Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu

Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu (http://www.aleviweb.com/forum/index.php)
-   Alevilik Genel (http://www.aleviweb.com/forum/forumdisplay.php?f=2)
-   -   Kadir gecesi (http://www.aleviweb.com/forum/showthread.php?t=36825)

Dede-baba 26.05.2019 13:12

Kadir gecesi
 
KADİR GECESİ

“...Sen kadir gecesi nedir bilir misin? Bin aydan daha hayırlıdır o gece ...”

O gece, El-Bakara Suresi 185 ayette anlatilir ; Şehr-i Ramadan hitabı iste o geceyi betimler. arapça “Şehr” kelimesi, şişkin olan, parlak olan, yuvarlak olan manasına gelir. “ramadan/ramazan" kelimesi ise bir sıfat olup, yakan kavuran sıcak gün anlamındadır. Araplar, zamanı ayın ( kamer) konumlarına göre belirlerlerdi, yani ay takvimi ( kameri takvim kullanilirlardi. Bu bağlamda Şehr-i Ramazan; yakan kavuran günün dolunay vakti olur.

Kur'an-Azimusanin indiği gece olan kadir gecesi, el-Bakara suresi 185. Ayetteki gecedir: Şehr-i Ramazan, yani yakan kavuran sıcak günün dolunay vakti, nüzul olmaya, Muhammed Mustafa’’nın gönlüne, bilincine, idrakine inmeye başlamıştir. Ramazan ayı içerisinde tutulan oruç bu nedenle tutulur. El-bakara süresi 185. Ayette, orucun sayılı günlerde tutulacağı belirtilir. Kendi kendini açıklayan, tefsir eden Kur'an da “ sayılı gün" ifadesi bir kaç ayette daha geçer, ve buralarda “ üç “ gün manasına vakıf olunur.

Kadir gecesinde olan nedir?, Kadir gecesi, Hakk kelamının ( Kur'an) Hz. Muhammed Mustafa’’nın gönlüne, idrakine, bilincine nüzuludur ( inmesi). Burada sözsel bir ifadeden ziyade, farkına varma/idrak etme, gönül gözündeki perdelerin kalkması manası ön plandadır. Nitekim, ilk sürenin ikra/oku söylemini böyle okumak daha doğru olacaktır.

Araplarda, Kur'an nin indiği dönemde kitabi/semavî dinlere inanmayan, bilgisi olmayan, tabiî olmayan kimselere, “ümmî” denirdi. Bu bağlamda “ümmî “ kelimesi, okuma yazması olmayan/cahil değildir. Hz. Muhammed, Mekke’den Hindistana kervan götüren getiren ve idare edendir. Ve farkli şehirlerdeki esnafın siparişlerini, paralarını teslim eden alandır. Bu niteliklere sahip bir kimsenin okuma yazma bilmemesi, cahil olması mümkün müdür?

Hz. Muhammed, Kur'an ilk ayeti oku/ikra ayeti nüzul olduğunda, kitap okumaya mi başladı? Kütüphane mi kurdu/açtı? Aksine o zamanki cahiliye toplumunun içinde bulunduğu durumun farkındalığına/idrakine vardi? Ve Mekke kodamanlarinin, tefecilerinin, egemen sınıfının, zenginlerinin ve oluşturdukları düzenin karsısına geçti. Efendi/köle ayrımını ortadan kaldırdı. Insanların kardeş olduklarını söyledi. Mal biriktirmeyi yasakladı. Ve ihtiyaçtan fazlasının infak/ dağıtılmasını emretti.

Kadir gecesi, Kur'an-Azumusan’nin kalplere/gönüllere /bilince/idrake inmesidir. Bu bağlamda kadir gecesi, her yaratılmış beşer için ayrı ayrıdır. Denilebilir ki, her kulun kadir gecesi, Kur'an nin o Kulun idrak ettiği, önemsediği hayatına geçirdiği gecedir. Veyahutta gönül gözündeki perdelerin ortadan kalmaya başladığı, Hakk kelamının özüne indiği, hayatıma geçirdiği andır. Bu bağlamda Kur'an kelamının kişi de fiiliyata, eyleme geçmesidir. KADİR gecesi...

Alevi/bektaşi literatüründe, Kadir gecesinin manası bu istikamettedir. Ve dahi oruç 3 ( üç) gün tutulur. Yakan kavuran sıcak günün dolunay vakti. Hz. Muhammedin gönlüne nüzul olan o an aşkına... Yüce Allah cumlemizi bin geceden daha hayırlı olan kadir gecesine erişmeyi nasip eylesin. Aydinlanma/farkına varmayı nasip eylesin

Gerçeklerin Demine, Devranına Hu Diyelim..

Raya Haq 26.05.2019 17:02

Vay be sen neymissin!!!!!
ISINE GELENI SUNNI KAYNAGI VEYA SUNNI KAYNAGI DIYECEK VE KURAN DENILEN SUC MAKINASINI KABUL ETMEYIP. RIYAKARLIGA, ALCAKLIGA VE SAHTEKARLIGA BAS VURURSUN.
Sonra KADIR GECESINI savunursun!!!!!
Bu dami BEKTASI kaynagi?????

BEKTASI KAYNAGI DEDIGIN KURANMIDIR, HER NEYSE GETIRMEZSEN YINE NAMERTSIN.

GETIRMEZSEN ASAGLIK ASIMILE POLITIKANIN GOREVLI ITISIN GERCEGI ORTAYA CIKACAKTIR....
GETIREMEZSIN CUNKU OYLE BIR SEY YOK.

Dede-baba 26.05.2019 17:33

Alıntı:

Raya Haq Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 316827)
Vay be sen neymissin!!!!!
ISINE GELENI SUNNI KAYNAGI VEYA SUNNI KAYNAGI DIYECEK VE KURAN DENILEN SUC MAKINASINI KABUL ETMEYIP. RIYAKARLIGA, ALCAKLIGA VE SAHTEKARLIGA BAS VURURSUN.
Sonra KADIR GECESINI savunursun!!!!!
Bu dami BEKTASI kaynagi?????

BEKTASI KAYNAGI DEDIGIN KURANMIDIR, HER NEYSE GETIRMEZSEN YINE NAMERTSIN.

GETIRMEZSEN ASAGLIK ASIMILE POLITIKANIN GOREVLI ITISIN GERCEGI ORTAYA CIKACAKTIR....
GETIREMEZSIN CUNKU OYLE BIR SEY YOK.


Alevî bektaşi erkanı Kur'an in batini yorumuna tabidir. Hicbir surette ve yazımda Kuran-i inkar etmedim. Bilâkis Aleviler Kur'an in gerçek sahipleridir. Ve yorumu ancak alevi bektaşi dede ve babalarinca yapılır. Alevi bektaşi değiş ve nefesleri bizatihi Kur'an ayetleri olup bağlama eşliğinde soylenegelir ki, bağlamanın bir diğer ismi Telli Kurandır. Yine alevi erkanına hakk ile hakk olmuş insani kamil8n sözü sohbeti de Kur'an olarak adlandırılır.

Aleviler, sünni ve şia Kur'an yorumlarına ve tefsirlerine inanmaz ve kabul etmezler. Ve tabi de degillerdir.


Alevî/bektaşi Batını anlamda Kur'an yorumları deyişlerimizde, nefeslerimizde , alevi bektaşilerin yedi Ulu ozanının eserlerinde olmak ile birlikte son zamanlar da

BEDRI NOYAN DEDEBABA' nin Kur'an ı Kerimi, Adil Ali Atalaydın manzum şekilde derlediği Kur'an incelenebilir

Yine Kur'an tefsirinde bolca Batini yorumlara ve açıklamalara yer veren

Ihsan ELİAÇIK 'in YAŞAYAN KUR'AN tefsir/meal nide önerebilirim

Dede-baba 26.05.2019 17:55

Alevilik konusunda günümüzde birçok kitap ve bilgi vardır fakat konuyla ilgili hangi kitapların güvenilir olduğu ve ne ölçüde aleviliği anlattığı tartışmalıdır. konuyla ilgili tam bir dezenformasyon vardır (yanıltma ve yalan haber).

Alevilik hakkında temel eserler den bir kismi asağıdadır?

[b]1- KUR'AN-I KERİM ( şiir halinde Alevi Kurran yorumu) Adil Ali Atalay can yayınları-
Bedri Noyan Dede-baba Kur'an Tevsiri-

Sunni olmak ile birlikte batını yorumlara yer vermesi sebeb-i ile İhsan ELİAÇIK YASAYAN KURAN TEFSIRI

2-BUYRUK (İmam Caferi Sadık) / Küçük Buyruk

3-MAKALAT (Hacı Bektas-ı Veli) Dede Mehmet YAMAN Karacaahmet dergahı yayınları

4- DÖRT KAPI KIRK MAKAM

5- HÜSNİYE ( dede-babalarca şii/caferi ilavelernden arındırılmışı)

6-HUBET-ÜL BEYAN ( şii/caferi ilavelerinden arındırılmış Olanı)

7- CAVİDAN-NAME

8- CABBAR KULU

9- YUNUS EMRE DİVANI VE YİNE YUNUS EMREYE AİT..RİSALET-ÜN NUSHİYYE

10- KAYGUSUZ ABDAL (Budalaname)

11- PİR SULTAN ABDAL (Değişler)

12- BATTAL GAZİ DESTANI (Cenknameler)

13- AŞKNAME


14- Değişler-Nefesler Sözlü kaynaklar

15-Saadete Erenlerin Bahçesi (Fuzuli)

16-Faziletname (Yemini)

17- Basta EDIP HARABI OLMAK UZERE, ABDAL MUSA, YEMINI, KUL HIMMET GIBI YEDI ULU OZANIMIZIN ESERLERI

18- EBUL VEFA MENAKIBNAMESI

"...Bu gülü yetiştireceksen canın yanacak....

Elin kanayacak,güneş seni terletecek,bu bahçede gül bitmez diyenler olacak,gül öyle yetiştirilmez böyle yetiştirilir diyenler olacak....

Sen kendine şunu soracaksın;ben burayı gülbahçesi yapmak istiyor muyum? Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum? Eğer çok istiyorsan,ne eline batan dikene ne de söylenenler umrunda olacak,kim olursan ol tek isteğin şu kokuyu duymak olacak...."


Bizler Gül bahçesinin bahçevanları olalım... Sevgi ekelim... Sevgi biçelim... Sevgiyle yatıp sevgiyle kalkalım....Kalplerde sevgiyi yeşertmek,Güzel ahlakı tamamlamaya gelen Hz. Muhammed-i ve Kur'an-ı doğru kimselerden öğrenerek İnsan-ı kamil yolculuğumuza başlayalım..Buda ancak.. Özü sevgi,, Dili kardeşlik, Cedd-i Muhammed Mustafa Evlad-ı Resul dede-baba'larımızın kaynaklarıyla ancak olabilir

Raya Haq 27.05.2019 14:41

Ben Sana SAHTEKARLIK YAPMA DEDIM.

Simdi Nasil Bir Sahtekar Olduguna Bakalim....

ISLAM MISYONERINDEN ALINTI;
[b]1- KUR'AN-I KERİM ( şiir halinde Alevi Kurran yorumu) Adil Ali Atalay can yayınları-
Bedri Noyan Dede-baba Kur'an Tevsiri-

Basta Adil Ali Atalay Kimdir ona bakalim.

Adil Ali Vaktidolu©



1936 yılında Eğin’in (şimdiki adı Kemaliye) Bezmişen (şimdiki adı Gözaydın) köyünde doğdu. Asıl adı Adil Ali Atalay’dır. İlkokulu köyünde okudu.

Aşıklık geleneğini küçük yaşlarda öğrenmeye başladı. Genellikle adını, bazen de Vaktidolu mahlasını kullanmaktadır.

Küçükken babasını yitiren Adil Ali, yıllar süren yoksul bir yaşamdan sonra ağabeyi Ahmet Atalay’la birlikte İstanbul’a yerleşti. Çeşitli işler kurduktan sonra nakliyecilikte karar kıldı ve işini geliştirdi.

Vaktidolu sonraki yıllarda kurduğu yayınevi aracılığıyla özellikle Alevi-Bektaşi geleneği çerçevesinde kitap yayınlamaya başladı.

Şiir yanında öykü ve roman denemeleri de bulunan Atalay birçok yarışma ve şenliğe katıldı.

Adil Ali, şiirlerini »Ehl-i Beytin Mucizeleri« (1972), »Anadolum Anadolum« (1975) ve »Gel Kendine Deli Gönül« (1992) adlı kitaplarda topladı. Ayrıca »Seyyit Nizamoğlu Divanı« (1990), »Abdal Musa Sultan ve Velayetnamesi« (1990), »Kerbela ve Matem« (1991), »Aşık Dermani Baba, Hayatı ve Şiirleri« (1991) ve »Erzurumlu Noksani« (1992) adlı araştırmaları bulunmaktadır.

Gecmiste ve gunumuzde yiginla gelmis gecmis halk ozanlari var oldugunu hepimiz bilmekteyiz.

Adil Ali Siirleri ve kendi capinda yaptigi arastirmalar sonucu YAYIN EVI acarak ticaret yapmasi gunun kosullarinda normaldir, bizim buna itrazimiz yok.
Lakin onun kendi capinda ticaret adi altinda sadece yazmak ve kitaplari satmak icin topladigi bilgilerin dogrulugu tartisilamazmi?
Tartisilmasini bir yana birakalim.
Kendisi Erzincan KEMALIYE kazasinin koyunde dogmus, ilk okulu bitirdikten sonra Ozan olmaya karar vermis, Ozanlik Yapmis.
Pekki bunun ALEVI KIZILBAS KAYNAGI ILE NE ILGISI VAR!!!!!!!!!!!
SENIN ALEVI KIZILBAS KAYNAGIN; ADIL ALI ATALAYMIDIR?

ALEVI YASAM FELSEFESININ 20`NCI YUZ YILINA DAMGASINI VURAN YOL ONDERI PIR BASKOYLU HASAN EFENDIYI NEDEN YOL GOSTERICI OLARAK GOSTERMIYORSUN`DA!!!!!!!!!!!!!!

AHLAKSIZLIK YAPMAK ADINA SAHTEKARLIGA BAS VURUYORSUN....

NEREDE SENIN SAVUNDUGUN VEYA SAVUNMAYA CALISTIGIN SOZDE GERCEK KURAN`IN, ALEVI BEKTASI KAYNAKLARI????????

UTANMADAN SIKILMADAN AHLAKSIZCA ALAY EDERCESINE BOYLESI TERBIYESIZLIK VE AYMAZLIK TEK AMACI ISLAM DENEN SUC MAKINASINA HIZMET ETMEK ICINMIDIR...
EVET AYNEN OYLE, BUNU BEN BILIYORUM BILMESIN`DE BILMIYEN ALEVI CANLARI ASIMILE ETME POLITIKASINI SURDURMEK ALACAKLIKTIR...

Bakin Ben, Tarihi Gercekleri Belge, Delil ve Tarihi Kaynaklarla bir bir acikliyorum, Acikladigim ve sundugum kaynaklar size gore Sunni, Sii, Safi, Hanefi, Hambelli vs vs kaynaklari olabilir, Buna yok degil, bunlar guvenir kaynaklardir vs vs vs diye idda etmiyoruz.
Ornegin DERSIM SOYKIRIM tarihini biz yasadikmi? Hayir.
Pekki Bu Soykirim olayin gercekliklerini nasil bulabiliriz?
Fasist Irkci, Milliyetci ve Gerici Duzen kendi yanlislarini ve hatalarini acikliyabilirmi?
Biz veya Ben Yanlis Yaptim Diyebilirmi?
Tarihe biraz kisaca ozetlemis olacak olursak.
Kerbela
Hallac-i Mansur,
Nesimi,
Pir Sultan Abdal,
Dersim,
Sivas,
Maras,
Corum,
Gazi
ve Daha nice KATLIAM VE SOYKIRIMLARIN sahibi bu suc makinasi vahsi dinin kendisi iken, Tarihler boyunca hunarca katleden, karalamaya ve yok saymak adina turlu oyunlara bas vuran bu UCKUR DUSKUNU, CINSI SAPIK, AHLAKSIZ VE INSANLIK DUSMANI ISLAM LA BIZIM NE ILGIMIZ OLABILIR????
Tarihler boyunca insanligin kabul etmiyecegi haksizliklari yaptiklari gibi, ayni zamanda ara sira yumusatma politikasi ile ASIMILE etme politikasina bas vurdular....
SENIN gibilerine de istedikleri gibi KEMIK atarak, suc islemeye devam ettiler ve bu ahlaksizliklarini surdurmeye de devam ediyorlar.

YALANCININ MUMU YATSIYA KADAR YANAR diye bir soz var..
Iste Sen ve Senin Gibilerin Mumu yatsiya kadar bile yanmiyor, Cunku SIZIN HILE VE YALANLARINIZI ANINDA ORTAYA CIKARIYORUZ....

Mesela yukarida kaynak gosterdiginiz, Adil Ali Atalay, ALEVI YOL ONDERIMIDIR?
Kendisini Alevilige Adamis Biri Olmus Olsaydi, 1894 de dunya gelen ve 1973 de hakka yuruyen PIR BASKOYLU HASAN EFENDI`DEN neden etkilenmemis ve onun sahip oldugu degerlerden dem almamistir.....

1400 yilin getirdigi ASIMILE politikalardan Pir Baskoylu Hasan Efendi Nasibini Almamismidir? elbette bir cok konuda etkilenmistir, etkilendigi konularda kendisini yenilemesi ve gelistirmesi icin tarihi gercekleri cok iyi incelemesi ve arastirmasindan gecer...

Dolayisiyla, idda etmeye calistigin veya kafana gore idda ettigin ALEVI BEKTASI KAYNAKLARI diye temcit pilavi gibi surekli gundeme getirdigin kaynagi ve delili yokken, olmadik ve olmiyacak seyleri KURAN diye gostermen sadece ayip il sinirli kalmaz, ahlaksizlik, riyakarlik ve aymazliktir....
Biz insanlarin inandigi ve inandirildigi degerlere saygisizlik yapmak istemiyoruz, Lakin var olan gercekleri tek tek, bir bir aciga cikararak, ALEVI YASAM FELSEFESININ SAHIP OLDUGU DEGERLERI TARIHI GERCEKLER VE DOGRULUKLARI ILE ACIKLIYOR. ISLAM ILE UZAKTAN YAKINDAN ILGI VE ALAKASININ OLMADIGINI SOYLIYORUZ..

ISLAM NE YAPIYORSA YAPSIN, NASIL VAHSILIK YAPIYORSA YAPSIN, CINSI SAPIKLIK VE UCKUR DUSKUNLUGU BIZI UZAKTAN YAKINDAN ILGILENDIRMEZ... ONLARIN SORUNU, ONLARIN PROBLEMI...

FAKAT KENDI AHLAKSIZLIKLARINI, CINSI SAPIKLIKLARINI, UCKUR DUSKUNLUGUNDEN DOLAYI INANILMIYACAK INSANLIGIN KABUL ETMEDIGI IGRENCLIKLERI, BASKASININ USTUNE ATMAYA KALKISMAK, BASKASINI KARALMAK YALAN VE IFTIRA ATMALARINDAN DOLAYI TEPKILERIMIZ KACINILMAZ HALE GELMEKTEDIR...

TEPKILERIMIZI TARIHIN GERCEKLERINI TEK TEK ORTAYA SEGILIYEREK ACIKLIYARAK TESPIT ETMEK VE ONLARI KENDI CIRKEFLIKLERI ILE MAHKUM ETMEK DE DOGRU OLANDIR.........

"IHSAN ELI ACIK" konusuna gelince yine gaf islemissiniz, iddalariniz ve soylediklerinizle tamamen celismissiniz, Ihsan Eli Acik Muslumanligi oldugu kabullenmis, islamin savuncusudur, ayni zamanda asimile politikalarin yeri ve zamaninda islem gormesi icin caba harciyan din yobazidir....
istiyorsan onun bir cok mekalesini buraya aktarabilirim.......

SONUC OLARAK INSANLIK SUCU ISLEMEYE VE BILGI KIRLILIGINIZE DEVAM EDIYORSUNUZ...
SAVUNDUGUNUZ KURAN LUFTEN,
VAR OLAN KURAN DAN FARKI NEDIR? NEREDE VE KIMIN ELINDEDIR?

CAFERI SADIK, HÜSNİYE EBUL VEFA SII INANCINA MENSUPTURLAR, BIZIMLE ILGISI NE?
IMAM CEFERI SADIK TARAFINDAN YAZILMIS KURAN VEYA GIZLENMIS KURAN VARSA!!! SII`LERIN ELINDE OLMASI GEREKMIYORMU?
VEYA SIZIN SAVUNDUGUNUZ ISLAM HANGI ISLAM ISE ONLARIN ELINDE SIZIN DE IDDA ETTIGINIZ KURAN MUTLAKA OLMALIDIR...

BIZIM YOL ONDERLERIMIZIN SOYLEDIGI VE SAVUNDUGU KITAP (SIZDE KURAN GECER)
OKUNACAK EN BUYUK KITAP, "INSANDIR."
SAHIP OLUNMASI GEREKEN EN BUYUK INANC ISE, "SEVGIDIR".
GITMEN GEREKEN VE SAHIP OLMAN GEREKEN YOL ISE, "SEVGI VE INSANLIK YOLUDUR".

Raya Haq 27.05.2019 15:07

DR. BEDRİ NOYAN
(BATINI KURAN`IN SAHIBIYMIS) Kuran bir inancin uydurmasi, yalani, umut ve korku ve bir cok inanilmaz suc makinasi olmasina ragmen, kiliktan kiliga sokmanin bir anlami varmidir?
Yok efendim, BU KURAN GERCEK KURAN DEGIL!!
Yok efendim, BU KURAN DEGISTIRILMIS, CAGA AYAK UYDURMA ADINA DEGISTIRILMIS!!
Yok efendim, GERCEK KURANI BIZ SAVUNUYORUZ!!
Yok efendim, GERCEK KURAN BU DEGIL, GERCEK KURAN BATINI KURANDIR!!!!!

SANKI BULUNMAZ HINT KUMASI......

TEVRAT,
ZEBUR,
INCIL
KURAN.
BU DORT KITAP VE DORT KITABIN TEMELI, TEK TANTILI DINLERIN INANC KLAVUZU DEGILMIDIR?
HER ARASTIRMACI, HER DEDE KILIGINA GIREN, YENI KURANMI ORTAYA CIKARACAK!!!!
DR. BEDRI NOYAN 7NCI ASIR ILE 9NCU ASIR ARASINDA YASAMIS BIRIMIDIR?
TIP DOKTORU OLAN, 1912, YUNANISTAN`A BAGLI SEREZ`DE DUNYAYA GELEN DR. BEDRI NOYAN`A ALLAH BASKA BIR KURANMI GONDERDI? OLURMU OLUR.. 1400 YILDAN BERI TEK AMACLARI VAR.... ALEVI KIZILBASLARI, ISLAMLASTIRMAK.. OYLE VEYA BOYLE BUNU BASARMAK YINE BASARMAK, BASKA CARESI VE MUMKUNU YOK!!!!!!!
KIMLE BUNU BASARABILIRIZ, GOREVLI ISLAM MISYONERLERI ILE.....
YALAN, HILE, SAHTEKARLIK, ALCAKLIK, ONURSUZLUK, RIYAKARLIK VS VS VS YAP AMA NASIL YAPARSAN YAP POLITIKASI!!!!

BU SAHTEKAR ISLAM MISYONERLERIN YALAN MAKINASI POLITIKALARINI SAVUNMAK ADINA KENDI YALANLARINI ORT BAS EDEBILECEK VEYA OYLE DUSUNDUKLERI, DR. BEDRI NOYAN BAKILIM KIMMIS?

Asıl adı Salih Bedreddin olup 1912 yılında asker olan babasının görevli olarak bulunduğu Serez’de doğmuştur. Babası İsmail Hakkı Noyan aslen Samsunludur. Annesi Refia Hanımın şehirde bulunan Bedreddin’in dergâhına götürüp dilekte bulunmasından dolayı mekânın hatırına adı verildi. Bir aylık iken babasının görevinin değiştirilmesi sebebiyle Anadolu’ya dönmüşlerdir. Ailesinin görev yüzünden sık sık yer değiştirmesi sebebiyle ilkokulu her yıl farklı şehirlerde okumuştur. Babasının albaylıktan emekli olması üzerine Samsun’a dönmüşlerdir. Ortaokul ve liseyi burada okumuştur. Samsun Lisesini 1931 yılında ilk mezunlarından biri olarak bitirmiştir. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini 1937 yılında bitirmiştir. Prof. Dr. Max Meyer’in asistanı olarak Ankara Nümune Hastanesinde kulak-burun-boğaz ihtisasını yapmıştır. Hitler’in baskısından kaçarak Türkiye’ye gelen Alman hocalardan olan Meyer, 1934-1935 yılında inşaatı tamamlanan Ankara Nümune Hastanesinde 1935’te Kulak-Burun-Boğaz Kliniği direktörü olarak görev almıştır. Mülteciler arasında -Yahudi olduğu hâlde- Alman milliyetçiliği duygularının kuvvetli oluşuyla dikkati çekiyordu. 1941 yılında aynı görevle Tahran Üniversitesinde çalışmaya başlamış değerli bir hocadır. 1946 yılında İstanbul Üniversitesi KBB Kliniği doçentlik imtihanını kazanarak akademik hayata intisap etmiş, 1951 yılında üniversiteden ayrılmıştır. Serbest olarak hekimlik yapmaya başlamış, daha sonra eşinin memleketi Aydın’a yerleşmiştir. Aydın Lisesi doktorluğu görevinde iken 1977 yılında yaş haddinden emekli olmuştur.
Aydın eski milletvekillerinden Fuad Şahin Erlaçin’in kızı, çocuk hastalıkları mütehassısı Aydın 1913 doğumlu Dr. Semiha Erlaçin ile evlenmiştir. Avukat olan büyük oğlu Kurtecebe Noyan İzmir’de yaşamaktadır. Aydın 3.11.1952 doğumlu ikinci oğlu Ateş Noyan Hukuk Fakültesini bitirdikten kısa bir süre sonra 13.9.1975 tarihinde trafik kazasında vefat etmiştir. Aydın 1.1.1955 doğumlu kızı Alev Mörel eğitimcidir. Çocuklarından dört torun sahibi olmuştur. 1990 yılında İzmir’e yerleşmiş, yaz aylarını Kuşadası’nda geçirmiştir. 6.11.1997 tarihinde İzmir’de vefat etmiş, Aydın Eski Yeni Camiinde kılınan öğle namazını müteakip Aydın Telli Dede Kabristanlığında toprağa verilmiştir .
Serbest hekimlik yaptığı dönemde Diyarbakır ve Aydın’da Halkevlerinde çalışmış, yöneticiliklerinde bulunmuştur. 1960 İhtilâlinden sonra kurulan Türk Kültür Derneğinin Aydın şubesini açarak başkanlığını yapmıştır. Bektaşîlik tarikatına girmesine vesile olan aile dostları Dr. Hasan Ragıp Erensel’dir. Bu tarihlerde tıp öğrencisi idi. Dönemin dedebabası olan Ali Naci Baykal Dedebabadan nasip almak suretiyle tarikata intisap etmiştir. Tasavvufa yöneldiğinde önce ney üflemeye başlamıştır. Kendisini tarikata yönlendiren Baykal’ın 1960 yılında vefatı üzerine halife babalar tarafından yapılan seçim sonucunda Bektaşîliğin Babagan kolunun postnişinliğine, çok az kişiye nasip olan bir yaşta, 48 yaşında oturmuştur . Bektaşîlikte dedebaba unvanını bir kişi taşımıştır. Bu göreve getirildikten sonra ömür boyu görevde kalır. Dedebaba Hacı Bektaş Veli Dergâhı postnişinidir . Aynı zamanda dünyadaki bütün Bektaşîlerin başıdır. Bektaşîlik tarihinde ilk kez dedebaba unvanı Sersem Ali Baba tarafından kullanılmıştır. 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılması üzerine dedebaba olarak görev yapan Salih Niyazi Dedebabanın Arnavutluk’a göç etmesinden sonra yerine Ali Naci Baykal Halifebaba vekil kalmıştır. Komünizm döneminde Arnavutluk’ta dinî faaliyetler yasaklanmış, elverişli ortamın tesisi üzerine 12.11.1992 tarihinde Noyan, Arnavutluk’tan kendisini ziyarete gelen Bektaşîler arasında bulunan Yaşar Sinan Vardi’ye hilâfet görevi vermiştir. Avustralya’da Melbourn’da bir Bektaşî tekkesi bulunmaktadır. Yakın zamana kadar faal olan bu tekkenin son postnişini Selman Baba, Hakk’a yürüdükten sonra yeri doldurulmamıştır. ABD’de Michigan eyaletinde faal durumda 120 dönüm arazi üzerinde kurulu bir Bektaşî dergâhı bulunmaktadır. Postnişini Recep Ferdi Babanın hilafetnamesi Noyan tarafından Amerika’da verilmiştir .
Bektaşîliğin günümüze kadar dedeler ve babalar kolu olmak üzere iki kolda geldiği biliniyor. Dedeler kolu, Hacı Bektaş Veli’nin evlendiğine ve çocuğu olduğuna, dedelerin de bu soydan gelmesi gerektiğine inanıyor. Bu kolun günümüzdeki temsilcileri Hacı Bektaş Veli’nin oğlu Timurtaş’ın soyundan geldiği belirtilen Çelebiler ve Ulusoy’lardır. Dervişler diye anılan babalar kolu ise Hacı Bektaş Veli’nin evlenmediğini yani mücerret olduğu söylemekte, yöneticilerinin seçimle gelmesi gerektiğini savunur. Bu durum, “babalar yoldan, dedeler kandan” şeklinde ifade edilir.
Dedebaba seçildiği tarikatına, sahip olduğu engin kültürü ve önceden kurduğu geniş ilişkiler çemberiyle öncekinden farklı bir görünüm kazandırmıştır. Bektaşîlik, onun temsil gücüyle, entelektüel zümrenin itibar ettiği yeni bir çizgi kazanmıştır.
Dinî bilgisi ve entelektüel birikimi sayesinde Bektaşî camiasında uzun süre sükûnetin hakim olmasını temin etmiştir. Ölümünden sonra iç çekişmeler ve bölünme hâdisesi ortaya çıkmıştır. Vefatından kısa bir müddet önce yerine geçeceğine büyük ihtimal verilen makine mühendisi, Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Kurma ve Yaşatma Vakfı kurucularından Eryek Dergâhı Postnişini Halifebaba Turgut Koca 15.10.1997 tarihinde öldü . Bu anî ölüm dedebaba seçiminde normal prosedürün nasıl işleyeceği konusunda tartışma yarattı. Dedebabanın ölümünden sonra bir alt mertebe olan halifebabalar toplanarak halifebaba sıfatını taşıyan bir kişiyi seçimle dedebabalığa getiriyorlar. Noyan’ın ölümünden önce kendisinin yerine geçecek isim olarak Turgut Koca belirlenmişti. Anî ölüm belirsizlik yarattı . 12 Aralık 1997 tarihinde İzmir Yamanlar’da dedebabalık seçimi yapıldı. Seçimden kısa bir müddet sonra sonucu hazmedemeyenler arasında karşılıklı bildiri savaşları cereyan etti. Türkiye’nin birlik ve dirliğini yakından ilgilendiren Bektaşîler arasındaki birlik Noyan’ın vefatı ile sona erdi.
Eskilerin hezarfen olarak nitelendirdikleri, Osmanlıdan Cumhuriyete kalan ender münevverlerden biri olan Noyan’ın sahip olduğu hünerler saymakla bitmez. Usta bir hattat, ressam, şair ve müzisyendir. Gençliğinde musikiye önce keman çalmakla başlamıştır. Klâsik kemandan bağlamaya geçmiştir. Ney üflemeye başladığında kullanacağı enstrümanı bizzat kendisi kamıştan yapmıştır. İlâhi ve nefesler yazmıştır. Sevenlerin dilinden düşmeyen “Kemanımla sana bir ses verebilseydim eğer” isimli tangonun sözlerini yazmıştır. Eski harfle yazılmış matbu ve el yazması metinleri okumaktaki vukufiyetini hat sanatında da göstermiştir. Bilhassa yeni harflerle yazı sanatının güzel örneklerini ortaya koymuştur. Aydın’da yaşadığı son yıllarda dostlarını kabul ettiği bir mekân hâline gelen muayenehanesi meydana getirdiği sanat eserlerinin sergilendiği küçük bir galeri idi. Aynı zamanda kalemi ve fırçayı iyi kullanan bir ressamdı. Kara kalemle bugün ortadan kalkan birçok maddî yapıyı ölümsüz hâle getirmiştir. Makalelerini konuları elveriyorsa eskizleri ile süsleyerek zenginleştirmiştir. Kaşık ve su kabaklarının üzerine Türk sanatının ölümsüz motiflerini kalemiyle işlemekte ustalığını göstermiştir. Aydın’da bulunan bahçeli ikametgahı âdeta müze ev hususiyeti kazanmıştır. Evin içindeki salona açılan camlı bölümler, Türk sanatının mutena örneklerinin sergilendiği kendi elinden çıkan vitraylarla çevrilidir.
Uzun ömrü içinde yurt içinde ve dışında tıbbî kongrelere katılmayı sürdürmüştür. Türkoloji ve halk kültürü sahalarındaki kongrelere de katılarak tebliğler okumuştur. Strasbourg’da 26 Haziran 1970 tarihinde düzenlenen Türkoloji Kongresine katılarak, “Bektaşîlik ve Şamanizm ile İlgili Bazı Konular” ve “Bektaşîlik ve Masonluk” isimli iki bildiri sunmuştur. Kongre sırasında katılımcı Türk ilim adamlarının desteğiyle bir “Türk Şiir Günü” tertiplemiştir. Türk ve yabancı ilim adamları şiirler okumuşlar, Noyan orada kongre münasebetiyle yazdığı “Kongre Nefesi” isimli şiirini okumuştur.
Bektaşîlik yorumu, bütün insanlığı kucaklayan bir anlayışı ihtiva etmektedir. Cumhuriyet dönemi Bektaşîlerinin belirgin özelliği olan Atatürk sevgisi ve vatanseverlik duygusu şahsiyetinde bariz bir şekilde görülmektedir. 1826’da Yeniçeri Ocağı kaldırılırken Alevî-Bektaşî ocakları kapatılmış, dergâhlarına Sünnî din adamları tayin edilmiştir. İttihat ve Terakki döneminde konuya ilmî olarak yaklaşılmış, Baha Said Anadolu’yu dolaşarak saha araştırmaları yapmıştır. Cumhuriyet döneminde birkaç araştırmacının dışında hemen hemen önemli hiçbir inceleme yapılmamıştır. Noyan, kapalı kutu olan tarikatı hakkında toplumu doğru olarak bilgilendirmek gayesiyle 1965 yılında günlük Yeni Gazete’de Alevîlik-Bektaşîlik üzerine ilk dizi yazıyı kaleme almıştır. Burada Bektaşîlik hakkında teorik ve uygulamaya yönelik bilgiler en yetkilinin kaleminden belki de ilk defa kamuoyuna duyurulmuştur. Yazı dizisine zengin görsel malzeme muhteva zenginliği kazandırmıştır.
Uzun yıllar taşrada, büyük kültür merkezlerinden uzakta yaşamasına rağmen akıp giden hayatın meselelerine bîgâne kalmadı. Yaşadığı ortamın tarihî ve kültürel değerleri hakkında düşüncelerini kaleme aldı. Türkiye’de birçok yerde olduğu gibi Aydın’da da şehir içinde eskiden mezarlık olan, bugün üzerinde düşkünler evi, Sosyal Sigortalar İşçi Blokları bulunan mahalde makamı bulunan Karaca Ahmet Sultan hakkında muhtevalı bir makale kaleme aldı . Aydın’ın güneyinde bugün dolmuş bulunan ve kendisinin de gömülü bulunduğu mezarlığa adını veren “Telli Dede”yi başka bir yazısında ele almıştır .
İhsan Hınçer’in ölümüne kadar uzun yıllar çıkardığı Türk Folklor Araştırmaları dergisinde makaleler neşretmiştir . Kendisinden yazı talep edenlere yardımcı olmuştur. Muhtelif gazete ve dergilere dağılmış olarak bulunan yazılarının bibliyografyasının toplanması gerekmektedir. Ömrünün son demlerine kadar düşünme ve yazma faaliyetinin devam ettiğini vurgulamak gerekmektedir. Dergilerde kalan makalelerinin büyük çoğunluğu Alevîlik-Bektaşîlik üzerine kaleme aldığı 7 ciltlik eserinden çıkarılmış yazılardır .
Toplumu aydınlatmak gayesiyle yazdığı makaleler yanında akademik seviyede neşriyatı da bulunmaktadır . Sağlığının elverişli olduğu yıllarda her yıl Hacıbektaş’ta yapılan merasimlere katılarak konuşmalar yaptı, tebliğler okudu . 1980 yılından sonra ülkede yaratılmak istenen etnik ayrımcılığa karşı üniversitelerin ilgili bölümlerinin katkılarıyla muhtelif dergilerde ilmî makaleler ve müstakil kitap neşrine başlanmıştı. Noyan, bu faaliyete kendi köşesinden mütevazı katkılarda bulundu. Diyarbakır’da Halkevi başkanlığı yaptığı yıllarda bölge halkını yakından tanıma imkânı bulmuştu. Alanda kazandığı birikimi yazılarına aksettirdi . Bektaşîliğin izlerinin bulunduğu bütün Türk yerleşim alanları ve insanları ile ilgili makaleleri bulunmaktadır .
Günümüzde Türkiye’nin toprak ve kültürel bütünlüğüne karşı sistemli olarak yürütülmekte olan küresel baskılar sonucunda ülke gündemini işgal eden Alevîlerin azınlık olarak kabul edilip inanç hürriyetlerinin sağlanması tartışmaları yapılmaktadır. Bu kesimin sözcüleri olduklarını ifade eden şahısların konuşmaları calibi dikkattir. Bu konuşmalardaki sığlık ve üzerinde yaşadığımız topraklara, millete karşı saygı duymayan beyanlar karşısında Noyan’ın yokluğu fazlasıyla hissedilmektedir. Noyan, eserlerinde siyaseti gözetmemiş, doğruları yazmaya özen göstermiştir. Yazdığı doğrular bazılarının gocunmasına sebep olmuştur . İlmî kanaatlerinden dolayı onu eleştirenlerden bazılarının sonradan Alevîliğin İslâmiyet’le alâkasının bulunmadığı şeklinde bir sonuca ulaştıkları görülmüştür.
Ölümü üzerinden uzun bir zaman geçmiştir. Aydın’da bahçe içindeki tek katlı evinin zemin kısmında kitapları muhafaza edilmekte idi. Kitaplıkta bulunan matbu ve yazma eserler özen ve emekle toplanmıştır. Yazma Kuran-ı Kerimler, cönk ve şiir mecmuaları, divanlar oldukça değerlidir. Ölümünden hemen sonra çocukları onun adına bir vakıf ve müze kurmayı düşündüklerini beyan etmişlerdi. Şimdiye kadar bu düşünce gerçekleşmemiştir. Bu vaadin yerine getirilmesi gerekmektedir. Noyan’ın matbu ve yazma hâlinde çok sayıda eseri bulunmaktadır. Bazı eserleri ölümünden sonra neşredilmiştir. Tıp sahasında yayınları bulunmaktadır. Besteleri plâk hâline getirilmiştir. Bazı bestelerinin notaları neşredilmiştir. Yakınları neşre hazır durumda olan eserlerinin yayımlanmasını temin ettikçe, vefatından yıllar sonra bile ilmiyle aydınlatma vazifesini sürdürecektir.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:05.

Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.