Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Genel

Alevilik Genel Alevilik üzerine genel tartışmalar, eleştiriler, sorunlar

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt Dün, 19:24   #411
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 460
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

Saygideger Canlar.

Hz. Ali nami deger Arap Ali, Ayni Amcasinin Oglu Olan Hz. Muhammed nami deger Cinsi Sapik ve Uckur Duskunu Arap Muhammed gibi okur yazarligi olmiyandir.

O donemde bunlarin isi gucu yagmalamak, talan etmek, gasp edip topladiklari insanlari begendiklerini kole etmek, begenmediklerini de kole pazarinda satarak, maddi gelir elde etmekti.
Bunu daha hizlandirmak ve gelistirmek icin, birde unlu olmak, bu unlu olmanin catisi altinda gucune guc katmak icin insanlari kendi catisi altinda toplama politikasinin en iyi taktigi, kendisini PEYGAMBER ILAN ETMEKTI.

Hatice ve aylesi O donem Mekke ve Medine arasinda en buyuk Kervan Sahibi Olmasindan yararlanmis, Yapilan bu plan proje icinde Hatice de oldugu icin, Arap Muhammedin Yulari ve Gemi Haticenin elinde oldugundan, foyasi ve yalani ortaya cikarilir korkusu ile Hatice hayatta iken ikinci evlilik yapmamistir.
Yapmamistir ama, yagmalama, Talan ve Gasp etme gittikleri yerlede savas sonucu aldiklari esirlerden, Kucuk Kiz Cocuklari Cadirlarina Atarak Tecavuz etmeleri bir aliskanlik oldugu da kesindir.

Dolayisiyla Donemin kayda deger guzel sozler ve kurulan guzel cumlelerin bir cogu Hz. Ali`ye ve Hz Muhammed`e mal edilmeye calisilmis...

Gah yoksulmus, Gah fakirmis, Gah Hayir Isi Yapiyormus, Gah Cana Kiymiyormus vs vs vs vs vs..
Tam aksine yagmaladiklari ve gasp ettikleri mulkiyetleri dagitirken, esirleri ve kullanmadiklari malllari da pazarlarda satarak servet icinde yasamislardir.

Bunlar sadece onlarin, Magdur, Gariban, Emekten, Haktan, Haklidan, Dogrudan ve Guzelden yana olduklarini gostermeye calismaktan baska bir sey degil.
Tarihi inceledigimizde ve tarihi gerceklere baktigimizda Islam icin hic durmadan vicdanin ve insanligin kabul etmedigi canilikleri ile unlenmistir... Elinde Catalli Kilici altinda Sozde Yeri Geldiginde Havada Ucan, Yeri Geldiginde On Ayaklari ve Arka Ayaklarini Kullanarak Ali`e Zarar verilmesin diye Ali Ile birlikte Cenk Eden Bir DULDUL denen AT var!!!!!
Duldul Aslinda Islam`a Davet Edilen bir hukumdar tarafindan kendisine gonderilen KATIR dir, Muhammed bunu hediye olarak Ali`ye verir...
Katir Oldu, Ucan At, Dehset Verici Yer Yuzune Gelmemis AT!!!! olarak gosterilmeye calisilmis.
Insanlari sadece Arap Ali`ye sevdalandirma degil, Onun kullandigi Kilic, Bindigi At, Yurudugu ve Gezdigi Yerler bile KUTSAL TOPRAKLAR olarak lanse edilmeye calisilmis...
Onlarin yasadigi yerler KUTSAL TOPRAKLAR!! olurken, oranin disindaki yerler ise LAHNETLI TOPRAKLAR midir?

SONUC OLARAK ARAP ALI, CINSI SAPIK ARAP MUHAMMED VE ISTEDIGI COCUKLARA TECAVUZ ETMEK ICIN HORTLATTIKLARI ISLAM DIN`I,
ALEVI YASAM FELSEFESI YANINDAN DUNKU COCUKTUR....
5 SARTI HIC BIRISI ALEVI YASAM FELSEFESININ YANINDAN VEYA UZAGINDAN GECMEZ...
CUNKU 5 SARTI VE DUSUNCESI BASLI BASINA INSANLIK SUCUDUR.


ALEVİ GERÇEĞİ.

Başlarken; sayfamızla buluşan doğru gören bilgilerinden faydalanan, üzerinde düşünen, asla kabullanıp tavsip etmeyen. Her kim olursa olsun “ bizim hoş görümüz herkesi dost görür.”
Dostlar kafayi yorarak, son sınırına Kadar özetliyerek sizlere ulaştırmaya çalıştığımız bilgilerin hiç birisinin boşa yazılmadığı, ayretten bu bölümün anlaşılması için ne Kadar önemli bilgiler oldukları anlaşılacaktır.
Dosrlar biz, Alevi toplumun tümünü veya önemli bir kesimini Alevi inancının etrafında toparlıyacak iddiasında değiliz.

Ayretten Alevi inancını eksiksiz tanımlıyarak okurun bilgisine sunacak iddiasında da değiliz. “zaten mümkünde değil.”
Alevi inancı ve kökeni üzerinde araştırma inceleme yapan bir çok yazarın yazdıklarına bakıldığında bir kaç yazarın Alevi inancını aydınlatmak için dürüst emek sarf etikleri anlaşılır; Bir çoğununda yazdıkları incelendiğinde menfaat yanının ağır bastığı, ve Aleviliği kendi ideolojilerine uyarlamaya çalıştıkları, zaman zaman da kendi atalarının inancı olduğunu inandırıp kabul etirmek için butun marifetlerini kulandıklarını görürüz.

Bu anlamda kimine göre Alevilik, Hak Muhammed Ali yoludur. Kimine göre bir dindir. Kimine göre bir yaşama biçimidir. Kimine göre bir felsefedir. Kimine göre çok eski çağlardan günümüze Kadar surekli değişimlere uğrayan bir doğa inancıdır. Kimine göre göktürklerin oğuzlar boyu inancı olan Şamanizmin bir devamıdır. Kimine göre değişkenliğe yatkın Zerdüşt inancının değişimlere uğrayan ocak ibadetin bir geleneğidir. Kimine göre din değil sadece bir külturdur. Kimine göre sapık bir inançtır.

Bu sözlere Aleviliğin İslamın içinde bazı değişimlere uğrayan Müsluman bir toplumdur; diyenleri. kimine göre ateşperestlıktir, diyenleri Budizme, Yahudiliğe, Hıristiyanlığa benzetenleride ilave etmek gerekiyor, Alevi inancının bu inançların hepisi ile örtüşen ortak yanları olsada Ancak Alevi inancı Aleviliktir ibadeti sazla, müzikle, ve semah ile gerçekleştirilen Alevi inancının kavramları, kuralları kendisine has ve çok farklıdır. dolayısıyla yukarda adı geçen din ve inançlardan hiç birisi değildir…! Örneğin Yahudilerin, Hıristiyanların, Müslümanların hepisi ayni tanrıya taparlar fakat hiç birisi öbürü değildir. Yolları ayrı ayrı ve birbirinde farklıdırlar.

Alevi inancının kökenini çağımızın aleviliği ile buluşturan “Ocak örf adetlri hariç” elde güvenilir hiç sağlam kaynak yoktur; Alevilik hiç bir tek kitaba bağlı kalınmadan ve hiç bir kural tanımadan. Ve sınırlı kategorialere bağımlı kalıplar içine sıkışıp kalmadan sürekliliği zamana yayan yaşamın her güzelliğini ve her yeniliği inançla birlikte yaşamayi prensip edinen derin aşkla hakikat yoluna gönül veren erenlerin ilahi aşk pınarından süze gelen, Deyişleri “şiirleri” varlık dunyasını sazın tellerine uyarlayip seslendirilen Alevi inancının ibadet dil’i ile yazılmış yüzlerce divanında, sayısız Gülbenginde ve Duazdelerinde insanda hakikat aşkını uyandıran sözler sazın tellerinde dillendirilir. Divan kurulur rıza Meydan hakka açılır, Vakit, zaman, şekillere sığmayan meydanda Rızalık alınır İKRAR bağlanır. Yola ikrar verip kutsal arınmadan geçmek, tümüyle zor zülümde uzak durmayi, her canın hakını kendi hakıyla aynı görmeyi ve korumayi, sevgiyi dürüstlüğü yaşam edinmeyle kesinlikle dönüşü olmayan bu yolda yürümeyi ön görür. “İşte sırdaki hakikat bu yaşamdır.”

Bu kutsal arınmadan insanın değerini açığa çıkaran çok yönlü ama dolu, dolu, hakikat manaları ile insani kamil olmayi, sevmeyi sevilmeyi, mutlak gören.Sonsuz edebiyatiyla hiç bir inançte olmayan zengin ve köklü değerlere sahip Alevi inancı hangi değişimlere uğradı. Neler değişti. bu sorunları yeriyerince cevaplandırabilmek için Alevilerin coğrafik dağılımın anlaşılması gerekiyor. Alevi toplumu gördüğü zor zülüm ve baskılar nedeniyle verimli ovaları terk edip geçim koşullarının çok zor olduğu dağlık alanlara çekilip yerleşmeyi tercih etmeleri gönüllü bir tercih değil, felaketlerden, katliamlardan, soykırımlardan, iftiralardan korkup kaçan, ve her turlu açlığı perişanlığı çileyi Göz önünde bulundurarak ve katlanarak ısız dağların arasında sığınarak izlerin kayıp edip canlarını kurtarmak olmuştur. Ve Alevi toplumu hep yarı legal yaşamaya mahkum edilmiştir,

Alevi toplumunun coğrafık dağılımına bakıldığından Anadolu’nun doğusunda çok az oldukları, Ancak doğu Anadolu’da iç anadoluya uzanan orta bölümde Dersim merkezi ve ilçeleriyle Malatya İline bağlı Arguvan ilçesi harıç Butun Turkiye’nın il ve ilçelernde çok azınlıkta kaldıklarını, görürüz. Anadolu’nın her tarafına dağılan Alevi toplumunun yerleşik durumuna bakıldığında 1950-60. Lı yıllara kadar bir kaç köy bir arada, başka bir yerde bir kaç köy bir arada birbirilerine sığınmış birbirilerine umut olmuş kümeler halinde bir arada ikamet etikleri ve dışardan bakıldığında aralarında irtibatın zayıf olduğu görülür. Fakat içten sezginin çok güçlü olduğu Alevi toplumuda Ocak, Pir, Talib, arasındaki derin ilişkilerin kurumlaşma şemasına bakıldığında içiçe yaşiyan Alevilerde her bölgenin veya her kabilenin, bağlı oldukları ocakların ayrı ayrı olduğu, her ocağa bağlı Pirlerin kendilerine bağlı olan Talibleri, ve taliblerinde bağlı oldukları ocakları ve pirlerni bildikleri görülür. Her ocağın pir’i her sene bir kaç defa kendisine bağlı taliblerin arasına çıkar Cem bağlar kuskun dargın varsa barıştırır.

Köylük hayatın ortamına göre uyarlanan Alevi toplumunun arasında ibadeti, barışı sorunların çözümünü sosyal ilişkileri örf adetleri yeriyerince düzenleyen ve karşılıklı güvenin hiç sarsılmadığı bir inançla düzenli işliyen gerçekçi bir sistemle idare edildiği Alevi toplumunda 1950-60 yıllarında sonra ekonomik sıkıntılarda kurtulmak, ve çocuklarının daha iyi bir eğittim görmeleri için Aleviler Türkiye metropollarına ve dunyanın her tarafına göçup yer yurtlarını terk etiler. Bu göçle beraber gelinen bu aşamada Alevilerin nüfusunun çok az bir kısımı köylerinde kaldı. Ve gitikleri her yerde kendi meslek grupların içinde yerlerini alan Aleviler arasında Aleviliğin en kutsal ve en önemli bir yeri ve değeri olan Musahib’lik “canların birbirine Musahib olma” artık yürümedi. Ve kendilerini yabancı gördükleri Müslüman toplumu içinde kendi inanç kimliğinden ötürü duydukları hakaretlere ağır iftiralara cevap veremiyen Alevilerin küçüksenmiyecek bir kesimininde yavaş yavaş “Suni”leşme eğiliminin geliştiği görüldu; Bu değişiklikten sonra Aleviliğin çok yönlü tartışıldığı ve Alevi toplumunda yeni yeni, arayişlerin öne çıktığ. Bir süreç başladı.

Bu süreçte devletin de çok ciddi bir proje ile aleviliği gündemine alarak siyasetten Muhammed ile Ali’i “çok seven” Muhammed ile Ali’in kuruculeri oldukları ve ibadet etikleri mekanlar İslam Din’in ibadethaneleri olan Camilerdir, Hz. Muhammed ile Ali’yi seven Alevilerde Cami’ye gitmeleri, ve Cem evleriyse zaten Kultur mekanlarıdır, öyle kalmalıdılar, işte tam bu süreçte bir çok Alevi dedesinin devlet zihniyetiyle ilişkilerinde Asimilasyonu baş tacı etmişcesine Hak ve Hakikat adına Ocak postuna oturup Cem bağlayinca okudukları Cem’i birleme Duazdesine bakın; Ya Rabbım, Devletimizi karada, denizde, havada, müzzaffer eyle, kılıcını keskin kıl; diyerek dua etikleri bu zihniyet 636. Yıllarından itibaren Alevi ocaklarını yerle bir eden On binlerce Alevi insanını iplerle birbirine bağlayan ve üstünde Gem “eski de harmanların üzerinde gezdirilen sapı saman durumuna getiren çakmak taşlı alet” gezdirilerek iğrenç bir şekilde öldürten ve cenazelerini yerinden bırakıp giden, ve binlerce Alevi ve gayri müslim çocuğunu diri diri kuyulara atıp üstünü toprakla kapatan Osmanlı devleti zihniyetimi; veya mazlum Dersim halkını soy kırımda geçiren; Maraş, Corum, katliamların ve Sıvas ta 35. Canı hunharca yakan.daha nice katliamların sorumlusu, anaların yüreğini yakan, ocakları söndüren zihniyet. göklerdenmi indi; yoksa ismini bilemediğimiz duymadığımız başka bir dunya zihniyetimi;

Alevi toplumu bir çok soy kırımlara, hakaretlere, iftiralara maruz kaldı.Asırlarca ibadetini kapalı kapıların arkasında gizli gerçekleştirmek zorunda kaldı; Fakat hiç bir zaman Cem evlerinin yaygınlaştığı ve Alevi ibadetinin açıkta yapıldığı bu çağda olduğu gibi Alevi toplumunda kadınların ayrı, erkeklerin ayrı kapılardan Cem evlerine girdikleri ve ayrı ayrı yerlerde haremlik selamlik oturdukları ve kadının başını örtmek zorunda bırakıldığı, Islam din’in ismi konulmamış gerici bir tarikatını andıran bir ibadetleri olmadı 16. ve 17. ci asırlarda Elif ana,Zühre ana, şehriiban ana gibi bir çok bilge ananın tek başına pir postuna oturup cem yönetikleri bilinirken teknoloji çağında ananın ötekileştirilmesi “eksik görülmesi,” Kabul edilemez, ana eksik değildir, anayi eksik gören mantık doğuştan eksiktir, çunki eksiğin doğrduğu da eksik doğar. bir çok TV Ekranlarında ve cem cemaatta yaptıkları konuşmalarda “biz İslamın özüyüz,’ özüyle bağdaşmayan ifadeler kulanan dedelerin Alevileri yoldan saptırıp asimilasyonu benimsetmeye çalışmanın, arkasındaki çıkarları nedir;

Devletin Alevileri cami’e çekme ve “sunileştirmeyi” yasallaştıran projesini savunan işbirlikçi hınzır paşa müritleri ile bunların aralarında ne fark var: Bunlar bu oyunların Alevi toplumunda çok derin bir dağınıklığı ve kafa karışıklığı yaratığını bilmiyorlarmı Üstelk bu rahata yatıp akıl veren menfaatperestler Alevi toplumunu asimile etmeye zorlarken. Kendilerine uymuyanları da Aleviliğe zarar vermekle suçlamaları, işin başka bir tarafı;” daha sonra bu konuya yine döneceğiz”



Gel kendini gör dediler.
Hakikatta dur dediler.
Kaben insan bil dediler.
Kırklar ile cem olunca.



İşte sana yol dediler.
Gerçek olmak zor dediler.
Hakı haktan sor dediler.
Özün hakle bir olunca.



Cennet Köşkü boş dediler.
Huri kılman düş dediler.
Çileyi çek piş dediler.
Sır vermeyip baş verince.



Pirim Bali coş dediler.
Sevilmeye Aşk dediler.
Hak oldular sır dediler.
Mansur olup dar görünce.



Sevginin canları- Alevi inancının örf adetlerini, sorumluluğunu bilmek, söz ikrararı sözde bırakmak, hatta güzel sözler söylemek, Alevi olmaya yetmiyor. Alevice yaşamak gerekiyor. Erenlerin deyimi ile dil ne söylerse söylesin her değer yaşadığın Kadar sana, aittir. Yol nasibimi Alevi inancını unutmayan söz aleviliğini değil.? Öz aleviliğini yaşıyan bazı canlara ulaşmam ve onların derin sohbetlerinden gönlüme inen yol aşkında aldım. Beni benlikte arındıran hakikatla buluşturan sonsuz aşkın üstünde yetmiş yıl geçti. Ne ben onu bıraktım, nede O beni. İnancımı yaşıyarak insanlığı öğrendim; “Hani dürüst yaşamak, dürüst inanmak için önce insan olmak gerekiyor.”

Şimdiye Kadar yazdıklarımda, yetmiş yılı geçkindir yaşadığım çok duyarlı bir yazarı ve araştırmacısı olduğum inancımı yazmak Kadar hiç bir konuda zorlanmadım; Alevilerin unutuğu artık geri gelmiyecek değerleri nereye koyacağım, gerçeği yansıtmıyan ve Alevi toplumunu takmin etmeyen eksikleri nasıl tamamlıyacağım. Zaten bu sorun kişilerle çözülecek bir sorun değil, toplumun içinde çözülmesi gereken bir sorundur.

Alevi toplumunda bir müdet cemlere ara verildi. Bu arada geçen boş zamanda Alevi toplumu tarihte gelen gelenek örf adetlerinde hayli uzaklaşmasına, hatta bir çoğunuda unutmasına sebeb oldu. En önemliside cem içinde toplumsal barışı sağlayan, Aleviler arasında birliği ve güveni sağlam ayakta tuten adil sistem “ hak (halk mahkemesi” büyük oranda çöktu. Dolaysıyla Alevilerin arasında Yol, inanç, ve sistem dışı olaylarda artış görüldü. Ve bu değişim temel ahlağın değişmesinede sebeb oldu. Gelinen bu aşamada cemlerin dışında kalan Aleviler bir tarafa, cemlere katılan Aleviler arasında özünü dara çekecek. Ve meydan rızalığını alıp hakla “halkla” helallaşacak Alevilerin sayısının çok azaldığını biliyoruz.

Sözde bazı Alevi dedelerinin Cami de kürsünün arkasında oturup Kuran okuyan Cami imamına özenircesine cemleri fatiha suresiyle başlayıp ve fatiha suresiyle bitirmeleri,ile Aleviliği daratılmış şekillerin içine oturturtup içinde aleviliğin olmadığı bir alevilikle Alevi cemlerini bağnaz tarikat ayinlerine benzetmeye ve toplumu etkiliyerek öne çıkmaya çalışan dedlerin Alevi inancın üzerinden oynanan oyunların değişimlerin, ve kendi içindeki doyumsuzluğu, cehaleti yenemeyen kimselerin özsüz kavramlarına takılmadan. İnsanı arındırıp hakla buluşturan Alevi inancının ibadetini adaletini, sosyal ilişkilerini, yaşam biçimini, örf adetlerinin tümunu içinde barındıran hakikat yolu DÖRT KAPI KIRK MAKAM’ın doğal öğretisinden edindiğimiz bilgi birikimiyle gerçekleri canlarla baylaşmaya. çalışacağız Ancak, Dört kapı kırk makam öğretisi sabit sözlerle sınırlı ezbercilikte ibaret değildir; yalnız ibbadetle de sınırlı değildir; arınma ilmi ile birlikte yaşamayi esas alan bu dört kelimenin içine serpitilen çok kapsamlı kutsal bilgilenmeden sınır yoktur. O nedenle bir yerden başlayip bir yerden biten, “budur” denilecek bir felsefe de değil;

Alevi toplumunda Musahiplik İkrarı, Meydan Rızalığı, hak Helallığı, toplum destürünü almada bazı eksikler yaşansada, kendilerine öz güveni olmasada, Cemlerde Rıza meydanı açılıyor, hak helallığı soruluyor. Ve artık geride kalan Musahiplik ikrarı bağlanırken okunan gülbeng’ler özünü rıza meydanına çeken canlara topluca veriliyor. “Bizce” artık yürümeyen gerilere dönmeden Dört kapı kırk makamla yola devam etmek en doğrusu olacaktır. “Önce cem nedir”

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 19:28   #412
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 460
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

ALEVİ TOPLUMUNDA CEM TÖRENLERİ.

Cem’in sözcük anlamı bir araya toplanmaktır. Alevi toplumunda ise kutsal yol da cem cemale gelmek. Ve kutsal arınmadan geçmektir. Cem ibadetinin kökeni, “bazı ufak değişmeler olsada, m.ö. 16. ci asırda Adırgan, “Ateşgelerde” gerçekleştirilen ayinlara Kadar uzandığını biliyoruz. Ancak cemevlerinin tarıhçesi ise .otuz senelik bir geçmişe sahip, “çok yenidir.” Yol ise durağan değildir. Dört kapı kırk makamla devam eder ve sonsuzdur;
DÖRT KAPI KIRK MAKAM.

1. Rehber Kapısı. On makamı temsil eder. Bu kapıya şeriat kapısıda denilmekte.
2. Pir, kapısı. on makamı. Temsil eder Bu kapıya ikrar görgü kapısıda denilmekte.
3 Murşit’i kamil, kapısı. “soru cevaplı” Marifet meydanı On makamı temsil eder. 4.Sır’ı Hakikat kapısı. tac-ul arifan, Hak uryan Meydanı. Bu meydanda Artık Allah ile insan birbirinden ayrı yerlerde değil, hepisi bir olmuştur; On kutsal bilgi muhabettin içinde yaşarcasına dillendirilir.
REHBER KAPISI. KEMERBEST ERKANI.

Yola ikrar verip kemerbest olacak canların vedikleri ikrarı ve nasihatları anlıyabilecek, yaşiyabilecek yaş ve olgunlukta olmaları gerekir. Ancak, biz yola kemerbest olma erkanını tümünü değil,? Bu aşamada öğrenilmesi ön görülen On tane ana bilgiyi kısaltıp yazmakla yetineceğiz. Bu on nasihatı Rehber verir;

1. “Hak olanla hak olmiyanı birbirinde seçin. Kov kaybette uzak durun. İnat olmayin, Hak’ka şirk koşmayin. Gerçekleri doğru öğrenin, doğru söyleyin.”

2. “İlim hakikatın aynasıdır.ona itibar edin aşine olun. Kutsal bilin. Her nesneden üstün görün. İlim Irfan ile yolu, söz ile ikrarı hak bilin, bileni bilmiyene pir, bilmiyeni bilene talip görün.”

3. “Emek ve ata hakını kutsal kılın. Bedeninde var edip emek verenin hakını hak bilin, onlara hep umut olun sevin sevindirin.”

4. “Helal haramı birbirinde seçin. Nevsinize hakim olun, Rızasıza el uzatmayın. Haramı helal kazancınıza katmayin.”

5. “Emanete ihanet etmeyin.her emaetin sahibi vardır iyi bilin.rıza ile alın rıza ile verin.”

6. “Arif olun, münkir münafık, cahil zümreden uzak durun dost olmayin, sır vermeyin.”

7. “Yol menzilinde marifetli olun. Ariflerden ilham alın. Kendinizi bilin. Özü hakle birlik kılın, iyi düşünün kararınızı doğru verin.”

8. “Varlığınızı hak bilin korkuya, kirli menfaat ta mal etmeyin leke sürmeyin.hak’la durun iyiyi, kötüyü birbirinde ayırın.”

9. Kulaklarınızla duymadığınızu, gözlerinizle görmediğinizi Söylemeyin. Yalanda, iftiralardan uzak durun.”

10. “Her zaman her yerde, hiç bir hüsumet altında kalmadan doğruyu söylmeyi hak bilin, insanlığa delil kılın; yalan söylemeyin, özü yakar yola düşkün kılar.“unutmayin”

Rehber. Bu nashatlardan sonra, Hü erenler cancana kapı açtık, geldik hakikat meydanına! Sözü ikrara bağladık, kemerbest eyledik, kattık ilim irfan, katarına! Hazır canlar gözcü, nur yüzlü Hızır yardıncı ola der, ve nasib alan canlar cemaatla görüşür, onların hayır dualarını alır. Peşinde beraberlerinde getirdikleri lokmalar dağıtılır “dört kapı, kırk makamın ilk kapısı olan rehber kapısı Ocak esaslarına göre yola girme, olgunlaşma aşamasıdır.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 19:32   #413
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 460
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

KIZLARIN YOLA İKRARI, KOZI DE HIZIR ŞENLİĞİ.

Alevi inancından yetişkin kızlarında yola ön ikrar verme törenleri vardır! Bu törenler Mart’ın son on günü ile Nisan’ın ilk on günü arasında gerçekleştirilir-di. Bu törenlerin bu günlere denk getirilmesinin nedeni ise o dönemde nemlenen kutsal toprağın canlandığı, ve her cana can, ve yaşam sündüğüne inanıldığındandır.

İşte onlar her sene törenlerini tam o günlere denk getirir ve kutsal bir ziyaret gibi temiz tutup korudukları kendilerine özgü ve özgür davranabilecekleri Kozi ya “Ocak” yerine bazı yemek olacak yiyecekleri yanlarında alıp giderler. Bir tarafta yemeklerini pişirir, bir tarafta da hüzürlü bir haneye, hayırlı baht, hayırlı evlatlara sahip olmak için Hızır’ı yardıma çağırır mersiyeler okur halaylar çekerler;

onlar o gün doğa ile içiçe Hızır’ın Közü ve inanç aşkı ile nurlandırdıkları kutsal ocak ateşiyle pişirdikleri yemekleri yanlarına alıp evlerine dönerler. Bu yemekler kutsal bilinir. Ev halkına ve tanıdıklara dağıtılır. Onların hayır dualarını Alan kızlar artık yola ikrarlı, ve hane kurup idare etmeye hazır. Olduklarına inanılır. “Bu gelenek unutulmasın diye köşemize ilave etmeyi uygun bulduk”

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 20:00   #414
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 460
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

PİR KAPISI. İRAR GÖRGÜ ERKANI.

“İkrar’ın kelime anlamı; İnancın fikirini Kabul etmek; “İkrar almak” Tastik edip kabullanma; İkrar vermek; bir tarikatta bağlanmak-tır! Alevi inancındaki anlamı ise meydan, (cem canlarının) rızasını alarak kutsal arınmadan geçmektir!

Alevi toplumnda Cem denilince ilk akla gelen tarıkat kapısında bağlanan ve kökeni çok eski çağlara uzanan sazla, sözle, semah ve mühabetle gerçekleştirilen İkrar, Görgü, cemleri gelir. Bu cemler Alevi toplumunda Musahipliğin yürümemesiyle beraber yerini Hızır, Kerbela, “yas’i mattem” birlik, ve benzeri isimlerle bağlanan cemlere buraktı.
Fakat bu cemlerle ikrar, görgü, cemlerinin yerinin doldurulamadığını bir daha hatılatmakta yarar vardır. Öz itibariyle bir Rıza toplumu olan Alevi toplumunda sevgiyi, saygıyı, barışı, yaşamın içinde yaşatan ana direk ikrar, görgü cemleri olduğu unutulmamalıdır!

Çunki bu cemlerde ikrar verip görgüden geçecek canlar toplumun içine çıkar, bütün tanıdıklarında Rızalık ister. Herkesi kendinden razi eder, öyle cem’e katılıp ikrar verme hakına sahip olunur. İkrar görgü Cemleri yaklaşık Beş-Altı saat sürer. Beş Altı saattın en az üç saattı ikrardan geçecek canlara verilecek gülbeng ve hizmetlerle geçer. Dolayısıyla tümünü sayfamıza sığıştırmamız mümkün değil:?

Kısaca bütün cemlerde okunan Rıza ve İkrar gülbengleri ile yetineceğiz.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 20:02   #415
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 460
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

RIZA GÜLBENGİ.
Bismi hak. El Ele El Hak'ka
“Erenler, can ile canı, ten ile teni, ruhu ruha katık. Tek can, tek nefese bürüdük. Özden öze, gönülden göze, ikiliğe guman kalmaya. Yolumuz hak yolu, ikrarınız hak ikrarı, darımız Mansur darı.
Hak yoluna canımız kurban nefesimiz tercuman. İncinan, kırılan, haksızlığa uğruyan, canımız varsa hak meydanına bile gele, dile gele, yol yolağı, hakikat meydanında kırgınlığın, dargınlığın, kov kaybettin, hak kayibinin yeri yoktur.

Göz, gönüllerimizde de olmaya. Söz ikrarın hakı için birbirinizden razımısınız.” üç defa tekrarlar” incinen, haksızlığa uğruyan can varsa hak meydanına gelir. Posta niyaz olur, erkana durur ve merhamını dile getirir. Pir cemata, cemat pire tanışır. Hep beraber davayi en adil kararla sonuca bağlarlar. Hak meydanına gelip hesap vermerkten kaçınanların koşulsuz cemi terk etmeleri gerekir.

Alevi inancında öncelikli olan insan hakıdır. İbadet ondan sonra gelir. Meydan rızalığı alınıp, barış sağlanmasa Cem başlatılamaz! Hak meydanında barış öz ikrardır, sözdecilik değil; Başka herhangi bir dinde, inançta, böylesi adil bir gelenek varmı,bilmem Bildiğim ise bu hak “halk” mahkemelerin yürütüldüğü yerde haksızlıkların, kötülüklerin, yeri yoktur-olmazda.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 20:14   #416
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 460
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

İKRAR VERME GÜLBENGİ

Pir: “Bismi hak. Ya Hak, Himmet eyle, Destür’i Hızır, Dest’i Pir’an,Tarığ’ı evliya; Ya hakikat ocağının nur’u bari mHuda; özler dar’i Mansur’da, gerçek Hak’a ayan; ikrara itikat, iman Özde aşk’i dem nur’u pak ola; Ya Rabbul Alemin! Hak ocağı önünde, Pir, Mürşit divanı, erenler meydanında, İkrar-lar Kadim,ahitler daim ola; Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin hayir Himmetleri, On iki Ocağın destur ve icayeti, yaverimiz ola, On dört Masumpakların yüzü suyu hurmetine, O Yedi Kemerbestlerin Hak hizmetiyle İkrar-lar Çeraği evliyanın nur’i kadim Ocağı, kırkların divanında Kabul ola; makbula geçe, Bercemali Hak’a yazıla;

Dilekler Kabul, muradlar hasıl, şerler def ola, eksikler af ola; Nur yüzlü Hızır yardımcımız ola, münkir münafıktan dışa, özden içe söz İkrarı, hak bendi ile bağlaya; Destur verenin, Hak görenin, Yol bilenin, demine hü!”

“Bu konuda geniş bilgi, pir Ali Baliin Alevi inancı ve hizmetleri, kitabıne bak”
“İkrar, Görgü Ceminde, ikrar görgüden geçen canlar postum önünde halka şekilinde otururlar Pir Bu aşamada ön görülen çok önemli On nasihatı; itinayla anlatır;”
(1)
“Gerçeğe Hü. İkrarınız kadim, yardımcınız Hızır ola. İkrar verildi, et kemiğe büründü görgü görüldü. İkiliğe düşmeyin,ikrarınızdan kopmayin, hayır, sevap ehlinden olun, günah işlemeyin! Gerçekler delil ola!”

(2)
“Hak ola: ikrar meydanına denendiniz geldiniz, Dar-ı Mansur’da arındınız, iyi düşünün doğru konuşun, iş işlerken aklınıza tanışın, sakın ola yoldan şaşmayin, ikrardan dönmeyin, yola düşkün olmayin; düşkünlük Ruhen ölmektir iyi bilin!

(3)
“Yol aşkına: her gerçek, var olanda var olur gelir. Aşka bürünün gerçeğe erin; Şerre adım atmayin önünüzü görün; Müşkül durumda ikrarınızı unutmayin Hak adalet kapısına gelin; her zerrenin sahibi vardır; hakı hak sahibine verin“!

(4)
“ Hızır aşkına:Erenler, hak olup birlenmeye meydana Ber “nakışlı kilim” serildi; ikrar verildi, görgü görüldü; Tarık vuruldu, söz alındı, sır verildi; Kem nefse uymayin! Yetim hakkını yemeyin; mazlum masuma kıymayin, hor hakir görmeyin! Cehaletten kaçın, kemaletten ayrılmayin! Ariflerle menzil alın, hak bilmeze yol sormayin, Hızır kılavuz ola!”

(5)
İkrar aşkına: “Hak rıza meydanında, gördüğünüzü gördünüz, duyduğunuzu duydunuz, aldığınızı aldınız, verdiğinizi verdiniz, gördüğünüz erenler gerçeği, kararı ondan kılın,Duyduğunz Hak’ın dili, sırrına erin,Aldığınız özden içe aşk’i demdir, gören olun, bilen olun; verdiğiniz Hak ikrarıdır, gönül bağlayin sonsuz kılın!” bilenin demine hü

(6)
Aşkla: “ canlar, Hakikatı kendizide görün; Gerçeğin mekanı insandır bilin, Her zerreden yaşam vardır, koruyun yaşmınızla birlik kılın; kadrini bilende geleceği görende olun; Gönül kapınızı açın kainattın sırrına erin; yaşamınızı heder etmeyin, iyi düşünün kararınızı doğru verin;” görenin demine hü;

(7)
Hak ola: “Hak’ı Hak edende görün, Hak’ın gönlünü inçitmeyin, yaratılanla yaratanı ayni görün; varlığında var eden, kanat geren, emek veren, her beladen koruyan Ana, Babanın duasını alın, kırıcı olmayın, hüzürlü olun, kusurlu olmayin münkir münafıktan uzak durun;” emek heder olmaya.

(8)
Işkla: “Haksız menfaat uğruna insan nesline ihanet ve düşmanlık etmeyin; insandan ırk, din, renk dil cinsiyetten ötürü fark görmeyin; zalima uymayin, biat etmeyin, kin kibirden uzak durun, bilmiyene pir, bilene talip olun; edep erkanda kopmayin hak olanda kaçmayin, yoldan sapan düşkünün eşiğinden geçmeyin;” öz cemale gözcü ola;

(9)
Hak aşkına: el ele el Hak’a verin hanenizi hak bilin, göstermelik olmayin, rızayla çıkın rızayla girin,birbirinize kanat gerin, birlikte karar verin, sevmeyi, sevilmeyi yaşam edin, Hakla kılın, özde olsun sözde olması; evlatlarınızı terbiye ile nasiplandırın, elleriniz harama değmesin eşiğinizde geçmesin;”

(10)
Hü: “erenler, hakikat meydanında verdiğiniz söz ikrarda, aldığınız nasihat nefeste kopmayin Arif olun; marifet’te sıfat bulun, Yol menzili uzundur, Kamilleşin iş bilmezden haldan anlamazdan olmayin, ikrarınıza sahip olun,

Sakın ola, Dostunuza karşı iki yüzlü riyakar olmayın,
Dostun gönlü Dostun Kabesi’dir yıkmayın…!

ikrarınıza sahip olun, harabetten uzak durun; Erenler ikrarı size, sizi Hak’ka verdik, ikrarınız gözcünüz, vicdanınız şahidiniz ola;” görenin, bilenin, alanın demine hü;

Bu on tane kutsal öğretiden sonra, artık ikrar Hak’a bağlanmış gönüller hüzüre ermiş, hüzür içinde Mühabet, söz, saz semah devam eder;

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 20:42   #417
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 460
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

MÜRŞİT KAPISI, MARİFET ERKANI..

Mürşit’i Kamille marifet meydanında buluşmaya her ne Kadar marifet cem’i denilsede pişip arifleşen canlarla karşılıklı mühabet havası içinde geçen. Derin bir sobetti andırır, Ve dört-beş senede bir defa gerçekleştirilir. İkrar, görgü cemlerinde ikrar vermiyen canlar bu mühabette katılmazlar.fakat Post Anası, Mürşit, Pir, ve Rehberin katılmaları, gerekir.

“ Mürşit mühabetti şöyle başlar.”
Bismi hak, “Erenler hakikat ocağı himmet eyleye.Hızır yardımcimiz ola, bizi marifetin aşkıyla kemale erdire. Hakikat nefesleri, hizmetleri, ber cemali hak’a yazıla. Hak’ı arayan gumana düşmeye marifet aşkını gönlündeki sırrın hakikatında bula. “ ötesi hak’a uryandır, Gerçeğe Hü. “Bu mühabtteki konuşmalar Mürşitle Talipler arasında aşağı yukarı şöyle geçer.”

MÜRŞİT: (1)
“Erenler, sonsuz aşka söz ikrar verdik. Gün gördük, piştik, marifet menziline erdik. Yol durağı, Aşk meydanına ne getirdiniz, ne götürdünüz;

TALİPLER:“
“Erenler ikrar verdik hakla buluştuk. Yol aşkına can adadık arındık piştik, meydana geldik, hakikat mühabettinde nasibimizi aldık, gönlümüz şad oldu haktan dolu götürdük;

MÜRŞİT: (2)
“Erenler gerçeklerin sırrı Göz gönüle ayandır. Marifet aşkını tadan kendinden seven, kendinden sevilendir. Bu manaya erdinizmi, hak aşkın da ne gördünüz, ne aldınız, ne verdiniz;

TALİPLER:
“Erenler sevmeyi, sevilmeyi, gönül aşkına bağladık, ikrarımızda hak’ı gördük, aşkı haktan, hakı aşktan ayırmadık, aşk ile kemale erdik, Rıza meydanına aşk ile geldik demini tattık dolu götürdük;

MÜRŞİT: (3)
“Erenler, ateşten gömleği giydirdik, hal içinde, çok ince hesap var yol içinde! Kimi mühabetle doludur, hakla yaşar. Kimi yoldan şaşar gönülden düşer. Mühabtliden ne aldınız, yoldan şaşana ne dediniz.

TALİPLER:
“ Erenler ateşten gömleği yol edindik, yaşam bildik, hesabını hakla yaptık, nahaktan kaçtık doğrü yoldan şaşmadık. Şaşana doğru yolu gösterdik. Tuten tuttu, tutmeyen haliyle kaldı!

MÜRŞİT: (4)
“Erenler Hakikat mekanında var eden, bedeninde can, ve yaşam veren, nur u naciye ile nur u naci (ana baba) hakı haktan evladır, intizar olmasınlar, gözü yolda kalmasınlar, gönüllerini şad edin, yüzlerini güldürün dedik gönülleri sizlerden hoş ve hoşnut kaldımı!

TAL,PLER:
“Erenler, Nur naciye nur u naciden hak olduk geldik. Süt emek hakından can bulduk. Cana canan olduk. Gözü yolda koymadık, intizar sefil burakmadık, var edip seveni sevindirdik hüzüre erdik

MÜRŞİT: (5) “
“Erenler, Rıza meydanına söz verildi, ikrar bağlandı. Görgü görüldü rıza verildi. Söz ikrarınızda durun Müsahip hanesini hak bilin, esirgeyin dedik, hangi özle Müsahip (dost) hanesine geldiniz, hangı gözle çıktınız;

TALİPLER:
“Erenler, ikrara itikat eyledik, kemale erdik Müsahip.hanesini hak bildik Gönül Gözyle gözledik eşiğinde niyazla geçtik. Hak aşkıyla çıktık. Öz ikrara şahit ola.

MÜRŞİT: (6)
“Erenler, nefeslendiğiniz dilde, nasip aldığınız elde, karıldığınız demde,geldiğiniz marifet meydanında, iki mana vardır, biri hak’ı candan, görür uzağı yakın kılar, Haktır. Biri hak varlığına sınır çeker, gönül gözü görmez konuştuğu şekil, şirktir; hak ile nasıl haklaştınız, şirk, şekil giren tayfadan nasıl kaçtınız.!

TALİPLER.
"Erenler, ikrar aldığımız Pirden, gönül verdiğimiz yoldan, nasip aldığımız dilden, Mürşit’i kamil ocağı, erenler divanıda piştik, gerçeğe erdik, uzağı yakında gözledik şirk şekile girenden hep kaçtık dost olmadık;”

MÜRŞİT: (7)
“Erenler, nafaka yolu cümle cemi cana yolaktır. Hak olan nasip helal emektir, hak ettiğiniz emekten ne gördünüz, kömşü emeğine nasıl baktınız, ne katınız;”

TALİPLER,
“Erenler, kısmet yolunda komşularımızla birlikte yuruduk, benlik, senlik gitmedik, her emeğe değer verdik hak gözüyle baktık hiç bir emeği emeğimizden ayrı görmedik.”

MÜRŞİT: (8)
“Erenler, kimi insan nasip bilmez, nefse mahkumdur, gönlü kördür, karnı doyar gözü açtır, her daldan öter marifeti yoktur. Kimi insan nefse değil, haka yardır. Her manadan haberdardır. Gözü gönlü toktur, kısmet alır nasip verir; gören kim, bilen kim, arıyan kim.!”

TALİPLER:
“Erenler, kör nefise teslim olup haktan kopana dost olmadık; aramıza almadık, hak bilip dost cemaline gelene gönül kapılarımızı açtık muhabettinde nasip aldık, kısmettini verdik, arayan hak, bilen marifet, gören hakikattır.”

MÜRŞİT: (9)
“Erenler, insan gelir gün görür zaman geçer vaktı gelir, hak hakten arınır göçer gider varlık hanesine Döner, ruh hanesine mihman olur; Rıza yolu açılır, cümle cemi cana razı kanımısınız diye sorulur; aldığınızı verdinizmi, verdiğinizi helal kılddınızmı.!”

TALİPLER:
“Erenler, varlığımız hayır içinde menzile ere, sorgumuz hak divanında sorulmuş, söz ikrarımız kaimdir; Rızalığımız ikrar meydanında alınmış daimdir; Aldığımız verilmiş bilinsin, verdiğimiz helal kılınsın.!”

MÜRŞİT: (10)
“ Erenler, marifet meydanında, post anası, (hakikat ocağı) Mürşit, Pir, Rehber, el ele verdik; haşa hükmetmeye canlarla bir can olduk; can, canın Kabesidir, can hakın. Hakikat nasibi ilim irfandır, Eş hak’a eşittir, nesil ışıktır, aşktır, ilimden ne aldınız, eşinize ne verdiniz, neslinize ne sündünüz.!”

TALİPLER:
” Erenler, Hakikat kapısı, Anaya, Mürşi’i kamil’e, İkrar kapısı Pir’e yol turabı Rehber’e, gönül bağladık, nefesleriyle marifette erdik, her gerçeği ilimden gördük, eşe eşit olduk ikiliğe düşmedik, neslimize önce insan, sonra hak ahlağı ile yaşamayı sünmeye garet ettik;!” emek verenin, hak görenin emekleri heder olmaya gerçeğe Hu.

Bu karşılıklı derin mühabetten sonra Mürşit, “posta oturan anaya ana, destur gönül yolu marifeti mühabettini gözledi,” gönül diledi, öz dillendi eksiğimiz varsa af ola.”ana erenler hak’kı özde özü hak’ta gören erenlerin demine Hü.

Peşinde saz eşliğine Semah faslı başlar, mühabet devam eder.sonunda erenlerin beraberinden getirdikleri lokmalar dağıtılır, canlar vedalaşır hüzür içinde hanelerin dönerler;

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 21:19   #418
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 460
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

SIRR’İ HAKİKAT KAPISI, HAK URYAN ERKANI,

Sırr’i hakikat kapısı Alevi inancının son basamağı olan ermişler mühabettidir; Bu mühabette buluşanlara Kırkların başı, Hak uryan, Kutb’i arifan da denilir. Bu buluşma mühabetti öz itibariyle Uryan cemidir. Bu ceme katılan ermişlere, yolu bilenler Mutlak Hakikat ermişleri de derlerdi; Bu ermişler sır saklamayı bilen, her sırr’ın gerçeğine eren ilim Irfan dolu, hak ile bütünleşmiş, bir dost, bir posta bürünen, Bu canların cemleri doğal ve kendilerine özgüdür. Aralarında Mürşit, Pir, Rehber, Talip, kadın erkek farkı yoktur.! Hizmetleri kendi aralarında görürler; erenlerin deyimiyle Bu meydana gelen haktır, gören haktır, ulaşılması gereken noktaya ulaşılmıştır;

Hak’ı insan içinde, insan Hak içinde gören on başlık altındaki sonsuz manaların yüklendiği, Kutb’i Arifan Mühabeti, Uryan Cem’in hakikat sırr’ını uzun uğraşlardan sonra O’ alemi yaşiyan ve yaşadıkların eksiksiz anlatabilen Hüseyin baba, adında bir yol ereninden aldığımızı daha önce iki dilde (Türkçe, kürtçe) kitaplarımızda biraz sınırlı yazmıştık, geride buraktıklarımızı da bu yazı dizisine ilave ederek açığa çıkartmak istiyoruz;

“Hüseyin baba, yol erenidir, bilgesidir, canlı tarih’hidir, Hüseyin babadaki gerçek aşk sezilmiştir fakat çözülmemiştir;” Hüseyin baba bize, Bu sır gerçektir, hakikattır, sonsuz aşktır, yaşanır ama söylenmez demişti; Ben ve eşi Gule ana çok ısrar Ettik. Sonunda bak diyor Hüseyin baba, Bu sırr’ın yükü ağırdır, belası var bedeli var, vag geç; “ısrar ediyorum” Hüseyin baba gülü seven dikenine katlanır; hak olan ölmez sonsuz mekanda yaşam bulur diyen sizsiniz;
Sonunda Hüseyin baba iyi dinle diyor, söylemek ve dinlemek yaşamak Kadar ruh’un derinliklerinde yaşam bulmaz;! Ama iyi dinle nasibini al;

(1) Gül yüzlüm: “Rehber kapısında kemerbest olduk, yolu öğrendik, benlikten arındık, pir kapısında ikrar verdik, görgüden geçtik, özümüz şekille değil, Hak’la birleşti; Mürşit’i kamil mühabeti ile piştik, hak olmayi öğrendik, gerçekle buluştuk, gerçek ikrar, sır bilende mevcüttür; “ ötesi hak’ka ayandır”

(2) “sevenim: bilki varlığımız Mansur ile bir olmuş; rızalığımız alınmış, ikrarımız verilmiş, sorgumuz sorulmuş, görgümüz görülmüş, lokmamız dağılmış, varlığımız hak olmuş, her demde tatmış, her sırra ermiş, aradığıyla bir olmuş, Hak öz içinde, öz hak içinde, Mevcüttür;” ötesini aramaya gerek yok,
“Araya giriyorum” Destur Hüseyin baba; destur hakta diyor ve beni dinliyor; Hüseyin Baba, mademki bütün hayir hizmetleriniz görülmüş, varlığınız hakla bir tek vücüt olmuş, neden mühabetlere devam ediyorsunuz;? Hüseyin baba hakta vücüt bulmak durağan ve sözde değil, vardır sonsuzdur, mutlaka yaşamak gerekir; ve devam ediyor.

(3). Göz çıram: “ hak uryan meydanında, yaratanla yaratılan ayni mekanda bir olur, öz ile söz bir nefeste dillenir, Bu gerçeğe eren hakikatın sırlarını kendinden görür. Bu manada alınan alınmış, verilen verilmiştir; hak sır içinde, sır hak içinde Mevcüttür;” söz değil, yaşamdır,

(4) sevginin canı: hakikatta can bulduk, binbir elekten süzüldük, fitile yağ olduk, delilde nurlandık, çok erenlerle aşk’i mühabette girdik, Mansur’un çilesini çektik, Nesimiyle hak yüzüldük, bada girdik nara döndük, yaratan olduk, yaratıldık, yaratılan yaratanda Mevcüttür;” görene söz gerekmez;
“Destur hüseyin baba, Hüseyin baba, gönlün Hak’a, dilin hayra açıla dillene diyor; Hüseyin baba, yeri gelince hem evel, hem ahir olduk, ezildik, yandık, hep bir aşk uğrğna çileyi çektik, “çile niçin çekilir;” Hüseyin baba. Hakikat aşkını anlama, ve yaşamak için çekilir,” diyor ve devam ediyor.

(5) Yol canı: Kutb’i alemde hak ile bir donda geldik, haşır, naşır olduk Sırr’ı hakikat’ta O’ demde erdik, elimiz işini görmüş, dilimiz hak olmuş dillenmiş, belimiz haktan kopmamış, Hak’ın cemalı gönül aşkına birlenmiş, kemale ermiş, her gerçek kendinden Mevcüttür,” gerçeğe şekil gerekmez,”

(6) aşk ola: “Hak ile nasibe oturduk, Göz gönülümüzü doyurduk, gülümüze arı konduk, bal geldik, aşk’ı deme şerbet ezildik, hem içtik, hem içirdik, kırkımız bir damlayla doyduk; doyanda doyuranda hakikat Sırr’ın da Mevcüttür; gerçek aşka söz gerekmez,”

(7) hanen şen ola:”Hakikat, deminden piştik can olduk geldik, aşkın birliğinde hane kurduk, arındık meydana pişkin geldik, kıskançlığı eksiklikte gördük kin kibiri kökten sildik, her dem hak ile hak kaldık, şer cehaletten uzak durduk, Hak olan hak’ı görende Mevcüttür;” sır bilene söz gerekmez;
“Destur Hüseyin baba, destur haktan dil murad sende eyvallah;
Hüseyin baba, Hak Hakikatta mevcüttür diyorsun, O’ zaman neyi ariyorsu;
Hüseyin baba, aramiyorum, aradığımı bulmuşum, bulduğumu yaşiyorum;
Ve devam ediyor”

(8) Aşk’a Hü:” Hak ile cancana geldik, bir cemalde sıfat bulduk, sır içinde hep yekta kaldık, gün gördük devran sürdük, kemalı aşktan bulduk, aldığımızı aldık, verdiğimizi verdik, Aşk aşkta, aşk hakta Mevcüttür;”şirk şekil gerekmez;

(9) Hızır aşkına: “Üçler, beşler olduk, dem, dem yedi göründük, On ikiler olduk mühabette büründük, On dört masumpaklarla arındık; On yedi kemerbest olduk; Hak’a bel bağladık; kırklar olduk, Aşkla Semah’a durduk, katarımız hak oldu kemale erdi; gönlümüz sır, sır gönlümüzde hak olmuş yaşam bulmuş; gerçek erende hak görenden Mevcüttür;” Hak’ın sırr’ı hakla kalır; söz gerekmez;
Destur Hüseyin baba; Hüseyin baba, gönül aşkı dille gele diyor;
Hüseyin baba, “Herkes servet, para, pul peşinde , sen, bana, başka bir dünya, başka yaşam sünüyorsun; nasıl yaşarım;
Hüseyin baba; servet, para, pul, yoldan çıkartıp zalimleştiriyorsa Asla, asla, olmasın; içinde aşkın olmadığı hayat kuru oduna benzer, zevki yoktur; Kanaatkar ol helalinde kazan, helalinde ye hüzür bulursun;

(10) aşkın sonsuz ola: “ hak ile Hakikat noktasında, birdik birlikte geldik, mühabet meydanında semah’a durduk; kendimizden geçtik, kendimizi bulduk; secdeye sır, imana hak dedik, hak’ın srrî ile sır olduğumuz zaman; yakında, uzakta aramadık, Mütlak Hakikatta erdiğimiz zaman; korkuları aşkla savdık, yaşamı aşktan bulduk kendimiz olduk, Bu alem yaşanır, sırr’ı verilmez; her gerçek hak içinde Mevcüttür,! “ işte bu manada cahile sır verilmez;”
Destur Hüseyin baba: “Hüseyin baba aşkla diyor;

“Hüseyin baba, Bu ahlak hak’ın ahlağıdır diyorsun, peki neden Hak’ın ahlağnı sırdır, diyor gizliyorsun; Hüseyin baba korkuyorum da ondan; Hüseyin baba Allah’tanmı korkuyorsun; Bak hele haşa, Mekanı bende olan, sevme sevilmenin hakikat aşknı uyandıran, dilden dillendiren, yaşayip yaşatan, Allah’tan kıorkulurmu; bizim korktuğumuz cehaletin, melanetin, şerri ve iftiralarıdır,”…!

Peşinde dedi’ki Hak’la haklaşıp, Hak’ la yaşamanın hakikatını anladınmı;
Dedim’ki hüseyin baba, anladıklarımı anladım, anlamadıklarımı da kafamı yorar anlamaya çalışırım; yalnuz hepsini yaşiyacağm, deyip söz veremem;
“ Hüseyin baba, sevdiğin kadar anlarsın, anladığın Kadar yaşarsın, Hak yardımcın, Hızır Rehber’ın ola diyor. Ve mühabetti sonuçlandırıyoruz…!

İkrarımı Hak’a vrediğm.
Gönlüm yoldadır, yoldadır.
Çok aradım çok yoruldum.
Gerçek insandır, insandır.


Hak’ın sırını bilirim.
Gördüm sendedir, sendedir.
Aşka düştüm işte halım.
Çare candadır, candadır.



Sır almış sır vermişim.
Gören nerdedir, nerdedir.
Varmı bu aşkın çaresi.
Çare yardadır, yardadır.



Pirim Bali sır’ra erdim.
Aşkım demdedir,demdedir.
Nasip aldım, nasip verdim.
Gören sırdadır, sırdadır.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 22:53   #419
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 952
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 199
815 Mesajına 1.397 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Raya Haq Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Saygideger Canlar.

Hz. Ali nami deger Arap Ali, Ayni Amcasinin Oglu Olan Hz. Muhammed nami deger Cinsi Sapik ve Uckur Duskunu Arap Muhammed gibi okur yazarligi olmiyandir.

”
Bu bilgi de diğer bilgiler gibi yanlıştır.

Hz. Muhammed'in Eşi zengin bir iş kadını idi. Hz. Muhammed'de 40 yaşına kadar , eşine ait kervanı, mekkeden hindistan'a kadar getirip götürür.

Hz. Muhammed, peygamberlik öncesi dönemde El-eminler grubuna dahildir. Bu grup özü sözü doğru olanlar, güvenilir olanlar olarak bilinir. Bu grup, hicbir dini inanca tabi olmayan ve inanmayan, deyim yerinde ise ateis idiler. Yanı hicbir dini ritüele de tabi degillerdir. Peygamber putlarda hic yapmamıştır. Her nekadar bir kısım sünni kaynaklar, Peygamber'in hanif olduğunu söylese de yahudi ve hıristiyan da değildir. Hz. Ibrahim'e soylarını bağlayan bu gruplarla da dini birlikteliği olmamistir.

Kervanlar, getirip, götüren bir kişinin okuma yazma bilmemesi, hesap kitap bilmemesi mümkün müdür?

O dönemde, "ÜMMİ" kavramı, kitaplı yani semavi dinler hakkında bilgisi olmayan, tabi olmayanlar için kullanılırdı. Yanı bir kimseye, "ümmi" dendiğinde, okuma yazma bilmediği degil, kitabi/semavi dinler hakkında bilgisi olmayan anlaşılırdı.

Oysa, bu genel yanılgı, Sünni teolojiye de yerleşmiştir.

Kur'an'in ilk süresi olan ALAK süresi'in " Oku" ayeti, okuma yazma bilmeyen, Peygamber'in göğsüne Melek Cebrail'in çöküp, boğazını sıkması ve ,Peygamber'in okuma yazmayı öğrenmesi olarak bile çevrilmiştir.

Oysa, Kur'an 'ın bu ilk emri , bilinen okuma yazma değildir. Gerçeklerin farkına varma/ayırt etme ya da farkındalık olarak algılanmalıdır.

Nitekim, Sünni yorum ve tefsir gerçek olsa idi. Peygamber'in bu ilk Kur'an emri sonrası mağaradan inip kitap okumaya, kütüphanelere gitmesi gerekirdi? Böyle mi oldu ilk ayetten sonra? Tabiki hayır. Peygamber ilk ayetlerden itibaren arap toplumundaki, zengin/fakir, köle/ efendi, vb. Toplumsal çelişkiler üzerine amansız olarak gidecek, O güne kadar görülmemiş bir TOPLUMSAL AYAKLANMAYI, DEVRIMI GERCEKLESTIRECEKTIR.

Dönemin kodamanlarını, zenginlerini karşısına alacak, köle ile zenginin kardeş olduğunu, zenginlerin bütün mallarını fakirlerle bölüşmesini isteyecektir.

Sonuç olarak, bugün islam ve Kur'an algılaması ile gerçek Kur'an ve islam dahasi Hz. Muhammed, algılaması birbirinden oldukca farklidir.

Uydurulan islama degil, Indirilen Islama ve Kurana inanmak gerekir.

Gerçek islam ve Kur'an yorumu ise ancak , Ehli beyt tarafından öğrenilebilir. Bu nedenle gerçek islami görmek istiyorsanız, Pirlere, Seyyid nesli dedelere bak8n, onların eserlerine yasayislarina bakınız...

Ömrü peygamber ile savaş ve düşmanlıkla geçmiş emevi ve soyunun islami ve Kur'an yorumuna degil


Konu Dede-baba tarafından (Dün Saat 23:29 ) değiştirilmiştir.
Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt Bugün, 05:20   #420
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 460
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

(Islam Misyonerinden Alinti.
Bu bilgi de diğer bilgiler gibi yanlıştır.)

CEVAP
Neye Gore Yanlis!!!! Senin Gibi Islam Yobazlarina Gore Yanlis Olabilir.. Lakin tarihi kaynaklar bunu belgelerle dogruluyor.. Ben bunun belgesini sana sunarken, Sen bana Yok Sunni Kaynaklari, Yok Hanefi, Yok Caferi, Yok Sii vs vs,
Kaynakla gel, Belge goster. Yalan dolan ile degil....
Fetonun mugrudu... bilmedigin ve bilginin olmadigi yerde susmasini bil....


(Islam Misyonerinden Alinti;
Hz. Muhammed'in Eşi zengin bir iş kadını idi. Hz. Muhammed'de 40 yaşına kadar , eşine ait kervanı, mekkeden hindistan'a kadar getirip götürür.
Hz. Muhammed, peygamberlik öncesi dönemde El-eminler grubuna dahildir. Bu grup özü sözü doğru olanlar, güvenilir olanlar olarak bilinir. Bu grup, hicbir dini inanca tabi olmayan ve inanmayan, deyim yerinde ise ateis idiler. Yanı hicbir dini ritüele de tabi degillerdir. Peygamber putlarda hic yapmamıştır. Her nekadar bir kısım sünni kaynaklar, Peygamber'in hanif olduğunu söylese de yahudi ve hıristiyan da değildir. Hz. Ibrahim'e soylarını bağlayan bu gruplarla da dini birlikteliği olmamistir.)

CEVAP
Senin bu cinsi sapik ve uckur duskunu anadan dogma musluman miydi?
HANIF dinine mensup tu.
Hanif dini, Hz. Ibrahimin hortlattigi tek tanrili dinlerinden bir koludur, Tarihi carpitmak yerine, gercekleri kapatmak ve ortmek yerine. basta insan olmayi ogrenin, insan olmanin veridigi, verecegi vicdan ve aklin yolu ile hareket ederseniz biraz olsun gormiyen gozleriniz, calismiyan beyninizle bazi gercekleri fark etmis olursunuz......
Zenginmiydi? Evet Zengindi, Bu zenginligin vermis oldugu rahatlikla Islam Denen Cinsi Sapik Uzerine Kurulmus Dini Kurdumu? Kurdu...


(Islam Misyonerinden Alinti;
Kervanlar, getirip, götüren bir kişinin okuma yazma bilmemesi, hesap kitap bilmemesi mümkün müdür?
O dönemde, "ÜMMİ" kavramı, kitaplı yani semavi dinler hakkında bilgisi olmayan, tabi olmayanlar için kullanılırdı. Yanı bir kimseye, "ümmi" dendiğinde, okuma yazma bilmediği degil, kitabi/semavi dinler hakkında bilgisi olmayan anlaşılırdı. Oysa, bu genel yanılgı, Sünni teolojiye de yerleşmiştir.)

CEVAP
Bir insan ancak bu kadar dar kafali ve kafasina yerlesitirilmis Eroin, Esrar, Afyonla uyusturulabilir... Bu da sen ve senin gibilerdir... Size ne soylesem, ne yazsam, belge ve kaynaklari gormiyen gozlerinize soksam bile nafile.....

Arap Muhammed ve Arap Alinin okuma yazmasi olmadigina dayir tarihi kaynak ve belgeler tastiklerken, Senin gibi Islam Misyonerleri onlari 40 sene boyunca Fakultelerde masa baslarinda dirsek curuttugunu bile savunmaktan geri kalmiyacaklar.....
Be mubarek adam, Okuma yazmalari olduguna dayir belge ve kaynak goster....
Nerdeyse onlari gah gok yuzune gittiler, gok yuzunde kerhane denen genel evinde de meleklerle yattilar, Allah Denen Pezevenkle Gorustuler diyeceksin!!!!!!

Mesnetsiz, anlamsiz, yersiz ve gerceklerden uzak uyduruk kulaktan duyma yaklasimlarla mide bulandiriyorsun......
SUNNI, SII, CAFERI, HANEFI, HANBELI SAFI DENEN ISLAM YOBAZLARININ BIR BIRINDEN FARKI YOK, TEK FARKLARI, IKTIDAR VE SALTANAT KAVGASI...


(Islam Misyonerinden Alinti;
Kur'an'in ilk süresi olan ALAK süresi'in " Oku" ayeti, okuma yazma bilmeyen, Peygamber'in göğsüne Melek Cebrail'in çöküp, boğazını sıkması ve ,Peygamber'in okuma yazmayı öğrenmesi olarak bile çevrilmiştir.

Oysa, Kur'an 'ın bu ilk emri , bilinen okuma yazma değildir. Gerçeklerin farkına varma/ayırt etme ya da farkındalık olarak algılanmalıdır.)

CEVAP
BU YALAN MAKINASI ISLAMIN UYDURMALARINI BOYLESI MESNETSIZ, ANLAMSIZ, AKLIN YOLUNUN KABUL ETMEDIGI APTALCA SEYLERI YAZARAK ISLAM PROPAGANDASINIMI YAPMIS OLUYORSUN???
ALLAH, KURAN, MELEK, CEBRAIL, VE ONUN BUTUN TEMSILCILERINE VE MISYONERLERINE BINLERCE KEZ LAHNET OLSUN... LAHNET OLSUNKU BU CIRKEF VE IGRENC YALANLARINIZLA, CENNET HEVESI, CEHENNEM KORKUSU ILE NICE INSANIN BEYNINI YIKADINIZ... YIKAMAYA DA DEVAM EDIYORSUNUZ.

(Islam Misyonerinden Alinti;
Nitekim, Sünni yorum ve tefsir gerçek olsa idi. Peygamber'in bu ilk Kur'an emri sonrası mağaradan inip kitap okumaya, kütüphanelere gitmesi gerekirdi? Böyle mi oldu ilk ayetten sonra? Tabiki hayır. Peygamber ilk ayetlerden itibaren arap toplumundaki, zengin/fakir, köle/ efendi, vb. Toplumsal çelişkiler üzerine amansız olarak gidecek, O güne kadar görülmemiş bir TOPLUMSAL AYAKLANMAYI, DEVRIMI GERCEKLESTIRECEKTIR.)

CEVAP
HADI ORDAN.... AYETLER, VAHILER, MELEKLER, CEBRAILLER LAB LAB LAB LAB... ARTIK BU TUR YALAN DOLANLARLA KIMSEYI INANDIRAMAZSINIZ...CUNKU TEKNOLOJI GELISTIKCE, DINCI YOBAZLAR KUDURMAKTADIRLAR, AKLIN YOLU VE VICDAN ISLEDIKCE, CINSI SAPIK VE UCKUR DUSKUNLERI EFENDILERI GIBI COCUKLARA TECAVUZ ETMEKTE ZORLANMAKTADIRLAR, BU DA ONLARI KUDURTMAKTADIR....
TOPLUMSAL DEVRIMMIIIIII!!!!!!!! SEN VE SENIN GIBILER DEVRIMLERIN DUSMANISINIZ... UTANMADAN DEVRIMDEN SOZ ETMENIZ PISKINLIGIN VE EDEPSIZLIGIN EN GUZEL ORNEGISINIZ.....


(Islam Misyonerinden Alinti;
Dönemin kodamanlarını, zenginlerini karşısına alacak, köle ile zenginin kardeş olduğunu, zenginlerin bütün mallarını fakirlerle bölüşmesini isteyecektir.
Sonuç olarak, bugün islam ve Kur'an algılaması ile gerçek Kur'an ve islam dahasi Hz. Muhammed, algılaması birbirinden oldukca farklidir.
Uydurulan islama degil, Indirilen Islama ve Kurana inanmak gerekir.
Gerçek islam ve Kur'an yorumu ise ancak , Ehli beyt tarafından öğrenilebilir. Bu nedenle gerçek islami görmek istiyorsanız, Pirlere, Seyyid nesli dedelere bak8n, onların eserlerine yasayislarina bakınız...
Ömrü peygamber ile savaş ve düşmanlıkla geçmiş emevi ve soyunun islami ve Kur'an yorumuna degil )

CEVAP
TUTTURMUSSUN SUNNI KAYNAKLARI DOGRU DEGIL, SUNNILERIN KURAN`I GERCEK KURAN DEGIL!!!!
KAC KEZ YAZDIM, CAFERI, SII, VS VS HANGI MEZSEBI DIYORSAN ONLARIN ELINDEKI KURAN`I SOYLE ONU OKUYALIM VEYA ONLARIN KURANINDAN ORNEKLER VERIN....
bE ADAM, SEN YERINDE SAYARKEN, DUYDUKLARINLA HAREKET EDEN ROBOTTAN FARKIN YOKKEN, IRAN, IRAK, AVRUPA VE AMERIKA KITASINDA, BU SUC MAKINASI ISLAMIN BUTUN TEMSILCILERINE GITMIS, BIRE BIR UZUN UZUN KONUSMUS BILGI EDINMIS BIRIYIM.
SANKI EHL-I BEYT FARKLI BIR YAPILANMA IMIS GIBI, BURADA OKUYAN VE OKUYACAK INSANLARI OLMIYAN BIR SEYI AKTARIP YALANLARA YALAN EKLEMEK YERINE GERCEKCI OLMAK DAHA DURUST VE ONURLU DURUS DEGILMIDIR?

SEN DAHA EHL-I BEYT NE ANLAMA GELDIGINI VE NEREDEN NASIL ORTAYA CIKTIGINI BILE BILMIYORSUN....
EHL-I BEYT; CINSI SAPIK VE UCKUR DUSKUNU ARAP MUHAMMED`IN EV HANESI, EV HALKI, AKRABA VE ETRAFINDA BULUNAN SULELESIDIR....
EHL-I BEYT KELIMESININ GELENEK HALINE GELMESI ISE, AYSE NIN KOLYESINI KAYBETME HIKAYESINDEN GELDIGINI DE BILMIYECEK KADAR BILGISIZ BIR SAHSIYETSIN.
HZ. ALI, HZ. OSMAN, HZ. OMER, HZ. EBU BEKIR. HZ. HZ, EBU SUFYAN, HZ. MUAVIYE, ESLERI VS VS VS BU CIRKEFLERIN HEPISI ARAP MUHAMMEDIN EHL-I BEYTIDIR... BIR BIRLERININ KIZLARINI ALMIS, BIR BIRLERININ KUCUK KIZLARINA TECAVUZ ETMIS ONURSUZ VE AHLAKSIZ AYLE TOPLULUGUDUR....

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:51.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica