Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > İnsan/Yaşam > İnsanları Tanıyalım > Fikir ve Bilim Adamları

Fikir ve Bilim Adamları Fikir adamları, bilim adamları, yazarlar, filozoflar vb

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 06.05.2008, 17:47   #1
Yazar
eyL
Forumun Bir Parçası
 
eyL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.02.2008
Bulunduğu yer: İstanbuL
Yaş: 30
Mesajlar: 790
Memleket: BİNGÖL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 685
eyL parlak bir geçmişe sahipeyL parlak bir geçmişe sahipeyL parlak bir geçmişe sahipeyL parlak bir geçmişe sahipeyL parlak bir geçmişe sahipeyL parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 1.029
405 Mesajına 906 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Veda edemeden ayrıLanLar

Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı




Ahmet Taner Kışlalı, Ankara İletişim Fakültesi öğretim üyesi. Bilime, öğrencilere adanan yıllar. Savunduğu düşüncelere karşıt görüşleri ileri süren, bunu bir tutarlı çerçevede dile getiren öğrencilere en yüksek notu veren hoşgörülü, sonuna dek demokrat öğretmen. Eşini trafik kazasında yitirdiği günün ertesinde, kolu sarılı derse giren sorumlu öğretmen...

1991 sonu. Cumhuriyet gazetesinde yazarlığa başlama:

'Haftaya Bakış'.

Başta Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği olmak üzere birçok cumhuriyetçi demokratik kitle örgütünün Anadolu'nun yüzlerce köşesinde düzenledikleri toplantılarda konuşmalarla 'ulusalcı, laik, Atatürkçü' güçlere özgüven aşılama... Halka, Kemalizmin, Atatürkçülüğün bir doğma değil, bir sürekli devrimcilik olduğunu usanmadan anlatma çabası. Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcılığı...

Nisan 1997'de ikinci eşi Nilüfer Kışlalı ile evlilik. 22 Eylül 1999'da Nilhan Nur'un doğumu.

Çayyolu Engürü Sitesi. 21 Ekim 1999:

Saat 09.28. Cumhuriyet gazetesine 'Kınıyorum' başlıklı yazısını faksladı.

Saat 09.35.

Eşi Nilüfer Kışlalı ve minik bebeğini kente indirecek, sonra derse girecek. 'Nilüfer' dedi, 'Ben arabayı ısıtayım. İki-üç dakika sonra gelirsiniz.' Evden çıktı.

Saat 09.40!

Nilüfer Kışlalı, 'Çok neşeli bir sabahındaydı' dedi...





Bahriye Üçok (1919 - 1990)






1954 yılında "İslam Devletlerinde Kadın Hükümdarlarla" adlı tezinde başarılı bulunarak doçentliğe yükseldi. Farsça ve Arapça'yı iyi bilen Üçok, Kur-an'ı Kerim'e bağlı kalarak İslâm dinini çağdaş, gerçekçi ve dinin özünde bulunan hoşgörüyle yorumladı. Bu nedenle 1960'lı yıllardan itibaren tehditler almaya başladı ve kendini güvencede hissetmediği için akademik çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.


1971 yılında kontenjandan senatör oldu ve bu gelişmeyle birlikte aktif siyasi yaşama da başlamış oldu. Siyasi tercihini CHP'den yana kullanan Üçok, 1977'de CHP'ye katıldı. 12 Eylül'den sonra açılan Halkçı Partinin 1983'de kurucu üyesi oldu. Daha sonra 1984 seçimlerinde de bu partiden Ordu Milletvekili olarak T.B.M.M.'ne girdi. 1986'dan itibaren SHP üyesi oldu ve 1990 Eylülünde bu partinin parti meclisi üyesi seçildi.


1989'da televizyonda yapılan bir açık oturumda, "İslâm'da Örtünmenin Zorun Olmadığını" açıklamasından sonra, "İslami Hareket" adlı örgütün yoğun tehditlerini almaya başladı. Tehditlerin ardından, 6 Ekim 1990 günü evine gönderilen kitap paketini kapısının önünde açmaya çalışırken içine yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi.



Muammer Aksoy - (31.01.1990)





Türk Hukuk Kurumu Başkanı, yazar Prof. Dr. Muammer Aksoy, 31 Ocak 1990 akşamı, Ankara'da evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

Polis yetkililerinin, "çok profesyonelce" olarak nitelendirdikleri saldırının failleri belirlenemedi ve kanıt olarak geriye sadece boş mermi kovanları kaldı. Yapılan araştırma sonucu eylemde kullanılan silahın türü belirlendi ve daha önce herhangi bir eylemde kullanılmadığı tespit edildi. Suikasttan sonra gazeteleri arayan bir kişi eylemi İslami Hareket adına üstlendi.

Aksoy cinayeti, diğer faili meçhullerle birlikte 1999 Eylül ayında sil baştan ele alındı. Dönemin Ankara Emniyet Müdür Vekili Kemal İskender'in koordinatörlüğünde faili meçhul kalan olayların aydınlatılmasıyla ilgili "Faili Meçhul Olayları Analiz Birim" adı verilen özel bir birim kuruldu.

Mayıs 2000'de Mumcu'nun katillerini bulmaya yönelik başlatılan Umut operasyonu Aksoy cinayetinin çözümü için de bir umut kapısı oldu. Sincan'da bulunan silah ve susturucuların balistik incelemeye alındığını bildiren polis, gelecek sonuçların evinin bulunduğu apartmanda uğradığı silahlı saldırıda ölen Aksoy cinayetini de aydınlatabileceğini bildirdi.

Aksoy'u öldüren silah bulundu
17 Mayıs'ta Sincan'da ele geçirilen bir silahın Emniyet Genel Müdürlüğü kriminal incelemesinde, 1990 yılında öldürülen Aksoy'un öldürülmesi olayında kullanılan silahla örtüştüğü belirlendi ve olayla ilgili failler aranmaya başladı.

19 Mayıs'ta Umut operasyonu çerçevesinde Kışlalı suikastını düzenlediklerini itiraf eden Necdet Yüksel, Aksoy cinayetini de kendilerinin işlediğini söylediler. 20 Mayıs'ta Özmen e Yüksel'e Aksoy'un Ankara Bahçelievler'deki evinin önünde tatbikat yaptırıldı. Tatbikat, Aksoy'u susturuculu bir silahla vurduğunu itiraf eden Özmen'e yaptırıldı.



Metin göktepe






Bir kırık kalem, bir kırık objektif ve bir kırık yaşam Metin'inkisi... Ne ağıtlar, ne kördüğüm olan hukuk süreci; ne hergün yeni bir şekilde baltalanan "gazetecilik" özgürlüğü Metin'i geri getirmedi. Herkesin hafızalarına kazınan fotoğrafında Göktepe, makinesini temizliyordu. Belki kirlenen gazetecilik etiğine inat. Hep öyle kaldı hafızalarda, öyle de kalacak...

Tarih 8 Ocak 1996'ydı. "Faili malûm" bir cinayete kurban eden Rıza Boydaş ile Orhan Özen'in cenaze törenleri vardı. Polis, "olay çıkmaması için" cenazeleri kaçırıyor. Alibeyköy Mezarlığı gazetecilerden arındırılmış bölge haline getiriliyor. Cumhuriyet'ten Kerem Ilgaz, UBA'dan Satı Kaya, Yeni Yüzyıl'dan Murat İnceoğlu ve Evrensel'den Metin Göktepe mezarlığa girmek için ısrar edince komiser muavini "Sen fazla konuştun" diyerek Metin'i gözaltına alıyor.
Metin ertesi gün ölü olarak bulunuyor. İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Metin'in sandalyeden düşerek öldüğünü açıklıyor. İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise sandalyenin yüksekliği konusunda kuşku duyduğundan olsa gerek, "Sandalyeden değil, duvardan düşerek öldü" diyor.

O gün Eyüp Spor Salonu'nu Metin için cehenneme dönüştürülmüştü. Toplam bin 52 kişi gözaltına alınmıştı. Metin "Ben Evrensel muhabiriyim, gazeteciyim" diyordu. Ama gazeteci olması Metin'i koruyamıyordu. Onun için özel bir muamele bile düşünmüşlerdi. Gözaltına alınanlar, "özel muameleyi" şöyle anlatıyordu: "O sırada Metin getirildi. Amirlerden biri 'özel muamele' dedi. On kişi Metin'in üzerine çullandı. Cop ve sopalarla vuruyorlardı. Metin bayıldı. Su döküp ayılttılar. Tekrar dövmeye başladılar. Çok kan kaybediyordu. Tuvalete götürüp yıkadılar. Metin yığıldı kaldı..."

Çevik Kuvvet Grup Amirliği'nde görevli Şuayip Mutluer ise şöyle anlatıyordu olanı ve biteni: "Ben salona döndüğümde yerde yatan şahsı sordum, polis memuru Metin Kuşat, bana gazeteci olduğunu, İstiklal Marşı'nı bilmediğini söyledi. Ben de boş ver dedim, bir tekme de ben attım. Polis memuru Saffet Hızarcı'nın yerde bulunan şahsa 'Bu Ali için, bu Rüştü için, bu da Süleyman için' diyerek vurduğunu gördüm. Görev bittikten sonra Hızarcı copunu göstererek 'Bu akşam iyi çalıştı' dedi. Sonradan adam dövmekten copunun kırıldığını arkadaşlarımdan öğrendim."

Metin Göktepe'yi döverek öldürenler, "Kastı aşan müessir fiil"den yani "istemeden öldürmek"ten yargılandı. Bir de öldürücü darbe hangi polisin elindeki kalastan çıktığı belirlenemedi. Oysa herşey avukat Fikret İlkiz'in Afyon Ağır Ceza Mahkemesi'nde söylediği gibi netti: "Eğer istemiyorsanız, bir kere vurduktan sonra geri çekilirsiniz. İstemeden bir insanın kafasına kalasla 40 kere vurmazsınız. Metin Göktepe seçilerek alınmış, Evrensel muhabiri olması nedeniyle bilinçli olarak dövülmüş ve isteyerek öldürülmüştür."
Sanık polislerin yargılanacakları yer sorun oldu. Adalet Bakanı Mehmet Ağar, güvenlik gerekçesiyle Göktepe Davası'nı 25 bin polisin görev yaptığı İstanbul'dan Aydın'a aldırttı. Dava sonra Afyon'da görüldü. 12 Mart döneminin tanınmış işkencecileri arasında adı geçen Necdet Küçüktaşkıner sanık polislerin savunmasını üstlendi. Sanık polis avukatlarından Ahmet Ülger, ilk duruşmada noktayı koydu: "Bu dava, basınla devlet arasındadır."

Afyon duruşmalarını, yerli yabancı çok sayıda meslektaşı izledi Metin'in. Metin Göktepe anısına oluşturulan Gazetecilik Ödülleri'nin ilki davayı izleyen bütün gazeteciler adına Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli'ye verildi.

İşte 3 yıl süren davada ilk karar 19 Mart 1998'de çıktı. 5 sanık polis "kastı aşan müessir fiilden" 7'şer yıl 6'şar ay hapis cezasına çarptırıldı. 6 sanık beraat etti. Kararı protesto eden gazeteciler Zafer Anıtı önünde kalemlerini yere attı. Yargıtay, kararı "usul"den bozdu. Afyon'da ikinci karar, 6 Mayıs 1999'da çıktı. Polisler Murat Polat, Şuayip Mutluer, Saffet Hızarcı, Fedai Korkmaz, Metin Kuşak ve Seydi Battal Köse 7'şer yıl, 6'şar ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi S. Battal Köse dışındaki sanıkların cezasını onayladı.

Afyon Ağır Ceza Mahkemesi Yargıtay'ın kararına karşı direnmedi. Köse'nin 7 yıl olan cezasını 1 yıl 8 aya çevirdi. Ayrıca 375 bin lira para ve 5 ay memuriyetten men cezası verdi.




Hrant Dink






5 Nisan 1996’da, ilk sayısı yayınlanan Agos Gazetesi'nin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığı görevini üstlenen Dink, Agos dışında Zaman ve Birgün Gazetesi’nde de yazdı.

Yazılarında, Türkiye'de azınlıklarla ortak ve barış içerisinde yaşaması gerektiğini ifade eden ve Ermeni Cemaati’nin, Patrikhane dışında sivil bir merkezi olması gerektiğini savunan ve Ermeni Diasporası’na, 1915 - 17 olayları için soykırım kelimesini içermeyen, daha yumuşak bir muhalefet yürütmeleri çağrısında bulunmasının ardından, Ekim 2005'te, 301. maddeden "Türklüğe hakaret" gerekçesiyle, 6 ay hapis cezasına çarptırılan Dink, Amerika, Avustralya, Avrupa ve Ermenistan’da katıldığı pek çok konferansla ve Ermeni Kimliği ve Ermeni Tarihi üzerine geliştirdiği yeni ifadeleriyle tanındı.

Aldığı cezayla ilgili olarak, haksızlık yapıldığını ve yanlış anlaşıldığını savunan Dink, kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürdü.

2005 yılında, Türkiye’de İnsan Hakları Derneği tarafından, “Ayşe Nur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü”ne layık görülen Dink, 2006’da da, Alman Stern Dergisi Kurucusu Henri Nannen adına, dünya çapında tanınan “Düşünce Özgürlüğü ve Cesur Gazetecilik Ödülü”nü aldı.

Aynı sene Dink, 18 Kasım’da, Hollanda’da verilen, Pen Award’da “Fikir ve Düşünce Özgürlüğü” ve 24 Kasım’da da, Norveç’te, Bjornson’da, Ermeniler üzerine yaptığı çalışmalarıyla 'İnsan Hakları Ödülü' gibi dünya çapında iki ayrı ödülün sahibi oldu.

Çeşitli demokratik platformlarda ve sivil toplum örgütlerinde görev alan, Hrant Dink, 19 Ocak 2007 tarihinde, İstanbul Şişli'deki, Halaskargazi Caddesi üzerinde bulunan, yazılarını yazdığı Agos Gazetesi binasının önünde, öğle saatlerinde, uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü.

Ölümünden önceki, 19 Ocak 2007 tarihli, "Ruh Halimin Güvercin Tedirginliği" adlı son yazısında, "Türklüğü aşağılamak" suçlamasıyla hakkında verilen kararı eleştiren Dink, yoğun tehditler aldığını ve bu tehditler arasında Bursa'dan kendisine gelen bir mektuba karşı oldukça tedirgin olduğunu yazarak, Şişli Cumhuriyet Savcılığı'na başvurduğunu ancak, bir sonuç alamadığını belirtmişti.


___________________İMZA___________________
insanların içindeyim seviyorum insanları
hareketi seviyorum,düşünceyi seviyorum
kavgamı,kavgamı,kavgamı seviyorum
sen kavgamın içinde bir insansın sevgilim

SENİ SEVİYORUM


aydınlığın içindeyim seviyorum aydınlığı
paylaşmayı seviyorum,eşitliği seviyorum
kavgamı,kavgamı,kavgamı seviyorum

sen kavgamın içinde bir insansın sevgilim
SENİ SEVİYORUM

eyL Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
eyL Kullanıcısına bu mesajı için 5 üye teşekkür etti:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:38.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica