Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Genel

Alevilik Genel Alevilik üzerine genel tartışmalar, eleştiriler, sorunlar

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt Dün, 06:00   #41
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 890
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 18
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 26
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

11. 72 Millete bir can, insan olarak bakmak, EŞİTLİK, hak adalet.

Hünkâr Bektaş Veli, Yunus Emre gibi Alevi Pirlerinin dile getirdiği ‘’72 millete aynı nazarla (gözle) bak”. 72 millete aynı gözle bakmayan halka müderris (öğretmen önder olsa da), Hakka asidir”. ”72 millete bir bakmaya bizden değildir” söylemi; Aleviliğin dünyada var olan tüm insanları fark ve çeşitliliği ile bir ve eşit can olarak görmek, ırkçılık ayrımcılık yapmamak ilkesinin temelini oluşturmaktadır. Alevilik tek bir millete ait değildir.

72 sayısı ve 72 millet kavramı; Matematikten, astronomi takvime, yüzlerce inançta, (Eski Mısır, Sümer, Budizm, Çin Anadolu, Yahudilik Hristiyanlık İslam’da vs.) pozitif negatif çeşitli şekiller öne çıkmaktadır. Fakat 72 millet kavramı; özünde dünyada çeşitliliği çoğulculuğu, karşılıklı saygı, uyum birbirine bağlılık dayanışmayı çoğul ve çeşitliliğin birliğini dünyayı simgeleyen bir sayısı ve kavram olarak öne çıktığı görülmekte.

Semavi dinlerin (İslam’ın) ilk insanın, “Âdem ile Hava” olduğu ve Âdem ile Hava’nın 72 çocuğu olduğu, bunlar birbiri ile evlenerek dünya ki tüm insanların soyunun (72 millet kavramının) buradan geldiği görüşünü Alevilik ve bilim red etmemiştir. Aynı soydan çiftleşme ile insanlığın oluşması gelişmesi mümkün değildir. Bu nedenle Alevi Pirleri; Âdem ile Hava soyundan değil, ”Güruhu Naci/Naciye soyundan”, Hakkın emir rızası ile ”eril dişil” doğal evrim üreme yoluyla geldiklerini ”73’cü ayrı” bir millet olduklarını söylerler.

Bilimsel olarak âlemde kadim var olan elementlerin, birbirini etkileyerek ve miyarlarca yıl süren bir evrim sonucu canlıların ve bunun devamı olarak ta insanların var olduğu. Zaman içinde birçok insan neslinin çetin doğa yaşam şartlarına uyum sağlayamayıp yok olduğu. Dünyadan şu an yaşayan 4 insan DNA’sının dördü de Afrika kaynaklıdır ve 85 bin yıl önce dünyaya dağılmaya başlamıştır. Hiçbir insanın kanı diğerinden daha kırmızı hiçbir ırk diğerinden üstün değildir. İnsanlar doğduğunda boş kaset gibi doğar yaşadığı doğal ve sosyal kültürel çevre ile şekillenir.

Alevilikte 72 veya 73 millet denildiğinde tüm insanların halkların eşit olduğu dile getirilir. Aleviliğin Anayurdu Anadolu Mezopotamya’da bugüne kadar yüzlerce halk bir arada yaşamışken. Maalesef Türkiye Cumhuriyeti kurulurken tekçi ırkçı milliyetçi bir ideoloji üzerine kurulmuş. Var olan inançlar diller yok sayılmış herkes zorla Türk-İslamlaştırılmaya çalışılmıştır. Bu ırkçı faşist “Kemalist” ideolojinin mimarlarından MK. Atatürk Alevi olmadığı halde Alevi gibi gösterilmiş, resimleri Alevi kurumları cemevlerine asılıp, Alevi önderi kurtarıcısı gibi sunulmuştur, Aleviler faşist bir sistemin bekçisi yapılmaya çalışılmıştır. Hâlbuki Atatürk Alevi öğretisini yasaklamış, Alevileri Kürtleri Zazaları, Ermenileri, Pontus Rumlarını Ezidileri vs. katletmiş zorla göçe zorlamış, asimle etmeye çalışmıştır. Aleviler 72 millete bir nazarla bakmayan bizden değildir, ilkesi ile halkların kendi kader hakkını savunur. Eğer bir halk özerk veya bağımsız ayrı yaşamak istiyorsa hiç tartışmasız bunu savunur ve bunun gerçekleşmesini de destekler. İnsanların anadillerin konuşması, yaşaması anadilinde eğitim görmesi evrensel bir insan hakkıdır. Alevilerin en az yarısı Kürd kökenlidir, Aleviliği belirli bir millete ırka bağlamak Alevi toplumunu böler parçalar. Celin canlar bir olalım iri olalım diri olalım sözleri havada kalır. İnsanlar Atatürk’e başka nedenlerden dolayı sahip çıkabilir, resmini işyerine, evine, boynuna vs. asabilir. Fakat Atatürk resmi, milli bayrak Alevilikle direk ilgisi olmayan ırkçı yazılar vs. cemevlerinden Alevi kurumlarına asılmamalıdır var olanlarda indirilmelidir. Benim kâbem insan diyen Alevilik bir millete devlete tabi değildir evrenseldir. Alevi cem erkânlarında bu konu işlenmeli, Alevi toplumu ırkçı milliyetçi insanlık düşmanı faşist düşüncelerden arındırılmalıdır.

İsmi müsemma kaydına düşmeyen
Dört kapıdan Kırk makama geçmeyen
İşleğini yetmiş üçe seçmeyen
Güruh-u Naci’yim dese ne fayda

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 14:32   #42
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 890
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 18
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 26
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

12. BİLİM SEVGİ insanlık yolundan gitmek, kendine reva görmediğini başkasına görmemek.

Hünkâr Bektaş Veli” Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” Âşık Hüdai “Bilim bizim yolumuz Sevgi bizim dinimiz” diyerek Alevi yolunun bilim yolu olduğunu belirtip, bilim ve sevgiden başka her türlü “dini” anlayışı red etmiştir. Okunacak en büyük kitap insandır. Her ne ararsan kendinde ara. Düşünce karanlığına ışık tutanlar ne mutlu. Kadınları okutunuz vs. Bilim ilim irfan eğitimin Alevilikteki önemi ve yeri birçok Alevi piri ve âşıklarınca da dile getirilmiştir. Ve Aleviler gülbenklerinin sonunda “Hü gerçeğin demine” diye geçeği hakikati var olanı kutsamıştır.

Fakat maalesef İslami baskı ve asimilasyondan dolayı, Aleviliğin içine bilimle tamamen çelişen Kuran vahi, hurafeler, mehdi, Şii İslami unsurlar sokulmuş. Alevi yol erkânı birbiri ile çelişen karmaşık bir Arapsaçına dönmüştür.

Alevi yolu cem erkânı sorgu görgü üzerine kurulmuşken, Aleviler sorgulamayı unutmuşlardır. Akla mantığa bilime, yola erkâna sevgiye sığmayan uymayan birçok şey Aleviliğin içine sokulmuş körü körüne inanır hale gelinmiştir.

Aleviler bir yandan, İslam’dan Allah Muhammed Ali vs. alıp kendileri gibi yiyip içen (alkol alan), saz çalan semah dönen bir Allah Muhammed Ali yaratmışlar, Alinin elindeki savaş aracı Zülfikar kılıcı adalet sembolü yapmışlar.

Aynı zamanda Muhammed kanatlı bir katıra binmiş 7 kat göğü aşmış Miraca çıkmış, Allah’la konuşmuş vs. bugün beşikteki çocuklar bile güleceği hikâyeler anlatmışlar. İmam Ali’nin Zülfikar kılıcı 70 arşın uzayıp kâfirlerin kellesini kesmiş. Bir yandan bir canı inciteni, cemde düşkün ilan edip yoldan atacaksın, öbür taraftan kılıçla kelle keseni, Hz. Ali bizim Pirimiz diye toluma sunacaksın. Kâfir dediğin kim? Müslüman olmak istemeyen kişi. Alevilik hiç kimseyi Alevi olmaya zorlamaz. Taliplerin 2 defa evlenmesini vs. düşkünlük sayacaksın… Fakat 20-30 eşli Muhammed’i 12 imamları baş tacı yapacaksın. Alevilikte bu tür çelişkilere birçok örnek verilebilir.

Alevilik diğer taraftan, “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlık”;

Keramet baştadır taçta değildir.
Hararet nardadır sacda değildir.
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüs’te Mekke’de hacda değildir.

Diyerek, bilim akıl dışı, doğa ve insanüstü, dini Allah’ı kerameti ilahı vs. red etmişler. Alevilik hem herkesin kaderini alın yazısını yazan, hem de niye böyle yaptın diye onu cezalandırıp cehennem ateşinde yakan veya bana inanın ibadet edin, size cennetimde sayısız huri kızlar vereceğim diye huri pazarlayan bir HAK adalet anlayışını asla kabul etmemiştir. Şathiye deyişlerin bu tür tanrı anlayışını en sert biçimde eleştirmiştir. Bazı dedeler Kurandan cımbızlayarak bazı ayetleri örnekler vermektedir. Hâlbuki Kuran baştan sona, bilim dışı, “yıldızları şeytanı taşlamak için ateş topu olarak yarattım” gibi çelişkilerle doludur. Kuran ve Allah’ı Kadını 2. sınıf köle yerine koymaktadır. Kuranın ilk ayeti “oku” buna dayanarak kuran bilimsel çağdaş vs. denilemez. Çünkü Allah’ın adıyla bu kitabı oku, başka kitap okuma. Kuran kusursuz Allah kelamı, diğer kitaplar yanlış onun için kuran gönderildi diyor. Aleviler bu tek doğru, tek kitaplı anlayıştan uzak durmalıdır.

Bilim hakikat gerçek her zaman somuttur, soyut ve SIR değildir. Yok, Alevilik gizli bir sırdır, biz Bâtıni bir Ali’ye inanıyoruz gibi söylemler tutarsızlıktır, bilim ve gerçekle bağdaşmaz. Aleviler artık bu sır, TAKİYE perdesini yırtıp atmalıdır. Sen “Allah Muhammet Ali” dediğin sürece dünyada herkes seni İslam/Müslüman olarak algılayacaktır. İslam’ın Müslümanlığın kuralları bellidir, Alevilikle bilimle insanlıkla zerre ilgisi yoktur.

Din dondurucu sabit değişmez katı kurallara tabidir. Allah Kuran peygamber böyle diyor, bunlar ebedi değişmez doğrulardır, düşüncesinden hareket eder. Hâlbuki evrende her şey hareket eder her şey devri daim değişir. ‘’Alevilikte bütün evren semah döner derken’’ sürekli bir değişim geliş yasalarına vurgu yapılır Alevi toplumu değişime gelişime açıktır. Bilim bir şeyi sistematik bir şekilde sorgular dener aynı sonucu alırsa, onun doğruluğuna kanat getirip inanır ve yeni bir bilgi tersini kanıtladığında kanaatini değiştirir. Bilim ve bilgi mutlak değildir. Alevi öğretisinde mutlak değildir, çağa bilime göre kendini yeniler ve zamanı geldikçe yenilemelidir reform etmelidir. Gökten vahi ilahi vs. ile bilim falan gelmez. İnsanlar her şeyi doğadan alır doğaya verir, bugüne kadar yapılmış bulunmuş tüm buluşlar teknoloji vs. doğadan esinlenerek araştırılıp denenerek yapılmıştır.

Pir bir işi bilen o işin uzmanı bilge bilinçli insan öğretmen demektir. Eskiden Alevi pirleri yıllarca bir dergâhta ocakta eğitim alır, yetkin olunca, onay alıp hizmet verirdi. Fakat bugün bilim iletişim çağında, Alevilik ilkokulu bile bitirmemiş dedeler, üniversite bitirmiş insanlara pirlik yaptığı bir duruma gelmiştir.

Alevilik kâmil A’lim bilge bilinçli olgun insan olma yoludur. Alevi dernekleri cemevleri ve cem erkânları, her türlü eğitimin verildiği birer okul dergâh olmalıdır. ABC… z, 2×2 = 4 vs. temel bilgileri resmi devlet okullarında alırız… Fakat resmi devlet okullarının bir işlevi de devlete sömürü sistemine uyan, ona boyun eğen ona hizmet edecek köle kadro yetiştirmektir. Özelikle Türkiye gibi özerk ve laik bir eğitimin olmadığı, din ve milliyetçiliğin devletin temelini oluşturduğu ülkelerde devlet okulları birer beyin “bulatma” yeridir.

Ayrıca bilim eğitim almak vs. tek başına yeterli değildir. Çünkü bilim atom bombası savaş, insanları belli alışkınlıklara bağımlı hale getirme vs. için kötüye de kullanıla bilinir. Bu nedenle bilim; sevgi, etiklik, hukuk vicdan ile yoğrulmalıdır.

Bu nedenle başta Alevilik eğitimi, Alevi çocuk gençlerine Alevi kurumlarında verilmelidir. Aynı şekilde, canlara da genel halk eğitimi Alevi kurumlarında verilmelidir. Kilisede papazlık yapan bir kişi 7 yıl akademik eğitimden sonra papazlık görevi yapabiliyor. Kesinlikle Alevi Pirleri liseden sonra 4 yıllık bir eğitime tabi tutulup, Alevi öğretisi felsefe, dinler tarihi, sosyal bilimler, iletişim psikoloji, hukuk vs. tüm bilim dallarında temel eğitim almalı ve sadece bu eğitimi alanlar Pirlik hizmeti yapmalıdır. Cem erkânlarında Aleviliğin bilimsel bakış açısı öne çıkarılmalı, gençler çocuklar okumaya, bilim adamı olmaya özendirilmelidir. Okuyan diploma meslek sahibi olan gençler cemlerde bir erkânla takdir edilerek ödüllendirilerek, çocuklara topluma örnek olmalıdır. Alevi toplumu içinde yüksek eğitim almış bir sürü gencimiz canımız vardır, bu canlarımız öğrendikleri bilgileri, Alevi kurumlarında cemlerinde topluma aktarmalıdır. Bilim muhabbetleri yapılmalıdır. Cem muhabbettir muhabbet kâmili insan olmanın okuludur. Maalesef bugün, dedelerin yürüttüğü “Allah Muhammed Ali ile bağlayıp Kerbela ile biten cemlerin” topluma faydadan çok zararı vardır. PİR eğitim sistemi kurulup yeni pirlerin yetişmesi biraz zaman alacaktır. Bu süre içinde dernek yöneticileri talipler biraz uyanık olup. Mümkün olduğunca aydın çağdaş Pirleri cemlere çağırmalı ve bu yöndeki taleplerini (dedelere) bildirmeli. İslamcı vs. dedelerin cem yürütmesine izin vermemelidir. Kimse bu tür hurafe cemlere katılamamalıdır.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 14:33   #43
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 890
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 18
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 26
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Sonuç değerlendirme.

Üstte 12 başlık altında, Aleviliğin cem erkânın özünü ve 12 bin yıldır yukarı Mezopotamya Anadolu’da, semavi dinlerden İslam’dan çok önce sazlı sözlü semahlı kadınlı erkekli lokmalı demli, muhabbetleri varlığını, hâkim sömürücü sınıf iktidar ve onun dini dayatmalarına karşı bir muhalefet öğretisi olarak 1200 yıllarda HBV döneminde kurumlaşıp, toplumsal sorunların görüşüldüğü, küskünlerin barıştırıldığı, genel güncel ve felsefi vs. konularda topluma bilgi eğitim verildiğini, Can cana sazlı sözlü muhabbetler şeklinde günümüze geldiğini gördük.

ALEVİ KIZILBAŞ CEMİ; Tarihte, açık doğada, ziyaret yatır, dergâhlarda, halkın kendi elleri ile yaptığı mütevazı cemevi, köy odalarında ve hatta hayvanların kaldığı ahırlar temizlenip cem yapılırdı. Duvarlarında öyle dini/İslami veya milli ata kurt sembolleri vs. yoktu.

Onlar 13 milyar yıldır Şahlanan bir ocağın alevi. Onlar hava ateş su toprağa cevhere, can veren CEMrenin içindeki aşkın alevi idiler. Onlar 13 milyarlık yoldan gelip, 40 bin yıldır yukarı Mezopotamya/Anadolu’yu mesken tutan, eline ne versen büyüten çoğaltan, bir öpücüğü, bir damla suyu ısıtıp insan yaratan, insanlık ocağının alevi analardı. Onlar yaşayan canın eli emeği, halkın yaşam felsefesi inanç öğretisi varlığın yaratıcılığın çırası delili idiler.

Öyle büyük görkemli tapınaklar, saraylar, kaya kabartmaları heykeleler putlar yapmaya ihtiyaçları yok idi. Çünkü dünya âlem, doğa ANA tüm canların, en büyük en güzel en mükemmel CemEviydi. Onlar çocuk yaptıkları evlerde cem yaparlardı, o kadar doğaldı onların cemevleri. Onlar için Hak doğa ana idi, hak insan idi, var olan her şey Enel HAK idi. Yolları Rea-HAK yolu idi. Onların nezlinde, cennetinde huri pazarlayan ilahi bir “tüccar Allah” yok idi.

Hak kendi başlarında, dillerinde, kalplerinde, ellerinde eteklerinde idi. Elleri hakkın kudret eli, kalpleri hakkın kudret evi, dilleri hakkın kudret dili idi, belleri varlığın ana rami idi. Onlar el dil bel “edep” ya hu Aşk ola, diye ellerini kalplerine dudaklarına ve bellerine götürüp “geçeğe hü” diye hakka hakikate bel bağladılar.

Onlar biri kırk, kırkı bir, bir lokmayı 40 can rızalıkla paylaştı, hak yemediler. Ya HAK deyip haklarından vaz geçmediler. Huri tüccarı Allaha, deve koyun tüccarı peygamberlere, paşaya beye, soyguncuya, sömürücüye, İslam halifesi imam Ali, ırkçı milliyetçi Kemal Atatürk’e boyun eğmediler.

Bu yolda Nesimi gibi yüzülen derilerini meydana post olarak serip; hava ateş su toprak 4 köşesine ve cümle Canların aşkın diye ortasına niyaz ettiler.

Dünya âleme Delil olsun diye, kendi deri postları üzerine, B’ismi ŞAH diye direniş çerağı uyandırdılar. Uyardıkları zift karanlığı aydınlatan tüm uyuyanları uyartacak bir mumdu. Üstünde esen sıcak bir yel hava idi. Parlayan ateş ışık karanlığı aydınlatan alevdi. Mum gibi eriyip girdiği her boşluğu cahil kafaları bilimle dolduran dengede duran su idi. O her ne edersen et seni seven, birine bin veren, bağrına basan cevher toprak ana idi.

Onların amacı kendine reva görmediğini hiçbir cana görmeden, ezmeden ezilmeden dünyada insanca eşit özgür mutlu yaşamaktı. Onlar uyardı delili. Ve onlar, kesilen kızıl başlarını avuçları içine alıp, Alevi Kızılbaşlık meydanına, kâmili insanlık Rea-HAK yoluna baş koydular. Onların yürüdüğü yol, cemlerde yaktığı delil insanlığın bugün ve yarınlarına da ışık tutuyor.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:16.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica