Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > İnsan/Yaşam > İnsanları Tanıyalım > Atatürk Bölümü

Atatürk Bölümü Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna önderlik etmiş Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazı ve dosyalar.

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 01.06.2006, 23:13   #1
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 140
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.692 Kere Teşekkür Edlidi


Standart *** Atamız hakkında bilmediklerimiz. ***

*Atatürk hakkında aşağıdakilerden hangisini biliyorsunuz?
(Araştırmacı
Yazar İlknur Güntürkün Kalıpçı`nın `İçimizden Biri Atatürk` adlı
yazısından alıntıdır) *

* Atatürk`ün dünyada `başöğretmen` sıfatlı tek lider olduğunu

* Bir geometri kitabı yazdığını. Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane
geometri teriminin (Türkçe) isim babasını bu yazdığı kitapla bizzat
Mustafa Kemal olduğunu

* Bir röportajda "Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?" diye
sorulur, Atatürk: "Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat
etmeyiz üye olmak için. Davet gelirse düşünürüz". BM yasasını değiştirir
ve ilk davet edilen ülke biz oluruz

* Yıl 1938, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı dönemi.
Birden çok sıkılır ve yanında duran yüz yirmiden fazla kişiye döner ve
aynen şöyle der: "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa
Kemal'i görmek için neler vermezdim"

* Yıl 2000, ABD Başkanı`nın milenyum mesajından bir alıntı : "Bugün
milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'
tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir"

* Yıl 1938, Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiir`den
alıntı : "Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak
isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir"

* Norveççe`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu

* Kurtuluş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimiz var. Ama dünya
tarihine geçen tek bir üsteğmenimiz var; 700 erkek, 43 kadından oluşan bir
müfrezenin reiseliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış Üstteğmen Kara

* Atatürk çiçeği`nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi
profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada
bu isimle üretilip satıldığını

* Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her
Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün
resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu

* Mimber` adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk
defa sansür kelimesi geçtiğini

* Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı vasiyetinde mezar taşına yazılmasını
istediği metni bırakmıştır. Diyor ki: "Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin
lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu
öldüm"

* Yıl 2005, Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un
önerisi "Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk' ü örnek alsın yeter"

alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 01.06.2006, 23:24   #2
Yazar
moycan
Forumla Bütünleşmiş
 
moycan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 09.04.2006
Bulunduğu yer: İzmir,Ankara
Yaş: 35
Mesajlar: 1.389
Memleket: BİNGÖL
Cinsiyet:
moycan - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 65
İtibar Puanı: 509
moycan bulunduğu yerlere neşe getiriyormoycan bulunduğu yerlere neşe getiriyormoycan bulunduğu yerlere neşe getiriyormoycan bulunduğu yerlere neşe getiriyormoycan bulunduğu yerlere neşe getiriyormoycan bulunduğu yerlere neşe getiriyor
moycan - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 721
320 Mesajına 691 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Sevgili alev emeğine sağlık.

Bu yazıyı birkaç forumda daha gördüm.
Kitabın yazarının büyük bir hatası var. O devirde Birleşmiş Milletler değil Milletler Cemiyeti vardı.

Her ikiside aynı amaçta ama isim farkı var.

Saygı ve sevgilerimle...

moycan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.06.2006, 21:38   #3
Yazar
OzaN35
Forumla Bütünleşmiş
 
OzaN35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2006
Bulunduğu yer: izmir
Yaş: 28
Mesajlar: 3.120
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
OzaN35 - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 79
İtibar Puanı: 145
OzaN35 yakında sevilen bir üye olabilirOzaN35 yakında sevilen bir üye olabilir
OzaN35 - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 561
389 Mesajına 613 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

ATATÜRK'ün Yaşamındaki Kronojik Olarak Olaylar..
1881
Mustafa'nın Selanik'te dünyaya gelmesi.

1893
Mustafa Selanik'teki Askeri Hazırlık Okuluna başlar ve burada öğretmeni
tarafından kendisine ikinci ismi "Kemal" verilir.

1895
Mustafa Kemal Manastırdaki Askeri Liseye başlar.

1899
Mustafa Kemal İstanbul'da Harbiye'nin hazırlık sınıfına başlar.

1902
Mustafa Kemal Harbiye'den mezun olur ve buradan sonra Harp Akademisine
devam eder.

11 Ocak 1905
Mustafa Kemal Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun
olur ve Şam'da bulunan Beşinci Orduda görev almak üzere Şam'a gönderilir.

Ekim 1906
Mustafa Kemal ve arkadaşları Şam'da "Vatan ve Hürriyet" adıyla gizli bir
dernek kurarlar.


Eylül 1907
Mustafa Kemal Üçüncü Orduya tayin edilir ve Selanik'e gönderilir.

13 Eylül 1911
Mustafa Kemal İstanbul'daki Genel Kurmaya tayin edilir.


9 Ocak 1912
Mustafa Kemal Libya'daki Tobruk taarruzunu başarılı bir şekilde yönetir.

25 Kasım 1912
Mustafa Kemal Hareket Başkanı olarak Akdeniz Boğazları özel Kuvvetlerine
atanır.

27 Ekim 1913
Mustafa Kemal Sofya'ya Askeri Ataşe olarak atanır.

25 Nisan 1915
İttifak Devletleri Arıburnuna çıkarma yaparlar ve Mustafa Kemal Tümeni
ile ilerlemelerini durdurur.

9 Ağustos 1915
Mustafa Kemal Anafartalar Grup Kumandanlığına getirilir.

1 Nisan 1916
Mustafa Kemal Tuğgeneralliğe terfi eder.

6-7 Ağustos 1916
Mustafa Kemal Bitlis ve Muş'u düşmandan geri alır.

31 Ekim 1918
Mustafa Kemal Yıldırım Orduları Grup Kumandanı olur.

30 Nisan 1919
Mustafa Kemal Erzurum'da bulunan Dokuzuncu Orduya geniş yetkilerle
Müfettiş olarak atanır.

16 Mayıs 1919
Mustafa Kemal İstanbul'u terkeder.

19 Mayıs 1919
Mustafa Kemal Samsun'a ayak basar.

8 Temmuz 1919
Mustafa Kemal gerek Üçüncü Ordu Müfettişliği görevinden gerekse
ordudan istifa eder.

23 Temmuz 1919
Mustafa Kemal Erzurum Kongresi Başkanlığına getirilir.

4 Eylül 1919
Mustafa Kemal Sivas Kongresi Başkanlığına getirilir.

27 Aralık 1919
Mustafa Kemal İcra Heyeti ile Ankara'ya gelir.

23 Nisan 1920
Mustafa Kemal Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisini açar.

11 Mayıs 1920
Mustafa Kemal İstanbul hükümeti tarafından ölüme mahkum edilir.

5 Ağustos 1921
Mustafa Kemal Büyük Millet Meclisi tarafından Başkumandan olarak atanır.

23 Ağustos 1921
Türk birliklerinin Mustafa Kemal tarafından yönetildiği Sakarya savaşı başlar.

19 Eylül 1921
Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ile Gazi
unvanını verir.

26 Ağustos 1922
Gazi Mustafa Kemal Büyük Taarruzu Kocatepe'den yönetmeye başlar.

30 Ağustos 1922
Gazi Mustafa Kemal Paşa Dumlupınar savaşını kazanır.

10 Eylül 1922
Gazi Mustafa Kemal İzmir'e girer.

1 Kasım 1922
Büyük Millet Meclisi, Gazi Mustafa Kemal'in Hilafetin kaldırılması
Yönündeki önerisini kabul eder.

14 Ocak 1923
Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım İzmir'de vefat eder.

29 Ekim 1923
Türkiye Cumhuriyetinin ilan edilmesi ve Gazi Mustafa Kemal'in
ilk Cumhurbaşkanı seçilmesi.

24 Ağustos 1924
Gazi Mustafa Kemal İstanbul Sarayburnu'nda ilk kez şapka giyer.

9 Ağustos 1928
Gazi Mustafa Kemal Sarayburnu'nda yeni Türk Alfabesi ile ilgili konuşma yapar.

12 Nisan 1931
Gazi Mustafa Kemal Türk Tarih Kurumunu kurar.

12 Temmuz 1932
Gazi Mustafa Kemal Türk Dil Kurumunu kurar.

16 Haziran 1934
Büyük Millet Meclisi bir yasa geçirerek Gazi Mustafa Kemal'e "Atatürk"
soyadını verme kararı alır.

10 Kasım 1938
Atatürk vefat eder.

___________________İMZA___________________
Siz, bizim ne zaman teslim olduğumuzu gördünüz?
OzaN35 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.06.2006, 22:09   #4
Yazar
akinocakli
Forumu İyi Bilen
 
akinocakli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.04.2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 390
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 26
akinocakli iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 4
5 Mesajına 5 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

___________________İMZA___________________
başkası deyil sen düşün
akinocakli Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 26.10.2006, 21:39   #5
Yazar
Specialist
Forumla Bütünleşmiş
 
Specialist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 27.09.2006
Bulunduğu yer: im AWC ( KahramanMaraş)
Yaş: 38
Mesajlar: 2.072
Memleket: MANİSA
Cinsiyet:
Specialist - İCQ üzeri Mesaj gönder Specialist - MSN üzeri Mesaj gönder Specialist - YAHOO üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 73
İtibar Puanı: 850
Specialist parlak bir geçmişe sahipSpecialist parlak bir geçmişe sahipSpecialist parlak bir geçmişe sahipSpecialist parlak bir geçmişe sahipSpecialist parlak bir geçmişe sahipSpecialist parlak bir geçmişe sahipSpecialist parlak bir geçmişe sahip
Specialist - İCQ üzeri Mesaj gönder Specialist - MSN üzeri Mesaj gönder Specialist - YAHOO üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 87
323 Mesajına 518 Kere Teşekkür Edlidi
Question Atatürk ve Spor

Güreş

Başbuğ Atatürk, sporlar arasında en çok güreşi severdi. Bu nedenledir ki onun güreşle ilgili anıları oldukça fazla ve ilginçtir.

İtalyanları yenen Milli Güreş Takımımız, Floryadaki Cumhurbaşkanlığı Köşkünde büyük Atatürk tarafından davet ve kabul olunup, yemeğe alıkonulmuştu. Başbuğ Atatürk İtalyanlar karşısında, parlak bir sonuç almış olan güreşçilerimizi teker teker kutlamış, bu arada özel bir sevgi duyduğu, sevimli ağır sıklet şampiyonumuz Çoban Mehmete takılmaktan da kendini alamamıştı:

-Sen, herkesi kolayca yeniyorsun Mehmet demiş, sonra ilave etmişti:

-Seninle güreş tutsak, beni de yenebilir misin?

Koca Çoban, çocuksu bir mahcubiyet içinde, başını öne eğerek:

-Sizi bütün cihan yenemedi Paşam, ben nasıl yenebilirim? demişti.

Başbuğ Atatürk Çoban Mehmetin bu cevabı karşısında pek duygulanmış ve aslan yapılı ağır sıklet şampiyonumuzu alnından öpmüştü.

Başbuğ Atatürkün Florya köşkünde istirahat ettiği günlerde, Çoban Mehmet, büyük Mustafa (Çakmak) ile birlikte Florya plajına gider, orada etraflarını çeviren büyük meraklı topluluğun ortasında, kumlar üzerinde güreş tutardı. Başbuğ Atatürk, belediye plajı kumsalında cereyan eden bu güreşi, köşkten görür görmez, hemen haber salıp pehlivanları yanına çağırdı.

Köşkte Çoban Mehmete takılan, onun zeki cevapları karşısında keyiflenen Başbuğ Atatürk, kendileriyle uzun sohbetlerde bulunur, pehlivanlara yemek çıkarttırırdı. Pehlivanlar köşkten ayrılırlarken de yaveri vasıtasıyla ceplerine birer zarf koydurtmayı ihmal etmezdi. Zarfın içinden, o zamanlar pek büyük bir maddi değer taşıyan, (enaz) 50 lira çıkardı.

Çoban Mehmetin Başbuğ Atatürk hakkında şu sözleri ilginçtir:

- Rahmetli Atatürk, güreşten çok iyi anlardı. Buna, bizlere huzurunda yaptırdığı güreşlerde çok şahit olmuşumdur. Biz güreşirken, yaptığımız hataları veya iyi hareketleri anında sezer, bize ihtarda bulunur veya takdirlerini bildiren sözler söylerdi. Onun iltifatlarına nail olmak, bizler için sevinç ve gururların en büyüğü olurdu hiç şüphesiz.

Başbuğ Atatürkün, güreş zevk ve merakının çocukluk yıllarından kalma olduğunu, çocukluk arkadaşlarından olan eski Ankara Belediye başkanı Asaf İlbayın şu sözlerinden de anlamak mümkündür:

-Çocukluk yıllarında da sık ve temiz giyinmeyi severdi. Kuvvetli ve cesaretli insanlara hayranlık duyardı. Güreşe bayılır, mahalle çocuklarını sık sık güreştirir, seyrine doyamazdı.

Futbol

Başbuğ Atatürkün futbolla ilgili bir anısını da en yakın arkadaşlarından Kılıç Alinin oğlu olan, devrinin ünlü futbolcusu Gündüz Kılıç, yıllar sonra kaleme aldığı ve Hürriyet gazetesinde yayınlanan bir yazısında, tatlı bir üslup içinde şöyle dile getirmiştir.

Başbuğ Atatürk, yakın arkadaşı Kılıç Alinin evine, ani bir ziyaret için uğradığında, evde başka kimse bulunmadığı için, gencecik Gündüz Kılıç tarafından ağırlanmıştı. Bundan sonrasını Gündüz Kılıçtan nakledelim:

Atatürk şerbetini yudumlarken gel şöyle otur da seninle konuşalım biraz dedi ve bana karşısındaki koltuğu gösterdi. Oturdum ama inanın, içimin yağları eridi. İşin asıl zor tarafının bundan sonra başlayacağını hissediyordum. Çünkü Atatürkün, özellikle gençlere, değişik zeka soruları sorarak, onları imtihan etmekten pek hoşlandığını biliyordum. Mahcup olmak korkusu bütün benliğimi sarmıştı . Fakat çok şükür sorduğu soru, korktuğum türden olmadı .

O sıralarda Milli Futbol Takımımız, Halkevleri Takımı adı altında, Rusya da beş, altı maç yapmıştı . Maçların çoğunda fena sonuçlar alınmıştı . Yaşımın pek genç olmasına rağmen ben de kadroya alınmıştım. Ülkesinde olup biten her şeyle ilgilenen Atatürkün, Rusya yenilgileri de gözünden kaçmamıştı. İlk sorusu neden yenildiniz? oldu. Kem küm ederek bir şeyler söylemeye çalıştım. Atatürk, pek üstelemeden ikinci sorusunu sordu: Peki bu yenilgiler seni çok üzdü mü? dedi. Son derece üzüldüğümü anlatmaya çalışırken bir el hareketiyle beni susturup kendi konuştu:

- Dünyada yenilmeyen kimse, yenilmeyen ordu, yenilmeyen takım, yenilmeyen kumandan yoktur. Yenildikten sonra üzülmekte tabidir. Ancak bu üzüntü insanın maneviyatını yok edecek, onu çökertecek seviyeye varmamalıdır. Yenilen, hemen toparlanmalı, kendini yeneni yenmek için olanca gücüyle azmiyle daha çok çalışmalıdır dedi.

Deniz ve Kürek Sporu

Başbuğ Atatürk, doğaya ve denize aşık bir insandı. Denize yakın olmak; yüzmek ve kürek çekmek, denizin sakin güzelliği karşısında, uzun kış aylarının yorgunluğunu çıkarmak amacıyla, Floryadaki Cumhurbaşkanlığı Deniz Köşkünü yaptırmıştır. Başbuğ Atatürk, Floryanın en gözde plaj yeri olmasında büyük rol oynamıştır.

Cumhurbaşkanlığı Köşkünün inşaatı, tam 43 gün sürdü. Ahşap köşk, 1935 yılı Temmuz ayında tamamlanarak, Atatürkün emir ve istirahatine tahsis olunmuştu. Başbuğ Atatürk, uzun kış aylarının yorgunluğunu, yaz aylarını geçirdiği bu deniz üzerindeki köşkte çıkarır, halkın arasında denize girer ve bol bol kürek çekerdi.

Başbuğ Atatürkün bilfiil yaptığı üç spor vardır. Askerlik hayatında başladığı ve ömrünün son yıllarına kadar fırsat buldukça sürdürdüğü binicilik, İstanbulda geçirdiği yaz tatillerinde devamlı olarak uğraştığı yüzme ve zaman zaman da kürek sporları...

Yaz aylarında, Florya Köşkünde istirahatte bulunduğu günlerde, sandala binerek kürek çekerdi. Özellikle Moda koyunda yapılan yelken ve kürek yarışlarını,Acar motorundan veya Ertuğrul yatından izlemekten de büyük haz duyardı. Yat, koyda demirler, Başbuğ Atatürk ve beraberindekiler bütün günü, burada yarışı izleyerek geçirirlerdi. Yarışmaları dürbünle izleyen Başbuğ Atatürk, kazananları küpeşte kenarından alkışlar, onlara taktirlerini belirtirdi. Özellikle kabotaj bayramı yarışmalarında, Anadolu ve Rumeli fenerleri tahlisiye istasyonlarının kürek ekipleri arasındaki ezeli rekabetten doğan, iddialı ve çekişmeli yarışmayı izlemek Başbuğ Atatürkün pek hoşuna giderdi.

Deniz sporları merkezi olarak seçtiği yer

Başbuğ Atatürk, 1937 yılında Fenerbahçe ve çevresindeki gezinti ve tetkikleri sırasında, Fenerbahçe Burnunun Kalamış Koyuna bakan kıyılarını pek beğenmiş ve buradaki köhne mendireğin derhal onarılmasını; Fenerbahçe kıyılarının, gençliğin deniz sporlarıyla uğraşacağı bir merkez haline getirilmesi yolunda ilgililere direktifler vermişti. (Fenerbahçe Burnunun Kalamış Koyuna bakan kıyılarının bu amaçla değerlenmesi, ancak onun ölümünden yıllarca sonra, kendiliğinden doğan bir ihtiyaçla mümkün olabilmiştir.) Bu kıyıda bugün, İstanbul Yelken Kulübü, Fenerbahçe Spor Kulübü ve Galatasaray Spor Kulübünün deniz sporları tesisleri bulunmaktadır.

Son izlediği deniz yarışmaları

Başbuğ Atatürk, Moda Deniz Kulübünün, İktisat Vekili Celal Bayarın himayesinde tertiplediği deniz yarışmalarını,Acar motorundan izlemişti. Bu onun izlediği son deniz yarışları oldu.

Okçuluk

Başbuğ Atatürk, Türkün ata yadigarı sporlarından biri olan okçuluğa karşı da büyük ilgi göstermiştir. Bir zamanlar Türkün şanına şan katan bu sporun yeniden ihyası yolunda ilk emir ve direktifler Başbuğ Atatürkten gelmiştir.

Başbuğ Atatürkün emir ve direktifleriyle milli sporumuz okçuluğun canlandırılması, gelişmesi ve eski şöhretine yeniden sahip olabilmesi amacıyla ilk adım, 1937 yılında atıldı. Bu ilk adımda, iki eski ve ünlü okçumuz; İbrahim Özok ile Bahir Özok kardeşlerle birlikte, ikinci Sultan Mahmud devrinin ünlü kemankeşlerinden olup, yine o tarihlerde ilk okçuluk kitabını yazan Mustafa Kani (Kemankeş Mustafa)nin torunlarından Vakkas Okatan ve bu Ata sporuna gönül vermiş kişilerden Prof. Necmeddin Okyay ile Hafız Kemal Gürses ve o tarihlerde Beyoğlu Vakıflar Müdürü olan, tarihçi Halim Baki Kunterin payları büyüktür. Beyoğlu Halkevinin bünyesi içinde kurulan Ok Spor Kurumu, tertiplediği okçuluk yarışmalarıyla, bu yolda önemli girişimlerde bulunurken, gençlerden de büyük ilgi görmüştür. Kızlı erkekli 30 kadar genç okçuyla birlikte çalışan, eski ünlü okçular, bu sporu yeniden ihya ederlerken, büyük emekler vererek Ok Spor Müzesini kurumuşlardır.

Bu müze, Türk okçuluk tarihine ait paha biçilmez eserler ve hatıralarla donatılmıştır.

Başbuğ Atatürk, hastalığının hızla ilerlediği bir döneme rastlamasına rağmen, bu kulübün faaliyetleriyle yakından ilgilenmiş, milli sporumuz olan okçuluğun, canlanması, gelişmesi ve eski şöhretine yeniden sahip olabilmesini yürekten arzulamıştır.

Ancak çok geçmeden, Başbuğ Atatürkün ölümüyle okçuluk sporumuz birden hamisiz kalıvermiş, büyük emeklerin ürünü, Ok Spor Kurumu ve eşsiz değerleri sinesinde barındıran Ok Spor Müzesi, kütüphanesi ve arşiv ile bir gece içinde kapatılıvermişti. Bu arada kulübün dolaplarında bulunan, eski Türk okçuluğuna ait paha biçilmez değerdeki müze, kütüphane ve arşiv, bir gecenin içinde meçhul kişiler tarafından yağma edilmişti.

Türk okçuluğu uzun bir duraklamadan sonra Başbuğ Atatürkün okçuluk sporuna karşı olan ilgisini yakından bilen Celal Bayarın, Cumhurbaşkanı olmasıyla yeniden ele alınmış ve onun, özel olarak görevlendirdiği Fazıl Özok tarafından derlenip toparlanarak ihya edilmiştir.

Atıcılık

Başbuğ Atatürkün bizzat meşgul olduğu spor dalları arasında atıcılık da yer almaktadır. Askeri okul öğrencisiyken atıcılığa merak sarmış, arkadaşları arasında, keskin nişancılığı ile tanınmıştı. Bu merakı, hayatı boyunca da devam etmişti. Milli mücadele yıllarında olduğu gibi, Cumhuriyetin ilk yıllarında da Büyük Kurtarıcının sık sık atış talimlerine gittiği, hatta bazen tüfekle atış tecrübelerine de katıldığı görülmüştür.

Son yıllarında, büyük bir silah fabrikası tarafından özel olarak yapılıp, kendisine armağan edilen, baston biçimindeki tüfek de, Başbuğ Atatürkün büyük ilgisini çekmişti. Başbuğ Atatürk bu baston tüfekle, gerek Ankarada Çankaya Köşkünün bahçesinde, gerekse İstanbulda Dolmabahçe Sarayının bahçesinde atış denemeleri yapardı.

Boks

Başbuğ Atatürkün boks ile ilgili anısına da, eski şampiyon ve rekortmen atlet Ömer Besim Koşalayın anılarında rastlanmaktadır.

1925 yılında, İş Bankasının 1. Kuruluş Yılı münasebetiyle, tertiplenen büyük baloya Başbuğ Atatürkte şeref vermişti.

Ben 1924 yılında Kilyosta Amerikalıların Kamp Peri adını verdikleri spor kampında bir ay kalmıştım. Orada birçok kamp oyunları öğrenmiştim. Program sıkıcı olmasın diye, kısa sürecek eğlenceli oyunlarda hazırladım. Bunların en cazibi,gözü kapalı boks maçıydı. İşin ilginç ve zevkli yanı iki rakibinde maç başlarken böyle döğüşeceklerini bilmeleri, maç başladıktan sonra ise rakiplerden birinin gözündeki mendilin yavaşça çıkarılmasıydı. Bu durumda gözü kapalı olan, açık olandan mütemadiyen dayak yiyordu. Etrafı rahatsız etmemek için dört dakikalık zaman ayırmıştım. Maçın hakemliğinide ben yapıyordum. İlk iki dakikadan sonra raund arasında Kılıç Ali Bey beni çağırttı:

-Boks maçı, Paşanın pek hoşuna gitti, biraz daha uzatın dedi.

Emri derhal yerine getirildi.

Gece saat 03.00e doğru bahçeden Çiftlik binasına geçildi. Dar ve ufacık pistte dans edenlerin arasına Atatürkte katılmıştı. Ceketimin yakasındaki 1924 Paris Olimpiyat Oyunlarının rozetini gördü ve sordu. Paris Olimpiyatlarında koştuğumu, 1928de, Amsterdamda yapılacak Olimpiyat Oyunlarına da hazırlanmakta olduğumu söyledim. Bu sırada yanında Saffet Arıkan da vardı. Paşa tereddütsüz:

-Saffet bu sporcuyu tanı. O Amsterdam da olmalıdır..diye iltifatta bulundu.

Hürmetle eğilip kendilerini selamlarken, gülümseyerek baktı:

-Boks maçını iyi idare ettin, pek hoşuma gitti...dedi.

Binicilik

Ata ve atçılığa özel bir merak ve sevgisi olan, aynı zamanda gayet iyi de at binen Başbuğ Atatürk, yurtta atçılığı ve yarışçılığı daima teşvik etmiş, yakınlarını adeta bu konuya ilgi göstermeye zorlamıştır. Bu da atçılığın ve yarışçılığın yararına olmuş; onun bu yoldaki emir ve direktifleriyle Türk atlı sporları olumlu bir gelişme kaydetmiştir.

Başbuğ Atatürkün at sevgisi, kendisini bir ara yarışçılığa teşvik etmişti. Gerçekte belki de Başbuğ Atatürk yarışçılığı teşvik için bunu yapmıştı.

Kordiplomatik yarışlarla alakalı idi. O sırada Afgan Kralı Amanullah Han Ankarayı ziyaret etmişti. Başbuğ Atatürk Amanullah Hanı yarışlara getirdi. Koşuyu Başbuğun kısrağı kazanmış,bunun üzerine Amanullah Han Başbuğ Atatürkü tebrik etmişti.

Türkiyede atçılığı ve yarışçılığı teşvik amacıyla kurulan Yarış Islah Encümeni de Başbuğ Atatürkün büyük desteğini görmüştür. Bu encümenin vaki ricası üzerine, adına bir Gazi Koşusu ihdas olunmasına da severek izin vermiş (1926) ve böylece Türk yarışçılık dünyasının en önemli klasiği halini almış olan Gazi Koşusu 1927 yılından itibaren Türk yarışçılığına renk katmaya başlamıştır.

Atatürk son olarak 18 Ekim 1936 günü Ankarada, Sonbahar at yarışlarının Üçüncü Hafta Koşularını izlemiştir.

Başbuğ Atatürkün Süvarileri,

Başbuğ Atatürkün süvarileri (Cevat Gürkan, Saim Polatkan, Cevat Kula, ve Eyüp Öncü) nin, binicilik dünyasının en büyük yarışmalarından biri olan Roma Enternasyonel Konkuripiklerinin, en büyük mükafatı ve en önemli yarışması olan Mussolini Kupasını kazanmaları Başbuğ Atatürkü çok sevindirmişti.

Havacılık

Daha 1930larda İstikbal Göklerdedir diyen Başbuğ Atatürk, havacılığa gereken önem ve değeri vermesini bilmişti. Havacılığın bir spor dalı olarak benimsenmesi ve Türk gençleri arasında yerleşmesini yürekten arzulayan Başbuğ Atatürk, Türk Kuşu nun, kuruluşunda olduğu gibi, çalışmalarında da verdiği emir ve direktiflerle baş rolü oynamıştır.

Türk Kuşunu sıcak bir ilgi ve yürekten bir münasebetle destekleyen Başbuğ Atatürk, manevi kızı olan Sabiha Gökçeni de Türk havacılığına kazandıran kişi olmuştur. Sabiha Gökçen, yalnız sivil havacılık değil, askeri havacılık alanında da uluslararası bir üne ve değere sahip bir havacımız olmuştur.

Başbuğ Atatürk, 3 Mayıs 1935 günü faaliyete geçen Türk Kuşu çalışmalarını yakından takip ettiği gibi, Sovyetler Birliğinden getirtilen iki planörün deneme uçuşlarını da bizzat izlemiş, hatta bununla da yetinmeyerek bir planöre binip bunun çalışma şekli hakkında ilgililerden bilgi almıştır.

Başbuğ Atatürk, genç Türk havacılarının bu sporda gelişmelerini sağlamak amacıyla; yetenekli genç havacıların yurt dışına gönderilip, orada ihtisas yapmalarını arzulamıştı. Onun emir ve direktifleriyle, başta Sabiha Gökçen olmak üzere bazı Türk havacıları, 1935 yılı Temmuz ayında Sovyetler Birliğindeki Koktobel Planör Okuluna giderek, orada bu spor dalı üzerindeki bilgilerini güçlendirip, tecrübelerini artırmışlardı. Bu uzman planörcüler yurda dönüşlerinde Türk Kuşu kadrosunda öğretmen olarak görev almışlar, bildiklerini ve öğrendiklerini genç havacı kuşaklara öğretmişlerdir.

İzcilik

Başbuğ Atatürk, sporun yanısıra izcilik konusu üzerinde de önemle durmuş, Türk izciliğine ve okullar içi izcilik faaliyetlerine olumlu bir yön verdirtmişti. Daha mirlivalığı sırasında resmi görevi itibariyle başlayan bu ilgi, ömürboyu sürmüş ve hiçbir zaman eksilmemiştir.

Türk izciliği, Başbuğ Atatürkün emir ve direktifleriyle vücut bulan bir örgüt olarak, doğdu ve faaliyet gösterdi. Büyük Kurtarıcının ilgi ve güvenini kazanmakla da ebedi bir gurur ve şerefe mazhar oldu.

Keşşaflık Başbuğ Atatürk ile İzcilik şekline dönüştü.

Emriyle Kurulan Spor Klüpleri

Türk spor tarihinde Başbuğ Atatürkün emriyle Muhafızgücü adında bir de spor kulübü kurulmuştur.

18 Temmuz 1920 günü, Başbuğ Atatürkün emriyle kurulan Muhafız Takımı ve bu birliğin başına getirilen, Mülazım İsmail Hakkı Beyin spora olan büyük merakı, Başbuğ Atatürkün de bu konudaki olumlu görüşleriyle birleşince, Muhafız Alayı adını alan birlik, 1 Haziran 1923 günü Muhafızgücü adını almıştır.

Muhafızgücü, Başbuğ Atatürk zamanında, spor alanlarındaki büyük başarılarıyla dikkati çekmeye başlamış, futbol, atletizm, binicilik, bisiklet, polo gibi spor dallarında büyük başarılar göstermiş, pek çok şampiyonluklar kazanmıştır. Ayrıca bünyesinde birçok ünlü asker sporcu da yetiştirmiştir. Milli takımlarımıza kadar yükselen bu sporcular arasında, askerlik alanında da en yüksek rütbelere erişmiş bulunanlar mevcuttur. Başbuğ Atatürk döneminde Muhafızgücü takımlarının genç sporcuları arasında, bugünün nice emekli generalleri mevcuttur.

Düzenlenen Yarışmalar

ADINA DÜZENLENEN YARIŞMALAR

Türk sporunda Başbuğ Atatürkün adına düzenlenen yarışmalar ve maçlar ayrı bir anlam ve önem taşır.

Gazi Koşusu 1927 yılından beri yapıla gelmekte olan,Gazi Koşusu At yarışıdır. Ve Gazi koşusu, bugünde Türk yarışçılık aleminin en büyük ve en önemli klasiği değerini korumaktadır.

Atatürk Koşusu Başbuğ Atatürkün Ankaraya ilk gelişinin yıldönümüne rastlayan 27 Aralık günleri, Ankara da yapılmakta olan Atatürk Koşusu yarışması da en eski organizasyonlardan biridir.

Futbol maçları Türk futbolunda Başbuğ Atatürkün adına düzenlenen 1 büst (Atatürk Büstü) ve 2 kupaya rastlanır (Atatürk Kupası I -Atatürk Kupası II). Bunlardan ilki 1928, ikincisi 1955, üçüncüsü ise 1964 yıllarındadır.

Atatürk'ün Spor Politikası

Başbuğ Atatürkün ölümünü takip eden günlerde, o zamanlar yalnız Avrupanın değil, dünyanın en ünlü gündelik spor gazetesi olan ve Fransa da yayınlanan LAuto, yayınladığı geniş bir makalede Başbuğ Atatürkün spora verdiği büyük önemi uzun uzun överken şunları da yazmıştı:

Dünyada ilk defa beden eğitimini mecburi kılan devlet adamı o oldu. Yalnız kağıt üzerinde, nutuklarda değil, bilfiil yerine getirdi. Stadyumlar ve çeşitli spor merkezleri tesis ettirdi. Halk evlerinin spor kollarını bizzat mürakabe etti. Milletin mukadderatına hakim olduğu günden itibaren Türkiyede spor, gittikçe artan bir önem ve değer kazandı.

Başbuğ Atatürk, ileride de izah edeceğimiz gibi, dünyada beden eğitimini ülkesinde mecburi kılan ilk devlet adamıydı. Onun Sağlam kafa , sağlam vücutta bulunur sözü de, yarattığı genç Türkiye devletinin geleceği için düşündüğü ana esaslardan biriydi hiç kuşkusuz. Nitekim, Cumhuriyetin ilanından önceki günlerde hazırlanan hükümet programlarında da bunu görmek mümkündür.

Hükümet Programında bahsi geçen, Terbiye-i Bedeniye Darülmuallimi,çok geçmeden kurulup Gazi Terbiyesi Enstitüsü adı altında faaliyete geçmiştir.

Başbuğ Atatürk, Türk sporunun ilk öğreticilerinin yetiştirilmesi konusunda aceleci davranmıştır. Beden eğitimi öğretmeni yetiştirecek okul tesis edilmeden önce, Çapa Muallim Mektebinde özel bir kurs açılmış ve bunun başına, Avrupa da Beden eğitimi öğrenimi yapmış olan Selim Sırrı Bey (Tarcan) getirilmişti. Bu arada bayan beden eğitimi öğretmeni yetiştirmek üzere de İsveçten iki bayan öğretim üyesi getirtilmiş, bunlarda Çapa Muallim Mektebindeki özel kurslarda görev alarak kız öğrenciler yetiştirmişlerdi.

___________________İMZA___________________
Yazar demiş ki;

Değişik yaşam tarzlarına ve dünya görüşlerine sahip insanların bu ülkede yan yana yaşamaları giderek zorlaşıyor.
Specialist Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 26.10.2006, 23:38   #6
Yazar
venge hak
Forumla Bütünleşmiş
 
venge hak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.09.2006
Bulunduğu yer: Yeraltı
Mesajlar: 2.693
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 84
İtibar Puanı: 1391
venge hak görkemli bir forum yaşantısı varvenge hak görkemli bir forum yaşantısı varvenge hak görkemli bir forum yaşantısı varvenge hak görkemli bir forum yaşantısı varvenge hak görkemli bir forum yaşantısı varvenge hak görkemli bir forum yaşantısı varvenge hak görkemli bir forum yaşantısı varvenge hak görkemli bir forum yaşantısı varvenge hak görkemli bir forum yaşantısı varvenge hak görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 1.693
1.297 Mesajına 3.346 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

başbuğ sıfatı ne anlama geliyo yauv?

___________________İMZA___________________
Yaşamak! Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.....

dinin her türlüsünün devlet aygıtının dışına çıkarılması için mücadele etmeliyiz...


aç insanlar, aç bebeler
ezilen, sömürülen hor görülen insanlar
ve işkenceden geçen nice yiğitler
varlığıyla ısıtan ve ışık saçan insanlar
selam sizlere...........


yalanla besliyorlar sizi
halbuki açsınız
etle beslenmeye muhtaçsınız
ve beyaz bir sofrada
bir kerre bile yemek yemeden doyasıya
göçüp gidersiniz
bu her dalı yemiş dolu dünyadan...
YALANIM VARSA BAŞBAKAN OLAYIM

ikrare xore wayir biwejiye, rae xu wind meqe...
(ikrarına sahip çık yolunu kaybetme...)
venge hak Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 26.10.2006, 23:48   #7
Yazar
Specialist
Forumla Bütünleşmiş
 
Specialist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 27.09.2006
Bulunduğu yer: im AWC ( KahramanMaraş)
Yaş: 38
Mesajlar: 2.072
Memleket: MANİSA
Cinsiyet:
Specialist - İCQ üzeri Mesaj gönder Specialist - MSN üzeri Mesaj gönder Specialist - YAHOO üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 73
İtibar Puanı: 850
Specialist parlak bir geçmişe sahipSpecialist parlak bir geçmişe sahipSpecialist parlak bir geçmişe sahipSpecialist parlak bir geçmişe sahipSpecialist parlak bir geçmişe sahipSpecialist parlak bir geçmişe sahipSpecialist parlak bir geçmişe sahip
Specialist - İCQ üzeri Mesaj gönder Specialist - MSN üzeri Mesaj gönder Specialist - YAHOO üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 87
323 Mesajına 518 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Harika koca yazıda bir bu mu dikkatini çekti Alıntı olduğu için bozmak istemedin can.SaygıLar...

___________________İMZA___________________
Yazar demiş ki;

Değişik yaşam tarzlarına ve dünya görüşlerine sahip insanların bu ülkede yan yana yaşamaları giderek zorlaşıyor.
Specialist Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:23.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica