Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Kültür-Sanat > Tarih

Tarih Tarihsel olaylar, kişiler, durumlar

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 10.01.2019, 05:42   #1
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 524
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 14
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Mısırlılar, ıslamdan daha uygardır

ISLAM DENEN INSANLIK DUSMANI YAPILANMADAN 3500 BIN YIL ONCE YASANMIS OLMASINA RAGMEN ISLAMDAN BINLERCE KEZ UYGAR BIR YAPILANMASI VARDI

Mısır’ın Mısır olmasından önce güneş gökyüzünü ve onun içinde kuşları yarattı ; sonra Nil Nehri’ni ve içinde yüzen balıkları yarattı ve onun kara kıyılarına bitkiler ve hayvanlardan oluşan yeşil bir hayat verdi..

Ondan sonra, yaşamın mimarı Güneş, oturup eserini seyretmeye koyuldu. Yeni doğmuş dünyanın, tam gözlerinin önünde yayılan derin nefesini hissetti ve onun ilk seslerini dinledi. Böylesine bir güzellik onu hüzünlendirmişti.
Güneşin gözyaşları toprağa düştü ve orada çamur oluştu.. İnsanlar da bu çamurdan oldu..

Nil, Firavun’a boyun eğiyordu. Mısır’a her yıl şaşkınlık verici bereketi sunan su baskınlarının önünü açan oydu. Bu, öldükten sonra da devam ediyordu : Güneşin ilk ışığı taşların arasındaki bir delikten Firavun’un mezarına kadar süzülüp yüzünü aydınlatınca, toprak üç hasat veriyordu..
O zamanlar böyleydi.. Artık değil !..
Deltanın yedi kolundan bugün sadece ikisi kaldı ve bereketli kutsal döngülerden de geriye ne döngüler kaldı, ne de kutsallıkları ; artık sadece “dünyanın en uzun nehri” için eskiden söylenmiş övgü şarkıları var :

“Sen bütün sürülerin susuzluğunu giderirsin..
Sen bütün gözyaşlarını içersin..
Ayağa kalk, Nil, sesin kükresin !..
Herkes senin sesini dinlesin !..”



Napoléon Mısır’ı ele geçirince, askerlerinden biri Nil kıyısında her tarafına işaretler kazınmış büyük siyah bir taş buldu. Ona “Rosetta” adını verdiler..
Kayıp diller araştırmacısı Jean François Champollion gençlik yıllarını bu taşın etrafında dönerek geçirdi !.
“Rosetta” üç dilde konuşuyordu. Bu dillerden ikisi deşifre edilmiş, çözülemeyen bir tek Mısır hiyeroglifleri kalmıştı. Piramitlerin yaratıcılarının yazısı bir bilmece olarak kalmayı sürdürüyordu. Çok aldatıcı bir yazıydı : Heredot, Strabon, Diodoro ve Horapollo uydurdukları şekilde tercüme ederken, Cizvit rahip Athanasius Kircher saçmalıklarla dolu dört cilt yayımlamıştı.. Bu kişilerin hepsi, hiyerogliflerin bir simgeler sistemini oluşturan resimler olduğundan ve anlamlarının onları tercüme eden kişinin hayal gücüne göre değiştiğinden neredeyse eminlerdi..

İşaretler mi dilsizdi ? Yoksa insanlar mı sağırdı ?.. Champollion bütün gençliğini Rosetta taşını sorgulayarak geçirmesine rağmen inatçı bir sessizlikten başka bir yanıt alamadı. Artık açlık ve bitkinlikten bitap düştüğü bir gün, zavallının aklına daha önce hiç kimsenin düşünmediği bir olasılık geldi : Hiyeroglifler, simge olmalarının dışında, ya bir de “ses” iseler ? Bir alfabenin harfleri gibi bir şey iseler eğer ?!..
İşte o gün mezarlar açıldı ve ölü hükümdar konuştu !..

Champollion’dan yaklaşık 5000 yıl kadar önce Tanrı Thot, Teb şehrine gitti ve Mısır hükümdarı Thamus’a “yazma becerisini” armağan etti. Ona bu hiyeroglifleri açıkladı ve yazının kötü hafızayı ve az bilgeliği tedavi etme konusunda en iyi ilaç olduğunu söyledi… Kral armağanı geri çevirdi ve şöyle dedi :
“Hafıza mı ?.. Bilgelik mi ?.. Bu buluş unutkanlığa yol açacaktır. Bilgelik özde olur, onun görüntüsünde değil.. Başkasının hafızasıyla insan hatırlayamaz. İnsanlar kaybedecek, ama hatırlamayacaklardır. Tekrarlayacak, ama yaşamayacaklardır. Birçok şeyi keşfedecek, ama bunların hiçbirisini gerçekten tanımayacaklardır..”

Mısır yazısı bize Tanrı Osiris ile onun kız kardeşi İsis’in hikayesini de anlatır.. Osiris yeryüzünde ve gökyüzünde sıklıkla karşılaşılan o aile içi kavgaların birinde öldürüldü, bedeni paramparça edildi ve Nil‘in derinliklerine atıldı..
Kız kardeşi ve aynı zamanda sevgilisi olan İsis suya dalıp onun parçalarını topladı, çamur yardımıyla birbirine yapıştırdı ve eksik olan parçayı da çamurdan kendisi yaptı. Beden tamamlanınca, onu nehrin kıyısına yatırdı..
Nil‘in hazırladığı bu çamurun içinde arpa ve diğer bitki tohumları bulunuyordu.. Osiris’in canlanan bedeni ayağa kalktı ve yürüdü..

Kardeşi ve sevgilisi Osiris gibi, İsis de sürekli doğumun sırlarını Mısır’da öğrendi. Onun görüntüsü hepimize tanıdıktır : Oğlu Horus’u emziren Ana Tanrıça..
Çok sonraları Meryem Ana da İsa’yı emzirecektir. Ancak İsis’in hiçbir zaman bakire olmadığını söyleyebiliriz !.. O, annelerinin karnında birlikte oluşmalarından itibaren Osiris’le birlikte oldu ve büyüdükten sonra Tiro şehrinde on yıl boyunca “dünyanın en eski mesleği”ni icra etti !.. Daha sonraki binlerce yıl boyunca İsis bütün dünyayı dolaştı ve kendisini fahişeleri, köleleri ve diğer lanetlileri hayata döndürmeye adadı..
Roma’da, yoksulların yaşadığı yerlerin tam ortasında, genelevlerin hemen kıyısında tapınaklar kurdu. Bu tapınaklar imparatorun emriyle yıkıldı ve rahipleri çarmıha gerildi ; ancak bu “inatçı katırlar” birçok sefer yeniden doğdular !
Ve İmparator Justinien’in askerleri İsis’in Nil Nehri üzerindeki Filae adasında bulunan tapınağını yerle bir edip onun yerine Aziz Esteban Katolik Kilisesi’ni inşa edince, İsis’in hacıları günahkar kraliçelerine olan bağlılıklarını o andan itibaren Hristiyan sunağının önünde bildirmeye başladılar !..

Heredot’un anlattığına göre, Firavun III. Sesostris tüm Avrupa ve Asya’yı egemenliği altına aldıktan sonra, karşısına çıkmış cesur halkların bayraklarına bir penis sembolü ekleyip, korkak halkların anıtlarına da onları aşağılamak amacıyla bir vajina resmi kazıtarak kendince onların arasındaki farkı ortaya koydu !.. Hepsi bu kadar olsa iyi ; onu canlı canlı kızartmak isteyecek kadar “çok seven” kardeşinin çıkardığı yangından kurtulmak için kendi çocuklarının bedenleri üzerine yürüdü !..

Diğer yandan, bu firavunun döneminde sulama kanallarının sayısının arttığı, çöllerin bakımlı bahçelere dönüştüğü ve Nübye’yi ele geçirmesiyle birlikte imparatorluğun sınırlarının Nil‘in ikinci şelalesinin ötesine ulaştığı söyleniyor.. Ayrıca hiçbir Mısır hükümdarının onun kadar kudretli olmadığı ve onun kadar kıskanılmadığı da bilinen bir gerçek.. Ne var ki, III. Sesostris’in heykelleri bize karanlık bir surat, kederli gözler ve acılı dudaklar sunan yegane örnekler.. Çünkü imparatorluğun heykeltıraşları tarafından ölümsüz kılınan diğer firavunların hepsi kutsal sessizlikleri içinde bize huzurlu bir biçimde bakıyorlar.
Ebedi yaşam firavunların sahip oldukları bir ayrıcalıktı. Kim bilir, Sesostris için bu ayrıcalık belki de bir lanet anlamına geliyordu..

“Güzel ve bereketli genç kadın ; onun görkemi ve tarzı ilahi özelliklere sahipti..“ Firavun Tutmosis’in büyük kızı alçak gönüllü bir biçimde böyle tasvir edilmiş..
Bir savaşçı babanın savaşçı kızı olan Hatşepsut, tahta çıktıktan sonra kendisinin “kraliçe” olarak değil, “kral” olarak tanınmasına karar verdi.. Mısır daha önce birçok kral anası, birçok kraliçe görmüştü ama gerçek bir hükümdar olan “Güneşin Kızı Hatşepsut” onların hepsinden farklıydı.. Ve bu “memeli firavun” miğfer kullandı, erkek kıyafeti giydi, takma sakal taktı ve yirmi yıl boyunca Mısır’a zafer ve bolluk yaşattı..
Onun büyüttüğü, savaş sanatlarını ve devlet yönetimini ondan öğrenen yeğeni onun hayatını yok etmek istedi. Bu “erkek kuvveti gaspçısının” firavunlar listesinden silinmesini, isminin ve suretinin bütün resimlerden ve anıtlardan kazınmasını ve zaferlerinin anısına diktirdiği heykellerin tümünün yıkılmasını emretti..

Ancak bazı heykeller ve kimi yazıtlar bu temizlik harekatından kurtuldular ve işte bu emrin tam olarak yerine getirilememesi sayesinde, erkek kılığına girmiş bir kadın firavunun, ölmek istemeyen bir ölümlünün yaşamış olduğunu ve şunları söylediğini biliyoruz :
“Benim şahinim hükümdarlık bayraklarının dalgalandığı yerlerin çok ötesine, sonsuzluğa doğru uçar..”

3400 yıl sonra mezarı bulundu.. İçi boştu.. Onun “öbür taraf”ta olduğunu söylüyorlar !…

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:19.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica