Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > İnsan/Yaşam > Açık Meydan

Açık Meydan Hiçbir kategoriye uygun görmediğiniz yazıları burada bizimle paylaşın

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 20.02.2009, 13:04   #1
Yazar
35_58
Forumun Bir Parçası
 
35_58 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 11.06.2008
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 898
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 864
35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.459
626 Mesajına 1.846 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Güzel bir yazı okumanız dileğiyle..

Ben; ”Asla kefil olmam. Olursam borçlu olurum.” Diye söyleyebilir miyim?
Kefil olarak bankaların, icra memurlarının takibi ile uğraşacağıma, borçlu olurum.
“Kefiller uğraşsın, ne yaparsa yapsınlar,” demen mümkün mü?
Nasıl olsa kimse borçlunun peşine düşmüyor.
Yakalıyorlar kefilleri. Bölüyorlar borcu. Öde kardeşim.
Memursa, ipotek koyuyorlar maaşına.
Esas borçlu, “keyif” çatıyor. Parayı, çatır çatır yiyip bitiriyor.
“Kefil” çekiyor cefayı.
**
Kefil olmak, bomba üstüne oturup yaylanmak gibi bir şey…
Banka borçları…krediler…
Ödeyememe…
Sonunda, “aile katliamları.”
Baba; eşini, çocuklarını kurşuna diziyor.
Son kurşunda kendine…
Kan gölü… göz yaşları…
Bütün ödemeler bitiyor.
Ülkemizde; “Sevgililer Günü Nedeniyle 12 ay taksit Kampanyaları” düzenleyen sarraf tam katliam yapmış.
Altın, gümüş satan adam da zorda kalırsa biz ne yapalım?
İntiharlar yaşanıyor ülkemizde.
Her akşam televizyonlar, ”naklen intihar” yayını yapıyorlar.
Feryatlar arşa yükseliyor.
Ben; “kefil” olmam, “borçlu” olurum, diye sayıklıyorum
**
Köy muhtarı, köyüne çıkar sağlamak için gittiği siyasetçiye kefil olmuş.
Siyasetçi, yatmış paranın üstüne.
Muhtar tek kefil, sürüyor harmanı. Ödüyor, kuzu kuzu borcu.
Muhtar, üzüntüden 15 kilo zayıflamış. İlaçla durduruyor tansiyonunu.
Geceleri uyku yok.
Emekli maaşı, banka tarafından bloke edilmiş. Aylık yok.
Hanımı ile arası bozulmuş.
Muhtar;
”Gideyim şu adamı öldüreyim. Bütün memleket kurtulsun. Sadece beni değil, beş muhtarı daha kefil yapmış. Ayrı ayrı bankalara. Biz şimdi beş Niyazi.” Diye sayıklıyor.
Arkadaşları teskin ediyorlar muhtarı.
Muhtar, tam bir küfürbaz olmuş. Beş vakit küfür ediyor.
Muhtar, bakıyor bu işten kurtuluş yok. Bir insan maketi yapıyor. Üstüne “siyasinin adını” yazıyor. Maketi ormana götürüyor. Basıyor kurşunu.
Önce dizlerinden vuruyor. Topal bırakıyor.
Sonra ellerine. Hiçbir şeyi tutamasın.
Ağzına bir kurşun.
Kurtarıyor memleketi, bir üçkağıtçıdan.
Muhtar,”Oh Be!” diyor.
Borcu da ödemeye devam ediyor.
**
Adam, mesai arkadaşına kefil oluyor.
Mesai arkadaşı, parayı alıyor bankadan. Cebellezi edip işini görüyor.
Bir ay taksit ödüyor.
Tayin isteyip gidiyor.
Borcun gerisi “kefile” kalıyor.
Tepe tepe öde. Hayırlı olsun.
Ödeme makbuzlarını, kaynatıp suyunu içersin.
“Enayiliğe” iyi gelirmiş.
Bankalar hep “kefilleri” yakalıyor.
Ben “kefil” ol… “Borçlu” olsam… mı mı?
**
Köylerde işler daha da kötü.
Şu anda “bütün köylüler” bankalara borçlu.
Dürüst olanlar ödüyor. Dürüst olanlar aynı zamanda, başkalarının da yükünü çekiyor.
Köylünün biri, komşusuna kefil olmuş.(Benim akrabam)
Günü gelmiş. Asıl borçlu yok. Banka “kefili” yakalamış. Öde!
Köylü kardeşimin, “kendi derdi borcu” kendine yetiyor.
Bir de komşusunun, “yamuk işi.”
Üzülüyorlar ailece. Yay gibi geriliyor aile. Aile fertleri, “sinir küpü” oluyor.
Herkes perişan.
Evin annesi, daha çok üzülüyor.
Ekmek hamuru yaparken, düşüyor hamur teknesine.
“Beyin kanaması” geçiriyor.
Hiper tansiyon. Stres.
İki gün yatıyor hastanede.
“Ebru Gündeş” kadar şanslı değil.
Üçüncü gün toprağa giriyor.
Evde çocuklar perişan.
Babanın dünyası göçmüş.
Çocuk ağlıyor.
“Sabahları kim beni okula giderken uğurlayacak?”
“Kim bana yemek verecek?”
“Annem bana ayakkabılarımı bile boyatmazdı. Kendisi boyardı.”
…….
Bu çocuk annesini nerede bulacak?
“Kefilliğin bedeli.”
“Bir anne.”
Ne kefil ne de borçlu ol… abilir miyim acaba?
**
Bu dönem, bu günler kim ne derse desin, çok ”riskli”.
Atalarımız demiş ya,
“Ayağını yorganına göre uzat”
Kanaatkârlığa sığınıp bir bilge kişi;
“Bir hırka bir lokma” demiş ya.
“Çok istemek, hırs, tamahkârlık, tüketici toplum, rekabet.”
Yaşanmaz hale getirdi, bu güzelim Dünya’yı.
**
Bana güvenmeyin.
Herkes başının çaresine baksın.
Ne borçlu olurum, ne de kefil
Borcum için kimseyi zora sokamam,.
Kimse de beni kefil edip zora sokamaz..

Elimdeki “bir zeytin tanesi” ile bin yıl idare ederim.
Ziyafet bile çekerim.
Sizde öyle yapın.

Kazdağlı.

___________________İMZA___________________
Her YAĞMUR kendi iklimine düşer...
35_58 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
35_58 Kullanıcısına bu mesajı için 9 üye teşekkür etti:
Alt 20.02.2009, 13:25   #2
Yazar
Türkmendagi
Forumun Bir Parçası
 
Türkmendagi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 05.01.2008
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 512
Memleket: BALIKESİR
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 49
İtibar Puanı: 489
Türkmendagi bulunduğu yerlere neşe getiriyorTürkmendagi bulunduğu yerlere neşe getiriyorTürkmendagi bulunduğu yerlere neşe getiriyorTürkmendagi bulunduğu yerlere neşe getiriyorTürkmendagi bulunduğu yerlere neşe getiriyor

Ettiği Teşekkür: 572
313 Mesajına 596 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Paylasim icin tesekkürler can, gercekten cok güzel bir yazi. Türkiye'deki bazi gercekleri yazmis.

___________________İMZA___________________
Medet ya Ali
Türkmendagi Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Türkmendagi Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 20.02.2009, 20:59   #3
Yazar
ALİ ASGAR
Forumu İyi Bilen
 
ALİ ASGAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 28.12.2007
Bulunduğu yer: ESKİŞEHİR
Mesajlar: 484
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 49
İtibar Puanı: 472
ALİ ASGAR bulunduğu yerlere neşe getiriyorALİ ASGAR bulunduğu yerlere neşe getiriyorALİ ASGAR bulunduğu yerlere neşe getiriyorALİ ASGAR bulunduğu yerlere neşe getiriyorALİ ASGAR bulunduğu yerlere neşe getiriyor

Ettiği Teşekkür: 937
262 Mesajına 599 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Bir arkadaşım şunu söylemişti "Miktara bak, ödeyebileceğin kadarına kefil ol"
Ne kadar durum vahim olsa da kişi ayırt etmesini bilmeli.Gerçek dostlar için kapımız açık olmalı diye düşünüyorum.
Paylaşım için teşekkürler...

___________________İMZA___________________
Ten fânidir can ölmez. Çün gitti geri gelmez.Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil... YUNUS EMRE
Akıllı kişi; Allah’ ın sırlarını gözlemekten doğan zevk ve şevk ile çoşmaktadır. Gafil ise yaradanın kendisine dost mu? Yoksa düşman mı? olduğunu kara kara düşünmektedir. Yüce dalganın üzerindeki saman çöpü ise engin denizin kendisi ile uğraştığını zanneder.Ne gaflet... ÖMER HAYYAM
ALİ ASGAR Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
ALİ ASGAR Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 10.03.2009, 04:16   #4
Yazar
35_58
Forumun Bir Parçası
 
35_58 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 11.06.2008
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 898
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 864
35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.459
626 Mesajına 1.846 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

BEN BİR KAÇAKÇI OĞLUYUM

Ben bir kaçakçı oğluyum.
Hem de bir tütün kaçakçısının oğlu.
Tütün ekip yetiştirmenin serbest, içmesinin yasak olduğu yıllarda geçimini tütün satarak sağlayan bir kaçakçının oğlu.
“Gorcuların” yol kestiği, fırtına gibi estiği yıllarda; yetiştirdiği tütünü içtiğinde tepelenen, sattığında enselenen, çileli insanların içinde büyümüş biriyim ben.
Ektiği tütünü, içmesini yasaklayan partilere, inadına oy veren insanların içinde yaşamış birisiyim.
Amcası tütün satmaktan içeri tıkılmış, dayısı yıllarca kaçmış birisiyim.
Tütün yetiştirmek için, uyunması gereken en güzel gecelerde, uykularını zifire bulamış, sarı benizli çocuk bendim..
Öküz arabasının üzerinde, tütün kırmaya giderken, Güneşin doğmasını, gün aydınlanmasına yıllarca şahit olmuş birisiyim ben.
Tütün tarlasında, kız kardeşlerinin kırdığı tütünleri kucak kucak toplayıp, öküz arabasına istifleyen, zifirli elleriyle karpuz yemiş ve de ellerini karpuz suyu ile yıkamış olanda benim.
Zifirli elleri ile yediği ekmeğin tadını unutamayan, yine ben.
Sarı sıcakta tütün dizmiş, gölgedeki tavukların tütün kıran ve dizenlerden daha rahat yaşadıklarını keşfetmiş(!) tek kişi benim.
Yağmurlu gecelerde, naylonun olmadığı günlerde, tütünlerin ıslamasını önleyip, kendisi ıslanıp, yataklara düşmüş olan dangalak ta benim..
Babası elli kilo tütünü bir ata yükleyip gittiğinde, geri dönüşünde getireceği, kırmızı elmaların hayalini kuran, rengine vurulduğu portakalların düşüyle uyuyup kalan çocukta bendim. Elmaları ve portakalları kıymetinden yiyemeyip, saklayan kız kardeşlerinin zulalarını bulmak için, evin içini savaş alanına çevirmiş olan da benden başkası değil.
Aslında ben, efkâr efkâr içilen her sarma sigaradan, satılan tütünden payını hiç alamamış birisinin oğluyum.
Ben köyden uzak derelerde tütün kıyıcılarının, tütün kıydığı havanlarda çocukluğunu lime lime doğramış birisiyim.
Saklanan bir havan bıçağına, ayağını çarpıp topuğunu kesen, günlerce topal gezmiş birisiyim.
Ben; bir saya (koyun/keçi barınağı) altında saklanan küflü tütünleri yakıp, babasına bedel ödetmiş olanda benim.
Ben yıldızsız, ayaz gecelerde at sırtında, tütün satmaya giden, yalnız ve soğuk köy konaklarında tütünü, ekmeğe dönüştürmek için didinmiş, çalışmış ve yıpranmış fedakâr bir babanın oğluyum.

**
Ben ürettiğini tütünü, kaçak satan birinin oğluyum
Kaçakçılık yüzünden Biga’nın köylerini otuz yıl dolaşmış birinin oğluyum ben.
Tütün satmak için, Trakya’ya gitmiş. Edirne Medirne demeden dolaşmış, Avrupalı(!) bir babanın oğluyum.
Babamın anlattığına göre; çok alacağı varmış, Trakya’da ve Biga’nın köylerinde.
Babam ömrünü yemiş tütün yüzünden.
Binbir zahmetle yetiştirmiş tütünü. Serbest satamamış. Kendi ürettiği malın kaçakçısı, hırsızı olmuş babam. Karşılığını hiç alamamış.
Altın renkli olsa ne yazar? Tütün denilen zıkkım!
**
Gayfeye oturcan gardeşim. Tabaki masanın üstüne atcin. Bi çay sölicin gaveciye. Tabaki açcin. Bi cigara kayıdının içine özene bezene tütünleri yerleştircin. Barmaklanın arasında evirip çevirip cigari sarcin. Alt dudanna kâdı ıslip yapıştırcin. Sardın cigaranınn iki uçundaki tütünleri koparıp tabaki goycin. Mıhtar çakmanı çıkarıp ateşlicin. Bi nefes çekcin derinden. Bide çaydan.
Kapıda bir ses;
—Kimse kıpırdamasın, yoklama var.
İşte simdi anasını si…….. beş paralık kifimizin.
Yetki verilmiş herife. Adam çekiyor yoklamayı. Topluyor tabakaları. Üstelik birde ceza kesiyor. İki tabaka cezası devlete, on tabaka cezası cebe. Her köylünün elindeki çuvalı, torbayı yoklamadan bırakmıyor adamlar. Tam bir zulüm. Köylüler kendi ürettikleri tütünü içerken rezil oluyorlar. Olur mu böyle işkence? Oldu hem de yıllarca oldu.
Dünyanın başka bir yerinde böyle bir uygulama olacağını zannetmiyorum.
Zavallı köylü, kendi halinde, kendi kendine keyfini sürerken kime zararı var ki?
Yıllarca böyle süründürüldü köylüler. Yine de köylüler, Çoban Sülü’den vaz geçmediler.
Köylüler, kendileri gibi konuşana pek inandılar pek. Benim kölüm… Benim çiftçim... Benim memurum… Canııııımm…
**
İkiyüzlü bir uygulama vardı o yıllarda.
Diyarbakır’da açıkta tütün satarsın bir şey olmaz. Yenice’de tütün satarken yakalandın mı?
Üç yıldan başlar cezası.
Sofular Köyü’den Tüfekci İsmil Dayı, (İsmail TÜFEKÇİ) beş kilo tütünle yakalandı. Tutuklandı. Mahkemede hâkim sormuş;
—Tütünü nerden aldın? Nasıl kıydın?
İsmil Dayı;
—İki odunun arasına goydum, gıydım. Tabikine gıyarım. Benim malım Hakim Bey. Tütünleri ben yetiştirdim.
Hâkim insaflıymış. İsmil Dayı, altı ay yattı çıktı mahpustan. Şimdi teröristler bile hapis yatmıyor.
İşte aynen böyleydi o yıllar.
”Batı farklı, doğu farklı.”
**
Yenice küçük yerdir. Bu küçük yerde büyük laf eden adamlarda vardır.(!) Bu adamların “Eşref Saati” geldi mi, kimse laflarını kesemez. Ağızlarını tıkayamaz.(!) Çok siyasetçi adamlar geldi geçti Yenice’den. Bizim siyasetçilerimiz, atama, sürgün torpil işlerinde çok uzmandırlar.(Yenice’ye hizmet eden siyasetçilere sözüm yok. Hani derler ya : ”Yarası olan gocunur.”) Kendi fikir ve zikirlerinde olmayan memurun boynunu hemen burarlar. Hani hep söylenir. Demirel’e demişler ki;
—Çanakkaleliler geldi, ne yapalım?
Demiş ki:
—Onlar hizmet istemezler. Atama, sürgün, torpil işleri vardır. Hallediverin.
Yıllar böyle geçti.
Tütün ektik. İçmek yasak. Satmak yasak.
Süründü bütün köylüler. Gıkları çıkmadı mübarek insanların.(!)

Şimdi, sarma sigara içmek serbest.
Tütün eken, diken yok.
Tütünden, para kazanan köylü kalmadı artık.
Köylü, şimdi ne üretiyor belli değil.
Bilinen bir şey var
Köylü içtiği sigarayı da “başkalarından” alıyor.
Siz o, “başkalarını” biliyorsunuz.
Bir paket sigara, on kilo süte bedel.
On kilo süt parasına, bir paket sigara. Nasıl?
Benim babam sigarayı bıraktı. İçtiğine bin pişman.
Hayatı gitti.
Hasan dayım, süt üretip satıyor.
Aldığı para sigarasına yetmiyor.
Bir inek, akşama kadar bir paket sigaraya süt üretiyor.
Hasan Dayım süt içmiyor. Yoğurt yemiyor. Peynir de yok.
Çek Hasan Dayı çek.
İster bu Dünya’nın yükünü çek. İstersen, “kovboyun” sigarasını çek.
Senin, çekme günlerin bitmeyecek.
İster dert, ister sigara çek.
Çekmek serbest.
İçmek te…
“Ne içtiğimiz, ne çektiğimiz” belli değil.


Kazdağlı..

___________________İMZA___________________
Her YAĞMUR kendi iklimine düşer...
35_58 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
35_58 Kullanıcısına bu mesajı için 5 üye teşekkür etti:
Alt 10.03.2009, 04:36   #5
Yazar
Linho
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler
Tournaments Won: 2

Üyelik tarihi: 17.05.2007
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 4.116
Memleket: SAMSUN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 100
İtibar Puanı: 1618
Linho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyor

Ettiği Teşekkür: 1.157
1.963 Mesajına 4.767 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Hayat alabildiğine esrarengiz bir serüvendir güvenli bir limana ulaşmaya çabalarken geçirdiğimiz. Gökkuşağından daha canlı ve renkli. Ne yoruldum deyip durabilirsin ne de geldim deyip inebilirsin.



Bir tek dostlarındır kazandığın baş döndüren bir hızla ilerleyen zamanda.

Bazen kara bulutlar kaplar o masmavi dünyanı. Karamsarlık vakti değildir, hemen toparlamalısın alabora olmuş geminin parçalarını.

Kırmalısın hayat dümenini yeni umutlara, gençsin, yorulmamalısın mücadeleden.
Bazen tam bitti derken başlar yeni umutlar, köpürür yine o sütliman deniz.


Kalbin yeni yeni heyecanlarla çarparken mutluluğu bütün kalbinle yaşarsın.

Sakın ola ki kaçırma bu fırsatı. Gereksiz üzüntülerle, kuruntularla karatma kalbini, yeşert artık bütün solmuş umutlarını.

Hayat gülen yüzüyle bakarken sana sen de aç kollarını olabildiğince deli esen rüzgarlara.
Bil ki heyecan ancak harekettedir, paylaşımdadır. Silk üstündeki bütün küskünlüklerini, kopar eskiyle, hüzünle olan bütün bağlarını.

Ve de ki "Hoşgeldin Hayat"..........

___________________İMZA___________________
Özlem benim kavga benim aşk benim
Linho Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Linho Kullanıcısına bu mesajı için 9 üye teşekkür etti:
Alt 21.03.2009, 03:24   #6
Yazar
35_58
Forumun Bir Parçası
 
35_58 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 11.06.2008
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 898
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 864
35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.459
626 Mesajına 1.846 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

KARANLIĞIN ÜSTÜNE GÜNEŞ GİBİ DOĞACAĞIZ.


Gece olunca, insanlar maymuncukları nı ve fenerlerini
yanına alır ve komsusunun evini soymaya gidermis. Gün
dogarken geri döndüklerinde yüklerini alırlarmıs. Ama
her seferinde kendi evlerini de soyulmus bulurlarmıs.
Ülkede kimse kaybetmezmis, çünkü herkes birbirinden
çalar ve bu dolasım son kisi ilk kisiden çalana kadar
sürermis.

Bir gün, nasıl olmuşsa, dürüst bir adam ortaya
çıkmıs. Gece oldugunda, çanta ve fenerle dısarı
çıkmaktansa evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş.
Hırsızlar geldiğinde evde ışık yandığını görüp
soymak için içeri girmezlermiş. Ve bu durum bir süre
devam edince, ahali bir konunun açıklığa kavuşmasını
istemiş:
'Çalmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını
bir şey yapmaktan alıkoymaya hakkın yok.' demişler.
Bunun üzerine dürüst adam, geceleri evinden çıkar,
fakat hiçbir şey çalmaz, döndüğü zaman evini hep
soyulmuş bulurmuş. Adamın bir haftadan daha az bir
sürede, yiyecek tek bir şeyi kalmamış ve ülkeyi
terketmek zorunda kalmış.

Daha iyi soygun yaparak zenginleşenler kendileri için
soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya
başlamışlar. Zengin fakir ayrımı giderek çoğalmış.
Zenginler mallarını korumak için polis teşkilatı ve
hapishaneler kurmuşlar ve kendi mallarının
çalınmasını yasa dışı ilan etmişler. Ancak
yoksulların mallarını çalmak hala serbestmiş. Bir süre
geçtikten sonra, artık kimse soymaktan ve soyulmaktan söz
etmez olmuş. Çünkü yoksulların çoğu ya açlıktan
ölmüş ya da ülkeyi terketmişler. Zenginler ve maaşlı
soyguncular ise soyacak kimse kalmadığı için
servetlerini yitirmeye başlamışlar.

Sonunda zenginler eski düzeni yeniden sağlamak için
dürüst adamı başa getirmeye karar vermişler.Ancak
dürüst adamın evine gittiklerinde sadece yerde yazılı
bir kağıt varmış.Kağıtda şunlar yazıyormuş: '
Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa her şey
için çok geç olmuş demektir...'

'BIR MİLLET UYUYORSA UYANDIRMAK KOLAYDIR.
UYUMUYOR DA UYUYOR GİBİ YAPIYORSA NE YAPSANIZ NAFİLE,
UYANDIRAMAZSINIZ. '
(Indra Ghandi)


___________________İMZA___________________
Her YAĞMUR kendi iklimine düşer...
35_58 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
35_58 Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:41.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica