, ve Fitne kalmayıp yalnız Alllah'ın dini kalıncaya değin kafirlerle savaşın K./193, 8/39 demekle bu katı kurallar Anadolu Aleviliğiyle ne oranda bağdaşır?

ben sana hep ısbatlı yazıyorum. kur'ana çok kızgın gibisin. önce objektif bakmaya çalış. bir sürü saçmalığa var da var demişsin. arkadaşım bunlar insanların hataları kur'ana mal etme. insanlara okumayı öğretmedik böyle sürekli sizingibi dışardan kötülüyenler insanların gözünde kur'anı okumamaya yönelti ve ortaya birsürü cani katil çıktı. ben sana kur'anı mucizeliğini yazı dizilerinde ısbatladım. eğer senin yanlış bulduğu ayet varsa konuşalım buyur ama nazikce fikir alış verişi olarak. kırıcı önyargılı değil

Mükemmelliğe gelince, bu nasıl mükemmellik: Kadın dövme var, kölelik var. Huri-Gılman var. Kadını tarla olarak görüp dilediği gibi girmek var. Geçici nikah kıymak var (Muta nikahı) Güzelliği hoşuna giden bir kadın için eş boşamak var. Hulle yapmak var. Zina yapanı taşlayarak öldürmek var. Mirasta kadına yarım, erkeğe tam var. Tanıklıkta iki kadın, bir erkek yerini tutar. Kadını erkekten aşağı görme var. Farklı inançtakileri aşağılama var. Hatta imana davet var. İmana gelmediği taktirde öldürmek de var. Dinini değiştireni öldürmek var. Daha neler neler.

Bütün bunlar günümüz hukukuna, İnsan Hakları Evrensel Bildirisine uymayan kurallardır. İnsanların yaptığı sözleşmelerdeki kurallar, kutsal kitaplardaki kurallardan daha insancıl ve daha akılcı kurallardır. Nasıl olur da insanların koyduğu kurallar Tanrının koyduğu kurallardan daha iyi ve gerçekçi olur. Bu durum düşündürücü değil mi? Gerçekten merak ediyorum, bu insanlar ne zaman düşünerek gerçeği araştıracak?

ben sana hep ısbatlı yazıyorum. kur'ana çok kızgın gibisin. önce objektif bakmaya çalış. bir sürü saçmalığa var da var demişsin. arkadaşım bunlar insanların hataları kur'ana mal etme. insanlara okumayı öğretmedik böyle sürekli sizingibi dışardan kötülüyenler insanların gözünde kur'anı okumamaya yönelti ve ortaya birsürü cani katil çıktı. ben sana kur'anı mucizeliğini yazı dizilerinde ısbatladım. eğer senin yanlış bulduğu ayet varsa konuşalım buyur ama nazikce fikir alış verişi olarak. kırıcı önyargılı değil

güldeniz
19.11.2006, 18:32
sevgili canlar kur'an-ı kerim öyle mükemmeldirki yaklaşık 1500 yıldır insanlara hitap edebiliyor. o nu eleştrir gözle bakarsak çok hata yaparız. şimdi hayalen 1400 yıl önceye gidelim arapların ve insanların kadına değer vermediği, çok evlilik yaptığı devirlere. erkeklerin savaşta öldüğü kadınların dul ve açıkta kaldığı zamanlara, kadın sığınma evlerinin olmadığı ve kadınların çalışacağı işlerin az olduğu zamanlara gidelim ve bakalım. şimdi kur'an direk onlara bitane evlen dememiştir, birsürü köle edinenlere birden köleliği yasak etmemiş ve su gibi şarap içenlere birden şarabı haram etmemiştir. ama kademe kademe öyle ayetler gelmiştirki erkekleri 1 eşle evlenmeye mecbur etmiş, köleliği bitirmiş, içkiye son vermiştir. miras meselesinde medeni kanunlar anneye hak vermezken islamiyet annelere de mirastan pay vermektedir.
sevgili can dediğin gibi Kuran-ı kerim 1400 yıl öncesine hitap ediyordu yani o devrin insanlarını kademe kademe indirilen ayetlerle birazda olsa medeniyet seviyesine yaklaştırmaya çalışıyordu bu devre hitap etmiyor.Bu seviyeye gelmiş bir topluma etmiyor(yada bazılarına hala ediyor) çünkü insanlar araştırıyor ,irdeliyor ,körü körüne bağlanmıyor.Artık insanlar cehaletten kurtuluyor (yavaşta olsa):)

hüseyincem
19.11.2006, 18:49
burdaki eleştriden kasdım yıkıcı olmak. genelleme subjektif,yıkıcı eleştiri.
kimse ayet yazıpta bu yanlış demiyor. uzaktan kur'an şöyle, böyle diye ahkam kesiyor. uzaktan yıldızada baksan yıldız böceği gibi görünür

merak etme bana kuran olması gerektiği gibi gözüküyor.ama kimileride mikrop gibi küçük şeylere şartlanma mikroskopuyla bakıp canavar gibi görüyor.umarım sen onlardan değilsin,ne uzaktan bak ne çok yakından.zaten bahsettiğimiz şeyde bu bakılması gereken mesafden bakabilmek...

elbette ilk araplara inmiş, çünkü enbozuk toplumda, yani ençok ihtiyaç noktasında başlar. yani işe bataklığı kurutmaktan başlanır.
kadına eskiden değer veren toplumlarda çok az tarihi biraz inceleyen bilir. hatta avrupada dahada berbat. hatta şu anda bile birçok toplumda yine kadın layık olduğu değeri bulamıyor. birde eleştri yapılacaksa insanlara bakılıp islamiyet şöyle böyle denmez. islamiyette bir problem buluyorsan o nun kitabına bak yanlış bişey varsa oradan bul. bulamıyacaksın ve yorgun düşeceksin.
üçüncü olarak neyapalımki nerde gariban ezilmiş insanlar, köleler varsa hep onlar müslüman olmuştur. onlarda genel itibarıyla fazla düzelememişler ama bunu islamiyet yaptı diye suç atılmaz, çünkü onlar mükemmelken o hale düşmedi

sevgili eyvallah madem araplara indi o zaman sen niye bu kitabı üzerine alınıyorsun.senin de bahsettiğin gibi eğer araplar yozsa sen de mi yozsun.sen neden peşinden gidiyorsun bu kitabın yada dinin??

kadın konusunda o zamanlar toplumların çoğunun anaerkil olduğu(buna anadoluda yaşayan halklar ve türkler en basit örneklerdir)göreceksin.tek tanrılı dinlerin geldiği yer bozulmuş olduğunu göreceksin.avrupa bizim için referans değildir o zaman için,o devirdeki en uygar toplumdur referansımız...

islamiyet hakkındaki ayetleride burada bu forumda çokça yazdık.tekrarlamayı mantıklı bulmuyorum.araştırır o sayfada gerekli cevabı verirsin.en basitinden bülent abinin yazılarına bakabilirsin.

Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın. (eş hakkında)

iyide kadın neden haksızlık yapmaktan korkmadığı zaman daha fazla eş alamıyor.sanırım sizin zihninizdeki kadın o kadar düşük değerdeki,meta olarak kullanılması size normal geliyor.ne bu evcil hayvanmı besleyemezsen eve fazla alma gibi ima etmek???kaldıki zaten çok eşlilik yasak olmadığı burada açık ve net...

yav yukarıda verdiğin ayetlerin hangisinde çok eşlilik yasaklanmış vede kölelik yasaklanmış bana bir göster.bırakın saptırmaları ve imaları kesin deliller gösterin.daha veda hutbesinde "efendisine kölelik yapmayan köle,iyi köle değildir." diyen bir peygamberin dini mi yasaklıyor bunları?*?

araştır eyvallah araştır...

"insanların önyargılarını kırmak,atamu parçalamaktan dah zordur."

albert einstain..

sevgiler..

EYVALLAH
19.11.2006, 18:52
sevgili can dediğin gibi Kuran-ı kerim 1400 yıl öncesine hitap ediyordu yani o devrin insanlarını kademe kademe indirilen ayetlerle birazda olsa medeniyet seviyesine yaklaştırmaya çalışıyordu bu devre hitap etmiyor.Bu seviyeye gelmiş bir topluma etmiyor(yada bazılarına hala ediyor) çünkü insanlar araştırıyor ,irdeliyor ,körü körüne bağlanmıyor.Artık insanlar cehaletten kurtuluyor (yavaşta olsa):)

yanlış düşünüyorsun can kur'an hala ilk günkü gibi gençliğini koruyor. işte hodri meydan varsa gerici bulduğun kısım buyur yaz

merak etme bana kuran olması gerektiği gibi gözüküyor.ama kimileride mikrop gibi küçük şeylere şartlanma mikroskopuyla bakıp canavar gibi görüyor.umarım sen onlardan değilsin,ne uzaktan bak ne çok yakından.zaten bahsettiğimiz şeyde bu bakılması gereken mesafden bakabilmek...



.
sen bakmıyorsun ki can. bakma bakalım nereye kadar :)



sevgili eyvallah madem araplara indi o zaman sen niye bu kitabı üzerine alınıyorsun.senin de bahsettiğin gibi eğer araplar yozsa sen de mi yozsun.sen neden peşinden gidiyorsun bu kitabın yada dinin??

..

yazıları hiç okumuyorsun galiba açıkladım ilk arap topraklarına geldi çünkü bataklığı kurutmaktan başladı bu demek değilki bizim ihtiyacımız yok.
hem Allahın kulu yanlız araplarmı elbette bütün kullarıyla konuşacak.
biz arap değilizde ölümü öldürdükmü? kabir kapısını kapadıkmı? hatasızmıyız?

Türkan
19.11.2006, 19:01
Konu : Alevilik ve İslamın Kadına Bakışı

Tartışılan Konu : Kuran Bu devre hitap ediyor mu ? :S

Konu dağılmış . Bi hatırlatayım dedim .

Dipnot: Aysel Gürel ne kadar gençse, Kuranda o kadar gençtir...

hüseyincem
19.11.2006, 19:03
sen bakmıyorsun ki can. bakma bakalım nereye kadar

ben mi bakmıyorum sevgili eyvallah?sanırım yanlışın var.ikimizde bakıyoruz ama ben görüyorum sen değil...

yazıları hiç okumuyorsun galiba açıkladım ilk arap topraklarına geldi çünkü bataklığı kurutmaktan başladı bu demek değilki bizim ihtiyacımız yok.
hem Allahın kulu yanlız araplarmı elbette bütün kullarıyla konuşacak.
biz arap değilizde ölümü öldürdükmü? kabir kapısını kapadıkmı? hatasızmıyız?

yazdığın şey açık eyvallah...

elbette ilk araplara inmiş, çünkü enbozuk toplumda, yani ençok ihtiyaç noktasında başlar. yani işe bataklığı kurutmaktan başlanır.

burada sen anlatamadıysan benim sorunum değil.peki senin ihtiyacın neden kaynaklanıyor??çok eş istediğinden mi.yoksa cennetteki huriler içinmi?hakikaten merak ediyorum,cennette vaad edilenler olmasa kaç kişi müslüman olurdu??

ölüm kosununa gelince;

"ölür ise ten ölür,canlar ölesi değil" diyen yunus emreye katılıyor,devriyeyi okuyarak benim düşüncelerimi anlayacağını umuyorum...

sevgiler..

EYVALLAH
19.11.2006, 19:04
iyide kadın neden haksızlık yapmaktan korkmadığı zaman daha fazla eş alamıyor.sanırım sizin zihninizdeki kadın o kadar düşük değerdeki,meta olarak kullanılması size normal geliyor.ne bu evcil hayvanmı besleyemezsen eve fazla alma gibi ima etmek???kaldıki zaten çok eşlilik yasak olmadığı burada açık ve net...

yav yukarıda verdiğin ayetlerin hangisinde çok eşlilik yasaklanmış vede kölelik yasaklanmış bana bir göster.bırakın saptırmaları ve imaları kesin deliller gösterin.daha veda hutbesinde "efendisine kölelik yapmayan köle,iyi köle değildir." diyen bir peygamberin dini mi yasaklıyor bunları?*?

araştır eyvallah araştır...

"insanların önyargılarını kırmak,atamu parçalamaktan dah zordur."

albert einstain..

sevgiler..

yaaa çok aşırı ön yargılısın sana yazmak bile hata ama burdaki yazıyı bütün canlar gördüğü için cevap yazmak lazım.
1. kölelerle dolmuş ortalığı 20 nin üstünde ayetle hep azat ettiriyor. ve kısa bir süre sonra köle kalmıyor.
2.kur'anın hedefi erkeği çok evlendirmek değilki dikkat etsen anlıyacaksınki yerleşmiş olan çok eşliliği mükemmel tekniklerle bitiriyor.
kadınlar çok erkek almış olsaydı (nasıl olacaksa artık senin mantığına göre :) ) onlara da böyle ayet gelirdi.

ben mi bakmıyorum sevgili eyvallah?sanırım yanlışın var.ikimizde bakıyoruz ama ben görüyorum sen değil...

..

hani neye baktın uzun süredir senle fikir alış verişi yapıyoruz birtane ne ayet veriyosun eleştiriyorsun nede hadis. uzaktan bu böyle de şu şöylede falan filan... nerde objektiflik



peki senin ihtiyacın neden kaynaklanıyor??çok eş istediğinden mi.yoksa cennetteki huriler içinmi?hakikaten merak ediyorum,cennette vaad edilenler olmasa kaç kişi müslüman olurdu??


Benim ihtiyacım sınırsız galiba sen çok kutretlisin. attığımız adımdan vücudumuzdaki hücrelerin kontrolünden bile aciziz. konuşuyoruz diyaframdan haberimiz yok, yemek yiyoruz hücrelerin , enzimlerin hareketinde gücümüz yok.
geleceğimiz karanlık, yakınlarımız gidiyor birer birer, bu yaralarımızı ancak mutlak kutret sarabilir.
emin ol sadece menfaatini düşünen müslüman olamaz, öyle olsa dünya menfaati elinin altında hazır olduğu için galip çalar. bence inanmıyan insanlar menfaatini düşünüyor.

güldeniz
19.11.2006, 19:21
kadınlar çok erkek almış olsaydı (nasıl olacaksa artık senin mantığına göre ) onlara da böyle ayet gelirdi.

demişsin hüseyincem arkadaşa sevgili eyvellah can senin mantığın erkeğin çok eş almasına yatıyorda niye kadının almasına yatmıyor :)
artı bana ayet gösterin demişsin sayfayı baştan bi oku istersen verilen ayetler günümüze mi hitap ediyor :)lütfen

EYVALLAH
19.11.2006, 19:27
kadınlar çok erkek almış olsaydı (nasıl olacaksa artık senin mantığına göre ) onlara da böyle ayet gelirdi.

demişsin hüseyincem arkadaşa sevgili eyvellah can senin mantığın erkeğin çok eş almasına yatıyorda niye kadının almasına yatmıyor :)
artı bana ayet gösterin demişsin sayfayı baştan bi oku istersen verilen ayetler günümüze mi hitap ediyor :)lütfen
yazıya dikkat etsen göreceksinki kur'an çok evliliğe alışmış erkekleri tek eşliliğe mecbur ediyor. yani benim aklılma erkeğinde çok eş alması yatmıyor.
yukarıdaki ayetleri okudum evet ayet verbakim hangi ayet günümüze bakmıyor.

güldeniz
19.11.2006, 19:55
ayetleri okuyup hala günümüze uygundur bana ayet göster diyorsan sana artık hiç bir şey diyemiyeceğim ferhat arkadaş ilk sayfadan itibaren ayetler verilmiş birdaha yazıp yer kaplamama hiç gerek yok sen okudum diyor ve uyuyor diyorsun ben daha ne diyeyim buda senin görüşün saygı duyarım .

Bulent74ankara
19.11.2006, 20:11
Sevgili Eyvallah

Sevgiler sunarım. Sana İnglizce yazmıyorum, Türkçe yazıyorum. Kuran hakkında ki düşüncelerini belgeli (Ayet) göstererek yaz diyorum. Bir defa olsun belgeli yaz Sevgili Eyvallah. Kuran'ın en mükemmel olduğunu ileri sürüyorsun, bana Kuran'ın mükemmel olduğunu ayetleri ortaya koyarak kanıtlamanı istiyorum! Şunu bilmeni isterim Kuran'a kızgın değilim. Ben tüm dinlere saygı duyuyorum. Ben ayetleri ortaya koyarak yazıyorum. Ancak sizlerin düşüncelerine saygılı olduğu defalarca yazdım.

İşte Günümüz Hukuk Kurallarına ve Anadolu Alevi Kültürüne uymayan Ayetler:

1. Nisa 34 ayet: Sadakatsiz ve iffetsizliğinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın, bulundukları yerden başka yere gönderin, dövün."

2. Nur 2 ayet. Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz sopa vurun.

3. Maide 5/38. Erkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin.

4. Tevbe 9/29. Kitap verilenlerden, Allah'a, ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye (Kafa Parası) verene kadar savaşın.

5. Maide 5/33. Allah ve peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azab vardır.

6. Ayet: Kur. 4/3: “ Hoşunuza giden başka kadınlarla; iki, üç, dörde kadar evlenebilirsiniz...”

7. İşte ayet: Kur. 33/33: “Evlerinizde oturun, açılıp, saçılmayın...”

8. "Ey Muhammed Sana, kadınların aybaşı hali hakkında da sorarlar. De ki: O bir pisliktir. Aybaşı halinde iken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın" diye yazılı (Bakara ayet 222). Ve bundan dolayıdır ki güya Tanrı, Cennet'e girecek olan erkek kullarına, ebedı hayat arkadaşı olarak dünya kadınlarından değil fakat temiz, yani aybaşı adetinden olmamış cennet hurilerini vaad etmiştir. Bakın: Sahih-i Buharı Muhtasari Diyanet yaynlari cilt 9, sh 40, ayrıca bakın. Bakara suresi ayet 25.

9. Kur. 4/34: "Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler."

10. Tevbe / 28 Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir..

11. Tahrim /9. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran.

12. Muhammed / 4. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.

13. Nebe 33 ayet. Ve memeleri yeni sertleşmiş kızlar.

14. Nebe 22 ayet. Müminlere göz kırpan kara gözlü huriler de var ki.

15. Rahman Suresi 50 ayet.Beyaz tenli kara gözlü, otağlarda huriler.

Daha yazmadığım nice şiddet ayetleri var. Şimdilik bu kadar yazıyorum. Bu gösterdiğim ayetler hakkında; şuan kadar hiç bir can dost bir yorum yapmadı. Kendilerine bu ayetleri gösterdiğim zaman da beni cevapsız bıraktılar. Yada konuyu çarpırttılar. Ben cevap istiyorum. Ve Kuran'ın hikmetli olduğunu yazan "Pir Abdal Musa'da" hiç bir ayet göstermeden (Belge) Kuranın hikmetli olduğu ileri sürmekte. Ben belge istiyorum. Ayrıca Kuran'dan ayet göstereceğin yerine (Belge) tutuyorsun, Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi'nin Risale-i Nur'dan örnek veriyorsun. Ve böylece çok gülünç duruma düşüyorsun. Kuran'ın en mükemmel olduğunu yazıyorsun. Defalarca dedim ki, Bana Kuran'ın en mükememel olduğunu gösteren ayetleri kanıtla! İspatını Risale-i Nurdan değil, Kuran'da var olan ayetlerden yap! Ve sonra seninle Şiddet ayetlerini medenice tartışalım. Anadolu Alevi kültürüyle uyuyor mu bir bakalım.

Sevgilerle

islamic_manifesto
19.11.2006, 22:39
İçki gibi zararlı ve insanlık için hiçbir faydası olmayan bir musibeti dahi inançlarından söküp atamayanlar her ne hikmetse çok eşlilik ile kafayı epey yoruyorlar..
Çok eşliliğin bazı durumlarda kaçınılmaz olduğunu ve bu gibi durumlarda YüceAllah'ın inananlara izin verdiğini anlamak zor olmasa gerek..
KAÇ misal ile anlatmam lazım anlamadım..
Bir kadın düşünün bir kaza geçirmiş.. belki eli belki kolu kopmuş..Ev işini göremez ve çocuklarına bakamaz duruma gelmiş..
Şimdi erkek bu kadını boşamalı siz bunu diyorsunuz..boşasın kadın per perişan olsun..BUMU MANTIK..Bumu kadını korumak..İslam bu gibi durumlarda hayır onu boşamana gerek yok yeni bir hanımla evlenebilirsin ikisinin geçimini üstlenmek ve sızasını almak şartı ile diyor..
Bu kadar basit bir meseleyi ANLAMAMAK BÜYÜK MARİFET..
Bu işi şehvet için yapanlar var ise bu onların bileceği iş kişilerin avukatı değilim.

Alevilikde boşanma yokdur..Şimdi birde bunu konuşalım bakalım..
İki kişi düşünün evlenmişler kanlı bıçaklı olmuşlar ama aleviler boşanamıyorlar :)
Bu mu mantık..?

hüseyincem
19.11.2006, 22:59
İçki gibi zararlı ve insanlık için hiçbir faydası olmayan bir musibeti dahi inançlarından söküp atamayanlar her ne hikmetse çok eşlilik ile kafayı epey yoruyorlar..

her şeyin azı karar çoğu zarardır.nasıl şeker hastaları fazla şekerden rahatsızlanıyorlarsa ve bunu kullanmıyorlarsa,alkolden etkilenenlerinde kullanmasını hiç bir zaman savunmadık.çok eşlilik ise insanın insana hayvan muamelesi yapmasıdır.siz bir erkek olarak eşinizin sizin gibi 3 erkek daha almasını kabul edeiliyorsanız,o zaman bu konuda fazlakonuşmaya gerek yok...

Bir kadın düşünün bir kaza geçirmiş.. belki eli belki kolu kopmuş..Ev işini göremez ve çocuklarına bakamaz duruma gelmiş..
Şimdi erkek bu kadını boşamalı siz bunu diyorsunuz..boşasın kadın per perişan olsun..BUMU MANTIK..Bumu kadını korumak..İslam bu gibi durumlarda hayır onu boşamana gerek yok yeni bir hanımla evlenebilirsin ikisinin geçimini üstlenmek ve sızasını almak şartı ile diyor..

insanlar evlendiğinde seks kölesi değil yol arkadaşlığı için evlenirler.o yüzden koluda kopsa,yüzüde yansa yol arkadaşına ihanet edilmez,kaldıki sevgi bunun üzerinden gelir,tabi sizin amacınız farklı değilse...

Alevilikde boşanma yokdur..Şimdi birde bunu konuşalım bakalım..
İki kişi düşünün evlenmişler kanlı bıçaklı olmuşlar ama aleviler boşanamıyorlar
Bu mu mantık..?

alevilikte boşananlar düşkün sayılır.bu ne demektir,eşini iyi seç,ileride telafisi mümkün olmayan durumlara yol açma.o yüzden önlemi daha önceden alınmıştır kanlı bıçaklı olmanın.

sevgiler...

Naki
20.11.2006, 15:26
Kur'an da 4 kadın alın diye bir emir ben bilmiyorum..
Bilen var mı?
Kur'an çok eşliliği zaruretler halinde yasaklamamışdır..Emir yok,yasak da yok..
Neden mi..Çünkü bazı hallerde insanın bir başka kişi ile evlenmesi kaçınılmazdır.
Mesela savaşda eşi ölmüş bir kadını düşünün yaşı 40 45.. çoluk çocuğu var..
Şimdi bu insanı hanesine alıp çoluk çocuğunun maişetini sağlamak insanlığa ter mi? hasta çocuğu olmayan bir kadını düşünün bir kişi onu boşayarak hem onun hayatının mahvına sebep olmadan başka bir kadın ile evlilik gerçekleştirerek onun da maişetini geçimini temin ederek kötü yollara düşmesine engel olmak insanlığa ters mi..
İslamda çok eşliliği ANLAMIYORSUNUZ..Daha doğrusu anlamak istemiyorsunuz.
İşinize geldiği gibi yorumluyorsunuz..

Nisa 3(Diyanet çev)
"Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın.2 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. "

Sen okuduğunu mu anlamıyorsun, ben mi anlamıyorum, yoksa Diyanet mi Kuran'ı yanlış çeviriyor? Türkçe anlamıyorsan Arapçasını da yazabilirim.

Hangi eşi savaşta ölmüş 45 yaşındaki kadına maişet sağlamaktan söz ediyorsun sen?

Hangi kadının kötü yola düşmekten alıkonmasından söz ediyorsun?

Muhammed eş olarak aldığında Aişe kaç yaşındaydı?

Kaçıncı karısıydı?

Evlatlığı Zeyd'in karısını "göz zinası" gerekçesiyle nasıl kendi haremine aldığını da mı bilmiyorsun?

Şu "cariyelik" kurumunu nasıl izah edebilirsin?

Bunların yanıtını herkes bildiği için yazmıyorum.

Nasıl utanmadan çok eşliliği savunabiliyorsun?

Nasıl oluyor da açıkça "Ben kadını bir meta olarak görüyorum" demeye getiriyorsun.

Nasıl bu çağ dışı, insanlık dışı görüşleri böyle bir sitede dile getirebiliyorsun?

Bence "zararlı, musibet" olan sizin bu hastalıklı çağ dışı görüşleriniz.

Git ait olduğun şeriatçı sitelerde yaz bunları.

Bulent74ankara
20.11.2006, 16:24
Din Senin Ayağına Vurulmuş Tokmak
El ay'a gidiyor evrene bir bak!
Uyuttular seni uyan kardeşim.


Sayın İslamic_manifesto

Önce saygı sevgi sana. Demek "Kuran'da 4 kadın alın" diye bir emir bilmiyorsunuz. Eğilip baksana bir kere Kuran'ına! Siz benim yazılarımı takip ediyor musunuz? Öyleyse aşağıda ki ayetlere bir bakın ve öğrenmiş olursunuz.

Bu ayetler kadınlar için,

İşte ayet: Kur. 4/34: "Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler."

Aynı ayet: Kur. 4/3: “...hoşunuza giden başka kadınlarla; iki, üç, dörde kadar evlenebilirsiniz...”

Soru: 4’e kadar kadın almakla aklı başında hangi kadın üzerine kuma getirilmesini kabul edebilir?
Bu ilkel kural günümüz hukukuna ve de insanlığına yakıştırabiliyor musunuz?

Anadolu Aleviliğinde ana kural tek evliliktir. Birden fazla evlenen düşkün sayılır ve Ayin-i Cem’e alınmaz. Bu ayette dörte kadar kadınla evlenebilirsiniz demektedir. Bu ayet'te Anadolu Alevi kültürüne ters düşmektedir.

Şunu da biliyor muydunuz? Ali’nin oğlu Hasan böylece yüzü aşkın kadınla evlendiğini.
Bu nedenle kendisine Mutallaka Hasan (Boşayan Hasan) denildiğini. (Bkz. İhyau Ulumid-din. Bunu da öğrenmiş oldunuz.
Bakalım bu yazıma ne cevap vereceksiniz. Ayet ortada...

Alina
20.11.2006, 16:50
minareyi çalanın kılıfı hazır arkadaşlar.İslam kadını erkeğin şemsiyesi altına hapsetmiş.onunlada kalmamış erkeğe kadın üzerinde yaptırım hakkını vermiştir.

Bulent74ankara
20.11.2006, 17:34
Sayın İlhan Arsel'in Şeriat ve Kadın adlı eseri çok önemlidir. Okunması gereken önemli kaynaktır.

Sevgilerimle

islamic_manifesto
20.11.2006, 21:23
Muhammed eş olarak aldığında Aişe kaç yaşındaydı?
Naki polemiği seviyorsunuz anlaşılan..
Hangi eşi savaşta ölmüş 45 yaşındaki kadına maişet sağlamaktan söz ediyorsun sen?
Siz Hz.Peygamberin hayatı hakkında ne biliyorsunuz ki?
Hz.Aişe eşleri arasında kız olan tek hanımıdır.
25 yıl boyunca yani bütün gençliği boyunca tek bir eş ile evli kalmış.İbrahim dışındaki bütün çocukları da ilk eşi hz.haticaden olmuşdur.
ikinci eşi yan hz.hatica vefat ettikden bir süre sonra evlendiği kişi ilk müslümanlardan olan dul 55 yaşındaki hz.sevde idi..3.eşi hz.ömer'in kızı hz.hafsadır bedir savaşında kocası ölmüşdü..hz.ömer çok muzdarip olmuş iken bu duruma hz.peygamber onunla evlenmişdir.5.eşi zeynep bint-i huzeymedir ve peygamberimizle evlendiğinde 60 yaşında idi..6.eşi ümmü seleme yine dul ve birçok cocuğu olan bir hanımdı..yaşıda 50 nin üzerinde idi..7.eşi ümmü habibe ebu süfyanın kızıdır müslüman olmuş kocası ile habeşistana göç etmişdi kocası ölünce orada tek başına kalmışdı hz.peygamber ona izdivaç teklif etmiş ve kabul etmişdi..8. eşi hz.cüveyriye dir.Cüveyriye önce Musâfi b. Saffan’la evlenmiş, Musâfi, Müreysi Muharebesi’nde ölmüştü. Cüveyriye, Hz. Peygamber’e müracaat ederek hürriyete kavuşmayı talep etmiş, Resulullah da onun fidyesini bizzat kendisi vererek hürriyete kavuşturmuştur. Babası gelip kızını götürmek isteyince, o Müslüman olarak Medine’de kalmayı tercih etmiş, bilahare de Resulullah ile nikahı kıyılmıştır.9.eşi hz.Safiyyedir.Ailesi yahudilerin ileri gelenlerinden idi..Hayber savaşında kocası ve ailesi ölmüşlerdi.
Bu yüzden islamdan ve hz.peygamberden nefret ediyordu..Ama peygamberimiz izdivaç teklif etmiş ve kabul etmişdi..sonraları bu evliliğin yahudileri islama ısındırmada faydası olmuşdur.
10.eşi Mâriyetü’l-Kıbtiyye dir ki mısır hükümdarı Mukavkıs'in gönderdiği cariyedir.Önce islamı seçmiş sonra da peygamberimiz onu azad edip onunla evlenmişdir.İbrahimin annesidir.Bu evliliğinde siyasi sonuçları olmuşdur.Mısırlılar islama ısınmış ve bizans ile müslümanlar arasındaki savaşda tarafsız kalmışlardır.
11.eşi 12. Meymûne binti Hâris dir.peygamberimizin son evliliğidir.Peygamberimizin Amcası Hz.Abbasın baldızı idi..Hz.Abbas peygamberimizdan onunla evlenmesini istemişdi.Peygamberimizde bunu kabul etti.
13.eşi ZEYNEP bt. CAHŞ dır ki bu mesele sürekli çarpıtılır..
İlk olarak Zeyd ile evlenmişdir.Asil ve bilgili bir kimsedir.Ama aradaki seviye farkından dolayı evlilik kısa sürmüşdür.Bu boşanmadan sonra etrafda dedikodular yükselmeye başlamış münafıklar ileri geri konuşmuşdur.

Kur’ân-ı Kerîm bu evlilikle alâkalı şu malûmatı vermektedir: "Allah’ın nimet verdiği, senin de nimetlendirdiğin kimseye: ‘Eşini bırakma, Allah’tan sakın’, diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa asıl kendisinden korkulması gereken Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince, Biz, onu sana nikahladık ki, (bundan böyle) evlatlıkları, hanımlarıyla ilişkilerini kestikleri zaman, o kadınlarla evlenmek hususunda müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir." (33, Ahzâb:37).

İşte bu ayet aslında onun durumunu özetleyen bir durumdur.Hem Zeynep binti cahşın durumuna üzülüyor hemde elinden birşey gelmiyordu.
Hz.Peygamber Zeyd e hanımını yanında tut diye tavsiyelerde bulunuyordu.Ancak Zeyd de denk olmadıklarını biliyor ve boşanmak istiyordu.

Evet Zeynep’le evlenme çok ağır gelmişti. Ancak bunu reddetmek mümkün değildi. Çünkü bu evliliğin nikahı, bizzat Yüce Yaratıcı tarafından kıyılmış, buna melekler de şahitlik yapmışlardı.

Şu "cariyelik" kurumunu nasıl izah edebilirsin?
? zır cehalet mahsulü yazılar..Cariyelik kurumu islamın getirdiği birşey değil o islamdan öncede var..tıpkı kölelik gibi..islam ile veya hz.peygamberin hayatı ile nasıl ilişiklendirdin?
Nasıl utanmadan çok eşliliği savunabiliyorsun?
Siz tam cahilsiniz..Kusura bakmayın..
Yani kaç misal ile ÇOK EŞİLİLİĞİN ZARURİ OLDUĞU DURUMLARI ANLATMAM GEREK.
Ama yooo siz bir erkek ile bir kadın eli kanlı bıçaklı olsalar dahi boşanamazlar diyor ve buna inanıyorsunuz..Biz evlilik de boşanmada hakldır diyoruz abes oluyor çok komik

EYVALLAH
20.11.2006, 21:45
genel yazacam

islamic_manifesto
20.11.2006, 21:46
hüseyincem : çok eşlilik ise insanın insana hayvan muamelesi yapmasıdır.siz bir erkek olarak eşinizin sizin gibi 3 erkek daha almasını kabul edeiliyorsanız,o zaman bu konuda fazlakonuşmaya gerek yok...

Mantığın bu mu? hepsi bukadar mı? yahu bir kadının üç veya daha fazla kişi ile evlenmesi necedir veya erkeğin çok eşliliği ile denkmidir?
Kadın çocuk sahibi olsa kimden bu çocuk acaba? nasıl bilecek? hangisinin soyadını taşıyacak..hangisinin evinde kalacak? azıcık insaflı yazalım..
Ben sana orada basit bir misal verdim dedimki es kaza böyle bir kaza yaşasa ve eşi sakat yada kötürüm kalsa bu vatandaş ne yapsın? SEN VER CEVABINI?
Hadi bekliyorum..sakat ve bakıma muhtaç karısını boşasın mı..Yoksa ev işlerini kendi mi yapsın yoksa çocuklara da kendi mi baksın..YAHU BU ADAMIN EKİNCİ BİR EVLİLİK YAPMASI KADAR DOĞAL NE VAR?..Eski karısını da boşamadan onu da mağdur etmeden hareminde tutsa bu mu HAYVANCA MUAMELE????
AKIL yazıları azıcık akıl süzgecinden geçirelim bakın çok kolay olacak..
hüseyincem : insanlar evlendiğinde seks kölesi değil yol arkadaşlığı için evlenirler.o yüzden koluda kopsa,yüzüde yansa yol arkadaşına ihanet edilmez,kaldıki sevgi bunun üzerinden gelir,tabi sizin amacınız farklı değ
Kişi kendi nasılsa herkezi öyle bilirmiş.Seks köleliği nereden çıktı şimdi? Onlar pavyonlarda barlarda kardeş..
Koluda kopsa demek ihanet edilmez..İyi ev işlerini sen yaparsın artık çocuklara da yemek de yaparsın..birisi çalışıp eve getirir sanki..
Yahu bu nasıl mantık :) Yani evlen ama boşanamama..herkez evli kalmak için evlenir.Kimse ileride boşanmak için evlenmez..Ama hayat bu anlaşamıyorsun..Sanki olmayan birşeymiş gibi konuşuyorsun..Bu insanları evli kalmaya zorlamak aile faciasıdır o insanlara ZULÜMDÜR..
Ayrılsın daha uygun eşler bulsunlar nede olsa hayat tecrübesi aldılar..
alevilikte boşananlar düşkün sayılır.bu ne demektir,eşini iyi seç,ileride telafisi mümkün olmayan durumlara yol açma.o yüzden önlemi daha önceden alınmıştır kanlı bıçaklı olmanın
Önlemi daha önceden alınmış demek :) ahanda iyi seçemedim..ne olacak..sevmediği hakaret gördüğü hergün dayak yediği bir insan ile evli kalmak zorunda mı..misal ? olmayan birşey mi?
Bu mu yani aleviliğin sosyal hayata bakışı?

heterodoks
20.11.2006, 21:52
Alevi inancına göre kişinin eşinden boşanması yada birden fazla evlilik yapması düşkünlüktür. Bu babamda olsa öyledir...

EYVALLAH
20.11.2006, 21:59
Sevgili Eyvallah


2. Nur 2 ayet. Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz sopa vurun.


Sevgilerle
önce islamiyet bir bütündür hükümler bütün ayetler ve hadisler toplandıktan sonra verilir. hukuk sisteminde bütün kanun maddeleri ve deliller bilindikten sonra yapıldığı gibi.

bu ayetteki hükmün uygulanması neye bağlı yazayım şimdi;

1.zina edenleri şikayet edenle iki şahidin görmesi lazım.
2.şahitler araştırılır hiç yalan söylememiş olmaları lazım.
3. şikayet eden ısbatlıyamazsa kendisi ceza alır.
şimdi arkadaşlar diyecekki hem iki kişi görecek hem, dürüst olacak böyle olay olmaz bile, işte tarih boyunca birkaç kişi dışında bu cezayı almamış. e ceza ne işe yarıyor denilecek işte kur'anın yolu budur cezayı işletmez veya topluma aksettirmez yoksa suç işlendikten sonra ceza etkisi azalıyor.
bazıları bu yüz sopaya ağır diyebilirler kimse Allahtan daha merhametli değil bu toplum hayatını, Aile hayatını, insanlığı, öldüren suç engellenmelidir.
4.olarak din saygı duyulan kurum olduğu için herkes dinin verdiği cezaya razı oluyor bu sayede herkes kendi ceza vermeye töre cinayetlerine, katliamlara yol açılmıyor.

Bulent74ankara
20.11.2006, 22:04
Sevgili Eyvallah

Şuna cevap beklemiştim. Bana taşlanarak öldürme yok demiştin.

Zina edenlerin taşlanarak öldürülmesi Recm, bu konu için Kuran’ın; 5/44, 45 ve 2/159 ayetlerine ve Hadis kitaplarına bakabilirsiniz. Ben size (Kuran:5/44 ve 2/159) bir ipucu verdim, hele bir bakınız! Baktıktan sonra o taşlanma ayetini bana yazar mısınız?

Hadis kitaplarına bakınız, bizzat İslam Peygamberinin bir kadına Recm cezası uyguladığını görürsünüz.

Osmanlı döneminde de Sultan Ahmet’teki Dikili Taş önünde zina yapan bir kadına Recm cezası uygulanmıştır. Ne var ki dinciler, Türk İslam Sentezcileri, İslam’da Recm yoktur diyorlar.
Tarih boyunca uygulananları ve günümüzde şeriatla yönetilen ülkelerdeki uygulamaları görmezden gelerek Recm yok da Kırbaçlama cezası vardır diyorlar.
Oysa kırbaç cezası; evli olmadıkları halde zina yapan çiftlere verilir. Eğer zina yapanlarda biri bekar ise; ona kırbaç, diğeri evli ise ona Recm cezası uygulanır. İkisi de evli ise her ikisine de Recm cezası uygulanır.

İnsanları dinsel kandırmalarla ustalaşmış Yaşar Nuri Öztürk, ve Gaziantep'de Alevi Bektaşilerin içine girerek Polis'e ajanlık yapan, takma adıyla bay casus olan Zekeriya Beyaz gibileri bu konulara hiç değinmezler. İslam’da Recm yok!” diyerek işin içinden çıkmaya çalışırlar.

Hadi İslam’da Recm yok, kırbaçlama cezası var. Demelerini kabul edelim; İnsaf, kırbaçlama cezası yanında; kısasa kısas, hırsızın elinin kesilmesi, mirasta kadına erkek kardeşinin yarısının verilmesi, bir erkek yerine, iki kadının tanıklık yapması, karısını üç kere boşayan ve yeniden almak isteyen erkeğin Hulle'ye katlanması, bir adamın evlatlığının karısı ile evlenmesi, din değiştirenlerin öldürülmesi, Müslüman olmayanların kafir, müşrik (Hıristiyan ve Yahudiler, Putperest) olarak aşağılanıp suçlanması ve bu türden yüzlerce ayetler, günümüz hukuku ile ne oranda bağdaşır? Ve Anadolu Alevi kültürüyle ne oranda bağdaşır?

Ayrı zaman da düşüncelerini ayetlerle açıklarsan daha doğru olur.

Yazında:" Önce islamiyet bir bütündür hükümler bütün ayetler ve hadisler toplandıktan sonra verilir.Diyorsun. Bunu biraz açar mısınız?
Diğer yazında: "Bu ayetteki hükmün uygulanması neye bağlı yazayım şimdi. Diyorsun . İslam'a olan düşüncelerini Kuran'dan ayetler vermeni istiyorum. Mesela İslamın en mükemmel din olduğunu yazmıştın. En mükemmel olduğuna dair Kuran'dan ayet göster! Kuran'ın ayrı zaman da bir hukuk kitabı olduğunu bildiğine göre delillerinle gelirsin.

Yazında: "Olarak din saygı duyulan kurum olduğu için herkes dinin verdiği cezaya razı oluyor bu sayede herkes kendi ceza vermeye töre cinayetlerine, katliamlara yol açılmıyor" dedin. Sanırım sen Kahramanmaraşlısın. Maraş'ta "Allah için Savaşa" diye nice güzel insanlarımız katledildi.

Demek din saygı duyulan kurum olduğu için töre cinayeti ve katliamlara yol açılmıyor öyle mi? O zaman Maraş olayı niye çıktı? İslam en mükemmel din diyorsun ya, o zaman Maraş olaylarını çıkanlar İslam değil miydi? Ya Sivas olayına ne diyeceksin? Sivas olayını gerçekleştiren o katil sürüleri İslam değil miydi?

Demek din saygı duyulan kurum olduğu için katliamlara yol açılmadı öyle mi. Bunu yazarken insan kendinden utanması lazım. Benim kendi memleketim Çorum'da, 1 yaşındaki bebeğe o ufacıcık yüreğine kurşun sıkmışlardı. İnsanın isyan edesi geliyor. O yıllarda kadın demediler, çocuk demediler, yaşlı demediler, din adına nice insanlar öldürüldü. Ve tutuyorsun din saygın kurum olduğu için katliamlara yol açılmadı diyorsun.

Bak arkadaşım bir tek düşman tanırım: Oda insanlığın baş belası olan dinci ve ırkçı faşizmdir.

EYVALLAH
20.11.2006, 22:15
bülent can bu ayetlerin hepsinin açıklamalarını yazacam.
öncelikle iyi niyetli anlamak isteyen arkadaş olduğunu düşünerek veya böyle arkadaşların sitede çoğunluk olduğunu düşünerek açıklayacam. yoksa tartışmadanda nefret ederim tabi kırıcı olandan ve bu çokta emek istiyor hepsinin açıklaması. hepsini wordde toplayıp toptan gönderecem. buna uğraşmazdım ama iyi niyetli canlar bu emeğe değerler

islamic_manifesto
20.11.2006, 22:22
bülent74ankara : Zina edenlerin taşlanarak öldürülmesi Recm, bu konu için Kuran’ın; 5/44, 45 ve 2/159 ayetlerine ve Hadis kitaplarına bakabilirsiniz. Ben size (Kuran:5/44 ve 2/159) bir ipucu verdim, hele bir bakınız! Baktıktan sonra o taşlanma ayetini bana yazar mısınız?
Taşlanması mı? :) bu ayetlere baktık ama böyle birşey yok isterseniz buraya kopyalayayım ayetleri ama nasıl olsa siz bakarsınız yer kaplamasın.
İslam da Recm yokdur..Zina eden insana sopa vurulur..Kaldı ki bu cezada dahi idareci insanlar selahiyet sahibidir.İslam hukukunu bilmeden konuşmak olmaz..
Hadis kitaplarına bakınız, bizzat İslam Peygamberinin bir kadına Recm cezası uyguladığını görürsünüz
Yalan :) hemde kuyruklu yalan..Peygamberimiz bir kez zina eden kişi yanına gelerek Ey Allah'ın resulü ben zina ettim cezamı ver diyerek yanına gelen zatat git tövbe et demiş ancak ısrar edince ona sopa cezası vermişdir..RECM yani taşlanarak ölüm diye birşey yok..
Kısas ise adil dir adaletdir..
Cana karşılık can mala karşılık mal..Hırsızlık insanın fıtratına giren bir günahdır.
Bir kez hırsızlık yapan artık alışkanlık yapar.O cezayı hakediyor yani..
İslam zalimi değil mazlumu esas alır.
karısını üç kere boşayan ve yeniden almak isteyen erkeğin Hulle'ye katlanması, bir adamın evlatlığının karısı ile evlenmesi
Ya arkadaşım sağdan soldan suyduğun her söze inanma..Yani burada her duyduğunuz iddiaya cevap vererek zaman kaybetmeye gerek yok..
İslamda Hülle olduğunu sana kim söyledi..Bu meseleleri önce bir öğrenelim ondan sorna soru yöneltelim olmaz mı?bir adamın evlatlığının karısı ile evlenmesi, din değiştirenlerin öldürülmesi
Evlatlık baba gibi değildir..Bir kişi yetimhaneden bir bebeği evlatlık alsa eğer yetişkin olur ise artık o mahrem olur..İslam bu mesajı vermektedir..
Evlatlık nedir ? Ayrıca bahsettiğiniz hadise Vahiy ile yönlendirilmiş bir meseledir.
Aklınız almıyor ise buna yapacak birşey yok..Kişinin evlatlığı amcasının kızı veya oğlundan daha yakın değil kan bağı veya diğer bağlar ile..
Kaldı ki Zeydin evlatlığı meselesi küçükken alıp büyütme mevzuu değildir.
Köle pazarında Hz.Hatice satın almış sonra Hz.Peygambere hediye etmiş sonra peygamberimiz onu azad etmiş ve evlatlığı saymışdır..
Yani bazı meseleleri devrin şartlarına göre değerlendirelim.
Hep 21.yy dan bakmayalım mevzulara..Yoksa soruların sonu gelmez..

Türkan
20.11.2006, 22:29
Mantığın bu mu? hepsi bukadar mı? yahu bir kadının üç veya daha fazla kişi ile evlenmesi necedir veya erkeğin çok eşliliği ile denkmidir?
Kadın çocuk sahibi olsa kimden bu çocuk acaba? nasıl bilecek? hangisinin soyadını taşıyacak..hangisinin evinde kalacak? azıcık insaflı yazalım..
Ben sana orada basit bir misal verdim dedimki es kaza böyle bir kaza yaşasa ve eşi sakat yada kötürüm kalsa bu vatandaş ne yapsın? SEN VER CEVABINI?
Hadi bekliyorum..sakat ve bakıma muhtaç karısını boşasın mı..Yoksa ev işlerini kendi mi yapsın yoksa çocuklara da kendi mi baksın..YAHU BU ADAMIN EKİNCİ BİR EVLİLİK YAPMASI KADAR DOĞAL NE VAR?..Eski karısını da boşamadan onu da mağdur etmeden hareminde tutsa bu mu HAYVANCA MUAMELE????
AKIL yazıları azıcık akıl süzgecinden geçirelim bakın çok kolay olacak..

Kişi kendi nasılsa herkezi öyle bilirmiş.Seks köleliği nereden çıktı şimdi? Onlar pavyonlarda barlarda kardeş..
Koluda kopsa demek ihanet edilmez..İyi ev işlerini sen yaparsın artık çocuklara da yemek de yaparsın..birisi çalışıp eve getirir sanki..
Yahu bu nasıl mantık :) Yani evlen ama boşanamama..herkez evli kalmak için evlenir.Kimse ileride boşanmak için evlenmez..Ama hayat bu anlaşamıyorsun..Sanki olmayan birşeymiş gibi konuşuyorsun..Bu insanları evli kalmaya zorlamak aile faciasıdır o insanlara ZULÜMDÜR..
Ayrılsın daha uygun eşler bulsunlar nede olsa hayat tecrübesi aldılar..

Önlemi daha önceden alınmış demek :) ahanda iyi seçemedim..ne olacak..sevmediği hakaret gördüğü hergün dayak yediği bir insan ile evli kalmak zorunda mı..misal ? olmayan birşey mi?
Bu mu yani aleviliğin sosyal hayata bakışı?

Oooo , tam laf salatası yapmışsın !!! daldan dala daldan dala :S

Neyse , baştan başlayalım ;

evvela ; eşi sakat yada kötürüm kalsa bu vatandaş ne yapsın? buna cevap istemişsin , ikinci eş için iyi bahane ama yersen ;) Bu ne biçim mantık ya ??? ev işlerine yardımcı , çocuklara bakıcı mı arıyorsun eş mi? yapamıyormusun bir kap yemek ? yada bunları yapacak bir yardımcı bulamıyormusun ? İmkanın mı yok? yoksa niye eş almaya kalkıyorsun ? varsa bunları yaptırmak için değil başka şeyler için eş istiyorsun .Buna da fedakar baba kılıfı mı giydiriyorsun , fedakar müslüman baba !

Şimdi , islam dini birden fazla eş alın demiyor , alabilirsiniz diyormuş ya Alevilikde de boşanamazsınız değildir o bahsettiğin boşanmanın yasaklanması dediğin durum , boşanmayındır. Mümkünse boşanmayın , boşanmayacağınız bir eş seçmeye gayret edin , çoluğuma çocuğuma baksın eli ayağı tutsun , ev işlerini yapsın diye eş almayın da diyor diyebiliriz , aldın sen mesajı ;) iyi seç diyor yani , yoldan geçeni alma, alma hakkın var diye , çoluğuma çocuğuma baksın diye , ev işlerini yapsın diye !!!!! eş al diyor , bir kere al diyor , mümkünse boşanma , boşanırsan da düşkünsün diyor .

Sonra ; elin değmişken aleviliğin sosyal hayata bakışına da kulp takmışsın . Ama olmamış olmamış olmamışşşş ! Bu iddiani forumun rüküşü seçtim . Bir iddia bir topluluk üzerinde bu kadar eğreti durur ! Bunu senin üslubunla cevaplayayim -kendinizden bilmeyin işi- .

Yazdıklarimizi akıl süzgecinden geçirelim demişsin , çalıştım didindim senin yazdıklarında akla uygun bişeyler aradım ama elllerim bomboş !!!!

O yazdıklarina bu cevap !

Hakaretlerini topla , cebine doldur ! Son kez söylüyorum , aynı üslupla cevap vermeye başlayacağım bende!

Bulent74ankara
20.11.2006, 22:55
İslamc_manifesto


Yazında: İslamda Hülle olduğunu sana kim söyledi..Bu meseleleri önce bir öğrenelim ondan sorna soru yöneltelim olmaz mı" Diyorsun. İslam'da Hülle vardır.

Kuran ne diyor: İşte ayet: Kur. 2/229-230: "Boşanma iki defadır, ya iyilikle tutma, ya da iyilik yaparak bırakmadır. Bundan sonra kadını boşarsa, kadın başka biriyle evlenmedikçe bir daha kendine helal olmaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah'ın yasalarını koruyacaklarını sanırlarsa eski karı-kocanın birbirlerine dönmelerinde bir engel yoktur."

Soru: Bu ayetin ne anlama geldiğini anladınız mı? Ben açıklayım, Hülle….Ve siz hangi Anadolu Alevi insanın Hülle yaptığını gördünüz?

Not: Yani, Koca karısına üç defa "boş ol, boş ol, boş ol" diyecek. Öylece Kadın kocadan ayrılacak. Eğer ki koca karısını tekrar nikahına almak isterse, kadın başka bir erkekle geçici olarak nikahlanacak ve o kocadan da ayrılacak, eski kocasına dönecek. Saçmalığa bakın!

Demek taşlanma ve Recm ile ilgili ayetlere baktın. O halde neden yazmadın?

Zina edenlerin taşlanarak öldürülmesi Recm, bu konu için Kuran’ın; 5/44, 45 ve 2/159 ayetlerine ve Sahihi Buhari Muhtasarı Hadis kitabına bak!. Ben size (Kuran:5/44 ve 2/159) bir ipucu verdim, hele bir bakınız! Baktıktan sonra o taşlanma ayetini bana yazar mısınız?


Hadi İslam’da Recm yok, kırbaçlama cezası var. Demelerini kabul edelim; İnsaf, kırbaçlama cezası yanında; kısasa kısas, hırsızın elinin kesilmesi, mirasta kadına erkek kardeşinin yarısının verilmesi, bir erkek yerine, iki kadının tanıklık yapması, karısını üç kere boşayan ve yeniden almak isteyen erkeğin Hulle'ye katlanması, bir adamın evlatlığının karısı ile evlenmesi, din değiştirenlerin öldürülmesi, Müslüman olmayanların kafir, müşrik (Hıristiyan ve Yahudiler, Putperest) olarak aşağılanıp suçlanması ve bu türden yüzlerce ayetler, günümüz hukuku ile ne oranda bağdaşır? Ve Anadolu Alevi kültürüyle ne oranda bağdaşır?

islamic_manifesto
20.11.2006, 23:15
Türkan : Bu ne biçim mantık ya ??? ev işlerine yardımcı , çocuklara bakıcı mı arıyorsun eş mi? yapamıyormusun bir kap yemek ? yada bunları yapacak bir yardımcı bulamıyormusun ? İmkanın mı yok? yoksa niye eş almaya kalkıyorsun ? varsa bunları yaptırmak için değil başka şeyler için eş istiyorsun .Buna da fedakar baba kılıfı mı giydiriyorsun , fedakar müslüman baba !
Ben bahane artamıyorum siz sebepleri görmezden geliyorsunuz..
İnsan hayatını hafife alıyorsunuz..Ne demek iki kap yemek..Kadınların işi iki kap yemek mi oluyor..Yapmaa bir kadının işini erkek yapamaz..O zaten evin maişeti için çalışmak zorunda çocukları ile ilgilenecek elbetde birine ihtiyacı var..
Ama siz bu gerekçeyide anlamadınız çünkü işinize gelmiyor..
Yardımcı tutmak da ne demek? Hizmetçi mi? meksika dizilerini fazla izlemişsiniz.
Bir kişi evinde bayan bir hizmetçi çalıştıramaz.Evin mahrem hallerini düşünürsen bunu anlayabilirsin..
Türkan : boşanmayacağınız bir eş seçmeye gayret edin , çoluğuma çocuğuma baksın eli ayağı tutsun , ev işlerini yapsın diye eş almayın da diyor diyebiliriz , aldın sen mesajı
Hadi benimkiler laf salatası..Ya seninkiler Hoşafa dönmüş..
Nedemek boşanmayacağınzı kişiler ile evlenin. :)
Kim boşanacağı kişi ile evlenir ki zaten..İş mi bu senin yazdığın..

Yani ben ikinci eşin zaruri olduğu durumları izaha çalışmışım ama anlaşılamamış
birdaha denerim önemli değil

Aw Munzur
20.11.2006, 23:27
bu kadar demegoji yapılmaz ya alevilikte aile kurumu çok önemlidir.aile birligine çok önem verilir senin verdigin örnek akla mantıga sıgarmı ne demek eger bir insan eşine zülüm ediyorsa içki kumar vb.her kötülügü yapıyorsa tabiki o ailenin devam etmemesinde fayda var..bizde öyle keyfine göre kadın (kuma) alamassın ayıplarlar birkere vb konularda kısacası alevilikte çok eşlilik hoş karşılanmaz

Türkan
20.11.2006, 23:30
Ben bahane artamıyorum siz sebepleri görmezden geliyorsunuz..
İnsan hayatını hafife alıyorsunuz..Ne demek iki kap yemek..Kadınların işi iki kap yemek mi oluyor..Yapmaa bir kadının işini erkek yapamaz..O zaten evin maişeti için çalışmak zorunda çocukları ile ilgilenecek elbetde birine ihtiyacı var..
Ama siz bu gerekçeyide anlamadınız çünkü işinize gelmiyor..
Yardımcı tutmak da ne demek? Hizmetçi mi? meksika dizilerini fazla izlemişsiniz.
Bir kişi evinde bayan bir hizmetçi çalıştıramaz.Evin mahrem hallerini düşünürsen bunu anlayabilirsin..[/COLOR]

[COLOR="SeaGreen"]Hadi benimkiler laf salatası..Ya seninkiler Hoşafa dönmüş..
Nedemek boşanmayacağınzı kişiler ile evlenin. :)
Kim boşanacağı kişi ile evlenir ki zaten..İş mi bu senin yazdığın..

Yani ben ikinci eşin zaruri olduğu durumları izaha çalışmışım ama anlaşılamamış
birdaha denerim önemli değil


Aaaaa, beğenmedin mi ? Oysa ben laf salatasını bu kadar seven birinin bunlarıda beğeneceğini düşünmüştüm ... Neyse tekrar deneyeyim ....:D

Bak şimdi , kadınların işinin iki kap yemek yapmak olmadığını idrak eden o beynin , sırf o amaçla -ev işlerini yapsın , çolupa çocuğa baksın ...vs gibi robotvari görevler için- bir kadınla evlenilmesini nasıl doğru buluyor anlamıyorum . Pekala bir erkekte ev işlerini yapabilir , en azında ben buna yeterlilikleri olduğunu düşünüyorum , o da olmazsa bunları yerine getirmek için bir yardımcı bulabilir, dediğim gibi bir eşe sahip çıkabilecek gücü varsa bunu da finanse edebilir ama sen bunun sadece dizilerde mümkün olabileceğini düşünecek kadar kaptan mağara adamıysan ben ne edeyim !!! Biraz, biraz olsun medeni düşün! Evde çalışan kadın ve evde yaşayan erkeğin eş olmak dışında farklı statüleri olabileceğini anlamaya çalış yani işçi işveren anladın mı ?

Boşanmayacağınız kişilerle evlenin de şu demek ; her gördüğünüz karşı cinse nikah kıymayın ....
Düşünün , taşının , onunla bir ömür geçirebilecekseniz evlenin . Olabilir tabiki , anlaşamayabilirsiniz ama yolumuza göre düşkün olursunuz bunu da bilin .

Anladın mı ?? Yani bin kere düşünmekten bahsediyor , kadın dul kaldı , vay kadının kocası yok , vay ortada kaldı , vay benim karımın kolu koptu .... vs gibi saçma sapan sebepler için evlilikler yapmayın diyor.

Anladın umarım bu sefer ?

EYVALLAH
20.11.2006, 23:30
Eyvallah

Sana İnglizce yazmıyorum, Türkçe yazıyorum. Kuran hakkında ki düşüncelerini belgeli (Ayet) göstererek yaz diyorum. Bir defa olsun belgeli yaz Sevgili Eyvallah. Kuran'ın en mükemmel olduğunu ileri sürüyorsun, bana Kuran'ın mükemmel olduğunu ayetleri ortaya koyarak kanıtlamanı istiyorum!
çok emek verdim arkadaşlar yıkıcı olmayın benim amacım tartışmak değil fikir alışverişi bir insan yıkıcı eleştiri yaparsa ne olursa olsun doğruyu göremez hakim bile merhametle yargılamazsa çok can yakar.


2. Nur 2 ayet. Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz sopa vurun.


önce islamiyet bir bütündür hükümler bütün ayetler ve hadisler toplandıktan sonra verilir. hukuk sisteminde bütün kanun maddeleri ve deliller bilindikten sonra yapıldığı gibi.

bu ayetteki hükmün uygulanması neye bağlı yazayım şimdi;

1.zina edenleri şikayet edenle iki şahidin görmesi lazım.
2.şahitler araştırılır hiç yalan söylememiş olmaları lazım.
3. şikayet eden ısbatlıyamazsa kendisi ceza alır.
şimdi arkadaşlar diyecekki hem iki kişi görecek hem, dürüst olacak böyle olay olmaz bile, işte tarih boyunca birkaç kişi dışında bu cezayı almamış. e ceza ne işe yarıyor denilecek işte kur'anın yolu budur cezayı işletmez veya topluma aksettirmez yoksa suç işlendikten sonra ceza etkisi azalıyor.
bazıları bu yüz sopaya ağır diyebilirler kimse Allahtan daha merhametli değil bu toplum hayatını, Aile hayatını, insanlığı, öldüren suç engellenmelidir.
4.olarak din saygı duyulan kurum olduğu için herkes dinin verdiği cezaya razı oluyor bu sayede herkes kendi ceza vermeye töre cinayetlerine, katliamlara yol açılmıyor

3. Maide 5/38. Erkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin.



bu ayetteki hükmün uygulanması neye bağlı yazayım şimdi;
1.hırsızlık yapanın ihtiyaç sahibi olmaması lazım muhtaç olan her şeyi yapabilir çünkü aç olup ekmek çalan, ilaç çalan, baklava çalan çocuklara İslamiyet ceza vermez
2.hırsızlık edenleri şikayet edenle iki şahidin görmesi lazım.
3.şahitler araştırılır hiç yalan söylememiş olmaları lazım.
4. şikayet eden ısbatlıyamazsa kendisi ceza alır.
5. hak sahibi hakkını helal ederse yine ceza uygulanmaz.
şimdi arkadaşlar diyecekki hem iki kişi görecek hem, dürüst olacak böyle olay olmaz bile, işte tarih boyunca bir kişi dışında bu cezayı almamış. e ceza ne işe yarıyor denilecek işte kur'anın yolu budur cezayı işletmez veya topluma aksettirmez yoksa suç işlendikten sonra ceza etkisi azalıyor.
bazıları bu el kesmeye ağır diyebilirler kimse Allahtan daha merhametli değil bu toplum hayatını, insanlığı, öldüren suç engellenmelidir.

4. Tevbe 9/29. Kitap verilenlerden, Allah'a, ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye (Kafa Parası) verene kadar savaşın.

Yine bu ayetten önceki ayetlere başına bakıldığında bu ayetin mahiyeti anlaşılır.

12.Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün ele başlarıyla savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riâyet etmeyen kimselerdir. Umulur ki, vazgeçerler

13.Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah, -eğer siz gerçek mü'minler iseniz- kendisinden korkmanıza daha lâyıktır.

Müslümanlara 13 yıl eziyet edip onları yurtlarından attıktan sonra barış anlaşmasınıda bozup Müslümanlar öldürülmeye başlandı yani insan kendini savunmayacakmı?

5. Maide 5/33. Allah ve peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azab vardır.

Bir önceki ayete bakalım 32. ye

Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: "Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir

Bu 33. ayet eşkıya ve insanları öldüren bir topluluk hakkında gelmiştir. O zamanki insanlar kan ağlamıştır onların zulmünden 100 lerce insan öldürmüşlerdir.

6. Ayet: Kur. 4/3: “ Hoşunuza giden başka kadınlarla; iki, üç, dörde kadar evlenebilirsiniz...”

şimdi hayalen 1400 yıl önceye gidelim arapların ve insanların kadına değer vermediği, çok evlilik yaptığı devirlere. erkeklerin savaşta öldüğü kadınların dul ve açıkta kaldığı zamanlara, kadın sığınma evlerinin olmadığı ve kadınların çalışacağı işlerin az olduğu zamanlara gidelim ve bakalım. şimdi kur'an direk onlara bitane evlen dememiştir, ama kademe kademe öyle ayetler gelmiştirki erkekleri 1 eşle evlenmeye mecbur etmiş.
Bu mucizeliktir muhteşemdir o zamanın insanlarını, kadınlarını perişan, dışarılarda aç bırakmadığı gibi şimdiki insanları da tek evliliğe zorlamaktadır. Birinci duruma itiraz edenlere o zamanın kadınlarını getirsek ilk önce o kadınlar zalim diye yüzlerine haykırırlar.

7. İşte ayet: Kur. 33/33: “Evlerinizde oturun, açılıp, saçılmayın...”

Yine kur’an bu zamanın kadınlarına çalışmayı, vb. durumları yasaklamadığı gibi, o zamanın kadınlarını pis gözlerden tecavüzlerden korumuştur.

8. "Ey Muhammed Sana, kadınların aybaşı hali hakkında da sorarlar. De ki: O bir pisliktir. Aybaşı halinde iken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın" diye yazılı (Bakara ayet 222). Ve bundan dolayıdır ki güya Tanrı, Cennet'e girecek olan erkek kullarına, ebedı hayat arkadaşı olarak dünya kadınlarından değil fakat temiz, yani aybaşı adetinden olmamış cennet hurilerini vaad etmiştir. Bakın: Sahih-i Buharı Muhtasari Diyanet yaynlari cilt 9, sh 40, ayrıca bakın. Bakara suresi ayet 25.

Bayanlar bu aybaşı vaktinde erkekleri yaklaştırmazlar zaten, bu bayanlık halleridir bunu sen eleştirme bence. Buradaki pislik o akıntı dır bunu bayanlarda bilir.
Buradaki huriler mevzusu cennette böyle sıkıntıların olmadığını anlatır cennette dünyadaki bayanlar hurilerden daha güzel yaratılacaklardır ve böyle pis durumlar wc ihtiyacı gibi ter gibi vb. durumlar orada yoktur.

9. Kur. 4/34: "Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler."

Buradaki üstünlük derecesi aile reisliğidir yoksa islamiyette bellidirki kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur.

Bu kuraldır kuvvetli zayıfı korur bir çocuk atasına isyan etmez vb. yoksa şahsi konularda İslamiyet herkesi eşit tutmuştur.

10. Tevbe / 28 Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir..

11. Tahrim /9. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran.

12. Muhammed / 4. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.

Yine bu ayetlerin öncelerine ve sonralarına bakıldığı zaman Müslümanlara savaş açıldığını ve zulüm görüldüğünü buna karşı kendilerini savunmaları gerektiğini bildirir.


13. Nebe 33 ayet. Ve memeleri yeni sertleşmiş kızlar.

14. Nebe 22 ayet. Müminlere göz kırpan kara gözlü huriler de var ki.

15. Rahman Suresi 50 ayet.Beyaz tenli kara gözlü, otağlarda huriler.


Nebe 33. ayet meali budur. Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

İlk olarak bu ayetler Türkçeye çevrilmesi meali biraz kaba duruyor ama şöyle bir şey bunlar ayıp değil elbette insanların cinsel ihtiyaçları var bunları konuşmak biraz biz Anadolu toplumunda ayıp karşılansada bu yapı gereği.

islamic_manifesto
20.11.2006, 23:43
bülent74ankaralı : "Boşanma iki defadır, ya iyilikle tutma, ya da iyilik yaparak bırakmadır. Bundan sonra kadını boşarsa, kadın başka biriyle evlenmedikçe bir daha kendine helal olmaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah'ın yasalarını koruyacaklarını sanırlarsa eski karı-kocanın birbirlerine dönmelerinde bir engel yoktur."
Hülle nikahı ile bu olayın ne alakası var?
Bu boşanmayı zorlaştırmak içindir..Bunu anlaman gerekirdi..
Yani istediğin kadar boşan nede olsa tekrar evlenebilirsincilik yok burada..
Kişiler zaten boşanmışlarsa sorunları var demekdir..Onların başka insanlar ile evlenmesi daha mantıklı değil mi? Neden geri dönüş olsun..? Bu boşanma müessesesini çoluk çocuk oyuncağına çevirir..
Hülle nikahı dediğin hadise başka o danışıklı dövüş gibidir ki bu islamda yokdur.
Allah'ın ayetleriyle hile yoluyla kurtulmaya çalışma olur bu haramdır..
Eğer ki koca karısını tekrar nikahına almak isterse
Yahu zaten anlaşamayıp boşanmadılar mı? madem erkek boşamış onunla birdaha niye evlensin..madem kadın boşanmak istemiş neden onunla birdaha evlenmek istesin..yani saşmalık burada sanki..

Biraz, biraz olsun medeni düşün! Evde çalışan kadın ve evde yaşayan erkeğin eş olmak dışında farklı statüleri olabileceğini anlamaya çalış yani işçi işveren anladın mı ?

:) vayy.. sen hanımını başka insanların evine işçi olarak gönderirmisin?
Erkeğin donunu afedersin iç çamaşırlarını yıkasın vesair..yapma biraz insaf yani..
Hem dinden bahsedicez hemde aralarında nikah düşen insanlar ile işçi işveren meselesi yapıcaz hemde evin mahremiyetinde..
Benim hangi yazımdan kadınlar ile ev işleri için evlenilir anlamını çıkardın.Kendin çalıp kendin oynuyorsun..Kadının vazifelerini bir hatırla o vakit bana hakl vericeksin..Sen belki hem evdeki çocuklara bakabiliyorsun hem yemek yapabiliyorsun hemde çalışıp para kazanabiliyorusun ama herkez senin gibi değil..Ben mesela düğmesi kopmuş gömleğin düğmesini dahi dikemem :)

Bulent74ankara
20.11.2006, 23:45
Sevgili Eyvallah

Düşüncelerini ayetlerle kanıtla diyorum. Bu gösterdiğim ayetler Kuran'da var mı yok mu? Bunu istiyorum senden. Sen tutuyorsun, kendi yorumunu yapıyorsun. Kendi yorumunu yaparken de kanıt olarak ayet göster diyorum sevgili Eyvallah.

Aw Munzur
20.11.2006, 23:55
sayın manifesto;

senin yöneticiik yapmış oldugun islamic forumda bu şekildede alevilerin özgürce yorum yapabildigi bir forummu veya şöyle diyim o forumda islami kurallar ve ritüellerin aksi şekilde konuşanve tartışan bir alevi yürttaş olmuşmudur ve tutumunuz ne olmuştur.

EYVALLAH
20.11.2006, 23:55
Sevgili Eyvallah

Düşüncelerini ayetlerle kanıtla diyorum. Bu gösterdiğim ayetler Kuran'da var mı yok mu? Bunu istiyorum senden. Sen tutuyorsun, kendi yorumunu yapıyorsun. Kendi yorumunu yaparken de kanıt olarak ayet göster diyorum sevgili Eyvallah.

bunlar benim görüşüm değil hükümler. ayrıca ben kırıcı tartışmayı hiç sevmiyorum. bunları yazmayacaktım ama nezaketen karışmış kafalar için insaflılar için yazdım.
dediğim gibi hukuk sisteminde kanunlar ve hükümler bütün şartlardan sonra konur. islamda hükümler kur'an, hadis, icma, kıyas neticesinde belirlenir. bunları istediğin bütün din alimleriyle konuş bana inanmassan. hükümler böyledir.

Türkan
21.11.2006, 00:25
:) vayy.. sen hanımını başka insanların evine işçi olarak gönderirmisin?
Erkeğin donunu afedersin iç çamaşırlarını yıkasın vesair..yapma biraz insaf yani..
Hem dinden bahsedicez hemde aralarında nikah düşen insanlar ile işçi işveren meselesi yapıcaz hemde evin mahremiyetinde..
Benim hangi yazımdan kadınlar ile ev işleri için evlenilir anlamını çıkardın.Kendin çalıp kendin oynuyorsun..Kadının vazifelerini bir hatırla o vakit bana hakl vericeksin..Sen belki hem evdeki çocuklara bakabiliyorsun hem yemek yapabiliyorsun hemde çalışıp para kazanabiliyorusun ama herkez senin gibi değil..Ben mesela düğmesi kopmuş gömleğin düğmesini dahi dikemem :)

Benim hanımım olması mümkün değil :D ama eşim dilerse bir bayanın yanında çalışabilir benim için mahsuru yok , ben iki cins arasında "eş" dışı ilişkiler olabileceğini mümkün görüyorum ;) -işçi işveren gibi - Ne biçim bir mantık bu? Ortaçağ kalıntısı fikirleri bunlar! milyarlarca insan işyerlerinde birarada çalışıyor ! Bu kadar da olmaz artık , insanlar mağaradan çıktı, çok oldu , huuuuuuu !! Duydun mu ?

Kendin çalıp kendin oynuyorsun demişsin , şimdi birazda sen oyna; aşağıdakiler birkaç mesaj önceki mesajından ;
....ev işlerini kendi mi yapsın yoksa çocuklara da kendi mi baksın..
.... Koluda kopsa demek ihanet edilmez..İyi ev işlerini sen yaparsın artık çocuklara da yemek de yaparsın..birisi çalışıp eve getirir sanki....:)

Ne demeye çalıştın burda ? Ev işlerini yapamayan , eşi de bu işleri yapamayacak halde olan adam ikinci evliliği yapsın ! hobbaaa, ne güzel demi . Çok parlak fikir! :D Daha yaratıcı ol !

not: "don" vs gibi kendi kültür seviyenizi ortaya koyan ama bizler için burda kullanılması hoş olmayan kelimeleri seçmezseniz iyi olur .

cesur yürek
21.11.2006, 01:03
[B]:) vayy.. sen hanımını başka insanların evine işçi olarak gönderirmisin?
Erkeğin donunu afedersin iç çamaşırlarını yıkasın vesair..yapma biraz insaf yani..
Hem dinden bahsedicez hemde aralarında nikah düşen insanlar ile işçi işveren meselesi yapıcaz hemde evin mahremiyetinde..
Benim hangi yazımdan kadınlar ile ev işleri için evlenilir anlamını çıkardın.Kendin çalıp kendin oynuyorsun..Kadının vazifelerini bir hatırla o vakit bana hakl vericeksin..Sen belki hem evdeki çocuklara bakabiliyorsun hem yemek yapabiliyorsun hemde çalışıp para kazanabiliyorusun ama herkez senin gibi değil..Ben mesela düğmesi kopmuş gömleğin düğmesini dahi dikemem :)[/QUOTE]

ya sen kadınları ne olarak görüyosun??? bi kere sen kendi içinde çelişkidesin hem yazılarımdan kadınlarla ev işleri için evlenilir anlamını nasıl çıkardiniz diyosun hemde ben düğmemi bile dikemem diyosun dikemeyeceğinden değil öylesi işine geliyoda ondan sen ve senin gibiler için kadın sadece hamal gibi çalışan ama asla karşılığını alamayan zaten böylede bir hakkı bulunmayan bir varlık!! Herşeyi kendinize göre yorumluyosunuz ondan sonrada kuran böyle emrediyo diye ahkam kesiyosunuz Açıkça bizim işimize böyle geliyo deyin daha inandirici olur

hüseyincem
21.11.2006, 02:58
Mantığın bu mu? hepsi bukadar mı? yahu bir kadının üç veya daha fazla kişi ile evlenmesi necedir veya erkeğin çok eşliliği ile denkmidir?
Kadın çocuk sahibi olsa kimden bu çocuk acaba? nasıl bilecek? hangisinin soyadını taşıyacak..hangisinin evinde kalacak? azıcık insaflı yazalım..
Ben sana orada basit bir misal verdim dedimki es kaza böyle bir kaza yaşasa ve eşi sakat yada kötürüm kalsa bu vatandaş ne yapsın? SEN VER CEVABINI?
Hadi bekliyorum..sakat ve bakıma muhtaç karısını boşasın mı..Yoksa ev işlerini kendi mi yapsın yoksa çocuklara da kendi mi baksın..YAHU BU ADAMIN EKİNCİ BİR EVLİLİK YAPMASI KADAR DOĞAL NE VAR?..Eski karısını da boşamadan onu da mağdur etmeden hareminde tutsa bu mu HAYVANCA MUAMELE????
AKIL yazıları azıcık akıl süzgecinden geçirelim bakın çok kolay olacak

manifesto efendi....

aklın fikrin aşağılarda.bilim o kadar ilrlediki böyle bir durumda genlere bakılarak babanın kim olduğu tesbit edilebiliyor.sanki erkek çok evli olduğunda çocuğunun kendisine ait olduğuna eminmiş gibi konuşuyorsun.ben sana sorayım..

eminmisin???

sayadı meselesi bu gün bile çözülmüş durumda.bakınız tansu çiller.erkek çok evli olunca hangisinin evinde kalıyorsa kadında aynısını yapar.

kaza meselesini türkan arkadaş vermiş cevabını.ben fazla uzatmayacam.

Kişi kendi nasılsa herkezi öyle bilirmiş.Seks köleliği nereden çıktı şimdi? Onlar pavyonlarda barlarda kardeş..
Koluda kopsa demek ihanet edilmez..İyi ev işlerini sen yaparsın artık çocuklara da yemek de yaparsın..birisi çalışıp eve getirir sanki..
Yahu bu nasıl mantık Yani evlen ama boşanamama..herkez evli kalmak için evlenir.Kimse ileride boşanmak için evlenmez..Ama hayat bu anlaşamıyorsun..Sanki olmayan birşeymiş gibi konuşuyorsun..Bu insanları evli kalmaya zorlamak aile faciasıdır o insanlara ZULÜMDÜR..
Ayrılsın daha uygun eşler bulsunlar nede olsa hayat tecrübesi aldılar..

bu yazındaki imanın yönetime bildirileceğine emin olabilirsin.ama şu kadar söyleyeym,adnan hoca yada aczimendi tarikatı akla gelince barlardakilerin daha özgür köleler olduğunu düşünüyor insan.sen ne dersin??

ev işlerini ben yaparım,çocuklara bakarım bu benim için mutluluk ve şereftir,ben babalarıyım sonuçta.eve eğer biri par a getirecekse ve eğer biri çocuklara bakacaksa anneleri yanında olduğuna göre bir bakıcı tutulur olur biter.sonuçta ikinci bir eşden daha ekonomiktir,eğer mesele hakketten oysa.

Önlemi daha önceden alınmış demek ahanda iyi seçemedim..ne olacak..sevmediği hakaret gördüğü hergün dayak yediği bir insan ile evli kalmak zorunda mı..misal ? olmayan birşey mi?
Bu mu yani aleviliğin sosyal hayata bakışı?

o senin beceriksizliğinse,alevilik sana demişse bak sonra bir boşanma yaşarsan boş olursun diye ona göre hareket eilmeli.eğer aşini doğru seçmezsen o zaman düşkün olursun.bu bukadar basit...

Türkü
21.11.2006, 09:29
MRB
Ben nişanlı bir bayan olarak ne eşimin başka bir eş almasına izin veririm,nede eşim olacak insan(alevi kültüründen oldugu için)benim onun üzerine biriyle beraber olmamı kabul eder.Ama bu benim karşı cinsle medeni boyutaki ilişkilerimi etkilemez,ve ekmek parası için namussuzluk hariç her işi gönül rahatlıgıyla yaparım eşim bundan rahatsız olmaz.
Gelelim ikinci konuya neden bir çocuk babasından genetik özellik aldıgı kadar annesinden almıyormu?Kadının 4 eşi olamaz ama erkegin olabilir.Kadın nereden bilecek çocugun babasını.Sizin mantıkla olaya bakınca erkek bir anlık zevk alacak diye kadın dokuz ay karnında taşıyor çocuğu kim kadına gerekli ilgi ve sevgiyi gösterirse çocuk ona baba der olur biter.

Şayet ben bir hastalık geçirir kadınlık görevlerimi yapamazsam şayet karşımdaki insanın it muamelesi yapıp bir kap yemek vermesini istemem açlıktan ölen olmamış. Erkeğin beni korumak için kuma getirmesi ONUN MÜTHİŞ, İYİ NİYET HARİKASI BİRİ OLDUGU ANLAMINA GELMEZ.Bencil menfaatçi,tembel ve vefasız biri oldugu anlamına gelir.

çopur
21.11.2006, 10:40
Sayın Manifesto; Bu forumda birşeyleri tartışmak ve görüşlerinizi insanlara anlatmak istiyorsanız forum kuralları ve tartışma edebi içerisinde kalmak zorundasınız. Bizler sizin sitenizde gösterilmediği kadar hassasiyeti ve iyi niyeti size gösteriyoruz. Ancak çeşitli ima ve aba altından sopa mantığıyla bu forumda yer bulmanız mümkün değildir.
Forumumuz içerisinde pek çok alevi olmayan arkadaşlar mevcuttur. Ve de olacaktır. Sünni müslümanından musevisine, şiisinden hırıstiyanına kadar arkadaşlar net düşünceleri ve tartışma adabıyla görüşlerini yazmaktadır. Kullandığınız üslup konusunda daha önce uyarıldınız ve ceza aldınız. Bu forum içerisinde hiç kimsenin ne ima yoluyla ne de direkt ifade biçimiyle hiçbir inanç ya da kültürden insanları küçültücü tarda yazılar yazamaz. Forum içerisinde yazmak ve düşüncelerinizi tartışmak istiyorsanız yazılarınızda net olun.

İşcanbaba
21.11.2006, 11:39
Sn .Menifesto
Ne yapmaya çalıştığın belli, yazıların en iyi yazımla çok çirkin,kışkırtıcı,Kavga ortamı yaratmaya çalışan, huzuru bozucu, ve örtülü hakaretler içeren bir yapıda, mümkün olduğu kadar sana ve senin gibi düşünenlere ve kışkırtıcılık yapanlara (Pirozkan gibi) yanıt yazmak istemiyorum.
Sevgili Çopur gerekli uyarıyı söylemiş,ançak daha dikkatli ve saygılı yazmaya çalışın,

Alina
21.11.2006, 11:54
islamdan müslümanların kadınlara bakışlarına geldik.
Burdan anlaşılıyor ki islamic manifesto kadını bir birey olarak görmüyor.İhtiyaçlarını karşılayabileceği bir materyal olarak görüyor.
verdiği örneklerde bunu gösteriyor.Günlük ihtayaçlar karşılandığı zaman kadını tek eşli kalarak ödellendirek ama aksi halde hastalandığı veya diğer durumlarda
hemen 2. eş alınacak.

peki bunlar erkeğin başına gelince ne olacak bunu merak ediyorum.kadında eşi cinsel fonksiyonlarını veya maddi ve manevi işlevleri yerine getiremiyor diye
2.3. ve hatta 4. eşlerimi alacak.

hadi diyelim hastalıktır şudur budur diye bu bahaneleri kabul edelim.yahu bu kadınların hepsi mi hastalandı. sayısı arrtıkça arttı.

Artık kabul edin İslam kadını 2.sınıf görüyor

islamic_manifesto
21.11.2006, 12:26
Üslubuma takılmışsınız..
Şunu iyi bilelim ki CENNET ANALARIN AYAĞININ ALTINDANDIR..sözü İslam peygamberinin insanlığın iFtihar tablosunun sözüdür..Şimdi bu sözü benimsemiş bir inaçda Kadınların ezilmesi hor görülmesi ikinci yada üçüncü sınıf sayılması mümkün mü? Değil tabiki..
Çok eşliliğin zaruri olan durumlarını izah ettim ancak ISRARLA anlaşılamadı..
Mühim değil bir evlat sahibi olmak isteyen bir kişi eğer hanımı tüm tıbbi imkanlara rağmen çocuk sahibi olamamış ise onu boşasın değil mi? sonra başka biriyle evlensin..Bu kadıncağız da topluma DUL bir insan olarak girsin..Neyse..
Zaten dünyadaki müslümanların ekserisinin tek eşli olması size birşey anlatıyor olmalıydı ama anlaşılmak istenmiyor sanırım..
Ama alevilikde ki boşanamama olayına hala açıklık getiremediniz..
Düşkün sayılmak ne demek ? aşağılanmak gibi bir şey mi?
Bir kimse evlenip hata yaptığı bir insan ile boşanmış ise neden DÜŞKÜN sayılsın ki? İnsan HATA yapamaz mı? yanlış tanıdığı sonra evliliğin ilerliyen döneminde tamamen başkalaşan bir insan ile ve her konuda kavga ve geçimsizlik yapan bir insan ile NEDEN evli kalınsın ? veya boşanıp bu beladan kurtulan bir insan NEDEN DÜŞKÜN sayılsın ? bu onu DIŞLAMAK OLMAZ MI? TECRİT OLMAZ MI?

Türkü
21.11.2006, 12:42
Üslubuma takılmışsınız..Şunu iyi bilelim ki CENNET ANALARIN AYAĞININ ALTINDANDIR..sözü İslam peygamberinin insanlığın iFtihar tablosunun sözüdür..Şimdi bu sözü benimsemiş bir inaçda Kadınların ezilmesi hor görülmesi ikinci yada üçüncü sınıf sayılması mümkün mü? Mümkün yüzyılarca kadınların oglu olmuyor diye ikinci,üçüncü eşle yaşamaya mecbur edilmiş.İlkel bir hayat benimsetilmişÇok eşliliğin zaruri olan durumlarını izah ettim ancak ISRARLA anlaşılamadı..İslamda zaruri olabilir alevilikte kesinlikle yasaktır böyle bir olayı hiç bir alevi kabul etmez bayan olsun erkek olsun.Net konuşuyorum ikinci eş yoktur bizde.Mühim değil bir evlat sahibi olmak isteyen bir kişi eğer hanımı tüm tıbbi imkanlara rağmen çocuk sahibi olamamış ise onu boşasın değil mi? sonra başka biriyle evlensin..Bu kadıncağız da topluma DUL bir insan olarak girsin..Neyse..Bir insanı sevip evlendiğinde bir hayatı paylaşmaya adım atar aleviler bu sebeple çocuğu olmayan aileler evlatlık çocuk alırlar veya bir akrabaalarının çocugunu evlat edinirler.Asla boşanmak yoktur ailelerde bu kadının çocugu olmuyor git birdaha evlen demezler evlatlarına gerekirse yıllarca doktor doktor dolaşılır.Zaten dünyadaki müslümanların ekserisinin tek eşli olması size birşey anlatıyor olmalıydı ama anlaşılmak istenmiyor sanırımAraplar,muhammed ali müslüman değilmiydi hepsi çok eşli.Ama alevilikde ki boşanamama olayına hala açıklık getiremediniz..
Alevilerde insan sevgisi hat safhadadır asla başkasını incitemez hayvan muamelesi yapamazsın.Evlendiğin insanı bayanda olsan erkekte olsan ölene
kadar taşımak zorundasın.Her zorluga göğüsgereceksin .Neden anlamaya çalışıyorsun ki sen alevi değilsin kendi bildiğin yolda yürü.Eşin hastalandıgında zil tak oyna git ikinci üçüncü eş peşine düş.

Alina
21.11.2006, 12:57
sizde anlamakta sorun yaşıyorsanız bunda bizim suçumuz nedir anlamış değiliz.

Çok eşliliğin zaruri olan durumlarını izah ettim ancak ISRARLA anlaşılamadı
bizden çok eşliliğin zaruri durumlarını anlama anlayışı istemeyin.size soruyorum
bu zaruri durumları erkekler yaşadığı zaman kadın ne yapacak.Kabullenmek mi zorunda.:blackeyedsmiley:

Mühim değil bir evlat sahibi olmak isteyen bir kişi eğer hanımı tüm tıbbi imkanlara rağmen çocuk sahibi olamamış ise onu boşasın değil mi? sonra başka biriyle evlensin..Bu kadıncağız da topluma DUL bir insan olarak girsin..Neyse..


mühim değil bir evlat sahibi isteyen bir kadaın kocasını tüm tıbbi imkanlara rağmen çocuk sahibi olamamış ise onu boşasın değil mi?sonra başka biriyle evlensin.Bu adamcağız da topluma DUL bir insan olarak girsin neyse..


Zaten dünyadaki müslümanların ekserisinin tek eşli olması size birşey anlatıyor olmalıydı ama anlaşılmak istenmiyor sanırım..


Müslümanların tek eşli olması şimdi ki hukuk sisteminden dolayı.Bşakalırına diyorsun 21.yy mantığı ile bakmayın diye istersen şöyle bir geriye doğru ama yakın sayılan bir tarihe bak kendi ülkende osmanlı şeriatla yönetiliyordu .Acaba
her birini kaç cariyesi ve eşi vardı.İslamın yeni dönemlerine bakalım herbirinin
6-7 tane eşleri olmuş en az.Evet doğru söylüyorsun müslümanlar tek eşli.
hani tarih okumasak bize yutturulacak:D yasa belirleyici olmasaydı çok merak ediyorum zarurui durumlarda çok eşliliği savunanların kaç eşi olacaktı.

Ama alevilikde ki boşanamama olayına hala açıklık getiremediniz..
Düşkün sayılmak ne demek ? aşağılanmak gibi bir şey mi?


Gayet açık bunuda anlayamıyorsunuz.suç bizim mi:S
alevilikte aile ve kadın çok önemlidir.Bunun içindirki belirli kuralları vardır.Öyle sizin gibi yok çocuk yapamıyor,yok hastalandı vs nedenlerden dolayı eş kolay kolay bırakılamıyor.bak işte şimdi sana sizinle aramızdaki farkı sözyleyim.Bu yaptırımlar kadın içinde aynı erkek içinde.Kadının veye erkeğin birbirinden üstünlüğü olmadığı için eşit şartlar altında değerlendirirler.

Bir kimse evlenip hata yaptığı bir insan ile boşanmış ise neden DÜŞKÜN sayılsın ki? İnsan HATA yapamaz mı? yanlış tanıdığı sonra evliliğin ilerliyen döneminde tamamen başkalaşan bir insan ile ve her konuda kavga ve geçimsizlik yapan bir insan ile NEDEN evli kalınsın ? veya boşanıp bu beladan kurtulan bir insan NEDEN DÜŞKÜN sayılsın ? bu onu DIŞLAMAK OLMAZ MI? TECRİT OLMAZ MI?

İnsanoğlu herkesle iyi anlaşacak diye bir kural yok.Herkes hata yapabilir.Biz öyle sizin gibi hayır ve şerrin allahtan geldiğine inanıp köşeye çekilmeyiz.Bir suç veya hata olmuşsa bunun nedenin insdan olduğu bilincindeyizdir.
Düşkünlük toplumdan tecrit değildir.Eğer yüz kızartıcı suçlar yoksa kişinin
toplumdan tecriti diye birşey söz konusu değildir.Ama öyle işine geldiği gibi
yok şu olmadı bu olmadı basit nedenler ve geçimsizlik yüzünden eşlerin boşanması kolay değildir.Toplumdan uzaklaştırılması gereken bir davranışı varsa dediğiniz olur.

islamic_manifesto
21.11.2006, 13:20
:)
Aman yaa kime ne anlatıyorsun ki..
Herkez burnunun dikine..
Elinde içki kadehi ahkam kesiyorlar..
Aileden kadından bahsediyorlar..
Bir bakın bakalım dünyada en çok boşanmanın olduğu toplumlar hangileri..
Sizin ÇAĞDAŞ ve medeni dediğiniz toplumlar..Kime ne anlatıyoruz ki..
Hani erkek ile kadının medeni şekilde birlikde olduğu toplumlar..
Birde burada İslamda ki kadın ve aile anlayışını eleştiriyorsunuz..
Boş işler boş..

Alina
21.11.2006, 13:28
:)
Aman yaa kime ne anlatıyorsun ki..
Herkez burnunun dikine..
Elinde içki kadehi ahkam kesiyorlar..
Aileden kadından bahsediyorlar..
Bir bakın bakalım dünyada en çok boşanmanın olduğu toplumlar hangileri..
Sizin ÇAĞDAŞ ve medeni dediğiniz toplumlar..Kime ne anlatıyoruz ki..
Hani erkek ile kadının medeni şekilde birlikde olduğu toplumlar..
Birde burada İslamda ki kadın ve aile anlayışını eleştiriyorsunuz..
Boş işler boş..

seni örümcek kafalı molla
git şeriat çığırtkanlığını başka forumlarda yap.
haddini bil yoksa bildirmesini biliriz.
Senin beyninde cinsel organlarınla orantılı çalışarak sadece kiminle zevkini süreceğini düşünüyorsun.
Sen ve senin gibiler alevilerin hakkında yorum yapamaz

hüseyincem
21.11.2006, 15:01
Aman yaa kime ne anlatıyorsun ki..
Herkez burnunun dikine..
Elinde içki kadehi ahkam kesiyorlar..
Aileden kadından bahsediyorlar..
Bir bakın bakalım dünyada en çok boşanmanın olduğu toplumlar hangileri..
Sizin ÇAĞDAŞ ve medeni dediğiniz toplumlar..Kime ne anlatıyoruz ki..
Hani erkek ile kadının medeni şekilde birlikde olduğu toplumlar..
Birde burada İslamda ki kadın ve aile anlayışını eleştiriyorsunuz..
Boş işler boş..

hakketten yani hakketten manifesto anlayamıyorsun.yani istesende beceremiyorsun bunu.özür dileriz.çok üzerine geldik.artık komplikasyonlar oluşmaya başladı sende.verileni alamıyorsun.almak istemiyorsun demiyorum alamıyorsun.

zihnin ve beynin din denilen afyondan o kadar etkilenmişki uyuşturmak bir yana birde bağımlıklık yaratmış doğal olarak sende.ayrıca mesajlarındaki similey leride görünce insan birazda afyondan zevk aldığını düşünüyor.

senin gibi bağımlıların psikolojik ve tıpbi desteklere ihtiyaçları var.çünkü sadece kendi hayatlarını mahvetmekle yetinmeyip birde kendisi gibi olmayanlarıda bu merete bulaştırmak için elinden geleni yapıyorlar.bulaşmazlarsa her türlü çirkeflik,kin nefret iftira duygularını kusuyorlar...

şimdi bir afyon bağımlısının yani din bağımlısının yazılarına bakıp,onun kadından ve aileden bahseden yazılarına elimde içki kadehiyle bakıp,içkinin ne kadar muhteşem bir şey olduğuna şaşarak forumu gezeceğim.

umarım bir gün seninde beyninde afyon bağımlılığı olmadan dinç bir beyin ve 1 kadeh kırmızı şarapla aramızda görürüz....

sevgiler...

Türkan
21.11.2006, 15:37
Arkadaşlar dün akşam bu manifestoya ben anlayacağı üslupla uzun uzun anlattım kadınlara bakışımız arasındaki farkı ama yok ! kendisi tecahül-ü arif sanatçısı , iyi rol yapıyor , anlıyor ama anlamamış gibi davranıyor ! Onca soru sordu alayına verdik cevabı , Şavalanlı'nın bi tanecik sorusuna yanıt vermeden gitti. Kırdı bizi gerçekten ....:(

Arkadaşlar hepinizi susmaya davet ediyorum . Mazallah bu manifesto kendisini ve zırvaladıklarını ciddiye aldığımız sanabilir :D :D

Gülüp geçelim.... ;)

İşcanbaba
21.11.2006, 16:15
Canlar,
Bu vatandaşın anlama diye bir sorunu yok,sorunu kışkırtıcı tavırlarla, huzursuz bir otam sağlamak,ve seviyeyi düşürmek,
O herşeyi anlıyor,Anlamazmı?
o nedenle Türkana katılmakla birlikte, gereği tipte yanıt vermek gerek,

Naki
21.11.2006, 17:20
Naki polemiği seviyorsunuz anlaşılan..

Siz tam cahilsiniz..Kusura bakmayın..
Yani kaç misal ile ÇOK EŞİLİLİĞİN ZARURİ OLDUĞU DURUMLARI ANLATMAM GEREK.
Ama yooo siz bir erkek ile bir kadın eli kanlı bıçaklı olsalar dahi boşanamazlar diyor ve buna inanıyorsunuz..Biz evlilik de boşanmada hakldır diyoruz abes oluyor çok komik

Yapma yaaa!...

Naki
21.11.2006, 17:21
Naki polemiği seviyorsunuz anlaşılan..
Siz Hz.Peygamberin hayatı hakkında ne biliyorsunuz ki?
Hz.Aişe eşleri arasında kız olan tek hanımıdır.
25 yıl boyunca yani bütün gençliği boyunca tek bir eş ile evli kalmış.İbrahim dışındaki bütün çocukları da ilk eşi hz.haticaden olmuşdur.
ikinci eşi yan hz.hatica vefat ettikden bir süre sonra evlendiği kişi ilk müslümanlardan olan dul 55 yaşındaki hz.sevde idi..3.eşi hz.ömer'in kızı hz.hafsadır bedir savaşında kocası ölmüşdü..hz.ömer çok muzdarip olmuş iken bu duruma hz.peygamber onunla evlenmişdir.5.eşi zeynep bint-i huzeymedir ve peygamberimizle evlendiğinde 60 yaşında idi..6.eşi ümmü seleme yine dul ve birçok cocuğu olan bir hanımdı..yaşıda 50 nin üzerinde idi..7.eşi ümmü habibe ebu süfyanın kızıdır müslüman olmuş kocası ile habeşistana göç etmişdi kocası ölünce orada tek başına kalmışdı hz.peygamber ona izdivaç teklif etmiş ve kabul etmişdi..8. eşi hz.cüveyriye dir.Cüveyriye önce Musâfi b. Saffan’la evlenmiş, Musâfi, Müreysi Muharebesi’nde ölmüştü. Cüveyriye, Hz. Peygamber’e müracaat ederek hürriyete kavuşmayı talep etmiş, Resulullah da onun fidyesini bizzat kendisi vererek hürriyete kavuşturmuştur. Babası gelip kızını götürmek isteyince, o Müslüman olarak Medine’de kalmayı tercih etmiş, bilahare de Resulullah ile nikahı kıyılmıştır.9.eşi hz.Safiyyedir.Ailesi yahudilerin ileri gelenlerinden idi..Hayber savaşında kocası ve ailesi ölmüşlerdi.
Bu yüzden islamdan ve hz.peygamberden nefret ediyordu..Ama peygamberimiz izdivaç teklif etmiş ve kabul etmişdi..sonraları bu evliliğin yahudileri islama ısındırmada faydası olmuşdur.
10.eşi Mâriyetü’l-Kıbtiyye dir ki mısır hükümdarı Mukavkıs'in gönderdiği cariyedir.Önce islamı seçmiş sonra da peygamberimiz onu azad edip onunla evlenmişdir.İbrahimin annesidir.Bu evliliğinde siyasi sonuçları olmuşdur.Mısırlılar islama ısınmış ve bizans ile müslümanlar arasındaki savaşda tarafsız kalmışlardır.
11.eşi 12. Meymûne binti Hâris dir.peygamberimizin son evliliğidir.Peygamberimizin Amcası Hz.Abbasın baldızı idi..Hz.Abbas peygamberimizdan onunla evlenmesini istemişdi.Peygamberimizde bunu kabul etti.
13.eşi ZEYNEP bt. CAHŞ dır ki bu mesele sürekli çarpıtılır..
İlk olarak Zeyd ile evlenmişdir.Asil ve bilgili bir kimsedir.Ama aradaki seviye farkından dolayı evlilik kısa sürmüşdür.Bu boşanmadan sonra etrafda dedikodular yükselmeye başlamış münafıklar ileri geri konuşmuşdur.
Kur’ân-ı Kerîm bu evlilikle alâkalı şu malûmatı vermektedir: "Allah’ın nimet verdiği, senin de nimetlendirdiğin kimseye: ‘Eşini bırakma, Allah’tan sakın’, diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa asıl kendisinden korkulması gereken Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince, Biz, onu sana nikahladık ki, (bundan böyle) evlatlıkları, hanımlarıyla ilişkilerini kestikleri zaman, o kadınlarla evlenmek hususunda müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir." (33, Ahzâb:37).
İşte bu ayet aslında onun durumunu özetleyen bir durumdur.Hem Zeynep binti cahşın durumuna üzülüyor hemde elinden birşey gelmiyordu.
Hz.Peygamber Zeyd e hanımını yanında tut diye tavsiyelerde bulunuyordu.Ancak Zeyd de denk olmadıklarını biliyor ve boşanmak istiyordu.
Evet Zeynep’le evlenme çok ağır gelmişti. Ancak bunu reddetmek mümkün değildi. Çünkü bu evliliğin nikahı, bizzat Yüce Yaratıcı tarafından kıyılmış, buna melekler de şahitlik yapmışlardı.
? zır cehalet mahsulü yazılar..Cariyelik kurumu islamın getirdiği birşey değil o islamdan öncede var..tıpkı kölelik gibi..islam ile veya hz.peygamberin hayatı ile nasıl ilişiklendirdin?
Siz tam cahilsiniz..Kusura bakmayın..
Yani kaç misal ile ÇOK EŞİLİLİĞİN ZARURİ OLDUĞU DURUMLARI ANLATMAM GEREK.
Ama yooo siz bir erkek ile bir kadın eli kanlı bıçaklı olsalar dahi boşanamazlar diyor ve buna inanıyorsunuz..Biz evlilik de boşanmada hakldır diyoruz abes oluyor çok komik

Sayın provokatör,

Bu saldırgan uslubu, bu küt mantığı, bu kara yobaz zihniyeti iyi tanırım.

Bu ezber laflara yanıt vermeye bile değemez ama, şunları söylemeden edemeyeceğim:

-Asıl senin, "Hocaefendin"den aldığın misyonla, bu gerici, çağ dışı, insanlık dışı fikirlerini yaymak için polemik yöntemini bir araç olarak kullandığını, başka Alevi forumlarından da biliyorum.

-Peygamberin hakkındaki herşeyi de biliyorum. Senin bilmediklerini de...

-Ben sana eşleri arasında "kız olan tek hanım"ı sormadım, Aişe evlendiğinde kaç yaşındaydı, onu sordum. İşine gelmediği için konuyu başka yere kanalize ediyorsun.

-Uzun uzun peygamberin haremindeki hatunların özelliklerini anlatmanı isteyen olmadı. Gerek olsaydı ben anlatırdım zaten.

-Türk hukuk sisteminin de kabul etmediği çok eşliliği, şu ya da bu gerekçelerle, savunma cüretini nerden alıyorsun? Alevilikteki tek eşlilik kuralı için hangi cesaretle "abes", "komik" gibi nitelemelerde bulunabiliyorsun?

-Cariyelik ve kölelik kurumu, İslam'la geldi demedim, ama İslam niye kaldırmadı, bunu devam ettirdi, onu açıkla. Kuran'da bunları olumsuzlayan bir ifade var mı? Tam tersine kurumsallaştırıyor.

-"Zır cahil" gibi seviyesiz yakıştırmalarını sana aynen iade ediyorum.

-Senin buradaki amacın ne, Alevi inancına hiçbir yakınlığın olmadığı halde, tamamen husumet içinde olduğun halde, hangi misyonla Aleviler'e bu fikirleri aşılamaya çalışıyorsun, aşılayabileceğini sanıyorsun?

-Ne yapmaya çalışıyorsun, sana verilen görev ne?

-Seninle polemiğe girmenin sana bu gerici anlayışının reklamını yapma fırsatı olacağını bildiğim için, artık seni kale almıyorum.

-Bu topluma Arabizmi, şeriat düzenini getirme çabalarınız, hüsranla sonuçlanacak. Bu toplumu 14 yy.'a geri götüremezsiniz. Bunu sizin ABD'nin himayesindeki ağababanız bile yapamaz. Bundan emin ol. Alevileri aydınlık bilim yolundan saptırmaya uğraşmayın, başaramazsınız.

-Kişiliğime yönelik hakerat içeren sözlerini sürdürmen durumunda gereğini yapacağımı, ayrıca sessiz kalması durumunda site yönetimini de bundan sorumlu sayacağımı bildirmek istiyorum.

candacan
21.11.2006, 19:03
Üslubuma takılmışsınız..
Şunu iyi bilelim ki CENNET ANALARIN AYAĞININ ALTINDANDIR..sözü İslam peygamberinin insanlığın iFtihar tablosunun sözüdür..Şimdi bu sözü benimsemiş bir inaçda Kadınların ezilmesi hor görülmesi ikinci yada üçüncü sınıf sayılması mümkün mü? Değil tabiki..
Çok eşliliğin zaruri olan durumlarını izah ettim ancak ISRARLA anlaşılamadı..

Sayın islamic,
Erkekler çok eşli olursa iyi, ne iyisi hatta cennetlik olacak ama kadın çok eşli olursa "........." olacak. Arkasından da "cennet anaların ayağının altındadır" diyerek kadınla erkeğin aynı değerde tutulduğunu iddia edeceksiniz.
Aleviliğe gelince... Kafa yormayın. Anlamanız mümkün değil. Siz kendi inancınıza devam edin, aleviliği bize bırakın.

Pi®oZKaN
21.11.2006, 21:34
Sn .Menifesto
Ne yapmaya çalıştığın belli, yazıların en iyi yazımla çok çirkin,kışkırtıcı,Kavga ortamı yaratmaya çalışan, huzuru bozucu, ve örtülü hakaretler içeren bir yapıda, mümkün olduğu kadar sana ve senin gibi düşünenlere ve kışkırtıcılık yapanlara (Pirozkan gibi) yanıt yazmak istemiyorum.
Sevgili Çopur gerekli uyarıyı söylemiş,ançak daha dikkatli ve saygılı yazmaya çalışın,
Kadının İSlam'daki yeri ile ilgili bende tespitlerde bulunacaktım ancak bu yazıları görünce vazgeçtim,müslüman arkadaşlar artık çok iyi biliyorlar ki yazdığımız yazıların hepsinde art niyet aranıyor.
Hep kişisel hep kişisel...
İslam ile ilgili yazıyorsan adın yobaza çıkıyor,kışkırtıcıya çıkıyor.Pes doğrusu boşverin müslüman kardeşler cevap yazmak zorunda değilsiniz.
Gerçekten hak hakikatı öğrenmek isteyen,soruLarını edeblice soranlara yanıt verin.Daha önce mehmet abi vardı,katalizör abi vardı,bu sakin insanlar sorulan sorulara en iyi şekilde yanıt vermelerine rağmen nelerle itham olundular.
Gerçekten de birşeyleri öğrenmek isteyen olursa,amacı araştırmak,sorgulamak olanlara her zaman saygımız vardır ve cevabımız illaki olacaktır.Ama bu başlıkta
dediğime uygun hiçbir yazı görmedim...Saygılar..

İşcanbaba
21.11.2006, 21:41
Pirozkan
Yazımı dikkatli oku ,amacı bilgi vermek isteyenlere lafımız yok,
Kışkırtıcı,huzur bazanlara yazıyorum,
Amacın bili yazmak bir şeyleri anlatmaksa buyur yaz,
Yok niyetin gecmişde olduğu ve islamiç in yaptığı gibi olacaksa yazma,
Buradakilerin senin o ENGİN bilgine ihtiyaçları yok,tamam

Pi®oZKaN
21.11.2006, 22:07
Pirozkan
Yazımı dikkatli oku ,amacı bilgi vermek isteyenlere lafımız yok,
Kışkırtıcı,huzur bazanlara yazıyorum,
Amacın bili yazmak bir şeyleri anlatmaksa buyur yaz,
Yok niyetin gecmişde olduğu ve islamiç in yaptığı gibi olacaksa yazma,
Buradakilerin senin o ENGİN bilgine ihtiyaçları yok,tamam
Son günlerde bana yapılan ithamlardan sıkıltım artık.Bugüne kadar bana yapmış olduğunuz hakaretleri alıntı yaparak yönetime bildiriyorum.Şimdi bu yazımdan sonra da hakkımda karalama yapan herkesi yönetime şikayet ediyorum artık.Dikkat ederseniz uzun zamandır kimseyle kişisel polemiğe girmiyorum.Durduk yere benim huzurum kaçırılıyor...SaygıLar..

Türkan
21.11.2006, 22:10
Gerçekten de birşeyleri öğrenmek isteyen olursa,amacı araştırmak,sorgulamak olanlara her zaman saygımız vardır ve cevabımız illaki olacaktır.Ama bu başlıkta
dediğime uygun hiçbir yazı görmedim...Saygılar..

Bunun sorumlusu bizler değiliz islamic efendi .
Kendi adıma , tartışmaya dahil olmadan önce onu defalarca uyardım , farklı başlıklarda , üslubu konusunda ... Ama o üslubunu değiştirmedi , eee normal olarak da bende onun anlayacağı şekilde yazdım .
O mesajlara bu cevaplar .. Fazlası mümkün değildi .
Sende öyle yazıp öyle cevaplar almak istemiyorsan buyur bildiğini yaz.

aske1012
21.11.2006, 22:46
Arkadaşlar erkeklerin kadınlardan üstün olduğunu (fiziksel ve beyinsel açıdan) sadece Kur'an söylemiyorki bilim adamları da bunu bağıra bağıra söylüyor neden onlarada karşı çıkmıyorsunuz? Dünyada her soluk alan canlı diğer bir canlıdan ya üstün özelliklerle donatılmıştır yada tam tersidir. Neden zorunuza gider anlamıyorum!!! Üstün olmaktan kadına baskıcı olmak yada bunun gibi anlamlar çıkartmayınız. Tabiki bir canlı diğerinden üstün olacak insanda da erkek kadından yaratılış özellikleri açısından üstündür..

Türkan
21.11.2006, 23:08
Arkadaşlar erkeklerin kadınlardan üstün olduğunu (fiziksel ve beyinsel açıdan) sadece Kur'an söylemiyorki bilim adamları da bunu bağıra bağıra söylüyor neden onlarada karşı çıkmıyorsunuz? Dünyada her soluk alan canlı diğer bir canlıdan ya üstün özelliklerle donatılmıştır yada tam tersidir. Neden zorunuza gider anlamıyorum!!! Üstün olmaktan kadına baskıcı olmak yada bunun gibi anlamlar çıkartmayınız. Tabiki bir canlı diğerinden üstün olacak insanda da erkek kadından yaratılış özellikleri açısından üstündür..
Buna cevap veremem , mümkün değil ....
:65: :36_5_8:

aske1012
21.11.2006, 23:22
Buna cevap veremem , mümkün değil ....
:65: :36_5_8:

Ben her türlü cevabı verebilirim sizin için bilim önemli değilmi kanıtlarınıda koyarım ortaya çok isteyen olursa... Saygılar

Türkan
21.11.2006, 23:27
Ben her türlü cevabı verebilirim sizin için bilim önemli değilmi kanıtlarınıda koyarım ortaya çok isteyen olursa... Saygılar
Gölde etme başka ihsan istemez....

aske1012
21.11.2006, 23:41
Gölde etme başka ihsan istemez....
Gölde yazmışsın gölge olacak... Ayrıca seni tanımam bilmem polemik yapma benimle ben fikrimi söyledim ya saygı duyarsın geçersin yada karşıt fikrin varsa oturur düzgünce tartışırsın benimle ha yok ben polemik yapacam diyosan başka birisini bul... Senin adının altına yazdığım son mesaj bu olacak çünkü

Alina
21.11.2006, 23:43
Arkadaşlar erkeklerin kadınlardan üstün olduğunu (fiziksel ve beyinsel açıdan) sadece Kur'an söylemiyorki bilim adamları da bunu bağıra bağıra söylüyor neden onlarada karşı çıkmıyorsunuz? Dünyada her soluk alan canlı diğer bir canlıdan ya üstün özelliklerle donatılmıştır yada tam tersidir. Neden zorunuza gider anlamıyorum!!! Üstün olmaktan kadına baskıcı olmak yada bunun gibi anlamlar çıkartmayınız. Tabiki bir canlı diğerinden üstün olacak insanda da erkek kadından yaratılış özellikleri açısından üstündür..


forum başlığını okumuyorsun galiba.Gereksiz polemiklerle topiğ meşgul etme.
Burdan ne kadar zeki olduğun anlaşılıyor :D tebrik ederim çoooooook zekisiniz

Türkan
21.11.2006, 23:53
Gölde yazmışsın gölge olacak... Ayrıca seni tanımam bilmem polemik yapma benimle ben fikrimi söyledim ya saygı duyarsın geçersin yada karşıt fikrin varsa oturur düzgünce tartışırsın benimle ha yok ben polemik yapacam diyosan başka birisini bul... Senin adının altına yazdığım son mesaj bu olacak çünkü
Gözümden kaçmış , ama tabi sen şıppp diye görüverdin , seni gidi üstün cinsiyet seniiiiii :D tü tü tü maşallahhhhh!!!!!!!!!:D

Bana bak , saygı filan duymam ben o dediğin üstünlük iddiasına , -polemik - dersen, polemik için buraya gelen tayfayı biz gözünden tanıyoruz artık! !

aske1012
21.11.2006, 23:55
forum başlığını okumuyorsun galiba.Gereksiz polemiklerle topiğ meşgul etme.
Burdan ne kadar zeki olduğun anlaşılıyor :D tebrik ederim çoooooook zekisiniz

Forumun başlığınıda okudum ilk konuyu açan arkadaşın ilk mesajınıda zaten cevabımıda ona istinaden yazdım, en çok islam dininin kadınları erkeklerden farklı gördüğünden bahsetmiş. Eğer okuma biliyorsanızki yazdığınıza göre biliyorsunuz sizde okursanız görürsünüz. (zekilik konusundada hiç uğraşma polemiğe girmiyorum kimseyle. İstediğin kadar yazabilirsin böyle dalgacı tavırların seni gereken seviyeye düşürüyor zaten) :p

Alina
22.11.2006, 00:00
Forumun başlığınıda okudum ilk konuyu açan arkadaşın ilk mesajınıda zaten cevabımıda ona istinaden yazdım, en çok islam dininin kadınları erkeklerden farklı gördüğünden bahsetmiş. Eğer okuma biliyorsanızki yazdığınıza göre biliyorsunuz sizde okursanız görürsünüz. (zekilik konusundada hiç uğraşma polemiğe girmiyorum kimseyle. İstediğin kadar yazabilirsin böyle dalgacı tavırların seni gereken seviyeye düşürüyor zaten) :p

islam ve alevilikle ilgili yorumunuz varsa alalım.yoksa gereksiz işgal etmeyin.
seviyeye gelince sizinle polemiğe girmeyecek kadar seviyeliyim.

iyi forumlar

Türkan
22.11.2006, 00:03
Forumun başlığınıda okudum ilk konuyu açan arkadaşın ilk mesajınıda zaten cevabımıda ona istinaden yazdım, en çok islam dininin kadınları erkeklerden farklı gördüğünden bahsetmiş. Eğer okuma biliyorsanızki yazdığınıza göre biliyorsunuz sizde okursanız görürsünüz. (zekilik konusundada hiç uğraşma polemiğe girmiyorum kimseyle. İstediğin kadar yazabilirsin böyle dalgacı tavırların seni gereken seviyeye düşürüyor zaten) :p
Gereken seviyeye , yani senin seviyene bir türlü inemiyoruz ne yazıkki .
Ne sandın ?? Erkekler üstündür gibi m.ö li yıllardan kalma iddiana ciddi ciddi cevap vereceğimizi mi ?? Yok daha neler :S

Kes artık bence , yeterince güldürdün kendine....

aske1012
22.11.2006, 00:10
islam ve alevilikle ilgili yorumunuz varsa alalım.yoksa gereksiz işgal etmeyin.

iyi forumlar

Ben zaten gereken şekilde yazacağımı yazdım aksini iddia edene kanıtlamaya hazırım. Düzgünce tartışmak isteyen olursa cevap vereceğim tabiki.
Bazılarının zoruna gidince gülüyormuş da :D

seviyeye gelince sizinle polemiğe girmeyecek kadar seviyeliyim.

Hadi canım! :D Girmişsiniz bile... Neyse sizede iyi forumlar...

Bulent74ankara
22.11.2006, 00:15
Aske1012;

Yazında:” “Ben her türlü cevabı verebilirim, sizin için bilim önemli değil mi kanıtlarınıda koyarım ortaya çok isteyen olursa... Saygılar” Diyorsun.

Gel seninle Kuran ayetleri tartışalım. Bana cevap verebileceksin? Her türlü cevabı verebilirim diyorsun ya..."Hobri meydan" diyorum Aske1012. Kendimi övdüğümü sanma! Açık açık yazıyorum. Benim yazılarım karşısında Yaşar Nuri Öztürk bile cevap veremezken, sizler benim gözümde sivri sinek cıvıltısısınız. Şunu unutma tüm dinlerin yapısını çok iyi bilirim. Bilim benim için çok önemli. Bu aşağıdaki yazıyı sana bilimin üstünlüğüne inanmış insan yazıyor.

Demek her türlü cevabı verebiliyorsunuz öyle mi...Bunu için mi benim gösterdiğim ayetler karşısında hiç biriniz cevap veremediniz, susup oturdunuz yada kaçamak cevap verdiniz? Bunlar kim: "İslamc-manifesto, Pir Abdal Musa, Evvallah, Alihanlı, Ferhat"… Ben bu arkadaşlara hodri meydan demiştim. Kuran’ı ayetleri ortaya koyarak tartışalım demiştim. Neden hiç biri yanaşmadı? Ben Kuran’dan ayetlerini gösteriyorum, bunun cevabını bana ayetleri (Kanıt) verin diyorum. O arkadaşlar ayet göstermeden kendi yorumlarını yazıyorlar ve böylece kendileri çalıp kendileri oynuyor. Belgesiz, kanıtsız düşüncelerle karşılaşıyorum.


Birinci de yeryüzündeki bütün dinler kurallarını birbirlerinden alıntı yaptığını dile getirmiştim. Yeryüzünde bütün dinler, binlerce yıl önceki ilkel inanç ve kuralları taşıyor. Hiçbirinin inanç ve kuralı içinde bulunduğumuz çağın, evrensel dünya görüşlerinin, ileri insanlık anlayışının ürünü değildir. Dinlerin hangi kurallarına alırsanız alın, mutlaka özü binlerce yıllık ilkelliğe dayanıyor. Hangisi olursa olsun.

Şunu yazmakta büyük yarar var, insanlık çok büyük bir çoğunluğuyla koşullu düşünüyor. Bilim’le değil dinle koşullu. Rengi, türü, biçimi ne olursa olsun. Aklının ırzına geçilmiş. Bilerek olsun olmasın, dinsel ölçüler geçerli ve etkin. İnsanlığa giydirilegelmiş olan giysi, ilkel çağlarda ölçülüp biçilmiş, ama her çağda başka,başka biçimlerle de olsa yeniden giydiriliyor.

İnsanlık ilerdikçe o düzenin, o zamanın egemenleri, ileri dinsel kurallar getirmek yerine, çok daha geri kurallar getirip insanların düşüncelerini, duygularını yani düşünce hayatını gerilere bağlama gereği duymuşlardır. Bu tek İslam'da değil, yeryüzünde bütün dinlerde olmuştur.

Bilimsel dünya görüşü ile Dinsel dünya görüşü birbirlerine uymaz. İşte bu nedenledir ki Bilim ile Din sürekli çatışır. Din'e göre gerçek bilginin sahibi Tanrı'dır. Bütün dinlerde esas, imamdır, vahyedir. Ve hatta gerçeğe akılla değil imamla varılır diyenlerin başında Gazali ve Mevlana gelir. Vahye inanan, inanç ve iman dışında bir davranışta bulunmamalıdır. Neden? Tanrı kurallarını değişmez koymuştur. O kuralların dışına çıkmak Tanrı'ya karşı gelmektir. Ancak bilim böyle değildir. Bilgelik tarihsel bir olgudur, yani süreç içinde; çalışma, deney, kanıt, gözlem, ve bilgi birikimi yoluyla insanın yarattığı erdemliktir. Bilim kuşkucu bir yaklaşımla hayatı (Doğayı) sorgulama, ve onu anlamaya çalışmasına karşılık din, görünen tüm olay ve olguları, nedenleri niçinleri bir yana atarak kolay yoldan Tanrı Hikmeti diye sahiplenip mistik dünyanın araçları olarak kullanmıştır.

Şunu bilmenizi isterim ki, bazı dostlar "Aleviliğin Kuran'la" yorumlanır savını ileri sürmekte, ve Anadolu Alevi kültürünü İslam'ın bağnaz kurallarına ve hatta Arap topraklarına bağdaştırmaktadırlar. Ancak o dostların düşüncelerine saygı duyduğumu sürekli dile getirmeme rağmen, Kuran'ın hikmetli olduğunu da ayrıca belirtmektedirler. Belirtirken de hiç ayet göstermemektedirler. Hiç bir belge göstermeden ezbere yöntemiyle düşüncelerini ileri sürmektedirler.

Bilim, her sav karşısında kuşkucu olmayı bir tür bilgi ahlakı sayar demiştim. Ve ayrıca bilim belgelerle konuşur ve her savı kanıtlar. Ben o dostların ileri sürdükleri savlarına karşı; Kuran'dan ayetler göstermekte, Alevi kültürüyle İslam kültürünü karşılaştırma yapmaktayım. Karşılaştırma yaparken de belgelere dayanmaktayım. Yani gereksiz ezbere bir düşünce ileri sürmüyorum. Bilimin üstünlüğüne inanarak belgeli konuşuyorum. Ancak Kuran'ın hikmetli olduğunu ileri süren ve hiç bir ayet gösteremeyen dostlar, benim gösterdiğim ayetler karşısında susmakta, cevap vermemekte ya da konuyu başka yere çekmekte...

Alevilik İslam’ın özü ise, İslam’ı derinden incelemek gerek. Doğrusu budur. Peki nasıl? İslam’ın kutsal kitabını normal bir kitap olarak görüp, ve hiç bir korku taşımadan, akıl / beyin sorgulaması yaptığımız zaman Kuran’da hayli çelişkiler olduğunu açık bir şekilde görünür. Ayrıca Alevi kültürüyle bağdaşmadığı da net bir şekilde görülür. İslam’ın kutsal kitabı Kuran’dır. Kuran’da İslam’ın anayasasıdır.

Kuran buyrukları sadece insanların inançlarını değil, insanların tüm yaşantılarını, maddi ve manevi bütün davranışlarını ilgilendirir. Bu bir hukuk kuralları kitabıdır. Orada; evlenmeye, boşanmaya, miras’a, şahitliğe, ticarete, yada din adına savaşlara varıncaya kadar her türlü buyruk vardır. Gelecek dünyanın cezalarıyla (örneğin cennet cehennem ateşiyle) dolu, örneğin hırsızlık yapanın bileklerinin kesilmesi ya da din değiştirenin öldürülmesi buyruklar vardır. Düşünün bir defa, Müslüman erkeğe en güzel cennetleri ve cennetlerde ki memeleri yeni sertleşmiş, siyah gözlü huriler sunmakta.

Kuran'da var olan bu hükümler Anadolu Alevi kültürüyle kesinlikle uymadığını söylüyorum. Nitekim bilim, her şeyi tek taraflı düşülmez, geniş alanda düşünür. Ve bilimin üstünlüğüne inanmış bilimadamlarımız tarihsel araştırmalarında tüm kültürleri inceleyerek, birinci el öz kaynaklarını karşılaştırma yaparak, deney, gözlem ve saha çalışmasıyla bir düşünceye varırlar. Nitekim doğrusu da budur.

Ve memeleri yeni sertleşmiş kızlar Nebe 33 ayet.
Müminlere göz kırpan kara gözlü huriler de var ki Nebe 22 ayet.
Beyaz tenli kara gözlü, otağlarda huriler. Rahman Suresi 50 ayet.

Ve ayrı zaman da Cennete şarapların olduğu söyler. Bu dünyada yasak olan Şarap öteki dünyada neden sevap olsun? Dopdolu kadeh ve şaraplar. Nebe 23 ayet.

Ve işte bu mutlu kullar, kıyamet günü sırat köprüsünden geçtikten sonra, güzellikleriyle göz kamaştıran Hurilerle dolu, şaraptan ırmaklar akan cennete kavuşacaklarmış güya. Saçmalığa bakınız.

Kuranın içerikliğini yukarı da yazmıştım. Peki şimdi sormak gerekmez mi, şimdiye kadar gösterdiğim ayetler Anadolu Alevi kültürüyle bağdaşıyor mu?

Sahi sen şimdiye kadar yazdıklarımı okudun mu?

Aske1012,

Ben bilimin üstünlüğüne inanmış bir insanım. Size çok kısa örnek istiyorum.

Bilimin: Hiçbir madde yoktan var olamaz, var olanda yok olamaz’ Dediğini unutma!

Ama Kuran’ın “ O gökleri ve yeri yoktan yaratandır” K.6/101. Dediğini de unutma!

Bir şey daha eklemek istiyorum. İslam: Meryem ana erkeksiz doğurmuştur İsa’yı der, Allah dilerse kadın erkeksiz de doğurabilir. K.3/47 diye Kuran’da geçer.
Bilimde:” Erkeksiz kadın nasıl doğurabilir” der.

İşte dinin dediği, işte bilimin dediği….

Siz Kuran’ın hikmetli olduğu ve İslam’ın en mükemmel din olduğunu söylerken hiçbir belge (Ayet) gösteremiyorsunuz. Sizin düşünceleri doğru da, benim ki eğrimi?
Hiç olmazsa ben bilimin verilerine dayanıyorum, sizin gibi kendim çalıp kendim oynamıyorum.

Ayrıca Kuran'ın hikmetli olduğu ileri sürerek hiç bir belge gösteremeyen Pir Abdal Musa'ya ve İslamcı düşüncelerle gelen sizlerin karşısında Kuran'dan ayetler sunuyorsam bu benim kanıt göstererek çalıştığımı gösterir ki bilimde belgesiz bir savı ciddiye almaz.
Yani siz, Kuran hikmetli olduğu, ve en mükemmel din olduğu ayet göstermeden yazın ve bende sizin karşısında susup kalayım öyle mi? Tek evlilik diyorsunuz ama Kuran'ı 4 evlilik derken ve ben bu gerçeği açığa çıkarırken neden öcü gözüyle bakılıyor bana? Sonra İslam’a saldırıyor diye beni suçluyorsunuz. Eğilip baksanıza Kuranınıza…


Şu yazıyı sana hitaben yazmıştım ancak cevap alamamıştım


Sevgili Aske1012

Aşağıdaki konu (Kölelik) Sevgili Büyüğüm "İşcanbaba" ile yazışmanızdı ama bende Pir Abdal Musa'ya yanıt yazmış ve size de hitap etmiştim. Ancak yazımı okunuz mu biliyorum ama sizden de cevap beklemiştim. Bu nedenle buradan tekrar yazıyorum.


Bu yazı sana ait: "Kur'an köleliği teşvik etmez, ettiğine dair en ufak bir kanıt gösterin bana, yanlış biliyorum diyeceğim". Diyorsun.

Bu yazı da bana ait: (Sana cevap vermişim.)

Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, köleliği doğal bir kuruluş olarak benimsemiş ve Kuran hükümleriyle o şekilde düzenlemiştir. Gerçekten de Nahl ve Rum surelerinde, rızkı bol ve hür kişilerle, bu kişilerin satın alıp sahip bulundukları kölelerden söz edilmekte, bunların birbirlerine eşit bulunmadıkları belirtilmektedir.

İşte Kanıt,

Nahl Suresinde şöyle yazılı: "Allah, hiç bir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile, katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi örnek verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? K. 16 Nahl 75

Görülüyor ki Muhammed'in tanımladığı Tanrı, güzel bir şekilde rızıklandırdığı kulları ile bu kulların sahip bulundukları köleler arasinda eşitlik olamayacağını bildirmekte, ve bununla adeta övünmektedir.

Öte yandan Tanrı, yine Muhammed'in söylemesine göre, kölelik kuruluşunu getirmek yanında, kullarına köleler vermekle övünür. Başta Muhammed olmak üzere sevgili kullarına ganimet olarak köleler ve cariyeler verir. Bunun böyle olduğu şöyle belirtiliyor: " Ey Muhammed! Allahın sana ganimet olarak verdiği köleler ve elinin altında bulunan cariyeleri sana helal kıldık. K. 33 Ahzab 50

Soru: Hani yanlış biliyorum diyecektin ne oldu?


Alevi olmadını yazıyorsun, sana saygı duyuyorum. Aklı olan insan inançlara karşı gelmez. Bir insan namuslu, yüreklice taşa bile tapıyorsa saygı duyarım.

Alina
22.11.2006, 00:22
İslam bize kadının sosyal hayattan stabilize edildiğini açık ve net gösteriyor ve birde kadını 2.sınıf olarak gösteriyor.

Ben birazda belli dönemlere ve hatta günümüzde bile isimleri hala saygıyla anılan bir kaç fıkıhçının kadına nasıl baktığını aktarmak istiyorum.bakalım onlar ne demişler.Benim ilk mesajımda Erzurumlu İbrahim Hakkık ile aktırmıştım

Şimdide Gazali ile kadının nasıl toplumdan soyutlandığını görelim

KUTSAL ALIM (!) IMAM GAZALI'nin KADINA BAKISI
Kadinlariniza evlerinin kapisinda oturmamalari için yeni elbise yaptirmayin, çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine disari çikmak arzusu gelir. (Gazali, Kimyayi Saadet, s: 178)
Disari çikmasi kesin gereken kadin ise kocasindan izin aldiktan sonra disari çikacak ve su kurallara kesin uyacaktir:
Siki sikiya örtünüp kötü giysilere bürüne,
Hiç çikmamis gibi davrana,
Basini öne egip kimsenin yüzüne bakmaya,
Kalabaliga karismaya,
Erkeklerin bulundugu yerlere yanasmaya,
Herkesin dolastigi sokaklardan uzak dura,
Isini bir an önce bitirip evine döne, (Gazali, Ihya, 2/290)
KADININ EN MAKBULÜ KOYUN cinsidir
Kadin sekiz sifatlidir:
Giyim kusam hevesinden maymun
Fakir düsmeye razi olmadigindan kufuryok
Kocasina ve diger insanlara kibrinden yilan
Gece gündüz koguculuk yaptigindan akrep
Evden esya sattigindan fare
Erkeklere hile kurdugundan tilki
Kocasina itaat ettiginden dolayi koyun (Gazali, Ihya)


Not sevgili bülent bu topik için gösterdiğin emeğe teşekkür ediyorum

Bulent74ankara
22.11.2006, 00:28
Aske1012

Her türlü cevabı verebileceğini yazıyorsun. O zaman bu makalede ki sorulara yanıt vermeni istiyorum. Bu makale İ.A'ya aittir.

Soru: "Din ve Inanç farkliligi nedeniyle Ana/baba/kardesler ve çocuklar arasi düsmanlik saçan, ve örnegin: -'Ey iman edenler! Eger küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarinizi ve kardeslerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onlari dost edinirse, iste onlar zalimlerin kendileridir'- seklinde olan buyruklari hosgörü ilkeleriyle, ya da insan sevgisiyle bagdastirabilir, ya da Tanri'dan gelme olarak kabul edebilir misiniz?"

Farz edelim ki ana'niz, ya da baba'niz, ya da esi'niz ya da çocuklariniz sizden farkli dinsel inançlara yönelmislerdir. Diyelim ki Evren'in Tanri tarafindan yaratilmis olduguna inanmayip Darvin kuramini benimsiyorlardir! Ya da Tanri'nin varligi konusunda kuskulari (tereddüdleri) vardir; Ya da dinlerin insanlari birbirlerine düsman yapti gini savunmaktadirlar. Ya da Hiristiyanligi, ya da Yahudiligi ya da Budizm'i vb., seçmislerdir. Fakat her ne olursa olsun insanlik sevgisiyle dolu kimselerdir. Ve sizi, (inanciniz ne olursa olsun) bagirlarina bas mislardir. Bu kimseleri, farkli bir imana ya da inanca baglidirlar diye Cehennemlik sayar misinizi Kendinize yabanci tutar misinizi Onlar için Tanri'dan "magfiret" (bagislama) dileginde bulunmayi günah sayar misinizi

Söylemeye gerek yoktur ki, eger akilci düsünceye sahip, ve insan sevgisiyle dolu, ve hosgörülü bir kimse iseniz, bu (ve benzerî) sorulara "Hayir!" diyerek yanit vereceksinizidir. Çünkü sizin için önemli olan sey, kisinin dinsel inançlari degil fakat insanlik degeridir. Ne var ki bu tür bir yanit sizin muslümanlik sinavindan sifir almaniza, üstelik "kâfir" ve "zalim" sayilmaniza yeterlidir. Çünkü islâmî anlayis:

"Ey iman edenler! Eger küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarinizi ve kardeslerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onlari dost edinirse, iste onlar zalimlerin kendileridir" (K. Tevbe sûresi, âyet 23)

seklindeki âyet'ler ve bu tür âyet'leri getiren Muhammed'in "hadîs" ve "sünnet" seklinde biraktigi ve kendinden verdigi örnekler üzerine oturtulmustur. Diger bir çok yayinlarimizda degindigimiz gibi Muhammed, kendisini bu dünya'ya getiren anasi Amine için Tanri'dan magfiret dilememis, ve daha dogrusu:

"Anneme magfiret dilemek (duâ etmek) için Tanri'dan izin istedim, Tanri bana bu izni vermedi"

seklinde konusmus, babasi Abdullah'in Cehennem atesinde kavruldugunu söylemis, ve kendisini küçük yasindan itibaren çocugu gibi yetistiren, koruyan ve ölümlerden kurtaran amucasi Ebû Tâlib'i de Cehennemlik bilmistir. Bu olumsuz tutumuna sebeb olan sey, anasi'nin, babasi'nin ve amucasi'nin Islâm imaninda ölmemis olmalaridir. Kaynaklarin bildirmesine göre Amine, "müsrik" (puperest) ya da "Yahudi" olarak ölmüstür; ölümü tarihinde Muhammed 6 yasinda idi. Muhammed'in babasi Abdullah, Arap "müsrik'lerdendi" ve öldügü zaman Muhammed yeni dünyaya gelmisti. Daha baska bir deyimle Muhammed'in anasi ve babsi, her ikisi de, daha henüz ortada Islâmiyet diye bir sey yok iken ölmüslerdir, çünkü Muhammed, kirk yasinda iken kendisini "Peygamber" olarak ilân etmis ve Islâm'i yaymaya baslamistir. Su hâle göre Amine ile Abdullah'in müslüman olarak ölmeleri mümkün degildi. Yâni, Islâm imaninda ölmemis olmalari nedeniyle, kendilerine hiçbir suç ya da sorumluluk yüklenemezdi. Ama buna ragmen Muhammed onlari, Islâm olarak ölmediler diye, magfiret dilenilmeyecek kimseler olarak görmüstür. Amucasi Ebû Tâlib'e gelince: Ebû Tâlib, Kureys'in ileri gelenlerinden biri olup son derece iyi kalpli, hosgörülü, yardimsever ve çevresi tarafindan sevilen ve sayilan bir kimse idi. Öylesine hosgörülü idi ki, farkli din ve inanca bagli olanlara karsi sevgi kanatlarini açmisti. Örnegin kendisi puta tapanlardan olmakla beraber Muhammed'in, müsriklere (puta tapanlara) karsi düsmanlik beslemesine aldiris etmez ve onu müsriklerin saldirilarindan korurdu. Bu isi ölünceye kadar yapmistir. Öte yandan, Ebû Tâib'in Ali, Câ'fer, Akil ve Tâlib adinda dört çocugu vardi ve bu dört çocuktan ikisi (Ali ile Ca'fer) muslümanligi seçmis, diger ikisi (Akil ile Tâlib) putperest olarak kalmayi tercih etmislerdi (Bkz. Sahih-i Buharî Muhtasari... Cilt VI, sh. 101, Hadîs no. 785, ve Cilt X, sh. 308). Böyle oldugu halde Ebû Tâlib, çocuklari arasinda ayirim yapmamis, hepsini de bagrina basmistir. Kendi bagli bulundugu dinsel inancin disinda kalanlara sevgi ve sefkât göstermekten geri kalmamistir. Müslümanligi secen ogullari'nin (Ali ile Ca'fer'in) ve Muhammed'in inançlarina saygi göstermistir. Söylendigine göre Muhammed, Mekke döneminde iken Ebû Talib'in korumasi sayesindedir ki yasamini sürdürebilmistir. Ne var ki kendisine babalik eden, kendisini ölümlerden koruyan Ebû Tâlib'i, Islâm'dan gayri bir inançta öldü diye, Cehennemlik bilmistir. Ve müslüman kisilerin de kendisi gibi yapmalari için, yâni müslüman imaninda ölmeyen ana, babalari ve yakinlari hakkinda magfiret dilememeleri için:

"Kâfir olarak ölen Cehennemliktir, ona sefaâtin ve Tanri'ya en yakin olanlarin akrabasi olmanin faydasi yoktur"

demistir [Müslim'in e's-Salih'i ndeki "Imân" bölümüne bakiniz]. Kur'ân'a da sunu koymustur:

"... Ey insanlar! Rabbinize karsi gelmekten sakinin. Babanin oglu, ogulun da babasi için bir sey ödeyemeyecegi günden korkun..." (K. Lokman sûresi, âyet 33)

Yâni Muhammed'in söylemesine göre güyâ Tanri bildirmistir ki müslüman kisi, kâfir olan çocuklarina ahirette sefaatte bulunamayacagi gibi, müslüman imaninda bulunan çocuklar da, kâfir olarak ölmüs babalarina (ya da analarina) sefaatte bulunamayacaklardir. Bu dogrultuda olmak üzere Kur'ân'a ayrica su tür âyet'ler koymustur:

"(Kâfir olarak ölüp) cehennem ehli olduklari onlara açikca belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar (Allah'a) ortak kosanlar için af dilemek ne peygambere yarasir ne de insanlara" (Tevbe sûresi, âyet 113).

Islâm kaynaklarinin açiklamalarina göre, bu, ve biraz yukarda belirttigimiz Tevbe sûresi'nin 23. âyet'leri, Muhammed'in anasi Amine 'nin, ya da amucasi Ebû Tâlib'in ölümleri üzerine "inmisti!". Hemen ekleyelim ki Muhammed, müslüman olmayarak ölen ana'ya, ya da baba'ya ya da es'lere, ya da kardeslere vb... "magfiret" dilemeyi yasaklamakla kalmamis ve fakat onlara karsi bu yer yüzü yasamlari boyunca da tam bir düsmanlik yaratmistir. Bu maksatla koydugu âyet'lerden biri söyle:

"Ey iman edenler! ... Içinizden onlara sevgi gösteren kimse süphesiz dogru yoldan sapmistir... Yakinlariniz, çocuklariniz size Kiyâmet gününde bir fayda veremezler. Allah, onlarla sizi ayirir..." (K. Mümtahine sûresi, âyet 1-3)

Burada geçen "onlara" sözcügü, "ana/baba/çocuklar ve yakinlar" anlaminadir. Bundan dolayidir ki Muhammed zamaninda, müslüman kisiler, müslüman olmayan karilarini bosamislar, çocuklarini evladliktan çikarmislar, ya da birbirlerine karsi savasip bogazlasmislardir. Hemen animsatalim ki Muhammed bu düsmanligi, daha ilk baslarda, yâni kendisini "Peygamber" olarak ilân ettigi an'dan itibaren yerlestirmege baslamis, Medine'ye hicret ettikten sonra iyice pekistirmistir.

Söylemeye gerek yoktur bu tür buyruklari, ve bu olumsuz zihniyeti "Hosgörü" anlayisiyle, insan sevgisi'yle (ve hele ana/baba/kardes/ çocuklar / yakin akrabalar arasi iliskiler ile) basdastirmak olasi degildir. Ne var ki bunu söylediginiz an siz, muslümanlik iddiasinda bulunamazsiniz, çünkü Islâm'in bu temel ilkelerin ters düsmüs olursunuz. [Bu konuda benim "Kur'ân'in Elestirisi", "Muhammed'e Göre Muhammed", "Seriât ve Kadin" adli kitaplarima bakiniz].


"Islâm ve Kadin" Konusunda Bâzi Sorular

Islâmci'lar Islâm dinî'nin kadini "kutsal" bir varlik olarak degerlendirdigini, kadinin özgürlügüne, esitligine ve tüm haklarina saygili oldugunu iddiâ ederler. Oysa söyledikleri bastan asagi yalandan ibarettir. Islâm seriâti kadini, baska hiçbir din'de görülmedigi kadar asagilamistir. Bu konuda yapilacak bir sinav'a katilmak isterseniz, su bir kaç soruyu yanitlamaniz gerekiyor.


Soru: "Kadinlarin dînen ve aklen dûn (eksik) yaratildiklarini, kötülük, fitne ve ugursuzluk kaynagi olduklarini, esek ve köpek cinsi hayvanlar gibi namazi bozanlardan sayildiklarini ve daha buna benzer asagiliklara layik kilindiklarini kabul edebilir misiniz? Bu dogrultudaki din buyruklarini Tanri'dan gelmis olarak benimseyebilir misiniz?"


Söylemeye gerek yoktur ki, eger insan sahsiyetinin haysiyetine saygili ve hele kadinin "uygarlastirici" etkinligine, ve özellikle erkek sinifini hayvanliktan uzaklastirici niteliklerine inanmis bir kimse iseniz, yukardaki soruyu tiksintiyle karsilayacak, ve muhtemelen Tevfik Fikret'in su misralariyle karsilamak isteyeceksinzidir:

"Elbet alçalmak olmamali payi kadinligin,

Elbet melekligin umudu olmamali zulûm, kötülük,

Elbet düskün olursa kadin, alçalir insanlik,

Elbet bugün hep onlara düsen yýgýn yýgýn

Tasalar, üzüntüler, çileler, igneler..."

(Osmanli'cadan Türkçe'ye çevirilmis seklidir)

Ne var ki, kadini yüceltici nitelikteki bir görüsü savundugunuz an, müslümanlik sinavindan sifir almak bir yana, ve fakat bir de Islâmcilarin ölüm saçan saldirilarina hedef olursunuz. Sifir almanizin nedeni, Islâm seriâti'nin kadin'lari asagilatan, haysiyetsiz durumlara sokan, zavalli bir yaratik kilan buyruklarindan habersiz kalmanizdir. Bu konuda fikir edinmek ister iseniz, Muhammed'in Kur'ân olarak ve Kur'ân olmayarak koydugu buyruklara söyle bir göz atmaniz yeterlidir. "Seriât ve Kadin" adli kitabimda bu buyruklar, açiklamalariyle birlikte yer almistir; Ne aci bir gerçektir ki insanlarimiz, kadini asagilatan bu din verileriyle egitilmektedirler. Burada bunlardan bir kaç örnegi sergilemekle yetinecegim.

Islâm kaynaklarini ve bu arada Diyânet Isleri Baskanliginin yayinlarini karistiracak olursaniz, dikkatinizi ilk çekecek sey, muhtemelen su buyruk olacaktir.

"Kadinlar dînen ve aklen dûn (eksik) yaratilmislardir...!".

Bu sözler Muhammed'in agzindan çikmistir. Islâm kaynaklarinin bildirmesine göre Muhammed, bir gün kadinlarin yanindan geçerken söyle der:

"Ey kadinlar sadaka verin; zira bana Cehennem gösterildi, çogu sizler idiniz"

Hiç beklenmedik böyle bir agiz saldirisi karsisinda kadinlar sasirip kalirlar, ve sorarlar:

"Neden dolayi biz Cehennemlerin çogunlugunu olusturuyoruz? ".

Muhammed cevap, verir:

"Çünkü siz, ötekine berikine çokça lânet edersiniz, kocalariniza nankörlük gösterirsiniz. Ben akil ve din sahibi kimselerin aklini sizin kadar eksik akilli ve eksik dinli kimselerin çelebildigini görmedim!".

Bu agir hakârete maruz kalan kadincagizlar neden dolayi ve ne bakimdan aklen/dîne eksik olduklarini sorarlar. Muhammed cevap verir; bir kere aklen eksik olduklarini anlatmak üzere söyle der:

"Tanri iki kadinin sahadetini (tanikligini bir erkegin sahadetine denk saymistir; yâni kadinin sahadeti (tanikligi) erkegin tanikliginin yarisidir. Iste bu aklinizin eksikligindendir" .

Ve bunun böyle oldugunu kanitlamak için Bakara sûresi'nin 282ci âyeti'ni onlara okur. Dînen eksik olduklarini açiklamak üzere de söyle der:

"Kadin hayiz gördügü zaman (yâni ay basi halindeyken) namaz kilmaz, ve oruç tutmaz degil mii Iste dînen eksik olmasinin nedeni budur".

Görülüyor ki Muhammed'in Tanri'si, sirf kadinlari asagilamak maksadiyle onlari eksik akilli ve eksik dinli kilmis, üstelik bir de onlari Cehennemlerin çogunlugu yapmistir. Söylemeye gerek yoktur ki Tanri'nin "Yüce" ve "adîl" olduguna inanan kimseler için Muhammed'in bu yukarda söylediklerini benimsemek ve örnegin: "Evet kadinlar aklen ve dînen eksik yaratilmislardir" seklindeki Islâmî buyrugu savunmak mümkün degildir.

Fakat is bununla bitmiyor; çünkü Muhammed, aklen ve dîne eksik yaratiklar olarak tanimladigi kadinlari, biraz daha asagilatmak üzere daha nice seyler söylemistir ki bunlari, çok kisa bir sekilde söyle özetleyebiliriz. Muhammed'in söylemesine göre Allah erkekleri kadinlara üstün tutmustur (K. Nisâ sûresi, âyet 34; Bakara 228); Miras'ta erkek, kadina oranla iki misli pay alir (K. Nisâ, 11, 176); Karisi'nin itaatsziliginden ya da inatçiligindan kusku eden erkek, ona dayak atabilir (K. Nisâ 34); Namaz kilan müslüman kisi'nin önünden esek, köpek, domuz ya da kadin geçecek olursa, namaz bozulmus olur (meger ki o kisi sûtre kullanmis olsun. "Sütre", namaz kilan kisi'nin önüne koydugu her hangi bir seydir); Ugursuzluk üç seyde vardir ki bunlar kari, ev ve at'tir; Kadinlar arasinda iyi kadin, yüz tâne siyâh karga arasinda alaca bir karga'ya benzer; Erkeklere kadinlardan daha zararli bir fitne yoktur; Cehennem'in çogunlugunu kadinlar olusturur [Bütün bu hususlarla ilgili kaynaklar ve daha geni açiklama için benim "Seriât ve Kadin" adli kitabima bakiniz]

Ve iste eger siz, Islâm seriâti'nin kadinlar hakkindaki bu asagilamalarina, bu hakâretlerine katilmiyor iseniz, müslümanlik sinavini geçememis olur, ayrica da "zindiklikla" damgalanirsiniz.


Soru: "Kadin'in 'seytan' niteliginde ve 'fitne kaynagi', "hilekâr" oldugunu öne süren buyruklarin Tanri'dan geldigine inanir misiniz?"


Eger bu soruyu: "Hayir inanmam! çünkü her seyi diledigi gibi olusturan bir Tanri'nin kadinlari fitne kaynagi olsunlar diye, ya da seytan niteliginde yaratacagini düsünemem" seklinde yanit verecek olursaniz, müslümanlik sinavindan sifir alirsiniz. Ayrica da, Muhammed'in sözlerini inkâr etmek gibi bir günâh islemis sayilirsiniz. Çünkü Muhammed, Kadinlarin, genellikle kötü, fitneci, hilekâr vs... olduklarini anlatmak için sayisiz denecek kadar çok buyruklar getirmistir. Çesitli yayinlarimizla bunlari inceledik. Bir iki örnekle yetinmek gerekirse:

Muhammed'e göre kadýnlar hilekârdýrlar, fitne kaynagýdýrlar; onu bunu tuzaga sokalar. Bunu anlatmak maksadiyle:

"... Kadinlardan sakinin, zirâ Benî Israil'de ilk fitne kadin yüzünden çikti"

demis, ve sunu eklemistir:

"... Benden sonra erkeklere, kadinlardan daha zararli fitne ve fesad (amili) olarak hiçbir sey birakmadim"

Bu söylediklerini pekistirmek üzere Kur'ân'a, kadinlarin fitne kaynagi olduguna dâir "Yusuf masali"ni koymustur. Masal'a göre, Yusuf, kendisine iyilikte bulunan efendisinin karisi tarafindan iftiraya ugrar. Çünkü güya kadin ona asik olmustur ve onunla yatmak arzusundadir. Fakat Yusuf efendisine ihânet etmek istemez ve kadinin isteklerini geri çevirir. Bunun üzerine kadin onu kocasina fitneler. Fakat kocasi gerçegin ne oldugunu ögrenir ve karisina hitaben söyle der:

".... Siz Kadinlarin ... keydiniz (hileniz, fitneniz, tuzaginiz) çok büyük(tür)..."

Bunu söyledikten sonra Yusuf'a döner ve:

"sakin bundan bahsetme"

der ve yine karisina hitaben:

"... Sen de kadin günâh(inin bagislanmasini iste, çünkü ) cidden sen büyük günahkârladan oldun"

diye konusur. Fakat Yusuf, kadinlarin tuzagindan kurtulmak için Tanri'ya yalvarmak gerektigini düsünür ve söyle der:

"... Ya Rabbi! Zindan bana, bunlarin da'vet ettikleri fi'ilden daha sevimli ve eger sen benden bu kadinlarin tuzaklarini bertaraf etmezsen, ben onlarin sevdasina düserim ve cahillerden olurum" (K. Yusuf Sûresi, âyet 28, 33)

Ve iste Muhammed, Tevrat'tan esinlenip kendi günlük siyâsetinin gereksinimlerine göre seklillendirdigi bu masali kendisine malzeme edinerek söyle demistir:

"Süphesiz ki siz (kadinlar) hissiyatini gizleyip hilâfini izhâr etmekte Yusuf'un karsilastigi kadinlar gibisiniz" [Bu konuda benim "Seriât'tan Kissa'lar 1" ve "Seriât ve Kadin"adli kitaplarima bakiniz].

Islâm dünyasinin Muhammed'ten sonra en önemli simasi olarak kabul ettigi Imam Gazalî, Muhammed'in kadinlar hakkindaki degerlemesini göz önünde tutarak kadin sinifini, çesitli hayvanlararin karakterine uygun olarak on farkli tipe ayrilmistir, ki bunlar domuz, maymun, köpek, yilan, katir, akrep, fâre, tilki, güvercin, ve koyun gibi hayvanlardir. Bu örnekleri, kadinlarin kötülüklerini, genellikle, kocalarina karsi tutum ve davranislari açisindan ele almistir. Örnegin, güyâ karakter itibariyle domuza benzeyen kadinlar oburdurlar, midelerini doldurmaktan baska bir sey düsünmezler; din ve iman gibi seylerle ilgileri yoktur; kocalarinin haklarina saygi göstermezler. Karakterce köpege benzeyen kadinlar, kocalari konusurken sözünu kesip suratina bagiran, hirlayan kadinlardir. Tilkiye benzeyen kadinlar, kocalarini evden gönderip bütün gün yatip uyuyan kadinlardir. Akrep cinsi kadinlar, dedikoducu, laf toplayan kadinlardir; vb...

Yine Muhammed'in söylenmesine göre seytan, daima kadinlarin arkasindan gider ve onlara, erkekleri bastan çikarmak bakimindan yardimci olur. Söyle diyor Muhammed:

"Kadinlar insanin karsisina seytan gibi çikarlar... Size dog ru bir kadinin geldigini gördügünüz zaman bilesiniz ki size yaklasan bir seytandir"

Bu vesileyle erkeklere su ögütte bulunmustur:

"Sokakta giderken kadin denilen seytani gördügünüz an derhal eve dönüp karilarinizla sevisin ve kabaran sehvetinizi giderin".

Dikkat edilecegi gibi Muhammed, kadin sinifini asagilatacagim diye, aslinda erkek sinifini asagilatmistir; su bakimdan ki, yukardaki tanima göre erkekler, hani sanki irâde sahibi olmayan hayvanlardir da kadin gördükleri an seheviliklerine hakim olamayip saldiriya geçmekten kendilerini alamazlar.

Muhammed'e göre kadýn, erkekler bakimindan sadece dünya yasami sirasinda degil, fakat erkeklerin ölüpte tabuta konulduklari zamanlar dahi, fesad ve hile nedeni olabilecek nitelikte bir yaratiktir. Bundan dolayidir ki kadinlari cenâze nakli islerinden uzak kilmistir. Bunun böyle oldugunu anlatmak maksadiyle:

"... Cenâze (tabut'a) konulup erkekler omuzlarina yüklendiklerinde..."

diye konusmustur. Dikkat edilecegi gibi burada, tabut'un sadece erkeklerin omuzunda tasinabilcegine isâret etmis bulunmaktadir. Bundan dolayidir ki, cenâze nakline katilmanin, katilan kisiye "hayir ve sevab" kazandirdigini bildirmistir. Her ne kadar bazi yorumcular kadinlarin zayif bünyeli, ve erkekler gibi agir islere mütehammil omadiklarini öne sürüp bundan dolayi cenaze nakline katilmamalari gerektigini öne sürerlerse de dogru degildir. Çünkü asil neden, Muhammed'in kadinlari aklî ve fitrî ve dinsel nitelikler bakimindan yetersiz görmesidir. Bundan dolayidir ki Islâm kaynaklari (örnegin Diyânet Isleri Baskanligi), kadinlarin cenâze nakline katilmalarini fitne ve fesat saçan bir sey olarak görmüsler, örnegin söyle demislerdir:

"... (Kadinlarin) Hele erkeklerle müstereken (cenaze'yi) nakil ve ihtimâle kalkismalari mazinne-i fesâddir, mahall-i fitnedir. Iste bu naklî, aklî, fitrî delillerden dolayi kadinlarin cenâze nakline istirakleri tecviz edilmemistir..." [Burada geçen "mazinne-i fesâd" deyimi "Kendisinden fesâd beklenilen" anlaminadir. "Mahall-i fitnedir" deyimi ise "fitne'nin yerlesik bulundugu yer" demektir. Bu alinti için bkz. Sahih-i Buharî Muhtasari... Cilt 4, sh. 450-1].

Ne ilginçtir ki Muhammed, hem bir yandan kadinlari cenâ ze'ye katilmaktan yasaklamistir ve hem de katilmadiklari için onlari terslemistir. Bununla ilgili bir örnek söyle: Bir gün Muhammed, birisinin cenâzesine gider; orada bir takim kadinlarinin bulundugunu görür ve onlara sorar:

"(Ey kadinlar!) Cenâze'yi omuzlar misinizi"

kadinlar:

"Hayir omuzlamayiz"

derler. Muhammed yine sorar:

"Ya ölüyü defneder misinizi

Kadinlar:

"Hayir defnetmeyiz"

derler. Bunu üzerine Muhammed onlara, âdeta hakâret edercesine:

"Öyle ise nikâbinizla ve hiçbir hayir ve sevâba nâil olmiyarak evinize dönünüz"

der [Bkz. Diyânet yayinlari: Sahih-i Buharî Muhtasari... Cilt 4, sh. 450].


Islâm Seriâti'nin Tarihî Türk Düsmanligi Konusunda Bir Kaç Soru!


Size: "Islâm seriâti'nda 'irk'lar' ve 'toplum'lar' arasi esitlik diye bir sey yoktur, Arap'in üstünlügü ilkesi vardir! I slâm'a göre Tanri Türk'leri insanliga felâket getirici irk olarak tanimlamistir! " deseler, bu sözlere inanir misiniz?


Eger bu soruya: "Hayir inanmam! Çünkü Islâm, her hususta oldugu gibi, irk'lar ve topluluk'lar arasinda da esitlik ilkesine bagli bir din'dir; Arap'lari Arap olmayanlara üstün tutmaz!" seklinde karsilik verecek olursaniz, müslümanlik sinavindan basarisiz çikmis olursunuz, çünkü Islâm, her hususta oldugu gibi, irk'lar, toplum'lar ve kisiler bakimindan da esitlige yer vermeyen, esas itibariyle Arap'in üstünlügünü, Arap kavminin yüceligini öngören bir din'dir. Söyleki:

Islâmci'lar, Islâm'in irk farki gözetmedigini, esitlik dini oldugunu söylerler; söylerken de Muhammed'in:

"Ben Arap'tanim, ama Arap benden degildir",

ya da:

"Insanlar, bir taragin disleri gibi esittirler. Arab'in Arap olmayana üstünlügü yoktur"

dedigini öne sürerler. Oysa Muhammed bu sözleri, esitlik ilkesine bagli oldugu için degil (çünkü hiç bir konuda esitlik getirmemistir), fakat günlük siyâsetinin gereksinimi nedeniyle söylemistir. Her ne kadar Arap bedevîsini, ya da Kent'li Arap'lardan bazilarini küçümsermis gibi görünmüs ise de (örnegin bkz. Tevbe sûresi, âyet 98, 107; Fetih sûresi, âyet 16) bunu, Arap'lardan bâzilarinin Islâm'a girmemeleri, direnmeleri, ya da kendisiyle birlikte savasa katilmamalari nedeniyle yapmistir. Oysa gönlünde ve kafasinda yatan sey, Arap kavminin insanligin en üstünü ve diger toplumlarin "efendisi" oldugudur; bundan dolayidir ki Arap'i her bakimdan yüceltmis, "kavm-i necib" " (temiz, saf ve asîl irk) olarak nitelendirmis, ve Arap olmakla her zaman övünmüstür. Muhammed'in söylemesine göre Arap'lar, "üstün ve serefli" bir soy olan Ibrahim "peygamber"in ve onun oglu Ismail'in soyundan gelmislerdir. Ve bu soy içerisinde Kureys kolu, ve bu kol'a dahil Benî Hasim 'in asireti (ki Muhammed'in mensup bulundugu asiret'tir) asâlet ve üstünlük bakimindan önde gelmistir. Bunun böyle oldugunu anlatmak üzere söyle demistir:

"Arap'larin en mükemmeli Kureyslilerdir, ve Kureyslilerin en mükemmeli de Benî Hasim'dir".

Daha baska bir deyimle Muhammed, Arap kavmini, Arap olmayan kavimlerden üstün görürken, Arap'lar içerisinde dahi derece farki gözetmistir. Fakat sapli oldugu temel fikir o'dur ki Arap'lar, tüm olarak diger kavimlerin üstündedir, ve çünkü Tanri onlari üstün niteliklerle yaratmistir. Bundan dolayidir ki, Arap olmayan kavimlerin Arap'lari sevmeleri, Arap'lari yüceltmeleri, Arap'lari saymalari gerektigini söylemistir. Bir bakima Arap'ligi Islâmiyet ile ayniyet haline getirmis söyle eklemistir:

"Arap'lari sevmek (ve saymak) su üç nedenle sart'tir: çünkü ben bir Arap'im; çünkü Kur'ân Arapça inmistir; çünkü cennet sakinleri Arapca konusur".

Yâni, müslüman olabilmek için Arap'lari sevip saymanin kosul oldugunu anlatmak istemistir. Bu konuda aynen söyle demistir:

"Arap'lari sevmek demek iman sahibi olmak demektir; onlardan nefret etmek demek, imansiz kalmak demektir. Arap'lari seven, beni seviyor demektir. Kim ki Arap'tan nefret eder, benden nefret ediyor demektir".

Bununla da yetinmemis, bir de Islâm'in varligini Arap'in varligina baglamis, ve Islâm'a dahil toplumlara su uyarida bulunmustur:

"Arap'lari sevin ve onlarin yer yüzündeki varligina destek olun, çünkü onlarin yasami ve varligi, Islâmiyet bakimindan isik demektir; onlarin yok olmasi demek Islâm'in karanliga dalmasi demektir".

Yine Muhammed'in söylemesine göre Arap'lar, esas itibariyle Nuh'un oglu Sem'in soyundan gelmedirler, ve bu nedenle "El Arabu-l Arba" (yâni "Asâlet sahibi Arap'lar") olarak çagirilirlar. Bununla beraber, Arap asilli olmamakla beraber daha sonraki bir tarih itibariyle Araplasmis olup Yemen'de ve Hicaz'da egemenlik kurmus olan Arap'lari dahi (ki bunlara "El Arabu'l- Müsta'ribe" deniyor), Asâlet sahibi Arap'lardan saymistir. Çünkü Muhammed, Yemen denen bölgeyi "Iman'in yurdu" ve "dinsel kavrayisin" kökeni olarak göstermis, ve "iman" denen seyin özellikle Hicaz halkinda oldugunu bildirmistir.

Ve yine sunu bildirmistir ki, Arap'lara karsi düsmanlik "kâfirlik"tir, "müsrik'lik"tir (Tanri'ya es kosmaktir). Söyle demistir:

"Arap'lara hakâret eden, Arap'lar hakkinda kötü konusan, Arap'lari asagilatan kisi müsrik sayilir; zirâ Arap'lari küçültmek Islâm'i küçültmek demektir".

Bütün bu hususlar, Islâmî kaynaklara dayali olarak "Arap Miliyetçiligi ve Türkler"adli kitabimda açiklanmistir. Yukaridaki kisa özetlemeden anlasilacagi gibi Islâm seriâti, irk'lar ve toplumlar arasi esitlik diye bir sey tanimaz; Islâm seriâti, Arap'in "Kavm'i necip" oldugu inancina dayalidir. Muhammed'e göre, Arap'tan sonra Acem irki gelir. Türk'ler ise Arap'lara ve tüm insanliga felâket kaynagi olan bir irk'tir!


Size sorsalar: "Islâm'in Türk'e düsman oldugunu, ve bu düsmanligi Muhammed'in baslattigini, ve Arab'in tarihî Türk dümanliginin bundan kaynaklandigini biliyor musunuz?" Bu soruya nasil cevap verirdiniz?


Eger vereceginiz cevap: "Islâm'da Türk düsmanligi diye bir sey yoktur" seklinde olacak ise, sinifta kaldiniz demektir. Çünkü gerek Kur'ân'da, ve gerek Muhammed'in Kur'ân olmiyarak yelestirdigî buyruklarda (Hadîs'lerde) Türkler, "korkunç", "tiksinti verici" ve insanliga felâket getirici bir irk olarak tanimlanmislardir. Muhammed'in söylemesine göre Tanri, güyâ Türklerle savasmak gerektigini, ve onlarla öldürüsmedikçe vurusmadikca Kiyâmet gününün gelmeyecegini bildirmistir. Konu, "Arap Miliyetçiligi ve Türkler" adli kitabimda, Islâmî kaynaklara dayali olarak incelenmistir. Kisaca özeti söyle:


Biraz yukarda belirttigim gibi Arap'lari, insanligin en temiz, en asîl kavmi olarak yücelten Muhammed, Arap'tan sonra en degerli toplum olarak Acem'leri seçmistir. Buna karsilik Türk'leri, "küçük gözlü, basik burunlu, yayvan suratli, yüzleri kalkan gibi" tiksinti verici ve felâket yaratici bir irk olarak tanitmis, onlarla öldürüsmedikce Kiyâmet gününün gelmeyecegini bildirmistir. Muhammed'in söylemesine göre Ye'cûc ve Me'cûc, her seyden önce Arap'lara yönelik bir felâket, bir fitne isâretidir. Söyle demistir:

"Yaklasik bir fitnenin serrinden vay Arabin hâline! Su saatte Ye'cûc ve Me'cûc'un seddinden bir menfez açilmistir"

Yâni Ye'cûc ve Me'cûc denilen kavimlerden gelecek tehlikeyi önlemek üzere kurulan duvar'in (sed'din) delindigini söylemis, ve bunu söylerken bas parmagiyle sahadet parmagini halkalayip delik açildigini anlamak istemis [Buharî'nin Zeyneb Bint-i Cahs'dan rivâyeti olan bu hadîs için bkz. Diyânet yayinlari: Sahih-i Buharî Muhtasari... Cilt 9. sh. 95 Hadîs no. 1372] .

Öte yandan Kur'ân'in Kehf (âyet 83-101) ve Enbiya (âyet 96) sûre'lerine koydugu âyet'lerde geçen "Ye'cûc-Me'cûc" deyimini Muhammed, Türk'leri tanimlamak için kullanmistir. Örnegin Kehf sûresinde söyle yazili:

"Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye'cûc ve Me'cûc bozgunculuk yapmaktadirlar. Bizimle onlar arasinda bir sed yapman için sana vergi verelim mii..." (Kehf sûresi, âyet 94)

Enbiya sûresinde de su var:

"Nihâyet Ye'cûc ve Me'cûc (sed'leri) açildigi ve onlar her tepeden akin ettigi zaman..." (Enbiya Sûresi, âyet 96)

Burada geçen "Zülkarneyn" sözcügü ile Büyük Iskender anlatilmakta; Ye'cûc ve Me'cûc ise Türk'lerdir. Bunun böyle oldugunu sadece Belâzurî ya da Celâleddin es Suyûtî gibi en saglam kaynaklardan degil, fakat Osmanli döneminin ünlülerinden Ahmedî'nin "Iskendername"sinden, ya da Asim efendi'nin "Okyanus"undan, ya da Ahterî Mustafa efendi'nin "Ahterî Kebîr" inden ögrenmek mümkündür.

Kur'ân'a koydugu bu âyet'lerden gayri Muhammed, Kur'ân olmayarak koydugu buyruklarla Türk'leri, en asagilik, en tiksinti verici ve insanliga felâket getirici yaratiklar seklinde tanimlamistir. Bu tanimlamardan bir kaç örnek söyle


"Siz müslümanlar, küçük gözlü, basik burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmis olan toplumla (Türklerle) öldürüsmedikçe kiyâmet kopmayacaktir i"


"Su da kiyâmet alâmetlerindendir ki: Kildan keçe ayakkabi giyen bir toplumla (Türklerle) vurusup öldürüseceksiniz. Genis yüzlü, yüzleri kalkan gibi, üstüste binmis derili toplumla öldürüsmeniz kiyâmet alâmetlerindendir. Siz müslümanlar, küçük gözlü, kizil yüzlü, basik burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmis olan Türklerle öldürüsmedikçe kiyâmet kopmaz"


"(Siz müslümanlarla), küçük gözlü toplu, Türk'ler savasacaktir. Siz onlari üç kez önünüze katip i süreceksiniz. (Sonunda) onlarin tümü kirilacaktiri"


Muhammed'in bu sözlerini, Buharî 'nin "e's-Sahih", "Kitabu'l-Cihad", ya da Müslim'in "e's Sahih / Kitabu'l-Fiten"; ya da Ebû Dâvûd'un, "Sünen", ve "Kitabu'l-Cihâd", ya da Nesei' nin "Sünen/Kitabu'l-Cihâd", ya da Tirmizî, ve Ibn Mace gibi temel kaynaklarda bulmak mümkün. Hemen ekleyelim ki Muhammed'in "vahiy" olarak yerlestirdigi bütün Islâmî veriler, yüz yillar boyunca Arap'in, tarihî Türk düsmanligi duygularinin malzemesi olmustur. Bundan dolayidir ki, Islâm kaynaklarinda yer alan Türk'lerle ilgili bölümlerin basligi genellike "Kitalu't-Türk" seklindedir ki "Türk'lerle öldürüsmek" (Türk'lere karsi savas) anlamina gelir. Bu tür sözler, yüz yillar boyunca Arab milletinin mutlulugunu saglamistir. Bu nedenledir ki Arab'lar, yüzyillar boyunca Türk'ü "kana susamis", "yabani", "cani ruhlu", "insanliga felâket getirici", "Islâm uygarligini yok edici", "fikren yetersiz", vs... gibi asagilamalarla tanimlamislardir. Bu düsmanlik 1400 yil boyunca sürmüs ve halâ da sürmekte ve her vesileyle kendisini belli etmektedir. Bizim kendi molla'larimiz da onlardan asagi kalmayip yardimci olmuslardir; hem de öylesine ki, Muhammed'in Türk'ü küçültücü tanimlamalariyle âdeta sihirlenmis olarak içlerinde, Kanunî Süleyman döneminin Divan-i Hümayun katiplerinden Hafiz Hamdi Çelebi gibi konusanlar çikmistir. Padisah'a sundugu bir siiri'nde Hafiz Hamdi Çelebi söyle der:

"Padisahimi Türk'ü öldür, baban olsa da. O iyilik madeni yüce Peygamber (Muhammed): -'Türkü öldürünüz, kani helâldir'- demistir"

Bizim "ünlü" padisahimiz Kanunî Süleyman da, sevgili sairi'nin misralarini terennüm etmekten geri kalmamistir.

Daha sonraki dönemlerdeki molla'larimiz da onlardan asagi kalmamislar, ve örnegin Asim Efendi ya da Ahteri Mustafa efendi gibi seriâtçilar, hep Muhammed'in Türk'ler hakkinda söyledigi sözleri kutsal bilip Türk'ü hor görmüslerdir. Çogu padisahlarimizin Anadolu Türk'lerine karsi besledikleri düsmanligin kökeni, kuskusuz ki Muhammed'in Türk'leri asagilatici sözlerinden kaynaklanmistir. Biraz önce degindigimiz gibi, geçen yüzyilin ünlülerinden Ahmedî, ya da Asim Efendi, ya da Ahterî Mustafa efendi gibi "bilgin" diye Türk toplumu tarafindan bas taci edilenler, seriât'in Türk'ü asagilatiçi, hâkir kilici hükümlerine sarilmakta kusur etmemislerdir. Çünkü müslümanlik niteligini her seyin üstünde tutmuslar, Türk'lüklerini unutmuslar, Arap'lasmislardir.

Ve iste, eger siz Islâm seriâti'nin Türk'ü hor gören, asagilatan, insanliga felâket getirici olarak tanimlayan buyruklarini benimsiyor iseniz, iyi bir müslümansinizdir. Aksi takdirde müslümanlik sinavina girmege hakkiniz yok demektir.

Sizleri, Islâmlik konusunda söyle gelisi güzel bir sinav'dan geçirmek maksadiyle hazirlamis oldugumuz bu küçük kitaptaki sorulari, yasantilarinizin her yönü itibariyle çogaltmak mümkün fakat sabrinizi tasirmamak için simdilik, yukardaki örneklerle yetinmek yerinde olacaktir.

İ.A.

aske1012
22.11.2006, 00:44
Aske1012
Her türlü cevabı verebileceğini yazıyorsun. O zaman bu makalede ki sorulara yanıt vermeni istiyorum

Sevgili Bulent74ankara beni yanlış takip etmişsiniz ben yazdığım iddialara yönelik her türlü cevabı verebilirim dedim. İkinci olarak o kadar uzun yazmışsınızki hepsini okumadım açıkcası. Ama yazdığınız çoğu şeye cevap vermeye bile gerek olmadığı kanısındayım çünkü soru değil bunlar. Dinimiz müslüman olmayanlarla çok sıkı arkadaşlığı bile hoş görmez bunun neyine şaşırdınız anlamıyorum!!!

Ayrıca cevaplanamayacak bir çok soru vardır bu doğru. Bunun için çok fazla araştırma yapıp sayfalarca yazmanıza gerek yoktu. Küçük bir çocuğun sorduğu soruyu aynen aktarsanız yeterliydi bence. "Allah nerdedir" sorusunun cevabını verecek bir din alimi bilmiyorum ben! Önemli olan inançtır dönül dolaşıp içinizdeki inancı sorgularsınız eğer inancınız yoksa Allah sizin için yoktur yalandır inancınız varsa "heryerdedir"...

Alina
22.11.2006, 00:52
Sevgili Bulent74ankara beni yanlış takip etmişsiniz ben yazdığım iddialara yönelik her türlü cevabı verebilirim dedim. İkinci olarak o kadar uzun yazmışsınızki hepsini okumadım açıkcası. Ama yazdığınız çoğu şeye cevap vermeye bile gerek olmadığı kanısındayım çünkü soru değil bunlar. Dinimiz müslüman olmayanlarla çok sıkı arkadaşlığı bile hoş görmez bunun neyine şaşırdınız anlamıyorum!!!

.Okuma ama eleştir ve yorum yaz.Gerek yoksa neden forumu işgal ediyorsunuz?Müslümanların müslüman olmayanlara hoş bakmadığını çok iyi biliyoruz.bazan unutmaya çalışıyoruz ama buna kanlı tarihimiz izin vermiyor.
hiç değilse bu şekilde açık konuşunda safınız belli olsun.Kuzu postu altındaki
kurt numarısınıda yemiyoruz

Bulent74ankara
22.11.2006, 01:00
Aske1012


Bu sana ait: "Ben her türlü cevabı verebilirim sizin için bilim önemli değilmi kanıtlarınıda koyarım ortaya çok isteyen olursa... Saygılar" Diyorsun.

Bu halde iddialara cevap ver! Kanıtlarınla....İstersen sana Kuran'dan bir kaç ayet sunayım.

Diğer yazında: "Ama yazdığınız çoğu şeye cevap vermeye bile gerek olmadığı kanısındayım çünkü soru değil bunlar" Diyorsun.

Sana yolladığım makaleyi iyi okursan sorular var. Ve bu soruları da sayın "öğreticim İ.A. Diyanet İşleri Başkanlığına sormuştu. Ve Diyanetiniz de bu sorular karşısından İ.A'ya cevap verememişti.

Yazında:" Dinimiz müslüman olmayanlarla çok sıkı arkadaşlığı bile hoş görmez Diyorsun. Dürüst yazdın, aferim sana...

Bak Kuran'ın ne diyor:" Fitne kalmayıp yanlız Allah'ın dini kalana kadar Yahudilerle, Hiristiyanlarla savaşın K.8/39

Yahudi ve Hıristiyanları dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. (K. 5/51)

Buna bir cevabın olacak mı?

cesur yürek
22.11.2006, 01:02
Sevgili Bulent74ankara beni yanlış takip etmişsiniz ben yazdığım iddialara yönelik her türlü cevabı verebilirim dedim. İkinci olarak o kadar uzun yazmışsınızki hepsini okumadım açıkcası. Ama yazdığınız çoğu şeye cevap vermeye bile gerek olmadığı kanısındayım çünkü soru değil bunlar. Dinimiz müslüman olmayanlarla çok sıkı arkadaşlığı bile hoş görmez bunun neyine şaşırdınız anlamıyorum!!!

siz ne çelişkilerle dolu insanlarsınız anlayamadım gitti daha geçen gün başka bi konu başlığında (bende bir sivaslı olarak) sivasın insanlarının çok gerici olduğunu yazmıştım sende dedinki :
''en az 7-8 tane Alevi arkadaşım var ve bunlar arkadaşlarım arasında en çok sevdiklerimdir. Hiç sanmıyorum ki "Aleviler'le gezmek günahtır" diyecek kadar cahil bir toplumumuz olsun -Genel olarak söylüuorum bunu istisnâları ayrı tutuyorum tabiki''
diyosunki alevi arkadaşlarım var demekki alevileri uzaktan yakından tanıyosun ozaman ne demeye buraya geldinde bizim inançlarımızı doğrularımızı eleştiriyosun biz böyleyiz kardeşim kabul etmek zorunda değilsin ama en azından saygılı ol herzaman sizin söyledikleriniz doğruymuşta bunun dışına çıkan insanlar yanlışmış izlenimi vermeye çalışıyosunuz biz en azından düşünüyoruz körükörüne herkesin peşine takılmıyoruz

aske1012
22.11.2006, 01:04
.Okuma ama eleştir ve yorum yaz.Gerek yoksa neden forumu işgal ediyorsunuz?Müslümanların müslüman olmayanlara hoş bakmadığını çok iyi biliyoruz.bazan unutmaya çalışıyoruz ama buna kanlı tarihimiz izin vermiyor.
hiç değilse bu şekilde açık konuşunda safınız belli olsun.Kuzu postu altındaki
kurt numarısınıda yemiyoruz

Kardeşim adam gibi oku ondan sonra konuş arkadaşımızın yazdığı soruların muhattabı ben değilim. Benim hangi konuda her şekilde cevap veririm dediğim açıkça belli orada. Neden okuyayım neden cevap vereyim benim iddiam o arkadaşımızın yazdıklarıyla uzaktan yakından alakalı değil!! Safım belli benim hiçbizaman numara yapmadım İNANAN BİR İNSANIM dedim yüzkere:mad:

Bile bile yapıyorsanız Alina lütfen vazgeçin....

siz ne çelişkilerle dolu insanlarsınız anlayamadım gitti daha geçen gün başka bi konu başlığında (bende bir sivaslı olarak) sivasın insanlarının çok gerici olduğunu yazmıştım sende dedinki :
''en az 7-8 tane Alevi arkadaşım var ve bunlar arkadaşlarım arasında en çok sevdiklerimdir. Hiç sanmıyorum ki "Aleviler'le gezmek günahtır" diyecek kadar cahil bir toplumumuz olsun -Genel olarak söylüuorum bunu istisnâları ayrı tutuyorum tabiki''
diyosunki alevi arkadaşlarım var demekki alevileri uzaktan yakından tanıyosun ozaman ne demeye buraya geldinde bizim inançlarımızı doğrularımızı eleştiriyosun biz böyleyiz kardeşim kabul etmek zorunda değilsin ama en azından saygılı ol herzaman sizin söyledikleriniz doğruymuşta bunun dışına çıkan insanlar yanlışmış izlenimi vermeye çalışıyosunuz biz en azından düşünüyoruz körükörüne herkesin peşine takılmıyoruz
Ben kimseyi eleştirmedin her zamanda sonuna kadar saygılıyım, ne saygısızlık yapmışım şimdiye kadar yapmayın Allah aşkına! Ayrıca benim alevi arkadaşlarım benim gibi Allah'a inanan insanlar bu yüzden bir problemim olmadı ve en iyi arkadaşlarım arasındalar doğrudur..

Alina
22.11.2006, 01:19
adam gibi oku ondan sonra konuş

kelimenizi iade ediyorum.size daha çok yakışıyor

yazdığı soruların muhattabı ben değilim. Benim hangi konuda her şekilde cevap veririm dediğim açıkça belli orada.

Ben size o cevabı bu yüzden yazmadım.15 yıllık eğitim hayatım en azından neyi okuyup neye cevap verebileceğim yetisini kazandırdı. ben sizin aşağıdaki
yazınıza istinaden yazdım.
Ama yazdığınız çoğu şeye cevap vermeye bile gerek olmadığı kanısındayım çünkü soru değil bunlar

Safım belli benim hiçbizaman numara yapmadım İNANAN BİR İNSANIM dedim yüzkere


hayırdır niye celalleniyorsunuz: sizi inancınızdan vaz geçirmeye niyetimiz yok;)
hala bunu anlamadınız mı ee okadarcıkta farkımız olsun.ha unutmadan bir fark daha bizim inancımız herkese hoş görüyle bakar. bak Yunus Emre ne demiş yaralıdanı severiz yaradandan ötürü tabi anlayana

Bile bile yapıyorsanız Alina lütfen vazgeçin

pardon ama ne yapıyorumm anlayamadım.ben o kadar zeki değilim nede olsa bir kadınım:(
kuranda bunu söylemişti değil mi.tüh nasıl unuttum

aske1012
22.11.2006, 01:35
. bak Yunus Emre ne demiş yaralıdanı severiz yaradandan ötürü tabi anlayana


Yaradana inanmadığınızı söylüyordunuz ne oldu imanamı geldiniz birden :) Ayrıca benim düşüncelerim 4 tane insanın lafıyla değişmez bu memlekette azınlık olan benim düşüncem değil...!

ben o kadar zeki değilim nede olsa bir kadınım:(
kuranda bunu söylemişti değil mi.tüh nasıl unuttum

Sadece Kur'an değil bilimde söylüyor bunu :D Hemde bağıraaa bağıra..

Bulent74ankara
22.11.2006, 01:47
Bilim kadını aşağı görmez. İnsan haysiyetine yakıştırmaz.

Kuran'a ve Sahih-i Buhari Muhtasariye bak ve sonra bana kanıt göstererek yaz!

İşte Kadınları Aşağılayan Hükümler:

1. Kadınlar Sizin Tarlanızdır, Tarlanıza istediğiniz gibi girin. (Bakara Suresi 223 ayet.)
2. İki kadının tanıklığı, bir erkeğin tanıklıklığına bedeldir. (Sahihi Buhari Muhtasarı)
3. Kadınlar aklen ve dinen eksik yaratıklardır. (Sahihi Buhari Muhtasarı)
3. Uğursuzluk üç şeyde vardır; Karıda, evde ve atta. (Sahihi Buhari Muhtasarı)
4. Namazı bozan şeyler; köpek, eşek, domuz ve kadındır.(Sahihi Buhari Muhtasarı)
5. Kadınlar arasında Saliha kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.(Sahihi Buhari Muhtasarı)
6. Benden sonra erkekler için kadından zararlı bir fitne bırakmadım.(Sahihi Buhari Muhtasarı)
7. Bana cehennem halkı gösterildi, çoğunluğu kadınlardı.(Sahihi Buhari Muhtasarı)
8. Kadınlar insanın karşısına şeytan gibi çıkarlar.(Sahihi Buhari Muhtasarı)
9. Kadın eğe kemiği gibidir, onu doğrulmak istersen kırarsın.(Sahihi Buhari Muhtasarı)

Not: Sahih-i Buhari Muhtasarı İslam dünyasının en sağlam kabul ettiği hadistir.

Soru: Bilim'in kadınları aşağılayan kanıtın göster?

hüseyincem
22.11.2006, 03:07
Dağıstan Devlet Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Nadia Camukova, 199.37 IQ ile dünyanın en üstün zekálı insanı unvanını taşıyor. Prof. Camukova’nın hafızasında tam üç bin kitap bulunuyor. Yedi dil bilen Nadia Camukova, şu anda Türkiye’de ve Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nın davetlisi olarak Ahmet Yesevi konusunda araştırma yapıyor.
DAĞISTAN Devlet Üniversitesi öğretim üyesi tarihçi ve edebiyatçı Prof. Nadia Camukova, "dünyanın en zeki insanı" unvanını taşıyor. Prof. Camukova’nın bu sıfatı, iki yıl önce Moskova’da düzenlenen uluslararası bir toplantıda tespit ediliyor. 23 ülkeden bilim adamının katılımıyla düzenlenen toplantıda yapılan ölçümde, Prof. Camukova’nın IQ’sü 140-200 aralığında 199.37 çıkıyor.
14 yaşına kadar Moskova’da yaşayan, daha sonra Dağıstan’ın başkenti Mahaçkale’ye yerleşen Camukova’nın farklılığı, henüz bir yaşındayken doktor olan annesi tarafından fark ediliyor ve sekiz kişilik seçilmiş öğrenciler arasında okuması sağlanıyor. Ünlü mutasavvıf Ahmet Yesevi üzerine yaptığı bir araştırma dolayısıyla Türkiye’de bulunan 29 yaşındaki Prof. Nadia Camukova, sorularımızı cevaplandırdı.
FAZLA OKUYAMIYORUM
Dünyanın en yüksek IQ’süne sahip olmak keyifli mi, yoksa rahatsız edici mi?
- Küçükken çok şey fark etmiyorsunuz zaten. Fark ettiğiniz şey, yaşıtlarınızın arasında olmadığınız. Ben üç yaşındayken yedi yaşındakiler, 3.5 yaşındayken 10 yaşındakilerin arasında yaşıyordum. Ama asıl sıkıntı, 23 yaşında beyin kanaması geçirince başladı. Zihnimdeki birikimden dolayı kanama geçirmiştim. O günden sonra fazla okuyamıyorum. Çünkü okuduğum her şey aklımda kalıyor.
Nasıl oluyor bu?
- Bende fotografik bir hafıza var. Yüzleri unutuyorum ama okuduğum herhangi bir kitabın bütün cümlelerini, noktasına, virgülüne kadar hatırlıyorum. Böyle üç binden fazla kitap var hafızamda.
Mesela neler, Suç ve Ceza, Anna Karenina?
- Klasikler elbette var. Sovyetler dönemindeki eğitim sisteminde hepsini okuyorduk çünkü. Bilgi, bilgisayarın hafızasında nasıl kalıyorsa, benim hafızamda da öyle kalıyor.
GELECEĞİ SORUYORLAR
Kaç dil biliyorsunuz?
- Rusça, İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça, Türkçe ve Farsça olmak üzere yedi dil biliyorum ve sağlık sebebiyle daha fazlasını da öğrenmek istemiyorum.
- Peki bu kadar zeki olduğunuzu öğrenenler nasıl bir tepki gösteriyor?
Rusya’da bunun duyulmasına izin vermedim. Onun için sorun yoktu. Ama Türkiye’de nasılsa duyuldu. Duyulduktan sonra da, bazı insanlar bana geleceklerine dair sorular sormaya başladılar. Neden bilmiyorum ama bir tür falcı veya medyum muamelesi yapıyorlar bana

şu kadınların zeka olarak geri olduklarını idda eden arkadaşa ithaftır...

ha bu arada fiziksel olarakta hakkından gelecek kadınlarda tanıyorum hani derler ya eşşek sudan gelinceye kadar,anlayana...

sevgiler..

Türkü
22.11.2006, 09:16
İkinci olarak o kadar uzun yazmışsınızki hepsini okumadım açıkcası.Üzüldüm şimdi hasta oldugunu söyleseydin üstüne gelmezdik.Ama bak yanlız değilsin tedaviside var.Umarım ümitsiz vaka değilsindir.Gelişmelerden haberimiz olsun lütfen.

ÇOCUKKEN ZEKA ÖZÜRLÜ TANISI KONAN DÜNYACA ÜNLÜLER

Küçük yaşlarda 'zeka özürlü' tanısı konulan pek çok çocuk, bugün dünyanın en ünlü isimleri arasında yer alıyor. Bu ünlülerden Tom Cruise, ''okuma öğrenemeyen, ancak kendi işini görebilir'' tanısı almış, şimdi ise okuyamayan çocuklara yardım kampanyaları düzenleyen, dünyaca ünlü bir aktör. Ampulü keşfeden Thomas Edison, gerilim kitaplarının ünlü yazarı Agatha Christi, masalsı fantazileri gerçeğe dönüştürmüş deha Walt Disney de tanınmış disleksiklerdendir.

Okumada zorlanmayan bir kişinin, okuyamamanın nasıl bir zorluk olduğunu hayal etmesi son derece güçtür. Bu nedenle, okuyamayan disleksiklere sıklıkla ''tembel'', ''inatçı'', ''ilgisiz'' gibi hak etmedikleri sıfatlar verilmektedir. Genellikle yetersiz tanınma nedeniyle toplumdaki insidans bilinmese de, yüzde 10 civarında olduğu düşünülmektedir. 100 seneden beri tanınan bu öğrenme güçlüğünün asıl nedeni yeni yeni ortaya çıkmaktadır. Bugün disleksinin beyinde bir özür değil, "beynin okuma alanları arasındaki koordinasyonun tam kurulamadığı bir durum" olduğu anlaşılmış bulunmaktadır. Helsinki'den yapılan bir açıklamada, DYXCI geninin mutasyonunu taşıyan ailelerde disleksik kişilerin çok daha fazla olduğu bildirilmiştir, yani disleksinin kalıtımsal bir yanı da vardır.

Okuma sırasında beynin aktifleşen bölgeleri, fonksiyonel MRI yöntemiyle tespit edilmiştir. Beynin sol tarafı okumayı yönetmektedir. Beynin sol ön bölümüne ''Hece Oluşturan Bölge'' adı verilmekte ve harflerin yanyana koyularak hecelere dönüştürülmesi bu bölgede gerçekleşmektedir. Sol orta bölgeye ''Kelime Analiz Bölgesi'' adı verilmekte, burada heceler anlamlı hale gelmekte, kelimeye dönüşmektedir. Kulak arkasında kalan oksipital bölge ise ''Otomatik Detektör'' adıyla anılmakta, bu, önceden tanınmış kelimelerin 1. ve 2. duraklardan geçmeyip direkt kelimenin tanındığı bölge olmaktadır. Okumaya hız veren, işte bu otomatik alandır.

Dislekside ise kelime analizi ve otomatik detektör bölgelerinde iyi koordinasyon sağlanamaz. Bu kişilerde kelime oluşumu her seferinde "Hece Oluşturan Bölge"den geçer ve bu nedenle de okumada istenen serilik bir türlü yakalanamaz. Bu kişiler, beyinlerinin sağ bölgelerini de çalıştırarak okumaya çalışırlar.

Disleksinin Belirtileri Ve Yapılması Gerekenler

"3-5 Yaş Anaokulu Çağı: Kelimelerin tekrarlandığı şarkılardan hoşlanmaz, tekerlemeli oyunları bir türlü öğrenemez, bebek gibi konuşmaya devam eder, kelimelerini sık sık şaşırır, ismindeki harfleri bile öğrenemez ve öğrenmeye ilgi göstermez, tüm uğraşlara rağmen haftanın günlerini, harfleri ve sayıları bir türlü öğrenemez.

5-6 Yaş Okul Çağı: Harf ve kelimeleri tanıyamaz, kendi ismini bile yazamaz, kelimelere uyduruk yazılımlar bulur, kelimeleri hecelere bölemez (söz gelimi, kapı kelimesini ka-pı olarak bölemez), kafiye yapan kelimeleri tanıyamaz (bacı-hacı gibi),Harfleri kelimelerle bağdaştıramaz (söz gelimi, kedi kelimesinin hangi harfle başladığı sorulduğunda cevaplayamaz), heceleri tanıyamaz (söz gelimi, ''k'' harfi ile hangi kelimenin başladığı sorulduğunda kedi, hacı, bacı seçeneklerinden doğru olanı bulamaz).



6-7 Yaşındaki Çocuklar: Heceleri tanımakta ve yan yana koymaktaki güçlüğü devam eder, tek heceli kelimeleri okuyamaz (top, bal, kel gibi), yaptığı okuma hataları, harflerin dizilişinde hata yaptığını düşündürür (kediyi yedi diye okumak gibi), okumaktan nefret eder ve okumayı "zor iş" olarak değerlendirmek gibi yakınmaları vardır.

7 Yaş ve Üzerindeki Çocuklar: Uzun ve zor kelimeleri yanlış okur (cumhuriyet yerine hürriyet gibi), benzer kelimeleri karıştırır (kurt yerine yurt gibi), okurken duraklar ve boşlukları ''eee'' gibi seslerle doldurur, telefon numarası ve ev adresi gibi bilgileri hatırlayamaz, çok heceli kelimelerin sonunu veya tamamını uydurur (söz gelimi, cumhuriyetimizin yerine hükümetimizin der), kelimelerin bazı hecelerini atlar (cumhuriyetimizin yerine cumhuriyetin gibi), okuma esnasında zor kelimelerin yerine kolayını seçer (hatıra yerine anı gibi), yazıları hatalarla dolu ve özensizdir, bağlaçları okumadan atlar, sesli okumaktan kaçınır".



Uzmanlar, yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

"Sınıf öğretmeniyle derhal görüşmeli, görüşlerini almalısınız. Çocuğunuza konulan tanıyı ve önerileri öğretmeniyle paylaşmalısınız. Sınıfta dikkatinin dağılmayacağı, iyi ışık alan, tahtaya yakın bir yerde oturmasını talep etmelisiniz. Sınavlarda ona fazla süre tanınmasını, soruların kendisine okunmasını ve cevapların sözlü olarak alınmasını sağlamalısınız.

Okul sistemi içinde veya dışarıda, testlerini mutlaka yaptırmalısınız

Çocuğunuzun başarılı olduğu diğer alanları keşfetmeli, bu alanlardaki başarılarını ön plana çıkarmalısınız. Böylelikle özgüvenini destekleyebilirsiniz.



Başarısız olduğu konularda çocuğunuzu germemelisiniz

Evde size sesli okumaya teşvik etmeli, ancak istemiyorsa zorlamamalısınız. Unutmayın; ne kadar önce davranırsanız, çocuğunuzun hızlı okuma şansı o kadar artacaktır". (Mynet)

çopur
22.11.2006, 12:12
Kardeşim adam gibi oku ondan sonra konuş

Sanırım foruma üye olurken forum kurallarını okumuşsunuzdur. Bu üslubun forum içerisinde kullanılmayacağını; helede bir bayan için hatırlatmak bile üzücü.

" adam gibi okumak " öznesi adam yani "adam olmak" tabiriyle kastedilen, toplum tarafından genel kabul görmüş bir ahlaka, kültüre, tavra ve adaba sahip olmak, makbul olarak tanıtılan belli kalıpları üzerinde taşımaktır.

Alina arkadaş forumumuzda beş aydır katkılarıyla var olan ve 500'ün üzerinde teşekür almış bir üye. Sanırımda adam gibi adam olma özelliğinide kanıtlamış bir insan. Okuma yetisi açısından bakarsanız da kendisi edebiyat bölümünün sorumlusudur.

Sanırım başka söze gerek de yok. Bundan sonraki yazılarınızda lütfen bu üslupta bir ifade kullanmayın.


Genel uyarı : Arkadaşlar lütfen forum içi yazılarımızda Alevi duruşunu; Alevi edep ve erkanını unutmayalım. Dosta ve düşmana duruşumuzla örnek olalım.

güldeniz
22.11.2006, 15:10
Yazılanları okuma gereği bile duymayan arkadaşlara daha fazla cevap verme gereği olduğunu düşünmüyorum ama tebrik ederim okumadığınıda açıkca söylemiş .Söylemişde okumuyorsanız polemikte yaratmayın arkadaşlar bizim kadına verdiğimiz değer belli sizinde belli fikirlerinizi açık açık yazmışsınız .Ne mutlu bir alevi kızıyım hiçbir zaman eksik beyinli ve eksik dinli olduğumu düşünmedim beni eksik beyinli bir annede yetiştirmedi.Hiçbir şeyi irdelemeden körü körüne bağlanmam bu yolumda var ,özümde var .

Alina
22.11.2006, 15:42
Aslında gündemi bu tür konularla meşgul etmenin doğru olmadığını düşünüyorum.Konu her ne kadar bana hakarete varmış isede kişiye cevap vermemenin doğru olduğunu düşünüyorum.

İslam ve islamı yorumlayanların ne yazık ki kadınlar hakkındaki düşünceleri bunlardan ibaret.Kadının aşağılanması,eksik görülmesini hak görenler bu hakkı
kurandan aldıklarını söylüyorlar.

İslam her ne kadar ilkin kız çocuklarının Arap dünyasında canlı canlı gömülmesini engelleyerek devrim yaratmışsada zamanla islam zamanın gerisinde kalmıştır

candacan
22.11.2006, 15:51
Sevgili canlar,
Bu tartışma kısır bir tartışma haline geldi.
Dinde doğru ya da yanlış yoktur. Birine göre doğru olan diğerine göre yanlış olabilir. Herkesin inandığı kendine doğrudur.
İslamın kadına bakış açışı bizi ilgilendirmiyor. Kuranda şöyle diyor, falan ayette böyle yazıyor, kabul edersiniz etmezsiniz, o sizin bileceğiniz bir şey. Adamlar biz buna inanıyoruz, bizim inancımız budur diyorlar, yanlışlığını ispatlamak bize düşmez. Biz kimseyle tay yarışı yapmıyoruz. Biz kendi doğrularımız, kendi inancımızı savunuruz. Başkasının ne düşündüğü, ne dediği bizi ilgilendirmez.
Bize göre kadın erkek her alanda eşittir. Bunun bilimsel olmadığını iddia edenler varsa, fiziksel olarak erkeğin kadından üstün olduğunu iddia edenler varsa bunun doğru olmadığını söylüyoruz. Fiziksel üstünlüklerin baskı aracı olarak kullanılmasının bizim etik değerlerimize ve inancımıza uymadığını söylüyoruz.

heterodoks
22.11.2006, 16:33
ÎSLAM ÖNCESİ DÖNEMDE "KIZ ÇOCUKLARININ DİRİ DİRİ GÖMÜLDÜĞÜ" YALANI

Tekvîr Suresinin 8. ve 9. ayetlerinde bir değinme. Bu ayetleri, Hamdi Yazır, biraz duygusal olarak, dilimize şöyle çevirir:

—"Ve o diri gömülen, hangi günahla öldürüldü? Sorulduğu va*kit." (Bkz. Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, 1962, 8/5593.)

Diyanet'in resmi çevirisinde de ayetlerin anlamı şöyle:

—"Kız çocuğun, hangi suçtan öldürüldüğü kendisine sorulduğu
zaman."

islam'ın "kadın"a nasıl "üstün yer ve değer verdiği"ni anlatan is*lamcılar, ikide bir de şöyle derler:

— "Cahiliyet (islam öncesi) döneminde, kadına değer verilmedi*ği için, kız çocukları diri diri gömülürdü, islam gelince, kadına üstün yerini verdi ve kız çocuklarını diri diri gömme geleneğini de ortadan kaldırdı..."

Bir kez islam Şeriati, "kadına üstün yeri verdiği"nden, "kadın haklan"ndan sözedemez. Edemez çünkü:

1- Kur'an'ındaki "kadın"la ilgili ayetler, hep kadının zararına, ka*dını küçültücü doğrultudadır, örnek:

— Bakara Suresinin 228. ayetinde: "Erkeklerin, kadınların zara*rına, onlardan üstünlüğü (derece) vardır." deniyor.

— Kur'an'ın "Tann"sı, hep "eril" sözcüklerle ("huvella- hu..." gi*bi) anlatılır. Sözcükler, bu "TanrTnın "erkekliği"ni anlatır niteliktedir. Onun içinde "erkek"lerin "üstün" ve "kadın"lann "aşağı (dahası aşağı*lık)" görülmesi doğaldır.

— "Erkek"lerin "derece'lerinin, "kadınların zararına" olacak bi*çimde "üstün" olduğunu anlatan "ayet"le ne demek istendiğine ilişkin "tefsir"lerin, "fıkıh"lann yazdıkları, gerçeği çarpıcı biçimde sergiler:

örneğin Fâhruddîn Râzî şöyle der: "Erkeklerin derece üstünlük*leri. Erkeklerin kadınlara karşı birçok üstünlükleri vardır:

Birincisi: Erkek, akıl yönünden üstündür,

ikincisi: Diyette (öldürme olayındaki kurtulmalıkta) erkeğin.üstünlüğü vardır. (Kadın için ödenecek diyet, erkek için ödenecek diyetin yarısı kadardır.)

Üçüncüsü: Miras konula*rında erkeğin üstünlüğü vardır.

Dördüncüsü: Devlet başkanı ve kadı (yargıç) olmaya elverişlilikte ve tanıklıkta erkeğin üstünlüğü vardır.

Beşincisi: Erkek, kadının (karısının) üstüne evlenebilir, cariye alabilir*ken kadının böyle bir hakkı yoktur. Kocasının üstüne evlenemez, ko*canın cariye alıp kullanması türünden köle alıp kullanamaz.

Altıncısı: Kocanın mirastaki payı, kadının mirastaki payından çoktur.

Yedincisi: Koca, karısını boşayabilir, boşadıktan sonra da dönüş yapabilir. Koca*sının bu eylemi, kadın istemese de gerçekleşir. Kadınsa, kocasını boşayamaz. Boşandıktan sonra da, dönüş yapamaz...

Sekizincisi: Gani*mette, erkeğin payı, kadının payından çoktur. Erkeğin kadına karşı üstünlüğü böylece ortaya çıkınca, kadın, erkeğin elinde güçsüz bir tut*sak gibidir..."(Bkz. F. Râzî, e't, Tefsiru'l-Kebîr, 6195.)

öteki tefsirlerde de benzer açıklamalar yer alır ve kiminde, kadı*na karşı erkeğin daha başka ayrıcalıkları sıralanır. (Bkz. Taberî, Câmi-u'l-Beyân, 2/275-276; İbn Kesir, 1/271; Şevkâni, Fethu'l-Kadir, II 237; Kasımi, Mehasinu't-te'vMl, 3/585; Tefsiru'l-Merâğî, 2/167. Ayrı*ca bkz. Dr. Kâmil Mûsâ, Kâmusu'l-Mer'e Derece, Beyrut, 1987, s.15-26.)

— Hiçbir hukuk sisteminde, ilkel hukuklarda bile olmayan bir şey var: Nisa Suresinin 34. ayetinde, kanlarının kendilerine başkaldı*racaklarına ilişkin kuşkuya, kaygıya düşen kocalara şu yol gösteril*mekte: "O kadınları dövün!" Ortada "suç" olmadan "ceza" verilmesi, hangi hukuk sisteminde bulunabilir? "Onları dövün!" deki ilkellik de ayrı...

Kur'an'daki "kadın" ların zararına olan "hüküm"leri sıralamaya buradaki yerimiz el vermez. Mirasta oğlana 2, kıza 1 pay verilmesi eleştirilirken, islamcılar, islam öncesi dönemde, "kadın"a bu kadar da pay verilmediğini, kadının, mirasta hemen hiçbir hakkı olmadığını ile*ri sürerler. Bunun, "gerçek"le hiçbir ilgisi yoktur. Kur'an'da, hadisler de, "kadın'a "yeni hak"lar vermek şöyle dursun, islam öncesi hakları*nın birçoğunu da elinden almıştır kadının. Bu, ayrı bir yazı konusu olabilir.

1- "Hadis"lerde, "kadın" son derece aşağılanır. Hor görülen şey*lerle bir tutulur, uğursuz görülür. Bu konudaki hadisleri genişçe gör*mek için, her bir kitabıyla karanlığın belini kıran ve aydınlara, bilim adamlarına örnek olan Prof. Dr. ilhan Arsel'in "Kadın ve Şeriat" adlı kitap mutlaka okunmalıdır. Bu kitapta, kaynaklar da açık seçik göste*rilmiştir. Kitabm sonunda bir de "indeks" vardır ve konular, kitapta kolaylıkla bulunabilir.

Kız çocukları ve İslam öncesi dönem

Şimdi gelelim "kız çocuklarını, islam öncesi dönemde diri diri gömüldijkleri" yalanına:

Böyle bir şey gerçek olamaz, çünkü:

1- Kız çocuklarının neden "diri diri gömüldükleri", Kur'an yo*rumlarında, hadislerde anlatılırken değişik ve çelişkili "neden"ler ileri sürülüyor:

— Kız çocukları, "yoksulluk yüzünden diri diri gömülüyordu."

— Kız çocukları, "ailelerine leke sayıldığı için diri diri gömülü*yordu."

— Kız çocukları, "meleklere katılsınlar diye diri diri gömülüyor*du. Çünkü Melekler de Tann'nın kızları diye niteleniyordu."

"Tefsirlerde yer alan "neden"ler böyle. (Bkz.. Râzî, 31169.) Sonuncu nedenin komikliği ortada. Çelişkiside. Düşünün "Me-lek"lere "Tann'nın kızlan" diye inanılıyor olacak, hem de kız çocuğu, "ailesi için leke" sayılacak. "Melek" son derece "kutsal bir varlık" gö*rüldüğüne göre, kız çocuğu ailesi için "leke, utanç verici" olamaz. Ter*sine, son derece "övünç kaynağı" sayılması gerekir "kız"ın. Ayrıca, "meleklere katılsınlar" diye diri diri gömmeye niye gerek görülsün? Bunun için "ölmek" ille de gerekli görülüyorduysa "diri diri toprağa gömmek" niye? "ölme"nin başka türlüsü yok muydu? Tüyler ürpertici cinayet niçindi?

2- ileri sürülen "neden'leri "gerçek" olduğu varsayılmış olsa,"kız çocuğu diri diri gömme" geleneğinin çok yaygın olduğunu düşün*mek gerekir. "Kız"ın ailesi yoksulsa, "yoksulluk"tan; zenginse "âr (le*ke, kınama konusu)" olmasından; ayrıca "meleklere katılsın" diye; ya*ni her durumda uğrayacağı sonuç aynı: Diri diri gömülmek. Bu "gerçek" olsaydı, Araplarda "kız" kalır mıydı? Ve "kadın" olurmuydu? Oysa belgeler ortaya koyuyor ki, Araplarda "kadın çokluğu" var*dı.

3- "Kız çocuklarının diri diri nasıl gömüldükleri"ni de tefsirler değişik biçimde anlatmakta:

— "... Kız çocuğu 6 yaşına gelince, adam karısına: 'haydi bunu temizle, süsle, hısımlanna gezmeye götüreceğim.' derdi. Oysa çölde bir kuyu kazmıştır onun için. Kızı alıp oraya götürür; 'bak şunun içi*ne!' der; sonra da arkasından iterek çocuğu o çukura düşürür ve-üzeri-ne toprağı döküp yığardı."

— " Ya da gebe karısının doğum günü yaklaştığında, koca bir kuyu kazardı. Ağrısı tutunca kadın o kuyunun basma giderdi, kız do*ğurursa içine atardı kuyunun." (Bkz. Tefsirler, örneğin Arapçalardan F. Râzî, 31/69; Türkçelerden Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, 81 5603, 5604.)

Araplarda, hem de "yaygın biçimde" yaşandığı ileri sürülen bu olaylann olduğu apaçık yalan. Ne bir baba, ne de bir anne burada ileri sürüleni yapar. Bu tür şeyin olması, insan doğasına aykın olduğu gibi, hayvanlarda bile görülmez, ilkellerde, "çocuklann Tannlara kurban edildikleri"ni biliyoruz. Ama, Araplar, o sıralarda, "ilkellik" dönemini çoktan gerilerde bırakmışlardı, islam döneminden daha ileri bir uygar*lığa sahiptiler. Bunun tersine, yalanlar uydurulmuş olsa da... Kaldı ki burada sözkonusu olan "Tann'ya kurban" da değil. Aktarmalarda da bu ileri sürülmüyor. Yani "kız çocuklannın, Tannlara kurban etmek için diri diri gömüldükleri"nden sözedilmiyor. Böyle bir şey, yani "ço*cuğu Tann'ya kurban etme" de hangi dönemde ve nerede yaşanmış olursa olsun; "çok yaygın" değil, tek tük olurdu. "Tann'ya kurban et*me" durumu da sözkonusu olmayınca, işin mantığı büsbütün ortadan kalkıyor. "Kız çocuklannın yoksulluk için, ya da leke sayıldığı için... diri diri gömüldüklerini" ileri sürmek ve bunu kabul etmek, "annelik, babalık" ne demek; bilmemektir. Aynca "insan"ı, insanın doğasını ta*nımamaktır, insanlar, ileri sürülen türden şeyi yapmış olsalardı, türle*rini sürdüremezlerdi.

Araplarda, "kız çacuklannı diri diri gömme" geleneği bulun*saydı, islam öncesinin Arap şairlerinin şiirlerinde de dile getirilirdi.Hem de yaygın olarak yer alırdı şiirlerde, oysa bu yok.

Tefsirler, Ferezdak'ın iki dizesi üzerinde durur. Ne var ki, tefsir*lerde bu iki dizi de hep aynı sözcüklerden oluşmuyor, iki dizi de deği*şik biçimde yer alıyor. (Karşılaştırarakbkz.ArapçalardanTaberi.Câ-miu'l-Beyân, 30/46; F. Râzî, 31169; Türkçelerden Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, 815604.)

Dizelerin değişik olması gözönünde tutulursa, sonradan uydurul*duğu bile düşünülebilir. Kaldı ki, Ferezdak'ın olduğu ileri sürülen bu iki dize, bize "kız çocuklarının diri diri gömüldüklerini" açık açık an*latıyor. Kimi tefsirde yer alan biçiminde dizeler şu anlamda:

— "Bizden öyle kimse çıkmıştır ki VÂÎDAT'ı önlemiş ve VEÎD'i diriltmiştir de artık kimse VEÎD olmamıştır." (Bkz. F. Râzî ve Hamdi Yazır.)

Hamdi Yazır, "VÂÎDAT'a, "çocuklarını gömen vaideler (anne*ler)" anlamını veriyor. Sözcüğün kökü olan "ve'd" eğer "gömme"yse, "nasıl bir gömme"dir; belirtilmiyor. H. Yazır da yalnızca "gömme" an*lamını veriyor; "diri diri gömme" demiyor. Varsayalım ki buradaki "gömme", tefsirlerde anlatılan türden "diri diri gömme"dir; o zaman dizelerdeki "VÂİDAT" niye? Bu sözcük, "çocuklarını diri diri gömen anneler" demekse, tefsirlerde anlatılana uymuyor. Çünkü tefsirlerde, "kız çocuklarını diri diri gömen"in "anneler" değil; "babalar" olduğu anlatılıyor. Bir başka terslik de şu: Tüm tefsirlerdeki biçimlerinde, di*zelerde "gömülen"i anlatmak için "veîd" sözcüğü yer alıyor. "Veîd"se eril (erkeğe ait) bir sözcüktür, anlatılan eğer "kız çocuğun diri diri gö-mülmesi"yse niye dişili olan "veîde" ya ayetteki gibi "me'ûde" yer al*mıyor? Yani şiirde, "gömülen"in "dişi" değil; "erkek" olduğu anlatılı*yor. Bundan, "kız çocuklarının diri diri gömüldükleri" anlamı çıkarılabilir mi? Elbette ki hayır.

Muhammed'in şöyle bir hadisi var:

— 'Vâid de, mev'ûde de cehenemdedir." (Bkz. Ebu Davud, Sü*
nen, Kitabu's-Sünne/18, hadis no: 4717.)

Sözcükleri, İslam dünyasındaki anlamıyla diümize çevirelim:

— "Kız çocuğunu diri diri gömende, diri diri gömülen kız çocu*ğu da cehennemdedir." "Adalet anlayışı"na bakın siz!

— "Kız çocuğunu diri diri gömen kimsenin CEHENNEME git*mesini anladık, ama o zavallı kız çocuğunun cehennem de işi ne, o ni*ye cezalandırılıyor?" diye sorabilirisiniz, "kız çocuğunun, zulme uğramış olanın ve de kadının hakkı. İslam'da böyle mi korunuyor?" diye de ekleyebilirsiziniz. Ama bu alanda kafa yormaya gerek yok. Nasıl olsa hepsi bir "yalan" üstüne kurulu.

Sosyalist Birlik
Mart 1990, Sayı 11

TURAN ESER

[Only Registered Users Can See Links]

islamic_manifesto
22.11.2006, 17:07
bülent74ankaralı : Benim yazılarım karşısında Yaşar Nuri Öztürk bile cevap veremezken, sizler benim gözümde sivri sinek cıvıltısısınız. Şunu unutma tüm dinlerin yapısını çok iyi bilirim.
Maşallah nazar değmez inşallah..Pek de mütevazısınız.Öyle ya karşınızdaki insanı çok iyi tanıdığınız için burada bunları yazabiliyorsunuz.
GOOGLE bilgini olmayasınız yoksam..Sivri sinek vızırtısı insanı rahatsız edebilir ama.Kaldı ki insanlara bu itham sizi FAZİLET li yapmaz.Ukalaca bir duruş.

B]bülent74ankaralı[/B] : Ben Kuran’dan ayetlerini gösteriyorum, bunun cevabını bana ayetleri (Kanıt) verin diyorum

Yazılarım silinmemiş olsaydı oarada sizin bu iddialarınıza yetecek kadar cevap var.Siz Bektaşinin yaptığı gibi yapıyorsunuz.Namaza yaklaşmayın ayetini okuyuşu gibi okuyorsunuz Kur'anı.

bülent74ankaralı Dinlerin hangi kurallarına alırsanız alın, mutlaka özü binlerce yıllık ilkelliğe dayanıyor. Hangisi olursa olsun.
Asıl bu senin 19.yy'ın monoton POZİTİFİZMİ.Geçerliliğini sadece 50 yıl koruyabilmiş BASİT ve demode Materyalizm anlayışıdır. Dinler ve inançlar insanın daha mutlu ve daha huzurlu yaşaması için sosyal ve özel alanlarını düzenlenmesidir.Hiçbir DİN cinayeti hoş görmez..Hiçbir DİN hırsızlığı hoş görmez bütün dinler güzel ahlak ve faziletden bahseder.Sorun insanlığın dine sahip olması değil DİNSİZLEŞMESİ.
AVRUPADA dünyaya gelen her iki çocukdan birinin GAYRİMEŞRU olduğunu.İnsanların doğan çocuklarına bakmamak için hastanelerde açılan çocuk sepetlerine bıraktıklarını annelerin yeni doğan çocukları diri diri gömdüğünü alkol ve uyuşturucu batağında olduğunu intiharın hayli yüksek olduğunu çocuk yaşda zinaya alıştıklarını anne ve babaya hürmetin kalmadığının aile kavramının ortadan kalkdığını evlenen her iki çiftden birinin boşandığını insanların gençlik yıllarında evlenmeyip keyfince yaşadığını çocuk sahibi olma yaşının ilerlediğini ve yeni doğan çocukların sayısının kritik seviyelerde olduğunu BİLSEYDİN..Materyalizmin ve bireyciliğin insanlığı nasıl bir sona götürdüğünü GÖRÜRDÜN..Ama NERDEEEE..
bülent74ankaralı : Ve işte bu mutlu kullar, kıyamet günü sırat köprüsünden geçtikten sonra, güzellikleriyle göz kamaştıran Hurilerle dolu, şaraptan ırmaklar akan cennete kavuşacaklarmış güya. Saçmalığa bakınız
O saçmalık dediğin bizim inancımız İfadelerine dikkat etmelisin.Müslüman dünya hayatının BİR İMTİHAN yeri olduğuna inanır.Bu dünyadaki görünen nimetlerin ahiret yurdundaki ASIL nimetlerin GÖLGESİ olduğuna inanır.Ve dünyasını RABBİNİN rızasını kazanacak şekilde yaşayarak onun vaad ettiği gerçek saadete ve mutluluğa EBEDİYYEN SAHİP OLUR.

Bulent74ankara
22.11.2006, 17:35
boş boş konuşma arkadaş. bana kanıt göster. sana ve sizin gibilerine defalarca ayet gösterdik ve tek kelimeye kanıt gösteremediniz. boş konuşup ta sitemizi meşgul etmeyin. böyle alay edipde küçüldükçe küçüldün. zaten küçüksünüz. siz dinci tayfaları iyi tanırım. sıkışınca boş konuşmak ilkenizdir. ayetleri gösterdiğimiz zaman yalanalra başvurursnuz.

hadi ordan. git ait olduğun şeriatçı sitelere yaz düşüncelere....sizi gidi sizi. adam öldürürsünüz, karşılığında cenet istersiniz.

ferhat_gs
22.11.2006, 18:29
Aske1012;

Yazında:” “Ben her türlü cevabı verebilirim, sizin için bilim önemli değil mi kanıtlarınıda koyarım ortaya çok isteyen olursa... Saygılar” Diyorsun.

Gel seninle Kuran ayetleri tartışalım. Bana cevap verebileceksin? Her türlü cevabı verebilirim diyorsun ya..."Hobri meydan" diyorum Aske1012. Kendimi övdüğümü sanma! Açık açık yazıyorum. Benim yazılarım karşısında Yaşar Nuri Öztürk bile cevap veremezken, sizler benim gözümde sivri sinek cıvıltısısınız. Şunu unutma tüm dinlerin yapısını çok iyi bilirim. Bilim benim için çok önemli. Bu aşağıdaki yazıyı sana bilimin üstünlüğüne inanmış insan yazıyor.

Demek her türlü cevabı verebiliyorsunuz öyle mi...Bunu için mi benim gösterdiğim ayetler karşısında hiç biriniz cevap veremediniz, susup oturdunuz yada kaçamak cevap verdiniz? Bunlar kim: "İslamc-manifesto, Pir Abdal Musa, Evvallah, Alihanlı, Ferhat"… Ben bu arkadaşlara hodri meydan demiştim. Kuran’ı ayetleri ortaya koyarak tartışalım demiştim. Neden hiç biri yanaşmadı? Ben Kuran’dan ayetlerini gösteriyorum, bunun cevabını bana ayetleri (Kanıt) verin diyorum. O arkadaşlar ayet göstermeden kendi yorumlarını yazıyorlar ve böylece kendileri çalıp kendileri oynuyor. Belgesiz, kanıtsız düşüncelerle karşılaşıyorum.


Birinci de yeryüzündeki bütün dinler kurallarını birbirlerinden alıntı yaptığını dile getirmiştim. Yeryüzünde bütün dinler, binlerce yıl önceki ilkel inanç ve kuralları taşıyor. Hiçbirinin inanç ve kuralı içinde bulunduğumuz çağın, evrensel dünya görüşlerinin, ileri insanlık anlayışının ürünü değildir. Dinlerin hangi kurallarına alırsanız alın, mutlaka özü binlerce yıllık ilkelliğe dayanıyor. Hangisi olursa olsun.

Şunu yazmakta büyük yarar var, insanlık çok büyük bir çoğunluğuyla koşullu düşünüyor. Bilim’le değil dinle koşullu. Rengi, türü, biçimi ne olursa olsun. Aklının ırzına geçilmiş. Bilerek olsun olmasın, dinsel ölçüler geçerli ve etkin. İnsanlığa giydirilegelmiş olan giysi, ilkel çağlarda ölçülüp biçilmiş, ama her çağda başka,başka biçimlerle de olsa yeniden giydiriliyor.

İnsanlık ilerdikçe o düzenin, o zamanın egemenleri, ileri dinsel kurallar getirmek yerine, çok daha geri kurallar getirip insanların düşüncelerini, duygularını yani düşünce hayatını gerilere bağlama gereği duymuşlardır. Bu tek İslam'da değil, yeryüzünde bütün dinlerde olmuştur.

Bilimsel dünya görüşü ile Dinsel dünya görüşü birbirlerine uymaz. İşte bu nedenledir ki Bilim ile Din sürekli çatışır. Din'e göre gerçek bilginin sahibi Tanrı'dır. Bütün dinlerde esas, imamdır, vahyedir. Ve hatta gerçeğe akılla değil imamla varılır diyenlerin başında Gazali ve Mevlana gelir. Vahye inanan, inanç ve iman dışında bir davranışta bulunmamalıdır. Neden? Tanrı kurallarını değişmez koymuştur. O kuralların dışına çıkmak Tanrı'ya karşı gelmektir. Ancak bilim böyle değildir. Bilgelik tarihsel bir olgudur, yani süreç içinde; çalışma, deney, kanıt, gözlem, ve bilgi birikimi yoluyla insanın yarattığı erdemliktir. Bilim kuşkucu bir yaklaşımla hayatı (Doğayı) sorgulama, ve onu anlamaya çalışmasına karşılık din, görünen tüm olay ve olguları, nedenleri niçinleri bir yana atarak kolay yoldan Tanrı Hikmeti diye sahiplenip mistik dünyanın araçları olarak kullanmıştır.

Şunu bilmenizi isterim ki, bazı dostlar "Aleviliğin Kuran'la" yorumlanır savını ileri sürmekte, ve Anadolu Alevi kültürünü İslam'ın bağnaz kurallarına ve hatta Arap topraklarına bağdaştırmaktadırlar. Ancak o dostların düşüncelerine saygı duyduğumu sürekli dile getirmeme rağmen, Kuran'ın hikmetli olduğunu da ayrıca belirtmektedirler. Belirtirken de hiç ayet göstermemektedirler. Hiç bir belge göstermeden ezbere yöntemiyle düşüncelerini ileri sürmektedirler.

Bilim, her sav karşısında kuşkucu olmayı bir tür bilgi ahlakı sayar demiştim. Ve ayrıca bilim belgelerle konuşur ve her savı kanıtlar. Ben o dostların ileri sürdükleri savlarına karşı; Kuran'dan ayetler göstermekte, Alevi kültürüyle İslam kültürünü karşılaştırma yapmaktayım. Karşılaştırma yaparken de belgelere dayanmaktayım. Yani gereksiz ezbere bir düşünce ileri sürmüyorum. Bilimin üstünlüğüne inanarak belgeli konuşuyorum. Ancak Kuran'ın hikmetli olduğunu ileri süren ve hiç bir ayet gösteremeyen dostlar, benim gösterdiğim ayetler karşısında susmakta, cevap vermemekte ya da konuyu başka yere çekmekte...

Alevilik İslam’ın özü ise, İslam’ı derinden incelemek gerek. Doğrusu budur. Peki nasıl? İslam’ın kutsal kitabını normal bir kitap olarak görüp, ve hiç bir korku taşımadan, akıl / beyin sorgulaması yaptığımız zaman Kuran’da hayli çelişkiler olduğunu açık bir şekilde görünür. Ayrıca Alevi kültürüyle bağdaşmadığı da net bir şekilde görülür. İslam’ın kutsal kitabı Kuran’dır. Kuran’da İslam’ın anayasasıdır.

Kuran buyrukları sadece insanların inançlarını değil, insanların tüm yaşantılarını, maddi ve manevi bütün davranışlarını ilgilendirir. Bu bir hukuk kuralları kitabıdır. Orada; evlenmeye, boşanmaya, miras’a, şahitliğe, ticarete, yada din adına savaşlara varıncaya kadar her türlü buyruk vardır. Gelecek dünyanın cezalarıyla (örneğin cennet cehennem ateşiyle) dolu, örneğin hırsızlık yapanın bileklerinin kesilmesi ya da din değiştirenin öldürülmesi buyruklar vardır. Düşünün bir defa, Müslüman erkeğe en güzel cennetleri ve cennetlerde ki memeleri yeni sertleşmiş, siyah gözlü huriler sunmakta.

Kuran'da var olan bu hükümler Anadolu Alevi kültürüyle kesinlikle uymadığını söylüyorum. Nitekim bilim, her şeyi tek taraflı düşülmez, geniş alanda düşünür. Ve bilimin üstünlüğüne inanmış bilimadamlarımız tarihsel araştırmalarında tüm kültürleri inceleyerek, birinci el öz kaynaklarını karşılaştırma yaparak, deney, gözlem ve saha çalışmasıyla bir düşünceye varırlar. Nitekim doğrusu da budur.

Ve memeleri yeni sertleşmiş kızlar Nebe 33 ayet.
Müminlere göz kırpan kara gözlü huriler de var ki Nebe 22 ayet.
Beyaz tenli kara gözlü, otağlarda huriler. Rahman Suresi 50 ayet.

Ve ayrı zaman da Cennete şarapların olduğu söyler. Bu dünyada yasak olan Şarap öteki dünyada neden sevap olsun? Dopdolu kadeh ve şaraplar. Nebe 23 ayet.

Ve işte bu mutlu kullar, kıyamet günü sırat köprüsünden geçtikten sonra, güzellikleriyle göz kamaştıran Hurilerle dolu, şaraptan ırmaklar akan cennete kavuşacaklarmış güya. Saçmalığa bakınız.

Kuranın içerikliğini yukarı da yazmıştım. Peki şimdi sormak gerekmez mi, şimdiye kadar gösterdiğim ayetler Anadolu Alevi kültürüyle bağdaşıyor mu?

Sahi sen şimdiye kadar yazdıklarımı okudun mu?

Aske1012,

Ben bilimin üstünlüğüne inanmış bir insanım. Size çok kısa örnek istiyorum.

Bilimin: Hiçbir madde yoktan var olamaz, var olanda yok olamaz’ Dediğini unutma!

Ama Kuran’ın “ O gökleri ve yeri yoktan yaratandır” K.6/101. Dediğini de unutma!

Bir şey daha eklemek istiyorum. İslam:
İşte dinin dediği, işte bilimin dediği….

Siz Kuran’ın hikmetli olduğu ve İslam’ın en mükemmel din olduğunu söylerken hiçbir belge (Ayet) gösteremiyorsunuz. Sizin düşünceleri doğru da, benim ki eğrimi?
Hiç olmazsa ben bilimin verilerine dayanıyorum, sizin gibi kendim çalıp kendim oynamıyorum.

Ayrıca Kuran'ın hikmetli olduğu ileri sürerek hiç bir belge gösteremeyen Pir Abdal Musa'ya ve İslamcı düşüncelerle gelen sizlerin karşısında Kuran'dan ayetler sunuyorsam bu benim kanıt göstererek çalıştığımı gösterir ki bilimde belgesiz bir savı ciddiye almaz.
Yani siz, Kuran hikmetli olduğu, ve en mükemmel din olduğu ayet göstermeden yazın ve bende sizin karşısında susup kalayım öyle mi? Tek evlilik diyorsunuz ama Kuran'ı 4 evlilik derken ve ben bu gerçeği açığa çıkarırken neden öcü gözüyle bakılıyor bana? Sonra İslam’a saldırıyor diye beni suçluyorsunuz. Eğilip baksanıza Kuranınıza…


Şu yazıyı sana hitaben yazmıştım ancak cevap alamamıştım


Sevgili Aske1012

Aşağıdaki konu (Kölelik) Sevgili Büyüğüm "İşcanbaba" ile yazışmanızdı ama bende Pir Abdal Musa'ya yanıt yazmış ve size de hitap etmiştim. Ancak yazımı okunuz mu biliyorum ama sizden de cevap beklemiştim. Bu nedenle buradan tekrar yazıyorum.


Bu yazı sana ait: "Kur'an köleliği teşvik etmez, ettiğine dair en ufak bir kanıt gösterin bana, yanlış biliyorum diyeceğim". Diyorsun.

Bu yazı da bana ait: (Sana cevap vermişim.)

Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, köleliği doğal bir kuruluş olarak benimsemiş ve Kuran hükümleriyle o şekilde düzenlemiştir. Gerçekten de Nahl ve Rum surelerinde, rızkı bol ve hür kişilerle, bu kişilerin satın alıp sahip bulundukları kölelerden söz edilmekte, bunların birbirlerine eşit bulunmadıkları belirtilmektedir.

İşte Kanıt,

Nahl Suresinde şöyle yazılı: "Allah, hiç bir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile, katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi örnek verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? K. 16 Nahl 75

Görülüyor ki Muhammed'in tanımladığı Tanrı, güzel bir şekilde rızıklandırdığı kulları ile bu kulların sahip bulundukları köleler arasinda eşitlik olamayacağını bildirmekte, ve bununla adeta övünmektedir.

Öte yandan Tanrı, yine Muhammed'in söylemesine göre, kölelik kuruluşunu getirmek yanında, kullarına köleler vermekle övünür. Başta Muhammed olmak üzere sevgili kullarına ganimet olarak köleler ve cariyeler verir. Bunun böyle olduğu şöyle belirtiliyor: " Ey Muhammed! Allahın sana ganimet olarak verdiği köleler ve elinin altında bulunan cariyeleri sana helal kıldık. K. 33 Ahzab 50

Soru: Hani yanlış biliyorum diyecektin ne oldu?


Alevi olmadını yazıyorsun, sana saygı duyuyorum. Aklı olan insan inançlara karşı gelmez. Bir insan namuslu, yüreklice taşa bile tapıyorsa saygı duyarım.
Öncelikle herkese iyi günler.Sevgili ağabey yazında sana cvp vermediğini söylemişsin.Evet cvp vermedim,çünkü bu başlık altında şu ana kadar hiç kimse birbirinin yorumuna saygı göstermedi.İllaki senin yorumlarına karşı da yorum yapacaktım ama saygı olmadığı sürece birbirimize görüşlerimizi de anlatamayız anlatsak da anlamayız.Yazında da bazı kur'an ayetlerinin çelişkili olduğunu söylüyorsun,bu senin görüşün benim görüşüme göre de kur'an kusursuzdur.Ama şöyle bir şey söylemek istiyorum daha çok kur'anı anlamaya çalışarak yorum yaparsanız o zaman kur'anı anlarsınız.Allah'a adım atarsanız allah a inanırsınız.Mesela kur'anda bir ayetinde hz.meryem in cinsel ilişki dışı çocuk sahibi olduğunu,Allah isterse her kadının ilişki olmadan allah ın izniyle çocuk sahibi olabileceği yazıyor.Şimdi şöyle bir şey söylemek istiyorum;islam inancında Allah izin vermeden hiçbir şey olmaz,onun isteği doğrultusunda herşey olur,o herşeye kadirdir,herşeyden üstündür ve ondan üstün bir varlık yoktur,yardım da ancak ondan dilenir.İslam bu konuyu şöyle açıklar:
Allah Teâlâ'nın koruması altında Beytül-Makdis civasında hayatını sürdüren Hz. Meryem'e melekler sürekli gelerek, kendisine Allah indindeki makamını ve Allah'ın onu diğer kadınlar arasından bir peygamber annesi yapmak için seçtiğini müjdeliyorlardı.

"Bir zaman melekler şöyle demişti: Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir emirle meydana gelecek olan bir çocukla müjdeler ki, onun odı Meryemoğlu İsa Mesih'tir. Dünya ve ahirette şeref sahibi ve Allah'a yaklaştırılanlardan olacaktır. İnsanlara, beşikte iken de konuşacaktır. O, salih kimselerden olacaktır" (Alu İmran, 3/45, 46).

Hz. Meryem, kendisine verilen bu haber karşısında hayretler içerisinde kalmıştı. Onun bu durumu Kur'an'da şöyle ifade edilir: Meryem; "Rabbim! Bana hiç bir insan dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur" dedi. Allah da şöyle dedi: Bu böyledir. Allah dilediğini yaratır. O, bu şeyin olmasına hükmedince ona sadece "ol" der ve o da hemen oluverir"(Alu İmran, 3/47).

Bir gün, Allah Teâlâ, Cebrâil (a.s)'ı parlak yüzü ve güzel görünümlü bir genç suretinde ona gönderdi: "Ailesi ile kendisi arasına bir perde koymuştu biz ona meleğimiz Cebrâil'i gönderdik de ona tam bir insan suretinde göründü"(Meryem, 19/16). Hz. Meryem, onu bir insan zannettiği ve kendisine bir zarar verebileceğinden korktuğu için ne yapacağını şaşırmıştı. Etrafta o an yardıma çağırabileceği kimse de yoktu. Allah'a sığınmaktan başka çaresi kalmayan Hz. Meryem, ona; "Ben senden, Rahman olan Allah'a sığınırım. Eğer Allah'tan korkuyorsan bana dokunma dedi" (Meryem, 19/18).

Cebrail (a.s) bir insan şeklinde değil de, melek suretinde gelmiş olsaydı, onu görünce dehşete düşüp ondan kaçacak ve söylediklerini dinlemeye tahammül edemeyecekti. Onun bu korkusunu gidermek ve geliş sebebini anlatmak için Cebrail (a.s) ona; "Ben, sana nezih ve kabiliyetli bir erkek çocuk bağışlamak için Rabbinin gönderdiği bir elçiden başkası değilim" (Meryem, 19/19).

Hz. Meryem onun Cebrail (a.s) olduğunu anlayınca, sakinleşti ve getirilen haber daha önce kendisine bildirilmiş bir şey olduğu halde (Alu İmran, 3/45, 46) yine de hayretini ifade etmekten kendini alıkoyamadı ve kendisine hiç bir erkek eli değmemiş; iffetli bir kimse olduğu halde bunun nasıl mümkün olabileceğine bir cevap almak istedi. Meryem: "Benim nasıl çocuğum olabilir. Bana hiç bir beşer dokunmamıştır. Ben iffetsiz de değilim" dedi" (Meryem, 19/20).

Cebrail (a.s) şöyle cevap vermişti:

"Bu iş dediğim gibi olacaktır. Çünkü Rabbin buyurdu ki, Babasız çocuk vermek bana pek kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Ezelde böyle taktir etmişizdir" (Meryem, 19/21).

Allah Teâlâ, İsa (a.s)'nın babasız doğmasını takdir ettiğinden, onu mucizevi bir şekilde dünyaya getirmek için ruhundan üfleyerek yaratmıştır. Meryem'in gebe kalmasını Allah Teâlâ şöyle açıklamaktadır: Nihayet Allah'ın emri gerçekleşti. Meryem İsa ya gebe kaldı " (Meryem,19/22); Irzını koruyan Meryem'i de hatırla. Biz ona ruhumuzdan üfledik. Onu da oğlunu da alemlere bir mucize kıldık" (el-Enbiya, 21/91); "Biz ona, ruhumuzdan üfledik. O, Rabbinin sözlerini tasdik etmişti ve itaatkâr olanlardandı" (et-Tahrim, 66/12).


Sevgili canlar,
Bu tartışma kısır bir tartışma haline geldi.
Dinde doğru ya da yanlış yoktur. Birine göre doğru olan diğerine göre yanlış olabilir. Herkesin inandığı kendine doğrudur.
İslamın kadına bakış açışı bizi ilgilendirmiyor. Kuranda şöyle diyor, falan ayette böyle yazıyor, kabul edersiniz etmezsiniz, o sizin bileceğiniz bir şey. Adamlar biz buna inanıyoruz, bizim inancımız budur diyorlar, yanlışlığını ispatlamak bize düşmez. Biz kimseyle tay yarışı yapmıyoruz. Biz kendi doğrularımız, kendi inancımızı savunuruz. Başkasının ne düşündüğü, ne dediği bizi ilgilendirmez.
Bize göre kadın erkek her alanda eşittir. Bunun bilimsel olmadığını iddia edenler varsa, fiziksel olarak erkeğin kadından üstün olduğunu iddia edenler varsa bunun doğru olmadığını söylüyoruz. Fiziksel üstünlüklerin baskı aracı olarak kullanılmasının bizim etik değerlerimize ve inancımıza uymadığını söylüyoruz.
Yaptığın yorum için çok teşekkür ederim ağabey.Herkes gerçektende birbirine saygı duyarak yorum yaparsa ve dinsel görüşlerine saygı duyarsa bu konularda daha iyi bir sonuç alabiliriz.Yoksa bu iş savaş ay'ın sunduğu reality şovlara dönüşür.

Bulent74ankara
22.11.2006, 18:36
Ben senden melekler hakkında ayetleri sormadım. Şiddet ayetlerini sordum. Sen tutuyorsun meleklerle ilgili ayet gösteriyorsun.

ferhat_gs
22.11.2006, 18:43
Şiddet konusuyla ilgili bişey yazmama gerek yok zaten bunun tartışması yapıldı.Aynı ayetleri göstermeme gerek yok.O ayetler de eğer kadın ev hzuurunu bozarsa elle dövme hakkı veriyor.Eğer çocuğunuzda ev huzurunu bozarsa elle döversiniz.Yani o yüzden istersen bu konu hakkında da yorum yapabilirsin

Bulent74ankara
22.11.2006, 19:06
Şiddet ayetleri hakkında tek kelime kanıtlı cevap alamadım Ferhat.

hüseyincem
22.11.2006, 19:09
şimdi bu sitede huzur bozanlara karşı benim elle dövme hakkım varmı,yoksa sadece bayanlaramı mahsus??

bu ne demek ya evin huzurunu erkek bozarsa ne olacak sayın ferhatt???

candacan
22.11.2006, 19:23
şimdi bu sitede huzur bozanlara karşı benim elle dövme hakkım varmı,yoksa sadece bayanlaramı mahsus??

bu ne demek ya evin huzurunu erkek bozarsa ne olacak sayın ferhatt???
Yapma be sevgili hüseyincem,
Erkek bu, hata yapar mı! Tanrısından aldığı yetkiyi kullanıyor! Döver de... Sever de...

islamic_manifesto
22.11.2006, 19:26
bülent74ankaralı : siz dinci tayfaları iyi tanırım
Ben de siz DİNSİZ tayfalarını iyi tanırım. Ben sana bireyciliğin ve ateizmin BATI toplumunu nerelere sürüklediğini söylüyorum sen BANA HALA KANITLARDAN bahsediyorsun..Sovyet-Ateist Rusyanın dağılması ile birlikde nasıl kadınların DÜNYA fuhuş pazarına girdiklerinden bahsediyorum..Zira Ahlak kavramı kaybolmuş ve her türlü manevi değer yok edilmişdi..Dinsiz bir toplum hayali uğruna..Ne kanıtı istiyorsun benden hala anlamış değillim KANIT dedin durdun..
Şiddet ayetlerini sordum
Kur'an da şiddet ayeti yokdur..Eğri bakan eğri GÖRÜR misali.. Turan Durusnun İddialarını burada boşu boşuna dillendiriyorsunuz..Kur'an bir ailenin HANGİ temeller üzerine ünşaa edileceğini ve ailede eşlerin birbiri üzerindeki haklarından bahseder.. Buraya AYET kes kopyala ile DİN ve Kur'an yargılanamaz..Bu islamın 1400 yıllık bir geçmişi ve onun Peygamberinin örnek ahlakı ve yaşantısı var..Bu şiddet ayetlerine bakıpda Peygamber İFK hadisesinde Hz.Aişeyi dözmüşmüdür ? hAYIR... O halde neyi tartışıyoruz burada... Yok şiddetmiş yok bilmem ne..
Gördük Ateist felfefenin ŞEFKAT yönünü..Milyonlarca insan açlığa mahkum edilirken camii ve kiliselerin kapısına kilit vurulurken din adamları canii gibi toplatılırken gördük...
Birbirimizi boşuna kandırmayalım..
Bir insan DİNZİ olabilir..Ama DİNLERE düşmanlık AKIL VE MANTIK İŞİ DEĞİL..

çopur
22.11.2006, 19:28
şimdi bu sitede huzur bozanlara karşı benim elle dövme hakkım varmı,yoksa sadece bayanlaramı mahsus??

bu ne demek ya evin huzurunu erkek bozarsa ne olacak sayın ferhatt???


Sevgili Hüseyincem; Şunun adını kibarca fiili müdahale hakkı olarak koysak:D elle dövme hakkı biraz kaba oluyor yaw:D

Sovyet-Ateist Rusyanın dağılması ile birlikde nasıl kadınların DÜNYA fuhuş pazarına girdiklerinden bahsediyorum..Zira Ahlak kavramı kaybolmuş ve her türlü manevi değer yok edilmişdi..Dinsiz bir toplum hayali uğruna..

Sayın manifesto; ben size olayın farklı bir boyutunu söylesem. Bugün çıkan gazetelerde şu haberi görmüşsünüzdür.
1970’li yıllarda Yeşilçam’da başlayan seks filmleri furyasını başlatan yapıt ise Melih Gülgen’in 1972’de çektiği ve Behçet Nacar serisinin ilki olan "Parçala Behçet". Filmi altı ay oynatan sinemalar bile oldu. Filmin Konya’daki galasına tam 7 bin kişi katıldı.
O dönem konyasında açılan şeriat bayraklarını ve konyanın sosyolojik durumunu sanırım hatırlarsınız. Kadının metalaştırılmasının inanç ya da inançsızlığı yoktur. Bugün dünyanın her inançtan ülkesinde rastlanılan bir gerçekliktir.

hüseyincem
22.11.2006, 19:38
Ben de siz DİNSİZ tayfalarını iyi tanırım. Ben sana bireyciliğin ve ateizmin BATI toplumunu nerelere sürüklediğini söylüyorum sen BANA HALA KANITLARDAN bahsediyorsun..Sovyet-Ateist Rusyanın dağılması ile birlikde nasıl kadınların DÜNYA fuhuş pazarına girdiklerinden bahsediyorum..Zira Ahlak kavramı kaybolmuş ve her türlü manevi değer yok edilmişdi..Dinsiz bir toplum hayali uğruna..Ne kanıtı istiyorsun benden hala anlamış değillim KANIT dedin durdun..

bi islam ülkelerine bakıyorum birde batı ülkelerine.bir rusyada fuhuş yapanlara bakıyorum birde 70 milyonluk iranda ki 700000 hayat kadınına.bir arap şeyhlerinin yaşayışına bakıyorum birde filistinde telef olan insanlara,bir de batıda ki para babalarına .....

fark bulamıyorum.idda söylüyorsan destekli söyle.sanma islam ülkeleri yozlaşmıyor.insanlık yozlaşıyor.bunun sebebi iki tanedir.

bir,insanların emeğiyle paralarını sömürenler
iki,senin gibi dini duygularını sömürenler...

ne zaman dünyada sömürü bitecek o zaman insanlar refaha erecek,insanca yaşamı görecek...

Sevgili Hüseyincem; Şunun adını kibarca fiili müdahale hakkı olarak koysak elle dövme hakkı biraz kaba oluyor yaw

sevgili çopur iyiki aleviyiz.yoksa bu kurallara göre siz yöneticileri huzur sağlama adına huzur bozanları yakalamaya çalışırken düşününce... :D :D

iyiki aleviyiz...

sevgiler..

islamic_manifesto
22.11.2006, 19:59
hüseyincem : bir,insanların emeğiyle paralarını sömürenler
iki,senin gibi dini duygularını sömürenler
İki klasik söylem belki 100 yılı aştı.. Dünya değişiyor ama Marksistler değişmiyor.
Hala Emek sömürüsünden bahsedilir hala DİNi ve Dindarı tehlike ve muzır birşeymiş gibi anlatılır..
Kapitalizm o ilk vahşetini atlattı..Öyleki bugün bir işçi belkide İşveren kadar çalışmıyor onun kadar yorulmuyor..Unuttun mu batıda yani kapitalist olan ülkelerde iş gücü pahalı..yani emek öyle UCUZ değil..İşçiler bugün sahip oldukları haklar ile 100 yıl önceki işçilerin rüyalarını yaşıyorlar..
Haaa herşey mükemmel mi hayır değil..Neyse değinip geçiyoruz..

çopur : Behçet Nacar serisinin ilki olan "Parçala Behçet". Filmi altı ay oynatan sinemalar bile oldu. Filmin Konya’daki galasına tam 7 bin kişi katıldı.
O dönem konyasında açılan şeriat bayraklarını ve konyanın sosyolojik durumunu sanırım hatırlarsınız. Kadının metalaştırılmasının inanç ya da inançsızlığı yoktur
Olayın doğruluğunu bilemiyorum ve o dönemdeki konyanın sosyal yapısını ama bugün bu olayın gerçekleşemeyeceği aşikar..Türkiyede din ve inanç bilinci artıyor sebebi ise eğitim ve şehirleşme..Köylerde insanlar cahildi adetleri DİN sanıyorlardı..Şimdi ise dini öğreniyorlar..Kadının sömürüsü sadece İslam ülkelerinde değil..Bu bütün dünyanın sorunu..Tayladda çocuk yaşda fuhuşa zorlananlar çinde çocuk yaşda çalışmaya zorlananlar islam toplumunda zorla evlendirilenler batıda bedeni sömürülenler..
Yani KADIN sorunu insanlığın ortak sorunu..Bunun kaynağında ne İslam var nede başka bir din..Kaynağı cehalet ve sömürü anlayışı..
Batıda eşine şiddet uygulayan yok mu? nedir aile içi şiddet sorunu ?
İnsanlar Kur'an da eşinizi sözle uyarın olmaz ise yataklarınızı ayırın daha da olmaz ise onu hafifçe dövün diye yazdığı için mi eşlerini dövüyorlar?
Bunun cevabını verirken MERT olmak gerek..

hüseyincem
22.11.2006, 20:06
İki klasik söylem belki 100 yılı aştı.. Dünya değişiyor ama Marksistler değişmiyor.
Hala Emek sömürüsünden bahsedilir hala DİNi ve Dindarı tehlike ve muzır birşeymiş gibi anlatılır..
Kapitalizm o ilk vahşetini atlattı..Öyleki bugün bir işçi belkide İşveren kadar çalışmıyor onun kadar yorulmuyor..Unuttun mu batıda yani kapitalist olan ülkelerde iş gücü pahalı..yani emek öyle UCUZ değil..İşçiler bugün sahip oldukları haklar ile 100 yıl önceki işçilerin rüyalarını yaşıyorlar..
Haaa herşey mükemmel mi hayır değil..Neyse değinip geçiyoruz..

klasik söylem dediğin şey dialektiktir.karşıtlıklar ilkesine dayanır.senin gibi emek harcamayıp yatanlar,yada ekmek elden su gölden yaşayanlar,yada müritlerinin parasıyla jetski ye binenler için bu böyledir.ama tekstil atölyelerinde 14 saat çalışanlar için,turizmde sabah akşam demeden hizmet edip sömürücülerin ağız kokusunu çekenler için,fabrikalarda maden ocaklarında ezilenler için bu böyle değildir.

ne kadar haklılar ki marksistler senin yazınında kanıt olarak gösterildiği bu söylemi söylemişler.şıracının şahidi bozacı.yani emek sömürücülerinin destekçileri din sömürücüleri...

Olayın doğruluğunu bilemiyorum ve o dönemdeki konyanın sosyal yapısını ama bugün bu olayın gerçekleşemeyeceği aşikar..Türkiyede din ve inanç bilinci artıyor sebebi ise eğitim ve şehirleşme..Köylerde insanlar cahildi adetleri DİN sanıyorlardı..Şimdi ise dini öğreniyorlar..Kadının sömürüsü sadece İslam ülkelerinde değil..Bu bütün dünyanın sorunu..Tayladda çocuk yaşda fuhuşa zorlananlar çinde çocuk yaşda çalışmaya zorlananlar islam toplumunda zorla evlendirilenler batıda bedeni sömürülenler..
Yani KADIN sorunu insanlığın ortak sorunu..Bunun kaynağında ne İslam var nede başka bir din..Kaynağı cehalet ve sömürü anlayışı..
Batıda eşine şiddet uygulayan yok mu? nedir aile içi şiddet sorunu ?
İnsanlar Kur'an da eşinizi sözle uyarın olmaz ise yataklarınızı ayırın daha da olmaz ise onu hafifçe dövün diye yazdığı için mi eşlerini dövüyorlar?
Bunun cevabını verirken MERT olmak gerek..

şunu mert çe diyebilirim ki emeğin ve din sömürüsünün az olduğu batı ülkelerindeki kadın hakları islam ülkelerine göre kat kat daha iyidir...

sevgiler..

candacan
22.11.2006, 20:13
Sovyet-Ateist Rusyanın dağılması ile birlikde nasıl kadınların DÜNYA fuhuş pazarına girdiklerinden bahsediyorum..Zira Ahlak kavramı kaybolmuş ve her türlü manevi değer yok edilmişdi..Dinsiz bir toplum hayali uğruna..
Bunu yazan kişi ne yazdığının neyi savunduğunun farkında mı acaba? Bu nasıl mantık? Bu nasıl bir sonuç çıkarma?
Ahlaksız bireyleri o ateist rusya yaratmış ama her nedense bu ahlaksızlar, bu ahlaksızlıklarını sergilemek için kendini yetiştiren o toplumun dağılmasını beklemişler. Dinsiz toplumda ahlaksızlık yapmamışlar ya da yapamamışlar ama dinli topluma geçince yapmışlar. Bunun sorumlusu hangisi acaba?
Ayrıca bu ahlaksızlıkları sadece ruslar mı yapıyor acaba? Diğer toplumlarda yok mu acaba? Fazlasıyla var. Aradaki tek fark biri açıktan açığa yapıyor, diğeri gizlice. (Açık olmaları işte o eski toplumdan geliyor. Yav kötü de yapsanız niye açıklıktan yanasınız. Sizde diğerleri gibi gizli gizli yapsanıza.) Bu dinli toplum içindeki ahlaksızlıkaları yazsam... Gerek yok, kendisi de biliyor zaten.
Ahlak ve namusu belirleyen din değil, insanın yüreğidir, vicdanıdır.

islamic_manifesto
22.11.2006, 20:37
candacan : Dinsiz toplumda ahlaksızlık yapmamışlar ya da yapamamışlar ama dinli topluma geçince yapmışlar. Bunun sorumlusu hangisi acaba

Bu nasıl tesbit böyle..Bütün o insanlar Avrupa-ABD ve Türkiye pazarına ne için geldiler ?
PARA..HATIRLADINIZ DEĞİL Mİ?..Yani Sovyetlerde yapamadıkları için değil..
Ekmek elden su gölden dönemi bitip bireysel özgür girişimin başladığı HALKIN ürettiği kendinin çalışıp ürettiğin dönem başladığında EKONOMİK olarak felç olmuş olanlar soluğu YIRT dışında aldılar..
Bu tesbitlere KULAK verin..
Ayrıca bu ahlaksızlıkları sadece ruslar mı yapıyor acaba? Diğer toplumlarda yok mu acaba? Fazlasıyla var. Aradaki tek fark biri açıktan açığa yapıyor, diğeri gizlice
? Gizlice olana nasıl şahit oldunuz..Toplumların dinsizleştirilmesi aynı zamanda onların KLASİK manada AHLAKSIZLAŞTIRILMASIDIR..
Önünde kabin olmayan TUVALETLERİ ben gözlerimle gördüm..Kadın erkek yanyana hamamlarda keselenirken AHLAKDAN bahsetmek zor olur..
Neyse yani mesele anlaşılmışdır..
Çok naz aşık çok laf beni usandırır.
selamlarımla..

candacan
22.11.2006, 21:30
? Gizlice olana nasıl şahit oldunuz.
Halkın içinde yaşarsanız şahit olursunuz. Bazen duyarsınız, bazen görürsünüz, bazen de bizzat yaşarsınız. Mesleğim gereği bir çok il, ilçe ve köyde yaşadım. O kadar çok çirkeflikler gördüm ki anlatmamı istemezsin.
Toplumların dinsizleştirilmesi aynı zamanda onların KLASİK manada AHLAKSIZLAŞTIRILMASIDIR.. Tam tersine. Beyni, yüreği, vicdanı tabulaştırılanlar neyin doğru, neyin ahlaki olduğunu değerlendiremezler.
Bir insanın inançlı ya da inançsız olması önemli değildir.
Önemli olan; bir insanın insan olmasıdır. İnsan gibi düşünmesi, insan gibi davranmasıdır.
"Okunacak en büyük kitap insandır"
"Kuran da, kurtaran da insandır"
Hace Bektaşi Veli

Türkü
23.11.2006, 09:03
Gizlice olana nasıl şahit oldunuz..Ben şöyle şahit oldum üniversite yıllarımda konyada yetişmiş bir kız arkadaşım vardı daha ilk sene erkek arkadaşıda oldu onunla aynı evdede kaldı.Ama bu bana göre kötü bir şey değil.Kötü olan şu ailesi rüyasında görse inanmazdı kızlarının erkek arkadaşı olduguna.Toplumların dinsizleştirilmesi aynı zamanda onların KLASİK manada AHLAKSIZLAŞTIRILMASIDIR..
Dinliler çok mu ahlaklı sence at gözlükleriyle bakarsanız olaya net görüş açısı yakalayamazsınız.Vicdan meselesidir ahlak, iç huzurdur.Dinle bağlantılı değildir.Önünde kabin olmayan TUVALETLERİ ben gözlerimle gördüm..Kadın erkek yanyana hamamlarda keselenirken AHLAKDAN bahsetmek zor olur..
Neden ahlaktan bahsetmek zor olsun yanlış geliyorsa sen yapmazsın,yapanı eleştirmeye hakkın yok ki kimse seni kolundan tutup zorla kadın erkek karışık hamama götürdümü.Neyse yani mesele anlaşılmışdır..
Evet mesele anlaşıldıysa sorun yok,anlaşılmadıysa devam edebiliriz

EYVALLAH
23.11.2006, 11:13
Aske1012

Her türlü cevabı verebileceğini yazıyorsun. O zaman bu makalede ki sorulara yanıt vermeni istiyorum. Bu makale İ.A'ya aittir.

Soru: "Din ve Inanç farkliligi nedeniyle Ana/baba/kardesler ve çocuklar arasi düsmanlik saçan, ve örnegin: -'Ey iman edenler! Eger küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarinizi ve kardeslerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onlari dost edinirse, iste onlar zalimlerin kendileridir'- seklinde olan buyruklari hosgörü ilkeleriyle, ya da insan sevgisiyle bagdastirabilir, ya da Tanri'dan gelme olarak kabul edebilir misiniz?"

Farz edelim ki ana'niz, ya da baba'niz, ya da esi'niz ya da çocuklariniz sizden farkli dinsel inançlara yönelmislerdir. Diyelim ki Evren'in Tanri tarafindan yaratilmis olduguna inanmayip Darvin kuramini benimsiyorlardir! Ya da Tanri'nin varligi konusunda kuskulari (tereddüdleri) vardir; Ya da dinlerin insanlari birbirlerine düsman yapti gini savunmaktadirlar. Ya da Hiristiyanligi, ya da Yahudiligi ya da Budizm'i vb., seçmislerdir. Fakat her ne olursa olsun insanlik sevgisiyle dolu kimselerdir. Ve sizi, (inanciniz ne olursa olsun) bagirlarina bas mislardir. Bu kimseleri, farkli bir imana ya da inanca baglidirlar diye Cehennemlik sayar misinizi Kendinize yabanci tutar misinizi Onlar için Tanri'dan "magfiret" (bagislama) dileginde bulunmayi günah sayar misinizi

Söylemeye gerek yoktur ki, eger akilci düsünceye sahip, ve insan sevgisiyle dolu, ve hosgörülü bir kimse iseniz, bu (ve benzerî) sorulara "Hayir!" diyerek yanit vereceksinizidir. Çünkü sizin için önemli olan sey, kisinin dinsel inançlari degil fakat insanlik degeridir. Ne var ki bu tür bir yanit sizin muslümanlik sinavindan sifir almaniza, üstelik "kâfir" ve "zalim" sayilmaniza yeterlidir. Çünkü islâmî anlayis:

"Ey iman edenler! Eger küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarinizi ve kardeslerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onlari dost edinirse, iste onlar zalimlerin kendileridir" (K. Tevbe sûresi, âyet 23)



Allaha Kur'ana sevgi gözüyle bakmayana Allah yardım etmez ve o da inanamaz. ön yargılı yıkıcı eleştiriler altında da bu iş anlatılmaz. ben tartışmacı değilim ama yinede fikir alış verişi yapacak insaflı arkadaşlara yukardaki geçen ayetlerin nekadar makul olduğunu dilim döndükçe anlatacam.
önce hakikaten temiz niyetli olup şüpheler gidince inanmaya niyet etmek lazım
Her kim ezeli yardımı ile Allahın rabliğini göz önüne getirip Allah yönünden kudretin azameti altında bakarsa, kur'anın Cenab-ı Haktan hak olduğunu tasdik eder. Fakat her kim nefsinin emri altında mümkinleri nazara alarak bakarsa, şüphesiz vehimler onu havalandırır, dalâletin bataklığına atar.

Bu iki taife insanların misli, şöyle iki şahsın misline benzer ki: Onlardan birisi yukarıya, diğeri aşağıya gider. Her ikisi de pek çok su arklarını görürler. Yukarıya giden şahıs, doğru çeşmenin başına gider, suyun menbaını bulur; tatlı, temiz bir su olduğunu anlar. Sonra o çeşmeden teşaub edip dağılan bütün arkların temiz ve tatlı olduklarına hükmeder ve hangi arka tesadüf ederse, tatlı ve temiz olduğunda tereddüt etmez. İşte bu itibarla, kendisine vehimler tesir etmezler. Aşağıya giden öteki şahıs ise, arklara bakar, suyun menbaını göremediğinden, her rastgeldiği ark suyunun tatlı olup olmadığını anlamak için delilleri, emareleri aramaya mecbur olur. Bundan dolayı vehimlere maruz kalır. Küçük bir vehim, o kafasızı yoldan çıkarır.

Yahut o iki taifenin misali, ellerinde bir ayna bulunan iki şahsın misaline benzer ki, birisi aynanın şeffaf yüzüne bakar, içinde kendisini gördüğü gibi çok şeyleri de görebilir. Öteki adam ise, aynanın renkli yüzüne bakar, birşey anlayamaz.
daha önce söylediğim gibi bir şey değişik şekillerde kötü gösterilebilir mesela güzel iltifat dolu bir yazıda bazı kesimler alınarak o yazı hakarete bile çevrilebilir. hatta lise yıllarımızda böyle bir oyun bile vardı önce bir parağraf yazardık sonra onun bazı kelimeleri çıkarınca çok komik olurdu; aynen öylede bu yazı dizisi de öyle. bülent can a ait değil o nun suçuda değil onunda kafası karıştırılmış.
önce ayet müslümanlara savaş açıldığı zaman gelmiş onu bilmek lazım. başlarına savaş açılmış olan müslümanların hepsinin düşmanlar içinde anne babaları, kardeşleri bulunuyordu ama inançlarını da korumaları gerekiyordu. islamiyet sürekli ana babaya saygıyı sevgiyi öğütlemişti onlara öf bile demeyin demişti bu durumda neyapacaklarını bilemeyen müslümanlara ayet geldi.

"Ey iman edenler! Eger küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarinizi ve kardeslerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onlari dost edinirse, iste onlar zalimlerin kendileridir" (K. Tevbe sûresi, âyet 23)

yoksa anne, baba müslüman olsada olmasda islamiyet onlara saygısızlığı yasaklar.
Bakara(*) Sûresinin 83 . Ayetinde
Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.

Meryem Sûresinin 12,13,14 . Ayetinde
(Yahya dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah’tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi.

Lokman Sûresinin 14 . Ayetinde
İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur.3 (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.”

Ahkâf Sûresinin 15 . Ayetinde
Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”

Türkü
23.11.2006, 11:28
Allaha Kur'ana sevgi gözüyle bakmayana Allah yardım etmez ve o da inanamaz. ön yargılı yıkıcı eleştiriler altında da bu iş anlatılmaz. ben tartışmacı değilim ama yinede fikir alış verişi yapacak insaflı arkadaşlara yukardaki geçen ayetlerin nekadar makul olduğunu dilim döndükçe anlatacam.
önce hakikaten temiz niyetli olup şüpheler gidince inanmaya niyet etmek lazım
Her kim ezeli yardımı ile Allahın rabliğini göz önüne getirip Allah yönünden kudretin azameti altında bakarsa, kur'anın Cenab-ı Haktan hak olduğunu tasdik eder. Fakat her kim nefsinin emri altında mümkinleri nazara alarak bakarsa, şüphesiz vehimler onu havalandırır, dalâletin bataklığına atar.:D:D:DBu iki taife insanların misli, şöyle iki şahsın misline benzer ki: Onlardan birisi yukarıya, diğeri aşağıya gider. Her ikisi de pek çok su arklarını görürler. Yukarıya giden şahıs, doğru çeşmenin başına gider, suyun menbaını bulur; tatlı, temiz bir su olduğunu anlar. Sonra o çeşmeden teşaub edip dağılan bütün arkların temiz ve tatlı olduklarına hükmeder ve hangi arka tesadüf ederse, tatlı ve temiz olduğunda tereddüt etmez. İşte bu itibarla, kendisine vehimler tesir etmezler. Aşağıya giden öteki şahıs ise, arklara bakar, suyun menbaını göremediğinden, her rastgeldiği ark suyunun tatlı olup olmadığını anlamak için delilleri, emareleri aramaya mecbur olur. Bundan dolayı vehimlere maruz kalır. Küçük bir vehim, o kafasızı yoldan çıkarır.

Yahut o iki taifenin misali, ellerinde bir ayna bulunan iki şahsın misaline benzer ki, birisi aynanın şeffaf yüzüne bakar, içinde kendisini gördüğü gibi çok şeyleri de görebilir. Öteki adam ise, aynanın renkli yüzüne bakar, birşey anlayamaz.saidi nursinin sözlerinden örnek vermeyin hep.Bilimsel olsun hikaye dinlemek istemiyorum kendi adıma.aynen öylede bu yazı dizisi de öyle. bülent can a ait değil o nun suçuda değil onunda kafası karıştırılmış.
Bence kafası karışmış bir insan değil .araştırmış ;doğrularını ispatlı şekilde anlatan bir insan.Mantıgının kabul etmediklerini ispatlı anlatıyor."Ey iman edenler! Eger küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarinizi ve kardeslerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onlari dost edinirse, iste onlar zalimlerin kendileridir" (K. Tevbe sûresi, âyet 23)

yoksa anne, baba müslüman olsada olmasda islamiyet onlara saygısızlığı yasaklar.
Bakara(*) Sûresinin 83 . Ayetinde
Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
Meryem Sûresinin 12,13,14 . Ayetinde
(Yahya dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah’tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi.

Lokman Sûresinin 14 . Ayetinde
İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur.3 (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.”


Buradaki çelişkiyi görmüyormusunuz bir taraftan dost edinme diyor diğer taraftan saygılı ol diyor.Ahkâf Sûresinin 15 . Ayetinde
Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der:Daha önce diyenler var 40 yaşına gelmeden 9 yaşında başını kapatanlar var.Neden 40 yaşını beklemiyorlar çünkü kuran başka yerde 9 yaşındaki kızı ergen görüyor.

EYVALLAH
23.11.2006, 11:30
"Islâm ve Kadin" Konusunda Bâzi Sorular

Soru: "Kadinlarin dînen ve aklen dûn (eksik) yaratildiklarini, kötülük, fitne ve ugursuzluk kaynagi olduklarini, esek ve köpek cinsi hayvanlar gibi namazi bozanlardan sayildiklarini ve daha buna benzer asagiliklara layik kilindiklarini kabul edebilir misiniz? Bu dogrultudaki din buyruklarini Tanri'dan gelmis olarak benimseyebilir misiniz?"



öncelikle şunları toplum karıştırıyor akıl bizim trkçede ki zekayla karıştırılıyor.
yoksa hiç mümkünmü Peygamber aptal diyecekte insanlar hala onun arkasından gidecek :)

akıl islami bir terimdir ve islamiyete yatkınlık, islami anlayış demektir.
bayanların islami yatkınlıkları biraz daha az varilmiştir tabi buna göre sorumluluklarıda azdır. yoksa zeki bayanlardan kim kuşku duyarki.

şimdi fitne manasına bakalım fitne: ayrılık, karışıklık olarak tanımlanır.
kabul etmek gerekirse kadınlar çok güzel ve nazik yaratılmıştır.
kimse inkar edemezki değerli şeylerde rekabet ve şeytan karışmasın. burda bayan değerli, güzel ama şeytan bu güzel varlıkla insanları birbirine düşürmesine dikkat çekilmekte. yoksa peygamber bu kadar aşalıyacak kakınları kadınlar onun arkasından gidecek :) hiç mümkünmü

Türkü
23.11.2006, 11:35
öncelikle şunları toplum karıştırıyor akıl bizim trkçede ki zekayla karıştırılıyor.
yoksa hiç mümkünmü Peygamber aptal diyecekte insanlar hala onun arkasından gidecek

akıl islami bir terimdir ve islamiyete yatkınlık, islami anlayış demektir.
bayanların islami yatkınlıkları biraz daha az varilmiştir tabi buna göre sorumluluklarıda azdır. yoksa zeki bayanlardan kim kuşku duyarki.

şimdi fitne manasına bakalım fitne: ayrılık, karışıklık olarak tanımlanır.
kabul etmek gerekirse kadınlar çok güzel ve nazik yaratılmıştır.
kimse inkar edemezki değerli şeylerde rekabet ve şeytan karışmasın. burda bayan değerli, güzel ama şeytan bu güzel varlıkla insanları birbirine düşürmesine dikkat çekilmekte. yoksa peygamber bu kadar aşalıyacak kakınları kadınlar onun arkasından gidecek hiç mümkünmüErkek olsam kesinlikle islamı benimserdim,erkeklerin zekası sıtandart kadınların zekası kıt mantıga bak.Neden atalarımız yuvayı dişi kuş yapar demiş o zaman.Peygamber aşşagılamış kadınları uydurma şeyler varsa ispatlı doğruları yazın lütfen sizin söyleminiz gerçeği etkilemiyor.İnsanlar eşit dememiş peygamber kadınlar erkeklerden aşşagıda demiş.

EYVALLAH
23.11.2006, 11:53
Erkek olsam kesinlikle islamı benimserdim,erkeklerin zekası sıtandart kadınların zekası kıt mantıga bak.Neden atalarımız yuvayı dişi kuş yapar demiş o zaman.Peygamber aşşagılamış kadınları uydurma şeyler varsa ispatlı doğruları yazın lütfen sizin söyleminiz gerçeği etkilemiyor.İnsanlar eşit dememiş peygamber kadınlar erkeklerden aşşagıda demiş.

alevcan sürekli söylüyorum ben yıkıcı tartışmayı sevmiyorum amacım fikir alış verişi insanlar endoğrusuna ulaşsınlar yeterki bütün konularda en haksız çıkmaya razıyım.
yukarda zeka ve akıl kavramlarının ayrı olduğunu akıl kavramı islami bir terim olup islami yatkınlık diye açıkladım, yukarıyı dikkatli okumanızı rica ediyorum

Hanımlarınızla, iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız (biliniz ki) Allah’ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz.”[

Her kim kız çocukları yüzünden bir sıkıntıya uğrar da onlara iyi bakarsa, bu çocuklar onu cehennem ateşinden koruyan bir siper olurlar. ”[5] “Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse, kıyamet günü o kimseyle ben yanyana bulunacağız

ThassosIsland
23.11.2006, 13:21
özellikle temeli olan kutsal kitap ilk inen ayette " oku! " buyurur. ama bir kısım insanlar bunu "çamur at, eleştir ve inanma" diye algılar.. onca yıllık üyesiyim bu dinin, daha hiç bir resmi kaynakta 10000 tövbe edilmesi gerektiğini duymadım.

islam inanmayanların istedikleri gibi algıladıkları ama yaşayanların tam haz ile yaşadıkları bir dindir..!

işte ilk ayeti anlayıp kavramış olanlar okur ve araştırırlar ; gerçek şudur ki ; tövbe ne zaman içten ve samimi duygularla edilirse kabul edilir. samimi olmayan 10 milyar kere etse gene bir işe yaramaz

soru : kimler 10000 kez tövbe eder ?

a)cahiller
b)cahiller
c)cahiller
d)hepsi

İslamda kadın. İslam ne dini?
Hoşgörü
İslam topraga gömülen kuçucuk kız çocuklarına yaşama hakkını vermedimi?
Kadın ve erkeği EŞİT yapıp Hatta bir kadın olan anneyi cenneti ayakları altına koyarak babadan daha değerli yapmadımı.
peki bu kadını perdeler ardına gizleyip ardına dört tane takma hakkını sana kım verdi?
İslam vermedi. Sen kendi nefsini meşrulastırmak için, beline sahip cıkamadıgın için İslamı kendi nefsine alet ettın.
Kadının ne saçı bası haramdır.
nede görülesi gözleri.
Haram olan senın o kadına salyarak akıtarak bakmandır. günah olan senın kadını dört duvar arasına gizlemendir. rezillik olan dini nefsine alet etmendir. ve bu ahlaksız davranısların yüzünden insanları Islam dan soğutmandır.

Alevilikte kadını tartısmam bile.
babam anneme HANIM der
EŞİM der
annem babama BEY der..
birbirlerine karsı kullandıkları kelımeler bile Aleviliğin kadına bakısını gösterir.
Sunni kesımın en yanılgıya düştüğü yer arap örfüyle sıkça karıştırılmaları ve bu yüzden çok kez yanlış anlayıp, yanlış yorumlamaları..

ama sokrates ne demiş..

karisi iyi olan adam mutlu , kotu olan filozof olur :D

aristo "kadınlar dinlenesi değil seyredilesi varlıklardır"

kadınlar yaŞamımız bir parçası, hayatımızın yarım kalan parçalarıdır. kadınlar andaoluda emekçidir, çalışkandır, sadıktır. aslında hakları kadın erkek diye ayırmak bile bir nevi ayrımcılıktır.

İyiki varsınız..
İyiki varsın GözdeM..

Türkü
23.11.2006, 13:35
İyiki varsın GözdeM..İlanı aşk mı bu.Allah mesut etsin.Çok incesiniz.

çopur
23.11.2006, 13:40
--------------------------------------------------------------------------------

Alıntı:




İyiki varsın GözdeM..


İlanı aşk mı bu.Allah mesut etsin.Çok incesiniz.


Alevv; gözünden de bir şey kaçmıyor...

ThassosIsland
23.11.2006, 13:56
İlanı aşk mı bu.Allah mesut etsin.Çok incesiniz.
"kavuşamazsın, aşk olur."
- asik veysel
ilanı aşk değil. 1 bucuk yıldır birlikte paylaşılan hayatın sonucu.. minnet duyma..

candacan
23.11.2006, 14:04
Sanırım ilanı aşk,
Ama gene sanırım, bu aşk süresince kadın ile erkeğin eşit olduğunu savunacak, bitince gene farklı düşünecek bu arkadaşım. Çünkü bu arkadaşım islama çok bağlı. İslamın da kadına bakış açısını hepimiz biliyoruz. Yanılıyorsam bu arkadaşımdan özür diliyorum.

ThassosIsland
23.11.2006, 14:07
Sanırım ilanı aşk,
Ama gene sanırım, bu aşk süresince kadın ile erkeğin eşit olduğunu savunacak, bitince gene farklı düşünecek bu arkadaşım. Çünkü bu arkadaşım islama çok bağlı. İslamın da kadına bakış açısını hepimiz biliyoruz. Yanılıyorsam bu arkadaşımdan özür diliyorum.
Yanılıyorsun ve resmen bana duygularının esiri olmuş ondan böyle davranıyor diyorsun.
İslamın Alevilik mezhebının etkisi altındayım ve çok bağlıyım kabul ediyorum. sejın gibi düşünmüyorum bana göre sende ateizmle aleviliği karıstırıyorsun. filozof takılıyorsun ama sana hakarete çevirmiyorum. Alevilik kadına nasıl bakıyorsa bende öyle bakıyorum en basından beri, en sonuna kadar.


dipnot: Yanılıyorsun
Özür dile.

2. dipnot: gene farklı düşünecek diyorsun eski düşüncelerimi nerden biliyorsun, amcamın oğlumusunki eskiden kadınlar hakkında kötü düşünüyordumda aşık oldum ondan farklı düşünüyorum tekrar eski halıme dönecekmişim gibi kendini bilmez bir yorum yapıyorsun benım hakkımda..

3. Dipnot: İslamın kadına bakış açısını diyorumki kendi özunuzde arayın yobazın bakış açısından değil. Okuyla başlayan Kur an ı bir kere açmadan kafasına ve nefisine göre yorum yapanda değil..

Türkü
23.11.2006, 14:13
dipnot: Yanılıyorsun
Özür dile.Emir cümlesi karşı tarafı aşşagılamak demektir lütfen saygılı olun.Karşınızda hem sizden büyük bir insan var hemde toplum kuralları açısından yanlış.Seviyeyi bozmayalım.Düzeyli paylaşımlar.

ThassosIsland
23.11.2006, 14:18
Emir cümlesi karşı tarafı aşşagılamak demektir lütfen saygılı olun.Karşınızda hem sizden büyük bir insan var hemde toplum kuralları açısından yanlış.Seviyeyi bozmayalım.Düzeyli paylaşımlar.
Büyükler görevlerini(sevgiyi gösterseydi) yapsaydı inan küçükler hiçbir zaman saygısız olmazdı.
Ki saygısızlık yaptıgıma inanmıyorum.
biri resmen bana kadınları eşit görmuyordu aşık oldu görüyor, aşkı bitecek tekrar görmeyecek gibi bir yorum yapıyor.
Bu insan benim geçmişim hakkında bu kadar kesin yargıya nasıl varıyorda. şımdılık eşit gördüğümü ve tekrar eskiye döneceğimi söylüyor.
Kimseye hakaret etmedim. benim hakkımda cahilce ve yalan yanlış hükümler veren birinden bende özür dilemesi istedim halada istiyorum..


alevv: konuyu sana çeviriyorum..
diyelimki sana diyorum.
sen eskiden feministin tekiydin erkeklerden nefret ederdin. şimdi aşık oldum eşit göruyorsun bu aşk bitsin yine feminist olacaksın..
1) Ben senın feminist oldugunu nerden biliyorum..
2) aşık oldugundan değiştiğin hukmune nasıl varıyorum.
3) tekrar eskisi gibi olursun yargısına nerden varıyorum..
ben kimim senın fikirlerini nerden biliyorum. dününe bugunune yarınına bu kadar kesin hükümler nasıl veriyorum..
kımleri kırdıysam özür dilerim
ama kımsede benım hakkımda lütfen bilip bilmeden konusmasın.. kimseyle aynı fikirde olmak zorunda değilim. ama kımse hakkındada yalan yanlıs konusmak zorunda değil sadece aşalamaya çalışmak gibi. bu abim benım baska konuda karsıma cıkmıstı. hala ordanda cevap beklıyorum bulamadım dediği şeyleri gösterdim ordadamı görmuyorsun acaba abim. neden bana bulasıyorsun burda.. hemde hiçte hoş olmayarak..

Türkü
23.11.2006, 14:27
Arkadaşım sakin olSanırım ilanı aşk,
Ama gene sanırım, bu aşk süresince kadın ile erkeğin eşit olduğunu savunacak, bitince gene farklı düşünecek bu arkadaşım. Çünkü bu arkadaşım islama çok bağlı. İslamın da kadına bakış açısını hepimiz biliyoruz. Yanılıyorsam bu arkadaşımdan özür diliyorum.burada candacan abi doğru söylemiş sen katılmaya bilirsin.İslam kadını aşşağı görüyor.Hem islamı savunup hem kadınla erkeği bir göremezsin karşına hadisler çıkar kuran çıkar gözünü kapayıp geçemezsin.İslam kadını eve kapamıştır bu gün bile öyledir.Kadın köledir.

çopur
23.11.2006, 14:32
Arkadaşlar lütfen sakin olalım ve kendimize yakıştırdığımız üslupla yazışmaya devam edelim...

ThassosIsland
23.11.2006, 14:34
Arkadaşım sakin olburada candacan abi doğru söylemiş sen katılmaya bilirsin.İslam kadını aşşağı görüyor.Hem islamı savunup hem kadınla erkeği bir göremezsin karşına hadisler çıkar kuran çıkar gözünü kapayıp geçemezsin.İslam kadını eve kapamıştır bu gün bile öyledir.Kadın köledir.

İslam kadını eve kapatmaz, yobaz kapatır.
bana kadınları eve kapatın diyen bir İslam maddesi gösteremezsın..

bu konuları tartısmak istemıyorum..

ben İslamın Alevi mezhebındenım ve Islamı kendı mezhebıme göre yorumlarım.
ve bence kadın erkek eşit oldugu gibi kadınların ayagının altına cennet verilerek kadınlar daha ustun duruma cıkarılmıstır.
ben su lafa taktım sadece GENE.. Ben Alevi-İslam anlayısını savunuyorum ve basından sonuna kadar kadın erkek eşitliğini savundum savunacamda.
ama biri bana sen yobazdın aşık oldun cagdas oldun GENE eskiye dönersın demesı hakarettir.
ben ne fikirlerımden ödün veririm nede yan çizer dönerim..
Tek dönuşum cem evınde HU MUHAMMAED ALI diyerek olmustur.
bana yanar döner demek hakaret değilmidir. hemde düşüncelerimi hiç bilmeden benım gecmısımı hiç bilmeden..

candacan abim tarafından yanlış anlaşılmışsam özür dilerim.
ama ınsanlar hakkında kesin hukumlere varmamak lazım.
Hele bir Alevi hakkında yorum yaparken 4 kadını esir eden bakış açısıyla hayata bakan yobazların gözunden ona bakıp ağır bir şekılde eleştiri yapılmamalıdır..

Candacan abım benı yanlıs anlamıssa özür dilerim ama insan bir anda kendı hakkında böyle asılsız bir idda görunce moral çöküntüsü yaşıyor.
tamam benı eleştirebilir. ama benı eleştirirken bana dört kadına hayatı zindan eden, onu dort duvar arasına esir eden yobazlara baktıgı gözle bakarak değil. daha genc bir Alevi kardesıne baktıgı gözle bakarak eleştiri yaparsa memnun olurum.
ve yazdıklarının iftira boyutunu dusunmesi dileğiyle
sevgi ve saygı ile..

son..

Türkü
23.11.2006, 14:40
İslam kadını eve kapatmaz, yobaz kapatır.
bana kadınları eve kapatın diyen bir İslam maddesi gösteremezsın..

bu konuları tartısmak istemıyorum..

ben İslamın Alevi mezhebındenım ve Islamı kendı mezhebıme göre yorumlarım.
ve bence kadın erkek eşit oldugu gibi kadınların ayagının altına cennet verilerek kadınlar daha ustun duruma cıkarılmıstır.
ben su lafa taktım sadece GENE.. Ben Alevi-İslam anlayısını savunuyorum ve basından sonuna kadar kadın erkek eşitliğini savundum savunacamda.
ama biri bana sen yobazdın aşık oldun cagdas oldun GENE eskiye dönersın demesı hakarettir.
ben ne fikirlerımden ödün veririm nede yan çizer dönerim..
Tek dönuşum cem evınde HU MUHAMMAED ALI diyerek olmustur.
bana yanar döner demek hakaret değilmidir. hemde düşüncelerimi hiç bilmeden benım gecmısımı hiç bilmeden..Arkadaşım sana hakaret yok hassas dönemindesin galiba,bazen banada oluyor yanlış anlıyorum.istersen sakince oku.Tabiki istediğini düşün insanlar farkli düşünür zaten normal olan bu.

ThassosIsland
23.11.2006, 14:46
“Ama gene sanırım, bu aşk süresince kadın ile erkeğin eşit olduğunu savunacak, bitince gene farklı düşünecek bu arkadaşım”.
Alevv arkadasım genelere dıkkat etmenı istiyorum burada resmen eskıden kadın ve erkegı eşit görmezdi. Aşık oldu göruyor bitsin gene görmeyecek var. Görmek ısteyen görür genelerle birlikte ustume yuklenen yanar döner sıfatını..

uzatmıyorum

Candacan abım benı yanlıs anlamıssa özür dilerim ama insan bir anda kendı hakkında böyle asılsız bir idda görunce moral çöküntüsü yaşıyor.
tamam benı eleştirebilir. ama benı eleştirirken bana dört kadına hayatı zindan eden, onu dort duvar arasına esir eden yobazlara baktıgı gözle bakarak değil. daha genc bir Alevi kardesıne baktıgı gözle bakarak eleştiri yaparsa memnun olurum.
ve yazdıklarının iftira boyutunu dusunmesi dileğiyle
sevgi ve saygı ile..

son..

film bitti.. yeterli..

candacan
23.11.2006, 14:49
Özür dilemek mi, asla.
Hakedenden özür dilenir. Yanılıyorsam başta özür diledim ama yanılmamışım.
Ne saçmalıyorsun sen? İslamın alevi mezhebiymiş, kim dedi bunu sana, nerden çıkardın? Yeni bir islam mı yaratmaya çalışıyorsun? Ne sanıyorsun kendini? Alevileri bu kadar aptal mı sanıyorsun, sana inansınlar? İmanın altı şartıyla, islamın beş şartıyla, bir erkeğe harem kurma hakıyla tüm dünyada uygulanan islamın alevilik olduğunu söyleme hakkını nereden buluyorsun?
Alevi isen alevi gibi ol. İslam, peygamber, kuran-ı kerim diyorsan müslüman ol.
Sapla samanı, insan ile kulu karıştırma. Sen kulluğuna devam et, bizde insanlığımıza...

çopur
23.11.2006, 14:53
Arkadaşlar lütfen olayı kişisel polemik haline getirmeden konuya dönelim. Saygı çerçevesinde kalalım lütfen...

ThassosIsland
23.11.2006, 15:05
Özür dilemek mi, asla.
Hakedenden özür dilenir. Yanılıyorsam başta özür diledim ama yanılmamışım.
Ne saçmalıyorsun sen? İslamın alevi mezhebiymiş, kim dedi bunu sana, nerden çıkardın? Yeni bir islam mı yaratmaya çalışıyorsun? Ne sanıyorsun kendini? Alevileri bu kadar aptal mı sanıyorsun, sana inansınlar? İmanın altı şartıyla, islamın beş şartıyla, bir erkeğe harem kurma hakıyla tüm dünyada uygulanan islamın alevilik olduğunu söyleme hakkını nereden buluyorsun?
Alevi isen alevi gibi ol. İslam, peygamber, kuran-ı kerim diyorsan müslüman ol.
Sapla samanı, insan ile kulu karıştırma. Sen kulluğuna devam et, bizde insanlığımıza...

kımse mudahale etmeyecekmi
alevv hanım aynı fikirdesınız diye su arkadasla hala bana hakaretlerını görmezdenmı geleceksınız..
asıl sen ne dıyorsun be adam
Hz Ali kım soylesene bana
Hz ali nin alevi kültüründe olmadıgını idda et birde bana yahu sen baan pir sultanda Allah ınancını görmedıgını soyledın satırlar yazdım bir cevap bile veremedın. senın ışın gücün çamur atmak.
sen muharrem orucudunu tutuyormusun yahu ne için tutuyorsun pekı.
tutmuyormusun yahu alevilerin yuzde 90 ı tutuyor.
yahu be adam pek sevgılı saygılı adam sen hiç cem evine gittinmi.
neden her köşede Allah ın Muhammed in Alının adı var be adam.
metaryalıst fikirlere dalıp fılozof takılan adam.
Aleviliği kendı zevkıne göre kılıfına uydurma be adam.
İslamda senın gibi dusunenler yuzunden yanlıs yorumlanıyor zaten.
yobaz kendı zevklerıne göre dini çekıyor kırk akıllı cıkamıyor işin içinden..

alevilik islam peygamberinin benden sonra ali gelir o benim damadım ve allahın arslanıdır lafı üzerine muhammedin ölümünden sonra halife olarak aliyi görmek isteyenlere denmiştir. alevi demek alinin yanıda olan demektir. mesela musevi nasıl ki musanın zümresine deniyorsa öyle. zaman içerisinde ancak ebubekir, ömer ve osmandan sonra halife olabilen ali bu halifeliğini de peygamberin en son ve en genç karısı ayşe ile cemel adı verilen savaşta alabilmiştir. çünkü ayşe muaviyenin halife olmasını istemektedir. müslümanlar kutuplaşmaya başlarlar. peygamberin hanımı doğruyu bilir diyenler ve alinin hakkı yendi peygamberin vasiyetidir diyenler olarak. aralarında savaş çıkar. ali peygamberin hanımının öldürülmemesi için ayşenin bindiği devenin ayaklarını kırdırır ve kendi adamlarının başına da kırmızı başlıklar taktırır kimin kimden olduğu anlaşılsın diye ve o günden sonra ali yandaşlarının adı kızılbaş olarak kalır. ali savaşı kazanıp halife olduktan sonra birgün camide muaviyenin adamları tarafından öldürülür. ve o günden sonra aleviler camiye gitmez. zaman içerisinde de muaviye güçlendiği, yezid de kerbela da alinin çocukları hasan ve hüseyini öldürdüğü için ibadetlerini gizlerler ve hala alevi ibadetleri gizlenir. semah hem bir ibadet hemde dini bir törendir. ayrıca alevilerin camiye gitmemesi hıristiyanların isanın öldürüldüğü haçı sembol olarak boyunlarında taşımalarından çok daha akıllıcadır. şekil olarak sünnilerden bir farkları olmadığı halde ibadetlerini gizli yapmaları nedeniyle haklarında çeşitli hurafeler uydurulur ve bunlardan biri de mum söndü olayıdır. alevilerin aile içi cinsel ilişkide bulundukları toplantılar düzenledikleri uydurulur. yıpratmaya yönelik bu uydurma çoğu kişi tarafından sorgulanmadan kabul edilir. oysa alevi inancı kısa öz ve nettir. eline diline beline sahip olacaksın. ve bu şartlar esasında tüm dinlerin en net kurallarıdır. alevilikte tarihten gelen gizli ibadet etme zorunluğu ve soyunu sürdürme asimile olmama kaygısı nedeni ile mümkün olduğunca alevi cemaati içerisinden evlenmeler görülür. dayı hala teyze çocukları evlenebilmektedir. ayrıca bu şart bir zorunluluk olmamakla birlikte bir gerekliliktir. çünkü sünni bir aileden alınan kız ya da erkekle er geç bir anlaşmazlık en azından çocuğun nasıl bir inanışla yetiştirileceği gibi bir kaygı doğar. camiye yoksa cemevine mi gidilecektir. tüm bunların yanında aleviler müthiş özgürlükçü bir yapıya sahiptirler. belli bir yaşa gelmiş erkek çocuklardan isteyenler aleviliği öğrenmek üzere dede denen din adamlarının yanında ders alabilir ve ancak ondan sonra alevilerin gizli ibadetlerine katılabilirler. istemeyen erkek çocukları ise zorlanmazlar. ayrıca bir dededen eğitim almak alevi ibadetlerine katılmak zorunluluğu getirmez. sadece ibadetlere katılabilmek için bir anahtardır. ibadet günde beş vakit değildir. sünni ibadetlerinden farkı olup dualar da fark eder ama alevi toplumunun hakkettiği saygı nedeniyle ne ibadetleri ne de yaşamlarına ilişkin diğer unsurlara yönelik daha fazla ayrıntı vermek doğru olmayacaktır.

yahu be adam sen alevisin ama ama o evrensel barısı kardeslıgı savunan beynın daha farklı bir yorumu bile kabullenemeyıp hakarete cevırıyor.
alevilik nedir ya allah askına nedir. bana belgelerle anlatsana kendı ateist fikirlerıne uydurdugun aleviliği değil 1000 yılllardır yasanan Aleviliği bi anlatsana.

senı buyuk görüp senden özür dilediğim için kendımden özür diliyorum. büyüklüğünü gördugum zaman özürü tekrar dileyeceğim..

- yetiş ya muhammed yetiş ya ali.

Türkü
23.11.2006, 15:15
alevv hanım aynı fikirdesınız diye su arkadasla hala bana hakaretlerını görmezdenmı geleceksınız..
Bakayım ne demiş.Özür dilemek mi, asla.
Hakedenden özür dilenir. Yanılıyorsam başta özür diledim ama yanılmamışım.
Ne saçmalıyorsun sen? İslamın alevi mezhebiymiş, kim dedi bunu sana, nerden çıkardın? Yeni bir islam mı yaratmaya çalışıyorsun? Ne sanıyorsun kendini? Alevileri bu kadar aptal mı sanıyorsun, sana inansınlar? İmanın altı şartıyla, islamın beş şartıyla, bir erkeğe harem kurma hakıyla tüm dünyada uygulanan islamın alevilik olduğunu söyleme hakkını nereden buluyorsun?
Alevi isen alevi gibi ol. İslam, peygamber, kuran-ı kerim diyorsan müslüman ol.
Sapla samanı, insan ile kulu karıştırma. Sen kulluğuna devam et, bizde insanlığımıza...Evet hakaret yok savunduğun şeyleri iyi anla ya müslüman ol ya alevi diyor neresi kötü.Hakaret nerede.Bide senin msjna bakalım senın ışın gücün çamur atmak.metaryalıst fikirlere dalıp fılozof takılan adam.
Hakaret bunlara denir bence.
alevilik islam peygamberinin benden sonra ali gelir o benim damadım ve allahın arslanıdır lafı üzerine muhammedin ölümünden sonra halife olarak aliyi görmek isteyenlere denmiştir. alevi demek alinin yanıda olan demektir. mesela musevi nasıl ki musanın zümresine deniyorsa öyle. zaman içerisinde ancak ebubekir, ömer ve osmandan sonra halife olabilen ali bu halifeliğini de peygamberin en son ve en genç karısı ayşe ile cemel adı verilen savaşta alabilmiştir. çünkü ayşe muaviyenin halife olmasını istemektedir. müslümanlar kutuplaşmaya başlarlar. peygamberin hanımı doğruyu bilir diyenler ve alinin hakkı yendi peygamberin vasiyetidir diyenler olarak. aralarında savaş çıkar. ali peygamberin hanımının öldürülmemesi için ayşenin bindiği devenin ayaklarını kırdırır ve kendi adamlarının başına da kırmızı başlıklar taktırır kimin kimden olduğu anlaşılsın diye ve o günden sonra ali yandaşlarının adı kızılbaş olarak kalır. ali savaşı kazanıp halife olduktan sonra birgün camide muaviyenin adamları tarafından öldürülür. ve o günden sonra aleviler camiye gitmez. zaman içerisinde de muaviye güçlendiği, yezid de kerbela da alinin çocukları hasan ve hüseyini öldürdüğü için ibadetlerini gizlerler ve hala alevi ibadetleri gizlenir. semah hem bir ibadet hemde dini bir törendir. ayrıca alevilerin camiye gitmemesi hıristiyanların isanın öldürüldüğü haçı sembol olarak boyunlarında taşımalarından çok daha akıllıcadır. şekil olarak sünnilerden bir farkları olmadığı halde ibadetlerini gizli yapmaları nedeniyle haklarında çeşitli hurafeler uydurulur ve bunlardan biri de mum söndü olayıdır. alevilerin aile içi cinsel ilişkide bulundukları toplantılar düzenledikleri uydurulur. yıpratmaya yönelik bu uydurma çoğu kişi tarafından sorgulanmadan kabul edilir. oysa alevi inancı kısa öz ve nettir. eline diline beline sahip olacaksın. ve bu şartlar esasında tüm dinlerin en net kurallarıdır. alevilikte tarihten gelen gizli ibadet etme zorunluğu ve soyunu sürdürme asimile olmama kaygısı nedeni ile mümkün olduğunca alevi cemaati içerisinden evlenmeler görülür. dayı hala teyze çocukları evlenebilmektedir. ayrıca bu şart bir zorunluluk olmamakla birlikte bir gerekliliktir. çünkü sünni bir aileden alınan kız ya da erkekle er geç bir anlaşmazlık en azından çocuğun nasıl bir inanışla yetiştirileceği gibi bir kaygı doğar. camiye yoksa cemevine mi gidilecektir. tüm bunların yanında aleviler müthiş özgürlükçü bir yapıya sahiptirler. belli bir yaşa gelmiş erkek çocuklardan isteyenler aleviliği öğrenmek üzere dede denen din adamlarının yanında ders alabilir ve ancak ondan sonra alevilerin gizli ibadetlerine katılabilirler. istemeyen erkek çocukları ise zorlanmazlar. ayrıca bir dededen eğitim almak alevi ibadetlerine katılmak zorunluluğu getirmez. sadece ibadetlere katılabilmek için bir anahtardır. ibadet günde beş vakit değildir. sünni ibadetlerinden farkı olup dualar da fark eder ama alevi toplumunun hakkettiği saygı nedeniyle ne ibadetleri ne de yaşamlarına ilişkin diğer unsurlara yönelik daha fazla ayrıntı vermek doğru olmayacaktır.

yahu be adam sen alevisin ama ama o evrensel barısı kardeslıgı savunan beynın daha farklı bir yorumu bile kabullenemeyıp hakarete cevırıyor.
alevilik nedir ya allah askına nedir. bana belgelerle anlatsana kendı ateist fikirlerıne uydurdugun aleviliği değil 1000 yılllardır yasanan Aleviliği bi anlatsana.
Arabistanda cem yapan bir halk var mı peki.İkincisi yanılmıyorsam hz ali savaşmış müslümanlarla ve kan dökülmüş.Bizim cemde can alanlara ne deniyor yezit dimi hz ali bu davranışıyla yezit oluyor bize neden öğreten olmadı bu şavaşı.He karıncayi incitme dendi.

candacan
23.11.2006, 15:15
Sevgili canlar,
Sert bir dille yanıt vermiş olabilirim ama kimseye hakaret etmem. Böyle algılayan canlardan özür dilerim. Ama bir gerçeği açıklamadan geçemeyeceğim.
Kimse bana islamı ve islamın kadına bakışını öğretmeye kalkmasın. Ayet ve hadisleriyle, peygamberlerin, halifelerin yaşamlarıyla islamın kadına bakışı bellidir. Bir erkeğe bilmem kaç tane kadınla evlenme hakkı vermiştir. Doğrudur yanlıştır. Kabul edersiniz etmezsiniz. Ama islamın kadına baktığı gözle erkeğe baktığı göz farklıdır. Yok yobaz yorumuymuş, yok şuymuş, yok buymuş diyerek bu gerçeği değiştiremezsiniz. Ben islamım, müslümanım dedikten sonra kadın erkek eşitliğini savunuyorum demeniz inandırıcı değildir.

Alina
23.11.2006, 15:21
sevgili arkadaşım

lütfen biraz saygılı olur musun.Karşındaki herşeyden önce bir insan ve sizden yaş olarakta büyük.Foruma üye olalı ne kadar olduki araştırmadan hemen başladınız hakaretlerinize.İlk önce forumu ve üyelerini tanıyın ondan sonra
seviyeli paylaşımlar yapın.

Biz burda saygıdeğer abilerimize kimsenin hakaret etmesine izin verecek değiliz.
Kaldı ki üstelik doğru söylüyor.Müslümanım diyen namazınıda kılar,orucunuda tutar hacada gider.Hem ben müslümanım diyip hemde bunları yapmamak
sence kişinin inancında çelişki yaratmıyor mu

ThassosIsland
23.11.2006, 15:22
Arabistanda cem yapan bir halk var mı peki.İkincisi yanılmıyorsam hz ali savaşmış müslümanlarla ve kan dökülmüş.Bizim cemde can alanlara ne deniyor yezit dimi hz ali bu davranışıyla yezit oluyor bize neden öğreten olmadı bu şavaşı.He karıncayi incitme dendi.
yezit:ben-i ümeyye soyunun en lavuğu ebu süfyan'ın torunu, muaviye'nin oğlu, mervan'ın yoldaşı, ikinci emevi hükümdarı, ehl-i beyt'in ulusu hüseyin'in katili, zeynep'in sürgüncüsü, islam'ın ve müslümanların buğünki berbat durumunun asli sorumlularından.

Hz Ali yezit mi ama artık yeter.. fazla ileri gittiniz.
ben susuyorum bana saçmalıyorsun diyen arkadasları hakaret görmediğiniz için bende hakarete varmadiğini düşünerek son cevabımı veriyorum.
Saçmalıyorsunuz..

hüseyincem
23.11.2006, 15:22
thassosisland

canlar bu arkadaşın islama yada kadına nasıl baktığı umrumda bile değil.islamın kadına bakışını tartışıyoruz.kendisi islam olduğunu idda edip bu kurallara yada ayetlere uymuyor olabilir.bizim buradaki konumuz alevilik ve islamın kadına bakışı.

bu konuda fikirler tartışılırsa sevinirim.yoksa geldiği dakkadan beri insanlara görüşlere okumadan anlamadan saldıran tipleri çok gördük..

bu arkadaşı forumumuzu gezmeye,kız arkadaşıyla hayırlı izdivaçlara ve biz bu konuda yorum yapan canlarıda konuyla ilgili yorumlar yapmaya davet ediyorum...

sevgiler...

ThassosIsland
23.11.2006, 15:25
sevgili arkadaşım

lütfen biraz saygılı olur musun.Karşındaki herşeyden önce bir insan ve sizden yaş olarakta büyük.Foruma üye olalı ne kadar olduki araştırmadan hemen başladınız hakaretlerinize.İlk önce forumu ve üyelerini tanıyın ondan sonra
seviyeli paylaşımlar yapın.

Biz burda saygıdeğer abilerimize kimsenin hakaret etmesine izin verecek değiliz.
Kaldı ki üstelik doğru söylüyor.Müslümanım diyen namazınıda kılar,orucunuda tutar hacada gider.Hem ben müslümanım diyip hemde bunları yapmamak
sence kişinin inancında çelişki yaratmıyor mu
sayın alina
Birisi yaşça büyük olabilir ama yazılarında süreklı bna iftira atıyorsa ne yapabilirim.
Ben İslamın Alevi yorumunu savunuyorum ve ne yazıkkı Ateizmle Alevilik arasında kalmıs sıkısmıs ınsanlar yuzunden vahşice eleştiriliyorum ben kımseye hakaret etmedım "kimse bana etmeden" gördüğüm birşey var biri ortaya bir laf atıyor bir kac kısı tartısıyor. hersey özurlerle bitiyor. tekrar bu kısı ortaya laf atıp cekılıyor. tejara tartısma baslıyor. yıne bitecek. ve bu kısı yıne ortaya laf atacak ben kendım bu konudan çekılıyorum ve tek temennım. olaylara tarafsız bakıs acısıyla bakılması..
saygı ıle. (saygıyı hakedene)

Konuyu öyle bir yere getirdiki ben kadına yaratık gibi bakmısım gibi gmörulmeye baslandı amacına ulastı o arkadas. sayın hüseyincem kadına bakıs açıp 1 yada ıkı sayfa önde ilk mesajdadır.
kesınlıkle eşitlikten bahsettim.
Ve ben Aleviyim. ve Aleviliğimi ateistlere yedirmem. Alevi kımlıgım hakkında hakarete varan sözlerde söyletmem.

Türkü
23.11.2006, 15:32
Beni islamın kadına biçtigi rol hiç ilgilendirmiyor.Beni alevilik ilgilendiriyor.Ve islam kadını aşşagılamıştır zeka veya akıl yönünden aşşagıdadır demiştir bizim pirler can gözüyle bakmıştır.Çok şükür aleviyim çok şükür.
Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok eksiklikle noksanlık senin görüşlerinde.Kimki bunları kabul ediyorsa onlar üzerine alınsın.Olay kişiselleşiyor hüseyincem abim uyarı yapmış yerinde bir tespit.Susuyorum.Saygı göstermeniz zorumluluktur forumdasınız.Saygı bizden.

çopur
23.11.2006, 15:40
thassosisland

Candacan; sana yazdığı mesajını

Yanılıyorsam bu arkadaşımdan özür diliyorum.


şeklinde bitirerek tartışmaya başladı. Siz yanıldığını düşünüyorsanız çok açık bir şekilde bunu ifade etmek yerine olayı bir polemiğe taşıdınız ve giderek bunu kaba bir üsluba oturttunuz. Son kez uyarıyorum. Forum içerisinde hiç bir üye ile ilgili bu tür bir dil kullanamazsınız.

basbus06
23.11.2006, 15:41
thosisland arkadaşa katılıyorum. hemde tüm kalbimle .aleviliği bütün yüreğiyle savunuyor.helal sana.evet.kesinlikle saçmalamıyorsun birçok alevi senin gibi düşünüyor.alev arkadaşım.arabistanda aleviler var ve bizim gibi ibadet ediyorlar.gizliler.ibadetlerinde saz yok ama tef var.kadınlı erkekli ibadet ediyorlar

ThassosIsland
23.11.2006, 15:42
İslam değil yobazlar senın dediğin gözle bakıyor.
Demek istiyorum ki, İslâmda kadın, herşeyden önce insandır bir; erkeğin eşi, erkeğin sağ kolu, erkeğin hayat arkadaşıdır, ruh arkadaşıdır. Hayatı ortaklaşa bölüştüğü can yoldaşıdır iki; hizmetçi değildir. Bakıcı değildir. Temizlikçi değildir. Bulaşıkçı değildir üç... Ya nedir? Evin baş köşesinde, evin taçlı hanımıdır o kadar... İslamın Alevi kımlıgı Önce İnsan der. Ne ararsan kendınde ara der.
artık bırakın sunnı İslam anlayısına göre Islamı yorumlamayı..

Türkü
23.11.2006, 15:47
gizliler.ibadetlerinde saz yok ama tef varsizin gibi olabilir bizim gibi değil bizde bağlama vardır olmazsa olmaz

basbus06
23.11.2006, 15:52
alev niye öyle diyorsun onlarda alevi ve bizim gibi ibadet ediyorlar.yobazlar onları sevmiyor.saz çalamıyorlar diye bizde mi düşman olalım.sen sorduğun için ben yazdım.aleviler dünyanın her yerinde varlar.ve kadına bakış açıları aynı bizim gibi.

hüseyincem
23.11.2006, 15:55
İslam değil yobazlar senın dediğin gözle bakıyor.
Demek istiyorum ki, İslâmda kadın, herşeyden önce insandır bir; erkeğin eşi, erkeğin sağ kolu, erkeğin hayat arkadaşıdır, ruh arkadaşıdır. Hayatı ortaklaşa bölüştüğü can yoldaşıdır iki; hizmetçi değildir. Bakıcı değildir. Temizlikçi değildir. Bulaşıkçı değildir üç... Ya nedir? Evin baş köşesinde, evin taçlı hanımıdır o kadar... İslamın Alevi kımlıgı Önce İnsan der. Ne ararsan kendınde ara der.
artık bırakın sunnı İslam anlayısına göre Islamı yorumlamayı..

arkadaş gerçekten almış başını gidiyorsun.kelimeleri terimleri karıştırıyorsun.zannediyorsun ki islam senin yaşadığın şey,ama her ne hikmetse dünyadaki 1,5 milyar müslümandan farklı olarak biz 25 hadi diyelim 50 milyonluk alevi doğru yaşıyor islamı.

arkadaşım alevilik sunniliğin karşıtı yada zıttı değildir.o senin dediğin şiiliktir.şiiliğin kadına bakışıda iran da olduğu gibidir.

alevilik dünya görüşüyle,yaşayış biçimi ritüelleri ibadet şekli ölüm yaşam cennet cehennem anlayışı ile islamdan farklıdır.bunun nedenleri ve sonuçları ilgili topiclerde anlatıldı tartışıldı...

burada islamın ve aleviliğin kadına bakışını tartışıyoruz.

islamı kuran ve hadislerden,aleviliği ise pirlerin ve ozanların rehberlerin şiirlerinden deyişlerinden analiz ediyoruz.bu topicte bununla ilgili karşılaştırmalarıda bulabilirsin...

senin yaşayış tarzın islamın emrettiği şekildemidir sen karar ver.kuranı ve hadisleri yorumla.çünkü islam onlar,pir sultanlar hace bektaşlar değil...

bir karşılaştır sorgula oku,biraz sakinleş kafanı topla,hemen cevap ver demiyoruz.eğer sonuca ulaşamazsan ondan sonra gel tartışalım,ama ilgili topicte...

burada alevilik ve islamın kadına bakışı tartışılıyor.eğer ortak noktaları bizimle paylaşırsan bizde değerlendirmiş oluruz...

sana kolay gelsin..

sevgiler...

ThassosIsland
23.11.2006, 16:00
alev niye öyle diyorsun onlarda alevi ve bizim gibi ibadet ediyorlar.yobazlar onları sevmiyor.saz çalamıyorlar diye bizde mi düşman olalım.sen sorduğun için ben yazdım.aleviler dünyanın her yerinde varlar.ve kadına bakış açıları aynı bizim gibi.
mesela ben..
Arnavut Alevisiyim.
siz Aleviliği kendı köyunuzle sınırlandırmazsınız..
[Only Registered Users Can See Links]
arnavut, boşnak,makedon alevilerin sitesidir.
siz şimdi bunları görüp aaa sakallı yobazlara bakın dersiniz.
Dünyanın en çağdaş insanlarıdır.
ve kesınlıkle Alevilerdir..

Türkü
23.11.2006, 16:05
siz şimdi bunları görüp aaa sakallı yobazlara bakın dersiniz.Bizim dedelerimizinde sakalı vardır yobazlık ayrı şey görünüş ayi,şekilci değiliz.Dünyanın en çağdaş insanlarıdır.

evet o zaman alevidirler.

Âşıki ise:
“Ta ezelden ikisi bir can idi
Lahmuke lahmi ikisi bir nur idi
Allah medet ya Muhammed, ya Ali”Evet siteye 5 dk baktım siz alevisiniz ve kendinizi meshep olarak adlandırmıyorsunuz tasavufi bir bakış demişsinizBektaşiliğin tek bir amacı vardır; kâmil insan yetiştirmek. Bektaşilik kâmil insan mektebidir. Ne siyaset,
ne iktidar peşindedir. Kainatta ki her şeyi hakkın varlığının varı olarak görür. Dikensiz gül düşünemez,
yaratılışta Allah’ın hata, yanlışlık ve gereksizlikten uzak olduğunu bütün kalbi ile inandığı için her şeyi
hoş görür. Kavgalı pazarda satılacak malı yoktur. Koyu bir Bektaşi olmayacağı gibi, sulu bir Bektaşi de
olmaz. Orta yoldur. Bektaşiliğin olduğu yerde çatışma olmaz. Şu insan niye benim gibi düşünmüyor diye
kahırlanmaz.Bektaşilerin en çok dem almasına kızarlar. Bektaşiliğin irşad yeri genellikle sofradır. Sofrada dem almak
asla herkesin istediği kadar içmesi şeklinde değildir. Sofrayı idare eden Baba veya Derviş dem almadan
dem alınmaz. Aşk olsun diye müsade etmeden asla yemeğe el sürülmez. Asker talimi gibidir.
Bektaşilikte hiç dem almayana da nasip verilmez, çok dem alan çevreyi rahatsız edecek kadar nefsine
hakim olmayana da nasip verilmez. Ağızda alınanın hiç önemi yoktur. Kulaktan alınan dem önemlidir. O
da sohbettir.Bize bu bölümler uyuyor uymayan bölümleride var tabi.

basbus06
23.11.2006, 16:05
sevgili thosısland sadece burdamı yemendenlibyaya hindistandan avrupaya kadar her yerde aleviler var.temeldede hepsi bizim gibi.hepside ali ve fatımaya müthiş saygı duyuyor.özellikle kadınlara çok aşırı bir hürmetleri var.

EYVALLAH
23.11.2006, 17:35
BİRİNCİ HİKMET

Tesettür, kadınlar için fıtrîdir ve fıtratları iktiza ediyor. Çünkü kadınlar hilkaten zayıf ve nazik olduklarından, kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavrularını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduğundan, kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskale mâruz kalmamak için fıtrî bir meyli var.

Hem kadınların on adetten altı yedisi, ya ihtiyardır, ya çirkindir ki, ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır, kendinden daha güzellere nisbeten çirkin düşmemek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar; taarruza mâruz kalmamak ve kocası nazarında hıyanetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyade kendini saklayan, ihtiyarlardır. Ve on adetten ancak iki üç tanesi bulunabilir ki, hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın.

Malûmdur ki, insan sevmediği ve istiskal ettiği adamların nazarından sıkılır, müteessir olur. Elbette açık saçıklık kıyafetine giren güzel bir kadın, bakmasına hoşlandığı nâmahrem erkeklerden onda iki üçü varsa, yedi sekizinden istiskal eder. Hem tefahhuş ve tefessüh etmeyen bir güzel kadın, nazik ve serîütteessür olduğundan, maddeten tesiri tecrübe edilen, belki semlendiren pis nazarlardan elbette sıkılır. Hattâ işitiyoruz, açık saçıklık yeri olan Avrupa'da çok kadınlar, bu dikkat-i nazardan sıkılarak, "Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkıyorlar" diye polislere şekvâ ediyorlar. Demek, medeniyetin ref-i tesettürü hilâf-ı fıtrattır. Kur'ân'ın tesettür emri fıtrî olmakla beraber, o maden-i şefkat ve kıymettar birer refika-i ebediye olabilen kadınları, tesettür ile sukuttan, zilletten ve mânevî esaretten ve sefaletten kurtarıyor.

Hem kadınlarda ecnebî erkeklere karşı, fıtraten korkaklık, tahavvüf var. Tahavvüf ise, fıtraten, tesettürü iktiza ediyor. Çünkü, sekiz dokuz dakika bir zevki cidden acılaştıracak sekiz dokuz ay ağır bir veled yükünü zahmetle çekmekle beraber, hâmisiz bir veledin terbiyesiyle, sekiz dokuz sene, o sekiz dokuz dakika gayr-ı meşru zevkin belâsını çekmek ihtimali var. Ve kesretle vâki olduğundan, cidden şiddetle nâmahremlerden fıtratı korkar ve cibilliyeti sakınmak ister. Ve tesettürle, nâmahremin iştahını açmamak ve tecavüzüne meydan vermemek, zayıf hilkati emreder ve kuvvetli ihtar eder. Ve bir siperi ve kalesi, çarşafı olduğunu gösteriyor. Mesmûâtıma göre, merkez ve payitaht-ı hükûmette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet âdi bir kundura boyacısı, dünyaca rütbeten büyük bir adamın açık bacaklı karısına bilfiil sarkıntılık etmesi, tesettür aleyhinde olanların hayâsız yüzlerine bir şamar vuruyor!

İKİNCİ HİKMET

Kadın ve erkek ortasında gayet esaslı ve şiddetli münasebet, muhabbet ve alâka, yalnız dünyevî hayatın ihtiyacından ileri gelmiyor. Evet, bir kadın, kocasına yalnız hayat-ı dünyeviyeye mahsus bir refika-i hayat değildir. Belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayattır.

Madem hayat-ı ebediyede dahi kocasına refika-i hayattır; elbette, ebedî arkadaşı ve dostu olan kocasının nazarından gayrı, başkasının nazarını kendi mehâsinine celb etmemek ve onu darıltmamak ve kıskandırmamak lâzım gelir. Madem mü'min olan kocası, sırr-ı imana binaen, onunla alâkası hayat-ı dünyeviyeye münhasır ve yalnız hayvânî ve güzellik vaktine mahsus, muvakkat bir muhabbet değil, belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayat noktasında esaslı ve ciddî bir muhabbetle, bir hürmetle alâkadardır. Hem yalnız gençliğinde ve güzellik zamanında değil, belki ihtiyarlık ve çirkinlik vaktinde dahi o ciddî hürmet ve muhabbeti taşıyor. Elbette ona mukabil, o da kendi mehâsinini onun nazarına tahsis ve muhabbetini ona hasretmesi, mukteza-yı insaniyettir. Yoksa pek az kazanır, fakat pek çok kaybeder.

Şer'an koca, karıya küfüv olmalı, yani, birbirine münasip olmalı. Bu küfüv ve denk olmak, en mühimi, diyanet noktasındadır.

Ne mutlu o kocaya ki, kadınının diyanetine bakıp taklit eder; refikasını hayat-ı ebediyede kaybetmemek için mütedeyyin olur.

Bahtiyardır o kadın ki, kocasının diyanetine bakıp "Ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim" diye takvâya girer.

Veyl o erkeğe ki, saliha kadınını ebedî kaybettirecek olan sefahete girer.

Ne bedbahttır o kadın ki, müttakî kocasını taklit etmez, o mübarek ebedî arkadaşını kaybeder.

Binler veyl o iki bedbaht zevc ve zevceye ki, birbirinin fıskını ve sefahetini taklit ediyorlar, birbirine ateşe atılmasında yardım ediyorlar.

ÜÇÜNCÜ HİKMET

Bir ailenin saadet-i hayatiyesi, koca ve karı mâbeyninde bir emniyet-i mütekabile ve samimî bir hürmet ve muhabbetle devam eder. Tesettürsüzlük ve açık saçıklık, o emniyeti bozar, o mütekabil hürmet ve muhabbeti de kırar. Çünkü, açık saçıklık kılığına giren on kadından ancak bir tanesi bulunur ki, kocasından daha güzeli görmediğinden, kendini ecnebîye sevdirmeye çalışmaz. Dokuzu, kocasından daha iyisini görür. Ve yirmi adamdan ancak bir tanesi, karısından daha güzelini görmüyor. O vakit o samimî muhabbet ve hürmet-i mütekabile gitmekle beraber, gayet çirkin ve gayet alçakça bir his uyandırmaya sebebiyet verebilir. Şöyle ki:

İnsan, hemşire misilli mahremlerine karşı fıtraten şehvânî his taşıyamıyor. Çünkü mahremlerin simaları, karâbet ve mahremiyet cihetindeki şefkat ve muhabbet-i meşruayı ihsas ettiği cihetle, nefsî, şehvânî temâyülâtı kırar. Fakat bacaklar gibi şer'an mahremlere de göstermesi caiz olmayan yerlerini açık saçık bırakmak, süflî nefislere göre, gayet çirkin bir hissin uyanmasına sebebiyet verebilir. Çünkü mahremin siması mahremiyetten haber verir ve nâmahreme benzemez. Fakat meselâ açık bacak, mahremin gayrıyla müsavidir. Mahremiyeti haber verecek bir alâmet-i farikası olmadığından, hayvânî bir nazar-ı hevesi, bir kısım süflî mahremlerde uyandırmak mümkündür. Böyle nazar ise, tüyleri ürpertecek bir sukut-u insaniyettir!

DÖRDÜNCÜ HİKMET

Malûmdur ki, kesret-i nesil, herkesçe matluptur. Hiçbir millet ve hükûmet yoktur ki, kesret-i tenasüle taraftar olmasın. Hattâ Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:

2

(ev kemâ kàl.) Yani, "İzdivaç ediniz, çoğalınız. Ben kıyamette sizin kesretinizle iftihar edeceğim."

Halbuki tesettürün ref'i, izdivacı teksir etmeyip çok azaltıyor. Çünkü, en serseri ve asrî bir genç dahi refika-i hayatını namuslu ister. Kendi gibi asrî, yani açık saçık olmasını istemediğinden bekâr kalır, belki de fuhşa sülûk eder.

Kadın öyle değil; o derece kocasını inhisar altına alamaz. Çünkü kadının-aile hayatında müdir-i dahilî olmak haysiyetiyle kocasının bütün malına, evlâdına ve herşeyine muhafaza memuru olduğundan-en esaslı hasleti sadakattir, emniyettir. Açık saçıklık ise, bu sadakati kırar, kocası nazarında emniyeti kaybeder, ona vicdan azâbı çektirir. Hattâ erkeklerde iki güzel haslet olan cesaret ve sehâvet kadınlarda bulunsa, bu emniyete ve sadakate zarar olduğu için, ahlâk-ı seyyiedendir, kötü haslet sayılırlar. Fakat kocasının vazifesi, ona hazinedarlık ve sadakat değil, belki himâyet ve merhamet ve hürmettir. Onun için, o erkek inhisar altına alınmaz, başka kadınları da nikâh edebilir.

Memleketimiz Avrupa'ya kıyas edilmez. Çünkü orada, düello gibi çok şiddetli vasıtalarla, açık saçıklık içinde namus bir derece muhafaza edilir. İzzet-i nefis sahibi birisinin karısına pis nazarla bakan, boynuna kefenini takar, sonra bakar. Hem memâlik-i bâride olan Avrupa'daki tabiatlar, o memleket gibi bârid ve câmiddirler. Bu Asya, yani âlem-i İslâm kıt'ası, ona nisbeten memâlik-i harredir. Malûmdur ki, muhitin, insanın ahlâkı üzerinde tesiri vardır. O bârid memlekette, soğuk insanlarda hevesât-ı hayvâniyeyi tahrik etmek ve iştahı açmak için açık saçıklık belki çok sû-i istimâlâta ve isrâfâta medar olmaz. Fakat seriütteessür ve hassas olan memâlik-i harredeki insanların hevesât-ı nefsâniyesini mütemadiyen tehyiç edecek açık saçıklık, elbette çok sû-i istimâlâta ve isrâfâta ve neslin zaafiyetine ve sukut-u kuvvete sebeptir. Bir ayda veya yirmi günde ihtiyac-ı fıtrîye mukabil, her birkaç günde kendini bir israfa mecbur zanneder. O vakit, her ayda on beş gün kadar hayız gibi arızalar münasebetiyle kadından tecennüp etmeye mecbur olduğundan, nefsine mağlûp ise fuhşiyata da meyleder.

Şehirliler, köylülere, bedevîlere bakıp tesettürü kaldıramaz. Çünkü köylerde, bedevîlerde, derd-i maişet meşgalesiyle ve bedenen çalışmak ve yorulmak münasebetiyle, hem şehirlilere nisbeten nazar-ı dikkati az celb eden, mâsûme işçi ve bir derece kaba kadınların kısmen açık olmaları, hevesât-ı nefsâniyeyi tehyice medar olmadığı gibi, serseri ve işsiz adamlar az bulunduğundan, şehirdeki mefâsidin onda biri onlarda bulunmaz Öyleyse onlara kıyas edilmez.


--------------------------------------------------------------------------------



Ehl-i iman âhiret hemşirelerim olan kadınlar taifesi ile bir muhaveredir

Bazı vilâyetlerde taife-i nisâdan samimî ve hararetli bir surette Nurlara karşı alâkalarını gördüğüm ve haddimden pek ziyade, onların Nurlara ait derslerime itimadlarını bildiğim sıralarda, mübarek Isparta'ya ve mânevî Medresetü'z-Zehrâya üçüncü defa geldiğim zaman işittim ki, o mübarek âhiret hemşirelerim olan taife-i nisâ, benden bir ders bekliyorlarmış. Güya vaaz suretinde camilerde onlara bir dersim olacak. Halbuki, ben dört beş vecihle hastayım. Ve hem perişan, hattâ konuşmaya ve düşünmeye iktidarsız bulunduğum halde, bu gece şiddetli bir ihtarla kalbime geldi ki:

"Madem on beş sene evvel gençlerin istemeleriyle Gençlik Rehberi'ni onlar için yazdın ve pek çok istifade edildi. Halbuki hanımlar taifesi, gençlerden daha ziyade bu zamanda öyle bir rehbere muhtaçtırlar."

Ben de bu ihtara karşı gayet perişan ve zaaf ve aczimle beraber, Üç Nükte ile, gayet muhtasar bazı lüzumlu maddeleri, o mübarek hemşirelerime ve mânevî genç evlâtlarıma beyan ediyorum.

BİRİNCİ NÜKTE

Risale-i Nur'un en mühim bir esası şefkat olmasından, nisâ taifesi şefkat kahramanları bulunmaları cihetiyle daha ziyade Risale-i Nur'la fıtraten alâkadardırlar. Ve lillâhilhamd bu fıtrî alâkadarlık çok yerlerde hissediliyor. Bu şefkatteki fedakârlık, hakikî bir ihlâsı ve mukabelesiz bir fedakârlık mânâsını ifade ettiğinden, şimdi bu zamanda pek çok ehemmiyeti var.

Evet, bir valide veledini tehlikeden kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakikî bir ihlâs ile vazife-i fıtriyesi itibarıyla kendini evlâdına kurban etmesi gösteriyor ki, hanımlarda gayet yüksek bir kahramanlık var. Bu kahramanlığın inkişafı ile hem hayat-ı dünyeviyesini, hem hayat-ı ebediyesini onunla kurtarabilir. Fakat bazı fena cereyanlarla, o kuvvetli ve kıymettar seciye inkişaf etmez. Veyahut sû-i istimal edilir. Yüzer nümunelerinden bir küçük nümunesi şudur:

O şefkatli valide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve fayda görmesi için her fedakârlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder. "Oğlum paşa olsun" diye bütün malını verir, hafız mektebinden alır, Avrupa'ya gönderir. Fakat o çocuğun hayat-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor. Ve dünya hapsinden kurtarmaya çalışıyor; Cehennem hapsine düşmemesini nazara almıyor. Fıtrî şefkatin tam zıddı olarak, o mâsum çocuğunu, âhirette şefaatçi olmak lâzım gelirken dâvâcı ediyor. O çocuk, "Niçin benim imanımı takviye etmeden bu helâketime sebebiyet verdin?" diye şekvâ edecek. Dünyada da, terbiye-i İslâmiyeyi tam almadığı için, validesinin harika şefkatinin hakkına karşı lâyıkıyla mukabele edemez, belki de çok kusur eder.

Eğer hakikî şefkat sû-i istimal edilmeyerek, biçare veledini haps-i ebedî olan Cehennemden ve idam-ı ebedî olan dalâlet içinde ölmekten kurtarmaya o şefkat sırrıyla çalışsa, o veledin bütün ettiği hasenâtının bir misli, validesinin defter-i a'mâline geçeceğinden, validesinin vefatından sonra her vakit hasenatlarıyla ruhuna nurlar yetiştirdiği gibi, âhirette de, değil dâvâcı olmak, bütün ruh u canıyla şefaatçi olup ebedî hayatta ona mübarek bir evlât olur.

Evet, insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Bu münasebetle, ben kendi şahsımda kat'î ve daima hissettiğim bu mânâyı beyan ediyorum:

Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum.

Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum.

Ezcümle: Meslek ve meşrebimin dört esasından en mühimi olan şefkat etmek ve Risale-i Nur'un da en büyük hakikati olan acımak ve merhamet etmeyi, o validemin şefkatli fiil ve halinden ve o mânevî derslerinden aldığımı yakînen görüyorum.

Evet, bu hakikî ihlâs ile hakikî bir fedakârlık taşıyan validelik şefkati sû-i istimal edilip, mâsum çocuğunun elmas hazinesi hükmünde olan âhiretini düşünmeyerek, muvakkat fâni şişeler hükmünde olan dünyaya o çocuğun mâsum yüzünü çevirmek ve bu şekilde ona şefkat göstermek, o şefkati sû-i istimal etmektir.

Evet, kadınların şefkat cihetiyle bu kahramanlıklarını hiçbir ücret ve hiçbir mukabele istemeyerek, hiçbir faide-i şahsiye, hiçbir gösteriş mânâsı olmayarak ruhunu feda ettiklerine, o şefkatin küçücük bir nümunesini taşıyan bir tavuğun yavrusunu kurtarmak için arslana saldırması ve ruhunu feda etmesi ispat ediyor.

Şimdi terbiye-i İslâmiyeden ve a'mâl-i uhreviyeden en kıymetli ve en lüzumlu esas, ihlâstır. Bu çeşit şefkatteki kahramanlıkta o hakikî ihlâs bulunuyor. Eğer bu iki nokta o mübarek taifede inkişafa başlasa, daire-i İslâmiyede pek büyük bir saadete medar olur. Halbuki erkeklerin kahramanlıkları mukabelesiz olamıyor; belki yüz cihette mukabele istiyorlar. Hiç olmazsa şan ve şeref istiyorlar. Fakat maattessüf biçare mübarek taife-i nisâiye, zalim erkeklerinin şerlerinden ve tahakkümlerinden kurtulmak için, başka bir tarzda, zaafiyetten ve aczden gelen başka bir nevide riyâkârlığa giriyorlar.

İKİNCİ NÜKTE

Bu sene inzivâda iken ve hayat-ı içtimaiyeden çekildiğim halde, bazı Nurcu kardeşlerimin ve hemşirelerimin hatırları için dünyaya baktım. Benimle görüşen ekserî dostlardan, kendi ailevî hayatlarından şekvâlar işittim. "Eyvah!" dedim. "İnsanın, hususan Müslümanın tahassungâhı ve bir nevi cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır. Bu da mı bozulmaya başlamış?" dedim. Sebebini aradım. Bildim ki, nasıl İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesine ve dolayısıyla din-i İslâma zarar vermek için, gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesâtıyla sefahete sevk etmek için bir iki komite çalışıyormuş. Aynen öyle de, biçare nisâ taifesinin gafil kısmını dahi yanlış yollara sevk etmek için bir iki komitenin tesirli bir surette perde altında çalıştığını hissettim. Ve bildim ki, bu millet-i İslâma bir dehşetli darbe, o cihetten geliyor. Ben de siz hemşirelerime ve gençleriniz olan mânevî evlâtlarıma kat'iyen beyan ediyorum ki:

Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de, bozulmaktan kurtulmanın çare-i yegânesi, daire-i İslâmiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur. Rusya'da o biçare taifenin ne hale girdiğini işitiyorsunuz. Risale-i Nur'un bir parçasında denilmiş ki:

Aklı başında olan bir adam, refikasına muhabbetini ve sevgisini, beş on senelik fâni ve zâhirî hüsn-ü cemâline bina etmez. Belki, kadınların hüsn-ü cemâlinin en güzeli ve daimîsi, onun şefkatine ve kadınlığa mahsus hüsn-ü sîretine sevgisini bina etmeli-tâ ki, o biçare ihtiyarladıkça, kocasının muhabbeti ona devam etsin. Çünkü onun refikası, yalnız dünya hayatındaki muvakkat bir yardımcı refika değil, belki hayat-ı ebediyesinde ebedî ve sevimli bir refika-i hayat olduğundan, ihtiyarlandıkça daha ziyade hürmet ve merhametle birbirine muhabbet etmek lâzım geliyor. Şimdiki terbiye-i medeniye perdesi altındaki hayvancasına muvakkat bir refakatten sonra ebedî bir mufarakate mâruz kalan o aile hayatı, esasıyla bozuluyor.

Hem Risale-i Nur'un bir cüz'ünde denilmiş ki: Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini kaybetmemek için saliha zevcesini taklit eder, o da salih olur. Hem bahtiyardır o kadın ki, kocasını mütedeyyin görür, ebedî dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur, saadet-i dünyeviyesi içinde saadet-i uhreviyesini kazanır. Bedbahttır o adam ki, sefahete girmiş zevcesine ittibâ eder, vazgeçirmeye çalışmaz, kendisi de iştirak eder. Bedbahttır o kadın ki, zevcinin fıskına bakar, onu başka bir surette taklit eder. Veyl o zevc ve zevceye ki, birbirini ateşe atmakta yardım eder. Yani, medeniyet fantaziyelerine birbirini teşvik eder.

İşte, Risale-i Nur'un bu mealdeki cümlelerinin mânâsı budur ki: Bu zamanda aile hayatının ve dünyevî ve uhrevî saadetinin ve kadınlarda ulvî seciyelerin inkişafının sebebi, yalnız daire-i şeriattaki âdâb-ı İslâmiyetle olabilir. Şimdi aile hayatında en mühim nokta budur ki, kadın, kocasında fenalık ve sadakatsizlik görse, o da kocasının inadına, kadının vazife-i ailevîsi olan sadakat ve emniyeti bozsa, aynen askeriyedeki itaatin bozulması gibi, o aile hayatının fabrikası zîrüzeber olur.

Belki o kadın, elinden geldiği kadar kocasının kusurunu ıslaha çalışmalıdır ki, ebedî arkadaşını kurtarsın. Yoksa, o da kendini açıklık ve saçıklıkla başkalara göstermeye ve sevdirmeye çalışsa, her cihetle zarar eder. Çünkü hakikî sadakati bırakan, dünyada da cezasını görür. Çünkü nâmahremlerin nazarından fıtratı korkar, sıkılır, çekilir. Nâmahrem yirmi erkeğin on sekizinin nazarından istiskal eder. Erkek ise, nâmahrem yüz kadından, ancak birisinden istiskal eder, bakmasından sıkılır. Kadın o cihette azap çektiği gibi, sadakatsizlik ithamı altına girer, zaafiyetiyle beraber; hukukunu muhafaza edemez.

Elhasıl: Nasıl ki kadınlar kahramanlıkta, ihlâsta, şefkat itibarıyla erkeklere benzemedikleri gibi, erkekler de o kahramanlıkta onlara yetişemiyorlar. Öyle de, o mâsum hanımlar dahi, sefahette hiçbir vecihle erkeklere yetişemezler. Onun için, fıtratlarıyla ve zayıf hilkatleriyle nâmahremlerden şiddetli korkarlar ve çarşaf altında saklanmaya kendilerini mecbur bilirler. Çünkü, erkek sekiz dakika zevk ve lezzet için sefahete girse, ancak sekiz lira kadar birşey zarar eder. Fakat kadın sekiz dakika sefahetteki zevkin cezası olarak, dünyada dahi sekiz ay ağır bir yükü karnında taşır ve sekiz sene de o hâmisiz çocuğun terbiyesinin meşakkatine girdiği için, sefahette erkeklere yetişemez, yüz derece fazla cezasını çeker.

Az olmayan bu nevi vukuat da gösteriyor ki, mübarek taife-i nisâiye, fıtraten yüksek ahlâka menşe olduğu gibi, fısk ve sefahette dünya zevki için kabiliyetleri yok hükmündedir. Demek onlar daire-i terbiye-i İslâmiye içinde mes'ut bir aile hayatını geçirmeye mahsus bir nevi mübarek mahlûkturlar. Bu mübarekleri ifsad eden komiteler kahrolsunlar! Allah, bu hemşirelerimi de bu serserilerin şerlerinden muhafaza eylesin. Âmin.

Hemşirelerim, mahremce bu sözümü size söylüyorum: Maişet derdi için, serseri, ahlâksız, frenkmeşrep bir kocanın tahakkümü altına girmektense, fıtratınızdaki iktisat ve kanaatle, köylü mâsum kadınların nafakalarını kendileri çıkarmak için çalışmaları nev'inden kendinizi idareye çalışınız, satmaya çalışmayınız. Şayet size münasip olmayan bir erkek kısmet olsa, siz kısmetinize razı olunuz ve kanaat ediniz. İnşaallah, rızanız ve kanaatinizle o da ıslah olur. Yoksa, şimdiki işittiğim gibi, mahkemelere boşanmak için müracaat edeceksiniz. Bu da, haysiyet-i İslâmiye ve şeref-i milliyemize yakışmaz.

ThassosIsland
23.11.2006, 19:35
EYVALLAH siz nurcular ne zamandan beri Alevileri bu kadar yakın tanıma amacını gütmeye basladınız. Sivasta sakal uzatıp kafirler deyip yakarken bu fıkırlerınız bizi kazanma dusunceleriniz nerdeydi.
Bana çıkmış ALLAH tan İslam dan bahsediyorsun. senin verdiğin kaynakları okuyanlar değilmiydi bizi cayır cayır yakanlar. İSLAM da adam üldürmenın cezası nedir. Allah ın verdiği canı alma yetkısını kımler ne zaman size verdi. Bizim kalplerimiz 200 derece ateşte yanarken sizin bu kardeslık, humanızm, barış, birliktelik, karteşlik fikirleriniz nerdeydi?. hanı nerde İslam hoşgörüsü. Kusura bakmasın Kımse.. Ben bu yüzden Aleviyim İslamı birileri yibi yozlaştırmadığım için. İnsanları cayır cayır yakarken Allah diye bağırmadıgım için. bize burda Nucuların cemaatcilerin reklamını yapma ve bize öğretmeye çalıstıgın kardesşliği, höşgörüyü biz binyıllardır zaten yasıyoruz. Hatta hepinizin kahraman ilan ettiği Yavuz Sultan Selim dönemınde bile. sen bırak bize bunları anlatmaya git kendı cemaatine anlat. Hoşgörü nedir. Allah ın verdiği canın nasıl alınmayacağı..vb vb vb... Bana burda nurcuların fikir babalarının borozancılıgını yapma. merak etme bizim said i nursiden once okuyacak cok dervişimiz abdalımız var sıra sizin seyhlerınize gelene kadar biz hayata gözlerimizi kaparız.

alevilik, muhammet ali'nin aydınlık yoludur.
alevilik, aydınlıktır, karanlıklann dümanıdır,bır ışıktır,
alevilik, insanlığın, güzelliğin dostu, düşmanlığın, kinin, garazın, kibirin yok edicisidir. erginliktir, turaplıktır.
alevilik, barıştır, sevgidir, kardeşliktir, iyiliktir, güzelliktir. yaşanılır bir dünya yaratmaktır.
alevilik, yobazın, bağnazın, gericinin baş düşmanıdır.
alevilik, cumhuriyettir, laikliktir, demokrasidir.
alevilik, bilimdir, tıptır, ilaçtır, panzehirdir.
alevilik, ruhun gıdasıdır. bir aşktır.
alevilik, hacı bektaşi velidir, atatürktür, pir sultan abdaldır, kaygusuz abdaldır, nesimidir, mansurdur, yunus emredir, karacaahmettir, baba isaktır, baba ilyastır, ahi evrandır.
alevilik, sazdır, sözdür, güzelliklerle bezenmiş bir bağdır, gül bahçesidir.
alevilik, güzelikleri ve dünya nimetlerini paylaşmaktır.
alevilik, tabiattır, yaratanlardır, yaratacıdan yanadır, üretendir.
alevilik, insanların, dinine, diline, ırkına, rengine göre ayırmadan sevip bağrına basan bir yoldur, bir felsefedir.
alevilik, edebiyattır, şiirdir, müziktir, düşünen, düşünmeyen herkes yoldaştır, kardeştir, bacıdır, yarendir.
alevilik, bilmeyenlere bilgi sunmaktır, kör gözlere değil, gör gözlere allah'ın bir lütfudur.
alevilik, inanca korkuyla sarılmak değil sevgiyle sarılmaktır.
alevilik, halkla bütünleşmek için verilen bir hizmet yarışıdır.
alevilik, dünya insanlığını her türlü kötülükten kurtaracak "nuhun gemisi"ni de içine sığdırıp çağdaş dünyaya yeni bir hizmet sunacak olan muhammet-ali'nin ehlibeyt gemisidir. alevilik, dinli, dinsiz, yobaz, gerici, şeriatcı, hak düşmanı, halk düşmanı zavallılara da acıyan allah'tan olanların bile affedilmesini dileyen ince bir yoldur.
alevilik, bağışlayıcıdır.
alevilik, hakdan alıp halka, halkdan alıp hakka ulaştıran semahtır.
alevilik, çağdaşlıktır, insanoğlunun sımsıkı sarılacagı bir yaşam felsefesidir.
alevilik, atom bombalarını öldürmek için değil, bilime ışık tutmak için patlayan evrensel bir feza çağının yaratıcılığını savunan bilimsel bir inançtır.
alevilik, dört kapı, kırk makamdır. pirlikdir, mürşitlikdir, dedelikdir, taliplikdir, dervişlikdir. bir can'dır.
alevilik, nebilerin, velilerin, uluların yoludur.
alevilik, gönül kabesini yıkmamaktır.
alevilik, cennet ve cehennem masalları ile kendini avutmamaktır.
alevilik, kimsenin inancıyla alay etmemektir. hoşgörüdür.
alevilik, evrenselliktir.
alevilik, aleviliği yalnızca bir yaşam biçimi olarak görüp, küçük bir kabın içine hapsetmeye çalışanlara biraz daha gözlerini açmaları için ömür araştıracakları bir bilim
dalıdır.
alevilik, dünya durdukça sonsuza dek yaşayacak olan bir hak'tır. dünya dinidir, insanlık yoludur, hakkin batılı yok ettiği bir çizgidir.

EYVALLAH
23.11.2006, 19:48
EYVALLAH siz nurcular ne zamandan beri Alevileri bu kadar yakın tanıma amacını gütmeye basladınız. Sivasta sakal uzatıp kafirler deyip yakarken bu fıkırlerınız bizi kazanma dusunceleriniz nerdeydi.
Bana çıkmış ALLAH tan İslam dan bahsediyorsun. senin verdiğin kaynakları okuyanlar değilmiydi bizi cayır cayır yakanlar. .

aman arkadaşım çok ağır suçlama bu ben maraşlıyım sünni kadar alevi arkadaşımda var.

sivasta insan yakanlara gelince onlar ne risale-i nur okuru, ne müslüman, ne insan ve hatta ne hayvan hatta hatta cansız varlık bile olamayan cahil insanlardır.

okuyan insanlardan zarar gelmez onlar cahilinde cahili faşistlerdir.

ayrıca ben istememki kimse kültüründen ve fikirlerinden olsun bu ülke alevileriyle güzel, kültürleriyle renklidir.
benim yazdığım konulara dikkat etsen anlarsınki temel iman konuları yoksa anlamam sünnilik mezhep falan. takım tutar gibi dindarlık yapanlarıda hiç sevmem. işte cahiller ve katiller bunlardan çıkıyor. psikolojide bu vardır okumayan, öğrenmeyen, ibadetlerini yapmayan insanlar kendilerini zorbalıkla tatmin ederler. yani onlar risale-i nur okurları değil cahillerdir.

Pi®oZKaN
23.11.2006, 20:38
ArkadaŞLar Gerçekten üzücü Bir ŞekiLde sürüyor tartışmaLar...
özellikle bulent...isimli üyenin sorularına yanıt vermeyi çok isterdim fakat görüntüye bakılırsa şu anda hiç de müsait değiL:..
HeLe ÖyLeleri var ki acaba sırf mesaj sayılarını yükseltmek için mi boş boş yazıyorLar anlam veremedim.Hep aynı şarkıyı söylüyorLar...
İsLam böyleymiş şöyleymiş...
Yahu size hep birşey söyleniyor anlamazmısınız?
Kur'an bir bütündür.
Sizin Kadın İslamda aşağıdadır demeniz bu ayetleri cımbızlama yöntemi ile yorumlamanızdan kaynaklanıyor.
En kıza zamanda Sorulara yanıt vereceğim.Sakın kaçtı demeyin,buradayım yazmaya devam edeceğim.Cevap vermezsem bu alıntıyı gözüme sokarcasına gösterirsiniz.Mecburiyetten şimdilik ÇıkMam Lazım...Lütfen İnançlara Saygılı OLaLım...

ezgiii
23.11.2006, 21:34
her şey iyi güzel yapılan bu tartışmalar da güzel ama bu tartışmaların bi sonu yok . Konunun başlarında dikatimi çeken şeylerle ilgili düşüncelerimi dile getirmek istyrm.Benim anlamadığım şey birine değer vermekle dinin bağdaştırılması ki burda cinsiyet farkından bahsetmek bile istemiyorum,çünkü bir insana sadece insan olduğu için değer verilmelidir bunun dinle ,cinsiyetle bi ilgisi olmamaladır. Tabi ki görüşlerin hepsine saygım sonsuz ama gerçekten mantıksız şeyler var çünkü burda önemli olan kendi bireysel düşüncelerimiz olmalıdır .Tartışılan konular içinde hala erkek reistir gibi konuşmalara rastladım gerçekten çok komik günümüzde çünkü artık böyle bir şey söz konusu değildi, tabiki eşler ya da aile içindeki bireyler birbirine saygı duymalıdır ;ama bu ''REİSLİK'' kavramıyla çerçevelenmemelidir.bir arkadaşımız da görüşlerini belirtirken erkeğin gün içinde sözüm ona reisin:) 9-10 sat çalışıp eve geldiğinde eşinin ona karşı bi konu hakkında tepki gösretdği için erkeğin dövebileceğini söylüyor .Gerçekten çok üzücü bi durum böyle düşünen insanların olması,çünkü bi insanı dövebilmek için geçerli hiçbir sebep yoktur.İNSANLARA İNSAN OLDUĞU İÇİN DEĞER VERELİM.(dini ,cinsiyet vs.. için değil)AYDINLIK YARINLARA..............................

islamic_manifesto
23.11.2006, 22:02
ThassosIsland : Sivasta sakal uzatıp kafirler deyip yakarken bu fıkırlerınız bizi kazanma dusunceleriniz nerdeydi
?
ThassonIsland : Bana çıkmış ALLAH tan İslam dan bahsediyorsun. senin verdiğin kaynakları okuyanlar değilmiydi bizi cayır cayır yakanlar
Ne alaka ? Sivas Olaylarını Nurcu arkadaşlar mı tertip etti yoksa?
Buldunuz Sivas gibi bir bahane önünüze gelenin üzerine atıyorsunuz..
Ama Sivas olaylarını bir tek GERÇEK faillerine gönderme yapmadınız.
O dönemde askeri bekleten ve müdahale etmesine izin vermeyen GÜÇ odakları kimlerdi acaba..Sivasda KANIN akması en çok kimin işine yaradı? Bunları bir düşün.. Sünnileri ne gaziosmanpaşada ki alevi kahvesinin taranması nede başka bir olay ile itham etmek cahillik olur. Dünyada 1.4 milyar SÜNNİ var.
Danışday olayı da ilk başda islamcılara yıkılmışdı ama gördük ki kazın ayağı öyle değil.. Neyse iş şu ki dini bütün hiçbir müslüman masum insanların öldürülmesini onaylamaz.En azından İslam buna müsade etmez.. Gerisi kişi ne yapıyorsa kendi bilir.
Başbakan ve Nimet Çubukçu ve Diyanet işleri başkanı Bardakoğlu aile içi şiddete karşı çıkan bir filmde oynayacaklar..
Bu bizim bakışımızı özetliyor.

[Only Registered Users Can See Links]
Bu girişimlerin artması ile İslamda kadının gerçek yeri anlaşılmış olacak.
Töre ve adetleri yüzünden baskı ve tasallut içinde yaşayan kadınlarımızda İslamın öğrenilmesi ve cehaletin eğitim yolu ile atılması ile rahat bir nefes alacaklar

ezgiii
23.11.2006, 22:25
?

Ne alaka ? Sivas Olaylarını Nurcu arkadaşlar mı tertip etti yoksa?
Buldunuz Sivas gibi bir bahane önünüze gelenin üzerine atıyorsunuz..
Ama Sivas olaylarını bir tek GERÇEK faillerine gönderme yapmadınız.
O dönemde askeri bekleten ve müdahale etmesine izin vermeyen GÜÇ odakları kimlerdi acaba..Sivasda KANIN akması en çok kimin işine yaradı? Bunları bir düşün.. Sünnileri ne gaziosmanpaşada ki alevi kahvesinin taranması nede başka bir olay ile itham etmek cahillik olur. Dünyada 1.4 milyar SÜNNİ var.
Danışday olayı da ilk başda islamcılara yıkılmışdı ama gördük ki kazın ayağı öyle değil.. Neyse iş şu ki dini bütün hiçbir müslüman masum insanların öldürülmesini onaylamaz.En azından İslam buna müsade etmez.. Gerisi kişi ne yapıyorsa kendi bilir.
Başbakan ve Nimet Çubukçu ve Diyanet işleri başkanı Bardakoğlu aile içi şiddete karşı çıkan bir filmde oynayacaklar..
Bu bizim bakışımızı özetliyor.

[Only Registered Users Can See Links]
Bu girişimlerin artması ile İslamda kadının gerçek yeri anlaşılmış olacak.
Töre ve adetleri yüzünden baskı ve tasallut içinde yaşayan kadınlarımızda İslamın öğrenilmesi ve cehaletin eğitim yolu ile atılması ile rahat bir nefes alacaklar
demek filmde oynamak yetiyo demek ki:) ama bakış açıları teoride kalmamalı pratiğe geçirilmeli yani eğer pratikte bi şeyler yapılsaydı bu yaşanılanlr gerçekleşmedi.HAYAT BİR FİLM DEĞİLDİR (FİLMLER ELBET Bİ GÜN UNUTULUR AMA YAŞANANLAR ASLA UNUTULMAZ UNUTULMAYACAK DA!!!!!)

ThassosIsland
23.11.2006, 22:38
?

[B][COLOR="SeaGreen"]Ne alaka ? Sivas Olaylarını Nurcu arkadaşlar mı tertip etti yoksa?
Buldunuz Sivas gibi bir bahane önünüze gelenin üzerine atıyorsunuz..
Ama Sivas olaylarını bir tek GERÇEK faillerine gönderme yapmadınız.

Nurcuların içinde olmadıgınımı iddia edeceksiniz. İçind einanç olan insan basit bir gaza gelmeyle bunu yaparmı?. türkiyede gerici akımın en son isyan girişimi bu olay, olaylar sırasında laiklik ve cumhuriyet karşıtı, hizbullah ve şeriat yanlısı sloganlar atılmadımı, basit bir gaza gelme ile 20000 kişi toplanması çok mantıklı değildir... ınsanlar yakılırken Allah-u Ekber diye bağrılmıyormuydu.. İslam bumudur.
hangı mantık, hangı gaza getirme, hangi el, 20000 kişiyi bir meydana toplatır, içinde inanç olan bir insan böyle bir gaza gelirmi, insan öldürürmü.

?
Danışday olayı da ilk başda islamcılara yıkılmışdı ama gördük ki kazın ayağı öyle değil..
mustafa birden, vakit gazetesi'nin türban kararıyla ilgili olarak manşetten hedef gösterdiği üyelerden biri değilmi, gunlerce boy boy resımlerını verip bu insanlar hedef haline getirilmedimi.

can dundar'in agzindan;

"danıştay saldırısı provokasyon olabilir mi?
olabilir.
bundan kuşkulanmak için tüm veriler mevcut...
saldırganın önce cumhuriyet'i bombalayıp sonra danıştay'ı kurşunlaması... arabasında, hedef gösteren gazeteleri "unutması"... tam köşk kavgası başlamak üzereyken iki eylemle ülkedeki havayı bulandırması...
bunlar komplo teorisyenlerine koz veren işaretler.
* * *
peki hükümeti devirmeye ve laik kitleleri ayaklandırmaya yönelik bir komplo, ihtimal dahilindeyse neden "katil erdoğan" sloganı atıldı cenazede?..
"beyni yıkanmış kitleler oyuna geldi"ğinden mi?
hayır!
bu durumu bizzat başbakan hazırladı.
gelin saldırıdan önceki günlerde erdoğan'ın üslubunu hatırlayalım ve "saldırganlığa zemin hazırlamamak için bir başbakan nasıl konuşmamalı" konulu dersi alalım:
* * *
erdoğan, danıştay'ın türban kararından sonra "bunlar bu gidişle evin içine de karışacaklar" demiş ve danıştay üyelerine şöyle hitap etmişti:
"efendi! bu senin işin değil, diyanet'in işi..."
danıştay seçimi öncesi ise şu açıklamayı yaptı:
"yasamada, yürütmede bazı adımları atarız ama yargıdaki adımı bizim atmamız mümkün değil. açık konuşuyorum, danıştay'da birçok engelle karşı karşıyayız. maalesef burada tıkanıp kalıyoruz. bürokratik oligarşiyle uğraşıyoruz."
saldırıdan önceki hafta, 9 mayıs'ta meclis'te yaptığı konuşmada muhalefeti eleştirirken "siz ne derseniz deyin bu kervan yürüyor" dedi.
bu, "it ürür, kervan yürür"e atıftı.
kervan yürüdü, ama gerçekten "it" de ürüdü.
* * *
bu konuşmadan 2 gün sonra danıştay'a gitti başbakan.
başkan sumru çörtoğlu'nun konuşmasını dinledi.
"danıştay'ın kimi kararlarına karşı duyulan memnuniyetsizlik eleştiri sınırlarını aşmış, karara katılan üyelerin bilgi ve fotoğraflarına yer verilerek hedef göstermeye dönüşmüştür" cümlesini işitti.
çıkışta şu açıklamayı yaptı:
"bu açıklamaları hep dinliyoruz. bugün bir yenisini yine dinledik. birbirinden farklı şeyler değil. ülkenin yarınlarını bu açıklamalarla değerlendirecek değiliz."
oysa değerlendirse, ülkenin yarınlarını değiştirebilirdi.
çünkü çörtoğlu'nun neredeyse haber verdiği saldırıya sadece 6 gün kalmıştı.
* * *
işin kötüsü, saldırıdan sonra da krizi çok kötü yönetti başbakan...
"üzüntü duydum, olay kısa zamanda çözülecek" gibi birkaç beylik cümleyle tepki verdi.
sonra da ankara'yı bu halde bırakıp antalya'ya partisinin kavşak açılış şölenine gitti.
kaynayan kazanda "katil hükümet" sloganlarını göğüslemeyi, bakanlarına bıraktı.
* * *
erdoğan saldırı öncesi ve sonrası böyle tavır almışken, olaya "provokasyon" deyip çıkamayız.
"iyi de bu provokasyona kim zemin hazırladı? kim provokatörün ekmeğine yağ sürdü? provokasyonu eylemden sonra kim sürdürdü?" diye sorarlar adama...
bence danıştay saldırısı hükümet için sonun başlangıcı oldu.
ve kadere bakın ki, "minareler süngümüz / müminler askerimiz" şiirinden mahkûm olan başbakan, kendine "allah'ın askeri" diyen birinin eylemiyle vuruldu.


İslamı ve gercekten inanları asla suçlamam. Ama İslamı kendı çıkarı için kullanıp, yozlastıranların hep karşısındayım, bu güzel dinin savaş ve terörle anılmasına izin vermeyeceğim ve asıl anlamadığım ALEVİLER zaten hoşgöru ve kardeşliği benımsemiş ınsanlardır. en hoşgörusuzler sizin içinizdeki yobazlardır neden biz yerine onlara İslamı anlatmıyorsunuzki..

islamic_manifesto
23.11.2006, 23:01
ihtimal dahilindeyse neden "katil erdoğan" sloganı atıldı cenazede?..
"beyni yıkanmış kitleler oyuna geldi"ğinden mi?

EVET..Çok basit bir yöntem ama sürekli işe yarıyor..
Tarih bu olayın kopyaları ile dolu..
Menemende ne olduğu belli olmayan bir olay ve akabinde SERBEST fıkranın kapısına kilit vurma..İrtica hortladı diye millete olmadık işler yapma..
Hatırladın mı..HARİRİ cinayetini..SURİYE yaptı dediler ABD baskısı SONRA suriye askeri LÜBNANDAN TERK..Peki sonra..İsrail askeri LÜBNAN da..
Parçaları birleştirmek kafi..
Bazıları milleti güdmeye alışmış..Onların işine alevileri sünnilere karşı bir KOZ olarak kullanmak geldiği MÜDDETÇE bu olayların sonu gelmez..
Yarın başka provakasyonlar ortaya çıkacakdır emin ol..
erdoğan saldırı öncesi ve sonrası böyle tavır almışken, olaya "provokasyon" deyip çıkamayız.
"iyi de bu provokasyona kim zemin hazırladı? kim provokatörün ekmeğine yağ sürdü?
Zaten PROVAKASYON eylemleri her zaman yapılmaz..
Uygun zemin ve şartlar gerekir.
TIPKI SİVASDA AZİZ NESİNİN Bulunması gibi bir fırsat..Ve halkı kışkırt..Dine Kur'ana sövüyor de..Gerisine karışma..Bu hep olmuşdur..İnşallah birdaha olmaz.

Keşke aradaki TAİFE-İ ZINDIKA ve MÜNAFIKLARI görebilsek...
Ama bunun için vakit henüz erken..

ThassosIsland
23.11.2006, 23:18
sen haklısın hem bu pravakatörler ya vallahi işe bak ya.
ee siz neyi kabulleneceksiniz.
herseyi provakotörler yapıyor sizde bunlara uyup bir anda 20.000 kişi oluyorsunuz meydanda yanan ALEVİLER oluyor.
bırakında biraz isyan edelim, ağıt yakalım, yahu bırakında birazda biz acımızı konuşalım..
hiçbir pravakosyon 20.000 kişiyi meydana toplayamaz. ve gerçekten inancı olan insan insan öldürmenın suç olduğunu bilir. yapmaz. Allah u Ekber diyerek yakılan siz değil bizdik. Ve yüzyıllardır dunyaya hoşgörü penceresinden bakan bizler hem sizler tarafından "diğerleri" olarka görüldük yakıldık yıkıldık bırakında biraz isyan edelimi acımızı dindilerim. Allah u Ekber diye bağırırken o 20.000 kişiden hiçbirimi duşunemedi yahu dinim İSLAM adam öldürmek günah, cennet kapısının kapanma nedeni diyemedımı. bu otelde kaç masum ınsan var diyemedımı. Konu filistin olunca kardeşlerimiz ölüyor diye çığlık atanlar neden Aleviler yanınca sus pus oldular. bende diyorumki sana işte bu yüzden dön kendi safından olan insanlara İslam daki barısı dini kardeşliği anlat. biz kımseye hoşgörusuz olmadık, kımseyı elimize ateş alıp yakmadık. o yüzden insanlık dersini almak gibi bir niyetımız yok. Dunya ortalama 60 sene ve geçici bir dövmeyiz şeklinimizi çizdi tanrı vakti gelince kazma kürekle gömuleceğiz. o zaman defterler dürülür o zaman dünyada bir anlık galüyan uğruna yakılan canların hesabı sorulur. pravakotör yada baska birsey yanan bizdik, bırakta bunu biraz konuşalım, acımızı ağlayarak dindirelim. burda bile tahammülün yok buna hemen susuturmaya çalısıyorsun. burda bile benım ustumde baskı kurmaya çalısıyorsun..
Tekrar söylüyorum birileri provakatör olabilir. birileri de bu oyuna gelen taraf olabilir. ama o yanan kapalı kutunun içinde bizler vardık.
sonuç= yakıldık bu kadar.
Oyuna gelecek kadar cahil insanlar barındırıyorlarsa burda yanlıs birsey vardır. o yuzden fazla olan zekanı bize değil safında bulundugun insanlara harca..

İşcanbaba
23.11.2006, 23:18
Sn.ThassosIsland,
İsmin zor anımsanıyor ve yazılıyor keske daha sade birşey secseydin,
İlk önce Alevi genci gibi ol büyüklerine saygılı davran,o yazlada sana hakaret yok ,ne öyle "yahulu "vs.yazılar,kahve agzı ile yazma burasısaygın bir forum,seviye düşürmemeye dikkat edelim.edebede ;
Alıntı yaptığım yazında o kadar çok maddi hatalar varki,sna nerden aldın sen bu düşünceleri kaynağın nedir? diye soruyorum,
Hangileri dersen yazının içine Kırmızı renkle yazacağım,

kımse mudahale etmeyecekmi
alevv hanım aynı fikirdesınız diye su arkadasla hala bana hakaretlerını görmezdenmı geleceksınız..
asıl sen ne dıyorsun be adam
Hz Ali kım soylesene bana
Hz ali nin alevi kültüründe olmadıgını idda et birde bana yahu sen baan pir sultanda Allah ınancını görmedıgını soyledın satırlar yazdım bir cevap bile veremedın. senın ışın gücün çamur atmak.
Ali nin Küğltürümüzde değil,inancımızda da yeri vardır,
sen muharrem orucudunu tutuyormusun yahu ne için tutuyorsun pekı.
tutmuyormusun yahu alevilerin yuzde 90 ı tutuyor.
yahu be adam pek sevgılı saygılı adam sen hiç cem evine gittinmi.
neden her köşede Allah ın Muhammed in Alının adı var be adam.
metaryalıst fikirlere dalıp fılozof takılan adam.
Aleviliği kendı zevkıne göre kılıfına uydurma be adam.
O insanı tanımıyorsun,yöresinde Aleviliğin yaşaması ,Asimile olmöaması için bu yaşında çalışan aktif bir can,bir derviş,o tatlı su ALEVİLİĞİ yapmıyor,
İslamda senın gibi dusunenler yuzunden yanlıs yorumlanıyor zaten.İlam ortada bizi pek ilgilendirmiyor,Biz alevyiz bunu unutma can.
yobaz kendı zevklerıne göre dini çekıyor kırk akıllı cıkamıyor işin içinden..

alevilik islam peygamberinin benden sonra ali gelir o benim damadım ve allahın arslanıdır lafı üzerine muhammedin ölümünden sonra halife olarak aliyi görmek isteyenlere denmiştir. Böyle bir söylenti vardır,ançak söylencedir.alevi demek alinin yanıda olan demektir. mesela musevi nasıl ki musanın zümresine deniyorsa öyle.Ne alaka, Musevilik ,bir din,sana göre Alevilik,İslam içinde bir mezhep yanlış bir örnek,Alevilik din değilse bu örnek yanlıştır. zaman içerisinde ancak ebubekir, ömer ve osmandan sonra halife olabilen ali bu halifeliğini de peygamberin en son ve en genç karısı ayşe ile cemel adı verilen savaşta alabilmiştir.Burada sen hiç tarih okumadınmı diyeceğim, Osman öldükten sonra,Hz.Ali halife seçildi, Ayşe,Talha ve Zübeyr bu Halifeliğe karşı çıkmak için,Osmanın katillerini bahane ederek,Basra taraflrında ayaklandılar, ve Ayşe taraftarları yenil,Talha ve Zübeyr öldü, Yani Hz.Ali halife oldukdan sonra bu savaş cıktı. çünkü ayşe muaviyenin halife olmasını istemektedir. müslümanlar kutuplaşmaya başlarlar. peygamberin hanımı doğruyu bilir diyenler ve alinin hakkı yendi peygamberin vasiyetidir diyenler olarak. aralarında savaş çıkar.Yani bu savaş,İktidar için çıktı, ali peygamberin hanımının öldürülmemesi için ayşenin bindiği devenin ayaklarını kırdırır ve kendi adamlarının başına da kırmızı başlıklar taktırır kimin kimden olduğu anlaşılsın diye ve o günden sonra ali yandaşlarının adı kızılbaş olarak kalır.Nerden buldun bu Kızılbaşlığın oran geldiğini,sana kim anlattı bunu, Hadi Uhut savaşında bir olay anlatılırda, bunu ilk kez duydum,Cahilliğime ver,Kaynağını bir yaz. ali savaşı kazanıp halife olduktan sonra Ali zaten halife idi can,bilip bilmeden her konuya dalmayn,birgün camide muaviyenin adamları tarafından öldürülür.1-Ali yi öldürenler muaviyenin adamları değil,Sıffın savaşından sonra HARİCİLER diye anılan grubun bir üyesi,Hz.ali yi öldiren,Camiye giderken değil,evinden cıkınca yaralar,ve 2-3 gün sonra ölür, bu bilgileri nerden öğrendiniz hayretler içindeyim pes. ve o günden sonra aleviler camiye gitmez.Niye Hz.Hasan,Hüseyin Camiye gitmedimi ki Aleviler gitmesin,Bugün şii/şia olan Ali taraftarları camiye gitmiyormu,? zaman içerisinde de muaviye güçlendiği, yezid de kerbela da alinin çocukları hasan ve hüseyini öldürdüğü için Muaviye zaten güçlü bir ŞAM valisi idi can,Hz.Hasan 661 yılında karısı tarafından Muaviye tarafından zehirlenerek öldürülmüştü,Kerbelada Yezit tarafından değil.ibadetlerini gizlerler ve hala alevi ibadetleri gizlenir. semah hem bir ibadet hemde dini bir törendir.Yine hayretler içindeyim, oysa Klasik Alevi öğretisie göre Aleviler Peygamberin Miraç dönüşünden bu yana gizli ibadet ettikleri yani,gece ibadet ettikleri söylenir, sen bu kuramı bile solladın ayrıca alevilerin camiye gitmemesi hıristiyanların isanın öldürüldüğü haçı sembol olarak boyunlarında taşımalarından çok daha akıllıcadır. şekil olarak sünnilerden bir farkları olmadığı haldeBu ne saçmalık can kendine gel,Nasıl Alevilerin ibadeti ŞEKİL OLARAK SÜNNİLERDEN farklı olamaz,sen başkasına CEM e gittin mi diye soruyorsun,kendin bizim ibadetimizi sünnilerle aynı görüyorsun,ne söylediğinin farkındamısın,Sünnilerde DEDE varmı,12 HİZMET varmı,Namaz kılarken KKURBANM MI keserler,KADIN ERKEK yanyana ibadetmi eder, SAZ mı çalarla,DEYİŞ,DUAZİAMA MI söylerler, nasıl aynı olur,sen ne diyorsun, Sen ALEVİMİSİN diye sormakdan kendimi alamadım. ibadetlerini gizli yapmaları nedeniyle haklarında çeşitli hurafeler uydurulur ve bunlardan biri de mum söndü olayıdır. alevilerin aile içi cinsel ilişkide bulundukları toplantılar düzenledikleri uydurulur. yıpratmaya yönelik bu uydurma çoğu kişi tarafından sorgulanmadan kabul edilir.Çoğu kişi den maksat sanırım sünniler demek istedin dimi oysa alevi inancı kısa öz ve nettir. eline diline beline sahip olacaksın. ve bu şartlar esasında tüm dinlerin en net kurallarıdır. alevilikte tarihten gelen gizli ibadet etme zorunluğu ve soyunu sürdürme asimile olmama kaygısı nedeni ile mümkün olduğunca alevi cemaati içerisinden evlenmeler görülür.Bu tip evlenmeler her toplumda olur,sünnilerde de vardır,Amca ve teyze ve hala ve dayı cocuklarının evlenmesi bu ALEVİLERE özgü bir şey değildir, amma aleviler daha çok özen gösterir,kenti toplumunun dışından kız almamaya ve kız vermemeye çünkü DÜŞKÜN lük nedenidir. dayı hala teyze çocukları evlenebilmektedir. ayrıca bu şart bir zorunluluk olmamakla birlikte bir gerekliliktir. çünkü sünni bir aileden alınan kız ya da erkekle er geç bir anlaşmazlık en azından çocuğun nasıl bir inanışla yetiştirileceği gibi bir kaygı doğar. camiye yoksa cemevine mi gidilecektir. tüm bunların yanında aleviler müthiş özgürlükçü bir yapıya sahiptirler. belli bir yaşa gelmiş erkek çocuklardan isteyenler aleviliği öğrenmek üzere dede denen din adamlarının yanında ders alabilir ve ancak ondan sonra alevilerin gizli ibadetlerine katılabilirler. Sizin Balkanlarda öylemidiri, bilmem ama,bildiğim tüm ALEVİ toplumlarında Balkanlar dahil,Alevi toplumunda yetişen kişi yaşayarak Aleviliği öğrenir,CEM lere girererk EDEP,ERKAN ı öğrenir,DEDELER ders vermez,ibadette İMAMlık yapar, topluma önderlik yapar,Hakimlik yapar va.dir.istemeyen erkek çocukları ise zorlanmazlar. ayrıca bir dededen eğitim almak alevi ibadetlerine katılmak zorunluluğu getirmez. sadece ibadetlere katılabilmek için bir anahtardır. ibadet günde beş vakit değildir. sünni ibadetlerinden farkı olup dualar da fark eder ama alevi toplumunun hakkettiği saygı nedeniyle ne ibadetleri ne de yaşamlarına ilişkin diğer unsurlara yönelik daha fazla ayrıntı vermek doğru olmayacaktır.
forumu bir gez ,gör ne ayrıntılar var,Aleviler artık dünden daha özgürdür,saklı ve gizli kalma dönemi bitmiştir,
Ve senin yazdıklarında da Alevilikle ilgili SIR denilecek bir şey yok ki sanıyorum sende o SIR da yok,
yahu be adam sen alevisin ama ama o evrensel barısı kardeslıgı savunan beynın daha farklı bir yorumu bile kabullenemeyıp hakarete cevırıyor.
alevilik nedir ya allah askına nedir. bana belgelerle anlatsana kendı ateist fikirlerıne uydurdugun aleviliği değil 1000 yılllardır yasanan Aleviliği bi anlatsana.

senı buyuk görüp senden özür dilediğim için kendımden özür diliyorum. büyüklüğünü gördugum zaman özürü tekrar dileyeceğim..

Seni daha saygılı olmaya davet ediyorum can,yaşının gerekdiği gibi ol,
Hünkar "İNCİNSENDE İNCİTME" demiş,başkasına saygısızlık ederken,saygılı ol demeye hakkın yok,
- yetiş ya muhammed yetiş ya ali.
Dostca Kal

onurcan
23.11.2006, 23:33
Hic kimse inanc bazinda, kadin ve erkegin esit kosullarini alevi inancindaki kadinin yerini ve erkekle esit oldugu konumu kadar net bir sekilde diger inanclarda gösteremez..

Islam olsun Hiristiyan olsun,dört kitapli dinlerinin inanc ve ibadet sistemlerinde kadin eksiktir. Sucu da Adem ve Havva'nin yaradilisindaki hikaye ile iliskilidir.

Bastan eksik yaradilmistir. Adem'in kaburga kemiginden yaradilmistir. Bu yalan yahudilikle baslamis ve aynen diger kitapli dinlerde de devam ettirilmistir. Her ne kadar ufak degisiklikler olmussada, bu yeterli degildir.

Ne Hiristiyanlar, ne Yahudiler, nede Müslümanlar, bir konuda biterler, o konuda da "kadin" konusudur...

Bugün,

Neden bir kadin papaz cikaramadiklarin cevabini hic bir Hiristiyan din adami cevaplayamamaktadir. Bu sorunun cevabini veremeyip basini yere egmektedirler..Dinler arasi diyalog toplantilarinda cevapsiz kalan sorudur..

Ayni soru Müslümanlar icinde gecerlidir.Bir tane kadin imam gösteremezler.Bir tane Ezan okuyan kadin gösteremezler..

Bunlarin sebepleri nelerdir?

Bu soruyu sorun kendinize ve cevabini arastirin..Cünkü kadinin nagmeli sesi fitnedir, fesattir.

Iste islam da kadina bakis budur...

Önce bu durumu bir düzeltsinler, kadinda ezan okusun, Imam olsun...Ibadetdeki esitligi saglasinlar..

Bunu saglayamiyorlarsa, alevilige dil uzatmasinlar, o diller lal olur konusamaz olur...

ThassosIsland
23.11.2006, 23:51
sayın İşcanbaba
"Ali nin Kültürümüzde değil,inancımızda da yeri vardır,"
bende bunu dedim zaten ama yazı uzun her ayrıntıya takılamıyorsun..

"O insanı tanımıyorsun,yöresinde Aleviliğin yaşaması ,Asimile olmöaması için bu yaşında çalışan aktif bir can,bir derviş,o tatlı su ALEVİLİĞİ yapmıyor,"
ben bunu bilmem bana hakaret etti beni tanımadan benım hakkımda kesim hukumler verdi. bu konuyu tartısmıyorum..

".İslam ortada bizi pek ilgilendirmiyor,Biz alevyiz bunu unutma can."
ama ben Aleviliği İslamın farklı yorumlanışı olarak göruyorum olay bundna ibaret. ve ben bunu süreklı savunacağım. sürekli yenı kaynaklar bulacağım..

"Ne alaka, Musevilik ,bir din,sana göre Alevilik,İslam içinde bir mezhep yanlış bir örnek,Alevilik din değilse bu örnek yanlıştır."
değil hanifilik Abu Hanifeden Şafilik ebi şafi den Alevilik İmam Hz Ali den gelmiştir.

"Burada sen hiç tarih okumadınmı diyeceğim, Osman öldükten sonra,Hz.Ali halife seçildi, Ayşe,Talha ve Zübeyr bu Halifeliğe karşı çıkmak için,Osmanın katillerini bahane ederek,Basra taraflrında ayaklandılar, ve Ayşe taraftarları yenil,Talha ve Zübeyr öldü, Yani Hz.Ali halife oldukdan sonra bu savaş cıktı."

tam olarak Hz Ali nın halife görülmesi bu savastan sonradır. Tamam Hz Ali halife secılmıstır ama tüm İslam alemine kabul ettirelemiştir bu savas bitene kadar.

"Yine hayretler içindeyim, oysa Klasik Alevi öğretisie göre Aleviler Peygamberin Miraç dönüşünden bu yana gizli ibadet ettikleri yani,gece ibadet ettikleri söylenir, sen bu kuramı bile solladın"
Şimdi işcanbaba kardes burda senınle biraz ters duseceğiz malsefki biz komınıst rejımle yönetiliyorduk ve bircok alevi dedisi sürülmüş cem evleri ve bektaşi tekkeleri kapatılmıstı. o yüzden biz gizli yapıyorduk. mesela bir cok kişi arnavut alevilerin varlıgından bile habersizdi birkac yıl önceye kadar demokrasi gelıp kendımızı ifade özgürlüğünü bulana kadar. çok gizli kaldık.

"Bu ne saçmalık can kendine gel,Nasıl Alevilerin ibadeti ŞEKİL OLARAK SÜNNİLERDEN farklı olamaz,sen başkasına CEM e gittin mi diye soruyorsun,kendin bizim ibadetimizi sünnilerle aynı görüyorsun,ne söylediğinin farkındamısın,Sünnilerde DEDE varmı,12 HİZMET varmı,Namaz kılarken KKURBANM MI keserler,KADIN ERKEK yanyana ibadetmi eder, SAZ mı çalarla,DEYİŞ,DUAZİAMA MI söylerler, nasıl aynı olur,sen ne diyorsun, Sen ALEVİMİSİN diye sormakdan kendimi alamadım."
demek istediğimi anlamadığın için böyle diyorsun ben şekılcılıgı elestirirken bak şekıl ıcın boyuna hac takmak ve sekıl için camiye gidip aynı sekılde ibadet edenleri elestiriyorum. şekil olarak sunnılerden bir farkları yok dedıklerım Aleviler değil hac takan hristiyanlar. ve bunu ibadet saymaları. yanlıs anlasılmıs birazda benım hatam eksik cümle.

"Bu tip evlenmeler her toplumda olur,sünnilerde de vardır,Amca ve teyze ve hala ve dayı cocuklarının evlenmesi bu ALEVİLERE özgü bir şey değildir, amma aleviler daha çok özen gösterir,kenti toplumunun dışından kız almamaya ve kız vermemeye çünkü DÜŞKÜN lük nedenidir."

bende aynısını dedim zaten o yüzden burda kendime bir eleştiri görmuyorum..

"Sizin Balkanlarda öylemidiri, bilmem ama,bildiğim tüm ALEVİ toplumlarında Balkanlar dahil,Alevi toplumunda yetişen kişi yaşayarak Aleviliği öğrenir,CEM lere girererk EDEP,ERKAN ı öğrenir,DEDELER ders vermez,ibadette İMAMlık yapar, topluma önderlik yapar,Hakimlik yapar va.dir."

bizde Cem evine gitmek için önce bazı konularda bilgili olman lazımdır. ve daha kucukken her ailenın dedesi evleri zıyaret edip dualar eder ve Alevilik hakkında bilgi verir. Usul erkan öğrenir. sonra cem evinde ibadet eder. bilgi alış verişine devam eder.

"forumu bir gez ,gör ne ayrıntılar var,Aleviler artık dünden daha özgürdür,saklı ve gizli kalma dönemi bitmiştir,
Ve senin yazdıklarında da Alevilikle ilgili SIR denilecek bir şey yok ki sanıyorum sende o SIR da yok,"

Dediğim gibi biz özgürlüğe kavvusalı yenı yenı cem evleri ve bektaşı tekkelerini insa etmeye baslayalı daha bir kaç yıl oluyor. daha yeni yeni taş üstüne taş koymaya başladık.. virane olmus ibadethanelerimizi yenıden düzenleyelı çok olmadı daha. Ama dunyanın en büyük hacı bektaş veli heykeli yapıp diktik.

"Seni daha saygılı olmaya davet ediyorum can,yaşının gerekdiği gibi ol,
Hünkar "İNCİNSENDE İNCİTME" demiş,başkasına saygısızlık ederken,saygılı ol demeye hakkın yok"

Bende sizden büyük birini nasıl bir kardeşine davranması gerekiyorsa o şekılde bir davranıs beklıyorum.. ben eğer o abimin yazdıklarında bana karşı bir aşağılama görmeseydım. saygımı yitirmezdim.. bunu sizinle özel mesajda tartısmak ısterım bugun yeterınce sıkıldım.. bu konudan.

Alina
24.11.2006, 00:51
sevgili onurcan abim gelmiş.

yazdıklarına katılıyorum.Günlerdir aleviler içerisinde kadın ve erkek ayırımı olmadığını kadının sosyal hayatta olduğu kadar ibadetlerimizde erkeklerle elele
kolkola olduğunu söylüyoruz

çünkü bizde ahmet mehmet fatma hayriye yoktur.hepimiz CAN adını alırız.

alevileri karalamaya çalışanlar sesleniyorum bizi bilen gelsin

İşcanbaba
24.11.2006, 15:28
Sevgili Can
Yazını okudum ,ançak bazı şeyleri kabullenmekde,zorlanıyorsun
Yine sohbete devam edelim, senin yazını içinde farklı renkde yazacağım.sayın İşcanbaba
"Ali nin Kültürümüzde değil,inancımızda da yeri vardır,"
bende bunu dedim zaten ama yazı uzun her ayrıntıya takılamıyorsun..

"O insanı tanımıyorsun,yöresinde Aleviliğin yaşaması ,Asimile olmöaması için bu yaşında çalışan aktif bir can,bir derviş,o tatlı su ALEVİLİĞİ yapmıyor,"
ben bunu bilmem bana hakaret etti beni tanımadan benım hakkımda kesim hukumler verdi. bu konuyu tartısmıyorum..
Hakaret içeren söz yok orada ,amma buna takılmamak lazım ,neyse
".İslam ortada bizi pek ilgilendirmiyor,Biz alevyiz bunu unutma can."
ama ben Aleviliği İslamın farklı yorumlanışı olarak göruyorum olay bundna ibaret. ve ben bunu süreklı savunacağım. sürekli yenı kaynaklar bulacağım..
Can,İslamın farklı yorum yoktur, özellikle alevilikle bağı çok zayıfdır,Eski kaynaklarını yaz nasıl bir yrum bizlerde bilelim.
"Ne alaka, Musevilik ,bir din,sana göre Alevilik,İslam içinde bir mezhep yanlış bir örnek,Alevilik din değilse bu örnek yanlıştır."
değil hanifilik Abu Hanifeden Şafilik ebi şafi den Alevilik İmam Hz Ali den gelmiştir.
Can,Bak verdiğin örenekler,Mezhep liderleri,ve onlar,İslamın kuruluşundan 100-150 yıl sonra yeni oluşan sorunlar için,İçtihat olu ile,İslama göre olayları değerlendirmeye çalışmışlardır,
Oysa Hz.Ali,İslamın kurucularındandır, o bizzat yaşayandır,yani o İçtihatcı değil,icracı idi,ve o Mezhep sahiplerinin,Mezhepleeri ile ilgili,Fıkıh,Kelam,Sünnet yorumları ve kitapları vardır,Ali nin böyle bir kitabı ve. varmıdır.
Mesela;Köpeğe dokununca,Alevilerde abdest bozulurmu,yani İslam şeriatına göre bizim uygulamalarımız varmı Can.

"Burada sen hiç tarih okumadınmı diyeceğim, Osman öldükten sonra,Hz.Ali halife seçildi, Ayşe,Talha ve Zübeyr bu Halifeliğe karşı çıkmak için,Osmanın katillerini bahane ederek,Basra taraflrında ayaklandılar, ve Ayşe taraftarları yenil,Talha ve Zübeyr öldü, Yani Hz.Ali halife oldukdan sonra bu savaş cıktı."

tam olarak Hz Ali nın halife görülmesi bu savastan sonradır. Tamam Hz Ali halife secılmıstır ama tüm İslam alemine kabul ettirelemiştir bu savas bitene kadar.
Yine eksik bilgi can,Hz.Ali nin halifeliği İslam dünyasında tam olarak kabul edilmedi,Muaviye şamda, biatsız,hükümdarlık sürdü,
Geirye kalanlar ise kabullendi,Kabullenmeyenlerden de,Aişe ve taraftarları ve Hariciler ile Kılıç zoru ile kabullendiler.
"Yine hayretler içindeyim, oysa Klasik Alevi öğretisie göre Aleviler Peygamberin Miraç dönüşünden bu yana gizli ibadet ettikleri yani,gece ibadet ettikleri söylenir, sen bu kuramı bile solladın"
Şimdi işcanbaba kardes burda senınle biraz ters duseceğiz malsefki biz komınıst rejımle yönetiliyorduk ve bircok alevi dedisi sürülmüş cem evleri ve bektaşi tekkeleri kapatılmıstı. o yüzden biz gizli yapıyorduk. mesela bir cok kişi arnavut alevilerin varlıgından bile habersizdi birkac yıl önceye kadar demokrasi gelıp kendımızı ifade özgürlüğünü bulana kadar. çok gizli kaldık.
Can,Bak işte burası can alıcı nokta,kendinde açıkladığın gibi,
Sizler bilgi birikimi vs. bilgilerden yoksundunuz,ve duyduklarınızın doğruluğu ise kuşkulu, ve sen burada bilgilerinin doğruluğu konusunda ahkam kesiyorsun,
Okumayı ve bilgilenmeye çalış, bu tip polemikli konulara girme,
Ters düşeceğimiz bir konu yok, yani senin bilgin kulakdan dolma ve tarihi ise tam bilmiyorsun.
Önce bilgi sahibi olmaya,sonrada fikir yürütmeye çalış.
"Bu ne saçmalık can kendine gel,Nasıl Alevilerin ibadeti ŞEKİL OLARAK SÜNNİLERDEN farklı olamaz,sen başkasına CEM e gittin mi diye soruyorsun,kendin bizim ibadetimizi sünnilerle aynı görüyorsun,ne söylediğinin farkındamısın,Sünnilerde DEDE varmı,12 HİZMET varmı,Namaz kılarken KKURBANM MI keserler,KADIN ERKEK yanyana ibadetmi eder, SAZ mı çalarla,DEYİŞ,DUAZİAMA MI söylerler, nasıl aynı olur,sen ne diyorsun, Sen ALEVİMİSİN diye sormakdan kendimi alamadım."
demek istediğimi anlamadığın için böyle diyorsun ben şekılcılıgı elestirirken bak şekıl ıcın boyuna hac takmak ve sekıl için camiye gidip aynı sekılde ibadet edenleri elestiriyorum. şekil olarak sunnılerden bir farkları yok dedıklerım Aleviler değil hac takan hristiyanlar. ve bunu ibadet saymaları. yanlıs anlasılmıs birazda benım hatam eksik cümle.
Yok can böyel bir söylem oyle böylesi yok,Sünnilerle,ortak hiç bir yanımız yok,şöyle,böyle demeninde anlamı yok.
"Bu tip evlenmeler her toplumda olur,sünnilerde de vardır,Amca ve teyze ve hala ve dayı cocuklarının evlenmesi bu ALEVİLERE özgü bir şey değildir, amma aleviler daha çok özen gösterir,kenti toplumunun dışından kız almamaya ve kız vermemeye çünkü DÜŞKÜN lük nedenidir."

bende aynısını dedim zaten o yüzden burda kendime bir eleştiri görmuyorum..

"Sizin Balkanlarda öylemidiri, bilmem ama,bildiğim tüm ALEVİ toplumlarında Balkanlar dahil,Alevi toplumunda yetişen kişi yaşayarak Aleviliği öğrenir,CEM lere girererk EDEP,ERKAN ı öğrenir,DEDELER ders vermez,ibadette İMAMlık yapar, topluma önderlik yapar,Hakimlik yapar va.dir."

bizde Cem evine gitmek için önce bazı konularda bilgili olman lazımdır. ve daha kucukken her ailenın dedesi evleri zıyaret edip dualar eder ve Alevilik hakkında bilgi verir. Usul erkan öğrenir. sonra cem evinde ibadet eder. bilgi alış verişine devam eder.
Seni anlıyorum,Sürenek diyelim,Balkanlarda Farklı olabilir,
"forumu bir gez ,gör ne ayrıntılar var,Aleviler artık dünden daha özgürdür,saklı ve gizli kalma dönemi bitmiştir,
Ve senin yazdıklarında da Alevilikle ilgili SIR denilecek bir şey yok ki sanıyorum sende o SIR da yok,"

Dediğim gibi biz özgürlüğe kavvusalı yenı yenı cem evleri ve bektaşı tekkelerini insa etmeye baslayalı daha bir kaç yıl oluyor. daha yeni yeni taş üstüne taş koymaya başladık.. virane olmus ibadethanelerimizi yenıden düzenleyelı çok olmadı daha. Ama dunyanın en büyük hacı bektaş veli heykeli yapıp diktik.
Sevgili Can,
Bak ne güzel sosyal durumunuza igili ayrıntıyı veriyorsun, o nedenle birçok konularda eksik olman doğal, bunu içinde bence bu tip tartışmalara dalma,bilgi birikimi sağla,burada değerli abilerimiz, bacılarımız var,
Sizin oralarda,Alevi ezberi unutulmuştur, ve sizin için ellerini ovuşturan bir sürü Irkcı,şeriatcı sinsiler başınıza toplanacaktır, dikkatli olun diyeceğim,can
"Seni daha saygılı olmaya davet ediyorum can,yaşının gerekdiği gibi ol,
Hünkar "İNCİNSENDE İNCİTME" demiş,başkasına saygısızlık ederken,saygılı ol demeye hakkın yok"

Bende sizden büyük birini nasıl bir kardeşine davranması gerekiyorsa o şekılde bir davranıs beklıyorum.. ben eğer o abimin yazdıklarında bana karşı bir aşağılama görmeseydım. saygımı yitirmezdim.. bunu sizinle özel mesajda tartısmak ısterım bugun yeterınce sıkıldım.. bu konudan.
Can yine de sen İNCİTME.

Türkan
24.11.2006, 17:16
Başbakan ve Nimet Çubukçu ve Diyanet işleri başkanı Bardakoğlu aile içi şiddete karşı çıkan bir filmde oynayacaklar.[/COLOR]
oynamasınlar, içlerinden geldiği gibi davransınlar yeter aile içi şiddetin ülkemizdeki boyutunu gözler önüne sermek için , adı geçenlerin kadına bakışını göstermek için, şiddet gören kadınlara ne kadar sahip çıktıklarını , bu konudan sorumlu bak(may)an hanımın neler yaptığını göstermek için ....

Tartışmanın fazlasıyla rayından çıktığını gördüm .

Öncelikle , Eyvallah sürekli bizler için görüşleri önem teşkil etmeyen insanların söylemlerini kopy past etmekten vazgeçmelisin arkadaşım . Bir iki derken tüm mesajlarin bu gibi alıntılarla yüklü olmaya başladı , buna bir son vermelisin , bunlar reklam kokan hareketler :D

islamic efendi ise hep kaçak dövüşüyor, sorulan sorulara yanıt yok , soru sormada ise maşşalah ona rakip yok .....

Burda tartışılan islamın ve aleviliğin kadına bakışındaki farklılık. Lütfen bu farkı görmezden gelmeyelim . Kabul edin arkadaşlar . Bu açık ve net ortada olan bir durum. Bunu kabul etmek yerine konuyu saptırmak kimseye bir şey kazandırmaz. Daldan dala atlıyorsunuz Suriye , lübnan ...vs konu bunlar değil beyler.... Konu ; islamın ve aleviliğin kadına bakışındaki fark . Lütfen konu eksenine dönelim. Burda reklam yapmayalım, propaganda yapmayalım.

Son olarak , Sivas Katliamı bizler için yaradır... Bu konuda konuşanlardan daha da dikkat rica edicem ki bu topik hiç mi hiç yeri değildir. Lütfen o konuda görüş bildirmeyelim bu topikde.

Saygılar.

EYVALLAH
24.11.2006, 20:42
islamiyet o kadar kendini ısbatlarki şüphe bırakmaz göz önünde;

BİR KISIM GENÇLER tarafından, şimdiki aldatıcı ve cazibedar lehviyat ve hevesatın hücumları karşısında, "Âhiretimizi ne suretle kurtaracağız?" diye, Risale-i Nur'dan medet istediler. Ben de Risale-i Nur'un şahs-ı mânevîsi namına onlara dedim ki:

Kabir var; hiç kimse inkâr edemez. Herkes, ister istemez oraya girecek. Ve oraya girmek için de üç tarzda, üç yoldan başka yol yok.

Birinci yol: O kabir, ehl-i iman için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır.

İkinci yol: Âhireti tasdik eden, fakat sefahet ve dalâlette gidenlere, bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrit içinde bir haps-i münferit, yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördüğü ve itikad ettiği; ve inandığı gibi hareket etmediği için, öyle muamele görecek.

Üçüncü yol: Âhirete inanmayan ehl-i inkâr ve dalâlet için, bir idam-ı ebedî kapısı, yani hem kendisini, hem bütün sevdiklerini idam edecek bir darağacıdır. Öyle bildiği için, cezası olarak aynını görecek.

Bu iki şık bedihîdir; delil istemiyor, gözle görünür. Madem ecel gizlidir; her vakit ölüm, başını kesmek için gelebiliyor ve genç, ihtiyar farkı yoktur. Elbette, daima gözü önünde öyle büyük, dehşetli bir mesele karşısında biçare insan, o idam-ı ebedî, o dipsiz, nihayetsiz haps-i münferitten kurtulmak çaresini aramak ve kabir kapısını bir âlem-i bâkîye, bir saadet-i ebediyeye ve âlem-i nura açılan bir kapıya kendi hakkında çevirmek hadisesi, o insanın dünya kadar büyük bir meselesidir.

Bu kat'î hakikat, bu üç yol ile bulunduğunda ve bu üç yolun da mezkûr üç hakikat ile olacağını ihbar eden yüz yirmi dört bin muhbir-i sadık, ellerinde nişane-i tasdik olan mucizeler bulunan enbiyalar; ve o enbiyaların haber verdikleri aynı haberleri keşif ve zevk ve şuhud ile tasdik eden ve imza basan yüz yirmi dört milyon evliyanın aynı hakikate şehadetleri; ve had ve hesaba gelmeyen muhakkiklerin, kat'î delilleriyle, o enbiya ve evliyanın verdikleri aynı haberleri aklen, ilmelyakin derecesindeHAŞİYE ispat ettikleri ve yüzde doksan dokuz ihtimal-i kat'î ile, "İdam ve zindan-ı ebedîden kurtulmak ve o yolu saadet-i ebediyeye çevirmek, yalnız iman ve itaat iledir" diye, ittifakan haber veriyorlar.

Acaba yüzde bir ihtimal-i helâket bulunan bir tehlike yolunda gitmemek için birtek muhbirin sözü nazara alınsa ve onun sözünü dinlemeyip o yolda giden adamın, endişe-i helâketten gelen elem-i mânevî onun yemek iştahını kaçırdığı halde; böyle yüz binler sadık ve musaddak muhbirlerin, yüzde yüz ihtimalle, dalâlet ve sefahet, göz önündeki kabir darağacına ve ebedî haps-i münferidine kat'î sebep olduğunu ve "İman, ubudiyet, yüzde yüz ihtimalle o darağacını kaldırıp, o haps-i münferidi kapatıp, şu göz önündeki kabri bir hazine-i ebediyeye, bir saray-ı saadete açılan bir kapıya çeviriyor" diye ihbar eden ve emarelerini ve âsarlarını gösterdikleri halde, bu acip ve garip ve dehşetli ve azametli mesele karşısında bulunan biçare insan ve bahusus Müslüman, eğer iman ve ubudiyeti olmazsa, bütün dünya saltanatı ve lezzeti birtek insana verilse, acaba o göz önündeki her vakit oraya çağırılmasına nöbetini bekleyen bir insana verdiği o endişeden gelen elîm elemi kaldırabilir mi? Sizden soruyorum.

Madem ihtiyarlık, hastalık, musibet ve her tarafta vefiyatlar o dehşetli elemi deşiyorlar ve ihtar ediyorlar. Elbette o ehl-i dalâlet ve sefahet, yüz bin lezzeti ve zevki alsa da, yine o mânevî bir cehennem kalbinde yaşar ve yakar. Fakat pek kalın gaflet sersemliği muvakkaten hissettirmez.

Madem ehl-i iman ve taat, göz önünde gördüğü kabri bir hazine-i ebediyeye, bir saadet-i lâyezâlîye kendisi hakkında bir kapı olduğunu ve o ezelî mukadderat piyangosundan milyarlar altın ve elmasları kazandıracak bir bilet dahi iman vesikasıyla ona çıkmış; her vakit "Gel, biletini al" diye beklemesinden, derin, esaslı, hakikî lezzet ve zevk-i mânevî öyle bir lezzettir ki, eğer tecessüm etse ve o çekirdek bir ağaç olsa, o adama hususî bir cennet hükmüne geçtiği halde, o zevk ve lezzet-i azîmeyi terk edip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemlerle âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihâne ve heveskârâne, muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer.

candacan
24.11.2006, 20:54
kımse mudahale etmeyecekmi
alevv hanım aynı fikirdesınız diye su arkadasla hala bana hakaretlerını görmezdenmı geleceksınız..
asıl sen ne dıyorsun be adam
Hz Ali kım soylesene bana
Hz ali nin alevi kültüründe olmadıgını idda et birde bana yahu sen baan pir sultanda Allah ınancını görmedıgını soyledın satırlar yazdım bir cevap bile veremedın. senın ışın gücün çamur atmak.
sen muharrem orucudunu tutuyormusun yahu ne için tutuyorsun pekı.
tutmuyormusun yahu alevilerin yuzde 90 ı tutuyor.
yahu be adam pek sevgılı saygılı adam sen hiç cem evine gittinmi.
neden her köşede Allah ın Muhammed in Alının adı var be adam.
metaryalıst fikirlere dalıp fılozof takılan adam.
Aleviliği kendı zevkıne göre kılıfına uydurma be adam.
İslamda senın gibi dusunenler yuzunden yanlıs yorumlanıyor zaten.
yobaz kendı zevklerıne göre dini çekıyor kırk akıllı cıkamıyor işin içinden..
...
yahu be adam sen alevisin ama ama o evrensel barısı kardeslıgı savunan beynın daha farklı bir yorumu bile kabullenemeyıp hakarete cevırıyor.
alevilik nedir ya allah askına nedir. bana belgelerle anlatsana kendı ateist fikirlerıne uydurdugun aleviliği değil 1000 yılllardır yasanan Aleviliği bi anlatsana.

senı buyuk görüp senden özür dilediğim için kendımden özür diliyorum. büyüklüğünü gördugum zaman özürü tekrar dileyeceğim..

- yetiş ya muhammed yetiş ya ali.
Ne islama, ne de senin gibi müslümanlara "alevilik" anlatacak zamanım yok.
Ama cevabını alacaksın. Hem de (banlanma pahasına da olsa) hak ettiğin şekilde alacaksın.

EYVALLAH
24.11.2006, 23:09
Medeniyet, birden fazla bayan eş almayı kabul etmiyor; Kur'ân'ın o hükmünü, kendine muhalif-i hikmet ve insana iyiliğine zıt düşünür.
Evet, eğer evlilikteki hikmet, yalnız şehvet için olsa, birden fazla bayanla evlilik olmamalı. Halbuki, hattâ bütün hayvânların şahitliğiyle ve izdivac eden bitkilerin tasdikiyle sabittir ki, izdivacın hikmeti ve gayesi, üremektir. şehvet lezzeti ise, o vazifeyi gördürmek için rahmet tarafından verilen bir küçük ücretdir. Madem hikmeten, hakikaten, izdivaç nesil içindir, insanların bekası içindir. Elbette, bir senede yalnız bir defa doğuma kabul ve ayın yalnız yarısında gebe kalabilen ve elli senede cinsellikten düşen bir kadın, ekserî vakitte tâ yüz seneye kadar cinsellikten düşmeyen bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok genel evlerini kabul etmeye mecburdur.
Üçüncü esas: Muhakemesiz medeniyet, Kur'ân kadına üçtebir verdiği için âyeti4 tenkit eder. Halbuki, hayat-ı içtimaiyede ekser ahkâm ekseriyet itibarıyla olduğundan, ekseriyet itibarıyla bir kadın, kendini himaye edecek birisini bulur. Erkek ise, ona yük olacak ve nafakasını ona bırakacak birisiyle teşrik-i mesai etmeye mecbur olur. İşte, bu surette, bir kadın pederinden yarısını alsa, kocası noksaniyetini temin eder. Erkek pederinden iki parça alsa, bir parçasını evlilik ettiği kadının idaresine verecek; kızkardeşine eşit gelir. İşte adalet-i Kur'âniye böyle gereklilik eder, böyle hükmetmiştir

Pi®oZKaN
25.11.2006, 03:01
SevgiLi ArkadaşLar,MAdımak maraş,nurcular,BEdiüzzaman vs...ile yazacaksanız ilgili konulara dilediğiniz kadar yazabilirsiniz düşüncelerinizi,bu başlıkta kadın konu alınıyor ve Lütfen sorulmuş sorulara yanıt vereLim...EYVALLAH'a tepkinize de anlam veremedim.
Onun yazdıklarında Alevileri yakın yıkın gibi bir anlam mı var?
Sİz Risale-i nur u Said nursi'yi sevmeyebilirsiniz...AMa yazılanlara baksananıza.!!!Risaleden alınmış yazılar ya da baska yerlerden ne farkeder
mantığa aykırı değilse yeterLi değilLmi?
Ha dersiniz ki bak şu alıntı yaptıklarının şu kısmı hakkında şöyle böyle düşünüyorum deyin...Ama hiç yazıyı okumadan.
"AAAA said mi bak bak bak demek propagan da öylemi hı sizi gidi sizi nurcuLar sizi...Yakar yıkarsınız hı sizler var ya sizLer..."Adeta bu tavrı alıyorsunuz.
Peki alevv sana ne demeLi?
Said nursi'nin yazılarının oldugu her yerde onunla ilgili saçma sapan iddiaları alıntı mı yapacaksın?
Arkadaşlar o halde tartışma şöyle sürsün.MeseLa Y'nin yazmış oldugu yazılara da ben"aaaa bu düşünceye sahip olanları bilirim ben,bu sözlerin sahibi x tir iddialara da yanıt verme ihtiyacı hissetmiyorum"mu diyeyim?
Allah aşkına biraz mantık çerçevesinde değerlendirelim.
Kişilere çok da fazLa takılmayın,yazılanlar hakkında yorum yapınız.
Neyse ben her ne amaçla yazılmış oLsa da yanıtlayacağım kadar soruyu yanıtlayayım.
Şimdi önceLikle Naki isimli üyenin yazısından alıntı yapalım.


Ancak İslam toplumlarında erkeğin kadından üstün olduğu anlayışı da kadın üzerinde şiddet uygulama hakkının meşru kabul edilmesi de kaynağını, ne yazık ki doğrudan kitabından alıyor.

Hımmm ÖyLemi dersiniz?PeKaLa inceleyelim...


"Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır.Serkeşlik etmelerinde endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa onların aleyhine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür." (Nisa/34)

Sevgili arkadaşlar Bir ayetin açıklaması bile kitap haline getirilecek kadar geniş anlamlıdır.Hiçbir zaman okunan bir ayet "ali eve gel" anlamı kadar basit değildir.
Ki sadece bu ayetin açıklaması bile epey uzun ve okunası hoştur,ama yine de uzatıp sıkmak istemem.Bir foruma sığmayacak kadar uzun açıklansa da ben özetleyeyim.UmArız ki faydaLı OLur...
Allah’ın bazısını bazısına (Cihad, imamet ve mîras gibi konularda) üstün kılması sebebiyle, bir de erkekler mallarından aile fertlerine harcama yaptıkları için, erkekler kadınlar üzerinde kavvamdırlar.
Sevgili Arkadaşlar kavvam kelimesinin anlamını vermek uygun olacaktır.
Kavvam: Bir şeyin üzerinde duran, hâkim olan, özen gösteren. Onunla yakından ilgilenen; reislik, yöneticilik, eğitim, koruma, savunma, ıslah, kazanma, üretme manasına gelir; günümüz itibariyle “aile reisliği”dir.
Sevgili arkadaşLar,insanlık tarihi bir serüvendir.İnancımızda ilk yaradılan İnsan Hz.Adem erkektir,sonra yaratılan Hz.Havva bayandır.
"Yâni yaratılan Hz. Adem’in yanı başında bir de Havva var. Bir kadın var. Çünkü Adem için Havva’sız bir hayat, hayat değildir. Havva Adem’i, Adem de Havva’yı tamamlar. Ne Adem’siz Havva, ne de Havva’sız Adem düşünülemez."
ÖyLe değiLmi ArkaDaŞLar?
"Meselâ yüz tane Adem insan değildir Havva’sız. Veya yüz tane Havva da insan değildir Adem’siz. Bu ikisini karşı karşıya getirmek ye*rine bu ikisini birlikte düşünmek zorundayız."
Bunun içindir ki kesinlikle İslâm kadınla erkeği karşı karşıya getirmez. İslâm kadınla erkeği böyle karşı Karşıya getirmediği gibi asLa KadıN ErKek EşiTliĞi kadın erkek eşitsizliği gibi şeyLeri de gündeme getirmez. Hiçbir zaman konu EtMeZ BuNu... [B]İslâm’a göre böyle bir problem yoktur. Erkek ve kadını karşı karşıya getirmek İslâm’ın ve Müslümanların problemi değildir.
Reislik dedik,üstünlük dedik!
Bu üstünlük hiçbir zaman"Zalim! Despot! Ezici! Aşağılayıcı! Horlayıcı*! Üstte! Altta! vs..anlamlarda bir üstünlük değildir. Erkeğin kadın üzerine böyle kavvam oluşu cennet üzerinde böyle yasal bir hak kazanması anlamına değildir. Bu konuda kimsenin kimseye bir üstünlüğü, bir önceliği yoktur. Veya bu şeref ve fazilet olarak erkeklerin kadınlar üzerine bir üstünlük değildir.
Ancak Allah hayatı böyle istemektedirİslam inancında böyle inanırız arkadaşlar. Hayatın yoğun işleri erkekler üzerindedir. Sosyal hayatta çalışıp çabalayıp kadınının ve çocuklarının nafakasını, geçimini sağlama görevi erkek üzerindedir. Gerek kendi rızkını, gerekse kocasının ve çocuklarının rızkını temin yükünü, ailenin geçimini sağlama yükünü Allah kadına yüklememiştir. Fiziki güçlülükleri ve dayanıklılıkları sebebiyle, durumlarına ve kapasitelerine göre Rabbimiz bu yükü erkeklere yüklerken kadınlara da durumlarına göre erkeklerin asla yapamayacakları bir görevi yüklemektedir ki o da çocuk doğurma ve analık fonksiyonlarını icra etme işidir. Veya hayatta bir erkeğin dünya hayatına bağlanmasını, dünya hayatında doyuma ulaşıp sükuna ermesini sağlama görevidir...


"Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinda belli hakları vardır.Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler." (Bakara/228)

Üstünlük dediğimiz kavvamdır yukarıda belirttim...

"Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır."(Nisa/3)

Birden fazla kadınla evlenme imkânı ve âdeti, İslâm'ın geldiği çağdan çok öncelere kadar uzanmaktadır. İslâm öncesi çağlarda Mısır, Hindistan, Çin ve İran'da, eski Yunan ve Roma toplumlarında, Yahûdîlerde ve Araplarda ya nikâhlamak, yahut da evde veya evin dışında bir yerde dost tutmak sûretiyle erkekler, birden fazla kadınla evlilik yapıyorlar veya evliliğe benzer ilişkiler yaşıyorlardı. Bu çağlarda birden fazla kadınla evlenmenin birden fazla sebebi mevcûttu. İslâm'ın geldiği coğrafyada sınırsız olarak çok kadınLı aileler vardı. Kırsal bölgede özellikle köylerde ve dağ başlarında yaşayan bedevîlerin çok kadınla evlenmelerinin baş sebebi, hem korunma, hem de çevresi üzerinde hâkimiyet sağlamanın güçlü ve muharip nüfusa ihtiyaç göstermesidir. Diğer sebepler arasında kırsal hayatın güçlüğü ve birçok emekçiyi gerekli kılması, kabileler arasında sürüp giden savaşların, yağma, baskın ve talan hareketlerinin çok sayıda erkek ölümüne sebep olması, bunun sonucu olarak da kadın-erkek arasındaki sayıca eşitlik dengesinin erkek aleyhine bozulmasıdır.
Şu halde İslâm bunu getirmemiş, mevcût uygulamayı belli şartlara ve hukuka bağlayarak devam ettirmiştir. Devam ettirirken de iki durumu birbirinden ayırmış gibidir: a)Henüz evlenmemiş olanlara -bu âyette- bir kadınla yetinmelerini tavsîye etmiş, birden fazla kadınla evli olanlar için adâlete riâyet edememe tehlikesinin bulunduğunu, bundan uzak kalmanın en uygun yolunun ise bir kadınla evlenmek olduğunu dile getirmiştir.
b) 129. âyette ise birden fazla kadınla fiilen evli olanlara hitap etmiş, birden fazla kadın arasında adâlete tam riâyetin mümkün olmadığını bir kere daha hatırlattıktan sonra hiç olmazsa adâletsizlikte, farklı ilgi ve muamelede ölçünün kaçırılmamasını istemiştir.
«Ne kadar uğraşırsanız uğraşınız kadınlar arasında adalet yapmaya güç yetiremezsiniz. Bari birine büsbütün meyledip diğerini askılı gibi bırakmayınız. Eğer nefsinizi islâh eder, Allah'tan korkarsanız Allah çokça affedici ve çokça merhamet sahibidir.»Nisa/129
SevgiLi ArkadaşLar,brşeyleri anlamakta sahiden zorluk çekiyoruz galiba...
İslamiyette çok eşlilik denmişse,zorlayın denmemiştir ki!
Kısa bir örnek vermek istiyorum.
Ahmet Sema ile evli.Ahmet bir de Kübra ile evlenmek ister.Sema bunu istemez.
Hangi Dİn!!!!Handi Yobaz Zihniyet!!!Hangi İnsan düşmanı Ahmet'in bu durumda Sema'nın yanında bir de Kübra İLe evLenmesine izin verir?SöyLermisiniz Allah Aşkına ZorLama mı var ayetLerDE?
Ahmet Sema ile evli kübra ile de evlenmek ister...
Sema da kübra da razı buna,o halde kimseyi ilgilendirmez bu,herkes razıysa...Ama bilinki Şu anki konumda yeryüzünde buna razı oLacak insan sanmıyorum var olsun.(Diyeceksiniz ki zorlama ile bir sürü evlilik yapıyorlar!CAhilin adı,dini,dili yoktur derim ben de size!)
Yine de BiLmek Gerekir kİ,İslam'ın İlk dönemLerinde Buna Razı oLacak sayısız KAdın vardır.
Savaş mağduru kadınlar...vs vs..Göz önüne alındığında,o zamanki koşuLLar gözönüne alındıgında Çok evliliğe razı bir çok kadın vardır.
Tekrar belirmek gerekir ki,kadını eşya olarak gören kahrolası zihniyet ile hiçbir alakası yoktur ayetlerin.Hepsi belirli koşuLLara bağlanmıştır.Erkeğin cinsel zevklerini tatmin etmesi için Bol boL bayan alması Lanet oLası bir iştir.İslam'da yeri yoktur!
Yukarıdaki ayetlerde kadınsız erkeğin,erkeksiz kadının ne halde oldugunu yazmıştık...İslam'ın tavsiye ettiği tek eştir bunu unutmamaLıyıZ...

Benim yazılarım karşısında Yaşar Nuri Öztürk bile cevap veremezken:)
sizler benim gözümde sivri sinek cıvıltısısınız.
İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir.Sen kendini bilmezsin Ya nice okumaktır!
Sinek dendi de aklıma geldi;
Nemrutun burnundan girerek beynini kemiren sinek var ya o işte...

onurcan
25.11.2006, 04:08
İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin Ya nice okumaktır!

Bu sözü said nursi mi söylemis, yoksa bu dami kuran dan alinti? Yada bizim Yunus'un mu?

Sinek dendi de aklıma geldi;

Nemrutun burnundan girerek beynini kemiren sinek var ya o işte...

Bak bunu bilmiyordum , Nemrut'unmu, Yoksa bir Fil'inmi burnundan sinek girmis o hikaye de ? Tam emin degilim, önceden de senoryalarini tanidigim icin bunu arastiracagim..

Pekala konumuz Kadin ,

Neden islam'da erkek, imam varda, kadin imam yok? Neden kadinlar ezan okuyamaz, Neden kadinlar erkeklerin duyabildikleri alanlarda türkü ve sarki söyleyemez? Neden kadinin nagmeli ve iniltili sesi, mubah degildir? Haramdir, hüküm giymesi gerekir?
Yoksa su bir türlü söyleyemediginiz,seksüellikle alakali oldugu icinmi, erkegi tahrik ettigi icinmi? Kadinin iniltili, nagmeli sesi haramdir...

Bu üstünlük hiçbir zaman"Zalim! Despot! Ezici! Aşağılayıcı! Horlayıcı*! Üstte! Altta! vs..anlamlarda bir üstünlük değildir.

Nedir bu iniltili sesin, nagmeli sesin arkasindaki gercek?

Inanc ve ibadet icerisindeki bir ruh halindeyken, nasil tahrik olabiliyor bir insan..Bu kadarmi hayvani duygulari var bu insanin sizin din anlayisinizda ...Kadinin sesine bile pranga vuran bir din anlayisi hangi özgürlükten bahsediyor??

Iste sinekler, iste vizlayanlar. sizlere duyrulur..

Sinek gibi vizlayanlara duyurulur, sinek ufak ama bazen migde bulandiriyor..

İşcanbaba
25.11.2006, 10:03
Sn.eyvallah
Elbette, bir senede yalnız bir defa doğuma kabul ve ayın yalnız yarısında gebe kalabilen ve elli senede cinsellikten düşen bir kadın, ekserî vakitte tâ yüz seneye kadar cinsellikten düşmeyen bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok genel evlerini kabul etmeye mecburdur.

Bu nasıl mantık,nasıl ahlaklılık ,böyle birşey varmı,
Hangi erkek 100 sene cisellikden düşmez, hadi düşmedi diyelim,kadın mı depolamalı, neler saçmalıyorsunuz
Pirozkan
Yine bir yerlerden girmişssin konuya
Eyvallahın ve senin yazdığın yazılar,bizizm mantığımıza ve inancımıza ters geliyor ,kabullenemiyoruz ondan,ve o kadar saçmaki yanıt vermek bile ZUL geliyor.
Meselâ yüz tane Adem insan değildir Havva’sız. Veya yüz tane Havva da insan değildir Adem’siz. Bu ikisini karşı karşıya getirmek ye*rine bu ikisini birlikte düşünmek zorundayız."
İnsan ,İnsandır, kadını ve erkeği karşı karşıya getirmiyoruz, eşitlemeye çalışıyoruz.
Çünkü,İslam Kadını 2-3 sınıf yaratık olarak görmekte ve konu olarak dahi ele almamaktadır.
Ancak Allah hayatı böyle istemektedirİslam inancında böyle inanırız arkadaşlar. Hayatın yoğun işleri erkekler üzerindedir. Sosyal hayatta çalışıp çabalayıp kadınının ve çocuklarının nafakasını, geçimini sağlama görevi erkek üzerindedir. Gerek kendi rızkını, gerekse kocasının ve çocuklarının rızkını temin yükünü, ailenin geçimini sağlama yükünü Allah kadına yüklememiştir. Fiziki güçlülükleri ve dayanıklılıkları sebebiyle, durumlarına ve kapasitelerine göre Rabbimiz bu yükü erkeklere yüklerken kadınlara da durumlarına göre erkeklerin asla yapamayacakları bir görevi yüklemektedir ki o da çocuk doğurma ve analık fonksiyonlarını icra etme işidir. Veya hayatta bir erkeğin dünya hayatına bağlanmasını, dünya hayatında doyuma ulaşıp sükuna ermesini sağlama görevidir...
Malum ,bakış acısı,kadını,cocuk üretim makinası olarak görme,ve ona zorla başka görevler verme ve ALLAH niye onu kadına yüklesin,
Bak Peygamber bile bir kadının KERVANINDA calışmadımı,Türklerde kadınlar,savaşlarda değilmiydi, Kadının doyuma ve sukuna ermesini kim sağlayacak,bu ne saçma bakış açısı,
Kadını Zevk,şevhet aracı olarak görme, onu köle, konumunda görme ve bunu Din adına savunma,
Anlamıyoruz sizi arakdaş,anlamıyoruz, Böyle bir inancı da anlamıyoruz.
Arap,Bedvilerde, İslamdan önce KADINLAR söz sahibi idi,Aç Kuranı araştır, KKURANA niye Hz.Hatice Vefat edene kaadar,Kadınların ALEYHİNE ayetler inmedi,niye Peygamber çok evlenmedi, Hatice Cinsellikden düşmemişmiydi öldüğünde,(Peygamberden çok büyüktü ya) niyee.
Neyse yazıyı uzatmayım,yanıtlarınız veye delilleriniz biz e uymuyor.
Aslında Böyle bir karşılaştırmaya da gerek varmı onuda bilmiyorum,
görünen Köy klavuz istemez.

ThassosIsland
25.11.2006, 21:48
Ne islama, ne de senin gibi müslümanlara "alevilik" anlatacak zamanım yok.
Ama cevabını alacaksın. Hem de (banlanma pahasına da olsa) hak ettiğin şekilde alacaksın.
Bekliyorum sorun yok.

konuya dönüyorum

"kadin haklari konusunda erkekler hep baskalarinin hanımlarının hakları icin konusur."
e.ayhan

kadin haklari diye birşey soz konusu dahi olamaz! lakin "kadinin insan haklari" vardir, butun insanlarin oldugu gibi.

erkek kadın diye ayırmak bile şu anda hepınızın bir ayrım yaptıgını gösterir..
ne yazıkkı kadın hakları verilmez alinir türden haklardir.

"kadin erkek esitligi yoktur demokratik insan haklari vardir" olmasi gereken cumle.esitlikten kasit, sosyal haklari, yetenek ve emegin bireyce hak etmis oldugu statuye adil duzen icinde ulasimi ise bu durumda esitlik sadece erkegi ve kadini kapsamaz yalnizca insani kapsar, bedensel engeli ile, zihinsel engeli ile sadece insani. kanimca, demokrasinin gercek anlami insanlik onurunun rencide edilmeden hayat duzeninde yerini almasidir. ve bu da yalnizca, topluma maledilmis haklarin, fiilen yasanmasi ile gerceklesebilir. onur zedeleyici bir duzen demokrasi degildir, ve insana yakisan da, kendi haklarinin hakimi olmasidir. bu da ancak kendisine saygisi olan her akl i selimin, saygisini karsisindakine simetrik yansitmasi ile gerceklesir.

onurcan
26.11.2006, 04:19
TAHASSOSISLAND

"Yine hayretler içindeyim, oysa Klasik Alevi öğretisie göre Aleviler Peygamberin Miraç dönüşünden bu yana gizli ibadet ettikleri yani,gece ibadet ettikleri söylenir, sen bu kuramı bile solladın"


Ben de hayretler icinde sacmaliklarini okuyorum


Kim söylemis, nasil söylemis, kaynak nedir, söylenceler ile bu is olmaz...

Muhammed ile bile MIRAC’a agan benim
ASHAB-I SUFFE’yile yalincak olan benim

Sabr ile kanaati viribidim bunlara
KIRK KISI bir gömlekten basin çikaran benim

O Kirkindan birine nesteri çaldimidi
KIRK’indan kan akitip ibret gösteren benim

Adem Peygamber ile Havvâ yaradilmadan
Uçmak’tan sürülüben o müflis olan benim

Adimi YUNUS taktim sirrim âleme çaktim
Bundan ileri dahi dilde söylenen benim


Müflis nedir


Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz, sahâbeye; "Müflis kimdir, bilir misiniz?" diye sordu. Sahâbîler; "Bize göre müflis, parası ve malı olmayandır" dediler. Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
"Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyâmet günü namaz, oruç ve zekâtı ile ve fakat (bununla berâber) falana hakâret etmiş, iftirâ atmış, falancanın malını yemiş, falancanın kanını dökmüş, falancayı dövmüş olarak gelir. Dolayısıyla falana onun sevaplarından, falancaya yine onun sevaplarından alınıp verilir. Eğer üzerindeki borç ödenmeden, önce sevapları tükenirse, zulmettiği o kimselerin günahlarından alınarak, ona yüklenir. Sonra da cehenneme atılır." (Müslim/Birr: 258)


Tanrımız da İblisinin müflisliğini Kur’anla bize bildirmiş, her tarafa yaymıştır. O hilekar,müflis ve kötü sözlüdür. Onunla hiçbir suretle ortak olma, oyuna girişme. Alışverişe girişirsen kar edemezsin, çünkü o müflistir,

"Ümmetimden müflis odur ki, kıyamet günü namaz ve zekâtla gelir. Ama, bu arada sövdüğü şu kimse, dövdüğü bir başka kimse dahi gelir. Bunun üzerine kendisinin hasenatından şuna verilir, buna verilir. Üzerinde haklar bitmeden kendi hasenatı tükenirse o zaman onların hatalarından alınır kendisine yüklenir. Daha sonra cehenneme atılır." (Müslim)


Müflis kim?
Mirac ne zaman olmus?
Yunus'un muhammed'in yaninda ne isi varmis?
Kirk kisi nasil bir gömlekten tek kisi olarak basini cikarmis?

Yunus'un bu devriye'si islamin özü olabilirmi kaynak getir olabilirligi ile ilgili..

Bos laf anlatma dolu ya gel muhabet ise yarasin..

ThassosIsland
26.11.2006, 06:11
TAHASSOSISLAND




Ben de hayretler icinde sacmaliklarini okuyorum


Kim söylemis, nasil söylemis, kaynak nedir, söylenceler ile bu is olmaz...

Muhammed ile bile MIRAC’a agan benim
ASHAB-I SUFFE’yile yalincak olan benim

Sabr ile kanaati viribidim bunlara
KIRK KISI bir gömlekten basin çikaran benim

O Kirkindan birine nesteri çaldimidi
KIRK’indan kan akitip ibret gösteren benim

Adem Peygamber ile Havvâ yaradilmadan
Uçmak’tan sürülüben o müflis olan benim

Adimi YUNUS taktim sirrim âleme çaktim
Bundan ileri dahi dilde söylenen benim


Müflis nedir


Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz, sahâbeye; "Müflis kimdir, bilir misiniz?" diye sordu. Sahâbîler; "Bize göre müflis, parası ve malı olmayandır" dediler. Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
"Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyâmet günü namaz, oruç ve zekâtı ile ve fakat (bununla berâber) falana hakâret etmiş, iftirâ atmış, falancanın malını yemiş, falancanın kanını dökmüş, falancayı dövmüş olarak gelir. Dolayısıyla falana onun sevaplarından, falancaya yine onun sevaplarından alınıp verilir. Eğer üzerindeki borç ödenmeden, önce sevapları tükenirse, zulmettiği o kimselerin günahlarından alınarak, ona yüklenir. Sonra da cehenneme atılır." (Müslim/Birr: 258)


Tanrımız da İblisinin müflisliğini Kur’anla bize bildirmiş, her tarafa yaymıştır. O hilekar,müflis ve kötü sözlüdür. Onunla hiçbir suretle ortak olma, oyuna girişme. Alışverişe girişirsen kar edemezsin, çünkü o müflistir,

"Ümmetimden müflis odur ki, kıyamet günü namaz ve zekâtla gelir. Ama, bu arada sövdüğü şu kimse, dövdüğü bir başka kimse dahi gelir. Bunun üzerine kendisinin hasenatından şuna verilir, buna verilir. Üzerinde haklar bitmeden kendi hasenatı tükenirse o zaman onların hatalarından alınır kendisine yüklenir. Daha sonra cehenneme atılır." (Müslim)


Müflis kim?
Mirac ne zaman olmus?
Yunus'un muhammed'in yaninda ne isi varmis?
Kirk kisi nasil bir gömlekten tek kisi olarak basini cikarmis?

Yunus'un bu devriye'si islamin özü olabilirmi kaynak getir olabilirligi ile ilgili..

Bos laf anlatma dolu ya gel muhabet ise yarasin..


Ben de hayretler icinde sacmaliklarini okuyorum
Benim yazmadıgım, baskasının bana eleştiri için kırmızı olarak yazdıgı yazıyı ben yazmısmısım gibi alıp buraya koyuyorsun ustelik ağzından cıkanın karsındakini nasıl rencide edecegını dusunmeden kaleme döküyorsun. kahve kültürünü buraya tasıyacaksak bende iyi tasırım.. özür dilemeni beklıyorum bir suru hakaretler yaptıgın yazında alıntı yaptıgın yazı bana ait değildir..

Naki
26.11.2006, 13:37
QUOTE=Pi®oZKaN]Şimdi önceLikle Naki isimli üyenin yazısından alıntı yapalım.[/B]

Hımmm ÖyLemi dersiniz?PeKaLa inceleyelim...

Sevgili arkadaşlar Bir ayetin açıklaması bile kitap haline getirilecek kadar geniş anlamlıdır.Hiçbir zaman okunan bir ayet "ali eve gel" anlamı kadar basit değildir.
Ki sadece bu ayetin açıklaması bile epey uzun ve okunası hoştur,ama yine de uzatıp sıkmak istemem.Bir foruma sığmayacak kadar uzun açıklansa da ben özetleyeyim.UmArız ki faydaLı OLur...
Allah’ın bazısını bazısına (Cihad, imamet ve mîras gibi konularda) üstün kılması sebebiyle, bir de erkekler mallarından aile fertlerine harcama yaptıkları için, erkekler kadınlar üzerinde kavvamdırlar.
Sevgili Arkadaşlar kavvam kelimesinin anlamını vermek uygun olacaktır.
Kavvam: Bir şeyin üzerinde duran, hâkim olan, özen gösteren. Onunla yakından ilgilenen; reislik, yöneticilik, eğitim, koruma, savunma, ıslah, kazanma, üretme manasına gelir; günümüz itibariyle “aile reisliği”dir.
Sevgili arkadaşLar,insanlık tarihi bir serüvendir.İnancımızda ilk yaradılan İnsan Hz.Adem erkektir,sonra yaratılan Hz.Havva bayandır.
"Yâni yaratılan Hz. Adem’in yanı başında bir de Havva var. Bir kadın var. Çünkü Adem için Havva’sız bir hayat, hayat değildir. Havva Adem’i, Adem de Havva’yı tamamlar. Ne Adem’siz Havva, ne de Havva’sız Adem düşünülemez."
ÖyLe değiLmi ArkaDaŞLar?
"Meselâ yüz tane Adem insan değildir Havva’sız. Veya yüz tane Havva da insan değildir Adem’siz. Bu ikisini karşı karşıya getirmek ye*rine bu ikisini birlikte düşünmek zorundayız."
Bunun içindir ki kesinlikle İslâm kadınla erkeği karşı karşıya getirmez. İslâm kadınla erkeği böyle karşı Karşıya getirmediği gibi asLa KadıN ErKek EşiTliĞi kadın erkek eşitsizliği gibi şeyLeri de gündeme getirmez. Hiçbir zaman konu EtMeZ BuNu... İslâm’a göre böyle bir problem yoktur. Erkek ve kadını karşı karşıya getirmek İslâm’ın ve Müslümanların problemi değildir.
Reislik dedik,üstünlük dedik!
Bu üstünlük hiçbir zaman"Zalim! Despot! Ezici! Aşağılayıcı! Horlayıcı*! Üstte! Altta! vs..anlamlarda bir üstünlük değildir. Erkeğin kadın üzerine böyle kavvam oluşu cennet üzerinde böyle yasal bir hak kazanması anlamına değildir. Bu konuda kimsenin kimseye bir üstünlüğü, bir önceliği yoktur. Veya bu şeref ve fazilet olarak erkeklerin kadınlar üzerine bir üstünlük değildir.
Ancak Allah hayatı böyle istemektedirİslam inancında böyle inanırız arkadaşlar. Hayatın yoğun işleri erkekler üzerindedir. Sosyal hayatta çalışıp çabalayıp kadınının ve çocuklarının nafakasını, geçimini sağlama görevi erkek üzerindedir. Gerek kendi rızkını, gerekse kocasının ve çocuklarının rızkını temin yükünü, ailenin geçimini sağlama yükünü Allah kadına yüklememiştir. Fiziki güçlülükleri ve dayanıklılıkları sebebiyle, durumlarına ve kapasitelerine göre Rabbimiz bu yükü erkeklere yüklerken kadınlara da durumlarına göre erkeklerin asla yapamayacakları bir görevi yüklemektedir ki o da çocuk doğurma ve analık fonksiyonlarını icra etme işidir. Veya hayatta bir erkeğin dünya hayatına bağlanmasını, dünya hayatında doyuma ulaşıp sükuna ermesini sağlama görevidir...


Üstünlük dediğimiz kavvamdır yukarıda belirttim...[/B]

Birden fazla kadınla evlenme imkânı ve âdeti, İslâm'ın geldiği çağdan çok öncelere kadar uzanmaktadır. İslâm öncesi çağlarda Mısır, Hindistan, Çin ve İran'da, eski Yunan ve Roma toplumlarında, Yahûdîlerde ve Araplarda ya nikâhlamak, yahut da evde veya evin dışında bir yerde dost tutmak sûretiyle erkekler, birden fazla kadınla evlilik yapıyorlar veya evliliğe benzer ilişkiler yaşıyorlardı. Bu çağlarda birden fazla kadınla evlenmenin birden fazla sebebi mevcûttu. İslâm'ın geldiği coğrafyada sınırsız olarak çok kadınLı aileler vardı. Kırsal bölgede özellikle köylerde ve dağ başlarında yaşayan bedevîlerin çok kadınla evlenmelerinin baş sebebi, hem korunma, hem de çevresi üzerinde hâkimiyet sağlamanın güçlü ve muharip nüfusa ihtiyaç göstermesidir. Diğer sebepler arasında kırsal hayatın güçlüğü ve birçok emekçiyi gerekli kılması, kabileler arasında sürüp giden savaşların, yağma, baskın ve talan hareketlerinin çok sayıda erkek ölümüne sebep olması, bunun sonucu olarak da kadın-erkek arasındaki sayıca eşitlik dengesinin erkek aleyhine bozulmasıdır.
Şu halde İslâm bunu getirmemiş, mevcût uygulamayı belli şartlara ve hukuka bağlayarak devam ettirmiştir. Devam ettirirken de iki durumu birbirinden ayırmış gibidir: a)Henüz evlenmemiş olanlara -bu âyette- bir kadınla yetinmelerini tavsîye etmiş, birden fazla kadınla evli olanlar için adâlete riâyet edememe tehlikesinin bulunduğunu, bundan uzak kalmanın en uygun yolunun ise bir kadınla evlenmek olduğunu dile getirmiştir.
b) 129. âyette ise birden fazla kadınla fiilen evli olanlara hitap etmiş, birden fazla kadın arasında adâlete tam riâyetin mümkün olmadığını bir kere daha hatırlattıktan sonra hiç olmazsa adâletsizlikte, farklı ilgi ve muamelede ölçünün kaçırılmamasını istemiştir.
«Ne kadar uğraşırsanız uğraşınız kadınlar arasında adalet yapmaya güç yetiremezsiniz. Bari birine büsbütün meyledip diğerini askılı gibi bırakmayınız. Eğer nefsinizi islâh eder, Allah'tan korkarsanız Allah çokça affedici ve çokça merhamet sahibidir.»Nisa/129
SevgiLi ArkadaşLar,brşeyleri anlamakta sahiden zorluk çekiyoruz galiba...
İslamiyette çok eşlilik denmişse,zorlayın denmemiştir ki!
Kısa bir örnek vermek istiyorum.
Ahmet Sema ile evli.Ahmet bir de Kübra ile evlenmek ister.Sema bunu istemez.
Hangi Dİn!!!!Handi Yobaz Zihniyet!!!Hangi İnsan düşmanı Ahmet'in bu durumda Sema'nın yanında bir de Kübra İLe evLenmesine izin verir?SöyLermisiniz Allah Aşkına ZorLama mı var ayetLerDE?
Ahmet Sema ile evli kübra ile de evlenmek ister...
Sema da kübra da razı buna,o halde kimseyi ilgilendirmez bu,herkes razıysa...Ama bilinki Şu anki konumda yeryüzünde buna razı oLacak insan sanmıyorum var olsun.(Diyeceksiniz ki zorlama ile bir sürü evlilik yapıyorlar!CAhilin adı,dini,dili yoktur derim ben de size!)
Yine de BiLmek Gerekir kİ,İslam'ın İlk dönemLerinde Buna Razı oLacak sayısız KAdın vardır.
Savaş mağduru kadınlar...vs vs..Göz önüne alındığında,o zamanki koşuLLar gözönüne alındıgında Çok evliliğe razı bir çok kadın vardır.
Tekrar belirmek gerekir ki,kadını eşya olarak gören kahrolası zihniyet ile hiçbir alakası yoktur ayetlerin.Hepsi belirli koşuLLara bağlanmıştır.Erkeğin cinsel zevklerini tatmin etmesi için Bol boL bayan alması Lanet oLası bir iştir.İslam'da yeri yoktur!
Yukarıdaki ayetlerde kadınsız erkeğin,erkeksiz kadının ne halde oldugunu yazmıştık...İslam'ın tavsiye ettiği tek eştir bunu unutmamaLıyıZ...
:)
İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir.Sen kendini bilmezsin Ya nice okumaktır!
Sinek dendi de aklıma geldi;
Nemrutun burnundan girerek beynini kemiren sinek var ya o işte...[/QUOTE]


Sn. üye,

yazında yer yer karşı çıktığın benim görüşlerimi teyit ediyorsun. Yer yer de çelişkili ve cansiperane savunduğun İslam'la gerçekten ilgisi olmayan bazı pozitif unsurları da İslami anlayış olarak sunmaya çalışıyorsun.

Uzun uzun tartışmaya gerek yok; sadece şöyle kafanı kaldır ve İslam dünyasındaki kadın manzaralarına bir bak. Açık ayetlere bak, Peygamberin kadınlarla ilgili sözlerine bak. İslami kesimdeki kadına da bak. Bir de Aleviliktekine bak....

İslam'daki çok eşlilik müessesesine ilişkin yorumların tamamen bilim dışı, tezlerin tutarsız, bu argümanların ayakları yere basmıyor, bilesin...

"Ahmet, Sema, Kübra"yı bilmem ama, seni malum konuda meyyal gördüm:)))

Şu "Üstünlük"le ilgili kuramına kesinlikle katılmıyorum. Erkeğin "kavva" olduğu vs. bu görüş bilimsel olarak da çürütüldü. Tanrı'nın "bazısını bazısına üstün kıldığı" tamamen sizin iddianız ve ben buna kesinlikle katılmıyorum.

Var sen bildiğin gibi düşün, bildiğin gibi inan. Kuran'daki açık ifadeleri sen istediğin gibi tevil ederek, onlardan gerçek anlamının dışında olumlu anlamlar çıkarmaya çalış. Bunu hep yapıyorlar zaten. Sana bir diyeceğim yoktur. Ancak, Alevilikle ilgisi olmayan bir "Arabizm"i ve bu temeldeki bir kısım kendi görüşünü Aleviliğe mal etme. Aynı şekilde İslam'da olmayan pozitif bazı durumları da İslam'ın anlayışı gibi sunma. Bu uzun yazında Alevi inanç ve felsefesini yansıtan tek bir ifadene rastlayamadım.

Bu yazı "ben şeriatçı birinin kaleminden çıktım" diye bağırıyor. "Yobazlar" diyorsun, ama yobazların görüşlerini savunuyorsun. Onların erkek egemen, sömürü düzenlerini sürdürmek için oluşturdukları argümanları öne sürüyorsun.

Yunus Emre'nin o dizelerini bana söylüyorsan eğer, bu hiç de orantılı ve isabetli olmaz. Kusura bakma ama buna güler geçerim.

Önce kendini bil, sonra başkasına laf söyle.

Kendini bilmeyen hakkı da bilemez...

NOT: Bir de şu "Pir"lik vasfını ve Nursi'yle olan konumunu açıklarsan sevinirim. Seni tanırsak, görüşlerini daha iyi anlarız.

nildenizim
26.11.2006, 14:04
islamiyette insanların kendi nefislerine yenik düşmemeleri için belli kurallar konulmuştur bu kurallara bazı arkadaşlar yannı9ş yorumlar getiriyor islamda insanlar eşittir zina yapan kadına ölüm yoktur kadının kapanması erkeklerin nefislerine hakim olamamalarındandır bence çümkü kuranda bütün insanlar eşittir diyor kadın erkek diye ayrılmıyor bazı kurallar islam alimleri tarafından sonradan konulmuş kurallardır bunun islam ile alakası yoktur.(zinada kadını taşlayarak öldürme gibi)barbarca kanunlar gibi islam düzgün araştırılırsa gercek ortayaçıkar.

Diaboli
26.11.2006, 14:22
islamiyette insanların kendi nefislerine yenik düşmemeleri için belli kurallar konulmuştur bu kurallara bazı arkadaşlar yannı9ş yorumlar getiriyor islamda insanlar eşittir zina yapan kadına ölüm yoktur kadının kapanması erkeklerin nefislerine hakim olamamalarındandır bence çümkü kuranda bütün insanlar eşittir diyor kadın erkek diye ayrılmıyor bazı kurallar islam alimleri tarafından sonradan konulmuş kurallardır bunun islam ile alakası yoktur.(zinada kadını taşlayarak öldürme gibi)barbarca kanunlar gibi islam düzgün araştırılırsa gercek ortayaçıkar.



Sen öyle san.Al sana ispati.(hemde resimli)
[Only Registered Users Can See Links]

Bu erkeklere ne nefis vermiski yaratan, bir yerlerine hakim olmak icin kadinlarin kapanmasi gerekiyor.Kuranda kadin erkekle esit degildir.Yazdiklarinda celisiyorsun.Madem esit neden kadin kapaniyor.mirasdan erkekden az pay aliyor.???????????

Neden hep kadinlar erkekleri bastan cikariyor. ;).Iste sizin anlayisiniz bu.Kuranda esit ama......Yazdiklariniz hep amalarla dolu.
Sen merak etme islami cok düzgün arastiranlar mevcut hemde bu insanalar zamaninda kurani hatip etmisler.Ama nafile onlarda ayni seyleri söylüyor.
Artik su arap gelenegini bize yamamaktan vazgecseniz.

Naki
26.11.2006, 14:28
Arkadaşlar,

"Kadın" konusu, erkek-egemen zihniyet ve bu zihniyet temelli dinlerin mensupları için belki de üzerinde fazla durulmaya gerek duyulmayan, fazla deşelenmemesi gereken, dile getirilmesi bile rahatsızlık yaratan bir olgu.

Oysa ki kadının toplumsal konumu, "insan" olmanın, uygarlığın ölçüsü. Unutmayın ki erkeği; yani toplumu düzenleyip yöneten asli unsuru, kadın doğurup, büyütüyor.

Bir Alevi yazar, tüm varlığın kendisinden südur ettiği (fışkırdığı) Yüce "Tanrı'nın cinsiyetinin (varsa) dişi olduğunu" savunuyor. Şimdi bu görüş, yobazlar için çok ağır bir hakaret, hatta katl sebebi..."Kadının hakları", "önemi" dediğimizde yobaz, bunu kendi zihniyetine, toplumsal konumuna, egemenlik haklarına yönelik bir tehdit, saldırı olarak algılıyor.

Erkek, tarihsel süreç içinde üretim süreçlerinde öne çıkan fiziksel gücü sayesinde, toplumsal ve siyasal egemenliği ele geçirmiş. Erkek egemen zihniyetin dizayn ettiği, din, ahlak ve hatta hukuk kurumları, bu egemenliğin devamını pekiştirme işlevi görüyor. Bu kurumlar, erkek egemenliğine meşruluk kazandırıyor, bu sistemin devamını garanti ediyor.

O yüzdendir ki erkek dinlerinin geçerli olduğu toplumlarda kadın metalaştırılmış, mülkiyete konu bir varlık haline getirilmiş. 1400 yıl önce Arap yarımadasında, önceki erkek dinlerinin, Arap toplumu ve geleneklerine adapte edilmesi şeklinde oluşturulan dinsel çerçeve bunu daha da pekiştirmiş.

Kadını ikinci sınıf mahluk haline getiren, onu çarşafa, eve, hareme hapseden bu zihniyeti, sevgili Bülent74ankara kardeşim, üşenmeden, işin kolayına kaçmadan kaynaklarla, belgelerle ayrıntılı biçimde sizlere sunuyor. Dikkatli okumanızı rica ediyorum. O ayetlerde hitap edilen doğrudan erkektir ve onlara "kadınlarınız..." diye başlayan emir ve tavsiyeler verilir. Kendi adıma Bülent arkadaşa teşekkür ediyorum.

Peki binlerce yıl öteye giden insanlık tarihinde kadın hep bu konumda mıydı? Tanrı daha ilk günden itibaren kadını "ikinci sınıf" mı yaratmıştı, erkeği onun üzerinde egemen mi kılmıştı?

Erkek kol gücünü farkedince, anasını köle yaptı

Tohum ve toprak...

Tarım toplumunun kültür ve inanç yapılaşmasında bu iki temel kavram, iki önemli etmen oldu. Toprak ana olarak algılandı. Anadolu tarım toplumu, Ana Tanrıça kültünü yarattı. Hem erkek hem kadın tanrılar vardı. Tıpkı insanlar gibi, biri olmadan öbürü olmazdı. Doğurganlığın simgesi Ana Tanrıça’nın heykelleri, evlerin en seçkin köşelerinde yerini aldı. Ana Tanrıça inancı binlerce yıl kuşaktan kuşağa aktarıldı.

Kadına hakkettiği değer en fazla Anadolu'da verildi...

Ancak zamanla erkek, gücü dolayısıyla tarım toplumunda ön plana çıktı. Mülkiyet kavramı gelişti; daha çok toprak, daha çok ürün...Toprak sahipliği, toprak ağalığı, beylik ve krallıklar, ülke sınırları gibi kavramlar ortaya çıktı. Topraklar üzerindeki egemenlik, topraklarını genişletme arzusu, asker, ordu, savaş kavramlarını ortaya çıkardı. Bu işler kaba güç gerektiriyordu, doğal olarak erkek işiydi. Tarıma dayalı üretim ilişkileri ve toprak mülkiyeti, sahip-kul, bey-maraba ilişkisini ve sömürü kavramını da ortaya çıkardı. Artık kadının toplumsal başatlığı gerilerde kalmıştı. Her ne kadar toprak ana ise de tohum olmadan ürün vermiyordu. O halde yaratıcı da erkek olmalıydı. Gözler göklere çevrildi.

Başka bölgelerden gelen insan toplulukları, kralların egemenlik alanlarına girip, kaynaştılar bu krallara teba oldular.

Üretim ilişkilerine bağlı olarak güçlenen erkek egemen inanç ve kültür gelişimine karşın, Ana Tanrıça inancı da yok olmadı. Hitit döneminde Anadolu'da yerli halk en çok; toprak, bitki ve verimin tanrısı Telipinu, Fırtına Tanrısı ve Güneş Tanrısı gibi doğayı simgeleyen tanrıları benimsedi.

Anadolu deyince Dionysos’u es geçmek olmaz. Kybele ve Artemis gibi doğayla ilgili özdeşlikleri olan Dionysos, bitkilerin ve tarımın tanrısıdır. Ormanda yaşar, vahşi hayvanların da tanrısı olarak bilinir. Aynı zamanda şarap tanrısıdır da. Dionysos dininin müritleri (Bakkhalar) temel hedef doğanın sırlarına ermek ve “tanrısallaşmak” için şarap içip, kendilerinden geçerler.

Anadolu’ya Yunan kavimlerinin istilası başlar. Yunan ordusu Troya sahillerine çıktığında onları, Troyalılar’la birlik olan Dardanieller, Zelialılar, Apaisoslular, Praktioslar, Pelasglar, Paflagonyalılar vb. bütün Anadolu halkları karşıladı.

Batıdan gelen istila faaliyetlerinde zamanla Yunan kavimlerinin yerini Romalılar alırken, doğudan da başka bir istilacı güç; Persler sahneye çıktı. Uzun süre Anadolu’yu egemenliği altında tutan Romalılar, buradan elde ettiği zenginlikleri, ülkesine aktardı. Tarih M.S.’li yılları gösterirken artık Anadolu bir Roma eyaleti idi.

Roma’nın sınırları dört kıtaya yayılırken, Aziz Paulos, Nasıralı İsa’nın tebliğ ettiği yeni dini yayma çabasındaydı. Dinin ilk inananlarından bir bölümünün mekanı da yine Anadolu’ydu. Hıristiyanlık hızla yayılıyordu, ancak Artemis kültü de varlığını sürdürüyordu. Ancak, her zaman olduğu gibi değişmeyen tek şey, değişim kavramının kendisiydi. Kısa sürede bölge Hıristiyanlaşırken, tarihin birçok kesitinde gördüğümüz gibi, eski inanç unsurları da yeni dine uygun formlar verilerek, yaşatıldı. Eski inançlar, Hıristiyanlık cilasıyla kaplanarak, yeni dinin içinde yerini aldı.

Bakire Artemis oldu "Bakire Meryem"

Öyle ki “Efesliler’in Yüce Artemisi” bile bu gelişmeye ayak uydurmak zorunda kaldı, Hıristiyanlaşarak Meryem Ana’ya dönüştü. Artemis'i gömmeye halkların vicdanı elvermedi. Anadolu’da Hıristiyanlık, Anadolu'nun esatiri evvelinden (eski mitler, destanlar) kalma unsurları, eski inanç kalıntılarını, kendi inanç potasında kaynaştırdı. Senkretik bir yaklaşımla bunlar, Hıristiyan inanç yapısına uyumlandı. Tıpkı Efes’teki Meryem Ana Evi’nin aslında eski Artemis Tapınağı olduğu gibi, Artemis Bayramı da Meryem Ana'nin gökyüzüne uçuş günü oldu.

Meryem Ana sevgisi izleyen dönemde Anadolu'da iyice kökleşti, Anadolu halklarının İslamlaştığı dönemde de bu sevgi azalmadı, devam etti.

Erkeklerin kurduğu dinler giderek yeryüzünde mutlak egemenliği ele geçirdi. Artık erkek bir tanrı algısı vardı. Artık erkek herşeydi. Ama insanlık vicdanı kadına, insanın kendi anasına biçtiği bu aşağı konuma aslında razı da değildi. Egemen zihniyete bir direniş de vardı. Ancak bir yere kadar...Kadına en fazla Meryem Ana, Fadime Ana gibi simgelerle çok daha alt sıralarda payeler verilebilirdi.

Aleviler, Ali'nin yanında Fadime Ana'yı da yüceltti.

Daha sonra İslam Anadolu'yu egemenliği altına alırken, burada yaşayan batıni topluluklar, zorunlu olarak dahil oldukları bu dinin cilasıyla kapladıkları kendi öz inançlarını sürdürdüler. Bu topluluklar, İslam'ın mutlak erkek vasfını çok da içlerine sindiremediler. Bugün Alevilik denen inancın temsilcileri İslam tabiyetine geçtikten sonra, bir yandan Muhammed ve Ali'yi kendi inançlarına uygun özelliklerle donatırken, bunların yanında bir de Fadime Ana kültü yaratarak, kadına (insana) bakışlarını ortaya koydular.

Kadını ikinci sınıf insan olarak gören zihniyet, aslında insanın kendisine ve tanrısına ihanetinden başka birşey değildir.

onurcan
27.11.2006, 03:32
Arkadasim o zaman yazini lütfen alinti olarak yaz.. Su mesaj sana ait, kim yazmis kim cevaplamis belli mi?


sayın İşcanbaba
"Ali nin Kültürümüzde değil,inancımızda da yeri vardır,"
bende bunu dedim zaten ama yazı uzun her ayrıntıya takılamıyorsun..

"O insanı tanımıyorsun,yöresinde Aleviliğin yaşaması ,Asimile olmöaması için bu yaşında çalışan aktif bir can,bir derviş,o tatlı su ALEVİLİĞİ yapmıyor,"
ben bunu bilmem bana hakaret etti beni tanımadan benım hakkımda kesim hukumler verdi. bu konuyu tartısmıyorum..

".İslam ortada bizi pek ilgilendirmiyor,Biz alevyiz bunu unutma can."
ama ben Aleviliği İslamın farklı yorumlanışı olarak göruyorum olay bundna ibaret. ve ben bunu süreklı savunacağım. sürekli yenı kaynaklar bulacağım..

"Ne alaka, Musevilik ,bir din,sana göre Alevilik,İslam içinde bir mezhep yanlış bir örnek,Alevilik din değilse bu örnek yanlıştır."
değil hanifilik Abu Hanifeden Şafilik ebi şafi den Alevilik İmam Hz Ali den gelmiştir.

"Burada sen hiç tarih okumadınmı diyeceğim, Osman öldükten sonra,Hz.Ali halife seçildi, Ayşe,Talha ve Zübeyr bu Halifeliğe karşı çıkmak için,Osmanın katillerini bahane ederek,Basra taraflrında ayaklandılar, ve Ayşe taraftarları yenil,Talha ve Zübeyr öldü, Yani Hz.Ali halife oldukdan sonra bu savaş cıktı."

tam olarak Hz Ali nın halife görülmesi bu savastan sonradır. Tamam Hz Ali halife secılmıstır ama tüm İslam alemine kabul ettirelemiştir bu savas bitene kadar.

"Yine hayretler içindeyim, oysa Klasik Alevi öğretisie göre Aleviler Peygamberin Miraç dönüşünden bu yana gizli ibadet ettikleri yani,gece ibadet ettikleri söylenir, sen bu kuramı bile solladın"
Şimdi işcanbaba kardes burda senınle biraz ters duseceğiz malsefki biz komınıst rejımle yönetiliyorduk ve bircok alevi dedisi sürülmüş cem evleri ve bektaşi tekkeleri kapatılmıstı. o yüzden biz gizli yapıyorduk. mesela bir cok kişi arnavut alevilerin varlıgından bile habersizdi birkac yıl önceye kadar demokrasi gelıp kendımızı ifade özgürlüğünü bulana kadar. çok gizli kaldık.

"Bu ne saçmalık can kendine gel,Nasıl Alevilerin ibadeti ŞEKİL OLARAK SÜNNİLERDEN farklı olamaz,sen başkasına CEM e gittin mi diye soruyorsun,kendin bizim ibadetimizi sünnilerle aynı görüyorsun,ne söylediğinin farkındamısın,Sünnilerde DEDE varmı,12 HİZMET varmı,Namaz kılarken KKURBANM MI keserler,KADIN ERKEK yanyana ibadetmi eder, SAZ mı çalarla,DEYİŞ,DUAZİAMA MI söylerler, nasıl aynı olur,sen ne diyorsun, Sen ALEVİMİSİN diye sormakdan kendimi alamadım."
demek istediğimi anlamadığın için böyle diyorsun ben şekılcılıgı elestirirken bak şekıl ıcın boyuna hac takmak ve sekıl için camiye gidip aynı sekılde ibadet edenleri elestiriyorum. şekil olarak sunnılerden bir farkları yok dedıklerım Aleviler değil hac takan hristiyanlar. ve bunu ibadet saymaları. yanlıs anlasılmıs birazda benım hatam eksik cümle.

"Bu tip evlenmeler her toplumda olur,sünnilerde de vardır,Amca ve teyze ve hala ve dayı cocuklarının evlenmesi bu ALEVİLERE özgü bir şey değildir, amma aleviler daha çok özen gösterir,kenti toplumunun dışından kız almamaya ve kız vermemeye çünkü DÜŞKÜN lük nedenidir."

bende aynısını dedim zaten o yüzden burda kendime bir eleştiri görmuyorum..

"Sizin Balkanlarda öylemidiri, bilmem ama,bildiğim tüm ALEVİ toplumlarında Balkanlar dahil,Alevi toplumunda yetişen kişi yaşayarak Aleviliği öğrenir,CEM lere girererk EDEP,ERKAN ı öğrenir,DEDELER ders vermez,ibadette İMAMlık yapar, topluma önderlik yapar,Hakimlik yapar va.dir."

bizde Cem evine gitmek için önce bazı konularda bilgili olman lazımdır. ve daha kucukken her ailenın dedesi evleri zıyaret edip dualar eder ve Alevilik hakkında bilgi verir. Usul erkan öğrenir. sonra cem evinde ibadet eder. bilgi alış verişine devam eder.

"forumu bir gez ,gör ne ayrıntılar var,Aleviler artık dünden daha özgürdür,saklı ve gizli kalma dönemi bitmiştir,
Ve senin yazdıklarında da Alevilikle ilgili SIR denilecek bir şey yok ki sanıyorum sende o SIR da yok,"

Dediğim gibi biz özgürlüğe kavvusalı yenı yenı cem evleri ve bektaşı tekkelerini insa etmeye baslayalı daha bir kaç yıl oluyor. daha yeni yeni taş üstüne taş koymaya başladık.. virane olmus ibadethanelerimizi yenıden düzenleyelı çok olmadı daha. Ama dunyanın en büyük hacı bektaş veli heykeli yapıp diktik.

"Seni daha saygılı olmaya davet ediyorum can,yaşının gerekdiği gibi ol,
Hünkar "İNCİNSENDE İNCİTME" demiş,başkasına saygısızlık ederken,saygılı ol demeye hakkın yok"

Bende sizden büyük birini nasıl bir kardeşine davranması gerekiyorsa o şekılde bir davranıs beklıyorum.. ben eğer o abimin yazdıklarında bana karşı bir aşağılama görmeseydım. saygımı yitirmezdim.. bunu sizinle özel mesajda tartısmak ısterım bugun yeterınce sıkıldım.. bu konudan.


Suna da dikkat edersen iyi edersin, senin bir sürü mahalle agizli sözlerin var,ararsam yeterince bulurum gerek yok, benim kim oldugumu bu sitede yazanlar yeterince taniyor, Su bir gercek bazi tiplere fazla tahammül edemiyorum.. Ayrica ben aleviligi milliyetci merkeze kaydirmaya calisan, fasist alevileri de sevmiyorum...O yüzden de onlara karsi hic kibarlasamiyorum.. Ama hakaret de etmem..Uslub oldukca uygun, sorulara cevap ver yeter, yada fazla efe'lenme...Baska bir topic'de verdim üc hilal'in cevabini... Öyle sacma tezler üreterek, avrupayi, balkanlari feth etmeye kalkisma..

Buna ragmen yinede iyi cevap vermisim iyi sorular sormusum,simdi ikiniz birden cevaplandirin lütfen. Benim gönderdigim mesaj senide icine aliyor bu durumda iscanbaba'yi da...Herhalde iscanbaba bu konu ile bir aciklama getirir..


Muhammed ile bile MIRAC’a agan benim
ASHAB-I SUFFE’yile yalincak olan benim

Sabr ile kanaati viribidim bunlara
KIRK KISI bir gömlekten basin çikaran benim

O Kirkindan birine nesteri çaldimidi
KIRK’indan kan akitip ibret gösteren benim

Adem Peygamber ile Havvâ yaradilmadan
Uçmak’tan sürülüben o müflis olan benim

Adimi YUNUS taktim sirrim âleme çaktim
Bundan ileri dahi dilde söylenen benim


Müflis nedir


Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz, sahâbeye; "Müflis kimdir, bilir misiniz?" diye sordu. Sahâbîler; "Bize göre müflis, parası ve malı olmayandır" dediler. Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
"Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyâmet günü namaz, oruç ve zekâtı ile ve fakat (bununla berâber) falana hakâret etmiş, iftirâ atmış, falancanın malını yemiş, falancanın kanını dökmüş, falancayı dövmüş olarak gelir. Dolayısıyla falana onun sevaplarından, falancaya yine onun sevaplarından alınıp verilir. Eğer üzerindeki borç ödenmeden, önce sevapları tükenirse, zulmettiği o kimselerin günahlarından alınarak, ona yüklenir. Sonra da cehenneme atılır." (Müslim/Birr: 258)


Tanrımız da İblisinin müflisliğini Kur’anla bize bildirmiş, her tarafa yaymıştır. O hilekar,müflis ve kötü sözlüdür. Onunla hiçbir suretle ortak olma, oyuna girişme. Alışverişe girişirsen kar edemezsin, çünkü o müflistir,

"Ümmetimden müflis odur ki, kıyamet günü namaz ve zekâtla gelir. Ama, bu arada sövdüğü şu kimse, dövdüğü bir başka kimse dahi gelir. Bunun üzerine kendisinin hasenatından şuna verilir, buna verilir. Üzerinde haklar bitmeden kendi hasenatı tükenirse o zaman onların hatalarından alınır kendisine yüklenir. Daha sonra cehenneme atılır." (Müslim)


Müflis kim?
Mirac ne zaman olmus?
Yunus'un muhammed'in yaninda ne isi varmis?
Kirk kisi nasil bir gömlekten tek kisi olarak basini cikarmis?

Yunus'un bu devriye'si islamin özü olabilirmi kaynak getir olabilirligi ile ilgili..

Bos laf anlatma dolu ya gel muhabet ise yarasin..

Evet islam ici olan da, olmayanda aciklama getirsin lütfen, artik kabak tadi verdi, sizlerin her alevi inanc ögesini islam icinde eritmeye calismaniz...

hidayetdogan
27.11.2006, 13:01
üzgünüm ama 9 yaşında kız ile evlenip koynuna alan,kölesinin karısını allahtan vahiy geldi ben onunla evlenebilirim diyen bir şahsın benim dini inancımı temsil ettiğine inanasım gelmiyor ve inanmıyorumda. sadece insan ve sadece insan benim dinim

aske1012
12.12.2006, 05:15
şu kadınların zeka olarak geri olduklarını idda eden arkadaşa ithaftır...

ha bu arada fiziksel olarakta hakkından gelecek kadınlarda tanıyorum hani derler ya eşşek sudan gelinceye kadar,anlayana...

Arkadaşım tek bir örnekle oldu bitti diyemezsin ;) Tabiki çookkk zeki kadınlarda vardır ben DÜNYA GENELİNDEKİ BİLİMSEL YARGI dan bahsediyorum. Ayrıca kadınlar daha az zeki demiyorum yaratılış olarak erkeklerden daha az donatılara sahiptir diyorum. Ayrıca biri kadın biri erkek karşılaştırma bile yapamazsın, biri (+) diğeri (-) gibi farklı yani değişik yaratılmışlar... Ayrıca akıl var mantık var dünyayı erkekler yönetmiştir asırlar boyunca erkek HÜKÜM sürmüştür neden gördüğünüz halde görmezlikten geliyorsunuz ki bunları. Ben KADINDA ERKEKTE EŞİT OLSUN diyorum bundan bir adım geri atmam. Ama ikiside aynıdır diyemem demem herşeyden önce en çok inandığınız ikide bir ağzınıza aldığınız "BİLİM NERDE BİLİM" dediğiniz yargı buna karar vermiş. Fiziksel beyin güçleri daha düşüktür demiş, beyin yapısı organ olarak daha küçüktür demiş, fiziksel yapıları daha kırılgandır demiş...BEN DEMEDİM BUNLARI.

Bilim kadını aşağı görmez. İnsan haysiyetine yakıştırmaz.

Kuran'a ve Sahih-i Buhari Muhtasariye bak ve sonra bana kanıt göstererek yaz!

İşte Kadınları Aşağılayan Hükümler:

1. Kadınlar Sizin Tarlanızdır, Tarlanıza istediğiniz gibi girin. (Bakara Suresi 223 ayet.)

Sahih hadis vs.. gibi şeylerle örnek göstermeyiniz onlar sonuçta insanların kalemidir doğuda olabilir yanlışta mantığınıza uymuyorsa yanlıştır bu kadar.. Yeterki Kur'an dan örnek gösteriniz Allah'ın kaleminden soru sorunuz o zaman cevaplarım. Burada verdiğiniz örnekte nasıl bir aşağılama gördünüz anlayamadım kadınlarınız sizindir helalinizdir diyor Allah, ayrıca devam eden ayetlerde de cinsel ilişki ile ilgili olarak bazı ipucları veriyor bize olması gerekeni söylüyor yani. Zaten Kur'an bir bütündür sadece bu ayeti ele alırsanız "istediğim gibi cinsel ilişki yaşayabilirim"i düşünebilirsiniz bir kaç ayet sonrasını alırsanız ise de "anal ilişki yasak"mış manasını çıkarırsınız yani bütünü okumazsanız doğru bir yargıya varamazsınız.

Sanırım foruma üye olurken forum kurallarını okumuşsunuzdur. Bu üslubun forum içerisinde kullanılmayacağını; helede bir bayan için hatırlatmak bile üzücü.

Öncelikla ismi geçen arkadaşımızın bay yada bayan olması beni hiç ilgilendirmiyor çünkü ; tartıştığımız ortam sanal bir ortamdır karşımdakini fiziksel olarak tanıma şansım yoktur iyimidir kötümüdür bayanmıdır baymıdır bilemem. Benim için sadece insandır. adam gibi oku'dan kastım kırıcı olmak değildi ama olmuşum, o kişinin şahsından özür dilerim. Önceki mesajımda muhattabın ben olmadığımı söylediğim halde arkadaş celallenerek "Kuzu postundaki kurt" demiş bana, bende yazdıklarımı düzgün okumasını söyledim o kadar... Ayrıca forumda çok daha ateşli yazışmalarla karşılaştım niye dikkat çekti benim "Adam gibi oku kardeşim" kelimelerim bunuda anlamadım (gerçi anlıyorumda hoş görüyorum ;) )

ermiş58
20.12.2006, 20:45
canlar kadını islamda deyil günlük hayatımızda düşünelim biliniyorki bizler kadınsız onlarda erkeksiz bu yaşamın bi tadıolmaz heriki cinsiyetinde gerekli sorumluluk ları vardır ama inkaredemeyizki kadınların yuku erkeklerden daha fazladır ben herzaman söylerim vede inanırımki dünya uşkur vede güç için kurulmuştur günümüzdede hergüçlü erkegin birden fazla kadına sahiptirler geçmişimizdede biliniyorki bütün hükümdarlıklar bir kadın yüzünden yıkılmıştır vede her güçlü erkegin arkasındada bir kadın vardır ben kadınların yaratılma sebebinide erkeklerin arkasını toplasın dıye yaratılmışolduklarına inanırım kadınları kadın olarak görürsek erkeklerden altsınıfolduklarını ama insanolarak görürsek erkeklerden bi farkıolmadıgını görürüz

hidayetdogan
20.12.2006, 23:43
Muhammedin şehveti ve tanrısı

Muhammedin hevası, adaletin önüne geçiyor:

Aişe: Günümü kimseye vermem!

Muhammedin karıları arasında hizipleşme

Muhammed in Karıları: Adalet isteriz!

Muhammed: Bana vahiy, yalnızca Aişenin gününde geliyor!

49 yaşındaki adam (Muhammed), 6 yaşındaki bir çocuk (Aişe) ile evleniyor:

Aişe 9 yaşındayken 52 yaşındaki Muhammed ile gerdeğe giriyor:

Bir kız 9 yaşına geldiğinde, İslam hukukunda şehvet konusu oluyor:

Aişenin kaybolan kolyesi ve Safvan:

Aişe zina ile suçlanıyor:

Beklenen vahiy bir türlü gelmiyor:

Aişenin zina etmediğine ilişkin 18 ayet birden iniyor:

Muhammed'in şehveti ve "tanrı"sı

Karılarından Aişe, Muhammed'e şöyle diyor:

-"Ma era rabbeke illa yüsariu hevake" (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu't-Tefsir/33/7,Kitabu'n-Nikah/29;Diyanet yayınlarından Tecrid, hadis no:1721;Müslim, e's-Sahih, Kitabu'r-Rıda/49,hadis no:1464;İbn Mace Sünen, Kitabu'No:-Nikah/57, hadis No: 200; Ahmed İbn Hanbel,6/134,158)

Nedir bu sözün Türkçesi?

"Vallahi Rabbinin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum." (Ahmed Davudoğlu, Sahih-i Müslim Terceme ve Şerhi. 7/402)

"Rabbin Teala (kadınlarının değil) ancak senin arzunun tahakkuna müsaraat ediyor. (Çeviri: Kamil Miras, Diyanet Yayınlarından)

Aişe'nin sözü dilimize şöyle de çevrilebilir:

"Bakıyorum da, senin Efendi Tanrın , yalnızca senin şeyinin keyfini (hevanı) yerine getirmek için koşuyor."

Hadiste, efendi tanrının yalnızca Muhammed'in hevası için koştuğu açıkça belirtiliyor.

Heva: İnsanın arzusu, isteği. Ama buradaki herhangi bir arzu, istek değil; cinsel istektir söz konusu olan. Çünkü buradaki konu, cinsel isteğin üzerinde durulduğu bir konu. Ayrıca "heva" söylendiğinde ilkin bu kavramda kullanılır. Rağıp da, heva için : "Meylun'nefsi ile'eş-şehveti" (Bkz. Müfredat, Heva) diyor. Yani "nefsin şehvete eğilimi."

Rağıp, aynı yerde, hevanın "şehvete eğilimli olan nefsin kendisi için de söylenebileceği"ni belirtiyor.


Aişe neden böyle diyor?

Muhammed'in çok karısı var. Yaşlanmış olan Sevde Bint Zema'nın dışında hepsi genç, hepsi güzel. Ve hepsi de cinsel istekli. Adalet olsun diye, Muhammed'in bunlarla cinsel birleşmesi sıraya konmuştur. Sevde'nin dışında kimse, sırasını başkasına kaptırmak istemiyor. İşte bu böyleyken, "ayet" geliyor; durumu değiştiriyor:

Muhammed'in "heva"sı, "adalet"in önüne geçiyor:

Muhammed'in kadın seçimi, cinsel alandaki isteği, hadisteki sözcüğü ile hevası, adalete baskın geliyor ve sıra Muhammed'in isteği doğrultusunda, ayetle bozuluyor. Ahzap suresinin 51. Ayeti şu sözlerle başlıyor:

-"(Ey Muhammed!) Onlardan (yani karılarından) dilediğini geriye bırakır, dilediğini öne alabilirsin..."

Ne demek bu?

Hadis ve yorumlara göre şu demek:

-"Ey Muhammed! Artık nöbet, sıra zorunlu değil senin için. Nöbeti, sırası gelse bile, dilediğin karınla cinsel birleşmeyi erteleyebilir, ondan önce dilediğin karınla yatabilirsin."

Sözün özü: Kuran'ın tanrısı, Muhammed'in, karılarıyla olan cinsel ilişki düzenindeki işini kolaylaştırıyor. İlişkiyi sıraya koyma zorunluğunu kaldırıyor. "Hangi karınla ne zaman yatmak istersen özgürsün" diyor.

İşte bunun üzerine Aişe dayanamayıp o sözü söylüyor:

-"Görüyorum ki senin Efendi Tanrı'n, senin şeyinin keyfini ..."

Aişe, bu durumu daha sonra, Ahzap'ın 51. Ayeti gelince anladığını; 50. Ayet geldiğindeyse bunu pek anlayamadığını ve o nedenle, 50.ayette, Peygambere kendini (hem de mehirsiz olarak) verebilecek kadından söz edilince şu tepkiyi gösterdiğini belirtiyor:

-"Olacak şey mi? Bir kadın utanmaz mı ki, kendini bir erkeğe armağan etsin?" (Tecrid, hadis no:1721)

Karılar içinde ayrıcalıklı olanlar:

Muhammed, kimi karılarını daha çok severdi. Kimini de daha çok tutardı. En çok tuttuğu karılarının başında Aişe geliyordu. Ebubekir'in kızıydı, o nedenle de etkiliydi. Zaman zaman Muhammed'e kafa tutar gibi durumları bile olabiliyordu. Zeki de olduğu için, birtakım ayrıcalıklar sağlayabilmişti. Muhammed'in cinsel ilişkilerindeki sıra düzeni bozulunca, karılar içinde en çok yararlanan o olmuştu. Boşamasın diye Muhammed'in hoşnutluğunu kazanmak isteyen yaşlı ortağı Sevde Bint Zem'a'nın "gün"ünü almıştı. Başka kumaların gününde de Muhammed'le yatabilirdi. Muhammed istediğinde, kendi günüyse başkasına vermezdi. Muhammed'in canı başka kadınla yatmak istese bile vermezdi gününü, sırasını.

Aişe: "Günümü kimseye vermem"!

Aişe'nin anlattığına göre: Muhammed'e, herhangi bir karısının gününü, sırasını gözetmeksizin; dilediği karısıyla dilediği zaman yatma özgürlüğü veren "ayet", yani Ahzab suresinin 51. ayeti geldikten sonra da, Muhammed'in Aişe'nin gününde başka kadınla yatmak istediğinde Aişe'den izin alma gereği duyardı. İzin isterdi ama Aişe geri çevirirdi:

-"Eğer izin verme, vermeme yetkim varsa vermek istemiyorum. Tanrı elçisi! Bilesin ki hiçbir kimseyi sana (seninle yatmaya) yeğ tutmam."( Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/33/7)

Hadisten anlaşıldığına göre, Aişe'nin bu karşı koyuşuna Muhammed artık ses çıkarmamış; "Ayet var. Ayet bana istediğim zaman dilediğim karımla yatma yetkisini vermiştir" dememiş ya da diyememişti.

Muhammed'in karıları arasında hizipleşme

Peygamberin karıları iki hizibe ayrılmıştı: Bir kesimde Aişe, Safiyye ve Sevde vardı. Öbür kesimdeyse Ümmü Seleme ve peygamberin öteki karıları. Müslümanlar, peygamberin Aişe'ye olan sevgisini biliyorlar; o nedenle depeygambere bir armağanda bulumak isteyen biri olduğunda armağanı sunmayı geciktirir; peygamber Aişe'nin odasına gittiğinde sunardı.

Muhammed' in Karıları: "Adalet isteriz!"

Bunu üzerine, Ümmü Seleme hizibi söylenmeye başlandı. Bu kesimde olan kadınlar gidip Ümmü Seleme ile konuştular:

-Ümmü Seleme! Peygambere söyle. Herkesle konuşsun; Peygambere kim bir armağan vermek isterse, peygamberin hangi karısının yanında bulunduğuna bakmaksızın armağanını sunmasını duyursun.

Muhammed aldırmıyor:

Ümmü Seleme, karıların dediklerini peygambere söyledi. Ama peygamber bir şey söylemedi. Karılar gelip Ümmü Seleme'ye sordular:

-Ne dedi peygamber?

-Bana bir şey demedi.

-Öyleyse bir kez daha söyle ona!

Ümmü Seleme, kendi gününde (ilişki için) geldiğinde peygambere yine söyledi. Ne var ki peygamber ona yine bir şey söylemedi. Kadınlar sorunca yine "peygamber bana bir şey söylemedi" dedi. Kadınlar da, "sana karşılık verinceye kadar söyle ona söylediklerimizi" dediler. Peygamber cinsel ilişki için dönüp geldiğinde, Ümmü Seleme ona kadınların dediklerini yine anlattı. Bu kez peygamber konuştu:


Muhammed: "Bana vahiy, yalnızca Aişe'nin gününde geliyor"!

-Aişe konusunda beni üzme! Bil ki, hiçbir kadın koynumdayken bana vahiy gelmez de, yalnızca o koynumda bulunduğu sırada bana vahiy gelir.

Bunun üzerine Ümmü Seleme şöyle dedi:

-Ey Tanrı Elçisi! Seni üzdüğüm için tanrıya sığınıp tevbe ediyorum!

Karılar, Muhammed'in kızı Fatıma'yı araya koyuyorlar:

Aynı kadınlar sonra peygamberin kızı Fatıma'ya başvurdular; onu peygambere gönderdiler. Şöyle demesini istediler:

-Karıların tanrı için senden, Ebubekir'in kızı (Aişe) konusunda (kayırmayı bırakıp) adaletli davranmanı istiyorlar.

Fatıma'nın aracılığı da bir sonuç vermiyor:

Fatıma da peygamberle konuşup kadınların dediklerini iletti. Peygamberse şöyle karşılık verdi:

-Kızcağızım (sevgili kızım)! Benim her sevdiğimi sen sevmezmisin?

Fatıma karşılık olarak:

-Evet!

Peygamber:

-Öyleyse sen de Aişe'yi sev!

49 yaşındaki adam (Muhammed), 6 yaşındaki bir çocuk (Aişe) ile evleniyor:

Yine Aişe'nin kendisinin anlattığını dile getiren bir hadis:

Bu hadisin başında, Aişe aynen şöyle diyor:

-"Peygamber benimle evlendi; ben o sırada 6 yaşındaydım."

Evet, bir yanda 49 yaşındaki Muhammed, öbür yanda 6 yaşındaki Aişe evleniyorlar. Muhammed ile evlendiği zaman Aişe'nin 6 yaşında olduğunun İslam dünyasında kabulu zorunlu. Çünkü bunu anlatan hadis, tartışmasız sağlam (sahih) kabul edilir. Bu hadisi, İslam dünyasında en sağlam olarak benimsenegelmiş olan Buhari'nin ve Müslim'in E's-Sahih’lerinde de buluyoruz.

Anlatıldığına göre evlilik gerçekleşiyor ama yine de 3 yıl kadar zifaf (yani cinsel birleşme) gerçekleşmiyor. Bu süre geçtikten sonra oluyor zifaf !

Aişe 9 yaşındayken 52 yaşındaki Muhammed ile gerdeğe giriyor:

Hadisi izleyelim. Aişe anlatıyor:

-"Ve be dokuz yaşındayken benimle gerdeğe girdi. Medine'ye göçmüştük. Haris İbn Hazrec oğullarına konuk olduk. O sırada sıtmaya yakalandım. Saçlarım döküldü. Saçlarım yeniden geldi; bölükler oluştu. Annem Ümmü Ruman bana geldi. Arkadaşlarım ile birlikte salıncakta sallanıyorduk. Annem beni çağırdı. Yanına gittim. Benden ne istediğini bilmiyordum. Elimi tutup alıp götürdü. Evin kapısına gelince durdu. Soluk soluğa kalmıştım. Sonunda soluğum biraz yatıştı. Annem, sonra biraz su alıp yüzüme başıma değdirdi. Sonra beni eve soktu. Bir de baktım ki bir takım Medineli kadınlar. Evdeler. Bana şöyle demeye başladılar:

-Hayırlı, bereketli olsun. İyi şanslar.

Annem beni bu kadınlara teslim etti. Bunlar benim saçımı başımı yıkadılar, beni güzel bir biçimde hazırladılar. Peygamberle birden karşılaşmaktan başka hiçbir şey beni korkutmamıştı. Kadınlar, beni ona teslim ettiler. Ve ben o sıralar 9 yaşındaydım."

Aişe, Muhammed'in koynuna verilmek üzere götürüldüğünde, salıncakta sallanıp oynayan bir oyun çocuğuydu. Yani Muhammed, 52 yaşında böylesine bir çocukla cinsel birleşimde bulunmuştu.



SAHİH-İ BUHARİ' DEN

Bir kız 9 yaşına geldiğinde, İslam hukukunda "şehvet konusu" oluyor:

Aişe 9 yaşındayken Muhammed'in koynuna sokulmuş olunca, İslam hukuku bundan şu sonucu çıkarıyor:" 9 yaşındaki bir kız, müştehat (şehvete konu olabilecek çağda) sayılır" diyor. Ve bu nedenle de 9 yaşındaki bir kız çocuğu ile evlenilebileceğini bildiriyor.

Aişe, Muhammed'in karısıyken büyüyecek ve 18-19 yaşına geldiğinde de Muhammed'in ölümü üzerine, kimi kumaları gibi, çok genç yaşta dul kalacaktır. Ve hiçbir erkekle evlenmemeye "mahküm" edilerek...Muhammed'in karıları, müminlerin anaları sayıldığı için...

Aişe'nin kaybolan kolyesi ve Safvan:

Muhammed, Mustalıkoğluları' na karşı gece baskını için yola çıkma hazırlığında. Yıl : Miladi 627. Bu sırada Muhammed, Aişe' yi de yanına almıştır. Aişe 9 yaşındayken Muhammed' in koynuna verildiği tarih, eğer Hicri şevval ya da zilkade 1 / Miladi mayıs ya da haziran 623 ise- 13 yaşındadır daha. Aynı gece baskınının sonucunda, tutsaklar arasında güzelliğiyle göze çarpacak ve başkasına düşmüşken alınıp Muhammed in koynuna verilecek olan Cüveyriyye' yle aynı yaşta. Devenin üzerinde kapalı bir yer ("mahmil"); Aişe de içinde. Gidilir; baskın yapılır, elde edilecekler elde edilir ve dönüş başlar. Gidiş Medine'ye doğru. Derken bir konak yerinde biraz kalınır. Gecenin bir kesimi. Bir süre sonra; kalkıp yola koyulmaya yöneliş. Tam bu sırada bir şey olur: Aişe çişi için ya da öbür işini görmek üzere birlikten ayrılır. Ayrılışını haber verse olmaz mıydı? Olurdu ama, kimseye haber vermemiş işte. Çişi ya da öbür işi olup bittikten sonra döner; ama bir terslik: Göğsünü yokladığında, kolyesini bulâmaz ve kopup düştüğünü anlar. Geri dönüp gerdanlığını aramaya koyulur. O sırada Aişe devesinin üzerindeki kapalı yerinde bulunuyor sanıldığı için herkes habersiz ve birlik uzaklaşıp gitmiştir. Aişe, kolyesini bulur; ama işte o saatlerde, yolda yapayalnız. Konaklandığı yere gelir, orada bekler. Gelsin götürsünler diye... Beklerken uyku bastırır ve uyur. Ve bu sırada: Muattal Oğlu Safvan. Arkadan gelmiş, Aişe' yi görünce de şaşırmıştır. Şaşkınlığını anlatan sözler. Onun bu sözlerine de Aişe uyanır. Safvan, Aişe' yi devesine bindirir. Yola koyuluş. En sonunda, bir konak yerinde birliğe ulaşılır. Bu sırada da dedikodular başlar... Aişe' nin kendi anlattığına göre gerçek bu. (Bkz. Buhâri, e's-Sahih, Kitabu'ş- Şehâdât/15; Kitabu'I-Meğâzî/34; Tecrîd, hadis no: 1151; Müslim, e's- Sahih, Kitabu't-Tevbe/56, hadis no: 2770.)

Olayda akla gelen sorular:

1) Aişe çişi ya da öbür türlü işi için ayrılıp giderken kimseye neden haber vermemişti? Eğer bunun nedeni, çocuk yaşta oluşu idiyse; bu yaşta oluşu biri tarafından kandırılmaya da elverişli değil miydi?

2) Aişe ayrılıp giderken o denli insan içinde nasıl olmuştu da kimse görmemişti? Gören olmuştuysa, dönüşü neden izlenmemişti? Döndüğü görülmedikçe, "dönmüş; mahmiline girmiştir!" yargısı nasıl oluşmuştu?

3) Hadiste belirtildiğine göre, Aişe'nin deve üzerindeki "hevdec"ini (mahmil) indiren, sonra yine yükleyenler ve Aişe' ye "hizmet edenler" vardı. (Hadis'e aynı kaynaklarda bkz.) O "hevdec", dinlenme yerinde deveden indirildiğine göre, sonra deveye yüklenirken içinde

4) Aişe var mı, yok mu diye niçin bakılmamıştı? Hizmet edenler bakabi- lirlerdi. Yine hadiste belirtildiğine göre, "hicab" yani erkeklere karşı "örtünme, perde ardına geçip saklanma" gerektiren bir ayet hükmü bulunmadığı zamanlarda, Safvan, Aişe' yi görmüştü. (Hadise, aynı kaynaklarda bkz.) Yani Safvan' la Aişe birbirlerini tanıyorlardı. Bu "tanışma", ileri ölçülerde bir "anlaşma" ya varmış olamaz mıydı?

Aişe "zina" ile suçlanıyor:

Aişe'nin Safvan' la yolda "neler yapmış olabileceği" üzerinde duruluyordu. Yoğunlaşan kuşku. Dedikodular alıp yürümüştü. Son derece yaygın bir duruma gelmişti giderek. Muhammed' in bile Aişe' ye karşı olan her zamanki tutum ve davranışında bir değişme olmuştu: Aişe diyor ki: "Medine'ye gelince ben bir ay hastalandım. Meğer o sırada, iftiracıların dedikoduları dolaşıyormuş. Hastalığımda beni işkillendiren bir şey oldu: Peygamber'den de, her hastalığımda gördüğüm ilgiyi inceliği artık göremiyordum. Yalnızca gelip selam veriyor ve 'nasılsınız?' diyordu, o kadar." (Hadis'e aynı kaynaklarda bkz.)

Aişe dedikoduları duyup öğrenince üzülmüştür. Hastalığı daha da artmıştır bunun üzerine. Muhammed'den izin alır ve babasının evine gider. Orada da, durumuna ilişkin "Tanrısal bir açıklama" bekler. (Aynı hadise bkz.)

Beklenen "vahiy" bir türlü gelmiyor:

Hadiste, bu olaya ilişkin "vahy"in "gecikmesi"nden sözediliyor. Ve Muhammed, "karı"sından, yani "Aişe"den ayrı kalışından doğan soruna çözüm için yakın çevresini topluyor. Bunların içinde Ali de vardır. Ali, görüşünü şöyle dile getiriyor:

- "Ey Tann Elçisil Tanrı dünyayı sana dar etmedi ya! Aişe'den başka da kadın var, kadın çokl" (Bkz. Aynı hadis.)

Ali, gerçeği öğrenmek için Aişe'nin cariyesi Berire'nin tanıklığına da başvurulabileceğini söylüyor Muhammed'e. Muhammed bu tanıklığa başvurdugunda, cariye, "hanımı için iyilikten başka bir şey bilmediğini" söylüyor. Muhammed sorup soruşlurduğuna göre, belli ki adamakıllı "kuşkulu". Bu "kuşku", onun Aişe'ye söyledigi yine aynı hadiste açıklanan şu sözlerden de çok açık biçimde anlaşılıyor:

Muhammed: "Aişe! Böyle bir suçun varsa tevbe et!"

- "Aişe! Senin hakkında bana şöyle şöyle dedikodular geldi (Safvan'la ilişki kurduğundan sözediliyor). Eğer bu suçu işlemedinse Tanrı seni aklayacaktır. Ama eğer işledinse bu suçundan dolayı Tanrı'ya yönel, tevbe et! Çünkü bir kul, suçunu boynuna alır ve tevbe ederse, Tanrı da onun tevbesini kabul eder." Aişe, Muhammed'in bu sözlerine, babasının ve anasının karşılık vermelerini ister. Onlar karşılık vermeyince de, Muhammed'e kendisi karşılık verip sonucu sabırla bekleyeceğini söyler.

Ve sonunda "vahiy" geliyor:

Konuşmadan sonra Aişe, yatağına dönmüştür. "Bekleme"de... Aişe, kendisinin söylediğine göre, hakkında "Kur' an ayeti" ineceğini filan beklemiyordu. "Ben kim oluyorum ki Tanrı, Kuran'da benim sorunuma ilişkin ayet indirsin!" türünden açıklaması var Aişe' nin. Yine açıklamasına göre, beklediği yalnızca, "Muhammed' in rüya görmesi" ve onun "rüyasında aklanması". Ama beklediğinin ötesinde olur gelişme: Muhammed her vahiyde olduğu gibi özel bir duruma girmiştir. Daha sonra da konuya ilişkin "vahyin geldiğini" açıklar. Aişe' ye anası, kalkıp Muhammed' e "teşekkür" etmesini söyler. Ama Aişe bunu yapmaz; vahyi gönderen "Tanrı" olduğuna göre, Muhammed' e değil; O' na teşekkür etmesi gerektiğini belirtir. (Bkz. Aynı hadis.)

Aişe'nin "zina" etmediğine ilişkin "18 ayet" birden iniyor:

Onca (hadise göre bir ay) gecikmeden sonra "vahy" gelmiştir. Hem de kimine göre "10 ayet", kimine göreyse "18 ayet" birden... (Bkz. Nûr, ayet: 11-20. Buna göre toplam: 10 ayet. Ama tefsirlerde toplam: 18 ayet olduğu belirtilir. Bkz. Nesefi, Tefsir, 3/134; F.Râzî, e't-Tefsiru'l-Kebîr, 23/173.) Bu ayetler, birinci ve ikinci orijinalleri yakıldığı için Muhammed dönemindeki biçimini tam olarak bilemediğimiz (bunun için daha sonraki yazılara bkz.) Kur'an' ın bugünkünde, Nur Suresinde yer alıyor. Bu ayetlerde, "zinayı" kanıtlamak için "dört tanık göstermek gerektiği", bu gösterilmediği zaman iftira olacağı açıklandıktan (bkz. Nur, ayet: 13) sonra, ad vermeden "iftira edenler" çok ağır biçimde kınanıyor.

İşte âyetlerden bir kesim (Diyanet'in resmi çevirisiyle):

- "Muhammed' in eşine o yalanı uyduranlar, içinizden bir gürûhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın. O, sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine, kazandığı günâh karşılığı, cezâ vardır. İçlerinden elebaşılık yapana ise, büyük azâb vardır. Onu işittiğiniz zaman; erkek, kadın mü'minlerin, kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulu- nup da: 'Bu apaçık bir iftiradır!' demeleri gerekmez miydi? Dört şahid getirmeleri gerekmez miydi? Işte bunlar, şâhid getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır. Allah'ın dünyâ ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydı o kötü sözü yaymanızdan ötürü, büyük bir azaba uğrardınız. Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz. Oysa Allah katında önemi büyüktü. Onu işittiğinizde: 'Bu konuda konuşmamız yakışık almaz. Hâşâ, bu, büyük bir iftiradır.' demeniz gerekmez miydi?" (Nûr, ayet: 11-16.) .

Yine sorular:

1- 12. ve 13. ayetlerde, Aişe konusunda söylentiler çıktığında bu söylentileri duyanlar, "Bu, apaçık bir iftiradır. Bu, büyük bir iftiradır." demedikleri için kınanıyorlar. Ayetlerin bu kınaması, Muhammed' in yakın çevresini, hatta kendisini de içine almıyor mu? Çünkü onlar da "açık bir iftira, büyük bir iftira" olduğu kanısını taşımıyorlardı:

- Ali'yi ele alalım. Böyle bir kanıyı taşımadığı için, Muhammed'e Aişe'yi boşamayı önerdiği anlamına gelen sözler bile söylemişti.

- Muhammed'in kendisini ele alalım: Böyle bir kanıyı (iftira olduğu kanısını) taşımadığı içindir ki, Aişe'ye, eğer ileri sürüldüğü gibi bir suç işlediyse, bundan dolayı "Tevbe" etmesini önermişti.

2- Ayrıca, kimsenin elinde herhangi bir kanıt bulunmadan, "iftira" olduğu konusunda kesin bir yargıya varması nasıl beklenebilir? Kuşkusuz "kanıt" bulunmadığı için "zina" suçunun işlendiğine de yargıda bulunulamaz. Ama tersine bir kanıya varmadılar ve "iftiradır" hem de "apaçık bir iftiradır, büyük bir iftiradır" demediler diye insanlar nasıl kınanabiliyor?

3- Ayetlerden ve kimi "rivayetlerden" anlaşıldığına göre: Aişe konusunda dedikoduları yayanlar, yalnızca "münâfıklar" da değildi:

- 14. ayeti ele alalım: "Allah'ın dünya ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydı, o kötü sözü yaymanızdan ötürü, büyük bir azaba ugrardınız." deniyor. Demek ki, "o kötü sözü yayanlar" için Tanrı' nın "dünyada ve âhirette lutuf ve merhameti" olmuştur. Bu durumda olanlarsa, "Tanrı katında kâfir" sayılan "münâfıklar" olamazlar. Yani bunlar, "münâfıkların" dışındaki müslümanlardır. .

- 11. ayette sözü edilen "elebaşi'nın kim olabileceği üzerinde durulurken, kimi rivayette bu kimsenin "münâfıkların başı Abdullah Ibn Übey" olduğunu ileri sürerken, kimileri de buradaki anlatımın kapsamı içine, Muhammed'in ünlü şairi Hassan Ibn Sâbit gibi önemli kişilerin de girdiğinden söz ediyor. (Bkz. Taberî, Camiu'l-Beyan, 18/69-70; F.Râzî, 23/174; Tefsiru'n-Nesefî, 3/134.)

Bunlara ne demeli?

4- Tanrı "vahiyle" açıklama yapacaktı da, bu açıklamayı daha önce, yani dedikodular oluşup yayılmadan niçin yapmadı? Neden "bir ay" bekledi de, başta "peygamber"i ve sevgili karısı olmak üzere herkesi üzdü? Gelişmeler neden böyle olmuştur?

5- Bir "zinanın" kanıtlanması için "dört tanık" istemek, gerçekçi bir yaklaşım mıdır?

Hadiste belirtildiğine göre: Aclanoğulları'nın ileri gelenlerinden Medineli Asım Ibn Adyy in ve aynı kabileden Uveymir'in "Peygamber"den bir sorulan olur:

- Bir adam, karısını bir adamla zina ederken bulsa ne yapmalı? Karısının tam karnı üzerinde bulsa? Eğer gidip dört erkek tanık bul- maya yönelirse, zina eden adam işini bitirip gidecektir!!! Dört tanık mı aramalı, yoksa..? (Hadisi ve soruyu çeşitli biçimiyle görmek için bkz. F.Râzî, 23/164; Buhâri, e's-Sahih, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/24/1; Tecrîd, hadis no: 1716; Ebu Dâvüd, Sünen, Kitabu't-Talâk/27, hadis no: 1716; Ebu Dâvûd, Sünen, Kitabu't-Talâk/27, no: 2245.)

Bu soru, "zina" için "dört tanık" isteniyor olmasından kaynaklanmıyor mu?
işte size islamın kadına bakış açısı inanmayanlar ayet ve hadisleri kuran ı erim in türkçe meallerini bulup karşılaştırabilir ben karşılaştırdım

hidayetdogan
20.12.2006, 23:46
- "Peygamber, Benû Mustalık üzerine gece baskını yaptı. Onlar ansızın yakalanmışlardı. Hayvanları da su başında sulanıyordu. Peygamber, savaşabilir durumda olanlarını öldürttü; çocuklarını da tutsak olarak aldı. O sırada Cüveyriye'yi kendine seçti." (Bkz. Buhari, Kita- bu'l-Itk/13; Tecrid, hadis no: 1117 Müslim, Kitabu'l-Cihâd/1, hadis no: 1730; Ebu Dâvûd, Sünen,Kitabu'l-Cihâd 100, hadis no: 2633.)

"Cüveyriyye", "cariyecik" demek. Çok küçük yaştaydı o sırada. 13 yaşında. Asıl adı "Berre" iken, Muhammed'in el koymasından sonra bu adı almıştı.

Yıl: 627. Muhammed, Mekke'yle Medine arasında el Mureysi denen su kaynağı kesiminde oturan Mustalıkoğulları (Benû Mustalık) kabilesine bir gece baskını düzenliyor. İstediği sonucu da elde ediyor. Yukarıdaki hadiste, Muhammed'in "savaşır durumda olanlarını" öldürttüğü anlatılıyorsa da, öldürülen yalnızca on kadar savaşçı. (Birçok kaynağı bir arada görmek için bkz. Leoni Caetani, çev. Hüseyin Cahit, İstanbul, 1925, s.145-146.)

"Ganimetler" , "tutsaklar"...

Ve tutsaklar arasında güzel Cüveyriyye. Mustalıkoğulları'nın başkanı Haris'in kızı. Şimdi "cariye" durumunda. Yani alınıp satılabilir nitelikte. Tecrîd'in "mütercim"i Kamil Miras'ın anlattığı gibi, "tutsaklar bölüştürülürken o da, Sâbit Ibn Kays'ın payına düşmüştür." (Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, 1117 numaralı hadisin "İzah"ı.)

Ne var ki kız çok güzel. Üstelik de soylu.

Kız, bu durumundan yararlanmış mıdır? Yeterli bir kanıt yok. Ancak birden, hadiste de belirtildiği gibi, Muhammet'in onu kendine aldığını görüyoruz. Muhammed, kurtulmalığını vererek kızı, alıp kendi karıları arasına katmıştı. Ve ardından "zifaf".. Arkasından, "idamlık" durumunda olan herkese "beraat". Muhammed Hamidullah şöyle diyor:

"... Birkaç saat sonra biz, düşmanın, Muhammed'in (A.S.S.) en yakın dostlarından biri haline geldigini görmekteyiz. (...) Sonunda herkes, ganimetten eline geçen hisseyi red ve iade etmekte tereddüd geçirmedi. İKİ YÜZ AİLENİN BİRDEN, hiç beklenmedik bir şekilde hürriyetlerine kavuşturulmaları üzerine, Mustalık'lılar, kaybettikleri on savaşçıyı pek çabuk unuttular. Ve sonunda Islam'ı kabul ettiler." (Bkz. Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, Islâm Peygamberi, çev. Prof.Dr. Salih Tug, İstanbul, 1980, 1/264)

Bu durum karşısında: "Ey güzel ve aşk (!), sen nelere kadirsin!" demek yerinde olmaz mı? '

Muhammed 56 yaşındaydı o sırada. Güzel körpecik Cüveyriyye' yi, koynuna almak için hiç zaman yitirmemişti. Suyun yanında hemen kurulan meşin çadırında işini görmüştü. Karılarından Aişe de oradayken... Cüveyriyye ve Aişe aynı yaştalardı. Medine'ye dönüşte de Aişe' nin kolyesi ve Safvan olayı meydana gelecektir. Acaba, Aişe Muhammed'den bir öç almak istemiş miydi? Cüveyriyye' yi kıskanmış olarak?

"Kurtulmalık" lar ödenmeden ve tutsaklar daha özgürlüklerine kavuşturulmadan bir şey olmuştu. Anılmaya, üzerinde durulmaya değer bir şey:

Muhammed, tutsak kadınların ırzlarına geçilmesine izin veriyor:

Ebu Said el Hudfı'nin anlatmasıyla "tutsaklar arasında Arab'ın en nefis kadınları" bulunuyordu. (Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu'n- Nikâh/125, hadis no: 1438.) Ve o baskını gerçekleştirmiş olan Müslümanların ağızlarının suyu akıyordu güzel kadınları görürken. Hemen yatmak istiyorlardı. Yatmak istedikleri kadınlar, birer "cariye" durumuna gelmiş değiller miydi? Öyleyse müslümanlara "helâl"diler. Gerçi Muhammed'in: "Tanrı'ya ve âhiret gününe inanan bir kimse için, kendi suyuyla (menisiyle) başkasının tarlasını (başkasının cinsel ilişki kurdugu kadını) sulaması helâl olmaz." dediği de aktarılıyor. Ve bu arada: "Tanrıya ve âhiret gününe inanan bir kimseye, başkasının menisinden temizledikçe (istibrâ, fıkıhçılara göre bir ay içinde olur) hiçbir tutsak kadınla cinsel ilişki kurmak helâl olmaz." diye de eklediği belirtiliyor. (Bkz. Ebu Dâvûd, Kitabu'n-Nikâh/45, hadis no: 2158.) Ama çelişki yalnızca bu konuda degil ki...

Ebu Said el Hudrî anlatıyor:

- "Peygamberle birlikte Benû Mustalık Gazası'na çıktık. Ve Arap tutsaklarından tutsaklar elde ettik. O sırada kadınlar iştahımızı çekti. Bekarlık çok güç gelmişti bize o günlerde. Ve azil yapmak istedik. İstiyorduk azil yapmayı. Ancak, 'Peygamber aramızdayken ona sormadan nasıl azil yapacağız?' dedik ve gidip peygambere sorduk. Peygamber de azil yapmamakta sizin için bir sakınca yoktur. (Yapabilirsiniz de. Yapmaya bilirsiniz de.) Ama bilin ki, kıyamet gününe değin meydana gelecek bir yavru, ne olursa olsun meydana gelir." (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Itk/13; Tecrîd, hadis no: 1596; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'n-Nikâh/127, hadis no: 1438; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'n- Nikâh/49, hadis no: 2170.) Kimileri, "azl"in ne demek öldüğünü bilmedikleri için bu hadisin anlamını tam olarak anlamamışlardır.

"Azl" (azil), cinsel ilişki sırasında, erkeğin, meniyi, kadının cinsel organına boşaltmadan çekmesidir. Yani, meniyi kadınlık organının dışına boşaltmak. Hadiste anlatılanın özeti şu:

Müslümanlar, ellerindeki "tutsak kadınlar"la cinsel ilişkide bulunmak istiyorlardı. Ama bir sorunları vardı: Ya çocukları olursa? İlişki kuracakları bu kadınlardan çocuk olsun istemiyorlardı. Tecrit "mütercim"i Kamil Miras, bu istememeyi, şöyle açıklıyor:

"Bu suretle (yani meniyi dışa boşaltmak biçiminde) esir kadınlara yaklaşmak istemeleri (şu yüzdendir): Yüklü (gebe) veya evlat anası kadınlar satılamazdı. Halbuki gazilerin paraya ihtiyaçları bulunduğundan satmak istiyorlardı." (Bkz. Diyanet yayınlarından Tecrid, 1596 numaralı hadis, not: 1.)

Kısacası: Tutsak kadınların ırzına geçebilirlerdi "gaziler". Ama bu işi yaptıktan sonra da "çocuk sorunuyla" karşılaşmak isteniyorlardı. Çünkü gerektiğinde bu tutsak kadınları satabilirlerdi. Buna bir engel çıkmamalıydı. "Azl"i bunun için istemiş ve "Peygamber"e danışmışlardı. Peygamber de temelde bu kadınların ırzlarına geçilmesinde bir sakınca görmüyordu, buna izin veriyordu. "Azl"e gelince. Bunda da bir sakınca bulunmadığını dolaylı olarak belirtiyordu.

Muhammed'in Marya ile Hafsa'nın yatağında yakalanması:

Gün, Muhammed' in karılarından Hafsa' nın günüydü. O gün Muhammed, Hafsa' yla cinsel ilişkide bulunmak üzere kalkıp gider. Hafsa' nın odasına varır. Ama Hafsa' yı bulamaz. Tam o sırada da, bir zamanlar Mısır Mukavkısı' nın kendisine armağan ettiği cariyelerden Marya ortaya çıkmıştır. O anda Muhammed, cinsel ilişki için tam hazırlıklıdır. Cariye'yi tutup yatırır Hafsa' nın yatağına, ve işini görmeye başlar. Muhammed'in cariyesi ile yatması doğal. Kuran da, karılarının dışında cariyeleriyle de yatmasına olanak veriyor (bkz. Ahzab suresi, ayet 50,52) İşin bu noktası olağan olmasına olağan. Ne var ki, cariyeyi özgür (hurre) olan bir kadının, üstelik Ömer kızı Hafsa'nın yatağında koynuna alıyor. İşte bu olağan değil. Terslik bu ya, o sırada, Hafsa da çıkagelmiştir. Muhammed' in Marya (Mariye) ile ilişkisini görür. Bir süre kendine egemen olup kapıda bekler. Muhammed işini bitirmiştir. Hafsa tepkisini gösterir:
"Tanrı elçisi! Sen beni kötü duruma düşürdün, aşağıladın. Öyle bir şey yaptın ki, benzerini hiçbir karına yapmadın! Benim günümde, benim sıramda ve benim yatağımda bir cariyeyi yatırıp yapıyorsun!"

Muhammed ne desin? Sonra, Muhammed' ile Hafsa arasında şu konuşma geçer:

Muhammed: "Vallahi Billahi Marya ile bir daha yatmayacağım!"

"Hafsa! Marya' yı kendime haram etsem de ona bir daha yaklaşmasam; bundan hoşnut olur musun?

"Evet!"

Muhammed hemen ant içmiştir:

"Hafsa! Aramızda kalsın, bunu sakın kimseye söyleme, olmaz mı?"

"Tamam!"

Ne ki, Hafsa bu durumu Aişe'ye anlatır.(Bkz. Taberi, Camiu'l-Beyan,28/102)

Kimi aktarmaya göre de Muhammed'in Hafsa ile yakalanması, Aişe'nin gününde olmuştur. Hafsa bunu öğrenmiştir. Muhammed, ondan bunu durumu kimseye söylememesini istemiş, bunu isterken de "Marya'yı kendime haram ettim. Sana bir müjdem var. Ebubekir'le Ömer, benden sonra, ümmetin işlerini ele alacaklar (halife olacaklar)." Ama, Hafsa, olayı Aişe'ye anlatır. (Bkz.F.Razi,30/41,43)

Muhammed'in, Marya'yı kendisine haram etmesi, yani bu cariyeyle bir daha yatmayacağına ant içmesi üzerine yeni ayetler gelir:

"Ey Peygamber! Karılarını hoşnut edeceksin diye, Tanrı'nın sana helal kılmış olanı kendine neden haram yaparsın? Tanrı bağışlayan ve acıyandır."(Bkz. Tahrim suresi, ayet:1. Bu ayetin, anlatılan Marya olayı nedeniyle geldiğine ilişkin hadisler ve yorumlar için aynı tefsirlere bkz.)

Bu ayetin ve bunu izleyen 4 ayetin "iniş nedeni" olarak, bir "bal şerbeti öyküsü"nü içeren aktarmalar da var. Ama her zaman İslam’ ın açıklarını kapatma çabaları gösteren Muhammed Ali Subuni bile, ayetlerin, "Marya (Mariye) olayı" nedeniyle geldiğini anlatan hadisin açıklamasının daha doğru olduğunu savunur. (Bkz. Muhammed Ali Sabuni, Safvetu't-Tefasir,3/406-407)

Başka İslamcılarsa, İslam'ın durumunu kurtarmak amacıyla, buradaki ayetleri "Marya olayı"na değil, "bal şerbeti" öyküsünü içeren hadise bağlamayı daha uygun bulurlar. Kuşkusuz, zorlamalarla.

Muhammed, Marya ile yatmayı sürdürmüştü. Ondan bir oğlu olmuştu: İbrahim. Bu oğlan epeyce büyüdükten sonra ölmüştür.

Muhammed'in Şehveti:

Bir hadise göre: Muhammed nerede ilgisini çeken güzel, bir kadın görse, hemen eve gider; Zeyneb'le yatardı. Böylece şehvetini giderirdi.

Câbir lbn Abdullah anlatıyor:

- "Peygamber bir kadın gördü; hemen Zeyneb'e gitti. Ki Zeyneb o sırada bir derisini ovup işliyordu. Peygamber hemen cinsel ihtiyacını gördü. Sonra arkadaşlarının yanına çıktı. Ve şöyle konuştu:

- Kadın, şeytan biçiminde çıkar karşıya. Ve yine şeytan biçiminde dönüp gider. Bu nedenle sizden herhangi biriniz bir kadın gördü mü, hemen karısına gidip onunla yatsın. Çünkü bu (cinsel ilişki), o kişinin içindekini (kabaran şehvetini) söndürür." (Bkz. Müslim, e's- Sahih, Kitabu'n-Nikâh/9-10, hadis no: 1403; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'n-Nikâh/44, hadis no: 2151; Tirmizî, Sünen, Kitab'r-Rıdâ'/9, hadis no: 1158.)

Bu hadiste açıkça ortaya çıkan şu:

- Muhammed, karılarının dışında da bir kadına "şehvetle" bakıyordu. Ve ilgisini çeken bir kadın gördüğünde "şehvete geliyor"du. Bu kimi ayetlerle de dile getiriliyor. Örneğin Ahzab Suresinin 52. ayetinde, karı almasına sınır getirilirken "(başka kadınların) güzellikleri seni imrendirse bile..." deniyor. Aynı hadise yer veren Gazalî de, "şehvet"in önemini ve cinsel ilişkide bulunup rahatlamanın sağladığı yararı uzun uzun anlatıyor; bu arada da, Muhammed'in şehvetine ve gereksinimini nasıl karşıladığına geniş yer veriyor. (Bkz. Gazali, lhya-u Ulûmiddin, Arapça, 2/27-29.)

- Muhammed için "kadın", erkeği her zaman baştan çıkaran bir "şehvet kabartan"dı. - Muhammed gözünde "kadın", her zaman "şeytan" görünümündeydi. (Muhammed'in "kadın"ı şeytan görmesine ve genel olarak "kadın"a bakışına ilişkin örnekleriyle geniş bilgi için, Prof.br. İlhan Arsel'in "Şeriat ve Kadın" adlı, son derece değerli kitabına bkz.)

- Çıkan bir başka sonuç da şu: Muhammed'e göre, bir kadın, cinsel ilişki kurmak isteyen kocasına karşı koyamaz, karşı koymamalıdır. Muhammed'in bunu işleyen, öğütleyen, buyuran pekçok hadisi vardır. Bunlardan iki örneği burada görelim: "Bir adam karısını yatağına (cinsel ilişki için) çağırsa da, kadın yanaşmasa, o sırada cinsel ilişkide bulunmazsa ve bu yüzden kocası geceyi öfkeli-sinirli olarak geçirse, melekler o kadına, sabaha değin lanet ederler." (Bkz. Buhâr'i, e's-Sahih, Kitabu Bed'il'halk/7; Tecrîd, hadis no: 1337; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'n-Nikâh/120-122, hadis no: 1436; Ebu Dâvûd, Sünen, Kitabu'n-Nikâh/42, hadis no: 2141.) - "Bir adam karısını cinsel ihtiyacını gidermek için çağırdığı zaman, kadın hemen o çağrıya uymalıdır. Kadın, tandırda (fırında, ocakta) o anda iş görüyor olsa bile..." (Bkz. Tirmizi, Sünen, Kitabu'r-Rıdâ/ 10, hadis no: 1160.)

Asıl konumuza gelelim: Muhammed'in, gördüğü yabancı kadının şehvet çekiciliği karşısında kalır kalmaz eve koşması ve cinsel ilişkide bulunmak için Zeyneb'i seçmesi ilginçtir.

Muhammed' in Zeyneb' i de karıları arasına katmasının öyküsü:

Zeyneb Bint Cahş, Muhammed'in oğulluğu Zeyd'in karısıdır. Zeyd'i Muhammed kcndisine "oğul" edindiği için herkes ondan "Muhammed'in Oğlu (Zeyd Ibn Muhammed)" diye söz eder.

Muhammed bir gün, Zeyd'i görmek için onun evine gider. Zeyd'i bulamaz, Zeyd'in karısı Zenneb'le karşılaşır. Birden tutulur Zeyneb'e. Bir kadına Muhammed'in ilgi duyması, o kadının başka erkeğe -bu erkek kocası da olsa- uygun olmaktan çıkması ve dolayısıyla Muhammed'in olması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle Zeyd durumu ögrenir öğrenmez Muhammed'e gidip konuşur.

Zeyd:

-Karımdan ayrılmak istiyorum.

Muhammed:

-Neden? Seni kuşkuya düşürecek bir şey mi yaptı?

Zeyd:

-Vallahi hayır. Beni kuşkuya düşürecek hiçbir şeyi olmadı.Onun iyilikten başka birşeyini görmedim. (Zeyd' in eşini boşamak istemesinin nedeninin Müslümanların dediği gibi geçimsizlik değil de Muhammed' in onu arzu etmesi olduğunu ispatlayan cümleler)

Muhammed:

- Öyleyse karını bırakma, Tanrı'dan kork!

Muhammed "karını bırakma" derken, gerçekte sevdiği Zeyneb'in boşanmasını istiyordu. İstiyordu ki Zeyd onu boşasın da kendisi alsın.

Ama bu isteğini ve sevgisini içinde gizliyordu.

İşte bunun üzerine, Ahzab Suresinin 37. ayeti gelir. (Bkz. Taberi, Camiu'l-Beyân, 22/10-II.) "Tabakatu İbn Sa'd"da daha geniş olarak yer alan bu aktarmayı, doğubilimciler ele alıp eleştiri konusu yapıyorlar diye, gerçekleri örtme ya da ters yüz etme pahasına da olsa İslam'ı kurtarma çabasına girişmiş görünenler "iftira" diye niteliyorlar. Bu öykü, yüzyıllar boyu "hadis" kitaplarında ve tefsirlerde yer ala gelmiş olduğu halde. Şimdi ayete bakalım. Ayetin anlamı şöyle: (Çeviri, Diyânet'in)

"Ey Muhammed! Allahın nimet verdiği ve seninde nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan sakın!' diyor; Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun. Oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd, eşiyle ilgisini kesti- ğinde onu seninle evlendirdik. Ki, evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine gelecektir." (Ahzâb, ayet: 37.)

Bu ayette anlatılanlar:

1- Muhammed, Zeyd'e "karısını boşamamasını" söylerken içinde bir şey saklıyordu. Bunu da sonradan Tanrı açığa çıkaracaktı. Muhammet'in içinde sakladığı neydi?

Yukarıdaki öyküye göre, bu sorunun iki karşılığı olabilir:

1- Muhammed'in içinde sakladığı şey, Zeyneb'e olan aşkıyla birlikte, Zeyd'in onu boşaması ve kendisini almasına olanak sağlamasını istemesiydi. Yukarıdaki öyküyü "uydurma ve iftira" diye niteleyenlerse; Muhammed'in içinde sakladığı ayette bildirilen şey için şu karşılığı veriyorlar: Onun sakladıgı şey, yalnızca, Zeyd'in karısının boşanması ve onunla kendisinin evlenmesi isteğiydi. Oysa bunlar hep iç içe şeyler. Çünkü Muhammed Zeyneb'e tutulmuşsa, kocasının onu boşamasını ve kendisinin almasını istemesi doğaldı. Bu yoldaki isteğini gizlemesiyle aşkını da gizlemiş oluyordu.

2- Muhammed'in içindekini gizlemesine, insanlardan korkup çekinmesine yol açıyordu.

Peki bu korkuya, çekinmeye yol açan neydi? Yani Muhammed, içindekini açığa vurduğu zaman insanların ne yapacaklarını düşünüyordu ki, onun korkusunu taşıyordu? Bu soruya şu karşılık veriliyor: Muhammed, oğulluğunun karısını almaya kalkıyor diye dedikodu yapılmasından çekiniyordu. Çünkü gelenek, böyle bir duruma elverişli değildi. Oğulluğun karısıyla evlenmek çirkin karşılanırdı. (Bkz. Muhammed Ali Sabuni, Safvetu't-Tefasir, 2/527-528 ve öteki tefsirler.) Öyküye göre şu karşılık da verilebilir: Muhammed, hem Zeyd'den, hem de öteki insanlardan çekiniyordu. Başkasının, üstelik de "oğulluğu"nun karısına göz koyduğu için... Bir süre bu nedenle durumu açığa vurmamıştı. Ama sonra, "ayetin gelişi" sorunu çözmüştü.

3 - Muhammed'in, oğulluğundan boşanan Zeyneb'i alması bu yönde herkese bir kapı açmasına yöneliktir.

Ayette ileri sürülen gerekçe bu.Yani, herkes oğulluğunun boşanan karısıyla rahat evlenebilsin diye Muhammed'in Zeyneb'le evlendirildiğini açıklıyor.' Bu açıklama karşısında da bir soru beliriyor:

- Bu evlilik olmadan da soruna çözüm getirilemez miydi? Örneğin, bir ayetle, herkese böyle bir yola gitmenin "helal" olduğu bildirilirdi; sorun kalmazdı. Neden bu çözüm yolu seçilmedi de, ille de Muhammed'in Zeyneb'le evlendirilmesi gerekli görüldü? Bu sorunun karşılığı yok. (Admin' in Notu: Turan Dursun'un buraya kadar anlattığı öykünün devamını Arif Tekin' in "Kuran'ın Kökeni" adlı kitabın 166. sayfasından itibaren görelim:

".. Muhammed, Zeyd' i çağırıp bu ayeti (ahzap, 37) anlattıktan sonra ona şu görevi veriyor: "Git Zeynep' e bu olayları anlat ve onu bana iste.. Zeyd, kapıya varınca içeri giremiyor ve yüzünü çevirerek, -kendi anlatımına göre-ter içinde, sanki dünya başına yıkılmış gibi bir ruh hali içinde kendisinin Muhammed'in elçisi olduğunu ve onu istemeye geldiğini söylüyor. Zeynep ise o sırada hamur işi yapmaktadır. Zeyd'i dinledikten sonra olumlu yanıt vermiyor ve "düşünmem lazım" diyerek ibadet odasına çekiliyor. Zeyd, bu olumsuz haberi Muhammed' e bildirince Muhammed artık buna dayanamıyor ve doğruca Zeyneb'in evine giderek ona el koyuyor. Gerekçe, o sırada inen Ahzab Suresi'nin 37. ayetindeki "Ey Habibim, Zeyneb'i biz sana nikahladık" cümlesidir. Artık bu ayete dayanarak ne Zeynep'e mehir ücretini veriyor, ne evlenme için şahit tutuyor ve ne de Zeynep'in akrabasından izin alıyor. Bu sırada Muhammed 58 yaşında Zeynep ise 35 yaşında idi. Üstelik Muhammed'in yanında şu hanımları vardı:

1)Aişe (12 yaşında)
2)Hafsa (23 yaşında)
3)Ümmü Seleme (30 yaşlarında)

Olay burada da bitmiyor. Muhammed'in Zeyneble evlenmesinden kısa bir süre sonra (Hicri 6. yıl) Zeyd, Muhammed tarafından üst üste 6 küçük savaşa-baskına gönderiliyor. Bunlar şunlardır:

1) Beni Süleym 2) İys 3) Taraf 4) Hisma 5) Vadi'l Kura 6) Ümmü Kirfe.

Zeyd, bunların hiç birinde vurulmayarak başarıyla dönüyor. Sonunda Muhammed Zeyd'i tarihte "Mute Savaşı" olarak bilinen savaşta 3000 kişilik Müslüman ordusuyla yaklaşık 100.000 kişilik Rum ordusunun karşısına çıkarıyor. Üstelik Halit Bin Velid gibi daha usta bir komutan var iken. Zeyd bu sefer öldürülüyor.

Muhammed ve Güzel Safiyye:

Yıl: 628. Diyanet yayınlarından "Tecrid"in "mütercim"i Kamil Miras'ın anlatımıyla "güzel bir vahanın ortasında kurulmuş olan Hayber Kasabası"nın görülebilen "en nefis hurmalıkları"ndan yüzlercesi Muhammed"in buyruğuyla kesilmişti. "Tanrı'nın buyruğudur" diye. Her zaman olduğu gibi... İşte Kur'an ayeti: (Çev. Diyanet'in)

-"İnkârcı kitap ehlinin yurtlarında hurma ağaçlarını kesmeniz veya onları kesmeyip gövdeleri üzerinde ayakta bırakmanız Allah'ın izniyledir. Allah, yoldan çıkanları böylece rezilliğe uğratır" (Haşr Suresi, ayet: 5.) Bu ayet, Muhammed'in Benû Nadir'in hurmalıklarını yaktırmasına yöneltilen eleştirilere cevaptır. (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Cihad / 154; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Cihad /10; h. no: 1746; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'l-Cihad /91, h. no: 2615.)

"Hurma soykırımı"yla birlikte "insan soykırımı" da yapılmıştı. Özellikle yahudilerin yerleşim bölgelerinde. Bunlardan biri de "Hayber"de gerçekleştiriliyordu. . Hayberin birçok "kale"si vardı. Bir buçuk aya yakın bir süre içinde, yahudilerin kendi içlerinden gelip Muhammed'den güvence alan kimi hainlerinin yardımıyla "kale"ler bir bir düştü ve müslümanlar kazanmış oldular. Kuran'ın Tevrat'tan aktarılan "Tann"sı "İsrailoğulları"nı, yani Yahudi toplumunu, "tüm toplumlardan üstün yaptığını" duyuruyor. (Bkz. Bakara, ayet: 47, 122; A'raf, ayet: 140.) Ama "Hayber Savaşı"nda Yahudilere yardım etmemişti. "Ganimet"ler, tutsaklar. Bunlar içinde de kadın ve çocuklar. Ağlaşmalar, sızlanmalar...

Ve bu arada, yakınlarıyla birlikte tutsak düşmüş olan Safiyye. Güzeller içinde bir başka güzel. Ne var ki acılar içinde... Yakınlarından kiminin kellesi gitmiş bu savaşta. Kimi de işkence altında... Babası, kafası kesilenler arasında, kocası ve kocasının kardeşi sorgulanıyor, işkence görüyor. Bir süre sonra ölürüleceklerdir.

Safiyyenin Ailesinden Kişiler İşkenceyle Öldürülüyor:

Leoni Caetani, "Muhammed, ihtimal ki güzel Safiyye'ye göz koymuş olduğu, zevcinden (kocasından) kurtulmak istediği için Kinane / Ibn Rebia / Ibn Ebi'l-Hukayk'ı celbetti; Ebi'l-Hukayk ailesinin meşhur mücevheratını teslim etmesini istedi..." dedikten sonra birtakım bilgiler aktarıyor. Bu bilgilere göre, gerek Kinane, gerekse kardeşi hazinenin yerini söylemiyorlar. Ama hazinenin bir kesimi sonradan bulunuyor. Ne var ki, Muhammed tümünü elde etme kararında. Başlıyor işkence ettirneye.

Bu Kinane, Safıyye'nin kısa bir süre önce evlendiği kocasıdır. Bir süre sonra Muhammed'in koynuna sokulacak olan Safiyye'nin kocası... Caetani aktardığı bilgiler arasında şunlan da yazıyor:

- "Kinane'ye, hazinenin bir kısmını başka bir yere saklamış olup olmadığını söyletmek için müthiş işkenceler yapıldı. Zübeyr Ibnü'l- Avvâm (sağlıklarındayken cennetlik olduklan bildirilmiş on kişiden biri), Peygamberin emirlerini bizzat tatbik etti. Zavallının ağzından bir şey alamayınca, YANAN ODUNLARLA GÖĞSÜNÜ DELDİ. Ölecek durumdayken Muhammed lbn Mesleme'ye teslim etti. O da biraderi Mahmud'un intikamını almak için Kinane'nin ızdırabına nihayet verdi, onu öldürdü. Kinane'nin kardeşine de pek zalimane işkenceler yapıldı. (...) Iki bedbaht yahudi terk-i hayat eder etmez, Muhammed kadınları celbettirdi..." (Bkz. Leoni Caetani, İslam Tarihçe. Hüseyin Cahid Yalçın, Istanbul, 1925, 5 / 123-124.)

Caetani'nin bu yazdıkları kimi İslami kaynaklara da dayanıyor. Bununla birlikte ne ölçüde doğru, ya da doğru olanların ne kadarını içine alıyor? Kesin birşey söylenemez kuşkusuz. Ama şurası, İslam dünyasında en sağlam kabul edilen kaynaklarda da yer alıyor ki; Safiyye, Hayber Savaşı' nda ve sonucunda aile üyelerini yitirmişti. Babasını, kocasını, kocasının kardeşini... (Karşılaştırmalar ve geniş bilgi için Prof. Dr. İlhan Arsel' in Şeriat ve Kadın adlı kitabına başvurmayı öneririm.) Müslümanların elinde katledilmişti Safiyye'nin aile üyeleri. Muhammed'in buyruğuyla... Ama şimdi bu Safiyye, aynı Muhammed' in karısı yapılacak ve yolda da koynuna sokulacak.

Muhammed, Safiyye'yi Dıhye'nin Elinden Alıyor:

"Hadis"lerden aldıgımız bilgiye göre:

Savaş sonrasında, Dıhyetü'l-Kelbı adındaki delikanlı Arap, Muhhamed'e gelir; tutsak kadınlardan birini kendisine alması için ondan izin ister. Muhammed de, hadisi çeviren Kamil Miras'ın çevirisiyle: "Haydi git de bir câriye al!" diye karşılık verir. Ne var ki Dıhye gidip Safiyye'yi alır. Bunu gören bir başka Arap hemen koşup Muhammed'e haber verir. Safiyye'nin Dıhye'ye değil; "Peygamber"e uygun olacagını söyler. Muhammed'de Dıhye'yi çağırtır; "başka bir cariyeyi" almasını söyler. Dıhye'ye verilen "cariye", Safiyye'nin kocasının kızkardeşidir. Muhammed, kendisine "karı" olmanın karşılığında Safiyye'yi "azâd" eder. Yani, "âzâd etmiş olma"yı, evlilikte verilmesi gereken "mehir" sayar. Yola çıkıldığında, bir yandan da "zifaf' düşünülmektedir. Ümmiü Süleym, Safiyye'yi hazırlar. Ve gece olunca da Muhammed'in koynuna koyar." (Başta Buhari, en sağlam hadis kiıaplarında da yer alan bu hadisi, Kamil Miras'ın çeviri ve "Izah"ını da görmek için Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, Ankara, 1985, Diyanet Yayınlarından, 2/299-310.)

Safiyye'yi Muhammed Neden Almıştı ?

Bu soruya karşılık olarak ileri sürülenin özeli şu:

-Safiyye, soylu bir aileden geliyordu. Babası Benû Nadîr kabilesinin başı, kocası da yine çok ileri gelenlerden biriydi. Bu nedenle onu, sıradan bir kimseye vermek uygun olmazdı. Yahudiler için bu, bir utanç konusu olurdu. En iyisi "Peygamber"e kan yapmaktı. Bu yola gidildi.

Diyanet yayınları arasında yer alan Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih tercemesinde, 1612. hadisin "İzah"ında Kamil Miras şöyle diyor:

- " Hazreti Safiyye, Huyay Ibn Ahtab'ın kızıdır. Beni Nadır ve Beni Kurayza'nın en şerefli bir ailesine mensuptu. Hayber Yahudileri'nin reisi Kinane Ibn Rabi ile yeni evlenmişti. HER İKİ CİHETLE ASALETİ vardı. (...) Hayber reisinin gelini (karısı) ve Beni Nadır'ın en şerefli bir aile kızı olan Safiyye'nin Dıhye'ye verilmesi, YAHUDİLER İÇİN PEK ZİYADE ÂR'ı ve hacaleti (utanca) mucip olacağı be- yaniyle itiraz edildi. Resûlu Ekrem (Peygamber) de Dıhye'den istirdad (geri alıp) ve azâd ederek nikâhla kadınları arasına ithal etti."

Bu Gerekçede Mantık Var mı?

Gerekçe bu olunca, şu sorular sorulabilir:

- O "soylu", o ,"şerefli" denenlcr hep kılıçtan geçirilmemiş miydi? Geriye ne kalmıştı ki onlar için "âr (utanç)" söiz konusu olsun? "Şerefi" olduklarından sözedilen "Beni Kurayza"ya, o 'Resûlu Ekrem"in (Muhammed'in) arkadaşlarına uygulattırdığı korkunçluklar, işkence ve soykırım, benzeri ancak tarihin en ilkel dönemlerinin en ilkel insanlarında görülebilir türdendi. Bütün bunlar, Islam'ın kendi kaynaklarından belgelerle sergilenebilir. Ama yeri burası değil. Burada, Muhammed'in "şehvet"i nedeniyle Safiyye'den söz etmektir konu.

Ama yine de, Prof. Dr. İlhan Arsel'in satırlarından bir kesimini buraya aktarmanın iyi olacağını düşünüyorum:

" Safiyye'nin Muhammed'e verilmesinin, yahudilerin gönlünü kazanmakla ya da onların düşmanlık ve kinlerini yumuşatmakla da hiç ama hiç ilgisi yoktur. Çünkü Hayber Seferi, Hicretin 7. yılına rastlar. Oysa Muhammed, daha Hicretin ikinci yılından itibaren Yahudilere karşı düşmanlık siyasetine başlamış ve onları imha planlan hazırlamiştır. Hayber seferine giriştigi tarihlerde, artık Yahudilerin kökünü iyice kazıma safhasındaydı. Benû Kaynuka, Benu Kurayza ve Benû Nadîr gibi, Medine'nin en ünlü Yahudilerini temizlemiş ve sıra Hayber Yahudilerine gelmişti..." (Arsel, bunu, "Şeriat ve Kadın"ın savunması için yazmış, ama yayımlanmamıştır. T.D.)

- Muhammed Safiyye'yi Dıhye'nin elinden alınca, bu kadının "kocasının kızkardeşi"ni vermişti ona. Aynı aileden olduğuna göre onun da "asalet"i vardı. Dıhye'ye o nasıl verilebilmişti? O zaman "âr" olacağı düşünülmemiş miydi?

- Hepsi bir yana da; Muhammed, en yakınlarını, sevdiklerini öldürttüğü bir kadını Safiyye'yi o acılı gününde koynuna nasıl alabilmişti? Onunla nasıl sevişebilmişti? Bunun "cevabı" verilebilir mi? Safiyye o sırada, daha "körpe" denecek yaştayken Muhammed, 57 yaşındaydı.

Muhammed' in "şehvet"ini ve "Tanrısının" bu "şehvet"e büyük önem verip kolaylıklar gösterdiğini anlatmak için, karılarını-cariyelerini tümüyle ve öyküleriyle sıralayıp anlatmaya gerek yok. Konu, bu kadar örnekle de anlaşılmıştır. Amaç, bir gerçeği açığa çıkarmak.Ve gün ışığına çıkarılacak bu tür gerçeklerle, insanlığın önündeki "tabuların" yıkılmasında yararlı olabilecek bir katkı sağlamak. Daha ışıklı, daha güzel, daha özgür bir dünya için...

Muhammed' in Neden Çok Karısı Vardı?

İslamcılara bakarsanız şöyle açıklanabilir:

- "Peygamber", kimi kadınlara "acımıştı" da o nedenle almıştı onları.

Önce bunun hiç olamayacağını, gerçeklerle hiçbir biçimde bağdaşmadığını belirtelim. Yoksul, çaresiz kadın mı toplamıştı Muhammed? Hangisi bu durumdaydı? O çağda, o yörelerde sayılamayacak kadar yoksul, çaresiz kadın vardı. Muhammed onların hangi birini alacaktı? Bu amaca yönelseydi başa çıkabilir miydi? Sonra "yoksul"un "çaresiz"in sorunu çözme yolu; onunla Muhammed' in evlenmesi miydi?

-"Peygamber", kimileriyle de "siyasi sebeplerle" evlenmişti.

Bunu diyen İslâmcılara şunu sormak gerekir: Muhammed bir "Peygamber" idiyse, böyle "siyasi sebepler"e neden gerek duyuyordu? "Tanrısının" yardımı yeterli değil miydi? Bu yardım yeterli değil miydi de, bir sürü kadın topladı? Hem de bir kesimi genç, körpe... Ve bu kadınları kimseyle evlenmeleri mümkün olmayan birer "ebedî dul" olarak bıraktı kendisinden sonra. Bu kadınlar ondan sonra kimseyle evlenmemeye hükümlüydüler. Çünkü, hepsi de "müminlerin anaları' olarak Kur'an'a geçirilmişti. (Bkz. Ahzab, ayet: 6.) Bunlardan kimi, Âişe, Cüveyriyye gibi 18-19 yaşında "dul" kalmışlardı. "Çocuk yaşta dullar". İleri sürülen "siyasi sebepler" bunu da mı gerektirmişti?

Muhammed'in çok karı ve cariye almasında, o dönemlerde, Araplarda geçerli olan neydiyse oydu etken: Cinsel istek ve onun gereği. En azından, başta bu geliyordu. "Bir taşla birkaç kuş vurmalar" da oluyordu kuşkusuz. Ama temel etkeni gözden kaçırmamak gerekir.

İslamcılar, "Peygamberimiz nefsani arzularına göre davranmıyordu, hanımları da nefsani arzularla alınmamıştı" diye dursunlar; ayetler, hadisler ve de gerçekler ortada.

Muhammed, Cinsel İlişkilere Ne Kadar Zaman Ayırıyordu

O dönem Araplarında "şehvet", "erkeklik gücü" en başta gelen bir özellikti. Bunu Gazali, Ihyâu Ulumiddin adlı ünlü kitabının "Kitabu Adabi'n Nikâh" bölümünde uzun uzun anlatır. Bir dolu örnek verir, Ali'nin oğlu Hasan'ın bir alışta "dört karı birden" aldığını, sonra çok geçmeden bunları boşayıp yenilerini aldığını, Muhammed'e bu torunu anlatıldığında Muhammed'in: "O, yaratılışta da huyda da bana benziyor!" dediini, bu oğlanın, 200 kadar karı elden geçirdiğini anlatan bir hadise, Muhammed'in, "dünyanızdan bana üç şey sevdirildi" dedikten sonra bunlardan birinin de "kadın" oldugunu dile getiren bir başka hadisine ve daha nice hadislere, öykülere yer veriyor. (Bkz. Gazali, İhya- u Ulûmiddin, Arapça, 28-29 ve öt.) Gazalî, Felâk Suresinin (Diyanet'in çevirisiyle:) "Bastırdığı zaman karanlığın şerrinden de O'na sığınırım, de!" anlamı verilen 3. ayetine "Ve sertleşip kalkmış olan zekerin (erkeklik organının) bu duruma geldiği zamanki bastırmasının şerrinden de Tanrı ya sığınırım, de!" anlamının verilebileceğini, bu anlamı İbn Abbas'ın verdigini; ünlü gizemci Cüneyd-i Bağdadi'nin (ölm. 910.) "Yemeye, içmeye ne denli gereksinim duyuyorsam, cinsel ilişkiye de o denli gereksinim duyuyorum!" dediğini aktarıyor ve verdiği örneklerle "insanın rahatlaması için şehvetinin gereğini yerine getirmesinin önemini" anlatmaya çalıştığını belirtiyor. (Bkz. Aynı kitap, s. 27.)

Muhammed'in çok karı alışına, kadınlara yönelişine de bu açıdan bakmak gerçekçi bir yaklaşım olur. Hadislere baktığımız zaman, Muhammed'in "cinsel ilişki"ye ayırdığı zamanın, şaşılacak boyutlarda olduğunu görüyoruz. İşte bir hadis, En'es anlatıyor:

Peygamber, 9 ya da 11 karısı varken, gecenin ya da gündüzün belli saatinde tümünü dolaşıyor ve hepsiyle cinsel ilişkide bulunuyordu."

Enes'e soruluyor: - "İyi ama, Peygamber buna güç yetirebiliyor muydu?" Enes karşılık veriyor: - "Evet. Biz aramızda, Peygambere 30 erkek gücil (şehveti) verildiğini konuşurduk." Bu hadis Buhari'nin e's-Sahih'inde de yer alıyor. (Diyanet'in bir yayınında görmek için bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi, hadis no: 192.)

Başka hadislerde de "peygamberin 40 erkeğinki kadar şehvetinin olduğu" belirtilir. Bunda bir abartma olduğu açık. Müslümanlar, "Peygamber"in "şehvet"ini de "mucizeli" olarak göstermek istemişlerdir.

Muhammed'in "şehvet"i, ister sıradan, ister "farklı" olsun "ayet"ler ve "hadis"ler yönünden bakıldığında görülür ki "Tanrı"sı katında ayrıcalıklı. Âişe'nin sözünde bu ayrıcalık, en çarpıcı biçimde dile geliyor: "Bakıyorum da Senin Efendi Tanrı'n (Rabb), senin şeyinin keyfi (hevâ) için koşuyor yalnızca!"

Alina
21.12.2006, 13:00
kadının güzelliğine delil olarak otuziki resim bil. dört yeri siyah lazım:

saç, kaş, kirpik ve göz.
dört yeri ak ola: renk, diş, tırnak ve göz.
dört yeri kızıl lazım: yanak, dudak, dişeti ve dil.
dört yeri geniş gerek: kaş, göz, göğüs ve göbek.
dört yeri dar olmalı: burun, kulak, koltukaltı ve ferç.
dördü de büyük olmalı: göğüs, kasık, bız've diz.
dördü küçük olmalı: burun, ağız, ayak ve el.
sesi ve beli ince, şekli de nice! eti dolgun ve tazi olmalı, kıldan da beri olmalı. böyle kıyafetli ten olsa, güzeldir o

kadın. böyle kadın güzel olur. ahlakı da sevimli olur.

ermiş58
22.12.2006, 00:39
sayın canlar konulara cevap olsun diye biyerlerden uzun uzun alıntılar yapıyorsunuz emeginize saglık ama inan ben okurken yoruluyorum sıkıntı basıyor neden kısa kısa vede içinde sizlerinde düşüncelerinizden birtakım katılımlarda olsa inanın çok güzel bir paylaşım içerisinde oluruz

saygılar sevgiler

ferhat_gs
23.12.2006, 13:51
Hz.aişe peygamberle evlendiğinde 14 yaşındaydı.Peygamberle evlenmeden önce de bir başka adamla sözlüydü.Müslümanlık geldikten sonra ebu bekir onu kafir olan biri yerine peygamberimize vermeyi tercih etmiştir

İşcanbaba
23.12.2006, 17:48
Sevgili Ferhar GS
nerden buldunbu bilgiyi,ilginç geldi ,o yaşda nişanlsıp,sonra başkasına veriliyor.

ferhat_gs
23.12.2006, 21:42
Ağbi ben bunu peygamberin 4 gülü adlı kitapta okumuştum...
Teşekkürler