Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Kültür-Sanat > Müzik > Türkü ve Şarkı Sözleri

Türkü ve Şarkı Sözleri Türkülerin ve şarkıların sözlerini burada paylaşabilirsiniz.

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 27.10.2007, 00:20   #11
Yazar
shrewish
Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 05.10.2007
Bulunduğu yer: Antalya
Yaş: 36
Mesajlar: 46
Memleket: KAYSERİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 41
İtibar Puanı: 21
shrewish iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 24
12 Mesajına 19 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

Gercekten emeğine sağlık..çok güzel bi türkü ve ne acı yaşanmışlıklar..

shrewish Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
shrewish Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
__G E N C O__ (27.10.2007)
Alt 27.10.2007, 00:34   #12
Yazar
shrewish
Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 05.10.2007
Bulunduğu yer: Antalya
Yaş: 36
Mesajlar: 46
Memleket: KAYSERİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 41
İtibar Puanı: 21
shrewish iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 24
12 Mesajına 19 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Ağgül'e varıp sorsalar; deseler ki, "Söyle terk eder misin? Yıllardır yavuklu bildiğin Mustafa'nı terk eder misin ?" Ne der acep Ağgül. Terkederim dermi ki hiç seven sevdiğini terk edermi? Ama töreler gelenekler ana babanın baskısı koparıp götürür seveni sevdiğinden. Geride kalan derdini türkülere döker. Türkülere sığınır, içini türkülere boşaltır. Giden gittiğini bilir, içine atar dertlenir kaygılanır o kadar.

Derler ki, Ağgül köyün varsıllarından Mürsel ağanın kızıdır. Güzel mi güzel simsiyah saçlar, kestane rengi gözler, salına salına yürüyüşü yürekleri yakarmış. Köy gençlerinin gözü Ağgül’de ama kimse de yan gözle bakamazmış. Nedeni de Mustafa. Herkes sayar severmiş Mustafa 'yı. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Mustafa babası öldükten sonra evin bütün sorumluluğunu yüklenmiş, anasını ele muhtaç bırakmamış. Alnının teriyle geçimini sağlıyor. Bazen zorlansa da yakınmıyor Mustafa. Ağgül'üne de kavuşursa tasası kalmayacak. Gel gör ki, Ağgül'ün babası verimkâr değil. "Mustafa kim oluyor ki bizden kız isteyecek o ilkin karnını doyursun" diyormuş. İyi hoş ama Ağgül öyle demiyor. "Bir lokma bir hırka olsun yeter artığını istemem" diyor diyor ya dinleyen kim. Babası tam bir şehirli düşkünüymüş "Şehirli köylüden daha iyidir bizim Şefketgil şehre gitti de eli yüzü açıldı temiz yiyor temiz giyiniyorlar, benim kızım da şehirliye layık" diyor da başka birşey demiyormuş. Onlar böyle diye dursun Mustafa ile Ağgül sık sık buluşup akşam karanlığı çöküp el ayak çekildi mi soluğu Ağgül'lerin bahçesindeki ceviz ağacının altında alırlar ve "Yarın son olsun kaçıp gidelim burdan" diye kavilleşip ayrılırlarmış. Üç gün beş gün, üç ay beş ay hep kavilleşiyorlar, hep yarına bırakıyorlarmış. Sözün kısası altı ay geçiyor aradan.

Günlerden bir gün Mustafa yine gelip cevizin altında beklemiş. Ay tepede, ay tepeyi aşıyor, ay kayboluyor Ağgül yok ortada. Cevizin altında uyuyup kalıyor. Mustafa, sabahın ilk ışıklarıyla uyanıyor; gördüğü düşleri hayıra yormaya çalışıyor. Daha sonra kalkıp köyün kahvesine gitmiş. Dalgın dalgın çayını içerken çocukluk arkadaşı Zamir gelmiş kahveye. Varıp Mustafa'nın yanına yavaştan "Seninkini akşam vermişler lokumu dağıttılar elini çabuk tut kaçır yoksa havanı alırsın" demiş. Mustafa ayıkmış birden "Demek işin içinde iş varmış demek onun için gelmemiş Ağgül" diye konuşmaya başlamış kendi kendine. "Şehirden bir tanıdıklarının oğluna vermişler. Keleşzadeler'in oğluymuş. Zengin adamdırlar konakları dillere destan saray gibi. Elini tez tut yoksa gitti gider Ağgül" deyince yüreği bir ateş harmanına dönmüş Mustafa'nın. Yan babam yan. Akşamı zor etmiş Mustafa. Hemen koşmuş ceviz ağacının altına sabahı etmiş ertesi akşamı etimiş yok. "Daha kaçgün oldu kavilleşeli ne çabuk sözünden döndü" diye içi içini yemeye başlamış. Bir yandan da umudunu yitirmiyor "Ağgül bensiz olmaz döner gelir bir gün" deyip ceviz ağacına gidiyormuş sık sık. Derken düğün günü gelip çatıyor Keleşzadeler'in düğünü de şanına uygun davullar çifter çifter, kazanlar kaynıyor. Düğün üç gün üç gece sürmüş. Mustafa da daha fazla dayanamıyıp köyden kaçıp dağlara gitmiş. Ama uzaklaşamıyor gözü ceviz ağacındadır hep. Dönüp dolaşıp düğünün son günü köye geri gelmiş. Ağgül’ü arabaya bindirmişler araba ağır ağır yola düşmüş. Mustafa da köyün en yüksek tepesi olan Kırlangıçtepe'ye tırmanmış. Şehre inen yol ayaklar altında düğün alayını gözden kaybolana dek seyretmiş. Mustafa artık kolu kanadı kırık deli gibidir ne yapacağını bilemez. "Ben Ağgül'süz nasıl yaşarım, ama döner bir gün mutlaka kaçar gelir bana" deyip umutlanır. Günler günleri eskitir, aylar ayları. Hiçbir haber yoktur. Tek haber, arada şehre inenlerden yolu düşüp konağın önünden geçenlerden gelirmiş. Ağgül'ü yüzünü cama dayamış dalgın dalgın düşünürken görürlermiş. Mustafa'yı da en son elinde bir ceviz fidanıyla Kırlangıçtepe'ye tırmanırken görmüşler. Tepenin en görünür yerine diker fidanı sonra da yanık sesiyle bir türkü tutturmuş. O günden sonra kimse bilmez Mustafa'ya ne olduğunu. Kimi Çukurova'ya yerleşti der kimi ‘canına kıydı’ der. Ama Mustafa'nın son gün söylediği türkü kimsenin dilinden düşmemiş. Köyün de sınırlarını aşıp yankılanmış.

Ağgül Seni Camekanda Görmüşler
Siyah Saçın Sırmayınan Örmüşler
Ürüyamda Seni Bana Vermişler

Beni Böyle Yakar Gor Gider Misin
Evvel Sevip Sonra Terk Eder Misin

Acı Poyraz Gibi Deli Esmedim
Kaderime Küstüm Sana Küsmedim
Ben O Yarimden Umudumu Kesmedim
Beni Böyle Yakar Gor Gider Misin
Evvel Sevip Sonra Terk Eder Misin





shrewish Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
shrewish Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
__G E N C O__ (27.10.2007)
Alt 27.10.2007, 00:45   #13
Yazar
__G E N C O__
Forumla Bütünleşmiş
 
__G E N C O__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.08.2007
Bulunduğu yer: ankara
Yaş: 39
Mesajlar: 1.010
Memleket: MUĞLA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 52
İtibar Puanı: 78
__G E N C O__ yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 1.610
485 Mesajına 908 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
shrewish Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ağgül'e varıp sorsalar; deseler ki, "Söyle terk eder misin? Yıllardır yavuklu bildiğin Mustafa'nı terk eder misin ?" Ne der acep Ağgül. Terkederim dermi ki hiç seven sevdiğini terk edermi? Ama töreler gelenekler ana babanın baskısı koparıp götürür seveni sevdiğinden. Geride kalan derdini türkülere döker. Türkülere sığınır, içini türkülere boşaltır. Giden gittiğini bilir, içine atar dertlenir kaygılanır o kadar.

Derler ki, Ağgül köyün varsıllarından Mürsel ağanın kızıdır. Güzel mi güzel simsiyah saçlar, kestane rengi gözler, salına salına yürüyüşü yürekleri yakarmış. Köy gençlerinin gözü Ağgül’de ama kimse de yan gözle bakamazmış. Nedeni de Mustafa. Herkes sayar severmiş Mustafa 'yı. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Mustafa babası öldükten sonra evin bütün sorumluluğunu yüklenmiş, anasını ele muhtaç bırakmamış. Alnının teriyle geçimini sağlıyor. Bazen zorlansa da yakınmıyor Mustafa. Ağgül'üne de kavuşursa tasası kalmayacak. Gel gör ki, Ağgül'ün babası verimkâr değil. "Mustafa kim oluyor ki bizden kız isteyecek o ilkin karnını doyursun" diyormuş. İyi hoş ama Ağgül öyle demiyor. "Bir lokma bir hırka olsun yeter artığını istemem" diyor diyor ya dinleyen kim. Babası tam bir şehirli düşkünüymüş "Şehirli köylüden daha iyidir bizim Şefketgil şehre gitti de eli yüzü açıldı temiz yiyor temiz giyiniyorlar, benim kızım da şehirliye layık" diyor da başka birşey demiyormuş. Onlar böyle diye dursun Mustafa ile Ağgül sık sık buluşup akşam karanlığı çöküp el ayak çekildi mi soluğu Ağgül'lerin bahçesindeki ceviz ağacının altında alırlar ve "Yarın son olsun kaçıp gidelim burdan" diye kavilleşip ayrılırlarmış. Üç gün beş gün, üç ay beş ay hep kavilleşiyorlar, hep yarına bırakıyorlarmış. Sözün kısası altı ay geçiyor aradan.

Günlerden bir gün Mustafa yine gelip cevizin altında beklemiş. Ay tepede, ay tepeyi aşıyor, ay kayboluyor Ağgül yok ortada. Cevizin altında uyuyup kalıyor. Mustafa, sabahın ilk ışıklarıyla uyanıyor; gördüğü düşleri hayıra yormaya çalışıyor. Daha sonra kalkıp köyün kahvesine gitmiş. Dalgın dalgın çayını içerken çocukluk arkadaşı Zamir gelmiş kahveye. Varıp Mustafa'nın yanına yavaştan "Seninkini akşam vermişler lokumu dağıttılar elini çabuk tut kaçır yoksa havanı alırsın" demiş. Mustafa ayıkmış birden "Demek işin içinde iş varmış demek onun için gelmemiş Ağgül" diye konuşmaya başlamış kendi kendine. "Şehirden bir tanıdıklarının oğluna vermişler. Keleşzadeler'in oğluymuş. Zengin adamdırlar konakları dillere destan saray gibi. Elini tez tut yoksa gitti gider Ağgül" deyince yüreği bir ateş harmanına dönmüş Mustafa'nın. Yan babam yan. Akşamı zor etmiş Mustafa. Hemen koşmuş ceviz ağacının altına sabahı etmiş ertesi akşamı etimiş yok. "Daha kaçgün oldu kavilleşeli ne çabuk sözünden döndü" diye içi içini yemeye başlamış. Bir yandan da umudunu yitirmiyor "Ağgül bensiz olmaz döner gelir bir gün" deyip ceviz ağacına gidiyormuş sık sık. Derken düğün günü gelip çatıyor Keleşzadeler'in düğünü de şanına uygun davullar çifter çifter, kazanlar kaynıyor. Düğün üç gün üç gece sürmüş. Mustafa da daha fazla dayanamıyıp köyden kaçıp dağlara gitmiş. Ama uzaklaşamıyor gözü ceviz ağacındadır hep. Dönüp dolaşıp düğünün son günü köye geri gelmiş. Ağgül’ü arabaya bindirmişler araba ağır ağır yola düşmüş. Mustafa da köyün en yüksek tepesi olan Kırlangıçtepe'ye tırmanmış. Şehre inen yol ayaklar altında düğün alayını gözden kaybolana dek seyretmiş. Mustafa artık kolu kanadı kırık deli gibidir ne yapacağını bilemez. "Ben Ağgül'süz nasıl yaşarım, ama döner bir gün mutlaka kaçar gelir bana" deyip umutlanır. Günler günleri eskitir, aylar ayları. Hiçbir haber yoktur. Tek haber, arada şehre inenlerden yolu düşüp konağın önünden geçenlerden gelirmiş. Ağgül'ü yüzünü cama dayamış dalgın dalgın düşünürken görürlermiş. Mustafa'yı da en son elinde bir ceviz fidanıyla Kırlangıçtepe'ye tırmanırken görmüşler. Tepenin en görünür yerine diker fidanı sonra da yanık sesiyle bir türkü tutturmuş. O günden sonra kimse bilmez Mustafa'ya ne olduğunu. Kimi Çukurova'ya yerleşti der kimi ‘canına kıydı’ der. Ama Mustafa'nın son gün söylediği türkü kimsenin dilinden düşmemiş. Köyün de sınırlarını aşıp yankılanmış.

Ağgül Seni Camekanda Görmüşler
Siyah Saçın Sırmayınan Örmüşler
Ürüyamda Seni Bana Vermişler

Beni Böyle Yakar Gor Gider Misin
Evvel Sevip Sonra Terk Eder Misin

Acı Poyraz Gibi Deli Esmedim
Kaderime Küstüm Sana Küsmedim
Ben O Yarimden Umudumu Kesmedim
Beni Böyle Yakar Gor Gider Misin
Evvel Sevip Sonra Terk Eder Misin




Sevenler ayrılmasın...

Sevenleri ayrınlara LANET olsun....

__G E N C O__ Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
__G E N C O__ Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
shrewish (27.10.2007)
Alt 27.10.2007, 01:21   #14
Yazar
mertalikumcu
Forumla Bütünleşmiş
 
mertalikumcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 27.04.2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.757
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
mertalikumcu - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 97
İtibar Puanı: 1347
mertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı var
mertalikumcu - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 1.813
1.169 Mesajına 2.350 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

paylaşımlar için sağolun canlar

___________________İMZA___________________
BEYHUDEYE AKIL VEREN BEYHUDE KAMİL OLAN KENDİN BOŞA YORARMI

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
ÇOBAN OLSAM DAĞ BAŞINDA SULTAN OLSAM BİN YAŞINDA NASIL? NERDE? KAÇ YAŞINDA? BİR GÜN YALAN OLACAĞIM
mertalikumcu Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
mertalikumcu Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
shrewish (27.10.2007), __G E N C O__ (27.10.2007)
Alt 04.11.2007, 02:16   #15
Yazar
__G E N C O__
Forumla Bütünleşmiş
 
__G E N C O__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.08.2007
Bulunduğu yer: ankara
Yaş: 39
Mesajlar: 1.010
Memleket: MUĞLA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 52
İtibar Puanı: 78
__G E N C O__ yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 1.610
485 Mesajına 908 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Kırmızı gül demet demet..

Ali diye bir oğlan varmış zamanında.Savaş patlak vermeden evvel gönül vermiş bir güzele, evlenmiş ve evliliğinin daha kırkı çıkmadan askere çağrılıvermiş.Ali sevdiğini anası ile bir başına bırakıvermiş ve askere gitmiş.Ali askere gitmesinden epey bir süre geçmesinden sonra savaşın bittiği haberi gelmiş köye Ali'nin anası ile sevdiği mutluluk sarhoşu olmuşlar.Ali'nin içinde bulunduğu grubun şehre dönüş tarihi belli olmuş bunun üzerine anası ve karısı başlamışlar hazırlığa.Ve o gün geldiğinde anası demiş ki:

"Kızım ben gidip tren istasyonunda bekleyeyim oğlumu sende hazırlıkları tamamla evde" deyip tren istasyonun yolunu sabahın köründe tutmuş.Anası başlamış beklemeye.Bir tren gelir biri gider ve oğlan gelmezmiş.Anası hava kararıncaya kadar beklemiş ve oğlan gelmemiş.Umudunu kesen ana evin yolunu tutmuş.

Eve geldiğinde gelinin odasında sesler geldiğini duyup kapıya yanaştığında içerde bir erkek olduğunu anlar.Bizim Anadolu'nun anası namusunu kirli bırakır mı içerden tüfeği kaptığı gibi odaya dalıverir ve yorgana doğru boşaltır mermileri.Ortalık kan gölüne dönmüştür.O arada yorgan sıyrılıverir yatağın üstünden.Birde ne görsün iki yıldır askerde olan oğulcuğu ile ona gözü gibi bakan gelini yatağın içersindedir.Meğersem anası istasyonda beklerken görememiştir oğlunu, oğlanda koştura koştura eve gitmiş ve sevdiceğini yalnız bulunca dayanamamıştır.Bundan sonra ana az olan aklını da yitirip yollara düşer ağzında bir türkü;

KIRMIZI GÜL DEMET DEMET !..

Kırmızı gül demet demet
Sevda değil bir alamet
Gitti gelmez o muhannet
Şol revanda balam kaldı

Kırmızı gül her dem olsa
Yaralara merhem olsa
Ol tabipten derman gelse
Şol revanda balam kaldı

Kırmızı gülün hazanı
Ağaçlar döker gazeli
Kara yağızın güzeli
Şol revanda balam kaldı

__G E N C O__ Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.11.2007, 03:27   #16
Yazar
gülümser
Forumun Bir Parçası
 
gülümser - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.05.2007
Bulunduğu yer: almanya
Yaş: 37
Mesajlar: 944
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 58
İtibar Puanı: 659
gülümser parlak bir geçmişe sahipgülümser parlak bir geçmişe sahipgülümser parlak bir geçmişe sahipgülümser parlak bir geçmişe sahipgülümser parlak bir geçmişe sahipgülümser parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 1.232
333 Mesajına 588 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
__G E N C O__ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevenler ayrılmasın...

Sevenleri ayrınlara LANET olsun....


aynen öyle olsun ya katiliyorum kesinlikle arkadasim..............

___________________İMZA___________________
Dal Rüzgar'ı Affetsede , Kırılmıştır Bir Kere
gülümser Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
gülümser Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 04.11.2007, 03:34   #17
Yazar
__G E N C O__
Forumla Bütünleşmiş
 
__G E N C O__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.08.2007
Bulunduğu yer: ankara
Yaş: 39
Mesajlar: 1.010
Memleket: MUĞLA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 52
İtibar Puanı: 78
__G E N C O__ yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 1.610
485 Mesajına 908 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
__G E N C O__ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kırmızı gül demet demet..

Ali diye bir oğlan varmış zamanında.Savaş patlak vermeden evvel gönül vermiş bir güzele, evlenmiş ve evliliğinin daha kırkı çıkmadan askere çağrılıvermiş.Ali sevdiğini anası ile bir başına bırakıvermiş ve askere gitmiş.Ali askere gitmesinden epey bir süre geçmesinden sonra savaşın bittiği haberi gelmiş köye Ali'nin anası ile sevdiği mutluluk sarhoşu olmuşlar.Ali'nin içinde bulunduğu grubun şehre dönüş tarihi belli olmuş bunun üzerine anası ve karısı başlamışlar hazırlığa.Ve o gün geldiğinde anası demiş ki:

"Kızım ben gidip tren istasyonunda bekleyeyim oğlumu sende hazırlıkları tamamla evde" deyip tren istasyonun yolunu sabahın köründe tutmuş.Anası başlamış beklemeye.Bir tren gelir biri gider ve oğlan gelmezmiş.Anası hava kararıncaya kadar beklemiş ve oğlan gelmemiş.Umudunu kesen ana evin yolunu tutmuş.

Eve geldiğinde gelinin odasında sesler geldiğini duyup kapıya yanaştığında içerde bir erkek olduğunu anlar.Bizim Anadolu'nun anası namusunu kirli bırakır mı içerden tüfeği kaptığı gibi odaya dalıverir ve yorgana doğru boşaltır mermileri.Ortalık kan gölüne dönmüştür.O arada yorgan sıyrılıverir yatağın üstünden.Birde ne görsün iki yıldır askerde olan oğulcuğu ile ona gözü gibi bakan gelini yatağın içersindedir.Meğersem anası istasyonda beklerken görememiştir oğlunu, oğlanda koştura koştura eve gitmiş ve sevdiceğini yalnız bulunca dayanamamıştır.Bundan sonra ana az olan aklını da yitirip yollara düşer ağzında bir türkü;

KIRMIZI GÜL DEMET DEMET !..

Kırmızı gül demet demet
Sevda değil bir alamet
Gitti gelmez o muhannet
Şol revanda balam kaldı

Kırmızı gül her dem olsa
Yaralara merhem olsa
Ol tabipten derman gelse
Şol revanda balam kaldı

Kırmızı gülün hazanı
Ağaçlar döker gazeli
Kara yağızın güzeli
Şol revanda balam kaldı
Ne kadar acı bir hikaye öyle değilmi ?

__G E N C O__ Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
__G E N C O__ Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 04.11.2007, 04:11   #18
Yazar
gülümser
Forumun Bir Parçası
 
gülümser - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.05.2007
Bulunduğu yer: almanya
Yaş: 37
Mesajlar: 944
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 58
İtibar Puanı: 659
gülümser parlak bir geçmişe sahipgülümser parlak bir geçmişe sahipgülümser parlak bir geçmişe sahipgülümser parlak bir geçmişe sahipgülümser parlak bir geçmişe sahipgülümser parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 1.232
333 Mesajına 588 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

evet ya yazacak bisey bulamiyorum............

paylasim icin tskrler ..............

___________________İMZA___________________
Dal Rüzgar'ı Affetsede , Kırılmıştır Bir Kere
gülümser Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
gülümser Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 06.11.2007, 21:03   #19
Yazar
__G E N C O__
Forumla Bütünleşmiş
 
__G E N C O__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.08.2007
Bulunduğu yer: ankara
Yaş: 39
Mesajlar: 1.010
Memleket: MUĞLA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 52
İtibar Puanı: 78
__G E N C O__ yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 1.610
485 Mesajına 908 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

ORMANCI TÜRKÜSÜ Bizim oraların Türküsü

Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Gevenes köyünde Mustafa Şahbudak adın da, 1922 yılında bir efe doğar. Babası ağadır, dolayısıyla Mustafa da bir ağa çocuğudur. Mustafa hiddetli bir kişiliğe sahiptir. Köy Muhtarı Tevfik Cezayirli en yakın canciğer arkadaşıdır. Herke bu ikilinin arkadaşlığına gıpta ile bakar Neredeyse her akşam köy kahvesinde bu iki arkadaş dama maçı düzenlerler iddialı ve dostça yapılan bu karşılaşmalar, kahvedekiler tarafından ilgi ile izlenir. Çünkü bu olayların mükafatını, izleyiciler almaktadır. 1946 yılı, Temmuz ayının sıcak bir gününde bu arkadaşlığa kan damlar, öfke seli karışır. Uğursu hadise cezaevinde sonuçlanarak, elli beş yıldır söylenegelen bir drama dönüşür.

Sıcak bir temmuz günü Mustafa Şahbudak, her zamanki gibi yine köy kahvesi ne gider. O sırada kahveye Muhtar Tevfik Cezayirli’yi görmeğe, Yatağan ilçe Milli Eğitim Müfettişi ile tahsildar gelmiştir. Muhtar olmadığı için misafirleri her zaman olduğu gibi, Mustafa Şahbudak ağırlama görevini üstlenir. İki misafiri alıp yemeğe götürür. Döndüklerinde Muhtar’ı kendilerini bekler görürler. O gün iki misafirden izin isteyip, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında orman memuru, Mehmet İn, çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu olan Çiftlik köyünde yangın olmuştur. 1946 seçimlerinin evrakları Yatağan’a gönderilecektir. Seçim evrakını Yatağan’a, köy bekçisinin götürmesi zorunludur. Ormancı ise, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için, bekçiyi Muhtar’dan ister. Muhtar:
-Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem der. Bunun üzerine Ormancı ile Muhtar arasında, bir tartışma başlar. Muhtar en sonunda:
-Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et, der.

Ormancı kahveye girip tekrar geri döner, gelir. Dama masasını bir yumrukta darmadağın eder. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve Ormancı’ya bir tokat atar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, adamı alıp sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı oradan bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak’ın tahammül sınırını daha da zorlar. Yerinden kalkar, Ormancı’nın üzerine yürür. Ormancı Mehmet’in, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak’ın sol kolunun pazısından yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak Ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. İşte ne olursa, o an olur!

Muhtar, Ormancı’nın ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa Bey tetiği çoktan çekmiştir… Ormancı bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. ikinci atış üzerine Mehmet in, yere düşer.

Arka cebinde tabaka olduğu için, ona hiç bir şey olmaz. Bu arada ne yazık ki, Mustafa Şahbudak, kaza kurşunu ile dostu Tevfik’i vurur. O günlerin imkansızlıkları içerisinde Tevfik’i, tahta bir sal üzerinde Muğla devlet hastahanesine götürürler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey’e:

Babamın selamı var, bu adamı iyileştir. der.
Veli Bey:
-O ölecek, önce senin kolunu saralım. der. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa’yı yanına çağırarak:
-Ben ölüyorum hakkını helal et. der.
Mustafa:
-Hayır, sen ölmeyeceksin! derken ağlamaya başlar. Aslında orada herkes efelerin ağlamadığını bilir. Ancak Mustafa, arkadaşının bu durumuna dayanamamıştır.
Gerçekten de biraz sonra Tevfik, hayata gözlerini kapar. Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için polise teslim olur, Bu olay üzerine dört yıl ceza yer. Ceza. evindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak Ormancı’ya kini gittikçe artar. Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Ormancı, tayin ister.
Kavaklıdere Orman Müdürlüğüne atanır. Aslen Marmarislidir. Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında, kendi memleketi olan Marmaris’te ölür.

Mustafa Şahbudak cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp, Muğla merkeze yerleşir.

Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşını Muhtar Tevfik Cezayirli’yi tek
kurşunla öldürdüğünde arkada yirmi beş yaşında bir eş ve üç çocuk bırakır. Muhtar’ın eşi Pembe, bu acıya dayanamayınca birkaç yıl sonra aklı dengesini yitirir. Oğlanın biri İzmir’e yerleşir. Diğer oğlanla kız, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam etmekteler.

Yıllardır her şeyi unutmaya çalışan Mustafa’ya bir gün arkadaşları, Tahir Usta adında bir değirmenciden bahsederler. Bu değirmenci, annesinin akrabasıdır. Değirmenci Tahir Usta aynı zamanda türkü de bestelemektedir. İşte Gevenes köyünde yaşanan bu acı olay da bu kişi tarafından bestelenmiştir. Düğünlerde okunan, herkesin diline düşen türkü ”Ormancıdır.” Bir gün, radyodan duyduğu bu türkü ile unutmak istediği olayları, tekrar yaşar gibi olur. Radyoyu kapatır, bu türküden çok incinmiştir.

Ormancı türküde Ormancı adı ile, Mustafa Şahbudak ise ”Bay Mustafa” adı ile yer almıştır.

Ormancı Mehmet’in bir anlık sarhoşluğunun musibetini, yıllarca pişmanlık
duyarak ve memleketinde barınamayarak ödedi demek yanlış olur.
Çünkü o türkü yaşadığı müddetçe kötü adam olarak anılacaktır ve tarihe öyle geçecektir.*
ORMANCI TÜRKÜSÜ

Çıktım Belen kahvesine baktım ovaya
Bay Mustafa çağırdı, dam oynamaya,
Ormancı da gelir gelmez, yıkar masayı,
Söz dinlemez Ormancı, çekmiş kafayı
Aman Ormancı, canım Ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Gevenes’ in ortasında, değirmen döner,
Değirmenin suları, dağından iner,
Ormancı’ya atılan kurşun, Tevfik’ e döner,
Tevfik’ in feryatları, yürekler deler,
Aman Ormancı, canım Ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Gevenes’ in suları hoştur içmeye,
Üstünde köprüsü var, gelip geçmeye,
Tevfik’ imi vurdular, hiç mi hiç yere,
Yazık ettin Ormancı, köyün iki gencine
Aman Ormancı, canım Ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

__G E N C O__ Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.11.2007, 22:17   #20
Yazar
mertalikumcu
Forumla Bütünleşmiş
 
mertalikumcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 27.04.2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.757
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
mertalikumcu - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 97
İtibar Puanı: 1347
mertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı varmertalikumcu görkemli bir forum yaşantısı var
mertalikumcu - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 1.813
1.169 Mesajına 2.350 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

ormancı yazık etmiş

___________________İMZA___________________
BEYHUDEYE AKIL VEREN BEYHUDE KAMİL OLAN KENDİN BOŞA YORARMI

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
ÇOBAN OLSAM DAĞ BAŞINDA SULTAN OLSAM BİN YAŞINDA NASIL? NERDE? KAÇ YAŞINDA? BİR GÜN YALAN OLACAĞIM
mertalikumcu Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:12.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica