Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Genel

Alevilik Genel Alevilik üzerine genel tartışmalar, eleştiriler, sorunlar

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 08.02.2009, 12:36   #1
Yazar
Ali karul
Forumun Bir Parçası
 
Ali karul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 23.03.2008
Bulunduğu yer: Rusya
Mesajlar: 652
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 556
Ali karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 782
541 Mesajına 1.383 Kere Teşekkür Edlidi


Standart FRANSIZ İHTİLALİ GÜNEŞ BAŞLIĞI VE KIZILBAŞLIK -Çok Konuşulacak bir konu !!

FRANSIZ İHTİLALİ GÜNEŞ BAŞLIĞI VE KIZILBAŞLIK


Kızılbaşlık, Anadolu Aleviliği için en çok kullanılan ve Alevilerce genel olarak kabul gören isimlerden biridir. Şu ana kadar çeşitli kesimler tarafından Alevililere bu adın neden verildiğine dair çeşitli rivayetler öne sürüldü. Hiçbir kaynağa ve tarihi bulguya dayanmayan delili ve mesnedi bulunmayan bu zorlama yakıştırmalar –bir başka deyimle asılsız hurafeler- akademik disiplinlerden yoksun, acemi kurgulardan ibaretti ve bunların Aleviliği başka bir inanca ,uzak bir etnik kimliğe yada farklı bir siyasi akıma monte etme amacı ile üretildikleri apaçık belli oluyordu.

Birinci Hurafe:.Hz. Muhammet , Uhud savaşında Mekkeliler tarafından başından ağır yaralanır ve akan kanlar başını tamamen kızıla boyar.Onun kızıla boyanmış yaralı başını gören Hz. Ali, daha sonra iştirak ettiği diğer savaşlarda başına kırmızı bir taç takarak bu hatırasını yad eder.Alevilerin Kızılbaş olarak anılmaları bundan ötürüdür. Bu rivayetin değişik bir biçimi de şu şekilde anlatılır.: “Uhut’ta Hz. Muhammed’in yaralarından akan kanı Ali, başına sürerek yere damlamasını önlemiştir. Ali, Uhut’ta kendisini Peygamber’e siper etmiş, herkes kaçarken, Peygamberi korumuştu. Bu çarpışmada tam 16 yerinden yaralanmış, eli, yüzü kan içinde kalmıştı. Başlığı da kandan kıpkızıl olduğu için Ali’ye –dolaysı ile Alevilere- “Kızılbaş” denilmiştir’’


İkinci Hurafe:.Şah İsmail, aralarında baba-oğul hukuku bulunan Osmanlı Padişahı II. Bayezid’ın izni ile askerlerini Anadolu’dan Suriye’ye geçirken.askerlerinin başlarında kızıl takkeler bulunmaktaydu Bu sebeple Şah İsmail’in askerlerine ‘Kızılbaş’ adı verilmiş Şah yanlısı Anadolu Alevileri de o tarihten sonra bu adla anılır olmuşlardır.

Üçüncü Hurafe:Bu hurafe de yine Şii propagandaları ile Anadolu’da yayılmış bir önceki hurafenin değişik bir versiyonudur. Şah İsmail’in askerleri, başlarında sürekli olarak kırmızı bir külah taşırlardı bu yüzden onlara ‘Kızılbaş’ denilmiştir.Doğal olarak Şah İsmail yanlısı ve Şii olan Anadolu Alevileri de bu isimle anılmışlardır.!!!

Dördüncü Hurafe: Asya steplerinde Şaman dinine mensup Türklerin dini ritüellerini yöneten Şamanlar kızıl bir başlık takarlardı.Asya’dan Anadolu’ya göçen Türkler bu geleneklerini beraberlerinde getirmişler Anadolu’da Aleviliği kabul eden ve kırmızı başlıklar takan Türkler’e bu nedenle ‘Kızılbaş’ denilmiştir.

Beşinci Hurafe: Kızılbaş adının kaynağı ile ilgili olarak dillendirilen bir diğer hurafe de şöyledir. Erdebil tekkesi şeyhlerinden Şeyh Haydar (894/1488), on iki dilimli kızıl bir taç giymiş ve kızıl sarık sarmaya başlamış ve derecelerine göre müritlerine de aynı tacı sarıklı veya sarıksız olarak giydirmiştir. Bu nedenle Erdebil Tekkesi mensuplarına “Kızılbaş” adı verilmiştir.Anadolu Alevileri de Erdebil tekkesine bağlı oldukları için ve bu mensubiyetlerini göstermek için kızıl başlık takmışlar ve doğal olarak ‘Kızılbaş olarak anılmışlardır.

Yukarıda kısaca sıralanan bu acemi işi ,yanlı ve maksatlı yakıştırmalardı, kör kalabalıkları avlamak üzere ortaya atılmışlardı ve bunlara söyleyenlerin kendileri bile inanmakta güçlük çekiyorlardı.Hayal mahsulü idiler,tarihi gerçekleri yansıtmaktan çok uzaktılar.

-Çünkü; Hz. Ali’nin çağına tanıklık etmiş yada sonraki yüzyıllarda yaşamış İslam tarihçilerinin yazdıkları metinlerde Hz. Ali’nin savaşlarda kızıl bir başlık taktığı ve ‘Kızılbaş ‘olarak anıldığı asla belirtilmemiştir.

-Kırmızı başlığın ilk defa Safevi askerleri tarafından kullanıldığı,yada bu başlıkların Anadolu’ya şamanlar tarafından getirildiği de Alevilik üzerine söylenmiş en temelsiz yalanlardan ikisidir Çünkü; Kırmızı başlık Anadolu’da Safevi devletinin kuruluşundan ve Türklerin Anadolu’ya göçlerinden binlerce yıl önce kullanılıyordu.

-Alevilerin kırmızı başlık kullanmalarını Erdebil tekkesi ile ilişkilendirilmesi ise başka ucuz ve sanal bir senaryodur Çünkü Erdebil tekkesi sanılanın ve bilinenin aksine bir Alevi tekkesi değildi.

Bu hurafelerin içinde barındırdığı tek gerçek Alevilerin – özellikle Alevi ruhban sınıfının ve önderlerinin – kızıl renkli bir başlık giydikleri ve bu kızıl başlığı bir ‘alamet-i farika’ olarak taşıdıkları için kendilerine ‘Kızılbaş’ tanımlaması yakıştırılmış olmasıdır..Burada cevaplandırılması gereken asıl soru şudur; Bu kızıl başlık neyin sembolüdür ve Aleviler tarafından ne zamandan beri kullanılmaktadır.

Kızıl Başlık.Kızıl Börk.yada Güneş Başlığı

Alevilerin geçmişte kızıl börk adı verilen kırmızı bir başlık giydikleri için bu isimle anılmış oldukları doğrudur ancak bu başlık rengini kandan değil güneşten almaktadır. Alevilerin giydiği başlık ‘güneş başlığı’dır. Alevilere nereden geldikleri sorulduğunda ‘Horasan ‘ cevabını verirler.Farsca kökenli Horasan sözcüğünün kelime anlamı ‘Güneşin Yeri’dir.Güneşin yerinden gelen ve Kendilerini ışığın çocukları olarak niteleyen Aleviler başlarına güneşin renginde kızıl bir başlık taktıkları için ‘Kızıkbaş’ adı ile de tanımlanmışlardır.

İnsan nur-i kadimdir
Hasta değil hekimdir
Sen dahi insan isen
Anla bu esrareden

Işık olan bu yolda
Can ile baş oynatır
Sen dahi ışık isen
Bakma gel kenarlardan
Kaygusuz Abdal

Güneş başlığı Anadolu’da kadimden bu yana kullanılagelmiştir. Adıyaman-Kahta’ da Nemrut dağında bulunan heykellerin başlarında bulunanlar güneş başlığıdır.Bu başlığın bir benzerini Hacı Bektaş Veli’nin başında görürüz ki aralarındaki benzerlik tesadüfi değildir.Bilindiği gibi Hacı Bektaşi Veli 1240 yılında ortaya çıkan Büyük Babai Hareketinin ruhani lideri Baba İlyas’ın halifelerinden biriydi. Selçuklu’ya karşı girişilen Büyük Babai Kalkışması Nemrut dağının eteklerinde Samsat’ta başladı.( Samsat güneşin şehri demektir.)Bu harekete katılan Aleviler Nemrut dağının -güneşin doğuşunu karşılayan yamacındaki- heykellerin başındaki kızıl başlıklardan giyiyorlardı. (Meydan Larousse, c. II, s. 27) Amasya Tarihi yazarı Abdizade Hüseyin Büyük Babai Hareketinin askeri lideri Baba İshak’ın Nemrut güneş mabedini inşa eden Kommagene hanedanına mensup olduğunu yazar ki; Eldeki veriler bunu kanıtlar niteliktedir.(Kommagene,Kutsal Kadın Ana’nın Ülkesi anlamına gelen bir Luvi tanımlamasıdır)

İlk kuruluş yıllarında Alevi hüviyeti taşıyan Osmanlı Beyliğinde Osmanlı padişahları ve beyleri de ‘Güneş başlığı’ giyiyorlardı. Aşıkpaşazade Osmanoğullarının Tarihi’nde Orhan Gazi’nin babası Osman Gazi gibi kızıl börk giydiğini ve askerine de giydirdiğini belirttikten sonra Kardeşi Alaaddin Paşa’nın kendisine“Etraftaki beylerin börkleri kızıldır. Senin askerlerinin börkleri ak olsun.” diyerek teklifte bulunduğunu nakleder.

Eski çağlardan bu yana tüm zamanlarda,Anadolu ışık insanları güneşten geldiklerinin sembolik ifadesi olarak başlarından rengini güneşten alan kızıl başlıkları eksik etmediler.Altıncı yüzyıldan başlayarak onuncu yüzyıla kadar Hıristiyan kilisesine karşı ayaklanan Anadolu Alevileri de başlarında kırmızı başlıklar taşıyorlardı.Güneşin çocukları Bizanslılar eli ile zorunlu ikamete tabi tutuldukları Balkanlarda ve Orta Avrupa ve Güney Fransa’ya uzanan uzun gurbet yıllarında da kızıl renkli güneş başlıklarını hep başlarında taşıdılar.16 Mart 1244 yılında Montsegur eteklerinde engizisyon cellatları tarafından yakılan insan-ı kamillerin başlarında da kızıl renkli güneş başlıkları vardı.

Dört ayrı Hıristiyan konsil kararlarında Orta Avrupa ve Güney Fransa’da ortaya çıkan Hıristiyanlık karşıtı hareketin Divriği-Arguvan kökenli olduğu açıkca ifade edilmiştir.(Oksford 1160,Flanders 1162, Burgundy 1167 ve üçüncü büyük konsil 1179)

Engizisyon cellatları on üçüncü yüzyılda Güney Fransa’da ki ışık insanlarının fiziki varlıklarını sona erdirmiş olsalar da onların Fransa’ya taşıdıkları özgürlükçü ve devrimci ruh Fransa’da yaşamaya devam etti. 1789 Fransız ihtilalinin önderleri Hıristiyanlığı yasakladılar Hıristiyanlığın yerine adına ‘Bilim Dini ‘dedikleri içinde yoğun olarak Alevi ögeleri taşıyan bir din tesis ettiler.Kiliseleri Hıristiyan motiflerinden arındırdılar.Ünlü Notre Dame kathedralinden İsa figürlerini kaldırıp yerine bir ‘Kadın Ana ‘ heykeli koydular.Fransız ihtilalinin önde gelenleri birbirlerine törenle tesis edilmiş bir bağla. ‘müsahiplik bağıı’ ile bağlıydılar.Ve her şeyden önemlisi Fransız ihtilalinin sembolü kızıl bir başlıktı.


Nemrut dağının zirvesinde her sabah güneşin doğuşunu selamlayan o binlerce yıllık heykellerin,İslam dinine karşı başkaldıran Babailerin,on ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda Avrupa’da Hıristiyan bağnazlığına karşı amansız bir savaş veren Anadolu kökenli insanların ve Fransız devrimcilerinin, başlarındaki rengini güneşten almış kızıl başlıkları görmezden gelerek Hz. Ali’nin başına hiç takmadığı bir kızıl başlık tutuşturup,buradan hareketle Alevi tarihi yazan sözde tarihciler siz artık zahmet etmeyin .Bundan böyle,bizler kendi tarihimizi kendimiz yazacağız.

Erdoğan Çınar
5 Şubat 2009-İstanbul

___________________İMZA___________________
"Gelip gittiğimiz bu daire, öyle bir daire ki,
ne önü belirmede, ne sonu görünmede.
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Bu hususa dair hiç kimsede
doğru düzen bir söz söylemedi gitti!"
Rubailer, Hayyam


Saygılar sevgiler Ali karul.
Işık'la Kalın
Ali karul Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Ali karul Kullanıcısına bu mesajı için 5 üye teşekkür etti:
Alt 08.02.2009, 14:46   #2
Yazar
ıŞık07
Forumun Bir Parçası
 
ıŞık07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 28.08.2008
Mesajlar: 580
Memleket: ANTALYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 45
İtibar Puanı: 387
ıŞık07 gercekten iyi biriıŞık07 gercekten iyi biriıŞık07 gercekten iyi biriıŞık07 gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 151
304 Mesajına 574 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

AleviLiği ALi'den uzaklaştırmak, Şamanizm'e ve Zerdüşlüğe bağlamak için her yolu seçen, şu Erdoğan Çınar Denen zati muhterem'i ya son pir ya da peygamber ilan etseniz, yazdığı safsataları da toplayıp; kutsal bir kitap olarak kabul etseniz, de bizler de bu safsatacıların gerçek yüzlerini biran önce görsek diyorum...

___________________İMZA___________________
KiM DeMiŞ GüL YaŞaR DiKeNiN HiMaYeSiNDe.?.
DiKeNiN iTiBaRı, AnCaK GüL SaYeSiNDe..!..
ıŞık07 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
ıŞık07 Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
Alt 08.02.2009, 15:37   #3
Yazar
KARMATİ
Forumla Bütünleşmiş
 
KARMATİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 07.04.2008
Mesajlar: 1.123
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 52
İtibar Puanı: 249
KARMATİ hakkında olumlu dusunceler mevcutKARMATİ hakkında olumlu dusunceler mevcutKARMATİ hakkında olumlu dusunceler mevcut

Ettiği Teşekkür: 904
655 Mesajına 1.271 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

[Alevilerin geçmişte kızıl börk adı verilen kırmızı bir başlık giydikleri için bu isimle anılmış oldukları doğrudur ancak bu başlık rengini kandan değil güneşten almaktadır. Alevilerin giydiği başlık ‘güneş başlığı’dır. Alevilere nereden geldikleri sorulduğunda ‘Horasan ‘ cevabını verirler.Farsca kökenli Horasan sözcüğünün kelime anlamı ‘Güneşin Yeri’dir.Güneşin yerinden gelen ve Kendilerini ışığın çocukları olarak niteleyen Aleviler başlarına güneşin renginde kızıl bir başlık taktıkları için ‘Kızıkbaş’ adı ile de tanımlanmışlardır.
----------------------------------------------------------------------------------------------

Horasan Eyaleti, İran'ın kuzeydoğu ve doğusunda yer alan bölgeye verilen isimdir..burda türkmenler yaşardı..

madem güneş başlıgı ismi horasandan geldi...demek bu anadoluda üretilmiş değil..

yoksa anadoludan öğrenip sonra horasanamı taşınmış..bu çelişkilerin anlamı nedir?


------------------------------------------------------------------------------------------


İnsan nur-i kadimdir
Hasta değil hekimdir
Sen dahi insan isen
Anla bu esrareden

Işık olan bu yolda
Can ile baş oynatır
Sen dahi ışık isen
Bakma gel kenarlardan
Kaygusuz Abdal

Güneş başlığı Anadolu’da kadimden bu yana kullanılagelmiştir. Adıyaman-Kahta’ da Nemrut dağında bulunan heykellerin başlarında bulunanlar güneş başlığıdır.Bu başlığın bir benzerini Hacı Bektaş Veli’nin başında görürüz ki aralarındaki benzerlik tesadüfi değildir.Bilindiği gibi Hacı Bektaşi Veli 1240 yılında ortaya çıkan Büyük Babai Hareketinin ruhani lideri Baba İlyas’ın halifelerinden biriydi. Selçuklu’ya karşı girişilen Büyük Babai Kalkışması Nemrut dağının eteklerinde Samsat’ta başladı.( Samsat güneşin şehri demektir.)Bu harekete katılan Aleviler Nemrut dağının -güneşin doğuşunu karşılayan yamacındaki- heykellerin başındaki kızıl başlıklardan giyiyorlardı.
-----------------------------------------------------------------------------------------------
anadoluda kadimden beri vardı diyosunuz...

fakat babai ayaklanması türkmen ayaklanmasıdır..ki türkler anadoludan göç etmediler..

anadoluya göç ediyorlardı..anadoluya göç edenlerin anadoludaki kadim kültürden haberlerimi vardı..

yoksa o kültürü orayamı taşıyorlardı..??




----------------------------------------------------------------------------------------------



(
Meydan Larousse, c. II, s. 27) Amasya Tarihi yazarı Abdizade Hüseyin Büyük Babai Hareketinin askeri lideri Baba İshak’ın Nemrut güneş mabedini inşa eden Kommagene hanedanına mensup olduğunu yazar ki; Eldeki veriler bunu kanıtlar niteliktedir.(Kommagene,Kutsal Kadın Ana’nın Ülkesi anlamına gelen bir Luvi tanımlamasıdır)

kommagene aşiretimi?? ne alaka!



İlk kuruluş yıllarında Alevi hüviyeti taşıyan Osmanlı Beyliğinde Osmanlı padişahları ve beyleri de ‘Güneş başlığı’ giyiyorlardı. Aşıkpaşazade Osmanoğullarının Tarihi’nde Orhan Gazi’nin babası Osman Gazi gibi kızıl börk giydiğini ve askerine de giydirdiğini belirttikten sonra Kardeşi Alaaddin Paşa’nın kendisine“Etraftaki beylerin börkleri kızıldır. Senin askerlerinin börkleri ak olsun.” diyerek teklifte bulunduğunu nakleder.

Eski çağlardan bu yana tüm zamanlarda,Anadolu ışık insanları güneşten geldiklerinin sembolik ifadesi olarak başlarından rengini güneşten alan kızıl başlıkları eksik etmediler.Altıncı yüzyıldan başlayarak onuncu yüzyıla kadar Hıristiyan kilisesine karşı ayaklanan Anadolu Alevileri de başlarında kırmızı başlıklar taşıyorlardı.Güneşin çocukları Bizanslılar eli ile zorunlu ikamete tabi tutuldukları Balkanlarda ve Orta Avrupa ve Güney Fransa’ya uzanan uzun gurbet yıllarında da kızıl renkli güneş başlıklarını hep başlarında taşıdılar.16 Mart 1244 yılında Montsegur eteklerinde engizisyon cellatları tarafından yakılan insan-ı kamillerin başlarında da kızıl renkli güneş başlıkları vardı.

--------------------------------------------------------------------------------------------
anadolu alevileri

islam daha yokken vardı diyosunuz!!

anadoluya taşınmış değildir diyosunuz??

anadoluya islam henüz gelmeden hemen önce yaşamış dervişlerden isim verirmisin...

islami unsurlar girmemiş alevi şiirlerini yazarmısın!!

semah dönerlermiydi?(sen bunu başat olarak görüyosun ya)

ben sana ışık felsefesinin kaynagını getiriyim(ümmül kitaptan)

Bu proto-İsmaili kitabının bir başka karateristik çizgisi, beşler kümesine verdiği üstünlükte görülür. Büyük sonsuzluktan (doğan) beş ışık, hudutların hududunda göksel Saray(ın bulunduğu) Beyazlık Denizi (Bahr al-bayza) içinde beş renk oluşturuyor.


Bu ışıklar(nurlar), aynı ışıktan bir kişinin (şahs-e nurani) görünüşleri (zuhuratı) ve üyeleridir. Dünya insanlığı (bashariya=beşeriyet) planında insan biçimine bürünmüş olan bunlar, Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin olarak gözükürler; yani ‘hırkanın altındakiler (ashab al-kisa)’.

Bunların tanrısal görünüm alanına çıkma (theophanique) işlevi,. (Kuran’ın 33.suresinin 33.ayetine dayandırılarak Ehlibeyt’in kutsallaştırılması sözkonusudur: Cebrail gözüküp, ‘Ben de siz beşlerin altıncısıyım’ demiştir) Beyazlık Denizi’nin altında herbirinin kendisini farkettirici (krizalit, ateş, kırmızı, zümrüt, viyolet, güneş, ay, lacivert (lapislazuli) ve su gibi) renkleriyle 9 gök (kubba yahut diwan)sıralanmıştır. Herbiri içinde, Beş Kişi (shakhs e-nurani) sırayla, Beyazlık Denizi’nin beş meleği (önce Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail ve Suriel; sonra Akıl, Nefis,Jadd, Fath, Hayal vb.) olarak görünür.

Bu theophanique grup, hepsini birleştirici yahut onların Efendisi ve ‘Altıncısı’ gerçek inananın düşünen Ruh’unda (ruh natıqa) beş nurun birleştiği Kalb dünyası (zemin-i Dil) olan bu Küçük Evrene (mikrokosmos) ulaşıncaya kadar tanrısal zuhuru sürdürürler.

Bu mikrokozmik gerigelmenin içine kadar beş Işıklar, ‘Üyelerinin’ tanrılaşması üzerine meşhur tartışmaların bir diğer İsmaili örneklemesiyle benzeşim oluşturur. (Manicheizm’de: Beş ruhsal üye ya da beş Shekhina; Işık cenneti Kralının kendini göstermeleri ve konutları; Yaşayan Ruh’un (Spiritus vivens) beş oğlu; Işığın beş elemanı; ilk insan, Hürmüz’ün zırhı ve oğlu; her insanın içindeki beş ruhsal eleman yahut erdem; bütün beşli gruplar birbilerini simgelerler. Pistis Sophia (İnanç bilgeliği) gnostiğinde: Birinci emredici ve ışığın beş sektörü, büyük peygember ve onun beş yardımcısı.

Basilid sisteminde:beş hypostases, beş belirgin ve öndegelen kişi..) Aynı şekilde İslami ortamda da beşli tanrısallığın inananları özel bir ad altında kendilerini gösterdiler: Mukhammisa, yani Pentadistler (Beşleri, yani Ehlibeyti tanrılaştıranlar) (H.Corbin, Temps Cyclique.s.185)


----------------------------------------------------------------------------------------------


Dört ayrı Hıristiyan konsil kararlarında Orta Avrupa ve Güney Fransa’da ortaya çıkan Hıristiyanlık karşıtı hareketin Divriği-Arguvan kökenli olduğu açıkca ifade edilmiştir.(Oksford 1160,Flanders 1162, Burgundy 1167 ve üçüncü büyük konsil 1179)

Engizisyon cellatları on üçüncü yüzyılda Güney Fransa’da ki ışık insanlarının fiziki varlıklarını sona erdirmiş olsalar da onların Fransa’ya taşıdıkları özgürlükçü ve devrimci ruh Fransa’da yaşamaya devam etti. 1789 Fransız ihtilalinin önderleri Hıristiyanlığı yasakladılar Hıristiyanlığın yerine adına ‘Bilim Dini ‘dedikleri içinde yoğun olarak Alevi ögeleri taşıyan bir din tesis ettiler.Kiliseleri Hıristiyan motiflerinden arındırdılar.Ünlü Notre Dame kathedralinden İsa figürlerini kaldırıp yerine bir ‘Kadın Ana ‘ heykeli koydular.Fransız ihtilalinin önde gelenleri birbirlerine törenle tesis edilmiş bir bağla. ‘müsahiplik bağıı’ ile bağlıydılar.Ve her şeyden önemlisi Fransız ihtilalinin sembolü kızıl bir başlıktı.
-------------------------------------------------------------------------------------------
babai-karmati ayaklanmasını bastırmak için fransız lejyonerleri-kürtler ve ermenilerden müteşekkil bir ordu kurdugunu biliyoruz selçuklunun..

belki bu fransız lejyonerler bu isyanı bastırırken alevilerden bişeyler kapmışlardır diye düşünüyorum!!!


----------------------------------------------------------------------------------------------

Nemrut dağının zirvesinde her sabah güneşin doğuşunu selamlayan o binlerce yıllık heykellerin,İslam dinine karşı başkaldıran Babailerin,on ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda Avrupa’da Hıristiyan bağnazlığına karşı amansız bir savaş veren Anadolu kökenli insanların ve Fransız devrimcilerinin, başlarındaki rengini güneşten almış kızıl başlıkları görmezden gelerek Hz. Ali’nin başına hiç takmadığı bir kızıl başlık tutuşturup,buradan hareketle Alevi tarihi yazan sözde tarihciler siz artık zahmet etmeyin .Bundan böyle,bizler kendi tarihimizi kendimiz yazacağız.

Erdoğan Çınar
5 Şubat 2009-İstanbul [/quote]
-----------------------------------------------------------------------------------------------
babailerin islam dinine kalkıştığı safsatadan ibarettir''

baba ishak böyle birşey ifade etmemiştir..

yezit selçuklunun, kürtler ermeniler ve fransız lejyonerlerden oluşan ordusu..

islamın gerçek yolunu bastırmak üzere oluşmustur..

ama tabi buna güçleri yetmemiştir!!!


Konu KARMATİ tarafından (08.02.2009 Saat 15:44 ) değiştirilmiştir.
KARMATİ Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
KARMATİ Kullanıcısına bu mesajı için 4 üye teşekkür etti:
Alt 08.02.2009, 15:49   #4
Yazar
ıŞık07
Forumun Bir Parçası
 
ıŞık07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 28.08.2008
Mesajlar: 580
Memleket: ANTALYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 45
İtibar Puanı: 387
ıŞık07 gercekten iyi biriıŞık07 gercekten iyi biriıŞık07 gercekten iyi biriıŞık07 gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 151
304 Mesajına 574 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
KARMATİ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
[Alevilerin geçmişte kızıl börk adı verilen kırmızı bir başlık giydikleri için bu isimle anılmış oldukları doğrudur ancak bu başlık rengini kandan değil güneşten almaktadır. Alevilerin giydiği başlık ‘güneş başlığı’dır. Alevilere nereden geldikleri sorulduğunda ‘Horasan ‘ cevabını verirler.Farsca kökenli Horasan sözcüğünün kelime anlamı ‘Güneşin Yeri’dir.Güneşin yerinden gelen ve Kendilerini ışığın çocukları olarak niteleyen Aleviler başlarına güneşin renginde kızıl bir başlık taktıkları için ‘Kızıkbaş’ adı ile de tanımlanmışlardır.
----------------------------------------------------------------------------------------------

Horasan Eyaleti, İran'ın kuzeydoğu ve doğusunda yer alan bölgeye verilen isimdir..burda türkmenler yaşardı..

madem güneş başlıgı ismi horasandan geldi...demek bu anadoluda üretilmiş değil..

yoksa anadoludan öğrenip sonra horasanamı taşınmış..bu çelişkilerin anlamı nedir?


------------------------------------------------------------------------------------------


İnsan nur-i kadimdir
Hasta değil hekimdir
Sen dahi insan isen
Anla bu esrareden

Işık olan bu yolda
Can ile baş oynatır
Sen dahi ışık isen
Bakma gel kenarlardan
Kaygusuz Abdal

Güneş başlığı Anadolu’da kadimden bu yana kullanılagelmiştir. Adıyaman-Kahta’ da Nemrut dağında bulunan heykellerin başlarında bulunanlar güneş başlığıdır.Bu başlığın bir benzerini Hacı Bektaş Veli’nin başında görürüz ki aralarındaki benzerlik tesadüfi değildir.Bilindiği gibi Hacı Bektaşi Veli 1240 yılında ortaya çıkan Büyük Babai Hareketinin ruhani lideri Baba İlyas’ın halifelerinden biriydi. Selçuklu’ya karşı girişilen Büyük Babai Kalkışması Nemrut dağının eteklerinde Samsat’ta başladı.( Samsat güneşin şehri demektir.)Bu harekete katılan Aleviler Nemrut dağının -güneşin doğuşunu karşılayan yamacındaki- heykellerin başındaki kızıl başlıklardan giyiyorlardı.
-----------------------------------------------------------------------------------------------
anadoluda kadimden beri vardı diyosunuz...

fakat babai ayaklanması türkmen ayaklanmasıdır..ki türkler anadoludan göç etmediler..

anadoluya göç ediyorlardı..anadoluya göç edenlerin anadoludaki kadim kültürden haberlerimi vardı..

yoksa o kültürü orayamı taşıyorlardı..??




----------------------------------------------------------------------------------------------



(
Meydan Larousse, c. II, s. 27) Amasya Tarihi yazarı Abdizade Hüseyin Büyük Babai Hareketinin askeri lideri Baba İshak’ın Nemrut güneş mabedini inşa eden Kommagene hanedanına mensup olduğunu yazar ki; Eldeki veriler bunu kanıtlar niteliktedir.(Kommagene,Kutsal Kadın Ana’nın Ülkesi anlamına gelen bir Luvi tanımlamasıdır)

kommagene aşiretimi?? ne alaka!



İlk kuruluş yıllarında Alevi hüviyeti taşıyan Osmanlı Beyliğinde Osmanlı padişahları ve beyleri de ‘Güneş başlığı’ giyiyorlardı. Aşıkpaşazade Osmanoğullarının Tarihi’nde Orhan Gazi’nin babası Osman Gazi gibi kızıl börk giydiğini ve askerine de giydirdiğini belirttikten sonra Kardeşi Alaaddin Paşa’nın kendisine“Etraftaki beylerin börkleri kızıldır. Senin askerlerinin börkleri ak olsun.” diyerek teklifte bulunduğunu nakleder.

Eski çağlardan bu yana tüm zamanlarda,Anadolu ışık insanları güneşten geldiklerinin sembolik ifadesi olarak başlarından rengini güneşten alan kızıl başlıkları eksik etmediler.Altıncı yüzyıldan başlayarak onuncu yüzyıla kadar Hıristiyan kilisesine karşı ayaklanan Anadolu Alevileri de başlarında kırmızı başlıklar taşıyorlardı.Güneşin çocukları Bizanslılar eli ile zorunlu ikamete tabi tutuldukları Balkanlarda ve Orta Avrupa ve Güney Fransa’ya uzanan uzun gurbet yıllarında da kızıl renkli güneş başlıklarını hep başlarında taşıdılar.16 Mart 1244 yılında Montsegur eteklerinde engizisyon cellatları tarafından yakılan insan-ı kamillerin başlarında da kızıl renkli güneş başlıkları vardı.

--------------------------------------------------------------------------------------------
anadolu alevileri

islam daha yokken vardı diyosunuz!!

anadoluya taşınmış değildir diyosunuz??

anadoluya islam henüz gelmeden hemen önce yaşamış dervişlerden isim verirmisin...

islami unsurlar girmemiş alevi şiirlerini yazarmısın!!

semah dönerlermiydi?(sen bunu başat olarak görüyosun ya)

ben sana ışık felsefesinin kaynagını getiriyim(ümmül kitaptan)

Bu proto-İsmaili kitabının bir başka karateristik çizgisi, beşler kümesine verdiği üstünlükte görülür. Büyük sonsuzluktan (doğan) beş ışık, hudutların hududunda göksel Saray(ın bulunduğu) Beyazlık Denizi (Bahr al-bayza) içinde beş renk oluşturuyor.


Bu ışıklar(nurlar), aynı ışıktan bir kişinin (şahs-e nurani) görünüşleri (zuhuratı) ve üyeleridir. Dünya insanlığı (bashariya=beşeriyet) planında insan biçimine bürünmüş olan bunlar, Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin olarak gözükürler; yani ‘hırkanın altındakiler (ashab al-kisa)’.

Bunların tanrısal görünüm alanına çıkma (theophanique) işlevi,. (Kuran’ın 33.suresinin 33.ayetine dayandırılarak Ehlibeyt’in kutsallaştırılması sözkonusudur: Cebrail gözüküp, ‘Ben de siz beşlerin altıncısıyım’ demiştir) Beyazlık Denizi’nin altında herbirinin kendisini farkettirici (krizalit, ateş, kırmızı, zümrüt, viyolet, güneş, ay, lacivert (lapislazuli) ve su gibi) renkleriyle 9 gök (kubba yahut diwan)sıralanmıştır. Herbiri içinde, Beş Kişi (shakhs e-nurani) sırayla, Beyazlık Denizi’nin beş meleği (önce Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail ve Suriel; sonra Akıl, Nefis,Jadd, Fath, Hayal vb.) olarak görünür.

Bu theophanique grup, hepsini birleştirici yahut onların Efendisi ve ‘Altıncısı’ gerçek inananın düşünen Ruh’unda (ruh natıqa) beş nurun birleştiği Kalb dünyası (zemin-i Dil) olan bu Küçük Evrene (mikrokosmos) ulaşıncaya kadar tanrısal zuhuru sürdürürler.

Bu mikrokozmik gerigelmenin içine kadar beş Işıklar, ‘Üyelerinin’ tanrılaşması üzerine meşhur tartışmaların bir diğer İsmaili örneklemesiyle benzeşim oluşturur. (Manicheizm’de: Beş ruhsal üye ya da beş Shekhina; Işık cenneti Kralının kendini göstermeleri ve konutları; Yaşayan Ruh’un (Spiritus vivens) beş oğlu; Işığın beş elemanı; ilk insan, Hürmüz’ün zırhı ve oğlu; her insanın içindeki beş ruhsal eleman yahut erdem; bütün beşli gruplar birbilerini simgelerler. Pistis Sophia (İnanç bilgeliği) gnostiğinde: Birinci emredici ve ışığın beş sektörü, büyük peygember ve onun beş yardımcısı.

Basilid sisteminde:beş hypostases, beş belirgin ve öndegelen kişi..) Aynı şekilde İslami ortamda da beşli tanrısallığın inananları özel bir ad altında kendilerini gösterdiler: Mukhammisa, yani Pentadistler (Beşleri, yani Ehlibeyti tanrılaştıranlar) (H.Corbin, Temps Cyclique.s.185)


----------------------------------------------------------------------------------------------


Dört ayrı Hıristiyan konsil kararlarında Orta Avrupa ve Güney Fransa’da ortaya çıkan Hıristiyanlık karşıtı hareketin Divriği-Arguvan kökenli olduğu açıkca ifade edilmiştir.(Oksford 1160,Flanders 1162, Burgundy 1167 ve üçüncü büyük konsil 1179)

Engizisyon cellatları on üçüncü yüzyılda Güney Fransa’da ki ışık insanlarının fiziki varlıklarını sona erdirmiş olsalar da onların Fransa’ya taşıdıkları özgürlükçü ve devrimci ruh Fransa’da yaşamaya devam etti. 1789 Fransız ihtilalinin önderleri Hıristiyanlığı yasakladılar Hıristiyanlığın yerine adına ‘Bilim Dini ‘dedikleri içinde yoğun olarak Alevi ögeleri taşıyan bir din tesis ettiler.Kiliseleri Hıristiyan motiflerinden arındırdılar.Ünlü Notre Dame kathedralinden İsa figürlerini kaldırıp yerine bir ‘Kadın Ana ‘ heykeli koydular.Fransız ihtilalinin önde gelenleri birbirlerine törenle tesis edilmiş bir bağla. ‘müsahiplik bağıı’ ile bağlıydılar.Ve her şeyden önemlisi Fransız ihtilalinin sembolü kızıl bir başlıktı.
-------------------------------------------------------------------------------------------
babai-karmati ayaklanmasını bastırmak için fransız lejyonerleri-kürtler ve ermenilerden müteşekkil bir ordu kurdugunu biliyoruz selçuklunun..

belki bu fransız lejyonerler bu isyanı bastırırken alevilerden bişeyler kapmışlardır diye düşünüyorum!!!


----------------------------------------------------------------------------------------------

Nemrut dağının zirvesinde her sabah güneşin doğuşunu selamlayan o binlerce yıllık heykellerin,İslam dinine karşı başkaldıran Babailerin,on ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda Avrupa’da Hıristiyan bağnazlığına karşı amansız bir savaş veren Anadolu kökenli insanların ve Fransız devrimcilerinin, başlarındaki rengini güneşten almış kızıl başlıkları görmezden gelerek Hz. Ali’nin başına hiç takmadığı bir kızıl başlık tutuşturup,buradan hareketle Alevi tarihi yazan sözde tarihciler siz artık zahmet etmeyin .Bundan böyle,bizler kendi tarihimizi kendimiz yazacağız.

Erdoğan Çınar
5 Şubat 2009-İstanbul
-----------------------------------------------------------------------------------------------
babailerin islam dinine kalkıştığı safsatadan ibarettir''

baba ishak böyle birşey ifade etmemiştir..

yezit selçuklunun, kürtler ermeniler ve fransız lejyonerlerden oluşan ordusu..

islamın gerçek yolunu bastırmak üzere oluşmustur..

ama tabi buna güçleri yetmemiştir!!!
[/quote]



Erdoğan ÇINAR gibi, safsatacılar Kralı zat-i Muhteremden nasıl bir yazı bekliyordunuz ki can??????

___________________İMZA___________________
KiM DeMiŞ GüL YaŞaR DiKeNiN HiMaYeSiNDe.?.
DiKeNiN iTiBaRı, AnCaK GüL SaYeSiNDe..!..
ıŞık07 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
ıŞık07 Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 08.02.2009, 16:29   #5
Yazar
patth
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 28.12.2007
Bulunduğu yer: ÇAPA daha da gelmem
Mesajlar: 1.133
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 63
İtibar Puanı: 1276
patth görkemli bir forum yaşantısı varpatth görkemli bir forum yaşantısı varpatth görkemli bir forum yaşantısı varpatth görkemli bir forum yaşantısı varpatth görkemli bir forum yaşantısı varpatth görkemli bir forum yaşantısı varpatth görkemli bir forum yaşantısı varpatth görkemli bir forum yaşantısı varpatth görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 1.110
734 Mesajına 1.729 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

karmatininde belirttiği gibi çelişki çok..
şiir yok derviş yok bir dil yok..
horasandan divriğe kadar,bir türlü konumlandırılamayan aelviliğin merkezi,,daha yeni yeni bulunacak olan diğer benzeşik kültürlerdeki çağrışımlı simgelerle,daha başka merkezlerede kayacak anlaşılan..

herkes bilirki, dünyada,,,birbirinden bağımsız ama birbirine benzeyen simgeler kültler vardır..
bu aleviliğin bu kadar türkleşmesi-farslaşması ve islamlaşması izah edilemiyor..
tüm tanımlar şiirler türkçe,,
içeriğin çoğu islami....ama gel görki belge ve bulgu olmadığı halde daha eskide orjini kesni ve kadim bir öğreti varmış gibi sunulup ve bu homojenmiş gibi garip bi şekilde aynı sepete,islam karşıtlığı üzerinden konulmakta..
alevilerin islamla alakası olmayabilir ve zorla müslüman olduklarında,değişik islami ve daha farklı eski felsefelerini buna monte etmiş olabilirler..
ama bu kadar büyük bi harmanı ,bu kadar ayıklayarak saf bir köke bir bütün olarak götürmek ütopyacılığın daniskası olsa gerek.

yeryüzündeki tek tanrılı 3 dine karşı kalkışılan her isyanı yada katliamı alıp aleviliğe dayandırma gayretkeşliğide var..
bunca yıllık etkileşim,birikim,yığışma nasıl çöpeatılır anlaşılmıyor..
oysaki tanımladığınız şey ,artık tamamen bu etkileşim ,birikim ve süzülmelerle bu vücudu buldu,,,dolayısıyla tanımlar bundan bağımsız yapılamaz..
alevilerin yada kürtlerin yada ermenilerin kafkasların bilcümlebu coğrafyada yaşayan herkesin kökeninde putperestlikte olabilir,başka bi dinde,,,bir sürü karışımda olabilir...hal böyle diye,,olgunlaşamamış olano primitif yapılara yeniden dönmek ne derece doğru..
primitif değil diyeceksiniz ,o halde yukardaki çelişkiler nedir..yok yani,,,elde bişi yok veri yok..

dolayısıyla aleviliğin bir kökü ışık insanlarına,bi kökü putperestlere,bi kökü mecuilere dayanabilir ancak ana vücud ve olgunluğu islamdan sora çeşitli felsefelerin ve dinlerinde etkisiyle şekil bulmuştur ve onada alevilik denmiştir..
gerisi ne olaki,ne önemi varki..
evt islam olmayalım ama,,,uçmayalımda,,,bu haliyle alevilik,yarı islam yarı isevi yarı şamanda olsa ,,farketmez,,,alevilik budur ve bir bütünlük felsefesi vardır,,,,bir çok ritüeli vardır bunlardan etkileşen değişenlerde olmuştur ,,vesselam tarihi ve sosyolojik seyir içerisinde bu hale gelmiştir,,mevcut budur ve böyle olmuştur...
neden bir türlü kabul edemiyoruz bu da şaşılacak bişey..

patth Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
patth Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 09.02.2009, 10:19   #6
Yazar
Ali karul
Forumun Bir Parçası
 
Ali karul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 23.03.2008
Bulunduğu yer: Rusya
Mesajlar: 652
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 556
Ali karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 782
541 Mesajına 1.383 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
ıŞık07 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
AleviLiği ALi'den uzaklaştırmak, Şamanizm'e ve Zerdüşlüğe bağlamak için her yolu seçen, şu Erdoğan Çınar Denen zati muhterem'i ya son pir ya da peygamber ilan etseniz, yazdığı safsataları da toplayıp; kutsal bir kitap olarak kabul etseniz, de bizler de bu safsatacıların gerçek yüzlerini biran önce görsek diyorum...
Sevgili ışık07

Yukarıdaki makaleye fikirsel ,tarihsel bir eleştiri yapmanı beklerim lütfen hangi bölümüne katılmıyorsan belgesi ile yaz bizde bilgilenelim ,bu tarz tartışmalara ayıracak zamanım yoktur.


Sevgiler

___________________İMZA___________________
"Gelip gittiğimiz bu daire, öyle bir daire ki,
ne önü belirmede, ne sonu görünmede.
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Bu hususa dair hiç kimsede
doğru düzen bir söz söylemedi gitti!"
Rubailer, Hayyam


Saygılar sevgiler Ali karul.
Işık'la Kalın
Ali karul Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Ali karul Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 09.02.2009, 10:24   #7
Yazar
Ali karul
Forumun Bir Parçası
 
Ali karul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 23.03.2008
Bulunduğu yer: Rusya
Mesajlar: 652
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 556
Ali karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 782
541 Mesajına 1.383 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
(Meydan Larousse, c. II, s. 27) Amasya Tarihi yazarı Abdizade Hüseyin Büyük Babai Hareketinin askeri lideri Baba İshak’ın Nemrut güneş mabedini inşa eden Kommagene hanedanına mensup olduğunu yazar ki; Eldeki veriler bunu kanıtlar niteliktedir.(Kommagene,Kutsal Kadın Ana’nın Ülkesi anlamına gelen bir Luvi tanımlamasıdır)

Karamati
Alıntı:
kommagene aşiretimi?? ne alaka!



Sevgili Karamati bu yazına biraz uzun cevap yazmam gerekiyor ,sadece bir örnekle geçeyim bunu yukarıdaki yazıda AŞİRET nerede bulurmusun ?



Alıntı:
anadoluya islam henüz gelmeden hemen önce yaşamış dervişlerden isim verirmisin...

islami unsurlar girmemiş alevi şiirlerini yazarmısın!!


Yunusa bir bak istersen İslami Öge taşıyan kaç şiiri var?

___________________İMZA___________________
"Gelip gittiğimiz bu daire, öyle bir daire ki,
ne önü belirmede, ne sonu görünmede.
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Bu hususa dair hiç kimsede
doğru düzen bir söz söylemedi gitti!"
Rubailer, Hayyam


Saygılar sevgiler Ali karul.
Işık'la Kalın

Konu Ali karul tarafından (09.02.2009 Saat 10:27 ) değiştirilmiştir.
Ali karul Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Ali karul Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 09.02.2009, 10:32   #8
Yazar
Ali karul
Forumun Bir Parçası
 
Ali karul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 23.03.2008
Bulunduğu yer: Rusya
Mesajlar: 652
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 556
Ali karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 782
541 Mesajına 1.383 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:

Işık07
Erdoğan ÇINAR gibi, safsatacılar Kralı zat-i Muhteremden nasıl bir yazı bekliyordunuz ki can??????
[/quote]


Sevgili ışık07


Öyle aciz durumdasınki senin durumunda olanlar ancak karşısındakine hakaret ederek üste çıkmaya çalışırlar.

Erdoğan Çınar'ın Yazdıklarının karşısına birşeyler koyarak tartışabiliyorsanız buyrun ,
Size cevap veremeyecek olan birisine hakaret ederek onun düşüncelerini çütütemezsiniz varsa bilgin yazar tartışırsın ,ha yoksa susar seyreder birşeyler ögrenmeye çalışırsın.

Sevgiler.

___________________İMZA___________________
"Gelip gittiğimiz bu daire, öyle bir daire ki,
ne önü belirmede, ne sonu görünmede.
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Bu hususa dair hiç kimsede
doğru düzen bir söz söylemedi gitti!"
Rubailer, Hayyam


Saygılar sevgiler Ali karul.
Işık'la Kalın
Ali karul Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Ali karul Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 09.02.2009, 11:16   #9
Yazar
Ali karul
Forumun Bir Parçası
 
Ali karul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 23.03.2008
Bulunduğu yer: Rusya
Mesajlar: 652
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 556
Ali karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 782
541 Mesajına 1.383 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Karamati
Horasan Eyaleti, İran'ın kuzeydoğu ve doğusunda yer alan bölgeye verilen isimdir..burda türkmenler yaşardı..

madem güneş başlıgı ismi horasandan geldi...demek bu anadoluda üretilmiş değil..

yoksa anadoludan öğrenip sonra horasanamı taşınmış..bu çelişkilerin anlamı nedir?
Alevi terminolojisi içinde 'Horasan' sözcüğünün bir coğrafyanın adı olarak kullanılmadığının kanıtlarından biri de Alevi Ayin-i Cemidir.

Alevi Ayin-i Cemi başlangıç ritüellerinin ifasından sonra 'Delil Uyarma' ile yani bir ışığın yakılması ile başlar.

Işık ilk başlangıçtır.Varoluş 'nur-i kadim'in kendi kudretini taşıyamayıp yayılması ile başladı.(big-bang)

Yaratılışın tüm evrelerinin sembollerle anlatıldığı Ayin-i Cem’in, bir ışık yakılarak başlatılması, evrenin bir ışıktan doğduğunu ve yeryüzünde yaşamın bu ışığın çeşitli evreler geçirdikten sonra yeryüzüne ulaşması ile başladığınn simge dili ile anlatımıdır.

Ayin-i Cem’inde önce bir büyük çerağ yakılır, bu çerağa “Horasan Çerağı” denir. Sonra bu büyük Horasan Çerağı’ndan taşınan ateşle, adına “On ikiler Çerağı” denilen on iki küçük çerağ daha yakılır. Bu ritüelin anlamı şudur;

Önce asıl kaynak olan ışık vardı. Ondan kopan parçadan güneş ışığı vücuda geldi ve Güneş’ten gelen ışık da on iki yeryüzünü (on iki gezegeni) aydınlattı.

Ayin-i Cemi başlatan 'Horasan çerağı' bir ışık kaynağıdır.Buradan hareketle Alevi terminolojisi içinde sıkça tekrar edilen 'Horasan' sözcüğünü bir coğrafi yer ile ilişkilendirmek pek mümkün görünmüyor.

Alıntı Silvus Dagı

Aşk ile

___________________İMZA___________________
"Gelip gittiğimiz bu daire, öyle bir daire ki,
ne önü belirmede, ne sonu görünmede.
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Bu hususa dair hiç kimsede
doğru düzen bir söz söylemedi gitti!"
Rubailer, Hayyam


Saygılar sevgiler Ali karul.
Işık'la Kalın
Ali karul Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Ali karul Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 09.02.2009, 11:22   #10
Yazar
Ali karul
Forumun Bir Parçası
 
Ali karul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 23.03.2008
Bulunduğu yer: Rusya
Mesajlar: 652
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 556
Ali karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAli karul isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 782
541 Mesajına 1.383 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Alıntı:
KARMATİ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
[Alevilerin geçmişte kızıl börk adı verilen kırmızı bir başlık giydikleri için bu isimle anılmış oldukları doğrudur ancak bu başlık rengini kandan değil güneşten almaktadır. Alevilerin giydiği başlık ‘güneş başlığı’dır. Alevilere nereden geldikleri sorulduğunda ‘Horasan ‘ cevabını verirler.Farsca kökenli Horasan sözcüğünün kelime anlamı ‘Güneşin Yeri’dir.Güneşin yerinden gelen ve Kendilerini ışığın çocukları olarak niteleyen Aleviler başlarına güneşin renginde kızıl bir başlık taktıkları için ‘Kızıkbaş’ adı ile de tanımlanmışlardır.
----------------------------------------------------------------------------------------------

Horasan Eyaleti, İran'ın kuzeydoğu ve doğusunda yer alan bölgeye verilen isimdir..burda türkmenler yaşardı..

madem güneş başlıgı ismi horasandan geldi...demek bu anadoluda üretilmiş değil..

yoksa anadoludan öğrenip sonra horasanamı taşınmış..bu çelişkilerin anlamı nedir?


------------------------------------------------------------------------------------------


İnsan nur-i kadimdir
Hasta değil hekimdir
Sen dahi insan isen
Anla bu esrareden

Işık olan bu yolda
Can ile baş oynatır
Sen dahi ışık isen
Bakma gel kenarlardan
Kaygusuz Abdal

Güneş başlığı Anadolu’da kadimden bu yana kullanılagelmiştir. Adıyaman-Kahta’ da Nemrut dağında bulunan heykellerin başlarında bulunanlar güneş başlığıdır.Bu başlığın bir benzerini Hacı Bektaş Veli’nin başında görürüz ki aralarındaki benzerlik tesadüfi değildir.Bilindiği gibi Hacı Bektaşi Veli 1240 yılında ortaya çıkan Büyük Babai Hareketinin ruhani lideri Baba İlyas’ın halifelerinden biriydi. Selçuklu’ya karşı girişilen Büyük Babai Kalkışması Nemrut dağının eteklerinde Samsat’ta başladı.( Samsat güneşin şehri demektir.)Bu harekete katılan Aleviler Nemrut dağının -güneşin doğuşunu karşılayan yamacındaki- heykellerin başındaki kızıl başlıklardan giyiyorlardı.
-----------------------------------------------------------------------------------------------
anadoluda kadimden beri vardı diyosunuz...

fakat babai ayaklanması türkmen ayaklanmasıdır..ki türkler anadoludan göç etmediler..

anadoluya göç ediyorlardı..anadoluya göç edenlerin anadoludaki kadim kültürden haberlerimi vardı..

yoksa o kültürü orayamı taşıyorlardı..??




----------------------------------------------------------------------------------------------



(
Meydan Larousse, c. II, s. 27) Amasya Tarihi yazarı Abdizade Hüseyin Büyük Babai Hareketinin askeri lideri Baba İshak’ın Nemrut güneş mabedini inşa eden Kommagene hanedanına mensup olduğunu yazar ki; Eldeki veriler bunu kanıtlar niteliktedir.(Kommagene,Kutsal Kadın Ana’nın Ülkesi anlamına gelen bir Luvi tanımlamasıdır)

kommagene aşiretimi?? ne alaka!



İlk kuruluş yıllarında Alevi hüviyeti taşıyan Osmanlı Beyliğinde Osmanlı padişahları ve beyleri de ‘Güneş başlığı’ giyiyorlardı. Aşıkpaşazade Osmanoğullarının Tarihi’nde Orhan Gazi’nin babası Osman Gazi gibi kızıl börk giydiğini ve askerine de giydirdiğini belirttikten sonra Kardeşi Alaaddin Paşa’nın kendisine“Etraftaki beylerin börkleri kızıldır. Senin askerlerinin börkleri ak olsun.” diyerek teklifte bulunduğunu nakleder.

Eski çağlardan bu yana tüm zamanlarda,Anadolu ışık insanları güneşten geldiklerinin sembolik ifadesi olarak başlarından rengini güneşten alan kızıl başlıkları eksik etmediler.Altıncı yüzyıldan başlayarak onuncu yüzyıla kadar Hıristiyan kilisesine karşı ayaklanan Anadolu Alevileri de başlarında kırmızı başlıklar taşıyorlardı.Güneşin çocukları Bizanslılar eli ile zorunlu ikamete tabi tutuldukları Balkanlarda ve Orta Avrupa ve Güney Fransa’ya uzanan uzun gurbet yıllarında da kızıl renkli güneş başlıklarını hep başlarında taşıdılar.16 Mart 1244 yılında Montsegur eteklerinde engizisyon cellatları tarafından yakılan insan-ı kamillerin başlarında da kızıl renkli güneş başlıkları vardı.

--------------------------------------------------------------------------------------------
anadolu alevileri

islam daha yokken vardı diyosunuz!!

anadoluya taşınmış değildir diyosunuz??

anadoluya islam henüz gelmeden hemen önce yaşamış dervişlerden isim verirmisin...

islami unsurlar girmemiş alevi şiirlerini yazarmısın!!

semah dönerlermiydi?(sen bunu başat olarak görüyosun ya)

ben sana ışık felsefesinin kaynagını getiriyim(ümmül kitaptan)

Bu proto-İsmaili kitabının bir başka karateristik çizgisi, beşler kümesine verdiği üstünlükte görülür. Büyük sonsuzluktan (doğan) beş ışık, hudutların hududunda göksel Saray(ın bulunduğu) Beyazlık Denizi (Bahr al-bayza) içinde beş renk oluşturuyor.


Bu ışıklar(nurlar), aynı ışıktan bir kişinin (şahs-e nurani) görünüşleri (zuhuratı) ve üyeleridir. Dünya insanlığı (bashariya=beşeriyet) planında insan biçimine bürünmüş olan bunlar, Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin olarak gözükürler; yani ‘hırkanın altındakiler (ashab al-kisa)’.

Bunların tanrısal görünüm alanına çıkma (theophanique) işlevi,. (Kuran’ın 33.suresinin 33.ayetine dayandırılarak Ehlibeyt’in kutsallaştırılması sözkonusudur: Cebrail gözüküp, ‘Ben de siz beşlerin altıncısıyım’ demiştir) Beyazlık Denizi’nin altında herbirinin kendisini farkettirici (krizalit, ateş, kırmızı, zümrüt, viyolet, güneş, ay, lacivert (lapislazuli) ve su gibi) renkleriyle 9 gök (kubba yahut diwan)sıralanmıştır. Herbiri içinde, Beş Kişi (shakhs e-nurani) sırayla, Beyazlık Denizi’nin beş meleği (önce Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail ve Suriel; sonra Akıl, Nefis,Jadd, Fath, Hayal vb.) olarak görünür.

Bu theophanique grup, hepsini birleştirici yahut onların Efendisi ve ‘Altıncısı’ gerçek inananın düşünen Ruh’unda (ruh natıqa) beş nurun birleştiği Kalb dünyası (zemin-i Dil) olan bu Küçük Evrene (mikrokosmos) ulaşıncaya kadar tanrısal zuhuru sürdürürler.

Bu mikrokozmik gerigelmenin içine kadar beş Işıklar, ‘Üyelerinin’ tanrılaşması üzerine meşhur tartışmaların bir diğer İsmaili örneklemesiyle benzeşim oluşturur. (Manicheizm’de: Beş ruhsal üye ya da beş Shekhina; Işık cenneti Kralının kendini göstermeleri ve konutları; Yaşayan Ruh’un (Spiritus vivens) beş oğlu; Işığın beş elemanı; ilk insan, Hürmüz’ün zırhı ve oğlu; her insanın içindeki beş ruhsal eleman yahut erdem; bütün beşli gruplar birbilerini simgelerler. Pistis Sophia (İnanç bilgeliği) gnostiğinde: Birinci emredici ve ışığın beş sektörü, büyük peygember ve onun beş yardımcısı.

Basilid sisteminde:beş hypostases, beş belirgin ve öndegelen kişi..) Aynı şekilde İslami ortamda da beşli tanrısallığın inananları özel bir ad altında kendilerini gösterdiler: Mukhammisa, yani Pentadistler (Beşleri, yani Ehlibeyti tanrılaştıranlar) (H.Corbin, Temps Cyclique.s.185)


----------------------------------------------------------------------------------------------


Dört ayrı Hıristiyan konsil kararlarında Orta Avrupa ve Güney Fransa’da ortaya çıkan Hıristiyanlık karşıtı hareketin Divriği-Arguvan kökenli olduğu açıkca ifade edilmiştir.(Oksford 1160,Flanders 1162, Burgundy 1167 ve üçüncü büyük konsil 1179)

Engizisyon cellatları on üçüncü yüzyılda Güney Fransa’da ki ışık insanlarının fiziki varlıklarını sona erdirmiş olsalar da onların Fransa’ya taşıdıkları özgürlükçü ve devrimci ruh Fransa’da yaşamaya devam etti. 1789 Fransız ihtilalinin önderleri Hıristiyanlığı yasakladılar Hıristiyanlığın yerine adına ‘Bilim Dini ‘dedikleri içinde yoğun olarak Alevi ögeleri taşıyan bir din tesis ettiler.Kiliseleri Hıristiyan motiflerinden arındırdılar.Ünlü Notre Dame kathedralinden İsa figürlerini kaldırıp yerine bir ‘Kadın Ana ‘ heykeli koydular.Fransız ihtilalinin önde gelenleri birbirlerine törenle tesis edilmiş bir bağla. ‘müsahiplik bağıı’ ile bağlıydılar.Ve her şeyden önemlisi Fransız ihtilalinin sembolü kızıl bir başlıktı.
-------------------------------------------------------------------------------------------
babai-karmati ayaklanmasını bastırmak için fransız lejyonerleri-kürtler ve ermenilerden müteşekkil bir ordu kurdugunu biliyoruz selçuklunun..

belki bu fransız lejyonerler bu isyanı bastırırken alevilerden bişeyler kapmışlardır diye düşünüyorum!!!


----------------------------------------------------------------------------------------------

Nemrut dağının zirvesinde her sabah güneşin doğuşunu selamlayan o binlerce yıllık heykellerin,İslam dinine karşı başkaldıran Babailerin,on ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda Avrupa’da Hıristiyan bağnazlığına karşı amansız bir savaş veren Anadolu kökenli insanların ve Fransız devrimcilerinin, başlarındaki rengini güneşten almış kızıl başlıkları görmezden gelerek Hz. Ali’nin başına hiç takmadığı bir kızıl başlık tutuşturup,buradan hareketle Alevi tarihi yazan sözde tarihciler siz artık zahmet etmeyin .Bundan böyle,bizler kendi tarihimizi kendimiz yazacağız.

Erdoğan Çınar
5 Şubat 2009-İstanbul
-----------------------------------------------------------------------------------------------
babailerin islam dinine kalkıştığı safsatadan ibarettir''

baba ishak böyle birşey ifade etmemiştir..

yezit selçuklunun, kürtler ermeniler ve fransız lejyonerlerden oluşan ordusu..

islamın gerçek yolunu bastırmak üzere oluşmustur..

ama tabi buna güçleri yetmemiştir!!!
[/quote]

Altıncı yüzyıl sonlarında Bizans imparatoru Maurice, Pers imparatoruna bir mektup yazarak Alevileri bulundukları cografya'dan uzaklaştırmak üzere ortak bir sürgün planı önerdi;

“Onlar sizinle bizim aramızda yaşıyorlar ve devamlı problem kaynağı oluyorlar. Ben, benim tarafımdakileri toparlayıp Trakya’ya göndereceğim. Sen de seninkileri doğu’ya gönder. Eğer orada ölürlerse çok sayıda düşmanınız ölmüş olacak. Eğer tersi olur da sınır boylarındaki diğer düşmanlarımızı öldürürlerse pek çok sayıda düşmanınız öldürülmüş olacak. Bizlere gelince bizler birbirimizle barış içinde yaşayacağız. Eğer onlar kendi ülkelerinde kalırlarsa bundan sonra sizin için ve bizim için artık huzur olmayacak”.

Alevilerin Anadolu’dan ilk zorunlu tahliyesi İmparator Maurice (582-602) zamanında Kıbrıs’a yapıldı. Bu zorunlu tahliyeyi yedinci yüzyılda yapılan Balkan sürgünleri izledi.

Pers İmparatoru'nun Bizans imparatoru ile iş birliği yapıp Alevileri Doğu'ya gönderip göndermediği bilinmiyor.Ancak on altıncı yüzyıl başında Osmanlılar Tekeli Alevilerini Mora yarımadasına zorunlu ikamete mecbur ederken Oamanlı ile işbirliği yapan Şah İsmail de dört bin Alevi ailesini (Büyük çoğunlığu Şadıllı aşiretindendi) Doğuya, Afganistan sınırına sürgüne gönderdi.

Bugün Horasan adını verdiğimiz bölgenin (İran'ın kuzeydoğusu,Afganistan sınırı ) güneybatısında yaşayan Aleviler on altıncı yüzyılda büyük Alevi düşmanı Şah İsmail eli ile sürgüne gönderilmiş ailelerin torunlarıdırlar.

Alevilerin literatüründeki Horasan sözcüğün bir cografi terimi işaret ettiğini düşünmek büyük bir hata olur. Çünkü Aleviler israrla Horasan'dan geldiklerini öne sürmelerine rağmen, elimizde Alevilerin horasan coğrafyasından Anadolu'ya geldiklerine dair bir kanıt yoktur.Tersine Şah İsmail eli ile bu bölgeye sürgüne gönderildikleri yadsınamaz ve inkar edilemez bir tarihi gerçekliktir.

Aşık Paşazade 'Osmanoğullarının Tarihi'inde Türkler onbirinci yüzyılda Anadolu'ya geldiklerinde Anadolu'da dört zümre varlığonı not eder. Aşık Paşazadenin Anadolu'nun yerlisi olarak naklettiği dört zümrenin üçü Alevi zümresidir.(Anadolu Bacıları,Anadolu Abdallar,Anadolu Ahileri).Türkler Anadolu'ya geldiklerinde Aleviler -binlerce yıldan beri- burada vardılar.

Aleviler Horasan'dan geldik derlerken her zaman olduğu gibi bir kelime oyununun arkasına ustaca saklanarak aslında ışık olduklarını ışıktan geldiklerini -anlayacak olana-beyan etnişlerdir.

Aleviler'in İran'ın kuzeydoğusundan (Horasan'dan) Anadolu'ya geldikleri söylemi -Alevi gizlenişini fırsat kabul edilerek-ortaya atılmış temelsiz bir yalanlardan bir tanesidir.

Horasan Hint-Avrupa dil ailesinden bir kelimedir.(Aleviler'in geçmişte konuştuklarıu Luvı dili yeryüzünde konuşulmuş en eski Hint-Avrupa dilidir) Pek çok dilde güneşin yeri yada güneşin yükseldiği yer anlamına gelir.(örnek:Horizon)

Alevi inanışına göre yeryüzündeki tüm yaşam formları ana kaynağını Nur-i Kadim'den alan ve güneş aracılığı ile yeryüzüne inen ışık ile vucut bulmuştur.Yani insan da gezegendeki diğer yaşam biçimleri gibi güneşten gelen ışık aracılığı ile var olmuştur .Hemen belirtmem gerekir ki Alevi inanışı bir 'güneş tapınmacılığı' değildir.Alevi inancında güneş yaratan değil, yaradılışın görünen yüzüdür.

Alevilerin nereden geldiniz sorusuna Horasan cevabı vermeleri bu sebepledir.

Gözlüye gizli yoktur.

Alıntı Silvus Dağı

Aşk ile



___________________İMZA___________________
"Gelip gittiğimiz bu daire, öyle bir daire ki,
ne önü belirmede, ne sonu görünmede.
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Bu hususa dair hiç kimsede
doğru düzen bir söz söylemedi gitti!"
Rubailer, Hayyam


Saygılar sevgiler Ali karul.
Işık'la Kalın

Konu Ali karul tarafından (09.02.2009 Saat 11:41 ) değiştirilmiştir.
Ali karul Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Ali karul Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:18.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica