Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Merak Ediyorum

Merak Ediyorum Alevilikle ilgili merak ettikleriniz, kafanıza takılan sorular

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 26.07.2007, 23:34   #1
Yazar
ayla
Forum Katılımcısı
 
ayla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 22.07.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 35
Mesajlar: 240
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 49
İtibar Puanı: 349
ayla sevilen bir üyeayla sevilen bir üyeayla sevilen bir üyeayla sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 17
58 Mesajına 99 Kere Teşekkür Edlidi


Standart aleviler neden camiye gitmezler?

arkadaşlar ben de yeni üyelerden biriyim. bir kaç gün oldu foruma üye olalı. benim de en merak ettiğim konu bu aleviler neden cami de ibadet etmezler? sonuçta hz. ali de cami de ibadet ediyordu.yorumlarınızı bekliyorumm

ayla Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
ayla Kullanıcısına bu mesajı için 5 üye teşekkür etti:
Alt 27.07.2007, 00:05   #2
Yazar
Atanali
Forumla Bütünleşmiş
 
Atanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 27.02.2007
Bulunduğu yer: ANKARA
Yaş: 39
Mesajlar: 1.075
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
Atanali - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -47
Atanali hakkında olumsuz fikirler mevcut
Atanali - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 453
497 Mesajına 1.217 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

aslında nedeni çok acık ve net
islamiyette cami kavrami diye birsey yoktur
gercek olam HZ.Muhammed ve Hz.Ali döneminde DAMEVİ denilen ibadet yerleri vardı
emevilerden sonra bu damevlerine minareler eklenerek camilere dönüştürüldü
Damevi = Cemevi
cemevlerimiz varken neden camiye gidelim ki

Atanali Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Atanali Kullanıcısına bu mesajı için 49 üye teşekkür etti:
bing?ll? sibel (21.10.2007), H.H.S. (02.06.2016), kubilay1982 (30.07.2007), mordemim (27.07.2007), ozan91 (29.07.2007), TUN (29.07.2007), [T][A][R][I][K] (27.07.2007)
Alt 27.07.2007, 00:41   #3
Yazar
bilal
Üye
 
bilal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 20.07.2007
Bulunduğu yer: Adıyaman
Mesajlar: 11
Memleket: ADIYAMAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 44
İtibar Puanı: 7
bilal hakkında olumlu veya olumsuz bir fikir yok

Ettiği Teşekkür: 8
4 Mesajına 55 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Alevİler NİÇİn Camİİ De İbadet Etmezler ?

]arkadaşlar ben de yeni üyelerden biriyim. bir kaç gün oldu foruma üye olalı. benim de en merak ettiğim konu bu aleviler neden cami de ibadet etmezler? sonuçta hz. ali de cami de ibadet ediyordu.yorumlarınızı bekliyorumm

Umarım Aşağıda okuyacakların seni için tatmin edici bir bilgi olur; sevgili can,

Hz Ali hiç bir zaman bu gün bildiğin anlamdaki camii de ibadet etmedi. İslamdaki mescid i haram işlevsel olarak farklı idi.

Namaz bir ibadet biçimidir. Sünni anlayışın mutlaklaştırdığı bir ibadet biçimi. Biz aleviler namaz kılmayız. Biz aleviler sürekli “neden camiye gidip namaz kılmıyorsunuz?” sorusuyla adeta adeta taciz ediliyoruz. Çünkü bu soruyu soran kişiler Müslümanlığı, İslam dinini namaz ve benzer biçimsel ibadetlere indirgiyorlar. Onlara göre her Müslüman kendileri gibi ibadet etmelidir. Eğer kendileri gibi ibadet etmiyorsa Müslüman değildir. Madem aleviler Müslümanim diyor o halde camiye gidip namaz kılmalıdırlar. Bunu yapmıyorlarsa, yani camiye gidip namaz kılmıyorlarsa Aleviler dinsizdir! Nitekim tarihte verilen fetvalar Alevilerin dinsiz olduğu ve katledilmelerinin vacip olduğu seklindedir. Ayni zihniyet devam ediyor.
Namaz biz Alevilere göre biçimsel bir ibadet seklidir. Biz Alevilerin temel inanışı ibadeti biçimsel olmaktan çok öz´e bağlı kalarak yerine getirmektir.

Namaz Farsça bir kelimdir. Namaz kelimesin Kuran´da ki karşılığı salat´tir. Salat ise dua, tanrıyı içten anıp selamlama anlamına geliyor. Allah´i içten anıp selamlamanın, duanın ise biçimi, sekli yoktur. Dua, insanin Yaratıcı ile beraberliğidir. Bunun için belli bir saat, mekan, kural yoktur. İnsan istediği vakit, istediği dilde, istediği şekilde dua edebilir, Yüce Yaratıcısına şükür edebilir. Yüce yaratıcıyı anmak, Yaratıcıyla dolu olmak, bir araya gelmek için belli bir zaman dilimi yoktur. Bu her an olmalıdır ve her anda mümkündür. İbadeti belirli zamanlarla sınırlayan kendisini biçimsel kurallar ve şekillerden arındırmamış demektir.

Bazıları ibadeti biçimsel kurallarla sınırlıyoryor. Çokça tekrarlamak durumunda kaldığımız gibi biz Alevilerde ise ibadeti kalıplaştırmak yoktur. elbette ibadette belirli kurallar olması gerekiyor. Özellikle toplumsal olarak yerine getirilen ibadetin kuralları vardır. Ancak inancın temelidir gibi bazı yanlış uygulamalarla sırf ibadet olsun diye ibadet, ibadetin gayesini yok saymak demektir. Biz Alevilere dayatılanda budur. Deniliyor ki; “aleviler illa camiye gidin, namaz kilin”. Amaç burada ibadet ise aleviler zaten temeli kırklara dayanan, toplumsal olarak cemde ibadetlerini yerine getiriyorlar. Aleviler kimseye, “cemevine gelip cem ederek ibadet edin” gibi bir dayatmanın sahipleri değiller. Aleviler “herkesin inancı kendisine” ilkesi ile hareket ederken başkaları ısrarla Alevilere dayatmalarda bulunuyor. Hem de inançsal anlamda temeli olmayan gerekçelerle.

Alevilere dayatılan “günde beş (5) kez namaz kilin böylece iyi bir Müslüman olursunuz” gibi inancı biçimsel kurallara indirgeyen, hatta neredeyse bunu inancın özü sayan mantık yanlıştır. Namaz, neredeyse birileri tarafından inancın asil gayesi haline getirilmiştir. “günde beş vakit namaz kılan kişi iyi bir insandır ve yaşamı anlamına uygun yasayan kişidir, kılmayan ise münafık, kafir kişidir” gibi bir anlayış ortaya çıkmıştır. Aleviler asırlardır bunun inancın özüne ters bir tutum olduğunu belirtmişlerse de, siyasi anlamda iktidarda olmadıklarından dolayı seslerini kimseye duyuramamışlardır. İnancın asil özünü takip edip uygulamak yerine gösteriş için yapılan fiillerle zamanını harcayanlara Maun suresinde söyle ikaz edilmektedir: “Dini yalanlayan gördün mü? İste yetimi itip-kakan, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. İste namaz kılanların vay haline, ki onlar namazlarında yanılgıdadırlar, onlar gösteriş yapmaktadırlar, ve ufacık bir yardımı da engellemektedirler”. Biz Alevilerce anlaşılması gereken en önemli nokta burasıdır.

Bu konu engin bilgileri olanların anlayışına sığınıyorum

Önceki satırlarda da belirtmeye çalıştığımız gibi namaz Farsça bir kelimedir. Kuran da ki karşılığı Salat´ir. Salat´in anlamı ise Allah´i içten anıp selamlama ve duadır. Bu gün egemen Sünni anlayışın günde beş vakit kıldığı ve Alevilere dayattığı ve neredeyse dinin temeli saydığı namaz ibadetinin Kuran da beş vakit olduğu yönünde acık bir beyan yoktur. Maden namaz inancın özü sayılacak kadar önemli bir ibadet neden Yüce Yaratıcı bu konuda acık ve kesin hükümler ortaya koymasın?

Aleviler namazı ret etmiyor. Nitekim cem ibadetinde halka namazı sekilinde ibadetlerini yerine getiriyorlar. Ancak bu namaz hiç bir şekilde egemen Sünni anlayışın namazıyla benzer değildir. Bazıları çıkıp diyebilir ki: “su kadar milyon insan namazı böyle kılıyor da siz aleviler neden farklı anlıyor ve uyguluyorsunuz?” Hemen belirtelim ki çoğunluk her zaman doğru yapıyor anlamına gelmez.

İbadetle amaçlanan kişinin kendini yenilemesi, arındırması ve sosyal dayanışmayla kişiliğini tamamlamasıdır. Maun süresi böyle bir anlama sahip. İbadet için ibadet, gösteriş için yapılan ibadet nafile ibadetlerdir.



Hiç kimse Alevilere kendi inançlarını dayatmaya, empoze etmeye kalkışmasın. Alevilerin asırların süzgecinden geçmiş ve günümüze kadar ulaşmış değerleri ve doğruları var. Belki aleviler yaşatılan baskıların neticesinde bazı sorulara geniş açılımlar ve Aleviliğin inanç ibadet derinliğini açıklayamıyorlar. Ancak bu Aleviliğin inanç sistemindeki eksiklikler, yetersizlikler olarak algılanmaz. Alevilerin inanç sistemindeki bazı noktalar başka inançtan insanlara yetersiz, yanlış, eksik gelebilir. Bu aleviler yanlış ibadet ediyor anlamına gelmez.


Daha önce değindiğimiz namaz kavramına,
Namaza kanıt arayan Sünni ve Şii bilginler yer yer salat sözcüğü dışında başka sözcükleri de kendi teolojik tezleri paralelinde aynı anlama gelmek üzere yorumlamaktadırlar.



Bu sözcükler; tesbih/yüceleme, zikr/anma, sabah Kur’an’ı/sabah okuması vb.dir. Bu sözcükler; bilinen haliyle şekle dökülmüş namaz anlamına gelmediği halde o anlama geliyormuşçasına kullanılmaktadır.

Namazın nasıl kılınacağı konusunda Kur’an’da hiçbir bilgi yoktur.

Bu da gösteriyor ki namaz bir dua etkinliği olarak toplumdan topluma ve kültürden kültüre başka biçimlerde yerine getirilebilir bir tapınma faaliyetidir. Sadece bir kültürün tapınma faaliyetini, tüm Müslüman toplumlara dayatmak İslam adına kültür emperyalizmi yapmaktan başka bir şey değildir. Şekilsel bakımdan bilinen haliyle namaz, Orta Doğu ve Arap halklarının tapınma biçimidir. Kıyam/Ayakta durma, Rukü/Eğilme, Secde/Yere kapanma ve Ka’de/Oturma adı verilen şekillerle gerçekleştirilen namaz ibadeti İslami bir zorunluluk olmayıp tümüyle geleneğin ürünüdür. Namazın İslami olan yönü Tanrı’nın adının yüceltilmesi, ona boyun eğilmesi ve ona yalvarıp yakarılmasıdır. Tanrı kendisini anmak isteyen kullarına belli şekilleri zorunlu kılacak kadar sığ bir varlık değildir. Asıl olan Allah’ın anılması ise bunun belli bir şekle hapsedilmesi insani açıdan insafsızlık olduğu kadar dinsel anlamda da bağnazlıktır.

Buna karşın şurası bir gerçek ki, insanlar özellikle de Sünni ve Şii Müslümanlar yüzyıllardır alıştıkları, kanıksadıkları ve belledikleri şekil şartlarına hapsedilmiş bir namazdan başka türlü bir ibadeti kabul etmekte elbette ki zorlanacaklardır. Ancak unutulmamalı ki bu zorlanma İslam adı altında gerçekleştirilen Arap Kültür Emperyalizmidir.

Arap ve diğer Orta Doğu halklarının tapınma biçimini, “Namaz ancak böyle olur. Başka türlü olmaz!” diye dayatanlara karşı Alevi ulularının nefesleriyle verdiği yanıtlara geçmeden önce Sünnlerce ileri sürülen günlük namazların beş vakit olduğu şeklindeki iddiaya ve Şiilerin üç vakit ısrarlarına değinmek ve bu konudaki akıl tutulmasını gözler önüne sermek gerekir.



Sünni kimi din bilginleri Kur’an’da günlük beş vakit namazın buyurulduğu düşüncesindedirler. Bu düşünceye varmak için esas aldıkları söz konusu ayet şudur:

"...Güneşin doğmasından önce de, batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün taraflarında da tesbih et ki, rızaya ulaşasın."

(Taha suresi,130)



Bu ayette namaz/salat sözcüğü yerine tesbih yani yüceleme sözü kullanılmıştır. Fakat sanki salat sözcüğü kullanılmış gibi davranılmakta ve beş vakit namaza en güçlü kanıt denilerek bu ayet ileri sürülmektedir. Ayrıca bu ayette “etraf “ yani “taraflar” ifadesi geçtiği halde pek çok yorumcu bu sözcüğü “iki tarafında/gündüzün iki tarafında yani iki ucunda “ biçiminde anlamlandırmaktadır. Oysa “iki taraf” ifadesinin Arapça’daki karşılığı “tarafeyn” dir.



Görüldüğü üzere bu ayette iki çarpıtma vardır. Biri, namaz sözcüğü kullanılmadığı halde kullanılmış gibi davranılmış olmasıdır. İkincisi ise, taraflar sözcüğünün iki taraf/iki uç biçiminde tahrif edilmiş olmasıdır.



Alevi inancı açısından bakıldığında bu ayetten çıkan yorum şu olmalıdır. Sabah, akşam, gece, gündüz ve her ne vakitte olursa olsun Allah sürekli anılabilir. Bu anmanın şekli yoktur. Bu, bir sözle de olabilir, bir hareketle de olabilir. Kişi buna içinde yaşadığı toplumun gelenekleri çerçevesinde karar verebilir.



Bir başka ayet ise şöyledir:



“Gündüzün iki ucunda ve gecenin bir kısmında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir."

(Hud suresi : 114)

Bu ayette iki taraf ifadesi doğru bir biçimde kullanılmıştır. “Gecenin bir kısmında“ ifadesi bazı yorumcular tarafından “Gündüzün geceye yakın kısımları“ biçiminde anlamlandırılmaktadır. “Kısımlar“ yani “Zülef“ ifadesi Arapça çoğul kuralları çerçevesinde en az üç adet anlamında kullanılmaktadır. İki adet için başka bir çoğul kuralı vardır ki burada ikil çoğul değil en az üç adet anlamına gelen çoğul eki kullanılmıştır.

Ayrıca diğer ayetin tersine tesbih yada zikr gibi sözcükler yerine açıkça Namaz/salat sözcüğü kullanılmıştır. Fakat yine de bu ayette “Gecenin bir kısmında” yada “Gündüzün geceye yakın kısımları“ ifadesiyle hangi vakitlerin kastedildiği belli değildir. Oysa yorumcular; akşam, sabah ve yatsı namazlarının kastedildiğini ileri sürmektedirler.

Bir başka ayet:



"Namazları ve orta namazını koruyun ve Allah'a gönülden boyun eğiciler olarak durun."

(Bakara Suresi, 238 )

Bu ayeti de beş vakit namaza kanıt göstermekteler. Şöyle ki; Namazlar anlamına gelen “salavat“ sözcüğü en az üç vakti bildirir. Bir de ayette orta namazından bahsedilmektedir. O halde orta namazının gerçekten orta namazı olabilmesi için salavat sözcüğü ile üç değil dört vakit namazın kastediliyor olması gerekir.

Görüleceği üzere burada da tam bir zorlama yorum vardır. Sünni bilginler böylesi zorlamalarla beş vakit namazı ihdas etmeye çalışmaktadırlar.

Kur’an’da benzer içerikte birkaç ayet daha bulunmaktadır. Bir kısmı peygambere özel olarak seslenen ayetlerdir. Yani sadece peygambere özgü buyruklardır.

Bu noktada “Vakitlendirilmiş namaz”dan bahseden ayeti ele almak yerinde olacaktır.

"Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken anın. Artık güvenliğe kavuşursanız namazı kılın. Çünkü namaz, inananlar üzerine vakitlendirilmiş olarak yazılmıştır."

(Nisa Suresi, 103)



Namazın yani salat’ın vakitlendirilmiş olmasından kasıt inananların belli vakitler tayin ederek Tanrı’yı anmalarıdır. Toplu tapınma için belli bir vaktin tayin edilmesi şarttır. Nitekim bu vakit açıkça belirtilmiştir. Kur’an’da hiçbir yoruma gerek duyulmadan açıkça belirtilen tek namaz Cuma namazıdır.



Söz konusu ayet şöyledir:



“Ey İnananlar, Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında, Allah'ı zikretmeye koşun ve alım satımı bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."

(Cuma suresi, 9)



Burada dikkat edilmesi gereken konu Cuma namazının kadın erkek ayrımı yapılmadan tüm inananlara yüklenmiş olmasıdır. Ancak Sünni ve Şii Müslümanlar bu gerçeği göz ardı ederek Cuma namazı sanki sadece erkeklere farz kılınmış gibi hareket etmektedirler. Kur’an’ın bu Tanrısal buyruğunu gereğince yerine getirenler de yine Alevilerdir. Bilindiği gibi Aleviler Cuma günleri yani Perşembeyi Cumaya bağlayan gece kadın erkek ayrımı yapmadan Cuma namazı kılmaktadırlar. Eski takvimde ( Hicri ) yeni günün başlangıcının gün batımı olduğu gerçeği dikkate alındığında Perşembeyi Cumaya bağlayan akşamın Cuma günü içersinde yer aldığı görülecektir. Bu açıdan bakıldığında Alevilerce Cuma akşamları yani Perşembeyi Cumaya bağlayan akşam yapılan Cem ayinleri Kur’an’daki Cuma namazı buyruğunun yerine getirilmesi amacıyla gerçekleştirilen bir toplu dua etkinliğidir. Hiç kuşku yok ki, Cem ayini, Kur’an’da buyurulan toplu tapınmanın yani namazın Türk/Türkmen toplumlarınca şekle dökülmüş halidir. Sünni ve Şii Müslümanlar Cuma namazı adı verilen toplu tapınmada kadınlara yer vermezken Aleviler bu konuda da ne denli doğru bir uygulama içerisinde olduklarını göstermektedirler.



Nitekim Hünkar Hacı Bektaş Veli şöyle buyurmaktadır.



‘‘Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde

Hakk’ın yarattığı her şey bakın yerli yerinde

Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yoktur

Noksanlık ve çirkinlik senin görüşlerinde...’’

Kur’an’da namazla ilgili bir diğer çarpıcı ayet de şudur:

“Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah'ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın.”

(Bakara suresi, 239)



Gerçekten bu ayet egemen Sünni ve Şii çevrelerin dayatmacı yorumlarına karşı tam bir yanıttır.



Şöyle ki;



Namaz illa belli şekillerle kılınacak diye bir kural yoktur. Çünkü binit üzerinde söz konusu o şekilleri uygulamak olanaksızdır. O halde anlaşılıyor ki namazın şekil olarak değişmez kuralları yoktur. Zorunlu durumlarda geleneğin ortaya koyduğu şekiller değişebilmektedir.Bu zorunlu durumları günlük yaşamda karşılaşılan durumlarla sınırlandırmak hem doğru değildir hem de Allah’ın rahmet esaslı kolaylaştırıcılık özelliğini onun iradesinin hilafına kısıtlamaktır. Bu zorunlu durumlar kültürler arası farklılıklar boyutunda anlaşılmalıdır. Her kültürün kendine özgü bir tapınma şekli vardır. Egemen Sünni ve Şii çevreler sadece Orta Doğu ve Arap halklarının tapınma biçimini tüm Müslüman halklara dayatıcı bir tavır içerisinde olmuşlardır. Bu tavır yüzyıllardır Arap olmayan Müslüman halkların bir inanç ve akıl tutulmasına uğraması sonucunu doğurmuştur. Bu inanç ve akıl tutulmasını nispeten kıran tek halk, yine Alevi Türkmenlerdir. Başta Türkmenler olmak üzere Türk kavimleri, dayatılan tapınma şekillerini reddedip kendi kültürleri çerçevesinde yüce Tanrı’ya ibadet etme yolunu yaşama geçirmeyi büyük bedeller ödeme pahasına da olsa başarmışlardır.



Kur’an’ın indiği ve onun ilk muhatabı olan Arap toplumunun kültürel ve geleneksel özelliklerinin pek çok dinsel konuda izler taşıdığı biliniyorken başka toplumlara bu özelliklerin sanki dinin aslındanmış gibi dayatılması Allah adına zulmetmekten başka nedir ki?



Bu zulme seyirci kalmak ve yüce İslam dininin Arap gelenekleri içerisinde boğulmasına göz yummak samimi birer Müslüman olarak tahammül edebileceğimiz bir durum değildir. Aynı şekilde İslam örtüsü altında Arap kültürünün halkımıza ve diğer Müslüman halklara empoze edilmesi karşısında sessiz kalmak sahip olduğumuz insani vasıflarımızın şekillendirdiği kişiliğimizin asla kabul etmeyeceği bir husustur.



Namazla ilgili olarak üzerinde durulması gereken bir diğer konu da savaş sırasında namazın nasıl kılınacağı ile ilgili husustur. Bu konuda Nisa Suresi 101. ve 102. ayetlerde açıklama yapılmıştır:

“Yeryüzünde sefere çıktığınızda, hakikati inkara şartlanmış olanların âniden üzerinize saldırmasından korkarsanız namazı/duayı kısaltmanızda sakınca yoktur. Kuşkusuz ki, gerçeği inkar edenler sizin apaçık düşmanlarınızdır. O halde sen inananlar arasında iken onlara namazda/toplu dua etkinliğinde önderlik yapacaksan, bir bölümünün, silahlarını kuşanmış olarak seninle namaza durmalarına izin ver. Onlar, namazlarını bitirdikten sonra, namazlarını eda etmemiş olan diğer grubun her türlü tehlikeye karşı hazır vaziyette ve silahlarını kuşanmış olarak gelip seninle namaza durmaları sırasında size koruyuculuk yapsınlar; hakikati inkara şartlanmış olanlar sizin silahlarınızı ve teçhizatınızı unutup bırakmanızı isterler ki âni bir baskınla üzerinize saldırabilsinler. Fakat yağmurdan dolayı sıkıntıya düşerseniz yahut hasta iseniz silahlarınızı bırakmanızda bir sakınca yoktur; ama tehlikeye karşı hazırlıklı olun. Allah, hakikati inkar edenler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.”

(Nisa Suresi 101. 102.)

Görüleceği üzere bu ayette de zorunlu durumlarda namazın şekli ve süresi konusunda değişiklikler yapılabileceği Tanrısal bir hüküm olarak belirtilmektedir. Bu zorunlu durumlardan yukarıda da belirttiğimiz gibi kültürler arası farklılıklar da anlaşılmalıdır. Özellikle göçebe Türkmenlerin sosyal yaşamları dikkate alındığında ne denli zorunlu ve zorlu durumların yaşanabileceği takdir edilecektir. Sürekli göç eden Türkmenlerin yerleşik Araplar gibi bir ibadet yaşamlarının olması mümkün değildir. Göçebe bir halka yerleşik bir halkın ibadet biçimini zorunlu kılmak hiç kuşku yok ki bir zulümdür. Alevilerin neredeyse tamamına yakınının göçebe Türkmen oymaklarından meydana geldiği düşünüldüğünde, geçmişte belli zaman dilimlerinde yapılan Cem ibadetlerinin ne denli isabetli bir uygulama olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Göçebe Türkmenlerin tarihsel süreç içerisinde yerleşik yaşama geçmeleri ve özellikle kentleşmeyle birlikte kent yaşamının gerekleri çerçevesinde Cem ibadetini zamansal olarak sabitleştirdikleri bilinmektedir. Buna göre Cem ibadetleri Perşembeyi Cumaya bağlayan gece yapılmak suretiyle zamansal olarak da sabitleştirilmiştir.



Ayrıca Sünni bilginlerin tüm ısrarlarına rağmen Şiiler günlük namazların üç vakit halinde kılınabileceğini ileri sürerek aslında bu hususta Kur’an’ın zannedildiği gibi net hükümler içermediğini fiilen ilan etmiş olmakta değil midirler ?



Sünni din bilginlerinin günlük namazlar konusunda sergiledikleri bir diğer gülünç durum ise namazın miraçta aslında elli vakit olarak emredildiği fakat daha sonra Hazreti Musa’nın isteği ve Hazreti Muhammed’in ricasıyla kademe kademe beş vakte indirildiği yönündeki rivayettir. Bu rivayetin kaynağı Sünnilerin en sağlam hadis kitapları olarak kabul ettikleri derlemelerdir.

“Hazreti Peygamber'e İsrâ gecesi, namaz elli vakit olarak farz kılındı. Sonra azaltıldı ve beş vakte düşürüldü. Sonra şöyle seslenildi: Ey Muhammed, şüphesiz bizim nezdimizdeki söz bir değişikliğe uğramaz. Senin için bu beş vakit namaz, elli vakit namazın karşılığıdır."

(Buhâri, Salat, 76, Enbiya, 5)

Aynı içerikte başka hadisler yine Sünnilerce muteber kabul edilen başka kaynaklarda da yer almaktadır. Söze konu bu hadislerde peygamber ile Allah’ın neredeyse günlük namazların sayısı konusunda pazarlık yaptıkları gibi bir manzara sergilenmekte ve bu pazarlıkta Hazreti Musa da Hazreti Muhammed’in avukatı rolüne soyunmaktadır. Aslında bu durum dinin hurafe ve efsanelerle ne denli özünden saptırıldığının acıklı/trajik örneklerinden biridir.

Yeniden Kur’an’a dönecek olursak Kur’an’daki hükümleri zahiri/dışsal anlamlarıyla anlamakta ısrar edip zamanın ve farklı toplumsal özelliklerin doğurduğu yeni koşulları görmezden gelen Sünni ve Şii din bilginlerine bir soru yöneltmek istiyoruz.

Kur’an’da Hacca davetin yer aldığı ayetteki anlamları aynen uygulamak konusunda neden zahiri manaya bağlı kalmaktan vazgeçiyorsunuz?

Kur’an’da hacca davet ile ilgili ayette şöyle denilmektedir:

“İnsanlar içinde haccı ilan et ki, gerek yaya olarak ve gerek uzak yoldan gelen yorgunluktan incelmiş develer üzerinde sana gelsinler.”

(Hac suresi, 27)

Bu ayetin zahiri/dışsal anlamı dikkate alındığında haccın mutlaka ya yaya olarak yada yorgunluktan incelmiş develer/binitler üzerinde yapılması gerekmiyor mu?



O halde neden bunu uygulamıyorsunuz da hacca otobüslerle, uçaklarla yada gemilerle gidiyorsunuz?



Hani Kur’an’ın tüm hükümleri uygulanmalıydı?



Hacca yaya olarak ya da yorgunluktan incelmiş develer üzerinde neden gitmiyorsunuz?



Hem kendiniz böylesi hükümleri uygulamıyorsunuz hem de Alevileri sizin anladığınız anlamda, sizin istediğiniz vakitlerde ve sizin istediğiniz şekillere dökülmüş olarak namaz kılmadıkları için taciz ediyorsunuz.



Ne hakla?



Üstelik bu ayette dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus da “sana gelsinler“ ifadesidir. Burada “sana“ ifadesiyle kim kastedilmektedir? Hiç Kuşku yok ki burada kastedilen Hazreti Muhammed’tir. Ancak kimi kaynaklarda bir önceki ayet de dikkate alınarak burada kastedilenin Hazreti İbrahim olduğu da belirtilmektedir.



Hac ibadeti bizzat peygamberin şahsını ziyaret midir, yoksa Kabe’yi ziyaret midir?



Peygamberin şahsını ziyaret ise eğer neden o vefat ettikten sonra da hac ibadeti sürmüştür?



Yok kastedilen peygamberin şahsı değil de Kabe’nin ziyaret edilmesi ise o halde neden “sana“ ifadesi yer almaktadır?



Burada anlatmaya çalıştığımız husus, Kur’an’ın zahiri manasıyla anlaşılması gerektiği konusunda yapılan/yapılacak olan bir ısrarın ne denli tuhaf sonuçlar doğuracağıdır.

Özellikle namaz konusundaki ayetler dikkate alındığında görülecektir ki, din bilginleri şifre çözer gibi hatta iğneyle kuyu kazar gibi namaz vakitlerini saptamak için çırpınıp durmuşlardır.



İddia ettikleri gibi ve onların anladıklarını ileri sürdükleri haliyle namaz günlük yaşamda bu denli önemli bir tapınma biçimi ise Yüce Allah neden böylesi önemli bir konuyu açıkça ortaya koymamıştır?



Neden Allah bu denli yoruma ve kafa yormaya gereksinim duyulan ifadeler kullanmaktadır?



Oysa Kur’an’ın pek çok ayetinde Allah, Kur’an’ın apaçık ve net bir kitap olduğunu söylemektedir.



Bizce bunun yanıtı bellidir. Tanrı, ibadet/tapınma biçimini ve vaktini inananların mensup oldukları kültürlere göre belirleyebilme imkanını sağlamak için böylesi bir yolu irade etmiştir. Fakat zahiriler bu gerçeği anlamak istemedikleri için çırpınıp durmaktadırlar.



Günümüzde kimi Sünni bilginler de namaz konusundaki şekil şartlarının aslında dinin asli buyruklarından olmadığı ve tümüyle geleneğin yansıması olduğu konusunda fikirler beyan edebilme noktasına gelmişlerdir. Kuşku yok ki bu sevindirici bir durumdur. Bu hususta ülkemizin yetiştirdiği ünlü din bilginlerinden Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün öne çıkmakta olduğu malumdur.



Aleviler tarih boyu namaz konusunda kendilerine yönelik tacizlere kimi nefes ve deyişlerde felsefi içeriği derin ve bilgece yanıtlar vermişlerdir. Şimdi bu yanıtlardan bazılarını örnek olarak sunalım:

Bana namaz kılmaz diyen

Ben kıluram namazımı

Kılur isem, kılmaz isem

Ol Hak bilür niyazımı

….



Bir kez gönül yıktın ise

Bu kıldığın namaz değil

Yetmişiki millet dahi

Elin yüzün yumaz değil



Savm, Salat, Hac, Zekat;

Hicaptır aşıklara !

Aşık, bundan münezzeh,

Naz u niyaz içinde…



Oruç, namaz, zekat, hac

Cürm ü cinayetdür

Fakir bundan azaddur,

Has u havas içinde...



Abdestimiz, namazımız,

Doğruluktur taatımız,

Aşka bağladık safımız,

Safımızdan kim ayıra...

Yunus Emre





Camilerde olan imam

Çoğu bilmez bunu tamam

Dört bin altı yüz seksen selam

Daha namaz sorar mısın



Kaygusuz Abdal

Sofular secde ederler mescidin mihrabına

Yar eşiği secdegahım, yüz sürerim kime ne

Kah çıkarım gökyüzüne hükmederim Kaf be Kaf

Kah inerim yeryüzüne yar severim kime ne



Seyyid Nesimi







Namazımız dara durmak

Orucumuz sabretmek

Biz bir oruç tutarız ki

Ramazan’a benzemez.



Seyyid Nesimi

Ve sanıyorum en susturucu yanıtı da büyük ozanımız Pir Sultan Abdal vermiştir:



Alınmış abdestim aldırırlarsa

Kılınmış namazım kıldırırlarsa

Sizde Hak diyeni öldürürlerse

Ben de bu yayladan Şah’a giderim…



Pir Sultan Abdal

Sonuç:



Aleviler üzerinde yüzyıllardır süren baskının yansımalarından biri olarak nitelenebilecek beş yada üç vakit namaz dayatmasına karşı Alevi inanç ve kültürünün tarihsel birikiminden yararlanmaya çalıştık

1. İslam dine göre namaz bir dua etkinliğidir. Bu etkinlik bireysel olarak yapılabileceği gibi toplu olarak da yapılabilmektedir.



2. İslam dinine göre namazın belli bir şekli yoktur. Her toplum kendi kültürü/gelenekleri çerçevesinde bir takım şekiller ihdas edebilir.



3. İslam dinine göre günlük olarak beş yada üç vakit namaz söz konusu değildir. Namazın gerek şekli gerekse de ihdas edilmiş vakitleri tümüyle zorlama yorumlara ve Orta Doğu ve Arap halklarının geleneklerine dayanmaktadır.



4. Alevi–Bektaşilerin namaz konusunda geliştirdikleri içtihad, mensup oldukları kültürlerinin doğal sonucudur. Bu bağlamda cem ayini, İslam’ın namaz emrinin Alevi ve Bektaşilerce uygulanma biçimidir.



5. Alevi–Bektaşilerin namazı cem ibadetidir. Başka türlü bir namaz Alevi inanç ve kültüründe olmadığı gibi Alevi geleneğine de aykırıdır.



6. Cem ayini, içerisinde barındırdığı kıyam yani dara durma, tecella ve temanna yani rukü ve ayrıca defalarca icra edilen secdesiyle İslam’ın namaz buyruğunu karşılayan en güzel ritüeldir.



7. Cem ayini yerine başka türde bir namazı benimsemek yada bunu savunmak Aleviliğin eritilme çabasından başka bir şey değildir.



8. Kur’an’da vakti hiçbir yoruma gerek duyulmadan açıkça belirtilen tek namaz Cuma namazıdır. Alevi–Bektaşilerin Cem ayinlerinin yapılış vakti yani Perşembeyi Cumaya bağlayan gece Cuma namazı vaktidir. Cuma namazının vakti Cuma günü süresinin tümüdür. Bu sürenin her hangi bir bölümünde namaz ifa edilebilir.



9. Cuma namazı Kur’an’da kadın erkek ayrımı yapılmadan tüm inananlara emredilmiştir. Bu bağlamda Alevi–Bektaşilerin kadın erkek birlikte cem yapmaları Kur’ansal buyrukla örtüşen gerçek bir ibadet hüviyetindedir.



10. Namaz konusunda yüzyıllardır süren Sünni ve Şii uygulamalarının bir inanç ve akıl tutulması olduğu açıktır. Sünni ve Şiilerin bu konudaki yorumlarına Alevilerin gösterdiği saygı eşit düzeyde bir karşılığı hak etmektedir. Bu bağlamda Alevilerin namaz ile ilgili olarak geliştirdikleri yorum ve uygulamaya Sünni ve Şii din bilgileri de aynı şekilde saygı göstermek zorundadırlar.



11. Kur’an’da, Allah’ın yatarken, ayaktayken ve otururken de anılmak suretiyle ibadet edilebileceği net bir biçimde belirtildiğinden namazı belli bir şekle hapsetmeye çalışmak isabetli bir tutum değildir.



12. Alevi–Bektaşi inancına göre cem ayininin teolojik kökeni kırklar meclisidir.



Son söz olarak yineleyelim ki, Alevilerin namazı cem ayinidir. Başka namaz bilmeyiz.


Konu bilal tarafından (31.07.2007 Saat 19:09 ) değiştirilmiştir.
bilal Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
bilal Kullanıcısına bu mesajı için 50 üye teşekkür etti:
abuzersarac (29.07.2007), Ehlibeyt_Sevdal?s? (29.07.2007), zeki7449 (01.11.2007)
Alt 27.07.2007, 13:47   #4
Yazar
ayla
Forum Katılımcısı
 
ayla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 22.07.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 35
Mesajlar: 240
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 49
İtibar Puanı: 349
ayla sevilen bir üyeayla sevilen bir üyeayla sevilen bir üyeayla sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 17
58 Mesajına 99 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

teşekkür ederim çok şey öğrendim

ayla Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
ayla Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 27.07.2007, 14:39   #5
Yazar
Emek
kontrolsüz üye
 
Emek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 1.837
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 71
İtibar Puanı: 445
Emek gercekten iyi biriEmek gercekten iyi biriEmek gercekten iyi biriEmek gercekten iyi biriEmek gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 465
450 Mesajına 729 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
ayla Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
arkadaşlar ben de yeni üyelerden biriyim. bir kaç gün oldu foruma üye olalı. benim de en merak ettiğim konu bu aleviler neden cami de ibadet etmezler? sonuçta hz. ali de cami de ibadet ediyordu.yorumlarınızı bekliyorumm
ben kendimi müslüman olarak görmüyorum o yüzden camiyede gitmiyorum.

___________________İMZA___________________
mollasavar silahı üzerinde çalışmaktayım
üfürükçüler boşuna beklemeyin. bu forumu TER-KET-MEM




Emek Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Emek Kullanıcısına bu mesajı için 7 üye teşekkür etti:
Alt 27.07.2007, 14:45   #6
Yazar
çopur
Forumla Bütünleşmiş
 
çopur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 09.06.2006
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 49
Mesajlar: 3.880
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 99
İtibar Puanı: 1359
çopur görkemli bir forum yaşantısı varçopur görkemli bir forum yaşantısı varçopur görkemli bir forum yaşantısı varçopur görkemli bir forum yaşantısı varçopur görkemli bir forum yaşantısı varçopur görkemli bir forum yaşantısı varçopur görkemli bir forum yaşantısı varçopur görkemli bir forum yaşantısı varçopur görkemli bir forum yaşantısı varçopur görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 1.431
1.323 Mesajına 3.498 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Aleviler Camiye giderlermi sorusunun tek ve net bir yanıtı vardır. Evet giderler.
Cemevleri ve Cenaze hizmetleri verecek kurumların yeterince olmaması nedeniyle cenazeler camiden kaldırıldığı için tabut içerisinde ilk ve son kez...

çopur Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
çopur Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
DevlerinNefesi (31.07.2007)
Alt 27.07.2007, 14:47   #7
Yazar
Rindabdal
Cogito ergo sum
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 14.07.2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 37
Mesajlar: 130
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 45
İtibar Puanı: 59
Rindabdal yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 0
42 Mesajına 72 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Kur'an'da Allaha salat edin, onu sabah akşam tesbih edin denmiştir bu doğru...
Ama nasıl salat edip tesbih edeceklerini Peygamber efendimiz insanlara öğretmiştir.
O halde ayette salat da dese tesbih dense bunun nasıl yapılacağını hakkıyla öğrenmek için peygamber sünnetine bakmak gerekir.

Namaz dediğimiz salat ve tesbih ibadetinin yegane yeri cami değildir.
Aleviler camilerde hakaretlere uğrayıp imamları katledildiğinden dolayı camilere gitmezler. Namusumuza kadar hakaret edilmiştir.
Namazı dilediğiniz yerde kılabilirsiniz.

Rindabdal Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Rindabdal Kullanıcısına bu mesajı için 11 üye teşekkür etti:
egelions (30.07.2007), mihrali@? (17.09.2007)
Alt 27.07.2007, 15:41   #8
Yazar
Emek
kontrolsüz üye
 
Emek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 1.837
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 71
İtibar Puanı: 445
Emek gercekten iyi biriEmek gercekten iyi biriEmek gercekten iyi biriEmek gercekten iyi biriEmek gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 465
450 Mesajına 729 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Namaz dediğimiz salat ve tesbih ibadetinin yegane yeri cami değildir.
Aleviler camilerde hakaretlere uğrayıp imamları katledildiğinden dolayı camilere gitmezler. Namusumuza kadar hakaret edilmiştir.
Namazı dilediğiniz yerde kılabilirsiniz.
yada hiç kılmayız. böylece sorun kökten çözülür.

___________________İMZA___________________
mollasavar silahı üzerinde çalışmaktayım
üfürükçüler boşuna beklemeyin. bu forumu TER-KET-MEM




Emek Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Emek Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
yasamangel (05.10.2007)
Alt 27.07.2007, 15:53   #9
Yazar
Emek
kontrolsüz üye
 
Emek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 1.837
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 71
İtibar Puanı: 445
Emek gercekten iyi biriEmek gercekten iyi biriEmek gercekten iyi biriEmek gercekten iyi biriEmek gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 465
450 Mesajına 729 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
economist Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
ben düzenli namaz kılan bir inasım kilisede bile namaz kılnabilir. namaz için yer ve mekan yoktur örneğin ben hiç normal zamanda camiye gidip namaz kılmam ama dışarıdaysan en yakın camiye gider kılarım .dağda taşta evde nerde istersen orada kılabilirsiz. cami namaz için şart olan bir mekan değildir ama orada cemaatle kılmanın daha faziletli olduğunu söylemiştir Hz. Peygamber. kılıp kılmamak konusu da tamamen size kalmış ilgilenmiyorum bile...
evyallah sağol

___________________İMZA___________________
mollasavar silahı üzerinde çalışmaktayım
üfürükçüler boşuna beklemeyin. bu forumu TER-KET-MEM




Emek Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Emek Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 27.07.2007, 15:55   #10
Yazar
economist
Forum Katılımcısı
 
economist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 14.07.2007
Bulunduğu yer: Kayseri
Mesajlar: 210
Memleket: KAHRAMANMARAŞ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -42
economist hakkında olumsuz fikirler mevcut

Ettiği Teşekkür: 96
27 Mesajına 56 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Rindabdal Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kur'an'da Allaha salat edin, onu sabah akşam tesbih edin denmiştir bu doğru...
Ama nasıl salat edip tesbih edeceklerini Peygamber efendimiz insanlara öğretmiştir.
O halde ayette salat da dese tesbih dense bunun nasıl yapılacağını hakkıyla öğrenmek için peygamber sünnetine bakmak gerekir.

Namaz dediğimiz salat ve tesbih ibadetinin yegane yeri cami değildir.
Aleviler camilerde hakaretlere uğrayıp imamları katledildiğinden dolayı camilere gitmezler. Namusumuza kadar hakaret edilmiştir.
Namazı dilediğiniz yerde kılabilirsiniz.
ben düzenli namaz kılan bir insanım kilisede bile namaz kılınabilir. namaz için yer ve mekan yoktur örneğin ben hiç normal zamanda camiye gidip namaz kılmam ama dışarıdaysam en yakın camiye gider kılarım .dağda taşta evde nerde istersen orada kılabilirsiz. cami namaz için şart olan bir mekan değildir ama orada cemaatle kılmanın daha faziletli olduğunu söylemiştir Hz. Peygamber. kılıp kılmamak konusu da tamamen size kalmış ilgilenmiyorum bile...

___________________İMZA___________________
Cahil insan cennette komşum olsa, cenneti terkeder, cehennemi seçerdim.
Hz. Ali



Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmişiki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır
Okumaktan mani ne, kişi Hakkı bilmektir
Çün okudun bilemedin, ha bir kuru emektir


Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni


Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz
Yunus sözün anlar isen, mani'sini dinler isen
Sana iyi dirlik gerek, bunda kimseler kalmaz

YUNUS EMRE
economist Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
economist Kullanıcısına bu mesajı için 9 üye teşekkür etti:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:04.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica