Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviweb > Aw Grupları > Grup Tanıtımları

Grup Tanıtımları Gruplarınızın tanıtımı ve grupların resmi açıklama alanı

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 17.12.2006, 17:45   #1
Yazar
Türkan
Forumla Bütünleşmiş
 
Türkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 2.248
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 81
İtibar Puanı: 1255
Türkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 968
596 Mesajına 1.324 Kere Teşekkür Edlidi


Exclamation KSAAC:Kadınlarımızdan Haberler

Arkadaşlar,Bu başlık altında kadınlarımızdan haberleri paylaşalım.
KSAAC haberleri tek bir başlık altında olsun. Daha derli toplu , düzenli olur diye düşünüyorum. Ben başlıyayım , siz devamını getirin


Aile içi şiddette yüzde 98'i kadın mağdur

İzmir Barosu, Tabip Odası’yla birlikte kentteki aile içi şiddeti değerlendiren bir açıklama yaptı. Buna göre; aile içinde şiddete uğrayanların yüzde 34’ü 26–35 yaş arasında. Mağdurların tamamına yakını kadın. Şiddeti yüzde 84 oranında eşler uyguluyor; ardından baba, kardeş, kayınpeder ve kayınvalide geliyor.

İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası'nın desteğiyle İnsan Hakları Haftası öncesi, kentteki aile içi şiddet, işkence ve kötü muameleyle ilgili değerlendirmeyi, düzenledikleri açıklamayla duyurdu.

İzmir Barosu Başkanı Avukat Nevzat Erdemir ve İzmir Tabip Odası Başkanı Doktor Suat Kaptaner, 10-15 Aralık tarihleri arasında kutlanacak İnsan Hakları Haftası öncesi kentteki aile içi şiddet, işkence ve kötü muameleyle ilgili değerlendirme yaptı. Alsancak'taki İzmir Barosu Başkanlığı'nın Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen toplantıda konuşan avukat Erdemir şöyle konuştu: “Ülkelere demokrasi ve insan hakları ihraç edilemez. Bu kavramlar ancak tüm dünyada egemen olduğunda bir anlam ifade eder. Bugün yapılan hak ihlallerinin altında imzası olan birçok devlet, insan haklarının temel ilkelerine uymak için söz vermiştir. Hukukun temeli ahde vefadır, yani verdiğini söze sadık kalmaktır. Bu ülkeleri sözlerine sadık kalmaya çağırıyoruz. Ülkemiz açısından duruma bakıldığında ise sürüklenmek istediğimiz doğrultunun, dünya genelinde çizilmek istenen resimle aynı olduğunu görüyoruz. Ekonomi, sağlık, sosyal ve adalet anlamındaki ihlaller devam etmektedir. Bizler insanı, rengi, cinsiyeti, ırkı, dini, dili, siyasi görüşü için değil, insan olduğu için, insan haklarının her yerde ve her zeminde etkin olması için mücadele etmeye devam edecektir.”

Erdemir, açıklamasının ardından, Baro'ya bağlı İnsan Hakları Hukuku ve Hukuk Araştırmaları Merkezi'nin, 6 Haziran 2005 ve 8 Aralık 2006 tarihleri arasında kentte aile içi şiddet, işkence ve kötü muameleyle ilgili çalışmasını aktardı.

İzmir'de aile içi şiddetle ilgili 350 başvuru yapıldığı, bunlardan 170'inin ciddi bulunup ele alındığı, şiddete uğrayanların yüzde 98'ini kadınların, yüzde 2'sini erkeklerin oluşturduğu, şiddeti uygulayanın yüzde 84 eşlerden biri, yüzde 5'inin baba, diğerlerinin de, kardeş, kayınpeder ve kayınvalide olduğu saptandı. Aile içi şiddete uğrayanların yüzde 49'unun ilkokul, yüzde 10'unun üniversite mezunu olduğu, bu kişilerin yüzde 34'lük payla en çok 26-35 yaş arasında olduğu bildirildi.

İşkence ve kötü muameleye uğrayanlarda ise yüzde 87'sini erkekler, yüzde 13'ünü kadınlar oluştururken, yüzde 96 polislerden, yüzde 2 jandarmadan, yüzde 1 zabıta, yüzde 1'de infaz koruma memurlarından şikayetçi olunduğu, başvuruların yüzde 61'inin soruşturma aşamasında olduğu, en çok başvurunun 21 kişiyle geçen ay yapıldığı kaydedildi. İşkence ve kötü muameleye uğrayanların yüzde 90'ının 18 yaş ve yukarısında olduğu vurgulandı.


İzmir Barosu Başkanı Avukat Nevzat Erdemir, söz konusu şikayetlerle ilgili 0 533 612 49 98 numaralı telefonun 24 saat açık olduğunu, mağdur kişilerin buraya başvuru yapabileceklerini sözlerine ekledi. (SD)

kaynak: ucansupurge.org

___________________İMZA___________________
Karlı dağlar gibi dik tut başını
Gösterme yaranı , çat kaşlarını
Kızılcık şerbeti içtim söyle
Kan kussan bile diren zalime ....
Türkan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.12.2006, 20:37   #2
Yazar
jiyan ararat
Y A S A K L I ! ! !
 
jiyan ararat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.12.2006
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 186
Memleket: AĞRI
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 12
jiyan ararat iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 0
5 Mesajına 5 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Uluslararası Af Örgütü Basın Açıklaması


“Genellikle korkarak yaşarız. Babalarımızdan, ağabeylerimizden, kocalarımızdan korkarız.

Korkarız, çünkü şiddet yaşamaktayız.Artık değiş-tokuş edilmek, yüzünü görmediğimiz biriyle evlenmek, hediye edilmek, eğitimsiz kalmak, çocuk yaşta evlendirilmek, sudan sebeplerle cezalandırılmak, sürekli korkarak yaşamak istemiyoruz.”

Nebahat Akkoç, Diyarbakır, Türkiye’de aile içi şiddete karşı çalışan bir kadın grubu olan KA-MER’in (Kadın Merkezi) kurucusu

Uluslararası Af Örgütü kadına yönelik şiddetle ilgili hazırladığı son raporu açıklarken, Türkiye’deki kadınların en az üçte biri ve fazlası aile içinde fiziksel şiddete maruz kaldığını söyledi. Dünyanın her tarafındaki kadınlar gibi onlar da dayak yemekte, tecavüze uğramakta ve hatta bazen öldürülmekte veya intihara zorlanmaktadır.

“Türkiye: Kadınlar aile içi şiddetle mücadele ediyor” adlı raporda aile içi şiddetin ardında yatan nedenler incelenmekte, bu tür şiddet kurbanlarının vakaları anlatılmakta, suçluları tespit etmekte ve kadın örgütlerinin çalışmalarından söz etmektedir.

“Aile üyelerinin kadınlara şiddet uygulaması, kadınları ekonomik gereksinimlerinden mahrum etmektan sözlü ve psikolojik şiddete, dayak, cinsel şiddet ve öldürmelere kadar yayılmakta.”

Bazı şiddet fiilleri “namus cinayetleri” ve küçük yaşta ve zorla evlendirme gibi geleneksel uygulamaları içermektedir. İntihar etmiş gibi görünen bazı kadınlar aslında ya öldürülmüş ya da aile bireyleri tarafından intihara zorlanmıştır.

“Şiddetin altında yatan neden, kadınlara hayatın her alanında erkeklerle eşit olmalarını engelleyen ayrımcılıktır.”

“Şiddet kültürü kadınları, hem şiddet kurbanı hem de adalete etkin erişimlerinin engellenmesi nedeniyle ikili tehlikeye atmaktadır.”

“Kadına yönelik şiddet cemaat önderleri ve hükümet ve yargının en üst düzeylerinde büyük oranda hoş görülmekte ve hatta onaylanmaktadır. Kadınların şiddet saldırıları, cinayetler ya da sözde intiharlarla ilgili suç duyuruları yetkililer tarafından nadiren kapsamlı olarak soruşturulmakta. Mahkemeler hala tecavüzcülerin cezalarını evlenme sözü vermeleri halinde, bu uygulamayı sona erdirme çalışmaları olmasına rağmen, indiriyorlar.

Uluslararası Af Örgütü hükümetin varolan yasaların etkin olarak uygulanmasını sağlayamamış olmasından kaygı duymakta ve yapılacak olan reformların da mahkemeler ve ceza yargı sisteminin diğer birimlerinin direnciyle karşılaşmasından korkmaktadır.

“Türkiye hükümetinin, kadınları sadece devlet görevlilerinin değil, bireyler ve grupların da şiddetinden korumak yükümlülüğü vardır. Uluslararası insan hakları hukuku uyarınca devlet kadınların eşitlik, yaşama, özgürlük ve güvenlik ve ayrımcılığa, işkence ve zalimane, insanlık dışı ve onur kırıcı muameleye uğramama haklarını güvence altına almalıdır.”

Uluslararası Af Örgütü Türkiye hükümetine aşağıdaki tavsiyelerde bulunmaktadır:

§ Kadınlara sığınma evleri, adli mekanizmalar ve uygun sağlık bakımı, giderim ve tazminat sağlanmalıdır;

§ Savcılar ve polisler kadına yönelik şiddet uygulayanları soruşturmalı ve haklarında dava açmalıdır;

§ Kadına yönelik şiddet olayları kayıt edilmeli ve istatistiki olarak izlenmelidir;

§ Kadınları koruyucu yasalar gereğince uygulanmalıdır;

§ Kadın hakları ve diğer sivil toplum kuruluşları, kadınlara karşı ayrımcılık ve şiddeti yok etmeye yönelik çalışmalarında destek almalıdır.

Arkaplan bilgisi

Türkiye: Aile içi şiddete karşı mücadelede kadınlar (AI Index EUR 44/013/2004) başlıklı rapor, Uluslararası Af Örgütü’nün Mart 2004’te başlattığı Kadına Yönelik Şiddete Son kampanyası kapsamında yayınlanan raporların sonuncusudur. (Bkz. Herşey elimizde – Kadına yönelik şiddete son raporu (AI Index: ACT 77/001/2004, [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. Küresel düzeyde yürütülen kampanya, dünya çapında ülkelerin kadına yönelik şiddeti önleme, soruşturma ve cezalandırmadaki başarısızlıklarının altını çizmektedir.

jiyan ararat Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 20.12.2006, 13:20   #3
Yazar
Türkan
Forumla Bütünleşmiş
 
Türkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 2.248
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 81
İtibar Puanı: 1255
Türkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 968
596 Mesajına 1.324 Kere Teşekkür Edlidi
Thumbs down Töre için öldürülen kadınların çoğu kayda geçmiyor

Töre için öldürülen kadınların çoğu kayda geçmiyor

Rakamlar, töre ve namus nedeniyle son 6 yılda öldürülen 1190 kişiden 710'unun erkek olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Sinan Özbek, töre ya da namus adına öldürülen kadınların önemli bir kısmının, öldürülme nedeni ve şeklinin kayıtlara geçmediğini belirtiyor.

Kocaeli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sinan Özbek, Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, ‘namus’ nedeniyle öldürülen erkeklerin sayısının kadınlardan daha fazla olduğunu ortaya çıktı. Özbek, son dönemlerde basında yer alan haberlerin de etkisiyle, “namus nedeniyle sadece kadınların öldürüldüğü” şeklinde oluşan algılamanın gerçeği yansıtmadığını belirtti. Namus cinayetlerini "bir etnik grubun kültürel özelliği'' olarak değerlendirip, anlatmanın da, yanlış olduğu kadar ırkçı bir yaklaşıma yol açtığını vurgulayan Özbek, "Töre kanunlarının aşiretin ataerkil yapısını düzenlemek üzere üretildiği ve bunların da kadının üzerinde bir denetim kurduğu açıktır. Bu noktada ülkemizde görülen şekliyle namus cinayetlerini, kadına yönelen şiddetin bir formu olarak değerlendirmek sağlıklı görüşler üretmemize engel olacaktır” dedi.

Namus cinayetlerinin dünyada her tarafında yaşandığını, bu cinayetlerin mağdurlarının yalnızca kadınlar olmadığını ifade eden Özbek, "Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre namus nedeniyle öldürülen erkek sayısı kadınlardan çok daha fazladır. Son 6 yıl içinde namus cinayetlerinde ölen bin 190 kişiden 710'u erkektir'' dedi. Namus anlayışına ters düşen bir olayın aile içinde yaşanması durumunda, cezanın en ilkel ve acımasız şekliyle kadına verildiğini savunan Özbek, töre ya da namus adına öldürülen kadınların önemli bir kısmının, öldürülme nedeni ve şeklinin kayıtlara geçmediğini belirtti. (SD)


___________________İMZA___________________
Karlı dağlar gibi dik tut başını
Gösterme yaranı , çat kaşlarını
Kızılcık şerbeti içtim söyle
Kan kussan bile diren zalime ....
Türkan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.12.2006, 12:46   #4
Yazar
Türkan
Forumla Bütünleşmiş
 
Türkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 2.248
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 81
İtibar Puanı: 1255
Türkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 968
596 Mesajına 1.324 Kere Teşekkür Edlidi
Thumbs down "Töre değil, namus!!!"(muş!)

Töre değil, namus!!!

Diyarbakır’da, kalaşnikof tüfekle Gülistan Gümüş’ü öldürdükleri için 'töre saikiyle yakın akrabayı öldürmek'ten ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanan yedi sanık, verdikleri dilekçede ‘töre’ değil ‘namus’ diyerek tahliye istedi.

Gülistan Gümüş'ün saklandığı çeyiz sandığının içinde 'töre gereği' Kalaşnikof tüfekle öldürülmesi olayına karışan sekiz kişiden yedisi, 'Olay töre değil, namus cinayeti' diyerek tahliye istedi. Cinayeti işlediğini 'itiraf eden' Ömer Taş da savunmasında "Eşimi namus için öldürdüm. Serbest bırakılmalıyım" dedi.

12 yaşında berdel usulüyle evlendirilen 20 yaşındaki Gülistan Gümüş, 22 Temmuz günü Diyarbakır'ın Sırımkesen Köyü'nde saklandığı sandığın içinde öldürüldü. Cinayetin ardından genç kadının imam nikahlı eşi Ömer Taş, kayınbiraderleri İzzettin, Hamdullah, Mehmet Şah Taş, kardeşi Memduh, amcası İdris, amcasının oğulları Abdurrahim ve Bahattin Gümüş tutuklandı. 'Töre saikiyle yakın akrabayı öldürmek'ten ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanan yedi sanık, Çınar Sulh Ceza Mahkemesi'ne şu dilekçeyi verdi: "Tutuklanmam kesinlikle usul ve yasaya aykırıdır. Ömer Taş namusunu temizlemek için eşini öldürmüş ve suçunu da itiraf etmiştir. Bu töre değil, namus meselesidir. Tutuklu kalmam benim ve ailemin mağdur olmasına yol açtı. Tutukluluğumun kaldırılmasını talep ediyorum." Ayrı bir dilekçe veren Ömer Taş da cinayeti namus için işlediğini, bu nedenle serbest bırakılmasını istedi.

Müdahil avukat Meral Beştaş, dilekçelerin örneğini TBMM'ye göndereceğini söylerken Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Vakfı Koordinatörü Pınar İlkaracan da kadın örgütlerinin yeni TCK geçerken yürüttükleri mücadeleyi hatırlattı: "En önemli talebimiz 'adam öldürme' cezasına indirimi engelleyen hallere 'namus saiki'nin eklenmesiydi. Ama 'töre ve namus aynı' dendi, reddedildi. Şimdi adam öldürmeye verilen ceza 'haksız tahrik' maddesiyle 18-24 yıla indirilebiliyor. Hükümetin 'namus cinayeti' konusunda direnmesi kadınların öldürülmeye devam edilmesinin yanı sıra hukuk rezaleti de ortaya çıkardı. Engellemeye çalıştığımız buydu." (SD)

Kaynak: dha, Radikal

___________________İMZA___________________
Karlı dağlar gibi dik tut başını
Gösterme yaranı , çat kaşlarını
Kızılcık şerbeti içtim söyle
Kan kussan bile diren zalime ....
Türkan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.01.2007, 20:25   #5
Yazar
Türkan
Forumla Bütünleşmiş
 
Türkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 2.248
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 81
İtibar Puanı: 1255
Türkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 968
596 Mesajına 1.324 Kere Teşekkür Edlidi
Thumbs down Şikayet Yok !!!

Şikayet Yok !!!

Ailenin Korunmasına Dair Yasa, aile içi şiddet mağduru kadının şikayeti olmaksızın soruşturma açılmasını zorunlu kılıyor. Ancak, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı eşini döven kocayı ‘şikayet yok’ diye serbest bıraktı.Şikayet

İzmir'de eşini öldüresiye döven kocayı şikayet olmadığı gerekçesiyle serbest bırakan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in genelgesine ve Ailenin Korunmasına Dair Yasa hükümlerine aykırı davrandığı ortaya çıktı.

Ruşen Çetindal, geçen cumartesi iki çocuğuna 3 YTL'lik çocuk bezi aldığı için eşi Müjgan Çetindal'ı kameralar önünde dövmüştü. Yasa, cumhuriyet savcılarını bu tip suçları şikayet olmaksızın soruşturma ve mağdur hakkında koruma tedbiri alınması için aile mahkemesine başvurmakla yükümlü tutuyor. 1 Ocak 2006'da yayımlanan genelgede şu ifadelere yer verilmişti: “Savcıların aile içi şiddete maruz kalındığını öğrenmeleri halinde, şikayet gerekmediğinden derhal soruşturmaya geçmeleri, koruma kararı alınması için ivedilikle aile mahkemesine bildirimde bulunmaları, koruma kararının infazının yapılabilmesi için kolluk birimleriyle sıkı işbirliği kurmaları, kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem yapmaları gerekmektedir.”

İzmir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Pınar Tatlı, "Müjgan Çetindal'la şikayetçi olması için bağlantı kurduk. Kararını bekliyoruz. Savcılıklar, yasadaki açık hükme rağmen bu tip olaylarda maalesef şikayet yoksa harekete geçmiyor" dedi. Cumhuriyet Kadınları Derneği Başkanı Avukat Şenal Sarıhan da "Bu yasanın tüm kadınları kapsaması için çok uğraştık. Yasa, şikayet şartını aramamasına rağmen uygulama tersi yönde oluyor" diye konuştu. (SD)

Kaynak: Milliyet, 27 Aralık 2006

___________________İMZA___________________
Karlı dağlar gibi dik tut başını
Gösterme yaranı , çat kaşlarını
Kızılcık şerbeti içtim söyle
Kan kussan bile diren zalime ....
Türkan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.01.2007, 20:42   #6
Yazar
Türkan
Forumla Bütünleşmiş
 
Türkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 2.248
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 81
İtibar Puanı: 1255
Türkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 968
596 Mesajına 1.324 Kere Teşekkür Edlidi
Exclamation Yasalar kağıt üzerinde kalmasın!!!!

Yasalar kağıt üzerinde kalmasın

Bağlar Kadın Kooperatifi Başkanı Hatice Demir, DİKASUM, İHD, Bağlar Kadın Merkezi ve Baro Kadın Komisyonu gibi kadınlara yönelik çalışma yürüten sivil toplum örgütleri temsilcilerinin katılımıyla Diyarbakır Selis Kadın Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında, Türkiye'de namus gerekçesiyle işlenen kadın cinayetlerine Ayşegül Alpaslan'ın da eklendiği belirtilerek olayın takipçisi olunacağı mesajı verildi.

Bağlar beldesi Muradiye Mahallesi'ndeki evinde 6 gün önce, fuhuş yaptığı iddiasıyla, resmi nikahsız birlikte yaşadığı, beş çocuğunun babası tarafından öldürülen Ayşegül Alpaslan'ın cenazesinin Dicle Üniversitesi morgunda bekletildiğini ve katledilmeden önce Bağlar Polis Merkezi'ne ve diğer adli makamlara başvurduğunu ileri süren Demir, şöyle konuştu:

“Geçen yıl, beş çocuğunun babası tarafından yaralanan Ayşegül, Çermik Savcılığı'na müracaatında kendisinden şikayetçi olduğunu söylemiş ve ölümle tehdit edildiğini, her gün işkence gördüğünü belirtmesine rağmen, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığına gönderilen dosya, 6 ayı aşkın bir süredir derdest durumdadır. Yaralama suçundan dolayı açılmış bir dosya üzerinden gerekli hiçbir adli işlemin yapılmaması bugün tanıklığını ettiğimiz bir kadın katliamına daha yol açmıştır. Benzer şekilde birkaç gün önce evde bulunan 400 gram esrar da Ayşegül'ün katilinin tutuklanmasına yeterli bir delil olarak görülmemiştir. Biz kadınlar Ayşegül'ün öldürülmesini devletin ihmali olarak değerlendiriyoruz.”

Demir, devletin Ailenin Korunmasına Dair Yasa gereği şiddet mağduru bir kadının karakola başvurduğunda şiddetten koruma ve güvenliğini sağlama, yasal güvence altında olmasına rağmen, cinayeti işleyen Abdurrezzak Dikici'nin ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığını söyledi. Demir, kadını koruyan yasaların kağıt üzerinde değil uygulamada görmek istediklerini de sözlerine ekledi. (SD)

Kaynak: Birgün, 11 Ocak 2007

___________________İMZA___________________
Karlı dağlar gibi dik tut başını
Gösterme yaranı , çat kaşlarını
Kızılcık şerbeti içtim söyle
Kan kussan bile diren zalime ....
Türkan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.03.2007, 20:46   #7
Yazar
Türkan
Forumla Bütünleşmiş
 
Türkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 2.248
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 81
İtibar Puanı: 1255
Türkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 968
596 Mesajına 1.324 Kere Teşekkür Edlidi
Question Namus cinayetleri neden işlenir?

Namus cinayetleri neden işlenir?

Avukat Vildan Yirmibeşoğlu, töre ve namus gerekçesiyle işlenen cinayetler üzerine bir kitap çıkardı. ‘Toprağa Düşen Sevdalar’ adlı kitapta, 1995-2000 yılları arasında 19 ilde meydana gelen 300 namus cinayeti dosyası incelenmiş, hukukçular, failler, azmettiriciler ve polislerle görüşülmüş. Özlem Kınal’ın haberi.

‘Öldürmek işin yarısı,
Yarısı ölümü beklemek
Sıçrayıp gece yarısı
Ölüp ölüp de dirilmek.

Bala, bu ne biçim yazı?
Oy, töre töre, batası töre
Beni de yedin göz göre göre
Bala, bu ne biçim yazı oy?’

Töre ve Namus Gerekçesiyle İşlenen Cinayetler
Toprağa Düşen Sevdalar
Vildan Yirmibeşoğlu


‘Namus cinayetleri’ neden işlenir ve toplum neden bu tür cinayetleri genellikle hoşgörüyle karşılar? Yasal düzenlemeler ve yargılamada karşılaşılan sorunlar nelerdir? Bu tür cinayetleri işleyen alt sosyal katmanlara mensup bir insan ile kanun koyucu ve yasa uygulayıcıları arasında, namus kavramına bakış açısından bir fark var mıdır? Kadınlar neden çaresizdirler? Devlet, kadın vatandaşlarının yaşam hakkını korumakta neden aciz kalmaktadır?

İşte bu sorulara yanıt aramak ve çözüm yolları için objektif bir bakış açısıyla yazılmış bir kitap gereksinimiyle yola çıkmış Vildan Yirmibeşoğlu. ‘İstanbullu olmakla birlikte, yaşamımın 13 yılını bölgede geçirmiş, kadın sorunları üzerine hiçbir kişi yada kurumdan maddi destek almadan araştırmalar yapan bir kadın avukattım. Bu özellik bana, bölge kültürünü gözleyebilme ve konuya yansız bakabilme olanağı sağlıyordu.’ diyor yazar ve ekliyor. ‘Bir de tanıklık borcum vardı Sevda Gök’e, Kilisli Şenel Habeş’e, Viranşehirli Gönül Aslan’a. Adliye arşivlerinde dosya incelerken boğazıma düğümlenen birer hıçkırık olarak kalan nice kadının kısacık yaşamına tanıklık borcum vardı.’

Kadınalara yönelik ‘namus’ gerekçesiyle işlenen cinayetlerle ilgili kültürel değerler, sosyo-ekonomik faktörler ile hukuki düzenlemeleri, ‘namus cinayeti’ yargılamalarıyla birlikte inceleyen, yasal bolukları tespit ederek gerekli değişikliklerin yapılması için önerilerde bulunmak ve gerekli çalışmalara veri sağlayarak fikir üretmek amacıyla yapılan araştırmanın hedef kitlesini ise namus cinayetlerinin görece daha yaygın olduğu ve kadının statüsünün diğer bölgelere oranla daha düşük olduğu Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşayan insanlar oluşturmuş. Konu çeşitli açılardan incelenirken 1995-2000 yılları arasında 19 ilde meydana gelen 300 namus cinayeti dosyası incelenmiş, anket ve mülakatlar yapılmış. Çalışmanın evreni Gaziantep, Şanlıurfa, Batman, Van, Diyarbakır, Kilis, Mardin ve Adana’da yaşayan kadın ve erkeklerle birlikte, konuyla ilgili deneyimleri olan polis, savcı, yargıç, avukat ve namus cinayeti failleri ile cinayete azmettiren aile meclisi üyeleri oluşturmuş.

Kitapta yer alan bazı anket sonuçları konunun öneminin altını bir kez daha çiziyor. Özellikle namus kavramına bakış ve namusun toplumda algılanış biçimi ve kadın bedeni üzerinde kurulan tahakküm sorunsalının ne yazık ki yapılan tüm çalışmalara rağmen hala aynı noktada olduğunu gösteriyor.

Ağırlıklı olarak namus gerekçesiyle işlenen cinayetlerin yargılamalarının analizinin yapıldığı kitapta Yeni Türk Ceza Yasası’nın kadın bakış açısından değerlendirmesi yapılarak, baskı grubu olarak kadın örgütleri ve baroların çalışmalarına da değinilmiş.
Avukat Vildan Yirmibeşoğlu, İstanbul Valiliği İnsan Hakları İl Masası Başkanı olarak görev yapıyor.



Töre ve Namus Gerekçesiyle İşlenen Cinayetler
Toprağa Düşen Sevdalar, Hürriyet Yayınları, 299 sf.

___________________İMZA___________________
Karlı dağlar gibi dik tut başını
Gösterme yaranı , çat kaşlarını
Kızılcık şerbeti içtim söyle
Kan kussan bile diren zalime ....
Türkan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.09.2007, 19:14   #8
Yazar
Türkan
Forumla Bütünleşmiş
 
Türkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 2.248
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 81
İtibar Puanı: 1255
Türkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 968
596 Mesajına 1.324 Kere Teşekkür Edlidi
Arrow

ERKEK CUMHURİYET KUTLU OLSUN!

Öyle bir sürece girdik ki, karısının başı açık olanın şansı da açılıyor. Bir anda büyük uzlaşı ile devletin tepelerine konduruluyor. Kutluyoruz. Karısı türbanlı olan, yükselirken; kadın türbanından ötürü saklanıyor. Bir anda kadının türbanı için formüller üretiliyor. Benzesin benzemesin. Uygun olsun, olmasın önem taşımıyor. Artık milletvekilleri eşlerinin türbanlı, türbansız oluşuyla kamuoyuna sunuluyor.




11. Cumhurbaşkanı seçildiği gün bir ‘Erkek Cumhuriyet’ görünümü ekranları kapladı.



TBMM Başkanlık Divanı’ndaki katip üye ile Cumhurbaşkanlığı özel kalem müdürü de olmasa kadın göremeyecektik.



Hoşgeldin, Erkek Cumhuriyet!



11. Cumhurbaşkanı’nın, annesinin başındaki Anadolu eşarbı ‘türbanın’ siyasi simge olduğunu gözler önüne bir kez daha serdi.



Türban, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve dünyaca da bir siyasi simgedir.



Bu belirlemeden sonra biz yine ülkemize dönelim.



Öyle bir sürece girdik ki, karısının başı açık olanın şansı da açılıyor.

Bir anda büyük uzlaşı ile devletin tepelerine konduruluyor.

Kutluyoruz.



Karısı türbanlı olan, yükselirken; kadın türbanından ötürü saklanıyor.

Bir anda kadının türbanı için formüller üretiliyor.

Benzesin benzemesin.

Uygun olsun, olmasın önem taşımıyor.

Artık milletvekilleri eşlerinin türbanlı, türbansız oluşuyla kamuoyuna sunuluyor.





Ne kadınlar var şu dünyada kutlamak gerek.

Kocasının koltuğu uğruna kendini saklıyor.

Oysa gün oluyor, kocası, onun türbanıyla oy alıyor.

Şansı da yolu da açılıyor.

Yüksek tepelere oturuyor.

O yükselme olaylarından kadın yararlanmıyor.

Dört duvarın olanakları ile yetiniyor.

Birey olma, birey hakları aklına gelmiyor.



Ne erkekler var…

Karısının türbanını savunamıyor.



Ne kadınlar var…

Türbanını savunamayan erkeğine; karşı duruş sergilemiyor.

İnancı gereği taktığı ve de siyasi simge olan türbanını o da savunmuyor.



Ne kadınlar var…

Ne erkekler de…

Aklım almıyor...



Ve diyorum ki;

Ne kadınlar var şasılası.

Ne erkekler var kaçılası…



ERKEK HÜKÜMET



60. Hükümetin bakanlar kurulu açıklandı.

Tek kadın bakan koltuğunu korudu.

Yaşasın!

İlaç niyetine Nimet Çubukçu.

Kutlu olsun!



Demesinler ‘bizde de kadın yok’ var.

Var işte!

Hem de kadından sorumlu bakan olarak var.

Bir de

Özürlülerden…



Eşi türbansız bakanlarımız çoğaldı.

Daha ne olsun…

Olsun!



Erkek Hükümet de kutlu olsun!



YAŞAR SEYMAN

kaynak:alevi.com

___________________İMZA___________________
Karlı dağlar gibi dik tut başını
Gösterme yaranı , çat kaşlarını
Kızılcık şerbeti içtim söyle
Kan kussan bile diren zalime ....
Türkan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.10.2007, 22:50   #9
Yazar
Türkan
Forumla Bütünleşmiş
 
Türkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 2.248
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 81
İtibar Puanı: 1255
Türkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 968
596 Mesajına 1.324 Kere Teşekkür Edlidi
Arrow Şİddet GÖren 2 Kadindan 1'İ SiĞinak İstİyor!!!

ŞİDDET GÖREN 2 KADINDAN 1'İ SIĞINAK İSTİYOR!!!

Mor Çatı’ya başvuran her 2 kadından 1’inin talebi sığınak oldu. Son 6 ayda Mor Çatı’ya aile içinde yaşadığı şiddet nedeniyle 664 kadın başvurdu. Bu kadınlardan yaklaşık yarısı (306 kadın) yaşamları tehdit altında olduğu için hemen bir sığınağa yerleşmek istediler. Oysa İstanbul’daki sığınaklarda sadece 200 kadına yer var ve mevcut kapasitenin büyük bir bölümü dolu. Sığınağa yerleşemeyen kadınlar, çocuklarıyla birlikte şiddet ortamına geri dönmek zorunda kalıyor.

Sığınak sayısı ve kapasitesi ile ilgili net rakamlara ulaşmak çok güç. Yetkililer tüm Türkiye’de sığınak sayısının 35 olduğunu belirtiyorlar. Bu rakam uluslararası standartların çok altında. AB standartlarına göre 10 bin kişinin yaşadığı her merkezde kadın ve çocuklar için en az bir sığınak yeri bulunmalı. Türkiye’de Belediyeler Yasası bu rakamı 50 bin olarak öngörüyor, ancak uygulamada 2 milyon kişiye bir sığınak bile düşmüyor.

Mor Çatı’ya 2007 yılının ilk 6 ayında toplam 706 kadın başvuruda bulundu. Bunlardan 42’si evsizdi. Aile içi şiddetin sonuçlarından biri olan evsiz kadınların sorunları ne yazık ki yetkililer tarafından görmezden gelinmekte. Evsiz kadınların İstanbul’da destek alabilecekleri, ihtiyaçlarına uygun hiçbir merkez bulunmuyor. Kalabilecekleri, psikolojik, sosyal destek alabilecekleri merkezler oluşturmak yerine, sorun gündelik çözümlerle geçiştirilmeye çalışılıyor.

Başvuruların ancak belirli günlerde alınabildiği Mor Çatı Dayanışma Merkezine aile içi şiddet nedeniyle günde ortalama 7 kadın ilk kez gelerek destek aradı. Bunların 45’i boşanmak, 86’sı avukat desteği, 43’ü ise psikolojik destek istediler. Hukuki destek talebinde bulunan kadınların bir kısmı İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi’ne yönlendirilirken, Baro’nun destek vermediği imam nikahlı, fakirlik kağıdı edinemeyen başvurulara Mor Çatı avukatları tarafından danışmanlık desteği sağlandı. Psikolojik destek için başvuran kadınların talebi yine Mor Çatı gönüllüsü psikologlar tarafından karşılandı.

Kadınların Mor Çatı’ya başvurduklarında en çok dillendirdikleri sorun fiziksel şiddet. Fiziksel şiddet kimi zaman işkence boyutlarına varmakta. Kadınların maruz kaldıkları şiddet, can almanın yanı sıra kalıcı sakatlanmalara da neden oluyor. Nitekim 6 aylık süre içinde bize başvuran kadınlardan birisi kulağının duymadığını, diğeri ise şiddet nedeniyle çocuğunu düşürdüğünü belirtti, başka bir kadın ise şiddet nedeniyle %95 görme yetisini yitirdiğini söyledi.. 4 kadın çocuklarının maruz kaldığı ensest, 2 kadın kendisinin maruz kaldığı ensest nedeniyle destek istedi. Ayrıca 31 kadın cinsel şiddet ve tecavüz görmüştü.

Şiddet uygulayanı evden uzaklaştıran, ancak uygulanmasında pek çok sorun bulunan 4320 sayılı “Aileyi Koruma Kanunu” görülüyor ki, çocuklar için de büyük önem taşımakta. Mor Çatı Dayanışma Merkezine bu süre içinde başvuran 16 kadın, çocuklarına uygulanan fiziksel şiddet, ensest, komşu tacizi gibi nedenlerle destek istediler. Annelerine uygulanan şiddete de tanık olan çocuklar daha derin bir travma yaşıyorlardı.

Tüm bu rakamlar da gösteriyor ki Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadelede somut ve gerçekçi adımlar atılmış değil. 4 Temmuz 2006 tarihinde Başbakanlık tarafından yayınlanan “Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketiyle, Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi için Alınacak Tedbirler” genelgesi henüz “tavsiyeden” öteye gidemedi. Genelgenin en önemli eksikliği getirilen önlemlerin ilgili birimler tarafından gerçekleştirilmemesi halinde herhangi bir yaptırımın bulunmaması. Ayrıca genelgede dile getirilen önlemlerin uygulanabilmesi için yeterli bir bütçe mevcut değil.

Kaynak:morcatı.org



___________________İMZA___________________
Karlı dağlar gibi dik tut başını
Gösterme yaranı , çat kaşlarını
Kızılcık şerbeti içtim söyle
Kan kussan bile diren zalime ....
Türkan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.10.2007, 23:32   #10
Yazar
'Serhan'
Deli Kadir
 
'Serhan' - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.10.2006
Bulunduğu yer: İzmit/Kocaeli
Yaş: 38
Mesajlar: 5.306
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
'Serhan' - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 118
İtibar Puanı: 2014
'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip
'Serhan' - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 3.149
1.926 Mesajına 4.343 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

boşuna çabalama türkan bak senden başka yazan yok

bi arkadaş yazmış oda ban'ı yemiş

___________________İMZA___________________
Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.


Nazım Hikmet Ran 1962






[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
'Serhan' Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:21.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica