Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Genel

Alevilik Genel Alevilik üzerine genel tartışmalar, eleştiriler, sorunlar

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 13.04.2019, 18:24   #31
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 689
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 16
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

Bir sosyalistin gözünden: Dersim İsyanı/Katliamı
Çağlar Yiğit

Bu ülkenin en büyün sorunlarından biri, bir konu, olgu, olay hakkında bilgi sahibi olmayanın, bilgi sahibi olandan daha çok konuşmasıdır.

Hatta ve hatta o konu,olgu ve olay hakkında bilgisiz olanın bilgiliyi edepsizce susturmaya çalışması, bilgiliyi konuşturmaması ve hatta bu uğurda gerekirse hakarete, küfre ve şiddete başvurmasıdır.

Bakınız Dersim İsyanı/Katliamı.

Dersimliyim,çocukluğum Dersim öyküleri dinlemekle geçti.

Hani derler ya ''Ruhunu bilirim'' diye, ben de ruhunu bilirim Dersim in.

Yazmışlar yine az bilip de çok konuşanlar, konuşmakla da kalmayıp seni susturmaya çalışanlar.

Ulusalcı ve Kemalistlerden bir kısım zevat yazmış ki ''Seyit Rıza çok büyük bir aşiret ağasıydı, binlerce silahlı adamı vardı, 238 tane köyü vardı, eşkıyalık yapıyordu, devlete vergi vermiyordu, orduya asker göndermiyordu, hatta askere kurşun sıkıyordu, Kürt devleti kurmak istiyordu, İngilizlerle işbirliği yapıyordu'' diye.

Yine Kürt ulusalcılarından ve liberallerden de bir kısım zevat yazmış ki ''Dersim halkı Kürt olduğu için, faşist ve sömürgeci T.C. devleti tarafından ilerleyen süreçte bir Kürdistan kurulmasın diye Dersim halkına katliam yapıldı. Dersim halkı devletin Sünnileştirme politikası gereği Alevi olduğu için katledildi. Dersim halkı, Seyit Rıza ve yanındakiler Kürt ulusal bilincine sahip, dönemine göre sosyalist ve devrimci bir önderdir.''

Neresinden tutsam elimde kalır. Hangi birisine cevap vereyim; eksik, hatalı, abartılı ve hatta %80'i de yalan yanlış olan bilgiler, ifadeler.

Çoğu da kin ve nefretinden kaynaklı kişisel kanaat ve itham.

1-Dersim'de (bugünkü Tunceli'de) toplasanız 450-500 arası köy ya vardır ya yoktur ki onun da 250 tanesinin Seyit Rıza ya ait olduğunu söylemek yalanın ta kendisidir.

2-Seyit Rıza aşiret ağası falan değildir. Alevilikte önemli bulunan dedelik makamına ve ocağına mensup, Dersimde sayılan, sevilen, hürmet edilen ve aşireti içerisinde de doğal önder kabul edilen birisidir.

3-Peki Seyit Rıza bir sosyalist açısından idealize edilip halk kahramanı noktasına getirilecek kadar ilerici, halkçı ve devrimci bir karakter midir? Kesinlikle hayır. Seyit Rıza Dersim İsyanı/Katliamı öncesinde de bölgede cinayetten, yağmacılığa ve nüfuzunu kullanıp yanlış fiillere sebep olmaya kadar birçok hatası olmuş yöresel nüfuz sahibi bir şahsiyettir. O zamanki tarihsel ve mekansal nesnellik ve kendi bulunduğu öznel konum gereği de devrimci, halkçı ve sosyalizan bir karakter olması mümkün değildir.

4-Dersimde hiçbir dönemde öyle zannedildiği gibi Şafi Kürt coğrafyasındakine benzer bir feodalite oluşmamış, ağalık ve aşiret ilişkileri abartıldığı kadar toplum hayatına nüfuz etmemiştir (Nasıl etsin, Aleviliğin doğası böylesi gerici bağlamlı ilişkileri çok da sineye çekilecek bir yapıya sahip olmamıştır hiçbir zaman.)

5-Dersim coğrafyası çok dağlıktır ve tarım yapılacak arazi çok sınırlıdır. Coğrafyanın etkisi düşünüldüğünde iddia edildiğinin aksine güneydoğu ovalarındaki aşiretler gibi büyük aşiretler değil bölük pörçük küçük çaplı aşiretler ve aileler kendince hegemonya kurmuşlardır ve birbirleriyle toprak ve mera meseleleri yüzünden çoğunlukla kavgalıdırlar. Öyle zannedildiği gibi büyük birliktelikler kurup ve bir araya gelip büyük isyanlar çıkarabilecek potansiyelleri de yoktur.

6-Dersim coğrafyasının halkı Kızılbaş/Alevi inancına mensup bir topluluktur. Osmanlı nın ve öncülü Sünni devletlerin zulmü düşünüldüğünde Dersim coğrafyasında bahsedilen dönemde de öncesinde de toplumun temel kimliği ve hassasiyeti Alevilik olmuştur. Hatta denilebilir ki Dersim coğrafyası Zaza/Kürt kimliğini son 30 yılda devletin zulmü ve Kürt Hareketi'nin o cağrafyadaki etkili ideolojik ve siyasi hamleleri sonucunda kazanmıştır. Bütün bunlara rağmen hala Dersim coğrafyasında etnik kimliğinden ziyade Aleviliğini veya solculuğunu öne koyan önemli bir nüfus vardır.

7-Dersim coğrafyası Osmanlı döneminde görece özerk bir bölge olmuş ve Osmanlı burayı satın aldığı bazı aşiretler ve aşiret ağaları aracılığıyla yönetmiştir (Bakınız Çarekan aşireti). Bütün bunlara rağmen dönem dönem Osmanlı uşağı derebeylerin zulmü ve inançsal baskılar yüzünden Dersim halkı isyan etmiş ve her isyandan sonra da ağır bir katliama maruz kalmıştır.

8-Osmanlı'nın son yıllarında da, cumhuriyetin ilk dönemlerinde de devletin bütün merkezi otorite girişimlerine rağmen Dersim'in görece özerkliği devam etmiştir. Fakat bu duruma rağmen Osmanlı da, Cumhuriyet yönetimi de diğer iller ve bölgeler kadar olmasa da Dersim'den asker de toplayabilmiş, vergi de alabilmiştir. Hatta Dersimliler 1.Dünya Savaşında Rus işgaline karşı çok etkili bir direniş göstermiş ve Dersim Rusların o dönemde giremediği ender şehirlerden biri olmuştur. Kurtuluş Savaşı için Dersim'in yerel kanaat önderleri çağrılar yapmış ve daha önceki savaşların aksine Kurtuluş Savaşı'na Dersim'den yoğun bir katılım olmuştur. Yani Dersimlilerin hiç vergi vermediği ve savaşlara hiç asker göndermediği tezi tamamen yalandan ibarettir.

9-Dersim coğrafyasında eşkıyalığın yaygın olmasının temel nedeni devletin otorite boşluğu ve devletle işbirliği halindeki yerel otoritelerin halka çok zulmetmesi, keyfi davranması ve halktan çok fazla vergi almasıdır. Doğru dürüst tarım arazisi olmayan ve nüfusu da o dönemlerde şimdinin iki katı olan (140-160 bin) Dersim'de halk zulümden ve yoksulluktan dağlara çıkmış ve yağmacılık yapmaya başlamıştır. Dersim dışındaki bölgelerden Dersim'e kaçan ve bölgenin dağlık olmasını, otorite boşluğunu fırsat bilen epeyce bir insan sayısını da buna eklemek gerekir. Fakat bu durum o zaman ülkenin neredeyse her yerinde mevcuttur sadece Dersim'in özgül koşulları sebebiyle Dersim'de biraz daha fazladır.

10-Seyit Rıza okuma yazma bile bilmeyen bir adamdır ki Dersim halkının da büyük çoğunluğu okuma, yazma falan bilmemektedir. O dönem ne Şafi ne de Alevi Kürtler arasında Kürtlük bilinci yaygındır. Kürtlük bilinci o dönem sadece çok sınırlı Kürt aydın ve öğrenci çevrelerinde yaygındır. Bu bağlamda Dersim İsyanı'nın/Katliamı'nın temelinde Kürtlük olduğunu iddia etmek düpedüz yalandır. Kaldı ki günümüzde de hala devam eden bir Şafi-Alevi zıtlaşması vardır ki Alevi Kürtler, Şafi Kürtlere ''Kürt'' demekte ve kendilerini Kürt değil Alevi olarak tanımlamakta ve Kürtlüğü Şafilikle eş görmektedirler. Bu bağlamda Dersim İsyanında/Katliamında Kürt Milliyetçiliğinin etkili olduğunu söylemek hiçbir bilimsel gerçekliğe uymamaktadır.

11-Gelelim Seyit Rıza nın İngilizlere yazdığı iddia edilen mektuba. Birincisi o mektubu Seyit Rıza değil Baytar Nuri lakaplı Nuri Dersimi yazmıştır. Kendisi çeşitli Kürt milliyetçi çevrelerinde faaliyet göstermiş o dönemin Kürt aydınlarındandır. Mektuba Seyit Rıza adıyla kendi imzasını atmıştır. Kaldı ki yıl 1938 Hitler faşizmi Avrupa'yı ve dolayısıyla İngiltere'yi ciddi anlamda tehdit ediyor. İngilizlerin işi yok da Anadolu'nun hiçbir açıdan yardım gönderilmesi mümkün olmayan iç bölgesindeki Dersim'de bulunan 3-5 bin isyancıya mı yardım gönderecektir? Hem de Hitler tehlikesine karşı Türkiye'yi kaybetme pahasına...

12-1923 Cumhuriyeti merkezi otoriteyi kurmak ve temel paradigması olan ulus-devleti inşa edebilmek için Dersimdeki fiili özerkliğe ve olası bir Kürt uyanışına erken müdahale edebilmek için başlattığı Dersim Harekatı çok acımasız ve haksız bir duruma yol açmış, feodal otoriteler tasfiye edilip merkezi otorite tesis edileceği yerde on binlerce suçsuz, günahsız insan en vahşi yöntemlerle katledilmiş ve belli bir süre sonra Dersim'de de tüm Kürt coğrafyasında da feodallerle ve ağalarla anlaşılıp ağalar CHP den milletvekili yapılıp Dersim'de de, diğer Kürt illerinde de ve tüm Anadolu'da da yoksul halka yönelik Devlet-Derebeyler zulmü devam etmiştir. Toprak Reformu tasarısı da yine bu derebeylerin gücü ve baskısı yüzünden iptal edilmiş, hayata geçirilememiştir.

13-1923 Cumhuriyeti görece de olsa laik ve ilerici bir karaktere sahiptir. Eğer Sünnileştirme ve asimilasyon arıyorsak dönüp Osmanlı'ya bakmalıyız.1923 Cumhuriyeti nin Alevilere pek de hayırhah bakmadığı doğrudur ama devleti hiçbir zaman Sünni esaslar üzerine kurmamışlardır ve İslamcılığı, muhafazakarlığı da kırmak için çoğu zaman Aleviliği de yardıma çağırmışlardır. Aleviler de bu bağlamda 1923 Cumhuriyeti'nin laik karakterinin kendileri için pozitif bir olgu olduğunu düşünmüş ve 1923 Cumhuriyeti'nin her zaman yardımına koşmuşlardır, hatta en sahiplenici unsurları olmuşlardır. Cumhuriyetin karakterinin zaman için de dejenere olup Sünnileştiği de objektif bir veridir tabi.

Bütün bu verileri ve olguları kendi histerik, milliyetçi paradigmaları gereği görmezden gelen cumhuriyet döneminin en büyük hatalarından, katliamlarından ve kara lekelerinden biri olan Dersim lekesini meşrulaştırmaya çalışanlara ve Dersim üzerinden cumhuriyete ve onun ilerici kazanımlarına düşmanlık edip AKP'ye ve gericiliğe meşruiyet kazandıranlaradır sözüm.

Cumhuriyet döneminin ilerici hamlelerini, kazanımlarını, Kurtuluş Savaşı'nın ve sonrasının görece de olsa bağımsızlıkçı muhtevasını ve Mustafa Kemal in jakoben, aydınlanmacı, laik ve ilerici karakterini sahipleniyorum vefakat 1923 Cumhuriyeti de, Mustafa Kemal de sütten çıkmış, pür ü pak, ak kaşık değildir.

Kalkıp bazı liberal ve sözde ''solcular'' gibi AKP dururken eski defterleri karıştırıp, Kemalizmle hesaplaşmak, cumhuriyetin ''günahlarını'' ortaya sermek adına Dersim goygoyculuğu da yapmıyorum.

Aksine geçmişe dönük ulusalcı ve histerik hezeyanlarla yapılan bu tür çarpık okumalar zannedildiğinin aksine kini ve nefreti daha da arttırıyor ve milliyetçiliği daha da körüklüyor. Bu tür konularda kendi etnik ve ulusal kimliğini aşmış milliyetçilikten uzak, soğukkanlı ve bir sosyalistin bakması gerektiği gibi bakmalıyız. Bize yakışır şekilde.

Elimden geldiğince objektif, tarihsel veriler ışığında, abartmadan, yalan söylemeden, uydurmadan, çarpıtmadan, cımbızlamadan ve histerik milliyetçi duygulardan uzak Dersim İsyanı/Katliamı hakkında bir sosyalistin nasıl bakması gerektiğini yazdım.

Umarım başarabilmişimdir.

Sürç-i lisan ettiysem affola.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.04.2019, 18:39   #32
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 689
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 16
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Saygideger Dostlar...

Asagidaki alinti; Tarihi Belgeleri butun ciplakligi ile aciklarken, Bazi Saptirmalari da elden birakmamistir.....

BILINMELI VE KAVRANMALIDIRKI.
ALEVI KIZILBAS YASAM FELSEFESININ DINI, IRKI, MILLETI, RENGI YOKTUR...
SADECE IKI YAPILANMASI VARDIR
SEVGI VE INSANLIKTAN BASKA BIR YAPILANMASI YOKTUR.

AKSINE FASIST T.C NIN HUNARCA KATLETIKLERININ YANI SIRA, DERSIM SINIRLARINA PUSUYA YATMIS GERICI KURT TOPRAK AGALARI VE DINCI YOBAZLARI TARAFINDAN KACANLARIN BIR COGUNU DA KURTLER TARAFINDAN KATLEDILMISTIR...
7 ALEVI KIZILBASIN KATLETMEK, BUNLARI CENNETE GOTURUDUGUNU BILMIYEN VARMIDIR...
BIZLER, DOGRUDAN, GUZELDEN, HAKTAN VE HAKLIDAN YANAYIZ..........

Atatürk ve Dersim Katliamı (Belgeler)
Atatürk ve Dersim Katliamı (Belgeler)

19.11.2015

Mart ve Mayıs ayları Kürtler için derin acılar ve katliamlarla doludur. Kemalist rejim, Kuzey Kurdistan’da büyük bir şiddet rüzgarı estirmiş, çeşitli dönem ve aralıklarla katliamlar gerçekleştirmiştir. Bu katliamlardan biri de Dersim Katliamı’dır. Binlerce insan öldürülmüş, mağaralarda aç bırakılmış, binlerce kadın ve çocuk kara trenlerle sürgüne gönderilmiştir.







Dersim Katliamını hatırlayalım ;

Şeyh Sait ayaklanmasından sonra başlayan hazırlıklar, 1935 yılında çıkarılan ve Dersim ismini Tunceli olarak değiştiren kanun önemli bir aşamadır. 1926 Koçuşağı hareketi ile başlatılan hazırlıkların bu aşaması bölgeye ve Dersim’e gönderilen kişilerin hazırladığı raporlarla şekillenmeye başlamıştır.

Elazığ’da kurulan 4. Genel Valiliğe getirilen General Alpdoğan üzerinden yürütülen askeri planlamalarla Dersim’de askeri karakollar ve yolların yapımına hız verilmiştir. Yapımı süren karakol çalışmaları sırasında yaratılan bir provokasyon sonucu katliam fiilen başlatılmıştır. 1937 yılında başlatılan Dersim katliamı, Seyit Rıza’nın yakalanışı ile ilk aşaması tamamlanmıştı.

ata1

Erzincan’da yakalanan Seyit Rıza Elazığ’a getirilir. Ekim ayı ortasında başlayan sözde yargılama 15 Kasım’da bitirilir. 14 kişi beraat eder. Seyit Rıza dahil 7 kişi idama, 37 kişi de ağır hapis cezalarına mahkûm edilir. 15 Kasım’da Seyit Rıza (1860/62- 1937) ve diğer altı kişi Elazığ Buğday Meydanı’nda şafakla birlikte infaz edilirler.





Bu altı kişi, Seyit Rıza’nın oğlu Refik Hüseyin, Kamer Ağa’nın oğlu Yusufanlı Fındık, Şeyhan reisi Usê Seydi, Demenan reisi Cebrail veya oğlu, Kureşanlı Hasan ve Haydaranlı Kamer Ağa’dırlar. İhsan Sabri Çağlayangil, Seyit Rıza’nın asılması hakkında anılarında yaşanılan hukuksuzlukları anlatmaktadır.

Tatil olmasına rağmen mahkemenin nasıl oluşturulduğu, otomobil ışığında gerçekleşen idam, Seyit Rıza’nın yaşını küçültüp, yaşı tutmayan oğlunun yaşını büyülterek katledilmeleri, devletin intikamcı karakterini göstermesi açısından ibret vericidir. Seyit Rıza ve arkadaşlarının asılmasından sonra, katliam şiddetini arttırarak tüm Dersim’i kapsamıştır.

ata2

Atatürk tarafından imzalanan katliam emri…

Başta “laç deresi” olmak üzere, Dersim katliamı insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.1938 yılında son bulan katliam sonucunda, resmi rakamlara göre 6800-16 bin, genel kabule göre ise, 60- 70 bin insan katledilmiştir. Katliamdan kurtulan Dersimliler Batı illerine sürülmüş, çocuklarda yatılı okullara verilmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün katliam için verdiği talimat. Atatürk’ü bu katliamdan sorumlu tutmayanlar, bu belge açığa çıktıktan sonra derin bir suskunluğa büründüler.

Atatürk , dönemin kurmayları Kurdistan’da sistematik olarak gerçekleştirilecek katliamları görüşürken ;

Seyid Rıza , Kemalist rejim tarafından idam edilmeden önce Kemalist subaylardan bir istekte bulunur ; ” Beni oğlumdan önce asın. Oğlumun öldüğünü görmeyeyim. ” Seyid Rıza’nın oğlu , Kemalist rejim tarafından yaşı büyütülerek idam edilmişti.

ata3

Bu talep askerler tarafından reddedilir ve Seyid Rıza’nın oğlu gözleri önünde idam edilir.

Seyid Rıza idam edilirken zamana ve mekana şöyle seslenmiştir; Bu sesleniş günümüzde bile Kürt gençleri arasında sıkça dile getirilir;

” Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun ”

Bitlisname.com

Etiketler: Atatürk Seyid Rıza / Dersim 38 / Dersim Katliamı / Dersim Tarihi / Seyid Rıza

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.04.2019, 19:44   #33
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 689
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 16
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Dersim Katliamı’ndan Atatürk’ün haberi var mıydı?
Dersim tartışması giderek büyüyor


Tartışmada gelinen son nokta Atatürk’ün Dersim olaylarından haberinin olup olmadığı.

Bir gruba göre, Cumhurbaşkanı olan Atatürk’ün Dersim olaylarından haberinin olmadığını söylemek gülünç ve doğru değil.

Diğer gruba göre, katliamın yoğun yaşandığı Mayıs-Eylül 1938’de Atatürk ciddi olarak hasta, kendinde değil ve Dersim harekâtından haberi bile yok.

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün “Dersim katliamının sorumlusu devlet ve CHP’dir. Atatürk de bu olaylardan haberdardır” demeci Dersim olaylarını tekrar gündeme taşıdı.

Vatan'ın haberine göre; Arkasından Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Mecli’te bir araştırma komisyonu kurulmasını önererek, “Şüphesiz Atatürk hayattadır ve İsmet Paşa Başbakan’dır ve sorumlu bir hükümet de vardır, Cumhuriyet Halk Partisi hükümetidir. Dolayısıyla âlemde hiçbir gerçek gizli kalmamalıdır.

Dersim gerçeği bugün ortaya çıkarılmalı ve tarihimizle yüzleşmeliyiz” dedi. Dün konuşan Prof. Dr. Baskın Oran’da tartışmaya, “Dersim’de isyan yoktu. Devlet tarafından planlı bir katliam uygulandı. Harekatı Atatürk planladı” diyerek katıldı. Dersim olaylarıyla ilgili olarak çalışan araştırmacılar da tam bu noktada ikiye bölünüyor.

Bir grup Atatürk’ün katliamdan haberi olduğunu savunurken karşı grup katliamın asıl yaşandığı tarih olan 1938’in ikinci yarısında Atatürk’ün hastalığının ilerlediğini ve birçok şeyden haberinin olmadığını iddia ediyor. İşte giderek büyüyen ve ana muhalefet partisi CHP’de kriz yaratan Dersim tartışmasında uzmanların görüşleri.

Esas sorumlu Celal Bayar’dır

Başlangıçtan Günümüze Dersim Tarihi kitabının yazarı Dersimli tarihçi Ali Kaya’ya göre harekatın sorumlusu dönemin Başbakanı Celal Bayar: “Atatürk’ün ‘Orayı katledin, 1.5 yaşındaki bebekten 90 yaşındaki dedeye kadar öldürün’ demiş olması mümkün değil. Harekatı yapanlar katliam gerçekleştirdi.

Alevi çıbanını Sünnileştirerek çözmeye çalıştılar. Olaylar daha çok 15 Mayıs-15 Eylül 1938 arasında oluyor. Atatürk o dönem ciddi olarak hasta ve kendinde değil. Doktor raporları ortada. Atatürk’ün bu dönemde gidin orada katliam yapın demesi mümkün değil, haberi bile olmamıştır.

Dersim’de görev yapan bir istihbarat subayıyla konuşan bir tanık 1937’de Celal Bayar’ın Atatürk’e bir rapor götürdüğünü ve Elazığ Ovası’nda Dersim’i hedef alan bir tatbikat yapmak istediğini anlatmıştı. Atatürk tatbikat dosyasını geri çeviriyor. Bayar, ikinci kez gittiğinde ‘buna gerek yok’ diyerek yolluyor. Ancak 1938’de üçüncü kez Atatürk hastayken götürüp imzalatıyor. Dersim olaylarının esas sorumlusu Celal Bayar’dır. Uzlaşmacı, eğitim, sağlık sorunlarını çözmekten, yol yapmaktan yana olan İsmet İnönü’ye de 25 Ekim 1937’de istifa etmesi için baskı yapmıştır.”

CHP içindeki sağcıların marifeti

Eski CHP İstanbul Senatörü Mehmet Feyyat, Dersim olaylarının baş aktörlerinin CHP içindeki sağcılar olduğunu belirtiyor: “Tek parti ve tek iktidar dönemi olduğu için herkes aynı yerde. Dersim ‘devlet gericiliği’nin bir tezahürü.

1937 sonu ve 38’de başlayan Dersim olaylarında Atatürk ölümcül, hasta yatağında harekatın sonuçlarının farkında değil. İnönü, herhangi bir suikast tehlikesinden ötürü Ankara’daki evinden çıkamıyor. Dersim katliamı CHP içinde sonradan Demokrat Parti’ye geçecek sağcı isimlerin marifetidir. Dersim olaylarında Başbakan Celal Bayar, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, sonradan Menderes’e akıl hocalığı yapacak Şükrü Kaya isimleri ön plandadır.”

Atatürk’ün haberi yoktu demek gülünç

Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nden Dersim’le ilgili bir çok belgeyi çıkararak “Karavagon/38 Dersim Sürgünleri” adlı bir belgesel çeken yönetmen Özgür Fındık, Dersim Olayları’nın Atatürk’ten habersiz yapılamayacağını düşünüyor: “Belgeseli çekerken Mustafa Kemal gerçeği ile karşılaştık.

Abdullah Alpdoğan Paşa’yla birlikte Mustafa Kemal’in de Sabiha Gökçen’le birlikte Dersim’e kadar gittiğini gördük. Başbakanlık arşivlerinde açık olan görüntüler bunlar. Arşivlerde Mustafa Kemal’in ölmeden 1.5 ay öncesine kadar imzaladığı raporlar var. Bizzat kendisi Dersim’le ilgileniyor. Bunu görmemezlik edemeyiz. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın rakam ne derseniz deyin 10, 20 ya da 40 bin kişinin katledildiği bir harekattan haberinin olmadığını söylemek çok gülünç ve doğru değil. Celal Bayar’ın anılarında, Mustafa Kemal’in kendisine ‘Vurun, Dersim’de sorumluluk bana aittir’ dediği de biliniyor.”

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...].

DERSIM SOYKIRIMIN TEK SORUMLUSU MISTO KOR`DUR. (KOR MUSTAFA`DIR)
1935 De Basliyan Katliam, 1937 de binlerce savunmasiz hunarca katledilir, 1938 Temmuz ayinda Katliam durur....
FASIST IRKCI, MILLIYETCI VE GERICI KAFTASCI ATATURK`UN EYLUL AYINA KADAR KATILDIGI TOPLANTILAR VAR, EKIM AYINDA YATAGA DUSER BIR AY SONRA,
DERSIMDE KEMO ZELE TARAFINDAN YEDIGI KURSUNLA HAK ETTIGI YERE GIDER.....

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.04.2019, 02:11   #34
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 689
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 16
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Dersim Soykırımı ve 80 yıllık kanayan Yara!

Dersim Cellatları, öldürdükleri insanları yok etmek için cesetlerin üzerine zeytin yağı dökerek yaktıklarını itiraf ediyorlar.
Dersim jenosidinde 70 binin üzerinde Alevi Kizilbas katledildi. Sag kalanların çoğu sürgün edildi. Okul ve kışlalarla asimilasyon tüm şiddetiyle devam etti, günümüze kadar.Seyit Rıza'nın son sözü;”Ayıptır, Zulümdür, Cinayettir.”


Dersim Soykırımı ve 80 yıllık kanayan Yara!


«Acı geçicidir. Terk etmek ömür boyu sürer» Lance Armstrong

«Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu.Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun» Seyid Rıza.

Dersim soykırımı üzerinden 80 yıl geçti.”Zaman her şeyin ilacıdır.” denir. Gerçekten zaman Dersim'lilerin kanayan, kangrenleşen yaralarına derman oldu mu?

Dersim, 80 yıldır yaslıdır, kederlidir. Dersim mazlumların sessiz çığlığıdır.

Dersim denince, vicdanı, duygu ve hisleri olan herkesin, yaşanan vahşet karşısında nefesi kesilir, kanı akmaz durur. Dersim, dağlık bir bölgedir, yüksek dağları, dereleri, vadileri ve Munzur suyuyla bilinir. Dersim'de Kırmancki ve kurmanci konuşan, Rea heq'i, inancına sahip Kürd topluluğu yaşar.

Dersim, Alevi Kizilbaslarin tarihsel ortak hafızasıdır.

Tarihi kim yazıyor? Tarihi iktidar ve güç sahibi olan muktedirler kendi çıkarları doğrultusunda, istedikleri şekilde çarpıtarak yazıyor.

Örneğin “Dersim isyanı” deniyor, gerçekten bir isyan var mıydı? Yoksa 1937-1938 soykırımına uydurulan bir kılıf mıdır?
Dersim'de ne bir isyan ne de bir isyan hazırlığı vardı, bu tamamen bir çarpıtmadır. İşin aslı 1923'te kurulan Cumhuriyet'in tek lideri ve kabinesi, Türk etnisitesi dışında başka bir milletin varlığını büyük bir tehlike olarak görmesidir.

Alevi Kizilbaslarin ise kendi dilini, inancını, kültürünü yaşamak için talepleri vardır, bu durum T.C. için çok büyük bir tehlike arz etmektedir.

1920 Koçgiri İsyanı, 1925 Şeyh Said İsyanı, 1930 Ağrı İsyanı diyerek sistematik bir seferberlik vardır. Toplu katliamlar, yakma yıkma, tecavüz, her türlü zulüm yapılmıştır. Kürd Yurtseverleri ve öncülerini, kitleleri meydanlara toplayarak, teşhir ederek darağaçlarında sallandırdılar.Tam bir korku ile tüm millete unutamayacakları milli zulüm uygulandı. Kürdlerin ulusal düzeyde örgütlü yapıları olmadığından, Türklerin, imha ve işgalleriyle büyük yenilgiler aldı. Ancak Türk Cumhuriyet'i kana doymamıştı. Sırada Dersim vardı. Dersim'e ilişkin ise çok daha kapsamlı, planlı, programlı, kanunlar çıkarılmıştır.



Türkiye Cumhuriyet'i Mustafa Kemal Liderliğinde, Dersim'i çıban başı olarak tanımlar. Dolayısıyla Dersim'i haritadan silmek için Türkiye Büyük Millet Meclisinde karar alınır, ve ilk imzayı M. Kemal Atatürk atmıştır. Devlet tüm imkanlarını, Dersim'i işgal ve imha etmek için hazırlıkları1927'den itibaren yapmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’ni tanımak için 1937- 1938'de uygulanan vahşete bakmak yeterlidir. 1935'te Tunceli Kanunu çıkarıldı, Bu kanun Dersim jenosidinin resmi ilanıdır. Dersim'lileri topyekün yok etmek için onaylanmıştır.

Devlet,Vali ve Kaymakamlara özel yetkiler verdi,Türk ordusu havadan, karadan harekete geçti ve Dersim'e sefer yapıldı.

Hükümet bütün silahlarını teslim edecek olan ''asilerin'' affedileceğini ilan eder 1938 baharında. O zamanki, T.C. Yetkilileri Dersim'lilerde 9 bin silah olduğunu ve bunların teslim edilmesi için, genel operasyonlar yaptığını ve 7 bin silahın teslim edildiğini açıklamıştır. Ne yazık ki silahlarını teslim eden Aşiretler de kitleler halinde süngülenerek katledildiler. Dersim'liler tamamen savunmasız hale getirilmiştir. Ayrıca vergi vermedikleri için, kanun tanımaz eşkıyalıkla, haydutlukla suçlanmaktadır.

Bu aşamadan sonra Dersim'liler ne yaparsa yapsın, T.C.'nin yol haritasını değiştiremeyecektir.

Karar verilmiştir, Dersim'li Kürdler yediden, yetmişe herkes kılıçtan geçirilecek ve bir tek canlı kalmayacaktır.

Nuri Dersimi, Kürdistan tarihinde “Dersim” isimli kitabında, katliamları bütün açıklığı ile özetlemektedir. “Kadınların, kızların, çocukların ve ihtiyarların mağaralara doldurularak yakılmaları, mağaralara boğucu zehirli gaz sıkılması, zehirli ve boğucu gazdan bunalarak dışarı çıkmaya çalışanların kurşunlanması, çocukların, bebeklerin başlarının kesilerek kılıçlara takılması, gebe kadınların karınlarına kılıç sokulması çocukların başlarının taşlara çarpıla çarpıla öldürülmeleri sık sık rastlanan, temel bir politika olarak yürütülen olaylardandır. Köylerin, ormanların, evlerin yakılması, hayvanların öldürülmesi veya gasp edilmeleri, sulara zehir konması aynı temel politikanın başka görüntüleridir.”Şeklinde anlatmaktadır.

Bu jenosid uygulamalarının esas sahiplerinden M. Kemal’in manevi kızı Ermeni katliamının kılıç artığı Sabiha Gökçen'i Dersim Kürdlerini bombalaması için özel olarak görevlendirmiştir.

“Dersim'i bombalarken çok heyecanlıydım ve acımasızca bambaladım. Hiç acıma hissi vemiyordu, hedef kımıldayan her canlıyı bambalamaktı.” Şeklinde açıklamalarda bulunuyor.

“Atatürk emretti bende yaptım.” diyor. Ve bu kadın TC. tarafından başarılı görevinden dolayı ödüllendiriliyor. Bu nasıl bir canilik, bu nasıl bir barbarlıktır? Bir kadın nasıl olur da insanları katletmekten heyecan duyar? Bu nasıl bir nefret, nasıl bir ruh halidir? Anlamak imkansız.

Bu bir kadın mı, bir canavar mı? Acımasızlığı ve duygusuzluğuyla dünyanın ilk vahşetini uygulayan kadın olmuştur.

Ihsan Sabri Çağlayangil, Kemal Kılıçdaroğlu ile 1980'lerde Dersim'le ilgili yaptığı röportajında aynen şunları ifade etmektedir: ”Meclisten geri döndük, Dersim Kürdleri Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu Zehirli Gaz kullandı. Mağaraların kapılarında canverdi bunlar Fare gibi zehirlendi ve yediden – yetmişe, O Dersim Kürdlerini kestiler, kanlı bir Harekat oldu. Dersim davası da bitti. Bugün Dersim' e rahat gidebilirsiniz.”

Dersim jenosid'ini uygulayanlar çekinmeden, övünerek itiraf etmektedir. O dönem çıkan gazetelerde şu başlıklar dikkat çekiyor,” Kuvetlerimiz Asilerin bütün köylerini işgal etti.

Deniman köyleri de işgal edildi,” şeklinde açıklama yapan dönemin T.C. yetkilileridir.

Bu açıklamalar Dersim'in Türk ve Türkiye olmadığını aksine Kürd ve Kürdistan'ın bir Vilayeti olmasından dolayı, soykırım yapılmış ve işgal edildiğini gösterir.

Böyle olmasa kendine ait bir topluluğu toplu halde katletmek aklın alacağı bir şey değil. Ancak kendinden olmayan, kendine düşman gördüğün insanları acımasızca kılıçtan geçirmek nefretiyle zehirlenmiş olan sömürgeci güçler bunu yapabilir. Kim kimin toprağını, köylerini işgal eder? Kendine ait olan alanlar işgal edilir mi? Keza Dersim jenosidinde 5 bin çocuk kayıptır ve akibetleri hâlâ bilinmemektedir. Dersim'in Kayıp Kızlarından ancak birkaçı yakın zamanda kendi kimliklerini açıkladı. Peki diğerleri nerede ve ne oldu?

Bu devlet işlediği tüm katliamlarda, kendini masum, öldürülenleri ise suçlu ilan etmektedir.

Dersim'de öldürdükleri insanların sayısının az olduğunu söyleyerek, ( bunun 11 bin civarında oldugunu kendi resmi kayıtlarına geçmişlerdir) Türk devleti işlediği soykırımı gizleyemez. Bu kanlı, barbar devlet, bir dili, kültürü, tarihsel hafızayı, coğrafyayı yerle bir ediyor, Dersim'in 80 yıldır kabuk tutmayan yarası kanamaya devam ediyor. Çünkü Dersim, yaralı, kederli ve yaslıdır ve her bireyin unutulmaz bir hikayesi vardır.

Kimileri «Dersim'li olmak bir ayrıcalıktır» diyor. Bir an kulağa hoş geliyor. Ancak sormak gerkir; hangi, dilde, hangi tarihsel hafıza ile hangi kültürle yaşıyorsun?

Bu devlet Milli Şef Kemal Atatürkün, önderliğinde yaptıkları, yollar, yatılı okullar, ve kışlalarla, sağ kalanları öylesine asimile etti ki deyim yerindeyse, kendi özgeçmişine, atalarına, diline, kültürüne kısacası kendisine düşman etti.

Kendine “Kürdüm” demek yerine “Aleviyim” demelerinin sebebi, iliklerine kadar asimilasyonla zehirlenmiş olmalarıdır. Bir Milletin tarihsel hafızası yoksa köklerinden kopmuştur, köksüz olmak aslını inkara kadar gider.

Bu nedenledir ki, Dersim'in yarası kabuk tutmaz. Dün zehirli gazla boğdukları Dersim'lileri, geride kalanları Kemalist faşist ırkçı ideolojiyle zehirlemektedir.

Gelinen aşamaya bakıldığında, devlet kendi planında başarılı olmuştur.

“Dersim'li olmak Ayrıcalıktır”, demek için “ben Kürdüm, dilimi, kültürümü, tarihsel geçmişimi biliyorum, ve sonuna kadar sahip çıkacağım” demekle olur.

Yaşlılarımız, bir tek kelime türkçe bilmezdi, çocuklar 6 yaşından sonra okula başlayınca türkçe konuşmaya mecbur edilirdi. Gelinen süreçte neredeyse kendi ana dilini konuşan yok gibi. Bu durum jenosidin ne kadar köklü olduğunun sonuçlarını gözler önüne sermektedir. Işin bir de siyasi boyutu var; kendilerini kürdlerin öncüsü, kurtarıcısı olduğunu söyleyen, başta PKK olmak üzere bütün örgüt ve oluşumlar, düşmanın diliyle, düşmanı yeneceğini mi sanıyor? Oysa düşmanın diliyle konuşan, onun gibi düşünür. Kendi dilini unuttun mu, Kürdlüğünün bir kıymeti kalmaz. Düşman bu halimize seviniyor. Çünkü zamanla Kürdçe konuşacak kimse kalmayınca, Sıdıka Avar gibi Misyonerlerin başlattıkları misyon tamamlanmış olacaktır.

Sıdıka Avar şöyle diyor: “Atatürk beni çağırdı, bir Misyoner gibi Anadolu Köylerine gideceksin. Bizim Kızları bulacaksın ve bir Misyoner gibi yetiştireceksin.” Işte başlatılan Asimilasyon politikaları devam ediyor.

Asimilasyon sonuçtur. Öncesinde, erkekleri, kadınları öldürüyorsun, geriye kalanları parçalara bölerek başka alanlara göçertiyorsun. Zorunlu olarak gittikleri bölgenin dili, inanç ve kültürüyle kaynaştırılıyorlar. Bu yapılanmayla kendinden uzaklaşma, diline, kültürüne ve inancına yabancılaşarak kendinden uzaklaşma, tarihsel hafıza olarak imha edilmektedir. Bu asimilasyon politikasıyla bir millet ikinci bir jenosidden geçmiştir.

Çok acı bir tarih, darağacında sallandırılan, Seyid Rıza ve altı arkadaşı, mutlaka birgün intikamımız alınacaktır diye akıllarından geçirmişlerdir.

Dersim denince dertlerim depreşir, yüreğim kabarır, belki o anı yaşamadım ama, başta Babaannem olmak üzere, tüm görgü tanıklarından dinlediklerim, beni, bizi o vahşet anlarına götürüyordu.

Dinlediğimiz ağıtlar, gözyaşları yaşanan felaketin geçmediğini, çok yeni olduğunu hissediyorduk. Nedeni Türk ordusu her yerdeydi ve devletin sürekli baskı ve zulümü hakimdi. Yaşlılarımız,”Ahh!! “derlerdi.”siz bu zalim türkleri bilemezsiniz, bunlarda ne din, ne vicdan, ne kitap var. Bunlar çok hainler, bize yalanlar söyleyerek, kardeşi kardeşe kırdırdılar. Anne karnındaki bebeleri süngülerin ucuyla deştiler. O kadar zulüm yapıldı ki, o kadar çok insan öldürüldü ki, Munzur Suyu kan akıyordu, dağ taş inliyordu. Gök yüzü kızıllaşmıştı, bütün canlılar bu felaketin kurbanı olmuştu, her taraf yanıyordu. Havadan uçaklar bomba yağdırıyordu, karada ise sığınacak alan yoktu. Mağaralara zehirli gazlar atılıyordu, ortalık can pazarı, insan çığlıkları yeri gögü inletiyordu. Ama Türkler insafsızdı.”

Bu devlet seri katillerden oluşuyor bu barbar, hisleri yok olmuş, duygusuz canilerle nasıl bir arada yaşıyoruz?

Yine Celal Bayar “Atatürk vurun dedi vurduk.” diyor,

Sömürgeci ve işgalci Türk devleti, Kürdistan'da, özel olarak Dersim'de sistematik olarak katliamlar yapmıştır.

Dersim Cellatları, öldürdükleri insanları yok etmek için cesetlerin üzerine zeytin yağı dökerek yaktıklarını itiraf ediyorlar. Dersim jenosidinde 70 binin üzerinde Kürd katledildi. Sag kalanların çoğu sürgün edildi. Okul ve kışlalarla asimilasyon tüm şiddetiyle devam etti, günümüze kadar.

Seyit Rıza'nın son sözü;”Ayıptır, Zulümdür, Cinayettir.”

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.04.2019, 05:02   #35
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 689
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 16
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ALEVİ KATLİAMLARI.

Sözlü bir geleneğin kutsal taşıyıcıları, bilimi, ışığı, sevgiyi ibadet olarak bilmiş olan Aleviler, horlanmış, dışlanmış ötekileştirilmiş, katliam, sürgün, diasporada yaşamaya mahkûm edilmiş, ama yine de incinsen de incitme diyen bir sabır ve olgunlukla inançlarından taviz vermeyerek direnmeyi sürdürmüşlerdir. Aleviler, eline, diline, beline desturuyla yarın yanağından gayri her şeyin ortak olduğunu savunmuş, imece usulü üretimi, dayanışmayı bir öğreti olarak benimsemiş, kadim bir geçmişin mirasçıları olarak iyi ve güzeli yaşamlarına uyarlamayı bilmiş bir halktır.

İnsanı merkezine alan, doğayı ve canlıları kutsayan, tekili bütüne bağlayan, varı var eden kadını erkekle eşitleyen, ikiliği kaldırıp her dilde, her renkte 73 milleti eşitleyen bir inançtır Alevilik. Büyüğünü de küçüğünü de ulu gören, cemale niyaz olan, bağlama ile teldeki sese, dildeki söze can veren, mazlumdan yana ser verip sır vermeyen, Hakk’ı, halkı savunan, emeği kutsayan, barışı, kardeşliği, rızalığı içselleştiren, eşitliği, özgürlüğü, sınıfsız, sömürüsüz bir dünyanın özlemini aşkla harmanlayıp gönüllere üfleyen bir öğretidir Alevilik. Cevherde var olan, bitkide can bulan, hayvanda hareket eden, insanda bilince eren bir inançtır Alevilik. Evrimleşen, özünü dara çeken, kâmilleşen bir inancın bireyleridir Aleviler. Alevilik, tek bir milletin, tek bir coğrafyanın, tek bir din ve mezhebin içine sığmayacak kadar büyük ve evrenseldir.

Alevilik; Anadolu ve Mezopotamya halklarının, dinler üstü, ırklar üstü, sosyal hayatta eşitlikçi, paylaşımcı, ortakçı inancıdır. Kolektif inancı, kolektif üretimi, yeniliği savunmakla da, kendini çağının ilerisine taşıyarak sosyalizme ilham kaynağı olmuş bir inançtır. Aleviler, yaşamın hüküm sürdüğü her yerde kendi kültürlerini sözlü gelenekten almış, kuşaktan kuşağa bu mirası büyütmüş, geliştirmiş, kendinden sonrakilere aktarmış bir halktır. Bu nedenledir ki, dün olduğu gibi bugün de egemen din, zümre, ırk ve sistemlerin saldırısına uğramış, katliam, olmadı asimilasyon, olmadı sürgünlere laik görülmüşlerdir. Kırallar, otoriter rejimler, egemenlere hizmet eden tek tanrılı Ortodoks dinler, kendileri gibi düşünmeyenleri ötekileştirmiş, ayrıştırmış, çatıştırmış ve bu yolla sömürülerini garanti altına almışlardır. Bu tekçiliğe karşı gelen Aleviler mümkün olduğunca sistemin dışına itilmiş, imha, inkâr ve asimilasyonla devletin hiyerarşik çarkı içinde öğütülmüş, kımıldayamaz hale getirilmişlerdir. Ne var ki, hiçbir kitabi şekle, kalıba, otoriteye uymayan Aleviler, kendi kültür ve inançlarını hayatları pahasına korumuş, bedeller ödeye ödeye günümüze taşımışlardır.

Geçmiş tarih incelendiğinde gerek Selçuklunun gerekse Osmanlı’nın bu ışık inancını büyük bir tehdit olarak algıladığını “Katli vacip” diyerek fetvalar çıkardığını, dün olduğu gibi bugün de imha ve inkâr politikası ile toplumu yönetmeye çalıştıklarını görürüz. 1925’te Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile Alevi dergâhlarının kapatılması bize cumhuriyetin de kendinden öncekiler gibi Alevi inkârı üzerine kurulduğunu gösterir. Kısacası Alevilerin dünya görüşü, yaşam biçimi, ibadet şekli, sosyal ve siyasal tercihleri 1925’lerin tek millet, tek dil, tek din anlayışına çarpmış, derin devletin derin güçleri tarafında kuşatmaya alınmıştır.

Aleviler tek ulus, tek din yaratmak uğruna Osmanlı ve İttihat Terakki’nin ardılı Kemalistlerin demir yumruğu ile tanışmış, Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi, tekçi bir siyasetin, hazımsızlığın, nefretin günümüze ulaşan kilometre taşları olarak, tarihe geçmişlerdir. Bugün artık sözünü ettiğimiz her katliamın, her sürgünün, her demografik değişimin belgesine sahibiz. Her şey kayıt altında… Failler; bize yutturulmaya çalışıldığı gibi münferit kişiler değil, devletin ta kendisidir. Başbakanıdır, Cumhurbaşkanıdır, Genel Kurmay Başkanıdır, Emniyet Müdürleridir. Irkçı bir Türkçülük, Kürde, Çerkez’e ve Laza, , Sünnilik ise devlet eliyle başta Aleviler olmak üzere toplumun tümüne zorla dayatılmış, kabul edenler etmiş, etmeyenler öldürülmüş, kılıç artıkları ise aşağılanmış, dışlanmış, fişlenmiş, işinden aşından edilmiş, İŞİT-AKP işbirliği ile de yok edilmenin eşiğine getirilmişlerdir.

CUMHURİYETTEN ÖNCEKİ KATLİAMLAR

755 Ebu Müslim Horasani (Bağdat)

922 Hallacı Mansur (Bağdat). Cemimizdeki 1. Dar Onun adınadır.

1238 Baba İlyas (Amasya Kalesi)

1239 Baba İshak (Malya Ovası/Kırşehir)

1393 /94 (?) Feyzullah (Nahcivan). Seyit Nesimi’nin Mürşidi, Cemdeki 2. Dar onun adınadır)

1417/18 (?) Seyit Nesimi (Halep/Şam. Cemdeki 3. Dar Onun Adınadır)

1419 Torlak Kemal (Manisa) 1419 Börklüce Mustafa (Aydın/Karaburun, Ortaklar)

1420 Şeyh Bedrettin (Serez)

1511 Şahkulu Sultan (Teke Yöresi/Gökçay)

1514 Yavuz’un (I.Selim) Yaptığı Katliam/Soykırım

1518 Bozoklu Şeyh Celal (Celali… Erzincan)

1519 Şah Veli (Sivas) 1526 Baba Zünnun (Höyüklü)

1527/28 Şah Kalender Çelebi (Nurhak-Elbistan)

1533/1534 I. Süleyman/Kanuni’nin Yaptığı Katliam/Soykırım

1547/1551(?) veya 1578/1590 (?) Koca Haydar/Pir Sultan Abdal (Sivas. Mal Pazarı Meydanı)

1606/1611 Sırp devşirmesi Kuyucu Murat Paşa’nın yaptığı Katliam/Soykırım

1826 II. Mahmut’un Yaptığı Katliam/Soykırım



CUMHURİYET DÖNEMİ KATLİAMLARI:

6 Mart 1921, 20 Haziran 1921 Koçgiri Soykırımı

4 Mayıs 1937/1938 Dersim Soykırımı,

1937 Alişer ve Zarife Ana’nın katli (Dersim)

15/17 Kasım 1937 Pir Seyit Rıza (Elazığ- Buğday Pazarı Meydanı)

1938 Zine Gediği Katliamı (Dersim, Erzincan arası, 95 kişi kurşuna dizilir.)

2 Haziran 1966 Ortaca (Muğla) Saldırısı 1968 Hekimhan (Malatya) Saldırısı

11 Haziran 1967 Maraş/Elbistan Saldırısı. (Mahsuni Şerif Konseri Sonrasında)

1 Mart 1971 Hatay/Kırıkhan Saldırısı

18 Nisan 1978 Malatya Katliamı

4 Eylül 1978 Sivas Katliamı

19/24 Aralık 1978 Maraş Katliamı

3-4 Temmuz 1980 Çorum Katliamı

12 Eylül 1980 Kenan Everen Askeri Faşizminin gerçekleştirdiği katliamlar.

2 Temmuz 1993 Madımak/Sivas Katliamı

12 Mart 1995 Gazi/İstanbul Katliamı

14/15 Mart 1995 Ümraniye/İstanbul

Katliamı. Şimdi bir de Türkiye Cumhuriyeti’nin Alevi Kızılbaş- Işık taifesine uyguladığı sistemli, bilinçli katliamları inceleyelim. Cumhuriyet öncesinde ve sonrasında sürmüş olan ve Alevi katliamlarına bir göz atalım.

KOÇGİRİ KATLİAMI 1920-1921. Sivas-Koçgiri, Güney Batı Dersim olarak da bilinir. Yüzlerce Alevinin yaşamını yitirdiği, devlet eliyle işlenmiş, Sakallı Nurettin’de denilen Nurettin Paşa, Giresun olaylarının ve Rum Pontus Katliamını gerçekleştiren Topal Osman’ın da adamlarındandır. Mustafa Kemal’in emriyle yüzlerce Alevi’yi katletmiştir.



DERSİM (1935-1938) Osmanlı döneminden beri kendi içinde bağımsız bir bölge idi. Genç TC’nin kimliği, inancı ve kültürel dokusuyla tek ulus projesinin önünde tehdit olarak gördüğü bölgedir. M. Kemal’in emri, İsmet İnönü’nün denetiminde Sabiha Gökçen’e 70.000 ile 100.000 arasında Alevi bombalatılmak, kurşuna dizilmek ve mağaralara hapsedilmek suretiyle öldürtülürmüştür. On binlercesi de kadın çocuk denmeden sürgüne yollanmıştır.

MALATYA 17-20 NİSAN 1978 dönemin Adalet Partisi Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’nun öldürülmesi sonucu Aleviler ve solcular hedef gösterilmek suretiyle devletin de bilgisi dâhilinde başlatılan katliam, köy ve ilçelerden getirilen yüzlerce ülkücü, milliyetçi, yobaz ve faşistin Alevi iş yerleri ve evlerine saldırtılmış, tahrip edilmiş, yüzlercesi yaralanmış, Alevi üç liseli genç acımasızca katledilmiştir. Artı devlet, Alevilere ait yaşam alanlarını sular altında bırakarak göçe zorlamıştır onları. Acıdır ki, dönemin hükümetleri katliamlara seyirci kalarak hiç bir şekilde müdahalede bulunmamış, failleri cezalandırma yoluna da gitmemiştir.



MARAŞ (19-26 Aralık 1978) Maraş katliamı devletin bilgisi doğrultusunda MİT- CİA- işbirliği ile Kontrgerilla ve Ülkücülere yaptırılan kanlı bir soykırımdır. Hazırlıkları aylar öncesinde planlanmış kanlı Maraş katliamı, çevre il, ilçe ve kasabalardan getirilen ülkücü-yobaz güçlere, Maraş’ın içindeki cahil, yobaz kesime, yine Maraş’ın kuzeyinde, dağlık bir alanda yaşayan yoksul Bertiz ve Cerit köylülerine yaptırılmıştır. Alevi, Kürt ve solculara karşı başlatılan katliam yüzlerce kişinin katli, yüzlercesinin yaralanmasıyla sonuçlanmıştır. Alevilere ve sol görüşlülere ait 1000’nin üzerinde ev yüzlerce de ev ve iş yeri yakılıp yıkılmış yağmalanmıştır. Ne yazık ki, Alevilere karşı yürütülen, bu katliam, yağma, sürgün ve asimilasyon politikası bugün Elbistan ve Pazarcık’ta halen yürürlüktedir. Maraş’ın Terolar köyüne zorla yerleştirilen 30 bin Suriyeli bunun en bariz örneğidir.

ÇORUM (1980, 28 Mayıs 10 Temmuz) Yine kontrgerilla iş başında… Çoğunluğu gençlerden oluşan ülkücü yobaz faşistler Çorum’un merkezinde elleri havada bozkurt işareti yaparak “Kanımız aksa da zafer İslam’ın olacak, dinsizlere, Alevilere, solculara ölüm!” diyerek harekete geçmişlerdir. Saldırılar devletin gözetiminde aşağı yukarı iki ay sürmüştür. Alevi ve solculardan 57 kişi öldürülmüş, 220’si yaralı bırakılmış, 300 civarında iş yeri ve ev yağmalanmış, yakılıp yıkılmıştır. Katliamdan sonra binlerce Alevi şehri terk etmek zorunda kalmıştır.

MADIMAK KATLİAMI (2 TEMMUZ 1993 Sivas) 2 Temmuz 1993’te Pirsultan Abdal şenlikleri için Sıvasa giden 33 canımız kaldıkları Madımak oteli ateşe verilmek suretiyle diri diri yakılmışlardır. Sözde devletin koruması altında olan bu insanlar, asker ve polis gözetiminde sayısı 10 bini bulan dinci, faşist güruhlarca katledilmişlerdir. Saldırganlar önce Kültür Merkezini hedef almış sonrada şeriat lehine sloganlar atarak Hükümet Meydanı’na gelmiş, “Sivas dinsizlere mezar olacak, Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak!’ diyerek tezahüratta bulunmuşlardır. Madımak Oteli’nin önüne geldiklerinde sayıları iki katına çıkmıştır. Kolluk güçleri derin devletin emri ile hiç bir müdahalede bulunmayarak katliamı adeta onaylamışlardır. Daha sonra da göstermelik bir yargılamayla canilerin kimisi bırakılmış, diğerleri de hafif cezalarla bırakılmışlardır. Ele geçmeyenler de yurt dışına çıkartılarak yargıdan kurtulmuşlardır. Akabinde iş başına gelen AKP, Madımak faillerini ve avukatlarını milletvekili seçtirerek ödüllendirmiş, dahası davayı zaman aşınımına uğratarak 33 aydınımızın sorgusuz sualsiz katline neden olmuştur.

GAZİ MAHALLESİ (12-16 MART- 95- 90 yılları) Faili meçhullerin sıkça yaşandığı yıllardır bu dönemler. Devletin güdümünde 12 Mart 1995 İstanbul-Gazi Mahallesi’nde dört kahvehane ve bir pastane, kimliği belirsiz kişilerce bir arabadan otomatik silahlarla taranmış, 67 yaşında ki Alevi dedesi Halil Kaya hayatını kaybetmiş onlarcası da yaralanmıştır. Saldırganlar olay mahallinden uzaklaştıktan sonra gasp ettikleri taksinin şoförünü öldürüp taksiyi ateşe vererek kaçarlar. Olaylardan hemen sonra Gazi Mahallesi’nde toplanan çok sayıda Alevi vatandaş, “Emniyetin olaya geç müdahale ettiğini öne sürerek polis karakoluna doğru yürüyüşe geçerler. Halkın üzerine ateş açan polis bir vatandaşın ölümüne, çok sayıda kişinin de yaralanmasına neden olur. Alevilere ve devrimcilere yönelik bu katliam 17 Alevi ve solcunun hayatını kaybetmesine, yüzlercesinin yaralanmasına, birçoğunun da gözaltına altında işkence görmesine neden olur. Zamanın Başbakanı Tansu Çiller, Emniyet Amiri Mehmet Ağar, Bölge Emniyet Amiri Necdet Menzil, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu’dur.

GEZİ DİRENİŞİ (Haziran 2013) Binlerce yaralı, 12 direnişçinin ölümüyle neticelenen başkaldırı; devletin Taksim’deki planını bozmuş, ağaçların kesilmesini önlediği gibi kışla ve cami yoluyla halkın kullanımına kapatılmasını geçici de olsa önlemiştir. Gezi Direnişi Erdoğan’ın ilerleyişini yavaşlatmış, Fetullah Gülen’le arasını açmış, halkın diktatörleri yıkabileceğini kanıtlamıştır. Gezi, aynı şekilde gösterdi ki, laikliğin ortadan kaldırılması, Alevi, laik ve demokratların devletin dışına itilmesi, topluma Sünni yaşam tarzının dayatılması, ülkenin Araplaştırılması öncelikle Alevi direnciyle karşılaşacaktır. Alevi gençleri bedenleriyle, faşizme ve karanlığa karşı dört bir yandan kıvılcım saçtılar. Sömürüsüz, savaşsız, kardeşçe bir yaşamın mümkün olabileceğini, her dilden, her görüşten, her renkten insanın bir arada yaşayabileceğini kanıtladılar.

KOBANI, ROBOSKI, SURUÇ, CİZRE, SİLOPİ, ANKARA KATLİAMLARI.

Bu katliamlar, AKP’nin ve sistemin, Kürde, Alevi’ye, diğer azınlıklara hayat hakkı tanımayacağını, HDP türü yapılanmalara müsaade etmeyeceğini göstermiştir. O halde ortak vatanda demokratik bir sistemde Kürt, Türk, demokrat, devrimci, sosyalist, laik, Alevi, çağdaş, laik Sünni’ler olarak buluşup referandumda HAYIR diyerek diktatörlüğe geçit vermeyelim. Tarihten beri süre gelen Alevi katliamlarına son diyebilmek için hızla örgütlenelim.

Mehmet Yapıcı

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.04.2019, 08:47   #36
Yazar
slistre
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.04.2015
Mesajlar: 625
Memleket: KIRKLARELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 25
İtibar Puanı: 424
slistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 352
203 Mesajına 256 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Okuma yazması bile olmayan kendisini seyyid diye insanlara kabul ettirip yıllarca o insanların sırtından beslenerek yaşamını sürdürmüş birisiyle bu ülkenin düşman işgalinden kurtarılması için emperyalizme kafa tutmuş onu dize getirmiş atatürk ile bir kefeye konması, olsa olsa....
El insaf!
Sanırım yemek yediği kabı pislemek gibi bir şey olurdu.


Konu slistre tarafından (14.04.2019 Saat 08:49 ) değiştirilmiştir.
slistre Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.04.2019, 16:57   #37
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 689
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 16
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

(Alinti;
Slistre,Okuma yazması bile olmayan)

Cok ilginc bu gercegi gormeniz veya kabul etmeniz taktire sayandir,
Pekki yillardir Fasist Irkci, Milliyetci ve Gerici Ataturk`u aklamak turlu turlu hile, yalan ve sahtekarliga bas vuran ve Dersim Soykirimini Soykirim olmadigini tersine Sadece Seyit Riza ve arkadaslarini yakalamakti!!!!!!!!! Diyen bu Kohne Fasist Duzenin kendisi degilmidir?

(Alinti;
Slistre, kendisini seyyid diye insanlara kabul ettirip yıllarca o insanların sırtından beslenerek yaşamını sürdürmüş birisiyle bu ülkenin düşman işgalinden kurtarılması için emperyalizme kafa tutmuş onu dize getirmiş atatürk ile bir kefeye konması, olsa olsa....
El insaf!)

Seyit Riza, Kuresan Asiretinden biridir, Kuresan Asireti Dersimde Ocak / Sercesme makaminin bir temsilcisidir.
Kendisini Seyit olarak zorla veya oyunlara bas vurarak kabul ettirmesinin de mumkunu yok, Kuresan Asireti DEDELIK asiretidir, Dedelik gorevini dogru yapmismidir, yapmamismidir? Yanlislari ve eksikleri varmidir, yokmudur? Dogru onderlik yapmismidir, yapmamismidir? Bunun tartisma boyutu farkli konu altinda tartisilir.
Cunku Siz onun kisiligine ve sahip oldugu makamina bilmeden ogrenmeden FASIST KOHNE DUZENIN KENDISINI HAKLI CIKARMAK ICIN BAS VURDUGU SAHTEKARLIGIN, ALCAKLIGIN, ONURSUZLUGUN, SEREFSIZLIGIN YALAN VE HILELERINI OLDUGU GIBI SAVUNMAYA CALISIYORSUNUZ!!!!!!!!!!

Almanya`da Adolf Hitler yanlisi veya savunuculari olan Neo Naziler, Ne kadar davalarinda ve icinde bulunduklari ortamda ne kadar hakli ise!!!
Sen ve Senin gibiler`de Neo Nazilerle Esit Haklara Sahipsiniz!!!!!

Yapilan Genel Yorumlarda,
Ataturk`un tipi bozuktu!
Seyit Riza Yakisikliydi!

Ataturk homosexueldi!!
Seyit Riza Erkekti!

Ataturk Yalanci, Uckagitci Dolandiriciydi!!
Seyit Riza Durust bir Insandi!!

Vs Vs Vs Vs Gibi yaklasimlarimiz ve benzeri konular olmadigindan dolayi Sizin Konuya Boylesi Bir Yaklasiminiz, Yetersizligin, Bilgisizligin, Egitimsizligin, Irkciligin, Milliyetciligin ve Gericiligin vermis oldugu birikimin sonucudur....

Ataturk icin HOMOSEXSUEL diyorlar ve soylenti oldukca yaygindir... 70 yasima yaklastim, yasamimda Ne Boyle bir sey soylemisim, nede soyliyenlere firsat vermisim, Soylendigi zaman, Edepli olunmasi, Kisi ve Kisilerin kendi ozeli ile vurmaya calismak, karalamak, asaglamak ve kisisel saldirilarla alt etmeye calismasi INSANI YAKLASIM DEGILDIR. Demis ve bunu genel olarak yasamimin bir parcasi haline getirmisimdir... DILINE SAHIP OLMA ILKESI...

Emperyalizme KAFA TUTANMI?
Siz basta Kurtulus Savasinin butun detaylarini inceleyin, inceleme geregi duyuyorsaniz tabi...
Ataturk Onderlik yapmak icin secilmistir, Osmanli Padisahlari gibi isbirligi, teslimiyetci ve ihanetci mantiga hizmet etmemis.
Erzurumve Sivas Kongresi, Samsuna Cikisi ve daha bir cok toplantilarin temel sebebi, KURT, TURK, LAZ, CERKEZ, YORUK, TURKMEN, ERMENI, AZARI, ALEVI vs vs Topluluklarin top yokun bir olmasi ve 4 ayri ulke tarafindan paylasilmak istenen ulkemizi bunlardan kurtarmanin yolu birlikte hareketten gecer propagandasiydi..
Dogrumu? DOGRU bir taktik...
Pekki Kurtulus Savasindan Sonra, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Verilen Vaatler ve Sozlerde durulmusmudur?
HAYIR.
Verilen sozlerde durulmamasinin ardinda ulkenin her alaninda isyanlar baslamismidir?
BASLAMISTIR.
Cumuhriyetin kurulmasi ile 37 isyan olmustur, onemli sebeplerden birisi, VERILEN SOZLERDE DURULMAMASIDIR...

Ataturk HIC BIR SAVASA KATILMAMISTIR... illa katilmasi gerekirdi diye tepki gosterilmesi gerekirmi? kesinlikle hayir.
Onderlik basli basina, Taktik ve Stratejik Alanlari kontrol altinda tutmasi ve Yonlendirmesi ile gorevlidir.
Ihtiyaclari varmiydi, MARASAL ULU ONDER ATATURK denmesine? yok bu cehpede, yok su cehpede, yok kursun geldi ama dedesinden, babasindan kalma Saatine isabet etti, Saat oldu bir kahraman............

Ben Size Ataturk hakkinda ADOLF HITLERIN USTASI OLDUGUNA DAYIR BELGE SUNABILIRIM..
Ben Size Ataturk`un Bozkurtcu, Ulkucu, Milliyetci, Gerici ve Dinci oldugunu belgelerle kanitliyabilirim......

Fakat Bu Fasist Kohne Duzen, Bu Duzenin yetistirdigi Sen Ve Senin Gibiler DERSIM SOYKIRIMININ HAKLI VE DOGRU BIR SOYKIRIM OLDUGUNU GOSTEREMEZSINIZ... Gosterme calismaniz!! NEO NAZILERDEN BIR FARKINIZIN OLMADIGINI GOSTERMENIZIN ISPATIDIR....



(Alinti;
Slistre, Sanırım yemek yediği kabı pislemek gibi bir şey olurdu. )

BU ULKEYI EMPERYALISLERDEN KURTARAN, ALEVI, TURK, KURT, LAZ, CERKEZ, YORUK, ERMENI, TURKMEN VS VS TURKIYE HALKLARINA IHANET ETMESI, KATLIAMLARA, IDAMLARA, YARGISIZ INFAZLARA, CINAYETLERE VE YIGINLA HAKSIZLIKLARA BAS VURARAK
YEMEK YEDIGI KABI PISLEMIS OLMASINI GORMUYORSANIZ... GOZ DOKTORUNA VE BEYIN DOKTORUNA GITMENIZ GEREKTIGINE INANIYORUM.....

Saygi ve Insani Sevgilerimle

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 15.04.2019, 09:31   #38
Yazar
slistre
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.04.2015
Mesajlar: 625
Memleket: KIRKLARELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 25
İtibar Puanı: 424
slistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 352
203 Mesajına 256 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

20 yy.da Ortaçağı yaşatmak ırkçı faşist bir zorbalık düzeni olmuyor. medeni dünyanın bir ferdi olarak hür ve bağımsız yaşamak faşizm ve ırkçılık oluyor.

Yahu, insanda birazcık utanma duygusu olur.

Bu kadar yalanı bir araya getirip üstüne üstlük bir kara cahili aydın bir insanla eşit tutmak ancak başköylü nikli ortaçağ kafalı birisinin aklına gelirdi.


Konu slistre tarafından (15.04.2019 Saat 09:33 ) değiştirilmiştir.
slistre Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 15.04.2019, 17:31   #39
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 689
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 16
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

(Alinti;
Slistre, 20 yy.da Ortaçağı yaşatmak ırkçı faşist bir zorbalık düzeni olmuyor. medeni dünyanın bir ferdi olarak hür ve bağımsız yaşamak faşizm ve ırkçılık oluyor.)

Sayin Slistre,

Sizin gibileri gordukce ve rastladikca,
Bazen Daga, Kayaya ve bir Tas parcasina Gercekleri ve Dogrulari Anlatabilecegini dusunebiliriz.
Cunku bilmedigi konu hakkinda ulu orta yorum yapmamasi, bir an cansiz oldugunu bile unutarak dinledigini dusunuruz.....
Bilgisizligin, Birikimsizligin, Egitimsizligin ve Yetersizligin Bas Vurdugu ilk YOL, yukarida sizin sergilediginiz, sergilemek istediginiz ve bas vurdugunuz KISISEL SALDIRI, KISIR TARTISMALARA YOL ACACAK YAFTALAMA, KARALAMA, MESNETSIZ IDDA VE YERSIZ CIKISLARDIR...

ORTACAG` da Fasizm varmiydi?
Ortacag, 5 nci yuzyil ile 13 ncu yuz yil arasini kapsiya zaman dilimine denir.
Irkcilik ve Milliyetcilik bu zaman diliminde yok olmasina ragmen.
Size Gore Bu Zaman Diliminde Irkcilik, Milliyetcilik ve Fasist Zorbalik Duzeni NASIL OLMUS? KIM TARAFINDAN YASATILMIS VE YASANMIS?

Medeni Dunyanin!!!! Bir Ferdi Olarak Hur ve Bagimsiz Yasamayi kim ve kimler nasil yasamak istemis?
Bagimsiz yasamismi veya Bagimsiz Yasamak Icin Bir Adim Atmismidir?
Yoksa Izmir Iktisat Kongre Kararlarinda EMPERYALIZME PESKESMI CEKILMIS??
OGRENMEK AYIP DEGIL.
OGRENMEMEK AYIPTIR.

Sizin gibi IRKCILARIN VE MILLIYETCILERIN korktugu OZGURLUK kelimesini goz onune aldigimizda
Lazlarin; Ozgurce Yasama Haklari yokmudur?
Ermenilerin; Ozgurce Yasama Haklari Yokmudur?
Kurtlerin; Ozgurce Yasama Haklari Yokmudur?
Yoruklerin; Ozgurce Yasama Haklari Yokmudur?
Turkmenlerin; Ozgurce Yasama Haklari Yokmudur?
Romanlarin; Ozgurce Yasama Haklari Yokmudur?
Alevilerin; Ozgurce Yasama Haklari Yokmudur?

Turkiye ve Turkiye Sinirlari Icinde Ozgurce, Kardesce Farklilik Gozetmemeksizin, Milli Baski ve Milli Zulumun olmadigi, INSANCA baris icinde yasamak dogru olan degilmidir?

Yorumlari, Konular, Yazilari Edep Erkan Icinde Farkliliklarimizi Zenginliklerimiz Olarak Gormek ve Insanlik Onuru ile insanliga yakisan bir sekilde tartismak ve karanliklari aydinliga cikarmak dogru olan degilmidir?

Yorumlara, Konulara, Fikirlere ve Dusuncelere hem fikir degilseniz, Karsi Fikirle kendi dogrularinizi ve bildiklerinizle FIKIR ve DUSUNCE TARTISMALARI ILE BASARIYA ULASABILIRSINIZ..
Yanlislarinizi Atip, Dogrulari Almakla Kendinizi Yeniliyebilirsiniz... Yok Degilse ORTACAG da degil, Ilkel Cagda Bocaliyan Bir Yapi Icinde Olmus Olursunuz....

1. Bir kişiyi dinlerken, sözün sonunda ona vereceğiniz yanıtı ya da sonrasında yapacağınız kendi konuşmanızı düşünmeyin, yalnızca konuşmayı dinleyin. Dinlerken bir yandan kendi hazırlığınızı yapmak, dinleme etkinliğinizi önemli biçimde azaltır.

2. Dinlerken konuşmacının örneklerini hayal etmekten, konuşmayla ilgili anılarınızı düşünmekten ya da olası itirazları hesaplamaktan kaçınıp yalnızca kişinin verdiği bilgiye odaklanmaya çalışın. Konuşmacı ve konuşmayla ilgili odağınızı yitirdiğinizde dinlemeniz de etkinliğini yitirir.

3. Konuşma bitmeden konuşma ve konuşmacıyla ilgili olarak olumlu veya olumsuz bir yargıya varmayın. Böyle bir yaklaşım, algılarınızı yanlış bir yöne sürükleyerek dinleme etkinliğinizin düşmesine neden olur.

4. Konuşma ve konuşmacıyla mümkün olduğunca duygusal bir bağ kurmamaya özen gösterin. Uyanacak olumlu/olumsuz duygular, dinleme ve algılama yeteneğinizi azaltır.

5. Konuşma sırasında duymadığınız veya anlamadığınız yerleri kendiniz tamamlamayın. Eksik bilgi, yanlış bilgiye göre daha kolay düzeltilebilir.

6. Konuşmayı bölme olanağınız varsa, anlamadığınız yerleri sormaktan kaçınmayın. Anlamadığınız noktalar birikmeye başladıkça konuşma içinden çıkılmaz bir hal alabilir.

7. Bazı durumlarda anlatılanları iyice özümsemek için konuşma bittikten sonra konuşulanları tekrarlayıp konuşmacıdan doğru anladığınıza ilişkin onay istemek iyi bir yöntem olabilir. Böylece dinleme etkinliğinizi de anlık olarak ölçebilirsiniz.

8. Eğer konuşmayla ilgili bir ön hazırlık yapma olanağınız varsa yapılacak kısa bir araştırma, dinleme etkinliğinizi önemli oranda artırabilir.

9. Dinlerken not almak iyi bir alışkanlıktır. Eğer konuşmayla ilgili önemli noktaları not alırsanız, daha sonra “Acaba şurada ne örnek vermişti?”, “Bir kişiden söz etmişti ama acaba kimdi?” gibi sorularla uğraşmak zorunda kalmazsınız. Özellikle sayısal verilerin en kolay unutulan veriler olduğunu unutmayın. Not almak için paragrafın sonu bile geç olabilir.

10. Bir konu veya Sohbetin saglikli surebilmesi icin, Basta yazilan yazi ve yorumlari anlamak, anladiktan sonra farkli fikir ve dusunceleriniz varsa yapici ve egitici yaklasimla Kaynak, Belge ve Delillerle ispatlaman, dogrulugunu kanitlamanin en guzel ornegi olacaktir...

Ataturk, Mussolini, Adolf Hitler, Franco, R.T.E ve daha nicelerinin Uygulamalarina karsilik olarak farkli dusunenler,
Size gore Ocu, Seytan, Terorist, Vatan Hayini, Kaka Kuka olabilir...
BUNLARI YAZMADAN, ONCE, INSANLIK ICIN VE INSANLIK ADINA BIR KEZ OLSUN AYNAYA BAKMA CESARETINIZ VARMI?
Irkci, Milliyetci, Gerici ve Kan Emicilerin Savunmacisi Olabilirsiniz... Sadece Kisa Sureligine INSAN OLMAYI DENEYIN....

Begenmediginiz ORTACAG doneminde yasiyan, Hallac-i Mansur, Pir Sultan Abdal, Nesimi, Yunus Emre, Taptuk Emre, Isimlerini saymakla bitiremedigimiz INSANLIK ICIN MUCADELE VERIP BEDEL VERMIS olanlar ile.... Adolf Hitler, Mussolini, Franco ve Onlarin Ustasi Olan Ataturk gibileri kiyaslamaya calisin...
ACABA KIM VE KIMLER INSANLIK DUSMANIDIR.......??

Bir kez daha soylemekte yarar var... Kisilerin Bilgileri, Fikirleri, Birikimleri, Bilinc Duzeyleri ve Sahip Olduklari Kisilikleri ONLARI COK IYI TANIMAK VE SAHIP OLDUGU YAPILANMAYI BILMEKTEN GECER...

Ataturk İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ icinde yetismis, Kuva-yi Milliye (Askeri/ Ordu) icinde egitim gormus, Savas Taktigini ogrenmis Askerdir...
Sahi Ya Ataturk Unlu Bir Bilim Adami da Bizmi Bilmiyoruz!!!!!!!!
Sonuc olarak bilmediginiz kisiler hakkinda hele hele Bir Yasam Felsefesi Olan Alevi Yasam Bicimi Icinde Dedelik (Egitici ve Ogretici Kimligine Sahip Olan Biri Hakkinda Boylesi ulu orta yorum yapmaniz!!!
Sahip oldugunuz kimliginizden kaynakli olsa gerek



(ALINTI;
Slistre, Yahu, insanda birazcık utanma duygusu olur.)


KESKE, SIZ VE SIZIN GIBILERDE INSANLIK ADINA BIRAZ OLSUN UTANMA VE SAHIP OLAMADIGINIZ VICDAN`A KISA SURELIGINE SAHIP OLABILSENIZ.......


(ALINTI; Slistre, Bu kadar yalanı bir araya getirip üstüne üstlük bir kara cahili aydın bir insanla eşit tutmak ancak başköylü nikli ortaçağ kafalı birisinin aklına gelirdi.)

Sen ve Senin gibilerin kavriyamadigi, anliyamadigi, INSAN OLMANIN OZELLIKLERI NEDIR?

"Ben senin yalanlarınla ve hilelerinle baş edemedim, bu bana dert oldu. ben de senin önünde diz çökmedim, bu da sana dert olsun."
Bunu Diyen
Irkci, Milliyetci, Gerici ve Kan Emici Fasist Ataturk ve onun kurdugu ULKUCU FASIST DEVLET GOREVLILERI Degil....

Yalan, Hileler ve Sahtekarliga Bas Vurup Barismak ve Sorunlari Cozmek icin Cagirip Akabinde Yaklanip Yargisiz Infaz Edilmesi..
Bizzat Bu Fasist Kohne Duzenin Kendi Belgelerinde, Kaynaklarinda, Yetkili ve Gorevlilerin Itraflarinda ve Canli Sahitlerle kanitli iken...
Aydin Gordugun ve Gormek Istedigin Kan Emici Irkci, Milliyetci ve Gerici Fasist Ataturk ve onun itlerini temize ve aklamaya calisman... Kimin ne oldugu veya ne olmadigi net olarak ortadadir....

Butun aciklamalarima ragmen, halen boylesi bir ortam icine girmeniz!!!!!
ALEVI SITESI OLARAK KENDISINI LANSE ETMEYE CALISAN, "ALEVIWEB" Sitesinin gorevli ve sorumlulari, kendi degerlerine ulu orta hakaret eden ve soykirim girisimini savunanlara karsi sesiz kalmayi yegeliyen mantik....
Kime ve neye hizmet ettigi de acik ve net ortadadir...

SUC SEN VE SENIN GIBILERDE DEGIL,
SUC; DOGRULARI VE GERCEKLERI BUTUN CIPLAKLIGI ILE GOREN VE BILEN, KENDISINI ALEVI FORUMU OLARAK LANSE EDEN,
SEN VE SENIN GIBILERE SESSIZ VE SEYIRCI KALAN,
DUYARLI VE KARARLI INSANLARI YASAKLIYAN VE UZAKLASTIRAN MANTIGIN SUCUDUR.....

Saygi ve Insani Sevgilerimle.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.04.2019, 13:53   #40
Yazar
slistre
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.04.2015
Mesajlar: 625
Memleket: KIRKLARELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 25
İtibar Puanı: 424
slistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 352
203 Mesajına 256 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Aleviler aydın ve gelişmeci insanlardır. Ortaçağ karanlığına saplanıp kalmazlar. Bu sebeple Atatürk bizler için önder bir şahsiyettir.

Atatürk'e dil uzatanlar alevilerin en büyük düşmanlarıdırlar.
Dün hoybun cemiyeti aı altında toplanan kürtçü ve ermenici eşkiya çeteleri nerelerden besleniyorlar ise bugün PKK ve İŞİD gibi terör örgütleri de aynı kaynaklardan destek görmektedirler.

Biri islam devleti adı altında ''ümmetçi'' bir yaklaşım sergileyerek Türk milletini parçalamaya çalışıyor, diğeri de ''kürtçü'' ve ''alevici'' bakışı ön plana çıkararak bölünmemize zemin hazırlıyor.
Suriye'de İŞİD halkı zorla yurdundan kovup PKK'ya (PYD) toprak kazandırıyor.

Bu gerçeği bile görmemezlikten gelen ''sözde aleviler''imiz, ''BÜYÜK İSRAİL''İN KURULMASINA EN BÜYÜK DESTEĞİ VERDİKLERİNİN FARKINDA BİLE DEĞİLLER.


Konu slistre tarafından (16.04.2019 Saat 14:08 ) değiştirilmiştir.
slistre Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:34.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica