Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Genel

Alevilik Genel Alevilik üzerine genel tartışmalar, eleştiriler, sorunlar

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 12.02.2009, 15:07   #11
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 142
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.693 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

O kendisine sığınan herkesin kalkanıdır ( Zebur )

Alevi Kızılbaş Ocakzade’leri derki !

Güneşimiz, yıldızlarımız ve dolun Ayımız odur.

Bostanımız, sarayımız, meydanımız ve baş köşemiz odur.

Kıblemiz, orucumuz, sabrımız odur. Bayramımız, niyazımız, lokmamız odur.

Alevi Kızılbaş inancında aşk ile beslenip ebedileşen Boz Atlı Hızır’dır.

Ene’l-Hak çağuruban dara geleyim Mevlam, diyen bütün dervişler Boz Atlı Hızır’ ın ölümsüzlügüne inanırlar.

O yüce dağlar gibi sığınıp, saklandığımız bir mekan gibidır. Bu evrenin oluşumundan beri kurumayıp, coşkuyla akan, kutsadığımız duru Munzur suyudur.

Umutsuzlara umut kapılarını açtıran, insanlara kederi unuturup güldüren Boz Atlı Hızırdır.

İnsan oğlu nerde dara düşse, onu yürekten çağırdımı mutlaka yetişendır. Diledimi kazandıran, ömürleri uzattıran, O her şeye muktedirdır.


Hızır ile ilgili bilgi almak için, Anadolu Kızılbaş Alevilerin yerleşim birimlerini gezip insanlarla konuşmak yeterlidır. Hangi Aleviye sorsanız, Hızır kimdır ? ne yapar diye, alacagınız cevaplar, ciltlerce kitabı dolduracak, anlam içeren deyim ve sözlerle karşılaşırsınız. Hızır her muradı veren, her haneye giren, her derde derman olan, halden anliyan, kanatkar olan, seven sevilen, bir damla su gibi gönüllere düşen, mum gibi yanıp aydınlatan, Aşk gibi sevdalandıran, Mutlulukla güldüren, yola düşüren, zoru başaran, dağları aşıran, düşmanı şaşıran, çig lokmayı pişiren, boşalanı dolduran, her makamda oturan, gamı kederi unutturan, abı hayat suyundan içip ebedi olan Hızırdır.

Hızırı sevmek ve ona gönülden inanmak onu ebedileştırmiştır. Anadolu Kızılbaş Alevileri, nasılki güneşin yeniden doğacağına inaniyorlar, Hızır’ında çağırıldımı gelecegine şühpe götürmez bir şekilde inaniyorlar.

Alevi inancında kutsal Hızır ayı, en önemli inanç günlerini içerir. Kış günleri başladımı, andoludaki bozkırları kar bir beyaz örtü gibi kapladımı, Ocak ayının ortasından Şubat ayının ortasına kadar dört haftalık süre hızır günlerinin habercisidır.

Alevilerin inanç önderleri bu ayda taliplerini ziyaret ederler. Cemler ibadetler, görgü ve görülmeler bu ayda yoğunlaşır. Talipler Pirlerinin yolunu gözlerler. Pirleri veya bağlı oldukları ocağın seyidi uzakta ise, ya haber gönderirler veyahut özel bir şekilde gidip Rahper veya Pirlerini köylerine getirirler.

Hızır ayında üç gün oruç tutulur.Kurban ve adaklar özelikle bu ayda yerine getirilir. Alevi Kızılbaşların en büyük bayram günleri bu günlerdır. Alevi yerleşim birimlerinde en hareketli ay ve insanların coşkuyla kaynaştığı günler bu aydaki Hızır günleridır. Dargınlıkların giderildigi, küskünlerin barıştığı, hak sahiplerinin haklarının verildigi, şikayetlerin dinlendigi, sorunlara hal çaresinin mutlaka bulunduğu kutsal ay bu Hızır ayıdır.

Hızırın ismiyle başlanıp onun rızası için hal edilmedik bir proplemin kaldığı hiç görülmemiştır ve duyulmamıştır. Pirin huzurunda bir müşkül hal edilecekse, taraflara Hızır aşkına razı olun denildimi, akan sular durur. Hızıra olan itikat çırası her ikrar veren Alevinin gönlünde mutlaka yaniyor. Çünkü Hızıra olan bu yüce sevgi ve muhabetin mayası daha beşikten itibaren aşılaniyor.

Alevi aile geleneginde bu duygu aile bireylerine bir kilime nakış dokunur gibi sabır ve sevgiyle işleniyor. Her an ve her demde, hem söylemde hemde eylemde yalnız Hızır çağrılır.

Anadolunun duru ve hiç bir şekilde inancının törpülenmedigi bir Kızılbaş köyünde yaşiyanlar Hızırı nasıl yaşamlarına koymuşlardı ?

Yaşiyanlardan dinliyelim.

Alevilerde yeni doğan çocuğu annenin göksüne koyduklarında, çocuğu emzirmeye başladığı andan itibaren, Hızır korusun, büyütsün, kazadan, beladan saklasın, diye anne mırıldamaya başlar.Uyuturken büyütürken hep Hızır’dan sözeder. Sofrada yedirirken, elbise giydirirken hep dua eder, Kapıdan uğurlarken, eve döndügünde karşılarken, sarılıp öperken hep hızırın ismini zikir ederler. Evin içinde dolaşırken, yemek pişirirken,sofra sererken, hep o gönüllerin güneşi olan Hızırı anarlar.

Anadoludaki evlerin içinde bir killer olur ve orda evin yiyecekleri saklanır. Kışlık kavurma, yağ, peynir, çökelek, kurutulmuş tahıl ürünleri orda istif edilir ve bekletilir. Kiler kutsanır, oraya Hızır bereketini koymuştur. Her ne zaman killerden bir lokma alınsa Hızırın adı zikir edilmeden kaşık ve kepçe kulanılmaz.Küçük çocukların kendi başına kilerden bir şey almamaları için uyarılır, derlerki ordan Annenin haberi olmadan rızasız bir şey alırsan Hızır görür ve cezalandırır. Hızırın mühürü kilerdeki yiyeceklerin üstündedir, onun haberi olursa rüyanıza girer ve size darılır, veyahut güzel şeyler yaparsanız sizi sevindırır diye daima çocuklara telkinlerde bulunurlar. Bu telkin ve sayısız söylencelerle büyüyen Alevi Kızılbaş ailelerinin cocuklarının gönlünde Hızır sevgisi mayalanır, kulaklarında kutsanmış bu hoş ses her zaman anıldıkca bir demet gelincik gibi yeşerir.

Hızır kültü bütün orta doğu halkların söylencelerinde vardır. Anadolu Kızılbaş Alevi bektaşilerin inanç ve kültüründe ise daha cok kutsanarak, bir başka anlamlandırılmıştır.

Merd-i meydan eylemektır iyi er

Gafil olma kardeş çerağın söner

Her gördügün Hızır bilmektir hüner
Hızır İlyas Şahı Merdan Alidır ( ş. Metin Baba )

Anadolu Alevileri kendi inançlarında Hızırı bir boz ata bindirerek,dağ taş, iniş yokuş, kar kış hep dolaştırmışlar. Alevilerin söylencesinde, bu özlemin atlısı iki kardeştır. Biri karalarda dolaşır ve dilekleri yerine getirir. Digeri Deryalarda dolaşarak darda kalanlara yardım eder. Anadolu Alevileri üç gün oruca Hızır İlyas orucu derler.

Hızır ayı gelince büyük bir istek ve arzu ile yüreklerdeki sevgi ve coşkuyla evlerin her tarafı temizlenilir ve cevreye bir daha çeki düzen verilir. Üç gün oruç tutulur. Oruca akşamdan niyet edilerek ve dilek tutularak yatılır. Bu dilek tutuş genelikle gençler arasında daha yagın olur. Rüyasına giren gençle evlenecegine inanılır. Genç gelinlerin erkek veya kız çocuğu sahibi olup olmiyacaklarına göre rüyalarında Hızırın haber verecegine inanırlar. Gurbette veya uzakta bekledilkleri birinden hayırlı bir haber verilecegine inanılarak bu üç günlük oruçta her akşam bu niyet ve dileklerle yatmadan önce aile büyüklerine niyaz edilir, duaları alınarak yatılır. Ertesi gün kendi aralarında rüyalarını anlatıp yorum yaparlar.

Anadolunun kırsal Alevi yerleşim birimlerinde, kısa bir süre önceye kadar, orucun üçüncü gününün sonunda, Gavut denilen bir yemek pişirip kapu komşuyu çağırıp birlikte yerlerdi.

Bu yemek Hızır orucunun son günü, saçta kavrulan buğdayın el degirmeninde ögütülen unundan yapılır. Büyük bir sinni veya temiz bir örtü üzerinde, ince bir elekten gecirerek ununu elerler. Bu una el ayak degmiyecek bir yere konularak üzeri bir örtü ile örtülür. Ertesi gün örtüler dikkatlice kaldırılarak, bir el izi veya belirti olup olmadığına bakılır ve o haneye Hızırın uğrayıp uğramadığına işaret kabul edilir.

Pişen bu undaki yemegin içine tere yağı varsa ayrıca yağın içine balda katarak ayrı bir tad verilerek, Hızır yemegi diye her hanede bu yemek pişer ve aleviler biri birini ziyaret ederek bu lokmaları birlikte yerler. Kurban adağı olanlar kurbanlarını Seyitlerine tekbirleterek keserler. Cem yaparlar.

Hızır günlerinde Alevilerde inancın doruğu yaşanır. En büyük bayram günleri bu günlerdır ve insanlar sevinç ve mutluluktan bedenen, manevi haz alarakta ruhen doyuma ulaştıkları tek ay Hızır ayıdır.

Aleviler ona, Hızır Pegamber, Hızır Nebi, Hızır Aleyhisselam denilen isimlerle seslenirler. Yaşadıkları coğrafyada yüzlerce mekanlara onun ismini vermişler ve o mekenları kutsamışlar. Hızır çeşmesi, Hızır dağı, Hızır geçidi, Hızır yaylası, Hızır duvarı, gibi sayısız isimlerin verildikleri bu mekanlar insanlar tarafından beli dönem vegünlerde ziyaret edilir dualar edilerek dilek temeni ve istekler dile getirilir. Hızır ayağının degdigi toprak canın mutluluğudur. Bastığı toprak gül ve yasemin olmuştur. Cihanda onun huyundan daha üstün bir güzellik yoktur.Onun katında barınmiyan bir gönül, gönül degildır.

Hızır halk efsanelerinde ak sakallı, nur yüzlü, gülen gözlü biri olarak, sırtında abası,elinde asası olan biri olarak tarif edilir.

Alevi kızılbaş inancında, kerem sahibi, olan odur.Gamlı ve kederli günlerde en umutsuz anlarda dahi bütün kapılar kapansada, ona giden kapıya yol bulunur ve o kapı açıktır. Çünkü umutsuzların kapısıdır ve orada ebedi sönmeyen itikat çırası yaniyor.

İkrar verip Aşk kabesindeki duraklarda duranları gören, orda kopan feryadları duyan Hızır’dır. Aşıkların, Pirlerin dilinde O aşkın sakisidır. Aşıklar mana aleminde onun elinden aşkın dolusunu içerler.

Açları doyurucusun

Haklıyı kayırıcısın

Kavgayı ayırıcısın

Yetiş ya Bozatlı Hızır. ( Aşık İhsani )

Hızır ayında Piri ile muhabbeti ibadet kabul eden cümle canların, dildeki dileklerinin, kabulu bizim muradımızdır.









Hasan Kılavuz



ALINTIDIR...

___________________İMZA___________________
***YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...***

***Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...***

***Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu davet bizim...***


***Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...***

***Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim ve kurnaz...***


*** NAZIM HİKMET RAN ***
alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.02.2009, 15:10   #12
Yazar
ıŞık07
Forumun Bir Parçası
 
ıŞık07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 28.08.2008
Mesajlar: 580
Memleket: ANTALYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 48
İtibar Puanı: 387
ıŞık07 gercekten iyi biriıŞık07 gercekten iyi biriıŞık07 gercekten iyi biriıŞık07 gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 151
304 Mesajına 574 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Orucu'nun bir ucunun AliyyeL Murteza ile eşi Fatıma-i Zehra'ya dayandığını biliyor muyuz canlar???

Bir gün Hasan eL Müçtebay'la Hüseyin'i Kerbela aynı anda hastalanırlar. Günlerce ölümcül bir şekilde yatarlar. Ne yapacağını bilemeyen Fatima, Babası'na gider durumu dinleyen ResuL'ü Ekrem kızına 3 gün oruç tutmalarını söyler. Fatima gelir, durumu eşi AliyyeL Murtaza'ya anlatır. Vakit geçirmeden oruca başlarlar. Akşam olur. Tam orucu açacakları anda, kapı çalınır. Kapıda yaşlı bir adam vardır ve günlerdir ağzına bir lokma girmediğini, kendisine yiyecek verip; veremeyeceklerini sorar. Onlar da sofradakileri tamamen yaşlı adama verirler. kendileri ne bulduysa yiyerek oruçlarına devam ederler. 2. günün akşamında tam oruç açılacağı vakit yine kapı çalar. Kapıyı açarlar. Karşılarında yaşlı bir adam. Çocuklarım günlerdir aç bana birkaç lokma yiyecek verebilir misiniz? Der. Bizimkiler yine sofradakileri yaşlı adama çocuklarına götürmesi için verirler. Kendileri de bulduklarıyla yetinirler. 3. Günün akşamı oruçlarını tam açacakları vakit yine kapı çalar. Yaşlı bir adam köle olduğunu sahibinin günlerdir kendisini aç bıraktığını söyleyerek; yiyecek birkaç lokma ister. Onlar yine sofradakileri adama verirler. kendileri bulduklarıyla yetinirler. Derken 3. gün gecesinde Peygamber dede, torunlarını görmeye gelmiştir. Hasan'La Hüseyini dizlerine oturtur. Bu arada Kızı Fatmayla ALiyyel Murteza durumu Resul-ü Ekrem'e anlatırlar. Resul-ü Ekrem : "Siz bir sınava tabi tutuldunuz ve sınavı başarıyla verdiniz. Çünki size 3 gün boyunca hep o saatte gelen kişi Aynı kişiydi. O, HıZıR'ın ta kendisiydi....." Der....
Hızır orucunuz kabul ve makbul ola !!!!!

___________________İMZA___________________
KiM DeMiŞ GüL YaŞaR DiKeNiN HiMaYeSiNDe.?.
DiKeNiN iTiBaRı, AnCaK GüL SaYeSiNDe..!..
ıŞık07 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
ıŞık07 Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 12.02.2009, 15:25   #13
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 142
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.693 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Hubyar Sultan Destan (Dedüler )

Arşullahda otururdu ya Resûl
Kerbela Çölünde olan savaşun
Cümle kulu farkederdi ya Resûl
Göründü gözüne çölü dedüler.

Şu cihanda gezer idi tüm ruhlar
Onların mekanın bilir arifler
Ta ezelden sırda idü güruhlar
Değmeden bilir mi hali dedüler.

Doksan bin er danuşuğa geldüler
Onlar hesabını orda kurdular
Cümle erler hep nasibin böldüler
Budur evliyanın yolu dedüler.

Kadıncık ana der daha er vardur
Daha özge kisbi güzel kâr vardur
Hak batın Ali türlü sır vardur
Gönderin Selmanı gelir dedüler.

Gözlekçüde destur aldı yürüdü
Bir mübah dağ gördü eğlendü durdu
Bir kol uzattılar bir tek el gördü
Bu gelen kudretin eli dedüler.

Devran ettü cümle âleme vardu
Dolandı cihânı takadu durdu
Suluca Höyükte güvercin gördü
Öter Ali İmran dili dedüler.

Niyaz etti ordan yana yürüdü
Evel bir çift idi sonra bir gördü
Buyurun erenler istiyor dedü
Arifler kıramaz teli dedüler.

Gözlekçü de ordan erlere geldü
Eyvallah deyüben hem dara durdu
Gördüğü hikmeti vasfeyle dedü
Dava eyledün mi eri dedüler.

Dedüler az çoğamı çok azamu
Şimdi gönderelim alur şahinü
Endim seyredelim şahin yuvanu
Herkes hizmetini bülür dedüler.

Dedü ki er ere böyle kıyar mu
Dedü ki er ere hışım eder mü
Sayru olan bu sırları duyar mu
Oda yoluyunan olur dedüler.

Göverçin dal üstünde dururdu
Güzel gözlerini erlere döndü
Çıraklar karadı poslar yörüdü
Besbelli ki bizden ulu dedüler.

Hâce Ahmed tercüman alma anca
Sevgi ile ceme Selman gelünce
Bektaş-i Veli de niyaz kılunca
Budur hasbahçenin gülü dedüler.

Hü dedüler oturdular demünce
Hızır dedem bile idi yanunca
Aşuğuyam yaşlar vardır didemce
Bahri olan yüzer gölü dedüler.

Çok muhabbet etti mana aştular
Cümle erler orda ikrarlaştılar
Nasibe düşeni hem bölüştüler
Ahmed Yesevide alır dedüler.

Hubuyarım doğru yolu alırum
Özünüzü Hak turabı bilirüm
Sizin payınızdan gani olurum
Helal al rızanın yolu dedüler.

Söyleştiler ki bu yol cümlemizün
Yola müstahak hal cümlemizün
Bu yolun sahibi ikrârımızun
Soluğu sayan yolu alır dedüler.

Dedüler bu yolun soluğu sağdur
Bu yola gidenin hep yüzü ağdur
Bu yolun ötesi bir azimşardur
Bu şardan verilür dolu dedüler.

Hak Muhammed Ali ismi anıldu
Erler hep solukta gayet biridü
Hâce Ahmed sağ soluğa bağladu
Soluk bilen yolu bulur dedüler.

Ortalığa darı çeci kurulsun
Sırr-ı Seddar bu meydanda bilinsün
Ulu kimdir gözümüze görünsün
Ezeli Bektaş-ı Veli dedüler.

Erler postunattı eğlenmez zerre
Eyvallah edüpde bağlandu darda
Bektaş-i Veliye gelince sıra
Attı Postun durdu beli dedüler.

Sultan Hâce Ahmed beraber oldu
İki gönül bir olup niyazi verdü
Erler orda gerçek uluğun bildü
Budur evliyanın yolu dedüler.

Dediler Erlere tarığa yatun
Koyman gümanınız bir etek tutun
Bir olun birlikte ikrara yatun
Budur evliyanın şarı dedüler.

Cümle erler orda tarığa yattu
Hubyar Sultan anda tarığın tuttu
Engine konup gönüle yettü
Budur Hünkârının gülü dedüler.

Dediler Hubyara sende gel uğra
Eyvallah deyüp bağlandı dara
Üç kere çalınca açıldı yara
Bu kan ne hikmettir gülüm dedüler.

Ol demde cümlesi dedüler Ali
Hubyar' ımsın dedi saruldu Veli
Yine sendeymiş yaremin gamı
Dertlilere derman olun dedüler.

Çok muhabbet eyledüler sır oldu
İki uruf bir cesette göründü
Matahlar derç oldu güfer verüldü
Bizi ayrı bilen deli dedüler.

Erler kalktı meskenine yürüdü
Herkes o anda yurdunu buldu
Gönüller bir olup semaha girdü
Özünü görene beli dedüler.

Hubyar Abdal,Hakkı bilen sultansın
Nice düşmüşlerin elin alansun
Bunalana dar günleri gelensün
Dertlilere derman olur dedüler.

___________________İMZA___________________
***YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...***

***Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...***

***Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu davet bizim...***


***Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...***

***Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim ve kurnaz...***


*** NAZIM HİKMET RAN ***
alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.02.2009, 15:28   #14
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 142
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.693 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
ıŞık07 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Orucu'nun bir ucunun AliyyeL Murteza ile eşi Fatıma-i Zehra'ya dayandığını biliyor muyuz canlar???
Ben ilk kez duydum, öğrenmiş oldum böylelikle

___________________İMZA___________________
***YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...***

***Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...***

***Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu davet bizim...***


***Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...***

***Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim ve kurnaz...***


*** NAZIM HİKMET RAN ***

Konu alev_2005_2005 tarafından (12.02.2009 Saat 15:31 ) değiştirilmiştir.
alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.02.2009, 15:32   #15
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 142
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.693 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Ya Hızır Semahı


Benim Sevdiğimin Şirin Sözleri
Büyüdü Sinemde Ne Hallar Oldu
Karınca Yükünü Fil Çekmez Oldu
Azdı Zaman Azdı Ne Çağlar Oldu

Ya Hızır Ya Hızır Ne Çağlar Oldu
Ya Hızır Ya Hızır Ya Hızır Ne Çağlar Oldu

Talip Gelmez Oldu Pir Nefesine
Elin Alıp Gitmez Oldu Yazına
Dağlar Sindi Tepeler Gölgesine
Büyüdü Tepeler Ne Dağlar Oldu

Ya Hızır Ya Hızır Ne Dağlar Oldu
Ya Hızır Ya Hızır Ya Hızır Ne Dağlar Oldu

Nesimi Yüzüldü Mansur Asıldı
Ali Düldüle Bindi Küffar Basıldı
Nice Ulu Sular Arktan Kesildi
Aktı Kör Pınarlar Ne Çaylar Oldu

Ya Hızır Ya Hızır Ne Çaylar Oldu
Ya Hızır Ya Hızır Ya Hızır Ne Çaylar Oldu

Gönül Turnam Uçtu Gitti Gölünden
Bülbül Vazgeçer Mi Gonca Gülünden
Abdal Pir Sultanım Çarkın Elinden
Dideler Yaş Döktü Kan Ağlar Oldu

Ya Hızır Ya Hızır Kan Ağlar Oldu
Ya Hızır Ya Hızır Ya Hızır Kan Ağlar Oldu

Pir Sultan Abdal

___________________İMZA___________________
***YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...***

***Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...***

***Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu davet bizim...***


***Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...***

***Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim ve kurnaz...***


*** NAZIM HİKMET RAN ***
alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.02.2009, 15:33   #16
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 142
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.693 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Yetiş Hızır Nebi Gel Derman Eyle

Döküldü Testimden Sular Kalmadı,
Yetiş Hızır Nebi Gel Derman Eyle,
Bağımda açıcak güller kalmadı,
Yetiş Hızır Nebi Gel Derman Eyle,

Dertlerim Çoğaldı Gülüm Açmıyor,
İnciler Karardı Işık Saçmıyor,
Elbisem Yırtıldı Kimse Biçmiyor,
Yetiş Hızır Nebi Gel Derman Eyle,

Gülmüyor yüzlerim Kara Bağladım,
Çok Çileler Çektim Çokta Ağladım,
Yaralı Çiğerim Odla Dağladım,
Yetiş Hızır Nebi Gel Derman Eyle,

Ne işe El attım Kurudu Kaldı,
FUKARA Aşk ile rüyaya daldı,
Çok günah işledim Karalar Çaldı,
Yetiş Hızır Nebi Gel Derman Eyle,

KUL FUKARA

___________________İMZA___________________
***YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...***

***Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...***

***Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu davet bizim...***


***Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...***

***Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim ve kurnaz...***


*** NAZIM HİKMET RAN ***
alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.02.2009, 18:05   #17
Yazar
Alevikiz83
Forumu İyi Bilen
 
Alevikiz83 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 20.11.2008
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 276
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 41
İtibar Puanı: 75
Alevikiz83 yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 505
127 Mesajına 214 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
ıŞık07 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Orucu'nun bir ucunun AliyyeL Murteza ile eşi Fatıma-i Zehra'ya dayandığını biliyor muyuz canlar???

Bir gün Hasan eL Müçtebay'la Hüseyin'i Kerbela aynı anda hastalanırlar. Günlerce ölümcül bir şekilde yatarlar. Ne yapacağını bilemeyen Fatima, Babası'na gider durumu dinleyen ResuL'ü Ekrem kızına 3 gün oruç tutmalarını söyler. Fatima gelir, durumu eşi AliyyeL Murtaza'ya anlatır. Vakit geçirmeden oruca başlarlar. Akşam olur. Tam orucu açacakları anda, kapı çalınır. Kapıda yaşlı bir adam vardır ve günlerdir ağzına bir lokma girmediğini, kendisine yiyecek verip; veremeyeceklerini sorar. Onlar da sofradakileri tamamen yaşlı adama verirler. kendileri ne bulduysa yiyerek oruçlarına devam ederler. 2. günün akşamında tam oruç açılacağı vakit yine kapı çalar. Kapıyı açarlar. Karşılarında yaşlı bir adam. Çocuklarım günlerdir aç bana birkaç lokma yiyecek verebilir misiniz? Der. Bizimkiler yine sofradakileri yaşlı adama çocuklarına götürmesi için verirler. Kendileri de bulduklarıyla yetinirler. 3. Günün akşamı oruçlarını tam açacakları vakit yine kapı çalar. Yaşlı bir adam köle olduğunu sahibinin günlerdir kendisini aç bıraktığını söyleyerek; yiyecek birkaç lokma ister. Onlar yine sofradakileri adama verirler. kendileri bulduklarıyla yetinirler. Derken 3. gün gecesinde Peygamber dede, torunlarını görmeye gelmiştir. Hasan'La Hüseyini dizlerine oturtur. Bu arada Kızı Fatmayla ALiyyel Murteza durumu Resul-ü Ekrem'e anlatırlar. Resul-ü Ekrem : "Siz bir sınava tabi tutuldunuz ve sınavı başarıyla verdiniz. Çünki size 3 gün boyunca hep o saatte gelen kişi Aynı kişiydi. O, HıZıR'ın ta kendisiydi....." Der....
Hızır orucunuz kabul ve makbul ola !!!!!

Bende bunu evelden duymus gibiyim

___________________İMZA___________________
Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali



[SIGPIC][/SIGPIC]



Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan!!!


Sevilmek istiyorsak, önce sevmeyi ögrenmeliyiz.
Alevikiz83 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.01.2019, 19:25   #18
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 961
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 19
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 26
35 Mesajına 37 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

ALEVİLERDE HIZIR

Kimsesizlerin kimsesi, sahipsizlerin sahibi, darda,zorda,yolda kalanların, umutsuzların umudu olan Bozatlı Hızır.
Her darda ve zorda kalanlar mutlaka bir kurtuluş yolu veya kurtarıcı ararlar.
Aleviler kendilerine bir kurtarıcı yaratmışlar ve buna da HIZIR demişler.
Hızır farklı şekilde yaşatılmaktadır.
Kimilerine göre; darda,yolda kalanların yardımına,imdadına yetişendir.
Mazlumun acısına ortak olandır.
Bereket dağıtandır. Yoksulun tek umududur. Sıkışanlara yardıma koşandır,düşerken tutulan daldır. Ağlarken güldürendir. Muratları veren, hasretlikleri giderip buluşturandır.

Hızır,Hastaya derman dağıtandır,derde derman olandır, Merhem olandır, şifa dağıtandır.
O bir Haldaştır,yoldaştır.

Hızır sevgilileri kavuşturandır.
Yola yolladım seni
Yollar yollasın seni
Hızır elinden tutsun da
Bana yollasın seni.

Sonuç olarak Hızır en yakın dosttur,yardır,yarendir.
Pir Sultan Abdal bir şiirinde
Binbir adı vardır, bir adı Hızır /
Her nerede çağırsan orada hazır.

Birileri için temennada bulunurken Hızır yar ve Yardımcınız olsun deriz.
Aleviler Hızırı çağırdıklarında dileklerin yerine geldiği yerleri de kutsamışlar isimler vermişlerdir. Hızır suyu, Hızır gölü, Hızır dağı, Hızır deresi ve Hızır tepesi .. gibi.
Aleviler belli zamanlarda Hızırın gelmesini beklerler.
Yardıma ihtiyaç duyduklarında biri gelip yardımcı olduğunda “HIZIR GİBİ YETİŞTİ” denir.
Hızır için oruçlar tutulur, cemler yapılır, lokmalar dağıtılır ve kutlamalar yaparlar.
Alevilerin en büyük bayramı Hızır Bayramıdır. Genelde 13 Şubat Hızır günüdür.

Birçok bölgede onüç şubat günü başlar, Üç günlük oruç tutulur.
Bazı bölgelerde onüç Şubat gününün içerisinde olduğu hafta Salı,Çarşamba ve Perşembe günleri üç gün oruç tutar ve Cuma günü bayram yaparlar.
Hızırı karşılama ve Hızırı uğurlama orucu diye normal tutulacak oruçtan bir hafta önce ve bir hafta sonra bir gün oruç tutanlar vardır.

Kimi bölgelerde üç gün tutulan orucun mutlaka 13 Şubatı içerisinde alan güne denk gelmesini sağlarlar ve oruç sonunda Kutlamalar yapılır.
Bazı bölgelerde yedi gün oruç tutarlar. Son akşam Perşembeyi Cumaya bağlayan gece Hızır Cemi yaparlar Cuma günü Bayram kutlarlar.
Üç gün oruç tutan bekar gençler son oruç açımından sonra o gece sabaha kadar su içmezler ve dileklerde bulunurlar. Rüyasında kim su verir ise onunla evleneceğine inanırlar.
Hızır’ın dileklerini yerine getireceğine, kısmetlerin açılacağına inanırlar.

Bazı bölgelerde On üç Ocakta Hızır ayı başlar ve bir ay sürer.
Bu süre içerisinde her aşiret farklı haftalarda oruç tutarlar.
Dersim,Erzincan,Sivas,Kayseri,Maraş,Adana,Muş,Mala tya … gibi bölgelerde Hızır haftasında kavrulmuş buğday, eldeğirmeni denilen değirmenlerde öğütülüp un yapılır.
Bir tepsi içerisine konularak pencere önlerine bırakılır. Hızır’ın gece gelip el süreceğine ve bereket getireceğine inanırlar.
Bu undan yapılan yiyeceğe KAVUT denir. Özellikle Hızır lokması olarak hazırlanır.
Bazı bölgelerde Pilav yapılır.

Hatay,Adana,Mersin bölgesinde yaşayan Aleviler (Nusayri) lerde;
Hızır ile İlyas’ın yılda iki kez bir araya geldiğine inanırlar ve bu iki manevi gücün de ölümsüzlüğüne inanırlar. Hızır ve İlyas ölümsüzdürler.
Yılda iki kez Hatay ili Samandağ ilçesindeki sahilde bir araya geldiğine inanırlar ve Samandağ sahilinde bir türbe yapılmış ve ziyaret yeri oluşturulmuştur.
Abı Hayat içtiklerine inanılır.
Hızır tanrının bir yansımasıdır.

Daha açık bir anlayışla Hızır, Hakkın manevi güç olarak insana yardımcı olduğu anlayışıdır.
Bu anlatılanlardan ve yazılanlardan sonra
Alevi öğretinin temeline bakıldığında Hızır anlayışı oldukça fazla şekil değiştirmiştir.
Alevilerde Hızır, kendi içlerinde doğurdukları, büyüttükleri, şekil verdikleri, sıkıştıklarında ve ihtiyaç duyduklarında kurtarıcı olarak çağırdıkları ve kullandıkları manevi bir güçtür.

Kimi zaman onu Sakallı bir pir olarak görürler, kimi zaman Boz Atı ile darda kalanları kurtarmış olarak görürler. Dilenci kılığında görüldüğü olur.
Yeri gelir dileklerini kabul eden ve yerine getiren bir deha olarak görürler.

Özellikle kış aylarında, Afette, tipide, selde, darda kaldıklarında çağırmaktadırlar.
Hızırla birlikte yaşama tarihi ve günü olarak Yılın en sert ve tehlikeli iki ayı olan Ocak ve Şubat aylarını içerisine alan bir tarihi belirlemişler. Bu tarihte üç gün oruç tutmuşlar.
Tutulan bu oruç günümüzdeki ifadeyle Şükran orucudur.

Alevilerin geçmişte kullandıkları takvimle Miladi takvim arasında onüç gün fark vardır. Günümüzde tutulan Hızır orucu, Ocak ayının son günü olarak 13 Şubat ile Şubat ayının başlangıcı kabul edilen 13,14 ve 15 Şubat günlerinde üç gün oruç tutarlar.
Tutulan üç gün oruç sonrası Hızır kutlaması yaparlar. Çocukları ve yaşlıları memnun etmenin mutluluğunu yaşarlar.
Dikkat edilecek olursa.
Hızır darda kalındığında çağırılan bir güçtür. Bu güç kimi zaman bir birey için, kimi zaman toplum için bir kurtarıcıdır.
Bereket dağıtan, dilekleri kabul edendir.

Kavut ununu pencere önüne bırakırken beklenti, bereket getirmesi, bununla birlikte diğer dileklerin yerine gelmesi için evine uğramasıdır. Kimileri kendileri için bir şeyler isterken, kimileri çocukları için, ailesi için, komşusu için, toplum için çeşitli dilekler dilerler.
Bu gerekçelerden de anlaşılıyor ki Hızır’a oldukça farklı misyon yüklenmiştir.
Her Alevi kendisine göre Hızırı çağırır.

HIZIR

Gayet günahkarız yüzümüz kara
Şaşırdık yolumuz kaldık bi çare
Çağırınca hemen gelirsin cara
Yetiş carımıza Hızır ya Hızır

Gafil yolcu düşer uzak yollara
Yardım eyle darda kalan kullara
Derbederiz düştük müşkül hallere
Yetiş carımıza Hızır ya Hızır

Yardımcımız sensin tipiden yelden
Sakla,bekle bizi gedikten,belden
Cümlemizi koru tufandan selden
Yetiş carımıza Hızır ya Hızır

Tipi duman sardı ovayı dağı
Afetlerden kurtar oğul uşağı
Bugün çok dar gündür yalvarmak çağı
Yetiş carımıza Hızır ya Hızır

Divanında karadır Cafer (Tan) in yüzü
Tutyadır gözüne ayağın tozu
Katarında kabul olsun nazı,niyazı
Yetiş carımıza Hızır ya Hızır.

Kemter Derviş Hızırı çağırırken
Elaman Mürvet huzura geldik
Yardım eyle bize bozatlı Hızır
Yüz sürüp yerlere yardım diledik
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Toplanmış canlar dua ediyor
Hızır gelir diye herkes bekliyor
Çağıran kişiye yardım ediyor
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Seni seven canlar elini açmış
Hızır günü diye duaya durmuş
Nebilik velilik tek sana gelmiş
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Kemter derviş diler özüne himmet
Mahrum etme beni eyle mürüvet
Evliya embiyanın yüzü suyu Mürüvvet
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

İSYANİ Hızırı çağırırken

Umutsuzların umudu
Yetiş ya Bozatlı Hızır
Gaip erenlerin adı
Yetiş ya Bozatlı Hızır

Bereketi veren sensin
Ağlayanı güldüren sensin
Menzile erdiren sensin
Yetiş ya Bozatlı Hızır

Yolcuya yolunu açan
Dertlilere derman saçan
Günahtan kusurdan geçen
Yetiş ya Bozatlı Hızır

Haksın ve hakkın varlığı
Aydınlat bu karanlığı
Zalime göster darlığı
Yetiş ya Bozatlı Hızır

İSYANİ gönül katında
Hem derviş hem pir zatında
Hem zahirde hem batında
Yetiş ya Bozatlı Hızır

Görüldüğü gibi Hızır'a o kadar çok misyon yüklenmiştir ki kafalar iyice karıştırılmıştır.
Kimilerine göre Nebi,Veli. Kimilerine göre Boz Atlı, kimilerine göre yaşlı birisidir ve Ak sakallıdır ama sonuçta darda zorda kalanların kurtarıcısıdır.

Ak sakallı denildiğinde Hızırın erkek olarak kabul edildiği akıllara gelmektedir.
Alevi inanç ve öğretisinin zenginliği ve her Alevinin kendisine göre temenna (dua) da bulunması önemli bir konu olarak ele alınmalıdır.

Sonuç olarak Hızır;
Hızır Alevi öğretisinde manevi bir güçtür.
Her Alevinin kendi içerisinde doğurup büyüttüğü, ihtiyaç duyduğunda (darda,zorda) kaldığında kullandığı (çağırdığı) manevi bir güçtür.
Bu gücün, her darda ve zorda kalanlar tarafından da kullanılması için de temennada bulunurlar.

Son derece önemli bir konu da Hızır korkulan bir duygu değildir.
Birçok manevi gücün, ermişlerin velilerin beddua ettiği vakit kötü bir olay yaşanacağından korkulur iken Hızır bu anlayıştan tamamen farklı yaşatılmaktadır.
Alevilerde hiçbir zaman Hızır ile korkutma olmamıştır.

Hepimizin Hızırı hepimizin yar ve yardımcısı olsun.
Aşk ile.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:20.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica