Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Güncel

Alevilik Güncel Alevilik ve Alevilerle ilgili güncel olaylar ve haberler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 17.11.2017, 17:48   #1
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 425
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Alevi Maskesi Takan Yobaz Dinin Gorevlileri Amaclarina Ulasamiyacaklar.

CEMEVLERİNDE NELER OLUYOR? SONUNDA BİR MİT GÖREVLİNİN İTİRAFLARI

Türkiye’de cem evlerinden Alevilik hocamisin dede misin emekciadına yapılanların Alevilikle uzakta yakından bir alakası yoktur. Ve bu yapılanlar Alevilere saygısızlıktır, Aleviliği anlamamaktır, Dede kurandan ayetlerle ceme başlıyor ayetlerle cemi bitiriyor. Bu geçen yaz, durumu yerinden görmek için birçok Cem’e katıldım, bir Cem’e giderken, cemi yürütecek dede ile beraber gittik ben yoldan ona müdahale etmeyeceğimi gözlemci olarak katılacağımı söyledim.

Öyle anlaştık. Cem evine gittik, Maraş milli eğitim müdürü ve müftü ile gelmişlerdi. Ben Dede’ye sordum bunların geliş sebebini, Dede dedi, Pazarcık’ta, lisede bir öğretmen Alevilerin Elif ana türbesine gidip oradan ağaçlara bez bağlayıp işte Aleviler çata puta tapıyorlar ve bunların geliş sebebi de ondan kaynaklanıyor. Cem başladı, Dede başladı Kuran’da ayetler okumaya, milletimiz kuzu gibi dinliyor dede sordu sorusu olan var mı diye, Yaşlı bir gurbetçi dedi benim sana söyleyeceklerim var, sordu, Ne zamandan beri bu Kur’an ayetleri cemlerde okunmaya başlandı? Ve dedi ben daha Almanya’ya gitmeden 40 yıl önce cemlerde bırak ayetleri okumayı Kuran’ın ismini biri söyle oradan dışarı atarlardı. Sen bu Aleviliği nerden öğrendin?

Cemevinden sorumlu orta yaşlı biri amcayı susturmaya çalıştı, ben müdahale ettim, bağırdım neden amcayı susturuyorsun? Doğruları söylüyor, adam ne diyeceğini şaşırdı bir köşeye oturdu, Amcanın soruları bitince dede konuştu diyor ki, yurtdışından yaşayan Alevilere bakmayın onların Aleviliği başkadır gerçek Aleviliği biz yapıyoruz. Ben kısa bir konuşma yaptım aslından karışmayacaktım, ama nedense insan duramıyor, 600 kişiye yakın vardı cem evinden, Ben dedim yurtdışından kalanlar, daha çok araştırıyor, Alevilik ve Aleviler gittikçe gerçek temeline oturuyor, Alevilik bilimdir, bilgidir, sevgidir, uygarlıktır, Sizin burada Alevilik adına yaptığınız, Türk İslam sentezini Alevilere dayatmadır, Alevileri yobaz İslam kültürü içine çekmektir. Asimilasyonu devam ettirmektir. Dedim şurada oturan yaşlı amcalara sor bunların hangisi namaz kılmış haça gitmiş Kur’an okumuş bu insanlar çekindikleri için ses çıkartmıyorlar, yoksa Aleviliğin nasıl olduğunu senden daha iyi bilirler.

Türkiye’de Bilgisizlik ve korku Alevileri susturuyor, onlarca katliam görmüş yaşlılar, Aleviliğine çok bağlılar yalnız, Alevilik adına onların önüne dede pir diye atılanlar, Alevileri asimile etmek için uğraşmaktalar. Devletin uyguladığı Alevileri Sünnileştirme politikası devşirme dedeler eli ile Alevi halkına dayatılmaktadır, Kendi kişisel çıkarı için bir avuç insan bu görevi gönüllü yapmaktadır, Alevi gerçekliği hızla yayılıyor, belki biraz zaman alacak ama bir bütün Aleviler gerçekleri öğreneceklerdir.

Bu yazı bitirmeden önce kitaba geçen bir mit elemanının yukarda aldığı emirlerle Alevileri bölmek ve birbirine düşürmek için neler yazdığını buraya aktarıyorum. Yazar Faruk Arslan, kitap adı, MASUN BEKTAŞİLER, SAYFA 7. tarih 3 Ekim 2000’i gösteriyordu, saat 9.00 sularıydı. Ahizenin ucundaki ses çok kibardı. Kendisini eski bir MİT mensubu olarak tanıttı ve hayretle sordu: Gerçekten Faruk Arslan ile mi görüşüyorum? ‘Evet’ deyince, ‘şaşkınlığımı maruz görün, siz bir ezberi haberinizle bugün bozdunuz, sizi tebrik etmek için aradım.’ dedi. Ne yaptığımın farkında bile değildim. Yaşlı bir eski bürokrat olduğu izlenimi veren ses, kendisinin MİT’te yıllarca Alevilerden sorumlu masada çalıştığını, ‘Aleviler nasıl altıya sekize böler, birbirine düşürür de öyle yönetiriz’ diye politikalar yazdıklarını ve hayata geçirdiklerini dile getirdi. Çalıştığım Zaman gazetesi Sünnileri temsil ettiği için Alevilere düşman olmalıydı, haklarını asla savunmamalı, hep ayrımcılık kokan haberler üretmeliydi. Hep böyle gideceğini öngörmüşlerdi. ‘Bunun yanlış olduğunu bilsem de, üstlerimizin verdiği görevleri yerine getirdik ve Alevileri ülkenin başına bela olmasınlar, güçlenmesinler diye böldük’

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.11.2017, 17:56   #2
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 425
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Saygideger Canlar.

Aleviler icine sizmis ve sizmaya devam eden Yer Yuzunun en Vahsi ve Barbar Dini Olan Islam Denen Suc Makinasi; 1400 yildan beri basaramadigini, Bundan sonra da basaramiyacaktir..

Bir cok sozum ona Alevi Forumu adi altinda sozde Alevi Yasam Felsefesinin temel ozelliklerini, durusunu ve yasam biciminin gercekliklerini anlatmaya calismasi bir yana, Sadece Suc Makinasi Islamin Propagandasini yapmak, Aleviligin Islamin bir kolu oldugunu yayma cabasindan baska bir amaclarinin olmdigini bizzat gozlerimizle bunun sahidi olduk olmaya da devam ediyoruz...

Alevilere karsi saldirilar sadece Forumlari kapatmak ve engellemekle kalmiyorlar, ayni zamanda Duyarli ve Kararli insanlari Yasaklamak, Uzaklastirmak ve Distalamak icin buyuk ugras veren Bu Fasist Duzen ve onun gorevlileri ellerinden geleni yaparlarken...
Kendisini ALEVI olarak goren ve Alevi kimligine sahip olanlar ise buna seyirci kalmaktan oteye gitmemeleri ... Kendi davalarina IHANET etmeleridir....

Saygilarimla.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.11.2017, 12:51   #3
Yazar
slistre
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.04.2015
Mesajlar: 613
Memleket: KIRKLARELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 24
İtibar Puanı: 424
slistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 349
202 Mesajına 255 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

İslam için ''yeryüzünün en vahşi ve barbar dini'' demeniz en çok alevilere zarar verir. Çünkü Aleviler İslam peygamberini mürşit olarak görürler. Onun evlatlarını da(12 imamlar) kendilerine baş edinmişler.

Cemlerde Muhammed ve Ali'nin Allah ile beraber anılması da onlara verilen değerin en somut nişanesidir.
Allah'a, Muhammerd ve Ali'ye inanmayabilirsiniz, bunu anlarız, ama hem aleviyim deyip hemde ''Allah- Muhammed- Ali''yi inkar etmenizi ve küçültücü cümleler kurmanızı anlayamayız.
Saygılar..

slistre Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.11.2017, 16:53   #4
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 425
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Saygideger slistre,
Asagidaki linkte verdiginiz cevap`a ve iddalarina sanirim cevaplamisdir...

Alevi Felsefesinde Allah diye birine inanilmaz, ENEL-HAQ Ben Tanriyim, Tanri Benim, Ben Tanridayim, Tanri Bende diyen yol onderlerimizin soylemek istediklerini anlamamak icin tutucu bir ISLAMCI olmaktan oteye gitmez..

YARATAN`DA YARADAN`DA INSANIN KENDISIDIR.

Hz. Muhammed Alevilerin MURSID`I olamaz, olmasininda mumkunu yok.. Beline sahip olmiyan, Kardesim dedigi kisiye Kizini veren, resmi rakamlara gore toplam 69 hatuna tecavuz eden biri Alevi Yasam Felsefesinde, MUSKUL gorulmez, DUSKUN gorulur...
Yani Yolu Yolumuzda, Mali Malimizdan, Cani Canimizdan Uzak, Bir daha bu toplumun icine girmemek sarti ile EN BUYUK CEZA VERILIR...

Bu inanciniz veya iddalariniz 1400 yillik ASIMILE POLITIKALARININ SONUCUDUR...

Sonuc olarak guzel zamaninizi daha fazla almak yerine, benzeri tepkinizden dolayi asagidaki LINK`de verdigim cevabi gozden gecirin, soracak sorulariniz ve tepkilerinizi Saygi ile karsiliyor ve zamanim dahilinde cevap vermeye calisirim...

Saygilarimla.


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 20.01.2018, 10:11   #5
Yazar
Garipmusasultan
Forumu İyi Bilen
 
Garipmusasultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.04.2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 424
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 43
İtibar Puanı: 50
Garipmusasultan yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 583
261 Mesajına 527 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Aleviliğin en eski kaynaklarında HAK MUHAMMED ALİ yoluna açıkça bağlılık vardır. Alevilerin en eski yazılı kaynakları 1000 yıldan eskiye gidiyor ve oralarda Allah'a iman Hz. Muhammed'in peygamberliğine iman, 12 imamlara ikrar ve Kur'anın hak kitap olduğuna iman edildiği görülebilir. Bu sebeple arkadaşlar bu hain ve yalancı ve iftiracı alçağın yalanlarına kanmayınız bu şahıs terör örgütü mensubudur bu şahıs ermeni olduğunu itiraf etmiştir. Bu şahsın Alevilikle ve Alevilerle zerre alakası yoktur. Bu kripto hainlerin tek tek maskelerini indireceğiz kudursalarda havlasalarda ne kadar çırpınırlarsa çırpınsınlar baş edemeyecekler bunların artık tek tek tespiti yapılıp sözde ermenistana kadar kovalanacaklar. Bunların aramızda yeri yoktur bunlara hoşgörü dahi haramdır. Çünkü bunlar münafıktır bunlar Alevi maskesi altına gizlenip bu ülkeye ihanet eden hainlik eden bölücülük yapan Alevi inancının tüm değerlerini inkar eden alçaklardır. Bu şahısları gördüğünüz yerde eziniz bunlar insanlıktan anlamazlar çünkü ruhlarını şeytana satmış hain kişilerdir. Fake hesaplarla ortalık karıştıran soysuz iyi dinle senin aramızda yerin yok defol git ermeni ortodoks kilisesinde haça tap orada ne halt yiyorsan ye fakat bizden uzak dur. artık sizin gibi tehcir artığı sünni alevi kürt kılığına girmiş ermeni tek tek ifşa etmek gerekiyor başka türlü fitneniz bitmeyecek.

___________________İMZA___________________
“Allah’ın dini kişilerle tanınmaz; hakkın nişaneleriyle tanınır. Öyleyse hakkı tanı, hakka uyanları tanırsın.”

İmam Ali Aleyhisselam

YA ALLAH YA MUHAMMED YA ALİ
Garipmusasultan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 22.01.2018, 06:32   #6
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 425
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Kimmis Ermeni?
Kimmis Teror Orgutu?

Sen ve senin Gibiler Bu Fasist Yobaz ve Gerici Duzenin birer KOPEKLERISINIZ....
Sen ve Senin Gibiler, Halklarin dusmanisiniz...
Sen ve Senin Gibiler, Irkci, Milliyetci ve Gerici birer insanlik dusmanlarisiniz...

Daha once de dedigim gibi BEN KURESAN ASIRETINDENIM...

Sivas katliaminda hunarca katledilenlerden Sehergül Ateş Benim kuzenimdir....Musa Ates de benim dayimdir.....

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 01.05.2018, 19:54   #7
Yazar
abdal_musa_evladi
Yeni Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 01.05.2018
Mesajlar: 1
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 10
abdal_musa_evladi iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Raya Haq Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kimmis Ermeni?
Kimmis Teror Orgutu?

Sen ve senin Gibiler Bu Fasist Yobaz ve Gerici Duzenin birer KOPEKLERISINIZ....
Sen ve Senin Gibiler, Halklarin dusmanisiniz...
Sen ve Senin Gibiler, Irkci, Milliyetci ve Gerici birer insanlik dusmanlarisiniz...

Daha once de dedigim gibi BEN KURESAN ASIRETINDENIM...

Sivas katliaminda hunarca katledilenlerden Sehergül Ateş Benim kuzenimdir....Musa Ates de benim dayimdir.....
Raya Haq Can, bu yukardaki kisi ("garipmusasultan") Alevi degildir, onlar Yahudiler.

abdal_musa_evladi Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 28.09.2018, 19:27   #8
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 425
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alevilikte Devrimi başlattı.
TC. Dövleti İslami-Alii DinAyeti,
Baş ÖrTülü ödeneklerinden,
YalakaLanan İmam Dedeler,
ÇILDIRMAYA BAŞLADI.

Eyy Erenler, “YA HAK” dediniz.
ÇAĞARDINIZ.
Bizde; Hü gerçeğin demine,
Bilimden gidilmeyen
Yolun sonu karanlık.
İnsan Hakta, Hak İnsanda,
Varız, Bilin görün sevin diye.
“Enel-HAK” dedik, GELDİK.

Artık, Hiç kimse, Hiç kimseye:

Allah, Kuran, Peygamber AKP
Muhammed, Ali, 12 İmam
Din, İman, mezhep, tarikat.
Ehlibeyt, evladı rezillik yapmasın
Cehennem cennetle kandırıp
Koyun, deve, Huri satmasın.

Hü erenler HAKın ışkı aşkı gönül Rızası ile..
Saz çalıp, semah dönüp, dem çektiğiniz,
CEM yatığınız O mekanlarda,
Hakkın varlığını Sürdürmek için
Çok Güzel Çocuklar yaptınız.

Onları devri daim
Hakka uğurlarken de..
Hü Gerçeğin DEM’ine diye..

AŞK ile Saz çalıp,
Semah dönüp, Dem çekin.. Buna;
Cahil İmam dedeleri İtirazı olabilir.
Halkın ve Enel-HAK’ın itirazı yoktur.

…

Dede İsen Dedeliği Doğru Yap
İrfana Müfreze Kaldırma Dede
İnsanlığa Işık Dolu Çağrı Yap
Gaipten Hurafe Bildirme Dede

Aslı İnkâr Edip Saçma Söz Etme
Mantığı Köreltip Batıl Gözetme
Duvarı Yürütüp Kılıç Uzatma
Alemi Kendine Güldürme Dede

Dede Kendine Gel İnan Bilime
Bilimin Yumruğunu İndir Zalime
Sıtkı Candan Gönül Bağla Alime
Ondan Gayrısına Aldırma Dede

Kırpık Hocalara Sırtın Yaslama
Kızılbaşın Nesi Benzer İslama
İnsanı Zemmedip Hakka Toslama
Talibi Hürmetten Yıldırma Dede

Arap Çöllerinde Gezdirme Bizi
Deve Tüccarına Ezdirme Bizi
Sabrı Tahrik Edip Kızdırma Bizi
İkrarını Koru Öldürme Dede

Dünyada Sevgi Var Kine Ne Hacet
İnsanı Korkutan Dine Ne Hacet
İslamsak İmam Var Sana Ne Hacet
Cenaze Namazı Kıldırma Dede

Namazla Oruçla İşimiz Yoktur
Kâbe Tavaf Eden Kişimiz Yoktur
Kızılbaşız Müftü Başımız Yoktur
Müslümanız Deyip Çıldırma Dede

Neme Lazım Deme Herşeye Karış
İnsanı Hatmeyle Bilimle Yarış
Tarihine Dost Ol Kendinle Barış
Sakın Emekçiye Saldırma Dede

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.09.2018, 07:04   #9
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 425
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Nesimi Gibi, DERIMI YUZSELER.
Mansur Gibi, PARAM PARCA EDIP, YAKILIP, KULLERIM NEHIRE ATSALAR.
Pir Sultan Abdal Gibi, TASLATIP IDAM ETSELER.
Seyit Riza Gibi, HILE VE YALANLARLA YAKALATIP SORGUSUZ IDAM ETSELER.
Dersim`de, MISTO KOR TARAFINDAN SOYKIRIMA YINE UGRATSALAR.
Sivas Madimak`ta. DIRI DIRI YAKSALAR.
Maras`ta, AGACLARA CAKSALAR …

YINE DILIMDE TUKENMIYECEK OLAN
BEN SENIN YALANLARIN VE HILELERINLE BAS EDEMEDIM, BU BANA DERT OLDU. BENDE SENIN ONUNDE DIZ COKMEDIM, BU DA SANA DERT OLSUN...

DONEN DONSUN BEN DONMEZEM YOLUMDAN.
SIARI OLACAKTIR…

Saygi ve Insani Sevgilerimle

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.10.2018, 18:40   #10
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 425
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Aleviler ve bazı irticaya karşı hassas kesimler kullanılıp, kâğıt mendil gibi bir kenara atıldı ve yüzüstü bırakıl-dıysa, fitili ateşlenen bu yeni dönemde de farklı bir şey beklenmesin. Çünkü temel sorun irtica ve şeriat tehlikesi vesaire değil.

Sahi 28 şubat size neyi hatırlatıyor? Sizi bilmem ama benim aklıma 1997 yılının 28 şubat’ında o zamanın Başbakanı Necmettin Erbakan’a kendi seçmen tabanı ve geleceğinin aleyhine kararların dolaylı askeri baskı ile imzalatıldığı süreç, bazılarınca ifade edildiği biçimiyle post-modern darbe geliyor.

Ne olmuştu bu 28 şubat sürecinde?

Hatırlarsak, medya, egemen çevreler, bazı sivil toplum örgütleri, işçi ve işveren sendikaları o zamanki Refah Partisi’nin (RP) en yüksek oy oranına ulaşarak Tansu Çiller’in DYP’si ile koalisyon kuran Erbakan’ın Başbakanlık makamına oturmasıyla seferber olmuşlar; ülkede şeriat tehlikesinin hat safhaya ulaştığı varsayımıyla yeri göğü inletmişlerdi. Nitekim bu çok yönlü kampanya sonuç vermiş, Erbakan sonunda istifa etmiş ve Mesut Yılmaz’ın başkanlığında yeni bir koalisyon hükümeti kurulmuştu.

Bu arada öyle bir hava estirilmişti ki, sanırsınız şeriatçılar tümüyle ülkeyi ele geçirmiş, laik düzeni yıkmış ve yerine Kuran esaslarına dayalı bir düzen getirmişler. Oysa gerçek tümüyle bambaşkaydı. İşte yaratılan bu suni kargaşa ortamında Türkiye’de yaşayan üst ve ortanın üstü gelir grupları ile az dindar kesimler yanında Aleviler de ürkmüş, arkasından hükümete, İslamcı çevrelere karşı bir öfke patlaması ortaya çıkarken, buna tepkiler düzenlenen sayısız yürüyüş ve gösteriyle, geniş bir medya kampanyasıyla kendisini ifade kanalı bulmuştu.

YORGAN GİTTİ KAVGA BİTTİ

Açıkça yönlendirme kokan bu süreç meyvelerini kısa zamanda vermiş ve şeriat tehlikesi sonunda bertaraf edilmişti! Nasıl mı? Tabii ki Erbakan Başbakanlıktan istifaya zorlanarak… Peki, Erbakan düşürülünce laiklik kurtulmuş ve şeriat tehlikesi ortadan kalkmış mıydı?

Bu soruların tümünün cevabı tek kelimeyle koca bir hayırdır. Zira ülkeyi 28 Şubat sürecine getiren, şeriat tehlikesini yakın bir tehdit olarak sürekli semalarımızda asılı tutan imam-hatip okulları, ilahiyat fakülteleri, resmi ve gayri resmi Kuran kursları, beş bakanlık bütçesine eşit ödenek ayrılan Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) ile illegal yollardan yurtiçi ve dışından para toplayan İslamcı sermaye şirketlerine neredeyse hiç dokunulmamıştır.

Bu da şunu gösteriyor; 28 şubat sürecinin amacı şeriat tehlikesini önlemek filan değil, düpedüz Türkiye’de bazı iktidar odaklarının ekonomik ve siyasi çıkarlarını belli oranda tehlikeye sokan, tehdit eden Erbakan’ın iktidardan uzaklaştırılmasıdır. Tek amaç budur. Bu da gerçekleşmiştir. Arkasından çekilen söylevler, uzun bir Kerkük hoyratını andırır.

Aksi takdirde şeriatı sürekli besleyen yukarda saydığımız odaklara, kaynaklara dokunulurdu. Sadece Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz ve Fethullah Gülen gibi önde gelen bazı cemaat liderlerine ve meczuplara gözdağı vermekle yetinilmez, birkaç önemsiz İslamcı holdingi takibe almakla kalınmazdı. Başka bir deyişle 28 şubat’ın misyonu, Kuran kurslarına biraz çeki düzen vermek ve zorunlu eğitimi 8 yıla çıkarmakla, imam-hatiplerin ortaokul bölümlerinin bu nedenle kapanmasıyla sınırlı olmazdı. Oysa bugün dinci kesimler feryatlarına devam etseler de, 8 yıllık zorunlu eğitimle imam-hatiplerin orta bölümleri kapanmıştır kapanmasını ama liseleri öylece kalmış hatta bunların çoğu Anadolu İmam-Hatip Lisesi yapılarak statüleri yükseltilmiştir bile.

Sonuçta laik devleti temelde tehdit eden bütün kurum ve kuruluşlar yerli yerinde kaldığı gibi, neredeyse eğitim sisteminin tamamını bir anlamda şeriatçı zihniyete teslim eden zorunlu din derslerine de dokunulmamıştır. Aynı 12 Eylül cuntasının yaptığı gibi. Kenan Evren de 12 Eylül Darbesi’ne Konya’da yapılan gerici yürüyüşü bahane etmiş ama yönetime gelir gelmez, din derslerini zorunlu hale getirmiş, il il gezerek yaptığı mitinglerde ayet ve hadisler okuyarak, dini siyasete bizzat alet ettiği yetmezmiş gibi, babasının da imam olmasıyla övünmüştü. Bir de valilere Alevi köylerine zorla cami yapılması yönünde emirler vermiş ve bunları titizlikle uygulatmıştır.

MENFAATLARI SAĞLAMA ALMA

Pekâlâ, buradan ne çıkar? İyi analiz edersek, 28 şubat sürecinin mimarlarının asıl amacının şeriat tehlikesini bertaraf etmek olmadığı ve Türkiye’de bu post-modern darbeyle açıkça bazı çıkar gruplarının bekçiliğini yaptıkları sonucuna rahatlıkla ulaşabiliriz. Bunu nereden anlıyoruz?

Çünkü Türkiye’de ne zaman bazı tehlikeler abartıldıysa ve bir konuda haddinden fazla gürültü çıkarıldıysa, genelde bu süreçte ve sonrasında yolsuzluklar, haksız sermaye transferleri, hortumlamalar, gizli bazı operasyonlar gündeme gelmiştir hep. Veya bu sürecin öncesinde gelişen önemli bir olay unutturulmaya ve gürültüye getirilmeye çalışılmıştır. Bu bir formüldür. 80 yılda gelişen tüm darbelerin ve önemli toplumsal olayların arkasında bu tür bir mantık yatar. İsterseniz yukarıdaki formülü uygulayarak, bazı gerçeklere önemli oranda ulaşma şansına erişebilir ve dönemin gizli gündemini deşifre edebilirsiniz.

28 şubat süreci ve sonrasında da burada verdiğimiz iki şıkta geçen hususlar tüm yönleriyle gerçekleşmiştir. Malum 28 şubat 1997’den önce Kasım 1996’da Susurluk kazası olmuş ve ardından derin devletin bütün kirli çamaşırları ortaya dökülmüştü. Akabinde sivil toplum örgütlerinde büyük hareketlenmeler olmuş ve Susurluk’ta ortaya saçılan kirli ilişkilere kitlesel tepki gösterilmişti. İşte bu tepkilerden ürken egemen kesimler, Erbakan’ın tarikat şeyhlerini Başbakanlık makamında ağırlamak gibi kendi ekmeklerine yağ süren icraatlarını görünce temelli zıvanadan çıkmışlar ve kolaylıkla irtica kartını oynama fırsatı bulmuşlardı.

YEŞİL SERMAYE DURDURULABİLDİ Mİ?

Aslında Türkiye’de irtica tehlikesi her zaman vardı var olmasına ama andığımız çevreler 28 şubat sürecinde, bu tehdidi sadece toplumu, kamuoyunu manipüle etmek, yönlendirmek ve Susurluk üzerine toplanmış dikkatleri başka yönlere çekmekte kullandılar. Aynı metotlar yeşil sermayenin yükseldiği yaygarasında da geçerliydi. Zira hakikatte muhafazakâr eğilimli Anadolu Sermayesi atağa kalkmış ve yurtiçi ile dışından yasadışı yollarla topladığı paralarla gittikçe büyüyor ve dini eğilimleri belirgin olmayan, laik İstanbul Sermayesi’ne karşı bir meydan okuma içine girmişti. Bu gelişme de İstanbul Sermayesi’nin irtica kâbusu görmesine ve kıyametleri koparmasına yetti de arttı bile. Bunlar kendi konumlarını sarsıcı bu büyük meydan okuyuşa, çok içli dışlı oldukları sivil ve asker bürokrasisini, “şeriat geliyor” yaygarasıyla harekete geçirmekle cevap verdiler. Böylelikle 28 şubat süreci tetiklendi.

Sonra da zaten Türk ekonomisinde ve siyasette büyük alt üst oluşlar yaşandı. Ağırlıklı olarak İstanbul Sermayesi’ne ait yirminin üzerinde bankaya devletçe el konuldu. Batık bankaların halkın 100 milyar dolardan fazla parasını hortumladıklarını bu olaylardan çok sonra öğrenebildik.

Nihayetinde İstanbul Sermayesi yangından mal kaçırırcasına son rauntta hortumladığı 100 milyar dolarla Anadolu Sermayesi’ne karşı bir daha üstün gelmeyi başarmıştı. Oysa Türkiye ekonomisi ve halk bu vurgunun bedelini 2001 büyük ekonomik krizi ile çok ağır ödedi. Ama ne gam, kriz bunları hiç ilgilendirmediği gibi pek etkilemedi bile. Olan emeği ile geçinenlerle, küçük ve orta ölçekli işletmelere oldu.

HESAPTA OLMAYAN SONUÇ

Diğer taraftan bu kriz Anadolu Sermayesi’nin desteğindeki AKP’nin tek başına iktidara gelmesi gibi, İstanbul Sermayesi, yüksek sivil ve asker bürokrasinin hiç istemediği ve beklemediği bir sonucu beraberinde getirdi.

Ekonomik krizden büyük yara alan halk kesimleri ve o zamana kadar büyük sermayenin denetimindeki merkez sağ ile sol parti ve liderlerinden bıkmış halk çoğunluğu, “denize düşen yılana sarılır” mantığıyla, zaten 28 şubat sürecinde egemen çevrelerden yediği tokatlar nedeniyle de halk gözünde mağdur konumuna düşen Tayyip Erdoğan’ın partisini kendi milletvekili adayı bile olamamasına rağmen yüzde 34’lük oyla desteklemekten çekinmedi.

Bu da Türkiye’deki çarpık seçim sisteminden dolayı AKP’nin TBMM’nin üçte ikisini ele geçirmesine ve tek başına iktidar koltuğuna oturmasına yetti. Seçmen on yıllardır İstanbul Sermayesi’nin desteğindeki partilere de tarihlerinin en büyük hezimetini yaşattı. 2001 krizinde iktidarda bulunan DSP-MHP-ANAP Koalisyonu’nu oluşturanları bırakın, muhalefetteki DYP bile yüzde 10 barajını aşamadı.

Görüldüğü gibi 28 şubat süreci, Türkiye’de tüm diğer askeri darbelerde olduğu gibi, istenen neticeyi vermemesi yanında, üstelik bu dönemde irticai faaliyetler içinde bulunduğu gerekçesiyle mücadele edilen ve kapatılan parti olan RP’den kopanların kurduğu AKP’yi ezici bir çoğunlukla iktidara taşıdı.

İSLAMCI VE LAİK SERMAYE UZLAŞTI

Gelinen noktada ise 28 şubat’ın mimarları olan güçler, bugün AKP ile uzlaşırken, Başbakan Erdoğan, Uzanlar dışında bu cephenin şirketlerine pek dokunmadı. Uzanlar’ı ise kendine Genç Parti ile alternatif oluşturabilirler diye tasfiye ettiği bilinen bir gerçek.

Hâlâ devlet ve hükümet bürokrasisinde belli bir nüfuzu olan İstanbul Sermayesi de, gerek hükümetin AB hedefine iyice kilitlenmesi nedeniyle, gerekse de üzerlerine gelinmemesinin getirdiği diyet borcundan dolayı AKP’nin ve liderinin üzerine pek gitmiyor. Bu nedenle olsa gerek, AKP hükümeti de Ülker ve Albayraklar gibi MÜSİAD üyesi kendi yandaşı muhafazakâr eğilimli sermaye gruplarını dolaylı ve dolaysız şekillerde desteklemekten çekinmiyor.

Sonuca gelirsek; Şemdinli’de meydana gelen olaylar nedeniyle yapılan yeni Susurluk benzetmesi yanında, AB’ye üyelik müzakerelerinin başlaması ve 2007’de Cumhurbaşkanlığı makamına kimin oturacağı tartışmalarının şimdiden gündeme oturmasıyla, Türkiye yine tarihsel önemde yeni ve farklı bir dönemece girdi. İktidar denkleminin yeni baştan kurulduğu bu aşamada, taraflar ağır ağır ellerindeki kartları açmaya başladılar.

Hükümet içki yasakları, türbana vurgu, üniversitelere ve YÖK’e baskı yanında, merkez ve taşra bürokrasisinde yoğun bir kadrolaşma harekâtına uzanan geniş bir yelpazede, kendi dindar tabanına yönelik icraatlarına her gün bir yenisini ekliyor. Daha çok ordunun sivil kanattaki sözcüsü rolünü oynayan CHP de, hem hükümetin anılan icraatlarına sert muhalefet yapıyor hem de laik Cumhuriyet’in son kalesi olarak görülen Çankaya Köşkü’ne, eşi türbanlı birinin oturmasını önlemek için şimdiden konuyu erken seçim isteyerek gündeme getirmiş bulunuyor.

Şemdinli olaylarında ortaya çıkan ”derin devlet” kuşkusu ve ordu mensuplarının burada doğrudan işin içinde bulunması, alt kimlik-üst kimlik tartışmasına paralel olarak yapılan dini referanslı vatandaşlık tanımlamaları da gittikçe gerginleşecek siyasi ortama adeta “tüy” dikiyor. Buradan kaynaklanan basınç da, statükocu ve değişim karşıtı sivil-asker yüksek bürokrasinin, solcu ve sağcı kanatlarıyla ulusalcıların ve bunların tamamının TBMM’deki temsilcisi konumundaki CHP’yi sıkıştırmakla kalmıyor, aynı zamanda tarafına çekebileceği toplum kesimlerinden destek arayışına itiyor.

“İRTİCA KARTI” ÖNE SÜRÜLECEK

Söz konusu desteğin alınabilmesi için de bu cephenin şimdi “irtica” ve “milliyetçilik” kartlarına acilen ihtiyacı var. Bu yüzden önümüzdeki süreçte hükümete yönelik gerici, şeriatçı, “zaten takiyye yapıyorlardı, şimdi asıl yüzleri ortaya çıktı” gibisinden suçlamaların artacağını, bu kampanyaya Başbakan Erdoğan’ın da malzeme sağlamaktan geri durmayacağını rahatlıkla öngörebiliriz. Milliyetçilik kartı zaten son bir yıldır, orada burada yaşanan linç girişimleriyle, “sözde vatandaş” söyleminin bizzat Genel Kurmay tarafından dillendirilmesiyle artan dozlarda kullanılıyor. Sıra bu sürece irtica kartının dâhil edilmesine gelmiş bulunuyor.

İşte Alevileri uyardığımız tuzak burada kendini ele veriyor. Malum Alevilerin şeriat, gericiler denildi mi cinleri tepelerine çıkıyor ve doğal olarak korkuyorlar. Haklılarda bunda. Ancak Aleviler böyle durumlarda gerçekte irtica gibi bir tehlikenin mevcut olup olmadığına bakmadan, 28 şubat sürecinde olduğu gibi hemen dolduruşa gelip, başlıyorlar egemen güçlerinin değirmenine su taşımaya. Akıllarıyla değil duygularıyla hareket ediyorlar daha çok.

Eskiden beri zaten Aleviler üzerinde milliyetçilik kartı da ustalıkla oynandı ve oynanıyor. Nitekim milliyetçi gruplar Aleviler arasından yeterince insan devşirdi ve bunlar şimdi MHP’den daha keskin bir söylemle internet sitelerinde, şurada burada ulusalcılık-milliyetçilik oynamakla; Türkleri, Kürtlere karşı kışkırtmakla meşguller.

TUZAĞA YENİDEN DÜŞÜLMEMELİ

Ama bu yetmiyor Alevileri harekete geçirmeye ki, şimdi de bozuk plak gibi tekrardan, “Şeriatçılar gelecek, sizleri kör testereyle kıtır kıtır kesecekler” sözü ile özetleyebileceğimiz bir korku siyasetiyle, Alevilerin ezeli yarası deşilmeye çalışılıyor. Bu propaganda daha ağır dozlarda devam edeceğe benziyor. Alevilere hazırlanan yeni 28 şubat tuzağı da tam burada gizli.

Özenle vurgulamak gerekirse, Aleviler bu tuzağa ikinci kez düşmemeli. Dikkatli olmalılar. Zira 28 şubat sonrasında nasıl Aleviler ve bazı irticaya karşı hassas kesimler kullanılıp, kâğıt mendil gibi bir kenara atıldı ve yüzüstü bırakıldıysa, fitili ateşlenen bu yeni dönemde de farklı bir şey beklenmesin. Çünkü temel sorun irtica ve şeriat tehlikesi vesaire değil. Basitçe birileri Türkiye’de yeni bir iktidar oyununa soyunuyor. Bunlar bazı toplum kesimlerinin duyarlı oldukları kavramları, değerleri hedefine ulaşmak için araç olarak kullanmaya hazırlanıyorlar. Başka hiçbir şey değil.

Yaşayan herkesin göreceği gibi bu dönem de elbette geçecektir. Önümüzdeki yılların yüklü gündemi atlatıldığında, şeriat tehlikesini, irticayı besleyen mekanizmaların büyük oranda yerli yerinde kalacağını şimdiden garanti edebiliriz. Kehanette filan bulunmuyoruz. Tarih öyle söylüyor.

Unutulmasın, “Filler dövüşse de sevişse de olan çimenlere olur. Zarar gören, tahrip edilen sonuçta onlardır.” Burada dillendirdiğimiz detaylı analizlere rağmen ezilmeye, çiğnenmeye aday olanlar varsa, buyursunlar yeni iktidar kavgasına çim saha olsunlar! Biz toplum vicdanının hür sesi olarak ancak uyarmakla, tuzakları göstermekle mükellefiz. Aksine gelişmeler olursa dişlerimizi sıkarak seyretmek gelir sadece elimizden…

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:56.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica