PDA

Bu sayfanın orjinal halini görmek için tıklayın. : Alevilerin Sesi Dergisi’nin 100. sayısı yayınlandı…


heterodoks
19.12.2006, 21:17
Alevilerin Sesi Dergisi’nin 100. sayısı yayınlandı…

19-12-06
YAZAR: AS

1994 yılından bu yana aylık olarak yayınlanan ve Alevi hareketi içindeki en eski ve sürekli dergilerden biri olan, 5 bin tirajlı Alevilerin Sesi Dergisi, Alevi hareketinin tarihinde bir ilki başararak 100. sayısını yayınlandı. 22 Aralık 2006’da Köln’de AABK Genel Merkezi’nde yapacağımız 100. sayı kokteyline bütün dostlarımız davetli…

Derginin ‘’isim babası’’...

Alevilerin Sesi Dergisi 5 Mart 1994’de başladığı yayın hayatında 12 yılı ve 100 sayıyı geride bıraktı. 30-31 Ekim 1993 tarihinde Frankfurt’ta yapılan ABF Genel Kurulu sonrası göreve geldiğimizde ilk yaptığımız işlerden biri o dönem yayınlanan dergileri federasyon çatısı altında birleştirmek için girişimde bulunmak oldu. Bu çerçevede, bir grup arkadaş ortak bir çalışma şekillendirdik. O dönem ben hem federasyon ikinci başkanı, hem de Alevilerin Sesi Genel Yayın Yönetmeni oldum. O dönem federasyon bünyesinde Mürşit Dergisi’ni çıkaran Uğur Aydoğdu Yazı İşleri Müdürü, Fidan Dergisi’ni çıkaran Zeynel Gül Haber Müdürü, Sabit Yıldız da Genel Yayın Koodinatörü oldu. Mutfakta ise ben, o dönemki Genel Sekreterimiz şimdiki Genel Başkanımız Turgut Öker ve sevgili Kaya Öntaş dergiyi birlikte hazırlıyorduk.

Derginin ‘’isim babası’’ Turgut Öker’di. Turgut Öker, o döneme kadar yayınlanan ve isminde ‘’Alevi’’ olmayan bir çok derginin aksine, ‘’eğer Alevi örgütlenmesiysek, adımızı da açık telaffuz etmeli ve açıkça da telaffuz ettirmeliyiz’’ diyerek dergiye isim olarak ‘’Alevileirn Sesi’’ni öneriyordu. Nitekim 1990’ların başlarında Avrupa’da kurulmaya başlayan ‘’Alevi’’ derneklerinin daha önce kurulan derneklerin tersine ‘’Alevi Kültür Merkezi’’ adıyla kurulmaları da bu yaklaşımın bir ürünüydü...

100. sayıdayız, gururluyuz...

Dergimizin yaklaşık 10 bin tiraja kadar çıktığını ve görsel basının henüz gelişmediği koşullarda ciddi ses getirdiğini bilirim. Ben yaklaşık iki yıl dergiyi çıkardıkan sonra görevi başka arkadaşlar devraldı. Sonra ben 2004 sonunda tekrar görev aldım. Aradan 12 yıl geçti. 12 yıl boyunca dergimizde onlarca kişi Yayın Kurulu’nda çalıştı, yüzlerce kişi muhabirlik ve temsilcilik yaptı. Alevi tarihinde bir ilke imza atmış olmaktan dolayı bu dergiye, yönetmiş, yazı yazmış, grafiğini yapmış, haber göndermiş, satışını yapmış ve tabi abone olmuş herkesin gururlanmak doğal hakkıdır.

Alevi tarihinde bir ilke imza atmış olmanın haklı gururunu yaşarken, şu anda bu işin yükünü taşıyan bütün takım arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Medyanın, iletişimin inanılmaz boyutlara vardığı günümüzde, Alevileirn sesi olarak yapmamız gereken daha çok iş var. Satış ve abone sayısını artırmak, dağıtıma girmek, Almanca dışında diğer dillerde de (Fransızca, İngilizce gibi) yayın yapmak, araştırma dergisi çıkarmak. Altyapımızı ve profosyonel kadrolarımzı genişletmek, gramatik hataları ortadan kaldırmak, dergiyi PDF formatında internette yayınlamak gibi... Yani iş çok... Bu işlerin üstesinden gelmek siz okuyucularımzın desteği olmadan mümkün değil...

5 Mart 1994’de yayına başlarken yayınladığımız ‘’Çıkarken’’ yazısı bugün de güncelliğini koruyor... Lafı uzatmadan Alevileirn Sesi Dergisi’nin birinci sayısında yayınladığımız ‘’Çıkarken’’ yazısını olduğu gibi tekrar yayınlıyoruz...

Daha nice sayılarda buluşmak üzere...

Necdet Saraç, Genel Yayın Yönetmeni

necdetsarac@alevi.com

* * *

Çıkarken...

“Alevilerin Sesi“ yeni bir yayın, ancak yeni bir başlangıç değil.

“Alevilerin Sesi“, Avrupa’daki Alevi örgütlenmesinde birliği ifade ediyor. Bugüne dek çeşitli biçimlerde ve çeşitli nedenlerle ayrı yerlerde olan bir çok dernek 30-31 Ekim 1993’de Frankfurt’ta yapılan Alevi Birlikleri Federasyonu 3. Olağanüstü Genel Kurulu’nda Alevi Birlikleri Federasyonu’na katıldılar.

Bugün gelinen noktada, toplam 65 derneğin üye olması (yada üyelik başvurusu yapması ile) Avrupa’da Alevilerin örgütlenmesi yeni bir aşamaya ulaştı.

Görünen o ki, gerekli altyapı kurumları oluşturulduğunda, sağlam ve demokratik bir platformda sorunlarımızı ve perspektiflerimizi tartıştığımızda örgütlenme süreci sıçramalarla büyümüye devam edecek... Bundan dolayı da Aleviler için ‘’ortak yayın’’ düne göre çok daha büyük önem taşımaktadır.

Bugüne dek MÜRŞİT, GERÇEK İLİM, FİDAN gibi dergilerle Avrupa’da kendini ifade eden Alevilerin bundan böyle “Alevilerin Sesi“ ile kendilerini ifade edecekler.

“Alevilerin Sesi“ ABF’nun Merkez Yayın Organı ve bu anlamıyla örgütlü Aleviler başta olmak üzere Avrupa’daki bütün Alevilerin Sesi.

Ancak “Alevilerin Sesi“ yalnızca Alevilerin değil, içinde insanlık sevgisi ve kardeşlik duguları taşıyan, demokrasiden, laiklikten ve özgürlükten yana olan herkesin sesi olmak istiyor.

“Alevilerin Sesi“, ortak sorunlarımız ve istemlerimiz temelinde bütün Alevilerin üzerinde birleştikleri, özgül sorunları ve bu sorunların kopmaz bir parçası ‘’laiklik ve demokrasi için ortak bir platform’’ olmak istiyor.

“Alevilerin Sesi“, laiklik ve demokrasi için Alevilerin birlikte hareket etmesinin önemini ve zorunluluğunu bildiğinden, sayfalarını dşındaki laik, demokratik, kişi ve kurumlara da açmak istiyor.

“Alevilerin Sesi“, tek sesli, tek boyutlu bir düşünce ve yayın çizgisi izlemek istemiyor.

“Alevilerin Sesi“, aynı hedeflere yönelen farklı eğilimlere dedemokratik yayın çizgisi çerçevesinde olanak tanımak istiyor.

“Alevilerin Sesi“, Aleviliğe gönül vermiş güçlerin, genel oarak laik ve demokratik güçlerin aralarındaki farklılıkları, çeşitlilikleri olumsuzluk değil, ortak bir zenginlik olarak niteliyor...

Bütün bu yaklaşımlardan hareketle ‘’Merhaba’’ diyoruz ve katkılarınız bekliyoruz...

5 Mart 1994, Necdet Saraç, Genel Yayın Yönetmeni

Kizilbas 66
29.12.2006, 06:21
Demek o kadar oldu...
27-12-06


YAZAR: K.



Alevi hareketinin Almanya'da ayakları üzerine dikilmeye çalışıldığı bir

süreçte ortaya çıkan, belki teknik olarak amatör ama belli birtakım önemli

öğeleri içeren bir çalışma... Böyle bir dergi Alevilerin Sesi...





Neydi Alevilerin Sesi?

Aslında evet, o dergi, hani şu (Köln) Porz dolaylarında bir küçük büroda bir yandan
konu komşuyla mesela Nurettin ile, Hüseyin ile, çene çalarken diğer taraftan
redaksiyon işi halledilen, dandik ve bir o kadar yavaş bilgisayar
müsveddeleri ile sayfaları yapılan dergi... Bir yandan Erdal’ın
gevezeliklerinin, bira eşliğinde tastatur tıkırtılarına karıştığı bir yandan
Büyük Baskan’n fıkralarına gülündüğü, ve hakkını yememek lazım. Sevim’in
yaptığı yemeklerin atıştırıldığı bir ortamda yapılan dergi... Turgut'un
öneri ve tartışmaları, Nursel’in katkıları, tamamıyla özveri ve fedakarlığa ve
biraz idealistliğe dayalı bir çalışma ile çıkan bir dergi.

Alevi hareketinin Almanya'da ayakları üzerine dikilmeye çalışıldığı bir
süreçte ortaya çıkan, belki teknik olarak amatör ama belli birtakım önemli
öğeleri içeren bir çalışma... Böyle bir dergi Alevilerin Sesi...

Ortadoğu ve Balkanların tanıdığım en iyi redaktörlerinden birisi ile
çalıştım. Zevkliydi. Birbirimizin dilinden gayet iyi anlıyorduk. Sorunları
kolayca cözebiliyorduk. Alevilerin Sesi çalışması biraz da buydu. Alevilerin Sesi çalışması fedakarlık üzerinde yükselen bir çalışmaydı. Para değildi esas itibariyle benim için, (para dedigğin nedir ki zaten elinin kiri... yıkamak için sabun alsan
kalmıyordu) bu çalışma içinde yaratılan üründü. Aleviliğe yaklaşımım farklı
olsa da Alevilerin Sesi çalışması keyif vericiydi...

Çark gibiydi Alevilerin Sesi... Yani bir kurum mantığına uygun, (kalıcı olan kurumdur,
insanlar değişkendir biçiminde bir betimlemeye atfen!) her zaman çıkan (er
veya geç!), ama değişik insanların hazırladığı, görev aldığı, sonra onların
gittiği, başkalarının görevi omuzladığı bir çark... Ilk sayıları
hazırlanırken bir dizi insan gelmişti, Yayın Kurulu toplantılarına.
Geldiler, ürettiler, beklentilere filan girdi bir bölümü, bir bölümü benden
bu kadar dedi ve gitti... Bir bölümü gidenlerin yerini doldurdu vs. ama
çark döndü, dergi çıktı, okuruyla buluştu.

Sonra matbaa dönemlerimde bir Alevilerin Sesi var... Devrimin, Atanin vd. nin cikardigi,
her zaman (benim dönemimde de!) cikisinda pürüzler olan ve ama ciktiktan
sonra bir sonraki sayi hazirligina kadar "unutulan" seyler... Yayincilik
biraz da bu zorluklara karsi durus degil mjidir?

Bilmem katılır mısınn, ben her yayın organını biraz insana benzetirim. Kimisi
zamansız ölür -ki her ölüm zamansızdir derler- , kimisi 100 yaşına kadar,
hatta daha uzun yaşar. Alevilerin Sesi’de biraz sağlam bir insan gibi sanki... 100 sayı
az değil. Daha çıkacak sayılardan gayri...

Bunları niye yazıyorum... Hem uzun bir süredir görüşemedik, bu vesileyle
yazayım istedim. Hem de temellerinde katkım olan bir derginin azımsanmayacak
bir sayıya ulaşması... beni yazmaya itti. Ve hani bazen dalar gider ya
insan, (şarkının sözlerinde olduğu gibi) daldım... Ve yazdım. Bunu dergide
filan yayınlanmasi için yazmadım ama... Haberin olsun.

Vesile vesiledir.Iyi ki Alevilerin Sesi 100. sayıya ulaştı da vesile oldu.

Nice 100 sayılara...

K.



Not: Bu yazı Alevilerin Sesi Dergisi’nin 100. sayısında yayınlanmıştır.