Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Toplumsal Konular > Din

Din Dini tartışmalar ve teoriler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 06.05.2019, 03:46   #41
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 906
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 19
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 26
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

9 yaşındaki kız çocuğunun evlenmesine karşı çıkan Ehlibeyt (Sia/ Sii,) müslümanlarına anlam veren var mı?

Türkiye bazı din adamları çok azınlık olarak sadece Kur'an'a odaklanırlar. Yaşar Nuri Öztürk gibi bazı sorgulayan insanlar toplum tarafından hemen dışlanmıştır.

Şimdi dışlayan insanlar 9. yaşındaki kız evlenemez diyor. Akp'li Bekir Bozdağ ne dedi ''İslam'ı çağa göre mi yorumlayalım, İslam'da 9. yaşındaki kız çocuğunun evlenmesi var''. Şimdi bu anlayışla büyüyen imam hatip nesli veya klasik islam zihniyetine sahip insanların bu söze itiraz edememesi lazım.
Çünkü şu hadise bir bakalım, Hz. Aişe anlatıyor: “Ben altı -bir rivayette yedi- yaşında iken, Hz. Peygamber (a. s. m) benimle evlendi, dokuz yaşında da benimle birlikte oldu” Hadisi, Buharî, Müslim, Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.(bk. Neylu’l-Evtar, 6/120).
Buhari islam alimlerinin ve Türkiye'nin çok sevdiği bir insandır. Bu insan eserinde Hz. Muhammed'in 9 yaşındaki kızla cinsel ilişkiye girdiğini söylüyor.
Şimdi neye itiraz ediyorsunuz?

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.05.2019, 16:19   #42
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 906
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 19
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 26
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Yaşar Nuri Öztürk

‘Caferiler sapık mı?’
8 Ağustos 1997

Yaşar Nuri ÖZTÜRK

Başlıktaki soru, iki haftayı aşkın bir zamandır telefonlarla, faksla ve sözlü olarak yoğun bir biçimde soruluyor. Neden bu soru ve neden böylesine yoğun? Anlatayım:

Bir gazete, bundan bir buçuk ay kadar önce, ‘‘Yaşar Nuri, Diyanet İşleri Başkanı mı oluyor?'' yolunda bir soruya dayalı haber yaptı ve hemen arkasından, hızlı bir hurafe tüccarının bana akıl almaz iftira, hakaret ve saldırılarıyla dolu bir yazı dizisi yayınladı. Tam yirmi gün boyunca.

Yazılarının birinde, benim mezhepler hakkındaki düşüncelerimi, alışılmış hurafe düzenbazlığıyla çarpıtarak bana söven saldırgan, sözü Caferiler'e getirdi ve bir ‘‘ğulüv sadizmiyle'', Caferi toplumuna tarihte eşi az görülmüş hakaretlerde bulundu. Sadece İslam ölçü ve edebini değil, insanlık insaf ve onurunu da rencide eden bu hakaretlerin 20 Temmuz sayılı nüshada yer alan temel cümlesi aynen şöyle: ‘‘Caferi Sadık'ın yorumlarına uyanları, haklı olarak sapık ve mezhepsiz ilan ederiz.''

Evet, aynen böyle söylendi ve o gazetenin, iman ve insafında o güne değin kuşkuya düşmediğim yazarları bile kılını kıpırdatmadı. Hayret ki hayret!..

* * *

Bu saldırı ve hakarette felaket arz eden nokta şu ki, hurafe tüccarı iftiracı ‘‘yazar'', Caferi Sadık'ın yorumlarının yanlış anlaşıldığını veya saptırıldığını söylemiyor; büyük imamın yorumlarına uymanın bir sapıklık ve mezhepsizlik olduğunu iddia ederek, açık bir biçimde bizzat İmam Cafer'i de sapık olarak damgalama yoluna gidiyor. Bundan daha büyük felaket ise bunu yapmanın, saldırgan ve ekibinin bir hakkı olduğunun vurgulanmasıdır. Saltanat ve iftira hırsıyla gözü dönmüşlerin alameti farikası zaten budur. Kendileri gibi düşünmeyenleri ‘‘dinsiz-imansız-cehennemlik'' ilan etmeyi bir ‘‘kazanılmış hak'' sayarlar ve bu sanıyla önüne gelene çamur atar, saldırır, hakaret ederler. Hareket noktası ve felsefe bellidir: Onların düşünce, anlayış ve yorumlarına, hele hele politik çıkarlarına ters düşmek. Bu ‘‘ters düşme''nin varlığı halinde, karşılarındaki değil Hamidullah, Fazlurrahman veya Öztürk, Cenabı Peygamber'in seçkin torunu Caferi Sadık, hatta ve hatta o Peygamber'in ‘‘Cennet çiçeğim'' diye öpüp kokladığı Hz. Hüseyin dahi olsa gözünün yaşına bakılmaz. Saldırır ezerler, çiğner geçerler. Ölçü; iman ve insanlık ölçüsü değil, çıkar hırsı ve saltanat sadizmidir.

Din savunuculuğu ve dindarlık adı altında sergilenen bu ‘‘din dışı vahşet''in ülkemiz ve insanımızın yarınları açısından ifade ettiği tehlikeye, yıllardan beri dikkat çekmekteyim. Ve temel uyarımı burada bir kez daha yinelemek borcundayım:

Bu zihniyetin sinyallerini verdiği tehlike, bu ülke insanı için, işgal ordularının sergileyebilecekleri kötülüklerden daha ürkütücüdür. Çünkü bu tehlike, yaptığı kötülükleri din ve ibadet sanmaktadır. İşgal orduları ise yaptıkları kötülükleri, bir insanlık suçu işlediklerini bilerek yaparlar. Hem insanlık suçu işleyip, hem de bundan Allah rızası ve cennet beklemek, yalnız ve yalnız hurafe sömürücüsü zihniyetin cüret edebileceği bir namertliktir.

Ve işte bunun içindir ki, insanlığa yapılabilecek kötülüklerin en zehirlisini, saltanat dinciliğinin sergileyeceğini bilmek, mutlu bir dünya beklemenin ilk şartıdır.

* * *

Gelelim Caferi kardeşlerimin yakınmalarına: Benliklerinin en derinlerinde bir Yezit dikeninin acısını duyarak ve gözlerinden yaş yerine adeta kan akıtarak soruyorlar: ‘‘Bize bu hakareti yapmak reva mı? Sünni düşüncenin en muhafazakâr ekolü olan Nakşiliğin bile, ruhsal kişiler zincirine (tarikat silsilesi) başbuğ velilerden biri olarak koyduğu Caferi Sadık (ölm. 148/765) gibi bir iman ve irfan anıtını ve ona uyanları ‘‘sapık ve mezhepsiz'' ilan etmenin, değil İslam ahlak ve imanında, zulüm ve firavunluk lügatlarında bile yerini bulamıyoruz. Ne diyelim, ne yapalım?..''

Caferi canların bu sorularına benim cevabım, şunu söylemekten ibaret olacaktır: Ne deyip ne yapacağınızı doğrusu ben de merak ediyorum. Acaba, her şey, bazı geleneksel şekil beraberliklerine feda edilerek, ‘‘Olur böyle şeyler, önemli olan, siyasal entegrasyonlardır'' mı denecek, yoksa Ehlibeyt vicdan ve hassasiyetinin gerektirdiği vakar tavrıyla bir muhasebeye mi gidilecek?..

Merakla, titizlikle ve ibretle bekliyorum. Bekliyorum, çünkü Ehlibeyt sevgi ve saygısında beraber olduğum Caferi müminlere karşı tutumumu, sergileyecekleri tavra göre yeniden belirleyeceğim. Yani benim iman ve fikir hayatım bakımından çok önemli bir ‘‘yeni değerlendirme'' yapacağım.

Sevgili Caferi canlar! Soru sormak ve cevabını beklemek hakkı şu anda benimdir, sizin değil!
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Alinti;


Saygideger Canlar,

Eline, Beline ve Diline sahip olan Alevi Yasam Felsefesi, Yasamin her alaninda DOGRUNUN, GUZELIN, HAKKIN VE HAKLININ YANINDA YER ALMISTIR.

Islam ve onun 5 Mezsebinin durusu ve icinde bulunduklari olumsuzluklar elbette bizleri baglamaz, Cunku bizlerle uzaktan yakindan ilgisi yoktur.

Turkiye sinirlari icinde, sozum ona kendisini Alevi goren veya oyle bir gorunum icinde olanlar, Sii, Sia, Caferi Mezsebinin kuyrukculugunu yaparken, Caferi Mezsebin sahip oldugu gercekleri de gormemezlikten gelirler....

Imami Cafer-i Sadik, yasantisini inceledigimizde, Dedeleri olan arap Muhammed`in yakinindan uzagindan gecemez, Dedesi Muhammed`in uckur duskunlugu ve cinsi sapikligini kimse ile kiyaslanamaz...

Imami Cafer-i Sadik emirlerine veya onun inancina uyanlari SAPIK ILAN EDECEKLERMIS!!!!

Islam Yobazi Yaşar Nuri Öztürk`un verdigi cevap ise KABUL ETMIYORUM AMA DOGRU OLABILIR imajini vermektedir!!!

Kimdir Imam Cafer-i Sadik?
Ehl-i Beyt soyunun devamligini surduren degilmidir?
Kimdir Ehl-i Beyt?
Sozde islamin kurucusu, lideri ve kendisini Allahin Elcisi olarak kabul ettiren Hz. Muhammed degilmidir?

Hem islami savunacaksin!!
Hemde islamin Kurucusu, onun inancini sulalesini veya neslini savunacaksin! hemde CINSI SAPIKLIKLA SUCLIYACAKSIN!!!!!!

Pekki sormazlarmi, Imam Cafer-i Sadik, Dedesi Olan Hz. Muhammed gibi, Esir aldigi kucuk kiz cocuklarina (4 ile 10 yas arasinda) tecavuz etmismidir?
Dedesi Olan; Hz. Muhammed gibi, Kendi Manevi Kizina Tecavuz Etmismidir?
Dedesi Olan; Hz. Muhammed gibi, En yakin arkadasinin 6 yasindaki kizina goz dikmis, 9 yasina geldiginde tecavuz etmismidir?

EGER SAPIK DIYECEKSEN, ILK ONCE BU DININ LIDERI VE ONDERI OLAN, Hz. Muhammed `in CINSI SAPIKLIGINI VE UCKUR DUSKUNLUGUNU SOYLEMEK VEYA VAR OLAN GERCEGI GORMEK ZORUNDA DEGILMISIN?

Hadi sadece Turkiye`de AYSE icin savunulmaya calisilan 16 ile 17 yaslarinda kabul edelim.
En yakin arkadasinin kizina goz dikmek DURUSTLUKMUDUR? 16 ile 17 yas arasida olsa, Kizi yasindaki cocuga goz dikmesi!! serefsizlik degilmidir?
Kim olursa olsun, Su anda, Akrabaniz, Komsunuz, Arkadasiniz ve Dost gordugunuz her hangi birisi, ikinizde 50 yaslarindasiniz, birinizden birisi, kucuk yastaki kizina goz dikmesi, ona gotu gozle bakmasini!!!!
NASIL KARSILARSINIZ????

Kaldiki Imam Cafer`i Sadik, Dedesi olan Hz. Muhammedin yaptigi sapikliklarin, igrencliklerin, ahlaksizliklarin hic birini yapmamistir.
Bir kac evliligi oldugu yazilmaktadir ama arastirmalarima gore Dedesi Olan Muhammedin Sapikliklarina yakin yasami olduguna dayir, hic bir kaynak ve idda gormedim.

Sonuc olarak, AHLAKSIZLIK, CINSI SAPIKLIK, UCKUR DUSKUNLUGU VE INSANLIGIN KABUL ETMEDIGI SEREFSIZLIK ISLAMIN KENDISINDEDIR..
CENNETTE 72 HURRI MELEKLERIN MEZE OLARAK SUNULMASI!! SAPIKLIGIN EN GUZEL ACIKLAMASI DEGILMIDIR?

Saygi ve Insani Sevgilerimle.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.05.2019, 01:58   #43
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 906
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 19
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 26
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

İslam tarihine bakarak, Ebu Bekir'in kızı Aişe'nin Muhammed'le 6 yaşında nişanlandığını ve 9 yaşında düğününlerinin yapıldığını görüyoruz. Müslümanlara bir çocuk ile evlenen peygamberleri konusunda eleştiri yöneltilince çevre koşullarının uygun olduğu, kızların erken geliştiği v.b. cevaplarla karşılaşılır. Hatta Aişe'nin ablasının ölüm tarihi ile aralarındaki yaş farkından yola çıkılarak farklı rivayetler değerlendirilir ve Aişe'nin Muhammed'le evlendiğinde aslında 17-18 yaşlarında olduğu ve 50 yaşını aşmış Muhammed'le evlenmesinde bir beis bulunmadığı iddia edilir.

Erken yaşta ergenliğe ulaşmanın mümkün olduğunu lakin genel bir durum olmadığını, hele 9 yaşlarında Arabistan Yarımadası'nda dahi kızların ya da erkeklerin ergenliğe ulaşmadığını biliyoruz. Eğer erken ergenliğe ulaşan çocuklar varsa da bunların hormonal bozukluk v.b. anomalilerden kaynaklandığını biliyoruz.

İkinci iddianın, yani "aslında Aişe 17-18 yaşındaydı" iddiası da yine Muhammed'le Aişe'nin yaşadığı dönemde kız çocuklarının kaç yaşında evlendirildiğine bakılarak çürütülebilmektedir. Halen Arabistan Yarımadası'nda 15 yaşını geçmiş bir kız evde kalmış sayılmakta ve eş bulmakta zorlanmaktadır. Ebu Bekir gibi etkin ve yetkin bir adamın da kızına eş bulamadığı gibi bir iddia ise abesle iştigaldir.

Üreme merkezli bir araya gelme ve sosyal statü olarak "evlilik" durumunu tüm doğada görebiliriz, gözlemleyebiliriz. Doğada cinsel gelişimini tamamlamamış bireylerin cinsellik temelli oyunlar oynadığını görebiliyoruz. Yine cinsel gelişimini tamamlamış yetişkinlerin gelişmemişlere yönelmediğini de görebiliyoruz. Yani çocuklar cinsel oyunlar oynayabilirler, yetişkinler bu oyunları sadece yetişkinlerle oynar. Bu konuda tabiki anibal benden daha iyisini bilir ve dilerim bu bilgime katkı yapar.

Bununla beraber hayvan türlerinde ve insanda bu "doğal" durum her zaman böyle olmamaktadır. Özellikle primatlarda eşcinsellikten tutun, ergenliğe erişmemiş bireylere tecavüze kadar, sapmalar gözlemlenebilmektedir.

Hayvanlardaki adı nedir bilmem ama insan türünde bu durum pedofili olarak adlandırılır ve zihinsel hastalıklar kategorisinde değerlendirilir.

Pedofili, çocuklara karşı cinsel duygular beslenmesine neden olan zihinsel bir hastalıktır. Aktif ve pasif olmak üzere iki çeşidi vardır. Pasif pedofili kişinin kendi içinde yaşanan, psikolojik bir rahatsızlık olarak kabul edilmektedir. Aktif pedofiliyse çocuklara karşı cinsel istismar ve hatta çocuk tecavüzü gibi olaylara bile varabilecek ağır bir hastalıktır.
Kaynak

Bir nokta daha var aklımda gezinen. Hayvanlarda "yaş farkı" diye bir dert yoktur. Cinsel olarak aktif olan bireyler yaş farkı gözetmeksizin üreyebiliyorlar. Genellikle yaşıtlar arasında olsa da bu üreme, azımsanmayacak derecede de yaş farkları olağandan fazla bireylerde de gerçekleşmektedir. Biz insanlarda bu konu kültürel kimi durumlarda yadırganmaktadır.

Muhammed'in, erkek olmasından dolayı, kadınlarla birlikte olması yadırganmaz. Yaşadığı toplum göz önünde tutularak poligamik olması da kabul edilebilir. Hatta bir devletin kurucusu ve efendisi olması değerlendirilerek poligami sınırlarını abartması da es geçilebilir.

Ancak,
Alemlere rahmet sayılan Muhammed'in neden bir çocuğu eş olarak seçtiği izah edilemez. Yaşadığı toplumun "pedofili" eğilimi olsa dahi. Ne yani Antik Yunan'da ortaya çıksaydı Muhammed, eşcinsel mi olacaktı?.

İslamı savunanlardan, İslam hakkında bilgisi olanlardan ve tabiki "mü'min!" arkadaşlardan bu konuda açıklama ve izah beklemekteyim. Biliyorum bu "pedofili peygamber" durumunun iler tutar yanı yok.

Dilerim bu sorgulama, inananların da sorgulamaya başlamasına neden olur.

Umut işte.
"Umut kötülüklerin anasıdır. Çünkü işkenceyi uzatır." F.W.Nietzsche

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:15.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica