Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevi Araştırmaları

Alevi Araştırmaları Alevilik üzerine araştırmalar, teorik yazılar, düşünceler, incelemeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 16.04.2017, 18:17   #1
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 255
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 9
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 10
25 Mesajına 26 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Alevılıkte tanrı ınsanın kendısıdır.

Hangi kitabı açtıysam, hangi Derviş`in ve tasavvufcunun geçmiş hayatını okuduysam gördüm ki bütün kapıları açan insan, bütün kutsal mekanlarda oturan insan, söyleyen insan, dinleyen insan, düşünen insan, dertlere derman, yaralara merhem olan insan.

Bundan dolayı yukarıdaki başlığı yazıma uygun gördüm.
Ben çocukluğumu ve gençlik yıllarımı alevi-kızılbaş ocaklarının en yoğun bulunduğu Dersim ( Tunceli ) bölgesinde geçirdim. Orta öğrenimimi Tunceli ve Elazığ’da bitirdim. Bu bölgede Baba Mansur, Kureyşan; Sarı Saltık, Ağuçan; Cemal Abdal, Derviş Geevr ( Derviş Beyaz), Seyid Sabun ( Seyid Safi ) gibi alevi ocakları ve bu ocaklara bağlı talipler yaşıyor. Buralardaki ocakzade pirler olsun veya onlara talip olan aileler olsun, yaşamlarının her alanına, çalışırken, konuşurken, ibadet yaparken, misafir olurken, yatarken, kalkarken yalnızca Hak deyimini kullandıklarını yaşayarak duyarak büyüdüm.

Son yirmi yıldan beri alevilerin Avrupa’daki örgütlü kurumları içerisindeyim. Gerek görüştüğüm alevi ocakzade mensupları ile olsun, gerekse gidip Türkiye`de bizzat ziyaret ettiğim, Tokat Hubyar Ocağı ve Dedeleri, Merzifon’da Piri Baba Dergahı çevresindeki müritler, Karadeniz’de Güvenç Abdal Ocağı Dedeleri, Hacı Bektaş Dergahı mensupları ( Velayetin Çelebi, Dertli Divani ) Abdal Musa Dergahı mensupları olan müritler, Cogi Baba çevresindeki talipler, Kızıl Deli Sultan Ocağı talipleri, Sivas’ta Pir Sultanlılar ve görüştüğüm diğer insanlar olsun, inanç rituellerinde hep Hak deyimini kullandıklarını gördüm.

Küserken Hakkı çağırarak beddua ederlerdi, barışırken Hakkı çağırarak dua ederlerdi. Vedalaşırken birbirlerini Hakka emanet ederler. Kutsal günlerinde veya herhangi bir müşkülün hal edilmesi için pirlerini çağırdıklarında pirin oturduğu döşeğe ( posta ) „Hak Döşeği” derler. Sofraya “Hak Sofrası” derler. Darda kalana, hasta olana, murad dileyene, uzak yola gidene “Hak yardım etsin.” derlerdi. Alevilerin insani kamilleri kendi aralarındaki en koyu muhabbetlerinde “Yanlış yapmayın Hak görür.“ diyerek ona göz verirlerdi, o duyar diye kulak verirlerdi, Hak vurur diye el ayak verirlerdi. Bütün bu meziyetler insanda mevcut, Hak insandadır, kamil insan sıfatında daima aramızdadır ancak can gözü açık olan onu görür, Hak senin gönlünde, Hak senin vicdanında deyimlerinden başka deyimler çok ender kullanılırdı.

Köyden kentlere göçün hızlanmasıyla, aleviler metropollere yerleşmeye başladıktan sonra ve alevilerin okur yazar oranı arttıkça, alevi köylerine cami yapıldıkça, alevileri asimile etmek için devlet politikası uygulanmaya başladıktan sonra, aleviler inanç ve ibadet dilindeki, Pir, Rahper, Murşit, Hızır, Hak, Müsahip, deyimlerini yavaş yavaş terk etmeye veya çok az kullanmaya başladılar.
Allah ve Tanrı deyimleri alevilerin inanç ve ibadet diline çok sonradan girmiş ve çok az kullanılır. Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkmayı onur meselesi yapan Aleviler Kur-ran`ın türkçeleştirme ve ezanın türkçe okunması girişimlerinden sonra Tanrı deyimini kullanmaya başladılar.

Sunni İslamın Allah ve Tanrı kavramı ile Anadolu Kızılbaş Alevilerinin Hak kavramı arasında çok büyük ve birbiriyle asla uyuşmayan farklılıklar vardır.
İslam’da Allah’ı veya Tanrı’yı tarif edemezsin, onun tekliği kesin ve öylesine katıdır ki asla tartışamazsın, şekli ve görünüşü asla yoktur. Yiyip içen, evlenen, savaşan peygamberin resmini dahi çizemezsin.

Aleviler Tanrın’ın özelliklerini anlatırken, gücünü ve becerisini yorumlarken hep insandan örnekler verirler ve Tanrı’ya yalnızca insan boyutuyla bakarlar. Tanrı insan suretinde vücut bulmuştur. Murşitlik makamı ( Murşitlik Postu ) Peygamber Makamıdır diye Aleviler Murşitlerini o makamda görürler.
Sen ademi hakir görme
Adem sulb-ü nurdur hoca
Şu dünyaya gelen herkes
Hak indinde birdir hoca ( Derviş Kemal )

Eskiden çağların değişimi yüz yılları buluyordu. Günümüzde bilim o denli hızla gelişiyor ve ilerliyor ki, çağların değişim süreci oldukça kısalmış , son yirmi ile otuz yıl içinde insanoğlu çağımıza bilim çağı damgasını vurmuş. Doğadaki her şeyin bilimsel açıklamasını yapıyor. Eski ve orta çağların yanlışlıklarını, eksikliklerini ortaya çıkarıyor.

Bin yılların uygarlıklarından akıp gelerek oluşturduğu felsefik yapısıyla alevilik değişen ve gelişen çağa ayak uyduran bir inançtır. Çağların değişimiyle kendini değiştiren ve geliştiren aleviler artık “Ben insanım.” diyebiliyor. Çünkü Alevi inancında en yüce varlık insandır. Bu inancın mayası atıldığı günden beri, inanç teorisinin ana konusu hep insan olmuştur. Hayatın her alanında insana yönelmeyi ve insana hizmeti ibadet kabul ederler. Bu inanç ve ibadetin özüdür ve binlerce yıldır bu öz asla değişmemiştir. Bu özün verdiği çoşkudur ki bin yıl önce atalarımızın “Enel Hak.“ Hak bendedir ( Tanrı bendedir ) deyimi yerine, artık aleviler doğrudan “Ben insanım.” diyebilecekleri örgütlü bir yapıları ve kendilerini anlatabilecekleri bilgi ve donanımları vardır.

Alevilikte insan tanrılaştırılırken veya Tanrı tarif edilirken insan suretinde vücut bulduğu bütün Alevi Uluları’nın ortak beyanıdır.
Çok cehd idub istedüm
Yirü göki aradum
Hiç mekanda bulamadım
Buldum insan içinde ( Yunus )

Sunni islama göre ise insan yalnız kuldur, Tanrı ile boy ölçüşmek en büyük şirktir. Allah karşısında insanın hiç bir gücü olamaz. İnsanın alın yazısını yazanda odur. Ölünce sorgulayan odur. Cennet ve cehennemi vardır. İbadet ona olan borçtur, bu borcun mutlaka yerine getirilmesi gerekir ancak bu şekilde kulu yaratan Allah’a minnet borcu ödenir.

Alevi Kızılbaş inancında insan, bütün faaliyetlerin ve eylemlerin odak noktasıdır. Temel amaç gaye insandır ve insan mutluluğudur. Bilinmeyen, gözle görünmeyen, elle tutulmayana karşı kendini borçlu hissetmez. ( Ben görmedi- ğim Tanrı’ya ibadet etmem , Hz. Ali ) İnsan taşıdığı öz ( can ) itibariyle tanrısal kaynaktan gelir.
Evvel benem ahir benem
Canlara can olan benem ( Yunus )

İnsan çağların akışı içerisinde değiştikçe, bilgisi ve birikimi arttıkça, olaylara ve inançlara karşıda yorum ve anlatımları değişiyor. Bu insanın doğasında olan bir olaydır. Çağdaş uygarlığın yürü dediği yerde inancın dur demesi pek etkili olmuyor. Bir inanç ne denli güçlü olursa olsun uygarlığın gelişimi karşısında yaşama, direnme gibi girişimlerini uzun boylu sürdüremez.
Kızılbaş alevilerde insan tarifi ve insan gerçekliği islamdan binlerce yıl öncelere dayanır.

Alevilikte vahdet-i vücut düşüncesi aleviliğin Tanrı konusundaki temel düşüncesidir. Vahdet-i vücut, Tanrı ile insanın birleşmesidir. İkisinin bir arada telafuz edilmesidir. Vahdet-i vücut görüşünde Tanrı ile insan arasında senlik benlik yoktur. Birlik vardır. İnsan ile Tanrı’nın bir olduğu kabul edildiği için, insanın konuşması Tanrı’nın kelamı olarak görülür. Konuşan Kuran ( Kuran-ı natık ) deyimi alevilikte sıkça kullanılır. Konuşan Kuran insan dilidir. Kamil insanın ( Pir, Murşit, Evliya ) konuştukları Kur-ran hükmünde olduğu kabul edilir.

Alevilikte Hac insan gönlü almadır. Tanrı’nın mekan tuttuğu yer yalnızca insan gönlüdür. Alevilikte niyaz vardır. Tanrı insanı kendi nurundan yarattığına inanıldığı için, taşa toprağa değil insana niyaz edilmesi kabul edilmiştir. Alevilikte bütün muhabbetler yapılırken ve inanç rituelleri yerine getirilirken cemal cemale yapılır. İnsanın özünde Tanrı varlığı yatıyor onun için bütün niyazlaşmalar ( islamın şeriat anlayışına karşılık ) insan yüzüne karşı yapılır. Şeriatçılar ibadetlerinde kıbleye dönüyorlar, alevilerde muhabbetlerinde ve ibadetlerinde insana dönerler.

Kızılbaş-alevi inancında insan Tanrı’nın tüm özelliklerini üzerinde taşır. Akıl, fikir, zevk, mutluluk, güzellik, hayattaki her şey tanrısal bir özelliktir. Değerler yaratan toplumsal ve tarihsel bir varlıktır insan. Doğanın ürünü olan başka varlıklarının hiç birinde bu nitelikler bulunmaz. Alevilikte ön ve son yoktur. Her şey devam halinde ve sonsuzdur. Alevilikteki bu görüş diyalektik materyalizmin, “Hiç bir şey ne yoktan var, ne vardan yok olur.” kuralını içinde barındırır.
Miskin Hallac-ı Mansur Enel Hak diye çağırır
Bile dara çekilip ol oda yanan benim ( Şeyhoğlu Satu )

Hallac-ı Mansur kızılbaş alevilerin inancındaki Tanrı insan görüşünü net bir şekilde ortaya koyan en korkusuz insandır. Daha çok önceleri “ Görmediğim Tanrı’ya tapmam.” diyen Hz.Ali’nin bu sözü çok uzun zaman alevi inancının kadim dervişleri tarafından halk içinde bazen açık, bazen gizli işlenerek olgunlaştırılmıştır.

Alevilerin yukarıdaki bu deyimi sahiplenmeleri ve ona kutsallık yüklemeleri Hallac’ın “ Enel Hak “ diye haykırmasıyla oldu. Bu görüş kısa sürede bütün kızılbaş aleviler tarafından hiç bir şüpheye meydan vermemek üzere kabul gördü ve inançta en kutsal yerine oturtuldu. Bu görüş alevilerin yalnız inanç ve ibadetlerinde değil, alevilerin evrendeki bütün varlıklara yönelik görüşleri bu anlayış doğrultusunda yeni ifadeler buldu.

Her yeni ve doğru fikrin bir bedeli vardır. Hallac bu bedeli canıyla veren ve Anadolu Alevilerinin inancında Tanrı insan görüşünün Piri olarak en yüce burca oturan kişidir.

Alevilerin bedel ödeyerek savunup günümüze kadar getirdikleri bu yüce zatların görüşleri ne yazık ki aleviyim diyen bazı dönekler tarafından yok sayılmaktadır ve aleviliği şeriatçı bir çizgiye götürme gayretleri içerisindedirler.

Alevi toplumunun örgütlü genç kusağında zuhur eden Hallac’ın direngen ruhu hiç bir tereddüde yer vermemek üzere onun bin yıldır savunulan görüşlerini sahiplenerek, bu şeriat özlemcisi türk islam sentezcilerine bu firsatı vermeyecektir.

Hallac`tan sonra aleviler için söyledikleri bir kanun olan Seyid Nesimi alevilerin Yedi Ulular’ı içerisindedir. Mücadeleci ve fikirlerinden asla taviz vermeyen bu yüce zat derisini yüzdürmekten çekinmeyerek şeriatçıların tanrısını doğrudan doğruya red etmiştir.

Ey beni na-hak diyenler
Kandedir beş yaradan
Gel getir ispatın et
Kimdir bu şeyni yaradan ( Nesimi )

Şeriatçıların savundukları Tanrı anlayışına karşı o feodal dönemde cahilliğin ve şeriatın kol gezdiği ortamda Seyid Nesimi çıkıyor Tanrı’yı savunanları ispata çağırıyor. Aleviler bu korkusuz dervişi bağırlarına basıp onu ulu bilmişler ve darına durmuşlar.

Şeyh Bedrettin Anadolu Alevileri için çok büyük bir değerdir. Alevi önderleri arasında büyük bir yeri vardır. Bedrettin Tanrı insan konusunda kendisinden öncekilerle gönül köprüsü kurduğu gibi, kendisinden sonrakilere de bir mesas veriyor. “Hakka erişmek insanın saf varlığına erişmektir” diyor. Çok açık ve yalın bir şekilde aleviliğin Tanrı görüşünü ortaya koyuyor.

Alevilerin Tanrı ve insan görüşü en iyi ve çıplak bir şekilde alevi pirlerinin dua ve gülbenklerinde kendisini gösterir. Bütün gülbenklerin ortak yanı yardım istenenin insan olmasıdır. Gülbenklerde üçler, beşler, yediler, kırklar ve alevi dergah sahipleri, Hacı Bektaşi Veli ve diğer ocakzadelerden yardım istenir.
Hiç bir gülbenk yoktur ki, şeriatçıların Tanrılar’ından yardım istensin böyle bir şey asla görülmüyor. İnsanlara yardım edecek güç yine insandır.
Dualar böyle diye alevilik böyle olmadı. Alevilikteki inanç ve ibadetin özü böyle olduğu için bu şekilde dua ediliyor. Bir şeriatçı hiç bir zaman insan ismi anarak dua etmez. Alevilerde her şeyin başında insan geldiği için, dualarda , beddualarda ve yeminlerin hemen hepsinde erdemli insan unsuru ön plandadır.
Asırlar boyunca alevilik gibi yüce bir inancın temel düsturlarını belirleyenler bu yol ve erkanın serden geçtiği korkusuz önderleridir. Kendilerinden sonra gelen anadolu kızılbaş dervişleri bu ocakların çırasını yanık tutarak söndürmemişler. Pirlerine verdikleri ikrarda sadık kalarak, yeni yeni görüşlerle besleyip Anadolu’da bir deryaya dönüştürdükleri bu inancın bütün gönüldaşlarına aşk-ı niyaz ederim.

Hasan Kılavuz



Kaynaklar:

Tasavvuf Tarikatlar Mezhepler Tarihi / İ.Zeki Eyüpoğlu
Bektaşilik-Alevlik Nedir? / Dr.Bedri Noyan
Alevlikte Tanrı Yok İnsan Var / İ.Metin An
Alevilik ve Bektaşilik Terimleri Sözlüğü / Esat Korkmaz
Mevlana’dan sonra Mevlevilik / Abdülbaki Gölpınarlı
Görmediğim Tanrıya Tapmam / İsmail Kaygusuz
Aynayı tuttum yüzüme Ali göründü gözüme / İrene Melikoff

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.04.2017, 19:25   #2
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 255
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 9
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 10
25 Mesajına 26 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Aleviliğin Tanrı İnancı ve Ali Tanrısallığı

İsmail Kaygusuz

Halife Osman (644-656) döneminde gulat ve guluvlar (taşkın/azgın ve aşırılar) adı verilen Ali tanrısallığı inancıyla başlayıp; bölgesel din, inanç ve felsefi akımlardan bazı öğelerle birleşerek sürekli yenilenen, değişik adlarla yönetimlerin resmi dinine (Ortodoks İslam ilkelerine) aykırı ve çoğu kez karşıt gelişen Heterodoks akımları ayrıntılarıyla bilmemesi olanaksızdır. 12.yüzyılın başlarında yazılmış Şahristani’nin El Nihal-el Milal’ında anlatılan 100’e yakın heterodoks gruptan %90’ı insan biçimli Tanrıya inanma (antropomorfist) ve Ali-Ehlibeyt tanrısallığını temel alan batıni-Alevi kümeleşmelerdir. Özel¬likle İmam Bakır (ö.740) ve İmam Cafer (ö.765) çevre-sindeki bu proto-Alevi kümeleşmelerin büyük bir bölümü, insan biçimli Tanrı, Ali-Ehlibeyt tanrısallığı, İnsan-Tanrı birliği kavramları, düşünce ve inançlarını Kuran’ın batıni (ésotérique) yorumlarından çıkarmışlardır.
İşte kökeni bu erken heterodoks akımlara dayanan, onların batıni inançlarından kaynaklanan Anadolu Alevi¬liği(-Bektaşiliği), Ortodoks İslam (Sünni) inancına aykırı bir Tanrı ve tapınma anlayışına sahiptir.

Hacı Bektaş Veli, “Makalat”ta kendisine bağlı olanların Tanrı anlayışı ve tapınmalarının özünü gösteriyor:

“…Amma, muhiblerin ( sevenlerin) taatı (ibadetleri) münacaattır (yalvarmak, dua etmektir), seyirdir (Hakka doğru yolculuk), müşahededir (Hakkı gözlemek), arzularına ermektir. Ve Çalap Tanrıyı bulmaktır. Ve kendulerin yavu kılmaktır (Tanrıyla birleşip kendini yitirmek)… Ve halleri birüküb bir olmaktır (Tanrıyla bir olmak, tanrılaşmaktır). Bunların dahi hemandır (Bunlarda dahi ancak bu inanç-ibadet vardır)…Eger muhiblere sorsalarkim, Tanrıyı nice bildiniz? Pes, muhibler cevap verelerkim: kendü özümüzden bildik ve hem kendü özümüzü Çalap Tanrıdan bildik (kendi özümüzde Tanrıyı, Tanrıda da kendimizi bildik,” (agy, s.32, 36, 73).

Sünni tasavvufunda Tarikat son kapıdır ve o kapıdan öteye geçemezler. Geçen dinden çıkar, Tanrıya şirk koştuğuna inanılır. Çünkü ötede ‘ben’ yoktur, ‘biz’ vardır; daha da ötede, yani Hakikat kapısında ‘ben ve biz’ de yoktur, ‘sen’ diye hitabettikleri ‘O’ vardır ve O’nunla birleşilir Hacı Bektaş’ın yukarıda söylediklerine Sünni inancı dinsizlik demektedir, çünkü kendisine aykırıdır. Oysa Alevi inancında Tanrı anlayışı budur.

Örneğin Kaygusuz Abdal’ın Tanrı inancı da maddeci panteizmden başkası değildir. O, vahdet-i vücud ’dan (vücut birliği) Vahdet-i mevcud ’a (varlık birliği) uzanan çizgi üzerinde yürümekte:

“Evvel ü ahir menem...Cümleye Mabud (Tanrı) benem, Kabe benem put benem; Alem külli vücudumdur vücudum, Özüm özüme kıluram sücudum (yani secdeleri, tapınmamı kendime yaparım). Eşya-yı mahluk Halik’ten ayrı degüldir(yani yaratılmış nesneler-maddeler, yaratıcısıyla birdir; ayrı olamaz, herşey Tanrıdır.)”
diyerek Madde-Tanrı birliği düşüncesine, yani tam anlamıyla Pantheism
(pan=pan, Theos=Qeos’tan, ‘Herşey Tanrıdır’ anlamına gelir) inancına ulaşmaktadır.

Kaygusuz’un aşağıda yapıtlarından yaptığımız kısa karşılaştırmalı alıntılar dikkatli okunduğunda, hiçbir yoruma gerek kalmadan kısaca vurguladığımız inanç özellikleri rahatlıkla anlaşılacaktır. Hacı Bektaş Veli’nin söylediklerinin başka sözlerle anlatımı ve genişletilmesidir:

“...Hak ile kul arasındaki hicap (örtü) kulun, kendisidir. Allah zerreden güneşe katreden ummana kadar her yerde dopdolu...İnsan vücudunun hareket ve cümbüşü Haktır. Onsuz eşya deprenmez...Hakkı aramak ayrılığa tanıklık vermek demek olur. Çünkü Allah bütün yaratılmış eşyada mevcuttur. Hakkı hazır görenler , Haktan gayri iş işlemezler. Bütün ibadetlerin aslı Hakkı hazır görmektir. Vacip olan, Allah’ı bulmak için herkesin kendisine yönelmesidir.” Kaygusuz Abdal, Dilguşa (Gönüle Ferahlık Veren) yapıtından)

“Yine Resulullah Sallallahü Aleyhi vesselem buyurdu ki: ‘Külli maksudin mağbudun’ . Bir kişinin maksudı (yani erişmek istediği meramı, arzusu) ne ise Mabudu (Tanrısı) dahı oldur dimek olur. Zira özini bir mürşide irişdür. Gözin aç özin bak gör heman kul mısun, sultan mısun?...”

“Pes adem kendüyi bilmek mücerred (soyut) Hakk’ı bilmek gibidür...Zira ki mahluk (yaratık, yaratılmış), sıfat-ı Hak’dur. Çünki sıfat rencide olır ise, zatı dahı rencide olur. Çünki Akıl Allahu Taala’nın terazisidir (Nisa Suresi, ayet 126). Gerekdür ki egri yola gitmeyüz. Hayr u şer fark ola, Eşya-yı mahluk Halik’den ayrı degüldür (yani yaratılmış nesneler-maddeler, yaratıcısıyla birdir, ayrı olamaz)...Yirde ve gökte her ne var ise adem(de)dür. İşte yirün gögün ‘Halifesi’ ‘adem’dür. Her ne ki istersen ademde bulınur.”(Kaygusuz Abdal, Vücudname’sinden)
Hacı Bektaş Veli’nin söylediklerinin başka sözlerle anlatımı ve genişletilmesidir:
Alevi inancında Tanrı dahil, evrende bulunan herşey insanda mevcuttur.Seyyid İmadeddin Nesimi’den (Ö. 1404) birkaç dize ile bunu vurgulamakta yarar var:

Hak teala varlığı ademdedir
Ev anundur ol bu evde demdedir...

Her ne yerde gökte var ademde var
Her ne ne ki yılda ayda var ademde var
Ne ki elde yüzde var kademde var
Bu sözü fehmetmeyen adem davar

Ey Hakk’ı her yerde aydursun ki var
Sende bes Hak var imiş Hak sende var...

Ve aynı yapıtında Kaygusuz Abdal sürdürmektedir:

“Zira insan yirün ve gögün halifesidür...Zira zahirde ve batında yirde ve gökde ademden eşref vücud (en şerefli varlık) yokdur. Adem makbule’l vücud’dur. Ademoğlu yerde ve gökte var olan cümle eşyanın en güzidesidir. Ademden şirin nesne yokdur. Mazhar-ı zatdur. Sair eşyada bu kaabiliyet (diğer nesnelerde bu yetenek) bulunmadı...anun için ademin hali cemi eşyanın üzerine malikdür. Ve hem alemdür. Ve Hakk ile birdür. Cümleye hükmeyler. Ademin nihayeti yoktur ve kenarı bulunmaz...”

Şeyh Bedreddin (Varidat, s.160-167) bunu tamamlıyor:

“İnsan saltık varlığın (Tanrı’nın) sadık ve parlak bir aynasıdır. Bütün alem kendisini örgüleyen cüzleriyle birlikte sapasağlam bir insan gibidir. İnsanın asıl şerefi ilahi isimlere mazhar oluşudur. İnsandaki algıların, biliş ve tasarrufların, gerek mücerredat (soyut alem) denilen ruhani şeylerde, gerek onların daha üstlerinde bulunması imkansızdır. Saltık varlık için bu kamillik ancak insan mertebesinde hasıl olur. İnsan olgun bir (Tanrı) mazharıdır.”

Yine Kaygusuz Abdal Dilguşa(Gönüle ferahlık veren) yapıtında,

“Evvel ü ahir menem...Cümleye Mabud (Tanrı) benem, Kabe benem put benem; Alem külli vücudumdur vücudum, ..Hak ile kul arasındaki hicap (örtü) kulun, kendisidir. Allah zerreden güneşe katreden ummana kadar her yerde dopdolu...İnsan vücudunun hareket ve cümbüşü Haktır. Onsuz eşya deprenmez...Hakkı aramak ayrılığa tanıklık vermek demek olur. Çünkü Allah bütün yaratılmış eşyada mevcuttur. Bütün ibadetlerin aslı Hakkı hazır görmektir. Vacip olan, Allah’ı bulmak için herkesin kendisine yönelmesidir” diyor

Alevi inancında Tanrı dahil, evrende bulunan herşey insanda mevcuttur.
Seyyid İmadeddin Nesimi’den (Ö. 1404) birkaç dize ile bunu vurgulamakta yarar var:

Hak teala varlığı ademdedir
Ev anundur ol bu evde demdedir...

Her ne yerde gökte var ademde var
Her ne ne ki yılda ayda var ademde var
Ne ki elde yüzde var kademde var
Bu sözü fehmetmeyen adem davar

Pir Sultan Abdal, 16.yüzyıl Anadolu’suna damgasını vurmuş, Alevi-Kızılbaş siyasetin yetiştirdiği bir dava ozanıydı. Onun şiirlerinde, kuşkusuz çok iyi eğitim görmüş büyük bilge Kaygusuz Abdal Sultan’ın Batıni-Alevi derin felsefesini bulmak zordur. Onun şiirleri yalın ve açıktır.Bunlardan bir tek örneği yeterli buluyoruz:

Birlik makamında bir güzel gördüm
Leblerinin şekeri var kandi var
Aşıkı çok imiş aradım sordum
Nice bencileyin derdimendi var

Cemali geliyor hayalde düşte
Canım asumanda kandilde arşta
Uzakta yakında yeminde pişte (yeminde:sağında, pişte: önde)
Her nereye baksam Ali'm kendi var

Gâh bahçeye girer gülden görünür
Gâh mana söyleşir dilden görünür
Gâh gönül evinde mihman görünür
Aşıkına türlü türlü fendi var
.......
Pir Sultan'ım sever böyle dilberi
Bu cümle Cihanın yekta gevheri
Kahrın lutfun çeker ise gel beri
Sevdiğimin nerde bir menendi var

Görüldüğü gibi Pir Sultan’a göre Tanrı, birlik (vahdet) makamında oturan ve herkesin aşık olduğu bir dilberdir. Güzel yüzü hayallerimizde ve düşümüzde dolaşır. Hem gökyüzünün dokuzuncu katı arştadır, yani çok uzaklarda; hem de yakında, sağda-solda ve önde arkada, yani her nereye baksak orada görürünür ve bazan Ali’nin kendisi olur. Bahçeye girip güle dönüşür sevgili; sohbet edip mana söyleşen dil görünür ve gönül evine konuk olup aşığına tütrlü türlü nazlar yapar. İşte Pir Sultan’ın Tanrısı evrende tek ve eşi menendi bulunmayan, sonsuz bir aşkla sevdiği bu güzel dilberdir.

Pir Sultan Abdal’ın Tanrı inancını, Alevi-Batıni tasavvufunun Tanrı anlayışı dışında aramak büyük ozanı yadsımak ve onu hiç yaşamamış varsaymaktır. Pir Sultan’ın gönülevinde konuk eylediği, özüne ortak olduğu; Ali’sinde gördüğü Hacı Bektaş Veli’sinde kavuştuğu, Şah’ında ya da Pir’inde zuhur eden “hub cemaline” aşık olarak secde edip yüz sürdüğü sevgili Tanrısını, “mekandan münezzeh”, “görünmez, bilinmez” ve korku saçan Ortodoks İslamın soyut Tanrısıyla karıştırarak savunmaya kalkışanlar, onu bu inancından dolayı aşağılayanlar kadar hakaret etmektedir.

Batıni-Alevi inanç anlayışında insan, Tanrının yeryüzünde hem vekili, hem mazharı, hem de kendi parçalarından bütüne ulaşan birliğidir; adı Tanrı, Ali, Muhammed, Ehlibeyt beşlisinin ya da Allah Muhammed Ali üçlüsünün birliği, Muhammed Hanefi, Haşim, Muhammed Bakır, Cafer, İsmail, Salman vb. olsun farketmiyor. Hepsi de birer insandır. Ayrıca Tanrı kurtarıcı görevini verdiği dostlarında, yani Velilerde-İmamlarda görünüm alanına çıkar (manifestation). Ali, veliliğin ve velilerin şahı (Şah-ı Velayet), İmamların atasıdır. Ve Batıni-Alevi inancında tüm zamanların/dönemlerin velileri, İmamlar ve kurtarıcı yüce kişiler (insan-ı kamiller) Ali olarak nitelendirilir ve birer Tanrısal mazhardır; tek aydınlatıcı ışık olan olan Tanrını parçaları ve yansımalarıdır. Her sıradan inanan da ‘Ali’nin hizmetinde bir Salman olmaya’ çaba gösteririr. Bu bağlamda Pir Sultan Abdal’ın da dilinden Ali hiç düşmez; yazımızın ilgili bölümlerinde görüldüğü gibi, Hacı Bektaş da, Şah İsmail de Ali’dir. Kalender Şahı da, Seyyid Ali Sultanı da Ali olarak nitelemekte. Onun şiirlerinde “seher yelleriyle esen, dört kitabı yazan Ali’dir ve yezide batın kılıncını çalan da Murtaza Ali’dir”.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.04.2017, 20:25   #3
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 255
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 9
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 10
25 Mesajına 26 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Saygideger Canlar.

Yukarida iki ayri kaleme alinan yazilar elbette FARKLILIKLARIMIZIN ZENGINLIKLERIMIZIN OLDUGU EN GUZEL ACIKLAMASIDIR.

Bunlarin genelini gozden gecirirsek, elbette Insanlik dusmani olan, savaslarla kendisini kabul ettiren ve savasla davam eden dunyanin en yobaz, gerici, katliamci ve vahsi dini olan ISLAM 1400 yildan beri surdurulen ASIMILE politikalarin bir yansimasidir.

Kah, Soykirim, Toplu Katliam, Yargisiz Infaz, Kah, diri diri deri yuzme, kol, bacak vucut dilim dilip dogranip yakilmasi, cukurlara gomulerek taslanip hunarca katledilmesi, dar agacinda sallandirilmasi, kiliclarla ve gurzlerle kafalarin ucurulmasi vs vs vs bir katliam gelenegini surduren YOBAZ VE BAGNAZ ISLAM butun insanligin dusmani oldugu gibi, kendisininde dusmanidir.
Cunku insanliga ayit olan butun degerleri ayaklar altina alan bir yapilanmadir...

Gunumuzde var olan gercegi goz onunde bulundurursak, gecmiste tarihi gercekleri de gormus olacagiz.

Kurtlerin Alevilere bakis acisi soyledir;
7 Aleviyi katleden CENNETE GIDER!! Yani yasadigin sure icinde hayatta isledigin butun insanlik suclarini ve islamin sartlarini yerine getirmediysen, 7 Aleviyi katledersen ALLAH AFFEDIYOR VE KENDILERINI CENNNETE GONDERIP 72 Hurri Melekle Sex yapmalarini sagliyor!!!

Turklerin Alevilere bakis acisi da soyledir.
4 Aleviyi katledersen Cennnete gidersin. yukaridaki vaatlerin tipa tip aynisi cunku ikiside insanlik dusmani ISLAMIN temsilcileri ve o inanca sahip olanlardir, burada farkli olan birisi 4 Alevi Kizilbasi katledersen Cennete gidiyorsun digeri ise 7 Alevi Kizilbasi katledersen Cennnete gidiyorsun.

Hal boyle olunca Aleviler kendilerini daha az katledenleri desteklemelidirki daha az kayip versin, cunku diger yobaz yapilanma birinden daha acimasizca ve daha fazla toplu katliamlarin kendilerini cennete gonderecegini idda edip inaniyorsa, Kurtleri desteklemek yerine Turkleri (Fasist Turk Devletini Destekelemesi Gerekir)


Gunumuzde Fasist duzen tarafindan Irkci, Milliyetci ve Gerici mantikla Kurt halkina yonelik toplu katliam ve soykirim girisimi, Kurt yoktur, (Kar yagidiginda karin uzerinde yuruduklerinde kart kurt sesler ciktigindan dolayi kendilerini Kurt gormusler) gibi yaftalamalar ve uydurmalarla KURT halkinin Dilini, Kulturunu, Toresini, Gelenegini, Genel yapilanmasini inkarciligana gidip, Kurt halkini yok etmeye calisan mantiga siddetle karsi duruyorsak.

Kendisini bir kat daha fazla katletmeye meyilli olani desteklemesinin tek bir aciklamasi var.. Baskiya, Siddete, Zulume, Yok Edilmeye ve herturden haksizliga ugradigi icin, yaninda yer almaktadir,

Yani Alevi Yasam Felsefesinde Aklin Yolu ile Vicdan olgusunun islev gordugunu, Kendisine yonelik daha katmerli dusmanlikta olsa, haksizliga ugriyanin yaninda durur, yok degilse yanlisin yaninda olur, Buda Aklin Yolu ve Vicdan olgusuna ters duser.
Bu gelenegini Yezid`in Kerbalada yaptigi katliamada tepki gostermis, mazlumun yaninda yer alip zalime karsi durmustur.. bu yuzden 12 Hizmet olgusunu 12 imam inancina cevrilmeside normaldir. tipki gunumuzde Alevileri KURT gormeleri ve gostermeleri gibi!!!!!

Sonuc olarak Aleviligin Islamla ilgi ve alakasi yoktur. Dort Kapi, Kirk Makamin hic bir geleneginde Islama dair bir sey yoktur.
Islamin vaz gecilmezlerinden olan 5 Sartinin hic birine yer verilmez.
Islamin sartlari olan, Namaz Kilmak, Oruc Tutmak, Abdest Almak, Zekat Vermek ve Hacca Gitmek. Hic biri Alevi yasam felsefesinde yokken, Aleviligin islamla ne alakasi ve ne ilgisi olabilir?
Birisi Olmiyan Allah denen varligin pesinden giderken, yine sozde bu Allah tarafindan Elci olarak insanlara sundugu kendisinin temsilcisi olabilecegini, kendi emirlerini ve buyruklarini insanlara iletmesini soyledigi ve sozde peygamber ilan ettigi Hz. Muhammde, Eline, Diline ve ozellikle Beline hicmi hic sahip degildi... Savaslarda talan ettigi ganimetlerin yani sira, 6 ile 12 yas aralarinda aldiklari esir kiz cocuklarina tecavuz etme geleneklerinden dolayi, bunu kendi aralarinda da uygulamislardir.

Ayse; Ebu Bekirin kizi 6 yasinda iken soz kesiliyor, 9 yasina geldiginde nikah kiyilip Muhammed tarafindan kucuk cocuga tecavuz ediliyor.

Muhammedin iki kizi Rukiye ve Ummu Gulsum Osman`a veriyor (Iki Zunnurlu) diye soylenir.

Ali, Kizini Omer`e veriyor.

Muhammed Kardesim dedigi (bizde IKRAR olarak bilinir ve duskunluktur) Ali`ye verir.

Hz Muhammed,52 yasinda iken Ayse`ye tecavuz eder. Kendi Teyzesinin kizi olan Zeynep`i bir donem kolesi olan ve kendisini defalarca olumden kurtaran Zeyd azad edip kendisine Evlatlik edindigi kisiye verir.. Evde banyodan cikan veya giyinen Zeynep`i ciplak gorur, Evlatligi (uvey Oglu) Zeyd`i cagirir bosanmalarini soyler, bosanmalarini zorla sagladiktan sonra, Zeynebi alir, (KENDI GELINI ( KIZI) ILE EVLENMIS OLUR)
Hz. Muhammed rivayetlere gore, 39 hatunla resmi evlenmistir, 30 hatunu yataga atmis, bir gerekce gosrererek begenmeyip evlenmemistir. Yani toplam bilinen 69 hatuna tecavuz etmistir.

Uckur, Zefk ve Sefa icin kurulan Bu DIN insanlari susturmak icin uydurulmus HIRA magarasindan gelen vahilerle insanlar korkutularak uyutulup kandirilmistir..

Boylesi bir yapilanmanin ALEVILIKLE ilgisi olabilirmi?
ELINE, BELINE VE DILINE SAHIP olmayi sart kosan yok degilse duskun ve muskul gorulmeyi sart getiren bir yasam felsefesinin Cinsi Sapik bir yapilanma ile ne ilgisi olabilir...

Dolayisyla Alevi Kizilbaslarin kutsali olan HIZIR OLIDIR... ARAP ALI DEGILDIR.

Saygi ve Insani Sevgilerimle.


Konu Raya Haq tarafından (16.04.2017 Saat 20:29 ) değiştirilmiştir.
Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.04.2017, 17:22   #4
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 255
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 9
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 10
25 Mesajına 26 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Iki Zinnureyn Hz.OSMAN.
Yani iki MELEKLI.

Arap Sii (Cafferi Mezsebi) nin lahnet okudugu kisilerden biride Hz. Osmandir

Hz. Osman, meşhur Fil Vak'ası'ndan 6 sene sonra; yani hicretten 47 yıl önce dünyaya gelmişlerdir.1 Buna göre Hz. Muhammed (sav)in peygamberlikle serfiraz kılındığı yılda, Hz. Osman 34 yaşındaydı.

Asıl adı Osman b. Affan b. Ebi'l-As b. Umeyye b. Abdi Şems b. Abdi Menaf olan Hz. Osman'ın annesinin adı Erva b. Kureyz'dir. Kureyş'in en asil ailesine mensup olan Hz. Osman, Hz. Peygamber (sav)'le -beşinci validesi (ninesi) Beyda-i Ümmü'l Hakim, Efendimiz'in halasıydı- akrabaydı. Cahiliye döneminde servet, kudret ve nüfuzu ile temayüz etmiş bulunan bu ailenin ferdlerinden Umeyye, Hz. Osman'ın dedesi, Kureyş kabilesinin reislerin dendi.

Cahiliye döneminde künyesi "Ebu Amr" olan Hz. Osman'ın bu künyesi, Müslüman olduktan sonra Efendimiz'in kızı Rukiyye'den Abdullah isminde bir oğlu olunca ‘Ebu Abdullah' diye değiştirilmiştir.2
2) ŞEMAİLİ
Hz. Osman (ra), güzel yüzlü, pek nazik, gür sakallı, orta boylu, omuzlarının arası açık ve oldukça sık saçlıydı.3 Müslüman olmadan önceki hayatına ait kaynak kitaplarımızda çok bilgiye rastlayamadığımız Hz. Osman, gençliğinde ticaretle meşgul oluyordu. Ticarî muameleleri çok dürüst olduğu için, halk arasında bu yönüyle meşhur olmuştur.4
3) AİLESİ
Hz. Osman kendisine "Zinnureyn" lakabını kazandıran Efendimizin iki kızı ile evlilik yapmıştır. Bunlardan birinci Rukiyye idi. O cahiliye döneminde Ebu Leheb'in oğlu Utbe ile evlenmişti. Fakat Müslümanlığın zuhurundan sonra Utbe, babasının zorlaması ile Rukiyye'yi boşadı. Bunu takiben Hz. Osman ona talip oldu. Resul-ü Ekrem (sav) de bu mübarek kerimesini ona verdi. Hz. Rukiyye'nin hicretin 2. senesinde vefatından sonra, Efendimiz (sav/in diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlendi. Hicretin 9. senesinde de Ümmü Gülsüm vefat etti. Allah Resulü (sav) bunu müteakip bir rivayette "şayet bir kızım daha olsa idi, onu da sana nikâhlardım", bir diğer rivayette ise "eğer kırk tane kızım olsaydı teker teker onları Osman'a nikâhlardım" buyurmuştur.5

Hz. Osman'ın Rukiyye validemizden Abdullah adını verdikleri bir oğlu olmuştur. Fakat o, hicretin 4. senesinde 6 yaşında iken vefat etmiştir. Ayrıca Hz. Osman, Bedir Savaşı esnasında ölümcül hastalığa yakalanan zevcesi Hz. Rukiyye'nin yanında Efendimiz (sav)'in müsâadesiyle kalmış ve bu sebeble Bedir'e katılamamıştı.6

Hz. Osman daha sonraları Fahite b. Gazman, Ümmü Amr binti Cündüb, Ümmü Benin binti Uyeyne ve Naile isimli hanımlarla hayatını birleştirmiştir. Amr, Halid, Ebân, Ömer, Meryem adlı çocukları Ümmü Amr binti Cendel'den, Abdulmelik adındaki çocuğu da Ümmü Benin binti Uyeyne'den olmuştur. Hz. Osman'ın diğer hanımlarından olma kız ve erkek çocukları da vardır. Bunlar arasında en meşhuru Eban adındaki oğludur. 7

4) LAKABI
Hz. Osman'ın lakabı, Hz. Muhammed (sav)'in iki kızı ile evlendiğinden dolayı iki nur sahibi mânâsına gelen "Zinnureyn"dir. Peygamber nûrunun cibilli taraftarı ve bir anlamda hakikî varisi olan bu yüce iki kadını hanesine alan ve onlarla nurlanan Hz. Osman, bir açıdan çok şanslı olmakla beraber, her iki hanımını da kendi elleriyle toprağa verme açısından da bahtsız denilebilir. Fakat kader-i İlâhî adına tahakkuk eden bu husus için ne Hz. Osman'ın ne de bizim bir şey dememiz mümkündür. O, başına gelen her bela ve musibeti Rabbine sonsuz îmân ve itminan içinde karşılayıp kaderine razı olduğu gibi, bir insan için dünyada başa gelebilecek en büyük musibetlerden biri olan hanımlarının vefâtını da aynı îmân ve itminan içinde karşılamıştır. Zaten Hz. Osman gibi birisine de bu yaraşır…!

Hz. Osman`in Babası Küreyz İbni Rebîa'dır Annesi Resûl-i Ekrem (sa) efendimizin halası Ümmü Hakîm Beyzâ binti Abdûlmuttalib'dir.

Hz. Muhammed`in 2 kizi ile evli olan Halasinin Oglu olan Hz Osman`in Amcasinin oglu olan Hz. Ali`den farki ne olabilir!!
Aksine daha yakin oldugunu gorebiliriz, Hz Ali sadece Hz. Muhammed`in bir kizi ile evlidir, Hz. Osman ise 2 kizi ile evlidir.
Hz Ali "Zinnureyn" unvanini almamis, ama Hz Osman bu unvani alarak, Hz. Muhammedin Ailesi, Hanesi, icinde (Ehli-Beyit) yerini almis, Hz Ali`den daha onemli bir mevgi ve ovgu sahibidir....

Arap Ali`yi Alevilik icinde gormek istiyen ve gostermeye calisanlar, Akrabasi ve Enisteleri olan Hz. Ali ve Hz. Osman.
Kayin Babasi olan, Hz. Ebu Bekir, Hz Omer, Hz Ebu Sufyan ve Kayin biraderi olan Hz. Muaviye ve onun gibilerini nereye sakliyabilirler, Ehli-Beyitten nasil ayirabilirler???

Hz. Ebu Bekir, Hz. Omer, Hz. Osman, Hz. Muaviye, Hz. Ebu Sufyan`a LAHNET okurken, ucu Hz. Muhammede dokunmuyormu?
Hz. Osman Akrabalik ve hisim olarak Hz. Ali`den daha yakinken, Kizlarini aldigi Omer ve Ebu Bekir bunlardan daha yakin iken, Bunlari Ehli-Beyitin disina nasil itebilirsiniz veya Ehli-Beyit icinde nasil kabul edemezsiniz?
Hz. Muhammedin ev hanesini ev Ahlisini, bazilari turlu oyunlarla ayrima cabasi icinde olabilir.
Bu oyun Aleviler uzerinde oynanan oyunun, yani Islamin cirkin asimile politikasinin en net aciklamasidir.

Yobaz islamin kendi ic catismasi, ganimet paylasimi, saltanat kavgalarindan kaynakli ayriliklari Alevi Yasam Felsefesi ile uzaktan yakindan ilgisi ve alakasinin olmadigini gormeleri gerekir.


ALEVİLİK SATILIYOR DUYDUN MU?

Ağızlarda pelesenk olmuş adı
Alevilik satılıyor duydun mu?
Yeni çıkmış allı pullu türlüsü
Alevilik satılıyor duydun mu?

Tarihlere çınar olmuş gövdesi
Damar damar akıyor reçinesi
İnsanlıktır en nadide meyvesi
Alevilik satılıyor duydun mu?

Dut olmuş ta sazlar vermiş ozana
Tellerinde deyişleri gezine
Yaprakları direniyor hazana
Alevilik satılıyor duydun mu?

Güller açmış girmiş insan gönlüne
Yuva olmuş dertli öten bülbüle
Simsar olan bu değeri ne bile
Alevilik satılıyor duydun mu?

Turna olmuş gök yüzüne süzülmüş
Katarlanmış ardı sıra dizilmiş
Düz ovada akbabaya yem olmuş
Alevilik satılıyor duydun mu?

Direnmiştir her türünden zalime
Tarihlerce uğramıştır zulüme
Hep batmıştır yönetenin gözüne
Alevilik satılıyor duydun mu?

Ne badirelerden gelmiş bu güne
Baş eğmemiş ateş ile zincire
Kafa tutmuş padişaha vezire
Alevilik satılıyor duydun mu?

Yavuz vermiş katlimize fermenı
Şeyhül İslam tamamlamış idamı
Karşı koymuş dilememiş amanı
Alevilik satılıyor duydun mu?

İslamda ki adı zındık ile mülhid
Dinsizdir ediyor İslamı tehdit
Tiz vurula boynu yok tereddüt
Alevilik satılıyor duydun mu?

Osmanlıdan gelmiş Cumhuriyete
Sanmış ki çıkılacak keravete
Kapılmış epeyce hoş rehavete
Alevilik satılıyor duydun mu?

Verilmiş kimliği din adı İslam
Kimseler dememiş yok bunda anlam
Emir yüksek yerden kesilmiş ahkam
Alevilik satılıyor duydun mu?

Laik devlet sulh çün kesmiş ahkamı
Uygun görmüş halkına Türk İslamı
Düşünmemiş Alevi-ye uyar mı?
Alevilik satılıyor duydun mu?

Buna ses etmemiş garip Alevim
Dememiş ki dince ben İslam-mıyım
Eskisinden iyidir daha neyleyim
Alevilik satılıyor duydun mu?

Seksen küsur sene böyle uyumuş
Saz çalmış söylemiş semah yürümüş
Bilmez ki kazılan derin kuyuymuş
Alevilik satılıyor duydun mu?

Yezide okumuş milyonca lanet
Sanmış ki hep bundadır ol keramet
Sövdükçe başına gelmiş melanet
Alevilik satılıyor duydun mu?

Dağda köyde iken inmiş şehire
Yaşam savaşını vermiş habire
Horlanıp itilmiş dönmüş kevgire
Alevilik satılıyor duydun mu?

38 Dersim görmüş katliam
Devlet böylelikle sağlamış nizam
Kızılbaşlar ölmüşse kimlere gam
Alevilik satılıyor duydun mu?


Gitmiş mekteplere almış diploma
Sağı hiç sevmemiş meyletmiş sola
Hak için hizmet etmiş yüce yola
Alevilik satılıyor duydun mu?

CHP-ye kızmış gitmiş kır ata
Sağcıymış sahip koşar şeriata
Kimin aklı ersin teferruata
Alevilik satılıyor duydun mu?

Olmuştur dede-miz kır ata seyis
Yemini yedikçe getirir geviş
Çıkarı oldukça yok bunda beis
Alevilik satılıyor duydun mu?

Dede-mizden miras kalmış oğla
Oğul prof olmuş büyük okula
Gamalı haçını takmış koluna
Alevilik satılıyor duydun mu?

Kurmuş tezgahını pazarlar beni
Azıya alınmış kıratın gemi
Katile otağ Kızılbaşın cemi
Alevilik satılıyor duydun mu?

Devlet ile yapar her dem pazarlık
Okumuştur amma bilmez yazarlık
Fetullaha takacakmış nazarlık
Alevilik satılıyor duydun mu?

İftar sofrasında gerdan kırıyor
Hedefi hep onikiden vuruyor
Bilmez ki KORAY-ın kanın içiyor
Alevilik satılıyor duydun mu?

Sağcıdan yanadır solun düşmanı
Bileğini kessen yeşildir kanı
Onun umurundamı hak divanı
Alevilik satılıyor duydun mu?

Bolca laf eyledik ol İzzetine
Asıl bakmalı gizli İzzetine
Gelmeyelim bunlarında fendine
Alevilik satılıyor duydun mu?

Piyasada çoktur onun karşıtı
Bu yüzden yaparlar çokça lakırdı
Fırsatı bulunca vurur tokatı
Alevilik satılıyor duydun mu?

Birisi ÖKER-dir biri de ÖZDİL
İş lafa gelince papuç gibi dil
Mesele koltuksa fark etmez menzil
Alevilik satılıyor duydun mu?

ÖKER bir zamanlar arslan gibiydi
Konuşunca evde ekran titrerdi
Koltuk için süt dökmüşe benzedi
Alevilik satılıyor duydun mu?

ÖZDİL denen şahış oldukça HAİN
Çıkar gereğince oluyor şahin
Onun izlerini DERİN arayın
Alevilik satılıyor duydun mu?


Yeni başkanımız soyadı BALKIZ
Düzeni döndüren uyumlu çarkız
Elhamdülillah hepten Müslümanız
Alevilik satılıyor duydun mu?

Başkan derki kimse tanım yapmasın
Aleviyi şuna buna katmasın
Pazarlık yaparken terslik olmasın
Alevilik satılıyor duydun mu?

Hani Alevilik İslam dışıydı
Bu söyleme neden sahip çıkıldı
Koltuk sallanınca kale yıkıldı
Alevilik satılıyor duydun mu?

İnanç tanımından korkuyor başkan
Böyle biri önder olur mu şaşkın
Senden daha cesur o meşhur düşkün
Alevilik satılıyor duydun mu?


Pazarlık uğruna doğrudan kaçtı
Namert sofrasında metaın saçtı
Yaptıkları çoktan boyunu aştı
Alevilik satılıyor duydun mu?

Yoktur bunların ufağı irisi
Birisi ne ise o dur gerisi
İzoş-a karşı ULUSOY efendisi
Alevilik satılıyor duydun mu?

Eyyyy Alevim uyan bakıver camdan
Gör neler oluyor pazarlıklardan
Kurtul artık şu hain simsarlardan
Alevilik satılıyor duydun mu?

İster içiyim de istersen dışı
Sonunda buluruz elbet çıkışı
Fark et artık şu topyekün satışı
Alevilik satılıyor duydun mu?

Kral Çıplak sözün söyledi hakça
Daha söylenecek söz vardır çokça
Yalanlara doyduk karnımız tokça
Alevilik satılıyor duydun mu?


Saygi ve Sevgilerimle.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.11.2017, 13:31   #5
Yazar
Garipmusasultan
Forumu İyi Bilen
 
Garipmusasultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.04.2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 424
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 42
İtibar Puanı: 50
Garipmusasultan yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 583
261 Mesajına 527 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alevilikte insan değerlidir değerli olmasının sebebi Allah'ın insanı yeryüzünde halifesi kılması ve seçkin kılmasından dolayıdır. Yaratılanı severiz yaratandan ötürü anlayışına sahibiz. Bizler Allah'a ulaşmak ve iyi kul olmak için insan-ı kamil olmak gerektiğine inanırız. Aleviler YA ALLAH YA MUHAMMED YA ALİ derler manası Allah'ın birliğine, Hz. Muhammed'in peygamberliğine, Hz. Ali'nin velayetine ve imametine inanıyoruz demektir. Birçok yerde sana cevap verdim ve lanetledim. Bu yalanlarından dolayı sana lanet olsun. Alevilikten ne istiyorsun ermeni haini? Biz Aleviler Türk soyluyuz ve İslamın özüyüz. Hz. Muhammed bizim peygamberimizdir 12 imamlar imamımızdır. Kur'an Allah'ın kelamıdır ve rehberimizdir. Biz Allah'ın kullarıyız insan-ı kamil olmak tek gayemizdir. Alevilerden uzak ol... Buraları boş bulup epey yalanlar iftiralar sıralamışsın fakat artık haddini bildireceğiz...

___________________İMZA___________________
“Allah’ın dini kişilerle tanınmaz; hakkın nişaneleriyle tanınır. Öyleyse hakkı tanı, hakka uyanları tanırsın.”

İmam Ali Aleyhisselam

YA ALLAH YA MUHAMMED YA ALİ
Garipmusasultan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Garipmusasultan Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
redyellow (11.11.2017)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:55.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica