Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu

Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu (http://www.aleviweb.com/forum/index.php)
-   Din (http://www.aleviweb.com/forum/forumdisplay.php?f=23)
-   -   Hz Muhammed`in islama en buyuk mirasi Sapikliktir (http://www.aleviweb.com/forum/showthread.php?t=36063)

Raya Haq 20.05.2017 16:20

Hz Muhammed`in islama en buyuk mirasi Sapikliktir
 
Saygideger Canlar.

Elimize, Dilimize ve Ozellikle BELIMIZE sahip olmak Alevi Yasam Felsefesinin vaz gecilmez durusudur.

1400 yildan beri Cinsi Sapik Islam tarafindan Alevilere yonelik, Karalama ve Iftiralarina tanik olmiyan yoktur.
Alevi Yasam Felsefesini ogrenenlerin tamami (BEN ALEVILIGI BOYLE BILMIYORDUM) hayreti icinde sok oluyor.

Islam Peygamberi olan Hz Muhammed.
1.Savaslarda 5 ile 15 yas aralarinda esir alinan cocuklara tecavuz etmismidir? Etmistir.. bu sapikligini 6 yasindaki Ebu Bekir`in kizi ile ispatlamistir.

2. Resmi olarak 39 Hatunla evlilikleri varmidir? Vardir cunku belgelerle ispatlidir.

3. Savas ta esir alinan ve kole olarak cadirlarina kapatilip nikaha gerek duymadan, (koleye istedigini Yapabilirsin) ayetleri cikarip, rivayetlere gore 40 yakin koleye tecavuz etmismidir? Etmistir.

4 En yakin arkadaslarindan biri olan Islam Halifesi Ebu Bekir`in kizi Ayse ile 6 yasinda iken soz alan ve 9 yasina geldiginde 52 yasinda olan Hz Muhammed tarafindan Tecavuz edilmismidir? edilmistir.

5 Kucuk Cop Buyuk Copten ocunu alirmis misali, Ayse ve Safiye Tarafindan Zehirlenip Hak Ettigi Yere Gonderilmismidir? Gonderilmistir.

6 Aysenin dizinde can verdigi zaman 9 hatunla evli oldugu kantli ve belgelimidir? Kanitli ve Belgelidir.

7. Kendi Manevi oglunun esi olan, ayni zamanda teyzesininde kizi olan Zeynep`i zorla bosatip, kendisine es almis ve kendi kizi sayilan birine tecavuz etmismidir? Etmistir.

Yukarida saydigimiz ve sayamadiklarimizi goz onunde bulundurursak!!!
MUM SONDU OLAYINI GERCEKLESTIREN Hz Muhammed iken, Islamin amaci Alevilere karsi yaptigi mum sondu karalamasini , Peygamberlerinin yaptigi Mum sondurmesi olaylarini kapatma politikasimidir? Onun izinden giden ve Caamilerde kucuk yastaki kiz cocuklarina tecavuz etmerinin ogrenilmesini engellemekmidir?

Alevi Yasam Felesefesinde, Kivre olan Aileler arasinda 7 nesil evlilik yapilmaz baci kardes gibi gorulurken, Evlenmesi halinde DUSKUN ilan edilirken, Islamda Kiversi oldugu kisinin kizini bile alan bir gelenegi varken.

Kimi yorelerde Kan Kardes, Kimi yorelerde Sadic. olarak algilanan, Alevilikte ise Misayiplik olarak bilinen, biri ile Misayiplik tutan Aileler arasinda 7 nesil kiz alip verilmezken, Islam`da Sadic ve Kan kardesinin kizini bile alan bir Islam`i MUM SONDURUYOR yoksa Eline, BELINE ve Diline sahip olmayi kendisine amac edinen bir durusmu?
Hic kuskusuz ISLAM dogusu ile CINSI SAPIK bir yapisi var ve bu yapisi dunyanin her yerinde devam etmektedir...

Saygi ve Insani Sevgilerimle

Raya Haq 20.05.2017 16:24

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Bu ülkede gençler taşrada ilk cinsel deneyimlerini eşeklerle yapabiliyorlar. Bu sapıklığı çeşitlendirip koyun, tavşan, köpek hatta kedilerle bile cima yapanlar bizim ülkemizde gayet normal karşılanıyorlar.

Bir erkeğin bir başka erkekle cinsel ilişki kurması, şayet aktifse, pek de acayip görülmüyor. Netice itibariyle şaaptın mı, şaapılanın kim olduğu önemsenmiyor. Bilmiyorlar ki, ister aktif ol, ister pasif hemcinsine yeşillendin mi sen de “homo”sun…

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Bu ülkede 10 yaşındaki bir kıza bir yerleşim birimindeki tüm üst düzey yöneticiler, ileri gelenler, askerler, banka müdürleri yıllarca düzenli olarak tecavüz ediyorlar; bu açığa çıkıyor, ancak mahkeme “kızın da itirazı olmamış” mealinden bir bahane ile bu aşağılık sefil köpeklerin cezalarını arttırmanın yolunu arayacağına, nasıl yapsam da hafifletsemin hesabını yapıyor. Çünkü bıraksan aslında hepsi aynı haltı yiyecekler…

Bu ülkede kendi kızına yılışan, kuyruğu kabaran adam sayısı azımsanmayacak kadar çok…

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Bırakın kız çocuklarını; erkek çocuklarının çoğuna okullarda, yurtlarda, “Kur’an kurslarında”, camilerde alenen cinsel istismar yapılıyor…

6 yaşındaki kızlarla evlenilebileceğini, ölen eşle yarım saat içinde seks yapılabileceğini, hatta acıkınca eşin yenilebileceğini fetvalarla dine sokan, kelime hazinemde bunları tanımlamak için uygun sıfat bulmakta zorlandığım pislik torbaları bir yandan kendi annelerine bile cinsel haz duyarken iş “namus” anlayışına gelince okuyan kızların fahişe olduklarından bahsedebiliyorlar. Başını örtmeyen kadınların cehennemlik olduğundan söz edebiliyor, nişanlıların el ele tutuşmasından rahatsızlık duyuyorlar ama kendi öz kızkardeşlerine hallenmekten de geri kalmıyorlar. Bir de utanıp sıkılmadan insanlara din, iman, ahlâk nutukları çekip, “Namaz kılmazsanız Allah’ın gazabı üzerinize olacaktır” saçmalığı ile insanları korkutabiliyorlar. Ve bu yalanları söylerken de hiçbir ar, hayyâ, hiçbir haysiyet ve şeref emaresi göstermiyorlar…

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Hattâ hatırlarsınız; bunlardan 70 küsür yaşındaki bir sapık, tv ekranlarından millete din iman ahkâmları keserken bir yandan da 9-10 yaşındaki kız çocuklarına cinsel istismarda bulunuyordu. Dünyada tespit edilmiş en aşağı ahlâk düzeyinin de altında yeni bir seviye oluşturan bu lağım faresi ne tuhaftır ki hiçbir utanma belirtisi göstermiyor, aksine bu rezilliği gayet olağan karşılıyordu. Çünkü dini İSLÂM’dı ve yaptığı şey dinen caizdi. Ve eminim, için için “Yahu bunlar bana neden tepki koyuyor ki, ben İSLÂM’a göre uygun bir seks hayatı yaşıyorum” sapıklığında düşünüyordu…

Evet, özet olarak diyeceğim; akıllarını cinsellikle bozmuş bu kuduz köpek sürüsünün dini İSLÂM ve tüm bu söylediklerinin İslâm’ın içinde olduğunu, Allah’ın böyle buyurduğunu belirtiyorlar. Ben din uzmanı değilim ama daha önce de def’aten yazdığım gibi erkekle kadını yan yana görmeye tahammül edemeyen yobaz köpeklerin, cinselliği “namuslu olma” göstergesi olarak bu denli kısıtlamaları, 6 yaşındaki kız çocuklarıyla halvet olmayı makûl karşıladıkları göz önüne alınırsa, bizleri, dincilerin namus anlayışının sorgulanması gerektiği gerçeğiyle karşı karşıya bırakıyor.

Düşünsenize bunlar sadece basına yansıyanlar; kim bilir Anadolu’da, küçük yerleşim birimlerinde o iğrençlik ve pislik yuvası sözde “Kur’an kurslarında”, dinci öğrenci yurtlarında, camilerde, mescitlerde, külliyelerin kuytularında daha ne gibi sapıklıklar, ne gibi rezillikler var ama bizlerin haberi olmuyor!

Peki neden? Çünkü bizim millete “DİN” dedin mi, her lafa “ALLAH, PEYGAMBER” le başladın mı, akan sular duruyor. Hâliyle İslâm’ın “İ”sini bile bilmeyen cahil insanımızı kandırmak da çocuk oyuncağı oluyor! Yani, içindeki sapık dürtüleri engelleyemediğin için ne yapacaksın; kılıf uyduracaksın. Aslında tertemiz bir sevgi temeline dayanması gereken “İslâmiyet ve Müslümanlık” bu kılıfı fazlasıyla sağlıyor. Hasta ruhlu seks manyaklarının tahayyül dünyalarını süsleyen her türlü cinsel fantazilerini yaşamaları o nedenle çok kolaylaşıyor: “Peygamber efendimiz buyurmuştu ki” ile başlayan bir HADİS(!) uydurup tümünü dine sokacaksın, hepsi bu…

Sonra ne istersen yap, zira hayranlıkla ağzına bakan cahil koyun sürüsünün de bu sapıklıklardan şikâyetçi falan olacağı yok, çünkü bu pisliği din sanıyor, çünkü çoğunun aklından ” Haa demek ki 6 yaşındaki kızlarla evlenilirmiş. Yahu ben de komşunun 8 yaşındaki kızına yeşilleniyordum ama utanıyordum. Dinen caizmiş. Şunu anasından isteyeyim” düşünceleri geçtiği ve fakat baskılandığı için, tüm bu sapık düşünceler “İSLÂM”la açığa çıkabileceği bir mecra bulmuş oluyor. Anası babası vermezse de kaçırıp ırzına geçiyor, bu kadar basit! ÇÜNKÜ İNANDIĞI DİN BUNA CEVAZ VERİYOR!

Cinselliği “namuslu olma” gerekçesiyle kısıtlanan toplumlarda sapıklık ve ahlâksızlık işte böyle inanılmaz boyutlara geliyor. Yani, imam yellenirse, cemaat .ıçar misali…

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

İslâm gerçekten böyle midir, yoksa bunları insanlar mı uyduruyor bilmiyorum. Ancak benim gördüğüm İslâm dinine mensup tüm ülkelerde cinsel istismar ve tecavüz olayları, çok eşlilik, ensest ilişkiler, sübyancılık, oğlancılık, hayvanlarla ilişki kurmak…vs Batı ülkelerinin kat be kat üzerinde ve LEGAL… Batıda hiç olmazsa bu tip suçları işleyenler en ağır şekilde cezalandırılıyor. Bizde ise, ne yapsam da bu sapıkları affetsemin peşinde koşuluyor.

Sen istediğin kadar “Efendim bunlar gerçek İslâm’ı temsil etmiyorlar. Böyle şeylerin İslâm’la uzaktan yakından ilgisi yok” de, ben hiçbir İslâm ülkesinde bu iğrençliklerden farklı bir uygulama, bu sapıkların fantazilerinden farklı bir düşünce yapısı göremiyorum. Demek ki gerçek İslâm bu!

O nedenle; bir Kur’an mü’mini olan ben, İSLÂM’ın bir sapıklık ve pespayelik dini olduğunu gördüğüm için, hiçbir dine mensup olmadığımı, benim bu iğrenç ve tiksinç seks manyakları ile aynı kefeye konulmamın kabul edilmez olduğunu açıkça ilân ediyorum.

Uğur GÖRGÜLÜ

Raya Haq 20.05.2017 16:29

Dinler,Dinadamları ve Tanrı inancı olmasalardı.İnsanlar Tanrılara çocuklar kurban edebilirlermiydi?

Dinler Tanrı inancı nedeniyle ortaya çıkmışlardır.Afrikada yağmur ormanlarında yaşayan ve günümüzde ilkel yaşamına devam eden İlkel kabilelere baktığımızda Tanrı ve Dinlerle pek bir ilgilerin olmadığını görmekteyiz.Bu kabilelerde diğer kabile üyelerini kullanacak onların üzerinden fayda sağlayacak bir oluşum görülmemektedir.Bir insanı sömürme ortamı yoksa o ortama din girmediğini görmekteyiz.

Din Adamları ve ruhban sınıfları Tanrı diye bir yaratıcı uydurduklarında diğer insanları kolaylıkla yönetebileceklerini görmüşlerdir.Sanayi devrimi sonrasında oluşan sermaye sınıfları İnsanları kolayca sömürmenin yolunun Din ve Tanrı yoluyla insanları düşünemez hale getirmek olduğunu keşfetmişledir.
Dinlerin yapılarını korumak için fonlar ayırmışlardır.Din adamları sınıfıyla sermaye sınıfı işbirliği yaparak kendi güçlerini koruyabileceklerini görmüşler ve kolkola hareket etmeye devam etmişlerdir.
Amerika kıtası keşfedildikten sonra yerli halkları kolayca yönetebilmek için Hıristiyanlaştırmışlardır.
Dinler kapitalistirler.Kutsal sanılan kitaplar okunduğunda Eşitlikten pek hoşlanmadıklarını görebiliriz.
Araplar Türkleri,Acemleri,Afganlıları kolayca sömürmek ve yönetmek için İslamlaştırmışlardır.

İlkel dönemler de İnsanların Tanrılara kurban edildiklerini biliyoruz.Bu kurbanların büyük çoğunluğunun çocuklardan ve kadınlardan oluştuğunu biliyoruz.Bir çok yerde bebeklerde kurban edilmiştir.
Peki bu bebekler ne için kimin için kurban edilmiştir.Tanrılar kurban istiyor masalıyla ve Din için edilmişler.

Yeryüzünde Tanrı ve Din inancıyla korkutulan canlılar sadece insanlardır.
Siz bir hayvanın kendi cinsinden bir hayvanı kurban ettiğini gördünüz mü? Yada duydunuzmu?
Mümkün değil çünkü hayvanlarda Tanrı ve Din inançları yoktur.O nedenle Kurban etmezler.
Bir başka hayvanın rızkını ve ekmeğini çalar ama bunu yaparken Din yoluyla aldatmaz.

Bu nedenle Dünyada ki Tüm kötülüklerin sebepleri Dinler ve Din adamlarıdır.
Savaşı yasaklayan bir Din gördünüzmü? Yoktur böyle bir Din.Dinler savaşların nedenleri olmuşlardır.

Dinler Savaş ganimetlerinin ve çapulun helal olduğunu söylemişlerdir.
ENFAL -1.ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah’a ve Resulüne aittir.
ENFAL-41.ganimet aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. O da peygambere …aittir.
ENFAL-69..Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve hoş olarak yiyin ve Allah’a karşı gelmekten sakının.


Dinler Köle ve cariyeyi yasaklamışlarmıdır? Hayır tam tersi Köle ve cariye almak teşvik edilmiştir.
NAHL suresi..75.Allah şunu misal getirdi: Bir yanda hiçbir işe yaramayan bir köle, diğer yanda tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz, ondan gizli, açık olarak harcayan hür bir insan, bunlar hiç eşit olur mu?
RUM SURESİ-28…size kendinizden bir misal verdi: Hiç size kısmet ettiğimiz şeyde elleriniz altındaki köleleriniz den ortaklarınız bulunur da onlarla siz eşit olur, aranızda birbirinizi saydığınız gibi, onları da sayar mısınız?

Dinler Köleliği yasak etse binlerce yıl Dünyada köleler olurmuydu.
Hatta İslam Köle cariye Evliyse bile çok kişinin sadece cariyeyle evlenebileceğini söyler.
NİSA SURESİ..AYET.24 - Bir de harb esiri olarak sahibi bulunduğunuz cariyeler hariç ,
evli kadınlarla evlenmeniz de size haram kılındı.(Evli cariyeler hariç)
NİSA-25.Câriye ile evlenme ruhsatı, içinizden günah işlemekten, zinadan korkanlar içindir.

Sonuç olarak Dinler, Zenginlerin insanları kullanmak yönetmek için bulduğu uydurduğu yöntemlerdir.
Çalışmadan para alan Dinadamları yoluyla insanları pasifleştirip etkisiz hale getirerek kullanmaktadırlar. Dinler burjuvazinin İktidarını koruma araçlarıdır. Günümüzde ABD de sömürü için islamı kullanmaktadır. Kendine karşı koyamayacak pasif ve güçsüz ülkeler oluşturmaktadır.

Raya Haq 21.05.2017 18:52

Saygideger Canlar.

Gerek forumlarda ve sitelerde, gerek Cami ve okullarda, ISLAM PEYGAMBERI OLAN HZ. MUHAMMED`i aklamak ve bu uckur uzerine kurulmus Dini korumak ve kollamak icin ellerinden gelen yalan, hile ve turlu oyunlara bas vurarak temizlemeye cikariyorlar.

Bu Uckur duskunu ve cinsi sapik dini hic bir sey temizliyemez.. Cunku tarihi belge ve kaynaklar, acik acik ve net bir sekilde bu dinin UCKUR UZERINE KURULMUS, CINSI SAPIK BIR DIN OLDUGUNU ORTAYA KOYMAKTADIR.

Sonuc olarak Uckur duskunu Peygamberlerinin Evliliklerini nasil suslediklerine ve bas vurduklari yalanlarini belge ve kaynaklarla acikliyalim.


( Alinti,
PEYGAMBERİMİZİN EŞLERİ

HADİCE ; Huveylid kızı Hadice, ticaretle uğraştığından Tacire, temiz ahlâklı olduğundan da Tahire diye anılan ve kendisine de Ümmü Hind yani [Hind’in annesi] denilen bir ÜMMİ, yani MEKKELİDİR.

Daha önce BAŞINDAN İKİ EVLİLİK GEÇEN ve birinci evliliğinden bir oğlu, ikinci evliliğinden de bir kızı olan Hadice, peygamberimizle, o HENÜZ ELÇİLİK GÖREVİ ALMAMIŞKEN, Abdullah oğlu Muhammed iken ama herkesin güvenini kazanarak [emin] LAKABINI ALMIŞ BİR DELİKANLI İKEN EVLENMİŞTİR.

Peygamberimizin, kendisinden on beş yaş büyük olan bu itibarlı kadınla yaptığı evlilik, Hadice 65 yaşında ölene kadar 25 sene sürmüştür. Hadice’nin önceki evliliklerinden olan iki çocuğuyla birlikte yedi çocuklu olan bu aile, dost ve düşmanların ortak kabulü ile, temelindeki evlilikte karşılıklı sevgi ve saygının esas olduğu örnek bir ailedir.


Peygamberimizden sonra Müslüman olan ilk insan ve ilk Müslüman kadın olan Hadice, peygamberimize büyük ve ağır görevinde hep destek olmuş, her zaman onun yanında yer almıştır. Peygamberimizin Hadice ile evli kaldığı bu dönem ile ilgili olarak hiç olumsuz eleştiri yapılmamış, yapılamamıştır ALLAH ONDAN RAZI OLSUN)

Hz Muhammed Amcasi, Hz Alinin de babasi Ebu Talib tarafindan buyutulmus, O donem yorenin en buyuk kervan sahiplerinden biri olan Hatice (Hadice) kimi rivayetlere gore, Kocasi (Esi) Kervana yonelik olan saldirida hayatini kaybetmesinden sonra, Kervanda calisan Muhammed ile Hatice arasinda ask baslar.

Hatice kendisinden 15 yas kucuk olan muhammeden hoslanirken, Muhammedin de bir an once koseyi donmek, kafasinda kurdugu Hira magarasini da gozune kestirip Allah tan gelen vahi yalanlari ile kendisini PEYGAMBER ilan edip saltanat kurma cabasidir.

Hatice olene kadar neden evlenmedi???? Cunku cikardigi Islam yaygarasinin yalanlarini Hatice ortaya cikaracakti, isini yola koymusken, okuma yazmasi olmiyan birinin Hatice sayesinde elde ettigi bu imkani tepmesi icin aptal olmasi gerekirdi, aksine Muhammed Sozde Seytan dedikleri olusuma papuc giydirecek bir kurnazligi vardi.

Hira Magarasina Haticenin Askerleri (Adamlari) tarafindan donemin bilginlerinin yakalalip Esir edilmesi, sozde Vahi dedikleri soylemlerin bunlar tarafindan soylenmesini ortaya cikarmasi, hic kuskusuz Muhammedin butun planlarini alt ust etmis olurdu.

Kimi rivayetlere gore Hatice Muhammed tarafindan zehir verilerek oldurmus, kendisi de bir donem sonra esleri olan Ayse ve Hafsa tarafindan zehirlenerek oldurulmustur.

Sira ile diger hatunlari da kaleme alacam.

Saygi ve Insani Sevgilerimle

Raya Haq 22.05.2017 10:51

(Alinti;SEVDE ; Zem’a'nın kızı Sevde de ilk Müslümanlardan olup, o da ÜMMİ yani MEKKE’lidir. PUTPERESTLERİN BASKISI SONUCU kocasıyla birlikte Habeşistan’a hicret etmiş ama kocasının orada ölmesiyle, ELLİ YAŞINDA DUL KALMIŞTIR ve himayeye muhtaç hâle gelmiştir.



Çünkü akrabaları henüz Müslüman olmamışlardı ve o Müslüman olduğu için de ona düşmanlık besliyorlardı. Sevde de onların yanına dönemiyordu. Sevde’nin bu durumunu bilen Müslümanlar onu, Hadice’nin ölümünden sonra yedi çocukla bir başına kalan peygamberimize eş olarak önerdiler. Bazı kaynaklar Sevde’nin nikâhta peygamberimize şu sözleri söylediğini kaydetmektedir: Ben seninle, ERKEĞE ARZU DUYDUĞUM İÇİN DEĞİL, sırf Peygamber hanımları arasında ALLAH’ın huzuruna çıkabilmek için evlendim. Bana buna göre davran, ey ALLAH’ın Rasulü Peygamberimizin bu evliliği beş yıl devam etmiş ve Sevde’nin ölümü ile son bulmuştur. Bu tarihte peygamberimiz elli beş yaşındadır.)

Hatice'nin ölümünden sonra, Havla bint Hakim'in ev işlerine yardımcı olur tavsiyesiyle evlendiği dul ve yaşlı bir kadındı. Muhammed ile evlendiğinde 55 yaşlarındaydı.

Hz Hatice zengin idi. Fakat Resulullah onunla zenginliği için evlenmemişti. Hz. Hatice ile peygamberimiz Hatice'nin vefatına kadar 25 sene evli kalmışlardır. Hz. Hatice , peygamberimize :"Ey Muhammed ben yaşlandım , artık başka hanımla evlen" deyince peygamberimiz şu cevabı verir: " Böyle söyleme Hatice , üzülürüm..."
....

Saygideger Canlar.

Yukaridaki iddalara bakilirsa, Muhammed 25 yasinda iken, Hatice (Hadice) ile evlenir. 25 sene evli kaldiktan sonra Hatice olur!!!!

Ozellikle Turkiye deki Islam yobazlarin Muhammedi aklamalari YALAN, HILE VE SAHTEKARLIKLARLA kesintisiz utanmadan battikca batiyorlar..
Bu demektir 51 yasinda Sevda ile evlenir. En yakin Arkadasi olan Ebu Bekirin kizi Aise ye goz diken Muhammed, Sevda ile gostermelik bir evlilik yapiyor, Sadece cevrede kucuk bir cocukla evlilige tepki gelmesin diye.. Bakin ben kendimden 5 yas buyuk bir bayanla evlendim diye onlem almasidir

(Sevde bint-i Zem’a ile evliliğinden kısa bir süre sonra da Aişe bint Ebu Bekir ile sözlenmiştir.[20][21] Aişe ile sözlendikten 3 yıl sonra yani hicretten sonra evlenmiştir.[22][23] Aişe, Muhammed'in önceden evlilik yapmamış tek eşidir.[22][24] Aişe'nin Muhammed'le evlendiği sırada yaşı bir kaynakta 9,)

Muhammed 49 yasinda iken 6 Yasindaki Aise`yi gozune kestirir, Haticeyi zehirleyip oldurur.
Ebu Bekir`i cagirir, Olurda savas sirasinda olursem, yerime Halife olarak sen gecersin der, Ebu Bekir buna cok sevinir, Ama hevesi kursaginda kalir, 6 yasindaki kizi Aise`ye goz diktigini aklinin uzundan gecmezken... Muhammed`in bu vaatin karsiligi olarak Aise`yi ister, Ebu Bekir de saltanat icin kabul eder, 9 yasinda Adet olma ihtimali ile 3 sene sozlu kalir, bu arada Sevda da bunun bir kamufulaji olur.

Raya Haq 23.05.2017 21:12

AISE ILE EVLILIGI!!!!!!!

6 YASINDAKI AISE ile Evlenme ve kucuk kiza yonelik sapik emellerine sahip olmasi gunumuzde belki sadece Turkiye de bu olayi ortbas etme cabalari bosuna olacaktir.

Butun Arap ulkelerinde bu aynen tahrihteki belgeleri inkar etmeden kabul ediyor!!
Gerekce olarak, Efendim Arabistan collerinde Sicakliktan dolayi yani iklimden dolayi, Kiz cocuklari Erken Ergenlige ulastiklarinda yani erken Adet olmalarindan dolayi normaldir derler. Akabinde Peygamber Efendimiz kendisinden 5 yas buyuk olan Sevda ile evlendigini de ihmal etmiyorlar!!!!!

Vay beeee kendisinden 5 yas buyuk birisi ile evlenmesinin bedeli...Planli uygulama ile 6 yasindaki kiz cocuguna goz dikmesi!! ve ona karsi Cinsel duygular duymasinin Adi ne olabilir?????
Kimsenin inanclarina, Tabularina, Kutsallarina ve Sevdiklerine hakaret, Iftira, Karalama ve benzeri olumsuzluklari yapma hakkimiz yok.
Fakat bizim diger canli varliklardan (Hayvanlardan) Farkimiz AKLIN YOLU VE VICDAN olgusuna sahip olmamizdir.

Babamiz, Kardesimiz, Annemiz, Esimiz, Cocugumuz, Sevdiklerimiz, Tabularimiz, Kutsallarimiz vs vs kim olursa olsun, Serefsizlik, Namusuzluk, Alcaklik, Ahlaksizlik ve benzeri olumsuzluklari yapiyorsa.... Vicdani degerlerimizi yasama yansitip MAHKUM ETMEK VE HAK ETTIKLERI YERE GONDERMEK.. Bir insanlik gorevidir diyerek yargilamaliyiz. Kendimizi bile yargilama cesaretine sahip olmaliyiz..

Yok degilse yukarida insanliga ters dusen ve insanligin yapamiyacagi olumsuzluklarin bir parcasi oluruz.

NAMUSLULAR; NAMUSUZLAR KADAR CESARETLI OLMUS OLSAYDI...
YER YUZUNDE BU KADAR NAMUSUZ OLMAMIS OLURDU..

Dinci yobazlarin genel olarak Sapik Peygamberlerini bakin nasil aklamaya calisiyorlar..

(Alinti;
AYŞE ; PEYGAMBERİMİZİN EVLİLİKLERİ ARASINDA EN ÇOK İRDELENEN ELEŞTİRİLEN KONU OLAN Ayşe ile olan evliliğidir. Bu konuda, Ayşe’nin henüz evlenecek yaşta olmadığı hâlde küçük bir çocuk iken peygamberimizle nikâhlandığı, üç yıl büyümesinin beklendiği ve ondan sonra gerdeğe sokulduğu HİKAYESİ bir hayli yaygındır.



Peygamberimizin küçük bir çocukla nikâh kıyması bakımından dikkat çeken bu hikâyenin esasının iyice araştırılması ve bu konunun üzerinde önemle durulması lâzımdır. Aslında bu konu İSLAM tarihinin yardımcı kaynak kitapları olan [İbni İshak, İbni Hişam, İbni Sa’d, Taberî, Mevlâna Şibli] gibi eserlerde genişçe yer almaktadır.



Ayrıca çağımızda da Ali Himmet Berki ve Osman Keskioğlu tarafından hazırlanan [Hatemül Enbiya Hz. Muhammed ve Hayatı] adlı eserde genişçe incelenmiştir. BU KAYNAKLARDAN ÖĞRENDİĞİMİZ TARİHİ GERÇEK İSE ŞUDUR; Ayşe, peygamberimizle nişanlanmadan önce, Mut’im oğullarından Cübeyr ile nişanlıdır. YANİ EVLİLİK ÇAĞINDADIR ve peygamberimizle evlendiğinde KÜÇÜK BİR ÇOCUK DEĞİLDİR.



Yukarıda adını verdiğimiz tarihî eserlerden bazısı, peygamberimizin, Cübeyr ile nişanlı olan Ayşe’yi babası Ebu Bekr’den istediğini, Ebu Bekr’in de peygamberimize, Mut’im oğullarıyla konuşacağını ve ancak onlar nişanı bozarlarsa o zaman Ayşe’yi kendisine verebileceğini söylediğini, putperest olan Mut’im oğullarının ise, Müslüman olan Ayşe’nin oğullarını da kendi dinine döndüreceğinden korkarak, bu nişanı bozmak arzusunda olduklarını yazmaktadırlar.



Birinci olarak; AYŞE’nin, Mut’im oğullarından Cübeyr ile nişanlı olduğu tartışmasızdır. Çünkü eldeki tüm tarihî kitaplar bu bilgiyi vermektedir. İkinci olarak ise, bu nişanlılığın ise İSLAMİYET’ten sonra olması mümkün değildir. ÇÜNKÜ mümin bir kadının, müşrik bir erkekle evlenmesini yasaklayan Bakara suresinin 221. ayeti, Müslüman olan ve peygamberimizin en yakın arkadaşı ve dostu olan Ebu Bekr’in kendisi gibi Müslüman olan kızını bir müşrike vermesini engellemektedir.



Dolayısıyla Ebu Bekr, kızı Ayşe’yi, Mut’im oğullarına, kendisi Müslüman olmadan evvel nişanlamış olmalıdır. Demek ki Ayşe, daha o zamanlarda bile evlilik çağında olan bir kızdır ve yörenin İKLİM ŞARTLARINA GÖRE en az 14-15 yaşlarındadır.



Diğer taraftan eldeki tüm tarihî kaynakların mutabık oldukları ve Ana Britannica ansiklopedisinin de 23. cildinin 185. sayfasında yazdığı gibi Ayşe, peygamberimizle hicretten önce nişanlanmış, hicretten sonra nikâhlanmıştır. Bazı kaynaklar hicretten evvel nikâhlanıp, hicretten sonra gerdeğe girdiğini yazsalar da, yine tüm kaynaklarda yer alan aşağıdaki metin, bu iddia ile uyuşmamaktadır:



Medine’nin havası Mekkeli Müslümanlara çok dokunmuştu. Mekkeli Müslümanlar hep hastalanmışlardı. Hasta olanların içinde Hz. Âişe de vardı. Hastalık geçince Ebu bekr, Hz. Muhammed’in huzuruna gelip şöyle dedi: EY ALLAH’IN RESULÜ Neden NİŞANLIN ÂİŞE’Yİ KENDİ EVİNE ALMIYORSUN Hz. Muhammed cevaben MEHİR YÜZÜNDEN EY EBU BEKR, ŞU ANDA ÂİŞE’YE MEHİR ÖDEYECEK DURUMDA DEĞİLİM. dedi



Görüldüğü gibi metninde açık olarak Nişandan söz edilmektedir. Ayrıca, nikâh anında tespit edilip muaccel YANİ [peşin] veya müeccel yani [vadeli borç] olarak verilebilecek mehirin henüz tespit edilmemiş olması da nikâhın hicretten hemen sonra kıyılmadığını göstermektedir.



Sonuç olarak yukarıdaki kaynakların verdiği bilgilerden anlaşılıyor ki Ayşe, peygamberimiz ile evlendiğinde, ÇOCUK YAŞTA OLMAYIP NİŞANLISINDAN AYRILMIŞ GENÇ BİR KIZDIR. Peygamberimizin bu evliliği hem kızıyla evlenerek kendisini şereflendirdiği Ebu Bekr’in İSLAM’a daha fazla maddî ve manevî yardımını sağlamış,

hem de Ayşe’nin herkes tarafından bilinen İslâm’ı anlama ve anlatma yönündeki dirayeti sayesinde, peygamberimizin elçilik görevini yaparken duyduğu rahatlık için isabetli bir karar olmuştur.)


Saygideger Dostlar,
Yukaridaki alintiya insanin gulmekten baska bir sey yapmiyacagini, 15. 16 18 yasinda bile olsa.. Sen 50 yasindasin, en yakin arkadasinin kendi yalan iddalari da olsa, 17 ysinda bile olsa, kotu gozle bakmasi onursuzluk ve serefsizlik degilmidir?
Kaldiki Ayse nisanli diye bir belge ve kaynak yok. Ayrica Islamdan gelen bir gelenek var.. BESIK KERTMESI. Ayni zamanda dogan kucuk kiz cocuklar alip 7 ile 9 yasina kadar buyutup tecavuz etmek islamin temelinde var.. 1. 2. 3 yaslardaki kiz cocuklari nisanlama olayi yeni bir olay degil Arap yarim adasinda yani sapik islamin temel yapisinda var.

Birakin Esir alinmis kiz cocuklara tecavuz edilmesini. bunlar bir birlerinin kiz cocuklarina bile ahlaksizca onursuzca goz dikmis, kucuk cocuklarini bir birlerine vermistir.
Nasilmi? bunada bir goz gezdirelim.

1. Hz Muhammed, en yakin Arkadasi Ebu Bekir`in damadidir. yani Muhammed Ebu Bekir`in 9 yasindaki kizi ile evlenmis kucuk kiza 53 yasindaki sozde kendisini peygamber ilan eden kisi tarafindan Tecavuz edilmistir

2 Hz Ali, Amcasinin oglu olan Ayni Zamanda Kendisine Kardesi dedigi Hz Muhammed`in Damadidir. Rivayetlere gore Fatima 11 yaslarinda iken Ali`ye verir. Muhammed Ali`nin kayin babasidir.

3. Hz. Osman, Muhammed`in (iki Zinnureyn) yani iki melekli. kizlariyla evlidir. Ümmü Gülsüm ve Rukiye isimli kizlari ile evli oldugu icin, Iki Zinnureyn li olarak cagirilir. Hatta Hz. Muhammde Bir kizim daha olsaydi onuda Osmana verirdim der...

4. Hz Omer, Hz Alinin Kizi ile evlidir, yani Omer Alinin ve kucuk kizin dedesi olan Muhammedin de Enistesidir.. Muhammed ve Ali , Omer`in kayin babasidir..

5. Hz Muhammed, Hz Omerin damadidir, Omerin kizi Hafsa ile evlidir, yani Muhammed tornu ile Evli olan damadi Omerin ayni zamanda damadidir.. yani bir birlerinin damatlaridir, birisi tornunu almis, digeri vay sen benim kucuk yastaki tornumu nasil alir tecavuz edersin... Bende senin kizini alip tecavuz edeyim ODESELIM!!!!!

Kizlarini 9. 11.12. yaslarindayken, yaslari 40, 53, 55, olanlara armagan edilmesi tiskindirici ve igren degilmidir.....

Aise`nin evliligi uzerine oldukca genis yer vercegim, ki KOR OLASIN DEMIYORUM, KOR OLMADA GOR GERCEKLERI.

Raya Haq 23.05.2017 22:07

Ebu Bekir in Kızı Ayşeyi henüz Altı yaşında iken Okul çağı bile gelmemişken nişanlaması ve 9 yaşında iken eş olarak vermesidir.Kendi deyimiyle gerdeğe girdiğinde Ayşe 9 yaşındadır.

Ebu bekirin evlendirdiği kişi 53 yaşındaki muhammeddir. Elliüç yaşında birine 9 yaşındaki kızını verene mi kızarsınız yoksa 53 yaşındayken 9 yaşında bir sabi ye göz koyanamı?

İran da yönetimi gerici yobazların ele geçirmelerinden sonra kızların ergenlik yaşı ve evlenme yaşı 9 a indirilmiştir.

Hadis: Sahih Buhari
Konu: Peygamberin Aişe’yle Nişanlaması ve Nikahlanması
Hadis No: 1553
“Rivâyete göre şöyle demiştir: Ben altı yaşında bir kız iken Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem beni akd ve nikâh eylemişti. (Üç sene sonra) biz Medîne`ye hicret ettik. Hâris İbn-i Hazrec oğullarının menziline indik. Müteâkıben ben, sıtmaya tutuldum. Bu cihetle saçım döküldü. (Hastalıktan kurtulduktan sonra) saçım gürleşti, uzayıp omuzlarıma döküldü. Bir kere ben, arkadaşlarımla berâber salıncakta oynarken annem Ümmü Rumân bana doğru geldi ve beni çağırdı. Ben de annemin yanına geldim. Beni ne edeceğini bilmiyordum. Annem elimi tuttu. Tâ evin kapısı önün (e geldiğimizde ora) da beni durdurdu. Ben de yorgunluktan kaba kaba soluyordum. Nihâyet soluğum biraz yatıştı. Sonra annem biraz su aldı. Onunla yüzümü, başımı sıvazladı. Sonra beni eve koydu. Evde Ensâr`dan birtakım kadınlar hazır bulunyordu. Bunlar bana: – Hayır ve bereket üzere geldin, hayırlı kısmet getirdin! di(ye alkışla) dılar. Annem beni bu kadınlara teslîm etti. Bunlar da benim kılığımı, kıyâfetimi düzlediler ve Resûlullah`a teslîm ettiler. Beni hiçbir şey sıkmadı. Ancak Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`i habersiz görünce sıkıldım. (Resûlullah bir sedir üzerine oturmuştu. Yanında Ensâr erkeklerinden, kadınlarından oturanlar vardı. Beni Resûlullah yanına oturttu). Ensâr kadınları beni Resûlullah`a takdîm ettiklerinde ben dokuz yaşında bir kızdım.”

Raya Haq 23.05.2017 22:13

Muhammed'in şehveti ve "tanrı"sı

Karılarından Aişe, Muhammed'e şöyle diyor:

-"Ma era rabbeke illa yüsariu hevake" (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu't-Tefsir/33/7,Kitabu'n-Nikah/29;Diyanet yayınlarından Tecrid, hadis no:1721;Müslim, e's-Sahih, Kitabu'r-Rıda/49,hadis no:1464;İbn Mace Sünen, Kitabu'No:-Nikah/57, hadis No: 200; Ahmed İbn Hanbel,6/134,158)

Nedir bu sözün Türkçesi?

"Vallahi Rabbinin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum." (Ahmed Davudoğlu, Sahih-i Müslim Terceme ve Şerhi. 7/402)

"Rabbin Teala (kadınlarının değil) ancak senin arzunun tahakkuna müsaraat ediyor. (Çeviri: Kamil Miras, Diyanet Yayınlarından)

Aişe'nin sözü dilimize şöyle de çevrilebilir:

"Bakıyorum da, senin Efendi Tanrın , yalnızca senin şeyinin keyfini (hevanı) yerine getirmek için koşuyor."

Hadiste, efendi tanrının yalnızca Muhammed'in hevası için koştuğu açıkça belirtiliyor.

Heva: İnsanın arzusu, isteği. Ama buradaki herhangi bir arzu, istek değil; cinsel istektir söz konusu olan. Çünkü buradaki konu, cinsel isteğin üzerinde durulduğu bir konu. Ayrıca "heva" söylendiğinde ilkin bu kavramda kullanılır. Rağıp da, heva için : "Meylun'nefsi ile'eş-şehveti" (Bkz. Müfredat, Heva) diyor. Yani "nefsin şehvete eğilimi."

Rağıp, aynı yerde, hevanın "şehvete eğilimli olan nefsin kendisi için de söylenebileceği"ni belirtiyor.


Aişe neden böyle diyor?

Muhammed'in çok karısı var. Yaşlanmış olan Sevde Bint Zema'nın dışında hepsi genç, hepsi güzel. Ve hepsi de cinsel istekli. Adalet olsun diye, Muhammed'in bunlarla cinsel birleşmesi sıraya konmuştur. Sevde'nin dışında kimse, sırasını başkasına kaptırmak istemiyor. İşte bu böyleyken, "ayet" geliyor; durumu değiştiriyor:

Muhammed'in "heva"sı, "adalet"in önüne geçiyor:

Muhammed'in kadın seçimi, cinsel alandaki isteği, hadisteki sözcüğü ile hevası, adalete baskın geliyor ve sıra Muhammed'in isteği doğrultusunda, ayetle bozuluyor. Ahzap suresinin 51. Ayeti şu sözlerle başlıyor:

-"(Ey Muhammed!) Onlardan (yani karılarından) dilediğini geriye bırakır, dilediğini öne alabilirsin..."

Ne demek bu?

Hadis ve yorumlara göre şu demek:

-"Ey Muhammed! Artık nöbet, sıra zorunlu değil senin için. Nöbeti, sırası gelse bile, dilediğin karınla cinsel birleşmeyi erteleyebilir, ondan önce dilediğin karınla yatabilirsin."

Sözün özü: Kuran'ın tanrısı, Muhammed'in, karılarıyla olan cinsel ilişki düzenindeki işini kolaylaştırıyor. İlişkiyi sıraya koyma zorunluğunu kaldırıyor. "Hangi karınla ne zaman yatmak istersen özgürsün" diyor.

İşte bunun üzerine Aişe dayanamayıp o sözü söylüyor:

-"Görüyorum ki senin Efendi Tanrı'n, senin şeyinin keyfini ..."

Aişe, bu durumu daha sonra, Ahzap'ın 51. Ayeti gelince anladığını; 50. Ayet geldiğindeyse bunu pek anlayamadığını ve o nedenle, 50.ayette, Peygambere kendini (hem de mehirsiz olarak) verebilecek kadından söz edilince şu tepkiyi gösterdiğini belirtiyor:

-"Olacak şey mi? Bir kadın utanmaz mı ki, kendini bir erkeğe armağan etsin?" (Tecrid, hadis no:1721)

Karılar içinde ayrıcalıklı olanlar:
Muhammed, kimi karılarını daha çok severdi. Kimini de daha çok tutardı. En çok tuttuğu karılarının başında Aişe geliyordu. Ebubekir'in kızıydı, o nedenle de etkiliydi. Zaman zaman Muhammed'e kafa tutar gibi durumları bile olabiliyordu. Zeki de olduğu için, birtakım ayrıcalıklar sağlayabilmişti. Muhammed'in cinsel ilişkilerindeki sıra düzeni bozulunca, karılar içinde en çok yararlanan o olmuştu. Boşamasın diye Muhammed'in hoşnutluğunu kazanmak isteyen yaşlı ortağı Sevde Bint Zem'a'nın "gün"ünü almıştı. Başka kumaların gününde de Muhammed'le yatabilirdi. Muhammed istediğinde, kendi günüyse başkasına vermezdi. Muhammed'in canı başka kadınla yatmak istese bile vermezdi gününü, sırasını.

Aişe: "Günümü kimseye vermem"!

Aişe'nin anlattığına göre: Muhammed'e, herhangi bir karısının gününü, sırasını gözetmeksizin; dilediği karısıyla dilediği zaman yatma özgürlüğü veren "ayet", yani Ahzab suresinin 51. ayeti geldikten sonra da, Muhammed'in Aişe'nin gününde başka kadınla yatmak istediğinde Aişe'den izin alma gereği duyardı. İzin isterdi ama Aişe geri çevirirdi:

-"Eğer izin verme, vermeme yetkim varsa vermek istemiyorum. Tanrı elçisi! Bilesin ki hiçbir kimseyi sana (seninle yatmaya) yeğ tutmam."( Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/33/7)

Hadisten anlaşıldığına göre, Aişe'nin bu karşı koyuşuna Muhammed artık ses çıkarmamış; "Ayet var. Ayet bana istediğim zaman dilediğim karımla yatma yetkisini vermiştir" dememiş ya da diyememişti.

Muhammed'in karıları arasında hizipleşme

Peygamberin karıları iki hizibe ayrılmıştı: Bir kesimde Aişe, Safiyye ve Sevde vardı. Öbür kesimdeyse Ümmü Seleme ve peygamberin öteki karıları. Müslümanlar, peygamberin Aişe'ye olan sevgisini biliyorlar; o nedenle depeygambere bir armağanda bulumak isteyen biri olduğunda armağanı sunmayı geciktirir; peygamber Aişe'nin odasına gittiğinde sunardı.

Muhammed' in Karıları: "Adalet isteriz!"

Bunu üzerine, Ümmü Seleme hizibi söylenmeye başlandı. Bu kesimde olan kadınlar gidip Ümmü Seleme ile konuştular:

-Ümmü Seleme! Peygambere söyle. Herkesle konuşsun; Peygambere kim bir armağan vermek isterse, peygamberin hangi karısının yanında bulunduğuna bakmaksızın armağanını sunmasını duyursun.

Muhammed aldırmıyor:

Ümmü Seleme, karıların dediklerini peygambere söyledi. Ama peygamber bir şey söylemedi. Karılar gelip Ümmü Seleme'ye sordular:

-Ne dedi peygamber?

-Bana bir şey demedi.

-Öyleyse bir kez daha söyle ona!

Ümmü Seleme, kendi gününde (ilişki için) geldiğinde peygambere yine söyledi. Ne var ki peygamber ona yine bir şey söylemedi. Kadınlar sorunca yine "peygamber bana bir şey söylemedi" dedi. Kadınlar da, "sana karşılık verinceye kadar söyle ona söylediklerimizi" dediler. Peygamber cinsel ilişki için dönüp geldiğinde, Ümmü Seleme ona kadınların dediklerini yine anlattı. Bu kez peygamber konuştu:


Muhammed: "Bana vahiy, yalnızca Aişe'nin gününde geliyor"!


-Aişe konusunda beni üzme! Bil ki, hiçbir kadın koynumdayken bana vahiy gelmez de, yalnızca o koynumda bulunduğu sırada bana vahiy gelir.

Bunun üzerine Ümmü Seleme şöyle dedi:

-Ey Tanrı Elçisi! Seni üzdüğüm için tanrıya sığınıp tevbe ediyorum!

Karılar, Muhammed'in kızı Fatıma'yı araya koyuyorlar:

Aynı kadınlar sonra peygamberin kızı Fatıma'ya başvurdular; onu peygambere gönderdiler. Şöyle demesini istediler:

-Karıların tanrı için senden, Ebubekir'in kızı (Aişe) konusunda (kayırmayı bırakıp) adaletli davranmanı istiyorlar.

Fatıma'nın aracılığı da bir sonuç vermiyor:

Fatıma da peygamberle konuşup kadınların dediklerini iletti. Peygamberse şöyle karşılık verdi:

-Kızcağızım (sevgili kızım)! Benim her sevdiğimi sen sevmezmisin?

Fatıma karşılık olarak:

-Evet!

Peygamber:

-Öyleyse sen de Aişe'yi sev!

49 yaşındaki adam (Muhammed), 6 yaşındaki bir çocuk (Aişe) ile evleniyor:

Yine Aişe'nin kendisinin anlattığını dile getiren bir hadis:

Bu hadisin başında, Aişe aynen şöyle diyor:

"Peygamber benimle evlendi; ben o sırada 6 yaşındaydım."

Evet, bir yanda 49 yaşındaki Muhammed, öbür yanda 6 yaşındaki Aişe evleniyorlar. Muhammed ile evlendiği zaman Aişe'nin 6 yaşında olduğunun İslam dünyasında kabulu zorunlu. Çünkü bunu anlatan hadis, tartışmasız sağlam (sahih) kabul edilir. Bu hadisi, İslam dünyasında en sağlam olarak benimsenegelmiş olan Buhari'nin ve Müslim'in E's-Sahih’lerinde de buluyoruz.

Anlatıldığına göre evlilik gerçekleşiyor ama yine de 3 yıl kadar zifaf (yani cinsel birleşme) gerçekleşmiyor. Bu süre geçtikten sonra oluyor zifaf !

Aişe 9 yaşındayken 52 yaşındaki Muhammed ile gerdeğe giriyor:

Hadisi izleyelim. Aişe anlatıyor:

-"Ve be dokuz yaşındayken benimle gerdeğe girdi. Medine'ye göçmüştük. Haris İbn Hazrec oğullarına konuk olduk. O sırada sıtmaya yakalandım. Saçlarım döküldü. Saçlarım yeniden geldi; bölükler oluştu. Annem Ümmü Ruman bana geldi. Arkadaşlarım ile birlikte salıncakta sallanıyorduk. Annem beni çağırdı. Yanına gittim. Benden ne istediğini bilmiyordum. Elimi tutup alıp götürdü. Evin kapısına gelince durdu. Soluk soluğa kalmıştım. Sonunda soluğum biraz yatıştı. Annem, sonra biraz su alıp yüzüme başıma değdirdi. Sonra beni eve soktu. Bir de baktım ki bir takım Medineli kadınlar. Evdeler. Bana şöyle demeye başladılar:

-Hayırlı, bereketli olsun. İyi şanslar.

Annem beni bu kadınlara teslim etti. Bunlar benim saçımı başımı yıkadılar, beni güzel bir biçimde hazırladılar. Peygamberle birden karşılaşmaktan başka hiçbir şey beni korkutmamıştı. Kadınlar, beni ona teslim ettiler. Ve ben o sıralar 9 yaşındaydım."

Aişe, Muhammed'in koynuna verilmek üzere götürüldüğünde, salıncakta sallanıp oynayan bir oyun çocuğuydu. Yani Muhammed, 52 yaşında böylesine bir çocukla cinsel birleşimde bulunmuştu.

Raya Haq 23.05.2017 22:15

SAHİH-İ BUHARİ' DEN

Bir kız 9 yaşına geldiğinde, İslam hukukunda "şehvet konusu" oluyor:

Aişe 9 yaşındayken Muhammed'in koynuna sokulmuş olunca, İslam hukuku bundan şu sonucu çıkarıyor:" 9 yaşındaki bir kız, müştehat (şehvete konu olabilecek çağda) sayılır" diyor. Ve bu nedenle de 9 yaşındaki bir kız çocuğu ile evlenilebileceğini bildiriyor.

Aişe, Muhammed'in karısıyken büyüyecek ve 18-19 yaşına geldiğinde de Muhammed'in ölümü üzerine, kimi kumaları gibi, çok genç yaşta dul kalacaktır. Ve hiçbir erkekle evlenmemeye "mahküm" edilerek...Muhammed'in karıları, müminlerin anaları sayıldığı için...

Aişe'nin kaybolan kolyesi ve Safvan:

Muhammed, Mustalıkoğluları' na karşı gece baskını için yola çıkma hazırlığında. Yıl : Miladi 627. Bu sırada Muhammed, Aişe' yi de yanına almıştır. Aişe 9 yaşındayken Muhammed' in koynuna verildiği tarih, eğer Hicri şevval ya da zilkade 1 / Miladi mayıs ya da haziran 623 ise- 13 yaşındadır daha. Aynı gece baskınının sonucunda, tutsaklar arasında güzelliğiyle göze çarpacak ve başkasına düşmüşken alınıp Muhammed in koynuna verilecek olan Cüveyriyye' yle aynı yaşta. Devenin üzerinde kapalı bir yer ("mahmil"); Aişe de içinde. Gidilir; baskın yapılır, elde edilecekler elde edilir ve dönüş başlar. Gidiş Medine'ye doğru. Derken bir konak yerinde biraz kalınır. Gecenin bir kesimi. Bir süre sonra; kalkıp yola koyulmaya yöneliş. Tam bu sırada bir şey olur: Aişe çişi için ya da öbür işini görmek üzere birlikten ayrılır. Ayrılışını haber verse olmaz mıydı? Olurdu ama, kimseye haber vermemiş işte. Çişi ya da öbür işi olup bittikten sonra döner; ama bir terslik: Göğsünü yokladığında, kolyesini bulâmaz ve kopup düştüğünü anlar. Geri dönüp gerdanlığını aramaya koyulur. O sırada Aişe devesinin üzerindeki kapalı yerinde bulunuyor sanıldığı için herkes habersiz ve birlik uzaklaşıp gitmiştir. Aişe, kolyesini bulur; ama işte o saatlerde, yolda yapayalnız. Konaklandığı yere gelir, orada bekler. Gelsin götürsünler diye... Beklerken uyku bastırır ve uyur. Ve bu sırada: Muattal Oğlu Safvan. Arkadan gelmiş, Aişe' yi görünce de şaşırmıştır. Şaşkınlığını anlatan sözler. Onun bu sözlerine de Aişe uyanır. Safvan, Aişe' yi devesine bindirir. Yola koyuluş. En sonunda, bir konak yerinde birliğe ulaşılır. Bu sırada da dedikodular başlar... Aişe' nin kendi anlattığına göre gerçek bu. (Bkz. Buhâri, e's-Sahih, Kitabu'ş- Şehâdât/15; Kitabu'I-Meğâzî/34; Tecrîd, hadis no: 1151; Müslim, e's- Sahih, Kitabu't-Tevbe/56, hadis no: 2770.)

Olayda akla gelen sorular:


1) Aişe çişi ya da öbür türlü işi için ayrılıp giderken kimseye neden haber vermemişti? Eğer bunun nedeni, çocuk yaşta oluşu idiyse; bu yaşta oluşu biri tarafından kandırılmaya da elverişli değil miydi?

2) Aişe ayrılıp giderken o denli insan içinde nasıl olmuştu da kimse görmemişti? Gören olmuştuysa, dönüşü neden izlenmemişti? Döndüğü görülmedikçe, "dönmüş; mahmiline girmiştir!" yargısı nasıl oluşmuştu?

3) Hadiste belirtildiğine göre, Aişe'nin deve üzerindeki "hevdec"ini (mahmil) indiren, sonra yine yükleyenler ve Aişe' ye "hizmet edenler" vardı. (Hadis'e aynı kaynaklarda bkz.) O "hevdec", dinlenme yerinde deveden indirildiğine göre, sonra deveye yüklenirken içinde

4) Aişe var mı, yok mu diye niçin bakılmamıştı? Hizmet edenler bakabi- lirlerdi. Yine hadiste belirtildiğine göre, "hicab" yani erkeklere karşı "örtünme, perde ardına geçip saklanma" gerektiren bir ayet hükmü bulunmadığı zamanlarda, Safvan, Aişe' yi görmüştü. (Hadise, aynı kaynaklarda bkz.) Yani Safvan' la Aişe birbirlerini tanıyorlardı. Bu "tanışma", ileri ölçülerde bir "anlaşma" ya varmış olamaz mıydı?

Aişe "zina" ile suçlanıyor:

Aişe'nin Safvan' la yolda "neler yapmış olabileceği" üzerinde duruluyordu. Yoğunlaşan kuşku. Dedikodular alıp yürümüştü. Son derece yaygın bir duruma gelmişti giderek. Muhammed' in bile Aişe' ye karşı olan her zamanki tutum ve davranışında bir değişme olmuştu: Aişe diyor ki: "Medine'ye gelince ben bir ay hastalandım. Meğer o sırada, iftiracıların dedikoduları dolaşıyormuş. Hastalığımda beni işkillendiren bir şey oldu: Peygamber'den de, her hastalığımda gördüğüm ilgiyi inceliği artık göremiyordum. Yalnızca gelip selam veriyor ve 'nasılsınız?' diyordu, o kadar." (Hadis'e aynı kaynaklarda bkz.)

Aişe dedikoduları duyup öğrenince üzülmüştür. Hastalığı daha da artmıştır bunun üzerine. Muhammed'den izin alır ve babasının evine gider. Orada da, durumuna ilişkin "Tanrısal bir açıklama" bekler. (Aynı hadise bkz.)

Beklenen "vahiy" bir türlü gelmiyor:

Hadiste, bu olaya ilişkin "vahy"in "gecikmesi"nden sözediliyor. Ve Muhammed, "karı"sından, yani "Aişe"den ayrı kalışından doğan soruna çözüm için yakın çevresini topluyor. Bunların içinde Ali de vardır. Ali, görüşünü şöyle dile getiriyor:

- "Ey Tann Elçisil Tanrı dünyayı sana dar etmedi ya! Aişe'den başka da kadın var, kadın çokl" (Bkz. Aynı hadis.)

Ali, gerçeği öğrenmek için Aişe'nin cariyesi Berire'nin tanıklığına da başvurulabileceğini söylüyor Muhammed'e. Muhammed bu tanıklığa başvurdugunda, cariye, "hanımı için iyilikten başka bir şey bilmediğini" söylüyor. Muhammed sorup soruşlurduğuna göre, belli ki adamakıllı "kuşkulu". Bu "kuşku", onun Aişe'ye söyledigi yine aynı hadiste açıklanan şu sözlerden de çok açık biçimde anlaşılıyor:

Muhammed: "Aişe! Böyle bir suçun varsa tevbe et!"

- "Aişe! Senin hakkında bana şöyle şöyle dedikodular geldi (Safvan'la ilişki kurduğundan sözediliyor). Eğer bu suçu işlemedinse Tanrı seni aklayacaktır. Ama eğer işledinse bu suçundan dolayı Tanrı'ya yönel, tevbe et! Çünkü bir kul, suçunu boynuna alır ve tevbe ederse, Tanrı da onun tevbesini kabul eder." Aişe, Muhammed'in bu sözlerine, babasının ve anasının karşılık vermelerini ister. Onlar karşılık vermeyince de, Muhammed'e kendisi karşılık verip sonucu sabırla bekleyeceğini söyler.

Ve sonunda "vahiy" geliyor:

Konuşmadan sonra Aişe, yatağına dönmüştür. "Bekleme"de... Aişe, kendisinin söylediğine göre, hakkında "Kur' an ayeti" ineceğini filan beklemiyordu. "Ben kim oluyorum ki Tanrı, Kuran'da benim sorunuma ilişkin ayet indirsin!" türünden açıklaması var Aişe' nin. Yine açıklamasına göre, beklediği yalnızca, "Muhammed' in rüya görmesi" ve onun "rüyasında aklanması". Ama beklediğinin ötesinde olur gelişme: Muhammed her vahiyde olduğu gibi özel bir duruma girmiştir. Daha sonra da konuya ilişkin "vahyin geldiğini" açıklar. Aişe' ye anası, kalkıp Muhammed' e "teşekkür" etmesini söyler. Ama Aişe bunu yapmaz; vahyi gönderen "Tanrı" olduğuna göre, Muhammed' e değil; O' na teşekkür etmesi gerektiğini belirtir. (Bkz. Aynı hadis.)

Aişe'nin "zina" etmediğine ilişkin "18 ayet" birden iniyor:

Onca (hadise göre bir ay) gecikmeden sonra "vahy" gelmiştir. Hem de kimine göre "10 ayet", kimine göreyse "18 ayet" birden... (Bkz. Nûr, ayet: 11-20. Buna göre toplam: 10 ayet. Ama tefsirlerde toplam: 18 ayet olduğu belirtilir. Bkz. Nesefi, Tefsir, 3/134; F.Râzî, e't-Tefsiru'l-Kebîr, 23/173.) Bu ayetler, birinci ve ikinci orijinalleri yakıldığı için Muhammed dönemindeki biçimini tam olarak bilemediğimiz (bunun için daha sonraki yazılara bkz.) Kur'an' ın bugünkünde, Nur Suresinde yer alıyor. Bu ayetlerde, "zinayı" kanıtlamak için "dört tanık göstermek gerektiği", bu gösterilmediği zaman iftira olacağı açıklandıktan (bkz. Nur, ayet: 13) sonra, ad vermeden "iftira edenler" çok ağır biçimde kınanıyor.

İşte âyetlerden bir kesim (Diyanet'in resmi çevirisiyle):

- "Muhammed' in eşine o yalanı uyduranlar, içinizden bir gürûhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın. O, sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine, kazandığı günâh karşılığı, cezâ vardır. İçlerinden elebaşılık yapana ise, büyük azâb vardır. Onu işittiğiniz zaman; erkek, kadın mü'minlerin, kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulu- nup da: 'Bu apaçık bir iftiradır!' demeleri gerekmez miydi? Dört şahid getirmeleri gerekmez miydi? Işte bunlar, şâhid getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır. Allah'ın dünyâ ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydı o kötü sözü yaymanızdan ötürü, büyük bir azaba uğrardınız. Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz. Oysa Allah katında önemi büyüktü. Onu işittiğinizde: 'Bu konuda konuşmamız yakışık almaz. Hâşâ, bu, büyük bir iftiradır.' demeniz gerekmez miydi?" (Nûr, ayet: 11-16.) .

Yine sorular:

1- 12. ve 13. ayetlerde, Aişe konusunda söylentiler çıktığında bu söylentileri duyanlar, "Bu, apaçık bir iftiradır. Bu, büyük bir iftiradır." demedikleri için kınanıyorlar. Ayetlerin bu kınaması, Muhammed' in yakın çevresini, hatta kendisini de içine almıyor mu? Çünkü onlar da "açık bir iftira, büyük bir iftira" olduğu kanısını taşımıyorlardı:

- Ali'yi ele alalım. Böyle bir kanıyı taşımadığı için, Muhammed'e Aişe'yi boşamayı önerdiği anlamına gelen sözler bile söylemişti.

- Muhammed'in kendisini ele alalım: Böyle bir kanıyı (iftira olduğu kanısını) taşımadığı içindir ki, Aişe'ye, eğer ileri sürüldüğü gibi bir suç işlediyse, bundan dolayı "Tevbe" etmesini önermişti.

2- Ayrıca, kimsenin elinde herhangi bir kanıt bulunmadan, "iftira" olduğu konusunda kesin bir yargıya varması nasıl beklenebilir? Kuşkusuz "kanıt" bulunmadığı için "zina" suçunun işlendiğine de yargıda bulunulamaz. Ama tersine bir kanıya varmadılar ve "iftiradır" hem de "apaçık bir iftiradır, büyük bir iftiradır" demediler diye insanlar nasıl kınanabiliyor?

3- Ayetlerden ve kimi "rivayetlerden" anlaşıldığına göre: Aişe konusunda dedikoduları yayanlar, yalnızca "münâfıklar" da değildi:

- 14. ayeti ele alalım: "Allah'ın dünya ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydı, o kötü sözü yaymanızdan ötürü, büyük bir azaba ugrardınız." deniyor. Demek ki, "o kötü sözü yayanlar" için Tanrı' nın "dünyada ve âhirette lutuf ve merhameti" olmuştur. Bu durumda olanlarsa, "Tanrı katında kâfir" sayılan "münâfıklar" olamazlar. Yani bunlar, "münâfıkların" dışındaki müslümanlardır. .

- 11. ayette sözü edilen "elebaşi'nın kim olabileceği üzerinde durulurken, kimi rivayette bu kimsenin "münâfıkların başı Abdullah Ibn Übey" olduğunu ileri sürerken, kimileri de buradaki anlatımın kapsamı içine, Muhammed'in ünlü şairi Hassan Ibn Sâbit gibi önemli kişilerin de girdiğinden söz ediyor. (Bkz. Taberî, Camiu'l-Beyan, 18/69-70; F.Râzî, 23/174; Tefsiru'n-Nesefî, 3/134.)

Bunlara ne demeli?


4- Tanrı "vahiyle" açıklama yapacaktı da, bu açıklamayı daha önce, yani dedikodular oluşup yayılmadan niçin yapmadı? Neden "bir ay" bekledi de, başta "peygamber"i ve sevgili karısı olmak üzere herkesi üzdü? Gelişmeler neden böyle olmuştur?

5- Bir "zinanın" kanıtlanması için "dört tanık" istemek, gerçekçi bir yaklaşım mıdır?

Hadiste belirtildiğine göre: Aclanoğulları'nın ileri gelenlerinden Medineli Asım Ibn Adyy in ve aynı kabileden Uveymir'in "Peygamber"den bir sorulan olur:

- Bir adam, karısını bir adamla zina ederken bulsa ne yapmalı? Karısının tam karnı üzerinde bulsa? Eğer gidip dört erkek tanık bul- maya yönelirse, zina eden adam işini bitirip gidecektir!!! Dört tanık mı aramalı, yoksa..? (Hadisi ve soruyu çeşitli biçimiyle görmek için bkz. F.Râzî, 23/164; Buhâri, e's-Sahih, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/24/1; Tecrîd, hadis no: 1716; Ebu Dâvüd, Sünen, Kitabu't-Talâk/27, hadis no: 1716; Ebu Dâvûd, Sünen, Kitabu't-Talâk/27, no: 2245.)

Bu soru, "zina" için "dört tanık" isteniyor olmasından kaynaklanmıyor mu?

KAYNAK:[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Raya Haq 24.05.2017 02:48

(Alinti.Aişe'nin kaybolan kolyesi ve Safvan:

Muhammed, Mustalıkoğluları' na karşı gece baskını için yola çıkma hazırlığında. Yıl : Miladi 627. Bu sırada Muhammed, Aişe' yi de yanına almıştır. Aişe 9 yaşındayken Muhammed' in koynuna verildiği tarih, eğer Hicri şevval ya da zilkade 1 / Miladi mayıs ya da haziran 623 ise- 13 yaşındadır daha. Aynı gece baskınının sonucunda, tutsaklar arasında güzelliğiyle göze çarpacak ve başkasına düşmüşken alınıp Muhammed in koynuna verilecek olan Cüveyriyye' yle aynı yaşta. Devenin üzerinde kapalı bir yer ("mahmil"); Aişe de içinde. Gidilir; baskın yapılır, elde edilecekler elde edilir ve dönüş başlar. Gidiş Medine'ye doğru. Derken bir konak yerinde biraz kalınır. Gecenin bir kesimi. Bir süre sonra; kalkıp yola koyulmaya yöneliş. Tam bu sırada bir şey olur: Aişe çişi için ya da öbür işini görmek üzere birlikten ayrılır. Ayrılışını haber verse olmaz mıydı? Olurdu ama, kimseye haber vermemiş işte. Çişi ya da öbür işi olup bittikten sonra döner; ama bir terslik: Göğsünü yokladığında, kolyesini bulâmaz ve kopup düştüğünü anlar. Geri dönüp gerdanlığını aramaya koyulur. O sırada Aişe devesinin üzerindeki kapalı yerinde bulunuyor sanıldığı için herkes habersiz ve birlik uzaklaşıp gitmiştir. Aişe, kolyesini bulur; ama işte o saatlerde, yolda yapayalnız. Konaklandığı yere gelir, orada bekler. Gelsin götürsünler diye... Beklerken uyku bastırır ve uyur. Ve bu sırada: Muattal Oğlu Safvan. Arkadan gelmiş, Aişe' yi görünce de şaşırmıştır. Şaşkınlığını anlatan sözler. Onun bu sözlerine de Aişe uyanır. Safvan, Aişe' yi devesine bindirir. Yola koyuluş. En sonunda, bir konak yerinde birliğe ulaşılır. Bu sırada da dedikodular başlar... Aişe' nin kendi anlattığına göre gerçek bu. (Bkz. Buhâri, e's-Sahih, Kitabu'ş- Şehâdât/15; Kitabu'I-Meğâzî/34; Tecrîd, hadis no: 1151; Müslim, e's- Sahih, Kitabu't-Tevbe/56, hadis no: 2770.)


Saygideger Dostlar.

Yukaridaki Kolye kaybolma olayini yine Turkiye`deki yobazlarin iddalaridir.
Ozellikle saglam kaynaklarda Hz. Muhammed Aise`yi bulmak icin geri gonderdigi askerlerin Safvan ile uygunsuz bir sekilde yakaladiklarini soyler, Hz. Muhammed buna cok kizar cok genc olmasina ragmen ordunun hafiyesi olan Safvaniin kellesini ucurur Colun ortasina cukur kazdirip gomer...

Rivayetlere gore,
Muhammed, Mustalikoglulari' na karsi gece baskını için yola cikarken, Muhammed Aise`yide yanina alir. Yıl : Miladi 627. Aişe 9 yaşındayken Muhammed' in koynuna verildiği tarih, eğer Hicri şevval ya da zilkade 1 / Miladi mayıs ya da haziran 623 ise- 13 yaşındadır.

20 yaslarinda olan Safvan cok cevik ve atik birisi oldugundan dolayi, Ordunun hafiyeligi yapmakla gorevlendirilmisti. Hafiyenin gorevi gizli haberleri elde etmek, orduya yonelik kurulan pusulardan haberdar olup her konuda bilgi edinip bagli bulundugu orduya ulastirmaktir.

Gece baskinindan aldiklari ganimetlerle geri donduklerinde ordu mola verir. Aise bir ara ihtiyacini gidermek icin bindigi devedeki koskunden iner, ihtiyactan sonra Safvanla bulusur, Safvana asik oldugundan dolayi anlasir, ordu hareket ettigi sirada, tekrar iner ve gizlenir, ordu ayrildiktan sonra, Safvan Aisenin yanina gider.
Ordu bir sure ilerledikten sonra, Kimi rivayete gore ganimetler icinde cok guzel olan ve Muhammed`e ayrilan, Aisenin yanina verilen Cüveyriyye uykudan uyanmasi ile perdeyi acar Aisenin yaninda olmadigini soyler.

Kimi rivayete gore ise, deve ile gorevli olan sahis (asker) uzun bir sure deve uzerinde hic bir kipirdama ve ses duymamasindan dolayi bir seymi oldu diye kuskusu ile, bir kac kez ya Aise diye cagirir, ses cikmayinca perdeyi aralar, icerde kimsenin olmadigini gorunce, hizla Muhammed`in yanina gider, Aisenin yerinde olmadigini soyler.

Muhammed orduyu konaklar, yuz ve iki tuz kisilik guruplari, direk ve capraz sekilde geriye gonderir. geldikleri istikamate giden birlik, Safakta atmasindan dolayi, yavas yavas ortalik aydinlanmasindan dolayi epey ilerliyen birlik ileride Aise ile Safvani ciril ciplak alem yaparken yakalar. Geri donerler Aise`yi deveye bindirirler, Safvan yaka paca Muhammed`in karsisina cikarirlar, Olan biteni Muhammed`e anlatirlar. Muhammed kilicini ceker Safvan`inin kellesini ucurur, cukur kazdirip cole gomer.

Medineye geldiklerinde, Muhammed Aise`yi babasi Ebu Bekir`in evine gonderir.
Aldatmanin ve zinanin sucu olumdur.
Ertesi gun toplanip Aisenin akibeti konusulacak, Ebu Bekir`in kizi oldugu icin ayrica muhammed`in cilgin gibi hoslandigi ve sevdigi kucuk bir kiz odugundan dolayi Safvanla birlikte oldurulmemis...
Ertesi gun heyet yani karar verecek buyukler toplanir, Muhammed yorgunmus uyku uyumamis gibi hareketlerle, Bugun Aise ile ilgili ruya gordum ve daha sonra Allah tarafindan bana Vahi geldi, Aise`nin sucsuz oldugunu, yanlis goruldugu ve yanlis anlasildigini soyledi!!!!!!

Allah tarafindan VAHI gelirde Allaha karsi cikilirmi?
Allahin gonderdigi Vahi ile Aise kurtulur.

Aise ile Safvan`i ciril ciplak colun ortasinda kendi gozleri ile gorup yakaliyan birlik, buna tepki gosterir zaman zaman buna hayret ettiklerini dile getirirler.
Dedikodu yaygarasini engellemek icin bir kac askerin kellesini ucurduktan sonra, Tellal cagirtarak, "BUNDAN SONRA RESULLAHIN (MUHAMMEDIN) EHLI-BEYT`INE LAF SOYLIYEN ULU ORTA ALHINDE KONUSANIN KELLESI UCURULACAKTIR"

Zaten EHLI-BEYT kelimesinin ortaya cikisi da bu olaydan sonra cikmistir.

Aise`nin Muhammed`i zehirlemesinin temel goruntusu Ebu Bekir ve Omerin plani olmasina ragmen,
Aise`nin Sevgilisi ve yavuklusu olan Safvanin Muhammed tarafindan oldurulmesinin intikami olarak da algilaniyor.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:29.

Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.